Eğitim Harcamaları Yüzde 300 Arttı

Emeğiyle yaşayan yurttaşlar hayat pahalılığı ile mücadele ederken, fahiş artışlara yeni eğitim-öğretim yılının açılmasına kısa bir zaman kala okul maliyetleri de eklendi: Öğrencilerin eğitim harcamaları bir yılda katlanarak arttı.

Geçen yıl ortalama 181 liraya mal olan ana sınıfı öğrencisinin temel kırtasiye gideri bu yıl 496 liraya, 283 lira olan ilkokul öğrencisinin kırtasiye gideri 775 liraya, 217 lira olan ortaokul öğrencisinin kırtasiye gideri 619 liraya, 261 lira olan lise öğrencisinin kırtasiye gideri de 718 liraya yükseldi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, öğrencilerin ihtiyaçlarındaki zam oranlarını kalem kalem hesapladı ve fahiş artışlara dikkat çekerek, “Geçen yıla göre maliyetleri hesapladık acı tabloyla karşılaştık, anne babalar da kara kara düşünüyor” dedi.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre zincir marketlerin geçen yılki ve bu yılki kataloglarında yer alan fiyatları baz alarak ana sınıfından liseye kadar öğrenci masraflarını ayrı ayrı tablolar halinde raporlaştıran Tutdere, “Anaokulunda yüzde 188, ilkokulda yüzde 194, ortaokulda yüzde 202, lisede yüzde 198 oranında artış var” bilgisini paylaştı.

Yüzde 300’e varan zam

Öğrencilerin kıyafet, ayakkabı gibi ihtiyaçları da zamlardan etkilendi. CHP’li Tutdere, “Türkiye İstatistik Kurumu’nun madde sepetinde yer alan 2021 Ağustos fiyatları ile bugünün fiyatlarını karşılaştırdığımızda yüzde 525 gibi fahiş bir artış olduğu görülüyor” derken, “Ana sınıfında okul kıyafetleri, eşofman takımı, spor ayakkabı, klasik ayakkabı gibi en temel ihtiyaçlar bile geçen yıl 515 lirayken bu yıl bin 457 lira 99 kuruş oldu. Veliler bu fahiş artışlar karşısında ne yapacak?” diye sordu.

Paylaşın

Türkiye, Yunanistan’la Yaşanan ‘S-300 Gerginliğini’ NATO’ya Taşıyacak

Milli Savunma Bakanlığının (MSB), Yunanistan’ın, “Ege ve Doğu Akdeniz’de görev uçuşu gerçekleştiren Türk jetlerine Rus yapımı S-300 Hava Savunma Sistemi ile yaptığı tacizin radar kayıtlarını”, NATO Genel Sekreterliği ve ittifak üyesi ülkelerin savunma bakanlıklarına göndermeye hazırlandığı bildirildi.

Ajanslar daha önce Akdeniz’de uluslararası hava sahasında görev uçuşlarını gerçekleştiren Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı F-16’lar’ın 23 Ağustos’ta “Girit Adası’nda konuşlu Yunanistan’a ait Rus yapımı S-300 Hava Savunma Sistemi tarafından taciz edildiğini, S-300 sistemine ait hedef takip ve füze güdüm radarının Rodos Adası batısında 10 bin feet irtifada görev uçuşundaki F-16’ya yerden havaya füze kilidi atıldığını” duyurmuştu.

Yunanistan’ın bu açıklamaları reddetmesi üzerine radar kayıtlarının NATO’ya gönderilmesi için harekete geçildiği bildirildi.

Bakan Akar’dan açıklama

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, “Sürekli gerginliği artırmaya çalışan komşumuzun bu yaptığının görülmesi lazım anlaşılması ve anlatılması lazım. Bu kadar aleni şımarıklık bu kadar pervasızlık kabul edilemez” açıklamasında bulunmuştu.

Erdoğan’dan tepki

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen 30 Ağustos Zafer Bayramı konseri öncesi yaptığı konuşmada, Ege’de Yunan S-300’lerin Türk savaş uçaklarını tacizi nedeniyle Yunanistan ve ABD’ye tepki göstermişti.

‘Yunan siyasetçilerin yanlışta ısrar ettiğini’ söyleyen Erdoğan, “Yunanistan, bizim ne askeri, ne ekonomik, ne siyasi olarak dengimiz ve muhatabımız değildir” demişti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun en büyük gücü ABD’nin, Türkiye’nin tamamen kendi güvenlik ihtiyaçları için olduğunu defaatle ifade ettiği S-400 sistemleri almasını, güya kendi uçaklarına tehdit olarak gördüğünü belirterek, “Demek ki mesele Rus hava savunma sistemleri ile Amerikan askeri ürünlerinin birlikte kullanılması değil, bizatihi ve mahsusan Türkiye’dir” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

CHP Ve HDP ‘Öğretmenlere Sert Polis Müdahalesini’ Meclis’e Taşıdı

HDP ve CHP, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikasının “Taban maaş hakkımız geri verilsin” talebiyle Ankara’da gerçekleştirdiği buluşma ve Milli Eğitim Bakanlığına yürüme girişimlerine yapılan sert polis müdahalesini Meclis gündemine taşıdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Gülistan Kılıç-Koçyiğit, önergesinde şunları belirtti:

“Öğretmenlere yönelik şiddeti sert biçimde kınıyoruz. Polisin orantısız ve kanunsuz güç kullandığı eylemde 9 eğitim emekçisi kötü muameleyle gözaltına alınmıştır.

‘Asıl suç İçişleri Bakanlığı’nın’

İnsanca yaşam talep eden, emeğinin karşılığını isteyen öğretmenlere biber gazı ile saldıran polisin, nefret ve şiddet dolu tutumu haklı olarak pek çok insanı rahatsız etmiş ve tepkilere neden olmuştur.

Gösterilen tepkiler sonrasında şiddeti, sokaktaki işkenceyi savunan İçişleri Bakanı bu şiddetin birinci dereceden sorumlusudur. İçişleri Bakanı polis şiddetini örtbas etmeye, eğitimciye karşı gerçekleştirilen saldırıyı unutturmaya ve elbette şiddete karşı bir arada yaşama arzusu içinde olan kesimleri hedefine almaya niyetli bir şekilde, eğitimci bir kadının partimizin bayrağıyla çektirdiği umut dolu fotoğrafını ‘suç’ olarak adlandırmıştır.

Asıl suç, bu ülkenin yasalarında ve imzacısı olduğu uluslararası sözleşmelerde belirtilen masumiyet karinesinin ayaklar altına alınmasıdır, hak arama mücadelesinin kriminalize edilmesidir.

Asıl suç, İçişleri Bakanlığı’nın emrindeki polislerin barışçıl protestolarda eylemcilere yönelik gösterdiği işkence pratikleridir. Partimizin değerlerini benimsemiş her bir yurttaş, bu ülkede yasalarla korunan eşitlik ilkesine haizdir.

Bir bakan tarafından eğitimci bir kadının fotoğrafının paylaşılması cinsiyetçi, tekçi ve eril sistemin sürdürülmesinin amaçlandığını göstermektedir. Milyonlarca insanı temsil eden HDP üzerinden eğitim emekçilerini hedef almak hiç kimsenin haddi değildir.

Bizler farklılıkları ile bir arada yaşayan halklar bahçesini tüm engellemelere rağmen yaşatmaya devam edeceğiz. Eğitim emekçilerinin talebi talebimizdir.”

CHP suç duyurusu yaptı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Lale Karabıyık da şöyle dedi:

“Bugün, CHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Muharrem Erkek, öğretmenlerimize yönelik “Al bunu” ifadelerini kullanan polis hakkında işkence ve kötü muamele nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Öğretmenlerimize yönelik bu muamele, görevi kötüye kullanmaktır.

Bu şahsın daha önceki eylemlerde de provokatif davranışlarının olduğu, kötü muamelelerde bulunduğu bilinmektedir. Öğretmenlerimize yönelik bu muamele asla kabul edilemez.

Diğer taraftan, Bakan Süleyman Soylu’nun öğretmenlere ve öğrencilere sahip çıkmadığı, korumadığı da ortadadır. Öğretmenlerimiz, çalıştıkları okullarda ciddi mağduriyetler yaşamaktadır.

Eğitim sistemindeki sistemsizliğe, yaşadıkları sorun ve zorluklara karşın evlatlarımızı yetiştirmek için heyecanla görev yapan, çocuklarımızı ve geleceğimizi emanet ettiğimiz kıymetli öğretmenlerimiz, çalıştıkları özel okullarda, adil olmayan şartlarda ders vermekte, kimi durumlarda asgari ücretin altında aylıklar ile sözleşmelerinden kaynaklı olarak tazminat hakkı da olmadan ders vermektedir.”

Paylaşın

TBMM’de 56 Milyar Liralık Ceza Affı Hazırlığı

2023 seçimleri için geri sayım sürerken, seçim öncesi yapılacak yasal düzenlemelerde, dar gelirliler, gençler, çiftçiler gibi geniş kitleleri doğrudan ilgilendiren alanlar dikkat çekiyor.

Meclis’in çalışmalarına başlayacağı 1 Ekim’e kadar hazırlıkların yapılması ve bazı alanlarda kanun gerektiren düzenlemelerin bir bölümünün torba teklifle Meclis’e sunulması bekleniyor. 2023 bütçe mesaisi başlamadan Ekim ayında milyonları ilgilendiren bir dizi düzenlemenin torba yasayla hayata geçirilmesi planlanıyor.

Dünya’dan Canan Sakarya’nın haberine göre ilk etapta Meclise gelmesi beklenen düzenlemeler arasında öğrenim kredileri bulunuyor. Son 11 yılda 7 kez yapılandırılan KYK öğrenim kredilerinin geri ödemelerinde yeni bir adım daha atılacak. Cumhurbaşkanı tarafından KYK öğrenim kredilerinin geri ödemelerinde enflasyon farkı veya faiz uygulaması olmaksızın sadece alınan anaparanın geri ödenmesini şeklinde açıklanan düzenleme kanunla yapılacak. Cumhurbaşkanının öğrenim kredisi alan 3 milyon 157 bin gencin bulunduğunu ve 26 milyar liralık yükün kaldırılacağını, önümüzdeki yıldan itibaren kredi ödemesi başlayacak öğrencilerin artık sadece aldıkları kredi miktarından sorumlu olacaklarını açıklamıştı. Buna ilişkin kanun düzenlemesi sonbaharda torba yasayla gelecek. Öğrencileri ilgilendiren bir diğer düzenlemeyi intörn hekim ve diş hekimlerine asgari ücret tutarı kadar ödeme yapılması oluşturuyor. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca bu ödemenin yapılabilmesi için yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunduğu belirterek, Meclisin açılacağı 1 Ekim’e işaret etti. Bu okullardaki son sınıf öğrenciler, ödeme için Meclis’ten çıkacak yasayı bekliyor.

30 milyar liralık icra ve haciz kalkacak

Hükümetin üzerinde çalıştığı Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’nin duyurduğu dar gelirlilere dönük destek paketi için de yasal düzenleme gerekiyor. Hazırlanan paketle yaklaşık 6 milyon dar gelirli vatandaşın 15 Ağustos öncesine ait icra ve haciz işlemi başlatılmış 30 milyar lira tutarındaki borçları silinecek. Adalet, Hazine ve Maliye, Enerji ve Tabii Kaynaklar ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıkları’nın ortak çalışma yürüttüğü destek paketi, yeni yasama döneminin başlayacağı 1 Ekim’de Meclise sunulmuş olacak, komisyon ve genel kurul süreçleri hızla tamamlanarak yürürlüğe konulacak.

Enflasyon düzenlemesi için istişare süreci

2023 sonuna ertelenen enflasyon düzeltmesi uygulamasının öne çekilmesi için iş dünyasından gelen talepler de ekonomi yönetiminin gündeminde. Geçtiğimiz günlerde Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati’yi ziyaret eden Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran enflasyon nedeniyle işletmelerin sermayeleri eridiği halde sürekli kar ediyor gibi göründüğünü belirterek, bu süreçte, işletmeler için enflasyon muhasebesinin zorunluluk halini aldığını söyledi. Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati ise reel sektörün sıkıntı yaşamasını istemediklerini, bu nedenle görüş alarak karar verdikleri söyledi. Bakan Nebati’nin bu açıklaması enflasyon düzenlemesinde yeni bir adım atılabileceğinin işareti olarak değerlendirildi. Enflasyon düzeltmesini öne çekilmesi için kanun değişikliği gerekiyor.

Arabuluculukta kapsam genişliyor

İşçi-işveren, ticari uyuşmazlıklarda uygulanan arabuluculuğun kapsamının ev sahibi-kiracı arasındaki kira anlaşmazlıklarını da kapsayacak şekilde genişletilmesi için de yasal düzenleme gerekiyor. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kira, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklı uyuşmazlıkların arabuluculuğun konusu haline getirileceğini, bu ihtilafların kısa sürede ve daha az masrafla çözüme kavuşturulacağını düzenlemenin Meclis açıldığında gündeme geleceğini açıklamıştı. Kira, kat mülkiyeti ve komşuluk hukukundan kaynaklı uyuşmazlıklarda zorunlu hale getirilecek arabuluculukla, yılda yaklaşık 64 bin dosyanın mahkemelere gitmeden çözüme kavuşturulması hedefleniyor.

Fiyat İstikrar Komitesi’ne yasal düzenleme

Anayasa Mahkemesi’nin Fiyat İstikrar Komitesi’nin kurulmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ni iptal etmesinin ardından bu konuda da yasayla yeni bir düzenlemeye gidilecek. Ekim ay1nda Meclis in açılmasıyla birlikte sunulması beklenen yasa teklifi nde bununla ilgili bir maddenin yer alması bekleniyor. CHP, Kararnamenin anayasa aykırı olduğunu belirterek, AYM’ye başvurmuştu. AYM, oy çokluğu ile anayasaya aykırılık kararı vererek, iptal etti. İptal gerekçesinde “kanunla düzenlenmesi gereken konularda Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çıkarılamaz” denildi.

Paylaşın

Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye Ve İran’a ‘Mülteci’ Tepkisi

Uluslararası Af Örgütü yayımladığı açıklama ile İran ve Türkiye güçlerinin, güvenlik arayışıyla sınırlarını geçmeye çalışan Afganistanlıları defalarca geri ittiğini ve bunun için erkeklerin, kadınların ve çocukların üzerine hukuka aykırı biçimde ateş açmak dahil çeşitli yollara başvurduğunu açıkladı.

Uluslararası Af Örgütü, “Bizi insan yerine koymuyorlar: Afganistanlıların Türkiye ve İran’dan hukuka aykırı olarak geri gönderilmeleri” başlıklı yeni raporda, çoğunlukla İran sınırında olmak üzere güvenlik güçlerinin, duvarlara tırmanan veya çitlerin altından sürünerek geçmeye çalışan insanların üzerine doğrudan ateş açtığı çok sayıda vakayı belgeledi.

İran ya da Türkiye’ye girmeyi başarabilen Afganistanlı, rutin olarak keyfi şekilde alıkonuldu ve hukuka aykırı olarak ve zorla geri gönderilmeden önce işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakıldı.

Afganistanlıların tanıklıkları

Uluslararası Af Örgütü araştırmacıları Mart 2022’de Afganistan’a gitti ve Herat şehri ile İslam Kale sınır kasabasında görüşmeler gerçekleştirdi. Araştırmacılar, İran ve Türkiye’den geri itilen 74 Afganistanlıyla konuştu.

Bu kişilerin 48’i, sınırları geçmeye çalışırken ateş altında kaldıklarını bildirdi. Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü kişilerden hiçbiri, Türkiye veya İran’da sığınma başvurusunda bulunamamıştı ve çoğu, uluslararası hukuk ihlal edilerek Afganistan’a geri gönderilmişti.

“Faillerden hesap sorulmalı”

Uluslararası Af Örgütü Mülteci ve Göçmen Hakları Araştırmacısı Marie Forestier konu hakkındaki açıklamasında, şöyle dedi:

“Afganistan’dan havayoluyla gerçekleştirilen tahliyelerin sonra ermesinden bir yıl sonra, geride bırakılan birçok kişi ülkeden çıkmak için hayatını tehlikeye atıyor.

“Son bir yıl içinde, güvenlik arayışıyla İran ve Türkiye sınırlarına giden Afganistanlılar, güvenliğe erişebilmek bir yana ateş altında zorla geri gönderildi. İran güçlerinin geçen yılın Ağustos ayından beri, tıklım tıklım dolu arabalara defalarca ateş açma yoluyla da dahil olmak üzere onlarca Afgan hukuka aykırı şekilde öldürdüğünü ve yaraladığını belgeledik.

“Türkiye sınır koruma görevlileri de insanları püskürtmek için havaya ateş açmak ve bazı vakalarda doğrudan üzerlerine ateş etmek dahil Afganistanlılara karşı hukuka aykırı olarak atış mühimmatı kullandı.

“Tehlikeler sınırlarda sona ermiyor. Konuştuğumuz birçok Afganistanlı Türkiye’de ya da İran’da keyfi olarak alıkonulmuş, bu süre içinde işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakılmış ve ardından hukuka aykırı olarak geri gönderilmişti.

“Türkiye ve İran yetkililerini, Afganistanlılara yönelik her türlü geri itme ve sınır dışı işlemini acilen durdurmaya, işkence ve diğer türde kötü muameleye son vermeye ve koruma arayan tüm Afganistanlıların güvenli geçişini ve sığınma prosedürlerine erişimini sağlamaya çağırıyoruz.

“Güvenlik güçleri sınırlarda Afganistanlılara karşı hukuka aykırı olarak ateşli silah kullanmaya derhal son vermeli ve hukuka aykırı öldürme ve işkenceyi de kapsayan insan hakları ihlallerinin faillerinden hesap sorulmalıdır.”

Ayrıca, Uluslararası Af Örgütü, uluslararası toplumu İran ve Türkiye dahil yüksek sayıda Afganistanlıya ev sahipliği yapan ülkelere mali ve diğer türde maddi yardım sağlamaya çağırdı.

Uluslararası toplum, sağlanan fonların insan hakları ihlallerine katkıda bulunmamasını güvence altına almalı.

Avrupa Birliği halihazırda Türkiye’nin yeni sınır duvarı ve Uluslararası Af Örgütü’nün Afganistanlıların alıkonulduğunu belgelediği çok sayıda ‘geri gönderme merkezinin’ inşaatı için fon sağladığından bu nokta kritik önemde.

Uzun ve riskli bir yolculuk

Taliban’ın Ağustos 2021’de Afganistan’ı kontrolünü ele geçirmesinden bu yana yüz binlerce Afganistanlı ülkeden kaçtı. Afganistan’a komşu ülkeler sınırlarını seyahat belgesi olmayan Afganistanlıya kapatarak, birçok kişiye düzensiz şekilde seyahat etmek dışında bir seçenek bırakmadı.

Bu da Afganistanistan’ın Herat Vilayeti’ndeki resmi sınır kapısı yakınındaki çitin altından sürünerek geçmek veya Nimruz Vilayeti’nde iki metre yüksekliğindeki bir duvara tırmanmak gibi resmi olmayan sınır geçişleri üzerinden İran’a girmek anlamına geliyor.

İran sınır muhafızları tarafından anında gözetim altına alınmayanlar sonrasında İran’ın çeşitli şehirlerine ya da Afganistan sınırından 2 bin kilometre uzakta, İran’ın kuzeybatısındaki Türkiye sınırına yolculuk ediyor. Hem Afganistanlı-İran hem de Türkiye-İran sınırlarında Afganistanlılar, İran’dan Afganistan veya Türkiye’den İran’a şiddetle ve hukuka aykırı olarak geri itiliyor.

Uluslararası Af Örgütü araştırmacıları Mart 2022’de Afganistan’a ve Mayıs 2022’de Türkiye’ye gitti.

Araştırmacılar; doktorlar, sivil toplum örgütü çalışanları ve Afganistanlı yetkililerin yanı sıra Türkiye’ye veya İran’a girmeye teşebbüs eden 74 Afganistanlıyla görüştü.

Bazı kişiler birden çok kez sınırdan geçmeyi denemiş, bazıları gruplar halinde yolculuk yapmıştı. Uluslararası Af Örgütü, aktarılan tanıklıklara dayanarak, Mart 2021 ile Mayıs 2022 arasında toplam 255 hukuka aykırı geri gönderme vakasını belgeledi.

İran’a girmeye çalışırken öldürülenler

Uluslararası Af Örgütü, Nisan 2021 ile Ocak 2022 arasında İran’a girmeye çalışırken İran güvenlik güçleri tarafından öldürülen altı erkek ve 16 yaşındaki bir erkek çocuğun yakınlarıyla görüştü ve İran güvenlik güçleri tarafından 11 öldürme vakasını belgeledi. Ancak gerçek ölüm sayısının çok daha yüksek olması muhtemel.

Kapsamlı raporlama prosedürlerinin olmaması, az sayıda kamuya açık istatistiğin mevcut olduğu anlamına geliyor; fakat insani yardım çalışanları ve Afganistanlı doktorlar, Uluslararası Af Örgütü’ne, yalnızca Ağustos-Aralık 2021 döneminde en az 59 ölüm ve 31 yaralanma kaydettiklerini belirtti.

Gulam*, 19 yaşındaki yeğeninin Ağustos 2021’de nasıl vurularak öldürüldüğünü şu sözlerle anlattı:

“Sınırdaki duvara gitti, tırmandı ve başını yukarı kaldırdı. O an onu kafasından, sol şakağından vurdular. Sınırın [Afganistanlı] tarafına öylece düşüp kaldı.”

Belgelenen ateş açma vakalarının bazıları İran topraklarında meydana geldi. 35 yaşındaki Sakine, İran sınırını geçip ilerlemeye başlamalarından sonra 16 yaşındaki oğlunun açılan ateş sonucu nasıl öldürüldüğünü şu sözlerle anlattı:

“Oğlumun çığlık çığlığa bana seslendiğini duydum. İki kurşunla kaburgalarından vurulmuştu. Sonra ne olduğunu bilmiyorum, […] bayılmışım. Kendime geldiğimde Afganistan’daydım, oğlumun öldüğünü gördüm. Bir takside cesedinin yanı başındaydım.”

Türkiye güvenlik güçlerinin ateş açma vakaları

Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’ye girmeyi deneyen 35 kişiyle görüştü. Bu kişilerin 23’ü ateş altında kaldıklarını bildirdi. Araştırmacıların görüştüğü bir Afganistanlı erkek, üç ergen erkek çocuğun Türkiye güvenlik güçleri tarafından öldürüldüğüne tanık olduğunu söyledi. Diğer tanıklar, altı erkeğin ve üç erkek çocuğun Türkiye güvenlik güçleri tarafından yaralandığını anlattı ve Uluslararası Af Örgütü, Türkiye sınırında ateşli silahlarla yaralanan iki erkekle konuştu.

Taliban’dan ölüm tehditleri almasının ardından kaçan eski bir Afganistanlı istihbarat görevlisi olan Arif, üç küçük çocuğun Türkiye güvenlik güçlerince yaralandığına tanık olduğunu söyledi ve şunları anlattı:

“Havaya değil, doğrudan üzerimize ateş ettiler. […] Bir kadınla iki çocuğun yaralandığını gördüm. 2 yaşında bir çocuk böbreğinden, altı yaşındaki bir başkası da elinden vurulmuştu. Çok korkmuştum.”

Görünüşe göre, öldürülenlerin veya yaralananların hiçbiri güvenlik güçlerine veya başkalarına karşı -değil bir ölüm veya ağır yaralama tehdidi- herhangi bir yakın tehdit dahi oluşturmuyordu. Bu da ateşli silah kullanımının hukuka aykırı ve keyfi olabileceği anlamına geliyor.

Bazı vakalarda, İran güvenlik güçlerinin, ateşli silahları öldürme niyetini gösterecek şekilde kullandığı anlaşılıyor. Kısa mesafeden doğrudan kişilerin üzerine ateş açılması buna örnektir.

Marie Forestier, “Ateşli silahların, devlet görevlileri tarafından kasten ve hukuka aykırı şekilde kullanılması sonucunda meydana gelen tüm ölümler, olası yargısız infaz vakaları olarak soruşturulmalıdır” dedi.

İran’da geniş çapta tekrarlayan işkence, yargısız infazlar ve diğer hukuka aykırı öldürmelere yönelik sistemsel cezasızlık krizi hâlâ oldukça yaygın.

Bu nedenle, Uluslararası Af Örgütü, BM İnsan Hakları Konseyi’ni, ileride yargılamaların yapılabilmesi için, geri itmeler bağlamında Afganistanlılara karşı işlenen suçlar dahil olmak üzere, İran’da işlenen uluslararası hukuk uyarınca en ciddi suçlara ilişkin kanıtları toplamak ve incelemek üzere bağımsız bir soruşturma ve hesap verebilirlik mekanizması kurmaya çağırıyor.

Alıkoyma ve işkence

İran’a veya Türkiye’ye girdikten sonra durdurulan ancak anında geri itilmeyen görüşmecilerin neredeyse hepsi keyfi olarak alıkonuldu. Alıkonulma süresi bir-iki gün ile iki buçuk ay arasında değişiyordu.

23 kişi İran’da, 21 kişi ise Türkiye’de gözetimde tutuldukları sürede işkence ve diğer türde kötü muamele kapsamına girebilecek muameleyi tarif etti.

Hamid, alıkonuldukları süre içinde Türkiye güvenlik güçlerinin kendisini ve arkadaşını nasıl dövdüğünü şöyle anlattı:

“Polislerden birisi arkadaşıma silahının kabzasıyla vurdu, sonra bir başka polis onun üzerine, sanki bir sandalyeye oturuyormuş gibi oturdu. Öylece üzerine oturup sigarasını yaktı. Daha sonra benim de bacaklarıma silahıyla vurdu.”

Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü birçok kişi, ateşli silahlarla yaralandıktan sonra İran’da alıkonulmuştu.

Amir, Türkiye güvenlik güçleri tarafından sıkılan ve başını sıyırıp geçen bir kurşunla yaralandı. İran’a geri itildikten sonra İran güvenlik güçleri Amir’i alıkoydu ve başına vurdular. Amir yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Doğrudan yaramın olduğu yere vurdular ve yaram tekrar kanamaya başladı… Bir keresinde ‘Lütfen başıma vurmayın’ dedim. [Alıkoyma merkezindeki] bir güvenlik görevlisi bana ‘Neresi?’ diye sordu. Ona neresi olduğunu gösterdiğimde, tam gösterdiğim yere vurdu.”

Türkiye yetkililerinin hukuka aykırı olarak geri gönderdiği 11 Afganistanlı, Türkiye’de, inşaatı kısmen AB tarafından fonlanan altı geri gönderme merkezinden birinde alıkonulmuştu.

Uluslararası koruma sağlanmadı

Uluslararası Af Örgütü’nün görüştüğü Afganistanlının hiçbiri ne İran’da ne de Türkiye’de uluslararası koruma başvurusunda bulunabildi. Görüşmeciler, yetkililere, Afganistan’a geri gönderilmeleri halinde insan hakları ihlallerine maruz kalma konusunda ciddi risk altında olacaklarını anlatmaya çalışsalar da korkularının göz ardı edildiğini belirttiler.

İran güvenlik güçleri, alıkonulan kişileri otobüsle Afganistan sınırına naklederken, Türkiye güvenlik güçleri de onları genellikle resmi olmayan sınır kapılarından İran’a nakletti.

Türkiye’den sınır dışı edilenlerden 10 kişi uçakla doğrudan Afganistan’a geri gönderildi. Türkiye, Ocak 2022 sonunda Afganistan’a charter uçuşları yeniden başlattı. Nisan sonunda, Türkiye Göç İdaresi Başkanlığı resmi internet sayfasında 6 bin 805 Afganistan vatandaşının charter seferlerle ülkelerine geri gönderildiğini açıkladı.

Geri gönderilen görüşmecilerin hepsi, Türkiye ve İran yetkililerinin onlara gitmeleri için baskı yaptığını belirtti. Uluslararası Af Örgütü, alıkonulan kişilerin, Afganistan’a geri gönderileceklerini duyduklarında hıçkırıklara boğulduğunu ve bayıldığını, bir erkeğin ise bir pencereden atlayarak intihar girişimde bulunduğunu öğrendi.

Alıkonulan ve sonrasında Türkiye’den charter seferlerle sınır dışı edilen sekiz kişi, Türkiye yetkilerinin onlara gönüllü geri döndüklerini belirten belgeleri imzalamaları için baskı yaptığını ifade etti. Bir erkek şunları söyledi:

“[Güvenlik güçlerine] Afganistan’da tehdit altında olduğumu söyledim. Umurlarında olmadı. Beni dövüp, duvara ittiler. Yere düştüm. İki adam bacaklarımı tuttu, birisi de göğsüme oturdu. Diğer iki kişi de parmaklarımı tutarak kâğıda parmak bastırdı.”

Anlatılanlar, Uluslararası Af Örgütü’nün daha önce Türkiye’den “gönüllü” geri dönüşlerle ilgili yaptığı araştırmanın bulgularıyla örtüşüyor.

“Uluslararası hukukun bir parçası olan geri göndermeme (non-refoulement) ilkesi uyarınca, devletler herhangi bir kişiyi zulüm ve diğer ciddi insan hakları ihlalleri riski altında olacakları bir yere geri gönderemez. Türkiye ve İran yetkililerini bu yükümlülüğe riayet etmeye ve insanları Afganistan’daki tehlikeli ortama zorla geri göndermeyi sonlandırmaya çağırıyoruz” diyen Marie Forestier sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Uluslararası toplum da risk altındaki Afganistanlıların güvenli çıkış ve tahliyelerini sağlamalı ve Afganistanlı mültecilere ev sahipliği yapılması sorumluluğunun paylaşılması için ortak ve koordineli bir çözüm geliştirme çabalarını hızlandırmalıdır.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Özel Hastaneler SGK Sisteminden Ayrılıyor

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), kurumla anlaşmalı özel hastanelere kısmi branşlarda değil bütün branşlarda hasta kabul etme zorunluluğu getirme kararının ardından özel hastaneler SGK sisteminden çıkmaya başladı. Devlet hastanelerinde randevu bulanamazken, özellerde de yüksek fiyatlar talep ediliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), kurumla anlaşmalı özel hastanelere kısmi branşlarda değil bütün branşlarda hasta kabul etme zorunluluğu getirme kararı aldı. Bu karar nedeniyle birçok hastane “SGK ile anlaşmalı hastaneler” kapsamından çıktı. Temmuz ayında ise Sağlık Uygulama Tebliği’nde (SUT) yapılan değişiklikle birlikte özel hastanelerin sağlık hizmet bedellerine yüzde 40 zam yapıldı. Bu süreçte hastalar ciddi oranda mağdur olurken devlet hastanelerinde randevu bulamayan hastalar, rutin bir kan testine bile fahiş rakamlar ödemek zorunda kalıyor.

‘Sağlık masrafı 3 bin lirayı geçti’

Cumhuriyet’ten Dilan Ayırkan’ın haberine göre, Türk Tabipleri Birliği (TTB) Genel Sekreteri Vedat Bulut, değişiklikler nedeniyle yoksulların sağlık hizmetine ulaşamadığını vurgulayarak “Kişi başına düşen yıllık sağlık masrafı, ortalama 3 bin lirayı geçti. Yani 85 milyonluk nüfus, 250 milyar lirayı aşkın bir parayı, sağlığı için cebinden ödüyor. İnsanlar sağlık, eğitim, adalet ve güvenlik hizmetlerini ücretsiz alabilmek için prim ve vergi ödüyorlar. Ancak sağlık için cepten ödenen ücretler her geçen gün artıyor. Hastalar eczanede reçete bedeliyle birlikte muayene ücreti de ödüyorlar. Hekimler özlük hakları iyileştirilmediği için kamudan ayrılıp özel sektöre yöneliyor. Ancak yurttaşlar da bu özel hastanelere ulaşamıyor” diye konuştu.

Yüzde 40 zam

SUT’taki değişiklikle ilgili de konuşan Bulut, “Yurttaşın özel sağlık kuruluşlarına ödeyeceği ilave ücretler yüzde 40 daha artacak. Özel sektörde SUT fiyatlarının yüzde 200 fazlasını fatura edebilme durumu vardı. Özel hastaneler, SGK 1 lira ödüyorsa 2 lira da yurttaşlara fatura çıkarabiliyordu. Geçen hafta SGK ödemelerinde yüzde 40 artış yaptılar. Bu yurttaşın cebinden çıkan masrafın da artacağı anlamına geliyor” dedi.

Paylaşın

Öğretmenlere Polisten Sert Müdahale; Siyasilerden Tepki

Ankara’da biraraya gelen Özel Sektör Öğretmenleri, taban maaş ve özlük hakları için bakanlığa yürümek isterken polisin sert müdahalesine maruz kaldılar. Siyasi parti liderleri, polisin sert müdahalesine tepki göstererek, destek açıklaması yaptılar.

Haber Merkezi / CHP Lideri Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Öğretmene yapılan bu efeliği affetmeyeceğiz!” ifadelerini kullanırken, İYİ P7arti Lideri Akşener, “Milletle inatlaşarak devlet yönetilmez!” dedi.

Karamollaoğlu, açıklamasında, “Öğretmeni susturan bir devletin, gelecek nesillere söyleyeceği bir sözü yok demektir.” ifadelerine yer verirken, DEVA Lideri Babacan’da, “Anayasal hakkını kullanan öğretmenlerimizin gözaltına alınmalarını kınıyorum” dedi.

Liderlerin açıklamaları şöyle:

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

“Öğretmenlere gaz mı sıktınız, öyle mi? Öğretmenlere şiddet uyguladınız, öyle mi? Öğretmenlere… “Al bunu diyen” o kişi, beni beklesin. Öğretmene yapılan bu efeliği affetmeyeceğiz!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener:

“Çiftçilerimiz, gençlerimiz ve doktorlarımızdan sonra sıra; Cumhuriyetimizin teminatı olan öğretmenlerimizde… Onları hem haksızlıklarla baş başa bırakıp hem de haklarını aradıkları için cezalandıramazsınız. Milletle inatlaşarak devlet yönetilmez!”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu:

“Özel sektörde öğretmenlik yapan eğitimcilerin tek bir isteği var; insanca yaşam! İktidar bu sese kulak vereceğine, sesleri bastırmaya çalışıyor. Öğretmeni susturan bir devletin, gelecek nesillere söyleyeceği bir sözü yok demektir.”

DEVA Partisi lideri Ali Babacan:

“Öğretmenler eylem yapıyorsa, sebebini öğrenmek, görmezden gelen iktidarın görevidir. Anayasal hakkını kullanan öğretmenlerimizin gözaltına alınmalarını kınıyorum. Görmezden gelinen herkesin sesi olacağız. Öğretmenler gözaltında.”

Ne olmuştu?

Ankara’da biraraya gelen Özel Sektör Öğretmenleri, taban maaş ve özlük hakları için Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Eğitim ve Kültür Merkezi’nde toplanmış, bakanlığa yürümek isteyen öğretmenler gözaltına alınmıştı. Gözaltına alınan öğretmenler daha sonra serbest bırakılmıştı.

Paylaşın

Korkmaz Karaca, Cumhurbaşkanlığındaki Görevinden İstifa Etti

Organize suç örgütü liderliğiyle suçlanan Sedat Peker’in dile getirdiği iddialarda adı geçen Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Korkmaz Karaca istifa ettiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi ve AKP MKYK üyeliği ile yerel yönetimler başkan yardımcısı Korkmaz Karaca yayınladığı bildiriyle cumhurbaşkanlığındaki görevlerinden istifa ettiğini bildirdi.

Korkmaz Karaca istifa metninde şu ifadelere yer verdi:

“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın olurları ile 2018 Ekim ayından bu yana, Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi, olarak görev yapıyorum.Görev sürem boyunca TC. Hazinesinden tek kuruş maaş, araç, yakıt v.s almadım.

19 Mart 2022, 22 Mart 2022, 20 Mayıs 2022 tarihlerinde 2 ay içinde çok ağır 3 kalın bağırsak ameliyatı geçirdim.Yaşanan süreçte 2021 Haziran ayından itibaren, çeşitli iddialara muhatap oldum.

Özellikle geçtiğimiz hafta; Mine Tozlu Sineren isimli şahısla hiçbir buluşmam ve çıkar talebim olmadığı halde ve daha da önemlisi bu şahıs benimle bir çıkar ilişkisi kurmadığını ilan ettiği halde, devam eden sosyal medyadaki ahlaksız trol linçine farklı bir tepki vermek istiyorum.

Dünyalar güzeli kızım ve eşime kadar varan bu linç artık sağlığımı tekrar tehdit eder hale geldi. Bu sebeplerle Cumhurbaşkanlığındaki görevimden istifa ediyorum.

Ne olmuştu?

Sedat Peker, 27 Ağustos günü WhatsApp ekran görüntüleriyle birlikte yayınladığı rüşvet iddialarında Korkmaz Karaca’nın ismine de yer vermişti.

Peker, “Serkan Taranoğlu isimli hırsız Cumhurbaşkanı Danışmanı, Mine Hanım’a ‘Korkmaz Karaca isimli Cumhurbaşkanı Danışmanı da sorununuzu halletmek için sizinle temas kurmak istiyor. Sakın onunla temasa geçmeyin, sizden çok para ister’ diyor” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken ‘Yolsuzluk’ Açıklaması

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Sedat Peker’in devlet içinde yolsuzluk ve rüşvet ağları ile ilgili iddialarının ardından sosyal medya hesabından siyasi etik ile ilgili bir video yayınladı.

“Yolsuzluğu ülkemize hiçbir zaman yakıştıramadık, yakıştıramıyoruz” notuyla yayınlanan videoda Babacan’ın geçmiş konuşmaları yer almakta. Babacan’ın videodaki önemli açıklamaları şöyle:

“Çok yanlış isimlerin etrafında toplandığı bir mekanizma haline geldi şu andaki iktidar. Bir sürü menfaat şebekesi zaman içinde oluştu. Bakın biz 2014 ve 2015 yıllarında, benim bakanlığımın son iki yılı Siyasi Etik Yasası’nı çıkarmak için çok uğraştık.

Yolsuzlukla mücadele, şeffaflık, siyasi etik. Çünkü yasaları bırakın, siyasi perspektiften etik olanla olmayanın yazılı hale getirilmesi çok önemli bir konudur. Ben bunun çok mücadelesini verdim. Hepsi kayıtlarda.

İleri bütün demokrasilerde seçilmişler için bir etik kurallar silsilesi var. Atanmışlar için yine bir etik kurallar silsilesi var. Bu kuralları önce bir yazılı hale getirmek gerekiyor. Bu kurallara uyup uymamakla ilgili tespitleri yapacak mekanizmalar oluşturmak gerekiyor ve kurallara uymayanlara da yaptırım gerekiyor.

Onların hiçbirisi yapılmadı. Çünkü kurulu düzenden istifade edenler vardı, bir. İkincisi de o siyasi etik kodları yazılı hale gelince uygulamanın ne kadar yanlış olduğu ortaya çıkacaktı.

Etik kodları bir okudular, dediler ‘Bunların hiçbiri bize uymaz’ yani ortada fiiliyat var. Adına AK deyip de şeffaflık ve yolsuzluklarla mücadele konusunda belli bir duruş ortaya koymazsanız, bu bir beka meselesi haline gelir. “

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan ‘Provokasyon’ Uyarısı: Gelecek Aylarda…

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, ‘provokasyon’ uyarısında bulunarak,  “Gelecek aylarda her türlü provokasyona maruz kalacağız. Ne olursa olsun, kavga etmeyeceksiniz” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter’dan yaptığı paylaşımda ‘provokasyon’ uyarısı yaptı.

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Gelecek aylarda her türlü provokasyona maruz kalacağız. Ne olursa olsun, kavga etmeyeceksiniz. İnançlısı, inançsızı, imam hatiplisi, şortlusu, başörtülüsü… Ne olursanız ve kim olursanız olun, bir ortak noktanız var: Gençliğiniz çalındı!” dedi.

Kılıçdaroğlu, ayrıca, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na yapılan polis müdahalesine yaptığı açıklamayla tepki gösterdi.

Kılıçdaroğlu, “Öğretmenlere gaz mı sıktınız, öyle mi? Öğretmenlere şiddet uyguladınız, öyle mi? Öğretmenlere… “Al bunu diyen” o kişi, beni beklesin. Öğretmene yapılan bu efeliği affetmeyeceğiz!” ifadelerini kullandı.

Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı binası önünde basın açıklaması yapmak isteyen özel sektör öğretmenlerine polis müdahale etmişti.

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali, dokuz kişinin gözaltına alındığını söylemişti.

Sendika kuruluşunun birinci yılında, asgari ücretin altına düşen ücretlere, sözleşme dayatmasına ve uzun mesailere karşı Ankara’da toplantı yapmış, toplantının ardından da MEB önünde basın açıklaması yapmak istemişlerdi.

Paylaşın