Ankara’dan Türkiye’yi ‘Provokasyonla’ Suçlayan Arap Ligi’ne Sert Tepki

Arap Ligi Dışişleri Bakanları Türkiye’yi Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da “provokasyon” yapmakla suçladı ve müdahalelerine son vermesi çağrısında bulundu. Ankara ise verdiği sert yanıtta Türkiye’ye yönelik açıklamaları “tümüyle reddettiğini” bildirdi.

Ahval’in haberine göre Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyi’nin 158’inci toplantısında bakanlar Ankara’ya Irak, Libya ve Suriye’ye yönelik son askeri müdahalelerinin bölge genelinde güvenliği tehdit ettiği suçlamasını yöneltti.

Açıklamada “Türkiye’nin Libya’ya müdahalesi ile birlikte Suriye topraklarına olan saldırısı Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin prensiplerine ve Güvenlik Konseyi kararlarına aykırıdır” denildi. Bakanlar bu müdahalelerin sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Öte yandan açılış toplantısında Mısır ve Libya rasında gerginlik yaşandı. Mısır Dışişleri Bakanı ve beraberindeki heyet Libya Ulusal Birlik Hükümeti Dışişleri Bakanı Necla Menguş’un başkanlık etmesine tepki göstererek açılış oturumunda salonu terk etti. Libya Ulusal Birlik Hükümeti, Mısır heyetinin bu davranışının “Arap Birliğinin tüzüğüne aykırı olduğunu” ifade etti.

Dışişleri’nden sert tepki

Dışişleri Bakanlığı, toplantıda Türkiye’ye yönelik karar ve ifadelere ilişkin yazılı açıklama yaptı.

Açıklamada “Arap Ligi Dışişleri Bakanları Konseyinin 6 Eylül 2022 tarihinde düzenlenen 158. toplantısı, bir kez daha ülkemize yönelik mesnetsiz iddialar içeren karar ve açıklamalara sahne olmuştur. Bu karar ve açıklamaları tümüyle reddediyoruz.” denildi.

Kararların, “Dar görüşlü ve kısa vadeli bazı münferit çıkarların tesiri altında” alındığına vurgu yapılan açıklamada, “Bu kararlar Arap Ligi’ni, bölgesel sorunların çözümüne somut, yapıcı ve sürdürülebilir katkı sağlama imkanından mahrum bırakmaktadır.” değerlendirmesi yapıldı.

Açıklamada, önyargılı yaklaşımlara rağmen Türkiye’nin, milli güvenliğine ve çıkarlarına yönelik terör tehditleriyle mücadeleye, uluslararası hukukun ilke ve normları çerçevesinde devam edeceğinin de altı çizildi.

Türkiye’nin ayrılıkçı terörizme karşı yürüttüğü mücadelenin bölge ülkelerinin egemenlik, toprak bütünlüğü ve siyasi birliğinin korunması bakımından da kritik önem taşıdığı belirtilen açıklamada, “Türkiye, bölgede istikrar ve refahın tesisini ortak hedef olarak benimseyen tüm Arap Ligi üyesi ülkelerle çalışmaya hazır olduğunu bu vesileyle bir kez daha yinelemektedir.” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

Peker’in İddiaları AK Parti’de Rahatsızlık Yarattı; Erdoğan: Gereğini Yaptık

Organize suç örgütü kurmakla suçlanan Sedat Peker’in iddiaları AK Parti’de rahatsızlık yaratırken, Erdoğan’ın AK Parti MYK’da konuyu dile getiren partililere Taranoğlu ve Karaca’yı kastederek “Gereğini yaptık” karşılığını verdiği öğrenildi.

Sedat Peker, eski Sermaye Piyasaları Kurumu (SPK) Başkanı Ali Fuat Taşkesenlioğlu, kardeşi AK Parti Erzurum Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu ile Cumhurbaşkanlığı’na bağlı isimler Serkan Taranoğlu ve Kormaz Karaca’ya ilişkin “rüşvet ve yolsuzluk” iddialarını paylaştı. Söz konusu paylaşımın ardından iddiaların taraflarından açıklamalar geldi.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun edindiği bilgiye göre, Peker’in iddiaları AK Parti’de de “rahatsızlık” yarattı. AK Parti’li milletvekilleri, “söz konusu iddialar ile ilgili 2023 seçimleri için sahada yaptıkları çalışmalar sırasında kamuoyundan tepki gördüklerini” parti yönetimine iletti. “AK Parti’de siyaset yapan herkes zan altında kalıyor. Bu iddialar partimize zarar veriyor” diyen milletvekillerinin serzenişlerini, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son katıldığı Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında parti yöneticileri de dillendirdi.

“Aday yapılmayacak”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da AK Parti’lilerden gelen bu eleştirilere, Cumhurbaşkanı Danışmanı Serkan Taranoğlu ve Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyesi Korkmaz Karaca’yı kastederek “İki ismin de istifasını istedim, gereğini yaptık” karşılığını verdiği kaydedildi. Ayrıca AK Parti’li Taşkesenlioğlu’nun “2023 seçimlerinde bir kez daha Erzurum’dan aday yapılmayacağı” da iddia edildi.

Paylaşın

‘HDP’ye Bakanlık’ Kulisi: Gürsel Tekin Kişisel Konuştu, Parti Görüşü Değil

‘HDP’ye Bakanlık’ tartışması gündemin sıcak başlığı olmaya devam ediyor… Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “İktidara gelmemiz halinde HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklamaları tartışmaları beraberinde getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, HDP’ye olan bakış açılarının çok net olduğunu ifade ederek, “HDP’nin olduğu masada biz olmayız. Bizim olduğumuz masada da HDP olmaz” dedi.

Akşener daha sonra Yeniçağ TV’ye yaptığı açıklamada: “Sayın Gürsel Tekin çok tecrübeli kilit taşlarından birisidir. Böyle bir cümle kurduğuna göre, kanaat belirttiğine göre partisinin görüşlerini iletiyor demektir” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da 6’lı masada alınan kararların belirleyici olacağını söyledi.

HDP kanadından tüm bu tartışmalara yönelik açıklama ise Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’tan geldi.

HDP’nin kimseyle bakanlık pazarlığına girmediğini belirten Beştaş, “Buna rağmen, yapay tartışmalarla ve çirkin bir üslupla HDP’lileri aşağılamaya çalışanlardan, toplumu nasıl kucaklayıp ülkeyi nasıl yöneteceklerini de duymak isteriz’’ dedi.

”Gürsel Tekin kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile partisini zora sokmuştur”

Euronews Türkçe’ye konuşan CHP kaynaklarına göre, CHP’li Gürsel Tekin bu açıklamayı kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile yaptı ve partisini zora soktu:

“Son HDP tartışmasının çıkış nedeni, iktidardan çok mevcutta bir yetkisi olmayan CHP’li vekil Gürsel Bey ve eski milletvekili Barış Yarkadaş’ın konuşmaları. Parti görüşünü partinin ilgili kurulları yapar milletvekilinin yaptığı açıklamaları parti görüşünden ziyade şahsi görüş olarak değerlendirmek gerekir. Ha derseniz ki ne amaçla yaptı bu açıklama, özetle şunu söyleyebilirim kişisel kamuoyu oluşturma gayreti ile partisini zora sokmuştur.’’

Bu tartışmadan 6’lı masanın dağılacağı yönündeki açıklamaların da gerçeği yansıtmadığı hatta bunun bir yıpratma politikası olduğu düşünülüyor.

CHP kaynaklarına göre iktidar HDP’yi düşmanlaştırarak ve bu düşmanlıktan beslenerek iç politikada hamle yapıyor.

Parti kaynağına göre, mevcut iktidar seçimi kazanamayacağını gördüğü için HDP üzerinden altılı masada bir gedik açmaya ve toplumu da HDP üzerinden muhalefete oy vermemeye ikna etmeye çalışıyor.

“Bu haberi okuyanlar iyi anlayacaktır son bir kaç yıldır CHP’nin toplantılarından son dakikalar geçmiyor. CHP’de flaş başlıkları neredeyse atılmıyor. Olmayan olaylar ya da alınmayan kararlar kamuoyuna doğruymuş gibi yansımıyor. Demek ki bir gedik CHP lideri Kemal Bey tarafından kapatıldı. Akşener ve İYİ Parti kuruldukları ilk günden beri o çizgide. Yeni bir şey söylemediler. Bu tarz tartışmalar alevlendikçe ara ara bu yönde beyanlar veriyorlar.’’

”Cumhurbaşkanlığı seçimine giderken masanın dağılması mümkün değil”

CHP kaynakları 6’lı masanın dağılmasının mümkün olmadığını ve bu yöndeki beklentinin boşa olduğunu ifade ediyor.

“Masanın dağılması mümkün değil. Hatırlayalım Türkiye siyasi tarihinde bir dönüm noktası CHP’den milletvekillerinin istifa edip İYİ Parti’ye katılması ve İYİ Parti’nin seçime katılmasındaki engelin kalkmasıydı. İki parti arasında o günden beri oldukça anlayışlı bir süreç gitmekte. Yerel seçimde birinin aday çıkardığı yerde diğerinin çıkarmaması ya da uzlaşılarak iki partinin de o seçim bölgesinde aday çıkarması, meclis üyeleri listeleri iki parti arasındaki ilişkinin ne kadar doğru bir zeminde ilerlediğinin göstergesi. Bunu niye söylüyorum çünkü altılı masanın ana unsurları bu iki parti. Ve altılı masa dağılacak mı sorusu aslında CHP ile İYİ Parti ayrılacak mı? Ben cumhurbaşkanlığı seçimine giderken böyle bir ayrılığın olacağını düşünmüyorum. Peki neden sürekli bu tartışılıyor? Bunun nedeni de iktidarın bu masanın dağılmasını istemesi ve gündemi bu tartışmaya sıkıştırması. Bilerek ya da bilmeyerek bir çok insan ülkenin en önemli sorunlarını bir kenara bırakıp saatlerce bu konuyu konuşup tartışıyor.’’

“Adaya ilişkin bir anlayış birlikteliği var ama henüz isim belirlenmedi”

Ortak aday konusunda ise bir anlayış birlikteliği olduğu fakat ismin henüz belirlenmediği vurgulanıyor:

“Ortak aday konusunda bütün siyasi liderler aynı gözlemde. Adaya ilişkin bir anlayış birlikteliği de var ama henüz isim belirlenmedi. Anlayış ve ilkelerde uzlaşıldıktan sonra aday isminin belirlenmesi emin olun çok kolay. Daha önce de partimizden ilgili yetkililer açıkladı. Seçim tarihi resmi olarak duyurulsun aday da duyurulacak. Ve yeni Cumhurbaşkanı altılı masanın adayı olacak.’’

Saadet Partisi kaynakları ise bu gündemin suni olduğunu ve HDP’nin başka bir ittifakta yer aldığına dikkat çekiyor.

“En başından beri HDP 6’lı masada yer almıyor diyoruz fakat anlaşılmıyor. HDP başka bir yol ve ittifakın içinde. 6’lı masanın gündeminde bu suni tartışmalar yer almıyor. Amaç huzursuzluk yaratmak fakat bizim ülkenin dertlerine çözüm bulmak gibi bir gayretimiz var. Ve bu bağlamda masadaki her siyasi parti üstüne düşeni yapmaya çalışıyor. Komisyonlarımız çalışıyor ve ülke gündemi ile ilgiliyiz.’’

DEVA Kaynakları: CHP’nin kendi içindeki gerginlikten kaynaklandı

DEVA Partisi kaynakları da bu tartışmanın CHP’nin kendi içindeki bir gerginlikten kaynaklandığı görüşünde.

“Bu tartışma özelinde biz bir şey söylemedik. HDP, altı milyon seçmen oyu aldı hatta temsil ettiği kitle çok daha büyük. Bizim de temaslarımızı sürdürdüğümüz bir parti. Gündemde olan tartışma Diyarbakır’daki il yönetiminde yaşanan gerginliğin ardından geldi. Bizce iç dinamikleriyle alakalı. Üstüne masanın dağılacağı tartışmaları yürütüldü. Bu masanın devam etmesi için çaba gösteriyoruz, Türkiye açısından bir umut var. Bu sistem ülkenin başında kara bulut ve yeni bir parlamenter sistem inşa edilmeli. O nedenle iş birliği yapmak zorundayız. Sistem değişikliği için ortaklaşmak lazım ve hatta masada olmasa bile keşke aday ekseninde bir genişleme olsa. Ardından da adaylık tartışması sürdürüldü. Bu tartışmanın bu şekilde yürümesi bile çok sağlıklı, herkes fikrini söylüyor. Ayrıca seçim sathına girilmeden bir aday üzerinde konuşmak riskli, yıpratılır.’’

Paylaşın

Altılı Masa, Ortak Adayda Uzlaşamıyor Mu?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebilir” açıklaması altılı masadaki adaylık tartışmalarını hızlandırdı. İYİ Parti cephesi, son dönemde gündeme getirdiği Mansur Yavaş ismini kulislerde daha fazla dillendirmeye başlarken, CHP’li yetkililer ise “Masanın doğal adayı Kemal Kılıçdaroğlu” görüşünü savunuyor. HDP’den ise “Kimseyle pazarlık halinde değiliz” tepkisi geldi.

TV100’de katıldığı bir programda HDP ile ilgili bir soru üzerine “HDP’ye bakanlık verilebilir” diyen CHP’li Gürsel Tekin’in sözleri Ankara’da bir süredir konuşulan adaylık tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu, Koray Aydın ve Musavvat Dervişoğlu gibi isimlerin büyük tepki gösterdiği Tekin’in sözleri tartışılırken, bir gün sonra da Kılıçdaroğlu’ndan adaylıkla ilgili önemli bir açıklama geldi. FOX TV’de konuşan Kılıçdaroğlu, “Adaylığa hazırım” dedi.

Bunun üzerine İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de, dün Yeniçağ gazetesinin Youtube kanalında “HDP’nin olduğu masada biz olmayız” açıklamasında bulundu; adaylıkla ilgili de “kazanacak aday” vurgusu yaptı. İYİ Partili Yavuz Ağıralioğlu da “Milletin ümitlerini ‘ben aday olacağım’ heveslerine kurban etmeyelim” diyerek adaylık tartışmasını sürdürdü.

İYİ Partili Kavuncu: Kafamıza göre söylemedik

Ankara’da tüm bu gelişmeler yaşanırken DW Türkçe’den Eray Görgülü, “HDP’ye bakanlık” açıklamasıyla başlayan ve adaylık polemiğine kadar varan süreçle ilgili Başkent kulislerine mercek tuttu. Adaylıkla ilgili tartışmalar, İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Buğra Kavuncu’nun “Sahada en çok duyduğumuz isim Mansur Yavaş” sözleriyle başlamıştı.

Katıldığı bir televizyon programında bu ifadeleri kullanan Kavuncu, “Anlat İstanbul” projesi kapsamında 85 bin seçmenden veri alarak bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmanın sonuçlarının kendisine sorulduğunu belirten Kavuncu, “Konu altılı masaya ve adaya gelince biz de tespitlerimizi söyledik” dedi. Veri toplamanın yanı sıra altı aylık bir çalışma süresince milyonlarca kişiyle temas ettiklerini de kaydeden Kavuncu, “Biz bunu kafamıza göre söylemedik. Cumhur İttifakı’ndan kopan kararsız seçmenin Mansur Başkan lehine döndüğünü görüyoruz. O çalışma sonucundaki tespitimizi söyledik” ifadesini kullandı.

Kavuncu, tespitlerini önceki gün Ankara’da düzenlenen il başkanları toplantısında da dile getirdiğini ifade etti. Diğer il başkanlarının da büyük oranda benzer tespitlerde bulunduğunu vurgulayan Kavuncu, “Türkiye kritik bir seçime gidiyor ve önemli olan kazanmaktır” dedi. Kavuncu, buna karşın il teşkilatlarının görevinin genel merkez politikasını sahaya yansıtmak olduğunu kaydederek, “Altılı masadan hangi aday çıkarsa çıksın canla başla çalışırız” dedi.

CHP yöneticileri “Doğal aday Kılıçdaroğlu” diyor

CHP kulislerinde ise İYİ Parti’den gelen tepkilere karşı genel itibarıyla bir sessizlik hakim olsa da Kılıçdaroğlu’nun adaylığına kesin gözüyle bakılıyor.

CHP’li üst düzey bir yetkili, son kararın partilerin yetkili kurullarında verileceğine dikkat çekerek, “Adaya altılı masa karar verecek” ifadesini kullandı. Aynı yetkili, Akşener’in “kazanacak aday” kriterini gündeme getirdiğinin hatırlatılması üzerine de “Tabii ki biz de bu kriteri gözeteceğiz. Ancak, yağsız pilav olur mu olur, pirinçsiz pilav olur mu, olmaz” sözleriyle adaylık konusunda partisinin Kılıçdaroğlu ısrarındaki tutumunu anlattı. Aynı yetkili, masanın doğal adayının Kılıçdaroğlu olması gerektiğini de savundu.

HDP: Kimseyle pazarlık yapmayız

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş ise, sürece “bir akıl tartıştırıyor” iddiasıyla katıldı. Beştaş, süreci tartıştırmak ve meseleyi bilerek kaşımak isteyen bir aklın devrede olduğunu bildiklerini ifade etti. “HDP’ye bakanlık” tartışmaları ile ilgili “Kimseyle pazarlığımız söz konusu olamaz” diyen Beştaş, adaylık tartışmaları ile ilgili de 27 Eylül’de yayınladıkları deklarasyonu hatırlattı.

HDP, 11 maddelik ilkeleri içeren demokrasi tutum belgesini 27 Eylül 2021’de yayınlamış ve bu ilkelere uymayan cumhurbaşkanı adayını desteklemeyeceğini açıklamıştı. Bu açıklama ile HDP’nin Meral Akşener ile Mansur Yavaş’ın adaylığını desteklemeyeceği yorumları yapılmıştı.

