Bakan Özer: Deprem Bölgesindeki Tüm Okullar 24 Nisan’da Açılacak

Malatya’da 3 Nisan, Kahramanmaraş’ta 10 Nisan tarihi itibarıyla merkez ve tüm ilçelerde eğitim öğretimin başladığının altını çizen Bakan Özer, “10 Nisan itibarıyla 79 ilimizde merkez ve ilçelerin tamamında eğitim öğretim normalleşmiş oldu” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Geriye iki ilimiz kaldı. Hatay’da 3 Nisan’da açmış olduğumuz ilçelere ilave olarak İskenderun’da, 10 Nisan’da da Belen, Hassa ve Kumlu’da eğitim öğretim başladı. Hatay ve Adıyaman Valiliklerimizle yaptığımız görüşmeler neticesinde 24 Nisan, yani bu bir haftalık ara tatilden sonra Hatay ve Adıyaman’da da merkez ve tüm ilçelerde eğitim öğretimin başlaması kararı aldık. Dolayısıyla 24 Nisan tarihi itibariyle artık ülkemizde 81 ilde merkez ve ilçelerde hiçbir eksiklik kalmadan eğitim, öğretim kaldığı yerden devam etmiş olacak ve hayatın o bölgedeki normalleşmesiyle ilgili en önemli adamı biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak da tamamlamış olacağız.”

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı ilk ve ortaöğretim kurumlarındaki 19 milyon öğrenci, 17-20 Nisan’da yapacağı 2022-2023 eğitim ve öğretim yılı ikinci ara tatili öncesi bugün son derslerini işledi. Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, ara tatil öncesi son ders zilinin çaldığı günde Ordu’nun Altınordu ilçesindeki Durugöl Şehit Bayram Gümüş İlkokulunda öğrencilerle bir araya geldi.

Burada açıklamalarda bulunan Bakan Özer, bugün itibarıyla 19 milyon öğrenci ve 1.2 milyon öğretmenle birlikte bir haftalık ara tatile girildiğini belirterek öncelikle tüm öğrenci ve öğretmenlere iyi tatiller dilediğini ifade etti. Özer, “Bu dönem, bir haftalık ara tatilimiz Ramazan Bayramı’yla kesişti. Öğretmenlerimiz idari izinli sayılacaklar ve mesleki gelişimleriyle ilgili seminerleri, inşallah, Öğretmen Bilişim Ağı üzerinden istedikleri yerlerden alabilecekler.” dedi.

Açıklamasında, öğretmenlere özellikle teşekkür eden Bakan Özer, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremlerden itibaren, hiçbir çağrı olmadan öğretmenlerin sahaya fedakâr bir şekilde koştuğuna işaret ederek şunları söyledi:

“Bu süreçte Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Kim var?’ denildiği zaman sağına soluna bakmadan tek tek ‘Ben varım.’ diyen gençlikle ilgili o muştusu, gerçekten öğretmenlerimizde tecelli etti. Yani 6 Şubat depreminde ‘Kim var?’ denildiği zaman sağına ve soluna bakmadan sahaya koşan öğretmenlerimiz oldu. O öğretmenlerimiz ki ilk günden itibaren depremzede vatandaşlarımızın yeme ihtiyacını, barınma ihtiyacını karşılamak için gerçekten büyük fedakârlık gösterdiler.

O öğretmenlerimiz ki bölgeye gönderilen yardımların dağıtımında çok büyük fedakârlık gösterdiler. O öğretmenlerimiz ki çadırlarda, konteynerlerde çocuklarımızın ve ailelerin psikolojik sağlamlıklarını güçlendirmek için her türlü destek verdiler. O öğretmenlerimiz ki MEB AKUB ismi altında arama kurtarma birimi olarak o enkazların altından canlı vatandaşlarımızı kurtarmak için büyük riskler aldılar. O öğretmenlerimiz ki her türlü koşulda hiç şikâyet etmeden vatandaşının yanında olmak onun dertlerine derman olmak için çaba sarf ettiler. İşte bu öğretmenlerimize, tüm eğitim camiasına en içten şükranlarımı sunuyorum.”

“Tüm öğretmenlerimize Millî Eğitim Bakanlığı adına en içten şükranlarımı sunuyorum”

Öğretmenlerin kovid-19 salgınında da sürecin gerçek kahramanlarından biri olduğunu tekrar dile getiren Bakan Özer, herkesin can derdinde olduğu zamanlarda vefa gruplarında vatandaşlara yardım etmek için, yardımları ulaştırmak için büyük fedakârlık gösterdiklerini söyledi.

Özer, “Öğretmenlerimiz, yine meslek liselerinde vatandaşımızın ihtiyaç duymuş olduğu maskeyi, dezenfektanı, yüz koruyucu siperlikleri ve diğer tüm ihtiyaç duyulan ürünleri üretmek ve ihtiyaç noktalarına ulaştırmak için öğrencilerimizle birlikte büyük fedakârlıklar göstermişti.” diye konuştu.

“Onun için bu sürecin kahramanı olan tüm öğretmenlerimize en içten, tüm milletim adına, Millî Eğitim Bakanlığı adına en içten şükranlarımı sunuyorum.” diyen Bakan Özer, hâlâ bölgede bulunan öğretmenlere, gönüllü olarak çalışan öğretmenlere de katkılarından dolayı teşekkür etti.

Özer, depremde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet dileyerek “İnşallah devlet, millet el ele vererek oraları da hızlı bir şekilde toparlayacağız.” ifadesini kullandı.

Deprem bölgesindeki hayatın normalleşebilmesi için eğitimin öncelikli olarak normalleşmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Özer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“6 Şubat tarihinden itibaren Bakanlıktaki arkadaşlarımızla, valiliklerimizle, il millî eğitim müdürlüklerimizle bu bilinçle hareket ettik. Sizlerin de bildiği gibi depremden etkilenen 10 ilimizde hayatı normalleştirmenin yolunun eğitimi normalleştirmekten geçtiği bilinciyle her yerde ve her şartta eğitim mottosuyla öncelikli olarak çadırlarda, konteynerlerde yeni eğitim sınıfları oluşturarak öğrencilerimizi bulundukları her mekanda öğretmenleriyle buluşturmaya büyük özen gösterdik. Daha sonra da deprem bölgesindeki on ilimizi 3 kategoriye ayırarak normalleştirmenin yollarını aradık.

Birinci kategoride Kilis, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerimizi 1 Mart tarihi itibarıyla merkez ve tüm ilçelerdeki eğitim öğretimi normalleştirdik. Yine 2. kategoride yer alan Osmaniye, Gaziantep ve Adana illerimizde de eğitim öğretimi 13 Mart itibarıyla merkez ve ilçelerde normalleştirdik. Geriye kalan ve depremden en fazla etkilenen Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya ve Hatay’da ise merkez ve ilçelerin tamamında bir anda değil, sağlam binalarda ilçe bazlı bir şekilde eğitim öğretimi normalleştirmek için 27 Mart tarihinde belirli ilçelerde eğitim öğretimi başlattık. Bu kapsamda 27 Mart’ta Malatya’da 8 ilçede, Kahramanmaraş’ta 2 ilçede, Hatay’da 7 ilçede ve Adıyaman’da 5 ilçede çocuklarımızı öğretmenleriyle buluşturduk.”

“24 Nisan tarihi itibarıyla 81 ilde merkez ve tüm ilçelerde eğitim öğretim kaldığı yerden devam edecek”

Sonraki süreçte okulların sağlamlık durumu, çevresindeki şartların olgunlaşması gibi kriterler dikkate alınarak hangi ilçelerde eğitim öğretime başlanacağı kararının valiliklere bırakıldığını anlatan Bakan Özer, valiliklerinin kendilerine verilen bu inisiyatifi Bakanlıkla istişare ederek kullandığını ifade etti.

Bu kapsamda Malatya’da 3 Nisan, Kahramanmaraş’ta 10 Nisan tarihi itibarıyla merkez ve tüm ilçelerde eğitim öğretimin başladığının altını çizen Bakan Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“10 Nisan itibarıyla 79 ilimizde merkez ve ilçelerin tamamında eğitim öğretim normalleşmiş oldu. Geriye iki ilimiz kaldı. Hatay’da 3 Nisan’da açmış olduğumuz ilçelere ilave olarak İskenderun’da, 10 Nisan’da da Belen, Hassa ve Kumlu’da eğitim öğretim başladı. Hatay ve Adıyaman Valiliklerimizle yaptığımız görüşmeler neticesinde 24 Nisan, yani bu bir haftalık ara tatilden sonra Hatay ve Adıyaman’da da merkez ve tüm ilçelerde eğitim öğretimin başlaması kararı aldık. Dolayısıyla 24 Nisan tarihi itibariyle artık ülkemizde 81 ilde merkez ve ilçelerde hiçbir eksiklik kalmadan eğitim, öğretim kaldığı yerden devam etmiş olacak ve hayatın o bölgedeki normalleşmesiyle ilgili en önemli adamı biz Millî Eğitim Bakanlığı olarak da tamamlamış olacağız.”

Bölgede atılan normalleşme adımlarının on ilden nakillerini diğer illere aldıran öğrencilerin geri dönüşlerini hızlandırdığını kaydeden Özer, “Bugün itibarıyla nakillerini diğer illere aldırıp tekrar on ile geri dönen öğrenci sayımız 32 bin 659’a ulaştı. Ben inanıyorum ki 24 Nisan tarihi itibarıyla Hatay ve Adıyaman’da da merkez ve tüm ilçeleri açtıktan sonra bu rakam her geçen gün daha fazla artacaktır. En fazla geri dönüşün olduğu ilk dört il; 8 bin 269 öğrenciyle Kahramanmaraş, 6 bin 472 öğrenci ile Gaziantep, 6 bin 181 öğrenciyle Hatay ve 3 bin 519 öğrenciyle Malatya oldu. Gördüğünüz gibi Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’da öğrencilerimiz hızlı bir şekilde artık dönmeye başladı.” diye konuştu.

“3 bin 450 noktada destekleme ve yetiştirme kurslarından 145 bin öğrenci yararlandı”

Bakan Özer, Bakanlık olarak en önem verdikleri öğrenci grubunun LGS ve YKS’ye girecek öğrenciler olduğuna dikkati çekerek “6 Şubat tarihinden itibaren destekleme ve yetiştirme kurslarını devreye sokarak bu öğrencilerimize özel ihtimam gösterdik. Kaygıya düşmemeleri için ve sınavlara hazırlanmalarıyla ilgili… Şu an geldiğimiz noktada tüm bölgede, on ilimizde 3 bin 450 noktadaki destekleme yetiştirme kurslarında çocuklarımıza destek olmaya devam ediyoruz. Şu ana kadar yaklaşık 145 bin öğrencimiz mevcut olarak bu kurslardan yararlanıyorlar. Bu bir haftalık tatilde kurslarımız kapanmayacak, açık olmaya devam edecek.” diye konuştu.

Özer, eğitimin normalleşmesindeki katkılarından dolayı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya, AFAD Başkanı Yunus Sezer’e, illerde görev yapan valilere ve kaymakamlara teşekkür etti. Bakan Özer, okulların sağlamlık ve hasar tespitiyle ilgili süreçteki desteklerinden dolayı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a; bu süreçte Mehmetçik Okulları açarak öğrencilerin okulla buluşmasına büyük katkı veren Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar’a ve kuvvet komutanlarına; İskenderun’da gemi tahsis ederek öğrencilerin LGS ve YKS’ye hazırlanmalarında katkı veren Enerji Bakanı Fatih Dönmez’e de çok teşekkür etti.

Bu süreçte tüm bakanların eğitim kurumlarının hızlı bir şekilde açılması için çok büyük destek verdiklerini belirten Özer, “Tüm öğrencilerimiz ve oradaki ailelerimiz adına hepsine minnettarım. Tüm öğrencilerimize bir haftalık tatilde iyi eğlenceler, iyi tatiller diliyorum. Öğrencilerimizden tek istirhamımız var: Ders çalışmasınlar, dinlensinler ama tatilde en az bir tane kitap okusunlar. Tüm ailelerine yapmış oldukları fedakârlıklardan dolayı çok teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.

Açıklaması öncesinde öğretmenler odasını da ziyaret eden Bakan Özer, burada öğretmenlerle sohbet etti. Özer, “Gerçekten tüm bu zorlu süreçlerin kahramanı siz öğretmenlerimiz olduğu için sizlerle gurur duyuyoruz.” dedi.

Paylaşın

Halk TV’ye Verilen “Demirtaş” Cezasına Mahkemeden Yürütmeyi Durdurma Kararı

Mahkeme, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Dad kitabının gösterilmesini gerekçe gösterilerek Halk TV’ye verilen cezada yürütmeyi durdurma kararı verdi.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK), Halk TV’de Serhan Asker’in programında Selahattin Demirtaş’ın Dad isimli kitabının gösterilmesinin ardından kanala ceza vermişti.

RTÜK Üyesi İlhan Taşçı, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Demirtaş’ın kitabı gerekçe gösterilerek verilen cezaya dair, “RTÜK, Selahattin Demirtaş’ın öykü kitabı Dad’ın tanıtıldığı Halk TV’ye suçluyu övmekten yüzde 5 para 5 kez de program durdurma cezası verdi. ‘Bazı kitaplar vardır ki bombadan daha tesirli’ olmaya devam ediyor! Kitaptan korkanlar ülkesi. Terör örgütüne üyelik ne oldu?” ifadeleriyle cezayı duyurmuştu.

Ayşenur Arslan ile Medya Mahallesi programına katılan Halk TV Ankara Grup Temsilcisi Serhan Asker, Bölge İdare Mahkemesi’nin aldığı yeni kararı açıkladı. Asker şunları söyledi:

“Mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi. O karar mahkemede tartışılacak” dedi. Halk TV’nin bölgedeki yayınlarının iktidarı kızdırdığını söyleyen Serhan Asker, “Biz bir algı yapmaya gitmiyoruz. Halk bunları anlattığı için, bize beş yayın durdurma ve para cezası verdiler. Ama Ankara’da hakimler var; ‘dur’ dediler şimdilik.”

Paylaşın

Bakan Soylu Duyurdu: Depremlerde Can Kaybı 50 Bin 500’e Yükseldi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerde can kaybının 50 bin 500’e yükseldiğini açıkladı.

Haber Merkezi / “57 bin 29 binadan 40 bin 969’unun enkazının kaldırıldığını” söyleyen Bakan Soylu, “Ailesinden hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ailesinde kardeşine kadar yapılacak ödemelerle ilgili bir plan yapıldı. Toplam vefat eden vatandaşlarımızın yakınlarına yapılan ödemeler yapıldı. Bunlar miras hukuku şeklinde gerçekleştirildi” dedi.

İçişleri Bakanı Soylu, 66 bin konteyner evin kurulduğunu, çok yakında 100 bine ulaşacağını da aktardı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kahramanmaraş Afet Koordinasyon Merkezi’nde, Afet Koordinasyon ve Değerlendirme Toplantısı’nda 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Soylu’nun konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Deprem bölgesinde Hatay hariç enkaz kaldırma çalışmalarında birinci periyodu bayramdan önce tamamlamış olacağız. 57 bin 29 yıkık binanın 40 bin 969’unun enkazı kaldırıldı. Tüm bu süreçte ilk önce açıklanan hasarlı hanelere 10 bin lira verilecekti. Yüzde yüzüne yakını olmak üzere ödeme yapılmış oldu.

Taşınma yardımı 15 bin lira verilecekti 431 bin hane sahibine nakit yardımı gönderildi. 50 bin 500 vatandaşımızın hayatını kaybettiği söz konusu. 5 bin kişilik hayatını kaybeden vatandaşımızla ilgili ödemeler bulunmuyor. Ödemeler bloke edildi.

Kira ödemeleri önümüzdeki hafta başlayacak. Konteynerde kalanlar yararlanamayacak. Diğerleri yararlanabilecek. Bu şehirlerde kiralık ev bulmakta zorlanacaklar.

Deprem bölgesinde takibe rağmen kira fiyatlarının iki üç kat arttığına dair tespitlerimiz var. Hepimizi üzmektedir. Devlet üzülmekle kalmaz gereğini yerine getirmekle sorumludur. CİMER’e, 112’ye, karakol ve kaymakamlıklarımıza başvurularında takip başlatılacaktır.

Vatandaşlarımız kiralık ev bulamazsa onlara burada ev sahipliği yapmak görevimiz. 18’inde inşallah Çin’den gelen konteynerlar köylere sevk edilecek. Depremin ilk gününden itibaren sahra hastaneleri hizmete devam etmektedir. Bölgeye yüzde 20 oranında tespit ettiğimiz bir dönüş var.”

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri: Partilerin Ve İttifakların Oy Oranı Ne Kadar?

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhurbaşkanlığı kadar partilerin çıkaracağı milletvekili sayısının da önemli olduğu seçim sonuçlarına ilişkin anketler gelmeye devam ediyor.

Euronews Türkçe, MetroPoll, MAK, Yöneylem, ORC, ArtıBir, GENAR, AR-G, Aksoy, PİAR, ALF, SAROS ve Türkiye Raporu’nun son seçim anketlerini derledi.

MetroPoll’ün abonelerine gönderdiği mart ayı anketine göre Cumhur İttifakı yüzde 42.1, Millet İttifakı ise yüzde 37.6 oy aldı. Anket çalışması 11-14 mart tarihleri arasında gerçekleştirdi.

Partiler bazında anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada, CHP ise ikinci sırada görünüyor. Cumhur ve Millet ittifaklarına bakıldığında ise anketlerin genelinde durum iktidarın geriye düştüğünü gösteriyor. HDP, MHP ve İYİ Parti’nin oy oranları ise anket firmasına göre değişiyor. DEVA ve Gelecek gibi yeni kurulan partilerin seçimde göstereceği performans da merak konusu.

Yöneylem’in 18-20 Mart’ta yaptığı ve kararsızların dağıtılmadığı son anket sonucuna göre AK Parti yüzde 30,2 oy alıyor. CHP’nin oy oranı 24,2; HDP’nin yüzde 8,4 ve İYİ Parti’nin yüzde 8. MHP ise 5,9’da kalıyor.  Ankete göre Muharrem İnce liderliğindeki Memleket Partisi yüzde 3,1 o alıyor. Türkiye İşçi Partisi’nin oyu ise yüzde 2,8. Yeniden Refah Partisi de yüzde 1,4. Millet İttifakı’ndaki diğer partilerden yüzde 0,5’i geçen yok.

MAK’ın 8-15 Mart tarihlerindeki araştırmasına göre ise kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 34,2; ana muhalefet partisi CHP ise yüzde 26’da kalıyor. İYİ Parti ise yüzde 13,6’ya kadar çıkmış durumda. HDP yüzde 9,3; MHP ise yüzde 6,3 oy alıyor. MAK’ın son seçim anketine göre DEVA Partisi yüzde 2,1; Memleket Partisi ise yüzde 1 oy alıyor. Gelecek Partisi ile Zafer Partisi’nin oy oranları yüzde 1. Yeniden Refah Partisi ise yüzde 1,4 alıyor. MAK’ın anketinde HÜDA-PAR ise yüzde 0,8 oy aldı.

Öte yandan GENAR’ın Mart ayındaki anketinde AK Parti yüzde 40,7’ye kadar çıktı.

Türkiye Raporu’nun 15 Mart’ta aboneleriyle paylaştığı anket sonuçlarına göre kararsızlar dağıtıldıktan sonra AK Parti’nin oyu yüzde 35,4 CHP’nin oyu yüzde 27,4 İYİ Parti’nin 10,3 HDP’nin 10,1 Memleket Partisi’nin oyu ise yüde 5,6 oldu.

AR-G Araştırma’nın 14 Mart’ta açıkladığı sonuçlara göre AK Parti’nin oyu yüzde 31,4. CHP ise yüzde 27,6. Üçüncü sırada yüzde 12,9 ile İYİ Parti var. HDP yüzde 12,1; MHP ise yüzde 6,6 oy alıyor. Bunlardan başka yüzde ikiyi aşan parti görünmüyor. Diğer partilerin oyları şöyle: DEVA yüzde 1,6; Saadet yüzde 1,3; Memleket Partisi yüzde 1,3; Zafer Partisi yüzde 1,1 ve Gelecek yüzde 0,9.

Aksoy’un 8 Mart’ta yaptığı ankette en fazla oyu alan parti yüzde 31 ile AK Parti oldu. CHP’nin oyu ise yüzde 28,4 çıktı. İYİ Parti yüzde 12 oy alırken HDP’nin oy oranı ise yüzde 10,3 oldu. Aksoy’un son anketine göre MHP’nin oyu yüzde 7,2. DEVA ile Saadet Partisi’nin oyları yüzde 1,4 olarak ölçülürken Gelecek Partisi yüzde 0,9’da kaldı.

PİAR’ın 10 Mart’ta açıkladığı son ankette ise CHP en çok oyu alan parti oldu. CHP yüzde 32,3 oy alırken AK Parti yüzde 30,8’de kaldı. Diğer partilerin oy oranları ise şöyle: HDP yüzde 11,6; İYİ Parti yüzde 8,3; MHP yüzde 7,1; Gelecek Partisi yüzde 3,7; DEVA yüzde 2,1 ve BTP yüzde 1,8.

ALF’nin 6-7 Mart tarihlerinde bin 770 kişinin katılımı ve bilgisayar destekli telefon görüşmesi (CATI) yoluyla gerçekleştirdiği ankette de CHP ilk sırada yer alıyor.

Buna göre CHP az farkla AK Parti’nin önüne geçti. Kararsızlar dağıtılınca CHP yüzde 31,8 oy alırken AK Parti yüzde 31’de kaldı. HDP yüzde 11,3 oy alırken İYİ Parti yüzde 8,9 ve MHP yüzde 6,5 oy alıyor.

Ankete göre Ali Babacan liderliğindeki DEVA’nın oy oranı yüzde 1,5. Ahmet Davutoğlu’nun genel başkanı olduğu Gelecek Partisi ise yüzde 1,3 oy alıyor. ALF’nin bu son seçim anketine göre Yeniden Refah Partisi yüzde 1,9; Zafer Partisi yüzde 1,6 ve Memleket Partisi yüzde 2,2 oy alıyor.

Aksoy Araştırma’nın 23-26 Şubat tarihlerinde yaptığı ankette ise AK Parti yüzde 32,1; CHP ise yüzde 27,3 oy aldı. Ankete göre İYİ Parti yüzde 13,6; HDP yüzde 12 ve MHP yüzde 6,8 oy aldı.

Öte yandan diğer anketlerin büyük çoğunluğunda AK Parti ilk sırada yer alıyor.

Yöneylem Sosyal Araştırmalar tarafından 18-20 Mart tarihleri arasında yapılan ankette AK Parti’nin oyu yüzde 30’ün üzerinde görünüyor.

Millet İttifakı ile Cumhur İttifakı arasında kaç puan fark var?

2023’te yapılan son seçim anketlerinin çoğunda CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA, Gelecek ve Demokrat Parti’den oluşan Millet İttifakı AK Parti ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın önünde görünüyor.

Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı yüzde 44,1 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 38,2’de kaldı.

ALF’nin 6-7 Mart tarihindeki anketinde Millet İttifakı yüzde 43,5 oy alırken Cumhur İttifakı yüzde 37,5’te kaldı. Aksoy’un 23-26 Şubat tarihli anketinde ise Millet İttifakı (yüzde 43,3), Cumhur İttifakı’na (yüzde 38,9) 4,4 puan fark attı.

Öte yandan Cumhur İttifakı’nın genişlemeye yönelik görüşmelerini sürdürüyor. Bunlardan birisi de Yeniden Refah Partisi.

HDP Millet İttifakı’na destek verirse durum nasıl?

Son seçim anketlerine göre seçim sonrası ortaya çıkacak meclis aritmetiğinde HDP’nin Millet İttifakına destek vermesi durumunda Cumhur İttifakı oldukça geride kalıyor.

Ancak oy oranları ile partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı aynı değil. Şehirlerdeki ittifaklara göre partilerin çıkaracakları milletvekili sayısı değişecek.

HDP’nin destek vermesi verdiği seçeneklerin hepsinde Millet İttifakı önde görünüyor. Aksoy’un 8 Mart tarihli anketinde Millet İttifakı ile HDP’nin toplam oy oranı yüzde 54,4’e çıkıyor. Cumhur İttifakı ise yüzde 38,2.

24 Haziran 2018 seçimlerinde partilerin oy oranı kaçtı?

24 Haziran 2018 milletvekili genel seçimlerinde partilerin aldıkları oy oranı şöyle idi: AK Parti yüzde 42,3; CHP yüzde 22,8; HDP yüzde 11,5; MHP yüzde 11,2; İYİ Parti yüzde 10,1 ve Saadet yüzde 1,4.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı Helün Fırat İstifa Etti

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi’nin kurucularından ve Genel Başkan Yardımcısı Helün Fırat, yaptığı sosyal medya paylaşımıyla partinden istifa ettiğini duyurdu. Helün Fırat, 2019’da hayatını kaybeden politikacı Dengir Mir Mehmet Fırat’ın kızı.

Haber Merkezi / “Kamuoyuna saygıyla duyurulur” başlıklı bir açıklama yayınlayan Fırat, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye bugün çok önemli bir dönüm noktasının eşiğinde. Bu süreçte demokrasi ve özgürlüklerin hep birlikte savunulması gerektiğine dair inancımı koruyorum.

Çok klişe olduğunu bilsem de bu sürece zarar vermemek adına ‘gördüğüm lüzum üzerine’ kurucusu olduğum ve 3 yıldan uzun süredir Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüğüm Deva Partisi’nden istifamı kamuoyuna saygıyla duyururum.

Özgür, Demokratik ve müreffeh bir Türkiye en büyük hayalim. Bu amaç çerçevesinde, Millet İttifakı’nın başarısı için bireysel olarak çalışmalarımı ve desteğimi sürdüreceğim.”

Helün Fırat Kimdir?

1975 yılında Mersin’de dünyaya gelen Helün Fırat, Tevfik Sırrı Gür Lisesi’ni bitirdi.

1999 yılında Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde İşletme dalında yüksek lisans yaptı.

2000 – 2003 yılları arasında bankacılık sektöründe çalıştıktan sonra Kültür ve Sanat İşletmeciliği alanında çalışmıştır.

İyi düzeyde İngilizce ve Almanca bilmektedir.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu, İlk 100 Günün Yol Haritasını Açıkladı

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine haftalar kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması durumunda ilk 100 günde yapacakları bir broşürle yayımlandı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun seçim sloganı olan “Sana söz yine baharlar gelecek, Bay Kemal sözünden dönmeyecek” ifadelerinin yer aldığı “İktidarımızın İlk 100 Gününde Yapacaklarımız” başlıklı broşürde, ilk 100 günde yapılacaklara ilişkin şu maddeler sıralandı:

“Kızılay ticarethane olmayacak.

Tarımda çalışan kadın ve gençlerin sosyal güvenlik primlerini devlet karşılayacak.

Kamu Özel İşbirliği projelerinde “Dolar, Avro” bazlı soyguna son verilecek. Yükümlülükler TL’ye çevrilecek. Devletin ve milletimizin soyulmasına izin verilmeyecek. 418 milyar dolar bu milletin cebine konulacak. Milliyetçilik demek Türk Lirasının değerini korumaktır.

Uyuşturucu baronları, devletten beslenen mafya ve 5’li çeteler temizlenecek.

TBMM’de “Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu” kurulacak.

Kadının güvencesi devlet olacak. Aile Destekleri Sigortası Kanunu yürürlüğe konacak.

Savurganlığa son vereceğiz, israf olmayacak. İsrafı önleme Saray’dan başlayacak. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü’ne taşınacak. 16 uçaklı bir Cumhurbaşkanı olmayacak. Devleti yöneten, israfı itibar olarak görmeyecek. Cumhurbaşkanı yaşayış tarzı itibariyle topluma örnek olacak. Hiç kimse unutmasın kişiler-partiler geçicidir, devlet bakidir.

Kamuda adam kayırma olmayacak.

Akçeli işlere bulaşan, rüşvet alan büyükelçiler, bürokratlar görevden alınacak.

4-5 yerden maaş alma dönemi bitecek.

Ekonomik ve sosyal konsey ilk toplantısını yapacak.

Tank palet fabrikası ordumuza teslim edilecek.

Şehircilik ve afet yönetimi bakanlığı kurulacak.

Esnaf bakanlığı kurulacak.

Esnafın faiz borçları silinecek. Esnafın kira stopaj vergisi sıfırlanacak.

Tarım ve Gıda Güvenliği Bakanlığı kurulacak, pahalılığın önüne geçmek için acil eylem planı hazırlanacak.

Piyasadaki yangına son vereceğiz.

Çiftçilerin ve balıkçıların kredi faizleri silinecek.

Şehit yakınları ve gaziler için toplanan yardımlar hak sahiplerine teslim edilecek.

Süleyman Şah Türbesi vatan toprağına geri getirilerek, orada şanlı bayrağımız dalgalanacak.

Siyasi Ahlak Kanunu çıkarılacak.

Kalıcı yaz saati uygulamasına son verilecek.

Cumhuriyetin yüzüncü yılında 100 bin öğretmen ataması yapılacak, köylerimiz yeniden okullara kavuşacak.

Devlet okullarındaki evlatlarımıza beslenme desteği başlatılacak.

KHK ile kamudan çıkarılan ancak haklarında adli bir süreç işletilmeyen, soruşturmalarda takipsizlik kararı verilen ya da haklarında beraat kararı verilenler için iade süreci başlatılacak.

GATA ve askeri hastaneler yeniden açılacak, ordumuz hastanesiz kalmayacak.

Yolsuzluktan elde edilen ve yurtdışına kaçırılan gelirleri ülkemize geri getireceğiz. “Malvarlıklarının Geri Alınması Ofisi” kurulacak.”

Paylaşın

HDP’li Meral Danış Beştaş, Trafik Kazası Geçirdi: Durumu Ağır

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Adana Milletvekili ve Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, seçim çalışmaları kapsamında bulunduğu Erzurum’un Karayazı ilçesinde trafik kazası geçirdi. Hastaneye kaldırılan Beştaş’ın durumun ağır olduğu bildirildi.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; Meral Danış Beştaş ile şoförü Mehmet Vefa ve parti yöneticisi Mehtap Demirkaya, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Erzurum’un Karayazı ilçesinde trafik kazası geçirdi.

Araçta sıkışan Beştaş, olay yerine gelen itfaiye ekiplerinin çalışmaları sonucu araçtan çıkarıldı. Sağlık durumu ağır olduğu öğrenilen Beştaş, ambulansla Erzurum Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Hayati riskinin olmadığı öğrenilen Mehmet Vefa ve parti yöneticisi Mehtap Demirkaya da hastaneye kaldırıldı. Beştaş ve partili Demirkaya, Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans uçak ile Ankara’ya götürüldü.

Beştaş da hastaneden havalimanına nakli sırasında durumunu soran gazetecilere, seçim çalışmaları sırasında trafik kazası geçirdiğini anlatarak,”İlgi gösteren, dayanışma gösteren herkese çok teşekkür ediyorum. Bütün Erzurumlulara en içten sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. Birlikte iyileşeceğiz, ben de iyileşeceğim” ifadelerini kullandı.

Beştaş’ın yapılacak tetkikler sonucunda ameliyata alınacağı bilgisini veren HDP İstanbul Milletvekili Erol Katırcıoğlu kazaya ilişkin olarak şunları söyledi:

“Anladığım kadarıyla omurga kemiğinde ve ayaklarında kırık var. Burada MR çekecekler. Buna göre ortopedistler karar verecekler. Muhtemelen ameliyata alınacak. Kar başlamış ve yol kayganken şoför dönemeci alamamış.

90 kilometre hızla gidiyormuş. Çok süratli değilmiş. Fakat kaza işte, iki arkadaşımızın böyle bir sorunu oldu. Buraya aldılar doçent bir arkadaş bakacak. Umuyoruz ki ameliyatsız bir şekilde çözülsün. Meral hanım Erzurum 1’inci sırada adaydı. Seçim çalışmaları için gitmişti. Maalesef böyle bir kaza oldu. Umuyoruz ki çabuk atlatır.”

Meral Danış Beştaş Kimdir?

1967 yılında Diyarbakır’da dünyaya gelen Meral Danış Beştaş, 1990 yılında Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu.

Diyarbakır Barosu’na bağlı olarak serbest avukatlık yaptı. Baro yönetiminde görev aldı, kadın hakları ve insan hakları alanlarında uzmanlaştı. AİHM’e götürülen hak ihlalleri davalarında avukatlık yaptı.

Aile içi şiddet konusunda Türkiye’nin mahkum edildiği ilk davanın (Opuz davası) başvurucu avukatı olarak yer aldı.

Barış ve Demokrasi Partisi Eş Başkan Yardımcılığı yaptı, hukuk komisyonunda yer aldı.

HDP Hukuk ve İnsan Haklarından Sorumlu Eş Başkan Yardımcılığı da yapan Danış-Beştaş 7 Haziran ve 1 Kasım Seçimleri’nde milletvekili seçildi.

Evli olan Danış-Beştaş’ın iki çocuğu var.

Paylaşın

Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Adaylığı AİHM’e Taşındı

Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığını AİHM’e taşıyan Avukat Turgut Kazan, YSK’nin son kararı ile bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini öngören Anayasanın 101/2. maddesini yok saydığını belirtti.

YSK’ye itiraz dilekçesi sunan Turgut Kazan, başvurunun reddedilmesi ve adaylığın onanması üzerine AİHM’e başvurdu.

İstanbul Barosu  eski Başkanı Avukat Turgut Kazan, Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden cumhurbaşkanı olabileceği yönündeki kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı.

YSK’ye itiraz dilekçesi sunan Kazan, başvurunun reddedilmesi ve adaylığın onanması üzerine AİHM’e başvurdu.

MA’nın haberine göre; Kazan, dilekçesinde şöyle dedi: “Anayasada yer alan dönem sınırlaması kuralı, YSK dahil bütün organ, makam, merci ve kişileri bağlar. Türkiye 2017 değişikliği ile sistemi değiştirmiştir, tek adam rejimine geçilmiştir gibi yorumlarla 2018 seçimini yeni sistemin ilk seçimi, 2023 seçimini de ikinci seçimi saymak asla kabul edilemez”

Sosyal medya hesabından da açıklama yapan Kazan, YSK’nin 2017 referandumunda 2,5 milyon mühürsüz oyu geçerli saydığını hatırlattı ve  şunları söyledi: “Oysa, 298 sayılı yasanın 77 ve 101. maddeleri çok açıktı. Sandık mührü bulunmayan pusulalar geçerli olamazdı. Ama AKP temsilcisinin uyduruk bir dilekçesi esas alındı. Ve tek adam rejimine geçiş sağlandı”

Kazan, YSK’nin son kararı ile bir kişinin en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebileceğini öngören Anayasanın 101/2. maddesini yok saydığını belirtti.

Paylaşın

Demirtaş’tan ‘PKK’ Açıklaması: Silah Bırakması İçin Elimizden Geleni Yapacağız

PKK’nın silah bırakması için ellerinden geleni yapacaklarını söyleyen Demirtaş, “Halkımıza sözümüz olsun, çatışmadan beslenen Erdoğan rejimi sonrasında PKK’nin Türkiye’de tümüyle silah bırakması için elimizden geleni yapacağız ve mutlaka başaracağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “TBMM’de usulünce, hukuk çerçevesinde sorunlarımızı çözüp büyük toplumsal barışı kesinlikle sağlayacağız.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden seçilmemesi halinde PKK’nın silah bırakması için ellerinden geleni yapacaklarının sözünü verdi.

Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Halkımıza sözümüz olsun, çatışmadan beslenen Erdoğan rejimi sonrasında PKK’nin Türkiye’de tümüyle silah bırakması için elimizden geleni yapacağız ve mutlaka başaracağız.

TBMM’de usulünce, hukuk çerçevesinde sorunlarımızı çözüp büyük toplumsal barışı kesinlikle sağlayacağız.

Bunları çoktan yapabilirdik ama; Erdoğan barışı isteyenleri içeri attı, tecride aldı, partilerini kapatmaya çalıştı, belediyelerine kayyım atadı, provokasyonlarla çatışmayı körükleyip “terör” söylemi üzerinden halkı korkutup oy toplamaya çalıştı. Halen de bunu yapıyor.

Sahtekarlara inanmayın, barış ve huzur mümkündür. PKK eylemsizlik kararı alıp çözüme kapı araladı. Ama ısrarla provokasyonlar yapılıyor. Allah korusun, seçimi etkilemek için birileri kan dökmeye de kalkabilir. Hep birlikte dikkatli olacağız, oyuna da gelmeyeceğiz.

Lütfen unutmayın, biz barış ve demokrasi istiyoruz. Birlikte eşit ve kardeşçe yaşamak istiyoruz. Yeşil Sol Parti en çok da bunun için çalışacak. Oy için halkı kışkırtan yalancılara değil, sahtekarlara değil, bize güvenin. Hep birlikte ve mutlaka kazanacağız.” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Kürt Sorunu” Yorumu: Demokratik Yollardan Çözmeye…

Sezgin Tanrıkulu’nun ‘Bir de Benden Dinleyin. CHP Kürt Sorununun Çözümünde Ne Dedi?’ kitabına önsöz yazan Kemal Kılıçdaroğlu “Kürt sorununun çözülmesi, bizi demokratik Türkiye hayaline yaklaştıracak en büyük adımlardan biri olacaktır” dedi ve ekledi:

“O nedenle yıllardır bu sorunun çözümü konusunda AKP iktidarının tüm engellemelerine, manipülasyonlarına, gizli ajandalarına rağmen cesaretle, şeffaflıkla çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kürt sorununun çözümü için ‘Bu meseleye biz başımızı koyduk. Biz bu meseleyi çözmek için kefenimizle yola çıktık. Bu yolda baldıran zehri içmek gerekiyorsa, onu da içeriz’ diyen Tayyip Erdoğan, sırf kendi koltuğunu korumak için çözüm sürecini suiistimal etti ve zehri kendisi hariç tüm topluma içirdi. AKP’nin ‘çözüm süreci’ dediği sürecin büyük bedellerini yıllarca ödedik, ödüyoruz da.

Oysa o süreçte biz bu sorunun kapalı kapılar arkasında değil, halk iradesinin tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, siyasi ve toplumsal mutabakatla çözülebileceğini ısrarla vurguladık. Çözüm sürecinde TBMM’ye açık ve somut öneriler sunduk ve bu önerilerimizin arkasında durduk. Dün olduğu gibi, bugün de Kürt sorununu demokratik yollardan çözmeye, terörü sonlandırmaya, anaların gözyaşlarını dindirmeye kararlıyız. Çünkü bu sorun sadece Kürt yurttaşlarımızın değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunudur ve çözümü de ortak siyasi ve toplumsal mutabakatla olacaktır.”

ANKA’dan Tamer Arda Erşin’in haberine göre CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun, Scala Yayıncılık’tan çıkan “Bir de Benden Dinleyin. CHP Kürt Sorununun Çözümünde Ne Dedi?” başlıklı kitabı çıktı. Kitabın önsözünü; CHP Genel Başkanı, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu kaleme aldı. Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmeleri yaptı:

“Bir Türkiye hayalim var benim! Ağır bir atmosferin altında, büyük bir değişim umuduyla, halkımızın sonsuz güveniyle yeni bir düzen için yola çıkıyoruz… Çünkü bir hayalim var… Yurttaşlarını korkunun değil güvenin, nefretin değil sevginin birleştirdiği bir Türkiye hayali bu. Ayrıştıran değil barıştıran, çatıştıran değil buluşturan, düşmanlaştırılan değil kardeşleştirilen bir Türkiye hayali bu.

Yurttaşını birbirinden ayıran, kin, nefret, öfke, hınç ve korku salan, insan haklarını ayaklar altına alan, adalet mekanizmalarının adaletsizlik ürettiği, kayırmacılığın, liyakatsizliğin, kanunsuzluğun diz boyu olduğu, komşularıyla ve hatta tüm dünyayla kavga eden değil; iç barışını kurmuş, yurttaşlarının kendilerini eşit, özgür, güvende ve dolayısıyla mutlu hissettiği bir Türkiye hayali bu. Birbirinden farklı dillerin, inançların, etnik kimliklerin, fikirlerin tehdit değil zenginlik olarak görüldüğü, yurttaşların etnik, inançsal veya fikirsel farklılıklarının kutuplaşmaya değil, ülkenin güçlenmesi için kusursuz çalışan bir organizmaya dönüştürüldüğü, demokratik, laik bir Türkiye hayali bu.

Devletin yurttaşa kaygı değil güven saldığı bir Türkiye hayali bu. Kolluk güçlerinin insan haklarını sistematik olarak ihlal ettiği değil, koruduğu bir Türkiye hayali bu. Suçlulara kalkan olan, suçları cezasız bırakan değil, yargılayan adalet sisteminin eksiksiz işlediği bir Türkiye hayali bu. Yoksulun ekmeğine göz diken bir avuç yandaşın palazlandığı değil, yatağa tek bir çocuğun aç girmediği, sosyal devletin hayata geçirildiği bir Türkiye hayali bu. Devletin yoksul yurttaşa sadaka değil, insanlık onuruna yaraşır yöntemlerle; yandaş-muhalif ayrımı yapmadan destek sunduğu bir Türkiye hayali bu.

“Gizli bir ajandam yok”

Kurtuluş Savaşı’nda omuz omuza vererek, kıtlık zamanlarında ekmeğini, suyunu paylaşarak zafere ulaşan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni beraber kuranların da hayali buydu. Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta Sulh, Cihanda Sulh’ ilkesi bu hayalin bir cümlede billurlaşmış ifadesidir. Gizli bir ajandam yok; yıllardır tüm halkımızla paylaştığım açık bir Türkiye hayalim var benim. Ülkemizin ilerlemesi, büyümesi, genişlemesi, iç barış ve huzurun sağlanması önündeki en büyük engellerden biri olan Kürt sorununun çözülmesi, bizi demokratik Türkiye hayaline yaklaştıracak en büyük adımlardan biri olacaktır.

O nedenle yıllardır bu sorunun çözümü konusunda AKP iktidarının tüm engellemelerine, manipülasyonlarına, gizli ajandalarına rağmen cesaretle, şeffaflıkla çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kürt sorununun çözümü için ‘Bu meseleye biz başımızı koyduk. Biz bu meseleyi çözmek için kefenimizle yola çıktık. Bu yolda baldıran zehri içmek gerekiyorsa, onu da içeriz’ diyen Tayyip Erdoğan, sırf kendi koltuğunu korumak için çözüm sürecini suiistimal etti ve zehri kendisi hariç tüm topluma içirdi. AKP’nin ‘çözüm süreci’ dediği sürecin büyük bedellerini yıllarca ödedik, ödüyoruz da.

“Türkiye’nin ortak sorunudur”

Oysa o süreçte biz bu sorunun kapalı kapılar arkasında değil, halk iradesinin tecessüm ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde, siyasi ve toplumsal mutabakatla çözülebileceğini ısrarla vurguladık. Çözüm sürecinde TBMM’ye açık ve somut öneriler sunduk ve bu önerilerimizin arkasında durduk. Dün olduğu gibi, bugün de Kürt sorununu demokratik yollardan çözmeye, terörü sonlandırmaya, anaların gözyaşlarını dindirmeye kararlıyız. Çünkü bu sorun sadece Kürt yurttaşlarımızın değil, tüm Türkiye’nin ortak sorunudur ve çözümü de ortak siyasi ve toplumsal mutabakatla olacaktır.

Kürt sorununun bu ülkedeki tüm yurttaşların kişisel hikâyelerine çarpan acı yansımaları var. Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine, bu ülkenin her şehir, köy, kasaba ve mezrasına kadar bu sorundan kaynaklı acıların izdüşümleri oldu. 100 yaşını dolduran Türkiye Cumhuriyeti, bu cumhuriyeti ayakta tutan cefakâr yurttaşlar, gelecek yüzyıllarda da bu acıları çekmeyi hak etmiyor. Birtakım ideolojik veya siyasi hesaplarla, koltuk sevdasıyla bu acıları istismar edenlerin devrini kapatmaya, AKP’nin yarattığı enkazın altındaki ülkeyi kurtarmaya, enkazı tamamen kaldırıp yeni bir Türkiye inşa etmeye kararlıyız.

“TBMM çatısı altında tartışmaya açtık”

Bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi olarak masamızda ziyadesiyle bilgi ve birikim bulunuyor. Üstelik biz bu birikimi kendimize saklamadık, seçimden seçime kullanmak üzere tozlu raflarda tutmadık. Tüm önerilerimizi TBMM çatısı altında tartışmaya açtık. Fakat çözüm sürecinde bile AKP, bu önerilerimizin önüne set çekmeye, CHP’yi çözüm karşıtı olarak göstermeye çalıştı. Ömrünü insan hakları savunuculuğuna adamış, Cumhuriyet Halk Partisi’nin adalet ve insan hakları mücadelesine önemli katkılar sağlamış olan milletvekilimiz Sezgin Tanrıkulu’nun bu kitapta aktardıkları, Kürt sorununun çözümü konusundaki çalışmalarımızın ne kadar gerçekçi ve somut olduğunu ortaya koyuyor.

Eğer çözüm sürecinde CHP’nin sesine kulak verilseydi, Türkiye Cumhuriyeti; yüzüncü yaşına ekonomik krizle, toplumsal kutuplaşmayla değil, bayram havasında girecekti. Nitekim bu kitapta okuyacağınız üzere CHP’nin sunduğu öneriler, çözümün ancak toplumsal mutabakatla, iç barışla mümkün olduğu gerçeği üzerine kuruludur. Bizim CHP olarak bir Türkiye hayalimiz var. O hayal, ülkemizin birlik ve beraberlik, yurttaşlarımızın barış ve kardeşlik içinde, eşit ve özgür bir yaşam sürdürebildiği müreffeh bir Türkiye’dir.

6 Şubat 2023 günü yaşanan deprem felaketinden önce yapı denetim mekanizmalarını işletmeyen, deprem sonrasında da erken müdahaleye girişmeyen ve böylece felakete felaket ekleyerek on binlerce yurttaşımızı kaybetmemize neden olan bu iktidardan ülkemizi kurtaracağız. Bu iktidarın açtığı yaraları birbirimize sarılarak, barışarak saracağız.

Bu gemiyi o güzel limana ulaştırmakta, gelecek kuşaklara yapısal sorunlarından kurtulmuş, sarsıntılar karşısında temeli sağlamlaştırılmış, güçlü, demokratik, laik bir Türkiye bırakmakta kararlıyız ve mutlaka başaracağız!”

Paylaşın