Cumhur İttifakı’nın İkinci Tur Hesabı: Seçmen Oyunu İstikrardan Yana Kullanır

Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret ediyor… İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur. İktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Cumhurbaşkanlığı ve Meclis seçimleri için ibre 14 Mayıs’ı gösteriyor. Yaklaşık 100 gün sonra gerçekleşecek seçimin sonucuna dair birçok senaryo var. Muhalefet partilerinin birçoğu cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda bitmesi gerektiğini savunuyor.

Bu görüşte ikinci tur sürecinin “bilinmezlik” taşıması etkili. İktidar partilerindeki birçok siyasetçiye göre de seçim ikinci tura kalırsa Cumhur İttifakı adayı daha avantajlı olur.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, iktidar kulislerinde bunun nedeni şöyle açıklanıyor:

“Bizim hedefimiz Meclis başkanını seçmek ve komisyonlarda çoğunluğu elde etmek için 301 milletvekili. Muhalefet ise vaat ettiği parlamenter sisteme geçiş için 360 milletvekiline ulaşmak zorunda. Bizim 301’e ulaşmamız, muhalefetin 360’a ulaşmasından daha kolay. Muhalefete yakın anket şirketleri bile 360 vekil olasılığını göstermiyor.

Bizim 301’i geçtiğimiz, muhalefetin 360’ı yakalayamadığı tabloda cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa seçmen oyunu istikrardan yana kullanacaktır. Bu durumda 2. turda Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmak daha kolay olacaktır.”

Muhalefetin kazanma formülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan “418 Milyar Dolar” Paylaşımı

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından, “Unutmayın, 418 milyar dolar çok büyük paradır” paylaşımında bulundu. Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını söylemişti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, Hazine’den 418 milyar dolar çalındığını tespit ettiklerini ve bu nedenle suikast tehdidi aldığını belirtmişti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Unutmayın, 418 milyar dolar çok büyük paradır” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

31 Ocak 2023 tarihinde partisinin grup toplantısında Kılıçdaroğlu, “Partimizin uzman ekipleri, Hazine’den çalınan paraların peşine düştüğü an. O raporlar geldiğinde paniğe kapıldılar. Devletin hazinesinden çalınan paranın toplamının 418 milyar dolar olduğunu saptayınca karalama kampanyaları ve suikast tehditleri gelmeye başladı. Ben korktum mu! Vız gelir, tırıs gider, Bay Kemal asla ve asla geri adım atmaz! Kaya gibiyiz, sır gibiyiz, yiğit gibiyiz, asla geri adım atmayacağız! Her şeyleriyle gelsinler, bir milim geri adım atmayacağız” demişti.

Ardından konuk olduğu bir televizyon programında da Sayıştay’a gideceğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Biz bir rapor hazırlattık; Türkiye’nin 418 milyar dolar parasının iç edildiğini biliyoruz. Şimdi bizim bütçemizi parlamento kabul eder, bütçenin nerelere harcandığını denetleyen kurum da Sayıştay. Kimin adına denetler? TBMM adına denetler. O zaman TBMM adına denetim yapan kurumun bizim hassasiyetlerimizi dikkate alması gerekir. Sadece bizim değil 85 milyonun hassasiyetlerini dikkate alması gerekir. Sayıştay’ın raporlarını alacağız ve bakacağız. 418 milyar dolar paranın nerelere nasıl iç edildiğini o raporlarda görmek istiyoruz biz. O raporlarla bizim raporları karşılaştıracağız” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Seçimin Sonucu HDP’nin Desteği Belirleyecek

BBC, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlere ilişkin dikkat çeken bir analiz yayınladı. Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlatılan analizde, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

İngiliz yayın kuruluşu BBC, Türkiye’de yaklaşan seçimleri mercek altına aldı. Artı Gerçek‘in aktardığına göre, 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimler öncesinde ekonomik krizin derinleştiği belirtilen analizde, “Türkiye’deki seçimler: Yaşam pahalılığının ortasında Erdoğan için en büyük sınav” başlığı kullanıldı. BBC, seçimlerin sonucunu belirleyebilecek olan partinin HDP olduğunu vurguladı.

“Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum”

Analizde, “Türkiye’de resmi enflasyonun yüzde 57’nin üzerinde olduğu bir ortamda milyonlarca kişinin yaşam pahalılığı ile mücadele ettiği”, ev kiralarının artmasıyla barınma krizi yaşandığı hatırlatıldı.

BBC, 4 bin 500 TL’lik ev kirası iki katına çıkan bir yurttaşın, yeni ev arayışında 30 bin TL’lik kira talepleriyle karşılaştığı yönündeki şikayetlerine de yer verdi. Maaşının aynı oranda artmadığını belirten bu kişi, “Çok savunmasız hissediyorum. Sanki bir ormanda hayatta kalmaya çalışıyorum” dedi.

BBC, Erdoğan’ın seçim öncesinde enerji teşvikleri, asgari ücretin iki katına çıkarılması, emeklilikte yaşa takılanlar gibi ekonomik adımlar attığını hatırlatsa da, pazardaki bir yurttaşın “Bu sene bir anda fakirleştik. Sokaktaki enflasyonun yüzde 600 olduğunu hissediyoruz ama emeklilik maaşlarına sadece yüzde 30 oranında zam yapıldı” şeklindeki sözlerine de yer verdi.

‘Seçimin sonucunu belirleyecek olan…’

Analizde, Erdoğan’ın ekonomi politikalarını tersine çevirmeyi ve Merkez Bankası’nın bağımsızlığını yeniden tesis etmeyi vaat eden Altılı Masa’nın cumhurbaşkanı adayının henüz açıklanmadığı da hatırlatıldı.

Masanın adayını büyük ihtimalle CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olacağını, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun adının da geçtiğini belirten BBC, “Seçimin sonucunu belirleyecek olan, Türkiye’nin üçüncü büyük partisi” ifadelerini kullandı.

“Cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek”

BBC, HDP’nin Hazine yardımlarının bulunduğu hesaplara bloke konduğunu, kapatma davası açıldığını ve partinin eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2016’dan beri cezaevinde tutulduğunu hatırlattı.

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Diyarbakır milletvekili Hişyar Özsoy ise BBC’ye demecinde HDP’nin kapatılmasının söz konusu olabileceğini ama bu durumun seçimleri etkilemeyeceğini söyleyerek “Eğer parti kapatılsa bile halkımız diğer siyasi partileri kullanarak seçimlere girmenin yolarını bulacaktır” dedi.

BBC ise şu yorumu yaptı: “Eğer cumhurbaşkanlığı seçimi ikinci tura kalırsa, Türkiye’nin bir sonraki cumhurbaşkanını çok büyük ihtimalle HDP’nin desteği belirleyecek.”

Paylaşın

HDP’den Kapanmaya Karşı A, B, C Seçenekleri

14 Mayıs’ta yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine giderken yaşanabilecek en önemli gelişmelerden biri Anayasa Mahkemesi’nin HDP’nin kapatılması talebiyle açılan davada vereceği karar olacak.

HDP’nin 14 Mart’ta yapacağı sözlü savunmanın ardından dosya raportöre gönderilecek. Raportörün hazırlayacağı rapor AYM Başkanına sunulduktan sonra görüşme için gün belirlenecek ve üyeler kararını verecek.

Ancak bu süreç için belirli bir takvim yok. Bu nedenle HDP’li yetkililer seçimin hemen öncesinde alınabilecek karara karşı atacakları adımı tartışmaya başladı.

Hazine hesaplarına geçici bloke kararını “kapatma yönünde bir tutum” olarak yorumlayan yetkililer hazırlıklarını da bu olasılık üzerine yapıyor.

Partide, “Biz her şeye rağmen HDP ile seçime girme eğilimindeyiz. Ama AYM milletvekili listelerinin kesinleşeceği sürece kadar karar vermezse ‘kurbanlık koyun gibi bıçağa başımızı uzatmayız. O zaman kapanma davasıyla ilgili karar çıkmadan da bir başka partiyle seçime girme kararı verebiliriz” şeklinde değerlendirmeler yapılmaya başlandı.

Gazete Duvar’ın Duvar Arkası bölümünde aktardığına göre, bir yetkili de “Kapanmaya karşı A, B, C seçeneklerini konuşurken bu belirsizlik ortamında seçime girilecek parti açısından en uzak seçenek HDP diyebiliriz” yorumu yaptı.

HDP’nin bir başka parti ile seçime girme kararı alması durumunda değerlendireceği ilk seçenek Yeşil Sol Parti olacak. Bu partinin seçime girme yeterliliği almaması durumunda TİP ve Emek Partisi’nin tercih edilebileceği konuşuluyor.

Muhalefetin seçimi kazanma frmülü

Öte yandan Millet İttifakı çalışmalarında en kritik konulara gelindi. Ortak cumhurbaşkanı adayı için 13 Şubat işaret edilirken Meclis seçimleri için de “en çok milletvekili nasıl çıkarılır” formülü çalışılıyor.

Kritik dönemeçte özellikle İYİ Parti yetkililerinden gelen açıklamalar “Masa dağılır mı” sorusuna neden olurken “Açıklamaları kriz olarak nitelendirmek doğru değil, en önemli konuları konuşmaya başladık. Tüm partiler ne kadar belirleyici olabilirim, en çok ne alabilirim diye el yükseltiyor. Bu siyasetin doğasında var. Masadan kimse kalkamaz. Bu masanın sağlamlığından da değil. Kazanmak için birbirimize mecburuz” deniliyor.

Bir siyasetçi de “yüzde 100 kazanmanın formülü”nü, “Masa’dan bir lider cumhurbaşkanı, diğerleri cumhurbaşkanı yardımcısı olarak elini taşın altına koymalı. HDP de aday çıkarmamalı” sözleriyle açıklıyor.

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’a: Edep Yahu

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar” sözlerine tepki gösteren İYİ Parti Lideri Akşener, Erdoğan’ın bu sözlerinin yer aldığı bir haberin linkini “Edep yahu” ifadeleri ile paylaştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’da toplu açılış törenine katıldı. Seçmen desteğinin çok önemli olduğunu belirten Erdoğan, vatandaşlardan oy isterken tepki çeken ifadeler kullandı.

Açılış konuşmasında Millet İttifakını hedef alan Erdoğan, “Küresel siyaset ve maşalarına 14 Mayıs’ta bir kez daha ‘Yeter söz milletin’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘Söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa ediyor muyuz? Bir türlü yerli ve milli olamayan zata 14 Mayıs’ta bay bay Kemal diyor muyuz?

Menderes’in hatırasını kirletecek yüzsüzlükle onun ‘Yeter söz milletindir’ sloganına çökmeye çalışanlar var. ‘Yeter söz milletindir’ sloganı bize aittir. Hangi yüzle bu sloganı sahipleniyorsun? Şimdi işte diyorum ki, 14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar. İşte ülkemize kazandırdığımız eserlerin, milletimize getirdiğimiz hizmetlerin en yakın şahidi sizlersiniz…”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Erdoğan’ın bu sözlerine tepki gösterdi. Akşener, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinin yer aldığı bir haberin linkini “Edep yahu” ifadeleri ile paylaştı.

Paylaşın

Erdoğan Aydın’da Konuştu: Bunlara Öyle Bir Çakalım Ki…

Aydın’daki Atatürk Kent Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Küresel siyaset ve maşalarına 14 Mayıs’ta bir kez daha ‘Yeter söz milletin’ diyor muyuz? 14 Mayıs’ta ‘Söz de karar da gelecek de milletindir’ diyerek Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa ediyor muyuz? Bir türlü yerli ve milli olamayan zata 14 Mayıs’ta bay bay Kemal diyor muyuz?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Menderes’in hatırasını kirletecek yüzsüzlükle onun ‘Yeter söz milletindir’ sloganına çökmeye çalışanlar var. ‘Yeter söz milletindir’ sloganı bize aittir. Hangi yüzle bu sloganı sahipleniyorsun? Şimdi işte diyorum ki, 14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar. İşte ülkemize kazandırdığımız eserlerin, milletimize getirdiğimiz hizmetlerin en yakın şahidi sizlersiniz…”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aydın’daki Atatürk Kent Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları şöyle:

“Aydın’a son gelişimizde yine bir toplu açılış töreninde sizlere rahmetli Menderes’in idamdan önce kendisini Yaslı Ada’ya kapatanlara ve ardından ipe götürenlere ithafen yazdığı son mektubu okumuştum. Şimdi rahmetlinin 1961’in eylülünde yazdığı bu mektubu bir kez daha hatırlayalım. Ne diyor rahmetli; Size dargın değilim.

Sizin ve diğer zavallıların iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna ortaya koyduğu başını 17 sene içinde almadığınız için sizlere müteşekkirdir.

İdam edilmek için ortada hiç bir sebep yok. Ölüme bu kadar metanetle gittiğimin, silahların gölgesinde yaşayan efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz?

Şunu da söyleyiniz ki, milletçe bir gün mutlaka kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi, efendilerinizi yine ben 1950’de olduğu gibi kurtarabilirdim.

Dirimizden korkmamalıydınız ama şimdi milletle ele ele vererek Adnan Menderes’in ölüsü ölünceye kadar sizleri takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Buna rağmen merhametim sizinledir. Millet sağ olsun.

14 mayıs

14 Mayıs’ta bir kez daha hep beraber sizlerle sandığa gidip sandıkları patlatmaya var mıyız? Desteğiniz çok önemli. Durmak yok yola devam.

Milli Mücadele’nin resmen ilanının adı olarak gördüğümüz 23 Nisan 1920’den Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 14 Mayıs 1950’den oradan 14 Mayıs 2023’e varan uzun ve meşakatli süreçte ödediğimiz her bedelin karşılığını alacağımız döneme giriyoruz.

Biz Türkiye Yüzyılı vizyonuyla çıkıyoruz. Bırakın dirisine, ölüsüne bile tahammül edemeyenler onun “Yeter söz milletindir” sloganına çökmeye çalışanlar, kim bu? Bay bay Kemal. 14 Mayıs, Kemal’in Bay Bay Kemal olacağı gündür.

Efendilerinin emriyle kurdukları masadan yeniden tarihe yüz karası olarak geçecek işler yapmanın peşindeler. Program diye sundukları metinlerin çoğu ya bizim tarafımızdan 20 yılda yapılmış ya da yapılmakta olan işler.

Kalan başlıklar da bu ülkenin tüm kazanımlarını yok ederek efendilerinden aferin almak için güvensizliğin, istikrarsızlığın sembolü eski Türkiye’yi hortlatmaktan ibarettir.

“Bunlara öyle çakalım ki”

Bu “Bay Bay Kemal” hangi yüzle Menderes’in sloganına çöküyor. Rahmetliden sonra bu slogan bize aittir. Sen hangi yüzle bu sloganı sahipleniyorsun. 14 Mayıs’ta bunlara öyle çakalım ki bir daha bellerini doğrultamasınlar.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Bu Düzen Yıkılmaya Mahkum Ve Mutlaka Yıkacağız

Şişli Belediyesi Sosyal Yardım Lansmanı’na konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yaşadığı ekonomik sorunlara değinerek, “Tek bir yurttaşımızın dahi dara düşmesine asla razı değiliz. Halkın hakkı olan zenginliği ihalelerle yandaşlara peşkeş çeken egemenlerin düzeni, sarsılmaz sanılan Babil kulesi gibi yıkılmaya mahkumdur ve mutlaka yıkacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Milletimizin, önündeki seçimlerde bunun ne demek olduğunu gösterecek, buna yürekten inanıyorum. Halktan çalınan 418 milyar doları kuruşu kuruşuna aldığımızda halkın sofrası şenlenecek, hak yerini bulacak. Evet biz bunu başaracağız ve birlikte başaracağız.”

Kılıçdaroğlu, ayrıca, “Saray düzeni tarafından ekonomik çöküşe sürüklenen ülkemizde insanlarımız alın teriyle çalışarak, bırakın çocuğuna iyi bir geleceği sağlamayı karnını doyurmakta zorlanıyor. Milyonlarca insanımız bırakın iyi bir hayat sürme hayalini adeta hayatta kalma savaşı sürdürüyor.

Halkımız kuru ayazda ekmek kuyruklarında bekliyor. Sabahın karanlığında ucuz et alabilmek için Et ve Süt Kurumu’nun önünde saatlerini geçiriyor. İşte bu tablo bizim kaybedebilecek tek bir dakikamızın bile olmadığının en büyük işaretidir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda düzenlenen Şişli Belediyesi Sosyal Yardım Lansmanı’na katıldı. Toplantıda konuşma yapan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Her köşesinden bereketin fışkırdığı topraklara sahip bir halkız. Türkiye’de bunu görüyoruz. Yüzyıllar boyunca bu bereketli topraklar üretimin beşiği oldu. Sadece karınlarımızı doyurmadı. Sofralarıyla danışma, dayanışma ve paylaşma kültürümüzü de böylece büyütmüş olduk.  Sofraların bereketi paylaştıkça çoğalır.

Bu sofralarda müşterekler kadar farklılıklar da misafir edildi. Ve işte bu kadim kültürün bugünkü taşıyıcıları bizleriz. Bu kültürü yaşatmak, şimdi her zamankinden daha önemli. Çünkü saray düzeni tarafından ekonomik çöküşe sürüklenen ülkemizde insanlarımız alın teriyle çalışarak bırakın çocuğuna iyi bir gelecek sağlamayı karnını doyurmakta zorlanıyor.

Milyonlarca insanımız bırakın iyi bir hayat sürme hayalini adeta hayatta kalma savaşı sürdürüyor. Halkımız kuru ayazda ekmek kuyruklarında bekliyor. Sabahın karanlığında ucuz et alabilmek için Et ve Süt Kurumu’nun önünde saatlerini geçiriyor.

İşte bu tablo bizim kaybedebilecek tek bir dakikamızın bile olmadığının en büyük işaretidir. Bu tabloyu görüyorsak bu tabloya karşı mücadele etmek her yurtseverin, her vatandaşın, aklı başında olan herkesin ortak görevidir ve bu ortak görevi iktidar yapmak da bizim temel görevimizdir.

Çocuğunun beslenme çantasına, kuru ekmekten fazlasını koyamayan ailelerin çaresizliği. Bu kadarına dahi erişemeyen çocukların eğitimden kopup çalışmak zorunda kalması, gününü aç geçiren okulda akranlarından utanan, başı öne eğilen çocuklarımız… Kimin çocukları onlar? Bizim çocuklarımız, bu ülkenin evlatları.

Bir çocuğun aç geçirdiği geceyi hangimiz rahat bir uykuyla geçirebiliriz? İhtiyaç sahibi bir komşumuz çaresizlik içinde hayata tutunmaya çalışırken hangimiz evlerimizde huzur içinde yaşayabiliriz. Bu trajediyi bizim gerçeğimiz yaptılar. 20 yılın sonunda bu trajedi hayatımızın bir gerçeği olarak ortaya çıktı.

Bugün bu ülkede 1 milyondan fazla çocuk okula aç giderken, Saraylı zat küresel forumların gönderdiği mesajda şunu söylüyor; ‘Çocuklarımız ve gençlerimiz için daha adil bir dünyanın  mümkün olduğuna inanabiliyorum’ diyor.

“Türkiye tablosunu hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz”

Ama milyonlarca çocuğun hakkını, rızkını da bir avuç zengine gözünü kırpmadan verebiliyor. Hangi adalet? Sen kim, adalet kim? Adaletin A’sını dahi bilmeyen insanların ülkeyi yönetmeye kalktığında Türkiye tablosunu hep beraber görüyoruz ve yaşıyoruz.

Hükümete, okul beslenme programı hayata geçirilsin diye defalarca çağrı yaptık. Çocuklar okulda bir öğün sağlıklı yemek yesinler diye ek bütçe için katkı sunmaya çalıştık. Önergeler verdik. Yetmedi kanun teklifi verdik. Onların tamamı reddedildi. Bunu da bütün İstanbulluların ve Türkiye’de derin yoksulluk çeken veya karnını doyurup da yoksulları düşünen bütün vatandaşlarım da bilgisine sunmak isterim.

Cumhuriyet Halk Partisi milli kurtuluş mücadelemizin içinden doğmuş, zorluklarla baş etmenin ne demek olduğunu çok iyi bilen ve mücadele için yaşayan 100 yıllık bir çınardır. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanlarımız da bu trajediyi elbette oturup izlemiyorlar. Gözü yaşlı anneleri, çaresiz babaları, açlık çeken çocukları asla ve asla yalnız bırakmıyorlar. Belediyelerimiz öz kaynaklarını son damlasına kadar halk için kullanarak yetemediği yerde toplumsal dayanışmayı örgütleyerek yenilikçi ve yaratıcı çözümler geliştirerek ihtiyacı olan her bir yurttaşımızın yanında oluyorlar.

Şişli Sofrası’nın bereketine şimdi ülkenin dört bir yanına yayma zamanıdır. Bütün belediye başkanlarından bunu bekliyorum. Güç ve servet içinde yüzen Babil Krallığı’nın haramzade sofralarına karşı Hazreti İbrahim’in herkese açık, herkesin eşit olduğu, kalabalıklaştıkça bereketi artan Halil İbrahim sofrasını kuruyoruz biz. Bu sofrada para, pul, ihtişam yok. Bu sofrada eşitlik var, adalet var, dayanışma, haysiyet var. Çocuklara sevgi, büyüklere saygı, hürmet var. Bu sofrada sadece karınlar doymuyor.

“Laf olsun diye söylemiyoruz”

Cömertlik, paylaşım, eşitlik, adalet gibi değerlerimiz de bu sofralarda yaşatılıyor. Bu zor günlerde her birimiz diğerimize omuz veriyoruz. Komşularımız açken tok yatmayız diyoruz. Ama bunun laf olsun diye söylemiyoruz.

Belediyelerimiz bunun için canla başla çalışıyor. Tek bir yurttaşımızın dahi dara düşmesine asla razı değiliz. Halkın hakkı olan zenginliği ihalelerle yandaşlara peşkeş çeken egemenlerin düzeni, sarsılmaz sanılan Babil kulesi gibi yıkılmaya mahkumdur ve mutlaka yıkacağız. Milletimizin, önündeki seçimlerde bunun ne demek olduğunu gösterecek, buna yürekten inanıyorum. Halktan çalınan 418 milyar doları kuruşu kuruşuna aldığımızda halkın sofrası şenlenecek, hak yerini bulacak. Evet biz bunu başaracağız ve birlikte başaracağız.

İmamoğlu’na destek

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın hakkını da teslim etmemiz gerekiyor. Metrosundan can dostlara kadar İstanbulluların yaşanabilir bir kentte yaşamaları için elinden gelen bütün çabayı gösteriyor. Evet engeller çıkarıldığını biliyorum. Bizim belediye başkanlarımız özellikle de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız bütün engelleri aşar ve halkına hizmet verir.

Bunu yapacağız. Allah nasip eder iktidar olduğumuzda göreceksiniz. Türkiye coğrafyasının her yerinde hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek.  Aile destekleri sigortasıyla hiç kimsenin yoksulluğunu afişe  etmeden ve herkesi kucaklayarak bu ülkede barışı, huzuru sağlayacağız. Gençler  huzur içinde bu ülkede çalışacaklar. Umutlarımı dışarıda değil Türkiye’de yeşertecekler. Onların her birisi bu coğrafyanın güzel fidanları ve o fidanları büyüteceğiz.”

Paylaşın

HDP’li Buldan: Cumhuriyetin, Güçlü Demokrasiyle Buluşturulması Tarihsel Zorunluluktur

Partisinin İstanbul’da düzenlediği ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Cumhuriyetin, ikinci yüzyılda güçlü demokrasiyle buluşturulması tarihsel bir zorunluluk olarak herkesin önünde durmaktadır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılda güçlü bir toplumsal barışla, gerçek bir adaletle ve evrensel hukukla, temel insan haklarıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle, emeğin hakkıyla ve ekolojik bir yaşamla buluşturulması hepimiz açısından tarihsel bir görevdir. Çünkü “Demokratik Cumhuriyet tüm sorunların çözüm anahtarıdır.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Katılımcı demokrasi ve müzakereci demokrasi anlayışı etrafında, halkın iradesini ve mutabakatını esas alan yeni bir kurucu akılla, yeni bir siyaset anlayışıyla bu hedefe hep birlikte yürüyebiliriz. İşte bu kurucu akıl da halklarımızın ortak iradesinde elbette mevcuttur. Mesele siyasetlerin kazanması değildir, eşit ve özgür bir ülkede yaşamak isteyen 85 milyona bir demokrasi döneminin kazandırılmasıdır. Bu dönem kesinlikle ve kesinlikle başlayacaktır.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin İstanbul’da düzenlediği ‘Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda konuştu. Buldan’ın açıklamaları şöyle:

“Savaşın, sömürünün, yoksulluğun, toplumsal krizlerin peş peşe yaşandığı bir dönemde, krizlerden hep birlikte çıkmak için demokrasi, barış ve adalet mücadelesini daha da büyüteceğimiz önemli bir sürecin içerisinden geçtiğimizi belirtmek isterim. Siyasetin gittikçe daha fazla masa başı planlarına ve paylaşım hesaplarına dönüşmeye başladığı bir zaman aralığından geçiyoruz. Bu iklimde, toplumun tüm ötekileştirilmiş ve ezilen kesimleriyle birlikte en geniş ‘Demokratik Cumhuriyet Birlikteliğini’ oluşturmak temel hedefimizdir. Aynı zamanda HDP’nin mücadele hattıdır. Bu birlikteliği ortak değerler etrafında toplumsallaştırmak ve birlikte inşa sürecine dönüştürmek için en güçlü çabayı göstereceğimizden hiç kimsenin kuşkusu olmasın.

“Tekçilik bugün yaşanan bütün kırılmaların asıl nedenidir”

Tekçiliğe, ret ve inkâra, baskıya, yasaklara dayalı; demokrasiyi sürekli olarak dışlayan, toplumsal hak taleplerini yok sayan otoriter sistemin yarattığı çok büyük krizleri Türkiye toplumu ve Türkiye halkları olarak bu süreçte yaşıyoruz. Kürtleri, Alevileri, Ermenileri, bütün inanç ve kimlikleri, kültürleri ve anadilleri; tüm farklılıkları, renkleri, kadınları, gençleri, emekçileri dışlayan bir aklın yaratmaya çalıştığı tekçilik hegemonyası bugün yaşanan büyük toplumsal, tarihsel ve siyasal kırılmanın esas nedenidir.

Fabrikada iş kazasında bir işçiyi kaybettiğimizde sistem sermaye sahibine arka çıkıyorsa; sokak ortasında katledilen bir kadına karşı sistem erkek faili savunuyor ve koruyorsa; eşit yurttaşlık talep eden Alevi toplumuna sistem tek bir mezhebi dayatıyorsa; Kürtlerin bir halk olmaktan kaynaklı iradesini, eşit yurttaşlık haklarını ve anadilini inkâr edip yasaklıyorsa; kayyım rejimiyle yerel demokrasi ve halkın yerel yönetimlerdeki iradesini gasp ediyorsa; işkenceye maruz kalanı değil işkenceciyi koruyor ve cezasızlıkla ödüllendiriyorsa; kamunun gücüne dayanarak suç işleyenlerin suçunu kapatıyor ve hukuku askıya alıyorsa; hukukun yolsuzluklardan hesap sormasını engelliyorsa, farklı yaşam tarzlarını hedef alıyorsa; özgürlükleri her gün yasaklar cenderesine alıyorsa; işte bütün bunlar ülkeye dayatılan rejimin yarattığı büyük tahribatlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu da bu ülkeyi çöküşe götürmektedir.

“Demokratik Cumhuriyet çözüm anahtarıdır”

Cumhuriyetin, ikinci yüzyılda güçlü demokrasiyle buluşturulması tarihsel bir zorunluluk olarak herkesin önünde durmaktadır. Cumhuriyetin ikinci yüzyılda güçlü bir toplumsal barışla, gerçek bir adaletle ve evrensel hukukla, temel insan haklarıyla, toplumsal cinsiyet eşitliğiyle, emeğin hakkıyla ve ekolojik bir yaşamla buluşturulması hepimiz açısından tarihsel bir görevdir. Çünkü “Demokratik Cumhuriyet tüm sorunların çözüm anahtarıdır.”

Katılımcı demokrasi ve müzakereci demokrasi anlayışı etrafında, halkın iradesini ve mutabakatını esas alan yeni bir kurucu akılla, yeni bir siyaset anlayışıyla bu hedefe hep birlikte yürüyebiliriz. İşte bu kurucu akıl da halklarımızın ortak iradesinde elbette mevcuttur. Mesele siyasetlerin kazanması değildir, eşit ve özgür bir ülkede yaşamak isteyen 85 milyona bir demokrasi döneminin kazandırılmasıdır. Bu dönem kesinlikle ve kesinlikle başlayacaktır.

“Kürt sorununun çözümsüzlüğü Cumhuriyetin demokratikleşmesinin önündeki en büyük engeldir”

Bu ülkedeki bütün sorunlara kaynaklık eden Kürt sorununun çözümsüzlüğü, Cumhuriyetin demokrasiyle buluşmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Kürt sorunu cumhuriyet ile demokrasi arasındaki en büyük çatlağı oluşturmaktadır. Cumhuriyet ve ona bağlı olarak ülkemizde yaşanan tahribatları bugün burada sıralamaya ne zamanımız ne günlerimiz yeter. Bu çatlağı görebilirsek, Kürt sorununun demokratik barışçıl çözümü için bir şans doğacak ve özgür birlikteliği esas alan bir toplumsal mutabakatı hep birlikte güvenceye alacağız. Bu nedenle meselenin demokratik çözümü ve kalıcı barış, Cumhuriyetin demokratikleşmesi açısından tarihsel bir rol oynayacaktır.

“Hakikatlerle yüzleşmek bir daha aynı acıların yaşanmasını engeller”

Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında esas olan sadece Kürtlerin kazanması değil, dışarıda bırakılan tüm kesimlerin, bütün halkların bir araya gelerek ortak Demokratik Cumhuriyet’i kazanmasıdır. Hakikatlerle cesaretle yüzleşmek, hesaplaşmak, onarıcı bir adalet temelinde toplumsal yaraları sarmak bir daha aynı acılı süreçlerin yaşanmayacağına dair en güçlü teminat olacaktır. Kadınların eşit ve özgür yaşamının, yine farklı yaşam tarzlarının özgürlükçü laiklik anlayışıyla inşa edilmesi Demokratik Cumhuriyetin olmazsa olmazıdır. Bir ülke, bir cumhuriyet ancak kadınların özgürlüğü ve eşitliğiyle gerçek bir demokratik öze ve düzeye kavuşabilir.

Bu topraklardaki bütün kadim inançların eşitliği ve özgürlüğü, Demokratik Cumhuriyete giden yolda önemli bir adım da olacaktır. İşte bütün bu inşayı hak temelli ve eşit yurttaşlığa dayanan yeni bir toplumsal sözleşmeyle ancak başarabiliriz. Cumhuriyetin demokratikleşmesi de bireyi reddetmeyen bir toplumla, farklılıkları esas alan demokratik birlikle, demokrasi, hukukun üstünlüğü, inanç özgürlüğüne dayanan bir “demokratik anayasa” ile mümkündür. Bu mümkünü gerçeğe dönüştürmek, ilk yüzyılda dışarıda bırakılanların düşünü hayatın kendisi haline getirmek bizlerin elindedir. Hepimizin sorumluluğudur.

“Yeni yaşama davet, kurucu siyasetin yol haritasıdır”

Bu miladın startını vermek için ortaklıklarımız ve farklılıklarımızla bir araya gelmeye, ittifaklar üretmeye özellikle de bu dönemde çok büyük ihtiyacımız var. Merkeziyetçiliğin yerine güçlü yerel demokrasiyi; oligarşi, vesayet ve statükonun yerine Demokratik Cumhuriyeti; temsili demokrasinin yerine katılımcı, müzakereci, güçlü demokrasiyi koymanın zamanı gelmiştir ve geçiyor. 7’den 70’e kadar örgütlenerek Demokratik Cumhuriyet’e katkıda bulunmalı, tuğla tuğla örerek bir çatı altında mutlaka buluşmalıyız. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken zamanın ruhu, kurucu siyaseti elbette bizleri çağırıyor. Statüko ve restorasyon değil yeni yaşama davet, kurucu siyasetin bir yol haritasıdır.

Bizler, her gün büyütmekte olduğumuz demokrasi ittifakımızla, yine bu ülkenin demokratları, aydınları, siyasetçileri, insan hakları savunucuları, emekçileri, kadınları ve gençleri olarak bu kurucu siyasetin sahibiyiz. Yeni dönemin sahibi de bizler olacağız, Türkiye halkları olacaktır.  Bundan hiç kimsenin kuşkusu ve kaygısı olmasın. Birbirimizi anlayarak, dayanışmamızı daha fazla büyüterek, daha fazla yan yana gelerek ve ortak değerler etrafında toplanarak kazanmanın yollarını kesinlikle bulacağız ve çok büyük kazanacağız.

“Demokratik Cumhuriyet yürüyüşümüz yeni bir hikâyenin başlangıcı olacaktır”

Demokratik Cumhuriyet yürüyüşümüzün yeni bir hikâyenin başlangıcı olacağına inancımız tamdır. İlk yüzyıl biterken ortak inşa iradesi geliştirme imkânını hep birlikte yaratacağımıza olan inancımız tamdır. Bugün burada sizlerin yapacağı katkıların, sunumların, bu konferansın geleceğimizi belirleme açısından önemli olduğunu ifade ediyorum. Önümüzdeki yüzyıl açısından büyük kazanacağımız yolları yaratmanın bir kez daha bir araya gelmekle mümkün olduğunu ifade ediyorum. Teşekkür ediyor, yolunuz ve yolumuz açık olsun diyorum.”

Paylaşın

ABD’den Türk Şirketleri Ve Bankalarına Rusya Tehdidi

Hükümet yetkilileri ve bankacılık sektörü temsilcileriyle biraraya gelen ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson, yaptırım listesindeki Rus kurumlarla iş yapmaları halinde Türk şirketlerinin ve bankalarının yaptırım riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri uyarısında bulundu.

Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı. Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

ABD’li Müsteşar Brian Nelson Birleşik Arap Emirlikleri’nin ardından Türkiye’de başkent Ankara ve İstanbul’da temaslarda bulundu. Amerikalı yetkili, ziyaretin İstanbul ayağında Rusya’ya Ukrayna işgali sebebiyle uygulanan uluslararası yaptırımları görüşmek üzere Türkiye Bankalar Birliği ile biraraya geldi.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı burada yaptığı konuşmada, kara para aklama ve terörizmin finansmanıyla mücadelede zayıf noktaların giderilmesine yönelik ortak çabanın altını çizdi.

Bakanlığın resmi internet sitesinde yayınlanan konuşma metnine göre Müsteşar Nelson, yaptırım uygulanan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

“Çift kullanımlı teknoloji transferi” uyarısı

Amerikalı yetkili Türk şirketleri ve bankalarının, Rus askeri endüstriyel kompleks tarafından kullanılabilecek çift kullanımlı teknoloji transferine ilişkin işlemlerden kaçınmak amacıyla daha fazla önlem almaları gerektiğini vurguladı.

Amerikalı yetkilinin açıklamasında bahsi geçen çift kullanımlı teknoloji, hem ticari hem de askeri alanda kullanılabilen malzemelere işaret ediyor.

ABD Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolu Ofisi (OFAC) 26 Ocak’ta Rus savunma şirketleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen firmalara genişletilmiş yaptırım açıklamıştı.

Aviacon Zitotrans adlı Rus kargo havayolu şirketinin, Rus devleti kontrolundaki savunma şirketi Rosoboroneksport adına yurtdışında Rus savunma ekipmanı satışını kolaylaştırmak amacıyla, Türk bir şirketi ve Türk diplomatları kullanmaya çalıştığı iddia edilmişti.

Rus devletinin kontrolunda bulunan savunma şirketi Rosoboroneksport, ABD’nin yaptırım listesinde yer alıyor.

“Suistimale açık sektörlerden biri emlak”

Türkiye ve ABD’de yasadışı aktörlerin kötüye kullanımına en açık sektörlerden birinin emlak sektörü olduğunu belirten ABD’li üst düzey yetkili, lüks gayrimenkul üzerinden kara para aklanmasını engellemek için özel sektörün emlak işlemlerini sıkı incelemeye tabi tutması gerektiğini söyledi.

Brian Nelson yaptırım listesindeki Rus oligarkların Amerika’da emlak yatırımı yapması olasılığına karşı özel sektörü uyardıklarını hatırlattı.

Türkiye’nin Rusya’dan enerji ithalatı ve tarım ürünü ticaretine bağımlı olduğunu anladıklarını belirten ABD’li müsteşar, son bir yıl içinde Türkiye’den Rusya’ya ikinci derece ürün ihracatındaki artışa dikkat çekti.

Amerikalı yetkili bu durumun Türkiye’de özel sektörü yaptırım riskine karşı açık hale getirdiği uyarısında bulundu.

“Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini kullanmaya çalışıyor”

Müsteşar Nelson, “Moskova şeffaf olmayan ekonomik ilişkilerini uluslararası yaptırımlara karşı koymak için kullanmaya çalışıyor. Rus bankaları aldatıcı ödeme uygulamalarını teşvik ediyor ve bilgiyi gizleyen ödemeler uyguluyor” dedi.

Nelson, yaptırım listesinde bulunan Rus kurumlarıyla iş yapan Türk şirket ve bankalarının “G7 pazarına erişimlerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabilecekleri” uyarısı yaptı.

Daha sıkı denetim ve paravan şirket uyarısı

Rus işadamlarının Türkiye’de gayrimenkul ve yat almaya devam ettiğini belirten Amerikalı yetkili yaptırım riskinin azaltılması için, Rus kurum ve şahıslarla yapılan işlemlerde daha sıkı denetim uygulanması çağrısında bulundu.

Nelson, “Denetim ABD’nin yaptırım listelerini kontrol etmenin ötesine geçmeli. Taramada yaptırım listesinde bulunan Rus ve Belaruslu aktörlerin paravan olarak kullandıkları şirketler de tespit edilmeli” dedi.

Rusya’nın Ukrayna işgalini kınayan Türkiye, Kiev’e silahlı insansız hava araçları göndermişti. Türkiye Karadeniz’de komşusu olan Moskova ve Kiev’le yakın ilişkilere sahip.

Türkiye son dönemde Rusya ile ticaretini ve turizm faaliyetlerini de arttırdı. Bazı Türk şirketlerin, Batılı ortakların yaptırımlar sebebiyle geri çekilmesinin ardından, Rus varlıklarını satın aldığı ve satın almaya çalıştığı biliniyor.

ABD’li yetkili, Türkiye’nin çatışma bölgelerine yakın uluslararası bir ticaret merkezi olması sebebiyle zorluklarla karşı karşıya olduğunu anladıklarını belirtti.

“Hükümetler olarak uluslararası ortamdaki bu tehditleri azaltmaya çalışmakla birlikte, hükümetlerin gittikçe değişen yasadışı finans tehditleri karşısında özel sektör kadar hızlı uyum sağlayamadığı alanlar var” diyen Amerikalı yetkili, Türk mali sisteminin korunması için bağımsız adımlar atılması çağrısı yaptı.

Müsteşar Nelson, Rusya’nın uluslararası yaptırımları ve Türkiye dahil çok sayıda ülkedeki mali denetimleri baypas etme çabalarını durdurmak için çalıştıklarını ifade etti.

“Rusya’nın mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koyacağız”

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson’ın Türkiye’yi de kapsayan temasları ve özellikle Rusya’ya karşı yaptırımlara uyulması konusunda verdiği mesajlar, Biden yönetiminin Moskova’ya yaptırımları sıkılaştırdığı bir döneme rastlıyor.

ABD Maliye Bakanlığı geçtiğimiz hafta açıklanan yaptırımlarda Rusya’nın savunma endüstrisini ve paralı asker şirketi Wagner’le bağlantılı firmaları hedef almıştı.

Maliye Bakanlığı geçtiğimiz Çarşamba günü de Rusya’ya uygulanan yaptırımların delinmesini amaçlayan ve farklı ülkelerde faaliyet gösterdiği belirtilen bir ağı hedef aldıklarını açıklamıştı.

Biden yönetimi Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin birinci yıldönümünün yaklaştığı günlerde, Moskova’nın uluslararası yaptırımları ve denetimleri baypas etme çabalarını engellemeye devam edeceklerinin mesajını veriyor.

ABD Maliye Bakanlığı’nın Terörizm ve Mali İstihbarat Müsteşarı Brian Nelson da, “Rusya’nın saldırganlığı devam ettiği sürece ABD ve müttefikleri önlemlerin kapsamını genişletmeye devam edecek ve Rusya’nın bu haksız savaşını finanse etmek için küresel mali sistemi kötüye kullanmasına karşı koymak için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’nun Altılı Masa Toplantısı Öncesi Partisinden Tam Yetki Alması Bekleniyor

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, partisinin PM toplantısında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu gündeme getireceği, Saadet Partisi ev sahipliğinde 13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde PM’den “Altılı masaya, kendisi dahil, herhangi bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak sunabilmek” adına tam yetki alması bekleniyor.

Altılı masada İYİ Parti dışında Saadet, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’de parti kurulları, genel başkanlarını adaylık konusunda tam yetki ile yetkilendirmişti.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre, 9 Şubat Perşembe günü saat 12.00’de parti genel merkezinde toplanacak olan CHP PM’nin gündemi “Genel Başkanın sunuşu, 2023 yılında yapılacak olan Cumhurbaşkanı Seçimi ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi hazırlık ve çalışmaları hakkında görüşme” olarak belirlendi.

Edinilen bilgiye göre CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, PM toplantısında Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunu gündeme getirecek. Kılıçdaroğlu’nun Saadet Partisi ev sahipliğinde 13 Şubat’ta düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde PM’den “Altılı masaya, kendisi dahil, herhangi bir kişiyi cumhurbaşkanı adayı olarak sunabilmek” adına tam yetki alması bekleniyor.

Yetki verilmesi beklenen İYİ Parti kaldı

Altılı masada İYİ Parti dışında Saadet, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’de parti kurulları, genel başkanlarını adaylık konusunda tam yetki ile yetkilendirmişti. İYİ Parti’nin bu konudaki tutumunu Genel Başkan Meral Akşener’in parti kurulları ile değerlendirme yaptıktan sonra belirlemesi bekleniyor.

Adaylık meselesi konuşulacak

Kılıçdaroğlu, aynı gün sabah 09.30’da TBMM’de milletvekilleri ile basına kapalı bir grup toplantısı düzenleyecek. Kılıçdaroğlu’nun milletvekilleri ile de adaylık meselesini konuşması bekleniyor.

Paylaşın