TÜİK Açıkladı: Türkiye’den Göç Edenlerin Sayısı Yüzde 62,3 Arttı

Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 62,3 artarak 466 bin 914 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,7’sini erkekler, yüzde 44,3’ünü ise kadınlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 139 bin 531’ini Türk vatandaşları, 327 bin 383’ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 12,2 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 11,7 ile 20-24 ve yüzde 11,3 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin yüzde 15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,4 ile 30-34 ve yüzde 12,8 ile 20-24 yaş grubu izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Uluslararası Göç İstatistikleri 2022 verilerini açıkladı.

Buna göre; Yurt dışından Türkiye’ye göç edenlerin sayısı 2022 yılında, bir önceki yıla göre yüzde 33,2 azalarak 494 bin 52 kişi oldu. Göç eden nüfusun yüzde 52,9’unu erkekler, yüzde 47,1’ini ise kadınlar oluşturdu.

Yurt dışından gelen nüfusun 94 bin 409’unu Türk vatandaşları, 399 bin 643’ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye’den yurt dışına göç eden kişi sayısı 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 62,3 artarak 466 bin 914 oldu. Göç eden nüfusun yüzde 55,7’sini erkekler, yüzde 44,3’ünü ise kadınlar oluşturdu. Türkiye’den yurt dışına giden nüfusun 139 bin 531’ini Türk vatandaşları, 327 bin 383’ünü ise yabancı uyruklular oluşturdu.

Türkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin yaş grubu incelendiğinde, en fazla göç edenlerin yüzde 12,2 ile 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 11,7 ile 20-24 ve yüzde 11,3 ile 30-34 yaş grubu izledi.

Türkiye’den göç eden nüfusun yaş gruplarına bakıldığında, en fazla göç edenlerin %15,8 ile yine 25-29 yaş grubunda olduğu görüldü. Bu yaş grubunu yüzde 13,4 ile 30-34 ve yüzde 12,8 ile 20-24 yaş grubu izledi.

Türkiye’ye 2022 yılında göç edenlerin illere göre dağılımı incelendiğinde, yüzde 35,4 ile en fazla göç alan ilin İstanbul olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 14,8 ile Antalya, yüzde 5,4 ile Ankara, yüzde 3,9 ile Bursa ve yüzde 3,8 ile Mersin takip etti.

Türkiye’den göç eden nüfusun illere göre dağılımına bakıldığında ise yüzde 39,5 ile İstanbul’un en fazla göç veren il olduğu görüldü. İstanbul’u yüzde 9,8 ile Ankara, yüzde 6,7 ile Antalya, yüzde 3,4 ile Samsun ve yüzde 3 ile İzmir izledi.

Türkiye’ye 2022 yılında gelen yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 25 ile Rusya Federasyonu vatandaşları aldı. Rusya Federasyonu’nu yüzde 8,1 ile Ukrayna, yüzde 6,5 ile İran, yüzde 5,4 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Irak vatandaşları izledi.

Türkiye’den göç eden yabancı uyruklu nüfus içinde ilk sırayı yüzde 20 ile Irak vatandaşları aldı. Irak’ı, yüzde 10,6 ile İran, %7 ile Özbekistan, yüzde 6 ile Afganistan ve yüzde 4,8 ile Türkmenistan vatandaşları takip etti.

Paylaşın

“Değişim” Tartışmalarının Yaşandığı CHP’de Parti Meclisi Ne Mesaj Verdi?

28 Mayıs’ta yapılan seçimlerin ardından “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de tartışmaların oluşturduğu gerilim hafta sonu toplanan belediye başkanları ile Parti Meclisi’nde de bir kez daha görüldü. Cumartesi günü oldukça tartışmalı ve gergin geçen belediye başkanları toplantısının ardından Parti Meclisi’nde de sert eleştiriler yönetime getirildi.

PM toplantısında, “değişim” isteyen ve bir araya gelen isimlere “hain”, “etik dışı” gibi benzetmeler yapılmasının yanlış olduğu da dillendirildi. Parti Meclisi’nde mevcut Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yanı sıra bazı üyelerin de son dönem Kılıçdaroğlu’nun hedef haline getirildiğini, bunun kabul edilemez olduğunu söylediği öğrenildi.

Toplantı sonunda bazı eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu’nun “Ben bu koltuğa yapışmadım. CHP’de daha önce de genel başkan değişti, bunun yol yöntemleri bellidir. Bizim geleneklerimiz var. Kamuoyu ve basın önünde bu tartışmaların yapılmasını doğru bulmuyorum” mesajı verdiği öğrenildi.

DW Türkçe’den Kıvanç El’in haberine göre; CHP’de seçimlerin kaybedilmesi ile başlayan “değişim” tartışmaları ile parti içi tartışmaların ele alındığı “zoom toplantısı”nın sızdırılması sonrası gerçekleşen Parti Meclisi’ne değişimin gerginliği de yansıdı. Karşılıklı sert eleştirilerin yapıldığı 12 saatlik toplantıda yapılan oylamada il başkanlarının göreve dönüşüne onay çıkmadı ancak muhalifler gücünü göstermiş oldu.

CHP’de seçimlerin ardından kurultay süreçleri başlamasına karşın parti içerisinde sancılı bir değişim tartışması yaşanıyor. Bu sancılar hafta sonu toplanan belediye başkanları ile Parti Meclisi’nde de bir kez daha görüldü. Cumartesi günü oldukça tartışmalı ve gergin geçen belediye başkanları toplantısının ardından Parti Meclisi’nde de sert eleştiriler yönetime getirildi.

Ekrem İmamoğlu öncülüğündeki “zoom toplantısı”na katılan isimlerden Grup Başkanı Özgür Özel, Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, eski MYK üyeleri Bülent Tezcan, Onursal Adıgüzel, Tekin Bingöl ve Muharrem Erkek’in arasında olduğu PM üyeleri, toplantıya katıldı.

Parti Meclisi’nde yapılan oylama ne mesaj verdi?

Parti Meclisi toplantısının ana gündemini görevden alınan il ve ilçe başkanlarının itirazları oluşturdu. Genel merkez tarafından görevden alınan Muş İl Başkanı İsmail Adanur, Ağrı İl Başkanı Nihat Aslan, Mardin İl Başkanı Mehmet Kılınçaslan, Kayseri İl Başkanı Zeki Özkan ile İstanbul Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün’ün görevden almaya ilişkin itirazları görüşüldü ve ardından gizli oylama yapıldı.

İtirazların kabulü için 60 üyeli PM’de, 3’te 2 çoğunluk olan 40 oya ulaşılması gerekirken hiçbir oylamada bu sayıya ulaşılamadı. Böylece il ve ilçe başkanlarının görevden alınmasını Parti Meclisi de onaylamış oldu. Ancak parti içi muhalefetin de Parti Meclisi’ndeki gücü ortaya çıkmış oldu.

Muş İl Başkanı Adanur’un itirazı için 31 kabul 30 ret, Mardin İl Başkanı Kılınçaslan’ın itirazı için 31 kabul, 28 ret 2 çekimser oy çıktı. Böylece bu iki il başkanına dair oylamada “değişimci” olarak adlandırılan isimler salt çoğunluğu elde etmeyi başardı. Ancak gereken 40 oya ulaşamadı.

Ağrı İl Başkanı Aslan’ın itirazı için 30 kabul 31 ret, Kayseri İl Başkanı Özkan’ın itirazı için 28 kabul 33 ret oyu çıkarken Beykoz İlçe Başkanı Düzgün’ün görevden alma itirazı için ise 26 kabul 35 ret oyu ile oylama sonuçlandı.

Düzgün’ün CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile arasının açık olduğu, İmamoğlu’na yakın bir isim olduğu biliniyordu. Bu nedenle bu görevden almaya dair oylamanın Parti Meclisi’nin İmamoğlu’na desteğini de yansıtacağı yorumları bir süredir yapılıyordu.

“Değişim” çağrıları yapan isimler her ne kadar 40 oya ulaşıp istediği kararı aldıramasa da Parti Meclisi’nde “azımsanmayacak” güçleri olduğu yorumunu yaptıkları da kaydedildi. Bazı oylamalarda salt çoğunluğa ulaşılmasının olası olağanüstü kurultay tartışmalarını da sıcak tutacağı belirtiliyor. Bu nedenle yerel seçimler öncesi Genel Merkez’in bir kurultay kararını gündeme taşımaması durumunda PM’de imza toplanarak olağanüstü kurultayın toplanmasının önünün açılabileceği değerlendiriliyor.

Özdağ eleştirileri

PM toplantısında, “değişim” isteyen ve bir araya gelen isimlere “hain”, “etik dışı” gibi benzetmeler yapılmasının yanlış olduğu da dillendirildi. Toplantıda ağırlıklı olarak muhalif isimler Kılıçdaroğlu’nun seçim sonrası yaptığı açıklamaları gündeme taşıyarak eleştiriler getirdiği, yerel seçimlere giderken kamuoyuna değişime dair doğru mesajların verilememesi durumunda seçimde beklenen hedefe ulaşılamayacağı savunuldu.

Özellikle Ümit Özdağ ile Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu öncesi yapıldığı ortaya çıkan “gizli” protokolün hem parti içerisinde hem de ittifak ortaklarında bilinmemesinin bir kırılmaya yol açtığı ve seçmende bu durumun “güvensizlik” yarattığı ifade edildi.

“Zoom toplantısı”nda yer alan isimlerden PM üyesi Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’ın da bu toplantıya gelen eleştirilere karşı, “Konuşulanların hangisi gizli, ihanet içeren cümleler. Hepimizin konuştuğu başlıklar yine partililerce değerlendirildi” yorumu yaptığı kaydedildi. Ayrıca Kılıçdaroğlu’nun bu isimler için “şu anda disipline sevk edilmeyecekleri ancak toplantılara devam etmeleri durumunda sevk edilebileceklerine” dair sözleri de eleştirildi.

“Değişim” isteyen isimlerin bu değerlendirme toplantılarının katılımcıların da artırılarak devam edeceği ifade ediliyor.

“Koltuğa yapışmadım”

Parti Meclisi’nde mevcut Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin yanı sıra bazı üyelerin de son dönem Kılıçdaroğlu’nun hedef haline getirildiğini, bunun kabul edilemez olduğunu söylediği öğrenildi. Değişimi yönetecek ismin Kılıçdaroğlu olduğunu belirten üyeler, kurultayın toplanacağını ve kimsenin adaylığının engellenmediğini dillendirdi.

Bazı parti yöneticileri de muhalif kanadın açıklamalarını eleştirilerek, “değişimden kastın ne olduğu hâlâ kamuoyuna anlatılamadı. Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nun hedef alınmadığı söyleniyor ama hedef kim o zaman. Açık ve net olarak ne isteniyorsa söylenmeli” değerlendirmesi yaptığı kaydedildi. Kılıçdaroğlu’nun yanında yer alan bir üyenin de “Değişim isteyenler 20 yıldır bu partide görev alanlar, bu isimlerle mi değişim yapılacak” eleştirisi getirdiği belirtildi.

Toplantı sonunda bazı eleştirilere yanıt veren Kılıçdaroğlu’nun “Ben bu koltuğa yapışmadım. CHP’de daha önce de genel başkan değişti, bunun yol yöntemleri bellidir. Bizim geleneklerimiz var. Kamuoyu ve basın önünde bu tartışmaların yapılmasını doğru bulmuyorum” mesajı verdiği öğrenildi. Kılıçdaroğlu’nun konuşmasında yerel seçimlere odaklanılmasının daha doğru olduğuna dair değerlendirmeler yaptığı da bildirildi.

Öte yandan CHP’den Erzincan milletvekili olarak seçilen Mustafa Sarıgül’ün kurucusu olduğu ve genel başkanlığını yaptığı Türkiye Değişim Partisi’nin CHP’ye katılma kararı da PM’de kabul edildi. Sarıgül, bu karara ilişkin, sosyal medyadan “CHP Parti Meclisi şu an itibariyle Türkiye Değişim Partisi’nin CHP’ye katılımını onaylamıştır. Bu kararla TDP-CHP bütünleşmesi tamamlanmıştır. Bu bütünleşme ülkemiz ve demokrasimiz açısından sevindirici ve gurur vericidir” açıklaması yaptı.

Paylaşın

Türkiye’de Son 20 Yılda Bin 673 Çocuk İntihar Etti

2003 – 2022 yılları arasında 15 yaşından küçük bin 673 çocuk yaşamına son verdi. Bunların yüzde 53’ü kız çocukları. Son 2 yılda intihar eden çocuk sayısında da artış yaşandı. 2020’de kayıtlara 58 olarak geçen çocuk intiharı sayısının 2022’de 81’e çıktı.

Öte yandan resmi verilere göre 2003’te 2 bin 705 olan intihar sayısı 2022’de 4 bin 146’ya çıktı ve 2003-2022 yılları arasında toplam 63 bin 244 kişi yaşamına son verdi.

İstanbul’da geçtiğimiz gün bir çocuğun, Marmaray Yenikapı İstasyonu’nda trenin önüne atlayarak intihar etmesiyle çocuk intiharları yeniden gündeme geldi.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın haberine göre, CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, olayın ardından Türkiye’deki çocuk intiharlarına ilişkin veriler paylaştı.

“Çok ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız” diyen Tahsin Becan, ekonomik zorluklar, eğitim sisteminin içinin boşaltılması, akran zorbalığı ve toplumsal baskıyla oluşan sosyal izolasyon, fırsat eşitsizliği, aile içi şiddet ve çocuk istismarının büyük tehlike oluşturduğunu vurguladı.

“Önlem alınmaz ve sosyal devletin gerekleri yerine getirilmezse bu gidişin sonu ülkemiz için daha karanlık günlerin habercisi” diyen Tahsin Becan, AKP iktidarında intihar vakalarında yüzde 53 artış olduğuna işaret etti.

Resmi verilere göre 2003’te 2 bin 705 olan intihar sayısının 2022’de 4 bin 146’ya çıktığını ve 2003-2022 yılları arasında toplam 63 bin 244 kişinin yaşamına son verdiğini söyleyen CHP Milletvekili Becan, “Bu verilere göre son 20 yılda her hafta 61 kişi intihar ederek yaşamına son vermiş. Çok ciddi bir toplumsal sorunla karşı karşıyayız” dedi.

Tahsin Becan, “İntihar eden her 33 kişiden 1’inin 15 yaşından küçük olması çocukların maruz kaldığı olumsuz etkilerin, stresin, baskının, travmaların veya psikososyal sorunların arttığını gösteriyor. Kız çocuklarının yaşamlarının çeşitli evrelerinde maruz kaldıkları cinsiyet temelli baskılar, eşitsizlikler, şiddet ve cinsel istismar gibi faktörler onları hayattan koparıyor” diye konuştu.

Ekonomik krizin bu ürkütücü tabloyu daha da karmaşık hale getirdiğini vurgulayan Tahsin Becan, buhranın derinleştiği son 2 yılda intihar eden çocuk sayısında yüzde 40 artış yaşandığını belirtti.

2020’de kayıtlara 58 olarak geçen çocuk intiharı sayısının 2022’de 81’e fırladığını aktaran CHP Milletvekili Becan, “Siyasetçilerin öncelikli görevi çocuklarımızın ruh sağlığına gereken özeni göstermek ve onları desteklemek olmalı” dedi.

Yüzde 53’ü kız çocukları

2003-2022 yılları arasında 15 yaşından küçük 1 bin 673 çocuk yaşamına son verdi. Bunların yüzde 53’ü kız çocukları.

CHP Yalova Milletvekili Tahsin Becan, “Hal böyleyken, Türkiye’de okulları kız-erkek diye ayırmak için siyaset geliştirmek, cinsiyet temelli baskıyı artırmak, daha çocukluktan başlayarak kadınları dar bir sosyal çevreye hapsetmeye çalışmak yeni intiharlara davetiye çıkarır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Türkiye Neden Gri Listeye Alındı, Gri Listeden Çıkmak Neden Önemli?

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne bağlı (OECD) Mali Eylem Gücü (FATF), Türkiye’yi Ekim 2021’de kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanını engellemede eksikleri olduğu gerekçesiyle gri listeye aldı. Geçen yıl yapılan değerlendirmeler sonucunda gri listede kalma durumunun da devam etmesine karar verildi. 

Türkiye ile birlikte FATF’nin gri listesinde bulunan ülkeler Arnavutluk, Barbados, Birleşik Arap Emirlikleri, Burkina Faso, Cayman Adaları, Cebelitarık, Fas, Filipinler, Güney Sudan, Haiti, Jamaika, Kamboçya, Kongo Cumhuriyeti, Mali, Mozambik, Panama, Senegal, Suriye, Tanzanya, Uganda, Ürdün ve Yemen diye sıralanıyor.

Türkiye’nin gri listede yer alıyor olması aynı zamanda yabancı bankalar ve yatırımcılarla olan ilişkilerini de etkiliyor. Gri listeye alınan ülkeler, dış yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğrarken bu durum bankacılık işlemlerini de olumsuz etkiliyor.

Yurtiçinde ise dış ticaret ağı yüksek olan şirketlerin ekstra denetimler ve yükümlülüklerle karşılaşmasına neden oluyor. Bu bağlamda gri listede yer almak, yüksek dış finansman ihtiyacı olan Türkiye ekonomisine yabancı yatırım ilgisini azaltırken, dış ticareti ve pazar paylarını olumsuz etkileyen etmenler arasında görülüyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’ne bağlı (OECD) Mali Eylem Gücü (FATF) tarafından 20 Temmuz’da yayınlanan raporda, Türkiye’nin 40 FATF standardının 39 adedinde uyumlu olduğunu belirterek Türkiye’yi gri listeden çıkarmaya kararlı olduklarını söyledi.

Şimşek sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda “Bu durum kara para aklama ile terörizmin finansmanı ile mücadeleye verdiğimiz önemin açık bir tezahürüdür. Ülkemiz bu kapsamdaki çalışmalarını artırarak devam ettirmeye kararlıdır. Uygulamada sağlayacağımız etkinlik ile ülkemizi gri listeden çıkartmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı.

FATF Genel Kurulu, 21 Ekim 2021 tarihinde kara para aklama ve terörizmin finansmanının engellenmesinde yetersiz kaldığı gerekçesiyle Türkiye’yi gri listeye alma kararı almıştı. Peki Türkiye’nin gri listeden çıkması neden önemli?

DW Türkçe’den Pelin Ünker’in haberine göre, FATF, “Financial Action Task Force” (Finansal Eylem Görev Gücü) kara para aklama, terörizmin finansmanı ve diğer mali suçlarla mücadele amacıyla kurulan uluslararası bir örgüt. 1989 yılında G7 ülkelerinin öncülüğünde kurulan örgüt, şu anda 39 üye ülke ve bölgeye sahip. Türkiye de FATF’ye 1991 yılından beri üye.

Küresel finansal sistemi suçlardan arındırmak ve yasalara uygun bir şekilde işlem yapılmasını teşvik etmek amacıyla uluslararası standartlar ve politikalar geliştiren FATF, ülkelere bu standartlara uyum sağlamaları için çağrı yapar ve uygun adımlar atmaları konusunda tavsiyelerde bulunur. Dünya genelinde 200’den fazla ülke FATF tavsiyelerine uyacağını taahhüt ediyor.

FATF’nin 40 Tavsiye Kararı, ülkelerin yasal sistemlerinin aklama ile mücadele açısından güçlendirilmesi, finansal sistemin aklama ile mücadeledeki rolünün arttırılması ve uluslararası iş birliğinin geliştirilmesi olarak üç temel alan üzerine yoğunlaşıyor.

FATF, yılda üç kez yaptığı değerlendirme toplantılarında suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanıyla mücadelede yetersiz kalan ülkeleri açıklıyor.

FATF’nin kendi sitesindeki tanıma göre, gri liste aslında kapsadığı ülkelerin artırılmış bir izlemeye tabi olmasını öngörüyor. Suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadelede eksiklikleri olduğu kanaatine varılıp da bu eksiklikleri iyileştirici aksiyonlar alarak gidereceğini taahhüt eden ülkeler “gri liste” olarak adlandırılan “Yüksek Risk Altında Ülkeler” listesine alınıyor. Gri listeye alınan ülkeler belirli bir zaman zarfı içerisinde FATF hedeflerinde geride kaldığı stratejik eksikliklerini giderme taahhüdünde bulunarak ve gerekli adımları atarak bu listeden çıkabiliyor.

FATF tavsiyelerine uymayı kabul etmeyip kara para aklama ve terör finansmanı konusunda iş birliğinde bulunmayan İran, Kuzey Kore, Myanmar gibi ülkeler ise örgütün ‘kara liste’sinde takip ediliyor.

Türkiye neden gri listeye alındı, gri listeden çıkmak neden önemli?

FATF Türkiye’yi Ekim 2021’de kara paranın aklanması ve terörizmin finansmanını engellemede eksikleri olduğu gerekçesiyle gri listeye aldı. Geçen yıl yapılan değerlendirmeler sonucunda gri listede kalma durumunun da devam etmesine karar verildi. Geçen yıl Zimbabve FATF’nin Gri Liste’sinden çıkmayı başarmıştı. Türkiye ise aradan 20 aydan fazla zaman geçmesine rağmen bu listedeki varlığını korudu.

FATF Başkanı Marcus Pleyer, Türkiye’nin gri listeye alındığının duyurulduğu toplantıda, Türkiye’nin bankacılık, altın ve değerli taşlar ile emlak sektörü gibi yüksek riskli sektörlerde düzenlemeler yapması gerektiğini bildirmişti.

Player, konuşmasında, “Türkiye, kara para aklama vakalarını, El Kaide ve IŞİD gibi BM tarafından terörist olarak tanınan gruplarla bağlantılı para transferlerini takibe almalı. Türkiye’nin; kara para aklamayı önlemede, terörün finansmanını engellemede, suç şebekeleri ve yolsuzluklarla mücadelede adımlar attığını göstermesi hayati önem taşımaktadır. Türk hükümeti, gereken adımları atacağı yolunda son derece yüksek düzeyde siyasi taahhütlerde bulundu. Onları bu taahhütleri somut eylemlere dönüştürmeye çağırıyorum” ifadelerini kullanmıştı.

Türkiye’de kara para aklama ve terörizmin finansmanı konusunda gri alanların oluşmasında birbirini ardına yapılan varlık barışı düzenlemeleri ve emlak sektöründe yabancıya satışların etkili olduğu düşünülüyor. Öte yandan suç şebekeleri ve yolsuzlukla mücadele için yargı bağımsızlığının sağlanması da en önemli başlıklardan biri.

Türkiye ile birlikte FATF’nin gri listesinde bulunan ülkeler Arnavutluk, Barbados, Birleşik Arap Emirlikleri, Burkina Faso, Cayman Adaları, Cebelitarık, Fas, Filipinler, Güney Sudan, Haiti, Jamaika, Kamboçya, Kongo Cumhuriyeti, Mali, Mozambik, Panama, Senegal, Suriye, Tanzanya, Uganda, Ürdün ve Yemen diye sıralanıyor.

Daha önce 2011 yılında gri listeye giren Türkiye, yapılan düzenlemelerin ardından dönemin Maliye Bakanı Mehmet Şimşek zamanında 2014 yılında listeden çıkarılmıştı.

Türkiye’nin gri listede yer alıyor olması aynı zamanda yabancı bankalar ve yatırımcılarla olan ilişkilerini de etkiliyor. Gri listeye alınan ülkeler, dış yatırım çekme sürecinde uluslararası otoriteler, kredi kuruluşları ve yatırımcılar nezdinde itibar kaybına uğrarken bu durum bankacılık işlemlerini de olumsuz etkiliyor. Yurtiçinde ise dış ticaret ağı yüksek olan şirketlerin ekstra denetimler ve yükümlülüklerle karşılaşmasına neden oluyor.

