NATO Üyeliği: Fransa’dan Türkiye ve Macaristan’a “İsveç” Çağrısı

Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta gelecek ay yapılacak NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) zirvesi öncesi Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması yönünde Batılı ülkelerden mesajlar gelmeye devam ediyor. 

Son olarak, Türkiye ve Macaristan’a çağrıda bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, İsveç’in NATO’ya üyelik başvurusunu onaylamanın zamanı geldiğini belirtti. Colonna, “Artık daha fazla bekleyemeyiz.” diye konuştu.

NATO’nun kurulma temelleri ve gerekçelerini hep birlikte yeniden hatırlamak gerektiğini ifade eden Catherine Colonna, İsveç’in üyeliğinin yalnızca Baltık bölgesinin değil, Ukrayna’daki savaş sürdüğü sürece bütün Avrupa’nın güvenlik ve istikrarını güçlendireceğini kaydetti.

Colonna, adım atmanın herkesin çıkarına olduğunu vurgulayarak “Tersine, bu katılımı geciktirmek, nedenini anlamadığımız bir zorluk yaratacaktır.” dedi.

Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin yer aldığı üçlü mutabakat kapsamında oluşturulan Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı Ankara’da yapılmıştı.

Toplantıya NATO heyeti başkanı olarak NATO Genel Sekreter Kabine Şefi Stian Jenssen, İsveç heyeti başkanı olarak İsveç Dışişleri Başkanlığı Devlet Sekreteri Büyükelçi Jan Knutsson ve Finalndiya heyeti başkanı olarak da Finlandiya Dışişleri Bakanlığı Daimi Devlet Sekreteri Jukka Salovara katılmıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan ziyareti dönüşü gazetecilere yaptığı açıklamada, 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın Vilnius kentinde yapılacak NATO Liderler Zirvesi’nde çok farklı bir şey beklenmemesi gerektiği mesajı vermiş; “Her şeyden önce İsveç’in üzerine düşen görevi yerine getirmesi lazım” demişti.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’i İstanbul’da ağırladığını hatırlatan Erdoğan, ”Kendisine söylediğimiz şey şu oldu; ‘Eğer bizim İsveç’in beklentilerine illa cevap vermemizi bekliyorsanız, her şeyden önce İsveç bu terör örgütünün yaptıklarını bir defa yok etmesi lazım’. Bunları Stoltenberg’e ifade ederken, tam o esnada maalesef yine İsveç’te teröristler caddelerde gösteri yapıyorlardı. Biz bu tablo içerisinde bu işe olumlu yaklaşamayız” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye, İsveç’in NATO üyeliğine henüz onay vermedi. Bir ülkenin NATO’ya katılabilmesi için oy birliği, yani mevcut 31 üye ülkenin tümünün onayı gerekiyor.

Ankara, Stockholm’den terör örgütlerine yönelik daha sert tutum takınmasını isterken, İsveç’te yeni terörle mücadele yasasının 1 Haziran’da yürürlüğe girmesiyle son dönemde bazı adımlar atıldığı görülüyor.

Örneğin, bu ay başında İsveç’te bir Türk hakkında, PKK için para toplamak ve silahlı suç işlemek şüphesiyle suç duyurusunda bulunulduğu basına yansıdı.

Türkiye, Finlandiya’nın NATO üyeliğine ise Mart ayında onay vermişti. ABD’den İsveç’in de bir an önce NATO üyesi olması gerektiğine dair son mesaj dün Beyaz Saray’dan geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karine Jean Pierre, İsveç’in Türkiye ile daha önce varılan mutabakat kapsamında yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve 1 Haziran’da yeni terörle mücadele yasasının yürürlüğe girdiğini vurgulamıştı.

İsveç’in katılımının NATO’yu daha da güçlendireceğinin bir kez daha altını çizen Beyaz Saray Sözcüsü, “İsveç’in bir an önce NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi ve bu konuda umutlu olduklarını söylemişti.

Beyaz Saray sözcüsü Karine Jean Pierre, Türkiye’yi İsveç’in NATO üyeliği başvurusunu onaylamaya teşvik ettiklerini ve bunu geciktirmeden yapması gerektiği konusunda net olduklarını ifade etmişti.

İsveç’in güçlü, kabiliyetli bir savunma ortağı olduğunu ve NATO’nun değerlerini paylaşan bir ortak olarak İttifak’ı güçlendirerek Avrupa’nın da güvenliğine katkıda bulunacağını belirten Beyaz Saray sözcüsü, “İsveç’in en yakın zamanda ve gecikmeden NATO üyesi olması gerektiğini düşünüyoruz. Bu konuda kamuoyu önünde açıkça konuşmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Beyaz Saray sözcüsü, konunun Temmuz’daki NATO Zirvesi’ne kadar çözülmeme ihtimalinin olup olmadığının sorulması üzerine, “Çözüleceği konusunda hala umutluyuz. Bir takvim veremem. Ancak ne kadar erken o kadar iyi. Gecikme olmadan. Bu konuda açık konuşmaya devam edeceğiz. Türkiye’ye bunu iletmeyi sürdüreceğiz. Ancak paylaşacağım bir takvim yok” demişti.

