Kemal Kılıçdaroğlu TRT’de: TRT Gerçekleri Gizliyor

TRT’de propaganda konuşmasını yapan “Sevgili halkım, TRT siyasal iktidardan bağımsız kamu yayıncılığı yapmak üzere kurulmuştur. Halk doğru, tarafsız ve gerçek habere ulaşsın diye, halk için var. Ancak bugün TRT iktidar partisinin yayın organı haline geldi. Oysa haber alma özgürlüğü temel haklardandır. Bu hak demokratik toplumlarda toplumun doğru bilgi edinmesini sağlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “TRT her gün kendi ilkelerine ve mevzuatına aykırı yayın politikası ile suç işliyor. Halkın vergileri ile ayakta kalmasına rağmen iktidarın güdümünde, iktidarın propagandasını yapıyor. Atanmışlar, taraflı yayıncılıkla halkın haber almak hakkını ihlal ediyor. TRT gerçekleri halktan gizliyor”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde, TRT’de propaganda konuşmasının ilkini gerçekleştirdi.

“Sevgili halkım, TRT siyasal iktidardan bağımsız kamu yayıncılığı yapmak üzere kurulmuştur. Halk doğru, tarafsız ve gerçek habere ulaşsın diye, halk için var. Ancak bugün TRT iktidar partisinin yayın organı haline geldi. Oysa haber alma özgürlüğü temel haklardandır. Bu hak demokratik toplumlarda toplumun doğru bilgi edinmesini sağlar.

TRT her gün kendi ilkelerine ve mevzuatına aykırı yayın politikası ile suç işliyor. Halkın vergileri ile ayakta kalmasına rağmen iktidarın güdümünde, iktidarın propagandasını yapıyor. Atanmışlar, taraflı yayıncılıkla halkın haber almak hakkını ihlal ediyor. TRT gerçekleri halktan gizliyor”

Propaganda hakkını gerçekleri anlatmak için kullanacağını belirten CHP lideri “TRT size faturalarını ödeyemedikleri için, karanlığa mahkum edilen milyonlarca vatandaşımızı gösterdi mi? Göstermedi” dedi.

Bartın maden faciasına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, “Bartın maden faciasında hayatını kaybeden Rıdvan’ın ailesini ziyaret etmiştim. Oğlu Emrullah’ın keder dolu gözleri bıçak gibi kalbime saplandı. TRT hayatını kaybeden 41 maden işçisinin hikayelerini haber yaptı mı? Yapmadı. Tedbirsizliği, denetimsizliği, hesap verilmeyen aileleri, işçisinin can güvenliğini sağlayamayanları anlattı mı? Anlatmadı” şeklinde konuştu.

Şenyaşar Ailesinin yaşadıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, “Şanlıurfa’da iktidar partisi adayının kardeş ve akrabaları tarafından eşi ve 2 evladı öldürülen, adalet aramak için yılladır nöbet tutan Emine Şenyaşar’a sarıldım. Emine Hanımın bitmeyen gözyaşlarını TRT halkımıza gösterdi mi? Göstermedi” ifadelerini kullandı.

‘TRT gerçekleri gizliyor’ Kılıçdaroğlu, TRT’nin gerçekleri gizlediğini belirterek sözlerini şöyle sürdürüdü:”8 Şubat’ta Hatay Samandağ’daydım. ‘İçeride annem, abim ve babam var. Ses veriyorlar. Termal kamerada ısı da var. Ama girecek ekipman yok’ diye bize feryat eden gencimizi TRT’nin ekranında gördüğünüz mü? Görmediniz.

‘Devlet nerede, AFAD nerede?’ diye bağıran vatandaşlarımızın görüntüleri yayınlandı mı? Hayır, yayınlanmadı.” “Ekmeğini çöpten çıkaran, ekmek teknesi gasbedilen kağıt işçilerinin deposuna gittim. Çaylarını içtim. Baver Bey, uğradığı haksızlığı bana anlattı. Çok üzüldüm. Bana ‘Üstümüz kirli olabilir ama içimiz gül bahçesi’ diyen kağıt işçilerinin yaşadıklarını TRT size anlattı mı? Anlatmadı.

“Ergenekon kumpası ile canına kastedilen Kuddusi Okkır’ın evine gittim. Beni metanetle karşılayan Sabriye Okkır hanımı gördüğünüz mü ekranlarınızda?

Görmediniz. ‘Süt veren ineğimi kestirip, kredi ödüyorum’ diyen Meliha Hanımı peki? Onu da görmediniz. TRT halkımıza 73 yaşında Kazdağları’nı savunan Hanife Hanımı, suyunu, toprağını yani yaşamı korumak için can ve başla mücadele eden vatandaşlarımızı gösterdi mi? Göstermedi” Kılıçdaroğlu, TRT’nin KPSS’de derece yapmasına rağmen atanamayan Salih Can’a da yer vermediğini kaydederek, “KPSS’de derece yapmasına rağmen atanamayan Salihcan’ın hikayesine yer verdi mi, sözde haberlerinde? Vermedi.

‘Sokakta uyuşturucu torbacıları tarafından ülkücü hareketin en değerli evlatlarından biri olan ve hunharca katledilen Sinan Ateş’in eşi ve bebeklerini gösterdi mi? Ateş ailesinin hikayesini dinlediniz mi hiç TRT’de? Dinleyemediniz. Gezi Parkı davasında haksız yere hapis yatan şehir plancısı Tayfun Kahraman tutuklandı. Cezaevine girmeden önce kızı Vera’ya son sarılışını gördünüz mü? Görmediniz. Göstermediler”

Paylaşın

Erdoğan: Tercihinizi Güven Ve İstikrarın Devamından Yana Yapın

TRT’de propaganda konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “14 Mayıs’ta tercihinizi Türkiye Yüzyılı’ndan yana yapın. Tercihinizi güven ve istikrarın devamından yana yapın. Tercihinizi evlatlarınızın geleceğinden yana yapın ve 14 Mayıs’ta öyle bir kazanacağız ki bu ülkenin hiçbir ferdi kaybetmeyecek” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, konuşmasında, ”Elbette eksiklerimiz, hatalarımız olmuştur. Ama samimiyetle ve tüm gücümüzle eser üretmek, hizmet vermek için çalıştığımızı kimse inkar edemez. Sizlerden aldığımız destekle ülkemize, Cumhuriyet tarihinin tamamını katlayan eserler kazandırdık’ ifadelerini kullandı.

“Eğitimde, sağlıkta, adalette, güvenlikte, ulaşımda, enerjide, sanayide, tarımda, ticarette ülkemize kazandırdığımız altyapıyı hep bugünler için kurduk. Demokraside, hak ve özgürlüklerde ülkemizin standartlarını hep bugünler için yükselttik. Artık bu hayali gerçekleştirmenin eşeğindeyiz” diyen Erdoğan, “Tarihimizdeki o şanlı günleri kitaplarda iç geçirerek okumak, dizilerde hayıflanarak seyretmek yerine daha iyisiyle canlandırabileceğimiz bir yerdeyiz. 14 Mayıs seçimlerini işte bu kritik dönemecin sembolü yapmak istiyoruz.” diye devam etti.

“Siyasette 40 yılı, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülke yönetiminde 20 yılı devirmiş bir kardeşiniz olarak başka herhangi bir dünyevi hırsımın olmayacağını herhalde sizler de taktir edersiniz.” diyen Erdoğan, “Tercihinizi evlatlarınızın geleceğinden yana yapın ve 14 Mayıs’ta öyle bir kazanacağız ki bu ülkenin hiçbir ferdi kaybetmeyecek” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde, TRT’de propaganda konuşmasının ilkini gerçekleştirdi.

Konuşmasına tüm vatandaşları selamlayarak başlayan Erdoğan, ilk gençlik yıllarından beri siyasetin farklı kademelerinde hep vatandaşların huzurunda olduğunu belirterek, üstlendiği her görevde, yaptıkları her işte vatandaşların murakabesi altında bir hayat sürdüğünü söyledi.

Bugüne kadar girdikleri 15 seçimin tamamında, vatandaşların sandıkta verdiği onayla Türkiye’nin yönetim sorumluluğunu yürüttüklerini ifade eden Erdoğan, “Bu zorlu süreçte karşılaştığımız her sıkıntının üstesinden sizlerin desteği ve duasıyla geldik. Elbette eksiklerimiz, hatalarımız olmuştur. Ama samimiyetle ve tüm gücümüzle eser üretmek, hizmet vermek için çalıştığımızı kimse inkar edemez. Sizlerden aldığımız destekle ülkemize, Cumhuriyet tarihinin tamamını katlayan eserler kazandırdık.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılında hayata geçirdikleri reformlarla, sadece ülkenin demokrasi ve kalkınma altyapısının eksiklerini tamamlamakla kalmadıklarını, asıl başarılarının, tarihi bir zihniyet devrimini gerçekleştirmek olduğunu dile getirdi.

“Bu öyle bir devrim ki kökeninden, inancından, mezhebinden, meşrebinden dolayı kendini ülkesinden ve devletinden dışlanmış hisseden her ferdi kucakladı. Her bir insanımızı, tüm farklılıklarının ötesinde, Türkiye ortak paydasının ayrılmaz bir parçası haline getirdi.” diyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Mardinli Aziz Sancar Hoca’mız Nobel ödülünü kazandığında, kimse ona kökenini, şehrini, anasının, babasının mesleğini, kıyafetini sormadı. Hataylı Uğur Şahin küresel salgına karşı en etkili aşıyı geliştirdiğinde, kimse onun nereden geldiğine, nerede yaşadığına bakmadı. Yozgatlı Rıza Kayaalp güreşte üst üste şampiyonluklar kazandığında, kimse ona nereli olduğunu, kimlerden olduğunu, nerede büyüdüğünü sormadı. Trabzonlu Selçuk Bayraktar dünya savunma sektöründe çığır açan işlere imza attığında, kimse onun dedelerinin peşine düşmedi. Milletçe, bu değerlerimizin hepsinin farklı alanlardaki başarılarıyla gurur duyduk, hepsini sahiplendik. Gerek şehirlerimizde, gerek TEKNOFEST gibi etkinliklerde gençlerimizin azimlerini, gayretlerini, çabalarını gördükçe yüreğimizi sevinç kaplıyor.

Küresel başarılarıyla takdir kazanan insanlarımızla ne kadar gurur duyuyorsak, fabrikada alın teriyle üretim yapan, ofiste masasının başında dosyasını tanzim eden, dükkanında, atölyesinde tezgahının başında ekmeğini kazanan, tarlasında toprağını eken, ahırında hayvanını besleyen, okulunun sırasında kafasını kitabına gömen, evinde ailesi ve çocukları için çalışıp didinen, emekliliğinde ikinci baharını yaşayan, velhasıl her nerede olursa olsun bu ülkenin bir bireyi, bu milletin bir ferdi olarak Türkiye’ye değer katan tüm vatandaşlarımızla iftihar ediyoruz.”

Erdoğan, şimdi de aynı anlayışla, Türkiye Yüzyılı’nı milletin ortak hayali olarak inşa etmeye hazırlandıklarını belirterek, “Ülkemizin bugün geldiği seviyede emeği, alın teri, zihin çabası, katkısı olan herkesi, hiçbir ayrım yapmadan, bu hayalin etrafında kenetlenmeye davet ediyoruz. 14 Mayıs seçimlerini, işte bu kenetlenmenin yeni bir tezahürü haline dönüştürmek istiyoruz.” dedi.

Dünyanın yaşadığı siyasi ve ekonomik dönüşümün Türkiye’nin önüne açtığı fırsatları, ancak bu şekilde kazanca çevrilebileceğine işaret eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Geçtiğimiz 21 yılda ülkemizin asırlık demokrasi ve kalkınma eksiklerini giderirken, hep bu günlerin özlemiyle yaşadık. Eğitimde, sağlıkta, adalette, güvenlikte, ulaşımda, enerjide, sanayide, tarımda, ticarette ülkemize kazandırdığımız altyapıyı hep bu günler için kurduk. Demokraside, hak ve özgürlüklerde ülkemizin standartlarını hep bu günler için yükselttik. Artık, bu hayali gerçekleştirmenin eşiğindeyiz. Milletimiz buna layıktır. Milletimiz, kendilerini gelişmiş olarak tarif eden ülkelerde ne varsa, hepsine de daha fazlasıyla sahip olmaya layıktır. Tarihimizdeki o şanlı günleri kitaplarda iç geçirerek okumak, dizilerde hayıflanarak seyretmek yerine, daha iyisiyle canlandırabileceğimiz bir yerdeyiz. 14 Mayıs seçimlerini, işte bu kritik dönemecin sembolü yapmak istiyoruz.”

Hep “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” öğüdünün, Yunus’un “Gönüller yapmaya geldik” düsturunun peşinden gittiklerini kaydeden Erdoğan, “Bunun için ne mücadeleler verdiğimizi en iyi sizler biliyorsunuz. Ülkemizi, vesayetin dişlilerinden, terör örgütlerinin kanlı ellerinden, darbecilerin namlularından, ekonomik tetikçilerin tuzaklarından kurtarma mücadelesi verirken, hep milletimizin selametini, ülkemizin huzurunu düşündük.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“14 Mayıs’ta da sadece Türkiye’nin güvenliğinin ve huzurunun devamını, evlatlarımızın geleceğinin aydınlığını, Türkiye Yüzyılı’nın yükselişini hedefliyoruz. Siyasette 40 yılı, başbakan ve cumhurbaşkanı olarak ülke yönetiminde 20 yılı devirmiş bir kardeşiniz olarak, başka herhangi bir dünyevi hırsımın olmayacağını herhalde sizler de takdir edersiniz. İşte bunun için diyorum ki 14 Mayıs’ta tercihinizi Türkiye Yüzyılı’ndan yana yapın. Tercihinizi güven ve istikrarın devamından yana yapın. Tercihinizi evlatlarınızın geleceğinden yana yapın. Ve 14 Mayıs’ta öyle bir kazanacağız ki, bu ülkenin hiçbir ferdi kaybetmeyecek.”

Paylaşın

Erzurum Olayları: İmamoğlu’ndan Dört Soru

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Erzurum’da taşlı saldırıya uğradığı için mitingi yarıda keserek İstanbul’a döndü.

Haber Merkezi / Havalimanına indiğinde eşi Dilek İmamoğlu ile birlikte CHP Meclis Grup Başkan Vekili Engin Altay, CHP İstanbul milletvekilleri Zeynel Emre ve Yunus Emre’nin de olduğu partililer tarafından karşılanan İmamoğlu, Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun çağrısı üzerine Sabiha Gökçen Havalimanı’nın önüne gelenlere seçim otobüsünden hitap etti.

İmamoğlu’nun açıklamalarından satır başları öyle:

Öncelikle Erzurum’da o güzel meydanda toplanarak bizimle duygularımızı paylaşmak için oraya gelen. Kızlarımızdan oğullarımızdan annelerden teyzelerden amcalardan kardeşlerimden helallik istiyorum onlar teşekkür ediyorum. Onlar oraya geldiler onlar Erzurumlu hemşerilerimin bir temsilciydi. Ama ne yazık ki o koca taşların yaraladığı o insanlara Allah şifa versin üzüntümüz ben o çocukların hanımefendilerin gençlerin her birisinin sağlığıyla anbean ilgileneceğim en kısa zamanda da bir araya gelip kucaklaşacağım.

Tarihi bir sürecin içindeyiz. Ne yazık ki ülkemizi bu duruma getiren bir avuç insanın hiçbir zaman bu kötü uygulamalarının kötü dillerinin kötü davranışlarının onlardan kurtulana kadar sonu gelmeyecek bunu bilelim. Tedbirli olalım. Tedbirin birkaç yolu var. Tedbirin birinci dili sevgidir. İkinci dili uzlaşmadır. Üçüncü dili hiçbir vatandaşımıza kırıcı davranmamaktır. Vatandaşlarımızı kucaklamaktır.

“Ahlakını yitirmiş bir adam”

O meydanda kim oldu belli olmayan o 100 200 kişi asla masum değil. Şimdi İçişleri Bakanı bir televizyon kanalında çıkarak Erzurumlulara provokatör dediğimi anlatacakmış. Utanmaz adam, iftiracı, yalancı. Ve bu adam gözü dönmüş bir şekilde, gözü fır fır dönerek konuşuyor. Ahlakını yitirmiş bir adam.

Erzurumlu boşuna dadaş adını almamıştır Erzurumlu merttir Erzurumlu Nene Hatun’un torunudur. Erzurumlu onlara cevabını verecek hiç kuşkum yok.

Biz bugün Çorum’a gittik Sivas’a gittik ardından Erzurum’a gideceğiz bir haber geldi. Halk buluşması yapacağımız yere otobüsler çekiliyor. Neymiş Büyükşehir Belediyesi orada otobüs tanıtımı yapacakmış. Bakın o an itibari ile arkadaşlarım diyalog kurmaya başladı. Bize söylenen şu ‘bu yanlıştır doğru değildir.’ Ardından valinin danışmanıma verdiği cevap ‘Merak etmeyin gerekli tedbirleri aldık 5 bin polisimiz bu konuda en yüksek tedbirle hiçbir problem çıkarmayacak dedikodulara kulak asmayın.’ Sonra otobüsler sahadan çekildi. Çekildikten sonra vali tekrar hem danışman arkadaşlarıma bir sorun yok, olmayacak dendi.

Sivas’tan Erzurum’a indik bir grubun toplandığını öğrendik. Biz oraya gittik. Milletvekili adaylarımızla konuştuk bu konu hafta içi konuşuluyor ve burada miting alanı tartışılıyor miting alanında sorun çıkarıyorlar. Burası ile ilgili sorun olmaz Ekrem bey gelir selamlama yapar sonra isterse esnafla selamlaşarak Erzurum gezisine devam eder. Vali ile uzlaşılıyor İl Emniyet Müdür Yardımcısı Umut Bey ile uzlaşılıyor ve buranın ilanı il tarafından ilan ediliyor. Biz bu kararla oraya gittik.

“Polisi uyarmama rağmen hareket edilmedi”

Oraya vardığımızda aynen böyle bir ortam vatandaşlara sesleniyoruz. Arkamızda 1,5 metrede bir polislerin yüzüne doğru baktığı 150-200 kişi… Seslenişe başladım. 5. dakikada taşlar yağmaya başladı ve tek bir müdahale yapılmadan izlendi. Bunlar azmettirilmiş insanlardır. Bunlar taşları attıkça gözümün önünde çocuğun başı kanamaya başladı teyzenin gözü kanamaya başladı. Bir amca yere yığıldı. Aşağıda konuşmaya devam ettim geri çekilin dedim. Allah var insanlarımızın bir tanesi bile oraya taş atmadı. O insanlar çaresizce bekledi.

Bunları izledik daha sonra polisi uyarmama rağmen hareket edilmedi. Ben dedim vatandaşlarım ben sizsin aranızdan benden dolayı siz taşa maruz kalıyorsunuz ben mecburen buradan ayrılıyorum. Sizin emniyetiniz için ayrıldım. Havalimanına giderken bize bir trafik polisi eşlik etti. Bu polis meselesi değil polisimiz bizim kardeşlerimiz.

Birincisi belediye başkanı zavallı bir hamle yaparak tarihe kara leke almış bir yerel yönetici olarak geçmiştir. Ne yazık ki vatandaşımızı koruması gereken emniyet güçleri orada ne yazık ki taş atanları koruma altına alarak onların taş atmasını izledi.

Soru bir, Emniyet müdürü kimdir? Emniyet müdürü polise nasıl bir talimat verdi ki polis yerinden kıpırdayamadı?

İki, elinde Türk Bayraklarıyla buraya gelmiş binlerce insan taş yağıyor dememe rağmen nasıl bir talimat aldınız da kılını kıpırdatmadın emniyet müdürü sana soruyorum.

Üç, emniyet müdürü validen bile talimat almayacaksın görevini yapacaksın diye bir talimat almış mıdır? Hesabını verecek.

Dört, onlarca insan; ben iki buçuk saat havalimanında bekledim 12-13 tane ulaşabildim yaralılar görüntülü konuştum. Vali bilgi vermek için aradı 7 kişi dedi ben 12 kişiyle konuştum. Yandaki Telekom binasında kamerayla çekim yapan polisler de var. Bu saldırıyı yapan 200-300 kişiden kaçı gözaltına alındı bana bilgi gelmedi haber ve cevap bekliyoruz.

Belediye başkanı halkı insanları provoke eden bir dil ve anlayışla oraya o otobüsleri koyarken, niçin seyirci kalındı. Vali bey 5 bin polisle tedbir alındığını söylemesine rağmen niçin sahada o sayıyı göremezken havalimanına giderken niçin yanımızda tek bir polis bulunmadı.

Millet İttifakı’nın önemli bir insanı olarak İstanbul’un seçilmiş bir belediye başkanı bu olayları yaşamış, iki buçuk saat havalimanına beklememe rağmen tek bir yetkili, ‘kardeşim ne oldu geçmiş olsun’ niçin diyemedi. Şimdi bu soruların cevabını bu dönemin ve sürecin içindeki bir avuç insandan asla beklemiyorum. Bu soruların cevabını bir hafta sonra tek tek alacağız tek tek.

Bu taşlar Ekrem İmamoğlu’na atılmadı. Bu taşlar kardeşliğimize atılmıştır. Bu taşlar memleketin inancına değerlerine atılmıştır. Milletin birlik ve beraberliğine atılmıştır. Bu azmettirici zihniyeti de biliyoruz. Biz bir avuç insanın siyasi stratejisine içinde bulunan bir takım örgütlü yapıları açıklarken biricikleri rahatsız mı oldu. Bu devleti bir parti devleti bir şahsın devleti yapmalarına asla müsaade etmeyeceğiz. O bir avuç insanın çocukları bile onların evladı olmaktan utanıyor.

2019’da bana sevgi pıtırcığı dediler. Evet öyleyim. Sizin gibi avuç insan gibi suratı asık, bizde mendebur suratlı derler, öyle olacağıma evet ben sevgi pıtırcığıyım. Her biriniz bulunduğunuz yeri sevgiye boğacaksınız… 2019’da yaşadıklarımızı hatırlıyorsunuz seçimi elimizden almaya kalktılar. Bize oy vermeyenler bile ne dedi biliyor musunuz? İyi ki bu adam kazandı dedi. Kötülüğe son vereceğiz iyilik kazanacak. Hazır mıyız?

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Ülkeye Değişim Getirmenin Bir Bedeli Vardır

Sosyal medya hesabından ‘Erzurum Olayları’ başlığıyla bir video paylaşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, itidal çağrısı yaptı ve seçmenin korkutulmaya çalıştığını savundu ve “14 Mayıs’a odaklanın, gerisi teferruattır” dedi.

Haber Merkezi / “Ekrem evladıma geçmiş olsun” diyen Kılıçdaroğlu, “Ülkeye değişim getirmenin bir bedeli vardır. Bunu da ödemeye hepimiz hazırız” dedi. Kılıçdaroğlu, Antalya mitinginde de saldırıyı değerlendirdi ve “Provokasyonlara karşı dikkatli olacağız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde yaşanan taşlı saldırı sonrası, sosyal medya hesabından ‘Erzurum Olayları’ başlığıyla bir video paylaştı.

Kılıçdaroğlu, videoda şunları söyledi:

Mafyalar, militanlar, SADAT’çılardan, Sinan Ateş’i öldüren torbacılardan, beşli çetelerden, domuz bağcılardan oluşan bir militarist koalisyon var. Bugün Ekrem başkanımıza saldıranlar bunlar. Amaçları insanlarımızı korkutmaktır. Sandıktan uzak tutmaktır. Türkiye makul çoğunluğun ülkesi. Çoğunluk bu kötülüğü bitirecek.

Sevgili vatandaşlarım 14 Mayıs’a odaklanın. Başka her şey teferruattır. Sakın kızmayın, sakın küsmeyin. İnsanınızı sevin, bağrınıza basın. O terör gruplarını kahreden de tam olarak budur. Ekrem evladıma da geçmiş olsun. Ülkeye değişim getirmenin bir bedeli vardır bunu da ödemeye hepimiz hazırız.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de sosyal medya hesabından, “Millet iradesini ne taşla ne de kurşunla durduramazsınız” paylaşımını yaptı. Millet İttifakı partilerinin liderleri mesajlarla İmamoğlu’na destek verdi.

HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Ekrem İmamoğlu’nun maruz kaldığı saldırı, iktidarın kirli dilinin ürünüdür. ” mesajını verdi. Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitinginde yaşananlar sonrası yurttaşlara “Siz lütfen sakin olun, öfkenizi sandığa saklayın” çağrısında bulundu.

Paylaşın

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’nun Mitingine Taşlı Saldırı

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı yardımcısı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğradı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki gösterdi ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyardı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralandı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıktı.

Saldırının ardından İmamoğlu’nun Erzurum Valisi Okay Memiş’e tepki gösterdiği görüntüler ortaya çıktı. Telefonda Vali Memiş’e “Erzurum adına kınıyorum, dadaş adına kınıyorum. Bana ‘tedbirleri aldım ama üzgünüm’ derseniz bunları söylerim size. Ama ‘Tedbir alamadım, gereğini yapacağım’ derseniz…” ifadelerini kullandı. Vali Memiş’in “Ağır konuşuyorsun” demesi üzerine İmamoğlu “Ağır mı konuşuyorum! Sen dua et ben böyle konuşuyorum!” karşılığı verdi.

Vali ve belediye başkanından açıklama

Erzurum Valisi Okay Memiş de, İmamoğlu’nun mitingindeki saldırıya ilişkin olarak “Bugün Havuzbaşı Kent Meydanı, resmi olarak ilan edilmiş miting alanı değildi. Eğer resmi alan olarak ilan edilen bir miting alanı olmuş olsaydı, birçok daha fazla güvenlik tedbiri alıp bunu sağlayabilirdik.” dedi.

Vali Memiş, Valilik’te düzenlediği basın toplantısında, İmamoğlu’nun kente ziyaretinin bir “miting” olarak değil, “esnaf ziyareti” olarak programlandığını savundu.

AK Partili Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, CHP il başkanlığının kamuoyunu yanılttığını savundu.

Sekmen, “Cumhuriyet Halk Partisi, İl Seçim Kurulu tarafından belirlenen miting alanını dolduramayacağını anladığından sağı solu karalayarak ‘Miting yapmamıza izin verilmiyor’ imajını oluşturmaktadır. Miting alanı müsaittir ve ilgili makamlardan izin alınarak isteyen parti miting yapabilir.” mesajını sosyal medya hesabından paylaştı.

Paylaşın

TİP Sözcüsü Sera Kadıgil: Bizden Çaldıkları Ne Varsa Hepsini Geri Alacağız

Partisinin TRT’deki propaganda konuşmasını yapan Türkiye İşçi Partisi Sözcüsü Sera Kadıgil, “Bizden çaldıkları ne varsa hepsini tek tek geri alacak, üretimi, tarımı, kaynaklarımızı patronların kaynaklarına göre değil, hepimizin ihtiyacına göre planlayacağız. Dinin baskı aracı olarak kullanılmasını, dini değerlerin siyasete alet edilmesini, Cumhuriyet’in ilerici kazanımlarının birer birer elimizden alınmasını dur diyeceğiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Laikliği mutlaka kazanacağız. Üniversiteleri kayyumlardan, eğitimi de devleti de tarikatlardan temizleyeceğiz. Ülkemizi gençlerin terk etmek için can attığı değil kalıp özgürce yaşayacağı, okul şenliklerinde gençlik festivallerinde gönlünce coşacağı bir yer haline getireceğiz. Basının, bilimin, sosyal medyanın, kültür ve sanatın önündeki baskıları yok edeceğiz. Sadece sen değil, senden sonraki çocuklar da bu ülkede rahat nefes alıp verebilsinler, hayvanları sevebilsinler, ormanlarında gezebilsinler diye var gücümüzle çalışacak, vahşice giriştikleri çevre katliamlarına, iklim krizini bile kara çevirenlere, hayvanlara yönelik her türlü kötü muameleye karşı duracağız. Özellikle söz veriyorum sana; bu ülkede kadın erkek eşitliğini mutlaka kuracağız”

Kadıgil, konuşmasının devamında, “Kadın düşmanlığına, kadın cinayetlerine, şiddetin her türlüsüne, kadınların ikinci sınıf insan muamelesi görmesine karşı savaşacağız. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönecek, dönmemek için kırk takla atacak olanların karşısına duvar olup dikileceğiz. Her mahalleye ücretsiz ve nitelikli kreşler açacak, ev içi bakım yükünü olması gereken yere devletin üstüne alacağız.

Kadın olmayı, LGBTİ+ olmayı hakaret sayan ataerkiyi başlarına yıkacak, toplumsal cinsiyet eşitliğini mutlaka sağlayacağız. Etnik, dinsel, mezhepsel, cinsiyet temelli hiçbir ayrımcılığa ve engellileri yok sayan sağlamcı anlayışa geçit vermeyeceğiz. Bu topraklarda yaşayan insanların arasına nefret tohumları ekilmesine de baskı ve savaş politikalarına da kimden gelirse gelsin şiddet eylemlerine de karşı duracağız.

Bizi bölüp yönetmelerine müsaade etmeyecek. Kim ne derse desin halkların kardeşliğini savunacağız. İçeride sıkıştıkça dışarıda tüm dünyayla kavga etmeyi bilenleri durduracak, yurtta barışı, dünyada barışı sağlayacağız. Bil ki, tüm bunları yapabilmek için ilk iş olarak çocukluğunu çaldığı yetmiyormuş gibi geleceğini çalmak için de utanmadan çırpınan saray rejiminde de Recep Tayyip Erdoğan’dan da 14 Mayıs’ta kesin olarak kurtulacağız.” ifadelerini kullandı.

Siyasiler 14 Mayıs seçimleri dolayısıyla TRT’deki propaganda konuşmalarını yaptı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) adına konuşmayı parti sözcüsü Sera Kadıgil gerçekleştirdi. Kadıgil’in konuşmasında şunları söyledi:

“Gerçekleri söyleyenleri vergilerimizle yayın yapan bu kanala hiç çıkartmadıkları için şaşırmış olabilirsin ya da bu ekranda genelde bağırıp çağıran erkekleri gördüğün için de. Ama lütfen şaşırma kadınlar da milletvekili olabilir, ülke yönetebilir. Aslında biliyor musun kadınlar her şeyi ama her şeyi yapabilirler. Ben bu yüzden özellikle diğer siyasetçilerin hiç önemsemediği kardeşlerime sesleneceğim.

Çocukluğunu, hayatını çaldıkları kız kardeşim, evet sen, sana sesleneceğim. Yokluktan doğru düzgün beslenemediğin için büyüyemedin, boy atıp serpilemedin belki. Büyümen için gereken mamalara, bezlere, çalınmasın diye marketlerde kelepçe takıldı da yönetenler sadece oturup seyretti. Senden çaldıklarıyla zengin olanların çocukları ejder meyvesiyle doyarken sana bir elmayı çok gördüler.

İlkokul çağına geldiğinde öyle spor salonu, müzik odalı okullar bekleme sakın, onlar senin için değil, senin payına 60 kişilik sınıflar düştü. Susasan kantinde bir su 5 lira, açıksan bir tost 20 lira, evden koydukları beslenme artık bir kuru ekmekten ibaret, anan baban çaresiz elde yok, avuçta yok. Bunca yokluğun sorumlusu ülkeyi yönetenler değil yan sıranda oturan göçmen çocuğu ‘kızacaksan ona kız’ dediler. Ya da çok istemene rağmen okula gitmene bile izin vermediler.

Son 20 yılda daha kendi çocukken anne olmak zorunda bıraktıkları 500 bin kız çocuğundan birisin belki de… Ya da okulda olması gerekirken fabrikalarda, tarlalarda, inşaatlarda çalışan 2 milyon çocuk işçiden biri. Son 20 yılda okulu kapatılan 20 bin köyde doğdun belki kim bilir. Taşımalı eğitimle kilometrelerce yol tepenlerdensin. Ya da bilmediği bir dilde okuma yazma öğrenmeye çalışıp da daha ilk andan 10-0 geride başlamak düştü payına.

Üniversite çağındasın belki, güç bela kendini attın bir kampüsten içeri. Yurt bulmak ya da arkadaşlarınla eve çıkmak nostaljik bir hikaye artık senin için. Katar şeyhlerinin parayı bastırıp tek seferde 50 daire aldığı şehirlerde sana yer kalmadı. Kuş uçmaz, kervan geçmez havalimanlarına milyarlarca lira dökenler sana bir yurdu çok gördüler çünkü tarikatların, cemaatlerin yurtlarına mahkum ol istediler. Enes Kara gibi nice gencin hayatını söndürdüler. Bu şartlarda okulu bitirebilsen bile bir gelecek bırakmadılar ki sana. Hep ‘yeterince çalışırsan olur’ dediler.

Yeterince çalışsan da olmadığını gördüğünde çoktan 40 yaşına gelmiş ol istediler. Nihayetinde sana reva gördükleri ortalama hayat bu işte. Uyan, çocukları uyandır, kahvaltılarını hazırla, kocanın gömleğini ütüle, işe git en az 10 saat çalış. Fazla mesai ücreti alama, kovulmamak için sendikalı bile olama. İşten çık, markete git. Çocuğa süt alacaksan, kendine alacağın pedi bırak, eve sebze alacaksan çocuğa alacağın sütü bırak. Çünkü artık bu ülkede bir şeyleri alabilmenin tek yolu başka bir şeyleri alamamak. Marketten bir poşetle çık, ödediğin paraya inanamayarak bin sıkış tepiş bir otobüse arkanı bir yere daya ki sarkıntılık eden olmasın.

Hava mı karardı? İyice hızlanmak gerek. Şimdi sokak arasından biri çıkıp sana hallense ‘onun da o saatte orada ne işi varmış’ diyecekler. Sırtında bıçak yerde yatarken elde mezura eteğinin boyunu ölçecekler. İyisi mi çabucak eve git, yemeği hazırla, sofrayı kur, sofrayı topla, çay demle, çocukları uyut, evi topla, ertesi sabah 6’da bir daha ve sonra bir daha. Ta ki bir gün ayrılmak isteyip de öldürülünceye kadar. Belki bir plazanın 8. katında belki mevsimlik işçi olarak tarlalarda belki bir marketin kasasında…

Belki de hiç evden dışarı çıkmadan, önce çocukların, sonra torunların başını bekleyerek geçir istiyorlar ömrünü. ‘Doğrusu bu’ diyorlar sana bir de utanmadan. Sen yaşamak için değil hizmet etmek için varsın ve sakın ses çıkarma. Bu başımızdakilerin sana vadettiği yaşamak falan değil. Yeterince şanslıysan, nefes alıp vererek yaşlanmak. Oysa sen bu dünyanın en güzel ülkelerinden birinde doğdun. Bu ülke, bu dünya hepimizi yetecek kadar bereketli aslında. Peki neden azımız tok da çoğumuz yoksul bu topraklarda? Çünkü çalıyorlar güzel kardeşim.

Senden, benden, emeğinden, geleceğinden, hayatından çalıyorlar. Hayatın cefasını sen çek ki, sefasını onlar sürsün istiyorlar. Sonra da utanmadan karşına geçmiş, biz dini, milleti düşünüyoruz diye sana yalan söylüyor. Sana vatan millet ezan bayrak diye her konuşmaya başladıklarında lütfen şunu hatırla, bu ülkedeki en zengin 13 insanın servetine ulaşmak için 44 milyon insanın elindekini, avucundakini üst üste koymak gerekiyor. Çünkü bizi yönetenler bizi değil, bir avuç para babasına uşaklık ediyor.

Yaptıkları her şey, bunu görme, bunu bilme bunu düşünme diye. Şimdi çıkıp bir dondurma alsan kendine mesela bil ki üçte birini senden önce devlet yiyecek vergi diye. Sana okul hastane yapmak için sanma sakın. Dolar zenginleri zarar etmesin diye onlara verecek senden topladığı vergiyi de… İşte Türkiye İşçi Partisi yani TİP, senden çalınan her şeyi söke söke geri almak ve sana hak ettiğini geleceği kurmak için var güzel kardeşim. Biliyoruz ki, böyle yaşamak zorunda değilsin. Böyle yaşamak zorunda değiliz.

Üç tarafı denizlerle çevrili şu ülkede bir gün olsun denize girmeden yaşlanmana izin vermeyeceğiz. ‘Yapamazsın’ diyenlere inat sana söz başaracağız. Kirayı düşünmekten uykularının kaçmadığı, ilk depremde başına yıkılmayacağını bildiğin evinde elektriğin, suyun, doğalgazın, internetin ve tüm eğitim ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz olduğu mutlu bir yaşam kuracağız. Plaza çalışanından, çiftçisine, doktorundan, oyuncusuna, metal işçisinden mühendisine tüm emekçilerin haftada en çok 5 gün, günde en çok 7 saat çalışacağı, çocuk işçiliğinin de işsizliğin de olmadığı emekli olunca hak ettiğin gibi gezip tozacağın bir gelecek kuracağız.

“Laikliği mutlaka kazanacağız”

Bizden çaldıkları ne varsa hepsini tek tek geri alacak, üretimi, tarımı, kaynaklarımızı patronların kaynaklarına göre değil, hepimizin ihtiyacına göre planlayacağız. Dinin baskı aracı olarak kullanılmasını, dini değerlerin siyasete alet edilmesini, Cumhuriyet’in ilerici kazanımlarının birer birer elimizden alınmasını dur diyeceğiz. Laikliği mutlaka kazanacağız. Üniversiteleri kayyumlardan, eğitimi de devleti de tarikatlardan temizleyeceğiz.

Ülkemizi gençlerin terk etmek için can attığı değil kalıp özgürce yaşayacağı, okul şenliklerinde gençlik festivallerinde gönlünce coşacağı bir yer haline getireceğiz. Basının, bilimin, sosyal medyanın, kültür ve sanatın önündeki baskıları yok edeceğiz. Sadece sen değil, senden sonraki çocuklar da bu ülkede rahat nefes alıp verebilsinler, hayvanları sevebilsinler, ormanlarında gezebilsinler diye var gücümüzle çalışacak, vahşice giriştikleri çevre katliamlarına, iklim krizini bile kara çevirenlere, hayvanlara yönelik her türlü kötü muameleye karşı duracağız.

Özellikle söz veriyorum sana; bu ülkede kadın erkek eşitliğini mutlaka kuracağız. Kadın düşmanlığına, kadın cinayetlerine, şiddetin her türlüsüne, kadınların ikinci sınıf insan muamelesi görmesine karşı savaşacağız. İstanbul Sözleşmesi’ne derhal geri dönecek, dönmemek için kırk takla atacak olanların karşısına duvar olup dikileceğiz. Her mahalleye ücretsiz ve nitelikli kreşler açacak, ev içi bakım yükünü olması gereken yere devletin üstüne alacağız. Kadın olmayı, LGBTİ+ olmayı hakaret sayan ataerkiyi başlarına yıkacak, toplumsal cinsiyet eşitliğini mutlaka sağlayacağız. Etnik, dinsel, mezhepsel, cinsiyet temelli hiçbir ayrımcılığa ve engellileri yok sayan sağlamcı anlayışa geçit vermeyeceğiz.

Bu topraklarda yaşayan insanların arasına nefret tohumları ekilmesine de baskı ve savaş politikalarına da kimden gelirse gelsin şiddet eylemlerine de karşı duracağız. Bizi bölüp yönetmelerine müsaade etmeyecek. Kim ne derse desin halkların kardeşliğini savunacağız. İçeride sıkıştıkça dışarıda tüm dünyayla kavga etmeyi bilenleri durduracak, yurtta barışı, dünyada barışı sağlayacağız. Bil ki, tüm bunları yapabilmek için ilk iş olarak çocukluğunu çaldığı yetmiyormuş gibi geleceğini çalmak için de utanmadan çırpınan saray rejiminde de Recep Tayyip Erdoğan’dan da 14 Mayıs’ta kesin olarak kurtulacağız.

Unutma ve sakın korkma, halkın egemenliğini bir kez saraydan söküp aldık yine başaracağız. ‘Yapamazsın, beceremezsin, istesen de değiştiremezsin’ diyenlere sakın inanma. Bil ki değiştirebilirsin, bil ki değiştirebiliriz, bil ki değiştireceğiz. Önce geleceğini çalanlardan kurtulacak sonra çaldıklarının hesabını tek tek soracak, sonra da hep birlikte pırıl pırıl bir hayat kuracağız. Bu ülke çok daha iyi bir yaşamı hak ediyor dostlar, o yaşamın anahtarı 14 Mayıs’ta mühür olup elinizde duracak.

Kötülüğü değil, iyiliği tercih edin. Size söylenen yalanları değil, içinizdeki sesi dinleyin. Türkiye İşçi Partisi seçimlere Emek ve Özgürlük İttifakı içinde girdiği için baraj sorunu yaşamıyor. Vereceğiniz her 70 ila 100 bin oy Meclis’te bir milletvekilini dönüşüp halk düşmanlarının karşısına dikiliyor. Oyunuzu Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kemal Kılıçdaroğlu’na Meclis seçiminde ise mutlaka halkın gerçek sesine Türkiye İşçi Partisi’ne verin. Çünkü Türkiye İşçi Partisi senin, Meclis senin.

Paylaşın

Erdoğan: Kılıçdaroğlu’na Bu Vatanı Böldürtmeyeceğiz

İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında sıklıkla rakibi Kemal Kılıçdaroğlu’na yüklenerek, “Terör örgütleriyle beraber gezen Kılıçdaroğlu’na biz bu vatanı böldürtmeyeceğiz.” dedi.

Haber Merkezi / “Avrupa’nın dergileri şimdi burayı izliyor, acaba Atatürk havalimanında ne oluyor? diye soruyor. Buradan cevabı siz vereceksiniz” diyen Erdoğan, “Öyle bir ses verin ki bu mübarek ülkenin üzerinde karanlık hesaplar yapanların yüzü düşsün” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize kazandırdığımız her hizmete takoz koyuyorlar. Türkiye’nin her kazanımından rahatsızlık duydular, hatta bunu açıkça söylemekten de çekinmediler” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, “Bunlar talimatı Kandil’den alıyor, kapalı kapılar arkasında pazarlığı yapıyorlar” dedi.

“Asgari ücreti gözden geçireceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu işçileri için zamları da Salı günü açıklayacaklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı, “Sıkıntıları da biliyoruz. Deprem felaketi ile sıkıntıların arttığını biliyoruz. Zamanla hal yoluna girdiğini göreceğiz” dedi.

Depremin Türkiye’ye maliyetinin 100 milyar doların üzerinde olduğunu belirten Erdoğan, “Biz çareyi küresel tefecilerden borç dilenmede değil ülkemizin kendi insanında arıyoruz” dedi.

İstanbul’a yapmayı planladıkları projelerden de bahseden Erdoğan, Karadeniz’de doğal gaz bulunduğunu hatırlattı.

“Bu LGBT’cileri sandığa gömmeye var mıyız?” diyen Cumhurbaşkanı, “Bunlar kapalı kapılar ardında görüşüyor. Tabanlarının hassasiyetini umursamıyorlar” ifadelerini de kullandı.

Cumhur İttifakı adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı İstanbul mitingi Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nde gerçekleştirildi.

“Buradan cumhurbaşkanlığına doğru yürüdük. Şimdi sizinle beraber tekrar yollardayız” diyen Erdoğan, “14 Mayıs’ta birilerini emekliye sevk edeceğiz. Dün Maltepe’delermiş. Şimdi resmi rakamı getirdiler bana resmi rakam 1 milyon 700 bin” diyerek mitinge katılım sayısını açıkladı.

Erdoğan’ın konuşmasından bazı satır başları şöyle:

“İstanbul senin her bir sokağını, mahalleni, tepeni ayrı ayrı selamlıyorum. Şairin dediği gibi İstanbul’u sevmezsek gönül aşktan ne anlar. İstanbul sadece kendi sınırlarından ibaret bir şehir değildir. Ülkemizin 81 ilinden gelip burada hayat kuranlar var. İstanbul Balkanlardan Kafkaslara dört bir taraftan özbeöz kardeşliğimizin şehridir.

Bütün dünya önümüze serilse, nerede yaşayacaksınız diye sorsalar vereceğimiz cevap her zaman sadece İstanbul’dur.

Aldığımız her nefesinde tarifsiz huzur bulduğumuz tek yer İstanbul’dur. Burası tarih boyunca insanlığın hep göz bebeği olarak kalmayı başarmıştır.

Burası, inancına, meşrebine hiçbir farklılığına bakmadan herkesi kucaklayıp bağrına basan şehir. İstanbul’un bu farklılığı zaten bizi bu şehre farklı bir şekilde hizmetkar olmaya sevk ediyor.

Bunların bu ülkede dikili taşı yok. Dikili ağacı yok. Benim milletim 14 Mayıs’ta bunlara gereken cevabı sandıkta verecektir. Kardeşlerim biz vatanımızı böldürtmeyeceğiz. Bu terör örgütleriyle beraber gezen Kılıçdaroğlu’na bu vatanı böldürtmeyeceğiz.

Atatürk Havalimanı’na şimdi de TEKNOFEST’i gömmek istiyorlar. İHA’ları, SİHA’ları AKINCI’ları bunlara gömdürmeyeceğiz. Savunma Sanayiimizi hep birlikte ayağa kaldıracağız.

Millli iradenin şahlanışı olan 15 Temmuz destanından rahatsızlık duyanlar buradan her geçtiklerinde aynı hezimeti tekrar yaşıyor. Niye mitingini burada yapamadı? Maltepe’de yaptı. Neden? Çünkü bu iş farklı bir şey. İnşallah onların bu kabuslarını da hiç bitirmeyeceğiz.

Biz bugüne kadar sadece milletimizle yol yürüdük. Bugün de milletimizle yol yürüyoruz. Eğer siz tamam derseniz bu iş bitmiştir. Tamam mı?

Bay Kemal boş sözü reis son sözü söyler diyor. İşte benim milletim böyle. Zeka fışkırıyor her yerden. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da sizlerle beraber kuracağız.

Avrupa’nın gazeteleri şimdi burayı izliyor. İşte cevabı siz vereceksiniz. Bu ülkenin üzerinde karanlık hesaplar yapanların yüzü düşsün.

Dün Kayseri’deydik. 135 bin kişi vardı. Mersin’de 80 bin kişi vardı. Heyecan muhteşemdi, hepsi kararı vermişti. Caddelerdeki meydanlardaki bu tablo bize 21 yıldır hizmet verdiğimiz milletimizle aramızdaki bağın ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. Bir önceki gün Erzurum’daydık. Dadaşlar otobüsümüzün önün ükesti, yürütmüyorlardı. Alanda 130 bin kişi vardı. Dadaş bu Dadaş. Onlarla beraber alana yürüdük.

Tabii bugün İstanbul hepsinden bir başka güzel. İstanbul bugün kendine yakışanı, kendi evladını, ona hizmetkar olanı çok iyi tanıdığı için biliyor.

İstanbul’u bu kardeşiniz kurtardı mı? İstanbul’u susuzluktan, çöp dağlarından kurtardık mı? Ümraniye’de çöp dağları patladı. 39 kardeşimiz öldü. Ey Bay Bay Kemal sen bunların hesabını nasıl vereceksin? Sizin geçmişiniz bozuk. Biz orayı spor tesisleriyle donattık. Niye? Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik. Şimdi oralar spor tesisleriyle donatıldı. İstanbul’u doğal gazı 50 bin eve girmişti biz 1 milyon 250 bin eve çıkardık. Bizim farkımız bu.

Türkiye’nin her kazanımından rahatsızlık duydular. Bunu açıkça söylemekten çekinmediler. Ne diyorlar? ‘Bu hükümet dünyanın en doğru şeyini de yapsa biz yine karşı çıkacağız.’ O yüzden biz sözümüzü milletimize söylüyoruz.

Konut ve gıda fiyatları başta olmak üzere hayat pahalılığını boşa saymıyoruz. Yakından takip ediyoruz. Zamanla bunların hal yoluna girdiğini göreceğiz. Bunların da üstesinden biz geleceğiz.

21 yıldır sadece eser ve hizmet siyaseti yaptık. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

Gümbür gümbür eserlerimizle, her şeyimizle bu yoldayız. Bizde laf yok icraat var. Bizde proje var, eser var program var.

Deprem bölgesinde 3 ayda yeni konutların inşasına başladık. İlk köy evlerini bayramda teslim ettik. Temeli atılan konut sayısı 59 bini buldu.

Seçimden sonra 7 bin 500 TL üzerindeki emekli maaşlarıyla ilgili çalışma yapacağız. Asgari ücretliyi 8 bin 500 liranın üzerine çıkardık. Gelişmelere göre bunu tekrar gözden geçireceğiz. Sadece enflasyon değil refah payı da olacak…

Kamu işçisi zam oranı salı günü kamuoyuna açıklayacağım.

Bunlarda her türlü oyun var. Ama bunlara en büyük oyunu haftaya pazar günü milletim yapacak. Bu tabloda millilik, yerlilik yok. Biz iyi olursak onlar kötüye gidecek. Biz kötüye gidersek onlara gün doğacak. 14 Mayıs’ta mesele, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk asrındaki kazanımlarına sahip çıkmak, Türkiye Yüzyılı’nı inşa etme meselesidir.

Şimdi de Büyük İstanbul Tüneli Projemizi hayata geçiriyoruz. Bu proje, Marmaray ve Avrasya’dan sonra Boğaz’ın altından geçecek üçüncü tünel olacak.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Kul Hakkı Yiyenler Benden Çekiniyor

Kırşehir’de halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Benim cumhurbaşkanı olmamı istemeyen iki kesim var; biri beşli çeteler, ikincisi uyuşturucu baronları. Haktan yana oy kullanacaksınız, adaletten, vatandaştan yana oy kullanacaksın. Üstten sizi tehdit edenlere dur diyeceksiniz. 22 yıl oldu eyvallar kardeşim çekil! Bir değişim olsun, bir yeni insan gelsin, bir adaletli insan gelsin, bir kul hakkı yemeyen insan gelsin” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kul hakkı yemem, kul hakkı yedirmem. Kul hakkı yiyenler benden çekiniyor. Kul hakkı yiyenden diyeceğim ki, götürdüğün paraları ver. Son kuruşuna kadar getireceğim. Bu milletin hakkını aldın götürdün çaldın, hepsini getireceğim. Emekliye 2015 yılından bu yana, asgari ücret kadar iki bayram ikramiyesi verin dedim. Vay efendim nereden bulacağız dediler.

Sonra verdiler, şimdi seçimler geldi artırdılar. Sözüm söz, asgari ücret kadar emekliye bayramlarda ikramiye verilmesi lazım. Bütün emekli kardeşlerim gidecekler bankadan para çekince orada 15 bin lira olacağını görecekler. Kurban Bayramı’nda emekli kardeşime 15 bin lira vereceği. 4-5 yerden maaş alanlara para var, yandaşlara para var… Emekliye gelince, garibana gelince para yok. Yer mi Bay Kemal.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim çalışmaları kapsamında Kırşehir’de halka seslendi. Kılıçdaroğlu’nun konuşması şöyle:

“Nasılsınız? Değişimden yana mısınız, alın terinden yana mısınız, hak, hukuk ve adaletten yana mısınız?

Size sözüm var; bu ülkeye hakkı, hukuku ve adaleti getireceğim. Size sözüm var, alın teri dökenlerin hakkını teslim edeceğim. Size sözüm var; bu ülkeye huzuru, bu ülkeye barışı getireceğim. Size sözüm var, ayrışmayı değil kucaklaşmayı getireceğim. Size sözüm var, alın teri döküp kazananın hakkını teslim edeceğim. Size sözüm var, beşli çetelerin çaldıklarının tamamını bu memlekete getireceğim. Size sözüm var.

Gelmeden önce Neşet Ertaş’ın mezarını ziyaret ettim, babasının mezarını ziyaret ettim. Hocamızla beraber bir Fatiha okuduk. Babası ile yüz yüze hiç tanışmışlığımız yoktu ama Neşet Ertaş ile zaman zaman beraber olduk. Onun sazını, onun sözünü dinledim. Onun tezenesi kadar güzel, onun sesi kadar güzel bir ses yok gerçekten de. Güzel şey söylüyor, ‘Kadınlar insandır, biz de insanoğlu’ diye. Kadına ne kadar değer verdiğini hepimiz biliyoruz.

Bugünkü hayat pahalılığı içinde en büyük sorunu yaşayan kadındır. Bugün hayat pahalılığı içinde dertleri alıp derman üretmeye çalışan yine kadınlardır. Büyük sıkıntılar çeken kadınlardır. Pazara gidip mutfaktaki yangını gören kadınlardır. O nedenle benim kadınlara borcum var. Rahmetli annem okuma yazma bilmezdi. Ve dolayısıyla evdeki bütün sıkıntıları yaşardı. Rahmetli babam; 7 kardeşiz, 7 kardeşe bir bayramda ayakkabı aldığını hiç hatırlamam. Çünkü alacak gücü yoktu. Ama bizi okuttu. 7 kardeş içinde üniversiteye giden sadece benim.

Çünkü diğerlerini gönderecek parası, imkânı da yoktu. Ama benim şimdi pırıl pırıl üniversite mezunu 3 evladım var. 3 evladım; onların ne iş yaptığını kimse bilmez, ben Genel Başkanım diye asla ve asla gidip bir yerlerde üstten konuşmadılar. Her birisi kendi ekmeğini çıkardı. Çalışıyor, üretiyor, kazanıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor. İsterim ki her anne, baba evladını iyi bir okula gönderebilsin. Çünkü eğitim bizim en temel sorunlarımızdan birisidir ve onun için de hep birlikte mücadele etmek ve evlatlarımızı okutmak zorundayız. Evlatlarımız ne kadar iyi eğitim alırsa, Türkiye o kadar hızla büyür ve hızla kalkınır.

Sevgili anneler, size sözüm var. Hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir Türkiye’yi inşa edeceğim. Hiçbir çocuğun. Aile Destekleri Sigortasıyla göreceksiniz, hiçbir ailede ‘Benim gelirim yoktur’ feryadını duymayacaksınız. Her ailenin en az asgari ücret düzeyinde geliri olacak. Ve bu gelir kadının banka hesabına yatacak. Dolayısıyla kadın bankaya gidecek, fakir ailedeki yoksul kadın bankaya gidecek, her ay düzenli bankadan parasını çekecek, çoluk çocuğunun rızkını sağlayacak. Onun fakir olduğunu, onun yoksul olduğunu sosyal devletten başka kimse bilmeyecek.

Çünkü benim felsefem, çünkü benim inancım şunu söylüyor: Sağ elin verdiğini, sol el görmeyecek. Nokta. Öyle fakir ailelerde çocukları getir, sıraya diz, yardım yap, bütün televizyonlar onu seyretsin, senin vicdanın rahatlasın. Hayır efendim. Hayır, hayır. Bunu kabul etmiyorum. Yoksulluğu afişe etmeyeceksin. Bir yerde yoksul varsa, o yoksulluk devleti yönetenlerin ayıbıdır. Yoksul olanın değil. Onun için bitireceğim yoksulluğu. Bu topraklarda hiç kimse ‘Ben fakirim, ben yoksulum’ diye yardım istemeyecek. Sosyal devlet, ona her türlü desteği ödünsüz, hiçbir şey beklemeden verecek. Göreceksiniz, bu topraklara baharı getireceğim, baharı. Huzuru getireceğim, huzuru.

Hiçbir yoksul ailenin elektriği asla ve asla kesilmeyecek, suyu asla ve asla kesilmeyecek, doğalgazı asla ve asla kesilmeyecek. Diğerleri nasıl yaşıyorsa, yoksul aileler de aynı şekilde huzur içinde yaşayacaklar. Ve beraber yaşayacağız ve huzur içinde yaşayacağız göreceksiniz.

Köylerde çalışan kadınlar var. Onları da biliyorum. Neredeyse günün 24 saati çalışıyorlar. Köylerde çalışan, tarlada çalışan, bağda çalışan, bahçede çalışan, ahırda çalışan. Bir anlamda hayatın her alanında çalışan, fedakârlık gösteren kadınlar var. Onları da biliyorum, onlara da sözüm var. Onların sosyal güvenlik primlerini devlet ödeyecek. Yeter ki çalışsınlar. Yeri, zamanı gelince de emekli olacaklar, emekli aylıkları olacak. Gençler için de aynı şekilde. Köyde, tarlada çalışan, traktörde çalışan bütün gençlerin sosyal güvenlik primini de devlet ödeyecek. Böylece köy hareketlenecek. Köyde çalışmak cazip hale gelecek. Ayrıca bir sözüm daha var. Bütün köy okullarını açacağım ve öğrencilerimiz kendi köylerinde okullara gidecekler. 100 bin öğretmenin atamasını Cumhuriyetin 100’üncü yılında yapacağız, göreceksiniz. Ferhat ile Şirin’in buluştuğu gibi öğretmenle öğrenciyi buluşturacağız, hiç endişe etmeyin.

Köylerde sadece öğretmen, sadece imam değil, ziraat teknisyeni de olacak, ziraat mühendisi de olacak, veteriner hekim de olacak. Bu bölgenin hayvancılık konusunda ne kadar önemli ve değerli olduğunu biliyorum. Bölge bu konuda olağanüstü avantajlara sahip bir bölge. Burada bir kesimhanenin kurulması… Et ve Balık Kurumu görevini yapsa aslında, burada üreticinin her türlü hakkını teslim etse hepimiz çok mutlu olacağız. Bölgeyi ayağa kaldırmak zorundayız. Bölgede herkesin ürettiği ve herkesin kazandığı bir ekonomik atmosferi yaratmak zorundayız.

Hızlı trenden söz ediliyor. Her seçim öncesi gelip söz veriyorlar. Seçim bitiyor, sizler oylarınızı veriyorsunuz, sonra onlar unutuyorlar. Bay Kemal unutmaz. Unutmayın; Bay Kemal unutmaz, Bay Kemal sözünün arkasında durur, sözünün eridir. Yapılacaksa yapılacak kardeşim, niye yapmıyorsun? Yapmıyorlar.

Hızlı trenin ötesini düşünüyorum ben. Bakın Anadolu’nun içi boşaldı. Anadolu’da insanlar büyük kentlerin varoşlarına gidiyorlar, acaba oralarda asgari ücretle iş bulabilir miyiz diye. Allah nasip eder Cumhurbaşkanı olarak göreve başladığımda göreceksiniz; biz, orta Anadolu’yu, demiryollarıyla Mersin ve İskenderun limanına ve Karadeniz’e bağlayacağız. Buradaki fabrikalar ihracat yaptığı zaman, demiryoluyla taşıdıklarında bütün lojistik masraflarını devlet olarak biz karşılayacağız. Böylece fabrikanın Mersin’de olması, Adana’da olması çok cazip olmayacak. Kırşehir’de olması çok daha cazip, Kayseri’de olması çok daha cazip, Aksaray’da olması çok daha cazip olacak. Böylece herkesin kazandığı, herkesin ürettiği bir modeli inşallah inşa edeceğiz. Göreceksiniz, Türkiye için çalışacağız. Beşli çeteler için değil, sizin için çalışacağız. Sizin için emek harcayacağız, beşli çeteler için değil.

Ücret dengesizliği var kamuda. Bunu da gayet iyi biliyorum. Doktor kardeşlerimizin, sağlık çalışanlarımızın pandemi döneminde herkesin ortak talebi olarak onların aylıklarını artırdık. Ama devlette bir yapı var. Devlette; doktor, mimar, mühendis, bunlar birbirlerine yakın aylıklar alırlardı. Dolayısıyla şimdi kamuda çalışan mimarlar ve mühendisler diyorlar ki ‘Bizim de aylıklarımızın artırılması lazım, biraz yükseltilmesi lazım’. Onlara da söz verdim. Adaleti sağlayacağız, adaletli olacak. Adaletsiz bir dünyayı asla kabul etmiyorum. Çünkü devletin dini adalettir ve adaleti inşa edeceğiz. Bunu da herkesin bilmesini isterim.

Gelelim başka bir konuya. Türkiye yolgeçen hanına döndü. Bütün sınırlarımız delik, deşik. 3 milyon 600 bin Suriyeli var. Söz verdim, en geç 2 yıl içinde bütün Suriyeli kardeşlerimizi Suriye’ye uğurlayacağız. Benim evladım, sizin evladınız işsiz. Onlar asgari ücretin yarısı ile çalışıyorlar. Onlar da mağdur oluyorlar. Onları kendi ülkelerine götüreceğiz: Avrupa Birliğinden aldığımız fonlarla, alacağımız fonlarla onların yollarını, köprülerini, okullarını, hastanelerini bizim müteahhitler yapacak. Can ve mal güvenliklerini sağlayacağız ve onları en geç 2 yıl içinde kendi ülkelerine uğurlayacağız ve göndereceğiz. Emek sömürüsünün karşısındayız. İnsan insandır, Allah’ın yarattığı en değerli varlıktır ve onun döktüğü alın terinin karşılığının ödenmesi gerekiyor. Bunu yapacağım. Afganlar da var, onları da kendi ülkelerine Allah nasip ederse uğurlayacağız göreceksiniz.

‘2000’liler mezarda emekli olmak istemiyorlar’. Sosyal güvenlik sisteminin yeniden yapılanması lazım, herkesin hakkının teslim edilmesi lazım. Herkesin ödediği prim kadar aylık alması lazım. Altı yükselttiğiniz zaman, üst gelir gruplarını, aylık gruplarını da yükseltmeniz lazım. Yani eşitliğin olmadığı bir yerde, toplumda huzur olmaz. Huzuru sağlayacağız mutlaka.

‘Kemal Dedemin gölgesi yeter’ diyorsunuz, ‘Aç kapıyı Veysel efendi, Bay Kemal geliyor’ diyorsunuz. ‘Bir çocuk aç kalmayana kadar çalışacağız’ diyorsunuz. Hiç ama hiç endişe etmeyin. Ülkemi seviyorum. Ülkem için hizmet etmek benim boynumun borcudur. Yaşlısı, genci, kadını, erkeği… Bu coğrafyanın neresinde yaşıyorsa yaşasın; Diyarbakır’da, Hakkari’de, Rize’de, Şanlıurfa’da, Trakya’da, Edirne’de, Kırklareli’nde, İzmir’de, Mersin’de, Antalya’da… Nerede yaşarsa yaşasın, bu coğrafyada her insanın mutlu olmasını istiyorum, huzurlu olmasını istiyorum. Bizi kavga ettiriyorlar ama o kavgaya girmeyeceğiz. Bir sürü şeyler söylüyorlar, onlara da inanmayın lütfen. Benim ağzımdan çıkana inanın. Ben, bu millete doğruları söylemeye yenim ettim. Doğruları söyleyeceğim, doğruların arkasından gideceğim.

Çok kamplaştık, çok kutuplaştık. Neredeyse birbirimizi düşman gibi görmeye başladık. Buradan Türkiye’yi çıkaracağım. 85 milyonun Cumhurbaşkanı olacağım. Bir grubun değil, bir kesimin değil, 85 milyonun Cumhurbaşkanı olarak görev yapacağım. Bunu göreceksiniz ve buna inanmanızı istiyorum, çünkü beraber olursak güçlü oluruz, birlikte olursak güçlü oluruz, adaleti getirirsek güçlü oluruz. Adaletin gelmesinin yollarından birisi de, gelir dağılımının hakça bölüşülmesidir yani gelirin hakça bölüşülmesidir. Bizim güzel bir sözümüz var, atalarımız söyler, ‘Biri yer, biri bakar; kıyamet ondan kopar.’ Herkesin karnının doyduğu bir Türkiye’yi özlüyoruz ve bunu yapmak için zaten mücadele ediyoruz.

“Kul hakkı yiyenler benden çekiniyor, benden korkuyorlar”

Benim Cumhurbaşkanı Adayı olmamı istemeyen, hatta Cumhurbaşkanı olmamı istemeyen iki kesim var. Biri beşli çeteler, ikincisi uyuşturucu baronları. Yuh çekmeyin. Sandığa gideceksiniz ve oy kullanacaksınız. Haktan yana oy kullanacaksınız, adaletten yana oy kullanacaksınız, vatandaştan yana oy kullanacaksınız. Üstten konuşan, üstten sizi tehdit edenlere ‘Artık dur’ diyeceksiniz. 22 yıl oldu. Eyvallah kardeşim. Çekil, bir değişim olsun. Diğer insan gelsin. Bir adaletli insan gelsin. Bir kul hakkı yemeyen insan gelsin. Söyledim, kul hakkı yemem ve kul hakkı yedirmem; bu kadar net.

Kul hakkı yiyenler benden çekiniyor, benden korkuyorlar. ‘Ya gelirse…’ Gelirsem ne yapacağım belli. Kul hakkı yiyene diyeceğim ki ‘Ver kardeşim, götürdüğün paraları ver.’ Götüreceksin ABD’ye, 35 katlı gökdelenler yapacaksın, Bay Kemal seyredecek! Manhattan’a götüreceksin gökdelenler yapacaksın, Bay Kemal seyredecek! İngiltere’ye dolarlarını, avrolarını götüreceksin Bay Kemal seyredecek! Muhammed Ali Clay’in çiftliğini satın alacaksın, Bay Kemal seyredecek! Yerler mi? Yemezler, yemezler. Son kuruşuna kadar getireceğim. Bu milletin alın terinin karşılığını aldın, götürdün, çaldın. Alacağım, getireceğim Türkiye’ye, millete vereceğim. Sizlere vereceğim, sizin hakkınız bu.

Şimdi… Ben, 2015 yılından bu yana ‘Emekliye 2 bayram ikramiyesi verin. Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı asgari ücret kadar emekli ikramiyesi verin’ dedim. Önce bağırdılar ‘Vay efendim, emekli ikramiyesi diyorsun, parayı nereden bulacaksın?’ Üsteledim, söyledim, ‘Ben maliyeciyim, ben hesap uzmanıyım. Devlette para var. Parayı adaletli kullanırsan olur.’ Sonra verdiler, şimdi seçimler geldi, 1000 lirayı biraz artırdılar. Benim sözüm söz; asgari ücret kadar emekliye Ramazan ve Kurban bayramlarında ikramiye verilmesi lazım. Son bayramda vermediler. Allah nasip eder, Kurban Bayramında bütün emekli kardeşlerim gidecekler, bankadan para çekince, orada 15 bin liraları olduğunu görecekler. 15 bin lirayı, Kurban Bayramında emekli kardeşlerime ikramiye olarak vereceğim. Hiç endişe etmeyin.

Bağırıyorlar hemen ‘Parayı nereden bulacaksın?’. Var efendim, beşli çeteye gelince para var. 4 yerden, 5 yerden, 6 yerden maaş alanlar için paralar var. Yandaşlar için paralar var. Senin beşli çetelerin dolarla ve avroyla ihale alıyorlar. Onlara para var. Emekliye gelince, garibana gelince para yok. Yer mi bunu Bay Kemal? Yemez. O paraları söke söke alacağım. Tamamını emekliye vereceğim, işçiye vereceğim, memura vereceğim, garibana vereceğim, çiftçiye vereceğim. Kim alın teri döküyorsa, kim çalışıyorsa, kim üretiyorsa ona vereceğiz.

Bakınız, dışarıdan canlı hayvan getiriyorlar, dışarıdan et getiriyorlar, dışarıdan buğday getiriyorlar, dışarıdan fasulye getiriyorlar; her şey dışarıdan geliyor. Her şey Türkiye’de üretilecek. Her şey Türkiye’de üretilince her şey çok güzel olacak, inanın; çalışan, alın teri döken için.

Esnaf kardeşimiz de sıkıntıda. Sattığı malı, yeniden gidip satın aldığında parasını ödeyemiyor, bakıyor zam gelmiş.

Zam konusunda en dertli olanlar aileler. Kira bedelleri giderek yükseldi. Pazarda yangın var. Mutfakta yangın var. Oturuyor, aybaşında hesap yapacak; masraf nereye gidecek, nasıl gidecek, bunun hesabı. Yol parası, okul parası, beslenme parası, elektrik parası; bütün bunların hepsi üst üste geldiğinde her aile ‘Acaba biz ay sonunu nasıl getiririz?’ diye, bunun için uğraşıyorlar. Ay sonunu, Bay Kemal’in iktidarında göreceksiniz, çok güzel getireceksiniz ay sonunu. Onlardan alacağım, size vereceğim. Öyle her hafta, her gün, her saat hesap yapmayacaksınız. Hele bir de düğüne davetiye gelirse ‘Eyvah’ diyorsunuz.

Düğüne gideceğiz ama parayı nereden bulacağız, altını nasıl takacağız diye. Ben, bu kardeşiniz, bunların hepsini hesapladı. Niçin? Bu kardeşiniz hesap uzmanı, neyi nasıl yapacağını, devlette tam 27,5 yıl çalışarak bunların hepsini ortaya çıkardı. Şimdi diyorlar ya, ‘Kılıçdaroğlu bunları nasıl yapacak?’ 27,5 yıl bu işler için çalıştım. 27,5 yıllık devlet hayatımı incelediler, ‘Acaba Bay Kemal ile ilgili bir şey bulabilir miyiz? Bulursak da getirir miyiz?’ diye. Toplu iğne ucu kadar bir şey bulamadılar ve bulamazlar. Çünkü kul hakkı yemedim ve kul hakkı yedirmeyeceğim. Ben kul hakkı yemedim, yedirmeyeceğim diyorum. Onlar böyle bir şey söylemiyorlar.

Mesela çıkıp ‘Biz kul hakkı yemedik, yedirmeyeceğiz’ diyemiyorlar. Niye diyemiyorlar? AK Partili veya MHP’li bir kardeşinizle karşılaştığınızda Allah için bunu sorun, deyin ki ‘Siz bu Bay Kemal’e kızıyorsunuz. Bay Kemal diyor ki, kul hakkı yemem, yedirmem. Sizin Genel Başkanlarınız da söylesin. Kul hakkı yemem, kul hakkı yedirmem desin.’ Diyebiliyorlar mı? Niye diyemiyorlar? Kul hakkı yiyene devlet teslim edilir mi? Özellikle MHP’li kardeşlerime sesleniyorum. Kul hakkı yiyene devlet teslim edilir mi? Sınırları yolgeçen hanına döndüren birine devlet teslim edilir mi?

Devlet akılla yönetilir, bilgiyle yönetilir, birikimle yönetilir, irfanla yönetilir. Devlet bir kişiye teslim edilmez. Bizim tarihimize baktığınız zaman ta Mete Han’dan bu yana hiçbir zaman bir devlet, bir kişinin iki dudağına teslim edilmemiştir. Bunu çözeceğiz. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi getireceğiz ve daha güzel bir devlet inşa edeceğiz. Huzur içinde, hakça üreten ve bölüşen bir devleti inşa edeceğiz. Rahmetli Ecevit’in güzel bir sözü vardı, ‘Ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen’ diye. Aynı şeyi yapacağız; ne ezen ne ezilen, insanca hakça bir düzen.

Sağlık çalışanlarını biliyorum. 10 bin atamayı biliyorum. Bakın bir devlet sağlık, güvenlik ve eğitim alanında asla boş kadro bırakmaz. Dünyanın neresine giderseniz sağlık personelinde asla boş kadro olmaz. Engelli kadrosunda asla boş kadro olmaz. Güvenlikte asla boş kadro olmaz. Çünkü bunlar bir devleti ayakta tutan temel kolonlardır.

Efendim şimdi bir şey daha söyleyeyim. Bizim böylesine güzel bir toplantı yapmamızın ve bizim güvenliğimizi sağlamamızın aktörleri de burada. Yani polis kardeşlerimiz de burada. Onlara da yürekten teşekkür ederiz. Onların da dünya kadar sorunu var biliyorum. Sizin sorununuz var, mutfaklarda yangın var. Onların da mutfağında yangın var, onların da sorunları var. Onlar günün 12 saati, 13 saati, 14 saati nöbet tutuyorlar, onu da gayet iyi biliyorum. Bazen 24 saat çalışıyorlar, onu da gayet iyi biliyorum. Polis intiharlarının hangi noktalara ulaştığını, onu da gayet iyi biliyorum. Onlara güveniyoruz ve onlar bizim can ve mal güvenliğimizi sağlayan temel aktörler. O nedenle polis arkadaşlarımıza da hepinizin huzurunda teşekkürlerimi sunuyorum.

Bir şey daha. Benim saray merakım yok. Saraylarda gidip oturma gibi bir merakım da yok. Ben sizler gibi yaşıyorum, mütevazı bir evim var. Mutfağımı da hepiniz biliyorsunuz zaten. Huzur içinde evimizde yaşıyoruz. Saraylara asla gidip oturmayacağım, o sarayda da oturmayacağım. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün mütevazı Çankaya’sına gideceğim. Bizim saraylarda oturmak gibi bir merakımız yok. Halka üstten bakmak, halkı küçümsemek, hele hele kadınlara hakaret etmek, kadınlara yaptığı hakareti ve küfrü belli noktalarda bütün Türkiye’ye duyurmak asla ve asla doğru değil. Kadınlar hiç endişe etmeyiniz, sizin Bay Kemal’iniz var. Sizi başımızın üstünde taşıyacağız. Unutmayın, Sevgili Peygamberimiz, ‘Cennet’in anahtarı kadınların ayakları altındadır’ diyor. Bunu unutmayın.

Efendim hepinize şükranlarımı sunuyorum. Bugün iki yere daha gideceğim. Hepiniz sağ olun, hepiniz var olun.

Ekrem Başkanımız şunu söyler, her şey çok güzel olacak diye. O zaman bende sorayım sizlere. Her şey çok güzel olacak. Vallahi de, billahi de her şey çok güzel olacak. Hiç endişe etmeyin, her şey çok güzel olacak. Bu memlekete huzuru getireceğim, huzuru; bereketi getireceğim, bereketi; alın terinin değerini vereceğim, alın terinin değerini.

Hepinize en içten sevgilerimi, saygılarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum.”

Paylaşın

Sancar Gençlere Seslendi: Kimse Sandığa Gitmemezlik Etmesin

Batman’da halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Gençler, değişim sizin elinizdedir. Genç nüfusun en yoğun olduğu illerden biri Batman. Herkes ama herkes bugününe sahip çıkmak ve geleceğini aydınlık üzerine kurmak için mutlaka her saniye, her dakika çalışmalıdır. Gençler! Kimse sandığa gitmemezlik etmesin. Sizler arkadaşlarınızla konuşun ikna edin, sandığa götürün ve mührü Yeşil Sol’un ağacının altına vurmalarını sağlayın” dedi.

Haber Merkezi / Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar; DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Azadî Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşti, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, KKP, PSK, DDKD temsilcileri ve Yeşil Sol Parti milletvekili adaylarının katılımıyla Batman’da yapılan mitingde konuştu. Sancar, şunları söyledi:

“Gelê êlihê birûmet ez we hemûyan bi dil germî slav dikim. Sevgili Batman halkı hepinizi selamlıyorum. Görüyoruz Batman hazır. 14 Mayıs’a 1 hafta kaldı. Batman 1 hafta sonrasına hazır, tek adam rejimini bitirmeye hazır. Batman demokratik dönüşümün yolunu Yeşil Sol ile açmaya hazır. Var olun, sağ olun! Biz sizinle gurur duyuyoruz. Siz olmasanız biz olmayız. Sizinle varız, desteğinizle varız, inancınızla varız. Gençler, kadınlar yolumuzu açıyor, önümüzde yürüyor ve bizi başarıya götürüyor. Kadın ve gençlere ayrıca binlerce kez teşekkür ediyoruz. Biz sizinle binlerce kez gurur duyuyoruz.

Jin Jiyan Azadî! Bu söz, bu slogan bugün bütün dünyada baskıya ve zulme karşı yankılanıyor. Burada yankılanıyor, Jin Jiyan Azadî diyoruz. Karşımızda AKP-MHP ve diğer küçük ortaklarından oluşan bir ittifak var. İşte bu ittifak bir karanlıklar ittifakıdır. Bu ittifak yalan, haram ve soygun ittifakıdır. Bu ittifak kin, nefret, düşmanlık ittifakıdır. Onun karşısında bizim halklarla kurduğumuz ittifakımız var. Kürt halkının o direniş mücadelesinin, görkemli yürüyüşümüzün Türkiye halkları ile kurduğu büyük ittifak var.

En büyük ittifakımız halkımızla, en büyük gücümüz bizim birliğimizdir. Birliğimiz servetimizdir. Burada Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı’nı da bu birliği güçlendirmek için kurduk. Birliğimizi kaybettiğimiz anda, birliğimiz zayıfladığı anda yürüyüşümüzü engellemeleri kolay olur. Bugüne kadar her türlü baskıyı, her türlü zorbalığı denediler ama bizi yolumuzdan alıkoyamadılar. Ne diz çöktük ne boyun eğdik. Neden? Çünkü halkla iç içeyiz, çünkü birliğimiz güçlü.

Evet, Batman yoksulluğun ne olduğunu biliyor. Bu AKP-MHP iktidarının yıllardır ülke kaynaklarını nasıl talan ettiğini ve bunun sonuçlarını Batman biliyor. Batman, Türkiye’deki 81 il içinde en yoksul 72’inci kent. Yani sondan 9’uncu sırada. Gençlerimiz işsiz. Burada emeğiyle geçinmeye çalışanlar tekstil atölyelerinde çalışıyorlar, onlar da sefalet ücretlerine mahkum ediliyorlar. Batman’ın kaynakları var; ovaları, tarım arazileri, petrolü var ama bunların Batmanlılara bir faydası yok. Neden? Çünkü bu kaynakları iktidar sermayeye ve kendi yandaşlarına peşkeş çekiyor. O nedenle yoksul bırakıyor Batmanlıları.

Her seçim dönemi Karadeniz’den gaz çıkarıyorlar, şimdi de “Gabar’dan, Andok’tan petrol çıktı” dediler. Yahu petrol burada! Buradaki petrolün Batmanlılara ne faydası oldu? Buradaki halk zenginliklerden bir fayda sağlayabildi mi? Hayır. O gaz, petrol hepsi seçim için uydurdukları hikayeler. Var olan zenginlikleri de kendilerine, yandaşlarına ve sermayeye aktarıyorlar. O nedenle halk yoksul, gençler işsiz. Biz buna son vermeye geliyoruz; yoksulluğu, hırsızlığı ve talanı sonlandırmaya geliyoruz. Yeşil Sol ile geliyoruz.

“Gençlere sesleniyorum; kimse sandığa gitmemezlik etmesin”

Gençler, değişim sizin elinizdedir. Genç nüfusun en yoğun olduğu illerden biri Batman. Herkes ama herkes bugününe sahip çıkmak ve geleceğini aydınlık üzerine kurmak için mutlaka her saniye, her dakika çalışmalıdır. Gençler! Kimse sandığa gitmemezlik etmesin. Sizler arkadaşlarınızla konuşun ikna edin, sandığa götürün ve mührü Yeşil Sol’un ağacının altına vurmalarını sağlayın.

Bu yoksulluğun en önemli nedeni savaş politikalarıdır. AKP-MHP koalisyonu, bu karanlık ittifak şimdi propagandasını bombalarla ve toplarla yapıyor. Yani size vadettiği şey ölümdür, yoksulluktur, sefalettir. Biz de diyoruz ki, hayır bu ittifakın Kürt düşmanlığı üzerine kurduğu politikalara son vereceğiz! Savaş politikalarının temelinde Kürt düşmanlığı yatıyor. AKP-MHP ittifakı Kürt düşmanıdır, 90’ların karanlıklarının ittifakıdır. O günleri Batman halkı unutmaz. Bu karanlık, nefret ve kin ittifakına en büyük cevabı Batman halkı verecek.

Batman halkı sandıklarda öyle bir cevap verecek ki, 40 yıl öncesinin o hikayesini yeniden hatırlatacak. Hazır mı Batman? 5-0 yapmaya hazır mıyız? 40 yıl önce Edip Solmaz’ı belediye başkanı seçen bu irade, bugün AKP-MHP ittifakına en güçlü cevabı vermeye hazır mı? 14 Mayıs’ta Batman’dan 5 vekil bekliyoruz. Çünkü Batman mücadele ile başarının, direniş ile inşanın iç içe geçtiği bir geleneğin en güzel temsilcisidir. Hem mücadele ediyor hem direniyor hem de başarıyor. Bu seçimde de sizden büyük bir başarı bekliyoruz. 5-0 ile Batman bir kez daha tarih yazacak.

Sevgili dostlar bu sıcakta sizi fazla bekletmek istemiyorum. Siirt’te de halkımız bekliyor. Buradan oraya geçeceğiz. Ama zaten size çok şey anlatmaya gerek yok. Siz hazırsınız; tarihten bugüne, geçmişten geleceğe şanlı yürüyüşün temsilcisisiniz. Sandığa gittiğinizde iki tane oy pusulası olacak. Biri milletvekilliği, biri cumhurbaşkanlığı için. Milletvekilliği seçimi için önünüze uzun bir pusula gelecek. Hiç tereddüt etmeyin, asla yanlış yapmayın. O pusulada tek mühür kullanacaksınız. Bir tane mühür var, o da Yeşil Sol ağacının altına basılacak. Başka hiçbir yere o pusulada mühür basmıyorsunuz. Onu katlıyorsunuz, sandığa koyuyorsunuz, 5 milletvekili çıkarıyorsunuz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde de önünüze kısa bir pusula gelecek. 4 tane resim var. Orada da nereye oy vereceğinizi, neden oy vereceğinizi biliyorsunuz. Tek Adam’a karşı oyunuzu basacağınız yeri biliyorsunuz. Bu otoriter Kürt düşmanı, savaş ve soygun düzeninin temsilcilerine mühür basmıyoruz. Oraya da sadece bir mühür basıyoruz. Bu sandıklar size emanet. Her sandığın seçmeni o sandığın koruyucusudur. Hepiniz sabahlara kadar sandık başında da çuvalların başında da sanki sandık görevlisiymişsiniz gibi bekleyeceksiniz. Ekmeğimizi çaldılar, geleceğimizi çalmak istiyorlar. Barışı ve huzuru çaldılar. Şimdi de iradeyi çalmak isteyecekler, oyları çalmak isteyecekler. Onlara izin vermeyeceğiz.

“Meclis’e en güçlü şekilde gitmeliyiz”

Bu seçimlerde Yeşil Sol Parti’yi en güçlü şekilde Meclis’e göndermenizi istiyoruz. Buradan Batman halkı Türkiye’nin dört bir yanına sesleniyor: Gelin irademizi Yeşil Sol Parti’nin ağacı altında buluşturalım. Meclis’e en güçlü şekilde gideceğiz. Niye istiyoruz bunu? Bu ülkeye demokrasiyi getirmek için, Kürt sorununa demokratik çözüm için, halkların eşit ve özgür bir biçimde barış içinde yaşadığı bir ülke kurmak için, emeğin hakkı için, adalet için bizler Meclis’e en güçlü şekilde gitmeliyiz. Em dibêjin piştî 40 salan dîsa em dîsa serkeftin. Dîsa em dîsa azadî, disa em dîsa demokrasî. Bîminin di xêr û xweşiyê de. Serkeftin hevalno.”

Paylaşın

Ahmet Türk: Öcalan’la Görüşme Bilgileri Aldatmacadır

Gaziantep’te halka seslenen Ahmet Türk, “Bugün yeni yeni bir şeyler çıkarıyorlar. Bir heyetin İmralı’ya gidip Sayın Öcalan ile görüştüğünü söylüyorlar. Peki 2 yıldır neden ailesiyle avukatlarıyla görüştürmediniz. Seçim gelince birden bire böyle bir heyet gönderiyorsunuz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / Bu ne perhiz ne lahana turşusu? Şimdi hem milliyetçi bir siyaset yürütecek hem de iki yüzlü bir siyaset anlaşıyını Türkiye’nin gündemine getirecekler. Korkmaya gerek yok bunları yeneceğiz. Onları tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Gelecek özgürlükten yana olanlarındır.”

Yeşil Sol Parti seçim çalışmaları kapsamında aynı gün İstanbul, Batman, Manisa, Siirt, Şırnak, Antep, Balıkesir, Tekirdağ ve Bursa’da halk buluşmaları ve mitingler gerçekleştirdi. Mitinglerde iktidarın kaybedeceği ve Yeşil Sol Parti’nin en az 100 vekil ile parlamentoda temsil edileceğine işaret edildi.

Gaziantep mitinginde konuşan ve katılımcıları Kürtçe selamlayan Ahmet Türk, Kürtlerin özgür bir yaşam için direndiğini ve alanlarda olduğunu belirtti. Kürt kadınlarının öncülüğüne dikkat çeken Türk, “Kürt kadınları mücadelede çok önemli bir rol oynuyor. Her zaman bize öncülük ettiler. O yüzden jin jiyan azadî diyoruz” dedi.

Kürt sorunun çözümü için, faşizmin sona ermesi için sonuna kadar mücadele edeceklerinin altını çizen Türk, “Biz kimseye değil kendimize güveniyoruz. İktidar değiştiğinde gelenler de aynı hataları yaptıklarında onlara karşı da mücadelemizi sürdüreceğiz. Yeni bir yaşam başlayacak” dedi.

Seçimlere işaret ederek “Bu sistem yıkılacak daha demokratik halkların ortak yaşadığı yeni bir dönem başlayacak. Biz kendimize güveniyoruz, arkadaşlarımıza güveniyoruz. Sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz” diyen Türk, Kürt halkının hakkını elde edinceye kadar, inkâra, saldırılar sona erinceye kadar direnmeye devam edeceğini söyledi.

İktidarın “yola devam” sözünün “Kürtleri inkara devam, Kürt siyasetçilerini cezaevinde tutmaya devam” anlamına geldiğini ve buna izin vermeyeceklerini söyleyen Türk, “Bugünkü yolculuğumuz eşit ve özgür bir yaşamı yaratma yolculuğudur. İktidarın saldırılarına teslim olmayacağız, sonuna kadar direneceğiz. İktidar çöküyor çökecek. Yarınlar bizim olacak. 14 Mayıs’ta sandık başına gidiyoruz. Bu konuda büyük hassasiyet göstermemiz lazım” dedi.

“Öcalan’la görüşme bilgileri aldatmacadır”

Türk, yürütülen bütün saldırılara karşı herkesin sorumluluğunu yerine getirmesi çağrısı yaptı. Türk şunları söyledi:

“Bugün yeni yeni bir şeyler çıkarıyorlar. Bir heyetin İmralı’ya gidip Sayın Öcalan ile görüştüğünü söylüyorlar. Peki 2 yıldır neden ailesiyle avukatlarıyla görüştürmediniz. Seçim gelince birden bire böyle bir heyet gönderiyorsunuz. Bu ne perhiz ne lahana turşusu? Şimdi hem milliyetçi bir siyaset yürütecek hem de iki yüzlü bir siyaset anlaşıyını Türkiye’nin gündemine getirecekler. Korkmaya gerek yok bunları yeneceğiz. Onları tarihin çöplüğüne göndereceğiz. Gelecek özgürlükten yana olanlarındır.”

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Yeşil Sol Parti, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz Manisa Mitingine, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDK Eş Sözcüsü Esengül Demir, Başak Demirtaş İstanbul ve Bursa Mitinglerine katılırken, Bursa Mitingine ayrıca HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek ve Tayip Temel katıldı.

Ahmet Türk, Azadi Partisi Genel Başkanı Ayetullah Aşti Antep Mitingindeydi. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz Batman ve Siirt Mitinglerine katıldı. Şırnak’ta DTK Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Tekirdağ’da Sırrı Süreyya miting alanında konuşma yaptı. Ayrıca Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı partilerinden KKP, PİA, PSK, DDKD temsilcileri de mitinglere katıldı.

Paylaşın