İYİ Parti Lideri Akşener: Tarzan Zorda

Balıkesir’de halka seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “14 Mayıs’ta çok önemli bir seçime gidiyoruz. Bir tarafta bir haftada 36 bin imza atmak zorunda olan, her şeyi iki dudağının arasına bağlamış tek adam sistemi, ucube sistem; diğer tarafta ise demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulamaya söz veren ve bunun arkasında duracak Millet İttifakı var” dedi ve ekledi:

Bir tarafta şu meydanlara çıkıp hiç utanmadan yalan söylemeyi, iftira atmayı marifet haline getirmiş Recep Bey; 31 Mart’ta cümlemize terörist demişlerdi hatırlayın. Bu iftiraların anlamı ne biliyor musunuz, Tarzan zorda. En son söylediği şu. Sayın Kılıçdaroğlu duruyor, ben de onun yanında duruyorum, Kılıçdaroğlu da bana dönüyor diyor ki ‘Abdullah Öcalan’ı çıkarmamız lazım’ ben de başımı sallıyorum. Oscar ödüllü bir tiyatro eseri, yalan eseri!”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin Balıkesir’de düzenlediği mitingte konuştu. Akşener’in konuşmasından başlıklar şöyle:

“Bir oyunuz Kemal’e, bir oyunuz da Meral’e. Meral derken neyi kast ettim, İYİ Parti’ye bir oyunuz. İYİ Parti’ye oylarınızı istiyorum, Allah var başbakan olmayı çok istiyorum ama bedavadan olmaz, İYİ Parti’yi birinci parti yaparsınız olur. Herhangi bir şahısla, grupla, gruplarla pazarlık ederek yapabilecek bir tip değilim, beni tanıyorsunuz.

Helal oylarınızla elbette başbakan olmak istiyorum. 14 Mayıs’ta çok önemli bir seçime gidiyoruz. Bir tarafta bir haftada 36 bin imza atmak zorunda olan, her şeyi iki dudağının arasına bağlamış tek adam sistemi, ucube sistem; diğer tarafta ise demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü uygulamaya söz veren ve bunun arkasında duracak Millet İttifakı var.

“Tarzan zorda”

Bir tarafta şu meydanlara çıkıp hiç utanmadan yalan söylemeyi, iftira atmayı marifet haline getirmiş Recep Bey; 31 Mart’ta cümlemize terörist demişlerdi hatırlayın. Bu iftiraların anlamı ne biliyor musunuz, Tarzan zorda. En son söylediği şu. Sayın Kılıçdaroğlu duruyor, ben de onun yanında duruyorum, Kılıçdaroğlu da bana dönüyor diyor ki ‘Abdullah Öcalan’ı çıkarmamız lazım’ ben de başımı sallıyorum. Oscar ödüllü bir tiyatro eseri, yalan eseri!

Böyle bir yalan olabilir mi? Önce aynaya bak muhterem. Senin sol elinde PKK var, sağ elinde Hizbullah var!  Sol elinde bebek katili var, sağ  elinde Gaffar Okkan’ın katilleri var. Terör örgütleriyle sen el elesin. Ama bunlar ilk yalanları değil.  31 Mart’ta yaptığınız gibi suratlarına oylarınızla Osmanlı tokadı gibi yansıyacak. Çok uzun zamandır aziz milletimiz sadece ve sadece bu arkadaşların gözünde maraba oldunuz.

Birbirimize düşürülüp, iftiralarla, şapkalarını sallayıp, ceketlerini asıp oy aldılar. Ama artık 31 Mart seçimlerinden sonra her şey değişti. Bu arada bugün Mansur Yavaş Bey ile gelecektir buraya, onun da çok selamları var size.  Hatırlayın, Mansur Bey seçildiği takdirde Ankara’nın o faturaları PKK’lılar getirecekti hani, getir mi? DHKP-C’liler okuyacaktı faturaları… Böyle bir şey oldu mu olmadı? Balıkesir bir tarım şehri. Mansur Bey, Ankara’nın çiftçisine 4,5 milyar TL para kazandırdı.

Çünkü Mansur Bey çalmadı, çaldırmadı, adam kayırmadı, akrabalarını korumadı. Milletin parasını millete tekrar iade etti. Hizmet olarak götürdü. Dinozor meraklısı bir arkadaş var Ankara’da, niye dinozora takık? Tam 801 milyon dolar para harcamışlar o parka. Garibim dinozorlardan teller çıkmış.  16 milyar lirayı harcamışlar, üç kişi almış. 16 milyar lira Ankara’ya harcanmış olsaydı Ankara ne olurdu?  Ya da Balıkesir’de? Genç çocuklarımızın KYK borçları ödense ne olurdu?

Balıkesir’de, Ankara’da fabrikalar yapılsaydı ne olurdu? Balıkesir’de 50 bin insan kayıtlı işsiz. Utanın be utanın. Abdullah Öcalan’la akraba gibi olan sensin be! Bizim Mehmet diyorsun. Biz bu yün yumaklarına takılmayacağız. 15 Mayıs’ta inşallah İYİ Parti birinci parti, sayın Kılıçdaroğlu 13. Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren bir ay içerisinde 100 bin öğretmen atacağız. 15 Mayıs’ta inşallah İYİ Parti birinci parti, sayın Kılıçdaroğlu 13. Cumhurbaşkanı olduğu andan itibaren bir ay içerisinde 100 bin öğretmen atayacağız, derhal.

Çiftçinin ektiği bütün ürünlerin öncelikle taban fiyatını açıklayacağız. Bütün kredilerinizi yeniden yapılandırıyoruz. Diyelim ki çoban tuttunuz, çobanın SSK, Bağkur primi devlet olarak biz ödeyeceğiz. 3600 ek gösterge büyük bir haksızlık oldu, onları düzelteceğiz. 3600’ü sizden öğrenip ben söyledim.  Seçime gidince gitti. EYT’de yapılan haksızlıkları düzelteceğiz.

Mülakatı kaldırıp bu üçkağıtlara son vereceğiz. Allah beni size karşı utandırmasın.  En düşük emekli maaşı 7.500 lira oldu o da yeni yatacak. Bu arada 5500 liraydı. Emekli maaşlarının artırılmasının sebebi biziz. En düşük emekli maaşını asgari ücret seviyesine çıkaracağız, doğrusu budur. Staj mağdurlarının mağduriyetini gidereceğiz.

Köy okullarını açacağız. Öğretmen, veteriner, ziraat mühendisi gidecek o köye.  Havza bazlı tarım yapacak.  Türkiye’yi bir hendek ülke yaptılar, Suriyeli kardeşlerimizin tamamı iki yıl içinde memleketlerine gidecek. 14 Mayıs akşamı Sayın Erdoğan ve arkadaşlarına teşekkür edip emekli edeceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu’nu da makamına alkışlarla oturtacağız. Eğer benim partimi birinci parti çıkarırsanız elbette ki Başbakan olacağım.”

Paylaşın

Türkiye, Suriye, Rusya ve İran’dan Moskova’da Dörtlü Zirve

Türkiye, Rusya, İran ve Suriye savunma bakanları ve istihbarat başkanlarının Moskova’da yaptığı toplantıda, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleştirilmesi alanında atılabilecek somut adımlar ele alındı.

Haber Merkezi / Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu, İran Savunma Bakanı Mohammad Reza Aştiyani ve Suriye Savunma Bakanı Ali Mahmud Abbas ile Rusya, İran ve Suriye istihbarat başkanları Rusya’nın başkenti Moskova’da bir araya geldi.

Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada görüşülen konular arasında Suriye’deki güvenlik durumunun iyileşmesi, Türkiye-Suriye ilişkilerinin normalleşmesi için atılabilecek adımlar, Suriye’deki tüm aşırılıkçı gruplarla mücadele ve mültecilerin ülkelerine dönüşü gibi başlıklar olduğu belirtildi.

Bakanlık “Taraflar Suriye’nin toprak bütünlüğüne saygılı olduklarını teyit etmişlerdir. Yapıcı havada geçen toplantı sonucunda, Suriye’de ve bir bütün olarak bölgede istikrarın temin edilmesi ve sürdürülmesi için dörtlü formattaki toplantıların devamının önemi vurgulanmıştır” ifadelerini kullandı.

Rusya Savunma Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada da “Dört ülke Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumaya ve Suriyeli sığınmacıların ülkelerine hızla dönmesi için yapılan çalışmaları yoğunlaştırmaya bağlılıklarını bildirdi” ifadeleri yer aldı.

Rusya, Aralık ayında Suriyeli ve Türk savunma bakanlarının biraraya geldiği bir toplantıya evsahipliği yapmıştı. O tarihten bu yana üçlü görüşmeler, Esat’ın müttefiki ve yakınlaşmayı açıkça destekleyen İran’ı da kapsayacak şekilde genişletilmişti.

Suriye, Türkiye, İran ve Rusya dışişleri bakan yardımcılarının, Suriye savaşı sırasında yıllarca süren düşmanlıkların ardından Ankara ve Şam arasındaki temasları geliştirmek için Nisan ayında Moskova’da biraraya gelecekleri bildirilmişti.

Paylaşın

Bahçeli, Nevşehir’den Muhalefete Yüklendi

Nevşehir’de halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir” dedi ve ekledi:

“Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Bahçeli, ”Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Nevşehir’de partisinin seçim mitinginde konuştu. Bahçeli’nin açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği genel seçimlerine 19 gün kala Nevşehir’deyiz. Hepinizi sevgi ve selamlarımla selamlıyorum, en iyi dileklerimi paylaşıyorum.

Nitekim sosyal siyasal ve ekonomik krizler yakamızı bırakmadı. Koalisyon kavgaları ülkemizin tarihini makus bir tarihe yöneltti. 15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi yönetim sisteminde reform yapılmasını gerekli kıldı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi geçmişten kopuş değil medeniyet mirasımızı çok daha güçlü bir şekilde sahiplenmeyi sağladı.

Türkiye eskisinden çok daha muktedir bir seviyeye ulaştı. Yeni yüzyılın eşiğinde yeni yol haritası belirlendi. Hamd olsun dev uyandı ağaya kalktı. Bu başarı Cumhur İttifakı’nın başarısıdır. Bilinmelidir ki Türkiye geriye sarkmayacaktır. Türkiye gelişmeleri yedek kulübesinden takip etmeyecektir.

Türkiye sözü geçen bir ülke mevkiindedir. Ulaştığımız sonuç zor ve zahmetli olsa da kazanan Türk milleti olmuştur. Yepyeni bir Türkiye zaferine hazır mısınız? 14 Mayıs’ta sandığa gidip geleceğinize sahip çıkacak mısınız? Sana söz baharlar gelecek diyen vaat edenlerin kaos hazırlıklarını aynen iade edecek misiniz?

Aziz milletim istiklalimizi müdafaa etmek için sıra sizde. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine sahip çıkmak için sıra sizde. Türk ve Türkiye Yüzyılı’na destek vermek için sıra sizde. Zillet İttifakı’nı sandığa gömmek için sıra sizde. Milli bekamıza, milli haklarımıza sahip çıkmak için sıra sizde.

CHP’den İYİ Parti’ye HDP’sinde bölücü partilere kadar alayının gayesi parlamenter sisteme geçmek. Ortaklık kuran partiler arasında çekişmeler ile koalisyon hükümetlerini övmek akılsızlıktır. Böylesi zihniyetlerin aklı koltuktadır.

Başbakan olacağım propagandası ile FETÖ projesi olanlar kendi partisinde ne ülkücü bırakmış ne de milletçi bırakmıştır. Devletin hafızası canlıdır. Devlet nedir bilmeyenler, millete yürekten bağlılık hissetmeyenler, siyasi hayatını çıkarcılıkla bağdaştıranlar Nevşehir’in yüzüne bakamaz. Biz doğruları söylemekten korkmayacağız.

Masadan kaldıran ve geri oturan milleti kandıran İYİ Parti Başkanı iyice çuvallamıştır.

Bölücü terör örgütü PKK Kılıçdaroğlu’nun destekçisidir. FETÖ’cüler, Türk düşmanları, emperyalizmin piyonları CHP’nin adayları olarak gösterilmiştir. Kılıçdaroğlu eroinmanlardan temiz para alacağını iddia ediyor. HDP’nin kayyum partisi Yeşil Sol Parti, Kılıçdaroğlu’nun arkasında duruyor.”

Paylaşın

AYM Başkanı Arslan’dan “Yargı Bağımsızlığı” Vurgusu

AYM’nin 61. Kuruluş Yıldönümü Töreni’nde konuşan AYM Başkanı Arslan, konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Haber Merkezi / Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Başkan Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

Zühdü Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Anayasa Mahkemesinin 61. kuruluş yıldönümü dolayısıyla Yüce Divan Salonu’nda tören düzenlendi.

Törene, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  Yargıtay Başkanı Mehmet Akarca, Danıştay Başkanı Zeki Yiğit, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yüksek yargı organlarının üyeleri katıldı.

AYM Başkanı Zühdü Arslan törende yaptığı konuşmada, düzenlenen sempozyumun konusunu  Cumhuriyet’imizin yüzüncü yılı dolayısıyla “Yüzüncü Yılında Cumhuriyet ve Anayasa Yargısı” olarak belirlediklerini ifade ederek Cumhuriyet’in anayasal kimliği üzerine bazı değerlendirmelerde bulundu.

Her anayasanın zaman ve mekân içinde oluşan, gelişen ve yaşayan bir kimliğinin olduğunu belirten Arslan, “Türk anayasa kimliğinin en belirleyici niteliği hukuk devletidir.” dedi.

Zühdü Arslan, Türkiye Cumhuriyeti’nin aynı zamanda sosyal bir hukuk devleti olduğunu belirterek “Anayasa Mahkemesine göre kişilerin refah ve mutluluğunu sağlamaya yönelik olarak sosyal devletin herkes için insan haysiyetine yaraşır asgari bir hayat düzeyini gerçekleştirmesi gerekmektedir.” ifadelerini kullandı.

2010 anayasa değişikliğiyle hukuk sistemimize giren bireysel başvurunun insan haklarına dayalı hukuk devletinin daha etkili şekilde hayata geçirilmesine hizmet ettiğini vurgulayan Arslan,  bireysel başvurunun Cumhuriyet’in niteliklerinin hak eksenli bir yaklaşımla yorumlanmasına çok önemli katkılar sağladığını dile getirdi.

Demokratik anayasanın temeli özgürlüktür.

Zühdü Arslan, Anayasa Mahkemesinin sıklıkla demokratik hukuk devleti terkibini kullanarak günümüzün geçerli demokrasi anlayışı olan anayasal demokrasiye vurgu yaptığını ifade ederek hürriyetçi demokrasinin gereklerinden en önemlisinin temel hak ve hürriyetlerin güvence altına alınması olduğunu söyledi.

Konuşmasında kuvvetler ayrılığı ilkesine de vurgu yapan Arslan egemenliği kullanan güçlerin ayrılması ve sınırlandırılmasının önemine değinerek sözlerine şöyle devam etti:

“Bilindiği üzere demokratik anayasalar esas olarak özgürlükleri korumak amacıyla, egemenliği kullanan güçlerin ayrılmasına ve sınırlandırılmasına yönelik anayasal ilke ve kurallara yer vermişlerdir. Nitekim Anayasa Mahkemesi kararlarında vurgulandığı gibi Anayasa’da yer verilen kuvvetler ayrılığı ilkesinin gayesi yetki aşımlarının ortaya çıkmasını ve temel hakların ihlal edilmesini engellemektir.”

AYM Başkanı Arslan Cumhuriyet’in herkesin eşit ve özgür bireyler hâlinde kendilerini ait hissettikleri demokratik bir hukuk devleti olarak yoluna devam etmesinin hepimizin ortak hedefi olduğunu belirterek  bu hedefin gerçekleşmesinin biri toplumsal, diğeri de hukuksal ve siyasal düzlemde olmak üzere iki temel şarta bağlı olduğunu ifade etti.

Toplumsal düzeyde bizim gibi olmayanlarla, bizden farklı düşünen ve yaşayanlarla sağlıklı bir ilişki kurmamız gerektiğinin altını çizen Arslan “Öteki olarak gördüklerimizin ontolojik varlığını kabul etmedikçe bu sağlıklı ilişkiyi kurma imkânı da yoktur. Kendimize hak gördüğümüzü “öteki”ne de hak görerek, adaleti ve özgürlüğü sadece kendimiz için değil başkaları için de isteyerek, farklılıklarımızla birarada yaşamanın iklimini hep birlikte oluşturmak zorundayız.” dedi.

“Adaletin sağlanmasının birinci şartı yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatıdır”

Zühdü Arslan konuşmasında mahkemelerin bağımsızlığının önemine vurgu yaparak yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının hâkimin çekinmeden ve endişe duymadan, herhangi bir dış etki altında kalmadan, tarafsız tutumla ve özgürce karar verebilmesini gerektirdiğini belirtti.

Adaletin olmadığı yerde devletin payesi veya gücü arşa çıksa bile bir gün yok olacağını dile getiren Arslan adaletin sağlanmasının birinci şartının yargı bağımsızlığı ve hâkim teminatı olduğunu vurguladı.

AYM Başkanı Arslan, anayasal kimliğimizi oluşturan tüm ilke ve değerlerin en büyük güvencelerinden birinin bağımsız ve tarafsız yargı olduğunun altını çizerek “Demokratik hukuk devleti olarak Cumhuriyet bizden yargı alanında da Mustafa Kemal Atatürk’ün ifadesiyle “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” yargı mensupları ister.” ifadelerini kullandı.

Bireysel başvurunun etkili bir hak arama yolu olarak varlığını devam ettirmesinde ve bu suretle temel hak ve özgürlüklerin daha iyi korunabilmesinde kurumsal iş birliğinin önemine değinen Arslan, bireysel başvuruyu başarılı şekilde uygulamanın en etkili yolunun ihlallerin kaynağını kurutmak olduğunu söyledi.

Zühdü Arslan konuşmasında Anayasa Mahkemesinin hem norm denetiminde hem de bireysel başvuruda kendisine verilen görevleri yerine getirirken Anayasa ile çizilen yetki haritasının dışına çıkmamaya özen gösterdiğini vurgulayarak “Bu anlamda Mahkememiz ne yargısal aktivizme tevessül etmekte ne de anayasal ve yasal yetkilerini kullanmaktan imtina ederek kendini sınırlamaktadır.” dedi.

Arslan konuşmasının sonunda her türlü olumsuzluğa ve zorluğa rağmen büyük bir fedakârlıkla görev yapan başkanvekillerine üyelere, raportörlere ve tüm çalışanlara teşekkür etti.

Paylaşın

Fahiş Kira Artışı Yapanlara Hapis Cezası Yolda

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur” dedi ve ekledi:

“O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, NTV canlı yayınında Gökhan Gerçek’in sorularını yanıtladı. Adalet Bakanı Bozdağ, seçim güvenliği tartışmalarına ilişkin açıklama yaptı.

Bir kişinin yerine başka birinin oy kullanmasının mümkün olmadığını söyleyen Bozdağ ”Kimse kimsenin yerine Türkiye’de oy kullanamaz. Türkiye’nin seçimleri dünyanın en güvenilir seçimleridir. Kimse Türkiye’de seçime gölge düşüremez” diye konuştu.

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ”Alevi” başlıklı bir video yayınladı. Kılıçdaroğlu’nun böyle bir video yayınlamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Alevilerle ilgili en somut adımları AK Parti atmıştır. Seçime giderken kimse kimsenin etnik kökenini bakmıyor. Bayram seyran değil birinin böyle bir değerlendirme yapınca herkes soruyor; Ne yapıyor? Milletin etnik kökeni inançları üzerinden yapılan durumu doğru görmedik. Seçime giderken bu tür değerlendirmeler doğru değildir.

Osman Kavala’nın serbest bırakılacağını söyledi Sayın Kılıçdaroğlu. Adalet Bakanı sıfatıyla yorumunuz nedir?

Hiç kimse yargı görevi yapanlar emir talimat veremez. Hukuk devletinde siyasetçi kimi serbest bırakabilir? Sayın Kılıçdaroğlu biz gelince adil davranacağız şunları serbest bırakacağız diyor. Hani Türkiye hukuk devletiydi? Hani yargı bağımsızdı? Kılıçdaroğlu’na soruyorum siz hakim misiniz? Siz nasıl kimi serbest bırakacaksınız?

Kira artışlardaki sınır düzenlemesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ”Kiraların büyükşehirlerde ciddi manada yükseltildiğini görüyoruz. Bu ahlaki, insani değil. Bu fırsatçılığa yasal düzenlemelerle izin vermeyeceğiz.” açıklaması yapmıştı. Nasıl bir yasal düzenleme yapılacak? Kira artışlardaki sınır düzenlemesi temmuz ayında sona erecek.

Bu süre uzatılacak. Ayrıca bir yaptırım getirme durumu söz konusu. Siz bir şeye şunun üstüne çıkamazsınız dediniz. Eğer ona bir müeyyide koymazsanız çıktığı zaman işte sadece hukuk davasının dava konusu ederseniz o dava sizin lehinize sonuçlanabilir. Ama bir müeyyidesi olmazsa onu göze alabilir insanlar. Fakat müeyyide olursa neyi kastediyorum?

Hapis cezası ya da adli para cezası ya da idari para cezası gibi bir müeyyideyle, müeyyidelendirildiği takdirde o zaman insanlar bu yasağa, bu kurala uyma konusunda daha özenli davranırlar. Şimdi burada bir yandan sürenin uzatılması, bir yandan da fahiş kira artışlarını yani haklı bir neden olmadan, piyasadaki, piyasa koşullarına aykırı bir biçimde sırf fahiş kazanç elde etmek sebebiyle daha doğrusu haksız kazanç elde etmek maksadıyla buna girişiyorsa bunu kanun, bir yaptırıma bağlayabilir.

Fiyatları etkileme maddesi var. Fahiş fiyat 237’nci madde Türk Ceza Kanunu. Biz orada bir 237/a diye bir yeni madde ihdas ederek burada bu gibi konular sadece kirada değil, bunun içinde başka da özellikle tüketim maddeleriyle ilgili de bazı değerlendirmelerimiz var.

Dünya örneklerini de biz inceleyerek, Türkiye’de de bakarak bu piyasada girdilerde hiçbir artış olmadığı halde, maliyette hiçbir artış olmadığı halde yani makul olanın piyasanın o günkü cereyan eden cari şartlarının dışında ve üstünde fahiş bir artış yaptığı takdirde sadece yasak değil aynı zamanda bunun bir yaptırıma bağlanması son derece önemli. Yeni dönemde bunu yaptırıma bağlayarak bu konudaki kararı etkin bir şekilde uygulayacağız.

“Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık”

Fahiş kira artışı yapanlara hapis cezası gündemde. Fahiş kira artışını önlemek için 3 alternatif hazırladık. Hapis cezası olabilir. Adli para cezası olabilir. İdari para cezası öngörülebilir. İdari para cezası olursa kabahat olur. O ayrı bir kanun da düzenlenmesi gerekir ama diğerleri Türk Ceza Kanunu’nda. Şimdi bizim öngörümüz Türk Ceza Kanunu’nda bu alanda bir değişikliğin yapılması yönündedir. Bu konuda bir adım atacağımızı aziz milletimizin bilinmesinde fayda var”

Paylaşın

HDP’den Operasyonlara Tepki: Açık Bir Gözdağı Ve Tehdit

Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan operasyonlara tepki gösteren HDP, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “AKP iktidarı ve güdümündeki yargının gerçekleştirdiği bu saldırının nedenini toplum da biz de gayet iyi biliyoruz. 2015’ten bu yana siyasi darbeler, katliamlar, kara propaganda, özel savaş yöntemleri, tehdit, şantaj ve her türlü saldırıyla ömrünü uzatmaya çalışan iktidar, bu sabah gerçekleştirdiği gözaltı furyasıyla da 14 Mayıs seçimlerine yönelik yeni bir darbe sürecini başlatmıştır” ifadelerine yer verdi:

Haber Merkezi / “Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur. Bu operasyon topluma ve onun siyasi tercihlerine açık bir gözdağı ve tehdittir. Seçim sandıklarını koruyacak, hukuksuzluklarla mücadele edecek olan avukatların, kamuoyunu bilgilendirecek gazetecilerin, AKP ile sahada mücadele eden siyasetçilerimizin eş zamanlı olarak hedeflenmiş olması tesadüf değildir.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu, bu sabah Diyarbakır merkezli 21 ilde yapılan ve HDP üye ve yöneticilerinin yanı sıra aralarında gazeteci, avukat, sanatçıların da olduğu 110 kişinin gözaltına alındığı operasyonlara sert tepki gösterdi. HDP’den konuya ilişkin yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Tarihinin en büyük seçim yenilgisinin arifesinde olan AKP-MHP iktidarı, yaşadığı panik ve korkuyla partimize, sivil toplum örgütlerine, toplumsal dinamiklere ve muhalefete saldırmaya devam ediyor. Sabah saatlerinde Diyarbakır merkezli 21 ilde yargı eliyle gerçekleştirilen saldırıda aralarında Eş Genel Başkan Yardımcımız Özlem Gündüz, MYK üyemiz Mahfuz Güleryüz, üyelerimiz, gazeteciler, hukukçular ve sanatçıların da bulunduğu 100’den fazla kişi gözaltına alındı.

“Açık bir gözdağı ve tehdit”

AKP iktidarı ve güdümündeki yargının gerçekleştirdiği bu saldırının nedenini toplum da biz de gayet iyi biliyoruz. 2015’ten bu yana siyasi darbeler, katliamlar, kara propaganda, özel savaş yöntemleri, tehdit, şantaj ve her türlü saldırıyla ömrünü uzatmaya çalışan iktidar, bu sabah gerçekleştirdiği gözaltı furyasıyla da 14 Mayıs seçimlerine yönelik yeni bir darbe sürecini başlatmıştır. Bu operasyon sandıkları ve halkın iradesini çalma operasyonudur. Bu operasyon topluma ve onun siyasi tercihlerine açık bir gözdağı ve tehdittir.

Seçim sandıklarını koruyacak, hukuksuzluklarla mücadele edecek olan avukatların, kamuoyunu bilgilendirecek gazetecilerin, AKP ile sahada mücadele eden siyasetçilerimizin eş zamanlı olarak hedeflenmiş olması tesadüf değildir. İktidar ilk önce besleyip büyüttüğü çeteleri ve mafyayı sahaya sürerek onlara IŞİD diliyle toplumu tehdit ettirdi, şimdi de polis ve yargı marifetiyle doğrudan seçimlere müdahale ediyor. Sokaklarda açık açık “kafa kesme” tehditleri savuran, seçmenlerimizi çocuklarıyla tehdit eden çetelere dokunmayan yargı ve kolluk AKPve MHP seçim kampanyasına dahil olmuştur.

Kaybettikçe saldırganlaşan, saldırganlaştıkça kaybeden AKP-MHP iktidarı asla kendisini bekleyen akıbetten kurtulamayacaktır. Bu saldırılar AKP’nin son çırpınışlarıdır ve asla sonuç vermeyecek beyhude çabalardır. Bu saldırılara en büyük cevabı da halkımız ve iradesi tehdit edilen toplumsal kesimlerin tamamı sandıklarda verecektir. AKP, Diyarbakır merkezli operasyon ile tarihin akışını tersine çeviremeyecektir, aksine Diyarbakır merkezli halk iradesiyle bir daha geri gelmemek üzere siyasi sahneden silinecektir.

“Biz buradayız ve mutlaka kazanacağız!”

Bu tehdit ve şantaj düzeninin sona ermesini isteyen, yıllardır uygulanan hukuksuzluklarla hesaplaşma iradesi gösteren herkesi bu saldırılara karşı açık tutum almaya çağırıyoruz. Gözaltına alınan her bir kişinin yerine binleri, on binleri sorumluluk üstlenerek seçim çalışmalarına katılmaya, sandıklara sahip çıkmaya ve darbeye karşı aktif mücadeleye çağırıyoruz. Biz buradayız ve mutlaka kazanacağız!”

Paylaşın

CHP, Göç Etmek Zorunda Kalan Depremzedeleri Sandığa Taşıyacak

14 Mayıs cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), deprem nedeniyle göç eden, ancak bulunduğu ile seçmen kaydını aldırmamış yurttaşları sandığa taşıyacak.

CHP Parti İçi Eğitim Sorumlusu Aytuğ Atıcı, partisinin deprem bölgesinden göç etmek zorunda kalan ancak kaydını gittiği bölgelere aldırmayan seçmenleri kayıtlı oldukları illere taşıyacağını açıkladı.

Atıcı deprem bölgesinden kaydını aldırmayan seçmen sayısının 1,5 milyon kişi olduğu tahminini dile getirdi ve bu kişilerin taşınması için 40 bin otobüs seferine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Milliyet gazetesine konuşan Aytun Atıcı, depremzedelere seslenerek, “Hangi şehirde yaşıyorsanız, o şehrin CHP il başkanlığına başvurun. Son güne kalmamak kaydıyla taşıyabileceğimiz bütün seçmenleri taşıyacağız” dedi.

Atıcı şu ifadeleri kullandı:

“Son güne kalmamak kaydıyla taşıyabileceğimiz bütün seçmenleri taşımayı hedefliyoruz. Biz orada çadır, konteyner hazırlamaya çalışıyoruz. Hangi şehirde yaşıyorsanız, o şehrin CHP başkanlığına başvuruda bulunun.

CHP’li belediyeler, parti örgütleri imkanları ölçüsünde başvuranları taşıyacak. Ama bize güvenip, ‘nasıl olsa CHP bizi taşıyacak’ deyip kimse bu işi son güne bırakmasın.

Çünkü bir otobüs 40 yolcu alıyor. 1,5 milyon seçmenden bahsediyoruz. Bu yaklaşık 40 bin otobüs demek.

Seçimden en geç bir hafta öncesine kadar başvurularını il başkanlıklarımıza yapsınlar. Herkesi taşımaya çalışacağız. Ama bu iş son güne kalırsa, devlet dahi kimse bu kadar insanı taşıyamaz.”

Paylaşın

EMEP Lideri Akdeniz: En Geniş Halk İttifakına İhtiyaç Vardı Olmadı

EMEP Lideri Ercüment Akdeniz, Sosyalist Güç Birliği adıyla ittifak oluşturan diğer sol cephedeki partilerle “en geniş halk ittifakı” oluşturulması gerektiğini ancak bunun “halen bagajlar var” olduğu için gerçekleşmediğini söyledi.

Ercüment Akdeniz, Kemal Kılıçdaroğlu’na ise parlamenter sisteme geçiş süreciyle ilgili soruları olduğunu belirterek, ancak sorularına yanıt aldıktan sonra açıkça Cumhurbaşkanlığı seçimi için destek verebileceklerini açıkladı.

Türkiye’de 14 Mayıs günü Cumhurbaşkanlığı seçimi ve 28. Dönem TBMM genel seçimi için geri sayım sürerken, Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın yanı sıra parlamento temsilinde Emek ve Özgürlük İttifakı iddialı.

Ancak Anayasa Mahkemesi’nde kapatılması talepli dava devam ettiği için HDP’nin Yeşiller ve Sol Partisi kısa adıyla Yeşil Sol Parti’den seçime girme kararı almasına karşın ittifak içerisinde tek, ortak milletvekili aday listesinde uzlaşılmaması gündemdeki yerini koruyor.

Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP), 81 il 87 seçim bölgesinden 53’ünde milletvekili aday çıkarmasıyla birlikte Hatay, Muğla, İstanbul gibi pek çok noktada sol cephedeki oylarda bölünme olacağı tartışılıyor. İktidarca yapılan seçim yasası değişikliği nedeniyle ittifak içerisinde “artık oy” ile vekil çıkarılması mümkün olmadığından Yeşil Sol Parti ile TİP’in adayları arasındaki yarış nedeniyle TBMM’de daha az sayıda vekil temsili olacağı konuşuluyor. Son günlerde HDP’li Selahattin Demirtaş gibi isimlerce TİP’e yönelik eleştirilerde bulunması gündemde.

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın çatısı altında olmaları için diğer sol partiler ile uzlaşma sağlanamamasından dolayı rahatsız ancak gelecekte ön yargılar aşılabilirse geniş halk ittifakı olabileceğini söylüyor.

VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu ve Murat Karabulut’un sorularını yanıtlayan Ercüment Akdeniz ise, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) Emek ve Özgürlük İttifakı’nın sunduğu ilk protokol itibariyle ortak, tek listede anlaşılamadığı için EMEP’in de kendi logosuyla seçime girme kararı aldığını anımsattı.

TİP’in kararına yönelik eleştirileri ise haksızlık olarak gördüğünü belirten Akdeniz, en başta EMEP olarak listelerde karşılıklı alan boşaltılmasını önerdiklerini ancak HDP’nin de kapatma davasıyla birlikte tutumunu anlaşılabilir bulduğunu söyledi.

Ancak anlaşılabilir olsa da doğru bulmadığını da belirten Akdeniz, “Kötü senaryoya göre, 10 ile 13 arasında bir milletvekili kaybı yaşanırsa bunun sonuçları iyi olmaz. Çünkü biz bir yandan tek adam yönetimi, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi gitsin diyoruz ama bir yandan da o sistemi savunan partilere ve bloka (Cumhur İttifakı) tek milletvekili gitmemesi gerekiyor” ifadesini kullandı.

Akdeniz, Sosyalist Güç Birliği adıyla ittifak oluşturan diğer sol cephedeki partilerle “en geniş halk ittifakı” oluşturulması gerektiğini ancak bunun “halen bagajlar var” olduğu için gerçekleşmediğini aktardı.

Akdeniz, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na ise parlamenter sisteme geçiş süreciyle ilgili soruları olduğunu belirterek, ancak sorularına yanıt aldıktan sonra açıkça Cumhurbaşkanlığı seçimi için destek verebileceklerini açıkladı.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa ve Batman’da Operasyonlar

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturma kapsamında Diyarbakır, Batman, Mardin ve Şanlıurfa’da operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda aralarında gazeteci, siyasetçi ve avukatın da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Haber Merkezi / Dosyaya gizlilik kararı getirilirken, gözaltına alınanlar hakkında 24 saat avukatlarıyla görüşme yasağı getirildi.

Gözaltına alınanlar arasında, 2017 yılı Nevruz kutlamaları esnasında polis tarafından öldürülen Kemal Kurkut’un vurulma anını fotoğraflayan gazeteci Abdurrahman Gök, Mezopotamya Haber Ajansı çalışanları, Yeni Yaşam Gazatesi Yazı İşleri Müdürü Osman Akın, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şube Eş Başkanı Avukat Halise Dakalı, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz’in basın danışmanı Sezen Mercan, Amed Şehir Tiyatrosu sanatçıları ve bazı HDP’li siyasetçiler olduğu öğrenildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Tayyip Temel sosyal medya hesabı üzerinden bir ”seçim arifesinde” yapılan operasyonla ilgili yaptığı paylaşımda ”Kaybetmekten kurtulamayacaksınız” ifadesini kullandı ve gözaltına alınanlar arasında HDP’nin MYK üyeleri ile başkan yardımcılarının da yer aldığını belirtti.

Diyarbakır Barosu, operasyonu kınayan bir açıklama yaptı. Temel hak ve özgürlüklere s keyfî bir biçimde müdahale edildiğini savunan baro, avukatlar, hak savunucuları ve bağlı olunan meslek örgütleri ile sivil toplum örgütlerinin yargı eliyle hedef alındığını ceza tehditlerine maruz bırakılan bir süreç yaşandığını vurguladı.

Baro açıklamasında şu ifadeler yer aldı:

”Yakalama, gözaltı, tutuklama gibi koruma tedbirleri, hak savunucuları üzerinde yersiz, gereksiz ve ölçüsüz şekilde kötüye kullanıldığı gözlenmekte, avukat görüş yasağı ile soruşturma dosyasında gizlilik kararı alınmıştır.

“Yargılananların haklarındaki suçlamaların niteliği ve sebeplerinden en kısa sürede haberdar edilmesi adil bir yargılamanın gereğidir. Meslektaşımıza ilişkin soruşturma dosyası hakkında kısıtlama kararı ve avukat görüş yasağı bulunmakta olup, avukatlarının soruşturma dosyasına erişimi ve bilgi sahibi olması engellenmektedir. Meslektaşlarımıza, gazetecilere ve hak savunucularına yönelik hukuka aykırı, özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal edici uygulamaya son verilmeli, derhal serbest bırakılmalıdır.”

Paylaşın

Akşener: Bu Sistemi Değiştirip Demokrasi Getireceğiz

SÖZCÜ TV’de gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Bir, beraber olacağız, ayrışma noktalarımıza saygı duyacağız, farklılıklarımıza saygı duyacağız. Bu ülkeye, bu sistemi değiştirip demokrasi getireceğiz” dedi.

Akşener, Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı “Alevi” videosuna ilişkin, “Böyle bir açıklama yapmak durumunda kendini hissetmesinden çok kalbim acıdı. Rumeli göçmeni bir ailenin çocuğuyum ben. Türkiye’den gitmişiz ama Türkiye’ye geri döndüğünüz zaman biz, birçok şeyleri yaşadık bu ülkede” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nı hedef alan Erdoğan’a ” Bir Cumhurbaşkanı için ne kadar ayıp bir şey” diyerek tepki gösteren Akşener ekledi: Yarın başımıza bir şey gelirse sorumlusu odur.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, SÖZCÜ TV yayınına katılarak gündemi değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik “Terörist başı Öcalan’ı çıkaracakmış. Bu ülke terör devleti değildir. Türkiye asla bu terör örgütlerinin oyuncağı değildir. Bu 7’li masa iyice dağıttı” sözlerine tepki gösteren Akşener’in açıklamaları özetle şöyle:

Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Erdoğan böyle yapacak yani el kol sallanacak. İşte ertesi gün tehdit edecek, ediyor zaten.

Bugün mesela tam izleyemedim. Size gelirken bir arkadaşım atmış. Mitingte bir terör videosu göstermiş. İçeriğini bilmiyorum yani bakamadığım için. Ama mesela Sayın Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Öcalan’ı affedeceğini, çıkaracağını söylediğini söylemiş. Ben de yanındaymışım, hiçbir şey dememişim. Külliyen yalan. Sayın Kılıçdaroğlu’na da büyük hakaret, büyük haksızlık.

“Savaşa mı gidiyoruz arkadaş?”

Yani zorla dürtüyorlar adamı. Yahu arkadaş, sayın Erdoğan sol elinde PKK var senin, tutuyorlar hâlâ, sağ elinde de Hizbullah var ya. Birisi yani Kürtlerin bebeklerini bile öldüren bir kanlı örgüt, öbürü de Gaffar Okkan’ı öldüren bir kanlı örgüt. Kime ne diyorsun ki? Dolayısıyla bu konuşmalar dahi, savaşa mı gidiyoruz arkadaş? Seçime gidiyoruz alt tarafı. Cenge gidiyoruz şu anda bu dille.

İşte bulundukları bu yeri kaybetmemek için her şeyi yapmak gibi, her dili konuşmak gibi bir tavırları var. Biz bu üçkağıda, bu katakulliye düşmeyeceğiz. Bir, beraber olacağız, ayrışma noktalarımıza saygı duyacağız, farklılıklarımıza saygı duyacağız. Bu ülkeye, bu sistemi değiştirip demokrasi getireceğiz.

Bize çemkirip bizi gayri millî görenlerin, yerli ve milli olmadığımızı iddia edenlerin hatta teröristlerle yan yana kabul edilip bizi teröristlerle yan yana gömeceklermiş. Bir Cumhurbaşkanı için ne kadar ayıp bir şey, hiç yakışmaz bir Cumhurbaşkanı’na böyle bir tehdit. Yarın başımıza bir şey gelirse sorumlusu odur.

Paylaşın