Ali Babacan: Seçimden Bu Yana 4 Kez Faiz Arttı, Erdoğan Susuyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, “Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, bugünkü toplantısında politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkardı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın kararına ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor. Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 17 Yaşındaki Çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten Tutuklanmasına Tepki

17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten tutuklanmasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz” dedi ve ekledi:

“Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir. Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” gerekçesiyle tutuklanmasına dair sosyal medya hesabından bugün açıklama yaptı.

“Maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir,” diyen CHP liderinin açıklaması şöyle: “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz. Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir.

Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır. Örneğin Kuveytli bir kişi, Atatürk’e yönelik hakaretlerini sürdürmektedir. Ve üstelik bu kişinin, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olduğu iddia edilmektedir.

Öncelikle bu iddia, ilgili makamlarca derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. İddia doğru olsa da olmasa da Saray İktidarının para karşılığı vatandaşlık satma politikasının varacağı yer burasıdır. Türkiye Cumhuriyeti lütufla değil, kanla kurulmuştur. Ülkemizin vatandaşlığı da aynı nispette kıymetlidir. Üç-beş Dolar’a tamah ederseniz, böyle ahlaksız kişilerin karşısında eğilirsiniz. Bunu Saray İktidarı kendisine yediriyor olabilir, ancak bu durum Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmaz.”

Ne olmuştu?

Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıyla “uygunsuz” hareketler yapan 17 yaşındaki A.E.S, dün (20 Eylül) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan A.E.S, İstanbul Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

Savcılıkça ifadesi alınan şüpheli, “Halkın bir kısmını sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” ve “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, şüpheli A.E.S’nin tutuklanmasına hükmetti.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Faiz Kararı Sonrası Tek Cümlelik Yorum

Merkez Bankası’nın 500 baz puan artışla faizi yüzde 30’a çekmesi sonrası Türkçe ve İngilizce mesaj yayımlayan Bakan Şimşek “Attaining price stability is our priority (Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz)” dedi. 

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), üst üste dördüncü kez faiz yükseltti. Ağustos ayında faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkaran Merkez, eylülde faizi 500 baz puan artırdı.

Faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkçe ve İngilizce yaptığı paylaşımda, “Attaining price stability is our priority (Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz)” dedi.

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Ankette 2023 yıl sonu için medyan faiz beklentisi yüzde 35 seviyesinde gerçekleşmişti. 2023 yıl sonuna ilişkin maksimum beklenti yüzde 40, minimum beklenti ise yüzde 30 olmuştu.

Paylaşın

MHP’li Semih Yalçın İYİ Parti’yi Hedef Aldı: Şark Kurnazlığı

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in İzmir adayını açıklamasını değerlendiren MHP’li Semih Yalçın, “CHP’nin güçlü olduğu ve desteğe ihtiyaç duymayacağı İzmir’de, İP’in belediye başkanı adayı açıklaması, hem halkı hem de zillet ortaklarını aldatmaya dönük basit bir şark kurnazlığıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP kuyruklarının “iş birliği” etmekten kastları, daha dolaysız bir deyişle pazarlık kapılarını ardına kadar açık tutmaktır. Çünkü meselenin arkasında ince çıkar hesapları, ballı belediye pastasından pay kapma planları vardır.”

Yalçın açıklamasının devamında, “Hepsi de pekâlâ bilmektedir ki zillet bağlaşıkları birbirine sıkı sıkıya tutunmadan hiçbir metropol kentte, hiçbir büyük şehirde belediye başkanlığı kazanılması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yazılı bir açıklama yaptı. Semih Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“CHP çığırtkanı muhalif TV kanallarının sahip ve sorumluları; gördükleri iktidar rüyasından zillet ittifakının seçimlerde uğradığı hezimete rağmen uyanamamıştır. Bu yüzden CHP yandaşı kanallar hâlâ aynı beyin yakan nakaratları sayıklamakta, bıkıp usanmadan aynı karamsar zillet şarkılarını yırlamaktadır.

Aslında bu olgunun psikolojik sebeplerinin başında, malum TV kanalarının beslenme kaynaklarını yitirme korkusu gelmektedir.

Bugüne kadar hayatiyetlerini fonlanıp yemlenerek sürdüren bu tufeyli kanalların, hâlâ seçimlerin galibi MHP ve Cumhur İttifakıyla uğraşmaktan vazgeçmemeleri de mecburi bir üç maymun yayıncılığıdır.

Zillet yandaşı felaket tellalları; hep bir ağızdan toplumsal barışı baltalayan, toplumu gelecek ve geçim endişesine sevk eden, Türkiye’nin ilerleme ve kazanımlarını yok sayan yayınlarını ısrarla sürdürmektedir.

Türkiye’nin gerek içeride gerekse dışarıda sahip olduğu, eriştiği her şey ve sağladığı her kazanım; kör bir inat uğruna, sığ bir politika anlayışıyla ret ve inkâr edilmektedir. Her gün sabahtan akşama, akşamdan sabaha iktidara ve Cumhur İttifakına atıp tutulmaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere hemen her konuda karanlık ve karamsar tablolar çizilerek halk arasında panik ve ümitsizlik körüklenmektedir. Borazan kanalların hâlâ bodoslama destek verdiği CHP ise kendi derdine düşmüş vaziyettedir.

CHP kurmayları ve sözcüleri, fiilen dağılmış görünen zillet ittifakı üyeleriyle “İP’leri” koparmamak için çatışmacı siyasetten uzak durma telaşındadır. CHP, 2024 Mart’ındaki Yerel Seçimler sırasında desteklerini yeniden kazanmak için zillet ittifakının üyeleriyle gerginlik çıkarmama, kavgaya tutuşmama derdindedir.

CHP; ayrıca seçim mağlubiyetinin başmimarı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tavşan genel başkan adaylarının arkasına saklayarak güçlendirme ve kurultaydan galip çıkarma stratejisini firesiz, kayıpsız uygulama çabasındadır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 2024 Mart’ında bir seçim tokadı daha yemeden sahne-i siyaseti terk etmeyeceği şimdiden belli olmuştur.

İP başta olmak üzere zillet ittifakının bileşenleriyse gelecekteki pazarlık masasında ellerini güçlü tutmak için seçim mağlubiyetinin bütün suçunu umarsızca, fütursuzca CHP’ye yüklemektedir. CHP dışındakiler; ağır siyasi yenilginin vebalini üzerlerine almadıkları gibi, “İttifak sisteminden vazgeçtik.” diye kamuoyunun gözünü boyama, cambaza baktırma cinliğini de elden bırakmamaktadır.

Mesela CHP’nin güçlü olduğu ve desteğe ihtiyaç duymayacağı İzmir’de, İP’in belediye başkanı adayı açıklaması, hem halkı hem de zillet ortaklarını aldatmaya dönük basit bir şark kurnazlığıdır. CHP kuyruklarının “iş birliği” etmekten kastları, daha dolaysız bir deyişle pazarlık kapılarını ardına kadar açık tutmaktır.

Çünkü meselenin arkasında ince çıkar hesapları, ballı belediye pastasından pay kapma planları vardır. Hepsi de pekâlâ bilmektedir ki zillet bağlaşıkları birbirine sıkı sıkıya tutunmadan hiçbir metropol kentte, hiçbir büyük şehirde belediye başkanlığı kazanılması mümkün değildir.

MHP olarak; genişçe tasrih ettiğimiz bu acınası siyasi muhalefet manzarası karşısında, CHP ve zillet ittifakı yandaşı TV kanallarının sahipleriyle yayın sorumlularına birkaç soru sorma gereği duymaktayız.

Bu televizyon kanalları çalışanlarına, işin bütün yükünü çeken medya emekçilerine sağlıklı ve hak ettikleri şekilde ücret ödemesi yapabilmekte midir?
Çalışanların net ve brüt maaşları ne kadardır, en azından onların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede ve yeterlilikte midir?
Söz konusu CHP yandaşı kanallar devlete vergilerini muntazaman ödemekte midir?

Alınan destekleme fonları kimlere, nerelere ve nasıl harcanmıştır?
Yandaş kanalların sahipleri ve fondaşları başta Kahramanmaraş merkezli depremin vurduğu 11 ilde yaşananlar olmak üzere sosyal felaketler karşısında ne gibi rol oynamıştır?
Bahse konu TV kanallarının sorumlu ve yetkilileri 6 Şubat’tan sonra 11 ilimizi içine alan deprem bölgesine herhangi bir yardım ve destekte bulunmuşlar mıdır?
Bu soruların, muhataplarınca kamuoyu önünde, bütün açıklığı ve ayrıntılarıyla cevaplanması samimi beklentimizdir.

Halkın da bu sorulara dürüstçe(!) verilecek cevapları en kısa sürede duymak isteyeceğine şüphe yoktur.”

Paylaşın

“İYİ Parti, İmamoğlu Ve Yavaş Konusunda Henüz Karar Vermedi” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na destek konusunda henüz karar verilmediği öne sürüldü:

“Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil. Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

Yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıklamıştı.

Yerel seçimler için neden önce İzmir adayını açıkladıkları sorulan İYİP GİK üyesi “Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil” dedi.

Halk TV’den Seyhan Avşar “Akşener neden ilk olarak İstanbul ya da Ankara adayını değil de İzmir adayını açıkladı?” sorusunu İYİP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi önemli bir isme sorduğunu ve dikkat çekici bir yanıt aldığını aktardı.

Buna göre ismi açıklanmayan İYİP GİK üyesi partisinin henüz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip desteklememek konusunda net bir karar vermediğini söyledi.

Avşar’ın aktardığına göre İYİP GİK üyesi şu ifadeleri kullandı: “GİK’te her ilden belediye başkanı adayı çıkarmamız konusunda karar çıkmış olabilir. Peki bu gerçekten böyle olacak mı? Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil.

Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

“İYİ Parti İstanbul ve Ankara belediye başkanlığına karşılık İzmir’i istiyor olabilir mi?” diye soran Avşar’a GİK üyesinin yanıtı şöyle oldu: “CHP İzmir’i verir mi? CHP’nin Ankara ve İstanbul’u kazanması kesin değil.

Ancak en garanti il İzmir. Şimdi İzmir garantiyken o şehri bize veririp, İstanbul ve Ankara’yı kaybederse bu durum 14 Mayıs seçimlerine döner. Saadet Partisi’ne 9 vekil, diğerlerine bilmem kaç vekil… Siz CHP olsanız bunu yapar mısınız yapmazsınız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti Ve MHP Strateji Çalışacak

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin stratejileri de netleşiyor. AK Parti ve MHP, başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirleyecek.

AK Partili ve MHP’li kurmaylar yaptıkları çalışmalar sonucu, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin verileri parti genel başkanlarına sunacak.

Yerel seçimlerde de Cumhur İttifakı ruhuna uygun hareket edeceklerini açıklayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu amaçla iki partiden kurmayların ortak yürütecekleri çalışma için Genel Başkan yardımcıları Feti Yıldız ve Sadir Durmaz’ı görevlendirdi.

Milliyet’ten Beyza Coşkun’un haberine göre, AK Parti’de üç, MHP’den iki ismin yer alacağı öngörülen çalışma grubu, 7 Ekim’deki AK Parti kongresi sonrası bir araya gelecek. AK Parti ise Genel Başkanvekili Efkan Âlâ, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz ve Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı ortak çalışma grubu için görevlendirdi.

Her iki partinin geçmiş seçimlere yönelik analizleri doğrultusunda grup, yerel seçim iş birliğinin ne şekilde hayata geçirileceğine yönelik alternatifli strateji çalışması yürütecek. Başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirlenerek, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin çıktılar liderlere sunulacak.

Paylaşın

‘Hrant Dink Davası’nda Tek Tutuklu Sanık İçin Tahliye Kararı

Aralarında Yasin Hayal, Ali Fuat Yılmazer ve Erhan Tuncel’in de bulunduğu 11 sanığın yargılandığı, Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin davada, davanın tek tutuklu sanığı Adem Sağlam tahliye edildi. Tahliye kararıyla birlikte davada tutuklu sanık kalmadı.

Haber Merkezi / Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin 2021 yılında karara bağlanan davada, mahkemece haklarında suç duyurusunda bulunulan cinayetin azmettiricilerinden Yasin Hayal, Erhan Tuncel ve eski emniyet müdürleri Ramazan Akyürek ile Ali Fuat Yılmazer’in de aralarında bulunduğu 11 sanığın yargılandığı dava görüldü.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ikinci duruşmaya başka suçtan hükümlü ve tutuklu sanıklar Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, Hrant Dink ‘maktul’, 5 kişi müşteki ve aralarında Yasin Hayal, Ramazan Akyürek, Erhan Tuncel ve Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 11 kişi ise ‘şüpheli’ sıfatıyla yer aldı.

İddianamede Yahya Öztürk ve Adem Sağlam’ın ‘anayasayı ihlal’, ‘belli bir yükümlülüğün ihmaliyle kasten öldürmeye neden olmak’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçlarından ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet ile 22 yıl 6’şar aydan 35’er yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edilirken Ramazan Akyürek, Faruk Sarı ve Ali Fuat Yılmazer’in ‘anayasayı ihlal’ suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapisleri talep edildi.

İddianamede, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Tuncay Uzundal, Erhan Tuncel, Ersin Yolcu, Ahmet İskender’in ‘terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme’ suçundan 5’er yıldan 10’ar yıla kadar hapis cezaları talep edildi.

Sanıklar suçlamaları reddetti

Sanık eski Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek savunmasında suçlamaları reddetti.

Akyürek “Hrant Dink tehditler almaya başlamış ve saldırılara maruz kalmıştı. Yasin Hayal’in hazırlandığı eyleme dair bilgiler Trabzon il emniyet müdürü olduğum zamanda resmi yazıyla paylaşıldığı gibi, istihbarat bilgisi İstanbul İstihbarat dairesiyle paylaşılmıştı. Çok sayıda resmi yazışmalar vardır. Resmi yazıları İstanbul Emniyet Müdürlüğü cevap vermediği gibi umursamamış Dink hakkında koruma kararı almamıştır. Yasin Hayal’in yapacağı eylemi İstanbul Emniyet Müdürlüğü 11 ay önce biliyordu” dedi.

Akyürek, “Hiçbir zaman darbeyle işim olmadı. 9 yıldır cezaevinde olduğum halde 16 yıl öncesinde işlenen bu cinayetin darbeyle ilgisi varsa da bilmiyorum” diyerek beraatını istedi.

Sanık Ahmet İskender ise savunmasında, “Bu iddianameye nereden girdim bilmiyorum. Yasin Hayal benim çocukluk arkadaşımdır. Diğer sanıklarla hiçbir şekilde bağlantım yoktur. Bu olayın arkasında FETÖ olabilir. Yönetim değişirse de kim olur bilmem. İsmimin FETÖ ile anılmasını istemiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim’’ dedi.

Sanıklardan Adem Sağlam, savunmasında 41 aydır tutuklu olduğunu belirterek, herhangi bir suç işlemediğini ve tutukluluk süresinin de dikkate alınarak tahliyesine karar verilmesini talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Adem Sağlam’ı tutuklu kaldığı süreyi de göz önüne alarak yurt dışına çıkış yasağı ve imza atma şeklindeki adli kontrol şartıyla tahliyesine karar verdi. Böylece bu davada tutuklu sanık kalmadı. Mahkeme ayrıca, sanıklar Faruk Sarı ile Yahya Öztürk’ün yakalama kararlarının da devamına hükmederek, duruşmayı erteledi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener, Partisinin İzmir Adayını Açıkladı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıkladı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Lideri Akşener ayrıca, son dönemde CHP kanadından gelen, “O 15 milletvekili olmasaydı İYİ Parti olmazdı” açıklamalarına da tepki göstererek, “Siz nerede olurdunuz? İstanbul olur muydu? Ankara olur muydu? Antalya olur muydu? Adana olur muydu?” diye konuştu.

İYİ Parti Genel Başkan Meral Akşener, İzmir’de temaslarını sürdürdü. Zübeyde Hanım Anıt Mezarı’nı, sonrasında da İzmir İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Akşener, parti yetkileri ile bir araya geldiği toplantıda konuşma yaptı.

Meral Akşener, İYİ Parti İzmir Milletvekili  Ümit Özlale’nin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olduğunu açıkladı: Ümit Özlale kardeşimin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığını ve inşallah belediye başkanı olacağını ilan ediyorum.

Akşener konuşmasında 2018 seçimleri sürecinde İYİ Parti’nin seçime girebilmesi için  CHP’den 15 milletvekinin geçici olark transfer olması ile ilgili tartışmalara da değinerek şunları kaydetti:

“2018 derhal bir karar alındı. 24 Haziran bir soru işareti. Yani seçimlere hazır mısınız, değil misiniz? Ben dahil bütün arkadaşlara fısıltı halinde bir bilgi geldi. Cumartesi günü YSK toplanacak ve hayır dedirtecek. Yani seçime giremeyeceksiniz. Tekrarlamayacağım, 15 milletvekili meselesi oldu.

Ve o arkadaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Hem 15milletvekiline hem Sayın Kılıçdaroğlu’na teşekkür ediyorum. Demokrasiye büyük hizmet ettiler. Ama şunu duyuyoruz. Özellikle son dönemde Cumhuriyet Halk Partisi’nin mensupları, yetkilileri… Hani gazetecimsi arkadaşlardan bahsetmiyorum. Diyorlar ki, “15 milletvekili olmasaydı İYİ Parti olmazdı”. Doğrudur olmazdı.

Peki siz nerede olurdunuz? İstanbul olur muydu? Ankara olur muydu? Antalya olur muydu? Adana olur muydu? Bu ittifaka, ucube sistemin mecbur bıraktığı ittifak sebebiyle pek çok şey yaşadık. Ama o güzel hareket o demokrasinin yanında durma hareketinden herkes kazandı.

Akşener, dün yaptığı açıklamada “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” demişti.

Geçtiğimiz günlerde Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın sorularını yanıtlayan Ümit Özlale, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

Bedava Doğalgaz İle Verdiklerinin Beş Katını Ek MTV İle Geri Aldılar

“40 milyar vatandaşın cebinde kalacak” denilen ücretsiz doğalgaz uygulamasının 12 aylık maliyeti ortaya çıktı. Bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar TL, 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise toplam 6 milyar TL’yi bulacağı açıklandı.

Öte yandan bedava doğalgaz ile verdiklerinin, yaklaşık beş katını ek MTV ile geri aldılar. İlk sekiz ayda sadece tütün ürünlerinden 102 milyar lira, alkollü içeceklerden 39 milyar lira vergi topladılar. Seçimden sonra Erdoğan’ın beş kat ÖTV’sini artırdığı akaryakıt ürünlerinden ilk 8 ayda tahsil edilen ÖTV miktarı 75 milyar lira, yıl sonu toplanması hedeflenen rakam 196 milyar lira.

Toplanan vergilere bakılınca, bedava doğalgazın maliyeti devede kulak. Hem halka seçimden önce, ‘40 milyar lira cebinizde kalacak’ diye yanlış bilgi verdiler hem de seçimden sonra bedava doğalgazın acısını misli ile çıkardılar.

T24’ten Eray Görgülü’nün haberine göre CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, iktidarın seçimden önce verdiği bir aylık ücretsiz doğalgaz kullanımı ile sonraki aylarda 25 metreküpe kadar kullanımda bedel alınmayacağına ilişkin taahhüdünü Meclis gündemine taşıdı.

Uygulamanın maliyeti ile ilgili EPDK Başkanı Yılmaz’ın, “40 milyar TL vatandaşın cebinde kalacak” açıklaması yaptığını hatırlatan Ateş, bugüne kadar ortaya çıkan ve bundan sonraki aylarda ortaya çıkacak maliyetin ne kadar olduğunu sordu.

Soru önergesini yanıtlayan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar TL, 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise toplam 6 milyar TL’yi bulacağını açıkladı. Bayraktar’ın yanıtını değerlendiren Ateş, “İktidar, seçimden önce kaşıkla verdiğini, seçimden sonra kepçeyle almaya devam ediyor” dedi.

“Verdiklerinin 5 katını ek MTV ile geri aldılar”

İktidarın yerli doğal gaz bulunduğu açıklamasını da hatırlatan Ateş, şunları söyledi: “Tüm abonelere doğal gazı bir ay boyunca bedava yaptılar. Bir yıl boyunca da 25 metreküpe kadar olan doğalgaz harcamalarından ücret alınmayacağını söylediler. Bunu da seçim propagandası olarak kullandılar. Hem Enerji Bakanlığı hem EPDK bu uygulama sayesinde 40 milyar lira gibi bir bedelin vatandaşın cebinde kalacağına dair propaganda yaptı.

Halbuki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, önergemize verdiği yanıtta, bir aylık ücretsiz kullanımın toplam bedelinin 1,8 milyar lira; 12 aylık ücretsiz 25 metreküpe kadar olan kullanım bedelinin ise 6 milyar lira olacağını itiraf etti. 40 milyar lira halkın cebinde kalacak dediler, maliyet 8 milyar lirayı bile bulmadı.

Bedava doğal gaz uygulaması ile 8 milyar lira bile halka katkı sağlamamışlarken, yaklaşık 36 milyar lirayı anayasaya aykırı olduğu çok açık bir biçimde ortada olan ek MTV ile halkın cebinden aldılar. Bedava doğalgaz ile verdiklerinin, yaklaşık beş katını ek MTV ile geri aldılar. İlk sekiz ayda sadece tütün ürünlerinden 102 milyar lira, alkollü içeceklerden 39 milyar lira vergi topladılar.

Seçimden sonra Erdoğan’ın beş kat ÖTV’sini artırdığı akaryakıt ürünlerinden ilk 8 ayda tahsil edilen ÖTV miktarı 75 milyar lira, yıl sonu toplanması hedeflenen rakam 196 milyar lira. Toplanan vergilere bakılınca, bedava doğalgazın maliyeti devede kulak. Hem halka seçimden önce, ‘40 milyar lira cebinizde kalacak’ diye yanlış bilgi verdiler hem de seçimden sonra bedava doğalgazın acısını misli ile çıkardılar.”

Paylaşın

AYM Başkanı Arslan’dan “Bağımsız Yargı” Vurgusu

Ankara’da katıldığı bir etkinlikte konuşan Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanı Zühtü Arslan, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemine dikkati çekti. Arslan, yargı bağımsızlığının sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucu olduğunu belirtti:

Haber Merkezi / ‘’Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmadan bırakın hukuk devletini aslında devlet bile olmaz. Zira devlet, tanımı icabı toplumun hukuk kuralları zemininde örgütlenmiş halidir. Şiddet tekeli olarak devletin meşruiyeti hukuka bağlıdır. Hukukun kişilerin adaleti tesis ederek hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde uygulanması da bağımsız yargının varlığına bağlıdır.’’

Asya Anayasa Mahkemeleri ve Muadili Kurumlar Birliği (AAMB) bünyesinde Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesince Uluslararası Yaz Okulu programının bu yıl on birincisi düzenlendi.

18-19 Eylül 2023 tarihlerinde düzenlenen program, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Şen’in açış konuşması ile başladı. İki gün boyunca devam eden oturumları Anayasa Mahkemesi Raportörü Mahmut Ateş yönetti.

İlk oturumda Türkiye, Kore, Endonezya, Cezayir, Azerbaycan, Bangladeş, Bosna Hersek, Bulgaristan, Kamerun ve Hırvatistan heyetleri; ikinci oturumda ise Gürcistan, Hindistan, Kazakistan, Kosova, Kırgızistan, Malezya, Moldova, Moğolistan, Romanya heyetleri ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi temsilcisi sunum yaptı.

Yaz okulu programı kapsamındaki konferansa 19 Eylül’de düzenlenen üçüncü oturumla devam edildi. Bu son oturumda Rusya, Tacikistan, Tayland, KKTC, Ukrayna, Özbekistan ve Angola heyetleri sunum gerçekleştirdi.

Heyetlerin Anayasa Mahkemesi (AYM) ziyareti ile devam eden programın kapanış konuşmasını Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan yaptı.

Zühtü Arslan, kapanış konuşmasında yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının önemine dikkati çekti. Yargı bağımsızlığının sadece hukuk devletinin değil, kuvvetler ayrılığı ilkesinin de zorunlu bir sonucu olduğunu belirten Arslan, ‘’Bağımsız ve tarafsız bir yargı olmadan bırakın hukuk devletini aslında devlet bile olmaz. Zira devlet, tanımı icabı toplumun hukuk kuralları zemininde örgütlenmiş halidir. Şiddet tekeli olarak devletin meşruiyeti hukuka bağlıdır. Hukukun kişilerin adaleti tesis ederek hak ve özgürlükleri koruyacak şekilde uygulanması da bağımsız yargının varlığına bağlıdır.’’ dedi.

AYM Başkanı Arslan, yargının bağımsız ve tarafsız olduğuna dair algının da çok önemli olduğunu belirterek bu durumu zedeleyecek her türlü davranıştan kaçınılması gerektiğini vurguladı ve ‘’Mahkemelerin ve hâkimlerin bağımsız ve tarafsız olmaları yetmez, öyle olduklarının da bilinmesi gerekir. Bu nedenle hukuk devleti yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı görünümüne zarar verecek davranışlardan kaçınmayı gerektirmektedir.’’ ifadeleriyle sözlerine devam etti.

Yargı mensuplarının kirlenmemiş ve prangasız bir vicdana sahip olmalarının gerekliliği üzerinde duran Arslan, ‘’Bu kuşkusuz kolay değildir, zira hiçbirimiz steril bir dünyada yaşamıyoruz. Ne var ki, hakimlik tam da böyle bir ortamda tertemiz bir vicdanla adaleti tesis etmeyi gerektiren bir meslektir.’’ diyerek daha adil bir dünyada huzurlu ve sağlıklı günler temennileriyle sözlerini tamamladı.

AYM Başkanı Arslan, kapanış konuşmasının ardından katılımcılara sertifikalarını takdim etti.

Paylaşın