Bu bağlamda gri listede yer almak, yüksek dış finansman ihtiyacı olan Türkiye ekonomisine yabancı yatırım ilgisini azaltırken, dış ticareti ve pazar paylarını olumsuz etkileyen etmenler arasında görülüyor.

Öte yandan uzmanlar FATF’nin gri listesinde yer almasını daha katı yaptırımların ilk adımı olarak görüyor ve Türkiye’nin gri listede yer almaya devam etmesi halinde Dünya Bankası gibi kuruluşların da bir süre sonra kredi sağlamayı zorlaştırabileceği yönünde uyarılarda bulunuyor.

20 Temmuz tarihli son FATF raporu ne söylüyor?

FATF’nin 20 Temmuz tarihli Türkiye değerlendirme raporunda ise Türkiye’nin kara para aklamanın önlenmesi ve terörizmin finansmanı ile mücadele rejimini iyileştirme yönünde olumlu adımlar attığı ve bu nedenle 6 tavsiye konusunda yeniden derecelendirildiği belirtiliyor.

Rapora göre Türkiye, vakıfların da aralarında yer aldığı kâr amacı gütmeyen kuruluşlar üzerindeki kontrol mekanizmalarına ilişkin FATF’nin tavsiye kararında “kısmen uyumlu”dan “büyük ölçüde uyumlu”ya yükseltildi. Raporda Türkiye’nin risk ve bağlamı göz önüne alındığında, 7262 sayılı Kanun ile getirilen bazı yeni hükümlerin orantısız olduğuna dikkat çekildi.

Yine “kısmen uyumlu”dan “büyük ölçüde uyumlu”ya yükseltilen müşteri durum tespitine ilişkin tavsiye kararında halen eksikliklerin olduğu belirtildi. Finansal olmayan belirli iş ve mesleklere ilişkin (DNFBPs) tavsiye kararında Türkiye “büyük ölçüde uyumlu”ya yükseltilirken, bu alanda suçluların ortaklarının şirkette kontrol edici bir menfaate sahip olmamasını sağlayacak bir düzenleme bulunmadığına işaret edildi.

Yeni teknolojiler konusundaki tavsiye kararı ise “büyük ölçüde uyumlu”dan “kısmen uyumlu”ya düşürüldü. Türkiye’de kripto varlık hizmet sağlayıcılarının kara para aklamayı önleme ve terörizmin finansmanıyla mücadele tedbirleri almalarının gerekmediği ve lisanslamaya tabi olmadıkları vurgulandı.

Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler (PEPs) ve finansal kurumların düzenlenmesi ve denetlenmesi konu başlıklarında ise tavsiyelerin tümüyle karşılandığı ifade edildi.

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu İle Ekrem İmamoğlu Arasında Söz Düellosu

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) belediye başkanları toplantısından Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu arasında isim verilmeden söz düellosunun yaşandığı aktarıldı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Toplantı sakin geçti ancak kullanılan cümleler İmamoğlu ile Kılıçdaroğlu arasındaki gerilimi ve görüş ayrılığını net bir biçimde ortaya koydu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu doğrudan İmamoğlu’nu hedef almadı ama adresinde Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu cümleler kullandı.

Belediye Başkanları’nın genel siyasetten çok seçildikleri bölgenin sorunlarıyla ilgilenmelerini istedi, parti içi sorunların kamuoyu önünde tartışılmaması talebi de vardı. Kılıçdaroğlu tartışmaların aile içinde kalması gerektiğini söyledi, medya üzerinden sürecin uzatılmasının yerel seçimlerde CHP’ye zarar vereceğini vurguladı.

Bu sözlerinin tamamı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelikti.

Birçok ilçe ve il belediye başkanının konuşmasının ardından söz alan İmamoğlu, hem değişim talebinin içeriğine ilişkin bilgi verdi hem de bu süreçte yaptıklarını anlattı. Sızan zoom toplantısı için Kılıçdaroğlu katıldığı canlı yayında, “Etik dışı” nitelemesi yapmıştı, İmamoğlu o toplantının etik dışı olmadığı görüşünü dile getirdi, “Etik dışı olsaydı özür dilerdim” dedi, bugüne kadar özür dileyeceği bir durumunun olmadığını vurguladı, “Hep birlikte konuşmayacaksak bizi daha kötü günler bekliyor” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu belediye başkanlarının genel siyasetten uzak durması tavsiyesine de karşı çıktı, Türkiye’nin yarısını yöneten belediyelere siyasetle ilgilenmeyin tavsiyesini doğru bulmadığını vurguladı.

Ekrem İmamoğlu seçimi kaybettiklerini ama bununla yüzleşmediklerini söyledi, bütün belediye başkanlarının önünde, Kılıçdaroğlu ile yaptığı “Değişim” başlıklı görüşmelerin ana unsurlarını da anlattı, “Ben size değişimin öncüsü olmayı teklif ettim, ben de moderatör olmaya adaydım. Son görüşmemizde her şeyde anlaşmış görünüyorduk ama siz MYK’yı değiştirdiniz ve bunu yeterli gördünüz, ben bunu doğru bulmuyorum” dedi.

İmamoğlu Kılıçdaroğlu’na, “Mevcut belediye başkanları içinde size en fazla güzellemeyi ben yaparım, sizi de tatmin ederim toplumu ettiğim gibi” ifadelerini kullandı ancak partinin başarısı için bunun yeterli olmayacağını söyledi, “Ben partimin daha iyi olmasını istiyorum” dedi. İmamoğlu kongrelerdeki gidişten memnun olmadığını da vurguladı, “Kongrelerde bu akılla devam edersek başarı gelmez. İktidarı kötüleyerek siyasete devam edeceksek ben yokum” dedi.

Diğer başkanlar gibi İmamoğlu’nun da konuşması 5 dakika ile sınırlıydı, süresi bittiğinde toplantıyı yöneten Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın İmamoğlu’na, “Toparlayalım” uyarısı yaptı, İmamoğlu da “Toparlayamayız Ahmet Bey, buraya konuşmaya geldik” yanıtını verdi ve konuşmasına devam etti.

İmamoğlu’nun, “Hiç kimse vazgeçilmez değildir, siz de ben de” sözleri de dikkat çekiciydi. Toplantının sonunda söz alan Kılıçdaroğlu, sözün sahibinin Churcill olduğunu hatırlattı, “İngiltere’deki mezarlıklar kendilerini vazgeçilmez görenlerle doludur” diyerek sözün tümünü dile getirdi ve katıldığını söyledi.

Genel Başkanlık gibi bir ısrarı olmadığını da tekrarlayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Partinin değerlerine bağlı, partiyi ileri götürebilecek, geçmişi temiz birisi gelse hemen bırakırım” ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu toplantı sırasında yerel seçimlerde belediye başkan sayısını 350-400’e çıkarılması hedefini koydu, başkanlara, “ittifak olmayacakmış gibi çalışın” talimatını verdi ama bu talimat sırasında “Eğer ittifak olursa ki, kanaatimce olacak, o zaman artı diye düşünelim” ifadesini kullandı, yerel seçimler öncesi ittifak ortaklarından umutlu olduğu mesajını verdi.

Kılıçdaroğlu toplantıda 6’lı masayı savundu, “Niye kurdun diye eleştiriyorlar, CHP önceden cami avlusundan geçemiyordu” yorumunu yaptı.

Paylaşın

CHP Belediye Başkanları Toplantısı: İmamoğlu Beklediği Desteği Bulamadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) belediye başkanları toplantısından izlenimlerini aktaran gazeteci Barış Yarkadaş, “İmamoğlu’nun konuşması belediye başkanları tarafından destek bulmadı” dedi ve ekledi:

“4 ayrı belediye başkanına sordum. İmamoğlu’nun toplantısını Anadolu’dan 4 belde belediye başkanı, Ege’den bir ilçe belediye başkanı alkışlamış. CHP’nin 220 belediye başkanı var. İmamoğlu aradığı desteği bulamamış.

O yüzden biraz gerginmiş. Şuan İmamoğlu’na destek parti tabanında yüzde 10’a yakın. Aynı izdüşüm belediye başkanları toplantısında da var. Aynı eğilim orada da var.”

TV100’de yayınlanan Kübra Par ile Farklı Açılar programında CHP’de belediye başkanları toplantısında yaşananları aktaran gazeteci Barış Yarkadaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlarından beklediği desteği bulamadığını öne sürdü.

Yarkadaş şu ifadeleri kullandı:

“Bugünkü toplantının akabinde yarın CHP’nin Parti Meclisi toplantısı var. İmamoğlu ile birlikte hareket eden parti içi muhalefet bugün belediye başkanları toplantısıyla bir çıkış yakalamak ve yarın Kılıçdaroğlu’nu zorlamak, olağanüstü kurultaya gitmek istiyordu.

Fakat bugün beklenen olmadı. İmamoğlu’nun bugünkü konuşması belediye başkanları tarafından destek bulmadı. 4 ayrı belediye başkanına sordum. İmamoğlu’nun toplantısını Anadolu’dan 4 belde belediye başkanı, Ege’den bir ilçe belediye başkanı alkışlamış.

CHP’nin 220 belediye başkanı var. İmamoğlu aradığı desteği bulamamış. O yüzden biraz gerginmiş. Şuan İmamoğlu’na destek parti tabanında yüzde 10’a yakın. Aynı izdüşüm belediye başkanları toplantısında da var. Aynı eğilim orada da var.”

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: Kılıçdaroğlu: Aday Olmayacağım…

“Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) dün gerçekleşen belediye başkanları toplantısına katılan bir başkanın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yoruldum” dediğini aktardı.

Başkan, Kılıçdaroğlu’nun “Yapabilecek arkadaşlar gelsin yapsınlar. Muharrem İnce imza toplayamamıştı. ‘Gidin imza toplayın’ dedim. Kotayı 5’e indirdim. Çıksın kim çıkacaksa” dediğini belirtti.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin belediye başkanları ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi. Toplantı dört saat sürdü. Toplantıya İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer katıldı.

“Hakkınız”

Medyascope’tan Cansu Timur’un paylaştığı bilgilere göre, toplantıda başkanlardan biri Kılıçdaroğlu’na, “Sayın Genel Başkanım istifa edin” dedi. Toplantıya katılan bir başkanın aktardığına göre Kılıçdaroğlu çağrıya “Hakkınız” diyerek yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu’nun istifa çağrısına sakin bir şekilde yanıt verdiğini belirten başkan Kılıçdaroğlu’nun sözlerini aktardı:

“Genel Başkan ‘Hakkınız’ dedi. Ben hiçbir yere aday olmadım, hep aday gösterildim. Baykal ‘Grup başkanvekili olacaksın’ dedi. Oldum. ‘Hiçbir yere aday olmayacağım. Partidekiler aday olacaksın derse o görevden kaçmam’ dedi.”

Kılıçdaroğlu’nun “Yoruldum” dediğini aktaran başkan, Kılıçdaroğlu’nun “Yapabilecek arkadaşlar gelsin yapsınlar. Muharrem İnce imza toplayamamıştı. ‘Gidin imza toplayın’ dedim. Kotayı 5’e indirdim. Çıksın kim çıkacaksa” dediğini belirtti.

“Kurultay yerel seçimlerden sonraya kalsın”

Eskişehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de toplantıda “hoca” sıfatıyla konuşma yaptığı ve değişimcilere seslenerek, “Arkadaşlar bu tartışmaları şimdi rafa kaldıralım. Seçimler bir yapılsın, yerel seçimden sonra konuşalım. Kurultay yerel seçimden sonra yapılsın” dediği öğrenildi.

Toplantıya katılan belediye başkanları Kılıçdaroğlu’nun, İmamoğlu’nun Zoom toplantısına ilişkin “etik değil” değerlendirmesi yaptığını söyledi. Kılıçdaroğlu’nun “Her şey konuşulur ama parti içinde. İki kişinin konuşması herkese gitmez. Medya şu anda bu toplantıyı tartışıyor” dediği öğrenildi. İmamoğlu’nun ise “O toplantıda söyleyip bu toplantıda söyleyemeyeceğim hiçbir şey yok” yanıtını verdiği öğrenildi.

İmamoğlu’nun yerel seçimlere ilişkin yol haritasını paylaştığı belirtildi. İmamoğlu’nun konuşmasını bir başkan, “Makam mevki peşinde değilim’ anlamına gelecek şeyler söyledi. Zaten genel başkanlığa adaylığını açıklayan kimse olmadı” sözleriyle değerlendirdi.

“Genel seçimlerin yerel seçimlere yansıması olacak”

Başka bir başkan ise İmamoğlu’nun konuşmasına ilişkin şunları söyledi:

“Ekrem Bey’de diğer arkadaşlar da ‘2024 seçimlerinde nasıl başarılı olabiliriz’ konusuna dair kendilerince fikirlerini söylüyor. Mevcut durumda kazanamadığımız bir seçim var, açık. Bundan çıkarım yapmak lazım. Genel seçimin yerel seçime yansıması olacak. Bununla ilgili tüm arkadaşlar gibi Ekrem Bey’de görüşlerini ifade etti.”

Toplantıda yerel seçimler üzerine yapılan konuşmalarda Kılıçdaroğlu’nun “İttifak yapmayacak gibi çalışın” dediği öğrenildi. Toplantının ardından Kılıçdaroğlu ile MYK üyeleri değerlendirme yapıyor.

Paylaşın

YSP’li Meral Danış Beştaş: Biz Yenilmedik

Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, eylülün ilk yarısında büyük kongreye gideceklerini belirterek, bu süreçten yeniden inşa, yapılanma, yenilenme, güçlenme ile çıkmayı hedeflediklerini dile getirdi ve ekledi:

“Bu toplantı sadece yönetimleri, parti genel merkezini, vekilleri, il ve ilçe örgütlerini ya da belediyeleri eleştirme toplantıları değildir. Aynı zamanda özeleştiri toplantılarıdır. Hepimiz de kendimize dönelim: ‘Biz ne yaptık?.’ Bunu yapmazsak eksik kalırız. Biz yenilmedik. Bunu aklımıza tekrar tekrar koyalım ve düşünelim.”

Beştaş, sözlerini söyle sürdürdü: Başarısız olduk, başarılı değiliz daha doğrusu ama yenilmedik. Bütün devlet politikasına, karşımızdaki bütün mekanizmaya, bütün aygıta rağmen, bu kara propagandaya rağmen 61 vekil ile çıktık. Hedefimiz çok daha yüksekti, doğru. Bu konuda başarılı değiliz. Ama onların amacı, bizi tamamen aslında bitirmeye yakın bir noktaya getirmekti.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Yeşil Sol Parti, yeniden yapılanma süreci kapsamında Erzurum’da halk toplantısı düzenledi. Toplantıya Yeşil Sol Parti Grup Başkanvekili ve Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş ile Yeşil Sol Parti Ağrı Milletvekili Heval Bozdağ da katıldı.

Artı Gerçek’in aktardığı habere göre, Türkiye’nin 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta geleceğini ilgilendiren çok önemli bir seçim yaptığını hatırlatan Beştaş, AK Parti iktidarının 2015’ten sonra MHP ile kurduğu ittifakla başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarına, tüm farklı kimliklere, ezilenlere, kadınlara, gençlere, yoksullara tarihinin en büyük zulüm ve baskı politikasını uygulayarak bugünlere geldiğini belirtti.

HDP’ye açılan kapatma davası sebebiyle seçimlere Yeşil Sol Parti’den girme kararı alındığını anlatan Beştaş, seçimle ilgili şu değerlendirmede bulundu:

“Seçim sonucunda maalesef yine sadece Türkiye toplumunda değil, Kürt toplumunda da sanki ‘öldük, bittik, bundan sonrası yok, yenildik’ gibi psikolojik olarak bir umutsuzluk havası hakim olmaya başladı.

Sadece Erzurum’da, Ağrı’da, Diyarbakır’da değil diğer illerde de bu oluştu. Çünkü AKP ile MHP’yi gönderme konusunda çok geniş, yaygın bir kanaat oluşmuştu. Bütün toplumda oluşmuştu. Bu kadar hırsızlıkla, yolsuzlukla, baskı politikasıyla, ırkçılıkla bu iktidarın devam edemeyeceği yönünde aslında bir görüş birliği vardı. Ne oldu, onu birlikte tartışacağız.”

“Biz yenilmedik”

Eylülün ilk yarısında büyük kongreye gideceklerini belirten Beştaş, bu süreçten yeniden inşa, yapılanma, yenilenme, güçlenme ile çıkmayı hedeflediklerini dile getirdi. Beştaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu toplantı sadece yönetimleri, parti genel merkezini, vekilleri, il ve ilçe örgütlerini ya da belediyeleri eleştirme toplantıları değildir. Aynı zamanda özeleştiri toplantılarıdır. Hepimiz de kendimize dönelim: ‘Biz ne yaptık?.’ Bunu yapmazsak eksik kalırız. Biz yenilmedik. Bunu aklımıza tekrar tekrar koyalım ve düşünelim.

Başarısız olduk, başarılı değiliz daha doğrusu ama yenilmedik. Bütün devlet politikasına, karşımızdaki bütün mekanizmaya, bütün aygıta rağmen, bu kara propagandaya rağmen 61 vekil ile çıktık. Hedefimiz çok daha yüksekti, doğru. Bu konuda başarılı değiliz. Ama onların amacı, bizi tamamen aslında bitirmeye yakın bir noktaya getirmekti.”

Paylaşın

Hackerların Bu Seferki Hedefi CHP: Bir Milyon Üyenin Verileri Çalındı

“Değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) eski ve yeni üyelik verileri internet forumlarında satışa çıktı. Yaklaşık 1 milyon üyenin verisinde, TC Kimlik numaraları ve parti üye numaraları da bulunuyor.

CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik, göreve geldiği 15 Mayıs’tan bu yana sistemlerinde bir sızıntı olmadığını belirtti. Eski Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’e ise 14 Mayıs’tan sonraki süreçte sorumluluklarını devrettiğini söyledi.

Türkiye’de bir süredir gündemde olan veri güvenliğinin son hedeflerinden biri ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi oldu.

1 milyon 369 bin üyesi olan CHP’de, özellikle 2018’den bu yana veri sızıntısı ve güvenliği tartışılan konulardan. Seçim günlerinde yaşanan veri ve sistem sorunları nedeniyle seçmenler tarafından eleştirilen CHP’de bu sorun 14 Mayıs’ta Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’i koltuğundan etti.

İnternetteki forumlarda, geçtiğimizde günlerde dikkat çeken bir paylaşım oldu: “Güncel CHP datası satılıktır. Sütun sayısı 1 milyondur.”

10Haber’den Hazar Dost’un haberine göre bu verilerin içerisinde CHP’nin yeni-eski üyeleri, il-ilçe yöneticileri gibi detaylar yer alıyor. Satıcılar, verilerin son bir ay içerisinde çekildiğini belirtiyor. Yaklaşık 1 milyon üyenin verisinde, TC Kimlik numaraları ve parti üye numaraları da bulunuyor. Fiyatı ise 7 bin TL.

Sızıntının doğru olup olmadığını doğrulayabilmek için paylaşılan listedeki isimlerden bazılarına açık kaynaklardan ulaşıldığı belirtilen haberde ismi olan kişilerin veri sızıntısındaki bilgilerin doğru olduğunu söylediği aktarıldı.

“Benim dönemimde olmadı”

Konuyla alakalı olarak ulaşılan CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Devrim Barış Çelik, göreve geldiği 15 Mayıs’tan bu yana sistemlerinde bir sızıntı olmadığını belirtirken “14 Mayıs’ta yapılan saldırılardan bir sızıntı olmuş olabilir ama o saldırılar engellenmişti. Benim dönemimde böyle bir şey olmadı” dedi.

“5 yıl boyunca böyle bir şey olmadı”

Veri sızıntısına dair ulaşılan eski Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel ise 14 Mayıs’tan sonraki süreçte sorumluluklarını devrettiğini belirterek “5 yıl boyunca böyle bir sıkıntı yaşamadık. Bu açık, hızlı bir şekilde tespit edilmelidir. Geçmişte de böyle bir ihbar almıştık, biz süreci çok iyi yürütüp, yargıya taşımıştık” dedi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti: Fedakarlık Sırası CHP’de

İYİ Parti’de, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde Cumhuriyet Halk Partisi’yle (CHP) olası bir ittifakta “Bu kez onlar fedakarlıkta bulunmalı” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti’de CHP’den sadece Adana, Mersin ve Manisa için değil Ankara, Antalya gibi büyükşehir belediyeleri için de “kendi adaylarını desteklemesini bekleyeceğine” işaret ediliyor.

İYİ Parti’de salt CHP ile değil, Millet İttifakı’nın diğer bileşenleriyle de işbirliği olma olasılığını” da konuşuyor. Buna göre, DEVA, Gelecek, Saadet ya da DP’nin adayı daha güçlü ise desteklenebilecek. İYİ Parti’nin adayının güçlü olması durumunda ise bu partilerin de desteği beklenecek. Ancak her koşula göre “öncelik İYİ Parti’nin adaylarında olacak” değerlendirmeleri yapılıyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, İYİ Parti lideri Meral Akşener’in, partisinin kurultayında CHP’ye yönelik sözleri sonrasında, partinin yaklaşan yerel seçimlerde nasıl bir yol izleyeceği de tartışılmaya başlandı. CHP ile 2019’daki yerel seçimlerde işbirliği yapan partide “aynı durumun 2024’ün martında yapılacak seçimlerde söz konusu olmayacağı” görüşü yüksek sesle dile getiriliyor.

Bunun en önemli nedenlerinden birinin de “partinin kurumsallaşmasını sağlamak olduğu” kaydediliyor. Aksi halde partinin, “CHP’nin gölgesinde bir parti algısından kurtulamayacağı” ifade ediliyor. Bu nedenle de İYİ Parti’nin CHP’ye karşı “el yükselteceği” ifade ediliyor.

İYİ Parti kanadı, CHP’nin 2019’daki seçimlerde başta Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin ve Antalya gibi illeri “İYİ Parti’nin desteğiyle kazandığını” belirtiyor. Ancak buna karşın İYİ Parti’nin, o dönem “fazla fedakârlık yaptığı” da ifade ediliyor. CHP’nin yerel seçimlerde İYİ Parti ile işbirliği yapmak istemesi durumunda 2019’dan farklı olarak “partinin kırmızı çizgilerinin üstünün kalın kalemle çizileceği” kaydediliyor.

Partinin, olası işbirliği halinde CHP’den sadece Adana, Mersin ve Manisa gibi büyükşehir için değil Ankara, Antalya gibi büyükşehir belediyeleri için de “İYİ Parti’nin desteklemesini bekleyeceğine” işaret ediliyor.

“Öncelik İYİ Parti’nin adaylarında olacak”

İYİ Parti’de “tek alternatifin CHP olmadığı” da tartışılıyor. Parti yönetimi “il il, ilçe ilçe, belde belde gerekli çalışmaları yaptıktan sonra” belli yerlerde bir adayın isminin öne çıkması durumunda “salt CHP ile değil, Millet İttifakı’nın diğer bileşenleriyle de işbirliği olma olasılığını” da konuşuyor.

Buna göre, DEVA, Gelecek, Saadet ya da DP’nin adayı daha güçlü ise desteklenebilecek. İYİ Parti’nin adayının güçlü olması durumunda ise bu partilerin de desteği beklenecek. Ancak her koşula göre “öncelik İYİ Parti’nin adaylarında olacak” değerlendirmeleri yapılıyor.

Paylaşın