Sinan Oğan’dan “Adaylıktan Çekilecek” İddialarına Yalanlama

Zafer Partisi, Adalet Partisi, Ülkem Partisi ile Türkiye İttifakı Partisi’nden oluşan ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan, adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaları yalanladı: Daha yeni başladık, isteyen varsa bizim lehimize çekilebilir.

Haber Merkezi / Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da, Sinan Oğan’ın adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıkladı: Zafer yakın, meşaleleri yakın.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin bugün düzenlediği basın toplantısında cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini açıklamasının ardından, ATA İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan, kendisinin de adaylıktan çekilebileceği yönündeki söylentilere açıklık getirdi.

Sinan Oğan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarda söylentileri yalanlayarak adaylığının sürdüğünü vurguladı:

Oğan, “Türk milletinin aziz evlatları, sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz. Son günlerde bize dönük artan provokasyon duyumları üzerine seçimin son günü herhangi bir olay yaşamak istemedik. O sebeple de bu akşam İstanbul’dayım. Haber Türk Tv’de. Yarın Ankara’da olacağım. Bize katılımlar bekliyoruz. Ankara’da olacağız. Lütfen bizim dışımızdaki hiçbir açıklamaya itibar etmeyiniz” ifadelerini kullandı.

Sinan Oğan daha sonra yaptığı diğer paylaşımda ise cumhurbaşkanı adaylığından çekilmeyeceğini bir kez daha vurgulayarak, “Daha yeni başladık, isteyen varsa bizim lehimize çekilebilir” dedi.

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan açıklama

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da, ATA İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Sinan Oğan’ın adaylıktan çekileceği yönündeki iddiaların doğru olmadığını açıkladı.

Ümit Özdağ, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, iddiaların yalandan ibaret olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Sinan Oğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığından çekildiği iddiaları yalandan ibarettir. Zafer Partisi ve Sinan Oğan Türk halkının Yeşil Sol ile HÜDA-PAR arasına sıkışmasına izin vermeyecektir. Zafer yakın, meşaleleri yakın.”

Zafer Partisi Lideri Özdağ, Cumhuriyet’e yaptığı açıklamada ise şu ifadeleri kullandı:

“Sinan Oğan adaylıktan niye çekilsin? Muharrem İnce çekildi. FETÖ, Muharrem İnce ile ilgili bir psikolojik savaş yaptı, kaset kumpası kurdu ve çekildi. Bunun Sinan Oğan ile ne ilgisi var. Olmayan miting nasıl iptal edilsin. Yarın miting yoktu, ziyaret vardı. Bizim program dinamik gelişiyor. Ben de önümüzdeki gün Ankara’dayım birlikte programımızı yapacağız. Kendisi de bu akşam programda olacak. Bu tür şeylerin gerçeklikle hiçbir ilgisi yok.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan İnce’ye “Türkiye’nin Sofrasına Bekliyoruz” Çağrısı

İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığından çekilmesinin ardından Kılıçdaroğlu’ndan ilk açıklama geldi. Sosyal medya hesabından İnce’ye “Türkiye’nin sofrasına bekliyoruz” çağrısında bulunan Kılıçdaroğlu, paylaşımına Barış Manço’nun “Halil İbrahim Sofrası” şarkısını ekledi.

Haber Merkezi / Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı adaylığından çekilmesinin ardından Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan ilk açıklama geldi.

Kılıçdaroğlu Twitter hesabından yaptığı paylaşımda “Benim çağrım hala geçerli. Eski kırgınlıkları, dargınlıkları bir kenara bırakalım artık. Sayın İnce’yi Türkiye’nin sofrasına bekliyoruz. Buyursun lütfen gelsin…” diye belirtti.

Kılıçdaroğlu paylaşımına Barış Manço’nun “Halil İbrahim Sofrası” şarkısını ekledi.

Cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini açıklayan Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı yarışında herhangi bir aday lehine çekildiğini ifade etmedi.

Muharrem İnce adaylıktan çekildi

“Memleket Partisi mutlaka Meclis’te olmalıdır. HDP var, Saadet Partisi, Gelecek Partisi var. Atatürkçüler azınlıkta olacak Meclis’te. Bu nedenle Meclis’te olması lazım” diyen İnce, lideri olduğu Memleket Partisi için her evden bir oy istedi.

Cinsel ilişki sırasında çekilen fotoğrafları olduğu iddia edilen görseller hakkında da konuşan Muharrem İnce, bu görsellerin sahte olduğunu, Gülen yapılanması tarafından üretildiklerini ve devlet ile basının bir cumhurbaşkanı adayı olarak kendi itibarını korumadığını savundu.

MP Lideri Muharrem İnce, basına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Olmayan görüntüler, olmayan fotoğraflar… İsrailli bir porno sitesinden alıyor görüntüyü, benim kelleyi kesiyor koyuyor, bunu FETÖ’cüler yapıyor. 45 gündür itibar suikasti yapılıyor. Emniyet bunların sorumlularını bulmuyor, gazeteciler ‘Muharrem İnce’ye iftira atılıyor’ demiyor. ‘Özel hayatın gizliliği’ diyor. ‘Özel hayatın gizliliği’ diye yazanlar FETÖ’cülerin ortağıdır. ‘Özel hayatın gizliliği’ olması için benim böyle görüntülerimin olması lazım.

Geçmişte yaşananlarda böyle görüntüler vardı ama gizlice çekilmişti. Benim böyle bir görüntüm yok. Bunlar iftira. Yazıyor gazetecinin birisi ‘gerçek ya da montaj’. ‘Gerçek ya da montaj’ diyemezsin. Türkiye Cumhuriyeti devleti, benim itibarımı koruyamamıştır. Bir cumhurbaşkanı adayının itibarını korumakla görevlidir devlet. Bu ülkenin emniyeti, bu ülkenin savcıları, bu ülkenin gazetecileri benim itibarımı korumakla görevlidir.”

‘Saray’dan para aldı çekilemez’ diyenlere, bu alçaklığı yapanlara sesleniyorum. Benim bu kumpaslardan, montajlardan, sahte dekontlardan korktuğum falan yok. 45 gündür buna direniyorum zaten. Adaylıktan çekiliyorum.”

Memleket Partisi mutlaka Meclis’te olmalıdır. HDP var, Saadet Partisi, Gelecek Partisi var. Atatürkçüler azınlıkta olacak Meclis’te. Bu nedenle Meclis’te olması lazım. Memleket Partisi’ne her evden bir oy istiyorum.”

Muharrem İnce’nin çekilme kararının ardından parti önünde göz yaşlarını tutamayan partililer oldu. Gazetecilere tepki gösterenler yayın organlarını suçladı. “Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğim” diyenlerin yanı sıra, “Siz bu işi bozdunuz. Hepiniz bunu yaptınız. Gerçekleri haykırmadınız” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Bahçeli Ordu’da Konuştu; CHP Ve İYİ Parti’yi Hedef Aldı

Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda halka seslenen MHP Lideri Bahçeli, “CHP ve İYİ Parti yönetimleri yoldan çıkmıştır. Bu iki parti, yanlarına da Kandil ve Pensilvanya’yı alarak zehir ve zillet saçmaktadır. Oyun büyük, senaryo karanlıktır. Tehlike, Zillet İttifakı’nda düğümlenmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP, savunma sanayii ürünlerinden korkmuştur. Hain neredeyse orası temizlenecektir. Kanlı ve kalleş döngüye son vereceğiz, bunu birlikte başaracağız. Terör örgütünü yıkıp geçeceğiz.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin seçim çalışmaları kapsamında Ordu’nun Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlediği mitingde konuştu.

Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan satır başlıkları şöyle:

“Ne yapsalar boş. Hangi iftirayı atsalar boşuna. Milletin iradesine ket vuramayacaklar. Türkiye’nin hızını kesemeyecekler. Türk milletinin zaferini önleyemeyecekler. Kaos arzulayanlara sarsılmaz duruşumuzla engel olacağız.

MHP ve Cumhur İttifakı, milletimizin bekası, ülkemizin bağımsız geleceği için dünden daha önemli bir görevle karşı karşıyadır. Bu görev tarihidir. Maruz kaldığımız stratejik tehditler, küresel senaryoların bölgemizde gösterime sokulan bugünkü sahnesinden başka bir şey değildir.

Kılıçdaroğlu, teröristlerle yol yürümektedir. Zalimlerin kontrolündedir. Bu nedenle Kılıçdaroğlu, paravan, kumandalı, kukla ve 7+2 formatlı kumar masasının icazetli adayıdır. Kılıçdaroğlu, Türkiye düşmanlarına yakayı kaptırmış, onların dümen suyuna girmiştir.

CHP ve İYİ Parti yönetimleri yoldan çıkmıştır. Bu iki parti, yanlarına da Kandil ve Pensilvanya’yı alarak zehir ve zillet saçmaktadır. Oyun büyük, senaryo karanlıktır. Tehlike, Zillet İttifakı’nda düğümlenmiştir.

CHP, savunma sanayii ürünlerinden korkmuştur. Hain neredeyse orası temizlenecektir. Kanlı ve kalleş döngüye son vereceğiz, bunu birlikte başaracağız. Terör örgütünü yıkıp geçeceğiz.”

Paylaşın

Meral Akşener: Milli İrade Ne Zamandır Darbe Olmuş!

Denizli’de açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Akşener “Bugüne kadar böylesine küfür ederek, milletimize hakaret ederek, bizlere iftira edilerek bir seçime gitmedik. Bu ülkenin başbakanlığını yapmış bir şahıs sizi işgalcilikle tarif ediyor, bizleri darbecilikle suçluyor. Milli irade ne zamandır darbe olmuş! Oy vermek ne zaman darbe olmuş!” dedi.

Haber Merkezi / Sinan Ateş cinayetine ilişkinde konuşan Akşener, “Ankara’da gencecik bir akademisyen katledildi. Hani her şeyden haberiniz vardı. Bu meydanlarda söz veriyorum 15 Mayıs sabahından itibaren eğer Sinan’ın katillerini, azmettirenleri bulmazsam namerdim, şerefsizim. Bizlere vatanı bölen diye iftira atan Erdoğan, senin elinde Hizbullah var. Gaffar Okkan’ın katilleri var. Senin sağ elinde Hizbullah var, sol elinde PKK var” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, seçim çalışmaları kapsamında gittiği Denizli’de açıklamalarda bulundu. Akşener’in açıklamaları şöyle:

“14 Mayıs aynı zamanda Anneler Gün. Annelere hakaret edenleri, bize sürtük diyenleri, bize çürük diyenleri emekli edecek miyiz? Bu harami düzene son verecek miyiz? Ben milletim, ben seçmenim, ben velinimetim, bu sefer sizi gönderiyorum diyecek miyiz?

Seçim seçmen için bayram, siyasetçileri tarttığınız, karar verdiğiniz bayramdır. Birbirimize küfür ederek, iftira atarak bir seçim olabilir mi. Ben siyasi aileden geliyorum, 30 senedir kendim politika yapıyorum. Bugüne kadar böylesine küfür ederek, milletimize hakaret ederek, bizlere iftira edilerek bir seçime gitmedik. Bu ülkenin başbakanlığını yapmış bir şahıs sizi işgalcilikle tarif ediyor, bizleri darbecilikle suçluyor. Milli irade ne zamandır darbe olmuş!

Oy vermek ne zaman darbe olmuş! Bu arkadaşın Hollanda’da hesapları olduğuna dair bilgiler dolaştı. Bunların unutturulması için, siz işgalci, siz darbeci ben PKK’lıyım. Böyle bir ahlaksızlık görmedim. Denizli’de ben PKK’lıyım, Diyarbakır’da da faili meçhulcuyum. Ben hangisiyim kardeşim karar verin. Bugüne kadar kul hakkı yiyor diyen var. Bana da Kılıçdaroğlu’na da hırsız diyebilen olmadı. Ben hain değilim Recep Bey, sen etrafındakilere bak.

“Sinan’ın katillerini, azmettirenleri bulmazsam namerdim, şerefsizim”

Ankara’da gencecik bir akademisyen katledildi. Hani her şeyden haberiniz vardı. Bu meydanlarda söz veriyorum 15 Mayıs sabahından itibaren eğer Sinan’ın katillerini, azmettirenleri bulmazsam namerdim, şerefsizim. Bizlere vatanı bölen diye iftira atan Erdoğan, senin elinde Hizbullah var. Gaffar Okkan’ın katilleri var. Senin sağ elinde Hizbullah var, sol elinde PKK var.

1 ay içinde 100 bin öğretmen tayin edeceğiz. Köy okullarını açacağız. Bunları Sayın Cumhurbaşkanımız Kılıçdaroğlu da söylüyor, öğretmen veteriner tayin ederek köyleri kalkındıracağız. Çoban maaşını biz ödeyeceğiz. Bunların bir pankartında diyor ki; ‘Karı gibi mutfaktan çıkmayan değil, arı gibi çalışan lider istiyoruz’… Biz kızlar, mutfaktan çıkmadığımız için böyleymişiz. Ulan sizi kim doğrudu? Sizi doğuran sizi doyuran analarınıza hakaret. Anneler gününde bize hakaret edenlere cevap verecek miyiz? Dar gelirli ailelerin kadınlarına maaş bağlayacağız.

Ben başbakan olacağım Sayın Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olacak. Sayın Erdoğan’ı arkadaşlarıyla birlikte emekli edeceğiz. Engelliler haftasındayız, engelli bakan ailelere verilen maaş 2400 civarında. Bunu iki katına çıkaracağız. Öyle 2 bin kusür lirayla bir engelli bakılması mümkün değil. TÜİK verilerine geriye doğru bakacağız. Enflasyonu yalan yanlış attılar, gerçek enflasyonu bulacağız.

Devlet memuru, işçi, taşeron, emekli, öğretmen… Bütün bunlara yapılan zamları, gerçek enflasyona göre düzenlenmesini sağlayacağız. Gençlere iş garantili ikinci şans okulu açacağız. Pandemide öğrendik ki özellikle gıda bir beka meselesiymiş, tarımı mutlaka ayağa kaldıracağız. Havza bazlı üretim yapacağız. Eğitim çöktü gitti, onların hepsini en işinize yarayacak şekilde, taleplerinize uygun şekilde düzenleyeceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Memur Maaşı Vaadi: En Düşük 22 Bin Lira Olacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada, “Temmuz ayında bir adım daha atıyoruz. En düşük memur maaşını, en düşük kamu işçisi maaşından aşağı kalmayacak şekilde düzenleyeceğiz. Kamu işçilerinde olduğu gibi en düşük maaşı yine 15 bin liraya çıkararak üzerine de enflasyon ve refah payı olarak benzer bir artış yapacağız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Böylece en düşük memur maaşı da 22 bin lirayı bulacak. Birinci dereceye giren ve şartları tutan tüm memurlarımızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanabilmesini sağlayacağız. Memur maaşlarındaki artış otomatik olarak emekliliklere de yansıyacak. Bakanımıza yasal tarih olan temmuza kadar bu çalışmanın tamamlanması talimatı verdim.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hacı Bayram Veli Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde HAK-İŞ Genel Kurulu’nda konuştu. Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

“Ücretler konusu en hassas olduğumuz alanların başında geldi. Biz göreve geldiğimizde asgari ücret 184 liraydı, dolar olarak söyleyecek olursak 126 dolara tekabül ediyordu. Bugün asgari ücret 8 bin 500 lira oldu. Dolar bazında bakarsak yaklaşık 440 dolar. Bir başka örnek muhalefetin sürekli ağzına doladığı akaryakıt fiyatlarıdır. 2002’de benzini litre fiyatı 1,5 liraydı. Asgari ücretle 110 litre benzin alınabiliyordu. Aradan geçen yıllarda petrolün varil fiyatı 25 dolardan 77 dolara çıkmasına rağmen bugün asgari ücretle 410 litre benzin alınabiliyor.

Benzer örnekleri birçok başlığa teşmil etmek mümkündür. Hükümetlerimiz döneminde asgari ücret ve diğer ücretlerdeki artış sadece rakamsal değil, reel olarak da alım gücünü kat ve kat yükseltmiştir. Sadece asgari ücret örneği bile iktidarımızın işçisine, memuruna, emeklisine verdiği önemi göstermektedir. Yola çıkarken çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz demiştik. Hamdolsun son 21 yılda bu sözümüze hep sadık kaldık. Küresel ekonomik görünüm veya Türkiye’nin mali şartları ne olursa olsun çalışanlarımızı enflasyona ezdirmedik.

Emeklisinden memuruna, engellisinden şehit yakını ve gazilerimize kadar toplumumuzun tüm kesimlerinin yanında olduk. Ekonomimiz büyüdükçe ortaya çıkan katma değerden, milletimizin tamamının hak ettiği payı almasını sağladık. Hatta ülkemizin yaşadığı ciddi sıkıntılara, tabii afetlere, küresel ekonomik krizlere, bölgemizdeki çatışmalar rağmen bu hassasiyetimizi koruduk.

Önümüzde memurlarımızın maaş düzenlemesi var. Yasaya göre memurların maaş artış oranları ocak ve temmuz ayında belirleniyor. Biliyorsunuz memura verilen maaş zamlarında enflasyon farkına ilave olarak refah payı artışını biz getirdik. Daha önce böyle bir uygulama yoktu. Sene başında kamu görevlilerinin maaşlarına yüzde 13,5 oranında refah payı ilave ederek toplam yüzde 30 oranında zam yapmıştık. Böylece 2002 yılında 392 lira olan en düşük memur maaşını, reel olarak yüzde 136 artışla yaklaşık 12 bin liraya çıkarmıştık.

Şimdi temmuz ayında bir adım daha atıyoruz. En düşük memur maaşını, en düşük kamu işçisi maaşından aşağı kalmayacak şekilde düzenleyeceğiz. Kamu işçilerinde olduğu gibi en düşük maaşı yine 15 bin liraya çıkararak üzerine de enflasyon ve refah payı olarak benzer bir artış yapacağız. Böylece en düşük memur maaşı da 22 bin lirayı bulacak. Birinci dereceye giren ve şartları tutan tüm memurlarımızın 3600 ek gösterge hakkından yararlanabilmesini sağlayacağız. Memur maaşlarındaki artış otomatik olarak emekliliklere de yansıyacak. Bakanımıza yasal tarih olan temmuza kadar bu çalışmanın tamamlanması talimatı verdim.”

Paylaşın

Bakan Koca’dan Kızılay Başkanı Kerem Kınık’a İstifa Çağrısı

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler sonrası çadır satma skandalıyla gündeme gelen Kızılay’ın başkanı Kerem Kınık’a bir istifa çağrısı da Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’dan geldi.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, İstanbul Üsküdar’da gençlerle bir araya geldiği bir toplantıda, Kızılay’ın çadır ve kan satmasına yönelik bir soruya Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ı istifaya davet ederek yanıt verdi.

Koca şöyle konuştu: “Kızılay hizmet ediyor. Eyvallah. Bunda hiç şüphe yok. Gerçekten çok çalışan fedakar, cefakar kardeşlerimizin olduğunu biliyoruz. Ve memleketin bütün hastalarının sadece kan sorununu organize etmiş olması bile çok önemli bir ihtiyaç. Ama bazen algılar olguların önüne geçiyor.

Ve biz bu algıya sebep veriyor isek gereğini yapmalıyız. Bir kişinin bile kan vermesini, bir vatandaşımızın bile kan vermesini, kan ihtiyacı için kan vermesini etkileyebilecek bir algıya sebep olabiliyorsak, biz orada durmamalıyız. Kanaatim bu.”

İktidarın önde gelen isimleri de ilk başta savundukları Kerem Kınık’a gelen tepkilerin dinmemesi üzerine istifa çağrılarında bulunmuştu.

Nisan başında da AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kızılay Başkanı Kınık’ın Şahan Gökbakar’a verdiği yanıtı alıntılayarak şunları yazmıştı:

“Bu nasıl bir üslup? Yok mu sizin avukatınız/basın danışmanınız açıklama yapılacaksa yapsın! Göreviniz Recep İvedik tiplemesiyle bu seviyede bir polemik midir? Sadece işinize odaklansanız artık!”

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da katıldığı bir canlı yayında yaptığı açıklamalarla Kınık’ı eleştirmişti.

Bakan Varank, Kızılay Başkanı’nın görevde olmasının kişisel olarak kendisini rahatsız ettiğini söylemişti.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Kınık’ı eleştiren hükümet yetkililerinden birisi olmuştu:

“Çadır satma meselesi yanlıştı. Bunu daha sonra Kerem Bey de söyledi. Kendi kurumunu ve arkadaşlarını savunmak için yaptığı ilk açıklama yanlıştı. Eleştirileri anlıyorum.”

Kerem Kınık kimdir?

1970 yılında Malatya’da doğan Kerem Kınık 1993 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden mezun oldu.

Kınık, Bezmialem Vakıf Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü bünyesinde “Afet Tıbbı” doktora programını tamamladı.

Sağlık Bakanlığı ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde idarecilik yaptı. İstanbul 10. Dönem İl Genel Meclisi’nde meclis üyeliği ve Sağlık Komisyonu Başkanlığı görevlerini yürüttü.

Ulusal ve uluslararası teknoloji firmalarında genel müdürlük görevi de yapan Kınık, Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi, Acil Yardım ve Afet Yönetimi Bölüm Başkanı görevini de yürütüyor.

Kerem Kınık’ın Kızılay’daki görevi ise 2004 yılında gönüllülük ile başladı. Kınık, 2015 yılında Kızılay Genel Başkan Yardımcısı 2016 yılında Kızılay Başkanı seçildi.

2015’ten Kasım 2017’ye kadar IFRC Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonunda yönetim kurulu üyeliği yapan Kınık, 6 Kasım 2017 tarihinde Antalya’da gerçekleştirilen 21. IFRC Yasal Toplantılarında Avrupa ve Orta Asya Bölgesi’nden sorumlu IFRC Başkan Yardımcısı seçilmişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Sivas’ta Konuştu: Haramilerin Saltanatını Bitireceğim

Sivas’ta halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Sinan Ateş’in katillerini unutmadım; kulaklarından yakalayacağım, yargıya teslim edeceğiz. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu geldi, ziyaret etti; ‘Babamın hakkını, hukukunu savun.’ dedi. Ona da söz verdim, o olayı da bütün ayrıntılarıyla ortaya koyacağım ve bu millete bilgi vereceğim. Gizli, kapaklı bir şey olmayacak” dedi.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, konuşmasının devamında, “Bir şey söylüyorlar; ‘Yok masanın altı yok, yok masanın üstü, yok terör örgütleri, yok iş birliği…’ Açık ve net söylüyorum. Terör, bir insanlık suçudur. Nereden gelirse gelsin, hep beraber mücadele etmek zorundayız. Teröre destek verenin de, teröristin yanında duranın da, seyyar mahkemeler kuranların da Allah bin belasını versin. Biz milliyetçiyiz. Bizim milliyetçiliğimiz onlarınkine benzemez. Onlarınki mevsimlik milliyetçilik. Biz, kökten milliyetçiyiz. Biz, Kuvâ-yi Milliyeciyiz” ifadelerini kullandı.

Kemal Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonuna doğru, “Allah nasip eder, sizlerin oylarıyla cumhurbaşkanlığına seçildiğimde, gideceğim yer saray olmayacak. Asla olmayacak. Gazi Mustafa Kemal’in mütevazı Çankaya’sına gideceğim” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, seçim mitingleri kapsamında bugün Sivas’taydı. Kılıçdaroğlu’na mitingde, Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan eşlik etti.

Kılıçdaroğlu, mitingde yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Sivas hazır mı? Değişime hazır mı? Alın terine değer verme yönünde hazır mı? Herkesin kazandığı, her evde huzurun olduğu bir ortam için hazır mı? Bay Kemal de hazır. Beraber yapacağız. Birlikte yapacağız.

Ama benim Sivaslı kardeşlerime soracaklarım var. Soru bir; bir dönem Sivas, 14 milletvekili çıkarırdı, şimdi 5 milletvekili çıkarıyor. Neden? Hiç acaba Sivaslı kardeşlerim düşündü mü? Yahu Sivas, Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı bir kent. Anadolu’nun göbeğinde. Bereketli toprakları var. Cumhuriyet döneminde yapılan büyük ve güzel yatırımları var. Bir anlamda Türkiye’de demir yolunun merkeziydi burası. Ne oldu da 14 milletvekili çıkaran Sivas, şimdi 5 milletvekili ancak çıkarabiliyor? Ne oldu?

Bu soruyu vicdan sahibi her arkadaşıma soruyorum, her Sivaslı kardeşime soruyorum. Neden biliyor musunuz? Ben söyleyeyim. ‘Yahu nasıl olsa Sivas oyları çantada keklik. Efendim fabrika yapsak da yapmasak da, demir çeliği satsak da satmasak da, nasıl olsa oylar çantada keklik, bize oy veriyorlar, önemli değil.’ Siz, önemli bir kentsiniz. Güzel bir kentsiniz. Sivas coğrafyası, sıradan bir coğrafya değil. Benim size sözüm var. Göreceksiniz, Sivas Demir Çelik Fabrikası’nı kamulaştıracağım. Binlerce işçi orada çalışacak, binlerce Sivaslı.

22 yıldır yapmıyorlar. Yapamıyorlar. Sizi düşünmüyorlar, evlatlarınızı düşünmüyorlar. Herkes nerede? İstanbul’a gidiyor, Ankara’ya gidiyor, İzmir’e gidiyor, Denizli’ye gidiyor, Bursa’ya gidiyor; ‘Acaba asgari ücretle bir iş bulabilir miyim’ diye. Neden arkadaşlar? Baba toprağı burası. Burada çalışın, burada iş yaratın. Burası bizim toprağımız değil mi? Yapamadılar. Bay Kemal, altı ay içinde o fabrikayı kamulaştıracak ve Sivaslılara tahsis edecek. Göreceksiniz.

Bir şey daha. Ayrımcılık benim kitabımda yoktur. İnsan, insandır; başımın üstünde yeri vardır. Görüşü ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun benim başımın üstünde yeri vardır. İnsana saygı duyarım ve onun dertleriyle dertlenmesini bilen birisiyim. O nedenle ayrımcılığa karşı çıkmak lazım. Ayrımcılık sadece insanlar arasındaki ilişkide değil, yatırım yapıyorsanız orada da ayrımcılık olmaması lazım. Bir sanayi bölgesi var, yeni açılan bir başka sanayi bölgesi var, iki sanayi bölgesi arasında teşvikler farklı.

Niye farklı? Çünkü diyorlar ki ‘önce yatırım yapanları cezalandıracağız, sonra yatırım yapanları da ödüllendireceğiz’. Böyle bir anlayış, devlet yönetiminde olmaz. Devlet, adaletle yönetilir. Devlet, liyakatle yönetilir, devlet bilgiyle yönetilir, devlet birikimle yönetilir. Bütün bunlar olmadığı takdirde, böyle farklı kararlar ve rahatsız edici uygulamalar çıkıyor ortaya. Onun da sözünü Sivaslı sanayicilere, Sivaslı yatırımcılara veriyorum; bütün teşvik, Sivas’ın tamamını kapsayacak, sadece bir bölgeyi değil.

Bir şey daha. Büyük bir coğrafya, güzel bir coğrafya… Bereketli toprakları var. Soru… Ya arkadaş buğdayı niye dışarıdan alıyoruz, arpayı niye dışarıdan alıyoruz, yulafı niye dışarıdan alıyoruz, soğanı niye dışarıdan alıyoruz, canlı hayvanı niye dışarıdan alıyoruz, eti niçin dışarıdan alıyoruz? Neden? Toprak mı yok? Var. İnsan mı yok? Var. Güneş mi yok? Var. Su mu yok? O da var. Neden dışarıdan alıyoruz? Neden üreticiyi, çiftçiyi toprağa küstürdük.

Barıştıracağım, barıştıracağım. Yurt dışından değil; burada üretecek insanımız, burada kazanacak insanımız. Her şeyi biz üreteceğiz. Felsefem ne? Türkiye, dünyayla yarışacak. Dünyanın işsizlik deposu olmayacak burası. Dünyanın göçmen deposu olmayacak burası. Dünyanın çöp deposu olmayacak burası. Burası, yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti; bilgiyle, birikimle, kalkınmayla dünyayla rekabet eden bir devlet haline gelecek. Bunun sözünü veriyorum. Dünyayla rekabet edeceğiz. Hep birlikte bu rekabeti yapacağız göreceksiniz.

Ayrıca bir şey daha. Bu taşeron işçisi belası hâlâ bitmiş değil. Taşeron işçilerin tamamına… Yaklaşık 150 bin taşeron işçisi var, onlara kadro verilmedi. Bu kardeşiniz adaletten yanadır. Adaleti her yerde, her ortamda savundum. Taşeron işçilere de kadro vereceğiz. Onlar da evlerine huzur içinde, iş güvenceleri olarak her zaman gidecekler iş başı yapacaklar, kazanacaklar, üretecekler ve sizlere hizmet sunacaklar. İnsanı koru ki, devleti yaşatabilesin. Biz, insanı koruyacağız. Hiç endişe etmeyin.

Benim umudum da sizlersiniz gençler, hiç endişe etmeyin. Daha gençlere de geleceğim. Daha kadınlara da geleceğim.

Bakınız şunu sakın unutmayın; köy okullarını yeniden açacağız, bütün köylerde öğretmenimiz olacak. Bütün köylerdeki okulları açacağız. Cumhuriyetin 100. yılında 100 bin öğretmenin atamasını gerçekleştireceğiz. Köyler boşaldı ya. Baba, evladını okutmak için köyü terk ediyor, gidiyor. Taşımalı eğitime son vereceğiz. Öğretmen gidecek. Yüzlerce çocuğu taşıyacağına bir öğretmen atayacaksın, iki öğretmen atayacaksın.

Dışarıda atama bekleyen 100 binler var. Niye bunu yapmıyoruz? Köylerde sadece öğretmen değil, sadece imam değil, ziraat mühendisi olacak, ziraat teknisyeni olacak. Hayvancılık yapılıyorsa veteriner hekim olacak. Bütün bunların tamamının atamalarını yapacağız. Yeni bir anlayış, üreten bir anlayış, alın terine değer veren bir anlayış ve her evde huzurun, bereketin olması gereken bir anlayış… Bunu yeniden inşa etmek beraber ve birlikte olacak. O açıdan desteğinizi istiyorum. Söz mü?

Kadın kardeşlerim; size de bir çift sözüm var. Eğer bir evde, bir anne çocuğunu okula gönderirken beslenme çantasına koyacak bir şey bulamıyorsa, eğer bir anne üniversiteyi bitirmiş evladına iş bulamıyorsa, eğer bir anne pazara çıktığında pazardaki yangını mutfağa taşıyıp mutfaktaki yangınla karşılaşıyorsa ve binlerce çocuğumuzun kaldığı hanelerde sular kesiliyorsa, milyonlarca evde elektrikler kesiliyorsa, milyonlarca evde doğalgaz kesiliyorsa, kışın ortasında çocuklar, aile soğuğa terk ediliyorsa; buna sessiz kalamayız.

Benim size sözüm var, hanımlar size sözüm var, Aile Destekleri Sigortasını getireceğiz. Emin olun göreceksiniz. Geliri olmayan veya geliri asgari ücretin altında olan bütün evlere, bütün ailelere devlet yardım yapacak. Sizlerin, hanımların, bankada hesabı olacak. Dolayısıyla sosyal hizmet uzmanı gelip sizi ziyaret edecek. 20 bin sosyal hizmet uzmanı atanacak, sizin evinize gelecekler. Ev kiralık mı değil mi, engelli var mı yok mu, hanede kaç çocuk var, yaşlı var mı yok mu; bütün bunların tespiti yapılacak.

Geliriniz var mı, yok mu? Gelirinizin ana kaynağı nedir, bunlara bakacaklar. Ve size belli bir rakam belirleyecekler, o rakam üzerinden – asgari ücretin altında olmamak kaydıyla – kadının banka hesabına parayı her ay düzenli yatıracaklar. Gideceksiniz, emekli gibi, işçi gibi, memur gibi paranızı çekeceksiniz; çoluk çocuğunuzun rızkı sağlayacaksınız. Sizi, ele güne muhtaç etmeyeceğim. Hiçbir kadını, ele güne muhtaç etmeyeceğim.

Ben bunu söylediğimde bazı kadın kardeşlerimiz dediler ki, ‘Acaba katılım bankasından da hesap olabilir mi, altın hesabı olabilir mi?’ Söz verdim; elbette olabilir, katılım bankasında altın hesabı açarız, size yapılacak ödemeyi de oraya yatırırız. Hiç endişe etmeyin. Bay Kemal gelince göreceksiniz; hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek, hiçbir ailenin elektriği kesilmeyecek, hiçbir ailenin doğalgazı ve suyu kesilmeyecek. Huzuru getireceğim, huzuru. Bereketi getireceğim, bereketi. Birlikte yaşama sevincini getireceğim.

Ziraat mühendisleri atama istiyorlar. Söyledim, köylerde ziraat mühendisleri olacak, ziraat teknisyenleri olacak, veteriner hekimler olacak. ‘20 bin atama’ demişsiniz, bizim köylerin sayısı 20 binden fazla. Alacağız, yeni mezunları da alacağız. Oralara atamalar yapacağız, göreceksiniz. Çiftçinin toprak analizini yapacaksınız siz, hayvanların aşılarını yapacaksınız siz. Öğretmene nasıl maaş veriliyorsa sizlere de aylık ödenecek ve siz köylerde yaşayanlara, üretenlere, alın teri dökenlere yardımcı olacaksınız. Temel hedefimiz bu.

Bir soru daha. Kendi ülkemizde huzur içinde yaşamak istiyoruz. Dışarıdan geldiler. 3 milyon 600 bin Suriyeli kardeşimiz geldi. Afganların sayısını bilmiyoruz. Ama en geç 2 yıl içinde hepsini kendi ülkelerine uğurlayacağız. Bunu gittiğim her yerde söylüyorum. Sivaslı kardeşlerim siz de bunu bir tarafa kaydedin. En geç 2 yıl içerisinde bunları kendi ülkelerine göndereceğiz. Türkiye, bir göçmen deposu olmayacak. Avrupalı rahat etsin diye burada tutuyoruz. Avrupalının keyfi olsun diye burada tutuyoruz. Derdi biz çekiyoruz, keyfi onlar yaşıyorlar. Olmaz. Bay Kemal buna izin vermez. Emin olun izin vermez. Beraber, gelecekler beraber çözeceğiz.

Yoksa… ‘’ O zaman kusura bakmayın arkadaş’ diyeceğiz. Burası senin depon mu? Burada olacak, ben bakacağım, sıkıntıyı ben çekeceğim; beyler keyif sürecekler. Türkiye’de itibar sahibi olduğunuz zaman, Türkiye’de halkınıza güven verdiğiniz zaman, Türkiye’de verilmeyecek hesabınız olmadığı zaman, dünyada da verilmeyecek hesabınız olmadığı zaman; çok rahat konuşabilirsiniz. Çok rahat kükreyebilirsiniz. Türkiye’nin itibarını her yerde koruyabilirsiniz. Yeter ki verilmeyecek hesabınız olmasın.

Diyeceksiniz ki bu verilmeyecek hesaptan kastettiğiniz nedir? Kastettiğim şu; malum, Trump dedi ki ‘Bak ha beni kızdırma, senin mal varlığını açıklarım kamuoyuna.’ Tek bir cümle çıkmadı, tık bile çıkmadı. Oysa aynı soru Bay Kemal için söylenseydi, ‘Bak ha beni kızdırma, senin mal varlığını araştırırım’ deselerdi, Bay Kemal şunu söylerdi: ‘Araştırmazsanız namertsiniz!’

27 buçuk yıl devlette çalıştım. Devletin ne olduğunu bilirim. Her zaman, her yerde dürüst görev yapmaya özen gösterdim. Hiç kimsenin hakkını, hukukunu ihmal etmemeye özen gösterdim. Herkese yardımcı olmak gibi geleneksel bir aile yapısından geliyorum zaten.

Bir şey daha. Sinan Ateş’in katillerini unutmadım; kulaklarından yakalayacağım, yargıya teslim edeceğiz. Hiç endişe etmeyin. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu geldi, ziyaret etti; ‘Babamın hakkını, hukukunu savun.’ dedi. Ona da söz verdim, o olayı da bütün ayrıntılarıyla ortaya koyacağım ve bu millete bilgi vereceğim. Gizli, kapaklı bir şey olmayacak.

Bir şey söylüyorlar; ‘Yok masanın altı yok, yok masanın üstü, yok terör örgütleri, yok iş birliği…’ Açık ve net söylüyorum. Terör, bir insanlık suçudur. Nereden gelirse gelsin, hep beraber mücadele etmek zorundayız. Teröre destek verenin de, teröristin yanında duranın da, seyyar mahkemeler kuranların da Allah bin belasını versin. Biz milliyetçiyiz. Bizim milliyetçiliğimiz onlarınkine benzemez. Onlarınki mevsimlik milliyetçilik. Biz, kökten milliyetçiyiz. Bu ülkenin hakkını ve hukukunu sonuna kadar koruruz. Birilerine boyun eğmeyiz. Birilerinin önünde diz çökmeyiz. Düne kadar küfrettikleri adamın kapısına gidip de, onun önünde para dilenmeyiz. Biz, Kuvâ-yi Milliyeciyiz.

Çiftçiler, üreticiler, kırmızı mazotu vereceğiz size, göreceksiniz.

Emekliler içinde bir sözüm var. ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda asgari ücret kadar ikramiye verilsin.’ dedik. Önce ‘Para yok’ dediler. Sonra bin lira verdiler. Şimdi seçim yaklaşıyor; bin lirayı, 2 bin liraya çıkardılar. Ben ne söylemiştim? ‘Asgari ücret kadar.’ Bir bayramda bir asgari ücret, ikinci bayramda ikinci asgari ücret. 2 bin lira verdiler, oradan alacağınız var, bir de Kurban Bayramı’nda alacak olacak; topladım, 15 bin lira yapıyor. Emekliler, Kurban Bayramı’nda bankaya gittiklerinde, analarının ak sütü kadar helal olan 15 bin lirayı çekecekler ve harcayacaklar.

Şimdi ben bunu dedim ya, gene koro başlıyor; ‘Parayı nereden bulacaksın, para nerede?’ Sen yandaşlar için para buluyorsun, Beşli Çeteler için para buluyorsun, ihale takipçileri için para buluyorsun, Amerikalarda villalar alıyorsun, gökdelenler yaptırıyorsun. Oralara para var, vatandaşa gelince ‘Parayı nereden bulacaksın?’ Alacağım, alacağım. Kaçırdıkları 418 milyar doları alacağım ve size vereceğim. Onlar yandaşlara çalışıyorlar, Bay Kemal vatandaşa çalışıyor. Sizin için çalışacağım.

Hiç meraklanmayın; hakkı, hukuku ve adaleti sağlayacağım hiç endişe etmeyin. Benim görevim zaten o.

Ben, saraylarda oturan birisi değilim. Mütevazı evimde oturuyorum. Çoluk çoğumla beraber oturuyorum. E benim mutfağımı da siz biliyorsunuz, ne olduğunu da biliyorsunuz. Huzur içinde yaşıyoruz. İsterim ki her evde huzur olsun, her evde bereket olsun. İnsanlar huzur içinde akşam evlerine gelsinler. Evlatlarıyla, çoluk çocuğuyla beraber huzur içinde yaşasınlar. En büyük arzum bu. Allah nasip eder, sizlerin oylarıyla cumhurbaşkanlığına seçildiğimde, gideceğim yer saray olmayacak. Asla olmayacak. Gazi Mustafa Kemal’in mütevazı Çankaya’sına gideceğim. Sizler gibi yaşayacağım. Sizler gibi yaşıyorum zaten.

Bir şey daha söyleyeyim. Sizler gibi bir aileden geliyorum ben de aslında. 7 kardeşiz. Rahmetli annem okuma-yazma bilmezdi. 7 kardeşten üniversiteye giden sadece benim. 7 kardeşe, babamın bir bayramda ayakkabı aldığını da hayatım boyunca hiç görmedim. Çünkü geliri düşüktü. Bir bayramda iki kişiye, bir bayramda üç kişiye ayakkabı alırdı. Bazen ayakkabılarımızı değiştirirdik. Küçükler büyüdüğü zaman, büyük olanların elbiselerini giyerdi, ayakkabılarını giyerdi. Böyle bir aileden geliyorum, sizler gibi bir aileden geliyorum. Lüksüm yok, şatafatım yok.

Öyle millete tepeden bakmak gibi bir alışkanlığım da yok. Herkesi seviyorum. Herkese saygı duyuyorum. Bana oy versin vermesin, söz verdim; 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım, 85 milyonu kucaklayacağım. Hiç ayrımcılık yapmayacağım, asla ve asla. Benim kitabımda ayrımcılık yoktur. Herkesi kucaklayacağız. Birisinin bir derdi varsa o derdi çözmek için yollara koyulacağız. Çünkü çok kutuplaştık. Kavga eder noktaya getirdiler memleketi. Buradan çıkmamız lazım. Beraber çıkmamız lazım. Huzura ihtiyacımız var, beraberliğe ihtiyacımız var.

Sandığa gideceksiniz değil mi? Oy kullanacaksınız değil mi? O zaman şunu yapacağız… Sandığa tek başınıza gitmeyeceksiniz. Komşunuzu alacaksınız, akrabanızı alacaksınız, beraber bir bayram havası içinde gideceksiniz. Oylarınızı kullanacaksınız. Akşam sayım yapıldığında orada olacaksınız. Tutanaklara bakacaksınız. Doğru aktarılıp aktarılmadığına bakacaksınız ve otoriter bir yönetimi demokratik yollarla değiştireceğiz. Allah, bunu bize nasip edecek inşallah. Göreceksiniz.

Yazıyor, ‘Bay Kemal gelecek, haramiler gidecek.’ Haramilerin saltanatını bitireceğim. Hiç endişe etmeyin. Söyledim, yine söyleyeyim; kul hakkı yemem ama kul hakkı da yedirmem. Açık ve net söylüyorum; kul hakkı yemem, kul hakkı yedirmem. Yedirmeyeceğim kimseye.

‘Hak, hukuk, adalet ülke sana emanet’ diyor. Ülke hepimize emanet. Beraber ve birlikte, güzel Türkiye’yi inşa edeceğiz.

Efendim bizim İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımızın seçimlerde kullandığı güzel bir slogan vardı. O sloganla isterseniz hep birlikte bitirelim. Her şey çok güzel olacak. İnanın her şey çok güzel olacak, inanın. Birlikte bu ülkeye huzuru, birlikte bu ülkeye bereketi getireceğiz. Hiç endişe etmeyin. Sizleri seviyorum, sizlere hizmet etmek benim için onur olacaktır. 27,5 yıl kamuda çalıştım, bundan sonraki bütün görevim de bu ülkeye hizmet etmek, bu ülkenin güzel insanlarına hizmet etmek olacak.

‘Sivaslı gençlere silikon vadisi’ diyor. Sözü vermiştik. Yapacağı, yapacağız. Bilime, teknolojiye önem vereceğiz. Sivas’ı Orta Anadolu’nun en güçlü kentlerinden birisi haline getireceğiz, hiç endişe etmeyin. Sivas’ın içinin boşaldığını biliyorum. Hepsini biliyorum. Göreceksiniz; Sivas’ın nasıl şaha kalktığını göreceksiniz, Anadolu’nun nasıl şaha kalktığını göreceksiniz. Zaten hedefimiz, 5 yıl içinde İstanbul’un nüfusunu 2,5 milyon azaltmak ve o insanları Anadolu’ya getirmek. Anadolu’da onlara, çok ama çok iyi imkânlar sağlayacağız.

İki kelime daha edeyim. Bizim güvenliğimizi sağlayan polis kardeşlerimiz var. Onlara da yürekten teşekkür ederim. Polis kardeşlerimin derdini biliyorum, sorunlarını da biliyorum. Günde 12 saat, 13 saat, 14 saat çalıştıklarını da biliyorum. Bazen 24 saat evlerine gitmediklerini de biliyorum. Büyük sıkıntılar çektiklerini de biliyorum. Onu da çözeceğim bu ülkede. Çünkü polisi sokakta gördüğünüz zaman devleti görüyorsunuz. Onlar devletimizi temsil ediyorlar. Güzel ülkemizde, her vatandaşın huzur içinde yaşamasını istiyorlar. Hayatlarını yeri geldiğinde bizler için tehlikeye atıyorlar.

Toplumun her kesiminin sorunlarına talibim ve bütün bu sorunları ahlakla, erdemle, bilgiyle, birikimle, liyakatle çözeceğiz. Sağ olun, var olun.”

Paylaşın

Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce Adaylıktan Çekildi

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, Memleket Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, cumhurbaşkanı adaylığından çekildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı yarışında herhangi bir aday lehine çekildiğini ifade etmedi.

“Memleket Partisi mutlaka Meclis’te olmalıdır. HDP var, Saadet Partisi, Gelecek Partisi var. Atatürkçüler azınlıkta olacak Meclis’te. Bu nedenle Meclis’te olması lazım” diyen İnce, lideri olduğu Memleket Partisi için her evden bir oy istedi.

Cinsel ilişki sırasında çekilen fotoğrafları olduğu iddia edilen görseller hakkında da konuşan Muharrem İnce, bu görsellerin sahte olduğunu, Gülen yapılanması tarafından üretildiklerini ve devlet ile basının bir cumhurbaşkanı adayı olarak kendi itibarını korumadığını savundu.

MP Lideri Muharrem İnce, basına yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Olmayan görüntüler, olmayan fotoğraflar… İsrailli bir porno sitesinden alıyor görüntüyü, benim kelleyi kesiyor koyuyor, bunu FETÖ’cüler yapıyor. 45 gündür itibar suikasti yapılıyor. Emniyet bunların sorumlularını bulmuyor, gazeteciler ‘Muharrem İnce’ye iftira atılıyor’ demiyor. ‘Özel hayatın gizliliği’ diyor. ‘Özel hayatın gizliliği’ diye yazanlar FETÖ’cülerin ortağıdır. ‘Özel hayatın gizliliği’ olması için benim böyle görüntülerimin olması lazım.

Geçmişte yaşananlarda böyle görüntüler vardı ama gizlice çekilmişti. Benim böyle bir görüntüm yok. Bunlar iftira. Yazıyor gazetecinin birisi ‘gerçek ya da montaj’. ‘Gerçek ya da montaj’ diyemezsin. Türkiye Cumhuriyeti devleti, benim itibarımı koruyamamıştır. Bir cumhurbaşkanı adayının itibarını korumakla görevlidir devlet. Bu ülkenin emniyeti, bu ülkenin savcıları, bu ülkenin gazetecileri benim itibarımı korumakla görevlidir.”

‘Saray’dan para aldı çekilemez’ diyenlere, bu alçaklığı yapanlara sesleniyorum. Benim bu kumpaslardan, montajlardan, sahte dekontlardan korktuğum falan yok. 45 gündür buna direniyorum zaten. Adaylıktan çekiliyorum.”

Memleket Partisi mutlaka Meclis’te olmalıdır. HDP var, Saadet Partisi, Gelecek Partisi var. Atatürkçüler azınlıkta olacak Meclis’te. Bu nedenle Meclis’te olması lazım. Memleket Partisi’ne her evden bir oy istiyorum.”

Muharrem İnce’nin çekilme kararının ardından parti önünde göz yaşlarını tutamayan partililer oldu. Gazetecilere tepki gösterenler yayın organlarını suçladı. “Kılıçdaroğlu’na oy vermeyeceğim” diyenlerin yanı sıra, “Siz bu işi bozdunuz. Hepiniz bunu yaptınız. Gerçekleri haykırmadınız” ifadelerini kullandı.

Başsavcılıktan “İnce” Soruşturması

Muharrem İnce’nin basın açıklaması öncesinde savcılık konuyla ilgili soruşturma başlattı.

İnce, hakkındaki kaset iddialarıyla ilgili olarak dün sosyal medya hesabından bir açıklama yapmıştı. İnce açıklamasında “45 gündür sahte dekontlarla, sahte belgelerle, sahte videolarla iftira atan ve algı operasyonu yapan FETÖ’cülere karşı bu ülkenin gazetecileri neredesiniz? Savcıları neredesiniz?

Bu aşağılık terörüstlerin kumpaslarından medet umanlar, bunları yayanlar, bunlara inananlar; kumpas davaları döneminde yaşananları hatırlamıyor musunuz? Bu aşağılık teröristlerle ömrümün sonuna kadar mücadele edeceğim” ifadelerini kullanmıştı.

Bu ifadelerin ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Açıklamada İnce’nin tweetine yer verilerek “Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından söz konusu sosyal medya paylaşımında iddia edilen konulara ilişkin olarak işin gerçeğinin araştırılması amacıyla şüpheliler hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda düzenlenen şantaj, tehdit ve belgede sahtecilik suçlarından 2023/107442 soruşturma numaralı dosya ile resen soruşturmaya başlanılmıştır” denildi.

Paylaşın

14 Mayıs Seçimleri; Kılıçdaroğlu: Tek Adam Sistemini Bitireceğiz

14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, “Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek istiyoruz. Bilginin paylaşılması, karar mekanizmasında çoğulluğun sağlanması, hiyerarşinin azalması, liyakatin yönetim mekanizmasına geri dönmesi, devletin yozlaşmadan kurtulması için. Ülke yönetiminde sivil toplumun gücünden daha fazla yararlanabilmek için” dedi ve ekledi:

“Daha esnek ve daha etkili bir müdahale mekanizması üretebilmek, daha fazla hayat kurtarmak, yaraları daha hızlı sarmak için. Bina yapmayı marifet sanan ama hayatları o binaların altında bırakan bu tek adam sistemini 14 Mayıs’ta bitireceğiz. İnsana ve hayata saygı duyan, kültürel birlikteliğimizi öne çıkaran, vatandaşımıza inisiyatif veren, onu yaşadığı kentte karar mekanizmasına davet eden bir şehircilik anlayışına geçeceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Önce devleti onaracağız’ başlığıyla Cumhuriyet’e yazdığı mektupta seçmelere seslendi. Kılıçdaroğlu’nun mektubunun bir kısmı şöyle:

“Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreğini bitirmek üzere olduğumuz bugünlerde dünya hâlâ istikrarsız ve güvensiz. Belirsizlik ve endişe küreselleşmiş durumda. Çare ise içe kapanma, kendi çıkarını kollama; küresel sorunlar karşısında kaçış yolları üreterek kendini aldatmak değil. Küresel sorunlar küresel cevapları, dolayısıyla küresel işbirliğine bizi davet ediyor.

Bu da karşılıklı anlayış, özveri, güven ve birlikte sürdürülecek akılcı çaba demek. Önümüzdeki dönemde Türkiye bu ortaklaşmanın taşıyıcı güçlerinden biri olacak. Küresel meselelerin çözümü, ekonomik, kültürel ve siyasi bir yeniden inşa faaliyetidir ve Türkiye bu inşa faaliyeti içindeki yerini alacak. Üniversiteleriyle, bilim insanlarıyla ve yeni nesil bir siyasetçi kuşağıyla.

Dünyanın parçası olmak bir cesaret işidir; özgüven gerektirir. Hamasetle yoğrulmuş, kerameti kendinden menkul yönetimlerin harcı değildir. Nitekim bugün birçok ülkede dünyayı kavramaktan uzak, dar ve pazarlıkçı kalıplara sığınmış, hayali düşmanlar üreterek ayakta kalmaya çalışan yönetimler var. Bu tür ülkelerde kuşatıcı ve zenginleştirici bir milliyetçilik göremezsiniz.

Aksine toplumu bölen, iç düşman yaratan, kutuplaştıran, ilkel bir milliyetçiliğin hortladığına tanık olursunuz. Çünkü bu ülkelerde iktidarlar ancak sanal gerçeklikler ve karşıtlıklar sayesinde ayakta kalabilirler. Ülkemiz de çok farklı değil; toplum kamplara bölündü. Kültürel kimlikler arasında sahte hiyerarşiler oluşturuldu. Toplumun içinde ayrışma çizgileri üreterek kuşatıcı bir vatandaşlığın inşası engellenmeye çalışılıyor.

Hayalim kimsenin kendisini dışlanmış, yabancılaşmış hissetmediği, herkesin bir diğeriyle ortaklaşma duygusuna sahip olduğu, demokratik işleyiş içinde ve hukukla kayda alınmış bir devlet-toplum ilişkisinin ülkemizde yerleşmesi, hayata geçmesidir. Hiç kuşku yok ki bu, devletin evrensel ilkeler üzerinde yeniden inşası demektir. Nedir bu evrensel ilkeler? Bu ilkeleri başka ülkelerden, kültürlerden almak zorunda değiliz.

Bu ilkeler esasen sahip olduğumuz ama kıymetini bilmediğimiz yol gösterici nitelikler olarak kendi tarihimizde var. Toplumun hizmetkârı olduğunu bilen bir devlet, kendisini toplumsal denetime açan bir devlet, karar mekanizmalarına toplumu davet eden bir devlet. Dolayısıyla şeffaflığı öne çıkaran, hesap veren bir devlet. Millet İttifakı’nın değerli paydaşları, yol arkadaşlarım; siyasi partilerle birlikte bu devlet anlayışını kalıcı hale getireceğiz.

“Devlet geleneğimiz bu değil”

Devlet yozlaştığında toplum da kişiliksizleşir, karakterini kaybeder. Rant üretip kendi içinde bölüşen, illegal yapılanmalarla iç içe geçmekte mahsur görmeyen bir devlet, başlı başına bir beka sorunudur. Yozlaşmayı kanıksayan, normalleştiren, yaygınlaştıran bir devlet, topluma ayak bağıdır. Oysa bizim devlet geleneğimiz bu değil. Ne Osmanlı’da ne de Cumhuriyet’te…

Şu anki iktidarın rant, güç, yandaşı gözetme, liyakate bakmama sevdası devletin içine girmiş bir virüstür. İhale-rüşvet mekanizması, illegal yollarla toplumsal servetin kapalı kapılar ardında bölüşülmesi, mafyatik unsurların devlete sokulması ve bütün bunların üzerine iktidar yandaşlığının meslek haline gelmesi yozlaşmayı topluma yayıyor, bir pandemiye dönüştürüyor.

Bu yozlaşmanın acilen durması, durdurulması lazım. Ve bunun için de devlet lazım; siyasetin devletle birlikte yürümesi, onu doğru yöne sevk etmesi lazım. Bu mümkün! Çünkü karşımızda sadece bu iktidarın üretmiş ve öne çıkarmış olduğu yozlaşmış unsurlar yok. Devletin içinde hâlâ özverili, bilgili, namuslu, liyakatli, kaliteli ama sessiz kalmaya mahkûm edilmiş bir çoğunluk var. Yeni bir devlet anlayışı işte bu ana damar üzerinden inşa edilecek. Şu an devlet adına yapılanlara bakıp kimse endişe etmesin!

Kamu bürokrasisinin her kademesinde işinin ehli, liyakatli kadrolar kendilerine görev verilmesini bekliyor. Kurumlar, bu vatansever kadrolarla ve bu kadrolara katılacak yeni isimlerle birlikte yeniden inşa edilecek. Nepotizmi, yani kayırmacılık, iltimas, torpil, akraba ve arkadaş ilişkilerini devletten uzaklaştıracağız. İşte o zaman devlet tekrar saygın ve herkesin devleti olacaktır.

Yozlaşmanın, bilimi, aklı ve liyakati devre dışı bırakmanın bedelini halkımız ödüyor. İşte son depremde yaşananlar; depremin her an olabileceğini, muhtemel gücünü, yaratacağı tahribatı bilen ama tedbir almayan, sonra da bunu ‘kaderin oyununa’ bağlayan bir sorumsuzluk ve aymazlık abidesi, yitip giden hayatların geride bıraktığı manevi dokuya, yüreklere dokunmaktan aciz; bina yapmayı yara sarma için yeterli sanan bir bakış. Uzun uzun anlatmaya gerek var mı? Yöneticileri birbirlerine akraba olan, depremzedelere yardım etmek yerine, depremzedelere yardım eden sivil toplum kuruluşlarına çadır ve yiyecek satan Kızılay gerçeği her şeyi anlatıyor.

“Bu tek adam sistemini 14 Mayıs’ta bitireceğiz”

İşte bu nedenle güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek istiyoruz. Bilginin paylaşılması, karar mekanizmasında çoğulluğun sağlanması, hiyerarşinin azalması, liyakatin yönetim mekanizmasına geri dönmesi, devletin yozlaşmadan kurtulması için. Ülke yönetiminde sivil toplumun gücünden daha fazla yararlanabilmek için.

Daha esnek ve daha etkili bir müdahale mekanizması üretebilmek, daha fazla hayat kurtarmak, yaraları daha hızlı sarmak için. Bina yapmayı marifet sanan ama hayatları o binaların altında bırakan bu tek adam sistemini 14 Mayıs’ta bitireceğiz. İnsana ve hayata saygı duyan, kültürel birlikteliğimizi öne çıkaran, vatandaşımıza inisiyatif veren, onu yaşadığı kentte karar mekanizmasına davet eden bir şehircilik anlayışına geçeceğiz.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan Kürt Seçmene Mesaj: Sevgili Kardeşlerim

Sosyal medya hesabından “Sevgili Kürt kardeşlerim” diyerek başladığı bir mesaj yayınlayan Erdoğan, “Hangi badireleri aşarak bugünlere geldiğimizi, önümüze hangi tuzakların kurulduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Elbette eksiklerimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız olmuştur; fakat Türkiye’ye hak ve özgürlükler alanında kazandırdıklarımız ortadadır. Bunlardan geriye gidişe kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.”

Erdoğan, mesajının devamında, “Her kim terör tehdidi altındaki eski Türkiye’yi hortlatmaya çalışırsa, karşısında bizi bulacaktır. Her kim gariban Kürt çocuklarının eline silah verip askere, polise, insanımıza kurşun sıktırmaya kalkarsa, karşısında bizi bulacaktır.

Her kim emperyalist güçler adına milletimizin huzuruna kastederse, karşısında bizi bulacaktır. Her kim haklarınıza el uzatmaya teşebbüs ederse, karşısında Tayyip Erdoğan’ı bulacak, Cumhur İttifakı’nı bulacaktır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından, 14 Mayıs Pazar günü yapılacak seçimler öncesi Kürt seçmenlere yönelik bir mesaj paylaştı. Erdoğan, “Sevgili Kürt kardeşlerim” diyerek başladığı mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Hangi badireleri aşarak bugünlere geldiğimizi, önümüze hangi tuzakların kurulduğunu sizler çok iyi biliyorsunuz.

Elbette eksiklerimiz, yapmak isteyip de yapamadıklarımız olmuştur; fakat Türkiye’ye hak ve özgürlükler alanında kazandırdıklarımız ortadadır. Bunlardan geriye gidişe kesinlikle müsaade etmeyeceğiz.

Her kim terör tehdidi altındaki eski Türkiye’yi hortlatmaya çalışırsa, karşısında bizi bulacaktır. Her kim gariban Kürt çocuklarının eline silah verip askere, polise, insanımıza kurşun sıktırmaya kalkarsa, karşısında bizi bulacaktır.

Her kim emperyalist güçler adına milletimizin huzuruna kastederse, karşısında bizi bulacaktır. Her kim haklarınıza el uzatmaya teşebbüs ederse, karşısında Tayyip Erdoğan’ı bulacak, Cumhur İttifakı’nı bulacaktır.

Rabbim ömür, milletimiz de yetki verdikçe; Bu ülkede analar bir daha ağlamayacak… Çocuklarımızı kimse dağa zorla kaçıramayacak… Geceyle birlikte şehirlerimize terörün karanlığı çökmeyecek…

Benim Kürt kardeşimi kimse tehdit edemeyecek, silah zoruyla kimse iradesine ipotek koyamayacak! Türkiye, 85 milyonun tamamı için daha özgür, huzurlu ve müreffeh bir yer olana kadar çalışacağız. Türkiye Yüzyılı’nı Kürt kardeşlerimizin de desteğiyle hep beraber inşa edeceğiz.”

Paylaşın