Demirtaş’tan “Mücadeleyi Beraberce Büyütme” Çağrısı

Kendisini cezaevinde ziyaret eden TİP Lideri Erkan Baş ile mesaj gönderen Selahattin Demirtaş, “TİP’in mitinglerine katılırdım ve yoldaşça, omuz omuza, kol kola mücadeleyi büyütürdük” dedi ve ekledi:

Olması gereken budur, ötesi yoldaşlığa zarar verir. Tüm arkadaşlarımızdan beklentimiz bu hukuka uygun davranarak beraberce mücadeleyi büyütmeleridir.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi Cezaevi’nde ziyaret etti.

Erkan Baş, ziyareti “Seçim çalışmalarımız arasında sevgili dostumuz Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettim. Herkese, hepimize sevgileri, selamları ve başarı dilekleriyle birlikte ekteki mesajı iletti. Çok yakında özgür günlerde buluşacağız” notuyla sosyal medya hesabından duyururken, paylaşımında Demirtaş’ın mesajına da yer verdi.

“Tüm arkadaşlarımızdan beklentimiz…”

Demirtaş’ın “mücadeleyi beraberce büyütme” çağrısı yaptığı mesajında, şu sözler yer aldı:

“Sevgili Erkan Baş’ın ziyareti vesilesiyle Türkiye İşçi Partili tüm yoldaşlarıma, kıymetli aday arkadaşlara selam, sevgilerimi iletiyorum.

Dışarıda olsaydım 29 Nisan’da Aydın’a Yeşil Sol Parti mitingine Erkan’la beraber giderdik, bu durumda Erkan yoldaşım Aydın’a benim selamlarımı götürecek ve mitinge katılacak. Ben de TİP’in mitinglerine katılırdım ve yoldaşça, omuz omuza, kol kola mücadeleyi büyütürdük.

Olması gereken budur, ötesi yoldaşlığa zarar verir. Tüm arkadaşlarımızdan beklentimiz bu hukuka uygun davranarak beraberce mücadeleyi büyütmeleridir.

Herkese selamla, özlemle, başarı dileklerimle…”

Paylaşın

Yeşil Sol Partisi Eş Sözcüsü Uçar: Tek Adam Rejimini Göndereceğiz

Şırnak Silopi’de kadınlara seslenen Yeşil Sol Partisi Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Yarını güzelleştirmek için mücadelesini yükselten sevgili kadınlar; hepiniz hoş geldiniz, iyi ki geldiniz iyi ki buradasınız. Silopi’deyiz, direnişin kentindeyiz. Burada yükselen kadın mücadelesini Seve Demir’den, Pakize Nayır’dan, Fatma Uyar’dan ve Taybet Ana’dan biliyoruz. Sözümüz olsun; bu mücadele dinmeyecek, bu mücadele kazanacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yine mücadelemizin yükselticileri olan ve irademizin gaspıyla cezaevinde bulunan bütün kadın arkadaşlarımıza da bu mücadelenin sözü gelsin. Sevgili Sebahat Tuncel, Leyla Güven, Ayşe Gökkan ve daha adını sayamadığımız birçok arkadaşımız; onlar içeride bizler dışarıda kadın mücadelesini tek adam rejimini yıkmak üzere büyütüyoruz. Tek adam rejimini göndereceğiz, kadınlar kazanacak.”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, İnsan ve Özgürlük Partisinden Rümeysa Gülmez ve milletvekili adaylarının katılımı ile Şırnak Silopi’de kadın mitingi düzenlendi. Mitingde konuşan Kılıçgün Uçar, şunları söyledi:

“Merhaba gelên me yê hêja, merheba jinên tekoşer, dayikên bi rumet, jinên Botan, hun bi xêr hatin, serseran serçawan hatin.

Merhaba değerli Botan halkı, direnen kadınlar, yarını güzelleştirmek için mücadelesini yükselten sevgili kadınlar; hepiniz hoş geldiniz, iyi ki geldiniz iyi ki buradasınız. Silopi’deyiz, direnişin kentindeyiz. Burada yükselen kadın mücadelesini Seve Demir’den, Pakize Nayır’dan, Fatma Uyar’dan ve Taybet Ana’dan biliyoruz. Sözümüz olsun; bu mücadele dinmeyecek, bu mücadele kazanacak.

Yine mücadelemizin yükselticileri olan ve irademizin gaspıyla cezaevinde bulunan bütün kadın arkadaşlarımıza da bu mücadelenin sözü gelsin. Sevgili Sebahat Tuncel, Leyla Güven, Ayşe Gökkan ve daha adını sayamadığımız birçok arkadaşımız; onlar içeride bizler dışarıda kadın mücadelesini tek adam rejimini yıkmak üzere büyütüyoruz. Tek adam rejimini göndereceğiz, kadınlar kazanacak.

Eşit temsiliyeti var ettik, var etmeye devam edeceğiz

Kürdistan’dayız, Kürt kadınlarının mücadelesi çok büyük kazanımlar elde etti. Bu mücadelenin kendisi bugün Türkiye’de mevcut siyaseti değiştiriyor dönüştürüyor, en büyük güç olarak önümüzde duruyor. Kürt kadınlarının mücadelesi tek adam rejiminin değişikliğinde en güçlü anahtar, en güçlü mücadele. Şimdiden tek adam rejimine güle güle diyoruz, gelecek olan kadınlara hoş geldiniz diyoruz.

Türkiye’de iki kutuplu siyaset yürütülüyor ve bu siyasetlerin hepsi erkek siyaset. Kürt kadın hareketi, Türkiye kadın hareketi olarak bizler engelleri yıka yıka geldik. Biz bu eril siyasete bir cevap verdik. Kadınlarla birlikte hem eril siyaseti dönüştürdük hem de daha adil, demokratik, eşitlikçi bir siyasetin kapılarını sonuna kadar açtık.

Kapılarını açtığımız bu siyaset meydanında da tek adama karşı binlerce kadın siyaset yapacak. Bütün kadın arkadaşlarımızla birlikte 2005 yılında imza kampanyasıyla başladığımız Eşbaşkanlık Sistemi vardı. O günden bu yana erkek siyaseti, erkek egemen dili dönüştürmeye devam ediyoruz. Bütün alanlarda, siyasette, bütün görevlerde eşit temsiliyeti var ettik, var etmeye devam edeceğiz.

Mevcut iktidarın dayattıklarına karşı en güçlü sesi Kürt kadınları verdi. Şimdi bu ses 14 Mayıs’ta kazanacak, tek adam rejimini yıkacak. Emin olun eşit temsiliyet ve eşbaşkanlık sistemi birçok ülkede hayata geçirilmek üzere. Biz kadınlar bir şey daha başardık. AKP-MHP iktidarının başta kadınlar olmak üzere bütün halklara dayattığı faşizmin kurumlaşmasını durdurduk. Bu yüzden 14 Mayıs’ın kazanını kadın mücadelesini yükselten bizleriz.

İstanbul Sözleşmesini yürürlüğe koyacağız, tek adam rejimini yürürlükten kaldıracağız

İktidarın bir nafaka düzenlemesi vardı. Kadınlar sokakta, Meclis’te ve her alanda nafaka hakkının gasp edilmesine karşı mücadele etti. 8 Martlarda, 25 Kasımlarda kadınların bir araya gelmesini engelleyen iktidara karşı “jin natirsin, hesap dipirsin” dedik. Çocuklara karşı istismarı meşrulaştırmak için bir yasa çıkarmaya çalıştılar yine sokaklardaydık, mücadele ettik, engelledik.

Bugün Türkiye ve Kürdistan’da kadınların büyük başarısı olan İstanbul Sözleşmesi’nin çekildiğini ifade ediyorlar. İstanbul sözleşmesini yürürlüğü koyacağız, tek adam rejimini hep birlikte yürürlükten kaldıracağız. Bizleri siyasetin dışına itmeye çalıştılar, eril siyasete en güçlü en demokratik müdahaleyi yaptık. Siyasetin her yerinde, karar mekanizmalarının her yerindeyiz. Kadın rengiyle siyasetin mümkün olduğunu gösteren en büyük güç sizlersiniz. O yüzden yolumuz açık, kazanımımız büyük olacak.

“Mücadelemizin ana ekseni onurlu barıştır”

Emeğimizi, bedenimizi sömüren bir devlet şiddetiyle karşı karşıyayız. Bu devlet şiddeti aynı zamanda erkek şiddetidir. Kaybettiğimiz birçok arkadaşımız var. İpek Er, Gülistan Doku, Pınar Gültekin ve adını sayamadığımız birçok arkadaşımız var. Bu arkadaşlarımızın katillerine iktidarın hukuku, erkek adalet ceza vermedi. Çünkü bu erkeklere verilen her ceza iktidarın kendisine verdiği cezaya dönüşecekti. O yüzden bu katilleri koruyorlar.

Çünkü aynı zihniyet ve görüşteler. Yine mevcut iktidarın büyüyen kadın mücadelesi karşısında yürüttü savaş ve tecrit politikası var. Bugüne kadar yürüttüğümüz mücadelenin ana eksenlerinden bir tanesi de onurlu bir barıştır. Kürt sorununu görmezden gelen hiçbir iktidar Türkiye’de varlığını sürdüremedi. Geldiğimiz aşamada da AKP-MHP iktidarının, faşizminin Kürt sorunu karşısında aldığı tutum onları tarihin çöp sepetine gönderecek.

Kadınlar dün olduğu gibi bugün de onurlu barış mücadelesinde en önde olmaya devam edecek. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. İmralı Cezaevinde Sayın Abdullah Öcalan başta olmak üzere bütün ülkeye yayılmış tecrit, bu iktidarın başta kendi yasaları olmak üzere imzacısı olduğu uluslararası hukuku çiğnemesi anlamına gelmektedir. Cezaevlerinde bütün hasta arkadaşlarımızın yaşadıkları da bu tecrit siyasetinin devamıdır. Başta Kürt kadınları olmak üzere kadın mücadelesi tecrit karşısında vazgeçmedi. Tecridi kadınlarla birlikte kaldıracağız.

Seçime sayılı günler kaldı. Bizler bir kadın beyannamesi açıkladı. Bizleri engel olarak gören tek adam rejimi beyannamesini açıkladı. Beyannamesi “doğru zaman doğru adam”. Beyannamesinde bir tek kendisi var. Adam diye hitap ediyor. Bizim de sloganımız “yine biz, disa em, çok kadınla birlikte geliyoruz, çok kadınla birlikte değiştireceğiz”. Bizim beyannamemizde neler var?

Devletin bize dayattığı erkek egemen devlet şiddetine karşı Kadın Bakanlığı kuracağız. Var mısınız birlikte kurmaya? Kadın katliamlarına karşı gerçek adaleti değil erkek adaleti dayatan iktidara karşı Kadın İhtisas Mahkemesi kuracağız. Cezasız bırakılan bütün failler bu mahkemelerde yeniden yargılanacak. Bu mahkemeleri birlikte kurmaya var mısınız?

Kadın mücadelesinin önemli duraklarından birisi olan 8 Mart’ı bütün devlet zihniyetine rağmen kutluyoruz ve diyoruz ki beyannamemizde 8 Mart’ı bütün kadınlar için resmi tatil ilan edeceğiz. Bu dünya kadınların görünmeyen emeği üzerinden dönüyor. Ev içi emeğimiz. Kadınlar yoksullukla baş başa bırakılıyor. Kadının görünmeyen emeği için sosyal güvence ve emeklilik hakkı tanıyoruz.

Var mısınız birlikte inşa etmeye? 14 Mayıs’ta çok kritik bir seçimle karşı karşıyayız. Bu seçimler toplum ve iktidar arasında ama aynı zamanda bu seçimler kadınlar ve erkek egemenliği arasında. Biz yolumuzu çizdik. Üçüncü Yol dedik ve bu mücadelenin en güçlü özneleri sevgili kadınlar, sizinle birlikte yeni bir yaşamı, yeni bir yüzyılı kurmaya geliyoruz. Şimdiden başarımız kutlu olsun. Buradayız, kadınlarla birlikte değiştireceğiz. Yolumuz açık olsun.”

Paylaşın

42 Vekile Ait 65 Dokunulmazlık Fezlekesi Meclis’te

Aralarında Halkların Demokratik Partisi (HDP) Meclis Başkanvekili Nimetullah Erdoğmuş ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın da bulunduğu 42 milletvekiline ait 65 dokunulmazlık dosyası, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu.

Haber Merkezi / Meclis Başkanlığı’na, “Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkeresi” sunulan 42 milletvekilinin isimleri şu şekilde:

HDP’den Batman milletvekilleri Ayşe Acar Başaran (2), Mehmet Rüştü Tiryaki, Feleknas Uca (2), Necdet İpekyüz, Tunceli Milletvekili Alican Önlü (2), İstanbul Milletvekilleri Musa Piroğlu, Dilşat Canbaz Kaya, Erol Katırcıoğlu, Züleyha Gülüm, Şırnak Milletvekilleri Nuran İmir (2), Hasan Özgüneş, Mardin Milletvekilleri Pero Dundar (2), Ebru Günay (2), İzmir Milletvekili Murat Çepni (2), Hakkari Milletvekilleri Sait Dede (3), Diyarbakır Milletvekilleri Dersim Dağ (2),

Remziye Tosun (2), Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Şanlıurfa Milletvekilleri Ayşe Sürücü (2), Nusrettin Maçin, Nimetullah Erdoğmuş, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul, Ağrı Milletvekilleri Dirayet Dilan Taşdemir, Berdan Öztürk, Abdullah Koç, Muş Milletvekilleri Gülüstan Koçyiğit (2), Şevin Coşkun (2), Van Milletvekilleri Murat Sarısaç (4), Sezai Temelli (3), Muazzez Orhan Işık (2), Tayyip Temel (3), Siirt Milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Sıdık Taş, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan,

İstanbul Milletvekili Ümit Özdağ (2), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay Mengüllüoğlu, TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, CHP İzmir Milletvekili Ahmet Tuncay Özkan, CHP Muğla Milletvekili Burak Erbay, İstanbul Milletvekili Engin Altay (2)

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

Dışişleri’nden ABD’ye “Ermeni Soykırımı” Tepkisi

ABD Başkanı Joe Biden’ın “Bugün, Meds Yeghern, Ermeni soykırımı, sırasında kaybedilen hayatları hatırlıyoruz ve asla unutmama sözümüzü yeniliyoruz” açıklamasının ardından Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, sosyal medya hesabından tepki mesajı paylaştı.

Haber Merkezi / Bakan Çavuşoğlu mesajında, “Tarihi çarpıtmaya yeltenen siyasi şarlatanlar yine sahnede! Siyasi açıklamalarla tarih yeniden yazılamaz. Bu tutumlarında ısrar eden fırsatçılar, art niyet ve ikiyüzlülükleriyle hatırlanacaktır. Yüce Türk Milleti’ne tarih dersi vermek kimsenin haddi değildir” ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığı da yazılı bir açıklama yayınladı ve “1915 olayları konusunda gerçeklerle ve uluslararası hukukla bağdaşmayan talihsiz açıklamalar, tarihi siyasi saiklerle yeniden yazmaya yeltenen beyhude çabalardır” ifadelerini kullandı.

Açıklamada “Hiç kimse unutmamalıdır ki, 1915 olayları siyasetçilerin kendi gündemlerine ve iç siyasi mülahazalarına göre tanımlanamaz. Böyle bir yaklaşım, ancak tarihin tahrif edilmesine yol açar. Bu taraflı tutumlarını sürdürmekte ısrar edenler tarihte ucuz, siyasi fırsatçılar olarak anılacaktır” denildi.

“Hiç kimse Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez”

Bu açıklamaların Türkiye tarafından “hükümsüz” olduğu belirtilirken “Bizim açımızdan hükümsüz olan bu açıklamaları reddediyor, bu yanlışta ısrar edenleri en şiddetli şekilde kınıyoruz. Hiç kimse ve hiçbir kuruluş, Türkiye’ye kendi tarihiyle ilgili ders veremez” mesajı verildi.

Açıklamada “Dar görüşlü siyasi hesaplara hizmet eden ve tarihten husumet çıkarmaya çalışan bu çevreleri, yaptıkları bu vahim hataları düzeltmeye, önerdiğimiz Ortak Tarih Komisyonu’nu desteklemeye ve ülkemizin öncülük ettiği bölgesel barış ve işbirliği çabalarına katkıda bulunmaya çağırıyoruz” ifadelerine yer verildi.

Çavuşoğlu ve Dışişleri’nin tepki verdiği, 24 Nisan Ermeni Soykırımı’nı Anma Günü vesilesiyle Beyaz Saray tarafından yayınlanan açıklamada, “Bugün, Meds Yeghern’de, Ermeni Soykırımı sırasında yitirilen canları anıyor ve hiçbir zaman unutmama sözümüzü yeniliyoruz” ifadesi kullanıldı.

Açıklamada, “Dünyanın çeşitli ulusları olarak bu acı dolu tarihi anmak için bir araya gelirken, aynı zamanda Ermeni halkının direnç ve azmini düşünüyoruz” denildi. Ermenilerin Amerikan ulusunu güçlendirdiğinin belirtildiği açıklamada, “(Ermeniler) kendi öykülerini ve atalarının öykülerini anlattılar, ki 108 yıl önce yaşanan o soykırım hatırlansın ve onun gibisi bir daha yaşanmasın diye” ifadesine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin adı anılmadı.

1915’te ne olmuştu?

Birinci Dünya Savaşı sürerken Anadolu’da yaşayan Ermeniler 1915-1916 yıllarında, dönemin Osmanlı yönetimi tarafından Doğu Anadolu’dan Suriye ve Mezopotamya’ya sürgüne zorlanmıştı. Açlık, susuzluk, hastalık ve katliamlar nedeniyle yüz binlerce Ermeni, sürgün yollarında hayatını kaybetmişti.

Ermenistan ve çok sayıda tarihçi, bu dönemde 1 milyonun üstünde Ermeninin sistematik olarak katledildiğini ve ağır koşullarda ölüme terk edildiğini savunarak bu süreci “soykırım” olarak nitelendiriyor. Türkiye ise tehcir kararının, savaşın zorlu şartları altında silahlı isyana karşı “son çare” olarak alındığını savunuyor; “acı olaylar” yaşandığını kabul etmekle birlikte soykırım nitelendirmesine karşı çıkıyor.

Ermeni kırımını dünyada 30’u aşkın ülke, parlamento düzleminde soykırım olarak tanıyor. Almanya’da da Federal Meclis 2016 yılında Ermeni kırımını soykırım olarak nitelendiren bir kararı kabul etmişti. Alman hükümeti ise soykırımın hukuki bir tanımı bulunduğuna ve bu konudaki kararın yetkili mahkemelerce verilebileceğine işaret ederek Ermeni kırımıyla ilgili bu tanımlamayı kullanmıyor.

Paylaşın

HDP’li Buldan: AKP Bir Tabela Partisi Haline Gelecek

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Kürt sorunun çözümünün ve gelecekte çözüleceğinin teminatı, halkımızdır. Herkes bilir çözüm sürecinin bitiminde Erdoğan, ‘biz çözüm sürecini bitiriyoruz, buzdolabına koyuyoruz, derin dondurucudan çıkarmıyoruz’ dedi. Bütün bunlara rağmen Kürtlerin demokraside, adalette, hakta, hukukta, barışta ısrarını bugün bir kez daha Hakkari halkı gösterdi” dedi ve ekledi:

“Bir müjde vermek istiyorum. AKP-MHP iktidarı başta başkanlık olmak üzere parlamentoda da bir tabela partisi haline gelecek.”

“Kürt sorunun çözümünün ve gelecekte çözüleceğinin teminatı sizlersiniz, halkımızdır” diyen Buldan, “21 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar 21 yıldır yapmadıkları hukuksuzluk, haksızlık, usulsüzlük, hırsızlık kalmadı” ifadelerini kullandı.

Yeşil Sol Parti, seçim mitinglerinin startını Hakkari’de verdi. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır ve Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın’ın katıldığı mitinge yoğun katılım sağlandı. MA’nın haberine göre, miting alanında dolaştırılan “Gayet tabi kudretlidir durumumuz” pankartı büyük alkış aldı.

“Rekor oy bekliyoruz”

Mitingte ilk olarak konuşan Başak Demirtaş, halkı selamladıktan sonra HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın mesajını okundu.

Demirtaş mesajında, “Biz Hakkari’de rekor oy bekliyoruz. Önce bu iktidarı göndereceğiz sonra yaralarımızı saracağız. Yapacağım şey; Kürt sorununu meclis çatısı altında çözmek için çabalayacağız. Bu nedenle Yeşil Sol Parti’nin en güçlü biçimde mecliste yer alması gerekiyor” dedi.

“Demokrasi 3, faşizm 0”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, AKP ve MHP iktidarına Hakkari’den “ders verme zamanı” olduğunu söyleyerek, “Buraya gelirken arkadaşlarım bana keşke Hakkari vekil sayısı 4 olsaydı diyorlardı, 4 olsaydı dördünü de çıkarırdık diyorlardı. Şimdi hedefimiz 3, sıfır; yani demokrasi üç, faşizm sıfır. Kürt halkının dilini, kimliğini, değerlerini, iradesini her zaman için hiçe saydılar. Sizin saydığınız, sizin seçtiğiniz belediye eş başkanlarını görevden alırken, onların yerlerin kayyımları atarken, Hakkari halkının iradesini hiçe saydılar” dedi.

“AKP bir tabela partisi haline gelecek”

“Kürt sorunun çözümünün ve gelecekte çözüleceğinin teminatı, halkımızdır” diyen Buldan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Herkes bilir çözüm sürecinin bitiminde Erdoğan, ‘biz çözüm sürecini bitiriyoruz, buzdolabına koyuyoruz, derin dondurucudan çıkarmıyoruz’ dedi. Bütün bunlara rağmen Kürtlerin demokraside, adalette, hakta, hukukta, barışta ısrarını bugün bir kez daha Hakkari halkı gösterdi. Bir müjde vermek istiyorum. AKP-MHP iktidarı başta başkanlık olmak üzere parlamentoda da bir tabela partisi haline gelecek.”

“Kürt sorunun çözümünün ve gelecekte çözüleceğinin teminatı sizlersiniz, halkımızdır” diyen Buldan, “21 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar 21 yıldır yapmadıkları hukuksuzluk, haksızlık, usulsüzlük, hırsızlık kalmadı” dedi.

“Faşizm bitecek demokrasi gelecek”

Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü İbrahim Akın da yaptığı konuşmada, “Buradan geleceğin yeni yüzyılını inşa etmeye çalışıyoruz.  Yıllardır yok sayılmayı bitirecek ve yeni bir bahara uyanacağız. Bizler her kimliğin, inancın olacağı bir ülke vadediyoruz ve bunu yapacağız. Bu ülkeyi demokrasiyle taçlandırmak istiyoruz. Faşizm bitecek demokrasi gelecek” diye konuştu.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Herkes İçin Adaleti Getireceğiz

Kars’ta halka seslenen Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bu ülkenin her karış toprağına demokrasiyi, barışı getireceğiz. Demokrasinin önündeki en büyük engel kayyum uygulamasına da son vereceğiz” dedi ve ekledi:

“Emekli kardeşlerim üzülmesinler; ben 2015 tarihinden bu yana bütün emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında en az asgari ücret kadar birer aylık ikramiye ödenmesini istedim ve savundum. Düşük verdiler. Bay Kemal’i cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kurban Bayramı’nda hesabınızda 15 bin TL ikramiyeyi göreceksiniz. Ananızın ak sütü kadar helal parayı çekeceksiniz.”

Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Herkes için adaleti getireceğiz. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmen ataması yapıp bütün köy okullarını açacağız. Nohutu, mercimeği dışardan alıyorlar. Değiştireceğiz bunu! Üreten Türkiye’yi, herkesin kazandığı Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz! Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzeni Türkiye’ye getireceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayları İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile birlikte Karslılarla biraraya geldi.

Halk buluşmasında sahneye önce Mansur Yavaş çıktı. Yavaş, “Seçilirse sosyal yardımı kesecek dediler. 60 bin öğrenci şu anda okuluna ücretsiz gidiyor. Kantinde alışveriş yapamayan öğrencilerin ailelerine her ay 330 lira para yatırarak mahcup olmamalarını sağlıyoruz. Çocuklar okusun diye kreşler açıyoruz. 16 trilyon parayı toprağa gömüp Ankapark yaptılar. Susuz mahalleler var Ankara’da. Otobüs görmemiş mahalleler vardı. 5 katrilyon dinozorların parasını ödedik” ifadelerini kullandı.

“Haksız kesilen 1.6 milyar lira Ankara halkının boğazından kesilen paradır” diyen Yavaş, “Kendilerine oy verenleri de cezalandılar. Saçma sapan projelere dökecek paramız yok. Bugünkü rakamla değeri 350 milyon lira olan giriş kapıları yaptılar. Ne işe yaradığını bilen yok! Parsel parsel Ankara’yı sattılar. Bu söyleyen kendi başbakan yardımcıları. Bunun devam etmesini istiyorlardı. İhalelerin tamamını internetten yayınladık. Hem dış borçları hem bunların borçlarını ödedik” dedi.

Pandemi döneminde öğrencilerin internet ihtiyaçlarını karşıladıklarını hatırlatan Yavaş, AK Parti iktidarının hizmetlerde yetersiz kaldığını söyleyerek, “Seçildikten sonra rozeti çıkardık. Artık koltuklarını korumak, şatafatlı hayatlarını sürdürmek için ona buna iftira atan iktidar gidecek. Duymadığımız laf kalmıyor. Sayın Genel Başkanımızdan Cumhur İttifakı’na ve onlara oy verenlere karşı kötü bir laf duydunuz  mu? Bu kadar bağırdıklarına göre iktidarlarının sonunun geldiğini biliyorlar. Herkese eşit muamele yapan bir iktidar gelecek. 6 genel başkan yapacaklarını imza altına attılar, uzlaştılar. Türkçemizin en güzel kelimesi uzlaşmadır. Artık kavga etmiyorlar bundan niye rahatsız oluyorlar?” dedi.

Yavaş’tan sonra sahneye İBB Başkanı İmamoğlu çıktı. İmamoğlu, “Milleti ayrıştırma konusunda en uzak bir duraksaması yok. Ben şaşıyorum o akla. Şehrimizde mültecilerle beraber 20 milyon insan yaşıyor. Allah şahit, gönlümü biliyor. O 20 milyon insana bir an bile farklı bakmadım, bakamam. Bu bir yönetici terbiyesidir, ahlaktır. Bundan vazgeçen ülkesine yönetici olmamalı. Bize huzur, güzel bir ülke yaşamı lazım. 86 milyon insanına eşit bakan bir anlayış lazım. Bugünkü anlayış; ‘Bana oy verenler abad, oy vermeyenler bertaraf olacak. Oy verenler yerli ve milli, oy vermeyenler terörist’ diyor. Benim 86 milyon insanım yerli ve milli” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu yerel seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Millet İttifakı’na yönelik söylemleri hakkında “Bir caminin çıkışında çaldılar, hırsızlar dedi. Bir tane bile hırsız bulamadınız. Yargıladınız, bir tane bile mahkum etmediniz. Çıkıp milletten özür dilediniz mi?” diye konuştu.

“Size söz veriyorum, bu şehri ayağa kaldıracağız” diyen İmamoğlu, “Kars’ın kişi başı geliri bu ülkenin ortalamasının yarısı kadar. Bu reva mı? Benim Kars’taki çocuğum liyakatiyle, ahlakıyla, çalışkanlığıyla bu şehirde üretecek, kazanacak, istediği kademelere bu ülkede gelecek. Bu şehri pırıl pırıl Türkiye’nin vitrinine koyacağı şehir yapacağız” ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu; “Milletin iradesine set vurulmasına, Kars’ta da seçilmiş ismin yerine kayyum atanmasına karşıyız” sözleriyle iktidarın belediyelere yönelik kayyım uygulamalarını eleştirdi.

Yavaş ve İmamoğlu’nun ardından sahneye çıkan Kılıçdaroğlu, “Kars’a da, Türkiye’ye de, dünyaya da bahar gelecek. Kılıçdaroğlu söz verince mutlaka yapar” dedi.

“Kayyum uygulamasına son vereceğiz”

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle oldu:

Geliriniz düştü mü? Bizim sorunumuzu çözemedilerse yapacağımız şey değiştirmek. İktidarı değiştireceğiz. Daha güzel ve ahlaklı bir iktidar getirmek hepimizin görevidir. Kars’ta genç nüfus fazla ama doğru dürüst stadyumu yok.

Genç kardeşlerime seslenmek isterim: Bulunduğunuz kentte hem iş bulmalı hem de huzur içinde yaşamalısınız. Erzurum da dahil olmak üzere Kars, Iğdır ve Ardahan’ı özel ekonomi bölgesi ilan edeceğiz. Nasıl üretilir göreceksiniz. Orta Doğu’da ve Kafkaslarda tarım alanındaki pazar 25 milyar dolar. Bu pazardan nasıl pay alınır göreceksiniz. Hiçbir fabrika satılmayacak.

Bu ülkenin her karış toprağına demokrasiyi, barışı getireceğiz. Demokrasinin önündeki en büyük engel kayyum uygulamasına da son vereceğiz. Emekli kardeşlerim üzülmesinler; ben 2015 tarihinden bu yana bütün emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında en az asgari ücret kadar birer aylık ikramiye ödenmesini istedim ve savundum. Düşük verdiler. Bay Kemal’i cumhurbaşkanı seçeceksiniz. Kurban Bayramı’nda hesabınızda 15 bin TL ikramiyeyi göreceksiniz. Ananızın ak sütü kadar helal parayı çekeceksiniz.

Herkes için adaleti getireceğiz. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmen ataması yapıp bütün köy okullarını açacağız. Nohutu, mercimeği dışardan alıyorlar. Değiştireceğiz bunu! Üreten Türkiye’yi, herkesin kazandığı Türkiye’yi yeniden inşa edeceğiz! Ne ezilen ne ezen, insanca hakça bir düzeni Türkiye’ye getireceğiz.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli: 14 Mayıs’ta Sinsi Planları Bozacağız

Kastamonu’da halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “Sözümüz sözdür, hiçbir insanımızı açıkta bırakmayacağız. Türkiye’nin önü açıktır. Ülkemiz bir yol kazasına mahkum olmamalıdır. Yazılan dış menşeli senaryolara çığ gibi tepkiler gelmelidir” dedi ve ekledi:

“Şu sorularıma okkalı bir cevap veriniz. Sel ve su baskınlarını istismar edenleri 14 Mayıs’ta şaşkına çevirecek misiniz? Nerede bu devlet diye maksatlı soru soranlara dünyanın kaç bucak olduğunu öğretecek misiniz? Bu evetlerin sayesinde sinsi planları bozacağız.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında geldiği Kastamonu Cumhuriyet Meydanı’nda açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmalarından satırbaşları:

“Deprem bölgesinde 105 bin konutun inşasına başlanmıştır. İmanın olduğu yerde imkan da vardır ve ortadadır. Bizim için imkansız diye bir şey yoktur. Hayatını kaybetmiş insanlarımızı geri getiremezsek de onların anılarına saygı duymamız ve ailelerinin acil ihtiyaçlarını karşılamamız mümkündür.

Cumhur İttifakı’nın duruşu yerli ve millidir. Boşa sallayıp dolu tutmanın peşinden hiç koşmayız. Yaptık mı adam gibi yaparız, milletimiz ne diyorsa onu söyler onu yaparız. Çünkü tarafımız Türkiye’dir çünkü tarafımız mazlum gönüllerdir.

“Sinsi planları bozacağız”

Gaziantep’in Nurdağı ilçesinde yapımı biten köy evlerinin teslim töreninde umut dolu geleceğimizin aydınlığını gördük. Sözümüz sözdür, hiçbir insanımızı açıkta bırakmayacağız. Türkiye’nin önü açıktır. Ülkemiz bir yol kazasına mahkum olmamalıdır.

Yazılan dış menşeli senaryolara çığ gibi tepkiler gelmelidir. Şu sorularıma okkalı bir cevap veriniz. Sel ve su baskınlarını istismar edenleri 14 Mayıs’ta şaşkına çevirecek misiniz? Nerede bu devlet diye maksatlı soru soranlara dünyanın kaç bucak olduğunu öğretecek misiniz? Bu evetlerin sayesinde sinsi planları bozacağız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Gençlere Evlilik Tavsiyesi

Bursa Gemlik’te halka seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, evliliğe teşvik kredisi vereceklerini belirterek, “Gençler bak evliliğe karşı durmak yok. Siz bu LGBT-İ’cilere bakmayın. Bu CHP LGBT’ci, İYİ Parti LGBT’ci, HDP LGBT’ci. Evelallah Cumhur İttifakı kutsal ailesiyle bu yolda yürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa Gemlik’te seçim çalışmaları kapsamında halka hitap etti. Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“Daha önce esnaflarımızın bir bölümüne vergi muafiyeti getirmiştik. Evlerde imal ettikleri ürünleri evlerde ve bazı platformlarda satanları vergi muafiyetine alıyor, sınırı da 320 bin liradan 700 bin liraya çıkarıyoruz.

Berber, terzi, bakkal, manav, kasap, taksici gibi esnaflarımızdan gelir vergisi almayarak dünyada eşi benzeri olmayan bir düzenleme yapmıştık. Halihazırda 837 bin esnafımız hem gelir vergisi muafiyetinden yararlanıyor hem de KDV ödemiyor.

Bu yıl basit usule tabi olma hadlerini yeniden düzenledik. Gerçek usule geçmesi gereken esnafımızın basit usulden yararlanmasını sağlıyoruz. 80 bin pazarcı esnafımızın kazançlarını da bu istisna uygulamasına dahil ediyoruz.

Şehir içi taksi, dolmuş, minibüs, midibüs, otobüs, çekici işletmeciliği, kamyonla ticari yük taşımacılığı yapan esnafımız aynı cins aracını yenilerken ÖTV ödemeyecek. Yeni Meclis açıldığında ilk düzenleme bu olacak.”

Evliliğe teşvik kredisi vereceklerini söyleyen Erdoğan, “Gençler bak evliliğe karşı durmak yok. Siz bu LGBT-İ’cilere bakmayın. Bu CHP LGBT’ci, İYİ Parti LGBT’ci, HDP LGBT’ci. Evelallah Cumhur İttifakı kutsal ailesiyle bu yolda yürüyor” dedi.

Paylaşın

“Malatya Yakınlarında 6,8 Büyüklüğünde Deprem Olabilir” Uyarısı

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Pütürge fayının kırılmadığını tespit eden bilim insanları, sürtünmenin yoğunlaşması durumunda bu fayın kırılacağı ve Malatya yakınlarında 6,8 büyüklüğünde bir depremin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.

Malatya’nın Pütürge ilçesinin altındaki fay hattında çok sayıda sismik aktivite görüldü ancak kayma meydana gelmedi. Bilim insanları, bunun fayın kilitlendiği ya da sıkıştığı ve gelecekte kayma olasılığı olduğu anlamına geldiğini belirtiyor.

ABD’li bilim insanları tarafından yapılan yeni bir çalışma Türkiye’de 6 Şubat’ta 50 binden fazla kişinin ölümüne ve yüzbinlerce binanın yıkılmasına neden olan Kahramanmaraş depremlerinde Pütürge fayının kırılmadığını tespit etti.

Bilim insanları sürtünmenin yoğunlaşması durumunda Malatya yakınlarında 6,8 büyüklüğünde bir depremin tetiklenebileceği uyarısında bulundu.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Güney Kaliforniya Üniversitesi (USC) öncülüğünde yürütülen çalışma geçtiğimiz günlerde bilimsel Seismica dergisinde yayınlandı.

Jeofizikçi Sylvian Barbot’un öncülüğündeki çalışmada uzaktan algılama kullanılarak 6 Şubat’taki büyük depremler belgelendi.

Barbot “Neye karşı hazırlıklı olmamız gerektiği konusunda biraz daha bilgi sahibi olduk. Zamanlamasını bilmiyoruz ama nerede olabileceğini biliyoruz” dedi.

Pütürge’de kayma meydana gelmedi

Büyük depremler tektonik plakaların kaymasından dolayı meydana geliyor. Yerkabuğunun ağır hareket eden parçaları olan plakalar birbirine baskı yapıyor ve on yıllar, yüzyıllar hatta daha uzun süreler boyunca  yavaş yavaş güç birikimine yol açıyor. Plakalar sonunda kaydığında enerji açığa çıkıyor ve dalgalar halinde yerkabuğuna ulaşıyor.

Çalışmaya göre Malatya’nın Pütürge ilçesinin altındaki fay hattında çok sayıda sismik aktivite görüldü ancak kayma meydana gelmedi. Araştırmacılar bunun fayın kilitlendiği ya da sıkıştığı ve gelecekte kayma olasılığı olduğu anlamına geldiğini belirtiyor.

Bardot bu bilgiler ışığında öncelikle yerel halkın hazırlıklı olması gerektiğinin altını çiziyor. Bardot ayrıca bu durumun depremin nasıl başladığı ve bittiği konusunda gözlem deneyi yapması için hazırlıklı olma konusunda bilim insanlarına bir fırsat sunduğunun altını çiziyor.

Çalışmada ne deniliyor?

Çalışmada büyüklüğü 7,8 olan ana şokun, Doğu Anadolu Fayı’nın 310 kilometre uzunluğundaki bir segmentini yırttığı ve çoklu serbest bırakma basamakları boyunca yayıldığı; büyüklüğü 7,6 “artçı şokun” ise Doğu Anadolu Fay Bölgesi’nin yakınlardaki sol-yanal doğrultu atımlı faylarını etkileyerek 150 kilometre uzunluğunda bir yırtılmaya neden olduğu tespitlerine yer verildi.

Bu iki olay ve Antakya yakınlarında 20 Şubat’ta meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki “artçı şok” için sismik kaymanın mekansal dağılımını kısıtlamak için uzaktan algılama gözlemlerini kullanan çalışmada “Ana şok için, yırtılma yayılımı Doğu Anadolu fayının dağınık sonlanmasında güneye doğru durmuş ve 2020 yılında 6,8 büyüklüğündeki Elazığ depreminin yaklaşık 20 kilometre güneyindeki Pütürge segmentine doğru kuzeye doğru daralarak potansiyel bir sismik boşluğu vurgulamıştır. Bu olaylar, olgunlaşmamış fay sistemlerinin yüksek sismik potansiyelinin altını çizmektedir.” denildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

10 Anketin 8’inde Kılıçdaroğlu, Erdoğan’dan Önde

10 anketin ortalamasına göre Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 47,5 oy alıyor. Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı ise yüzde 44,4. Muharrem İnce yüzde 6 oy alırken Sinan Oğan yüzde 2,2’de kaldı.

Ayrıca, kararsızlar, cevap vermeyenler ve oy kullanmayacağını söyleyenler orantısal olarak dağıtıldıktan sonra 10 anketten dokuzu seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor.

14 Mayıs’ta gerçekleşecek cumhurbaşkanlığı seçimine günler kala kamuoyu araştırma firmaları anket sonuçlarını açıklıyor. Bu son anketler dört aday da belli olduktan sonra Nisan ayında yapıldı.

Kararsızlar dağıtıldıktan sonra 10 anketin ortalamasına göre Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 47,5 oy alıyor. Cumhur İttifakı adayı Recep Tayyip Erdoğan’ın oy oranı ise yüzde 44,4. Memleket Partisi lideri Muharrem İnce yüzde 6 oy alırken ATA İttifakı adayı yüzde 2,2’de kaldı.

10 anketin 8’inde Kılıçdaroğlu önde

Cumhurbaşkanı adayları hangi ankette kaç puan alıyor? Firmaların Nisan ayında yaptıkları araştırmaların sonuçları gelmeye devam ediyor. 10 firmadan sekizinde Kemal Kılıçdaroğlu önde giderken iki ankette (Optimar ve SONAR) Erdoğan ilk sırada bulunuyor.

10 anketten sadece birinde seçim ilk turda bitebilir

Kararsızlar, cevap vermeyenler ve oy kullanmayacağını söyleyenler orantısal olarak dağıtıldıktan sonra 10 anketten dokuzu seçimin ikinci tura kalacağını gösteriyor. Sadece Optimar anketinde seçim ilk turda bitiyor.

Hangi firmalar yer alıyor?

Ortalama hesaplamasına dahil edilen 10 firma şöyle: Metropoll, Gezici, ORC, ALF, Optimar, SONAR, MAK; Aksoy, AR-G, Yöneylem.

Bu firmalardan MAK ve Metropoll açıkladıkları anket sonucunda kararsız, cevap vermeyen ve oy kullanmayacağını söyleyenleri orantısal olarak dağıtmadı. Euronews Türkçe’nin hesaplamasında bu iki firmanın sonuçlarında yer alan bu gruptakiler orantısal dağıtıldı.

GENAR firması sonuç açıklamasına rağmen listede yer almadı çünkü firma sadece seçimin ikinci tura kalması durumundaki olası sonucu açıkladı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın