İYİ Parti Lideri Akşener: O Şerefsizi Sarayda Ağırladılar

İYİ Parti Lideri Akşener, “Atatürk’ün anasına sövüldü bu ülkede. Atatürk’ün anasına ‘Genelevde çalışıyor’ dendi bu ülkede. Bir Allah’ın kulu ‘Bu bir dil sürçmesi midir, bir hakaret midir, bir iftira mıdır?’ demedi. Sonra aynı şerefsizi sarayda ağırladılar biliyor musun? Çok kafam attı o işlere” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul’un Arnavutköy ilçesindeki esnaf ziyareti ardından Sazlıbosna Köyü’nde açıklamalarda bulundu.

Kanal İstanbul sebebi ile derdi olan bir köyde olduklarını belirten Akşener, “Bana İYİ Parti Genel Başkanı olarak düşen bir görev var. Sizlerin söylediklerinin peşinden yürümek ve sizin isteklerinizin yerine getirilmesini sağlamak” diye konuştu.

Kanal İstanbul’un, “Türkiye’ye ve İstanbul’a hayır getirmeyeceğine inanan” bir siyasi parti olduklarını dile getiren Akşener, “Vatandaşın istemediği bir işin yapılmasının doğru olmadığına inananlardanız. Siyasetçinin görevi vatandaşın sesi olmaktır, vatandaşın derdine çare üretmektir” dedi.

Son zamanlarda “çökme” diye bir kavram olduğunu dile getiren Akşener, “Her yere çökülüyor. Herhalde buralarda çökülmeye değer çok şey olduğunu keşfettiler. Daha evvel bilmiyorlardı, şu sıra fark etmiş görünüyorlar. Ama çöktürmeyeceğiz çünkü çok az kaldı” ifadelerini kullandı. Akşener şöyle devam etti:

“Ben Kanal İstanbul’la ilgili İYİ Parti adına şöyle bir açıklama yapmıştım. Bu konuda yatırım yapmak isteyen herkese, Kanal İstanbul meselesine yatırım yapmaya kalkışan iş insanına ve onlara kredi vermeye kalkan yerli veya yabancı bankalara şunu söyledim: Tiksindirici borç diye hukuki bir kavram var. ‘Aldığınız-verdiğiniz borçlar bu ülkenin borcu değildir. Verdiğiniz krediler bu ülkenin aldığı krediler değildir. Şahısların aldığı kredi haline döner o şahısların borcu olur. Biz bu mevzuyu iptal edeceğiz’. Bu netlikte söylemiştim. Onun için bir kere daha söylüyorum. Sazlıbosna’da yaşayanlar rahat olsunlar. Çok az kaldı. Buraya siyasi ömürleri yetmeyecek inşallah. Demokrasiyle, hepinizin oylarıyla, sandıkta bu arkadaşlara ‘Yeter artık’ deyip hepsini emekli edeceğiz.”

Akşener’in Anıtkabir’deki sözleri

Bir kişinin “Sizin Anıtkabir ziyaretinizde dilinizin sürçtüğünü düşünüyorum. ‘İman tazelemeye geldik’ diye bir videonuz vardı. Sizden bunu duymak istiyorum” demesi üzerine konuşan Akşener, “İnşallah diğer herkesin de bu dil sürçmelerini görürsünüz, ben de çok mutlu olurum” dedi.

“İman Allah’la tazelenir” diyen Akşener, “Ben Rumeli göçmeniyim. Biz Atatürk’ü çok severiz. Atatürk’ün anasına sövüldü bu ülkede. Atatürk’ün anasına ‘Genelevde çalışıyor’ dendi bu ülkede. Bir Allah’ın kulu ‘Bu bir dil sürçmesi midir, bir hakaret midir, bir iftira mıdır?’ demedi. Sonra aynı şerefsizi sarayda ağırladılar biliyor musun? Çok kafam attı o işlere” diye konuştu.

Hasan Akar, Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’la ilgili sözlerinin ardından yargılamış, ilk kararın bozulmasının ardından yeniden yargılama sonucu 31 Aralık 2018’de, 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Akşener, “O ara hep Atatürk’e hakaret edilip duruluyordu. Atatürk’ü hatırlamayı söylemek istedim. Doğrudur, yanlış demişim. Ama bahsettiğim Atatürk’ü kutsal yere koymak değildi. O manada değildi. İyi ki sordunuz, ne güzel izah ettim. Ben 7 yaşımdan beri beş vakit namaz kılan bir kadınım, hacıyım. Cenab-ı Hak herkese nasip etsin. Allah ibadetlerimizi kabul etsin. Cenab-ı Hak beni sizlerin huzurunda mahcup etmesin. Mahcup olacaksam hiçbir şey nasip etmesin. Size yalan söyleyenlerden eylemesin inşallah” ifadeleriyle sözlerini sürdürdü.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Şarkıcı Gülşen Tutuklandı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında “halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla soruşturma başlatılan Şarkıcı Gülşen Bayraktar Çolakoğlu, tutuklandı.

Haber Merkezi / İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülşen’in sahnede imam hatip liselilere yönelik sarf ettiği sözlerinden dolayı TCK’nın 216. maddesi kapsamında resen soruşturma başlatmıştı.

Savcılık tarafından yapılan açıklamada, “Gülşen’in kolluk görevlilerince mevcutlu olarak hazır edilmesi” talimatı verildiği belirtilmişti.

Talimatın ardından Gülşen, Beşiktaş’taki evinde gözaltına alınmıştı. Gülşen’in ifadesi alınmak üzere adliyeye götürüldüğü kaydedilmişti. Gülşen ifadesinin ardından tutuklama talebiyle adliyeye getirilmişti.

Şarkıcı Gülşen tutuklanmasından önce sosyal medyada şu açıklamayı yapmıştı:

“Uzun yıllardır birlikte çalıştığım çalışma arkadaşlarım ile iş ve çalışma ortamında yapmış olduğum bir espri toplumu kutuplaştırmayı hedefleyen kimseler tarafından öne çıkarılarak yayınlanmıştır. Sözlerimin ülkemizdeki kutuplaştırmayı hedefleyen kötü niyetli kimselere malzeme vermiş olmasından dolayı üzgünüm.

İnandığım özgürlüğü savunurken, eleştirdiğim radikal uca kendimin savrulduğunu görüyorum. Videodaki söylemimden rahatsızlık duyan ve incinen herkesten özür diliyorum. Daha başka bir dil bulmalıydım; bulacağım…”

Gülşen kimdir?

29 Mayıs 1976 Çapa’da tarihinde dünyaya gelen Gülşen, Şehremini Anadolu Lisesi’ni bitirmiştir. Lisenin ardından ise İstanbul Teknik Üniversitesi’nde konservatuvara girse de aynı esnada barlarda da çalıştığı için eğitimini yarıda bırakmıştır. 1995’te sahne aldığı bir barda keşfedilerek albüm teklifi alan isim Raks Müzik ile albüm anlaşması imzalamıştır.

1996 yılında ilk albümü Be Adam ile çıkış yaparak adından söz ettirse de evliliğine odaklanması sonucunda birkaç sene müzikal kariyerini geri plana atmıştır. 2004 yılında dördüncü albümü Of… Of… ile daha büyük bir çıkış yapmış ve aynı adlı hit şarkıyla hem Altın Kelebek hem de Kral TV Video Müzik Ödülü kazanmıştır.

MÜ-YAP sertifikalı Yurtta Aşk Cihanda Aşk (2006) albümünden sonra satış başarılarını sürdürerek Beni Durdursan mı? (2013) albümüyle Türkiye’de yılın en çok satanı olmuştur, bunu senenin en çok satan ikinci albümü olan Bangır Bangır (2015) takip etmiştir.

“Yurtta Aşk Cihanda Aşk”, “Bi’ An Gel”, “Yeni Biri”, “Sözde Ayrılık”, “Yatcaz Kalkcaz Ordayım”, “Kardan Adam”, “İltimas”, “Bangır Bangır” ve “Bir İhtimal Biliyorum” şarkılarıyla Türkiye Resmî Listesi’nde haftalarca bir numarada kalmıştır.

Şarkılarının yanında müzik eleştirmenlerinden olumlu geri dönüşler alan şarkı yazarı kimliğiyle de öne çıkmış olan şarkıcı Gülşen, özellikle kariyerinin erken döneminden sonra kendi yazdığı şarkıları seslendirmeye başlamıştır ve meslektaşları için liste başarıları yakalayan pek çok hit şarkı hazırlamıştır.

2015′ yılında YouTube’da en çok izlenen Türk şarkıcı olurken sonraki sene tek bir video klibi iki yüz milyonun üzerinde izlenmiş olan ilk Türk şarkıcı olma unvanına erişmiştir. Gülşen, bugüne dek altı Altın Kelebek ve dokuz Kral Türkiye Müzik Ödülü dahil olmak üzere pek çok farklı ödül kazanmıştır.

Paylaşın

Solda Yeni İttifak: Emek Ve Özgürlük

Emekçi Hareket Partisi (EHP), Emek Partisi (EMEP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Türkiye İşçi Partisi (TİP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) temsilcileri, TİP’in ev sahipliğinde İstanbul’da bir araya geldi.

Toplantıya, EHP Sözcüsü Özge Akman ile Merkez Komite üyesi Hakan Öztürk; EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz ile Genel Başkan Yardımcısı Selma Gürkan; HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar, Eş Başkan Yardımcıları Tuncer Bakırhan, MYK üyesi Sultan Özcan; SMF Sözcüsü Barış Kayaoğlu ile MYK üyeleri Mahir Gürz, Erdal Ataş; TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP Sözcüsü Sera Kadıgil ve Genel Başkan Yardımcısı Doğan Ergün; TÖP Sözcüsü Perihan Koca, Sözcüler Kurulu üyesi Pelin Kahiloğulları ile  TÖP MK üyesi Tamer Doğan katıldı.

Bu toplantıda siyasi gelişmelerle ilgi değerlendirmelerin yanı sıra, ittifakın isminin ve yol haritasının, hazırlanacak deklarasyonun kamuoyuna açıklanmasının yöntem ve tarihinin belirlenmesi gündeme alındı. Toplantı sonrası yapılan ortak açıklamada ise şu ifadeler kullanıldı:

“25 Ağustos’ta İstanbul’da, ülkemizin bugününde ve yarınında eşitlik, özgürlük, kardeşlik, barış ve demokrasi temelinde bir değişimi yaratacak birlikteliği vurgulamak, siyasal ve toplumsal iradeyi güçlendirmek, kararlı duruşumuzu, mücadelemizi, dayanışmayı ve umudu büyüten yürüyüşümüzü şekillendirmek üzere bir kez daha bir araya geldik.

Aylar süren emeklerimizin sonucunda;

Türkiye’nin tüm kentlerinde, sokaklarında ve meydanlarında, tarlalarında ve fabrikalarında, okullarında ve üniversitelerinde, her alanda mücadeleyi büyütmek; Emekçilerin, işçilerin, kadınların, gençlerin, çiftçilerin ve üreticilerin taleplerini ve mücadelelerini ortaklaştırmak üzere sürdürdüğümüz ittifak çalışmasını tamamlama aşamasına geldik.

Yaşadığımız ve her gün daha da derinleşen ekonomik, sosyal ve siyasal kriz karşısında toplumsal adalet, eşitlik ve güçlü demokrasi temelinde değişim mücadelesini ortaklaştıracak bu ittifakın mücadele ilkelerini, siyasal program çerçevesini, seçimler öncesini ve sonrasını kapsayan yol haritasını eylül ayında kamuoyuyla paylaşma kararına vardık.

Tarihsel sorumluluğumuzun farkındayız ve buna uygun davranma konusunda kararlıyız.

İttifakımız; AKP-MHP iktidarının halk düşmanı politikalarına direnen, bu düzenden ve iktidardan kurtulmak; sorumlulardan hesap sormak isteyen tüm kesimlerin, siyasal ve toplumsal muhalefet güçlerinin katılımı, katkısı ve desteğiyle büyüyecektir.

İttifakımız; bir yol arkadaşlığı, bir mücadele arkadaşlığı olacaktır.

İnsanca çalışılacak ve yaşanacak bir düzen için; halkın egemenliğine dayanan bir güçlü demokrasi için; Kürt sorununda barışçıl ve demokratik bir çözüm için; kadınlar, gençler ve dezavantajlı grupların eşitliği ve özgürlüğü için; doğanın ve kültürel varlıklarımızın korunması için hep birlikte mücadele edeceğiz.

Çağrımız tüm emekçilere, demokrasi, hak, hukuk, özgürlük, eşitlik mücadelesini yürüten bütün toplumsal hareketler, kurum, kuruluş ve yurttaşlaradır.

Hep beraber sorumluluk alalım. Yangın yerine çevrilen ülkeyi ortak talepler ve birlikte mücadele anlayışıyla özgür ve demokratik bir şekilde yeniden inşa edelim.

Emek, barış, özgürlük ve demokrasi değerleri temelinde, halkın egemen olduğu bir toplumsal ve siyasal düzeni kurmanın, ezilen ve sömürülen tüm toplum kesimlerinin gücüyle mümkün olduğunu biliyoruz.

Herkesi bu anlayış ve çağrı doğrultusunda ortak ve birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Tek adam iktidarına, sermayenin ve zulmün düzenine karşı hep birlikte başaracağız.

‘Emek ve Özgürlük İttifakı’

Kurumlarımızın girişimiyle, Eylül ayı sonunda kitlesel bir halk buluşması ve en geniş demokrasi güçleriyle birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı’nın kuruluşunun ilan edilmesine karar verilmiştir.”

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Nebati’ye: Gece Gece Panikle Bana Yazmışsınız…

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati arasındaki atışmalar devam ediyor. Kılıçdaroğlu: Rahat olabilirsiniz, milletimizin derdi çözülsün, tek laf etmem demiştim zaten.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu dün yaptığı açıklamada kredisini ödeyemeyen vatandaşların borçlarını, yüksek faizle tahsil etmeleri karşılığında varlık şirketlerine satan bankaları hedef aldı ve bu şirketlere ödeme yapılmaması için çağrıda bulundu.

Bu açıklamanın ardından iktidar dar gelirlilere destek paketini açıkladı. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati de sosyal medya hesabından Kılıçdaroğlu’na, “Sayın @kilicdarogluk Anlaşılan siyasi beklentileriniz uğruna hesapsızca konuşmakta ve adeta bir piyasa manipülatörü gibi davranmakta ısrarcısınız” ifadesini kullandı.

Bakan Nebeti’nin açıklaması sonrası Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından “Sayın Nebati, gece gece panikle bana yazmışsınız, gazetelerinize gece yarısı manşet değiştirtmişsiniz. Oysa rahat olabilirsiniz, milletimizin derdi çözülsün, tek laf etmem demiştim zaten. Yeni hedef EYT ve Öğretmenler olmalıdır. Haydi bakalım…” paylaşımı yaptı.

CHP liderinin paylaşımının ardından Nebati de Twitter hesabından şu paylaşımı yaptı:

“Sayın Kılıçdaroğlu, bizim panikle yaptığımız hiçbir işimiz yok, sadece sizin rol kapma girişimlerinizi deşifre ediyoruz. 27 Temmuz’dan bu yana Adalet Bakanlığı’mız ile birlikte dar gelirli vatandaşlarımıza dönük devam eden çalışmalarımız kamuoyunun zaten malumudur. Sizin de çok iyi bildiğiniz üzere EYT ve öğretmenlerimiz konusunda da ilgili bakanlıklarımızla koordineli çalışmalarımız uzun süredir devam ediyor. Anlaşılan bizi yakından takip ediyorsunuz. Bizi izlemeye devam edin.”

Ne olmuştu?

CHP lideri Kılıçdaroğlu, dün AK Parti iktidarının uyguladığı faiz politikalarının sonuçlarını anlattığı bir video paylaşım yapmıştı. Kılıçdaroğlu, “Sevgili halkım, bu borçlar nedeniyle avukatlar tarafından aranacaksınız. Size, ailenize zarflar gönderecekler. Tehdit edecekler. Bunlar tefecidir, mafyadır. Bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşınıza ve ekmeğinize göz koyanlardır. Sakın, sakın ödemeyin. Seçimden sonra onlarla ben konuşacağım, ben. Ödemeyin” demişti.

Kılıçdaroğlu’nun bu videosunun ardından NTV, hükümetin üstünde çalıştığı dar gelirlilere yönelik destek paketiyle ilgili bir haber yayımlamıştı.

Bu pakete göre 6 milyona yakın vatandaşın icra takibine düşen 30 milyar lira civarındaki borcu tasfiye edilecek. Bu haberin ardından Nebati, sosyal medyada Kılıçdaroğlu’nu etiketleyerek bazı mesajlar paylaştı. Bakanın ifadeleri özetle şöyle:

“Anlaşılan siyasi beklentileriniz uğruna hesapsızca konuşmakta ve adeta bir piyasa manipülatörü gibi davranmakta ısrarcısınız.

Öte yandan bilmelisiniz ki kulislerden medet umarak rol kapmaya dönük her yeni manevranız, tüm milletimizde bir kez daha dejavu duygusuna sebep oluyor.

Altı boş vaatlerinizle yaptığınız “araba almayın” çağrınıza; makroekonomik dengelerimizi sağlamlaştıran Kur Korumalı Mevduat’a yaptığınız fütursuz saldırılara ve nice diğer çarpıtmalarınıza bugün bir yenisini daha eklemişsiniz. Şimdi de “borçlarınızı ödemeyin” diyorsunuz.

Bu açıklamalarınızı ne hikmetse daha bir gün evvel dar gelirli vatandaşlarımız için yakında 2 farklı destek paketi açıklayacağımızı, bu çalışmalarımızda son aşamaya geldiğimizi TV ekranlarında belirtmemizden hemen sonra aceleyle yapıyorsunuz.”

Paylaşın

Halkın Yüzde 62’si Bozuk Gıdayı Şikayet Etmiyor

Sabri Ülker Vakfı’nın Kovid 19 pandemisi sonrası değişen gıda tüketim alışkanlıklarına yönelik araştırmasına göre, gıda alırken son kullanma tarihine bakılıyor ama tüketicinin yüzde 62,1’i bozuk gıdaları şikayet etmiyor.

Farklı bölgelerdeki 12 ilden 2 bin 400 kişiyle yüz yüze görüşülerek yapılan araştırmaya göre toplumda gıda güvenliğiyle ilgili bilgi düzeyi çok düşük. 18 yaş üstü katılımcıların bu konuda bilgileri daha fazla ancak toplumun büyük kesimi gıdaların güvenliğinden emin olmadığını belirtiyor.

Doğu Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İrfan Erol’un yönetiminde hazırlanan araştırma raporu, tüketicilerin yüzde 66,1’inin gıda güvenliği kavramını hiç duymadığını ortaya koydu. Araştırmaya göre bu konuda bilgiyi TV ve radyo yayınlarından aldığını söyleyenlerin oranı yüzde 70,1. Sadece yüzde 18,6’lık kısım uzmanlardan bilgi alıyor.

Dünya gazetesinden Yasemin Salih’in haberine göre araştırmanın toplumun gıda güvenliğiyle ilgili bilgi ve tutumlarını gözler önüne serdiğini belirten Prof. Dr. İrfan Erol, şu sonuçları paylaştı: “Tüketicilere gıda alırken en çok hangi faktörleri ön planda tuttuklarını sorduk. Yüzde 77,3’ü son tüketim tarihine baktığını söyledi. Yüzde 73,8’i de etiket bilgilerini okuduğunu ifade etti. Çünkü alerji vs gibi sorunlar artıyor. Yüzde 73,5’i kalite ve lezzeti de gözetirken, ‘Fiyatına da bakarım’ diyenlerin oranı yüzde 71 oldu. Bu sonuçlar dünyada da benzer oranlarda.”

Araştırmaya katılanların yüzde 60,8’ine göre gıda fiyatları pandemiden önce daha iyi durumdaydı.

‘Şikayet etsem de sonuç değişmez’

Erol’un verdiği bilgilere göre tüketiciler gıda kontrollerinin yeterince iyi yapılmadığını düşünüyor. Her 10 katılımcıdan yedisinin bu görüşte olduğunu aktaran Erol, her 10 katılımcıdan üçünün de bozuk gıdalarla karşılaştığını, ancak bunu yetkililere şikayet etmediğini belirtiyor. Erol, “Bunun nedenini sorduğumuzda katılımcıların yüzde 62,1’i ‘uğraşmak istemiyorum’ dedi. Yüzde 62,7’lik kesime göre şikayet etseler de yaptırımlar, cezalar yeterli değil. Tüketicilerin yüzde 48,3’ü denetim için mevzuatta eksiklikler olduğunu düşünüyor” dedi.

Her üç kişiden biri alo 174’ten habersiz

Araştırmaya göre toplumun yarısı gıda güvenliğiyle ilgili bir sorun yaşadığında ALO 174 hattını arayabileceğinden haberdar değil. Katılımcıların yüzde 31,6’sı böyle bir hattın varlığından habersiz olduğunu belirtirken, yüzde 51,6’sı şikayet etse bile sonuç alamayacağını düşünüyor. Prof. Dr. İrfan Erol, gıda güvenliği ve beslenmenin sağlıkla ve dolaylı olarak da ekonomik krizlerle bağlantılı olduğunu vurguladı.

Paylaşın

Osmangazi Köprüsü İçin Firmalara 1,2 Milyar Dolar Ödendi

CHP Milletvekili Ahmet Akın, Osmangazi Köprüsü’ne ilişkin verileri açıkladı. 89 milyon aracın geçmesi gereken köprüden 55 milyon araç geçtiğini kaydeden Akın, yüklenici firmalara bir milyar 275 milyon dolar ödendiğini belirtti.

Osmangazi Köprüsü’nün araç geçiş sayısı uzun bir dönem “ticari sır” gerekçesiyle açıklanmazken, konuya ilişkin uzun bir sürenin ardından Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’ndan açıklama geldi. Karaismailoğlu, araç geçiş sayısını 55 milyon 500 bin olarak açıkladı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın da günlük 40 bin araç geçiş garantisiyle inşa ettirilen Osmangazi Köprüsü’nün kamuya yükünün güncel kura göre 23 milyar 115 milyon 750 bin TL’ye ulaştığını ifade etti.

BirGün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre Akın, “1 Temmuz 2016 yılından bu yana 40 bin araç geçiş garantisi verilen köprüden açıldığı günden 10 Ağustos’a kadar 89 milyon 240 bin aracın geçmesi gerekiyordu. 33 milyon 740 bin araç geçiş yapmamış” bilgisini verirken, “Garanti ücreti hiç artmasa ve vatandaşın ödediği geçiş ücreti ile garanti ücreti arasındaki fark yok sayılsa bile Osmangazi Köprüsü’nün bugüne kadar kamuya oluşturduğu yük, bir milyar 275 milyon doları geçiyor. Bu da hemen hemen köprünün maliyetine denk geliyor” ifadelerini kullandı.

Akın, “Devletin kasasından tek kuruş çıkmadan inşa edilecek” denilerek ve araç geçiş garantisi verilerek yaptırılan projelerin tamamının aynı durumda olduğunu vurguladı.

‘Mantık dışı garantilere karşıyız’

“Osmangazi Köprüsü’ne verilen garanti tutarı, araç başına 35 dolar artı yüzde 8 KDV. Bu tutarın ABD enflasyonuna göre arttığı da kamuoyuna yansıdı” bilgisini beren Akın, “Üstelik Türk Lirası’ndaki değer kaybı nedeniyle vatandaşın ödediği köprü ücreti ile garanti tutarı arasında da çok büyük fark var. İktidar sözcüleri ya matematik bilmiyor ya da bile bile kamuoyunu zarar ettirmeyi tercih ediyorlar. Biz, yatırımlara değil işte bu mantık dışı dövizle verilen garantilere karşıyız” diye konuştu.

Döviz garantilerinin Türk Lirası’na çevrilmesi gerektiğini söyleyen CHP’lı Akın, “İktidar, 55 milyon 500 bin sayısını büyük bir başarıymış gibi duyarak açıklıyor ancak gerçekler ortada. Köprünün maliyetinin bir milyar 418 milyon dolar olduğu dikkate alındığında, güncellenen garanti tutarı ve ücret farkı hesaba da katıldığında verilen garantinin 6 yılda bir köprü maliyeti oluşturduğunu görüyoruz. Üstelik Osmangazi Köprüsü 2035 yılına kadar daha 13 yıl boyunca garanti kapsamında işletilecek. İktidara çağrımız döviz garantileri derhal Türk Lirası’na çevrilmeli ve garantili bütün otoyol ve köprülere ilişkin veriler kamuoyuna açıklanmalı” sözlerini kaydetti.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Kılıçdaroğlu’nun Adaylığında Bir Problem Yok

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda ‘bir problem olmadığını’ belirten İYİ Parti Lideri Akşener, “Ama henüz biz adaylığa dair hiçbir şey konuşmadık” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Karar TV’de Taha Akyol ve Elif Çakır’ın ‘Gündem Özel’ programına katıldı.

Altılı Masa’nın Cumhurbaşkanı adayıyla ilgili konuşan Akşener, Karamollaoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun adaylığı için “Güçlü bir ihtimal” sözlerini değerlendirdi.

“Elbette. Şöyle bir durum var fikri takip önemli. 6 genel başkanın bulunduğu masanın Cumhurbaşkanı’nı seçmesi gerektiğini söyleyen Sayın Kılıçdaroğlu. İkincisi o masanın seçeceği Cumhurbaşkanı adayının nasıl birisi olması gerektiğini de birçok defalar kamuoyuyla paylaştı.

İYİ Parti’nin Genel Başkanı olarak o özelliklerin hepsini doğru bulduğum için aynı fikirde olduğumu söyledim. Elbette aday olma konusunda bir problem yok Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere.

Ama henüz biz adaylığa dair hiçbir şey konuşmadık. İsimler bazında hiçbir şey konuşmadık sadece ilkeler bazında konuşuyoruz.

Altı birbirinden farklı gelenekten gelen, altı birbirinden farklı değer setlerine sahip siyasi geleneğin genel başkanlarının bir araya gelip farklılıklarına saygı duymayı, müştereklerini çoğaltmayı ve öğrendiği ve uyguladığı bir masa orası.”

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, katıldığı bir programda CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı için “güçlü bir ihtimal olabilir'” demişti.

Adayı ne zaman açıklayacaksınız?” sorusuna yanıt veren Akşener, “2 Ekim’de bunu söz söyleyeceğim. Şu an söyleyeceğim bir söz yok” yanıtını verdi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Saray Da Sureti Haktan Görünenler De İyi Dinlesin…

İktidarın faiz politikasını eleştiren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yayımladığı ve “saray da sureti haktan görünenler de iyi dinlesin…” notunu düştüğü bir video ile iktidarın faiz politikasını eleştirdi.

Kılıçdaroğlu, “Dünya faizleri yukarı çekiyor, Merkez Bankamız faizi indiriyor… Peki sonrasında ne oluyor? Türk Lirası’nın değeri düşüyor dövizin fiyatı artıyor. Erdoğan yoksuldan alıp varsıla veriyor” dedi. Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Faiz artıran ülkeler, yatırımcıları ve dolayısıyla dövizi kendi ülkelerine çağırıyor. Faizi düşürenler de yatırımcıya ve dövize ‘gelme’ demiş oluyor. Açıkça söylemek gerekirse dışardan gelmesi zaruri olması gereken dövize ulaşmamızı bizzat Merkez Bankamız zorlaştırıyor. Dövizi kıt hale getiriyor.”

Merkez Bankası’nın düşük faiz oranıyla bankalara kredi verdiğini, bankaların da ucuza aldığı krediyi tüketiciye piyasa fiyatına sattığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun sonucunu “Bankalar için yüzde 400 kâr artışı, sizler için sefalet. Erdoğan en savunmasız kitlenin, hayatta kalmak için kredi almak zorunda olan kitlenin son parasını da alıyor” sözleriyle paylaştı.

Bankaların, ödeme şansı kalmayan insanların borçlarını varlık şirketlerine sattıklarını savunan Kılıçdaroğlu, “Kârı yüzde 400 artmış o bankalar en garibanın borcunu tefeciye satıyor. Yeter ki kendi bilançoları düzelsin” diye konuştu.

“Bu sisteme su taşıyan hiç kimseyle masaya oturmam” diyen Kılıçdaroğlu şöyle devam etti.

“Benim derdim sadece saray iktidarıyla değil halkı fakirleştiren herkesledir… İster beşli çete olsun ister finans devleri, Bay Kemal için hepiniz aynısınız. Halkın ekmeğine dokunduysanız sizlerle oturmam. Sizlerle pazarlık yapmam. Sizin desteğinizi alacağıma siyaseti bugün bırakır giderim. Halktan çalınanı telafi etmem için önce sizin soyduklarınızı tahsil etmem lazım. Hiçbirinizin gözünün yaşına bakmayacağım.”

“Borçlarınız nedeniyle avukatlar tarafından aranacaksınız. Size, ailenize zarflar gönderecekler, tehdit edecekler. Bunlar çetecidir, bunlar mafyadır, bunlar engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşınıza göz koyanlardır. Sakın ödemeyin. Seçimden sonra onlarla ben konuşacağım. Ödemeyin.”

Paylaşın

SP Lideri Karamollaoğlu: Türkiye Maalesef ‘Titanic’ Gibi Batıyor

Haftalık basın toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, ekonomiye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Ülke AK Parti iktidarının uyguladığı politikalar nedeniyle Titanic gemisi gibi batıyor. Bir gaflet içindeler” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / 6’lı masa birinci turunun son toplantısına değinen Karamollaoğlu, “Hem Türkiye Cumhuriyeti’nin 13’üncü cumhurbaşkanı hem de herkesin cumhurbaşkanı olacak bir adayın belirlenmesi elbette bu masanın uhdesindedir. Meclis’te çoğunluğu oluşturacak olanlar da bu masanın etrafında bir araya gelen 6 siyasi partinin milletvekilleri olacaktır” dedi.

Karamollaoğlu, iktidarın Suriye politikalarına ilişkin ise, “Kalıcı barış, geçici günlük siyasi kazançlara kurban edilmemelidir. Bu kapsamda AK Parti iktidarının, Tel Aviv’e gösterdiği hoşgörünün hiç olmazsa binde birini de Şam’a göstermesi gerekir kanaatindeyiz.” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısı düzenledi. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Hoşgörüyü elden bırakmayacağız: Muhterem arkadaşlarım tarihi olaylar sadece övgüyle anılacak olaylar değil ders çıkarılacak olaylardır. Unutmayalım ki zaferin ardından adaleti, merhameti ve hoş görüyü elden bırakmayarak bin yıldır var olduğumuz gibi var olmaya devam edeceğiz. Sultan Alparslan’a tam yüzyıl evvel düşmanı bu topraklardan atma emri veren Gazi Mustafa Kemal Paşa ve şehitleri rahmetle anıyorum.

Geçtiğimiz hafta peş peşe bizi derin üzüntüye boğan haberlerle Gaziantep ve Mardin’deki kazalarda hayatını kaybedenlere Allahtan rahmet yaralananlara Allahtan acil şifalar diliyorum. Son zamanlarda maalesef maliyetlerin artması sebebiyle araçların bazı bakımlarının yapılmadığına dair haberler var. Otobüs kamyon, TIR gibi araçların bakımlarını zamanında yaptırmazsanız aracın freni tutmaz, katliama benzer kazalara şahit oluruz. Bunun için gerekli tedbirler mutlaka alınmalı, işletmeler eğer zorlanıyorsa bir takım destek çalışmaları yürütülmelidir.

Yakından takip edilen bir diğer konu da ev sahipliğimizde burada genel merkezimizde gerçekleştirme imkanı bulduğumuz 6’ınca toplantımız. Öncelikle genel başkanlara teşekkürü borç biliyorum. Yaklaşık 6 ay önce başlattığımız sürecin sonunda çok daha kararlı ve umutluyuz. Kimsenin şüphesi olmasın 6 ay sonra bugünkünden çok daha güçlü ve beklentileri karşılayacak projelerle çıkacağımızı ifade etmek isterim. Rotamız belli, 85 milyon insanımızın hep beraber umut dolu yarınlara ulaşmasıdır.

İktidar sarhoşluğu başından beri var ancak son zamanlarda kendileri rahat olanlar vatandaşında rahat olduğunu zannediyorlar. Erdoğan iktidarının akıl dışı politikalarıyla ülkemiz her gün biraz daha batıyor, çöküyor. Eğer gereken tedbirler alınmazsa farklı bir sonuç doğmaz. Bu kadar duyarsızlık bu kadar şikayete karşı kulaklarını tıkayan bir iktidara şahit olmadım. Sırf iktidarı yıpratmak için şikayet edildiğini zannediyorlar.

Bu iktidar gidicidir. Bunu sadece bir tahmin olarak söylemiyorum. Maalesef bu ülke batıyor, ancak hiç kimse ümitsizliğe kapılmasın. Biz bu dümenin başına geçmekte kararlıyız. Ve bu gemiyi sağlam bir yere oturtacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız kendini devlet ile özdeşleştirmiş ‘ben devletim’ diyor, olmaz. Maalesef yolsuzluk ve adaletsizlik kural haline gelmiştir. Sayın Erdoğan’ın Türkiye’mizi gemi metaforuyla açıklayacaksak bu gemi batarsa hepimiz sıkıntı çekeriz.

Dış politika çok önem taşıyor son zamanlarda İktidarın yıllardır takip ettiği Suriye politikasının ne kadar hatalı olduğu bugün kendileri tarafından da kabul edildi. 10 yıl gecikmeyle bu duruma gelseler bile iktidara teşekkürü bir borç biliyorum. Geçmişteki hatalar tekrarlanmamalı, kalıcı barış geçici günlük siyasetlere kurban edilmemelidir. Herzog kırmızı halılarla karşılanabiliyorsa hem Filistin hem Suriye başbakanı aynı muameleye tabi tutulmalıdır.

ABD Başkanları istedi diye Esad’ı düşman bildik, şimdi de Putin istedi diye Esad ile görüşmemelidir Türkiye. Büyük Ortadoğu projesiyle biz hedefteyiz. Allah rızası için uyanın, gerçekleri görün. Gerçekleri görmezseniz bu problemlere çözüm üretemezsiniz. Bundan dolayıdır ki bizim ısrarla üzerinde durduğumuz konu var İslam alemi şahsiyetli bir dış politika benimsemelidir. Bütün bunlar içinde bulunduğumuz sıkıntıları bize göstermesi açısından önem arz ediyor. İktidara yol göstermeye çalışıyoruz ancak biliyoruz ki iktidar ısrar ve inatla söylediklerimize kulak asmayacak. Problemlerimizin kalıcı çözümü ancak iktidar değişikliğiyle mümkün olacaktır. Biz bunu gördük milletimizin de bu gerçeği fark ettiği kanaatindeyiz.”

Paylaşın

HDP Öncülüğünde Kurulan ‘Yedili İttifak’ İsmini Belirleyecek

HDP, TİP, EMEP, TÖP, EHP, HE ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun yer aldığı ‘yedili ittifak’ masasının isminin yarın yapılacak toplantıda netleşmesi bekleniyor. Masa genişleme çalışmalarına da devam edecek.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “en geniş demokrasi ittifakı” arayışı ile başlattığı toplantılarda sona gelindi.

Yarın toplanacak HDP ve bileşenleri ile Türkiye İşçi Partisi (TİP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP), Halkevleri (HE) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu toplantıda yol haritası ile ittifakın adını karara bağlayacak.

Halkevleri’nin yarın toplantıya katılıp katılmayacağı ise henüz netleşmedi.

T24’ün aktardığına göre; ittifakı geniş bir toplantıyla kamuoyuna eylül ayında duyuracaklarını açıklayan Tuncer Bakırhan, “Yarınki toplantıda Türkiye’nin temel meselelerini, ittifakın adını, nasıl genişleyeceğimizi karara bağlamaya çalışacağız. Eylül ayında da bir aksilik olmazsa İstanbul’da deklere edeceğiz” dedi.

7’li masa yeni ismiyle kendisini deklere ettikten sonra genişleme çalışmalarına devam edecek. Sadece siyasi partileri, siyasi kurumları değil, kadınları, çevrecileri, inanç gruplarını da temsil eden bir genişleme çalışmalarına eylül ayından sonra devam edecek.

7’li masanın geçen günlerde kendisini deklere eden, seçim ve seçim sonrası için işbirliğini hedefleyen Sosyalist Güç Birliği (TKP, TKH, Sol Parti ve Devrim Hareketi) ile ortak zeminde buluşma arayışları da olacak.

Paylaşın