“IMF’den Destek İstendi İddialarına” Yalanlama

Basına yansıyan, “Uluslararası Para Fonu (IMF) heyetinin Türkiye’nin talebiyle ülkeye geleceği” iddialarına ilişkin açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, iddiaların gerçeği yansıtmadığını söylediler.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre; Türkiye’nin IMF’den destek istediği, heyetin bu nedenle ülkeye geleceği iddiasının doğru olmadığını ifade eden yetkililer, Bakanlığın heyete yönelik resmi bir daveti bulunmadığını ancak heyetin, IMF’nin Türkiye ile ilgili teknik ekibinde kısa süre önce değişiklikler olduğunu ve ekibe yeni üyeler katıldığını, diğer ülkelerde de mutat olduğu üzere, yeni ekibin, ülkeyi tanımak, kendi paydaşlarıyla tanışmak ve Türkiye’nin son dönemdeki ekonomi politikalarını daha yakından öğrenmek isteyebilecekleri için teknik ve rutin bir ziyarette bulunabileceğini kaydetti.

IMF iddiaları

AK Parti iktidarının yıllardır sert biçimde karşı durarak siyasi çıkar sağlamaya çalıştığı Uluslararası Para Fonu (IMF) ile ilişkilerini yeniden ısıtmaya karar verdiğini duyuran gazeteci Erdal Sağlam, iktidar partisinin talebiyle yüksek düzeyli bir IMF heyetinin Ankara’ya geleceğini söyledi.

Tarih için karşılıklı görüşmelerin sürdüğünü ve eylül ayı içinde ziyaretin gerçekleştirilmesinin beklendiğini kaydeden Erdal Sağlam, “AKP’ye yakın kaynaklar IMF’in geleceğini, rapor yayımlamasının iyi olacağını ama stand-by türü yeni resmi bir anlaşma yapılmayacağını söylüyorlar. Şahsen seçimden önce böyle bir açıklama yapılmayacağını ama seçim sonrasında anlaşma konusunun belirsiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü ekonomideki son yıllarda yaşanan kötü yönetimin çıkardığı faturayı asıl olarak seçimden sonra yapılacak programla ödemeye başlayacağız.

IMF’le anlaşma olsa da olmasa da parasal ve mali sıkılaşmanın yoğun olacağı, enflasyonla mücadele için tüm kesimlerin bedel ödeyeceği, en azından iki yıllık bir süreç bizi bekliyor. KKM gibi biriken yüklerin temizlenmesi için yüklü bir kaynak ihtiyacı olacağı da kesin. IMF ile anlaşma yapıp yüklü bir kaynak girişi olmazsa, kaynağı nereden bulacağımız, bulursak karşılığında ne vereceğimiz belli olmaz.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

CHP’de “Değişimciler” Aday Çıkarmakta Kararlı

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan Milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) kurultay takvimi işliyor.

Gazete Duvar‘da yer alan habere göre; Değişim çağrısı yapanlar ilçe ve il kongrelerinde tablo ne olursa olsun aday çıkarmakta kararlı görünüyor, ‘böyle bir yenilginin ardından kurultayda aday çıkmazsa zaten hayal kırıklığı yaşayan seçmende umut tükenir’ diyor.

Ancak yerel seçim sürecinde gerçekleşecek kurultayın handikapları var. Partinin il-ilçe teşkilatlarında, genel merkez organlarında görev yapan birçok kişinin yerel seçim sürecinde beklentisi olduğu için bu beklenti doğrultusunda pozisyon alabileceği konuşuluyor.

Tam da bu nedenle aday çıkarmanın şart olduğunu söyleyenler, “Değişim çağrısı yapıp bunun için adım atmadığınızda bu kez dönüp bu çağrıyı yapanlara, ‘Hangi belediyeleri aldınız ya da siz belirlediniz de neden durdunuz’ diye sorulabilir. Bir de saymak lazım, biz kaç kişiyiz. Asıl olan ise sonucu ne olursa olsun ortada büyük bir mesele var. Ve kurultay yapısal değişim, dönüşüm meselesinin konuşulması, itirazların yüksek sesle dile getirilmesi gereken yegane yer” diyor.

CHP kongre takvimi ilçe kongreleri ile devam ediyor. 25 Ağustos itibariyle 973 ilçenin 550’sinde kongreler tamamlandı. 9-10 Eylül’de partinin kuruluş yıldönümü etkinlikleri nedeniyle kongreler yapılamayacak. Ama mevcut takvime göre kalan ilçeler il kongrelerinin başlayacağı 16 Eylül’e kadar seçimlerini tamamlayacak.

Birçoğu iki adaylı ilçe kongrelerinde kimin kazandığına dair çok farklı yorumlar yapılıyor, ancak partiyi bilenler asıl il kongreleri ve bunun sonunda belirlenecek kurultay delegelerinin önemli olduğuna dikkat çekiyor. Genel kanı ise İmamoğlu’nun rotasını İstanbul’a çevirmesi dolayısıyla değişimcilerin ciddi bir ivme kaybı yaşadığı yönünde.

Paylaşın

“Meral Akşener, İmamoğlu Ve Yavaş’a Kızgın, Desteklemeyecek”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumhurbaşkanı adaylığı çıkışına karşılık vermeyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve ABB Başkanı Mansur Yavaş’ı aday gösterilmeleri durumunda, desteklemeyeceği belirtiliyor.

Akşener’in bu nedenle dünkü konuşmasında “Keşke herkes bizim kadar yürekli olabilseydi” göndermesini yaptığı ve iki ismin “ateşten gömleği giyemediğini vurguladığı” söyleniyor. Ayrıca, Cumhur İttifakı’ndan ayrılmış bir MHP ile de iş birliği konusunun gündeme gelebileceğini kaydediliyor.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, İYİ Partili kurmaylar, Akşener’in konuşmaya AK Parti iktidarına sert eleştiriler yönelterek başlamasıyla İYİ Parti’ye yönelik “Cumhur İttifakı’nda yer alacaklar, AK Parti ile işbirliği yapacaklar” iddialarına yanıt verildiğini söyledi.

AK Parti ile işbirliğinin hiçbir il ve ilçede “asla” mümkün olmayacağını vurgulayan kurmaylar, “İYİ Parti’nin başka partilerin yan kuruluşu olmadığını” söyledi. İYİ Parti’nin “iki siyasi kutup arasına sıkışmayacağını” kaydeden partililer, partinin bundan sonraki süreçte Türk milliyetçiliği çerçevesinde yükseleceğini belirtiyor.

Öte yandan, kurmaylar Ankara’da Yavaş ve İstanbul’da İmamoğlu’nun CHP’den aday gösterilmesi durumunda İYİ Parti’den destek bulamayabileceğini söylüyor. Kurmaylar bunun gerekçesi olarak da Akşener’in seçimlerden önce iki isme Cumhurbaşkanı adaylığı çağrısı yapmasını, ancak ikilinin bu çağrıya karşılık vermemesini gösteriyor. Akşener’in de bu nedenle dünkü konuşmasında “Keşke herkes bizim kadar yürekli olabilseydi” göndermesini yaptığı ve iki ismin “ateşten gömleği giyemediğini vurguladığı” söyleniyor.

Kurmaylar, Cumhur İttifakı’ndan ayrılmış bir MHP ile de iş birliği konusunun gündeme gelebileceğini kaydediyor. Ancak bu iş birliğinin, İYİ Parti’nin belirlediği ilkeler çerçevesinde şekillenebileceği ifade ediliyor. Partililer bu nedenle 2024 yerel seçimlerinin “çok boyutlu iş birliklerine gebe olduğunu” belirtiyor.

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener, Partisinin Yeni Yol Haritasını Açıkladı

Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde Afyon Kocatepe’de partililerle buluşan İYİ Parti Lideri Akşener, burada yaptığı konuşmada, “İYİ Parti olarak tüm teşkilatlarımızla beraber seçim sonuçlarına ilişkin çalıştık, tartıştık. Değerlendirmelerimizi tamamladık. Bu seçimi kaybettiğimizin bilincindeyiz biz” dedi ve ekledi:

“Sesinizi duymakta başarılıyız, duyurmakta başarısızız. Olağanüstü gayretler sarfetsek de mevcut ittifak sistemi gereği buna alan tanınmadı. İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor. Partilerin kendilerine ait siyaset alanlarını gittikçe zayıflatıyor. Kutuplaşan siyaset, toplumsal ayrışmayı derinleştirip, iktidarın değirmenine su taşıyor.”

Akşener, konuşmasının devamında, “İttifak sisteminde gördüğümüz en önemli sorun ve en büyük milli güvenlik açığı, ayrılıkçı yapıların sistemin içine sızma çabasıdır. Cumhuriyetimizle devletimiz ve milletimizle sorunu olan siyasi görünümlü odakların ittifakları kullanmaya çalışmasıdır. İlkesiz siyaseti reddediyoruz. Sığ siyaseti reddediyoruz. İktidarın değirmenine su taşıyan etkisiz siyaseti reddediyoruz.

İttifak sisteminin bu yapısı içinde milli bir siyaset, sürdürülebilir bir başarı, milletin kazanması mümkün değildir. Bu yüzden iktidarı ile muhalefeti ile hepimizden Türk siyaseti için talep ettiğimiz, yeni anlayışın merkezi olmaya İYİ Parti olarak talibiz. Mesajı aldık, dersimize çalıştık. Siyaseti içeriden tüketen tartışma yerine bir umut yolu sunacağız. Öfkeleri, kırgınlıkları aklıselimin gücü ile aşacağız” ifadelerini kullandı.

İYİ Partililer Büyük Taaruz’un 101. Yıldönümü’nde Afyon Kocatepe’de buluştu. Açık alanda miting şeklinde organize edilen toplantı için İYİ Parti’nin 81 il teşkilatı aracılığıyla Afyon’a partililer taşındı. Otobüslerle alana gelen İYİ Partililere kurulan çadırlarda kavurma ve pilav ikram edildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in fotoğrafı ve parti bayrakları ile donatılan alanda kürsüde Büyük Taarruz’un komutanı Mustafa Kemal Atatürk ile Malazgirt Savaşı’nın komutanı Alparslan’ın resimlerinin yer aldığı ‘Milletiyle beraber ilelebet muzaffer’ sloganı yer aldı. Akşener konuşma yapmadan önce Kocatepe Anıtı’na çelenk bıraktı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in saat 14.00 olarak duyurulan konuşmasına 15.00’ten sonra başladı. Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Bugün hep birlikte buradayız, inanıyorum ki her yıl artarak burada olacağız. Yeni bir yola çıkmak için buradayız. Seçimlerin üzerinden tam 90 gün geçti. Seçim teamüllerine göre bu 90 gün önemlidir. Bu sürede biz de muhasebemizi yaptık. Buradan çıkan sonuçları sizle paylaşacağım ama öncelikle iktidarın ilk 90 günlük performansını değerlendirmek istiyorum.

İktidarın ilk 90 günlük performansına dair bazı değerlendirmelerde bulunmak istiyorum. AK Parti, seçimlerden hemen önce milletimize birçok vaatte bulunmuştu. İlk 90 güne bakıldığında bu vaatlere bırakın yaklaşmayı, her geçen gün uzaklaştıklarını görüyoruz. Biz bu vaatleri hiçbir zaman gerçekleştirme niyetinde olmadıklarını biliyorduk ama seçim biter bitmez milletimizin elinde avucunda olanı hoyratça çekip koparmalarını da beklemiyorduk. Yapılan son maaş zamları erimeye başladı. Asgari ücret zammı daha hesaba yatmadan açlık sınırının altında kaldı. Enflasyonla mücadele edeceğiz diye başladıkları her cümle dönüp dolaşıp ‘faturayı millete keseceğiz’ diye bitiyor.

Yıllarca faiz sebep, enflasyon sonuç diye ekonomiyi bu hale getirdiler. Kaç bakan, başkan, bürokrat harcadılar beceremediler. Milletimizi oyalamak için bahane üretip durdular oysa siyaset sadece seçim kazanmaktan ya da kaybetmekten ibaret değildir.

Siyaset, kendi insanına faydalı iş yapabilmektir. AK Parti iktidarı, memleketi kendi soktuğu krizden çıkarmak için hala ceplerine el uzatıyor. Vergiler, kiralar, temel gıda ürünlerindeki fiyatlar her gün tırmanıyor, enflasyonun bedelini milletimize ödetiyorlar. Yeni ekonomi yönetimine sesleniyorum; siz, Türk milletine karşı sorumlusunuz, bunu aklınızdan çıkarmayın. Doğruları daha fazla vakit kaybetmeden yapın. Milletimizi mağdur etmeyin. Enflasyonu düşürme yöntemini seçmek sizin elinizde. Vergileri, AK Parti iktidarlarının bugüne kadar ayrıcalık tanıdığı imtiyazlı kesimler için artırmak sizin elinizde. Fakir fukaradan elinizden çekin, orta direği fakir etmekten vazgeçin. Kodamanlarınızın cebinden alın.

“KKM sebebiyle milletimize ödetilen milyarlarca lira şimdi ne olacak?”

AK Parti’nin ne planı ne programı var. Yeni gelenlerle zaman kazanmaya çalışıyorlar. Daha dün AK Parti yönetiminin savunduğu KKM’den kurtulmanın yollarını arıyorlar. Ben de buradan sormak istiyorum. Sadece KKM sebebiyle milletimize ödetilen milyarlarca lira şimdi ne olacak? Nebati mi, Kavcıoğlu mu hesap verecek? Şimşek, ”2026’da rahatlayacağız” diyor. Kendisine saygım var ama kendisi de biliyor ki bu mümkün değil. Servet transferi devam ediyor çünkü. Körfez ülkelerine taviz vererek varlıklarımızı fütursuzca satarak günü kurtarmaya çalışıyorlar. Satacak bir şey kalmayınca ne yapacaklar?

Biz yabancı yatırımcıya karşı değiliz, ülke çıkarlarının korunduğu, ilişkiler kurulduğu müddetçe elbette dışarıdan para bulunabilir. Ancak ülkemizin ihracata yönelik sektörlerimizi daha üretken yapacak, çalışanlarımızın refahını yükseltecek yabancı yatırıma ihtiyacımız var. Böyle kaliteli yatırımı çekmek için de hukukta güven ve adalet tesis etmek şart. Krizden çıkmak için de rasyonel ve tam kapsamlı bir istikrar programına ihtiyacımız var.

Türkiye’nin her şehri Suriyelilerle, Afganlarla doldu. Sokaklar, parklar, sayıları bilinmeyen sığınmacılarla kaynarken bunu İslami ve insani bir görev zanneden aymazlık, ne kadar konuksever olduğumuzu izahla meşgul oldu. Sığınmacı sorunu, milli güvenlik sorunudur. Türk milletinin milli kültürünü tahrip eden, beka meselesidir. Sığınmacılar gettolar oluşturup etnik yaşam adacıkları, minyatür Suriyeler kuruyorlar. Geri kalmış ülkelerde yaygın olan çocuk işçiliği, emek sömürüsü, çok eşlilik, çocuk evliliği gibi toplumsal sorunlar yeniden ortaya çıkıyor. IŞİD ve PKK gibi terör örgütleri, tehditlerini sığınmacılar üzerinden de ülkemize yönelttiklerinden, büyük bir iç güvenlik sorununa dönüştü.

Önce hiçbir sorun yok gibi davrandılar. Baktılar ki olmuyor, şimdi de geri adım atıyormuş gibi yapıyorlar. Suriye’de kentler yaparak bir kısım sığınmacıyı gönüllü olarak ülkelerine döndürdüklerini söylüyorlar. Artık kimseyi kandırmayın. Bizim Türk milli kimliğinin hayati tehdit altında kalmasına tahammülümüz yok. Kültürümüzün dejenere edilmesine, sınırların kevgire dönmesine tahammülümüz yok. İYİ Parti olarak hazırladığımız doktrin ortada. Madem çözüm bulamıyorsunuz, buyurun kullanın. Sığınmacı ve kaçakların ülkelerine dönüşünü hızlandırın.

2010’da yapılan referandumda “yapmayın” diye yalvardığım adam sayısını söylesem yüzlerine tükürürsünüz! Kimse uyarılarımı ciddiye almadı. 2016’da bu yüzden milletin canına kast edenlerin de karşısında durduk. 2017’de Türk milletinin kaderini bir kişinin iki dudağı arasına bırakmak isteyenlerin karşısında durduk. İYİ Parti olarak ilk günden beri Türk milletine dayatılmak istenen her vesayetin karşısında durduk. Bizim siyasetimizin pusulası her daim aziz Türk milletinin talep, istek ve hayalleri oldu.

Geldik 2023’e… 2023’te milletin verdiği helal oyu babadan miras bilerek seçmen iradesine ipotek konulamayacağını anlatmaya çalıştık. Siyaset elitlerin, sözde kanaat önderlerinin güdümünde milletin olmadığı bir yerden üretilen siyasetin başarılı olamayacağını söyledik. Tepki gösterdik, uyardık, memleketimizin gerçeklerinden bi’haber oturdukları yerden ahkam kesenlere karşı irade koyduk.

Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Memlekete en küçük fayda getiremeyen partili cumhurbaşkanlığı sisteminden kurtulmak istedik. Türkiye’yi zengin, mutlu bir geleceğe taşımak için çalıştık. Bu yolda fedakarlıktan kaçınmadık. Meselemiz Türkiye olduğu için nefislerimiz kör odalara hapsettik. Nefsinin esiri olanlarla uğraştık. Biz önce millet, önce memleket dedik.

Ama önce şahsım, önce ben diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık. En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık! 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık.

Türk siyaseti, belli başlı yankı odalarına hapsedildi. Biz milletin çağrısını dile getirdik diye o yankı odalarda hainlikle suçlandık. İşbirlikçilikle suçlandık. İktidara yanlamakla suçlandık. Peki, tüm bunların sonunda ne oldu? Tüm bu sürecin içinden en küçük pazarlık yapmadan çıkan kim oldu? Gizli kapaklı tek işbirliğine girişmeyen, en ufak kâr sağlamayan kim oldu? Şükürler olsun ki İyi Parti oldu.  Ben ve arkadaşlarım makam, mevki peşine düşecek olsaydık bize saraylar vadedilirken, elektriği kesilen salonlarda hayır diye haykırmazdık.  Biz pazarlık yapacak olsaydık, herkesin suspus kesildiği dönemde İyi Parti’yi kurmazdık.

Ben sustum, yüzde 60 ile kazanırız diyenler susmadı. Bilimsel verileri masaya koyan ben sustum, onları yırtıp atanlar susmadı. TV’lere çıkıp yüzsüz yüzsüz bize yüklemeye kalkıştılar. Yeni bir umuda tutunmak isteyen milyonlar öfkeyle doldu. Yapmamız gereken, hatalarından ders alan muhalefet olarak milletimizin önüne çıkmaktı. İYİ Parti’yi ve beni günah keçisi yapmaya kalktılar. Hakikati bilenler tek kelime etmedi. Bunların hepsi midemi bulandırdı. Bu sessizliği sürdürmek mümkün değil artık.

2023 seçimlerine girerken, Sayın Erdoğan karşısında açık farkla seçimi kazanacak 2 aday çıkardık 20 yılda ilk kez. Yaptığımız tüm araştırmalarda bu 2 arkadaşımızın rahatlıkla CB seçileceğini gördük. Bunun da ötesinde 3 sene boyunca il il, ilçe ilçe yaptığımız ziyaretlerde milletimizin bize söyledikleri de bu sonucu doğruladı.

Ben de milletimize bir söz verdim, 13. cumhurbaşkanı, Millet İttifakı’nın adayı olacak dedim. Kendi adaylığımdan feragat ettim. Ben seçimleri kazanmak, Türkiye’yi düze çıkarmak için iktidarı sandıkta yenmenin yeterli olacağını düşündüm. Asıl sorunun kendi saflarımızda olduğunu göremedim. Yüce Türk milletinden ve sizlerden özür diliyorum. Ben bu 2 arkadaşımızın yolunu açmak için elimden gelen her şeyi yaptım. Hiçbir kişisel beklentim olmadan onları destekledim. Onların yolunu kapatanlara engel olamadım.

Türk milletinden, sizlerden özür diliyorum. Önleri kesilmek istendiğinde yardımlarına koştum, yanlarında durdum, her türlü hakareti, iftirayı göğüsledim. Ama onları paçalarından tutup aşağı çekenlere engel olamadım. Onlara bu ateşten gömleği giydiremediğim için herkesten özür diliyorum. Allah’ım şahittir ki, ne yaptıysam seçimleri kazanmak için yaptım. Keşke herkes bizler kadar fedakar, yürekli olabilseydi. Maalesef olamadılar.  Onlar adına da özür diliyorum. Milletimiz kadar yürekli olamayanlar için özür diliyorum.

Tüm bu yaşananlara rağmen herkesin bir şeyi çok iyi bilmesini istiyorum, biz bundan sonra da gerektiği yerde yeter ki milletimiz kazansın diye her türlü fedakarlığı yapacağız. Fakat bundan sonra bu fedakarlıktan yalnızca milletimizin faydalanacağından emin olacağız. Havadaki hiçbir söze inanmayacağız, milletimizin kazancını öne koyacağız.

Milletimizin bu fedakarlıklarının boşa düşmesini engelleyeceğiz. Milletimizin fedakarlıklarından siyasi rant devşirmeye kalkan hesapçı zihniyetlere geçit vermeyeceğiz. Çünkü bu saatten sonra ne bizim ne de aziz milletimizin heba edecek oylarımız yok! Birilerinin ihtirasları uğruna boşa akıtacak terleri yok. Kendisine kariyer kovalayanlar için harcayacak mesailerimiz yok.

“İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor”

İYİ Parti olarak tüm teşkilatlarımızla beraber seçim sonuçlarına ilişkin çalıştık, tartıştık. Değerlendirmelerimizi tamamladık. Bu seçimi kaybettiğimizin bilincindeyiz biz.  Sesinizi duymakta başarılıyız, duyurmakta başarısızız. Olağanüstü gayretler sarfetsek de mevcut ittifak sistemi gereği buna alan tanınmadı. İttifak sistemi esas olarak Türk siyasetinin dinamiklerine zarar veriyor. Partilerin kendilerine ait siyaset alanlarını gittikçe zayıflatıyor. Kutuplaşan siyaset, toplumsal ayrışmayı derinleştirip, iktidarın değirmenine su taşıyor.

İttifak sisteminde gördüğümüz en önemli sorun ve en büyük milli güvenlik açığı, ayrılıkçı yapıların sistemin içine sızma çabasıdır. Cumhuriyetimizle devletimiz ve milletimizle sorunu olan siyasi görünümlü odakların ittifakları kullanmaya çalışmasıdır. İlkesiz siyaseti reddediyoruz. Sığ siyaseti reddediyoruz. İktidarın değirmenine su taşıyan etkisiz siyaseti reddediyoruz.

İttifak sisteminin bu yapısı içinde milli bir siyaset, sürdürülebilir bir başarı, milletin kazanması mümkün değildir. Bu yüzden iktidarı ile muhalefeti ile hepimizden Türk siyaseti için talep ettiğimiz, yeni anlayışın merkezi olmaya İYİ Parti olarak talibiz. Mesajı aldık, dersimize çalıştık. Siyaseti içeriden tüketen tartışma yerine bir umut yolu sunacağız. Öfkeleri, kırgınlıkları aklıselimin gücü ile aşacağız.

“Her birimiz ayrı ayrı seçimlere girelim”

2023 seçimlerini çantada keklik görenler, şimdi de yerel seçimleri genel seçim havasında değerlendirmeye başladılar. Gündemi, ittifaklara çekmeye çalışıyorlar. Yerel seçim, genel seçim değildir. Her yörenin belli özellikleri vardır.  2019’da teklifi biz götürdük, ittifak kurduk, başarılı olduk. Önümüzdeki yerel seçimlerde kendi kadrolarımızla, milletimizin huzuruna çıkacağız ve göreve talip olacağız. Yerel seçimi bir genel seçim rekabeti çerçevesinde okumadan, yerel özellikleri dikkate alarak, milletimizin iradesinin tecellisine imkan sağlayacağız.

Tüm siyasi partilere açık ve net bir çağrıda bulunmak istiyorum; hep birlikte vatandaşlarımızın siyasi tercihlerini ve yerel özelliklerini yansıtacağı bir rekabet ortamı oluşturalım. Türk siyasetinin bugün içinde olduğu siyasi pragmatizm sarmalından çıkmasını sağlayalım. Gelin tüm siyasi partiler hep birlikte ayrı ayrı seçimlere girelim. Her birimiz ayrı ayrı seçimlere girelim, biz varız! Biz varız, sizleri de bekleriz. Erdoğan, Bahçeli, Kılıçdaroğlu’na hepinize sesleniyorum, hadi her birimiz ayrı ayrı girelim!

Biz, İYİ Parti olarak hür ve milli siyaset anlayışımız gereği gizli gündemleri olan, kendi menfaatleri için bizim sırtımızda kurban kesen, kariyerlerini önceleyen, marjinal ve bölücü yapılarla yakınlaşan hiç kimse ile herhangi bir yerde iş birliği yapmayacağız!  Öncelikli amacımız, partilerle ittifaktan önce, milletimizin partimizle ittifak yapmasını sağlamak olacak. Gözü dönmüş hırslarla siyaset yapmıyoruz. Milletimizin sesine kulak veriyoruz. Bu yolda herkesi kabul etmiyoruz. Kapımız herkese açık değil.

Bu yolda, Atatürk’e düşman olanlara hayır diyoruz. Cumhuriyet değerlerimizi hiçe sayanlara hayır diyoruz. Hatay, Arap şehridir diyen ahlaksızlara kol kanat gerenlere de hayır diyoruz. Demokrasimizle meselesi olanlara hayır diyoruz. Türk demekten korkanlara hayır diyoruz. Andımızdan rahatsız olanlara hayır diyoruz. Anayasamızın ilk 4 maddesi ile sorunu olanlara hayır diyoruz. Terörle ilişkisi olanlara hayır diyoruz. Terörün gölgesine iş birlikleri hayal edenlere hayır diyoruz. Ahlakımızı yozlaştıranlara, dinimizi istismar edenlere hayır diyoruz.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

“Özgür Özel, Eylül Ayının İlk Haftası Adaylığını Açıklayacak” İddiası

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ediyor. CHP Genel Başkan adaylığı için adı geçen Grup Başkanı Özgür Özel’in eylül ayının ilk haftasında, adaylığını açıklayacağı ifade ediliyor.

Partide değişim tartışmalarının başladığı süreçte, genel başkan adaylığı konusunda “Üzerine sorumluluk düşerse adaylıktan kaçmam, fedakarlık düşerse bir dakika düşünmem” açıklamasıyla aday olabileceği mesajı veren Özel’in eli, İmamoğlu’nun adaylık yarışından çekilmesi ile rahatladı.

Değişim tartışmalarının ardından, Özel ile İmamoğlu’nun sık sık görüşmeler yaptığı ve birlikte hareket etme kararı aldığı kaydediliyor.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, yakın çevresi Özel’in, adaylık konusunda kesin kararlı ve şu anda yol haritası üzerinde çalıştığını belirtiyor.

Özel’e yakın kaynaklar, “Bize göre düşük oy alma ihtimali yok ama 100-200 oy alacak olsa bile adaylıkta kararlı. Çünkü kendisi de bu kadar ağır seçim yenilgisinin ardından, ‘CHP tek adayla kurultaya gitti, hiçbir değişim tartışması olmadı’ görüntüsünün tabanda duygusal kopuşu hızlandıracağını düşünüyor. O nedenle de kendisi her koşulda aday olacak” yorumunu yapıyor.

“Kadrosu yok, desteği yok” eleştirilerine yanıt vermeyi hedefliyor

Değişim talebinin gerekçelerini açıklayacağı ve adaylık kararının zeminini oluşturacak olan vizyon belgesi üzerinde çalışmalar yürüttüğü ifade edilen Özel’in gelecek hafta bunu kamuoyuna açıklaması yüksek olasılık görülüyor.

Özel’in öncelikle vizyon belgesini açıklayarak, kamuoyunda tartışılmasını sağlamayı hedeflediğini belirten kaynaklar, Eylül’ün ilk haftası da adaylığını açıklamasının planlandığına işaret ediyor.

Yakın ekibine göre Özel adaylık açıklamasını, henüz mekan ismi belli olmamakla birlikte kesinlikle “Genel merkez ve Meclis dışında” bir mekanda yapacak.

Adaylık açıklamasında kendisine destek veren ve Parti Meclisi’nde (PM) MYK’de yer vereceği “kadrosu” ile birlikte kameraların karşısına çıkmayı planladığı belirtilen Özel’in, parti kulislerinde dillendirilen “kadrosu yok, örgütte, tabanda desteği yok” eleştirilerine de yanıt vermeyi hedeflediği belirtiliyor.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Faiz Artış Kararı: Erdoğan Yenildi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 750 baz puan artışla yüzde 25 yükseltti. Deniz Zeyrek, Merkez Bankası’nın faiz artış kararını “Erdoğan yenildi” şeklinde yorumladı.

Sözcü yazarı Deniz Zeyrek, faize karşı olduğunu pek çok kez söyleyen ve seçim öncesi faizin artmayacağını vurgulayan Erdoğan için şunları yazdı:

“Muhalefete ya da Kemal Kılıçdaroğlu’na yenilmese de ekonomik krize yenildi. Uluslararası piyasalara yenildi. Enflasyon canavarına yenildi. Faizcilere yenildi.

Kendisini her durumda destekleyenler sayesinde siyasi iktidarını korudu ama ekonomi alanında ‘muktedir’ olamadı.

‘Ben ekonomistim’ diye diye övündüğü ekonomi bilgisi tamamen çöpe gitti.

O iktidardayken faiz düşmedi, faiz düşmediği gibi enflasyon da zirve yaptı. Ülke onun ekonomi politikaları nedeniyle ekonomik krize sürüklendi.

İktidarda Erdoğan var ama muhalefetin iki yıldır ‘uygulansın’ dediği ekonomi politikaları uygulanıyor.

Emin olun İYİ Parti’li Bilge Yılmaz ya da CHP’li Faik Öztrak ekonominin başına gelseydi Mehmet Şimşek’in yaptıklarının benzerlerini yapacaktı.

Faizi artıracaktı, mali disiplin arayışına girecekti, vergi ve zam yağdırarak gelirleri artıracaktı, emeklileri hayal kırıklığına uğratacaktı. Belki Şimşek’ten farklı olarak ‘taze kan’ görünümüyle yabancı doğrudan yatırım ve dış kaynak bulup ülkeyi biraz daha rahatlatacaktı ama üç aşağı beş yukarı bunlar olacaktı.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi, Siyasi Mücadeleyi Yeşil Sol Parti’ye Devrediyor

11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşayan HDP’nin Pazar günü yapacağı kongre ile siyasi mücadelesini YSP’ye devretmesi bekleniyor.

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongre ile yeni eş başkanlarını belirlerken tüzel kişiliğini sürdürmesi, siyasi alandaki mücadelesini ise seçimlere çatısı altında girdiği Yeşil Sol Parti’ye (YSP) devretmesi bekleniyor.

2012 yılında kurulan ve kapatma davası süren HDP, 11 yılı aşkın siyasi hayatında önemli dönüm noktaları, pek çok seçim, kritik dönemeçler ve yargılamalar yaşadı.

HDP, 14 Mayıs’taki milletvekili seçimlerine hakkındaki kapatma davası nedeniyle Emek ve Özgürlük İttifakı çatısı altında Yeşil Sol Parti listelerinden girmişti. Ancak seçimde beklediği başarıyı yakalayamayan HDP’nin 2018 yılında yüzde 11,7 olan oy oranı bu seçimde yüzde 8,8’e kadar gerilemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) YSP 55 sandalye kazanmıştı.

HDP’nin eş başkanları Pervin Buldan ile Mithat Sancar partide kalmış, HDP de böylelikle Meclis’te iki sandalye ile temsil edilmeye devam etmişti.

Seçimlerde Cumhur İttifakı’nın gerek parlamentoda yüksek bir temsiliyete ulaşması gerekse Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanması muhalefetteki partileri iç muhasebeye ve bazen de yenilenme süreçlerine yöneltirken, HDP ile YSP de bir öz eleştiri dönemi yaşıyor.

Parti kurulları ile organlarını toplayarak çeşitli kararlar alan iki parti kongre süreçleriyle gerek eş başkanları gerekse yönetimdeki kadroları değiştirmeyi ve yerel seçimlere yenilenmiş olarak gitmeyi planlıyor.

Kapatma davası henüz sonuçlanmadığı için HDP’nin parti olarak kurumsal kimliğini şimdilik koruması, dava sonucu belli olana kadar faaliyetlere sembolik olarak devam etmesi bekleniyor.

Pazar günü yapılacak kongrede partinin eş başkanları da belirlenecek. Kulislere ilk yansıyan bilgilere göre HDP yönetiminde STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini sürdüren Selma Özcan ile Kobani Davası’nın avukatlarından, YSP üyesi Cahit Kırkazak en güçlü adaylar arasında.

Özcan, DW Türkçe’ye yaptığı kısa açıklamada, HDP’nin tüzel kişiliği ile devam edeceğini ancak mücadele mirasını YSP ile sürdüreceğini belirterek, bu nedenle HDP için şu anda yapılan “soğutma, uyutma” yorumlarının durumu tam olarak karşılamadığını belirtti.

Özcan, “HDP tüzel kişiliği ile kendi varoluşunu devam ettirecek. Ama bir mücadele örgütü olarak hem Meclis’te hem de halk düzeyinde yoluna YSP ile devam edecek” dedi.

Eylül’de yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde ise HDP yönetiminin YSP’ye taşınma kararının büyük olasılıkla onaylanması planlanıyor.

Pazar günü yapılacak kongrede, eş başkanların yanı sıra HDP Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu için de seçim yapılacak. Buldan ile Sancar yeniden eş başkanlığa aday olmayacaklarını daha önce açıklamışlardı.

Kongre öncesi süreçte HDP birkaç ay boyunca bölge toplantıları, halk toplantıları ve konferanslar düzenleyerek seçmenlerin gerek partiye gerekse yerel seçimlere yönelik nabzını tutmuştu.

Yeşil Sol Parti’nin kongresinde tüzük ve isim değişikliği yapılmasına kesin gözle bakılırken, YSP isminin halkta tam karşılık bulmadığı ve seçim sonuçlarında bunun da etkisinin olduğu belirtiliyor.

YSP’nin kongresinden önce geleneksel olarak yapıldığı şekilde alınacak kararların belirleneceği konferanslar gerçekleştirilecek. Bu kapsamda kadın konferansının 7-8 Eylül, karma konferansın ise 9-10 Eylül günlerinde yapılması planlanıyor.

Yerel seçimlerde ne yapılacak?

Öte yandan son yerel seçimlerin ardından kazandığı 50’ye yakın belediyeye kayyum atanan HDP ve YSP’de Mart 2024 yerel seçimlerinde nasıl bir yol izlenmesi gerektiğine dair değerlendirmeler de sürüyor.

İktidarın kazanılan belediyelere yine kayyum ataması ihtimaline karşı ne gibi adımlar atılabileceği tartışılırken, parti içinde herhangi bir ittifak yapılacaksa şeffaf bir biçimde yapılması gerektiği görüşü ağır basıyor.

HDP’nin 2019’daki yerel seçimlerde kendi adayını çıkarmama kararı Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde CHP’nin kazanmasında önemli etkenlerden biri olmuştu. Ancak 2024 seçimlerindeki HDP/YSP’nin yol haritası henüz kesinleşmiş değil.

YSP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç seçimlerin ardından verdiği demeçte her seçimin kendi konjonktürü ve koşulları olduğunu söyleyerek, 2019 döneminin kapandığını ve yeni bir döneme girildiğini belirtmişti. Oluç, “2019’da değiliz, bunu net olarak söyleyebilirim. Bu dönemin ihtiyaçları neyse onlar tartışılacak, konuşulacak ve ona uygun taktikler geliştirilecek” demişti.

2024 yerel seçim stratejisinin detaylarını YSP’nin Eylül’deki kongresiyle oluşacak yeni yönetimin kesinleştirmesi bekleniyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Yerel Seçim Açıklaması: Kendi Adaylarımızla Gireceğiz

SP Lideri Karamollaoğlu, yerel seçim çalışmalarına başladıklarını belirterek, “Yerel seçim startını verdik. Arkadaşlarımız bütün illerde, ilçelerde ve beldelerde adayları belirlemek için ciddi bir çalışma içerisindeler. Biz 81 ilde, 973 ilçede, 360 civarında beldede aday göstereceğiz” dedi.

İttifak kurmayacaklarını fakat bazı bölgelerde iş birliği olabileceğini söyleyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Tek başımıza, kendi amblemimizle seçime gireceğiz. Ancak muhalefetle iş birliği yaparak, topyekün bir seçim hazırlığı içinde değil ama münferit yerlerde bir dirsek temasında da bulunma imkanı olabilir.

Bazı yerlerde bizim girdiğimiz seçimde daha başarılı olmamız için başkalarının seçime girmemesini talep edebiliriz. Veya öyle bir yer olur ki, bizim gücümüz olamayabilir, orada da biz onlara böyle bir imkan sağlayabiliriz. Ama bu olursa kısıtlı olur. Bundan dolayı da biz, buna rağmen böyle bir ittifak içinde seçime gireceğimizi söylememiz doğru olmaz.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, mayıs ayında muhalefetin kaybettiği cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi hakkında açıklamalarda bulundu.

TV5 canlı yayınına katılan Temel Karamollaoğlu, Millet İttifakı’ndaki 6 parti olarak hedeflerine ulaşamadıklarını ve bu sonuçta kendi hatalarının da etkili olduğunu belirtti.

“Seçimlerde istediğimiz neticeyi alamadık. Bizim ümidimiz Meclis’te çoğunluğu sağlamaktı, sağlayamadık” diyen Karamollaoğlu, “Yaklaşık 1 ay öncesine kadar, politikalar öyle gösteriyordu ki, hem cumhurbaşkanlığı seçiminde hem de Meclis seçiminde yüzde 56’ları yakalama şansımız vardı. Fakat son zamanlardaki karışıklık…” ifadelerini kullandı.

6 parti genel başkanının yanı sıra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın da cumhurbaşkanı yardımcısı adayı olduğunu hatırlatan Karamollaoğlu, şunları söyledi:

“Tüm genel başkanlar cumhurbaşkanı yardımcısı adayı oldular. Bunun yanına belediye başkanları da getirildi. Bizim belediye başkanlarına karşı içimizde bir husumet yok ama biz bir mitinge gidiyoruz, 7 kişi konuşuyor. Bunlar acemilik oldu. Hiçbir zaman böyle bir şey yapılmamalı. Daha disiplinli, daha düzgün mitingler yapmalıydık. 2 kişi, 3 kişi konuşur ya, 7 kişi konuşur mu, 10 kişi konuşur mu? Onun için eksikliklerimiz, yanlışlarımız oldu. Böyle bir neticeyle karşılaştık.”

“CHP içindeki tartışmalar CHP’ye zarar veriyor”

Yerel seçimler yaklaşırken, CHP içindeki tartışmaların CHP’ye zarar verdiğini ifade eden Karamollaoğlu, “Seçime giderken, bütün muhalefet partileri için söylüyorum, daha sağduyuyla hareket etmeleri icap eder. Başta elbette ana muhalefet partisinin. Ama kendi içlerindeki kavga, kendilerine zarar veriyor” dedi.

Yerel seçim çalışmalarına başladıklarını aktaran Temel Karamollaoğlu, “Yerel seçim startını verdik. Arkadaşlarımız bütün illerde, ilçelerde ve beldelerde adayları belirlemek için ciddi bir çalışma içerisindeler. Biz 81 ilde, 973 ilçede, 360 civarında beldede aday göstereceğiz” diye konuştu.

İttifak kurmayacaklarını fakat bazı bölgelerde iş birliği olabileceğini söyleyen Karamollaoğlu, şöyle devam etti: “Tek başımıza, kendi amblemimizle seçime gireceğiz. Ancak muhalefetle iş birliği yaparak, topyekün bir seçim hazırlığı içinde değil ama münferit yerlerde bir dirsek temasında da bulunma imkanı olabilir.

Bazı yerlerde bizim girdiğimiz seçimde daha başarılı olmamız için başkalarının seçime girmemesini talep edebiliriz. Veya öyle bir yer olur ki, bizim gücümüz olamayabilir, orada da biz onlara böyle bir imkan sağlayabiliriz. Ama bu olursa kısıtlı olur. Bundan dolayı da biz, buna rağmen böyle bir ittifak içinde seçime gireceğimizi söylememiz doğru olmaz.”

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye Yüzyılı’nın İnşasının Önüne Geçilemeyecek

Malazgirt Zaferi’nin 952. yıldönümü kutlamalarında açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimleri işaret ederek, “31 Mart’a hazır mıyız? İllerimizi maalesef bize yakışmaz hale getirenlerden geri almaya hazır mıyız? Bugün burada gerisinde çok büyük emeklerin, mücadelelerin olduğu vizyondan söz ediyoruz. Eser ve hizmetlerimizle cumhuriyetimizin kazanımlarını tahkim ettik” dedi ve ekledi:

“Birilerini sürekli karamsarlık yaymaya çalışmasına bakmayın. Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önüne geçilemeyecektir. Her fırsatta ne diyoruz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyoruz. Mankurtlara rağmen bunu başaracağız.”

Cumhurbaykanı Recep Tayyip Erdoğan, Muş’ta Malazgirt Zaferi’nin 952. yıl dönümü nedeniyle düzenlenen programa katıldı. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, özetle şunları söyledi:

“Malazgirt sahip olduğu bu manevi mirasla ayrı bir konuma sahiptir. Dün Ahlat’taydık. Malazgirt’teki şu görüntü sahip olduğumuz tarihin kültürün gücünü ve en önemlisi devamlılığını hatırlatıyor. Bu topraklar bin yıldır Allahu Ekber nidalarıyla bereketleniyor.

Biz Anadolu’ya Malazgirt ile ayak basmadık. Çok daha öncesinden beri zaten buradaydık. Malazgirt Anadalu’daki siyasi hükümranlığımızın kapılarını açmıştır. Burada kazanılan zafer önce Anadolu Selçuklu Devleti’nin kuruluşunu sağlayarak haçlı akınlarına en büyük darbeyi vurmuştur. Ardından aynı inançla bayrağını yükselten Osmanlı’nın başarılı mücadeleleri ile Balkanların ve İstanbul’un fethine vesile olmuştur. Bir başka ifade ile Malazgirt, İznik’in de Konya’nın da Bursa’nın da Edirne’nin de İstanbul’un da büyük kardeşidir. Bizi Viyana önlerine götüren zaferler zincirinin çıkış noktası işte burasıdır.

Hepinizi en kalbi duygularımla, hasretle muhabbetle selamlıyorum. Anadolu’yu bize vatan haline getiren şehitlerimizi, gazilerimizi rahmetle şükranla yad ediyorum. Şu hakikat asla unutulmamalıdır ki, Malazgirt sıradan bir savaş sıradan bir zafer değildir. Malazgirt Anadolu’daki siyasi hükümranlığımızın kapılarını açmıştır.

Her ilimizin her ilçemizin bizim kalbimizdeki yeri elbette ayrıdır ama Malazgirt sahip olduğu bu manevi mirasla kalbimizde hepsinden ayrı bir konuma sahiptir. Biliyorsunuz, dün de Ahlat’taydık. Ahlat, binlerce yıllık geçmişe sahip ata coğrafyamızın sembol şehri Buhara’ya kadar medeniyetimizin pek çok merkeziyle kardeşliği olan bir yerdir. Biz Malazgirt ile birlikte burayı da tekrar canlandırarak ecdada vefamızı göstermenin gayretindeyiz.

Malazgirt’teki şu görüntü sahip olduğumuz tarihin kültürün gücünü ve en önemlisi devamlılığını hatırlatıyor. Bu topraklar bin yıldır üzerinde dalga dalga yükselen, “Ya Allah Bismillah Allahu Ekber” nidalarıyla besleniyor. Türküyle, Selahaddini Eyyübi’siyle, Fatih’iyle ve Gazi Mustafa Kemal’iyle güçlü bir direnişin bu topraklarda yer aldığını görüyoruz.

Bin yıllık varlığımıza rağmen bize insanlığın en eski yurdu Anadolu’yu yar etmek istemeyenlerin sürekli birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize saldırmasının sebebi işte budur. Sanmayın ki bunların derdi Türklerdir, Kürtlerdir, Araplardır. Diğer köken ve inançlardan insanlarımızdır. Sanmayın ki bunların gayesi, haktır, özgürlüktür, eşitliktir, demokrasidir, refahtır.

Bunların tek derdi hepimizi de kuşatan ve maziden atiye uzanan o kadim köprüyü yıkarak yeniden kendilerine alan açmaktır. Öyle ki, asırlardır uğraştıkları halde ulaşmayı başaramadıkları bu hedef için her değeri istismar eder, herkesi kullanırlar. Buradan verdiğimiz şu görüntü var ya, bu mesaj varsa tüm hevesleri kursakta bırakıyor. Bu meydandan tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet mesajı yükseliyor.

Bazı başlangıçlar vardır ki tarihin akışını değiştirir, biz de cumhuriyetimizin yeni asrına böyle bir başlangıçla girmek istiyoruz.

İrili ufaklı onlarca beyliğiyle hep ayı vatan davasının peşinden gittik, gidiyoruz. İkinci bin yılın başında aynı heyecanla buradayız. 31 Mart’a hazır mıyız? İllerimizi maalesef bize yakışmaz hale getirenlerden geri almaya hazır mıyız? Bugün burada gerisinde çok büyük emeklerin, mücadelelerin olduğu vizyondan söz ediyoruz. Eser ve hizmetlerimizle cumhuriyetimizin kazanımlarını tahkim ettik.

Birilerini sürekli karamsarlık yaymaya çalışmasına bakmayın. Türkiye Yüzyılı’nın inşasının önüne geçilemeyecektir. Her fırsatta ne diyoruz bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız diyoruz. Mankurtlara rağmen bunu başaracağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Yeniden buluşmak ve kucaklaşmak dileğiyle sizleri Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu Davasında Kritik Gelişme: İstinaf Heyeti Değiştirildi

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’n verilen cezanın istinaf aşamasına bakacak olan üç üyeli heyetin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

DW Türkçe’den Alican Uludağ‘ın haberine göre; İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi kariyerini etkileyecek hakaret davasında Perşembe günü çarpıcı bir gelişme yaşandı.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK), yeniden adaylığa hazırlanan İBB Başkanı İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 günlük hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 24. Ceza Dairesi’nin başkanı ve bir üyesini görevden aldı.

HSK Birinci Daire, Temmuz ayındaki iller arası atama kararnamesinin ardından bu kez “müstemir yetki” kararnamesini tamamladı. Kurul, Ekrem İmamoğlu davasının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul BAM 24. Ceza Dairesi Başkanı Sezai Öztürk’ün yetkisini kaldırdı, Öztürk’ü 2. Ceza Dairesi Başkanlığı’na gönderdi.

Yine aynı dairenin üyesi Rüştü Yamak da 1. Ceza Dairesi Üyeliği’ne atandı. Daire Başkanlığı’na Yaşar Kılınç, üyeliğe ise Muharrem Ballı getirildi. Kılınç, 17 Temmuz’daki atama kararnamesinde istinaf üyeliğinden istinaf başkanlığına terfi ettirilmiş ancak henüz görev yapacağı daire belirlenmemişti. HSK’nın bu kararıyla üç kişilik İmamoğlu heyetinin iki ismi değiştirilmiş oldu. Dairede salt çoğunlukla karar alınıyor.

24. Ceza Dairesi’nin henüz istinaf incelemesini tamamlamadığı öğrenildi. Görev değişikliğinin ardından İmamoğlu davasının öne çekilmesi bekleniyor. İstinafın vereceği karardan sonra dosya, son hüküm için Yargıtay 4. Ceza Dairesi’ne gidecek.

Yargıtay’ın vereceği karar da İmamoğlu’nun siyasi geleceğini etkileyecek. Olası bir onama kararında İmamoğlu, Mart 2024’teki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olamayacak ve olası bir CHP Genel Başkanlığı adaylığı iddiası da tümden ortadan kalkmış olacak.

Yüksek Seçim Kurulu üyelerine “Ahmak” demekle suçlanan ancak bu sözü dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya yanıt olarak söylediğini belirten İmamoğlu, “Kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen zincirleme hakaret” suçundan yargılanıyordu.

Ancak davanın son duruşması öncesi hâkimi Hüseyin Zengin, isteği dışında İstanbul’dan Samsun’a atanmış, yerine ise Mehdi Komşul getirilmişti. Yeni gelen Yargıç Komşul, 14 Aralık 2022 tarihinde İmamoğlu’nun 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiş ve aynı zamanda siyasi yasak kararı da almıştı. Bu cezaya İmamoğlu’nun avukatları itiraz etmişti.

İkinci davaya da ikinci hâkim

Öte yandan Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dönemine ilişkin “ihaleye fesat karıştırmak” iddiasıyla Büyükçekmece 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nde de yargılanıyor. HSK’nın yetki kararnamesiyle bu mahkemeye yönelik de bir değişiklik yapıldı. 10. Asliye Ceza Mahkemesi’nin yetkisi ikiye bölünerek, buraya yeni bir hâkim daha atadı.

Mevcut hâkim Mesut Kesayak’ın yanında 1/2 yetkiyle çalışacak yeni yargıç ise 220 bin siciliyle Tuğçe Tavus oldu. Bu davadaki mevcut dosyalar ve bundan sonra gelecek dosyalar, iki hâkim arasında paylaştırılacak. İmamoğlu dosyasına ise hangi hâkim tarafından bakılacağı şimdilik bilinmiyor.

Paylaşın