Deklarasyonlarının çok açık olduğunu belirten Beştaş, “Türkiye’yi bu cendereden çıkartacak, daha demokratik, daha özgürlükçü, ekonomik buhranın kesinlikle azaltılacağı bir mücadele hattındayız. Emek ittifakı olarak büyüyerek, genişleyerek üçüncü yol olarak ciddi seçenek yürümeye devam ediyoruz” ifadelerini de kullandı.

Paylaşın

ABD’den Türkiye Ve Yunanistan’a Çağrı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yunanistan’ı Ege Denizi’nde askerden arındırılmış statüye sahip adalar üzerinden “Bir gece ansızın gelebiliriz’’ sözlerini yinelemesi üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan açıklama geldi.

ABD Dışişleri Bakanlığı, VOA Türkçe’ye yaptığı yazılı açıklamada, ‘’Yunanistan’ın bu adalar üzerindeki egemenliği sorgulanamaz’’ dedi ve tüm ülkelerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini kaydetti.

“Rusya’nın egemen bir Avrupa devletini yeniden işgal ettiği bir dönemde, NATO müttefikleri arasındaki gerilimi arttırabilecek açıklamalar bilhassa yararsız’’ ifadelerini kullanan ABD Dışişleri Bakanlığı, tüm tarafları gerilimi daha da arttırabilecek söylem ve eylemlerden kaçınmaya çağırdı.

ABD’nin tüm NATO üyelerini birlikte çalışmaya ve diplomatik çözümlere teşvik ettiğini belirten bakanlık, “NATO müttefiklerimiz Yunanistan ve Türkiye’yi bölgede barış ve güvenliğin korunması ve farklılıkların diplomatik yollarla çözülmesi için birlikte çalışmaya teşvik etmeye devam ediyoruz’’ dedi.

Konu Pentagon’un da gündeminde

Yunanistan-Türkiye gerginliği, ABD Savunma Bakanlığı’nın günlük basın brifinginde de gündeme geldi.

Pentagon Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder, “Size söyleyebileceğim şey; Bakan Austin’in geçmişte hem Türk hem de Yunan savunma bakanlarıyla görüştüğü ve yapıcı bir diyalog yoluyla Ege’deki gerilimi azaltmaya yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini vurguladığıdır” dedi.

‘Yunanistan kendine çeki düzen verme yoluna girdi’

Ankara, Ege adalarının 1923 ve 1947 anlaşmaları uyarınca Yunanistan’a silahlandırmaması koşuluyla verildiğini söylüyor. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Atina’nın adaları silahlandırmaya devam etmesi halinde, Türkiye’nin bu adalar üzerindeki Yunan egemenliğini sorgulamaya başlayacağını defalarca dile getirmişti.

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ise Türkiye’nin Yunanistan’ın adalar üzerindeki egemenliğini sorgulayan tutumunun “saçma” olduğunu söylemişti.

Erdoğan, cumartesi günü Samsun’da TEKNOFEST’te yaptığı açıklamada Yunanistan’ı eleştirerek, “Adaları işgal etmeniz filan bizi bağlamaz. Vakti saati geldiğinde gereğini yaparız. Hani diyoruz ya, bir gece ansızın gelebiliriz” demiş ve “Yunanistan’a bizim tek cümlemiz var: İzmir’i unutma” şeklinde konuşmuştu.

Erdoğan Balkan turunun ilk durağı olan Bosna Hersek’e hareket etmeden önce de, Yunanistan’la yaşanan gerilimle ilgili “Bu kilit atma olayı noktasında hassasiyetimiz kararlılıkla devam ediyor. Yunanistan bunun farkında. Bunun farkında olduğu için kendilerine onlar da bir çekidüzen verme yoluna girmiş vaziyetteler. Bundan sonraki süreçte de Yunanistan Türkiye’yle nasıl bir ilişki içerisinde olacağının herhalde kararını çok daha düşünerek verecektir. Aksi takdirde hep söylediğim gibi yine söylüyorum, bir gece ansızın gidebiliriz” demişti.

Yunanistan ise “aşırı ve yokuş aşağı giden açıklamaların peşine düşmemekte kararlı oldukları” tepkisini paylaşmıştı. Yunan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, “Tehlikeli bir dönemde ittifakımızın bütünlüğüne kimin dinamit koyduğunu açıkça ortaya koymak için müttefiklerimizi ve ortaklarımızı provokatif açıklamaların içeriği konusunda bilgilendireceğiz” denilmişti.

Avrupa Birliği Dönem Başkanı Çek Cumhuriyeti de, Erdoğan’ın açıklamalarını “kabul edilemez” olarak nitelendirmişti.

Çek Dışişleri Bakanlığı’nın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Hedeflerimizden biri de AB-Türkiye diyaloğunu teşvik etmektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan’a hitaben yaptığı son açıklama gibi, AB’ye üye devletlerin kabul edilemez şekilde tehdit edilmesi bu konuda son derece yararsızdır” denilmişti.

Dışişlerinden tepki

AB Dönem Başkanlığı’ndan gelen bu açıklamaya Ankara tepki göstermişti. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tanju Bilgiç yazılı açıklamasında, “AB Dönem Başkanı sıfatıyla Çekya Dışişleri Bakanlığının ve diğer bazı AB kurumlarının ülkemize dair yaptıkları açıklamaların bizim açımızdan bir anlam ve değeri yoktur. AB’nin üyelik dayanışması gerekçesiyle Yunanistan’a Ege ve Akdeniz ihtilaflarında sorgusuz sualsiz destek vermesi hem AB’nin kendi muktesebatına hem de uluslararası hukuka aykırıdır” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

Muhalefet, HDP Koridoruna Sıkıştırıldı

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, muhalefetin HDP üzerinden köşeye sıkıştırıldığını söyledi. Zeyrek, 2023’te yapılması planlanan seçimin ikinci tura kalması durumunda sonucu HDP seçmeninin belirleyeceğini hatırlattı.

Zeyrek, bugünkü köşe yazısında iktidarın muhalefete karşı kullandığı en önemli kozun hep HDP olduğunu söyledi:

Farkında mısınız? İktidarın muhalefete karşı kullandığı en önemli koz HDP oluyor. HDP, televizyon ekranlarında en çok konuşulan ama hiç konuşturulmayan bir parti haline geldi. Herkes HDP’yle ilgili ağır hüküm cümleleri kuruyor, suçlamalar yöneltiyor ama kimse bir HDP’liye dönüp “bu konuda sizin görüşünüz ne” diye sormuyor.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve ekibi ülkede öyle bir popülist milliyetçi hava oluşturdu ki o havanın dışına çıkıldığında kıyamet kopacağı algısı yaratıldı. Nedir o hava? “HDP demek PKK demektir. HDP’yle bir şekilde ilişkilendiğinizde, iş birliği yaptığınızda PKK’yla iş birliği yapmış olursunuz.”

“Bu hava milliyetçi oylarını MHP’ye geri kaptırmak istemeyen İYİ Parti’yi esir almış vaziyette” diye devam eden Sözcü yazarı, şunları yazdı:

CHP, bu cümleye inanmasa da İYİ Parti’nin ve sağcı seçmenin desteğini kaybetme endişesiyle de iktidarın kendisini sıkıştırdığı HDP koridorundan çıkamıyor. Bu politika o kadar işe yarıyor ki “altılı masa”nın en yumuşak karnı HDP haline gelmiş vaziyette. Son olarak CHP İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin’in ve eski İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş’ın konuşmaları üzerinden bir HDP eksenli CHP-İYİ Parti kavgası yaratılmaya çalışılıyor.

“Kendi görüşleridir, partiyi bağlamaz” denilerek kolayca içinden çıkılabilecek bir polemik, iktidarca kaşınıyor ve büyütülüyor, CHP ve İYİ Parti bu tuzağa düşmeye devam ediyor. Muhalefet de iktidar da ister kabul etsin ister kabul etmesin: Ülkede Cumhur ve Millet İttifakı’nın dışında 6-7 milyon seçmeni olan üçüncü bir ittifak var ve o ittifakın dinamosu HDP’dir.

Cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa sonucu HDP seçmeni belirleyecek. HDP seçmeninin oyuna Millet İttifakı adayı kadar Cumhur İttifakı adayı olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da ihtiyaç duyacak ve Erdoğan bunun farkında. İYİ Parti ve CHP’liler HDP’yi öcüleştirip dışlaya dursun, Lice’de Bırkleyn Mağaralarında Feqiye Teyran’ın “Gülistan” türküsünü söyleyip halay çeken İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, muhalefeti HDP koridorunda sıkıştırmanın keyfini sürüyordu.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Alevi Açılımını Erdoğan Engelledi

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, katıldığı bir televizyon programında, 2016’daki ‘Alevi açılımı’nı AK Parti’nin seçim beyannamesine koymalarına rağmen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘gelirse onaylamam’ diyerek engellediğini söyledi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Halk TV canlı yayınına katılarak Suat Toktaş’ın sorularını yanıtladı.

Gündemi değerlendiren Davutoğlu, ‘Alevilik’ tartışmasına da değindi. “Cumhurbaşkanı adayının Alevi olması sizin için sorun mu?” sorusuna ‘Hayır’ cevabını veren Ahmet Davutoğlu şöyle devam etti:

“Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi etnik ve mezhebi kökenden, hangi siyasi felsefeyi benimsemiş olurlarsa olsunlar hepsi eşit vatandaştırlar. Bunu böyle ortaya koyduktan sonra… Sayın Kılıçdaroğlu bu konuda kanaatlerini paylaşıyor ama. Her zaman ‘6’lı masada karar vereceğiz’ diyor. Şu ana kadar 6’lı masaya böyle bir talep gelmedi, böyle bir tartışma olmadı.”

Son dönemde cemevi ziyaretlerinin yapıldığını hatırlatan Gelecek Partisi lideri Davutoğlu, 1 Kasım 2016 seçimleri öncesi seçim beyannamesine eklediklari ‘Alevi Açılımı’nı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın engellendiğini söyledi:

“Alevi toplumumuzla ilgili yapılan açıklamalar, birtakım düzenlemeler. Peki yıllardır neden yapmadınız? Neden 2016’da her şey hazırken ve ben bunu hükümet programına, seçim beyannamesine koymuşken, Sayın Erdoğan bunu neden engelledi?

Alevi açılımını Sayın Erdoğan engelledi, çok açık, herkes bilir bunu. 1 Kasım seçimlerinde beyannamemizde vardı. Bütün Alevi derneklerini toplayarak istişare ederek oraya koyduk bunları.

İlk 3 ayda vaatleri yerine getirdikten sonra reformlar için paketin içindeydi. 2016’nın yazında bu konuyu bitirecektik. Beyannameye koyduk, cumhurbaşkanından geçmesi lazım, yasal düzenleme. Nihayetinde cumhurbaşkanı imzasıyla geçecek bunların hepsi, ‘gelirse onaylamam’ dedi.

Diyanet İşleri Başkanı’nın da Hayrettin Karaman hocanın da açık desteği vardı. Net olarak onların da desteğini alarak gittim, ortak toplantılar da yapıldı. Sünni kanaat önderlerinden herhangi bir engelleme de gelmedi.”

Paylaşın

TİP Başkanı Erkan Baş: Birileri Emeğimizi Çalarak Zenginleşiyor

Hakları için iş bırakan Ağaç ve Peyzaj A.Ş. işçilerini ziyaret eden TİP Başkanı Erkan Baş, burada yaptığı konuşmada, “Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız.”

Erkan Baş, konuşmasının devamında, “Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Ağaç ve Peyzaj A.Ş.’de çalışan işçiler, toplu iş sözleşmelerinin yapılmaması ve açlık sınırının altında kalan ücrete çalıştırılmalarına karşı iş bıraktı.

DİSK’e bağlı Birleşik Tarım Orman İşçileri Sendikası (BTO-Sen) tarafından Saraçhane Parkı’nda 5 Eylül Pazartesi günü başlatılan iş bırakma eylemine, bugün TİP Genel Başkanı Erkan Baş, HDP İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu ve Züleyha Gülüm de destek verdi.

Burada konuşan Baş, Ağaç A.Ş. işçilerinin haklı mücadelesinde sonuna kadar yanlarında olacaklarının mesajını vererek “Sizler zaten burada toplanarak, yan yana gelerek, örgütlenerek çok şeyi söylüyorsunuz. Bize düşen sizin yükselttiğiniz o sesin yanında olmak, sizin yükselttiğiniz sesin tüm Türkiye’de duyulmasına yapabiliyorsak bir katkı koymaktır” dedi.

Baş, konuşmasının devamında şu sözleri kaydetti:

“Şunu bilmenizi istiyorum, bizim için dünyada en önemli şey işçi haklarıdır. İşçi sınıfının hakkı, alın teri, emeği bizim kırmızı çizgimizdir. Karşımızda kim olursa olsun ister devlet yetkilileri olsun, ister patronlar olsun, işçi arkadaşlarımız hak mücadelesine girdiyse bizim yanımız işçilerin yanıdır, işçilerin içinde olmaktır.

‘Birileri emeğimizi çalarak zenginleşiyor’

Bugün Türkiye’nin dört bir yerinde ülkenin içinden geçtiği durumu konuşuyoruz, ekonomik krizi konuşuyoruz, yoksulluğu konuşuyoruz, açlığı konuşuyoruz. Ama burada sizlerin arasında bir şey daha söylemek istiyorum. Evet her gün yoksullaşıyoruz, her gün açlıkla boğuşuyoruz her gün işsizlik tehdidiyle karşı karşıyayız. Çalıştığımızda kuralsız çalışmaya, her tür sömürüye maruz kalıyoruz. Ama hepsinin nedenini biliyoruz. Biz yoksullaşıyoruz çünkü bu ülkede birileri her gün zenginleşiyor, haksız yere zenginleşiyor, emeğimizi çalarak zenginleşiyor.

Utanmadan sabah akşam Türkiye büyüyor, ekonomi büyüyor diyorlar. Doğru ama büyüyen sadece onların sarayları, büyüyen sadece onların cepleri, büyüyen sadece bir avuç tefeci bezirgân bu memlekette. Her şeyi yaratan, emekle, alın teriyle bu ülkeyi omuzlarında taşıyan işçilere ise hep kriz hep kriz hep kriz. Yeter kardeşim yeter. Artık bu krizin faturasını işçiler ödemeyecek, emekçiler ödemeyecek. Siz milyonlarınıza milyon katarken şu işçileri düşünüyor muydunuz hiç? Siz her gün zenginleşirken işçiler de zenginleşir diyor muydunuz? Hayır sadece kendisini düşünen bir avuç asalak memleketin tepesine çökmüş bütün zorlukları bütün eziyeti işçiler emekçiler çeksin istiyorlar

Bunu kabul etmeyeceğiz, bunu reddedeceğiz. Nerede olursa olsun, karşımızda kim olursa olsun işçilerin hak mücadelesinde din, dil, ırk ayrımı gözetmeden, siyasi parti ayrımı gözetmeden sadece ve sadece işçinin alın teri için mücadele edeceğiz. İşçi hakkını alacak çizgisinde buluşacağız. O yüzden sonuna kadar yanınızdayız, her gün yanınızda olacağız. Buradan herkese sesleniyoruz. Sesimizi herkes duysun. İşçi kardeşlerimiz yan yana gelmişler omuz omuza vermişlerse bu mücadelede hakkettiklerini alana kadar elimizden gelen ne varsa yanlarında olmaya devam edeceğiz ve sonunda inanıyoruz; işçiler birleştiğinde işçiler mutlaka kazanacak, patronlar, patronlara dostluk edenler yenilecekler. Biz kazanacağız biz kazanacağız!”

“Biz kazanacağız”

Baş’ın ardından konuşan HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm ise şu ifadeleri kullandı: “Müthiş bir enerji görüyorum, müthiş bir direniş görüyorum, müthiş bir umut görüyorum yüzlerinizde. Kararlılığınıza hayranım, bütün işçiler böyle bir kararlılık sergilediğinde, ezilenler böyle bir kararlılık sergilediğinde karşımızda kimse durabilir mi?

Biz yan yana durduğumuzda, biz güçlü olarak ‘hakkımızı istiyoruz ve vereceksiniz’ dediğimizde biz kazanacağız.

Biz biliyoruz ki kazandıracak olan şey ezilenlerin, sömürülenlerin, yok sayılanların ortak mücadelesidir. Bu mantıkla, bu akılla hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz. Yanınızda olmaya devam edeceğiz, biz kazanacağız!”

(Kaynak: İleri Haber)

Paylaşın

CHP Kurmayları Kılıçdaroğlu’nun ‘Hazırım’ Çıkışını Değerlendirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun bir televizyon programında yaptığı “Altılı masa ismim üzerinde uzlaşırsa hazırım” açıklamasını CHP kurmayları değerlendirdi.

Cumhuriyet’ten Sapr Sağkal‘ın aktardığına göre, adayın açıklanacağı tarihin henüz belli olmadığını söyleyen kurmaylar, “Millet masası son kararı verecektir. Genel başkanımız da yaptığı açıklamada onların kararına saygı duyduklarını söyledi. Bizim birinci önceliğimiz Türkiye’nin temel sorunları, buna karşı çözüm önerileri ve yol haritası. En önemli nokta bu” yorumunu yaptı.

Bir aday açıklaması yapılmadan önce o adayın seçildikten sonra neler yapacağı, yetkilerinin neler olacağı, sistem değişikliğinin nasıl gerçekleşeceği gibi konuların açıklanacağını söyleyen CHP’liler, “Bu masanın asıl konusu Türkiye’nin sorunları. Türkiye bir avuç tefecinin kucağında, ekonomide sıkıntı var. Adaylık en son konuşulacak şey. Birinci öncelik adaylık olursa AKP’den farkımız olmaz. Tek adam rejiminin Türkiye’yi getirdiği nokta belli” dedi.

“Her alanda hazırız”

“CHP, Kılıçdaroğlu’nun adaylığına hazır mı” sorusunu yanıtlayan kurmaylar, şunları söyledi:

“Biz zaten yerel seçim bittikten sonra sahada kalmaya devam ettik. Sadece seçim dönemlerinde değil her zaman çalıştık. Pandemide bile sahadaydık ve Türkiye’nin temel sorunlarının nasıl çözüleceğini anlatıyorduk. Aday kim olursa olsun saha çalışmalarımızda bir değişiklik olmayacak ve bu tempoda devam edecek. CHP her zaman sahada olduğu için hazır. Sandık güvenliğinden projelere kadar hazırız.”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, katıldığı bir televizyon programında, altılı masanın kendi ismi üzerinde uzlaşması durumunda Cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına ilişkin soruya, “Hazırım. Zaten devletin nasıl yönetilmesi gerektiği belli” diye yanıtı vermişti.

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: Tek Dil, Tek Millet Hitler’in Sloganıdır

Kobani davasının 16. duruşmasına SEGBİS aracılığıyla bağlanarak savunma yapan Selahattin Demirtaş, “Bir kimlik etrafında bütünleşmeden ortak ulusal değerler yaratılabilir. Devletin ve bizim çok kültürlü ulusun bağımsızlığını simgeleyen bayrak bunlardan biridir” dedi.

Demirtaş, savunmasının devamında, “Hukuk, ulusal birliğin güvencelerinden biridir. Diller de bunlardan biridir. ‘Burası Türk yurdudur. Sevmeyen terk etsin’ diyorlar. Hayır burası hepimizin yurdudur. Kürt olarak benim Ankara’da, Trabzon’da hakkım var. Bölünmeyi engellemenin yolu tekleştirmek değil birleşmektir. Birlik çokluktur. Tek dil, tek millet Hitler’in sloganıdır.” ifadelerini kullandı.

Kobani davasının 16. duruşma periyodunun 6. oturumu Sincan Cezaevi Kampüsündeki Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Davada, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) önceki dönem Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ile Selahattin Demirtaş, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, HDP Onursal Başkanı Ertuğrul Kürkçü ve HDP MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 21’i tutuklu 108 kişi yargılanıyor.

Sincan Cezaevi’nde tutulan siyasetçiler duruşma salonunda hazır bulunurken, farklı cezaevlerinde bulunan siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya bağlandı.

Duruşmada mahkeme başkanı, iddia makamının mütalaası ve bu celsede okunan belgelere dair siyasetçilere ve avukatlarına söz verdi.

Söz alan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, davada yaşanan hukuka aykırılıkları defalarca dile getirdiklerini belirtti:

“Dosyanızda benimle ilgili bir AİHM kararı var. Orada da yargılananların siyasi saiklerle tutuklu bulunduğuna dair bir karar var. O nedenle davanın siyasi amaçlarını es geçerek tartışmak hukuku görmemek olur.

Neden bu davayı biz Türkiye tarihinin önemli bir siyasi davası olarak görüyoruz? Osmanlı çökerken İttihatçıların iki ayrı kanadının çatışması, Cumhuriyet’in kurulmasıyla son bulmadı. Demokrat Parti ve CHP olarak ikiye ayrılan gelenek, dillendirilen devletin bekası gereği laik seküler Türkiye Cumhuriyet Devleti’ni, bütün kimlikleri inkâr ederek inşa etmeye karar verdiler.

O günden bugüne baktığımızda bu davanın neden siyasi kırım davası olduğu daha iyi anlaşılır. Osmanlı dağılırken milliyetçi akımların Osmanlı’yı böldüğü paranoyası nedeniyle Anadolu’daki millet tanımının tartışmalar sonucu Türklük üzerinden kurulmasına karar verildi. Kimi İslam’a denk bir Türklük, kimi büyük Turan’ın bugünkü ismi olarak tartışıyor. En nihayetinde etnik bir Türklük tanımı bütün Anadolu’da bir çimento olarak ortaya çıkıyor.

İttihat Terakki’nin tartışmaları bu konuda uzlaşma sağlıyor. ‘Milletin bir tek dili olmalıdır. TC’ye bağlı herkes Türk’tür. Bilinci ve tarihi aşılanmalı. Bunun dışına çıkan herkes de rejimin radarına girmelidir’ deniliyor. Kendi aralarında ayırımlar olsa da uzlaşma sağladıkları nokta budur.”

“O yıllarda yapılan hatalar düzeltilebilir”

Kobanî Davası’nda yargılananların da resmî ideolojiye karşı gelen siyasetçiler olduğunu vurgulayan Demirtaş, sonrasında şunları söyledi:

“Resmi ideolojiye uymuyorsa sanatçı da olsa, siyasetçi de olsa terörist kabul ediliyor. Salonda bulunan asker, polis ve diğer kamu görevlilerinin bu resmî ideolojiye inandığını düşünüyorum. ‘Devletin bütünlüğünü nasıl koruyacağız’ diye düşünüyorlar. Kendilerini devlet yanlısı olarak tanımlıyorlar. Tarih 1925’ten 2022’ye aynı kodlarla devam ediyoruz ama yanılıyorsunuz. O yıllarda yapılan hatalar düzeltilebilir.

Devlet parçalanmadan, ulus bütünlüğü bozulmadan yeni tanımlar oluşturulabilir. Anadolu ve Mezopotamya coğrafyası aynı zamanda Mısır gibi büyük bir medeniyet merkezi, İstanbul gibi medeniyet merkezi var.

Dünyada bu tanımları doğuracak hiçbir kimse olmasa bile biz bu zenginliklerle ve deneyimlerle kendimiz üretebiliriz. Dinlerin bize kazandırdığı muazzam birikimler var. Ayrıca yaşadığımız savaşlar, soykırımlar var. Kürt isyanları var. Buradan çıkarmamız gereken dersler var.

Anadolu coğrafyası halklar ve medeniyetler bileşkesidir. Çok sayıda kültür vardır. Bunlar yok etmek veya tekleştirmek mümkün değildir. Bu bir ihanet olacaktır aynı zamanda gereksizdir. Bir kimlik etrafında bütünleşmeden ortak ulusal değerler yaratılabilir.

Devletin ve bizim çok kültürlü ulusun bağımsızlığını simgeleyen bayrak bunlardan biridir. Hukuk, ulusal birliğin güvencelerinden biridir. Diller de bunlardan biridir. ‘Burası Türk yurdudur. Sevmeyen terk etsin’ diyorlar. Hayır burası hepimizin yurdudur. Kürt olarak benim Ankara’da, Trabzon’da hakkım var. Bölünmeyi engellemenin yolu tekleştirmek değil birleşmektir. Birlik çokluktur. Tek dil, tek millet Hitler’in sloganıdır.

“Mütalaanın temelinde Kürt sorunu var”

Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, Kürtleri, Alevileri ve Çerkesleri savaşa dahil edebilmek için çoğulcu söylemlere yer vermiştir. Anadolu halkları da bu savaşta katkı sağlamıştır. Kürdistan’ın güney bölgesi Misak-ı Milli sınırları içerisinde tartışılıyordu ama Lozan ve 1924 Anayasası’nda bu iş bozuldu ve Türkleştirmenin resmi ideolojisi ortaya konuldu.

Sene 2022’de savcı önümüze bir mütalaa koymuş. Mütalaanın temelinde Kürt sorunu, Kürtçe konuşma ve Kürtlükle ilgili meseleler. Herkes ders çıkarmalı. Yüz yıldır birbirimize çektirdiğimiz acılara son vermemiz lazım. 2012 sonu 2013 başındaki Çözüm Süreci’nde özgürlüklerle ve kansız bir çözüm talebi yükselmişti.

Çözüm Süreci Cumhuriyet’in kuruluş felsefesinin ayakları üzerine oturtulması isteğidir. Türkiye Devleti, kendi Kürt halkına dürüst ve eşit davransın ki Kürt de devletine taş atmasın istiyorduk.

İşin emperyalizm boyutu da var. Emperyalizm Kürt Türk’ü vurmuş Türk Kürt’ü vurmuş buna bakmaz, rantına büyümesine bakar. Bu sorunun çözülmesinde sen ya da ben zarar görmeyiz. Emperyalizm zarar görür. Bu nedenle bu mesele aynı zamanda bir sınıf meselesidir.

Çözmek için birilerinin cesaretli davranması gerekir. Özgürlüğünden feragat etmesi gerekecek. Korkak ve kaypak siyasetçilerle bu iş yürümez. Bize fedai siyasetçiler lazım. Terörist yaftası yemeyi göze almanız lazım. Çözüm için Abdullah Öcalan yetkilidir. Türkiye Cumhuriyeti demokrasi karşılığında Öcalan ile görüşmelidir.

“Artık değişim zamanı”

Irkçılık üzerine kurulan beka çoktan yıkıldı. Artık değişim zamanıdır. Bir kısım muhalefet partisi dahil HDP’yi dışlayan ve kapatmaya çalışanlara karşı biz değişim zamanının geldiğini düşünüyoruz. Savcının mütalaası ile devleti korumaya çalışıyorlar. Başaramayacaksınız.

Ülkeyi bölünme tehdidi ile karşı karşıya bırakanlar biz değil bu mütalaanın arkasındakilerdir. Türkiye Cumhuriyeti’ne herkesten çok sahip çıkacağız. İtirazı olan var mı? Devletin bekasını tekçilik üzerinden kuranlar, cemaatçiler, emperyalistler itiraz ediyor, evet.

Tam böylesi bir tarihsel kırılma varken, AKP iktidarı, 1400 yıllık İslam medeniyetinin yeni ve en modern temsilcisi olarak 2002 Kasım’da seküler laik Atatürk Cumhuriyeti’nde tek başına iktidar oldu. Çok ilginç bir gelişmedir bu.

Cumhuriyet’in yanlışlarının düzeltilmesi ve Cumhuriyet’in ötekileştirdiği muhafazakarlar, Kürtler ve Alevilerin Cumhuriyet’le barışması açısından önemli bir gelişmeydi. Geldiğimiz gün itibariyle ise yolsuzluk, hırsızlık, haksızlık, adaletsizlik, İslamın ‘i’si bile olmadan İslam adına hareket ettiler.

Erdoğan-Bahçeli ittifakı tarihi yenilginin hesabı sorulmasın diye şimdi her türlü hukuksuzluğun öncüsü oluyor. Türkiye artık değişim kapılarını aralamıştır. Şimdi kazananın ne olduğunun tartışılmasıdır. Kazanan, özgürlük, demokrasi, İslam, kadınlar, emekçiler olmalıdır. AKP, her şeyi berbat etmiştir. İslam’ın bu şekilde horlanmasından üzüntü duyuyorum.

“Tehdit, Binali Yıldırım’ın Hollanda’daki serveti”

Kobanî davası bu çatışmaların bir sonucudur. Biz silaha bulaşmadık. PKK savaşıyor. Biz HDP’yiz, siyasetçiyiz. Bekacılar ve hırsızlar bir kurgu oluşturdu. HDP’nin oyu ile belirlenecek bir MGK, devlet için bir tehdit olarak görülüyor.

Biz neden tehdit olalım, Binali Yıldırım’ın Hollanda’daki 26 milyar Dolar serveti tehlikedir. Eskiyi savunanlar yenilmiştir. Yenilen Türk halkı değildir.

Bu yenilgiden büyük bir zafer çıkacaktır. Demokratik Cumhuriyet çıkacaktır. Biz de Kürtler olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni yeniden inşa etmek için var gücümüzle mücadele edeceğiz.

Yüz yıldır Kürtler kendi devletini kuramadı. Yüz yıldır Türkler, Kürtleri bitiremedi. Bir yerde uzlaşmamız lazım. Bizim evlatlarımız bu ülkede birbirini öldürmesinler. Askerlerin ve Kürt çocuklarının yattığı mezarlarda bir daha kimse ölmeyecek. Herkes eceliyle ölsün. Tarih bizim dediğimiz şekilde gerçekleşecek. Ben halkın istediği şey dışında kimseye tabi değilim.”

Paylaşın