Paylaşın

Türkiye’den NATO’nun Savunma Planına Veto

Brüksel’de iki gün süren NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Savunma Bakanları toplantısına Ukrayna’nın yanısıra İsveç’in NATO üyeliğine Türkiye vetosu ve Türkiye’nin bölgesel savunma planlarına yaptığı itiraz damgasını vurdu. Diplomatik kaynaklar, Türkiye’nin itiraz gerekçesinin, “Kıbrıs ile ilgili ifadeler” olduğunu söyledi.

İttifak çok uzun süre, Afganistan ve Irak’taki daha küçük çaplı savaşlar ile Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası Rusya’nın NATO için varoluşsal bir tehdit oluşturmaması nedeniyle böylesine kapsamlı savunma planlarına ihtiyaç duymamıştı.

İttifakın gündemindeki “bölgesel planlar” adı verilen binlerce sayfalık gizli askeri planlar, NATO’nun, Rusya’nın olası bir saldırısına nasıl yanıt vereceğine dair detayları içeriyor. Üst düzey bir Amerikalı yetkili Reuters’a yaptığı açıklamada, “Bölgesel planlar bugün resmen onaylanmasa da, biz bu planların NATO’nun Vilnius Zirvesi’nde hazır olacağını düşünüyoruz” dedi.

NATO’nun Vilnius’te yapılacak liderler zirvesine hazırlık amacıyla biraraya gelen NATO Savunma Bakanları’nın Brüksel’de iki gün süren toplantısı sona erdi. Ukrayna’ya verilecek güvenlik garantileri, Ukrayna’ya silah yardımı ve müttefiklerin boşalan silah stoklarını tedarik edecek üretim önlemlerinin yanısıra, Türkiye’nin İsveç’in İttifak’a katılmasını engelleyen vetosu ve bölgesel planlara yaptığı itiraz da toplantının önemli gelişmeleri arasında yer aldı.

Toplantıda Türkiye’yi yeni göreve gelen Savunma Bakanı Yaşar Güler temsil etti. Bakan Güler, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve ABD Savunma Bakanı Llyod Austin’in yanısıra, Fransız, İngiliz ve Yunan mevkidaşlarıyla da ikili görüşmeler düzenledi.

VOA Türkçe’den Arzu Çakır’ın aktardığına göre, savunma bakanları toplantıda, NATO’nun tamamına yakınının İsveç’in İttifak’a girişine onay verdiğini, mümkün olan en hızlı şekilde katılımının sağlanması gerektiğini dile getirdi. Savunma Bakanı Yaşar Güler de, toplantıda konuya ilişkin Türkiye’nin “çekincelerini” aktardı.

Genel Sekreter Jens Stoltenberg, basın toplantısında, “Geçen yıl Daimi Ortak Mekanizma’yı kurduk. Ankara’da önemli bir toplantı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile birkaç hafta önce İsveç konusunu görüştüm. Ankara’daki 4’lü toplantı bütün sorunları çözmedi ama ilerleme oldu. Bugünkü toplantıda hemen bütün üyeler İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda olumlu görüş belirtti. Türkiyeli temsilciler de İsveç’in taahhütlerini yerine getirme konusunda önemli aşama kaydettiğini dile getirdi” dedi.

Stoltenberg, İsveç’in bugün NATO’ya başvurduğu günden daha iyi bir konumda olduğuna vurgu yaparak, “İsveç’i tüm askeri ve sivil yapılarımıza davet ediyoruz. Elbette İsveç’e bir saldırı olursa NATO’nun yanıt vermemesi sözkonusu olamaz. Ben hala, İsveç’in bir an evvel katılması için çalışmaya yoğun şekilde devam edeceğim” dedi.

Austin’den Türkiye’ye İsveç çağrısı

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin de, “Türkiye’yi İsveç’in NATO’ya girmesine izin vermeye” çağırdı. Yeni göreve gelen Türk mevkidaşı ile Brüksel’de kısa bir görüşme yapan Austin, “Bugünkü buluşmamız, kendisiyle tanışma amaçlıydı, savunma bakanı olarak atanmasını tebrik etmek için biraraya geldik. Elbette, onu İsveç’in katılım sürecini ilerletme ve onaylamaya teşvik etmek için her fırsatı değerlendiriyorum. Ama bu çok kısa bir toplantı ve bundan rapor edecek bir şey yok” dedi.

NATO kulislerinde, Ankara’dan gelen olumsuz sinyallere rağmen, Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesinden önce “bir çözüm bulma olasılığının” hala bulunduğu belirtiliyor.

Savunma planlarına da Türkiye vetosu

NATO Savunma Bakanları toplantısı sırasında Türkiye’nin, bir başka konuya, “bölgesel savunma planlarına” da itiraz ettiği bilgisi geldi. İttifak’ın Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana ilk kez hazırladığı geniş kapsamlı bölgesel savunma planları, Vilnius Zirvesi’nde liderlerin masasına gelecek en önemli konu başlıklarından birisi olacak.

Ancak diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre Türkiye bu bölgesel planlarda “Kıbrıs’a ilişkin coğrafi konumlarla ilgili kullanılan bazı ifadelere” karşı çıktı. Türkiye’nin de içinde olduğu bazı ülkeler tarafından da dile getirilen çekinceler nedeniyle, bölgesel planlar, Savunma Bakanları toplantısında resmen onaylanmadı. Karar liderler zirvesinde alınacak.

Reuters’ın haberine göre, Türkiye’nin NATO’daki diplomatik misyonu, gizli bir NATO belgesi üzerinde yorum yapmanın yanlış olduğunu belirterek, “müttefikler arasındaki olağan istişare ve değerlendirme sürecinin devam ettiğini” söyledi.

Basın toplantısında konuya ilişkin bir soruyu yanıtlayan Genel Sekreter Stoltenberg, “Bölgesel planlar Vilnius zirvesinin en önemli konularından birisi olacak. Bunları gözden geçirdik. Bu planlar bizim askeri kumandanlığımız ve onların ekipleri tarafından hazırlandı. Soğuk Savaş’tan bu yana ilk kez böyle planlar hazırlanıyor.

NATO’nun daha çok korunması beklenen özel bölgelerle, özel misyonlarla bağlantılı, özel güçlerin yerleştirilmesiyle ilgili planlar. Daha çok güç, daha çok kaynak içeren planlar. Dolayısıyla özel tartışmalar oluyor. Elbette bütün konular üzerinde tartışıyoruz. Elbette her konuda uzlaşma noktasında değiliz. Ancak son karar zirvede verilecek” dedi.

Paylaşın

Türkiye’de Ele Geçirilen Eroin Miktarı 22 Tonu Aştı

2021’de Avrupa Birliği (AB) üyelerinde ele geçirilen eroin miktarının 9 ton 500 kilogramla iki katından fazla artış gösterdiği, Türkiye’de ise 22 ton 20 kilogramla rekor bir miktarı bulduğu duyuruldu.

2021’de 27 AB ülkesinde yasa dışı uyuşturucu kullanımında aşırı doza bağlı toplam 6 bin 166 ölüm vakası kayıtlara geçerken, bu oranın 2020’ye göre günlük yaklaşık yüzde 17’lik artışa denk geldiği açıklandı.

Avrupa Uyuşturucu ve Bağımlılık Gözlem Merkezi (EMCDDA) tarafından yayımlanan 2023 tarihli uyuşturucu raporu, alarm verici veriler ortaya koydu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre, Avrupa’da eroin sorununun giderek büyüdüğüne dikkat çekilen raporda, 2021’de Avrupa Birliği (AB) üyelerinde ele geçirilen eroin miktarının 9 ton 500 kilogramla iki katından fazla artış gösterdiği, Türkiye’de ise 22 ton 20 kilogramla rekor bir miktarı bulduğu belirtildi.

En fazla ölüm Almanya’da

Lizbon merkezli kurumun raporuna göre, yasa dışı uyuşturucu madde kullanımı Avrupa’da en fazla Almanya’da can aldı. 2021 verilerine göre, ülkede uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı bin 826’ya çıktı.

Bu rakamın 2020’ye göre 245 daha fazla ölüm anlamına geldiği belirtildi. Almanya’yı 774 ölümle İspanya takip ederken, üçüncü sırada 450 kişinin hayatını kaybettiği İsveç, dördüncü sırada da 417 uyuşturucu kaynaklı ölümün yaşandığı Fransa yer aldı.

Raporda metodolojik farklılıkların aşırı doza ilişkin verilerde ülkeler arası kıyaslamalarda dikkate alınması gerektiği notu düşüldü.

Rapora göre, 2021’de 27 AB ülkesinde yasa dışı uyuşturucu kullanımında aşırı doza bağlı toplam 6 bin 166 ölüm vakası kayıtlara geçti. Bu oranın 2020’ye göre günlük yaklaşık yüzde 17’lik artışa denk geldiğine dikkat çekildi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’yla Görüşen İmamoğlu: Değişim Yönündeki Parametreleri Paylaştım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Düşüncelerimi, değişim yönündeki parametreleri, neler olması noktasındaki aşamaları yine kendisiyle paylaştım” dedi ve ekledi:

“Çok makul, çok güzel, çok değerli hatta pozitif anlamda uzlaşı sonucuyla toparlanan bir buluşmayı yaptık kendileriyle. Tabii ki bunun bir zaman dilimi vardır. Benim bu sohbetten değişim ve dönüşüm adına aktarabileceğim şimdilik bu kadar.”

İmamoğlu, bu sürecin kıymetli olduğunu belirterek, “Ele alınması gereken ve kamuoyuna hissettirilmesi gereken tarafları oldukça fazladır. Şu anda yapılan hamlelerin, toplum için yeterli gelmediğini biliyoruz. Bu yeterli gelmeyen ama yeterli olması için yapılması gerekenlerle ilgili tüm fikirlerimi, süreçleri kendisiyle paylaştım” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İBB’nin Londra’dan İstanbul’a getirdiği Fatih Sultan Mehmet’in madalyonunun, Panorama 1453 Tarih Müzesi’nde sergilenmeye başlamasına dair törende konuştu.

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu ile görüşmesine ilişkin, “Şu anda yapılan hamlelerin, toplum için yeterli gelmediğini biliyoruz. Bu yeterli gelmeyen ama yeterli olması için yapılması gerekenlerle ilgili tüm fikirlerimi, süreçleri kendisiyle paylaştım” dedi.

İmamoğlu, bu konudaki sorular üzerine şu açıklamayı yaptı: “Elbette seçimi kaybettik. İki kere iki dört. Dolayısıyla Millet İttifakı olarak başta Genel Başkanımız, Cumhurbaşkanı adayımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu olmak üzere hepimizin bunun içinde en önde tabii orada 6 parti var, onun lideri var, yöneticileri var ama aynı zamanda biz varız. Etkin belediye başkanları var.

Her birimiz şapkamızı önümüze koyacağız, oturacağız, düşüneceğiz. Ortak akılla, doğru kararlar alacağız. Bu doğru kararlar almanın içerisinde en önemli aktör, en önemli kurum Cumhuriyet Halk Partisidir.

Cumhuriyet Halk Partisi, ittifaka liderlik ettiği gibi bugün de değişime ve dönüşüme liderlik etmek, öncü hareketleri, hamleleri yapmak zorundadır. Bunun da adresi Cumhuriyet Halk Partisi olduğuna göre o adresin ana noktası da elbette benim çok kıymetli Genel Başkanım Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’dur.”

“Değişim yönündeki parametreleri paylaştım”

İmamoğlu, bu bakımdan seçimin ilk gününden itibaren Kılıçdaroğlu ile telefonla yazışarak ve baş başa konuşarak defalarca sohbetleri ve paylaşımlarının olduğunu söyledi:

“Çarşamba günü yaptığımız buluşma da elbette ki yine benim kendilerine birtakım hatırlatmalarım, önerilerim ve yazılarım doğrultusundaki talebimden ötürü bir araya geldik. Düşüncelerimi, değişim yönündeki parametreleri, neler olması noktasındaki aşamaları yine kendisiyle paylaştım. Çok makul, çok güzel, çok değerli hatta pozitif anlamda uzlaşı sonucuyla toparlanan bir buluşmayı yaptık kendileriyle. Tabii ki bunun bir zaman dilimi vardır. Benim bu sohbetten değişim ve dönüşüm adına aktarabileceğim şimdilik bu kadar.”

İmamoğlu, bu sürecin kıymetli olduğunu belirterek, “Ele alınması gereken ve kamuoyuna hissettirilmesi gereken tarafları oldukça fazladır. Şu anda yapılan hamlelerin, toplum için yeterli gelmediğini biliyoruz. Bu yeterli gelmeyen ama yeterli olması için yapılması gerekenlerle ilgili tüm fikirlerimi, süreçleri kendisiyle paylaştım” dedi.

Parti içindeki meseleleri ve süreçleri bu seviyenin daha ötesinde paylaşmayı doğru bulmadığını belirten İmamoğlu, bu bahsedilen sorunların içerisinde kamuoyunun bilmesi gereken kısımların da olduğunu anlattı:

“O kısımlarla ilgili ve nasıl olması gerektiği konusunda Genel Başkanımızın, umuyorum ki bayram öncesi yapabileceği bazı aktarımlar sonrasında belki farklı bir ortam, farklı bir buluşma ya da bireysel olarak benim de kamuoyunu bilgilendireceğim tarafları olabilecektir. Şimdilik Sayın Genel Başkanımla çok saygın, çok özenli ve çok değerli buluşmalarımızı sonuçlandırdık.

Bu aşamadan sonra umuyorum ülkemizin önünü açacak, muhalefetin yeniden güçlenmesini sağlayacak, Cumhuriyet Halk Partisinin daha güçlü bir şekilde süreci tasarlayacağı, hem yerel yönetime, yerel yönetim seçimlerine, yerel seçimlere dönük en güçlü şekilde sadece İstanbul değil, Türkiye’nin her sathında en güçlü ve en iddialı şekilde girmesini sağlayacak.”

Paylaşın

Eski HDP Eş Genel Başkanı Yüksekdağ: Kılıçdaroğlu’nu Desteklemek Yanlıştı

14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, partisinin Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararının yanlış olduğunu söyledi.

Figeen Yüksekdağ, cezaevindeki bir kadın siyasetçiyi cumhurbaşkanı adayı olarak önerdiklerini ancak HDP’nin kararsızlığı nedeniyle başarısız olduklarını kaydetti. Yüksekdağ, partisinin hayal kırıklığı yaratan bir seçim sonucunun ardından düşünmesi gerektiğini belirtti.

Eski Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, Birleşik Krallık merkezli Middle East Eye’a yazdığı mektupta, 14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

Sol.org’da yer alan habere göre, HDP’nin tutuklu siyasetçilerinin, kendisi de dahil olmak üzere kendi adaylarını çıkarmayı teklif ettiğini kaydeden Yüksekdağ, şöyle yazdı:

“Ben de dahil cezaevindeki HDP’li siyasetçiler, milletvekilliği seçimlerine tek listeyle girerek kendi adayımızı göstermeyi ve gücümüzü pekiştirmeyi savunduk. 2023 seçimleri HDP için benzersiz bir süreçti; kendi gücüne ve birikmiş tecrübesine odaklanmadığı için, Kılıçdaroğlu’nun yanlış tercihiyle sonuçlandı.”

Figen Yüksekdağ, cezaevindeki bir kadın siyasetçiyi cumhurbaşkanı adayı olarak önerdiklerini ancak HDP’nin kararsızlığı nedeniyle başarısız olduklarını kaydetti. Yüksekdağ, partisinin hayal kırıklığı yaratan bir seçim sonucunun ardından düşünmesi gerektiğini belirtti.

Figen Yüksekdağ kimdir?

Figen Yüksekdağ, çiftçilikle uğraşan bir ailenin 10 çocuğundan dokuzuncusu olarak 9 Kasım 1971 tarihinde Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. Lise çağlarında sosyalist hareketle ilgilenmeye başladı ve İşçinin Yolu dergi çevresine katıldı. 18 yaşında bir sokak gösterisinde tutuklandı ve gözaltında kaldı. Sonrasında öğrenci evlerinde kaldı. 8 ay sonra İstanbul’a gelerek Özgür Gençlik grubuna katıldı.

Atılım gazetesinde birlikte çalıştığı Sedat Şenoğlu ile, Şenoğlu cezaevindeyken evlendi. Uzun yıllar kadın haklarıyla ilgili konularla ilgilendi. Atılım gazetesinde yayın kurulu üyesi olarak çalıştı ve Sosyalist Kadın dergisinin editörlüğünü yaptı. Ezilenlerin Sosyalist Partisi’nin (ESP) genel başkanlığını da yapan Yüksekdağ, Haziran 2014’te HDP II. Olağan Kongresi sonunda partinin eşbaşkanı olarak seçildi.

Haziran 2015’teki ve akabinde gerçekleştirilen Kasım 2015’teki milletvekili genel seçimlerinde Van milletvekili seçildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü terör soruşturması kapsamında, daha önce çağrılmasına rağmen ifadeye gitmediği gerekçesiyle 4 Kasım 2016’da Ankara’daki evinde gözaltına alınan ve Diyarbakır’a gönderilen Yüksekdağ, burada çıkarıldığı 2. Sulh Ceza Hakimliği’nce aynı gün tutuklandı ve Kocaeli F Tipi Cezaevi’ne götürüldü.

Hakkındaki kesinleşmiş hapis cezası gerekçesiyle 21 Şubat 2017 tarihinde milletvekilliği düşürüldü, 9 Mart 2017’de ise siyasî partiler kanununun “terör eyleminden mahkûm olanların siyasi partilere üye olamayacaklarına” dair hükmü gereği parti üyeliği Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düşürüldü. HDP milletvekilleri, Yüksekdağ’ın parti üyeliği ve eş genel başkanlık görevinin düşürülmesi kararını tanımadıklarını açıkladılar.

Yüksekdağ, “terör örgütü yöneticiliği”, “terör örgütü propagandası”, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” ve “suç işlemeye tahrik” suçlamalarından dolayı Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesince tutuklu olarak yargılanmaya devam etmektedir.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları; İlhan Cihaner: Sorumluluk Alırız

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlık görevini sürdürüp sürdürmeyeceği merak edilirken, “değişim” tartışmaları da devam ediyor. CHP’li Cihaner, “Önümüzdeki günlerde o koşullar oluştuğunda tabii ki biz de bu yönde arkadaşlarımızla değerlendirip moda deyim ile sorumluluk alırız” dedi.

“Gelecek İçin Biz Oluşumu”nun önde gelen isimlerinden CHP 24’üncü ve 26’ncı dönem milletvekili İlhan Cihaner, Independent Türkçe’den Ali Kemal Erdem‘e konuştu. “Değişim üç sütun üzerinde tartışılmalı” diyen Cihaner, şunları söyledi:

“Birincisi parti içi hukuk. Ön seçimden, parti içi demokrasiye kadar yani her şeyin öngörülebilir olması lazım. Eşitliği garanti etmesi lazım. Bir ideoloji, program yani buradan bir keskin ve sert bir öz eleştiri yapıp bu kadar elverişli koşullara rağmen ortadaki yenilginin gerekçelerinin çok çok objektifle keskin bir analizinin yapılması lazım. Bunun kadrolarının da yavaş yavaş ortaya çıkması lazım. Ama şu ana kadar parti içerisinde değişimin öncüsü olarak öne çıkan isimler de buna dair bir şey görmüyoruz. Yani bir değişim deniliyor ama bu değişim nedir? Yani parti aynı çizgisinde devam edecek. Sadece işte falanca isimler gidip bir vitrin yenileme şeklinde bir kozmetik değişiklik mi olacak buna dair hiçbir şey yok.”

“Net bir yenilgi var”

Seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Cihaner, “Seçim öncesinde mevcut yönetimi elinde bulunduranlar, özellikle liberaller, eski AKP’liler, bir kısım muhafazakârlar ‘CHP değişti’ diyor, alkışlıyor ve bunun başarı getireceğini söylüyorlardı. Oysa karşımızda net bir yenilgi var. İşte parlamento çoğunluğu AKP, MHP’de. Cumhurbaşkanlığı seçimi kaybedildi. Tabii ki seçimler kaybedilebilir. Bu olabilir. Ama öyle bir coşku yüklemesi yapıldı ki bunun yarattığı siyasi travma parti yönetimi tarafından da dikkate alınmayınca seçim sonuçları parti açısından çok çok olumsuz olacak boyuta taşınmış oldu” ifadelerini kullandı.

“Sorumluluk alırız”

“Yeniden aday olmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna Cihaner, şöyle yanıt verdi: “Garip bir durumla da karşı karşıyayız. ‘Kurultay yapılacak’ denildi ve tüm siyaset de böyle algıladı. Fakat kurultay tarihi belli değil. Genel merkezin açıkladığı takvimde kurultayın tarihi belli değil. Orada nasıl bir tablo çıkacak? Önceden de değişimden yana cesaret gösterip böyle bir iddia ortaya koymuştuk. Önümüzdeki günlerde o koşullar oluştuğunda tabii ki biz de bu yönde arkadaşlarımızla değerlendirip moda deyim ile sorumluluk alırız.”

“İmamoğlu ile aramızda makas var”

“İdeolojik olarak Ekrem İmamoğlu ile uzlaşabileceğinizi düşünüyor musunuz?” şeklindeki soruya Cihaner, “Parti siyaseti, gelecek Türkiye tasavvuru yönünde baktığımızda aramızda bir makas olduğu anlaşılıyor. Özellikle partinin güncellenmiş bir sosyal demokrat sol çizgiye oturması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak diğer değişim telafi de edenler ya bu tartışmayı geçiştiriyor ya daha siyasetsizliği çağrıştıran birtakım işte genel-geçer sloganlar ya da sözlerle geçiştiriyorlar orayı. Dolayısıyla orada da bir kristalize olmuş bir ideolojik tutum tarifi olmadığı için yani ne desek boş durumda” cevabını verdi.

Paylaşın

İYİ Parti’de Kurultay Öncesi Liste Tartışması: Meral Akşener’in İstediği…

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Cumhurbaşkanlığı seçiminin 28 Mayıs’taki ikinci turu öncesinde, 22 Mayıs günü İYİ Parti 3. Olağan Büyük Kurultayı yapılacağı kararını ilan etti. Bu karar uyarınca 24 -25 Haziran günlerinde yapılacak kurultayda neler olacağı merak konusu.

Meral Akşener’in kurultay öncesinde TBMM’de grup toplantısında kürsü konuşması yapmama ve kameralar karşısına geçmeme kararı aldığı öne sürülürken. Akşener’in seçim sonuçlarıyla ilgili kapsamlı, Millet İttifakı ile Cumhurbaşkanı adaylığı meselesini içererek asıl değerlendirmesini 24 Haziran’da kurultay açılışı konuşmasında yapması öngörülüyor.

İYİ Parti’de ayrıca kurultay öncesi liste tartışması yaşanıyor. Liste tartışmasına ilişkin konuşan parti kaynakları “çarşaf liste içerisine blok liste yerleştirileceğini ve Meral Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini” iddia etti.

Son yapılan GİK toplantısında üyelerin “blok liste” yönünde görüş bildirmesine karşın partinin kurultaya “çarşaf listeyle” gireceği öğrenildi. Bazı parti kurmayları ise 2020’de yapılan 2’nci Olağan Kurultay’da olduğu gibi “çarşaf liste içerisine blok liste yerleştirileceğini ve bu şekilde Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini” iddia ediyor.

Doğal delege olan 70 parti kurucusunun istifasıyla kurucu sayısının 200’den 130’a inmesinin kurultayda Akşener’in lehine olacağı kulislerde konuşulurken bazı partililer, seçimlerin adaletli ve demokratik olmayacağı görüşünü savunuyor.

Cumhuriyet’in haberine göre, çarşaf listeyle seçime girilerek kararın delegelere bırakıldığı izlenimi verilse de bazı isimlerin üzerinin çizilmesi için görüşmeler yapılacağını ve Akşener’in istediği üyelerin seçileceğini ileri sürdü. Böyle bir tabloda seçilen isimlerin meşruiyetinin tartışmalı olacağı belirtildi. Partide “gizli biat” sisteminin hâkim olduğu ve buna son verilmezse parti tabanının kaybedileceği ifade edildi.

Öte yandan, muhalif isimler seçimlerin demokratik olmayacağını düşünmesine karşın Akşener’in karşısına aday ve yeni kadro çıkarma konusunda kararlı. Muhalefetin genel başkan adaylığı çalışmalarını sürdürdüğü ve önümüzdeki hafta isim konusunda netleşileceği iddia edildi. Akşener’in karşısına çıkabilecek kişiler arasında İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyesi Günay Kodaz ismi ağır basıyor.

Paylaşın

“Kemal Kılıçdaroğlu İle Ekrem İmamoğlu Anlaştı” İddiası

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından ‘değişim’ seslerinin yükseldiği Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Genel Başkan Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı İmamoğlu’nun üçüncü görüşmede uzlaşmaya vardığı öne sürüldü.

Bu kapsamda İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir yol haritası hazırlamaya başladığı iddia edildi.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu görüşmesini kaleme alan gazeteci Fikret Bila, “Bu görüşmede bir uzlaşmaya ve sürecin birlikte yürütülmesi kararına varıldığını, İmamoğlu’nun bu konuda bir ‘yol haritası’ belirlemek üzere bir çalışma yapacağını ve çalışma tamamlandıktan sonra yeniden Kılıçdaroğlu’yla bir araya geleceğini söyleyebiliriz” diye yazdı.

halktv.com.tr yazarı Fikret Bila yazısında şunları söyledi:

“Çankaya Belediyesi’ne ait Ahlatlıbel tesislerinde yapılan görüşmede Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’na yaptığı önerinin çerçevesini özetle şöyle çizebiliriz:

‘Belediye başkanlığından ayrılmanız, yerel seçim öncesinde İstanbul’u AK Parti’ye bırakmanız yanlış olur. Seçmenden de tepki görürüz. Siz yerel seçimlerde İstanbul için yeniden aday olun. İstanbul’u kazanmamız yerel seçimler için çok önemli. Ben demokratik bir kurultay zemini hazırlayacağım.’

İmamoğlu’nun da, Kılıçdaroğlu’nun önerisi doğrultusunda bir yol haritası belirlemek üzere çalışma yapacağı ve çalışma tamamlandıktan sonra kendisine sunacağı yanıtını verdiğini söyleyebiliriz.

İmamoğlu’nun Kılıçdaroğlu’yla görüşmek üzere Ankara’ya gelmeden önce İstanbul ilçe belediye başkanlarıyla yaptığı toplantıdaki yaklaşımı da önem taşıyor. İmamoğlu’nun, bu toplantıda, ‘Ben Genel Başkanımız aleyhine bir hareket içinde bulunmam. Kılıçdaroğlu’na karşı imza toplamak gibi bir girişimde de bulunmam’ şeklinde özetlenebilecek değerlendirmesinin Genel Merkez’de memnuniyetle karşılandığını da kayda geçirelim.”

Paylaşın

Erdoğan’dan İstanbul Ve Ankara’nın Alınması İçin Özel Ekip

Gazeteci Nuray Babacan, AK Parti tarafından CHP’nin yönetimindeki 11 büyükşehri almak için özel çalışma başlattığını öne sürdü. Babacan, Erdoğan’ın özellikle İstanbul ve Ankara’nın alınması amacıyla özel ekip kurdurduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi, Erdoğan’ın kurdurduğu özel ekip, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta bu illerden çıkan sonuçları sandık sandık analiz edecek. Sandık seçmen listeleri baz alınarak, daha önce AKP’ye oy verdiği düşünülen, ama son seçimlerde partiden uzaklaşmış veya sandığa gelmemiş isimlerle temasa geçilecek. Erdoğan, özellikle İstanbul konusunda takıntılı. Son seçimlerde İstanbul’daki bazı ilçelerde oy kaybının nedenleri araştırılıyor. Cumhurbaşkanına detaylı bir rapor sunulacak.”

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin ardından gözler Mart 2024’te düzenlenmesi beklenen yerel seçimlere çevrilirken, AK Parti tarafından CHP’nin yönetimindeki 11 büyükşehri almak için özel çalışma başlattığı iddia edildi.

İddiaya göre, AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan özellikle İstanbul ve Ankara’nın alınması amacıyla özel ekip kurdurdu.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan bugünkü köşesinde, “Daha genel seçimin sonuçları toplumsal açıdan analiz edilmeden yerel seçim potasına girdik. AKP hiç bekletmeden, belediye başkanlığı CHP’de bulunun 11 ili almak için özel çalışma başlattı” dedi.

“Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başta İstanbul ve Ankara olmak üzere CHP’de olan illerle için özel ekip oluşturduğunu belirtelim” ifadelerini kullanan Babacan, edindiği bilgileri şöyle aktardı:

“Biliyorsunuzdur, AKP, yerel seçimlere kadar büyük kongresini yapacak. Plan, Kasım’da büyük kongre yapılacak şekilde bir takvim yapmak. Yani, yeni vitrinle seçime gidilmesi planlanıyor. Hedef çok net. CHP’nin elindeki 11 büyükşehir belediyesini, özellikle de Ankara ve İstanbul’u almak. Bu, seçimin hemen ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkalığında yapılan toplantılarda konu oldu.

“Erdoğan’a detaylı rapor sunulacak”

Şimdi, Erdoğan’ın kurdurduğu özel ekip, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta bu illerden çıkan sonuçları sandık sandık analiz edecek. Sandık seçmen listeleri baz alınarak, daha önce AKP’ye oy verdiği düşünülen, ama son seçimlerde partiden uzaklaşmış veya sandığa gelmemiş isimlerle temasa geçilecek. Erdoğan, özellikle İstanbul konusunda takıntılı. Son seçimlerde İstanbul’daki bazı ilçelerde oy kaybının nedenleri araştırılıyor. Cumhurbaşkanına detaylı bir rapor sunulacak.”

AKP’nin gündeminde 3 önemli konu olduğunu yazan Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“1- Ekonomik dengeleri yeniden oluşturmak. Bunu yaparken, emeklilere daha önce ödedikleri primlere göre kademeli bir refah payı verilmesi, memur maaşları artışına ilişkin yasal düzenleme, tüm bunlarla birlikte, EYT ve deprem maliyetinin bütçeye etkisi ve ek bütçe zorunluluğu.

2- Anayasa değişikliği. Anayasa değişikliği kapsamında cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine paralel bazı değişiklikler yapılacak. Değişiklik önerisine muhalefetin nasıl dahil edileceği, çalışmaların hangi yöntemle yapılacağı tartışılıyor. Bunun için bir komisyon kurulabileceği ya da Cumhur İttifakı’nın kendi teklifini hazırlayıp gündeme taşıyabileceği belirtiliyor.

3- TBMM içtüzük değişikliği. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş daha önceki başkanlar gibi yeni bir içtüzük yapılmasının gerektiğini söyledi. Anayasa ve İçtüzük değişiklikleri öyle çok masum düzenlemeler olmayacak. AKP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini daha rahat kullanmak ve parlamentonun zaman zaman yarattığı bağlayıcılığı ortadan kaldırmak için yeni avantajlar yaratmak isteyecek.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: Olağanüstü Kurultay Yerel Seçimlerden Sonra Olabilir

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu kurultayda yeniden aday göstereceklerini belirten CHP’li Bülent Kuşoğlu, “Yerel seçimlerin sonuçlarına göre bir kurultay söz konusu olabilir. Bunun değerlendirmesini sayın Kılıçdaroğlu yapacaktır” dedi ve ekledi:

“Genel Başkan seçimli olağanüstü kurultay düzenleyebilir. Seçim sonuçlarına göre bırakabilir de, bir süre daha devam ettirebilir de. Tabii siyasetin şartları, seçim sonrası durum belirleyecektir. Ama bu kurultayda kesin aday gösterilecektir.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Grup Başkanı Özgür Özel’in “değişim” ve “adaylık” konularındaki açıklamalarıyla ilgili ise, “Grup başkanımız da o mevkide otururken, ya da Ekrem Bey Büyükşehir Belediye Başkanı’yken, Genel Başkan’a karşı daha dikkatli olmalılar” görüşünü dile getirdi.

İki ismin de niyetleri varsa adaylıklarını resmen ilan edip, kurultayda yarışabileceklerini belirten Kuşoğlu, “Ama ‘Kemal Bey gitsin, beni koltuğa oturtsun’ gibi bir tutumun doğru olmayacağını” söyledi.

Kılıçdaroğlu’nun, bürokratlığından beri en yakınındaki isimlerden olan Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu, BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuştu. Kuşoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Kurultay takvimi

Seçimlerden önce kurultayı yapmamız gerekiyor. Çünkü kurultayı yapmadınız, kongre sürecini tamamlamadınız diye eleştirilir. Böyle, hukuksuz bir iktidarın seçime sokmaması bile söz konusu olabilir. Onun için seçimden öne kurultayı yapmak zorundayız. Yapıldığında da zaten seçimleri de kurultay sonucu ortaya çıkan yapıyla devam ettirmek zorundayız.

Özel’in adaylığı

Seçim sonuçlarında hepimizin muhakkak ki eksikleri, sorumluluğu vardır. Zihniyet değişmeden, özeleştiri yapılmadan, sadece Kemal Bey suçlanarak, onun gönderilmesi ile aşılacak bir şey değil. Ama ‘Kemal Bey gitsin, beni koltuğa oturtsun’ öyle bir şey söz konusu değil herhalde, doğru değildir böyle bir şey. Parti tüzüğüne de uygun değildir.

İmamoğlu’nun adaylığı

Adını koyalım, adaylık için en fazla adı geçen kişi Ekrem Bey. Ekrem Bey için bugün bir mahkeme süreci söz konusu. Genel başkan olabilir mi rahatlıkla? Olamaz, sıkıntısı var. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday olabilir mi? Sıkıntısı var. Bizim Kemal Bey’den sonraki en önemli adayımız için hukuki bir tuzak hazırlanmış durumda. Böyle olunca, bizim seçim öncesi hem partiyi kaybetme, hem de İstanbul’u kaybetme durumumuz olabilir. Biz İstanbul’u kaybetmemeliyiz, partiyi de kaybetmemeliyiz, bu tuzağa da düşmemeliyiz.

Yerel seçimlerde ittifak

Bunu bazı yerlerde bir seçim iş birliği şeklinde resmi olarak ortaya koyabiliriz. Birçok yerde de zaten seçmen tarafından yapılacaktır diye düşünüyorum. Şu anda partilerin aday çıkaracağız demesi normal, her parti ister. Ama seçimler yaklaşınca daha farklı tutumlar alınacaktır, daha realist bakılacaktır.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın