Yurt Dışındaki Seçmenlerin Yüzde 57,48’i Oy Kullandı

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 Türkiye Cumhuriyeti yurttaşından 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Seçime katılım sayısı gibi yüzde 57,48’e ulaşan katılım oranı da 2018 seçimlerini ve 14 Mayıs’taki birinci turu geride bırakarak rekor kırdı.

Ülkeler temelinde de Avrupa’da en yüksek oy miktar ve oranlarına Almanya’da ulaşıldı. İkinci turda bu ülkede seçime katılanların sayısı 760 bin 795’i buldu. Birinci turda Almanya’da 1 milyon 504 bin 967 seçmenin yüzde 48,7’sini oluşturan 732 bin 831 kişi sandıklara giderek oy kullanmıştı.

Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci turu için yurt dışı temsilciliklerde 20 Mayıs’ta başlayan oy verme işlemleri sona erdi.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanan verilere göre, temsilciliklerde oy kullanan seçmen sayısı 1 milyon 889 bin 398’i oy kullandı. Bu sayı, yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 286 bin 786 seçmenin yüzde 57,48’e tekabül ediyor.

Yurt dışı seçmen kütüğüne kayıtlı vatandaşlar, gümrüklerde 28 Mayıs Pazar TSİ 17.00’ye kadar oy kullanmaya devam edebilecek.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda yurt dışı temsilciliklerinde yaklaşık iki hafta olan oy verme süresi, ikinci turda beş güne inmişti.

27 Nisan-9 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen ilk tur seçimlerde gümrükler hariç dış temsilciliklerde 1 milyon 691 bin 287 oy kullanılmıştı.

İlk turda yurt dışı temsilcilik ve gümrüklerde oy kullanan toplam seçmen sayısı 1 milyon 839 bin 470’ti. Yaklaşık 3,4 milyon seçmenin bulunduğu yurt dışındaki katılım oranı yüzde 53’ün üzerinde olmuştu.

Cumhur İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Recep Tayyip Erdoğan yurt dışındaki oyların yüzde 57,47’sini alırken Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu yüzde 39,57’sini almıştı.

En çok oy Almanya’da kullanıldı

Türkiye dışında en fazla seçmenin bulunduğu Almanya’da 20-24 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilen oy verme işlemi sırasında rekor düzeyde oy kullanıldı. İlk tur seçimlerde 732 bin 831 oyun kullanıldığı Almanya’da ikinci turda 760 bin 795 seçmen sandık başına gitti.

Almanya’da 17 merkezde kurulan sandıklara ilgi en fazla Essen Konsolosluk bölgesinde gösterildi. Burada 90 bin 662 kişi oy verdi. Stuttgart bölgesinde 84 bin 223, Düsseldorf’ta ise 76 bin 203 oy kullanıldı.

Diğer ülkelerde kaç kişi sandığa gitti?

Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) de ilk tura kıyasla katılım arttı. İlk turda 51 bin 597 oyun kullanıldığı ABD’de ikinci turda bu sayı 55 binin üzerine çıktı.

Avustralya’da ikinci turda 21 bin 183, Avusturya’da 67 bin 720, Belçika’da 91 bin 763, Büyük Britanya ve İrlanda’da 67 bin 867, Çin’de 955, Danimarka’da 16 bin 604, Finlandiya’da 3 bin 220, Fransa’da 207 bin 255,

Hollanda’da 160 bin 799, İrlanda’da 4 bin 739, İsveç’te 14 bin 219, İsviçre’de 66 bin 186, İtalya’da 10 bin 512, Japonya’da 3 bin 21, Kanada’da 22 bin 241, Lüksemburg’da 16 bin 300, Rusya’da 4 bin 767 seçmen oy kullandı.

Paylaşın

YSP-HDP: Oynanan Oyunların Ve Kurulan Tuzakların Farkındayız

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyon sonrası toplanan YSP ve HDP tarafından, toplantı sonrası yapılan açıklamada, “Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız” denildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “”Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız” ifadelerine yer verildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti (YSP) Merkez Yürütme Kurulları (MYK) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi (ZP) Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın açıkladıkları ortak deklarasyonun Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimlerinde partilerinin tutumuna ve seçmene yönelik çağrılarına olası etkilerini değerlendirmek üzere bir araya geldi.

Toplantı sonrasında varılan sonuçlar bir bildiriyle açıklandı. Dört maddede özetlenen ortak sonuçlar şöyle ifade edildi:

Ülkemizde yaşanan sorunların temelinde demokrasi ve hukuk açısından evrensel ilkelere uymayan uygulamalar bulunduğunu uzun zamandan bu yana ifade ettik, etmeye de devam ediyoruz. Özellikle seçim hukuku ve halk iradesini, yerel demokrasiyi yerle bir eden kayyım politikaları bu uygulamaların başında gelmektedir. Halkın iradesini gasp eden kayyım atamaları demokrasi ve hukuk açısından kabul edilemez ve bu konudaki yaklaşımımız değişmezdir.

Sayın Kılıçdaroğlu’nun bugün açıkladığı protokoldeki bu konuyla ilgili belirlemeler evrensel demokratik ilkelere aykırıdır. Tutumumuz ve eleştirimiz net ve açıktır. Kayyım uygulamaları sadece Diyarbakır’ın değil İstanbul’un ve bir bütün olarak hepimizin sorunudur.

Demokrasi ve hukukun evrensel ilkelerine sahip çıkmak ve bu konuda ilkesiz duruşlara taviz vermemek hepimizin görevidir. Bunu bir kez daha hatırlatıyoruz. Bizler demokrasi, hukuk ve adalet mücadelesinin kararlı öznesi olmayı sürdüreceğiz.

Ülke için bir referanduma dönüşmüş 28 Mayıs seçimleri ve sonrası için oynanan oyunların ve kurulan tuzakların farkındayız. Bugün başlattığımız değerlendirmelerimize partilerimizin bileşenleri ve kurulları ile devam ediyoruz. Değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı, seçimlerdeki tutumumuzla ilgili açıklamamızı yarın (25 Mayıs 2023) halklarımızla paylaşacağız.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a 1 Milyon TL’lik Manevi Tazminat Davası

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında, seçim mitinglerinde izlettiği ve montaj olduğunu kabul ettiği video nedeniyle 1 milyon liralık manevi tazminat davası açtı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nun talimatı gereğince; Türk tarih ve kültürü ile özdeşleşmiş ‘Mertçe Mücadele’ etik değerinden bihaber olan, müfteriliği ise değer olarak benimseyip içselleştirmiş bulunan, montajcıbaşından yani Erdoğan’dan; montaj video sahtekârlıklarının hesabını sormak üzere davamızı açtık!

Ancak bu kez Erdoğan’ın ederini gözetmedik! Kişiliğine biçilen değeri aşarak, 1 Milyon TL miktarlı olarak dava açma yoluna gittik: Şehitlerimizin çocuklarına eğitim bursu olarak dağıtılmak üzere…”

Dilekçede ise şu ifadelere yer verildi:

“13. Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybedeceği düşüncesinden hareketle, düştüğü acziyet içerisinde, Türk Halkını yanıltmak üzere hareket eden davalı Recep Tayyip Erdoğan; Genel Başkanımız ve 13. Cumhurbaşkanı adayımız Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili montaj videolar hazırlatıp dolaşıma sokturmuş, daha ötesi bu görüntüleri bizzat 07.05.2023 tarihli İstanbul mitinginde yayınlatmıştır.

1. Ekte sunulu video görüntüleri incelendiğinde görüleceği üzere; seçim aşamasında kullanılmak üzere 13. Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu özelinde hazırlanmış videoları davalı montajlatıp, tamamıyla yalan ve iftira kapsamlı kurgularla değiştirmiş, PKK’lıların da videoya eklenmesini sağlayarak Genel Başkanımızın terör örgütleri tarafından desteklendiği, terör örgütü ile işbirliği yapıldığı haksız algısı verilmeye çalışılmıştır.

Davalı, hazırlatmış olduğu bu suç kapsamlı montaj videolarının sosyal medyada yayınlanmasını sağlamış, daha ötesi 07.05.2023 tarihinde düzenlemiş olduğu İstanbul Mitinginde bizzat yayınlatarak zarar vermiştir.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun montajlı videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj ama şu ama bu” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 14 Mayıs seçimleri için yayımladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’lılar yerleştirildi.

Paylaşın

Özdağ’ın Kılıçdaroğlu Desteğine Akşener’den İlk Yorum

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi” dedi ve ekledi:

“Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Zeytinburnu ziyareti sırasında basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

İlk tur seçimin ardından Kılıçdaroğlu’na, İnce, Özdağ ve Oğan ile ilişki kurmak, görüşme yapmak, iletişim kurmak ve onların talepleriyle ilgili tutum alma konusunda yetki verdiklerini belirten Akşener, “Dolayısıyla o yetki çerçevesi içinde yaptığı görüşmelerin sonunda bir noktaya gelindi. Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Özdağ, Millet İttifakı’nın içinde yer aldığını ve destekleyeceğini söyledi. 7 maddelik, CHP Genel Başkanı sıfatıyla Sayın Kılıçdaroğlu’nun imzasının olduğu, Zafer Partisi Genel Başkanı sıfatıyla da Sayın Özdağ’ın imzasının olduğu bir mutabakat metni yayınlandı. Dolayısıyla o metinde bizleri rahatsız edecek bir şey yok” dedi.

Metnin iki siyasi partinin genel başkanları olarak yayımlandığını kaydeden Akşener, şöyle devam etti: Millet İttifakı’nın ortaya koyduğu çeşitli mutabakat metinleri var. Onlarla ters düşen de bir madde yok içinde. Dolayısıyla böyle bir yetkisi vardı Sayın Kılıçdaroğlu’nun. O yetkiyi yerine getirdi. Hayırlı uğurlu olsun.

“Seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak”

Akşener, Özdağ’ın “İçişleri Bakanı olarak sığınmacıları göndereceğim” şeklindeki paylaşımı üzerine gelen soruya ise şu yanıtı verdi:

Benim herhangi bir yorumum yok. Çünkü şöyle; biz henüz bakanlıklar konusunu hiçbir şekilde Millet İttifakı’nın bileşenleri olarak gelip bir araya konuşmadık. Ama bildiğim bir şey var, iki siyasi parti olarak biz ayrı ayrı girdik.

Dolayısıyla alınan oy ve çıkarılan milletvekili sayısına göre öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi ve İYİ Parti, seçimden sonra bir araya gelecek ve bu konuda görevlendirmeler yapılacak. Şimdi Cumhuriyet Halk Partisi’nin görevlendirmeleri aldığı bakanlıkları, hangi siyasi partiye, ‘siz burada görev alın’ diyeceği İYİ Parti’yi ve onun genel başkanını bizleri ilgilendiren bir durum değildir.

Dolayısıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel başkanının ve parti kurullarının vereceği bir karardır. Ona da saygı duyuyorum. Dolayısıyla İçişleri Bakanlığı üzerinden Sayın Özdağ böyle bir görevlendirme Sayın Kılıçdaroğlu başından itibaren yapmışsa dediğim gibi Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak verdiği bir karardır. Ben ona saygı duyuyorum.

Paylaşın

Babacan’dan “Montaj Video” Açıklaması: Siyaset Yapmak İçin İnsanlıktan Çıkılmaz

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mitinglerinde gösterdiği montaj videoya ilişin açıklama yapan DEVA Lideri Babacan, “Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum” dedi ve ekledi:

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabından Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nu, montajla PKK’lılarla birlikte gösteren video ile ilgili açıklama yaptı.

“Kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allahtan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar?” diyen Babacan, şöyle dedi:

“Montajlanmış görüntüler eşliğinde iftiralar atarak kafanızı karıştırmak istiyorlar. Hiç utanmadan. Teröristlerin videolarını kesip yapıştırarak gerçek olmayan görüntüleri, miting alanında millete izletiyorlar. Hayret ediyorum.

“Sabah-akşam kutsal dinimizi siyasetlerine alet edenler nasıl oluyor da hiç Allah’tan korkmadan böyle açıkça iftira atıp yalan konuşuyorlar? Bizim siyaset anlayışımızda yalan olmaz. İftira olmaz, olamaz. Siyaset yapmak için insanlıktan çıkılmaz.”

Ne olmuştu?

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim öncesi mitinglerinde ve gençlerle buluştuğu programlarda gösterdiği, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “montajlı” videosu 22 Mayıs’ta tekrar gündeme geldi.

TRT ortak yayınında konuşan Erdoğan, Abdülkadir Selvi tarafından kendisine sorulan soru üzerine, “Kılıçdaroğlu’nun Kandil’dekilerle video çekimleri var. Ama montaj, ama şu, ama bu,” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bahsettiği görüntünün orijinali, Millet İttifakı’nın 2023 Türkiye Genel Seçimleri için yayınladığı kampanya filminden. Montajlı videoda ise Kılıçdaroğlu’nun arkasına aralarında Murat Karayılan’ın da olduğu PKK’liler yerleştirildi.

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın yanıtını “itiraf” olarak değerlendirerek “Montajcı sahtekâr,” dedi.

Paylaşın

AK Partili Kurtulmuş’tan Ümit Özdağ’ın Açıklamalarına Yalanlama

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Ümit Özdağ’ın “Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu” şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti ve ekledi:

Haber Merkezi / “Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet ittifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na destekleyeceklerini açıklamıştı.

Ümit Özdağ, destek açıklamasını yaparken “Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatandaşlarına dönmesini içermiyordu” ifadelerini kullanmıştı.

AK Parti Genel Başkan Vekili Numan Kurtulmuş, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözlerinin “gerçek dışı” olduğunu belirtti.

Numan Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sayın Ümit Özdağ’ın bugün yaptığı açıklamasında ifade ettiği ‘Numan Kurtulmuş’un anlattığı şey sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu’ şeklindeki sözleri tamamen gerçek dışıdır.

Hem baş başa görüşmemizde hem de sonrasındaki ortak basın açıklamasında ifade ettiğimiz gibi hükümetimiz Suriyeli göçmenlerin güvenli ve gönüllü geri dönüşleriyle ilgili kapsamlı çalışmalarını hassasiyetle sürdürmektedir” dedi.

Paylaşın

Zafer Partisi Lideri Özdağ’dan Kılıçdaroğlu’na Destek Açıklaması

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ, düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi anlaşmaya vardıklarını kamuoyuna duyurdu. Özdağ, parti olarak 28 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Haber Merkezi / Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu ile sığınmacıların bir yıl içinde “insan haklarına ve uluslararası hukuka uygun şekilde ülkelerine geri gönderilmesi” konusunda mutabık kaldıklarını ve bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı aldıklarını söyledi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez önünde karşıladı.

Görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu yaptığı açıklamada, “Verimli ve güzel bir toplantı gerçekleştirdik. Bir metin de hazırlandı, paylaşacağız. Türkiye’nin geleceği açısından her partiye, genel başkana sorumluluk düşüyor. Biz de bir araya geldik, oturduk, konuştuk. Güzel sonuçlar elde ettik. Genel başkan ve arkadaşlarına teşekkür ediyorum. Umarım Türkiye güzel günlere gebe, Türkiye’yi huzura kavuşturacak adımları atacağız. ‘Birleşe birleşe kazanacağız’ sloganı da fena değil” dedi.

Özdağ da, “Türkiye’nin en önemli sorunu 13 milyon sığınmacı ve kaçağın geri yollanmasıdır. 13 milyon vatanlarına geri yollanmadan, yenilerinin gelmesi engellenmeden Türkiye’nin ekonomik sorunlarını aşması mümkün değildir. 11 milyar dolar harcayarak fakirlikten kurtulamayız, kiraların yükselişini engelleyemeyiz, sokaklarda güvenliği sağlayamayız, çocuklarımıza iş bulamayız. Nasıl bir yüzücünün bacaklarına yirmişer kilo demir bağlarsanız ne kadar iyi bir yüzücü olursa olsun yüzemez ise, bir ülke de 13 milyon sığınmacı ile ekonomisini güvenliğini doğru bir çizgiye oturtamaz.

Bundan dolayı 14 Mayıs seçimlerine giderken Türk halkından Zafer Partisi olarak sığınmacıları vatanlarına geri yollamak için destek istedik. Ancak partimizin yeni kurulmuş olması, medyada uygulanan ambargo vatandaşımıza erişmemizi engelledi.

Birinci turun sonunda gördük ki ortaya çıkan siyasi görünüm iki adayın 28’inde bir ikinci yarış için Türk halkının önüne gideceği çerçeveyi oluşturmuş ve Numan Bey bizi ziyaret etti. Kendilerine sorduk, bizden destek istediler ‘Sığınmacılar konusunda ne yapmak istiyorsunuz?’ diye sorduk. Anlattıkları sığınmacıların vatanlarına dönmesini içermiyordu.

Kemal Bey çok net bir şekilde sığınmacıların vatanlarına dönmesi gerektiğini ve bu politikayı izleyeceğini söyledi. Bu politikanın detaylarını konuştuk. Ve Zafer Partisi’nin önermiş olduğu bir sene içerisinde uluslararası hukuka uygun dönen Suriyelilerin Suriye’de güvenliğini sağlayacak ama Türk ekonomisinin üzerindeki büyük yükü de kaldıracak, uyuşturucu çetelerini sokaklarımızdan çözecek bir model üzerinde kendisi ile fikir birliğine vardık.

Zafer Partisi olarak Sayın Kılıçdaroğlu’nu ikinci turda destekleme kararı verdik, hayırlı olsun. Eğer Türkiye’nin Türkiye olarak kalmasını istiyorsanız, göçmenistan olmasını istemiyorsanız, çocuklarınızı dışarıya güven içinde yollamak istiyorsanız 28 Mayıs’taki seçimlerde 13 milyon sığınmacıyı gönderecek politikalara, Kılıçdaroğlu’na destek verin” diye konuştu.

Paylaşın

Ahmet Türk: Demokratik Anlayışa Destek Vermemiz Gerekiyor

28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin değerlendirme yapan Ahmet Türk, “Demokrasiden yana mı olacağız yoksa bugüne kadar ırkçı, milliyetçi, tekçi, Kürt halkının inkarı üzerinde kendini var eden, Kürt halkına baskı yapan bir anlayışa mı destek vereceğiz” dedi ve ekledi:

“Halkımız bir tehdit altında kalmayı mı seçecek yoksa nefes alacak bir demokratik ortama mı destek verecek. Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir. Seçimden sonra yaşanan kırıklığı, moralsizliği bir tarafa bırakarak, 14 Mayıs’tan daha güçlü, daha büyük bir inançla bu seçimi kazanacağımızı ifade ederek, sandık başına gitmemiz lazım.”

Ahmet Türk, açıklamasının devamında, “Bir oyun çok çok önemli olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bir referandum olarak görmeliyiz. Ya demokrasiden yana olacağız ya da antidemokratik uygulamaları ile bizlere acılar yaşatan bir anlayıştan yana olacağız. Halkımız bunun hesabını çok iyi yapmalı, sadece Kürtler ile ilgili değil. Türkiye halkları da bunun hesabını yapsın. Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Ahmet Türk, 14 Mayıs seçimlerini ve ikinci tura kalan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini değerlendirdi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, 14 Mayıs seçimlerine giderken iktidar partisinin 16 bakanının istifa etmemesinin Anayasa’ya aykırı bir süreç olduğuna dikkat çeken Ahmet Türk, “Demokratik bir seçimden bahsetmek mümkün değil. Yapmış olduğumuz bütün araştırmalarda birçok yerde fazla oyların kullanıldığını ve oyların değiştirildiğini görüyoruz. Bir bütün olarak bizim eksiklerimiz vardı. Gerek sandık başındaki görevliler açısından gerekse de seçim sürecine giderken, bizden ve muhalefetten kaynaklanan eksiklikler olduğunu görüyoruz.

28 Mayıs’tan sonra elbette bunlara dair değerlendirmelerimiz olacak. Burada gerçekten sandıklara sahip çıkabilirsek ve sandıklarda oynamalar olmazsa 28 Mayıs’taki sonucun Kemal Kılıçdaroğlu lehine gelişeceğini düşünüyorum. 14 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimler için bir bütün olarak baktığımız da demokratik bir seçim süreci olmadığını görüyoruz. İnanıyorum ki, 28 Mayıs’ta sandıklara sahip çıkılabilirse çok farklı bir sonuç elde edilebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 14 Mayıs gecesi gerçekleştirdiği balkon konuşmasında “çok endişeli” olduğuna dikkat çeken Türk, “Erdoğan seçimler bitinceye kadar çok endişeli duruyordu. Sonuçlar ortaya çıktığı zaman 14 Mayıs öncesindeki Erdoğan’dan başka bir Erdoğan ortaya çıktı. Şuna inanıyorum; 49 buçuk oyu alan 50’yi de tamamlayabilirdi. Bence devletin bütün imkanlarını devreye koyarak, Kılıçdaroğlu’na çok büyük bir fark atarak seçimleri tamamlamak istediklerini düşünüyorum.

Ama bu hesaplar çok farklı da sonuçlar ortaya çıkarabilir. Ama yine de bana göre; demokratik olmayan bir seçim sonucunda ikinci tura giderken, Kılıçdaroğlu’nun halen aday olması Erdoğan’ı meşrulaştırmanın ötesine geçmiyor. Bence Erdoğan’ı meşrulaştıran bu adımın atılmaması gerekiyordu. Şahsen ben olsam çekilirdim. Buyursun Erdoğan kendi başına seçime girseydi. Erdoğan, ikinci tura gitmenin kendisini meşrulaştıracağını düşünüyor ve bu düşünceyle ikinci tura gidiyor. İkinci turdan beklediği de bu meşruluğu kazanmaktan başka bir şey değildir. Bence Erdoğan çoktan meşruiyetini yitirmiştir” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs öncesi yaşanan hukuksuzluklara dikkat çeken Türk, “Bu kadar adaletsizliğin, bu kadar hukuksuzluğun yapıldığı, Yüksek Seçim Kurulu’nun Anayasa’ya rağmen bakanların görevine devam etmesi yönünde karar vermesi, valilerin, kaymakamların, karakol komutanlarının köy köy AKP’ye oy vermeleri yönünde baskılar yapması… Bu nasıl demokrasi olur. Bugün bile kendi gözüm ile buna şahit oldum. Böyle bir seçim nasıl demokratik bir seçim olur. Yine de tüm bunlara rağmen inanıyorum ki, halk bütün bunları aşacaktır. Halk bu hukuksuzluğa karşı daha güçlü bir şekilde sesini duyuracak. Sandıkta gücünü gösterecek. Buna inanıyorum. Yeter ki, bütün bu olumsuzluklara rağmen, bütün bu hukuksuzluklara rağmen sandık başında olalım, sandıkları koruyalım” dedi.

“Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor”

Sandığa gitmenin çok önemli olduğunu kaydeden Ahmet Türk, şunları söyledi: “Demokrasiden yana mı olacağız yoksa bugüne kadar ırkçı, milliyetçi, tekçi, Kürt halkının inkarı üzerinde kendini var eden, Kürt halkına baskı yapan bir anlayışa mı destek vereceğiz. Halkımız bir tehdit altında kalmayı mı seçecek yoksa nefes alacak bir demokratik ortama mı destek verecek. Demokrasiden yana olan herkes bu tehdidi ortadan kaldıracak bir davranış içinde olmazsa bizim için büyük bir eksiklik demektir.

Seçimden sonra yaşanan kırıklığı, moralsizliği bir tarafa bırakarak, 14 Mayıs’tan daha güçlü, daha büyük bir inançla bu seçimi kazanacağımızı ifade ederek, sandık başına gitmemiz lazım. Bir oyun çok çok önemli olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Bir referandum olarak görmeliyiz. Ya demokrasiden yana olacağız ya da antidemokratik uygulamaları ile bizlere acılar yaşatan bir anlayıştan yana olacağız. Halkımız bunun hesabını çok iyi yapmalı, sadece Kürtler ile ilgili değil. Türkiye halkları da bunun hesabını yapsın. Geleceğimizi güvence altına alacak bir demokratik anlayışa destek vermemiz gerekiyor.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle Özdağ’ın İmzaladığı Yedi Maddelik Protokol

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Zafer Partisi Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Ümit Özdağ, Kemal Kılıçdaroğlu’nu Genel Merkez önünde karşıladı.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu ile Özdağ, düzenledikleri ortak basın toplantısında Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi anlaşmaya vardıklarını kamuoyuna duyurdu. Özdağ, parti olarak 28 Mayıs’ta Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ümit Özdağ’ın anlaştığı 7 maddelik protokol metninde ise şu ifadeler yer aldı:

“Bu protokol, Zafer Partisi ile Millet İttifakı Bileşenleri arasında, Cumhurbaşkanlığı İkinci tur seçiminde ve sonraki süreçte yapılacak iş birliği esaslarını kapsamaktadır. Amaç: 21 yıllık AKP hükümetlerinin yarattığı sosyal yıkım, yolsuzluk, yoksulluk, devlet krizi, sığınmacı sorunu, rant-borç-talan ekonomisi ve neden olduğu ağır ekonomi sorunları ve toplumun siyasi kutuplara bölünmesine karşı devletin yeniden düzenlenmesi; millî birlik ve beraberliğin sağlanması, yoksulluk, yolsuzluk, yasaklar ve ağır ekonomi sorunlarının çözümü, Türkiye için ağır bir güvenlik ve demografi sorunu oluşturan sığınmacı ve kaçakların gönderilmesi için ortak çalışma ve iş birliği detaylarının tespit edilmesidir.”

Protokolde yer alan 7 maddelik temel ilkeler şöyle:

1 – Anayasamızın ilk 4 maddesi ve 66. madde de yer alan Türk Vatandaşlığı konusundaki tanımı ve içeriği korunacaktır.

2 – 1924 yılında kurulan milli-üniter-laik devletten asla taviz verilmeyecektir. Bu değerlere bağlı kalınacaktır.

3 – Başta Suriyeliler olmak üzere tüm sığınmacılar ve kaçaklar en geç 1 yıl içerisinde ülkelerine geri gönderilecektir.

4 – Devletin varlığı ve bütünlüğünü hedef alan başta FETÖ, PKK, IŞİD olmak üzere bütün terör örgütleri ile etkin ve kararlı mücadele edilecektir. Terörle mücadele çerçevesinde, terörle bağlantısı hukuki kanıtlarla sabit olan mahalli idare yöneticileri yerine devlet görevlileri ataması uygulamasına yargı kararı çerçevesinde devam edilecektir. Terörle müzakere değil, mücadele edilecektir. Türkiye’nin milli ve üniter devlet yapısını hedef alan hiçbir siyasi ve hukuki düzenlemeye izin verilmeyecektir.

5 – Devletin bütün birimlerinde yapılacak görevlendirmelerde sadakat değil, liyakatin esas alınması sağlanacaktır.

6 – Bütün yolsuzluklar ile hukuk çerçevesinde çok etkin bir şekilde mücadele edilecektir.

7 – Devletin vatandaşına karşı şeffaf olunması ve açık davranması konularında tam mutabakata varılmıştır.

Paylaşın

Tutuklu Ve Hükümlü Sayısında Rekor: En Yaygın Suç Hırsızlık

2020 yılında pandeminin de etkisiyle düşüş eğilimi gösterse de 2012-2022 döneminde hemen her yıl düzenli olarak arttı. 2022 sonunda 341 bin 294’e ulaşan cezaevindeki nüfus, 2012-2022 döneminin en yüksek sayısı olarak kayıtlara geçti.

Hükümlülerin yüzde 24’ünün hırsızlık, yüzde 8’inin konut dokunulmazlığının ihlali, yüzde 7’sinin kasten yaralama, yüzde 6,7’sinin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan cezaevinde olduğu açıklandı.

Adalet Bakanlığı, 2022 yılına yönelik ceza infaz kurumu istatistiklerini yayımladı. Ekonomik krizin önlenemez boyutlara ulaştığı 2022 yılında cezaevi nüfusu da tarihi rekor kırdı. Hırsızlık suçundan hüküm giyenlerin çoğunlukta olduğu tutuklu ve hükümlülerin sayısı 341 bin 294’e ulaştı.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre, verilere göre cezaevlerindeki kişi sayısı, 2020 yılında pandeminin de etkisiyle düşüş eğilimi gösterse de 2012-2022 döneminde hemen her yıl düzenli olarak arttı. 2022 sonunda 341 bin 294’e ulaşan cezaevindeki nüfus, 2012-2022 döneminin en yüksek sayısı olarak kayıtlara geçti.

Ceza infaz kurumlarındaki toplam nüfusun yüzde 87,6’sını hükümlüler, yüzde 12,4’ünü ise tutuklular oluşturdu. Nüfusun yüzde 95,9’unun erkeklerden, yüzde 4,1’inin ise kadınlardan oluştuğu bildirildi.

Türkiye’de 2021 yılında 352 ile ifade edilen yüz bin kişi başına düşen ceza infaz kurumlarındaki kişi sayısı, 2022 yılında 400 oldu. 2022 yılında 12 ve daha yukarı yaştaki her yüz bin kişiden 485’i ceza infaz kurumlarına girdi.

En yaygın suç hırsızlık

Hükümlülerin yüzde 24’ünün hırsızlık, yüzde 8’inin konut dokunulmazlığının ihlali, yüzde 7’sinin kasten yaralama, yüzde 6,7’sinin ise uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan cezaevinde olduğu açıklandı.

1 Ocak 2022 – 31 Aralık 2022 tarihleri arasında ceza infaz kurumlarına 301 bin 410 kişinin hükümlü statüsünde giriş yaptığı, aynı dönemde 264 bin 844 hükümlü statüsünde kişinin de çıkış yaptığı kaydedildi. Ceza infaz kurumlarına girdiği tarihte 12-17 yaş grubunda olan hükümlülerin sayısının ise bin 373 olduğu açıklandı.

Paylaşın