DEVA Lideri Babacan’dan “14 Mayıs” Mesajı: Türkiye’nin Bayramı Olacak

14 Mayıs’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimi için tüm yurttaşlara oy kullanma çağrısı yapan DEVA Lideri Babacan, “Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, çarşamba günü düzenlediği basın toplantısındaki konuşmasından kesitler içeren bir videoyu sosyal medya hesabından paylaştı. Videoda Babacan’ın şu sözlerine yer verildi:

“Bakın, buraya yazıyorum; 85 milyonun endişe ile bakan gözleri, 14 Mayıs gecesi umutla dolacak. Endişeye mahal yok. Önümüze hangi engeli koyarlarsa koysunlar, fark etmez. Hepsini aşacağız. Hakem taraf mı tutuyor? Biz büyük takımız. Hakemi de yeneceğiz.

Tam bu noktada tüm dostlarımıza buradan çağrı yapmak istiyorum. Asla umutsuzluğa kapılmayın kardeşlerim, asla. Sandığa gidin ve oyunuzu kullanın. Bu ülkenin kaderi hepimizin elinde. Milletin iradesinin, gücünün önünde hiçbir kuvvet duramaz.

“Türkiye’nin bayramı olacak”

Allah, doğrunun yardımcısıdır. Dosdoğru çalışacağız ve her türlü hedefimize hep beraber ulaşacağız ve Türkiye olarak başaracağız inşallah. Gönül rahatlığıyla oylarınızı kullanacaksınız. Kurduğumuz sandık güvenliği kadrosu da sabaha kadar bu oyları koruyacak.

Sabaha kadar keyifle ekranların karşısında, farkın böyle açıla açıla gittiğini hep beraber göreceğiz. Şimdi kenetlenme vakti arkadaşlar. Kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye’nin seçimden sonra her şeyi özgürce tartışabilmesi için şimdi vakit, iç tartışmaları bir kenara bırakma vaktidir. İnanın, 14 Mayıs, hepimizin bayramı olacak, Türkiye’nin bayramı olacak.”

Paylaşın

18 Vekile Ait Dokunulmazlık Fezlekeleri TBMM’de: 14’ü HDP’den

Halkların Demokratik Partisi’nden (HDP) 14, Demokratik Bölgeler Partisi’nden (DBP) 1, İYİ Parti’den 2 ve Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) 1 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına dair fezlekeler TBMM’ye sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 25 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

HDP

  • İstanbul Milletvekili Pervin Buldan (2)
  • Antalya Milletvekili Kemal Bülbül
  • Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan
  • Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit (2)
  • Van Milletvekili Tayip Temel (2)
  • İzmir Milletvekili Murat Çepni
  • Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk (2)
  • Şırnak Milletvekili Nuran İmir
  • Mardin Milletvekili Ebrü Günay
  • Van Milletvekili Sezai Temelli (4)
  • Hakkari Milletvekili Sait Dede
  • Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu
  • Van Milletvekili Murat Sarısaç
  • Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki

İYİ Parti

  • İstanbul Milletvekili Ahmet Çelik
  • Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır

CHP

  • İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin

DBP

  • Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz (2)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Akşener’den Yeni Seçim Videosu: Bu Harami Düzeni…

Sosyal medya hesabından dördüncü seçim videosunu yayınlayan İYİ Parti Lideri Akşener, paylaşımına, “”Yeter söz milletindir!” diyeceğiz ve bu harami düzeni milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz!” notunu düştü.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kendi sosyal medya hesabından yeni seçim videosunu paylaştı.

“Yeter söz milletindir diyeceğiz ve bu harami düzeni milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz. Çünkü devlete millet yakışır” notuyla paylaşılan videoda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Türkiye’nin ekonomisinin sorumlusu benim, ben!” sözleri hatırlatılırken bu sözlere karşı İYİ Parti Lideri Akşener’in, “Sarayından çık Erdoğan! Sarayından çık. Ey Kasımpaşalı Erdoğan, sen açlığın ne olduğunu bilirdin, yoksulluğun ne olduğunu bilirdin. Gittin saraya, unuttun” sözleri yer aldı.

“Sen ısrarla anlamak istemesen de biz ısrarla hakikati konuşmaya devam edeceğiz”

Akşener’in TBMM grup toplantılarında, her hafta kürsüye çıkardığı vatandaşların görüntülerine yer verilirken; Akşener’in, “Sen ısrarla anlamak istemesen de biz ısrarla hakikati konuşmaya devam edeceğiz. Bize inanmadığın her durumda da her hafta seni aziz milletimizin sesiyle yüzleştireceğiz. Bu kürsü, milletin kürsüsüdür. Daha önce nasıl esnaflarımızdan çiftçilerimize, işletme sahiplerinden sağlık çalışanlarımıza, atanamayan öğretmenlerimizden EYT’li kardeşlerimize memlekette derdi olan kim varsa burada ağırladıysak; siz inatla o sesi kısmaya çalışsanız da biz her hafta sözü de kürsüyü de inatla ve ısrarla milletimize bırakmaya devam edeceğiz” sözleri hatırlatıldı.

Videonun sonunda ise Akşener’in Meclis kürsüsünden, ‘Yeter söz milletindir’ diyeceğiz ve aslanlar gibi iktidara geleceğiz” konuşması ile sona eriyor.

Paylaşın

TİP Lideri Erkan Baş’tan “Altılı Masa” Çıkışı

TİP Lideri Erkan Baş, “Millet İttifakı’nın adayı sizin kriterlerinize uygun bir aday çıkarırsa, destekler misiniz?” sorusuna yanıtında, “Ne kadar çok aday çıkarsa Erdoğan’ın ilk turda kazanması zor olur, ikinci tura kaldığında da muhalefetin en çok oy alan adayı kimse ona oy veririz” dedi.

Ancak Baş, “Millet İttifakı gelecek bizimle görüşecek hiç demedik ama şunu dedik; tek adamın yönetimine ne kadar karşıysak, sadece altı kişinin karar vermesine de karşıyım” çıkışı yaptı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, ‘HDP’den 20 vekil istedikleri’ iddiasının doğru olmadığını yineledi. Baş, “Böyle bir tartışma olmadı, TİP’in bugüne kadar tek bir vekil sayısı tartışması olmadı” dedi.

Euronews Türkçe’den Dilek Gül’e konuşan Baş, şu ifadeleri kullandı:

“Biz TİP olarak kendi adımız, adaylarımız ve listelerimizle girdiğimizde koyduğumuz hedeflerden biri parlamentoda bir grup kurmaktı. Bu da çok anlaşılabilir bir şeydi. 4 vekil ile konuşabilmek için kavga ediyoruz sürekli, sadece söz hakkı almak için günlerce mücadele veriyoruz. O nedenle tabi böyle bir hedefimiz var. Ama bu başkalarının listelerinden girmek, başkalarının oylarıyla milletvekili olmak gibi bir beklenti değil.

Dayanışmada bir eksiklik bırakmadık bir beklenti içinde de yapmadık. Biz 1960’lı yıllarda daha kimse Kürt sorununu konuşamazken, TİP Kürt sorunu hakkında söyledikleri nedeniyle kapatılmış bir parti. Bizim açımızdan tarihsel bir boyutu var ve ahlaki bir sorumluluğu da var. Hiçbir partiden TİP’in bir vekil talebi yok. Biz halka güveniyoruz. TİP’in parlamentoda nasıl temsil edileceğine halk karar verecek. Bununla birlikte biz parlamentoda doğmadık, biz sokaktayız. O nedenle varlık, yokluk alanı değil bizim için.”

“Erdoğan’ın ilk turda kazanması zor olur”

Erkan Baş, “Millet İttifakı’nın adayı sizin kriterlerinize uygun bir aday çıkarırsa, destekler misiniz?” sorusuna yanıtında, “Ne kadar çok aday çıkarsa Erdoğan’ın ilk turda kazanması zor olur, ikinci tura kaldığında da muhalefetin en çok oy alan adayı kimse ona oy veririz” dedi. Ancak Baş, “Millet İttifakı gelecek bizimle görüşecek hiç demedik ama şunu dedik; tek adamın yönetimine ne kadar karşıysak, sadece altı kişinin karar vermesine de karşıyım” çıkışı yaptı.

“Erdoğan’a hayatının en büyük yenilgisini yaşatalım”

Baş’ın bu soruya yanıtından bir bölüm şöyle:

“İkinci tura kim kalacak rekabeti Erdoğan’ı yenmenin önüne geçti, üzülerek ifade ediyorum. Bu pratik bir sorundu ve zarar verdi. O gün çağrı yaptık muhalefete ilk turda ortak adayla bu işi bitirelim… Bu tespitimiz herhangi birisi tarafından kendilerine bir mecburiyet olarak algılanıyorsa ve zaten Erdoğan’dan insanlar bıktı ne olursa olsun bize oy verecekler diye düşünüyorlarsa buna da prim vermeyiz.

Son dakikada karşımıza bir Ekmeleddin İhsanoğlu çıktığında halkımız çaresiz kalmamalı. Söylediğimiz budur, ilk turda Erdoğan’a hayatının en büyük yenilgisini yaşatalım.

“Bizim kriterimiz açık ve net, Erdoğan’a ne kadar uzak olursa bize o kadar yakın olur”

Millet İttifakı gelecek bizimle görüşecek hiç demedik ama şunu dedik; tek adamın yönetimine ne kadar karşıysak, sadece altı kişinin karar vermesine de karşıyım. Altı genel başkan karar verecek, neden kardeşim ne özellikleri var. Aylardır yıllardır toplantı yapıyorsunuz, bir sendika kapısı çalıp işçi kardeşim ne düşünüyorsun demiyor. Mesela kadın derneklerine sizin görüşünüzü almak istiyoruz diye bir teklif gitti mi hiç? Bizim kriterimiz açık ve net, Tayyip Erdoğan’a ne kadar uzak olursa bize o kadar yakın olur.”

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

HDP’den Demirtaş’la “Adaylık” Görüşmesi: Ben Olamıyorum

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda görüşüldüğünü, Demirtaş’ın hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirterek teklifi kabul etmediğini duyurdu.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş’ın seçimlerde Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarması durumunda ona destek vereceğini ifade ettiği belirtildi.

HDP’den konuyla ilgili yapılan açıklamada, “Demirtaş ile bir heyetimiz kendisinin cumhurbaşkanı adaylığı konusunda dün, (26 Ocak) Edirne Cezaevi’nde bir görüşme yaptı. Yapılan görüşmede Demirtaş heyete teşekkür ederek, kendisinin hukuki durumunun adaylık için uygun olmadığını belirtti ve partinin bu konuda yapacağı çalışmaların destekçisi olacağını vurguladı.

Emek Özgürlük İttifakı’nın adayı olarak ortaya çıkacak ismin arkasında duracağını ifade eden Demirtaş, partiyle birlikte seçim kampanyasını ve çalışmalarını en verimli şekilde sürdürme kararlılığında olduğunu bir kez daha dile getirdi. Parti yönetimimiz de kendisine bu yaklaşımından dolayı teşekkür etti ve ortak çalışmanın kazandıracağı konusundaki fikir birliğini pekiştirdi” denildi.

4 Kasım 2016’da tutuklanan ve tutuklu yargılaması devam eden Selahattin Demirtaş, yargılandığı davada yaptığı savunmada dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Yüksel Kocaman’a “hukuk önünde hesaplaşacağız” dediği gerekçesiyle 14 Ekim 2022’de, “Terörle mücadelede görev almış kamu görevlisini hedef gösterme” suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesi HDP’nin kapatılmasıyla ilgili süreç devam ediyor. Son olarak Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’nin kapatılmasıyla ilgili sürecin seçim sonrasına bırakılması için yaptığı başvuruyu reddetmişti. AYM’nin önümüzdeki aylarda savcılığın kapatma talebini karara bağlaması bekleniyor.

Seçimlerde yaklaşık yüzde 10 civarında oy alacağı öngörülen Halkların Demokratik Partisi (HDP) oylarının seçimde kritik rol oynayacağı görüşü dile getiriliyor.

Selahattin Demirtaş, Avukatı aracılığıyla AFP’ye yaptığı açıklamada, “ortak bir adayın desteklenmesinden yanayım” demişti.

Daha önce HDP’nin aday çıkarma kararını yorumlayan Demirtaş, bu kararı desteklemiş ve “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP, seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.” demişti.

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren paylaşımlarda da bulunmuş ve şunları söylemişti: “Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı.

Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz. Ya içeride ya dışarıda! Neyse ki bu seçimi siyasetçiler değil, halk kazanacak. Ya tam demokrasi Ya mutlak diktatörlük Kendi gücünüze güvenin, inanın ve dört ay boyunca enerjiyle çalışın. Kesinlikle kazanacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2023 cumhurbaşkanlığı ve genel seçim için 14 Mayıs 2023 tarihini işaret etmişti.

HDP’den kendi adayını çıkarma kararı

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan 7 Ocak’ta partisinin Kars’taki kongresinde yaptığı konuşmada HDP’nin en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayını açıklayacağını söylemişti.

Buldan, “HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek. Bizim ne Cumhur İttifakı’yla ne Millet İttifakı’yla herhangi bir ortaklığımız var. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var, bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz.

Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir” açıklaması yapmıştı. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da adaylar çıktıktan sonra altılı masanın ‘gelin konuşalım, müzakere yönetelim’ demesi halinde reddetmeyeceklerini vurgulayıp ‘seçimlere giderken HDP adayını çıkararak yanlış yapıyor’ diyenler, biz seçimlere kadar müzakerelere açığız. Yeni formüller bulunabilir” demişti.

Paylaşın

Millet İttifakı, Ortak Adayı 13 Şubat’ta Belirlemede Uzlaştı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, ortak adayı 13 Şubat’ta belirleme hedefinde uzlaştı.

Atılı Masa 11. toplantısını İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapmış, toplantı sonrası yapılan açıklamada Millet İttifakı çatısı altında toplandıklarını deklare etmişlerdi.

Toplantı sonrası yapılan “Erdoğan aday olamaz” açıklaması ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığı tartışmaya açıldı. Bugüne kadar “Mağduriyet yaratılmaması için tartışmaya açmayalım” görüşünde olan liderler, 26 Ocak tarihli toplantıda farklı bir tutum belirledi.

Yapılan açıklamada, “TBMM yenileme kararı almadığı müddetçe, Sayın Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde bir kez daha aday olması mümkün değildir.  Cumhurbaşkanının, Anayasa’ya aykırı olarak üçüncü kez adaylığını ilan etmesi demokrasi tarihimize eklediği bir diğer kara sayfadır. Anayasa’yı yok sayan bu başıboşluğu kabul etmediğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız” denildi.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre liderler toplantıda Erdoğan’ın resmen adaylık başvurusu yapması sonrası hazırlanacak bir hukuki görüşle birlikte YSK’ya başvuru yapacak ve kararı bekleyecek. YSK’dan “adaylığın Anayasaya aykırı olduğuna dair” bir kararın verilmesi de beklenmezken, bu konunun seçim sürecinde kamuoyuna anlatılması da bekleniyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, altılı masanın bugünkü toplantısının ardından yaptığı “Erdoğan’ın aday olması mümkün değildir” açıklamasına cevap olarak bir paylaşım yaptı.

Liderlerin Erdoğan’ın adaylığını tartışmaya açmasına AKP’den ilk tepki Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ’dan geldi. Dağ, sosyal medya hesabından, “Bugüne dek Cumhurbaşkanımızın adaylığını tartışmaya açmadınız. ‘Erdoğan’ı yeneceğiz’ dediniz. Seçim ve mağlubiyet yaklaştıkça korkmaya başladınız. Kendi aday çıkaramama beceriksizliğinizi perdelemeye çalışıyorsunuz. Anayasa ortada, yasa açık. Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığının önünde hiçbir engel yok. Korkunun ecele faydası yok. En güçlü adayınızla gelin. Yine kazanacağız” ifadelerini kullandı.

“İttifak” mesajı

“Altılı masa” olarak yoluna bir yıldır devam eden altı lider yaptıkları açıklamada “Millet İttifakı” mesajı da verdi. Böylece altı partinin ittifak içerisinde seçime gireceği de resmen açıklanmış oldu. Açıklamada, “Seçim ne zaman yapılırsa yapılsın üstünlerin hukuku anlayışıyla hareket eden Cumhur İttifakı değil, hukukun üstünlüğüne inanan Millet İttifakı kazanacaktır” ve “13’üncü Cumhurbaşkanı, “Yeter! Söz Milletindir” diyen Millet İttifakı’nın adayı olacaktır” ifadeleriyle ittifak da netleşmiş oldu. Altılı masa resmi seçim takvimi başladıktan sonra ittifak protokolünü de YSK’ya sunacak.

Eylemler açıklanacak, “Yol Haritası”na erteleme

Altılı masa 30 Ocak pazartesi günü yapacağı toplantıda hem hükümet programı olarak adlandırılan “Ortak Politikalar Metni”ni hem de parlamenter sisteme geçişte uygulanacak “Yol Haritası”nı kamuoyuna açıklayacaktı. Ancak “Yol Haritası”nın açıklanması da ortak adayın açıklanacağı tarihe ertelendi. 30 Ocak’ta sadece hükümetin kurulması halinde hayata geçecek eylemler açıklanacak. Söz konusu “Ortak Politikalar Metni”nde yer alan eylemlerin dokuz ana başlık 75 alt başlık olmak üzere 2500’e yakın madde olduğu da kaydedildi.

Altılı masa açıklamasında, “Tamamlama aşamasına geldiğimiz Geçiş Sürecinin Yol Haritasını, Cumhurbaşkanı adayını belirleme süreciyle beraber nihai değerlendirme sonrası kamuoyuyla paylaşacağız” denildi. Yol Haritasında cumhurbaşkanının yetkileri, cumhurbaşkanı yardımcılarının nasıl belirleneceği, kabinede hangi partiye nasıl bakanlık verileceği, partili cumhurbaşkanı olup olmayacağı, atamalarda nasıl yol izleneceği gibi süreçler yer alacak. Ancak bu yol haritası adayla birlikte açıklanacak. Yol Haritası”na ilişkin açıklamanın belirlenecek aday tarafından yapılacağı öğrenildi.

“Aday 13 Şubat’ta belirlenecek”

Edinilen bilgiye göre, altılı masa toplantısında liderler “ortak aday” konusunda da anlaştı. Çoklu aday tartışmalarını gündeminden çıkaran liderler, ortak aday fikrinde birleşirken toplantıda beklenenin aksine herhangi bir ismi konuşmadı. Ancak, “tabanda ve halkta karşılığı olan isimlerin belirlenerek değerlendirilmesi” konusunda görüş birliği sağladı.

Açıklamaya da liderler, “Cumhurbaşkanı adayını belirleme konusunda altı siyasi partinin istişare, uzlaşı ve halkın tercihlerini yansıtacak şekilde çalıştığını buradan duyurmak isteriz” ifadeleri koyarak, parti tabanını dinleme mesajı verildi. Söz konusu aday isimleri 13 Şubat’taki Saadet Partisi’nin ev sahipliğindeki toplantıya kadar liderler arası temaslarda ele alınacak. Bu görüşmelerde parti içinde yapılan istişareler, daha önce yapılan anketler, yeni anketler ile eğilim yoklamaları da değerlendirilecek.

Liderlerin parti kurullarından görüş ile birlikte yetki alması da bekleniyor. Tüm bu süreçlerin ardından 13 Şubat’taki toplantıda ortak aday netleştirilerek ya aynı gün ya da o gün açıklanacak bir tarihte kitlesel bir programla kamuoyuna duyurulacak. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendi adaylığını masaya taşımasına kesin gözüyle bakılırken, olası adı geçen diğer isimler Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş ile ilgili de CHP masaya taşımadıkça gündeme getirmeme eğilimi bulunuyor.

HDP mesajı yok

Altılı masanın 5 Ocak’taki toplantısının olduğu gün Anayasa Mahkemesi, HDP’nin hazine yardımına tedbir konulması kararını açıklamıştı. O tarihteki toplantı sonrası yapılan açıklamada bu karara dair bir değerlendirme yapılmamış ve bu da HDP’li bazı yöneticilerin tepkisini çekmişti. 26 Ocak tarihli toplantı gününe de yine bir Anayasa Mahkemesi kararı denk geldi. AYM, HDP’nin “karar seçim sonrasına kalsın” başvurusunu reddedip kapatma davasında kritik bir mesaj verirken, altılı masa bildirisinde bu konuya yine değinilmedi. Altı liderin toplantıda kısa bir süre bu konuyu da değerlendirdikleri bildirildi.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken Erdoğan’ın “Seçim Taktiği” Analizi

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 20 yıllık iktidarının ilk yarısında ekonomik büyümenin ivme kazanması dikkat çekerken, analistlere göre son 10 yılda refah seviyesinde gerçekleşen düşüş Erdoğan’ın seçmen arasındaki popülerliğini zedeledi.

TL son 3 ayda yatay bir seyre geçmeden önceki son 5 yılda dolar karşısında %80 civarı değer kaybı yaşadı. TL böylece yüzde 89 kayıp yaşayan Arjantin’den sonra benzerleri arasında en kötü performansı gösteren para birimi oldu.

Tüm bunlar enflasyonun yüzde 85’i aşarak 20 yıldan uzun bir sürenin zirvesine çıkmasıyla sonuçlanırken pek çok seçmene göre ise sokakta hissedilen enflasyon çok daha yüksek oldu.

İktidar, yeni konut paketlerinden emeklilikte yaşa takılanlara, yapılandırmadan 2,000 TL altı icralık borçların silinmesine kadar birçok düzenleme ile azalan popülerliği tekrar artırmaya da çalışıyor.

Bunun için diğer ülkelere göre daha güçlü olan bütçeden harcamalar kullanılırken, piyasalar iktidarın son attığı adımların seçmen davranışlarına nasıl yansıyacağını izliyorlar.

Reuters haber ajansı seçimlere giden Türkiye’nin içerisinde bulunduğu atmosferi analiz eden bir yazı kaleme aldı.

Analize göre Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politikada çizdiği ‘güçlü’ lider portresi ve Kur’an-ı Kerim’e yönelik saldırılar sonrası İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğine karşı söylemleri, muhalefetin seçim öncesi en güçlü silahı olan ekonomik sorunlara rağmen, kitlesini ‘dış düşman’ karşısında konsolide ediyor ve bu silahı muhalefetin elinden almaya çalışıyor.

Oda TV’nin aktardığına göre o analizin tamamı şöyle:

En son İsveç’in başkenti Stockholm’de hafta sonu gerçekleşen gösterilerde aşırı sağ ve göçmen karşıtı bir politikacının Kur’an-ı Kerim’i yakması, İsveç’in NATO üyeliği için Ankara’nın desteğine ihtiyaç duyduğu bugünlerde iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.

Politikacılar ve analistler buna benzer gerilimleri seçim dönemlerinde Erdoğan’ın lehine kullanmaya çalıştığını vurguluyor.

Son olayları değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı” yorumunda bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Son olayları değerlendiren CHP Sözcüsü Faik Öztrak, “Seçim yaklaşırken, yurtdışında da ilginç olaylar, psikolojik harp taktiklerini andıran gelişmeler yaşanmaya başladı” yorumunda bulunurken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Sayın Erdoğan ve arkadaşları, bu tarz konularda, genellikle; ‘Oh ne güzel! Seçim için malzeme çıktı…’ diye, sevinmeyi tercih ediyorlar. İç politika için, siyasi rant devşirmeyi tercih ediyorlar. Bol bol gürültü çıkartmayı, ama iş icraata gelince, arazi olmayı tercih ediyorlar.”

Akşener, devleti yönetenlerin esas hedefinin bu tip eylemlerin tekrarlanmasını önlemek olması gerektiğini söyledi ve “Bu nefret suçunun gerçekleşmesine yol verdiği için, İsveç hükûmetini yargıya şikâyet edeceğiz. Ve nihai olarak, bu davayı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin, ilgili maddeleri kapsamında açacağız” diye konuştu.

“Güvenlik algısını ön plana çıkarmak”

MetroPOLL Araştırma Yöneticisi Özer Sencar’a göre, İsveç ve Finlandiya’nın NATO girişlerinin bloke edilmesi, NATO’ya ya da ABD’ye karşı tavır alınması gibi konular Erdoğan’ın iç politikada kullanabileceği ‘malzeme üretim meselesi’ olurken, Sencar “(Erdoğan’ın) burada temel yaklaşımı (amacı) kamuoyu üzerinde güvenlik algısını ön plana çıkarmak” dedi.

Yunanistan ile olan çekişme, Suriye’nin kuzeyinde PYD ile ilgili ABD ile olan ilişkilerin benzer düzeyde güvenlik algısını öne çıkaran konular olduğunu söyleyen Sencar, “Geleneksel olarak Türkiye’de Cumhuriyet politikasıdır: ‘Herkes Türkiye’nin düşmanıdır. Türk’ün dostu yoktur. Herkes Türk’ün düşmanıdır’ algısı zaten halktan yerleşmiş bir şey. Erdoğan bu duyguyu da esas alarak olayları Türkiye için bir güvenlik meselesi haline dönüştürüyor” diye konuştu.

“Eğer bir güvenlik algısı, güvenlik sorunu üretebilirseniz o zaman insanlar, güvenlik söz konusu olduğunda güçlü liderlerin arkasında toplanırlar” diyen Sencar, İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakılması olayının iç politikada nasıl kullanıldığını ise şöyle açıkladı:

“Manipüle edilmiş, provokasyon hareketidir… Eğer iktidar buna sahip çıkmasaydı Türkiye’de hiçbir gürültü olmazdı. Bunu ‘dış dünya, hem Türklere karşı hem müslümanlara karşı hem dine karşı’ algısı üreterek bunların karşısında olan bir lider çıkıyor ortaya. Erdoğan çok iyi kullanıyor bunları.”

“Dış politika dinamikleri seçmen kararını etkileyecek gibi durmuyor”

Ekonomik ve Dış Araştırmalar Merkezi (EDAM) Direktörü Sinan Ülgen de, “Bu son hadiselerle gördüğümüz gibi özellikle İsveç’le NATO’dan da bağımsız olarak bir siyasi kriz yaşanması ve içeride bunun bir iç siyasi söyleme dönüşmesi söz konusu olabilir, özellikle İslamofobi eleştirisi üzerinden. Fakat bunun seçimler üzerindeki etkisini değerlendirmek zor. Bunun, seçmen davranışını etkileyecek nitelikte bir gelişme olduğunu düşünmüyorum” diye konuştu.

Seçmenin şu anda büyük ölçüde ekonomiye odaklanmış durumda olduğunu söyleyen Ülgen, seçmenin hükümetin ekonomi alanında atacağı ya da atmayacağı adımlara bakacağını belirterek, “Bu gibi dış politika dinamikleri seçmen kararını etkileyecek gibi durmuyor” dedi.

Ülgen, Kur’an-ı Kerim’e saldırı olayında bütün Türkiye’nin iktidar-muhalefet tüm partiler bu eylemi eleştirdiği için aynı ölçüde iç siyasete malzeme olacak bir konu olarak görünmediğini vurguladı.

Paylaşın

Erdoğan’ın Başdanışmanı Uçum: 2014’teki Cumhurbaşkanlığı Yeni Sistemden Sayılmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılması öngörülen seçimde aday olup olamayacağı tartışmalarına ilişkin Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, 2014’teki cumhurbaşkanlığı seçiminin eski sistem ile 2018’deki seçimin ise yeni sistemle yapıldığını belirtti: Bir kanunun istisnai olarak geçmişe etkili olabilmesi için kanunda bu konuda açık hüküm olması gerekir.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılması öngörülen seçimde aday olup olamayacağı tartışmalarını kaleme aldı.

Uçum, Habertürk’te yayımlanan yazısında “en fazla iki kez seçilebilme” kuralına ilişkin tartışmalarına dair şunları yazdı:

“Anayasa’nın 101’inci maddesinin 2’nci fıkrasında görev süresinin 5 (beş) yıl, seçilme sayısının 2 (iki) olduğuna ilişkin hükümler 6771 sayılı Kanunla hem TBMM’de hem de Halkoyuyla yeniden kabul edildi. 101’inci madde bu hükümleri de içerecek şekilde tümden yeniden yazıldı, değişik hali bir bütün olarak kanunda yer aldı ve yeni şekliyle 30 Nisan 2018’de yürürlüğe girdi.

“İfadeler aynı olsa da aynı değil”

Dolayısıyla, değişen 101’inci maddede iki kez seçilme şartı metin olarak eski hükümdeki ifadelerin bire bir aynısı olsa da kanuni olarak yeni bir düzenleme söz konusudur. 101’inci maddenin değişik hükümlerinin yeni, eski metinleri tekrar eden hükümlerinin eski olduğu iddiası geçersizdir. 101’inci madde bütün hükümleriyle yeni sisteme uygun yeni bir düzenleme olarak yürürlüğe girmiştir. Bunun anlamı yeni sistem açısından iki kez seçilme şartının 101’inci maddenin yürürlüğe girdiği tarihten geçerli hale geldiğidir.

Eski sisteme göre 2014 yılında yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi 101’inci maddenin tümden değiştirilen eski haline göre gerçekleşti. 101’inci maddenin yeni hali ise sonra yapılan ve yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri için geçerlilik kazandı. Nitekim 6771 sayılı Kanun’un 18/b hükmü yeni 101’inci maddenin ‘birlikte yapılacak ilk Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin takvimin başladığı tarihte’ yürürlüğe gireceğini düzenlemiştir.

“Bu seçim yeni 101 kapsamına girmiyor”

Bilindiği gibi 2014 Cumhurbaşkanı seçimi eski sistemin gereği olarak tek başına yapılan bir seçimdir. Birlikte seçim ilk kez 24 Haziran 2018 tarihinde olmuştur. Dolayısıyla yeni 101, 24 Haziran 2018 seçimleri ile sonra yapılacak seçimleri kapsar. Geçmişte tek başına yapılmış Cumhurbaşkanı seçimi yeni 101’in kapsamına girmez.

Ayrıca bir genel hukuk ilkesi olarak kanunlar geriye yürümez. Bir kanunun istisnai olarak geçmişe etkili olabilmesi için kanunda bu konuda açık hüküm olması gerekir. Ayrıca bir kanunun geriye yürümesine ilişkin hükümler geçmişe etkililiği hak kaybı doğuracak şekilde düzenleyemez. Öte yandan 101’inci maddenin yürürlüğe giren yeni haline ilişkin geçmişe etkili olacağı yönünde 6771 sayılı Kanun’da herhangi bir hüküm de yoktur.

“Kanun geriye yürümez”

Buna göre iki kez seçilme şartı, anayasal olarak 30 Nisan 2018’den sonraki dönemi kapsamaktadır. Yeni bir düzenleme yapılmış olması ve kanunların geriye yürümeyeceği ilkesi yani tek başına bu husus bile eski sistemde yerine getirilmiş cumhurbaşkanlığı görevinin yeni sistemdeki cumhurbaşkanı döneminden sayılmayacağını hukuken kesin olarak kanıtlar.

Yine kanunların zaman bakımından uygulanması açısından bakılırsa, kural bir kimsenin ikiden fazla cumhurbaşkanı seçilemeyeceğidir. Yani seçimle ilgili bir kural söz konusudur. 2014 seçimi, YSK 15 Ağustos 2014’de kesin sonuçları açıkladığında yani 30 Nisan 2018’den çok çok önce tamamlanmıştır. Dolayısıyla 2014 seçimine ilişkin devam eden bir durum yoktur. Bu durumda yeni 101’inci madde 2014 Cumhurbaşkanı seçimini kapsamaz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN.

Paylaşın

Demirtaş: Erdoğan’a Karşı Muhalefetin Adayını Desteklemekten Yanayım

Mayıs ayında yapılacağı öngörülen seçimler yaklaştıkça, liderlerin açıklamaları da bir o kadar gündemi belirliyor. Demirtaş, HDP’nin kendi adayını çıkarmak yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı muhalefetin adayını desteklemekten yana olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Avukatı aracılığıyla AFP’ye yaptığı açıklamada, “ortak bir adayın desteklenmesinden yanayım” dedi.

Daha önce HDP’nin aday çıkarma kararını yorumlayan Demirtaş, bu kararı desteklemiş ve “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP, seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.” demişti.

Demirtaş, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve ittifak yapma konusunda muhalefeti eleştiren paylaşımlarda da bulunmuş ve şunları söylemişti: “Üç yıldır demokrasi ittifakı olsun diye çırpınıp durduk, olmasın diye muhalefet dahil herkes üstüne düşeni fazlasıyla yaptı. Halk demokrasi ittifakını yoksullaşarak kurdu, partiler ne yazık ki kuramadı.

Şimdi önümüzde dört ay var, ortak aday diyoruz, yine herkes, olmasın diye ne gerekiyorsa yapıyor. Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Tüm liderlere sesleniyorum, yakında hepinizle bir araya geleceğiz. Ya içeride ya dışarıda! Neyse ki bu seçimi siyasetçiler değil, halk kazanacak. Ya tam demokrasi Ya mutlak diktatörlük Kendi gücünüze güvenin, inanın ve dört ay boyunca enerjiyle çalışın. Kesinlikle kazanacağız.”

Selahattin Demirtaş, muhalefeti eleştirdiği başka bir açıklamasında ise, “Siyasi partiler ve özellikle de muhalefet ‘terörle mücadele personeli’ değildir. ‘Terör’ olarak tanımlasa bile sorunlara siyasi, barışçıl çözüm bulmak siyasetin işidir. Ama Türkiye’de söz konusu Kürt sorunu ve HDP olunca herkes kendini özel harekatçı gibi konumlandırıyor” demiş ve eklemişti.

“Devletin resmi ideolojisi ve yüz yıllık hatalı politikaları beyinleri öylesine zehirlemiş ve teslim almış ki, sivil düşünebilen, devlet aklıyla değil de kendi aklıyla meselelere yaklaşabilen muhalefet çok sınırlı ne yazık ki.”

Cumhurbaşkanı  Erdoğan’ın seçimler için 14 Mayıs işaret etmesini de değerlendiren Demirtaş, Adnan Menderes’e gönderme yapmak aynı zamanda Erdoğan’ın anlatacak yeni bir hikâyesinin olmadığının da itirafıdır. Tek parti ve Menderes dönemi, hele de günümüz gençlerinde hiç heyecan yaratmaz. Tam tersine, geçmişi işaret etmek son derece hatalı bir seçim stratejisi” demişti.

Mayıs ayında yapılacak seçimler öncesi HDP’nin kapatılmasıyla ilgili süreç devam ediyor. Son olarak Anayasa Mahkemesi (AYM), HDP’nin kapatılmasıyla ilgili sürecin seçim sonrasına bırakılması için yaptığı başvuruyu reddetmişti. AYM’nin önümüzdeki aylarda savcılığın kapatma talebini karara bağlaması bekleniyor.

Seçimlerde yaklaşık yüzde 10 civarında oy alacağı öngörülen Halkların Demokratik Partisi (HDP) oylarının seçimde kritik rol oynayacağı görüşü dile getiriliyor.

Paylaşın

Altılı Masa’nın “Erdoğan Aday Olamaz” Açıklamasına Ömer Çelik’ten Yanıt

Altılı Masa’nın “Erdoğan bir kez daha aday olamaz” açıklamasına yanıt veren AK Parti Sözcüsü Çelik, “Cumhurbaşkanımızın yeniden adaylığı önünde hiçbir engel yoktur. Bu esasında bir tartışma konusu bile değildir” dedi.

Haber Merkezi / AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Altılı Masa’nın dünkü toplantısı sonrası yapılan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasının hukuki olmadığı açıklamasına yanıt verdi.

Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Cumhurbaşkanımızın yeniden adaylığı önünde hiçbir engel yoktur. Bu esasında bir tartışma konusu bile değildir. Bunun tartışma konusu yapıldığı zemin hukuk değil, geçmişte gördüğümüz gibi hukuksuz yollarla siyasete yön verme arayışlarıdır” dedi.

CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, DEVA Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’nın İYİ Parti ev sahipliğinde yapılan toplantı sonrası yapılan açıklamada, Erdoğan’ın seçimlerde TBMM yenileme kararı almadığı müddetçe aday olamayacağı belirtildi:

“Türkiye, hukuksuzluk, kanunsuzluk ve başıbozuklukla hareket eden bir hükümet tarafından yönetilmektedir. Bu çerçevede, Anayasa ve kanunda hiçbir tereddüde yer vermeyecek kadar açık bir şekilde düzenlenmiş olan hükümler uyarınca, TBMM yenileme kararı almadığı müddetçe, Sayın Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerde bir kez daha aday olması mümkün değildir.

Cumhurbaşkanının, Anayasa’ya aykırı olarak üçüncü kez adaylığını ilan etmesi demokrasi tarihimize eklediği bir diğer kara sayfadır. Anayasa’yı yok sayan bu başıboşluğu kabul etmediğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.

Bununla beraber, Cumhuriyetimizin 100. yılında milletimizin bu hukuksuz düzene “Yeter” cevabı vereceğinden emin olan bizler, Sayın Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta yapmayı planladığı seçime halkımızdan aldığımız destekle, kendimize olan inancımızla ve ülke sevdamızla hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.”

Paylaşın