Millet İttifakı, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde Dokuz Ana Başlık Belirledi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, iktidara gelmeleri halinde uygulanacak hükümet programının detaylarını açıklayacak.

İYİ Parti’nin ev sahipliğinde yapılan son toplantıda altılı masa, ittifak olarak yola devam etme kararı veren altı lider, “Ortak Politikalar Mutabakat Metni”ni üzerinde de anlaşma sağladı. Metin Ankara’da açıklanacak. İktidara gelmeleri halinde hükümet programı olarak uygulanacak olan programda yaklaşık 2 bin 500 eylem sıralanacak.

Altılı masa, bir yandan aday belirleme bir yandan parlamenter sisteme geçiş süreci yol haritasını ele alırken, liderlerin önemli gündem başlıklarından biri de iktidara gelmeleri halinde uygulanacak hükümet programı. Her ne kadar her partinin ayrı seçim beyannamesi çalışması sürse de “Millet İttifakı” ortaklaştığı vaatleri Ankara’da gerçekleştireceği toplantı ile kamuoyuna duyuracak.

9 ana başlık, 73 alt başlık

“Ortak Politikalar Mutabakat Metni”nde 9 ana, 73 alt başlıktan oluşan 2 bin 500’e yakın maddede eylemler ve vaatler sıralanacağı kaydedildi. Metnin yaklaşık 200 sayfa olacağı belirtildi.

Metnin, “hukuk, adalet ve yargı”, “kamu yönetimi”, “yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim”, “ekonomi, finans ve istihdam”, “bilim, Ar-Ge, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm”, “sektörel politikalar”, “eğitim ve öğretim”, “sosyal politikalar” ile “dış politika, savunma, güvenlik ve göç” olmak üzere 9 ana başlıktan oluşacağı ifade edildi.

75 alt başlık ise “işsizliğin önüne geçilmesi”, “enflasyonla mücadele”, “yoksulluğun önlenmesi”, “siber güvenlik”, “israfla mücadele”, “beyin göçüyle mücadele ve tersine beyin göçü”, “savunma sanayi”, “barınma krizi çözümü”, “uyuşturucu ile mücadele”, “sınır ve güvenlik” gibi başlıklardan oluşacak.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in edindiği bilgiye göre, ekonomi, basın özgürlüğü, insan hakları ile kadın hakları programın ana çerçevesini oluşturacak ve bu yönde mesajlar verilecek. İstanbul Sözleşmesi’nin yeniden imzalanacağı da belirtilecek. İstihdamın artırılması, işsizlikle mücadeleye dair vaatler sıralanacak.

İşsizliğin ilk etapta tek haneli rakamlara düşürülmesi ardından da yüzde 5 seviyesinin altına çekilmesi hedefi vurgulanacak. Bu noktada, “İşsizlerin yeni yetenekler kazandırılarak istihdama geçmelerini sağlamayı amaçlayan ‘İkinci Şans Okulları’ kurulacağı” kamuoyuna duyurulacak.

“İşsizlik Sigortası Fonu”nun işsizlikle mücadele için kullanılacağı belirtilecek. İktidara gelinmesi halinde söz konusu fonda toplanan ve toplanacak paranın yarısının “Yarına Hazırlık Fonu” adı altında kurulacak fona aktarılacak. Bu fon işsiz kalma riski olan çalışanların eğitimi ve KOBİ’lerin çalışanlarına beceri geliştirme yatırımlarına finansman sağlayacak. Part-time yani yarı zamanlı çalışma için yasal alt yapı çalışmaları yapılacağı duyurulacak.

Ekonomi başlığında, enflasyon ile mücadele edileceği ve 2 yıl içinde tek hanelere indirileceği vaadi yer alacak. Özellikle kamuda israfla mücadele kapsamında araç politikasından kiralama politikasına kadar birçok başlıkta vaatler kamuoyuna duyurulacak ve israfın önüne geçileceği vurgulanacak.

Bu noktada STK’ların desteği ile yolsuzlukla mücadele strateji ve eylem planı hazırlanacağı ve Meclis’te de “TBMM’de Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kurulacağı açıklanacak. Kişi başı milli gelirin de 5 yıllık iktidarın son yılında 20 bin dolar seviyesini aşacağına dair öngörüde metinde yer alacak.

Başkanlığını cumhurbaşkanının yaptığı Türkiye Varlık Fonu’nun da lağvedilmesine yönelik mesaj verilecek. Kredi ve faiz politikasına dair de mesajların metinde olması bekleniyor.

Yürütülen projelerin sürdürüleceği mesajının verilecek metinde, “Milli Muharip Uçak”, “Altay tankı”, “5G alt yapısı”, “yeni iletişim uydularının” hayata geçirilmesi ve sistemlerin tamamen yerlileştirilmesi için çalışmaların süreceği mesajı verilecek.

Yüzde 100 yerli tank çalışmalarına hız verileceği ifade edilecek.

Terörle mücadelenin yurtiçi ve yurtdışında süreceği mesajının da yer alması beklenen metinde ayrıca sınır politikasına dair mesajlar da olacak.

“Millet İttifakı”nın politika belgesinde “liyakat” da ayrı bir başlık. Kamu atamalarında ve yapılacak her türlü görevlendirmede liyakatın esas alınarak yapılacağı deklare edilecek. Bu konuda yeni ve bağımsız bir denetim mekanizması kurulması vaadi de olacağı kaydedildi.

Programda, “beyin göçüyle mücadele eylem planı hazırlanarak tersine beyin göçünün başlatılması”, “çocuklara süt ve yemek dağıtılması”, “yabancı yatırımcıların çekilmesi”, “tarım ve sosyal politikalarda hayata geçecek projeler” de geniş yer alacak. Tarım ve gıda güvenliği alanında atılacak yeni adımlar da açıklanacak.

Metinde çıkarılacak bazı kanunlara dair mesajlar da yer alacak.  Meclis içtüzüğü, siyasi partiler kanunu, seçim kanunu üzerinde ilk çalışılacak kanunlar olarak sıralanacak. “Siyasi etik kanunu” ise atılacak adımlar arasında en başlarda yer alacak düzenlemelerden olacak.

Avrupa Birliği üyelik süreci için gerekli adımlar atılacağı mesajının verileceği metinde, Rusya ile kişisel temelli değil devletler arası iş birliği temelli ilişki süreci inşa edileceği ve dış politika mesajları da yer alacak.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: Be Hey Gafiller, Be Hey Densizler…

Amasya’da “Aziz Milletim Sıra Sende” mitinginde konuşan MHP Lideri Bahçeli, Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olacak olmasına yönelik tartışmalarla ilgili, “Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına karşı çıkılmasını esas alan metin nerede hazırlanmış, hangi ülkenin büyükelçiliğinde kaleme alınmıştır?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Be hey gafiller, be hey densizler, be hey demokrasi muhalifleri Sayın Erdoğan’ın adaylığından bu kadar mı korkuyorsunuz? Çelişkide bocalıyorsunuz, bu suretle yanlışı savunacak beyhude gerekçeleri hangi mihraklar üretip elinize tutuşturuyor?”

Bahçeli, konuşmasının devamında ise, “Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı meşrudur, hukukidir, anayasaldır, ahlakidir, tartışmaya açan cumhura, Cumhuriyet’e savaş açan demokrasi kaçkınları, adalet inkarcıları, milli irade dolandırıcılarıdır.

Tespitimiz zillet ittifakının kaosa oynadığı yönündedir. Sandıkta alamayacağı neticeyi sokakta zorlamak için denklem kuran bir curcuna ve cukka ittifakı karşımızdadır. Bizim adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız sonuna kadar Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Amasya’da “Aziz Milletim Sıra Sende” mitinginde konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Türkiye’nin kader seçimlerinin eşiğindeyiz. Şimdi söz sizdedir. 14 Mayıs’ta yapılması gündemde olan genel seçimler, Türkiye’nin gelecek ümitlerini tazeleyecektir.

Önümüzdeki seçimler Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın çatısını örecektir.

Kim ne söylerse söylesin, bizim cumhurbaşkanı adayımız belli. Adayımızın sonuna kadar arkasındayız.

Bulanık sularda balık avlama merakında değiliz. Aziz milletim sıra sende! Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. İstikrar sürsün Türkiye büyüsün amacındayız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Diyarbakır’da yaptığı bir konuşmada kullandığı “silahlara veda” ifadesine tekrar tepki gösteren Bahçeli, “İP Başkanı Diyarbakır’a gidip sıkılmadan silahlara veda mesajı vermiş, teröristlerle mütakereye, efendilerinin emriyle tamam demiştir” diye konuştu.

Erdoğan’ın adaylığı

Bahçeli, daha sonra Erdoğan’ın üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olacak olmasına yönelik tartışmalarla ilgili şu görüşlerini dile getirdi:

“Sayın Cumhurbaşkanımızın adaylığına karşı çıkılmasını esas alan metin nerede hazırlanmış, hangi ülkenin büyükelçiliğinde kaleme alınmıştır? Be hey gafiller, be hey densizler, be hey demokrasi muhalifleri Sayın Erdoğan’ın adaylığından bu kadar mı korkuyorsunuz? Çelişkide bocalıyorsunuz, bu suretle yanlışı savunacak beyhude gerekçeleri hangi mihraklar üretip elinize tutuşturuyor?

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adaylığı meşrudur, hukukidir, anayasaldır, ahlakidir, tartışmaya açan cumhura, Cumhuriyet’e savaş açan demokrasi kaçkınları, adalet inkarcıları, milli irade dolandırıcılarıdır.

Tespitimiz zillet ittifakının kaosa oynadığı yönündedir. Sandıkta alamayacağı neticeyi sokakta zorlamak için denklem kuran bir curcuna ve cukka ittifakı karşımızdadır. Bizim adayımız belli, kararımız nettir. Cumhurbaşkanı adayımız sonuna kadar Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Paylaşın

Demokrasi İçin Birlik Meclisi’nden Muhalefete Birliktelik Çağrısı

Seçimlerin konu edildiği sonuç bildirgesini yayınlayan Demokrasi İçin Birlik (DİB) Meclisi, bildirgede, “Bu süreçten ancak iktidar dışında muhalefet bloğunun en küçük ortaklaşma imkanını değerlendirmesi, demokrasi güçleriyle diyalog halinde temel talepleri gözeten ortak adaydan sandık güvenliğinin sağlanmasına kadar her konuda ortaklaşmasıyla çıkılabilir” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Bildirgenin devamında ise “Seçimden tek adam rejimini yıkarak, emek, demokrasi, özgürlük ve eşitlikten yana kazanımlarla çıkacağımıza inancımız tamdır.” ifadeleri kullanıldı.

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Meclisi, seçimlerin konu edildiği sonuç bildirgesini açıkladı. Bildirgede, “iktidar dışındaki muhalefet bloğunun en küçük ortaklaşma imkanını değerlendirmesi gerektiği” vurgulandı ve şu ifadelere yer verildi:

“Demokrasi güçleriyle diyalog halinde temel talepleri gözeten ortak adaydan sandık güvenliğinin sağlanmasına kadar her konuda ortaklaşmasıyla çıkılabilir.

İktidarın Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) ve muhalif güçlere dönük çok önceden başlamış siyasi saldırganlığı, bugün parti kapatma, hesaplara blokaj, siyaset yasağı, medya sansürü, trol ordusu, tehdit ve suikast girişimleri ve benzeri boyutlarıyla sürerken, benzer yöntemlerin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Millet İttifakı’na da yöneldiği görülmektedir. Dolayısıyla demokratik haklar ve özgürlükler tanımayan iktidar bloku karşısında ortak hareket vazgeçilmezdir.

“Seçimden tek adam rejimini yıkarak…”

Taleplerini ve itirazlarını her baskıya rağmen dile getirmekten vazgeçmeyen toplum kesimlerini birleştirecek, sinerji yaratacak, ortak aklı ortaya çıkaracak ve besleyecek bu meclisler aynı zamanda halkın özneleşmesinin de yoludur. 2016 Referandumundaki Hayır Meclisleri gibi yurttaşların inisiyatifiyle kurulacak bu meclislerin hızla hayata geçirilmesi acil bir adımdır.

Bu süreçten ancak iktidar dışında muhalefet bloğunun en küçük ortaklaşma imkanını değerlendirmesi, demokrasi güçleriyle diyalog halinde temel talepleri gözeten ortak adaydan sandık güvenliğinin sağlanmasına kadar her konuda ortaklaşmasıyla çıkılabilir. Seçimden tek adam rejimini yıkarak, emek, demokrasi, özgürlük ve eşitlikten yana kazanımlarla çıkacağımıza inancımız tamdır.”

Paylaşın

Millet İttifakı’ndan Erdoğan’a “Adaylık” Yanıtı: Aday Olamaz

Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı (Altılı Masa) kurmayları, “Kronometre sıfırlandı” diyerek yeniden aday olacağını belirten Erdoğan’a yanıt verdiler.

“‘Kilometre sıfırlamak’ için 101. maddede değişiklik yaparken oraya geçici madde hükmü konulması gerekiyordu.

Erdoğan yeniden aday olamaz. O sistem, bu sistem, şu sistem hiç fark etmez. Kanun aynı; 5+2 diyor, bunu getiren kendileri.

Anayasa 101. madde açık. Sayın Erdoğan’ın aklı neredeydi, demek ki aklı anayasada değilmiş, okumamış. 3. kez aday olamazsın, olman mümkün değil.”

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, adaylığı üzerinden yürütülen tartışmalara ilişkin  dün (28 Ocak) “Türkiye, 2018 seçimleriyle birlikte yeni yönetim sistemine geçti. Kronometreyi sıfırladı. Aklen de hukuken de fiilen de 2018’de seçilen cumhurbaşkanı yeni sistemin ilk cumhurbaşkanıdır” açıklamasını yaptı.

Altılı masanın kurmayları Erdoğan’ın ‘kronometre sıfırlandı’ sözlerini değerlendirdi. Cumhuriyet gazetesine konuşan Altılı Masa kurmayları, Erdoğan’a tepki gösterdi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Muharrem Erkek, “2017’de OHAL döneminde referandum yaptılar, kendilerinin aklı neredeydi? Biz hiçbir şeyi sıfırlamadık. Yeni bir anayasa da yapmadık” dedi.

İyi Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Bahadır Erdem, şunları söyledi:  “Kişinin kendi arsuzuna göre ‘kilometre sıfırlandı’ gibi hukuka uymayan, sadece kendi isteğini ve iradesini yansıtan yaklaşımlarla Türkiye yönetilemez. İyi Parti bu hukuksuzluğa geçit vermeyecektir.”

DEVA Partisi Sözcüsü İdris Şahin, “İki yılı aşkın süredir Erdoğan’ın aday olamayacağını söylüyoruz. “Kilometre sıfırlamak” için 101. maddede değişiklik yaparken oraya geçici madde hükmü konulması gerekiyordu”  değerlendirmesini yaptı.

Demokrat Parti Sözcüsü Neslihan Çevik, “Erdoğan yeniden aday olamaz. O sistem, bu sistem, şu sistem hiç fark etmez. Kanun aynı; 5+2 diyor, bunu getiren kendileri” diye konuştu.

Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, “Anayasa 101. madde açık. Sayın Erdoğan’ın aklı neredeydi, demek ki aklı anayasada değilmiş, okumamış. 3. kez aday olamazsın, olman mümkün değil” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Seçimi Alacağız, Almak Zorundayız

Partisinin Ankara İl Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, yaklaşan seçimlerle ilgili, “Bu seçimi alacağız, almak zorundayız. Ben İyi Partililere sesleniyorum, öyle çalışacağız ki kadınlarımız için alacağız, hem başı açık, hem başı örtülü kadınlarımız için alacağız” dedi.

Haber Merkezi / Akşener, konuşmasında başörtüsüne ilişkin anayasa teklifine ilişkinde, “Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir kanun teklifi, arkasından Sayın Erdoğan’ın ‘Oh, oh, bir pas geldi, bunu gole çevireceğim’ diyen sevindirin olmak hali, Erdoğan adına çok utanıyorum. İki kızını Türkiye’de okutamadığı için ABD’de okutmuş bir babadan bahsediyorum” ifadelerini kullandı.

Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayeti ile ilgili de konuşan Akşener,”Bu tek adam rejiminde 38 yaşında Doçent Dr. Sinan Ateş Ankara’nın göbeğinde katledildi. Katledildiği günden beri failleri ortada yok. Ey Sayın Erdoğan şu hareketinle her şey oluyor. Bu hareketleri bilerek yaptım. Sen bunların ne manaya geldiğini bilirsin. Sinan Ateş’in katillerini niçin bulmuyorsun? Bunu bulma sorumluluğu senindir. Hakimler senin, hukuk senin, devlet senin, asker senin, emniyet senin, MİT senin… Sayın Erdoğan her şey senin. Şu hareketi niçin yapmıyorsun Sayın Erdoğan?” dedi ve ekledi:

“Dün Banu Çiçek’in Zeynep’in doğum günüydü. Babasız geçen ilk doğum günü. Erdoğan, Allah muhafaza oğlun öldürülse, torunların sana ‘Baba’ diye bağırsa ne yaparsın, biraz empati. Her konuşmamda sana bunu soracağım 14 Mayıs’a kadar. Bir daha Sinanların katledilmemesi için İyi Parti’nin iktidar olması şarttır.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Ankara İl Kongresi’nde gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

Küçücük, elektrikleri kesilen, toplantılarımızın basıldığı alanlardan buraya geldik. Hiç bugünleri göreceğimizi düşünmüş müydünüz? Biliyorum siz düşündünüz, ağabeyler muhteremler düşünmediler. Bu kadar inat çıkacağınızı, iradeli çıkacağımızı düşünmediler. Yanıldılar ve buradayız. Hangi görüşten olursa olsun bu salonu şereflendiren herkes 2010’daki referanduma karşı çıkanlar, 2010’daki referandumun 2016’da 15 Temmuz’da bir kalkışmaya neden olduğunu bilenlerdir.

Bu salonu şereflendiren herkes devletin, ordunun, hiçbir görüşün, hiçbir aidiyetin etkisinde kalmadan yönetilmesi, her bir bürokratın devletin bürokratı olması gerektiğine inananlardır. Maalesef her birimiz haklı çıktık. O referandum sunulmasaydı, insanımıza yalan söylenmeseydi 15 Temmuz kalkışması olmazdı. Bu ferasetli millet devletini sokaktan toplamıştır ve 240’ın üzerindeki şehidimiz, binlerce gazimiz olmazdı. Bunların sorumluları 2010 referandumunda milleti aldatanlardır. Ve bütün kurumlarımızı o günün şartlarında FETÖ’ye, bugünün şartlarında METO’ya teslim edenlerdir.

2017 referandumundan sonra ortaya çıkan gerçeklik ülkenin tek adam rejimiyle, ucube sistemle yönetilmesi oldu. Bugün 3’ncü defa seçilmesinin imkansız olduğu bir sistemde Sayın Erdoğan ve arkadaşları yeniden hukuku, yargıyı, adaleti hava gazı haline getirerek başka bir düzeneğin içindeler.

Başörtüsüne dair şu salonu şereflendiren başı açık-kapalı hiçbir kadının, hiçbir arkadaşımın, hiçbir erkeğin başını örten kadına karşı karşı herhangi bir tutumu, duruşu yoktur. Başörtüsünün yeniden düzenlenmesine karşı önce Sayın Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir kanun teklifi, arkasından Sayın Erdoğan’ın, ‘Oh, oh, oh.. Bir pas geldi ben bunu gole çevireceğim’ diyen bir sevindirik olma hali. Gerçekten Sayın Erdoğan adına çok utanıyorum. İki kızını başları örtülü olup da, okulda başlarını açmak zorunda kalmasınlar diye Amerika’da okutmuş bir babadan bahsediyorum.

Ben de biri Marmara İlahiyat Fakültesi’nde biri de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde başörtüsü nedeniyle çok büyük acılar çekmiş iki yeğenin, iki kız çocuğun halası olarak onun adına çok utanıyorum. Kadınları ister dini inancı sebebiyle, ister başka bir nedenle sorgulayamazsın. ‘Niye kafanı açıyorsun, niye kafanı kapatıyorsun?’ Sana ne? Buna böyle bakmanız lazımken Sayın Kılıçdaroğlu’nun attığı adımı eğer pas olarak değerlendirip bunu gole çevireceğim diyorsanız yazıktır size. Bu ülkenin cumhurbaşkanısınız. Bu sizin için golse eğer batsın bu dünya!

Önce hukukçu arkadaşlarımız toplandılar. Anayasa metninin dilinin yanlış olduğunu, gol atayım derken yarın başörtülü kadınların başına başka belaların açılacağı derecede bir hukuk bilgisizliğiyle kötü bir metin hazırlandığını çalıştık. Aynı şekilde DEVA Partisi de çalışmış, metinlerimizi yan yana getirdik, benzer olduğu ortaya çıktı. Sonra CHP’ye gidildi. Yanlışın düzeltildiği önerge AK Parti ve MHP oylarıyla reddedildi. Bugün sizin karşınızda bütün açıklığıyla şunu söylemek isterim amaç üzüm yemek değil bağcı dövmekmiş.

Şimdi buradan yola çıkarak Türkiye’nin rayından iyice çıktığını, tek adam rejiminin, saraya hapsolmuş, beş, on, on beş, maaş alan kifayetsiz danışmanların elinde oyuncak olmuş, kurumların yok edildiği, yargının ortadan kalktığı, tencerenin kaynamadığı sistemin 14 Mayıs’ta değiştirilmesi gerekiyor. Eğer dün 5 çalışacaksam yemin ediyorum 1000 çalışacağım. Siz de bin çalışacaksınız. Başbakan olacağım ben, siz yapacaksınız ama öncelikle milletimizi kurtaracağız. Başörtüsü meselesi, içim yanıyor, nasıl bir şeydir bu, başörtüsü, başörtülü umurlarında değil, tevekkeli değil kadınlara sürtük dedi. Şuuru altında hepimizi sürtüğüz, misliyle iade ediyorum.

İsveç

İsveç’te bir siyasetçi Kuran-ı Kerim’i yaktı. Urfa’da bunu yapanın şerefsiz, yapılan işin ahlaksızlık olduğunu söyledim. Bununla da bırakmadık, her birimiz aynı şeyi söyledik. Bu cuma günü İsveç’teki gönüllülerimiz eliyle bu politikacıyı, bu şerefsizi İsveç hukukuna göre mahkemeye verdik. AİHM’e kadar gidecek bu iş. Biz üzerimize düşeni yaptık. Siyasetüstü bir mesele bu. Türkiye’de yaşayan herkes bu eylemin karşısında. Biz İYİ Parti olarak bir hareket yaptık. Ne beklersiniz, Dışişleri Bakanlığı’nın, AK Parti’nin bütün gücüyle bu konuda yardımcı olmasını beklersiniz, henüz tık yok.

Ama ben bir şey okudum buraya gelirken. NATO Genel Sekreteri, İsveç Dışişleri Bakanı şöyle bir açıklama yapmışlar: Temmuz ayına kadar İsveç NATO’ya girme talebini geri çekmiş. Bu benim kafama birden ne getirdi, Hollanda… Buradan İsveç’e sesleniyorum, İYİ Parti’nin olduğu yerde üçkâğıt olmaz. Alışıksınız dimi arka kapılardan seçimlere müdahale edip çeşitli işleri yapıp, arka kapılardan el sıkışmaya… Ama bu seçimi biz alacağız, ondan aldığınız her sözü ağzınıza tıkmak şeref sözüdür benim için.

Bir başörtüsü konusunu konuştuk bakın ne halde, dış politikada İsveç Kuranı Kerim’in yakılması, buna karşı doğru dürüst hiçbir tavrın olmaması… Danışıklı dövüşlerin sonucunda siz seçim kazanıyorsunuz ama bu millet her seferinde acı çekiyor. Dış politikada bu milletin itibarı her seferinde geri gidiyor. Bir seçim daha kazanabilmek için bu ülkenin her bir değerini çiğnetiyorsunuz, bundan sonra yapamayacaksınız çünkü biz geliyoruz.

Sinan Ateş cinayeti

Bu tek adam rejiminde 38 yaşında Doçent Dr. Sinan Ateş Ankara’nın göbeğinde katledildi. Katledildiği günden beri failleri ortada yok. Ey Sayın Erdoğan şu hareketinle her şey oluyor. Bu hareketleri bilerek yaptım. Sen bunların ne manaya geldiğini bilirsin. Sinan Ateş’in katillerini niçin bulmuyorsun? Bunu bulma sorumluluğu senindir. Hakimler senin, hukuk senin, devlet senin, asker senin, emniyet senin, MİT senin… Sayın Erdoğan her şey senin. Şu hareketi niçin yapmıyorsun Sayın Erdoğan? Dün Zeynep Banuçiçek’in doğum günüydü.

Babasız geçen ilk doğum günü. O çocukların ahı… Bunu her konuşmamda söyleyeceğim. Gözünü kapat sayın Erdoğan. Allah muhafaza oğlun öldürülse, katledilse, torunların sana ‘dede’ diye bağırsa, oğlunun arkasından ‘baba’ diye bağırsa ne yaparsın Sayın Erdoğan? Biraz empati. Allah muhafaza damadın… Torunların bağırsa… İşte Banuçiçek, Bengisu bu durumda. Bu katillerin, bu vahşetin sorumlularının bulunma, buldurma görevi senindir Sayın Erdoğan. Her konuşmamda sana bunu soracağım Sayın Erdoğan, o çocukların sesi ağlama sesi kesilinceye kadar. Bir daha Sinanların katledilmemesi için İYİ Parti’nin iktidar olması şarttır.”

Paylaşın

Türkiye’den AB Ülkelerine İltica Başvuruları Tüm Zamanların En Yüksek Seviyesinde

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye sadece kasım ayında 105 bin 970 iltica başvurusu yapıldı. Bu başvurularda ilk sırayı 17 bin 739 ile Suriyeliler alırken onu 14 bin 877 ile Afganistan vatandaşları, 8 bin 342 ile Türkiye vatandaşları, 4 bin 884 ile Kolombiya vatandaşları ve 4 bin 350 ile Venezuelalılar takip etti.

Bangladeş, Fas, Gürcistan, Mısır, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Peru vatandaşlarının başvuruları da kasımda rekor kırdı. Ukrayna’dan gelen 4 milyonun üzerindeki göçmen ise bu istatistiklerde yer almıyor. Ukraynalılar Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.

Avrupa Birliği ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye Türk vatandaşları tarafından yapılan iltica başvurusu tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Türkiye gibi Avrupa Birliği’ne aday ülkeler olan Arnavutluk, Kuzey Makedonya ve Moldova vatandaşlarından gelen iltica taleplerindeki artış da dikkat çekti.

Avrupa Birliği normalde güvenli olarak kabul edilen ve uluslararası koruma talebi için uygun olmayan ülkelerden gelen iltica başvurularında yaşanan artıştan endişeli. Özellikle Hindistan, Bangladeş, Fas, Mısır ve Peru’dan gelenlerin yaptığı başvurularda patlama yaşandı.

Avrupa Komisyonu 2022 yılındaki iltica başvurularının 924 bine ulaşarak 2016’dan beri en yüksek seviyeye çıkacağını tahmin ediyor. Sınırlardan düzensiz geçişlerinde üçe katlanara 330 bine çıkması bekleniyor.

Stokholm’de yapılan iki günlük gayriresmi toplantıda Avrupa Komisyonu’nun İçişlerinden Sorumlu Üyesi Ylva Johansson “Düzensiz gelişlerin üç katı kadar iltica başvurusu alıyoruz ve bu kabul kapasitelerini zorluyor,” ifadelerini kullanırken bunların bir çoğunun uluslararası korumaya ihtiyacı olmayan kişiler olduğunu vurguladı.

Avrupa Birliği İltica Ajansı (EUAA) verilerine göre AB ülkeleri, Norveç ve İsviçre’ye sadece kasım ayında 105 bin 970 iltica bavurusu yapıldı.

Bu başvurularda ilk sırayı 17 bin 739 ile Suriyeliler alırken onu 14 bin 877 ile Afganistan vatandaşları, 8 bin 342 ile Türk vatandaşları, 4 bin 884 ile Kolombiya vatandaşları ve 4 bin 350 ile Venezuelalılar takip etti.

Bangladeş, Fas, Gürcistan, Mısır, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Peru vatandaşlarının başvuruları da kasımda rekor kırdı.

Ukrayna’dan gelen 4 milyonun üzerindeki göçmen ise bu istatistiklerde yer almıyor. Ukraynalılar Geçici Koruma Yönetmeliği kapsamında değerlendiriliyor.

AB ülkelerinde ilk defa başvurular ve temyize gidenler de dahil olmak üzere 850 bin civarıda başvuru bulunuyor.

Johansson bu başvuruların yüzde 60’ından fazlasının “negatif” sonuçlanacak durumda olduğunu ve AB topraklarını terk etme kararı çıkacağını belirtti.

‘Ulusal sistemler üzerindeki baskı artıyor’

Fakat birlik ülkeleri negatif sonuçlanan başvuru sahiplerini kendi ülkelerine ya da aktarma yaptıkları ülkelere geri göndermekte zorlanıyor. 2022 yılında kayıtlı düzensiz göçmenler arasında geri dönme oranı yüzde 21’de kaldı.

Bu nedenle içişleri bakanları AB Vize Kanu’nun geri kabul konusunda işbirliği yapmayan AB dışı ülkelere yaptırım uygulanmasını öngören 25a maddesinin kullanımıyla ilgili bir çalışma talep edebilir.

Johansson da etkin bir geri gönderme politikasının başlangıçta gereksiz olan başvuruların azalması için caydırıcı bir önlem olacağını savunuyor.

Ajansın kasım ayı raporunda “Eski başvurular ve yeni başvurulardaki olağanüstü artış ulusal sistemler üzerindeki baskıyı artırıyor,” ifadeleri yer aldı.

Güvenli ülkeler

Uluslararası kanunlara göre kendi ülkesinde zulüm, cinsel şiddet, işkence, ayrım ve insanlık dışı muamele ile karşılaşma riski bulunanlara koruma sağlanması gerekiyor.

Ama AB üyesi ülkeler eğer bir kişinin orantısız cezalandırma yapılmayacağından emin olunan ve yeterli insan hakları güvencesine sahip olduğu kabul edilen ve demokratik “güvenli ülkelerden” geldiğini tespit etmesi halinde başvuruyu reddetme hakkı bulunuyor.

Fakat her ülke kendi “güvenli ülke” tanımlamasını yaptığı için örneğin Almanya’da güvenli ülke olarak kabul edilen bir yer İtalya’da güvenli kabul edilmiyor olabiliyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Adaylık Tartışması; Erdoğan: 2018’de Sistem Değişti, Yeniden Adayım

Adaylığıyla ilgili eleştirilere yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin takdiriyle 2017 yılında kabul edilen anayasa değişikliği en küçük bir tereddüde, en küçük bir tartışmaya mahal vermeyecek kadar açıktır. Türkiye 2018 seçimleriyle birlikte yeni bir yönetim sistemine geçti, yani bu bakımdan kronometreyi sıfırladı. Aklen de hukuken de fiilen de 2018’de seçilen cumhurbaşkanı, yeni sistemin ilk cumhurbaşkanıdır” dedi.

Haber Merkezi / “Altılı masadakiler bir anda aydınlanma yaşamışlar. Şimdiden seçim günüyle ilgili kaos senaryolarına sarılmaları, kaybetme korkusunun bir kez daha yüreklerini sardığını gösteriyor” diyen Erdoğan, “Bırakın bu eski Türkiye oyunlarını da meydana çıkın. Zaman kaybediyorsunuz. Bırakın tek parti faşizmi özentisi dalavereleri de sandığa gelin” çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir dizi program ve toplu açılış töreni için bugün Denizli’ye geldi. Cumhurbaşkanlığı adaylığı üzerindeki tartışmalara yanıt veren Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Denizli’ye son gelişimde sizlerle sohbet ederken Pensilvanya ve Kandil destekli 4’lü çeteden bahsetmiştik. Baktılar 4 yetmiyor sayıyı 6’ya çıkartıp bir masa kurdular. Masayı kurdular ama masadan bir türlü aday çıkartamadılar. Baktılar kendileri masadan aday çıkartamıyor bu defa bizim adaylığımıza çamur atmaya başladılar.

“Aklınız neredeydi”

Halbuki biz aylardır siyaset er meydanıdır biz adayız karşımıza kimi çıkartacaksınız çıkartın, söyleyin de milletin huzurunda er meydanında yarışalım dedik. Bir yılda bir aday çıkartmayı beceremeyenler kendi sünepeliklerinin üzerini örtmek için şimdi istikameti başka tarafa çevirdiler. 4.5 yıldır Cumhurbaşkanıyım, öncesi var. Aklınız neredeydi ya. Niye şimdiye kadar bunları söylemediniz. Yeni yönetim sistemi ile kronometre 2018’de sıfırlandı.

“Vesayet odaklarına ‘Yeter’ diyoruz”

Parti binalarına, ‘Yeter söz milletindir’ afişi asıyorlar. Rahmetli Menderes bunların ağababalarına ‘Yeter söz milletin’ demişti. Biz de bugün küresel vesayet odaklarına ‘Yeter’ diyoruz. 14 Mayıs’ta masa vesayetini sandığa gömeceğiz. Bakalım hepsi birden milli iradenin gücünün karşısında ne ifade edecek.

Onların bir yuvarlak masanın etrafında toplanıp durdukları 1 yılda bizde 47 il ziyareti yaptık. Biz Türkiye’yi, dünyayı dört dolandık, onlar bir masanın etrafında tur atmanın ötesine geçemedi.

Türkiye’yi milli irade yerine kendi vesayet sistemimizle yönetmek istiyoruz dediler. Bunlara bu zırvaları bırakın dedik. Denizli’ye bakın. Sadece bu meydanda 80 bin kişi var. Yoldakileri söylemiyorum. Bu ihtiras fırtınalarına karşı yeter diyoruz. Sözün de, kararın da milletin olduğunu söylüyoruz.”

Adaylık tartışması

Cumhurbaşkanlığı seçimi tarihinin belirlenmesinin ardından Erdoğan’ın üçüncü kez aday olup olamayacağı yönündeki tartışmalar yeniden başlamıştı. Anayasa’nın 101’inci maddesinde “Bir kimse en fazla iki defa Cumhurbaşkanı seçilebilir” deniliyor.

Ancak TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı olarak 2018’de seçildiğini belirterek Erdoğan’ın tekrar aday olabileceğini öne sürüyor. Anayasaya hukukçuları ise Erdoğan’ın ikinci kez aday olması için TBMM’nin erken seçim kararı alması gerektiğini, aksi takdirde aday olamayacağını ifade ediyor.

Paylaşın

Rusya Yaptırımları: ABD’den Türkiye’ye Kritik “Uyarı” Ziyareti

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edecek. Nelson, yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Brian Nelson’ın ziyaret Ankara ve Washington arasındaki ilişkilerin NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) ile ilgili görüş ayrılıkları nedeniyle gerildiği bir döneme denk gelecek.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

ABD Hazine Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Brian Nelson, önümüzdeki hafta Türkiye ve Ortadoğu’ya gerçekleştireceği ziyaretlerde yaptırım listesindeki Rus şirketlerle iş yapılmasının olası sonuçları konusunda uyarıda bulunacak.

Reuters’a konuşan bir ABD Hazine Bakanlığı sözcüsü, Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian Nelson’ın 29 Ocak-3 Şubat tarihleri arasında Türkiye, Umman ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni ziyaret edeceğini söyledi.

Sözcünün ajansa verdiği bilgiye göre, Nelson bu ülkelerde hükümet yetkilileri, şirketler ve finans kuruluşlarıyla yapacağı görüşmelerde, ABD’nin yaptırımlarını agresif şekilde uygulamaya devam edeceğini vurgulayacak.

Sözcü, yaptırım listesindeki şirketlerle iş yapan ya da bu konuyla ilgili “gerekli özeni göstermeyen” birey ve kurumların ABD piyasalarına girememe riskiyle karşılaşacağı uyarısında bulundu.

Nelson’ın Ankara ve İstanbul’daki görüşmelerini 2-3 Şubat’ta gerçekleştireceğini belirten sözcü, ABD’li yetkinin şirket ve bankaları olası çift kullanımlı teknoloji transferlerine ilişkin işlemlerden kaçınmaları için uyaracağını söyledi. ABD, söz konusu teknolojilerin bu yolla Rus ordusu tarafından kullanılabilmesine imkân tanınmasından endişe ediyor. Çift kullanımlı ürünlerin hem ticari hem de askeri uygulamaları olabiliyor.

ABD ve müttefikleri, Rusya’ya Ukrayna’yı işgalinin ardından çok sayıda yaptırım uygulamaya başladı.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı İHA tedarik ederek destek verdi. Ancak Ankara aynı zamandaBatı’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlarına da karşı çıkıyor. Buna karşın Türk hükümeti, uluslararası yaptırımların Türkiye’de etrafından dolaşılmayacağına dair de söz verdi.

ABD Hazine Bakanlığı geçen yıl Ekim ayında da Rusya’ya yönelik yaptırımlarla ilgili uyarıda bulunmak için Türkiye’ye üst düzey bir yetkili göndermişti.

Washington, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarının delinmesinden de endişeli. ABD Hazine Bakanlığı geçen ay Türk iş insanı Sıtkı Ayan ve şirketlerini, İran Devrim Muhafızları yararına petrol satışı gerçekleştirilmesi ve para aklanmasına yardım ettiği gerekçesiyle yaptırım listesine almıştı.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Diktatörlük Heveslilerinin…

Partisinin Samsun il kongresinde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “İYİ Parti kurulmamış olsaydı biz bugün neyi konuşuyor olacaktık? Bu diktatörlük heveslilerinin ülkenin bütün değerleriyle top gibi oynadığı, yarınları kaybolmuş bir Türkiye ile karşı karşıya kalacaktık” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben bedavadan başbakanlık istemiyorum. Kimseyle de pazarlık etmedim, etmem. İYİ Parti birinci parti çıkacak. Seçime gittiğimizde bir şey değişti her şey değiştiyse bu ülkede, birinci parti olduğumuzda nelerin değişeceğini hayal edin. Bu ülkeye, millete borcumuz var. Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler, Cumhuriyet değerlerini yerin dibine batırdılar. Bütün bunlar için İYİ Parti birinci parti çıkmak zorunda.”

Akşener, konuşmasının devamında, “Biz bu yola sandalye değil ayakkabı eskiteceğiz sözüyle çıktık. Ayakkabıları eskittik, Türkiye’yi iki defa ilçe ilçe il il dolaştım. Sizin de basılmadık toprak, çalmadık kapı bırakmayacağınıza eminim. Burada ilkleri gerçekleştiren bir partiyiz. Milletin kürsüsüne milleti çıkaran bir partiyiz. Milletin adamı denilenler sarayın adamı oldukları için televizyonların sesini kestiler.” ifadelerini kullandı.

Konuşmasında, Sinan Ateş cinayetine de değinen Akşener, Eğer Sinan Ateş gibi gençlerimizin katledildikten sonra tek adam rejiminde hala failleri bulunamıyorsa Sinan Ateşler için bir daha Sinan Ateşler katledilmesin diye birinci parti olmak mecburiyetindeyiz.” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener Samsun 3. Olağan İl Kongresi’nde konuştu. Akşener’in konuşmasından satırbaşları şöyle:

“Seçime girdik, grup kurduk, bugünkü zulüm iktidarının Meclis’teki gücü bitti. Meclis’teki çoğunluğu bitti. Sonrasında 31 Mart’ta CHP ile ittifak yaptık. Bizim teklifimizle yaptık, biz yaptık. Türkiye’deki her bir ferdin umudu ayağa kalksın diye yaptık. O masaya oturduğumuzda feragatta ve fedakarlıkta bulunduk.

Ben arkadaşlarıma şu talimatı verdim: İki siyasi parti müzakere yapıyor. Türkiye mi İYİ Parti mi diye bir soruyla karşı karşıya kaldığınızda Türkiye’yi tercih edeceksiniz dedim. Sonuç ne oldu 11 büyükşehir, özellikle İstanbul ve Ankara alındı.

Kazı güdemezler, bunlar iktidar oldukları zaman bütün kötülükler yapılır gibi iftiraların tam tersine pandemi döneminde sosyal belediyeciliğinin en iyisini gösterdiler. Ne diyorlar şimdi Türkiye’nin 13. cumhurbaşkanı Millet İttifakı’ndan olacak. İYİ Parti kurulmamış olsaydı biz bugün neyi konuşuyor olacaktık? Bu diktatörlük heveslilerinin ülkenin bütün değerleriyle top gibi oynadığı, yarınları kaybolmuş bir Türkiye ile karşı karşıya kalacaktık.

“Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler”

Ben bedavadan başbakanlık istemiyorum. Kimseyle de pazarlık etmedim, etmem. İYİ Parti birinci parti çıkacak. Seçime gittiğimizde bir şey değişti her şey değiştiyse bu ülkede, birinci parti olduğumuzda nelerin değişeceğini hayal edin. Bu ülkeye, millete borcumuz var. Atatürk’ün değerlerini alt üst ettiler, Cumhuriyet değerlerini yerin dibine batırdılar. Bütün bunlar için İYİ Parti birinci parti çıkmak zorunda.

Biz bu yola sandalye değil ayakkabı eskiteceğiz sözüyle çıktık. Ayakkabıları eskittik, Türkiye’yi iki defa ilçe ilçe il il dolaştım. Sizin de basılmadık toprak, çalmadık kapı bırakmayacağınıza eminim. Burada ilkleri gerçekleştiren bir partiyiz. Milletin kürsüsüne milleti çıkaran bir partiyiz. Millletin adamı denilenler sarayın adamı oldukları için televizyonların sesini kestiler.

Başörtüsü teklifi

Başörtüsüyle ilgili bir mevzu çıktı. Sayın Kılıçdaroğlu başörtüsüyle ilgili bir kanun teklifi verdi. helalleşme çerçevesi içerisinde olduğunu iddia etti. Sayın Erdoğan bunu kendisine bir pas olarak aldığını iddia etti. ‘Kılıçdaroğlu bana pas attı ben onu gola çevireceğim’ dedi. Yazıklar olsun sayın Erdoğan. 28 Şubat’ta acı çeken kadınların, onların çocuklarının acısı seni 20 yıl iktidar etti.

Hey gidi Erdoğan hey! Bütün bunlar pasmış ve gole çevrilmesi gerekirmiş. Yazıklar olsun. Ben o dönemde 2 başörtülü yeğenin halasıydım. Sen onları unuttun sayın Erdoğan. Senin için iktidar olmak her şey oldu. İster fakir fukaranın üstüne bas, ister acı çeken kadınların üstüne bas. Erdoğan senin için güç her şey oldu. Ve bir gol atmak için anayasa metni getirdiler. Biz DEVA Partisi ile ortak bir düzeltme yaptık. O kadar yalap şalap o kadar dikkatsiz düzensiz bir anayasa maddesi hazırlanmış ki başörtüsü ile ilgili.

Diyelim ki harp olduğu takdirde ya da birileri çıkıp sen siyasi nedenlerle başını örtüyorsun aç bakalım başını diyebilecekleri bir madde yazmışlar. Biz de dedik ki bir kadının kıyafetindeki tercihlerini hiçbir şekilde karışılamaz… Onu düzelttirdik. Toplasanız üç kelime ekledik. Ne yaptılar her iki siyasi parti reddetti. Gördük ki bunların derdi problemi çözmek değil.

Evet ben başbakan olacağım. Böyle dediğim için de çok siniri bozuluyor herkesin. Bozulmaya devam etsin muhteremler. Bu ülkenin birbirlerine şucu bucu demeden yeniden dost arkadaş olarak bu ülkenin seçmenin velinimet olması için İYİ Parti’nin birinci parti olması gerekiyor. 14 Mayıs’ta seçim kararı alındı ve çok az zaman kaldı. Çok yorgunsunuz biliyorum. Çok idealist davrandınız biliyorum ama son bir kez irademiz, canımızı, ciğerimizi ortaya koyarak çalışmak mecburiyeti var. Ülkemiz için, toprağımız için, kurucu değerlerimiz için İYİ Parti’nin birinci parti olması gerekiyor.

Sinan Ateş cinayeti

Eğer Sinan Ateş gibi gençlerimizin katledildikten sonra tek adam rejiminde hala failleri bulunamıyorsa Sinan Ateşler için bir daha Sinan Ateşler katledilmesin diye birinci parti olmak mecburiyetindeyiz.”

Paylaşın

Seçim Analizi: Erdoğan, Müjdelerle Destek Toplamaya Çalışıyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimler öncesin izlediği stratejileri değerlendiren Washington Post (WP), Cumhurbaşkanı’nın, halkın desteğini kazanabilmek için vergi affı, asgari maaş zammı, ucuz kredi ve öğrenim kredisi borç faizlerinin silinmesi gibi ekonomik hamleler yaptığına dikkat çekti.

Yazıda, seçimlerin en büyük meselesinin ekonomi olacağı, Erdoğan’ın bu krizle başa çıkması durumunda kendi tabanındaki memnuniyetsiz kesimleri yeniden kazanabileceği değerlendirmesi de paylaşıldı.

ABD’nin tanınmış gazetelerinden Washington Post (WP), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimler öncesinde izlediği stratejileri değerlendiren, kuruluşun İstanbul Büro Şefi Kareem Fahim’in imzasını taşıyan bir analiz yayımladı.

“Şimdiye kadarki en zor seçimle karşı karşıya kalan Erdoğan, ‘müjdelerle’ seçmenlerin gönlünü fethetmeye çalışıyor” başlıklı yazıda, seçimler yaklaşırken Cumhurbaşkanı’nın, halkın desteğini kazanabilmek için vergi affı, asgari maaş zammı, ucuz kredi ve öğrenim kredisi borç faizlerinin silinmesi gibi ekonomik hamleler yaptığına dikkat çekildi.

Sabancı Üniversitesi’nden siyaset bilimci Berk Esen’in görüşlerine de başvuran WP, Esen’in “Enflasyon, Erdoğan’ın tabanını yiyip bitirdi” yorumunu öne çıkardı.

Analizde Esen’in, seçimlerin en büyük meselesinin ekonomi olacağı, Erdoğan’ın bu krizle başa çıkması durumunda kendi tabanındaki memnuniyetsiz kesimleri yeniden kazanabileceği değerlendirmesi de paylaşıldı.

“Muhalefetin Erdoğan’a çok büyük darbe indirme şansı vardı”

Yazıda, muhalefetin adayını açıklamamasının Erdoğan’ı güçlendirdiği görüşü aktarılan Berk Esen’in şu sözlerine de yer verildi:

Muhalefetin Erdoğan’a çok büyük darbe indirme şansı vardı ama bunu gerçekten başaramadı.

WP’nin analizinde Cumhurbaşkanı için “Medyaya yönelik yıllardır süren ve bağımsız haberciliği engelleyen hükümet baskısı da dahil, yönetimine kafa tutanları engellemek için geniş ve otokratik yetkiler kullandı” yorumu da yapıldı.

Bunlara örnek olarak HDP’ye yönelik kapatılma davası ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezası gösterildi.

14 Aralık’ta görülen duruşmada, Yüksek Seçim Kurulu üyelerine hakaret ettiği gerekçesiyle İmamoğlu’na iki yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası verilmiş ve kendisi hakkında siyasi yasak süreci başlatılmıştı. Daha sonra İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcılığı, kararın usul ve esas yönünden yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle istinafa başvurmuştu. İBB Başkanı’nın cezası henüz kesinleşmedi.

WP, cezanın kesinleşmesi halinde İmamoğlu’nun Erdoğan’a rakip olarak yarışamayacağını da hatırlattı.

“Halkın enflasyona karşı kendisini koruyabileceği bir mekanizma yok”

“Enflasyon, Erdoğan için temel zayıf noktalardan biri” yorumunun yapıldığı analizde, Kadir Has Üniversitesi’nden Erinç Yeldan’ın “Halkın enflasyona karşı kendisini koruyabileceği bir mekanizma yok” görüşüne de yer verildi.

WP, Yeldan’ın şu değerlendirmelerini öne çıkardı:

Hükümetin duruma yanıtı, finansmanı epey şüpheli olan ücret destek programlarıyla işgücü piyasasına gelişigüzel, geçici ve düzensiz müdahalelerden ibaret. Siyasi açıdan bu, Erdoğan’dan gelen bir hibe ve kendisinin gösterdiği bir minnettarlık şeklinde sunuluyor. Ekonomik açıdansa ‘Günün sonunda bu maliyetleri kim ödeyecek?’ sorusu doğuyor.

WP, konuştuğu İstanbullu yurttaşlardan Nurten Çaylak’ın, eşinin kazandığı asgari maaşla ancak kiraların ödeyebildiklerini söylediğini aktardı.

Yazıda, Kurtuluş semtinde yaşayan 44 yaşındaki kadının önceki seçimlerde Erdoğan’a oy verdiğini ama bu sefer farklı bir kişiyi tercih edeceğini söylediği de ifade edildi.

“Ya çok zenginler ya da çok yoksullar var”

Gazete, konuştuğu İstanbullu yurttaşlardan Ersin Fuat Ülkü’nün, devletin sağladığı yardımların restoranını ayakta tutmakta yetersiz kaldığını ve ailesiyle Almanya’ya taşınmayı planladıklarını söylediğini aktardı.

Değerlendirme yazısı, Fatih semtinde yaşayan 40 yaşındaki Ülkü’nün “Artık orta sınıf yok. Ya çok zenginler ya da çok yoksullar var” sözleriyle noktalandı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın