ABD’den Dikkat Çeken Seçim Açıklaması: Türkiye ile İlişkileri Etkilemeyecek

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’e, ‘’gelecek hafta Pazar günü Türkiye’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyeceği’’ soruldu.

Sözlerine ‘’Etkilemeyecek’’ diyerek başlayan Patel, ‘’Türk halkı tarafından hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz ve bu ilişkileri derinleştirmeye, bir dizi işbirliği alanı ve ortak öncelikler üzerinde çalışmaya devam edeceğiz’’ yanıtını verdi.

ABD, Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerden çıkacak sonucun ikili ilişkileri etkilemeyeceğini bildirdi.

Dışişleri Bakanlığı’ndan gelen açıklamada, ‘’Hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz… Tek umudumuz demokratik bir sürece dayanan özgür ve adil bir seçim görmek’’ mesajı verildi.

Bakanlığı günlük basın brifinginde Sözcü Yardımcısı Vedant Patel’e, ‘’gelecek hafta Pazar günü Türkiye’de yapılacak cumhurbaşkanlığı ve genel seçimlerin Türk-Amerikan ilişkilerini nasıl etkileyeceği’’ soruldu.

VOA Türkçe’den Dilge Timoçin’in aktardığına göre, sözlerine ‘’Etkilemeyecek’’ diyerek başlayan Patel, ‘’Türk halkı tarafından hangi hükümet seçilirse seçilsin birlikte çalışmaya devam edeceğiz ve bu ilişkileri derinleştirmeye, bir dizi işbirliği alanı ve ortak öncelikler üzerinde çalışmaya devam edeceğiz’’ yanıtını verdi.

Türkiye’nin önemli bir NATO müttefiki olduğuna ve ABD için önemli olan bir dizi konuda vazgeçilmez bir rol oynadığına da dikkat çeken Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, ‘’Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Girişimi’nin oluşturulmasında ve hayata geçirilmesinde oynadığı role işaret etmek istiyorum. Onların liderliği ve biraraya getirici rolü sayesinde, Rusya’nın tahılı silah haline getirmesini engelleyecek bir mekanizma var’’ dedi.

Patel, yanıtını, ‘’Ancak genel olarak ABD seçimlerde taraf tutmaz. Tek umudumuz demokratik bir sürece dayanan özgür ve adil bir seçim görmektir’’ diyerek tamamladı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Alman Televizyonu ARD’ye Konuştu Sığınmacıları Yollayacağız

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye sığınan dört milyon Suriyeliyi evlerine geri göndermek istediğinizi açıkladınız. Peki AB ile mülteci anlaşmasını iptal mi edeceksiniz?” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Dört milyon Suriyeli mülteci var. Ve biz onlara yıllardır ev sahipliği yapıyoruz. Ama hepsi Türkiye’de sigortasız çalışıyor. Peki yarın yaşlandıklarında ne olacak? Burada sadece bugüne değil, geleceğe de bakan bir politika oluşturmak gibi bir görevimiz var. Biz bunu şöyle yapmak istiyoruz: Öncelikle Suriye’nin meşru hükümetiyle bir anlaşma yapacağız. Karşılıklı büyükelçilikler açacağız.

Buradaki Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri şartıyla can ve mal güvenliklerini garanti altına alacağız. Gerekirse Birleşmiş Milletler’in de devreye girmesi gerekecek. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Suriyeliler Suriye’ye döndüklerinde yollarını, köprülerini, okullarını, kreşlerini, her şeylerini yeniden inşa edeceğiz. Böylece hiçbir endişe duymadan ülkelerine dönebilecekler. Amacımız bu insanların kendi ülkelerinde özgürce yaşamaları.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Alman kamu televizyonu ARD’ye verdiği mülakatta, farklı bir Türkiye için planlarını anlattı, Suriyeli sığınmacıları ülkelerine göndermek için hazırladıkları taslakla ilgili ayrıntıları paylaştı.

Caren Miosga’nın sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, Türkiye’de 20 yılı aşkın süredir iktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) ülke demokrasisine kan kaybettirdiğini belirterek “Altılı ittifakımız bunu yeniden inşa etmek, demokrasiyi yeniden kurmak için bir araya geldi. Bizi bir araya getiren demokrasi özlemidir. Bu ülkenin demokrasiye ihtiyacı var. Türkiye, demokrasi olmadığı ve tüm gücün tek bir kişide toplanması nedeniyle canlılığından çok şey kaybetti” dedi.

Türkiye’nin büyük ekonomik sorunları olduğunu ifade eden CHP lideri, ekonomiyi düzeltmek ve demokrasiyi yeniden tesis etmek için güçlendirilmiş bir parlamenter sistem getireceklerini, anayasayı değiştireceklerini kaydetti.

AB’nin yeni bir fasıl açmasını beklemeden, Avrupa Birliği’nin tüm demokratik standartlarını tam olarak uygulayacaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde yatan kişilerin de özgürlüklerine kavuşacağını söyledi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin siyasi tutuklularla ilgili kararları olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bu kişilerin serbest bırakılmaları gerektiğini ancak Erdoğan’ın yargı üzerinde baskı kurarak bunu engellediğini kaydetti.

“Eğer bu Avrupa kararları uygulansaydı, zaten hepsi özgür olacaktı” diye konuşan Kılıçdaroğlu, “21. yüzyıl Türkiye’sinde hiç kimse fikrini ifade ettiği için hapse atılmamalı. İfade özgürlüğünün hapisle cezalandırıldığı bir Türkiye’yi kategorik olarak reddediyoruz” ifadelerini kullandı.

Suriyeliler nasıl gönderilecek?

Kılıçdaroğlu, “Türkiye’ye sığınan dört milyon Suriyeliyi evlerine geri göndermek istediğinizi açıkladınız. Peki AB ile mülteci anlaşmasını iptal mi edeceksiniz?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Dört milyon Suriyeli mülteci var. Ve biz onlara yıllardır ev sahipliği yapıyoruz. Ama hepsi Türkiye’de sigortasız çalışıyor. Peki yarın yaşlandıklarında ne olacak? Burada sadece bugüne değil, geleceğe de bakan bir politika oluşturmak gibi bir görevimiz var. Biz bunu şöyle yapmak istiyoruz: Öncelikle Suriye’nin meşru hükümetiyle bir anlaşma yapacağız. Karşılıklı büyükelçilikler açacağız.

Buradaki Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri şartıyla can ve mal güvenliklerini garanti altına alacağız. Gerekirse Birleşmiş Milletler’in de devreye girmesi gerekecek. Ayrıca Türkiye’de yaşayan Suriyeliler Suriye’ye döndüklerinde yollarını, köprülerini, okullarını, kreşlerini, her şeylerini yeniden inşa edeceğiz. Böylece hiçbir endişe duymadan ülkelerine dönebilecekler. Amacımız bu insanların kendi ülkelerinde özgürce yaşamaları.”

Suriyelilerin ülkelerine döndükten sonra orada işe de ihtiyaçları olacağını ifade eden Kılıçdaroğlu, bu konuda Gaziantepli sanayicilerin Suriye’de yatırım yapmaya hazır olduklarını belirterek, “Avrupalılar da bunu yapmak isterse çok mutlu oluruz” dedi.

ARD muhabirinin Türkiye’deki Suriyelilerin göç etmek zorunda kaldıklarında Suriye yerine Batı’ya gitmek isteyeceklerini, bu durumda da AB ile sorun yaşanabileceğini söylemesi üzerine Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

“Buradaki Suriyelilerin kanaat önderleriyle konuştum. Bazı siyasi parti liderleriyle ve buradan yayın yapan ve meşru Suriye hükümetini eleştiren bazı gazetecilerle de görüştüm. Can ve mal güvenliğini garanti altına alırsak, orada istihdam olanakları yaratılırsa zaten kendi istekleriyle ülkelerine geri döneceklerini söylüyorlar.”

Olaf Scholz benzetmesi

Kılıçdaroğlu muhabirin, “Türkiye neredeyse 20 yıl boyunca kendisini büyük bir baba figürü olarak gösteren, büyük bir hatip, büyük bir demagog olarak kabul edilen bir adam tarafından yönetildi. Siz bunun tam tersisiniz, hatta bir finans gazetesi tarafından yılın bürokratı seçildiniz. Siz Türkiye’nin Olaf Scholz’u musunuz?” sorusunu ise şöyle yanıtladı:

“Olaf Scholz’a benzetilmek benim için bir onurdur. Aslında ben sakin bir insanım. Kolay kolay heyecanlanmam. Var olan soruna odaklanırım, onu çözmeye çalışırım. Ama bu sorunu çözme yöntemimi de insanlarla paylaşırım. Dolayısıyla insanların desteğini almak benim için önemli. Çünkü Türkiye’yi demokrat olmayan birinin yönettiği, otoriter bir yönetimin yönettiği artık sadece bizim değil bütün dünyanın gördüğü bir şey.

İşte bu yüzden biz altı muhalefet partisi Türkiye’yi otoriter bir yönetimden kurtarmak için bir araya geldik. Ve AB tarafından öngörülen tüm demokratik standartların hayata geçirilmesi için mücadele ediyoruz. Bu mücadele çok uzun sürmeyecek. Tam bir hafta sonra Türkiye yeni bir döneme girecek. Siyasi söylemimiz şu: Türkiye’ye bahar gelecek.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erzurum Olayları: Erdoğan, İmamoğlu’nu Suçladı

Seçim çalışmaları kapsamında Edirne’de halka hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na Erzurum’da düzenlenen taşlı saldırıya ilişkin, “Provokasyonlarla olay çıkarıyorlar” ifadesini kullandı.

Erdoğan, konuşmasında, “Teknolojik imkanların böyle geliştiği dönemde bu numaralar bayatladı. Kendi provokasyonları ile olay çıkarıp utanmadan şehirlerimizi karalamaya çalışıyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim çalışmaları kapsamında Kırklareli ve Edirne’de halka hitap etti.

Erdoğan’ın Kırklareli konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Biz CHP’ye, İP’e vatanımızı böldürtmeyeceğiz. Nice badirenin üstesinden böyle geldik ve bunlara fırsat vermedik. 14 Mayıs’ta da aynısını başaracağız. Bizi Alevi-Sünni, Türk-Kürt-Roman diye ayırmak isteyenlere, hayat tarzı üzerinden bölmeye çalışanlara müsaade etmeyeceğiz. 85 milyonun tamamı arasındaki komşuluk hukukunu, vatandaşlık bağlarının zedelenmesine rıza göstermeyeceğiz.

Türkiye Yüzyılı’nı sizlerle omuz omuza inşa edeceğiz. Büyük ve güçlü Türkiye’nin kapılarını sizlerle aralayacağız. Ne diyorlar, Öcalan’ın cezaevi kapısını kıracaklarmış. Ne diyorlar, Selo’yu cezaevinden çıkaracaklarmış. Bu Selo ne yaptı, Diyarbakır’da bizim Kürt kardeşlerimizi 51 tane öldürdüler. Bunun için 14 Mayıs çok önemli.

Kırklareli’nin benim siyasi hayatımda farklı yeri var. Okuduğumuz bir şiir yüzünden cezalandırıldığımda Kırklareli bizi Pınarhisar’da misafir etti. O kara günleri hiçbir zaman unutmadık. Yüzbinlerin bizleri Pınarhisar Cezaevi’ne yolcu ederken döktüğü gözyaşını unutmadık.

Pınarhisar’da haksız şekilde tutulduğumuz o günleri tefekkürler, istişare ile geçen bir okul olarak gördük. Darbecilerin milletimizle bağımızı koparmak için attıkları zindan yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Partimizin ufkunu burada çizdik. Türkiye ile hayallerimizi burada şekillendirdik.

Milletimizin ayağına vurulan vesayet zincirlerini, kaos, kriz prangalarını parçaladık. Türkiye’yi her alanda başarıdan başarıya koşturduk. Bürokratik oligarşinin takoz koyduğu, muhalefetin engel çıkardığı projelerimizi saymaya kalksak bitiremeyiz.

Biz bu sabotaj siyasetine teslim olmadık. Bundan sonra da aynı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Hedeflerimize ulaşmak için daha çok koşacağız. Pazar gününe kadar 6 gün kaldı. Seçim dönemleri kimi için bol keseden boş vaat dağıtma dönemidir. Doğruluğuna yanlışlığına bakmadan seçtikleri vaatleri sağa sola savururlar.

Çiftçiye bedava traktör dediler. Size bedava traktör geldi mi? Suyu, elektriği, ulaşımı ücretsiz yapacağız dediler, oldu mu? Seçim bittikten sonra vaat bohçasının ağzını bağlayıp sandığa koyuyorlar. Bu eski Türkiye’nin siyasetçi modelidir. Biz 2002’de bu siyaset anlayışına son verdik. Seçim meydanlarında ne diyorsak göreve gelince hayata geçirdik.

Bay bay Kemal sen Londra’daki tefecilere git avucunu yalayacaksın. Onlardan sana yar olmaz. Ama sen zaten seçim kazanamayacaksın ki. Sen ciddi manada zavallısın. Bunlar esrarkeş, eroinkeş; bundan kazanım eden tefeciler. Kendi kaynaklarımızı kullanacak, kimseye el açmadan toplumun refahını artıracağız.

Çanakkale Köprüsü’nü onlardan aldığımız parayla mı yaptık? Kira meselesini de, çarşı pazarda aşırı fiyat artışını da hal yoluna biz koyarız. Bunlar Kürt kardeşlerimizi de istismar ediyorlar. Sandıkta bunların işini bitirmemiz lazım. Kendi seçmenlerine ‘tıpış tıpış oy vereceksiniz’ dedikleri aday bu.

“Provokasyonlarla olay çıkarıyorlar”

Erdoğan, Trakya turuna Kırklareli’nden sonra Edirne mitingiyle devam etti.

Erdoğan konuşmasında, Ekrem İmamoğlu’na Erzurum’da düzenlenen saldırıya ilişkin, “Provokasyonlarla olay çıkarıyorlar” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Kaybedeceklerini anladıkları için şimdiden çamura yatmaya başladılar. Her partinin temsilcisinin yer aldığı heyetlerin gözetimindeki çalışmaların üzerine sanki bunu bilmiyormuş gibi gölge düşürmeye çalışıyorlar. Teknolojik imkanların böyle geliştiği dönemde bu numaralar bayatladı.

Kendi provokasyonları ile olay çıkarıp utanmadan şehirlerimizi karalamaya çalışıyorlar. İste dün İstanbul’u gördünüz, 1 milyon 700 bin insan Atatürk Havalimanı’ndaydı. Milleti tahrik ederek güçleri yetmeyince tahkir ederek yaşayacakları hezimete kılıf arıyorlar. Edirne’de şu anda 25 bin kişi var.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Ben Devrini Bitiriyoruz, Biz Devri Başlayacak

Konya’da halka seslenen Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’da AK Partili belediye başkanları var hiçbirinin hakkını yemedim, yedirmem. 16 milyonun hizmetkarı olacağım dedim, onu yapıyorum. Mülakatı çöpe atacağız, liyakat gelecek. Millet bizden, onlardan demeyecek. Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak. Kime oy verecekseniz verin ama siyasetçilerin günahına, suçuna ortak olmayın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Kışkırtan siyasete hayır deyin. Düşmanlaştıran dile herkes dur desin. Kim yanlış yaparsa karşısına cesaretle çıkın. Bu memlekette yaşayan kimsenin inancını sorgulamaya kimsenin gücü yetmez. Benim memleketimin insanının inancını ölçecek adam anasını karnından doğmadı. 14 Mayıs’ta bir kişi kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Sevgi kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Kazanıyoruz. Millet kazanıyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu, seçim çalışmaları kapsamında Konya’da halka hitap etti. Ekrem İmamoğlu, konuşmasında şunları söyledi:

“Sevginin, hoşgörünün, kardeşliğin şehrindeyiz. Gençler, sizlerle bu memleket coşacak. ‘Cömertlik ve yardım etmekte akarsu gibi ol. Şefkat ve merhamette güneş gibi ol. Başkalarının kusurunu örtmekte gece gibi ol. Hiddet ve asabiyete ölü gibi ol. Tevazu ve alçak gönüllülükte toprak gibi ol. Hoşgörülükte deniz gibi ol.’ bu sözlere hayatım boyunca layık olmaya çalıştım. Mevlana’nın memleketinde söz veriyorum, layık olacağım.

Bir kişi bile dışarıda kalmayacak, soğukta kalmayacak herkesi kucaklamaya geliyoruz. Sizlere Erzurum’dan selam getirdim. 150-200 kişiyi yuhlamaya bile değmez. Size canım dadaşların selamını getirdim. Bana taş atılmadı, millete, demokrasiye taş atıldı. 40-50 belediye otobüsünün miting alanına çekildiğini öğrendik. Provokatör olacak, aranızda da olabilir. Sizi provoke etmeye çalışanlar olacak. Herkes kendine yakışanı yapar. Kötülükleri yenmeye, iyilikleri bu memlekete getirmeye geliyoruz. İyilik kazanacak.

Erzurum’da bize teminat verildi ama biz yolda emniyet tedbiri görmedik. 150-200 kişi taş atmaya başladılar. Gözümün önünde çocuklara taş atıldığını gördüm. Türk bayrağıyla milleti selamlayanlara taş atan 15-200 kişinin Erzurumlu’yla ilgisi yoktur. Süreci seyreden polislere emri veren Emniyet Müdürü’dür çok net. O gençleri kışkırtan makam ve mevki sahipleri kim olursa olsun, 14 Mayıs’ta evine gidecek.

Bir avuç çıkar dünyası bitiyor onun için çıldırdılar. Çıldırmaya devam etsinler, onları çıldırtacağız. Millet kazanacak. Sakın korkmayın. Cesaret nereden gelir biliyor musun? Sevgi pıtırcığı olmaktan gelir. 86 milyon insanı tek tek sevmiyorsam namerdim. Bu işin sonunu bırakmayacağız. Cesur, demokrasiyi getireceğiz. Bu devlet yöneticisi aklı değişecek. 15 Mayıs’ta valiler, devletin valisi olacak. Emniyet müdürü, devletin emniyet müdürü olacak.

Sokaktaki bir avuç kalabalığı hiç umursamayın. Sabırlı olacağız. Mevlana’nın tavsiyelerini okudum. Sandıkta sözümüzü söyleyeceğiz. Bir hafta sonra kışkırtıcı dil, akıl evine gidecek, mahkemede hesap verecek. Oylarımızı bölmeyeceğiz, ikinci tura bırakmayacağız. Kaybedecek bir günümüz yok. Yapacak çok işimiz var.

Millet huzur istiyor. Geleceklerinden kaygılanmayan bir hayat istiyor gençler. Bir avuç insan, millet kavga etsin istiyor. Gidecekler. İstanbul’da bu kardeşiniz 806 bin farkla başkan seçildi. Kurumların defalarca kapısını çaldık. Cumhurbaşkanı’ndan kaç kez randevu istedim, vermedi. Bana mı vermedi, 16 milyon İstanbulluya vermedi.

Daha önce 11 cumhurbaşkanı oldu, hepsi adaletli oldu. Bu ne kibirdir Allah aşkına… Muhalefetle bir araya gelebilseydi, bu şekilde olur muydu memleket. Düşmanlık tohumu ekmek kolaydır. Bizim terbiyemizde Mevlana var, Hacı Bektaş var, Mustafa Kemal Atatürk var. Bu millet kimseye boyun eğmemiştir. 15 Mayıs’ta huzur getireceğiz. Devletin kapısı herkese açık olacak. Devletin gücü vatandaşa şefkatle gelecek, parmak göstererek değil.

“Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak”

İstanbul’da AK Partili belediye başkanları var hiçbirinin hakkını yemedim, yedirmem. 16 milyonun hizmetkarı olacağım dedim, onu yapıyorum. Mülakatı çöpe atacağız, liyakat gelecek. Millet bizden, onlardan demeyecek. Ben devrini bitiriyoruz, biz devri başlayacak. Kime oy verecekseniz verin ama siyasetçilerin günahına, suçuna ortak olmayın. Kışkırtan siyasete hayır deyin.

Düşmanlaştıran dile herkes dur desin. Kim yanlış yaparsa karşısına cesaretle çıkın. Bu memlekette yaşayan kimsenin inancını sorgulamaya kimsenin gücü yetmez. Benim memleketimin insanının inancını ölçecek adam anasını karnından doğmadı. 14 Mayıs’ta bir kişi kaybedecek, 86 milyon kazanacak. Sevgi kazanacak. Her şey çok güzel olacak. Kazanıyoruz. Millet kazanıyor.”

Paylaşın

EUobserver’dan 14 Mayıs Analizi: Ya Daha Fazla Baskı Ya Demokrasi

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, uluslararası basın da seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak Brüksel merkezli haber kuruluşu EUobserver, seçimlere ilişkin “Türkiye yol ayrımında: demokrasiye dönüş ya da daha fazla baskı” başlıklı bir makale yayınladı.

Selçuk Gültaşlı imzalı makalede önümüdeki seçimler için “kader” ifadesi kullanılırken, “Erdoğan giderek daha otoriter ve popülist bir İslamcı akımı temsil ederken, Kılıçdaroğlu Batı odaklı, modernist ve çoğulcu demokratik bir parlamenter sistemi temsil ediyor” denildi.

Erdoğan’ın şimdiye kadarki en zorlu mücadelesiyle karşı karşıya olduğuna vurgu yapılan makalede şu ifadeler yer aldı: “20 yıldır ilk kez Erdoğan savunmasız görünüyor. Tüm güvenilir kamuoyu yoklamalarına göre, Kılıçdaroğlu önde ve bir zamanların yenilmez Erdoğan’ı geride kalmış gibi görünüyor.”

Seçimleri kaybetmesi durumunda Erdoğan’ın “yetkilerini devretmemek için ayak direyebileceğine dair bazı işaretler var” iddiasının bulunduğu makalenin devamında, “Seçimlerin güvenli bir şekilde yapılıp yapılmayacağı ve 20 yılı aşkın bir süredir görevde olan Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na barışçıl bir şekilde iktidarı devredip etmeyeceği konusunda şimdiden endişeler var. Erdoğan’ın müttefikleri, olumsuz seçim sonucuna yönelik bir saldırı için şimdiden sahneyi hazırlıyor” iddiasında bulunuldu.

“Ya daha fazla baskı ya demokrasi”

Erdoğan’ın 2017’den bu yana başkanlık sistemi altında “muazzam yetkiler” kullandığı ve “giderek bölücü ve otoriter” hale geldiği belirtilen makalede, “14 Mayıs’ta Türkiye, ya Erdoğan’ın popülist-İslamcı otoriter yönetimi altında daha fazla baskıyı seçecek ya da demokrasiyi” denildi.

Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) gibi kuruluşlara çağrı yapılan makalenin devamı şöyle:

“Avrupa kurumları, özgür ve adil bir seçim için ellerinden gelenin en iyisini yapmalı. Sandıklara hile karıştırılması ve seçimlerin meşruiyetinin sorgulanmasının ciddi sonuçları olacağı konusunda Erdoğan’ı uyarmalıdır. Aksi takdirde Avrupa, muhtemelen eskisinden daha baskıcı, bölücü ve otoriter olacak Erdoğan’ın iktidarında bir beş yıl daha beklemeli.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

MP Milletvekili Adayı Çağrı Ünsal İstifa Etti: Kılıçdaroğlu’nu Destekleyeceğim

Memleket Partisi’nden ve milletvekili adaylığından çekilen Çağrı Ünsal, “Gelinen noktada 20 yıllık AKP karanlığına karşı siyasi mücadele gösteren tüm muhalif kesimin iç tartışmaları bir kenara koyarak bu mücadeleyi birlikte sürdürmesi kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir” dedi ve ekledi:

“Bu nedenlerle, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakını destekleyeceğimi bildiriyor; kuruluşundan bu yana bir neferi olduğum Memleket Partisi’nin politikası ile fikir ayrılığına düşmüş olduğumdan, Ankara milletvekili adaylığından, Genel Disiplin Kurulu üyeliğinden ve parti üyeliğinden derin bir üzüntüyle istifa ediyorum.”

Memleket Partisi Genel Disiplin Kurulu üyesi ve Ankara Milletvekili adayı Çağrı Ünsal, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vereceğini belirterek adaylıktan çekildi.

Duvar’da yer alan haber göre Erzurum’da, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun mitingine yönelik saldırıyı hatırlatan Ünsal, “Mücadeleyi birlikte sürdürmek kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir” dedi.

“Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakı’nı destekleyeceğim”

Memleket Partisi’nden ve milletvekili adaylığından çekilen Ünsal, partisi ile fikir ayrılığına düştüğünü belirttiği açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Gelinen noktada 20 yıllık AKP karanlığına karşı siyasi mücadele gösteren tüm muhalif kesimin iç tartışmaları bir kenara koyarak bu mücadeleyi birlikte sürdürmesi kaçınılmaz bir zorunluluk arz etmektedir.

Bu nedenlerle, 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı adayı sayın Kemal Kılıçdaroğlu ve Millet İttifakını destekleyeceğimi bildiriyor; kuruluşundan bu yana bir neferi olduğum Memleket Partisi’nin politikası ile fikir ayrılığına düşmüş olduğumdan, Ankara milletvekili adaylığından, Genel Disiplin Kurulu üyeliğinden ve parti üyeliğinden derin bir üzüntüyle istifa ediyorum.”

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’daki 15 Barodan Provokasyonlara Karşı Tedbir Alınması Çağrısı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, aralarında Diyarbakır, Mardin ve Van barosunun da olduğu 15 baro provokasyonlara karşı tedbir alınması çağrısı yaptı.

15 baro tarafından yapılan açıklamada, “Seçim sürecinin güvenilirliğini ve kamuoyunun sürece duyduğu güveni artırmak için tüm yetkilileri, Anayasa ve yasalarla tanımlanan sınırlar çerçevesinde görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyor; tüm siyasetçileri, toplumsal gerginliğe sebep olacak propaganda dilinden uzak durmaya davet ediyoruz.

Seçimin bir demokrasi şöleni olduğunu hatırlatıyor; tüm yurttaşların, hiçbir ayrımcılığa uğramadan, seçme ve seçilme hakkını daha etkin ve daha eşit kullanabilmesi için ilgili kamu görevlilerinden gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.” ifadelerine yer verildi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı konuşma sırasında taşlı saldırıya uğramasının ardından Doğu ve Güneydoğu’daki 15 baro provokasyonlara karşı tedbir alınması çağrısı yaptı.

Ağrı, Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Hakkari, Kars, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van Baroları adına yapılan ortak yazılı açıklamada, seçim propagandalarının yoğunlaştığı bir dönemde; dün Erzurum’da yaşananların seçim süreci ve güvenliği açısından endişelere yol açtığı belirtildi.

VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’ın aktardığına göre, provokasyonlara karşı gerekli önlemlerin alınması çağrısı yapılan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

“Seçim sürecinin güvenilirliğini ve kamuoyunun sürece duyduğu güveni artırmak için tüm yetkilileri, Anayasa ve yasalarla tanımlanan sınırlar çerçevesinde görevlerinin gereklerini yerine getirmeye davet ediyor; tüm siyasetçileri, toplumsal gerginliğe sebep olacak propaganda dilinden uzak durmaya davet ediyoruz.

Seçimin bir demokrasi şöleni olduğunu hatırlatıyor; tüm yurttaşların, hiçbir ayrımcılığa uğramadan, seçme ve seçilme hakkını daha etkin ve daha eşit kullanabilmesi için ilgili kamu görevlilerinden gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.”

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Kaybettikçe Saldırıyorlar

Kars’ta halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Bunlar kaybettikçe saldırmaya başlıyorlar ve saldırdıkça kaybedeceklerini ne yazık ki bilmiyorlar. 4 gün sonra gideceklerinin farkında değiller bunlar. Bunların düşmanlıkları, Kürde karşı düşmanlıkları, demokrasiye karşı düşmanlıkları, kadınlara ve muhalefete karşı düşmanlıkları artık çok gizlemiyorlar. Açık açık söylüyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Televizyon programlarında mitinglerde, meydanlarda söylüyorlar. Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz. Türkiye halklarının bir arada yaşamasının, kardeşliğin huzurun refahın ve barışın, geleciğimizin teminatı artık Yeşil Sol Parti’dir. Biz bu ülkenin güvencesiyiz. Biz bu ülkenin teminatıyız. Onların kendi içlerinde düşmanlıkları ile baş başa bırakıyoruz.”

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), Kars Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenledi. Mitinge, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır katıldı.

MA’nın aktardığına göre, mitingde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan şunları söyledi:

“Burada yaşayan bütün halklarımıza Türküne, Kürdüne, Terekeme’sine Azeri’sine bütün değerli halkına, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Bugün Kars önemli bir miting yapıyor, arkadaşlarım Kars tarihinin en kalabalık mitingi olduğunu söylüyorlar. Emeği geçen bütün arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum, sizlere de saygılar sunuyorum.

İlk olarak İstanbul Kadıköy’de bir ırkçı saldırı sonucu yaşamını yitiren Cihan Aymaz’ı saygıyla ve minnetle anıyorum. Bu ırkçı saldırılara sebep olanları, bu saldırıları teşvik edenleri bir kez daha kınıyorum. Onların bu ırkçı saldırılarına da kutuplaşma ve insanları birbirinden ayırma politikalarına artık son vereceğimiz tarih 14 Mayıs tarihidir. Şimdi meydanlarda hakaret edenler, parmak sallayanlar, tehdit edenler, ırkçı söylemlerde bulunanlar son 5 gün içinde yaşanacaklardan sorumludurlar.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iki gün önce yaptığı açıklamayı nefretle ve şiddetle kınıyorum. ‘Kılıçdaroğlu’nun ortaklarına ya müebbet ya da bedenlerine birer kurşun’ dedi. Bu çok talihsiz bir açıklama. Arkasında ne oldu? Dün Erzurum’da Ekrem İmamoğlu’na taşlı saldırı gerçekleşti.

Yeşil Sol Parti’nin Tarsus’ta aracı taşlandı. Bugün Trabzon’da CHP milletvekillerine saldırı gerçekleştirdi. İşte bütün bu ırkçı söylemlerin arkasında gerçekleşen saldırıların bunları söyleyenlere ait olduğunu belirtmek isterim. Bunun sorumlusu sizlersiniz. Bu saatten sonra insanlarımızın ayağına taş değse kılına zarar gelse bütün bunların sorumlusu bu söylemlerdir bunu söyleyenlerdir, söyletenlerdir.

“Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz”

Bunlar kaybettikçe saldırmaya başlıyorlar ve saldırdıkça kaybedeceklerini ne yazık ki bilmiyorlar. 4 gün sonra gideceklerinin farkında değiller bunlar. Bunların düşmanlıkları, Kürde karşı düşmanlıkları, demokrasiye karşı düşmanlıkları, kadınlara ve muhalefete karşı düşmanlıkları artık çok gizlemiyorlar. Açık açık söylüyorlar. Televizyon programlarında mitinglerde, meydanlarda söylüyorlar. Biz bu düşmanlığa asla izin vermeyeceğiz.

Türkiye halklarının bir arada yaşamasının, kardeşliğin huzurun refahın ve barışın, geleciğimizin teminatı artık Yeşil Sol Parti’dir. Biz bu ülkenin güvencesiyiz. Biz bu ülkenin teminatıyız. Onların kendi içlerinde düşmanlıkları ile baş başa bırakıyoruz. Biz Türkiye halklarıyla kendi içimizde Türküyle Kürdüyse Azeri Terekemesiyle yerli halkıyla barış içinde, refah ve huzur içinde yaşayacağız. Kars buna en güzel cevaptır. Kars halkı yüzyıllardır barış içinde bir arada yaşamış ve bundan sonra da böyle yaşamaya devam edecek.

Sevgili Karslılar, gittiğimiz her yerde aynı coşku var, aynı kararlılık var. Dün Manisa’da, ondan önceki gün Erzurum’daydık. Bugün Kars’tayız, yarın Iğdır’da olacağız. Görüyoruz ki Yeşil Sol Parti bayrakları sloganları ve verdiği mesajlarla Türkiye’nin yerinde dalgalanıyor, Türkiye’nin her yerinde aynı hava var. Elbette Selo’ya da, Figen’e de, Gültan’a da, Ayla’ya da özgürlük. Bu ülkede düşüncelerinden dolayı cezaevlerinde olan arkadaşlarımızın özgürlük talebi 14 Mayıs’tan sonra gerçekleşecek.

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın söylediklerini her gün TV’lerde izliyorsunuz. Son olarak dediği şey şudur, ‘Ben Allah’tan talimat alıyorum.’ Kendisini peygamber zannediyor. Dini siyasete alet etmekten ne yüzü kızarıyor ne de utanıyor. Dini istismar edenler 14 Mayıs’ta bu halktan cevabını alacaklar. Peki Erdoğan diyor ki, ‘bana bir iktidarlık süre tanıyın bir iktidarlık daha yol açın.’ Niye istiyor sevgili arkadaşlar bir daha iktidar olmayı.

Yolsuzluk yapmak için, hırsızlık yapmak, usulsüzlük, hukuksuzluk yapmak için istiyorlar. 21 yıldır bu ülkede hırsızlığı, yolsuzluğu, açlığı, yolsuzluğu, sefaleti Türkiye halklarına reva görenler bir kez daha iktidara gelme peşindeler. Gelip Kars halkıyla bir gün konuştular mı, Kars halkının derdini dinlediler mi? Kars esnafının, işçisinin, gençlerin, kadınların ne derdi var? Geçim sıkıntısı var mı? Bütün bunları dinlemediler.

Onlara sarayın pencerelerinden Karsa bakmak daha kolay geliyor. Çünkü sarayın penceresinden Kars halkının ne yaşadığı ne yediği ne içtiği soğan alabiliyor mu, patates alabiliyor mu, esnaf siftah yapabiliyor mu, işçisi, çiftçisi üretim yapabiliyor mu? Ürettiğini satabilir mi? Bunları görmezler göremezler çünkü o pencereden Türkiye toz pembe görünüyor. Ama biz o perdeyi 14 Mayıs tarihinde ampulleriyle birlikte söküp atacağız.

Bunların içinde insan sevgisi yok bunlarda sadece kötülük var zalimlik var zulüm var. Sadece korktukları şey koltuklarından olmak ve seçim sandıkları. Ama artık korkunun ecele faydası yok Kars halkı onları gönderecek. Şimdi Yeşil Solu parlamentoya en güçlü şekilde göndermenin zamanı. Biz 100 vekil hedefledik, bu 100 vekilin 3’ü zaten Kars’tan gelecek. Gülistan vekilimiz iki arkadaşımızla birlikte parlamentoya gidecek ve Kars halkının 3 temsilcisi olacak. Bu 3 temsilci sizin sesiniz, sözünüz olacak iradeniz olacak sizin kararlarınızı her yerde ifade edecek. Ama şimdi esas söz sizde.

Kars halkı 3 vekilimizi parlamentoya göndermeye söz veriyor musunuz? O zaman ben de diyorum ki Kars’ta demokrasi 3, faşizm sıfır. Kars halkı iradesine sahip çıkacak ancak Karslıların mevsimlik işçi olarak, inşaat işçisi olarak batıda metropollerde çalıştıklarını biliyoruz. Bir duyarlılık ve bir irade istiyoruz. Kars halkı dışarıda yaşayan bütün akrabalarınızı, yakınlarınızı, çocuklarınızı oy kullanmak için mutlaka Kars’a gelmelerini sağlayın. Partimizle irtibata geçin. Arkadaşlarımız bunun hazırlığını yapıyorlar. Her bir gencimizi çalışanımızı oy kullanmak için Kars’a davet ediyoruz.

“Kazanacağımıza yürekten inanıyorum”

Gelin mührünüzü Yeşil Sol’un altına basın. Yeşil Sol Türkiye’nin umududur. Yeşil sol demokrasinin teminatıdır, bu ülkede güvencedir. Yeşil Sol parlamentoda büyük bir güçle temsiliyet sağlayacak. Bir oy Yeşil Sol’a bir oy faşizmi göndermeye gidiyoruz. Yani diğer oyumuz Kemal Kılıçdaroğlu’na. Şimdi kazanma zamanı, başarma zamanı, bu kazanma ve başarmanın sizlerin elinde olduğunu biliyoruz.

Gece gündüz çalışın 4-5 gün uyumasak da bir şey olmaz. Gitmedik ev, tutmadık el, dokunmadık yürek bırakmayın. Herkesin kapısını çalın, herkesten oy isteyin, herkese Yeşil Sol’u mutlaka tanıtın. Sizlere 14 Mayıs darbe tarihidir diyenlere bir demokrasi dersini sandıkta hep birlikte verelim. Çünkü 14 Mayıs’a darbe diyenler var, çünkü kafaları sadece darbeye çalışan bir iktidar var.

Onlar darbeleri iyi bilirler, Kars halkına nasıl darbe yapıldığını iyi bilirler, Kars halkının belediye eş başkanlarını görevden alıp yerine kayyum atamasını iyi bilirler. Onlar eğer Kenan Evren yaşamış olsaydı, Evren’i cumhurbaşkanı adayı yaparlardı, çünkü zihniyetleri, anlayışları, bakış açıları aynı. Ama biz darbelere de faşizme de kötülüklere de zulme de hukuksuzluklara da 14 Mayıs tarihinde hep birlikte son vereceğiz. Hepinize çalışmalarınızda başarılar diliyorum. Kazanacağımıza yürekten inanıyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’ın En Zorlu Seçimi: Enflasyon, Yoksulluk Ve İşsizlik…

Uluslararası basın, 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, seçimlere ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor.

Son olarak Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, “Türkiye’de, Erdoğan ekonomisinin yükseliş ve düşüşünü hesaba katan bir seçim” başlıklı bir analiz haber yayınladı.

Jonathan Spicer imzalı analizde 14 Mayıs seçimleri “cumhurbaşkanının 20 yıl içindeki en zorlu sınavı” olarak nitelendirilirken, “Türkler bu ayki seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı devirirse, bunun nedeni büyük ölçüde, onun 20 yıllık saltanatının ortasında refahlarının, eşitliklerinin ve temel ihtiyaçlarını karşılama yeteneklerinin düşmeye başladığı ekonomik bir tersine dönüş olacak” denildi.

Enflasyon, yoksulluk ve işsizlik…

Anketlerin, Erdoğan’ı “alışılmışın dışında” ve “sert ekonomi politikalarını tersine çevirecek olan” Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun arkasında olduğunu gösterdiğine dikkat çekilen analizde “Yükselen enflasyon karşısında faiz oranlarını düşürme politikasının getirdiği bir dizi kur düşüşü ve derinleşen bir yaşam maliyeti krizi nedeniyle Erdoğan’ın desteği son birkaç yılda azaldı” ifadeleri yer aldı.

Analizde ülkenin en temel sorunlarının başlarında yoksulluk ve işsizliğin geldiği vurgulandı.

Analizdeki bilgiye göre; Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Legantum Institute’ın refah endeksinde Türkiye, 2011’den bu yana 23 sıra gerileyerek dünya çapında 95. sırada yer alıyor.

Ajansa konuşan Wharton Üniversitesi’nde doçent olan Merkez Bankası eski başkanı Bülent Gültekin “Erdoğan seçimi kazanır ve ekonomi politikasını sürdürürse, bir noktada tamamen çökecek. Oldukça karanlık bir tablo” dedi.

Gültekin, “Bir süreliğine işleri erteleyebilirsiniz, ancak sonunda faturayı ödemeniz gerekir” diye konuştu.

Paylaşın

Erzurum Olayları; AK Parti Sözcüsü Çelik: Prensip Olarak Şiddete Karşıyız

Erzurum’da İBB Başkanı İmamoğlu’na yönelik saldırıyla ilgili olarak konuşan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hedef alan sözlerini de “Yakışıksız bir beyan.” olarak nitelendiren Sözcü Çelik, şiddeti maruz görmeyeceklerini de belirtti.

Ömer Çelik, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum mitingi sırasında bir grup tarafından taşlı saldırıya uğraması olayında kapsamlı bir soruşturma açılacağını belirtti.

NTV’de Funda Görey’in sorularını yanıtlayan Çelik’in açıklamaları şöyle:

“Dikkatli bir şekilde takip ettik. Prensip olarak biz siyasete dönük her türlü şiddete karşıyız. Siyasetin özgürce yapılabilmesi parti olarak dikkat ettiğimiz bir konu. Siyasete ve siyasetçiye dönük herhangi bir şiddetin maruz görülmesi söz konusu olamaz. Bu olaydan önce uyarılar yapılıyor. Burası miting alanı değil, miting alanı öbür taraf diye yönlendiriliyor. Erzurum bir barış şehri. Kapsamlı bir soruşturma yapılacaktır.

İBB Başkanı en ufak bir olayda Cumhurbaşkanımızı hedef alan açıklamalar yapıyor. Yakışıksız bir beyan. Fiziki şiddete karşı olduğumuz gibi sözel manipülasyona ve provakatif söyleme de karşı olmak zorundayız. Miting alanının güvenlik tedbiriyle esnaf ziyaretisinin güvenlik tedbiri bunlar birbirinden farklı şeyler. Kurallı siyaset yapacağız. Türkiye’nin her yerinde herkes miting yapıyor. Güvenlik tedbiri alınıyor. Tabiki de alınacak. Hiçbir şekilde şiddeti maruz göremeyiz. Topyekün reddederiz.”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘seçim gecesi sokağa çıkmayın’ açıklamasını da değerlendiren Çelik şu ifadeleri kullandı:

“Bunlar bir tecrübesizlik ve sorumsuzluk. Vatandaşımız kaybetmez, herkes kazanır. Sandığın iktidarı belirleme gücü kazanıyor. “O gece çıkmayın, bir takım provakasyonlar olacak” demek başlı başına provakatif söylem. Her zamanki gibi seçimlerde kaybedenler ve kazananlar olacak. Biz birinci turda bu işi bitireceğiz. Hiçbir vatandaşımız kaybetmeyecek. Ondan sonra önümüze bakacağız.”

Ne olmuştu?

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Erzurum’da yaptığı mitingde, otobüs üzerinde konuştuğu sırada bir grubun taşlı saldırısına uğramıştı. İmamoğlu, saldırının ‘tertipli’ bir olay olduğunu söylemişti.

Olay sonrası otobüsün içinden mikrofonla bir süre konuşan İmamoğlu, polis ekiplerine tepki göstermiş ve “Bunu seyreden polisler, biz de sizi seyrediyoruz. Bu şehrin valisi, emniyet müdürü biz de sizi seyrediyoruz. Hiç sorun yok. Aldatılmış gençler olabilir. Aldatılmış yöneticiler olabilir. Burada yaralanan vatandaşlar var, siz seyrediyorsunuz polisler. Erzurum Valisi, Erzurum Belediye Başkanı… Hakkınızda suç duyurusunda bulunacağım. İnsanları tahrik ediyorsunuz” demişti.

Ekrem İmamoğlu daha sonra paylaştığı bir video ile de yaşananlara tepkisini ortaya koydu. İktidar mensuplarına seslenen İmamoğlu, “Yanlış yoldasınız, millete zarar veriyorsunuz” diye uyarmıştı.

Atılan taşlar nedeniyle bazı katılımcılar yaralanmıştı. İmamoğlu ve beraberindeki heyeti taşıyan otobüste hasar meydana geldi. İmamoğlu’nun otobüsü alandan ayrılırken polis de kalabalığa TOMA’larla su sıkmıştı.

 

Paylaşın