Kılıçdaroğlu, Operasyonu Etkisiz Bıraktı: Dekontlar CHP’nin Elinde Mi?

Gazeteci İsmet Demirdöğen, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün isim vermeden kendisine yönelik eleştirilere karşı cevap verdiği tweetlere yönelik “CHP Genel Merkezi’nin elinde çekilmek istenen operasyonla bağlantılı olarak WhatsApp yazışmaların olduğu, kimilerine havale edilen ücretlerin dekontlar olduğu söyleniyor” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün paylaştığı tweetlerde, “Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, “Alo Holdinglerin” medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar” ifadesini kullanmıştı.

‘Alo Holding’ ifadesine ilişkin Halk TV’de İnan Demirel ile Gündem Özel’de değerlendirmeler yapan gazeteci İsmet Demirdöğen, “CHP Genel Merkezi’nin elinde çekilmek istenen operasyonla bağlantılı olarak WhatsApp yazışmaların olduğu ellerinde, kimilerine havale edilen ücretlerin dekontlar olduğu söyleniyor” dedi.

Demirel’in “Altılı masanın adayı Kemal Kılıçdaroğlu olursa seçimi kazanmak riskli algısını ve bunu güçlendirecek bir takım anket sonuçlarının yayılması ya da yazılar yazılması için para ödeyen birileri mi var?” sorusuna yanıt veren Demirdöğen şu açıklamaları yaptı:

“Bir anketi, kamuoyu araştırması yapmak için 200-300 bin lira gibi bir paraya ihtiyacınız var. Siz her hafta, her ay araştırmalar yapıyorsanız bu gibi büyük meblağlara tekamül eder. Bir araştırma şirketi her hafta, her ay bir araştırmayı kendi öz kaynakları ile kolay kolay yapamaz. Bunun için bir ısmarlayanın ve parayı verenin olması gerekir. Dolayısıyla bu kamufle edilmiş bir şekilde, beşli grup içerisinden desteklenen bir yapının iş adamları üzerinden böylesine kamuoyu araştırmaları ısmarladığı, bu araştırmalarının sonucunun da medyada görünür olması için harekete geçtiği ve bunun parasını da bu iş insanlarının verdiği ki ne yazık ki altılı masanın bileşenlerinin büyük bölümü de bu araştırmaları yapan şirketlerin abonesi durumunda.

Paylaımayı düşünmüyorlar

CHP Genel Merkezi bu yazışmaları ve dekontları paylaşmayı şimdilik düşünmüyor. Kemal Kılıçdaroğlu bunu bildiğini söylüyor. ‘Holdinglerin medyası’ derken de o holdingleri biraz çoğul kullanıyor. Değerli bir araştırmacı, birkaç gün önce bir tweet dizisi ortaya koyuyor. ‘Cumhur ve Millet İttifakı’nın oyları başa baş. Çıkaracağı milletvekili sayısı da eşit olacak. Dolayısıyla anayasa değişmeyecek. Popülaritesi yükselen Kılıçdaroğlu aday olursa ivmesi giderek yükselen Akşener oyun dışı kalıp, başbakan bile olmayacak. Hatta anayasayı değiştirseler bile parlamentoda onay alabilmesi için HDP oy vermeyecek’ diyor. Bu, İYİ Parti’nin içerisine ‘Akşener’i aday yapın, yeniden aktör olun, adayı siz belirleyin’ gibi mesajlar içeriyor.

CHP, belki de bu şirketlere aktarılan paraların dekontlarına sahip olabilir. WhatsApp üzerinden vicdanlı insanlar kendilerine gelen mesajı paylaşmış olabilirler. “

Paylaşın

Demirtaş’tan Dikkat Çeken ‘Altılı Masa’ Yorumu: Kürt Sorununa…

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, ‘Altılı Masa’da HDP üzerinden başlayan polemiğe ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Eğer Altılı Masa’nın Kürt sorununa ilişkin barışçıl bir çözüm vizyonu yoksa ve ‘Biz iktidara gelirsek daha çok terörist öldürürüz ve Kürt sorununu da böylece çözmüş oluruz’ diyorlarsa açık açık söylesinler de bilelim” dedi.

Demirtaş, konuya ilişkin değerlendirmesinin devamında, “Çünkü bu halkın insanları; milyonlarca kişinin ağabeyi, ablası, kızı, oğlu, torunu, arkadaşı dağda ve o milyonlarca kişi, yakınlarını, sevdiklerini daha iyi öldürsünler diye kimseye değil oyunu, günahını bile vermez” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, T24’te yayınlanan “HDP Sorunu!” başlıklı yazısında PKK üzerinden HDP’ye üzerinden yürütülen siyasi tartışmalara tepki gösterdi.

Yazısında “Gereksiz bir bakanlık tartışması nedeniyle bugünlerde herkes her yerde HDP’yi tartışıyor, ahkam kesiyor ya da asıp kesiyor.” diyen Demirtaş, Millet ittifakı arasındaki polemiğe de “Eğer Altılı Masa’nın Kürt sorununa ilişkin barışçıl bir çözüm vizyonu yoksa ve ‘Biz iktidara gelirsek daha çok terörist öldürürüz ve Kürt sorununu da böylece çözmüş oluruz’ diyorlarsa açık açık söylesinler de bilelim. Çünkü bu halkın insanları; milyonlarca kişinin ağabeyi, ablası, kızı, oğlu, torunu, arkadaşı dağda ve o milyonlarca kişi, yakınlarını, sevdiklerini daha iyi öldürsünler diye kimseye değil oyunu, günahını bile vermez” karşılığını verdi.

Demirtaş, “kesişen sosyolojiye rağmen HDP, PKK’nin uzantısı ya da siyasi kolu değildir. HDP anayasal, meşru, demokratik bir siyasi partidir” vurgusu yaptığı yazısının dikkat çeken bölümleri şöyle:

Tekrar belirtelim, kesişen sosyolojiye rağmen HDP, PKK’nin uzantısı ya da siyasi kolu değildir. HDP anayasal, meşru, demokratik bir siyasi partidir. HDP ile memleketin sorunlarını ve çözümlerini konuşmak için “Önce terörle arana mesafe koy” saçmalığını dayatanlara şunları sorup cevabı da onlardan bekleyelim:

– Erdoğan, Öcalan ile resmi olarak görüşürken Öcalan’dan “terörle arasına mesafe koymasını” istemiş olabilir mi?

– Erdoğan, PKK ile resmi olarak görüşürken, PKK’den PKK ile arasına mesafe koymasını istemiş olabilir mi?

Peki siz HDP’ye “Terörle arana mesafe koy!” diye gürlediğinizde (!) HDP ne diyor? “Hayır, ben terörden yanayım, terör ilelebet sürüp gitsin istiyorum” mu diyor? Yoksa “Gelin el ele verelim, silah meselesini siyasi yollarla çözüp iç barışı sağlayarak demokrasiyi büyütelim” mi diyor?

Yani siz HDP’ye diyorsunuz ki, “Sen de gel bizim saflarımıza katıl, terörle birlikte mücadele edelim ve dağa çıkmış Kürt çocuklarını hep beraber öldürelim.”

HDP ne diyor? “Hayır, kimse kimseyi öldürmesin. Ölen Kürt de Türk de bizim çocuklarımızdır. Gelin beraberce konuşalım ve sorunlara barış yoluyla çözüm bulalım.”

Evet, durum tam olarak budur. Kimse aklımızla alay etmesin.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Çok Sert ‘Beşli Çete’ Çıkışı

Parti Meclisi’nde açıklamalarda bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Birileri 5’li çeteleri, kendi medyasını, yolsuzluk yapanı harekete geçirebilir. Onların 7 düveli gelse bir adım geri atmayacağız. Linç girişiminde bulunuldu, kurşunlar atıldı, öldürülmek istendik ama tek adım geri atmadık. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasında, Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığının tehlikede olduğunu belirterek, “Bu ülkeyi kuranlara bizim borcumuz var. 99 yıldır bu partide görev alan herkes bu mücadelenin bir parçası oldu, bundan sonraki gelecek kuşaklar da bu mücadelenin bir parçası olacaklar” dedi ve ekledi:

“Bugün, 21. yüzyılın Türkiye’sinde ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir. Düne kadar kızdıkları, küfür ettikleri kişilerin ayaklarına gidiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin birilerine el avuç açmasını doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Ekonomik bağımsızlığınızı sağlamazsanız Türkiye’yi büyütemezsiniz. Emperyal güçlerin talepleri doğrultusunda iş yaparsanız başınız belaya girer” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Parti Meclisi’nde açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları şöyle:

“Hangi koşullarda Cumhuriyet kuruldu, Çanakkale’yi hepiniz bilirsiniz. Çanakkale’de mücadele ettiler ve geçilmez kıldılar. O geçilmeyen Çanakkale bir kişinin iradesiyle geçilir hale geldi.

Devletin bir kişiye teslim edildiğini biliyoruz. Yasama, yürütme, yargı yok; demokrasi yok. Her birimizin bu ülkeye karşı sorumluluğu var. Çetelerin kol gezdiği bir dönemde yaşıyoruz.

“Ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir”

Bu ülkeyi kuranlara bizim borcumuz var. 99 yıldır bu partide görev alan herkes bu mücadelenin bir parçası oldu, bundan sonraki gelecek kuşaklar da bu mücadelenin bir parçası olacaklar.

Bugün, 21. yüzyılın Türkiye’sinde ekonomik bağımsızlığımız tehlikededir. Düne kadar kızdıkları, küfür ettikleri kişilerin ayaklarına gidiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetenlerin birilerine el avuç açmasını doğru bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz.

Nereden nereye

  • 1 Haziran 1930’da Merkez Bankası kuruldu. TC’nin kendi parasını kuracak bankası yoktu. Bankası yabancılara aitti.
  • 5 Şubat 1932 ilk Türkçe hutbe Süleymaniye Camisi’nde okutuldu. Çünkü o zamana kadar hutbeler Arapçaydı. Şu öngörüye bakar mısınız.
  • 1940’lı yıllarda dünyaya uçak ihraç eden 4 ülkeden biri Türkiye oldu.
  • 1936 yılında kendi denizaltımızı yaptık. 1938 çiftçi çalıştı, üretti. Onlara sahip çıkmak için Toprak mahsülleri ofisi kuruldu.
  • 1938’de FİSKOBİRLİK kuruldu. Şimdi fındık egemen güçlere teslim edilmek isteniyor.
  • 1940 Batman’da petrol bulundu. Ve ilk petrol rafinesi yapıldı.
  • 1944 Osmanlı’nın borçları son kuruşuna kadar ödendi. Gidip hiç kimseye yalvarmadan Osmanlı’nın borçlarını ödediler.

“Emperyaller maşa kullanır”

Okullarımızda bizim tarihimiz çocuklarımıza doğru öğretilmiyor. Verdiğimiz mücadelede doğru öğretilmiyor. Ekonomik bağımsızlığınızı sağlamazsanız Türkiye’yi büyütemezsiniz. Emperyal güçlerin talepleri doğrultusunda iş yaparsanız başınız belaya girer.

Genç arkadaşlarım unutmasınlar hiçbir emperyal güç, ateşi kendi tutmaz, maşa kullanır. Bugün geldiğimiz noktada emperyal güçlerin, mevcut yönetimi nasıl kullandığını çok iyi biliyoruz.

“Bu can bu bedende kaldığı sürede papazı alamazsın” dedi. Söyleyen kişi Türkiye Cumhuriyeti devleti adına konuşuyor. Tıpış tıpış verdiler. Ne demek bu? Baskılara katlanamıyor demektir. Çünkü açığı var demektir.

Devleti yöneten bir kişiyi başka bir güç “Bak beni kızdırma senin mal varlığını açıklarım” dediği anda, Milli Kurtuluş Savaşı’nı vermiş devletin başındaki kişinin “Araştırmazsanız namertsiniz” demesi lazım.

Tarihin CHP’ye yüklediği ciddi bir görev var. Bu görevi şuanda beraber yerine getireceğiz. Bizim yaşamımızda korkuya yer yok, olamaz zaten. Hiçbir güce boyun eğmeyeceğiz, eğemeyiz! Bizim mücadelemiz bir hak, halk ve bağımsızlık mücadelesidir.

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz”

Birileri 5’li çeteleri, kendi medyasını, yolsuzluk yapanı harekete geçirebilir. Onların 7 düveli gelse bir adım geri atmayacağız. Linç girişiminde bulunuldu, kurşunlar atıldı, öldürülmek istendik ama tek adım geri atmadık. Çünkü biz Mustafa Kemal’in askerleriyiz.

Gençlerimiz hayallerini yurtdışında arıyorsa burada bir sorun vardır. Bir kere söyledim bir kere daha söyleyeğim; sizin hayalleriniz benim hedefim olacaktır”

Paylaşın

Finlandiya, 6 Kişinin Türkiye’ye İade Sürecinin Yeniden Görülmesini Reddetti

Finlandiya Adalet Bakanlığı, Türkiye’nin istediği 6 Türk’ün iadesine ilişkin yargı sürecinin yeniden değerlendirilmesi talebini reddetti. Türkiye, Finlandiya’dan 12 kişinin iadesini istemişti.

Adalet Bakanlığı, Türkiye’den ağustos ayında daha önce reddedilen altı davanın yeniden değerlendirilmesi talebinin geldiğini doğruladı ancak kararın “son karar” olduğunu bildirdi.

Bakanlığın kıdemli uzmanlarından Sonja Varpasuo, Türkiye’nin talebinde farklı suçları terörizm olarak gördüğünü belirti.

Varpasuo “Davalar kapandı ve son karar verildi. Sınır dışı yasasına dayanarak Adalet Bakanlığı’nın kararının temyiz edilmesi mümkün değil” dedi.

Varpasuo ayrıca “Son kararın yeniden açılması, kararı ciddi anlamda etkileyecek tamamen yeni bir raporun sunulması durumunda mümkün olabilir” diye konuştu. Helsinki’ye göre iade talepleri konusunda Türkiye’den bir dosya sunulmadı.

Türkiye, Finlandiya’da 12, İsveç’te 21 şüphelinin iadesini talep etti

Türkiye, PKK’yla bağlantılı kişilerin “sığınma yeri” haline gelmekle suçladığı Finlandiya ve İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmıştı.

Üç ülke haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO Zirvesi’nde üçlü muhtıra imzalayarak terörizme karşı mücadelede işbirliğine karşılığında NATO üyeliğinin kabulünde anlaşmıştı.

Bunun üzerine Türkiye’nin Finlandiya’daki 12, İsveç’teki 21 şüphelinin iadesini talep ettiği bildirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Stocholm’den “73 teröristin” sınır dışı talebinin değerlendirileceği sözü aldığını ifade etmiş, ancak gerekli adımların atılmaması halinde “sürecin donacağı” uyarısında bulunmuştu.

Ağustos ayında Helsinki’de bir araya gelen üç ülke yetkililer Ankara’nın şartlarını görüşmüş sonbaharda yeni bir toplantı yapmak üzere anlaştıklarını duyurmuştu.

İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin gerçekleşmesi için hala Türkiye’nin üyelik anlaşmasını parlamentoda onaylaması gerekiyor.

Bugüne kadar Almanya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa, Çekya, Kanada ve Kuzey Makedonya parlamentoları İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım anlaşmasına dair onaylama sürecini tamamladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Pervin Buldan: Hiç Kimse HDP Üzerinden Siyaset Yapmasın

Pervin Buldan, HDP Kadın Meclisi açılış konuşmasında, “Cumhur İttifakı da bilsin Millet İttifakı da. Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın. HDP’yi siyasi malzeme haline getirmesin. Herkes haddini bilsin. HDP’yi ağzına alırken bin kere düşünsün” dedi.

Haber Merkezi / Buldan, konuşmasının devamında, “Açıkça ifade etmek gerekirse sistemin yüzyıllık hatalarıyla, tarihsel inkârla yüzleşme cesareti gösteremeyen, demokratik muhalefetin tamamıyla ortaklaşma cesareti ve iradesi göstermeyen hiçbir anlayış, çözüm gücü olamaz! Gelecek vaat edemez! Bizler kadınlar olarak, HDP olarak eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir geleceğin kurucu gücüyüz” ifadelerini kullandı.

Pervin Buldan, konuşmasını, “Bizler var olanın temsil gücüyüz. İnkâr, ötekileştirme ve dışlama üzerine kurulu olan anlayışların tamamını buradan bir kez daha reddettiğimiz özellikle ifade etmek isterim. Bizler bahsettiğim insanlığın evrensel değerlerine bağlı demokrasi ve emek güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakımızı kamuoyuna deklare ettik, biliyorsunuz” cümleleriyle sürdürdü.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi yeni dönem politik mücadele hattına ilişkin Genel Merkez binasında bir araya geldi. Toplantının açılış konuşmasını HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan yaptı. Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Kadın siyasetçilerden, kadın belediye eş başkanlarımıza, kadın mücadelesi emektarlarından kadın sanatçılara, emekçilere kadar her kesimden kadına saldırıyı bir görev olarak önlerine koydular.

Şu çok iyi bilinmelidir ki; kişiler farklı olsa bile hedef aynıdır. Kadının özgür iradesi ve demokratik mücadelesidir. Özellikle kadın vekilimiz Semra Güzel’i işkence uygulamaları ile gözaltına almaları ve vekilimize boyun eğdirmeye çalışmaları kadın kimliğine boyun eğdirme çabasıdır. Kürt’e boyun eğdirme çabasıdır! Demokratik siyasete boyun eğdirme çabasıdır!

Buradan kendilerine bir kez de ben ifade edeyim. Semra Güzel halkımızın ve kadınların iradesidir. O iradeye boyun eğdirmek hiç kimsenin hele ki, gırtlağına kadar suça bulaşmış olanların hiç harcı değildir, olamaz da! Boyun eğdirmeye çalıştıkları kadınlar alnı ak, başı dik bir şekilde yürümeye devam edecektir. Buradan bir kez daha Semra Güzel arkadaşımıza Kadın Meclisimiz adına sevgi ve saygılarımızı gönderiyoruz.

Yine Kürt kadınlarına karşı devletin gücüne dayanarak suç işlenmeye devam edilmektedir. Geçtiğimiz ay Şırnak’ta, Firdevs Babat devletin silahıyla katledilmiştir. Bu olay istisna bir olay değildir. Kürt kadınlara karşı benzeri durumlar sıklıkla yaşanmaktadır. Elbette HDP olarak olayın takipçisiyiz.

Hangi güce yaslanıyor olursa olsun hiçbir kadın katilinin cezasız kalmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Ne Aysel Tuğluk’un ne de ağır hastalığı olan hiçbir tutsağın cezaevlerinde ölüme terk edilmesine karşı sessiz kalmayacağız, yaşam siyaseti için var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sevgili Figen Yüksekdağ’ın yasaklanan “Yıkılacak Duvarlar” kitabını elden ele dolaştırıp bütün kadınlara ulaştıracağımıza söz veriyoruz.

Seçim Süreci: Üstesinden gelmeye, durdurmaya çalıştıkları şey adalettir, hukuktur, demokratik çözüm siyasetidir, kadın mücadelesidir.

Seçimlere giderken ellerinde topluma vaat edebilecekleri tek bir çözüm projesi olmadığı için seçim hazırlıklarını başka türlü yapmaya çalıştıklarının farkındayız.

Seçim hazırlıkları daha çok korku, baskı ve kaostur. Kadın kazanımlarına, Kürtlere, demokrasi ve emek güçlerine saldırmak, komşu ülkelere tehditler savurup savaş fırsatı kollamak bu iktidarın bir seçim kampanyası haline gelmiştir. Tutsaklara uyguladığı işkence, hak gaspı, tehdit bu iktidarın seçim beyannamesidir, topluma vaadidir.

“Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın, herkes haddini bilsin”

Bu çürümüş bozuk düzeni değiştirecek esaslı güç kadınların gücüdür. Kadının eşitlikçi demokratik bilinci toplumu da siyaseti de dönüştürecek dinamizme ve etkinliğe sahiptir.

Bu nedenle kadın mücadelesi önemlidir, kadın örgütlülüğü esastır. Özellikle Kadın Meclisimizin bu mecrada yürüttüğü çalışmalar son derece kıymetlidir.

Önümüzdeki seçimler için siyaset alanında tartışmalar yürütülüyor ve bazı hesaplar yapılıyor. Buradan çok net olarak şunu söylemek isterim.

Kadınların dâhil olmadığı hiçbir hesap tutmaz, tutmayacaktır. Kadın mücadelesini büyütmek üzerine kurulu olan ve bir kadın partisi olan HDP fikriyatıyla bu konuda açık tutum aldığımızı herkes bilsin.

Cumhur İttifakı da bilsin Millet İttifakı da. Hiç kimse HDP üzerinden siyaset yapmasın. HDP’yi siyasi malzeme haline getirmesin. Herkes haddini bilsin. HDP’yi ağzına alırken bin kere düşünsün.

Açıkça ifade etmek gerekirse sistemin yüzyıllık hatalarıyla, tarihsel inkârla yüzleşme cesareti gösteremeyen, demokratik muhalefetin tamamıyla ortaklaşma cesareti ve iradesi göstermeyen hiçbir anlayış, çözüm gücü olamaz! Gelecek vaat edemez! Bizler kadınlar olarak, HDP olarak eşitlikçi, özgürlükçü, demokratik bir geleceğin kurucu gücüyüz.

Bizler var olanın temsil gücüyüz. İnkâr, ötekileştirme ve dışlama üzerine kurulu olan anlayışların tamamını buradan bir kez daha reddettiğimiz özellikle ifade etmek isterim. Bizler bahsettiğim insanlığın evrensel değerlerine bağlı demokrasi ve emek güçleri ile Emek ve Özgürlük İttifakımızı kamuoyuna deklare ettik, biliyorsunuz.”

Paylaşın

“Meral Akşener HDP’ye İhtiyaç Olduğunu Biliyor”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Gürsel Tekin’in “HDP’ye bakanlık verilebileceği” açıklaması üzerine başlayan tartışmalar sürüyor. Tekin’in açıklamasına ilk yanıt İYİ Parti’den gelmişti. Genel Başkan Meral Akşener, “Bizim olduğumuz masada olamazlar” demişti. CHP ise Tekin’in kişisel değerlendirmesi olduğunu söyledi. 

HDP, bakanlık pazarlığı yapmadıklarını belirtirken, son olarak Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, Meral Akşener’e “Hiçbir HDP’li zaten senin olduğun masaya gelmez” diye seslendi. Günay, “Emek ve Özgürlük İttifakı dahil en geniş Demokrasi İttifakıyla seçimlere gireceğiz” diye de ekledi.

Tüm bu tartışmaların seçmenlere nasıl yansıdığını, seçim sonuçlarını nasıl etkileyeceğini MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat bianet’ten Derya Okatan’a konuştu.

“HDP kilit parti”

HDP için hep “kilit parti” tanımlaması yapılır. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar son olarak “anahtar parti” dedi. Siz önümüzdeki seçimlerde HDP’nin rolünü nasıl görüyorsunuz?

HDP, bu seçimin kilit partisi, kesin. Elimizde son bir yılın araştırma sonuçları kabaca şöyle çıkmakta (Hata payı içerisinde ve birkaç puanlık artı eksi üzerinden): Cumhur İttifakı, yani Ak Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Büyük Birlik Partisi’nin toplamı şu anda 40 puan bandında. Hatta 1-2 puan altında seyrederken, Millet İttifakı’nın yani 6’lı masanın oy oranı yüzde 45 civarında. Burada da yine 1-2 puanlık hata payı var. Geriye 15 puan kalıyor.

Bu 15 puanın büyük kısmı HDP seçmeni. Diğerleri de Zafer Partisi, Yeniden Refah Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi gibi partilerden oluşuyor. Böyle olunca bu sistemde ilk turda 50+1 şart olduğu için HDP kilit parti.

Cumhur İttifakı HDP’yi yanına alsa seçimi kazanabilir, Millet İttifakı HDP’nin tümüyle olmasa bile biraz desteğini alsa seçimi kazanır. Şu anki fotoğraf bu ve bu fotoğraftan dolayı ben bu tartışmayı çok suni bir tartışma olarak görüyorum.

Yani, bu tür açıklamalara rağmen HDP ile görüşülür ya da müzakere yapılır mı?

Yapılıyor zaten, yapılmadığını söylemek doğru değil. Yani yapılıyor derken 6’lı masa karşısına alıp HDP ile görüşmüyor. Bu insanlar aynı parlamentoda, karşılaştıkları zaman siyaset konuşuyorlar, zaman zaman bir birlerini ziyaret ediyorlar.

Ama bu tür konular ayaküstü sohbetlerle mi konuşuluyor?

Şüphesiz, ayaküstü sohbetlerin ötesindedir ama sadece orayla mı görüşüyor. Acaba Cumhur İttifakı’ndan birileriyle görüşmüyorlar mı?

Bu konuda bir bilginiz mi var?

Kurumsal bir görüşmeden bahsetmiyorum ama görüşme oluyordur. Görüşmeler her zaman siyasette iki kişinin bir masanın karşısına oturup konuşması şeklinde olmaz.

Muhtemeldir ki, bazı HDP’liler ile bazı Ak Partililer görüşüyordur. Bunu anlatmaya çalışıyorum. Ak Parti 50+1’e ihtiyaç duyuyor, bu şu an Cumhur İttifakı’nın bulabildiği bir rakam değil.

Bunu Ak Parti’nin kendi yaptırdığı anketlerde de göremiyoruz. Siz 50+1’i biri bulabilmek adına yasal bütün paydaşlarla görüşmeler yaparsınız ya da yaptınız ya da yapmayı düşünürsünüz. Bugün yapıp sonuç alamadıklarınızla seçim günü sandık milletin önüne konuluncaya kadar bu şansınızı denersiniz.

“Her iki ittifakın da HDP ile temas etmesi gerekiyor”

İYİ Parti’nin dile getirdiği gibi “Bizim olduğumuz masada olamazlar” yaklaşımı Millet İttifakı seçmeninde nasıl bir etki yaratıyor? HDP’ye, HDP ile seçim ittifakı ya da işbirliğine nasıl bakıyor?

Millet İttifakı’nın bütün bileşenleri aynı düşünmüyordur, zaten 6 ayrı partiden oluşuyor. Dünyaya bakışları farklı. HDP’ye bakışları da farklı. İYİ Parti, Milliyetçi Hareket Partisi’nden ayrılmış, sonra kendini biraz daha merkez sağa konumlandırmış bir parti. Ama ana arterde milliyetçi refleksleri yüksek bir parti.

Doğal olarak farklı duruşlar bekliyoruz. 6’lı masadaki liderlerin farklı görüşleri var, onlar da kendi parti tabanından gelen reflekslere uygun davranış sergiliyorlar.

Kemal Kılıçdaroğlu bir yere gittiğinde onun tabanı Kemal Bey’in cumhurbaşkanı adayı olmasını yüksek sesle ifade ediyor. Ben şahit olduğum bir şeyi söyleyeyim. Urfa’da, Gaziantep’de Meral Hanım’a insanlar aday olmayacağını deklare ettiği için ‘Biz Mansur Bey’i istiyoruz’ dediler. Meral Hanım, Mansur Bey’i ister istemez ama siyasetçidir, kulağını buna kapatamaz.

Ama siyasette sizin birbirinize katlanma zorunluluğunuzu oluşturan şartlar doğar bazen. İşte şimdi bu yaşanıyor. İlk turda seçimin bitebilmesi için her iki ittifakın da HDP ile doğrudan ya da dolaylı temas kurması gerekiyor ya da HDP tabanı ile kurması gerekiyor.

“Akşener HDP’ye ihtiyaç olduğunu biliyor”

Akşener’in bu çıkışını siz nasıl değerlendiriyorsunuz? İYİ Parti, oyları sürekli artan bir parti. Akşener, bu açıklama ile kime ne mesaj veriyor?

Kendi tabanına. Kendi tabanının büyük kısmını oluşturan milliyetçi Türk seçmene mesaj verdi. Bundan daha normal bir şey yok. Meral Hanım, sadece tabanın hoşuna gitmesi için söylediği bir cümle de değil, gerçekten böyle inanıyor.

Ama şunu da biliyor, HDP’ye, HDP tabanına ihtiyaç var. Ama 6’lı masada görev taksimi yapılır, HDP ile CHP görüşür, DEVA görüşür, birileri görüşür, o diyalog öyle kurulur. Masanın diğer bileşenlerinin illa bu işin içinde olması gerekmez.

Herkesin kaçırdığı bir şey daha var: İttifak dışı bazı partiler de bu 6’lı masadaki partilerin alt bileşenleri olabilir. Mesela Bağımsız Türkiye Partisi’nin, önümüzdeki seçimde İYİ Parti listelerinden seçime gireceğini duyuyorum. Belki Yeniden Refah Partisi başka partinin listesinden seçime girer.

Ama Gürsel Tekin’in söylediği bu ifadenin zamanlaması yanlış bana göre. Olabilirlik üzerinden bir değerlendirmeyi herkes yapabilir. 7 Haziran’dan sonra ülkede HDP’li bakan oldu.

Diyelim ki, biz anketlerde yanıldık, HDP yarın yüzde 40 oy aldı. Yani hükümet yaptırmayacak mısınız, darbe mi yapacaksınız HDP’ye! Anayasal olarak bu millet tercih ettiyse ne yapacaksınız? Bir şey yapamazsınız. Yasal bir yapıdan bahsediyoruz. Ben onları sevmiyorum, tanımıyorum deyince bir şey olmuyor ki… Sen yok saymaya devam et, karşında duruyor, var olmaya devam ediyor.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu Ve Kurmaylarına ‘Beşli Çete’ Tuzağı İddiası

Bağımsız, muhalif diye bilinen bazı gazetecilere Kılıçdaroğlu’na yakın bazı isimlerin ‘beşli çete’ olarak adlandırılan sermaye sahipleriyle görüştüğü iddiası sızdırıldı. CHP’li yetkililer, sermaye gruplarının bu iddiayı ortaya atarak Kılıçdaroğlu’nun kimi kurmaylarını tartışma konusu etmek ve CHP liderinin adaylık ihtimalini zayıflatmak istediğini savunuyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun sermayeye yönelik çıkışları devam ederken kulislerde çok ilginç bir konu konuşuluyor.

Gazeteci Altan Sancar’ın diken.com.tr’de yayımlanan yazısında yer alan iddialara göre bağımsız, muhalif diye bilinen bazı gazetecilere Kılıçdaroğlu’na yakın bazı isimlerin ‘beşli çete’ olarak adlandırılan sermaye sahipleriyle görüştüğü iddiası sızdırıldı. CHP’li yetkililer, sermaye gruplarının bu iddiayı ortaya atarak Kılıçdaroğlu’nun kimi kurmaylarını tartışma konusu etmek ve CHP liderinin adaylık ihtimalini zayıflatmak istediğini savunuyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, dün bazı köşe yazarı araştırmacılara sosyal medyadan tepki göstererek “Defalarca suikast teşebbüsüne uğramış bana, köşelerinde ders vermeye kalkıyorlar” demişti. Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullanmıştı:

“Şunu çok iyi bilsinler ki biz daha ölmedik. Onların da ne olduğunu gayet iyi biliyoruz. Haksızlıklar karşısında kalemini dahi oynatmayan, televizyonlarda konuşmayan, “Alo Holdinglerin” medyası bana ders vermeyi bıraksın, ateş olsalar cürmü kadar yer yakarlar.”

Altan Sancar’ın yazısı özetle şöyle:

“Güçlendirilmiş parlamenter sistem’ çalışması yürüten altılı masanın ortak cumhurbaşkanı adayı olarak CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun gösterilmesi ihtimali giderek güçlenirken, büyük sermaye sahibi çevrelerle ilişkili kimi grupların bu ihtimale karşı çeşitli hamlelere giriştiği iddia ediliyor.

Partinin genel merkezindeki ortak kanıya göre bu çevreler Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarını ‘sermaye karşıtı’ buluyor ve Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını engellemek için çeşitli hamleler tasarlıyor.

Kılıçdaroğlu da bir süredir isim vermeden bazı gazeteci ve anket şirketlerini eleştiriyor. Diken’in edindiği bilgilere göre bunda CHP’ye hazirandan bu yana giden, ama son dönemde ete kemiğe bürünen bazı bilgiler etkili.

Bu bilgilere göre kamuoyunu yönlendirmek için bazı isimlere sermaye kesimleri tarafından para aktarıldı. Bazı sermaye sahipleri, hem kimi anket şirketleri hem de ‘tarafsız görünen’ gazetecilerle maddi ilişkiye girdi.

Kılıçdaroğlu’nun bugünkü ‘Alo Holding’ paylaşımı da, sermaye gruplarının hamlelerine karşı çıkışlarına bir örnekti.

Bu hamlelerden biri de son günlerde çok sayıda muhalif gazeteciye Kılıçdaroğlu’na yakın bazı isimlerin ‘beşli çete’ olarak adlandırılan sermaye sahipleriyle görüştüğü bilgisinin iletilmesiydi.

CHP’li yetkililer, sermaye gruplarının bu iddiayı ortaya atarak Kılıçdaroğlu’nun kimi kurmaylarını tartışma konusu etmek ve CHP liderinin adaylık ihtimalini zayıflatmak istediğini savunuyor.

İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey CHP’li bir kurmay, “Genel başkanımızın doğrudan hedef alınmasının ters teptiğini herkes görüyor. Bu nedenle parti içerisinde genel başkanımıza yakın isimler hedef alınmak isteniyor. Buradaki asıl amaçsa bu isimlerin yıpratıp Kılıçdaroğlu’nun adaylığını engellenmek” dedi.

Son dönemlerde “Kılıçdaroğlu aday olursa kaybeder” minvalindeki köşe yazılarını da işaret eden yetkili, CHP tabanın da bu ihtimale inandırılmak istendiğini söyledi.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan AK Parti’nin Çöken İmajına ‘Aday’ Formülü

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partili kurmaylarıyla beraber seçim stratejisi belirledi. Buna göre AK Parti’nin çöken imajı için “aday kimliği” devreye girecek.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçen haftalarda 2023 seçimleri için bazı AK Partili kurmaylarla “olağanüstü” toplandı ve başta seçim beyannamesi olmak üzere partinin seçimlerde uygulayacağı stratejiler üzerinde duruldu.

Toplantı sonrası başlatılan çalışmaların ayrıntıları, 2023 seçimlerini sadece muhalefetin değil, AK Parti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da “kritik” gördüğünü ortaya koydu.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre AK Parti genel merkezinde milletvekili aday listeleri üzerinde çalışmak üzere komisyon kuruldu. Edinilen bilgiye göre komisyon, 2023 adayları için bazı kriterler belirliyor.

AK Parti, diğer seçimlerden farklı olarak bu kez “parti değil, aday kimliğini” ön planda tutacak. Geçmiş seçimlerde “aday isimlerden çok parti kimliğinin öne çıktığı, adayların da parti kimliğine güvendiği” ifade edilirken bu kez AKP’nin “adaylar üzerinden ilerleyen bir strateji kurmak istediği” kaydediliyor.

Bu nedenle parti yönetimi, “illerde ön plana çıkan, yurttaşın sevdiği, güven duyabileceği, halkla bire bir temas edebilecek, diyaloğa açık, halkın sorunlarını yerinde tespit edip, çözüm üretebilecek” isimleri aday göstermeyi hedefliyor. Ayrıca bu seçimlerde “eş, dost, akraba ilişkisi” de gözetilmeyecek.

Paylaşın

Seçim 14 Mayıs Günü Mü?

Sözcü yazarlarından Emin Çölaşan, haziran ayında yapılması planlanan seçimin 1 ay öne çekileceğini, 14 Mayıs’ta gerçekleşeceğini yazdı: AKP iktidarı bir taşla iki kuş vuracak.

Çölaşan, “Seçim 14 Mayıs günü yapıldığı takdirde AKP iktidarı bir taşla iki kuş vuracak… Hem Adnan Menderes sömürüsü, hem de Ramazan nedeniyle din sömürüsü!” dedi.

Emin Çölaşan’ın bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

Sevgili okurlarım ben kulislerde gezinen, edindiğim doğru veya yanlış bilgilerle ve komplo teorileriyle ilgilenen bir gazeteci değilim. Ancak bu kez kulağıma ciddi bir sızıntı geldi. Üzerinde durulmayacak gibi değil ve hemen özetliyorum. Geçtiğimiz günlerde partisinde yapılan bir toplantıda seçim tarihi konuşulurken Recep Bey soruyor: “14 Mayıs desek bir sorun olur mu?” İtiraz edecek halleri yok ya, çok iyi olur diyorlar.

“Niçin 14 Mayıs 2023?..  O tarihin önemli bazı özellikleri var” diye devam eden Sözcü yazarı, şu ifadeleri kullandı:

İlki, Demokrat Parti (Adnan Menderes) 14 Mayıs 1950 seçimlerinde iktidara gelmişti. Yani çok partili hayata geçişin simgesi. Bu tarih kabul edildiği takdirde bol bol Menderes sömürüsü yapılacak, onun idam edilmesi yeniden gündeme taşınacak, ruhuna dualar edilecek falan filan!

İkincisi ise daha da önemli… 14 Mayıs 2023 tam da Ramazan ayı sonrasına denk geliyor. Ramazan, 23 Mart Perşembe günü başlayacak, 20 Nisan 2023 Cuma günü bitecek. 21, 22 ve 23 Nisan günleri bayram.

14 Mayıs seçim günü olarak kabul edildiği takdirde, seçim Ramazan’dan kısa süre sonra yapılmış olacak. Bunun anlamını her Türk seçmeni iyi bilir: Ramazan boyunca her türlü din ticareti ve din sömürüsü başta iktidar partisi olmak üzere siyasetçi takımı tarafından bol bol yapılacak. Siyasete alet edilen iftar şovları, sahur gösterileri, abdestsiz namaz kılmalar da aynen öyle.

Böylece Türkiye’de seçim öncesinde tam bir “din iklimi” yaratılmış olacak. Bunun anlamı şudur. Seçim 14 Mayıs günü yapıldığı takdirde AKP iktidarı bir taşla iki kuş vuracak…Hem Adnan Menderes sömürüsü, hem de Ramazan nedeniyle din sömürüsü! Seçim çalışması yapmak için tercih edilecek çok iyi ve uygun bir zamanlama!

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Akşener’den ‘Mansur Yavaş İçin İmza Topluyor’ İddiasına Yanıt

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara Büyükşehir Belediyesi Mansur Yavaş’ı Cumhurbaşkanlığı’na aday göstermek için imza topladığı iddialarını yalanladı: Eylül ayı geldiğinde birileri İYİ Parti’yi linç etmek için harekete geçiyor. Kim yapıyor, nasıl yapıyor, neyi amaçlıyor anlamaya çalışıyoruz.

Sözcü’den Deniz Zeyrek, bugünkü köşe yazısında Akşener ile yaptığı görüşmeye yer verdi. Zeyrek’in yazısının bir kısmı şöyle:

“Işık hızıyla yayılan “İYİ Parti Yavaş’ı aday yapacak” bilgisini doğru kabul etmek zor değildi. Ancak gazetecilik “teyit etme” ihtiyacı olan bir meslekti. O yüzden ben de mesajları görür görmez (Çarşamba gecesi) Meral Akşener’i aradım.

Sorumu kitabın ortasından sordum: “Mansur Yavaş’ı aday yapmak için imza toplama kampanyası mı başlatıyorsunuz.”

Meral Hanım tereddüt etmeden yanıt verdi: “Yalan haber. Bakın yanlış bile demiyorum, yalan diyorum.”

“Peki nedir bu gelişmeler: HDP’ye bakanlık tartışması, Buğra Kavuncu ve Yavuz Ağıralioğlu’nun açıklamaları, Kılıçdaroğlu’nun HDP’ye bakanlık konusundaki sessizliği…” Akşener, gelişmeleri izlediğine dikkat çekerek şunu söyledi:

“Eylül linçi başladı. Daha önce de benzer şeyler olmuştu. Eylül ayı geldiğinde birileri İYİ Parti’yi linç etmek için harekete geçiyor. Kim yapıyor, nasıl yapıyor, neyi amaçlıyor anlamaya çalışıyoruz.”

İstanbul’un AK Parti’nin kalesi gibi görünen muhafazakâr semtlerine yaptığı ziyarette gördüğü ilgiye dikkat çeken Akşener, partisinin sahada yükselişe geçtiği zamanlarda böyle bir linç ortamı yaratılmaya çalışıldığına da dikkat çekti.

Akşener’i yakalamışken İmamoğlu ve Yavaş ziyaretlerini de sordum. “İBB’ye Ekrem Bey seçildikten sonra hiç gitmemiştim. Bu hafta bir açılışlarına katılacağım. Öncesinde makamda ziyaret etmek istedim. Aynı şekilde Ankara’da da açılışlar var ve öncesinde Mansur Bey’i ziyaret edeceğim” karşılığını verdi.

Kendisine bu tür sorunlu dönemlerde Kılıçdaroğlu’yla sık sık ve doğrudan görüştüğünü ve birlikte ortamı yumuşattıklarını anımsattım ve bu kez bunun olup olmadığını sordum. Sessiz kalmayı tercih etti. Meral Hanım’ın sessizliğinden anladım ki bu kez ciddi bir iletişimsizlik olmuş.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın