Adli Tıp Kurumu’ndan Aysel Tuğluk İçin Cezaevinde Kalamaz Raporu

Adli Tıp Kurumu (ATK), demans tanısı konulan Aysel Tuğluk için “cezaevinde kalamaz” raporu verdi. Aysel Tuğluk, 28 Aralık 2016’da HDP Genel Başkan yardımcısı iken, DTK soruşturması kapsamında “silahlı terör örgütü yöneticiliği” ve “silahlı terör örgütü üyeliği”yle suçlanarak tutuklanmıştı.

Haber Merkezi / Aysel Tuğluk, 1-4 Şubat tarihleri arasında İstanbul Adli Tıp Kurumu’nda gözlem altında tutuldu ve hazırlanan 25 sayfalık raporda “Hafif bilişsel bozukluk gösterdiği buna karşılık davranış bozukluğu göstermediği ve çevresiyle uyumlu olduğu” belirtildi.

ATK raporunda Tuğluk’un “Ceza sorumluluğunun tam olduğu’ kanaatine yer vermişti. Bu karar, Tuğluk’u, yargılandığı Kobani Davası’nda mahkemede savunma yapmak zorunda bırakmıştı.

Avukatlar karara itiraz edince ATK 3. İhtisas Kurulu, 22 Haziran 2022 tarihinde yeni bir rapor hazırladı ama sonuç değişmedi. Bu raporda da Tuğluk’un “Cezaevinde tek başına hayatını idame edebileceği” belirtilmişti.

Avukatların, ATK raporuna yaptığı itirazlar ve Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ‘sağlık durumuna’ ilişkin bilgi talep etmesi nedeniyle Tuğluk, 16 Eylül’de yeniden ATK’ye gönderildi.

Bir aylık sürecin sonucunda ATK, geçtiğimiz cuma günü (21 Ekim) Tuğluk’un beyin MR’nın çekilmesi istedi ve Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk etti.

MR raporunun da hazırlanmasının ardından ATK, Tuğluk ile ilişkin raporunu hazırladı. ATK, Tuğluk için “cezaevinde kalamaz” raporu verdi.

Tuğluk için hazırlanan raporlarda ne denilmişti?

  • 15 Mart 2021’de İzmit Seka Devlet Hastanesi, Aysel Tuğluk’a Alzheimer tanısı koydu.
  • 12 Temmuz 2021’de Kocaeli üniversitesi Adli Tıp Kurumu, Tuğluk için “hastalığı nedeniyle hayatını tek başına devam ettiremeyeceği ve cezaevinde tek başına kalamayacağını, cezasının ertelenmesi” yönünde rapor verdi.
  • Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı, Kocaeli Üniversitesi’nin verdiği bu rapor üzerine Tuğluk’u İstanbul ATK’ye gönderdi.
  • 3 Eylül 2021’de ATK rapor hazırladı ve “düzenli poliklinik kontrolleriyle cezaevinde kalabilir” dedi.
  • Tuğluk avukatları Reyhan Yalçındağ- Baydemir ve Serdar Çelebi, TİHV’e rapor hazırlamaları için başvuru yaptı.
  • TİHV, 30 Eylül 2021’de hazırladığı raporda, “ATK raporları ve hastane raporları arasında çelişki bulunduğundan bu çelişkinin giderilmesi amacıyla, kişide sözü edilen demans hastalığına yönelik incelemelerin bu hastalıkla ilgili araştırma, tetkik ve tedavisinde uzmanlaşmış bir akademik merkezde yeniden değerlendirilmesi…” gerektiği belirtildi.
  • Kobani Davası mahkeme heyeti, Tuğluk’un duruşmada savunma yapıp yapamayacağını tespit edilmesi için hastaneden rapor istedi. Tuğluk, bu karar üzerine 21 Aralık 2021’de yeniden İzmit Seka Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastane, Tuğluk’un demans tanısının sabit olduğunu ve durumunda ilerleme kaydedildiği notunu düşerek, savunma yapıp yapamayacağına dair kararın ATK’nin vermesi gerektiğini belirtti.
  • Tuğluk, ATK’ye gönderildi. ATK, 25 Şubat 2022’de verdiği raporda, “hafif bilişsel bozukluk” olduğunu ve kısmi olarak “savunma yapabileceğini” belirtti. Ayrıca söz konusu raporda mahkemeden talep edilmediği halde, “ceza sorumluluğu tamdır” denildi.
  • İstanbul Üniversitesi’nin 4 Şubat 2022’de hazırladığı raporda ise; Tuğluk’un “atipik, hızlı seyirli demans” olduğu belirtildi ve tedavisinin ancak hastane koşullarında mümkün olduğu ifade edildi.
  • TİHV, 5 Mayıs 2022′ de hazırladığı ikinci raporda ise “cezaevi koşullarında hayatını idame ettiremeyeceğini” belirtti.
  • ATK, 14 Nisan 2022, infazın ertelenmesi için yeniden rapor hazırladı, bu raporda ise; “hafif bilişsel bozukluk, hayatını yalnız idame ettirebilir” değerlenmesi yaptı.
  • ATK, 22 Haziran 2022’de hazırladığı raporda da, şu ifadelere yer verdi: “ATK’nin tedavisi ve önerilen aralıklarla düzenli Nöroloji ve psikiyatri poliklinik kontrollerinin sağlanarak cezaevi şartlarında infazına devam edilebileceği, hastalıklarının ilerlemesi veya vasfının değişmesi durumunda son durumu gösterir sağlık kurulu raporunun gönderilmesi ile yeniden değerlendirilebileceği oy çokluğu ile mütalaa olunur.
Paylaşın

AYM’den ‘Dezenformasyon Yasası’ Kararı: Esastan Görüşecek

CHP, muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin “sansür yasası” olarak adlandırdığı “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun” hapis cezası öngören 29. Maddesinin yürürlüğünün durdurulması talebi ile Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurmuştu.

Haber Merkezi / Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, bugünkü gündem toplantısında başvurunun ilk incelemesini yaptı. Başvuruda eksiklik tespit etmeyen Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, iptal istemini daha sonra belirlenecek bir günde esastan görüşerek karara bağlayacak.

Düzenlemenin yürürlüğünün durdurulması istemine de esas inceleme aşamasında karar verilecek.

Yasanın 29. maddesi şöyle:

“Halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak. Failin, suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi halinde söz konusu ceza yarı oranında artırılacak.”

CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, iktidarın dezenformasyonla mücadele yasası olarak nitelendirdiği yasayı “Bu bir Stalin yasasıdır,” sözleriyle eleştirmiş ve şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bu bir Stalin yasasıdır. Bu yasa muhalefeti, medyayı, basını, sosyal medyayı susturmaktır. Kendi yalanlarını gerçek gibi sunmak, gerçekleri yalan diye nitelemek yasasıdır ve kabulü mümkün değildir. Yüksek mahkemenin kararı var. 153’e ve kararın bağlayıcılığına aykırı.

29. Madde ile ilgili başvuruyu bekletmeksizin yürürlüğün durması bakımından bir an önce ele alınmasını yüce mahkemeden talep ediyorum. Bu kanun Türkiye’de demokrasiyi tahrip etmekle kalmaz, Türkiye’yi dünya milletler ailesi içinde demokrasi liginden düşürür, kategori dışında tutar.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da partisinin TBMM’deki grup konuşmasında konuya ilişkin yasayı AYM’ye götüreceklerini söyleyerek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Meclis’ten sansür yasası geçirdiler. Bu konuda altı aydır mücadele veriyoruz. Bazıları tv’lere çıkıp CHP ne yapıyor Meclis’te diye soruyorlar. CHP parlamentoda demokrasinin bir numaralı aktörüdür. Sansür düzenlemelerine de karşıdır.

Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz. Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Paylaşın

Akşener’den AK Partili Ünal’a: Düşünce Üretemiyorsan O Senin Kapasite Problemin

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal’ı sert sözlerle eleştiren İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Cumhuriyet Bayramı’nı idrak ettiğimiz bu hafta AKP’nin bir grup başkanvekilinin ağzından çıkan ibretlik sözlerle gördük” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu arkadaş her bir cümlesi ayrı bir patolojik vaka olan bir açıklama yaptı. Dedi ki ‘maalesef bir kültür devrimi olarak cumhuriyet bizim lügatımızı, alfabemizi, dilimizi, hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir. Bugün konuştuğumuz Türkçeyle bir düşünce üretemeyiz. Sadece konuşma ihtiyacımızı karşılayabiliriz.

Şu rezalete bakar mısınız? Tarihi fesli meczuplardan öğrenmiş bu sözde entelektüelin hezeyan dolu şu analizine bakar mısınız? Neymiş? Bu fevkalade aydın arkadaşımız çığır açıcı düşüncelerini Türkçe dilinde üretemiyormuş. Sadece konuşabiliyormuş, düşünemiyor, bundan da çok muzdaripmiş. İşte size ‘keşke Yunan kazansaydı’ diyen ucube bir zihniyetin ortaya çıkışı.

Biz ezelden beri Türkçe konuşuyoruz muhterem, yani cumhuriyet ile birlikte bizim dilimiz değişmedi, sadece alfabemiz değişti. Türkçe, Göktürklerden Selçuklu’ya, Osmanlı’dan Türkiye Cumhuriyeti’ne kadar binlerce yıllık kadim tarihimizi birbirine bağlayan harçtır.”

Ünal’ın sözlerinin “cahillikle açıklanamayacağını; art niyetli olduğunu” söyleyen Akşener, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:

“Düşünce üretemiyorsan o senin kapasite problemin. Siz en küçük bir düşünce yetisine sahip oldunuz da Türkçe mi size engel oldu? Cumhuriyetin edebiyata, düşünce dünyamıza, bilime ve eğitime katkılarını; Cumhuriyetin ne büyük bir şahlanış olduğunu; bu aziz milletin oyuyla seçilmiş olan bir vekile, anlatmak zorunda olduğum için gerçekten utanç duyuyorum.

Neymiş? Bu Türkçe ile düşünce üretilmezmiş. Bu sözleri, cahillikle açıklamaya kalkmak, cahillik kavramının içini boşaltmak olur. Bu düpedüz patolojik bir Cumhuriyet nefretine kılıf bulma gayretidir. Ve tepeden tırnağa, art niyetlidir.”

Ne olmuştu?

AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal, Kahramanmaraş Uluslararası 8. Kitap ve Kültür Fuarı’nda yaptığı konuşmada, “Tarihteki en sert kültürel devrim Türkiye’de yaşanmıştır. Mesela Fransız devrimi her şeyi yıkmıştır ama lügate dokunmamıştır. Yine en sert devrimlerden bir tanesi Mao’nun Çin kültür devrimidir. Lügate dokunmamıştır. Ama maalesef bir kültür devrimi olarak Cumhuriyet; bizim lügatimizi, alfabemizi, dilimizi hasılı bütün düşünme setlerimizi yok etmiştir” ifadelerini kullanmıştı.

Konuşmanın sosyal medyada gündem olmasının ardından Ünal, “Sözlerim bağlamından koparılıyor. Ben siyasi bir demeç vermek için o açıklamayı yapmış değilim. Bir kitaptan bahsediyoruz, Cemil Meriç’in kitabından” demişti.

MHP lideri Devlet Bahçeli ise grup toplantısında isim vermeden Ünal’a tepki göstermiş ve, “Bizim tarih anlayışımız devrevi, coğrafya algımız dönemsel değildir. Tarih ve coğrafyaya baktığımızda gördüğümüz dağınık parçalardan, birbirinden kopuk paydalardan müteşekkil bir yapı da değildir.

Tarih birdir ve bütündür, adı da Türk tarihidir. Coğrafya birdir ve bellidir, adı da Türk vatanıdır. Türkiye Cumhuriyeti, binlerce yıllık Türk tarihinin ana güzergâhından kategorik bir kopuş, kesif bir ayrılış, keskin bir sapış olarak görülemeyecek, asla gösterilemeyecektir. Yani Cumhuriyet şerefli geçmişimizin bir antitezi değildir” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Rekabet Kurulu’ndan ‘Meta’ya Rekor Ceza

Rekabet Kurulu, Facebook, Instagram ve WhatsApp gibi uygulamaların çatı kurumu olan Meta’ya veri paylaşma zorunluluğu soruşturması kapsamında 346 milyon 717 bin 193,40 TL idari para cezası verilmesine karar verdi.

Rekabet Kurulu tarafından yapılan açıklamada, “Meta Platforms, Inc. (eski unvanı Facebook Inc.), Meta Platforms Ireland Limited (eski unvanı Facebook Ireland Limited) ve WhatsApp LLC’ye 346 milyon 717 bin 193,40 TL idari para cezası verilmesine oy birliği ile karar verildi.” denildi.

Rekabet Kurulu’nun 11 Ocak 2021 tarihli kararıyla, WhatsApp kullanıcılarına getirilen veri paylaşma zorunluluğuyla ilgili Meta (Facebook) ve paydaş şirketleri hakkında 4054 sayılı ‘Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 6’ncı maddesinin ihlal edilip, edilmediğinin tespiti amacıyla resen soruşturma açılmıştı. Ayrıca WhatsApp verilerinin paylaşılması zorunluluğu durdurulmuştu. Soruşturma kapsamında, şirket temsilcileri, 11 Ekim 2022’de Rekabet Kurulu’na sözlü savunma yaptı.

Rekabet Kurulu’nca tamamlanan soruşturmaya göre; Madoka Turkey Bilişim Hizmetleri’nin değerlendirilen iddialar bakımından herhangi bir sorumluluğunun olamayacağına oy birliği ile karar verildi. Facebook, Instagram ve WhatsApp hizmetlerinden toplanan verilerin birleştirilmesi suretiyle kişisel amaçlı sosyal ağ hizmetleri ile çevrim içi görüntülü reklamcılık pazarlarındaki rakiplerin faaliyetlerinin zorlaştırıldığı, pazara giriş engeli yaratılarak rekabetin bozulmasına yol açıldığı saptandı. Meta Platforms Inc., Meta Ireland Limited ve WhatsApp LLC’ye 346 milyon 717 bin 193,40 TL idari para cezası verilmesine oy birliği ile karar verildi.

Meta ve paydaş şirketleri, rekabeti önleyici faaliyetlerin giderilmesi ve pazardaki etkin rekabetin tesis edilmesini temin etmek için gerekli tedbirleri, 1 ay içerisinde Rekabet Kurumu’na sunacak. Tedbirleri, 6 ay içerisinde yerine getirecek. Ayrıca ilk uyum tedbirinin uygulanmaya başlamasından itibaren 5 yıllık süre boyunca, yılda 1 periyodik olarak Rekabet Kurumu’na rapor sunacak.

Paylaşın

Mahkeme, TELE 1’e Verilen Üç Günlük Ekran Karartma Cezasını Durdurdu

Ankara 2. İdare Mahkemesi, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Serra Kadıgil’in Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB) eleştirisi sebebiyle TELE1’e verdiği üç günlük ekran karartma cezasını durdurdu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), TİP Milletvekili Serra Kadıgil’in Diyanet eleştirisi sebebiyle TELE1’e üç günlük ekran karartma cezası verdi. TELE1, RTÜK’ün cezasının iptalini ve yürütmesini durdurulması için yargıya başvurdu. Ankara 2. İdare Mahkemesi, oy birliği ile yürütmenin durdurulması kararını verdi.

Ankara 2’nci İdare Mahkemesi’nin oy birliği ile aldığı karar şöyle:

1-Ekteki dava dilekçesinde yer alan tüm iddialara cevap teşkil edecek şekilde detaylı bir açıklama  yapılarak ve dava konusu işlemin sebep ve gerekçelerinin; işleme dayanak teşkil eden tüm bilgi ve belgelerin içinde bulunduğu işlem dosyasının onaylı bir örneğinin sunulmasının istenilmesine,

2-Dava konusu işlemin hangi yasa hükümleri uyarınca tesis edildiğinin (madde ve fıkra belirtilmek suretiyle) açıkça bildirilmesinin istenilmesine,

3-Bunun dışında uyuşmazlığın çözümüne yardımcı diğer tüm bilgi ve belgelerin onaylı birer örneğinin gönderilmesinin istenilmesine, Dava konusu işlemin, yayın durdurmaya ilişkin olması nedeniyle her an uygulanacak olması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun dava açabilmek için öngördüğü süre ve dava açıldıktan sonra Mahkemece yapılacak usuli işlemler için tanıdığı süre göz önüne alındığında, işlemin uygulanma süresi içinde sağlıklı bir yargısal denetim yapılamayacağı gibi, işlemin uygulanması halinde telafisi güç zararlar doğurabileceği anlaşıldığından, olayın niteliği ve davanın durumuna göre, davalı idarenin savunması ve ara kararı cevabı alınıp ya da savunma ve ara kararına cevap verme süresi geçip yeni bir karar verilinceye kadar dava konusu işlemin yürütmesinin durdurulmasına, savunma ve ara kararına cevap süresinin 30 (otuz) gün olarak belirlenmesine, 25/10/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Paylaşın

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı Gözaltına Alındı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, İstanbul’da gözaltında alındı. Gözaltına alınan Şebnem Korur Fincancı önce Kadıköy’deki İskele Polis Merkezine götürüldü, hakkındaki soruşturma kapsamında Ankara’ya götürülecek.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından konuyla ilgili yapılan açıklamada, Şebnem Korur Fincancı’nın, 20 Ekim’de “PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Terör Suçları Soruşturma Bürosunca başlatılan soruşturma kapsamında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7/2 maddesi gereğince ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçundan gözaltına alındığı” belirtildi.

Savcılık ayrıca, Şebnem Korur Fincancı’nın, TTB Merkez Konseyi Başkanlığı görevine son verilmesi ve yeni başkan seçilmesi yönünde karar alınmasını mahkemeden talep etti:

“Cumhuriyet başsavcılığımızca adı geçen şüphelinin halen devam ettirdiği Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı görevine, 6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’nun ‘Amaçları dışında faaliyet gösteren Türk Tabipleri Birliğinin merkez ve tabip odalarındaki sorumlu organlarının görevlerine son verilmesine ve yerlerine yenilerinin seçilmesine, Sağlık Bakanlığının veya bulundukları yer Cumhuriyet başsavcılığının istemi üzerine’ şeklindeki Ek 2. maddesinin 2. fıkrası gereğince son verilmesine, aynı maddenin 3. fıkrasında düzenlenen usulle yerine yeni merkez konseyi başkanı seçilmesine karar verilmesi için nöbetçi asliye hukuk mahkemesi nezdinde talepte bulunulmuştur.”

TTB’den açıklama

TTB’nin Twitter hesabından yapılan açıklamada, “Bir süredir yürütülen linç kampanyasının ardından bugün gözaltına alınan hocamız Dr. Şebnem Korur Fincancı’ya  yapılanları asla kabul etmiyoruz. Hocamıza ve örgütümüze sahip çıkarak mücadelemizi sürdüreceğiz!” ifadeleri kullanıldı:

Ne olmuştu?

Medya Haber’e konuşan Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı, TSK’nın askeri operasyonlarda kimyasal silah kullandığı iddialarına ilişkin görüntüleri incelediğini belirtti: Belli ki sinir sistemini doğrudan tutan toksik-zehirli kimyasal gazlardan biri kullanılmış durumda. Her ne kadar kullanılması yasak olsa da çatışmalarda kullanıldığını görüyoruz.

Bağımsız heyetlerin bölgede inceleme yapmasının uluslararası sözleşmeler gereği zorunlu olduğunu belirten Şebnem Korur Fincancı, “Uluslararası sözleşmelerin uygulanması ve kimyasal silahların kullanımını yasaklayan Cenevre Sözleşmesi kapsamında böyle bir iddia ortaya çıktığında nasıl bir araştırma yapılacağı da Minnesota Protokolü’nün ilkelerinin ele alınması gerekiyor,” dedi.

Fincancı açıklamalarının ardından Yeni Şafak gazetesi, “TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’dan ihanet dolu sözler: PKK kanalında TSK’ya iftira attı” şeklinde bir haber yayınladı. Sabah gazetesi de “Emekli komutanlar PKK’nın ‘Kimyasal Silah’ iftirasına ateş püskürdü: Şebnem Korur Fincancı hukuk önünde hesap versin!” haberinde emekli generallerin açıklamalarına yer verdi.

Erdoğan ve Bahçeli’nin ağır eleştirileri

TTB Başkanı Korur Fincancı, Türk ordusunun Irak’ın kuzeyindeki operasyonlarında kimyasal silah kullandığına dair iddialar olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini ifade etmişti. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türk Tabipleri Birliği Başkanı ile ilgili yargı harekete geçmiştir. Hem bu kişiyle, hem bu kurumla ilgili adımlar atılacak. Bakanlarımıza, Tabipler Birliği başta olmak üzere meslek örgütlerinde yeni yapıya geçilmesine yönelik mevzuat çalışmalarının hızlandırılması talimatı verdik. Gerekirse yasal düzenlemeyle bu ismin değişmesini sağlayacağız” açıklamasında bulunmuş; Salı günü meclis grup toplantısında konuşan MHP Genel Başkanı Bahçeli de, TTB’nin kapatılmasını ve Şebnem Korur Fincancı’nın vatandaşlıktan çıkarılmasını talep etmişti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında soruşturma başlattığını açıkladı: 20.10.2022 tarihinde PKK/YPG silahlı terör örgütünün sözde yayın organına yaptığı açıklamalar nedeniyle Türk Tabipler Birliği Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 7/2 maddesi kapsamında Terör Örgütü Propagandası Yapmak ve 5237 yılı Türk Ceza Kanununun 301/2. maddesi kapsamında Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılama suçlarından, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığımızca soruşturma başlatılmıştır.

Şebnem Korur Fincancı hakkında

TTB Merkez Konsey Başkanı. Adli Tıp Uzmanı, Prof. Dr., Barış Akademisyeni.

1959, İstanbul doğumlu. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra uzmanlığını Adli Tıp alanında yaptı.

TTB’nin 72. Büyük Kongresi’nde Etkin Demokratik TTB Grubunun seçimi kazanmasıyla TTB Merkez Konsey Başkanı seçildi. (16 Kasım 2020)

Türkiye İnsan Hakları Vakfı Genel Başkanı (11 Nisan 2009- 16 Kasım 2020)

İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı’ndaki görevinden zorunlu emekli oldu (2019).

Özgür Gündem gazetesi ile dayanışma amacıyla başlatılan “Bir günlük nöbetçi genel yayın yönetmenliği” kampanyasına katıldığı için “terör örgütü propagandası yapmak” suçlaması ile tutuklandı (20 Haziran 2016).

Adli Tıp Uzmanları Derneği’nin kurucu üyelerinden (1992).

İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanı oldu (1997).

Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alındı (2004), İdare Mahkemesi ve YÖK kararı ile göreve iade edildi (2005).

Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulu Başkanlığı görevinden birkaç kez uzaklaştırıldı, kazandığı davalarla göreve geri döndü.

Aldığı ödüller

  • IRCT Bent Sorensen Grant (1997)
  • İstanbul Üniversitesi Uluslararası Bilime Katkı Belgesi (1999)
  • İstanbul Tabip Odası Sevinç Özgüner İnsan Hakları, Barış ve Demokrasi Ödülü (2000)
  • Diyarbakır Tabip Odası Barış, Dostluk ve Demokrasi Ödülü (2000)
  • Açık Sayfa Barış, Demokrasi ve Hukuka Katkı Ödülü (2000)
  • International People’s Lawyers Eminent Person Grant (2000)
  • BEKSAV Ödülü (2001)
  • Lider Kadınlar Ödülü (2014)
  • Hrant Dink Ödülü (2014)
Paylaşın

Meteoroloji’den Birçok İl İçin Sağanak Yağış Uyarısı

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Güneydoğu Anadolu ile Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Bartın, Karabük, Kastamonu, Ordu, Giresun, Malatya, Elazığ, Bitlis, Van, Şırnak ve Hakkari çevreleri ile Trabzon’un batı ilçeleri için yağmur ve sağanak yağış uyarısında bulundu.

Haber Merkezi / Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından yapılan son değerlendirmelere göre kuzey ve doğu kesimlerin parçalı ve yer yer çok bulutlu, Güneydoğu Anadolu ile Osmaniye, Kahramanmaraş, Hatay, Bartın, Karabük, Kastamonu, Ordu, Giresun, Malatya, Elazığ, Bitlis, Van, Şırnak ve Hakkari çevreleri ile Trabzon’un batı ilçelerinin yağmur ve sağanak yağışlı, diğer yerlerin az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah ve gece saatlerinde Orta Karadeniz’in iç kesimleri ile Doğu Anadolu’da yer yer sis ve pus olayı bekleniyor.

Hava sıcaklığının kuzeydoğu kesimlerde biraz artacağı, diğer yerlerde önemli bir değişiklik olmayacağı, Marmara’nın batısı ve Kıyı Ege’de mevsim normallerinin üzerinde, diğer yerlerde mevsim normalleri civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Rüzgarın genellikle kuzeyli, zamanla doğu kesimlerde güneyli yönlerden hafif, ara sıra orta kuvvette eseceği tahmin ediliyor.

Bölgelerimizde hava durumu ise şöyle;

  • Marmara Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı bulutlu geçeceği tahmin ediliyor. sabah saatlerinde bölgenin güneyinde pus ve yer yer sis bekleniyor.
  • Ege Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor.
  • Akdeniz Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla doğusunun parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra K. Maraş, Osmaniye ve Hatay çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • İç Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde doğu kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.
  • Karadeniz Bölgesi: Batı Karadeniz, az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve çok bulutlu, akşam saatlerinden sonra Bartın, Karabük, Kastamonu çevrelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde bölgenin iç kesimlerinde pus ve yer yer sis bekleniyor. Orta ve Doğu Karadeniz, parçalı ve az bulutlu zamanla kıyıları yer yer çok bulutlu, gece saatlerinden sonra Ordu ve Giresun çevreleri ile Trabzon’un batı ilçelerinin sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Sabah saatlerinde Orta Karadeniz’in iç kesimlerinde yer yer sis ve pus hadisesi bekleniyor.
  • Doğu Anadolu Bölgesi: Parçalı ve az bulutlu, zamanla güney kesimlerinin yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra Malatya, Elazığ, Bitlis, Van, Şırnak ve Hakkari çevrelerinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
  • Güneydoğu Anadolu Bölgesi: Az bulutlu ve açık, zamanla parçalı ve yer yer çok bulutlu, öğle saatlerinden sonra bölge genelinin yerel olmak üzere sağanak yağışlı geçeceği tahmin ediliyor.
Paylaşın

İsveç’ten Türkiye’ye Mesaj: Taahhütlerimizi Yerine Getireceğiz

İsveç Dışişleri Bakanı Billstrom, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın imzaladığı mutabakata işaret ederek “Memorandumu ve maddelerini yerine getirebileceğiz. Bundan oldukça eminim” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Billstrom, PKK konusunda Türkiye ve AB’nin tutumunu desteklediklerini belirterek PKK’nın “tepeden tırnağa” terörist olduğunu, Türkiye’nin güvenlik endişelerine saygı duyduklarını söyledi.

İsveç’te yeni hükümet, ülkenin NATO üyeliği konusunda Türkiye’nin çekincelerini gidermek üzere atağa geçti. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek üzere Ankara’dan randevu istemesinin ardından, Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom, Türkiye’nin çekincelerini bertaraf etme taahhüdüne bağlı olduklarını vurguladı.

Görevi geçen hafta devralan Billstrom, Haziran ayında Madrid’de düzenlenen NATO liderler zirvesi çerçevesinde Türkiye, İsveç ve Finlandiya’nın imzaladığı mutabakata işaret ederek “Memorandumu ve maddelerini yerine getirebileceğiz. Bundan oldukça eminim” diye konuştu.

AFP haber ajansına konuşan İsveç Dışişleri Bakanı, PKK konusunda Türkiye ve AB’nin tutumunu desteklediklerini belirterek PKK’nın “tepeden tırnağa” terörist olduğunu, Türkiye’nin güvenlik endişelerine saygı duyduklarını söyledi. PKK, AB’nin terör örgütleri listesinde yer alıyor.

Anayasaya uyum ve denge vurgusu

Billstrom, diğer yandan “ifade özgürlüğü konusunda dengenin gerekli olduğunun” da altını çizdi, taahhütler yerine getirilirken bunun anayasayla uyumlu olması ve yasal olarak güvenli bir zeminde yapılmasının önemine işaret etti.

İsveç yasalarına göre bir şüphelinin hükümetin iade kararına karşı çıkması durumunda, şüphelinin çekincesi Anayasa Mahkemesi tarafından incelenmek zorunda. Mahkeme, hükümetin iade kararını bloke edebiliyor.

İsveç Dışişleri Bakanı, Türkiye ile “olumlu bir diyalog içinde olduklarını”, kendisinin ve Başbakan Kristersson’un kısa süre içinde Ankara’yı ziyaret edeceklerini de sözlerine ekledi.

Kristersson Erdoğan’a mektup göndermişti

İsveç basını, geçen hafta Başbakan Kristersson’un ülkesinin Ankara Büyükelçiliği aracılığıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a mektup göndererek “Umarım kısa süre içinde sizinle NATO konusunda ayrıntılı bir görüşme yapabiliriz. Size uygun olur olmaz Ankara’ya gelmeye hazırız” mesajı verdiğini bildirmişti.

Erdoğan da 21 Ekim’de yaptığı açıklamada, “İsveç’in yeni başbakanı randevu talebinde bulundu. Arkadaşlarımıza ‘Randevu verin, gelsin’ dedim. Ülkemizde kendisiyle bu konuları da görüşürüz… Şu andaki yeni Başbakan’ın yaklaşım tarzı, terörle ve teröristlerle mücadeleden yanadır” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’nin talepleri, İsveç’in attığı adımlar

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından uzun yıllardır uyguladıkları askeri tarafsızlık ilkesini terk eden İsveç ve Finlandiya, NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Madrid’de imzalanan mutabakatla başvuru önündeki vetosunu geri çeken Türkiye, iki ülkenin üyelikleri için gerekli meclis onayını ise henüz vermedi. Türkiye’nin koşulları arasında “terör örgütlerine desteğin sonlandırılması, Türkiye’ye yönelik silah ihracat kısıtlamalarının kaldırılması ve iade taleplerinin karşılanması” öne çıkıyor.

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine düzenlediği askeri operasyonlar nedeniyle İsveç’in 2019’da yürürlüğe koyduğu silah ihracat kısıtlamaları 30 Eylül’de kaldırılmıştı.

İsveç, Ağustos ayında da dolandırıcılık suçundan hakkında Türkiye’de hapis cezası bulunan bir kişi için iade izni vermiş, ancak Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Türkiye’ye adi suçluları iade ederek sözlerini yerine getirdiklerine inandıracaklarını düşünüyorlarsa yanılıyorlar… İade kararı verdiği kişi terör suçlarıyla ilgili değil” açıklaması yapmıştı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

AYM, 10 Yılda 29 Bin Hak İhlali Kararına İmza Attı

Anayasa Mahkemesi (AYM), 10 yılda 29 bin 37 hak ihlali kararına imza attı. AYM’nin ihlal kararlarının yüzde 60,2’sini makul sürede yargılanma hakkı ihlalleri oluşturdu. Bu konuda yaklaşık 18 bin ihlal kararı verildi.

İkinci sırada yüzde 10,6 oranıyla mülkiyet hakkı ihlalleri geldi. 3 bin 115 ihlal kararı mülkiyet hakkına ilişkin oldu. Adil yargılanma hakkı ihlali ise en çok ihlal çıkan 3.özgürlük alanı oldu. AYM adil yargılanma hakkına ilişkin 2 bin 914 ihlal kararı verdi. Bu toplam ihlal kararlarının yüzde 9,9’unu oluşturdu.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuru sisteminin uygulanmaya başlandığı son 10 yılda 450 bin bireysel başvuru yapıldı. Bu başvurularda 29 bin ihlal kararı çıkarken, ihlal kararlarının yüzde 60’ı makul sürede yargılanma hakkına ilişkin oldu. 121 bin 977 başvuruda ise henüz bir karar verilmedi.

Anayasa Mahkemesi,  23 Eylül 2012’de yürürlüğe konulan bireysel başvurulara  ilişkin 10 yıllık istatistikleri açıkladı. Buna göre AYM’ye 2012’den 30 Eylül 2022 tarihine kadar yaklaşık 450 bin bireysel başvuru yapıldı.

Bu başvuruların yüzde 73’ü, yani 328 bini karara bağlandı. Bunlardan 284 bin başvuru kabul edilemez bulundu. Kabul edilemez bulunan dosyalardan 72 bin 134’ü ise OHAL İnceleme Komisyonu kurulması üzerine başvuru yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle verildi.

10 yılda 29 bin hak ihlali kararı

Anayasa Mahkemesi, karar verdiği başvurularda 29 bin 37 hak ihlali kararına imza attı. AYM’nin ihlal kararlarının yüzde 60,2’sini makul sürede yargılanma hakkı ihlalleri oluşturdu. Bu konuda yaklaşık 18 bin ihlal kararı verildi.

İkinci sırada yüzde 10,6 oranıyla mülkiyet hakkı ihlalleri geldi. 3 bin 115 ihlal kararı mülkiyet hakkına ilişkin oldu.

Adil yargılanma hakkı ihlali ise en çok ihlal çıkan 3.özgürlük alanı oldu. AYM adil yargılanma hakkına ilişkin 2 bin 914 ihlal kararı verdi. Bu toplam ihlal kararlarının yüzde 9,9’unu oluşturdu.

2 bin 623 ifade özgürlüğü ihlali

Türkiye’de en çok ihlal edilen 4. özgürlük ise ifade özgürlüğü oldu. AYM’den ifade özgürlüğüne ilişkin 2 bin 623 ihlal kararı çıktı. Özel hayatın korunması hakkı, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı, kötü muamele yasağı ihlalleri de en çok ihlal edilen özgürlükler arasında yer aldı.

2022’de rekor başvuru

Öte yandan yalnızca 2022’nin ilk 9 ayında AYM’ye 89 bin başvuru geldi. 2022 yılında bu başvurulara ilişkin 3 bin 227 hak ihlali kararı verildi.  2022, başvuru sayısıyla diğer yılları geride bıraktı. Darbe girişiminin olduğu 2016’da 80 bin başvuru yapılmıştı.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Gazetecilerin Gözaltına Alınmasına Sert Tepki

Mezopotamya Haber Ajansı ile JINNEWS’e çalışan 12 gazeteci gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yapan, Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Nacho Sanchez-Amor, “Bu, Türkiye’de temel özgürlüklerin, özellikle de medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün daha da kötüye gittiğinin bir başka örneği” dedi.

Nacho Sanchez-Amor, konuya ilişkin Euronews Türkçe‘ye gönderdiği yazılı açıklamada şunları söyledi:

“Bu gözaltı ve baskınların kısa süre önce yasalaşan ‘dezenformasyon yasası’ kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği hala belirsiz. Eğer öyleyse, bu durum Türk sivil toplumunun Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’nin ve Avrupa Parlamentosu’ndaki pek çok kişinin dile getirdiği korkuları doğrulayacaktır.”

Her halükarda bu, Türkiye’de temel özgürlüklerin, özellikle de medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğünün daha da kötüye gittiğinin bir başka örneği ve özellikle önümüzdeki kritik seçim süreci çerçevesinde düşünüldüğünde, ciddi bir durum.”

Türkiye Gazeteciler Sendikası’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Ankara, İstanbul, Van, Diyarbakır, Urfa ve Mardin’de düzenlenen operasyonlarda 10 meslektaşımız tutuklandı” denildi.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada “25.10.2022 günü PKK/KCK terör örgütünün basın komitesi altında faaliyet yürüten Mezopotamya Haber Ajansı bünyesinde örgütsel faaliyet yürüttükleri, halkı kin ve düşmanlığa sevk edici içerikte haber yaptıkları teknik çalışmalar neticesinde tespit edilen 14 şahsa yönelik gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonda 11 şüpheli yakalanarak gözaltına alınmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü’nün sosyal medya hesabından yapılan bir video paylaşımında gazetecilerin ters kelepçe takılarak gözaltına alındıkları görülüyor.

Mezopotamya Haber Ajansı’na göre şu ana kadar 3’ü JINNEWS’e olmak üzere 12 gazeteci gözaltına alındı.

Gözaltına alınanların isimleri “Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, MA muhabirleri Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Zemo Ağgöz, Berivan Altan, Hakan Yalçın, Emrullah Acar, Mehmet Günhan ve Ceylan Şahinli ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren, Derya Ren ve Öznur Değer” olarak açıklandı.

Söz konusu gözaltılar, kimi uzmanlarca ‘sansür yasası’ olarak nitelenen dezenformasyon yasasının yürürlüğe girmesinden birkaç gün sonra geldi.

Haziran ayında Diyarbakır’da yapılan operasyonlarda 16 gazeteci “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla gözaltına alınmıştı. Uluslararası kuruluşların hazırladığı 2022 basın özgürlüğü endeksine göre Türkiye 180 ülke arasında 149. sırada yer alıyor.

Paylaşın