Altılı Masa, Kılıçdaroğlu’nun ‘Adaylık’ Mesajını Nasıl yorumlandı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında cumhurbaşkanı adaylığı niyetini bir adım daha ileri taşıyarak “Ben hazırım” mesajı vermesi siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Daha önce de adaylık niyetini dile getiren Kılıçdaroğlu’nun özlerinin, 2 Ekim’de yapılacak ikinci tur toplantı öncesinde 6’lı masaya bir mesaj olup olmadığı tartışılıyor.

CHP’de, aday isminin “Ekim-Kasımda netleşmesi gerektiği” görüşü ağırlık kazansa da, 2 Ekim toplantısında, masadan aday isminin çıkması beklenmiyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre, muhalefet kulislerinde, ikinci tur görüşmelerde “aday belirleme usulü”nün netleştirildikten sonra aday isminin açıklanacağı dile getiriliyor.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem mutabakatıyla bir araya gelen 6 muhalefet partisi, ikinci tur görüşmelere 2 Ekim’de, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde yapılacak toplantıyla başlayacak.

İlk tur görüşmelerde Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem, cumhurbaşkanı adayının nitelikleri, seçim güvenliği, iktidara gelinmesi halinde ekonomi ve kamu yönetiminin yapılanmasına ilişkin ilkeler üzerinden yürütüldü.

İkinci tur görüşmelerin cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi, parlamento seçimi için ittifak modelleri ve parlamenter sisteme geçiş sürecinin netleştirilmesi gibi somut adımların atılması planlanıyor.

İkinci tur görüşmelere 1 aydan az bir süre kala, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, FOX TV’nin sabah programı “Çalar Saat”te 6’lı masayı işaret ederek, “Üzerimde uzlaşma olursa adaylığa hazırım” açıklaması, siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Bu açıklamanın ardından, muhalefetin cumhurbaşkanı adayının “kim olacağının” 2 Ekim toplantısında masaya gelip gelmeyeceği de merak konusu oldu.

CHP: Ekim mi, Kasım mı olur ama artık konuşulmalı

CHP kulislerinde, Kılıçdaroğlu’nun yaptığı son açıklamanın, aslında daha önce de dile getirdiği adaylık niyetinin devamı niteliğinde olduğuna dikkat çekiliyor.

2 Ekim’deki toplantıda doğrudan aday isminin konuşulmasının beklenmemesi gerektiği ifade edilse de, artık aday belirleme sürecinin geciktirilmemesi de isteniyor.

CHP’li bir parti yöneticisi, yeni seçim yasasının yürürlüğe gireceği Nisan ayından itibaren her an seçim olabileceğine işaret ederek artık adayın netleşmesi gerektiğini vurguluyor:

“Aslında Genel Başkan, uzun süredir adaylık konusunda hazır olduğunu söylüyor. Ama şimdi bir adım daha ileri taşımış oldu ve daha net olarak ifade etti. Ama kendi başıma adayım, gibi bir çıkış da yapmıyor, kararı masaya bırakıyor. Bu önemli. Ancak artık Ekim mi olur, Kasım mı olur, aday kim olacak açıklanmalı. Seçim sürecine giriliyor ve bu konuda artık daha geç kalınmamalı.”

İYİ Parti: Önce usul belirlenir

Millet İttifakı’nın diğer büyük ortağı İYİ Parti’de ise Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına temkinli yaklaşılıyor.

Siyasi partilerin, kendi stratejileri doğrultusunda hamleler yapabileceği, sadece Kılıçdaroğlu’nun değil, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun da 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün adaylığı konusunda açıklamalar yaptığına dikkat çeken İYİ Parti kurmayları, “Partilerin göstermek istediği adaylara saygı duyulur, ama kararı 6’lı masa verir. Şu anda bizim gündemimizde de, masanın gündeminde de aday kim olacak konusu yok” görüşünü dile getiriyorlar.

İYİ Partililere göre, masaya “aday isminden önce usul” konusu gelecek:

“Aday nasıl olmalı, konusu birinci tur toplantılarla netleşti. Tahmin ediyorum, artık aday belirleme süreci nasıl olmalı konuşulacaktır. Parti liderlerinden birini mi aday yapalım, yoksa adaylık prensiplerine uyan birisini mi tercih edelim, adaylık niyeti olan bir lideri mi aday yapalım? Buna göre tercih yapılabilir. Bunlar yeni bir tecrübe olacak her parti için. Kırmadan, dökmeden bir usul oluşturmak lazım. Ekim, Kasım’da daha çok bu usul netleşir diye tahmin ediyorum. Usul üzerinde anlaşılırsa, isim üzerinde uzlaşı daha kolay olur.”

DEVA Partisi: Liderlere yüz yüze görüşmede açabilir

DEVA Partisi’nde CHP liderinin bu açıklaması, “adaylığını masaya getireceğinin mesajı” olarak yorumlandı.

Kılıçdaroğlu’nun adaylık niyetini, liderlerle “yüz yüze” yapacağı görüşmeler veya “arka kapı diplomasisi” ile nabız yokladıktan sonra masaya getireceğini belirten bir parti yöneticisi, bundan sonra izlenecek yönteme ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:

“Kemal Bey adaylığını bir şekilde masaya getireceğini ilan etmiş oldu. Kemal Bey bu niyetini ya doğrudan kendisi ya da partinin arka kapı diplomasisi olarak tanımlanmış unsurları üzerinden yapmazlarsa, partiler bunu kendi kendilerine tartışmazlar. CHP bu konuyu partiler arası diyalog zeminine taşımış değil. Biz de parti olarak olarak hiçbir ortamda bunu konuşmuş değiliz.

“Kemal Bey, liderlerle 2 Ekim öncesinde yapacağı yüz yüze görüşmelerde bu niyetini dile getirebilir. Yani yöntem olarak, masada tartışmaya açmadan önce birebir görüşmeyle adaylığını gündeme getireceğini düşünüyorum. Eğer böyle bir şey olursa, siyasi partiler bunu kendi içlerinde değerlendirir, ondan sonra masada aday ismi konuşup netleşir.”

Saadet Partisi: Masayı işaret etmesi önemli

Saadet Partisi’nde ise Kılıçdaroğlu’nun adaylık açıklamasının doğrudan 2 Ekim toplantısına dönük bir mesaj olarak yorumlanmıyor.

CHP liderinin adaylık niyetini daha önce de dile getirdiğini, ancak bu konudaki karar için yine “6’lı masayı referans” göstermesinin önemli olduğuna işaret ediliyor. CHP lideri’nin 6’lı masaya “basın üzerinden mesaj vermeyeceğini” belirten parti kaynakları, adaylığı düşünen birisinin gazetecilerin bu yöndeki sorularına “Aday değilim” yanıtını da vermeyeceğini ifade ediyorlar.

Parti kaynakları, seçim sürecine girilmeden aday isminin netleşmeyeceği görüşünde:

“Kemal Bey daha önce de söyledi adaylık niyetini. Ama esas önemli olan, masanın kararını işaret etmesi. Bu açıklamalardan bir cümle öne çıkarılacaksa, mutabakata verdiği önem ön plana çıkarılmalı. Aday olma niyeti zaten gizli değil, yadırganacak da bir şey değil. Ama muhalefet, seçim sathı mahalline girilmeden, ne 2 Ekim’de, ne de 2 Kasım’da adayını açıklamaz.”

Paylaşın

TBB ‘Basın Ahlak Esasları’nın İptali İçin Danıştay’a Başvurdu

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Basın İlan Kurumu’nun (BİK) Genel Kurulu Kararı ile 6 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Basın Ahlak Esasları’nın yürütmesinin durdurulması ve iptali için Danıştay’a dava açtı.

TBB konuyla ilgili yaptığı açıklamada söz konusu esasların, kanuni dayanaktan yoksun olduğunu belirterek “kanunla düzenlenmesi gereken birçok konuda belirsiz ve ölçüsüz, yoruma açık, muğlak düzenleme ve sınırlamalar getirmektedir. Bu haliyle, ifade ve basın özgürlüğünün ihlali sonucunu doğuran söz konusu düzenleme, ilgili kuruluşlar bakımından mahkemeye erişim hakkının sınırlanmasına da neden olmaktadır.” dedi.

Dava konusu düzenlemenin, kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı uygulamalara sebebiyet verebileceğini belirten TBB, esasların kanuni belirlilik ilkesine de aykırılık taşıdığı görüşünü dile getirdi.

TBB dava dilekçesinde dava konusu düzenlemenin dayanağı yasa hükmünün, mevcut yapısal sorununun çözümü için Türkiye Büyük Millet Meclisine gönderilmesi ve pilot karar usulünün uygulanmasına ilişkin Anayasa Mahkemesi tarafından verilen karara da dikkat çekti.

Meslek örgütleri karşı çıkmıştı

Basın Ahlak Esasları’nın yayımlandığı 6 Temmuz’da Basın Konseyi, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Diplomasi Muhabirleri Derneği, DİSK Basın-İş, Ekonomi Muhabirleri Derneği, Gazeteciler Cemiyeti, İzmir Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen, Parlamento Muhabirleri Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Türkiye Gazeteciler Sendikası ortak bir açıklama yaparak Basın İlan Kurumu’nun tepki göstermişti.

Basın meslek örgütleri Basın İlan Kurumu’na keyfi tutumla geniş bir sansür yetkisi verildiğini ifade etmiş “Basın İlan Kurumu tüm yazılı ve dijital medyanın Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) olmaya hazırlanıyor” demişti.

28 yıl aradan sonra düzenlendi, içinden sansür çıktı

Basın İlan Kurumu en son 1994’te belirlenen “Basın Ahlak Esasları” 28 yıl aradan sonra 6 Temmuz’da yeniden düzenledi.

1994 tarihli metne, “Suçu ve suçluyu övecek, halkı kin veya düşmanlığa tahrik edecek yayın yapılamaz” ilkesi eklendi. “Terörü özendirecek yayın yapılamaz” ilkesi ise “Terör örgütleri, bunların üyeleri ve olaylar hakkında bilgi ve görsellere, bu örgütleri meşru gösterecek şekilde yer verilemez” şeklinde genişletildi.

Eski metinde “Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur, kendisine verilen sırları ve kaynağını açıklayamaz” ifadesi ile yer alan ilke, “Gazeteci, kaynaklarının gizliliğini korur, kendisine verilen sırları ve kaynağını açıklamaya zorlanamaz” ifadesi ile değiştirildi.

“Terörü özendirecek yayın yapılamaz” ilkesi, “Terör örgütleri, bunların üyeleri ve olaylar hakkında bilgi ve görsellere, bu örgütleri meşru gösterecek şekilde yer verilemez” şeklinde genişletildi.

Eski metinde yer alan “Din istismar edilemez” ilkesi, yeni metinde “Din ve dini duygular yahut dinen kutsal sayılan değerler istismar edilemez ve kötüye kullanılamaz” şeklinde değiştirildi.

Eski metinde yer alan “Ahlaka aykırı yayın yapılamaz” ilkesi, “Genel ahlaka aykırı yayın yapılamaz” diye değiştirildi. “Toplumun temeli olan aile yapısını bozmaya yönelik ve ailenin korunmasına aykırı yayın yapılamaz” ve “Türk toplumunun ortak milli ve manevi değerlerini zayıflatmaya yönelik yayın yapılamaz” ilkeleri de yeni metne eklendi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Nisandan Sonra Seçim Güçlü Olasılık

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin seçim gündemine girdiğini belirterek “Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık” dedi.

Cumhuriyet yazarı Mustafa Balbay, bugünkü köşe yazısında CHP lideri ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Buna göre Kılıçdaroğlu’nun gündeme dair açıklamaları şöyle:

(Abdullah Gül’ün adaylığı) Biz altı lider yeni seçilecek cumhurbaşkanı ile birlikte yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Temel konularda mutabıkız. Ancak henüz masada isimlendirme yapmadık. Herkes aday olma hakkına sahiptir. Elbet sayın Gül de… İnsanlar aday olarak görmek istediği kişilerin adını telaffuz edebilir. Bizim 6’lı masada isim değerlendirmemiz yok.

İstanbul, Ankara, öteki belediye başkanlarımız gayet güzel çalışıyorlar. Görevlerinin gereğini yerine getiriyorlar.

(Peker’in iddiaları) Sedat Peker mafya içindeki bir kişi olarak içeriden bilgi veriyor. Zaten mafyatik örgütler bu yolla çökertilir. Savcıların bir şey yapmasına gerek yok. Sedat Peker’in söylediklerini sıralayıp ifade alacaklar. Tek tek kişilerle uğraşmak yerine köklü bir temiz eller operasyonu gerekli. Ancak çarkın içindekiler çarkı temizleyemezler. Burada ana sorun savcılar değil, başsavcılar.

Türkiye seçim atmosferine girdi. Öyle ya da böyle erken seçim görünüyor. Yaptıkları son değişikliğin uygulanabilmesi için bir yıl geçmesi gerekiyor ya, nisandan sonra seçim güçlü olasılık…

Sandık güvenliğini şimdiden örgütlemeye başladık. Kusura bakmasınlar YSK’ye güvenmiyoruz. 81 ildeki sandık sorumlusu belli. İlçe başkanlarımız onları zaman zaman arayıp sağlama yapıyor.

Ekonomi, Nebati olayı falan değil. Onu aştı. Günübirlik yaşıyorlar. Tam bir talan ekonomisine döndü. Giderayak ne bulursak götürelim, diyorlar.

Beşli çete bir ara bizimle diyalog ortamı aramıştı. Artık bıraktılar. Umutlarını yitirmiş olmalılar.

Devlet kurumlarından bize bilgiler gelmeye devam ediyor. Bunları arkadaşlarımız değerlendiriyor. Hemen kullanma amacı da gütmüyoruz.

Helalleşme beklediğimden daha çok karşılık buldu. Tersine helalleşme de söz konusu oluyor. Bize gelip “Geçmişte size çok haksızlık ettik” diyorlar…

Sadece bizde değil dünyada da otoriter yönetimler döneminin sonuna geliniyor. Değişim Türkiye’den başlayacak.

Bu iktidar gidici. Halk bu kararı verdi. Her şey bizim daha fazla güven vermemize bakıyor. Bunun için Anadolu’yu dolaşıyoruz. Muhtarlarla toplantı yaptığımız gün vali de toplantı koyuyor. Ama çoğunlukla bizi tercih ediyorlar.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: HDP’nin Olduğu Masada Biz Olmayız

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözlerini değerlendirdi. Akşener “Bizim olduğumuz masada HDP olmaz” dedi.

İYİ Parti Lideri Akşener, Ankara’da partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi. Yaklaşık 5 saat süren toplantıda il il seçim hazırlıkları ve stratejileri değerlendirildi, bundan sonra atılabilecek adımlar masaya yatırıldı.

Habertürk’ten Mahir Kılıç’ın aktardığına göre toplantıda CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in HDP’ye bakanlık verilebileceği yönündeki sözleri de gündeme geldi. Söz alan birçok il başkanı o sözleri eleştirdi, HDP’nin kırmızı çizgileri olduğunu ifade etti.

İl başkanlarının konuşmasının ardından söz alan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz. Bu hassasiyetimiz devam edecek. Parti yetkilileri konuyla ilgili, parti hassasiyetleriyle ilgili gerekli açıklamalar yaptı” ifadelerini kullandı.

Gürsel Tekin ne demişti?

CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’e katıldığı bir televizyon programında, “İktidar olursanız HDP’ye bakanlık verecek misiniz?” diye soruldu.

Bu soruya karşılık olarak TBMM’de başkan vekillerinin her partiden seçildiğini belirten ve mevcut TBMM Başkanvekilinin HDP milletvekili olduğunu söyleyen Tekin, şöyle konuştu:

“HDP’li başkana elimizi kaldırıyor muyuz? Buna genel başkanlar dahil. ‘Sayın başkanım söz hakkı istiyorum’ Şimdi bunu hak sayacaksınız ama bu ülkeyi yönetmek için bu kabul olmaz…

O zaman seçime sokmayın kardeşim. Böyle bir şey olabilir mi? O zaman milli irade nerede kaldı. Bu seçmen yarın nasıl oy verecek kendi partisine. Elbette HDP’ye bakanlık verilebilir, her partiye verilebilir.”

Paylaşın

‘Altılı Masa’dan Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Sözlerine Yanıt

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili “Benim ismim üzerinde uzlaşma sağlanırsa, ben hazırım” çıkışı yaptı. Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri 6’lı masada yer alan diğer muhalefet partilerince “adaylık için yeşil ışık” olarak değerlendirilip “uzlaşı” vurgusu yapıldı.

6’lı masanın cumhurbaşkanı adayını ne zaman açıklayacağı tartışılırken CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Ben hazırım” sözleri 6’lı masada yer alan diğer muhalefet partilerinde de yankı buldu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun aktardığına göre, Kılıçdaroğlu’nun, daha önce 6’lı masada yapılan “uzlaşı” açıklamasına da atıfta bulunduğu değerlendirilirken Saadet Partisi yetkilileri, “Kılıçdaroğlu’nun soruya verdiği yanıt, makul bir yanıt. Bugüne değin Cumhurbaşkanlığı adaylığı ile ilgili adı geçen herkes zaten benzer açıklamalarda bulunuyor. Saadet Partisi olarak da ‘uzlaşıya’ işaret ediyoruz. Eğer masada 6 siyasi partinin lideri Kılıçdaroğlu’nun adaylığı ile ilgili bir uzlaşı sağlarsa, alınan karara saygı duyarız” değerlendirmesinde bulunuyor.

SP’li yetkililer, 6’lı masanın ikinci tur görüşmelerinin 2 Ekim’de, CHP Genel Merkezi’nde başlayacağına da atıfta bulunurak, “Ekimde, masada ortak aday masaya gelir. Liderler tartışırlar, bu isim Kılıçdaroğlu olacaksa Kılıçdaroğlu, başka bir isim olacaksa başka bir isim, her kimse değerlendirilir” yorumunu da yapıyor.

‘Mutabakat sağlanmalı’

DEVA Partisi yetkilileri ise daha önce genel başkan Ali Babacan’ın dile getirdiği “Önceliğimiz mutabakat ve ortak aday” sözlerini anımsatıyor. Partinin 6’lı masada ortak cumhurbaşkanı adayı konusundaki önkoşulunun “geçiş süreci üzerinde mutabakat sağlanması” olduğunun altını çizen DEVA Partili yetkililer, “Daha önce de belirttiğimiz gibi 6 siyasi partiyi öncelikli bir araya getiren en önemli konu güçlendirilmiş parlamenter sistem. Cumhurbaşkanlığı seçimi kazanıldığında ise geçiş süreci nasıl sağlanacak? 6’lı masada bu kararın alınması elzem. Hesap verilebilirlilik ve şeffaflık olması gerek. Bu mutabakat sağlandıktan sonra aday tartışılır” görüşünü dile getiriyor.

Yetkili kurullara işaret

İYİ Partili yetkililer ise Kılıçdaroğlu’nun sözleri sonrasında “partinin yetkili kurullarını” işaret etti. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in adaylık tartışmalarıyla ilgili olarak “Aday olma konusunda bir problem yok, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu da dahil olmak üzere” şeklindeki açıklamasına atıfta bulunan yetkililer, “Her zaman önemli konuları yetkili kurullarımızda tartışmışızdır. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusu için de partimiz önceden bir değerlendirme yapmak yerine yetkili kurullarda alınan karar doğrultusunda hareket edecektir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

‘Bakanlık’ Tartışmasına HDP’den Cevap: Bizim Üzerimizden…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) kurulduğu günden bugüne kadar hep tartışmaların odağında yer aldı. Çözüm sürecinde Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile yakınlaşmadan dolayı muhalefet partileri tarafından eleştirildi.

Milli Birlik ve Kardeşlik projesinin akametle sonuçlanması üzerine bu defa da muhalefet, yakın ilişkiler kurmaya çalıştı HDP ile.

Durum böyle olunca bu sefer de AK Parti, HDP üzerinden muhalefete yükleniyor.

HDP ayrı 6 farklı partiyle oluşturulan ittifakta yer almasına rağmen “6’lı masanın yanında yer almakla” eleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bundan hareketle “6’lı masanın altında PKK var” diyerek Millet İttifakı’na tepki gösterdi.

HDP sadece iktidar ve muhalefet arasındaki tartışmanın odağında değil, Millet İttifakı’nın içindeki kavganın da konusu oluyor.

CHP’li Gürsel Tekin’in bir televizyon programında HDP’li bir kişinin de bakan olabileceğini söylemesi ittifakın diğer ortağı İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu’nun tepkisine yol açtı.

Ağıralioğlu, Twitter’da yaptığı paylaşımda, “Kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz?” dedi.

İYİ Parti’nin hassasiyetlerine, Genel Başkanlarının ‘Terör örgütünün gölgesinin bile düştüğü yerde olmayız.’ beyanına, asgari ittifak hukukuna ve nezaketine rağmen, kime sordunuz da kime neyi veriyorsunuz? Bu gibi açıklamalar doğru değil ve biz böyle bir şeye asla razı olmayız” ifadelerini kullanan Yavuz Ağıralioğlu, tepkisini şöyle sürdürdü?

“Bu gibi talihsiz beyanatlar sebebiyle bir daha, açıkça şerh edelim ki: PKK’ya terör örgütü diyemeyen ve terörle bağını kopartamayan HDP ile asla yol yürümeyiz. İttifak hukukuna riayet ve karşılıklı saygı için bizim ilkelerimiz ve kırmızı çizgilerimiz dosdoğru anlaşılmalıdır. ”

Tekin ile Ağıralioğlu arasındaki tartışma devam ediyor. Bu konu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na dahi soruldu.

Peki HDP üzerinden yürütülen tartışmalara parti temsilcileri nasıl yaklaşıyor?

“Yönetime gelmek en meşru hakkımızdır”

Independent Türkçe’den Abdulhakim Günaydın‘ın haberine göre, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, öncelikle parti olarak böyle bir tartışmanın içinde yer almadıklarını söyledi.

Bir HDP’linin bakan yapılması gibi bir taleplerinin olmadığı gibi yürütülen tartışmanın bir tarafı da olmadıklarını vurgulayan Oluç, “Sayın Gürsel Tekin, görüşünü ifade etmiş ve İYİ Parti’den cevap gelmiş” dedi.

HDP’nin Türkiye’de 7 milyona yakın oy alan anayasa bağlı çalışma yapan bir parti olduğunu belirten Oluç, “Bu partinin seçmenleri ve yöneticileri Türkiye’de yönetime gelmek ve ortak olmak hedefiyle mücadele ediyor. Meşru ve anayasal bir partinin yönetime gelip gelemeyeceğine dair bir tartışmayı yapmak zaten başlı başlına gayri meşru bir durumdur. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bizim böyle bir tartışmamız yok ama bu ülkenin yönetimine gelmek bizim en meşru hakkımızdır” diye konuştu.

“Kimsenin haddine değil”

Bugüne kadar hiçbir biçimde hırsızlığa, yolsuzluğa, usulsüzlüğe bulaşmamış, demokratik siyasetten uzaklaşmamış ve bu konuda kararlı bir duruş sergileyen bir parti üzerinden yürütülen tartışmayı yanlış bulduğunu vurgulayan Saruhan Oluç, şunları söyledi:

“Eğer diğer partiler bugün HDP’nin durumunu tartışacaklarsa önce iktidar partileri kendi durumuna bakmamalılar. Bu ülkeyi nasıl yozlaşmış bir hale getirdiklerine bakmalılar. Muhalefet partileri de seçmenlerin çok önemli bir kısmını nasıl olur da yönetimden dışlarız hesabı içindelerse onlar da aynaya bakmalılar. Hiç kimsenin haddine değildir 7 milyona yakın oy alan bir parti yönetime gelebilir mi, gelemez mi tartışmasını yapmak. Hele Hele sürekli iktidara yeşil ışık yakan, iktidar kapısında ikbal arayışında olan birinin haddi hiç değildir.”

“Polemik yaratarak siyasette var olma gayreti gösteriyorlar”

Yıllardır HDP ve öncülleri partilerde milletvekilliği ve belediye başkanlığı yapan siyasetçi Sırrı Sakık da yürütülen tartışmalara tepkili.

Hem Cumhur İttifakı hem de Millet İttifakı’nda kendileriyle ilgili tartışmaların yürütüldüğüne dikkati çeken Sakık, “Bizim gündemimizde böyle bir şey yok. Biz bunları ne tartışıyoruz ne konuşuyoruz ama ne hikmetse hem Millet hem de Cumhur İttifakı’nın tek gündemi HDP” ifadelerini kullandı.

Sakık’a göre mevcut iktidar bir gedik açmak için zaman zaman bunu tartışıyor ve konuşuyor.

İki ittifakın da Türkiye’nin geleceğiyle ilgili projeleri olmadığını savunan Sakık, “Polemik üzerinden siyaseti götürmeye çalışıyorlar. Bu şahıslar yeminli Kürt düşmanıdır ve bizim muhatabımız değildirler. Bunların büyük çoğunluğu bizimle var olmaya çalışıyorlar. Başka bir varlık sebebi olmayan şahıslar siyasette faşizmle ayakta durmaya çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Yavuz Ağıralioğlu’nun bir ara İYİ Parti Grup Başkanvekili olduğunu, oradan alınıp genel başkan yardımcısı yapıldığı en sonunda bu görevine de son verildiğini anımsatan Sırrı Sakık, “Yani partide yok hükmünde sayılan biri HDP üzerinden polemik yaratarak var olmaya çalışıyor. Siz kimsiniz ki HDP’ye yön vereceksiniz?” diyerek tepkisini gösterdi.

“Kimin sayesinde birisi cumhurbaşkanı, diğeri başbakan olacak?”

“Birileri ‘çıkıyor cumhurbaşkanı’, bir diğer ‘başbakan olacağım’ diyor. Kimin sayesinde olacak?” diyen Sakık, şunları kaydetti:

Siz kimsiniz ki HDP’ye ayar vereceksiniz? Haddinize midir böyle bir şey söylemeye? HDP’nin gündeminde bu tartışmalar yok. HDP şunu söylüyor; bir ortak vatan inşa edilecek ve birlikte yaşayacaksak icazeti sizden değil halkımızdan alırız. 30 yıllık demokratik siyasette merciimiz halk olmuştur. Yeni bir yüzyıl şekilleniyor ve yeni yüzyılda ret, inkar ve asimilasyonu yok edecek bir anlayışa ihtiyaç var. Bunun da mimarı HDP olacak. Bakanlık gibi bir sorunumuz da yok. Asıl sorunumuz Türkiye’nin demokratikleşmesidir, özgürleşmesidir. Biz böyle bakıyoruz. 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin de içinde bulunduğu bir bakanlar kurulu yok muydu? Vardı. Siz kimsiniz, nesiniz? Sizin MHP’den ne farkınız var? Bizim mevcutlarla bir iktidar bloğunda buluşmak gibi bir çabamız olmadı, olamaz. Geçmişten bugüne hiçbir zaman küçük hesaplar içerisinde olmadık, olamayız.

“Absürt ve kabul edilemez bir tartışma”

Türkiye’nin Sesi Partisi kurucusu ve 63. Hükümet’in HDP’li Kalkınma Bakanı eski HDP’li Müslüm Doğan da yürütülen tartışmayı absürt ve kabul edilmez bulduğunu belirtti.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre kurulmuş Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen bir partinin temsilcisinin Bakanlar Kurulu’na uygun bulunmamasının Türkiye için son derece büyük bir kayıp ve ayıp olduğunu söyleyen Doğan, “Bu ülkede gerçek bir demokrasi varsa, iradelerin temsili ve hükümete katılım anlamında bunun normal bir durum olarak kabullenmesi gerekir. Sanki anormal bir durummuş gibi lanse edilmesi son derece yanlıştır” yorumunu yaptı.

“HDP hükümete ortak da olabilir, dışardan destek de verebilir” diyen Doğan, “Anayasa hükümleri gereğince kurulmuş ve 6 milyon civarında oy potansiyeli olan bir partinin hükümete katılımı hiçbir zaman sorun olmamalı” şeklinde konuştu.

Sorun olarak görülmesinin ülke demokrasi ve hukukunu tartışmalı olduğu anlamına geldiğini dile getiren Doğan, “Siyasi partiler kanununa göre kurulmuş bir partinin temsiliyetini nasıl engellersiniz? Ülke Olağanüstü Hal ile mi yönetiliyor veya yönetilecek? İYİ Parti’nin tasavvur ettiği ülke nasıl bir ülke ki HDP’ye yer vermiyor” diye sordu.

“Demokrasiyi içselleştirmediğinizi ortaya koyarsınız”

Siyaset yaparak TBMM’ye girme hakkı elde eden hiçbir partinin hükümette temsil edilmesinin engellenmemesi gerektiğine işaret eden Müslüm Doğan şöyle konuşarak sözlerini tamamladı:

Bu çok sıkıntılı bir tespit. Bence demokrasiyi içselleştiremeyen yapılar için gündem olabilecek bir konu. CHP böyle düşünüyor mu? 6’lı masa böyle bir projeyi ortaya koyabilecek cesareti gösterebilir mi? Doğrusu düşünmüyorum. 6’lı masadan HDP’nin sadece kapalı kapılar ardından var olan desteği söz konusu. Yani ‘açıktan değil kapalı kapılar ardından destek verin ve hükümette yer bulamazsınız, çünkü Türkiye’nin jeopolitiği veya siyasi durumu buna uygun değil’ derseniz o zaman demokrasiyi içselleşmediğinizi ortaya koymuş olursunuz.

Paylaşın

Yunanistan Basını: Seçimlere Kadar Türkiye İle Yüksek Gerilim Bekleniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumartesi günü Yunanistan’a yönelik yaptığı “Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız” açıklaması komşuda tartışma yaratmaya devam ediyor.

Yunanistan basını, Atina’nın 2023 seçimlerine dek Ankara ile ‘yüksek gerilim’ beklediğini yazdı.

Kathimerini gazetesinin İngilizce yayınında yer verilen haberde, “Hükümet yetkilileri, Türkiye ile en azından Haziran 2023’te düzenlenmesi beklenen parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerine dek bir yüksek gerilin dönemine hazır” ifadeleri kullandı.

‘Açıklamalar saçma bulunuyor’

Haberde “Türkiye’nin Yunanistan’ı sık sık yeni bir 1922 ile tehdit ettiği” belirtilerek şu ifadeler kullanıldı: “Yunanistan hükümeti bu tür çıkışlara kasten yanıt vermemeyi seçti; bu açıklamaları saçma buluyorlar ve iç kamuoyuna yönelik olduğunu düşünüyorlar.”

Yunanistan’ın “Türkiye’nin giderek daha fazla şekilde insansız hava araçları tarafından gerçekleştirilen hava sahası ihlallerinden endişe duyduğu” belirtilen haberde, “En azından Türk güçlerinin teyakkuz seviyesinin yükseltildiğine dair herhangi bir işaret görülmedi” denildi.

Haberde, iki hükümet arasında fazla temas olmadığı ama savunma bakanları Hulusi Akar ile Nikos Panagiotopoulos’ın zaman görüşmeler yaptığı belirtildi.

Ne olmuştu?

Erdoğan’ın hafta sonu Samsun’da katıldığı etkinlikte “Ey Yunan, tarihe bak, tarihe dön, çok daha fazla ileri gidersen bunun bedeli ağır olur. Yunanistan’a tek cümlemiz var, İzmir’i unutma. Adaları işgal etmeniz falan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz” ifadelerini kullanmıştı.

(Kaynak: Kısa Dalga)

Paylaşın

Başkanlık Sistemine ‘Diktatörlük’ Yorumu İfade Özgürlüğü

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’nin (TMMOB) “Parlementoyu, yürütme erkini tek kişi otoritesinin inisiyatifine tabi kılacak, diktatörlüğü kurumsallaştıracak, yeni tipte bir sermaye egemenliği, yeni tipte bir faşizm ve şeriat-hilafet anayasası olacaktır.” ifadeleri nedeniyle aldığı para cezasının, ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna hükmetti.

TMMOB’nin hem gene kurul kararında hem de danışma kurulunda Başkanlık Sisteminin oylandığı Anayasa referandumuna “hayır” diyeceğini açıkladığı kararlarına, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 32. maddesi uyarınca 228,01 TL idari para cezası uygulanmıştı.

“Yeni tipte bir faşizme hayır”

TMMOB’nin 26-29 Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen 44. Olağan Dönem Genel Kurulunda alınan kararların şu maddesi suçlama konusu yapıldı:

“AKP’nin ‘Yeni Anayasa’ ve ‘Başkanlık Sistemi’ne Hayır: AKP’nin Yeni Anayasası; neoliberalizmin kurumsallaşması, kamu üretimi, kamu girişimciliği, kamusal denetim ve hizmetin tasfiyesi yanı sıra yasama ve yargının önemli ölçüde budanmış bağımsızlığını tümüyle ortadan kaldıracak ve her iki kurum ile yasama organı olan parlementoyu, yürütme erkini tek kişi otoritesinin inisiyatifine tabi kılacak, diktatörlüğü kurumsallaştıracak, yeni tipte bir sermaye egemenliği, yeni tipte bir faşizm ve şeriat-hilafet anayasası olacaktır. TMMOB; AKP’nin Yeni Anayasasına ve Başkanlık Sistemine karşı ikirciksiz olarak hayır diyerek, bu sürece karşı emek ve meslek örgütleri ile ortak mücadele hattının oluşturulması için sorumluluk alır.”

Bu Genel Kurul kararı sonrasında 11 Şubat 2017 tarihli TMMOB 44. Dönem II. Danışma Kurulu da şu kararı aldı:

“Danışma Kurulumuz, yurttaşlık sorumluluklarımızın ve kamusal, toplumsal sorumluluklarımızın bir gereği olarak, referandumda ‘hayır’ tutumunun benimsenmesini tam bir görüş ve oybirliği ile karar altına almıştır.”

Güvenlik Şube ihbarıyla para cezası

TMMOB’nin resmi internet sitesinde yayımlanan kararlarla ilgili Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ihbarda bulundu. İhbarı inceleyen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İdari Yaptırım Bürosu, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz hakkında para cezasına hükmetti.

Koramaz, cezaya itirazları reddedilince AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

AYM: Kanunsuz ceza olmaz

AYM’nin gerekçeli kararında, Koramaz’a para cezasının, Yüksek Seçim Kurulu’nun kararının yanlış yorumlanarak verildiği belirtildi:

“İdari yaptırım kararında, YSK kararının, siyasi partilerin propaganda yapabileceğine dair düzenleme içerdiği ve bu düzenlemeden hareketle siyasi partiler haricinde hiçbir kişi ve kurumun propaganda yapamayacağı yorumundan hareket edilerek başvurucunun cezalandırıldığı görülmektedir.

Oysa YSK kararı, siyasi partiler harici hiçbir kişi ve kurumun siyasi propaganda yapamayacağına yönelik bir anlam içermediği gibi bu yönde yapılacak bir yorumun da seçim hukukuna ve söz konusu maddenin amaç ve içeriğine uygun olduğu söylenemez. Böyle bir varsayım, seçim dönemlerinde siyasi partiler haricindeki kişi ve kurumların seçime yönelik düşünce ve kanaatlerini açıklayamayacakları anlamına gelir.”

Kararda, TMMOB’nin görüşünü açıklamasının, siyasi partiler yönünden getirilmiş bir hükme dayanılarak cezalandırılmasının, ifade özgürlüğü kısıtlaması yönünden kanuni bir dayanağının bulunmadığına hükmedildi.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Altılı Masa Uzlaşırsa Adaylığa Hazırım

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Klıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, “Altılı Masa”da çatlak olmadığını uzlaşılması halinde cumhurbaşkanı adayı olabileceğini söyledi.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, altılı masanın kendi ismi üzerinde uzlaşması durumunda Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya, “Hazırım. Zaten devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli” diye yanıt verdi.

Kemal Kılıçdaroğlu “Altı ayrı lideriz, demokrasi istiyoruz, hak ve özgürlük istiyoruz. Birisi konuşuyor diğerleri biat ediyor, bizde öyle bir şey yok. Herkes düşüncesini söyler. Bugüne kadar açıkladığımız bildirilerde altı parti liderinin de imzası var. Buyursunlar onlar da yapsınlar. Altı lider ortak miting de yapabiliriz ayrı ayrı da yapabiliriz. Sorun miting değil bu sistem. Bu sistem Türkiye’yi felakete götürüyor” dedi.

Fox Tv yayınında “İlk yapacakları şeylerden birinin israfın önlenmesi olduğunu” belirten Kılıçdaroğlu “Bütün partilerin bu konuda çalışmaları var. Yazılı bir metne dökülecek o genelgeyi çıkaracağız. Devlette israf felaket pozisyonda. Araçlardan bir iki tanesi kalır geri kalanı satarsınız. Bir kişi için 13-14 uçak tutulur mu. Bir de diyorlar ki biz dindarız. İsraf haram değil mi ya! Sen bir çocuğun yatağa aç girdiği yerde nasıl 13-14 uçak tutarsın!” sözleriyle devam etti.

Kılıçdaroğlu MHP lideri Devlet Bahçeli’nin “Kılıçdaroğlu mutlaka sorgulanmalıdır” ifadesi sorulduğunda ise şu yanıtı verdi;

“Doğrudur tabii sorgulanmalı. Kılıçdaroğlu diyor ki Süleyman Şah türbesi neden kaçırıldı? Askeri hastaneleri kapattınız dünyada askeri hastanesi olmayan tek ordu Türk ordusu evet sorgulanmalıyım. Bunu söylüyorum. Suç mu işliyorum bunu sormak suçsa evet suç işliyorum. Siz ne yapıyorsunuz peki? Kılıçdaroğlu beşli çetelerin adamı değildir. Sizler gibi beşli çetenin önünde duran insanlar değildir. Evet sorgulanmalıdır. Beni sorgulamak istiyorsanız yüreğiniz varsa niye televizyonlarda karşıma çıkmıyorsunuz? Hodri meydan, Ama yapamazlar, şakşakçıları bulmuşlar efendim Kılıçdaroğlu sorgulanmalıdır. Sorgulayın efendin. Gelsin! Gelemez gelemez! Çükü ben haklıyım”

Kılıçdaroğlu Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık” ifadesi için de “Karar alınırken altı lider oturup karar alacağız. Dolayısıyla şu veya bu herhangi bir şekilde ironi de yapabilir başka bir konuşma da yapabilir. Burada önemli olan altı liderin karar almaları. Ve aldıkları kararları kapı arkasında değil kamuoyu önünde duyurmaları.” sözlerini kullandı.

Paylaşın

AK Parti’nin ‘Seçim’ Planı: Asgari Ücret, Enflasyon…

Erken seçim iddialarını kesin dille reddeden AK Parti’nin haziran ayına kadar ana gündemi ekonomik tablonun iyileştirilmesi olacak. Ödeme güçlüğü içindeki dar gelirliler başta olmak üzere gençler ve çiftçiler için kimi düzenlemeler yapmaya hazırlanan AK Parti seçime enflasyonun yüzde 50’ye indiği bir tabloyla gitmeyi hedefliyor. Yılbaşında ise asgari ücrete yaklaşık yüzde 50 zam yapılabileceği konuşuluyor.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın aktardığına göre, 18 Haziran’da yapılacağı açıklanan seçim için çalışmaların başladığı AK Parti’de bir yandan saha çalışmaları diğer yandan Meclis gündemi konuşulmaya başlandı. Parti bünyesinde oluşturulan komisyonlar seçim beyannamesi hazırlıklarını sürdürürken kampanya süreci için de program oluşturuluyor. Eş zamanlı olarak Meclis gündemi de planlanmaya başladı.

1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılının ilk işlerinden birinin “Maliye torbası” olması bekleniyor. Torba teklifte öğrencilerin KYK borçlarının faizinin silinmesi, 6 milyon dar gelirli vatandaşın icra ve haciz işlemleri başlayan elektrik, su borçlarının silinmesi, intörn hekim ve diş hekimlerine asgari ücret tutarı kadar ödeme yapılması, kiracı-ev sahibi arasındaki uyuşmazlıklar için arabuluculuk imkanı getirilmesi gibi düzenlemelerin yer alması bekleniyor.

Asgari ücret

Asgari ücrete temmuz ayında yapılan ara zamla birlikte gelir vergisi diliminin değişmemesi maaş düşüşlerine neden oldu. Getirilecek torba teklif içinde bu düşüşün yaşanmaması için de bir düzenleme yer alacağı ifade ediliyor.

Ancak bunlar alım gücü her geçen gün daha da düşen vatandaşları rahatlatmaya yetmeyecek. AK Parti’de şu an 5 bin 500 TL olan asgari ücretin yılbaşında yaklaşık yüzde 50 artışla 8 bin liranın üzerine çıkarılması gerektiği ifade ediliyor.

Enflasyon

Dar gelirlilere dönük desteklerin devam edeceğini açıklayan AK Partili yöneticilerin ekonomiyle ilgili asıl hesabı ise enflasyon oranının aşağı çekilmesi. Kasım ayına kadar enflasyondaki yükselişin devam edeceği, ancak aralık ayı ile birlikte “büyük büyük düşüşler” gerçekleşeceği ifade ediliyor. Aralık ve ocak aylarında 10’ar puan, sonrasında ise 4-6 puanlık düşüşlerin beklendiğini dile getiren AK Partili ekonomi kurmaylarının hesabına göre hedef 2023 yılının mayıs ayında enflasyonun yüzde 50 civarına çekilmesi.

Fiyatlar düşmese de enflasyondaki yükselişin durmasının önemli bir psikolojik etki sağlayacağı, sürekli yükseliş endişesiyle gelecek aylardaki ihtiyacını karşılamaya çalışan insanların bundan vazgeçmesiyle piyasanın daha da dengeleneceği kaydediliyor.

2023 yılı bütçe görüşmeleri başlamadan Meclis gündemine gelmesi beklenen konular arasında uzun süredir üzerinde çalışılan kripto paralarla ilgili düzenleme de var. Bu konudaki çalışmanın tamamlanıp Cumhurbaşkanlığına gönderildiği biliniyor. Şirketlerin güvenilirliğini arttırma, müşterilerin paralarının korunmasına yönelik güvenlik duvarlarını sağlamlaştırmaya yönelik teklifin konuyla ilgili ana çerçeveyi çizeceği, ayrıntıların ise ikincil mevzuatta düzenleneceği kaydediliyor.

Üzerinde çalışılan bir başka düzenleme ise “Katılım bankaları” olacak. Edinilen bilgiye göre bu finans kuruluşlarındaki “banka” ifadesi müşterilerinde yarattığı rahatsızlık nedeniyle kaldırılacak, sadece “finans kurumları” olarak isimlendirilecek.

‘Dezenformasyonla mücadele’ teklifi

AK Parti ve MHP’nin “dezenformasyonla mücadele yasası” olarak nitelendirdiği basın kanununda değişiklik öngören kanun teklifi de yeni yasama döneminin gündemlerinden biri olacak. Dezenformasyon suçunu tarif edip, hapis cezası getiren tartışmalı maddenin aynen geçirileceği, ancak Basın İlan Kurumu’nun yapısı ve ilan dağıtımı ile ilgili düzenlemelerde bazı değişiklikler yapılabileceği ifade ediliyor.

Meclis yaz tatiline girmeden kısa süre önce AK Parti’nin sunduğu çay kanunu teklifinin de yeni yasama döneminde çıkarılacağı kaydediliyor. Bu düzenlemeler hedeflendiği gibi görüşülüp yasalaşırsa Meclis kasım ayıyla birlikte yeni yıla kadar sürecek 2023 yılı bütçe görüşmeleri mesaisine başlayacak.

Paylaşın