CHP Genel Başkan Adayı Öymen: 13 Yılda 12 Seçim Kaybedildi

Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde girilen 13 yıldaki tüm seçimlerin kaybedildiğini ifade eden CHP genel başkan adayı Örsan Öymen, “Bu bir olgu. 13 yılda 12 seçim kaybedildi. 5 milletvekilliği, 3 cumhurbaşkanlığı, 2 belediye seçimi, 2 referandum” dedi ve ekledi:

“Belediye seçimlerinde, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya’da başarı elde edildi ama Türkiye genelinde ne yazık ki partimiz birinci olamamıştır. Biz bilhassa yenilgiye alıştırılmış bir ruh hali içerisine girmiş durumdayız ne yazık ki. Böyle birkaç kent kazandığımız zaman bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Onu bir başarı olarak yorumlamak istiyoruz. Belki psikolojik bir ihtiyaç da olabilir bu.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) genel başkanlığına adaylığını açıklayan isimlerden Prof. Dr. Örsan Öymen, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kültür Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen CHP Eskişehir İl Başkanlığı 38. Olağan Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; CHP’de genel başkana veya yönetim kademesinde olanlara yönelik eleştirilerin partinin kendisine yönelik eleştiri olmadığını kaydeden Öymen, “Cumhuriyet Halk Partisi’ni daha ileri bir noktaya götürmek için, bu yüzyıllık çınarda bir yaprak dökümünün yaşanmaması için, Cumhuriyet Halk Partisi’ne sahip çıkmak için, genel başkan da dahil olmak üzere yönetim kademesindeki herkes eleştirilebilir. Bizim bu feodal anlayıştan kurtulmamız gerekiyor. Öncelik budur” diye konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde girilen 13 yıldaki tüm seçimlerin kaybedildiğini ifade eden Öymen, “Bu bir olgu. 13 yılda 12 seçim kaybedildi. 5 milletvekilliği, 3 cumhurbaşkanlığı, 2 belediye seçimi, 2 referandum. Belediye seçimlerinde, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin, Antalya’da başarı elde edildi ama Türkiye genelinde ne yazık ki partimiz birinci olamamıştır.

Biz bilhassa yenilgiye alıştırılmış bir ruh hali içerisine girmiş durumdayız ne yazık ki. Böyle birkaç kent kazandığımız zaman bundan büyük mutluluk duyuyoruz. Onu bir başarı olarak yorumlamak istiyoruz. Belki psikolojik bir ihtiyaç da olabilir bu” değerlendirmesinde bulundu.

CHP’nin başka bir sorununun, partinin oyunun yüzde 22-26 bandı arasına sıkışması olduğunu söyleyen Öymen, “2003 ve 2008 yılları arasında 5 yıl 3 dönem Parti Meclisi üyesi olarak görev aldım Sayın Deniz Baykal döneminde. Ne yazık ki bugün burada aktaracağım eleştirileri, o zaman da kendisine ve yönetimine yöneltmek durumunda kalmıştım. Temelde parti içi demokrasi, seçim yenilgilerindeki nedenler ilkelerle ilgili sorunlar gibi konularda dolayısıyla yeni bir şey söylemiyorum. Ne yazık ki kişiler değişti ama partimizde sorunlar değişmedi” dedi.

Öymen, 1957 seçimlerinde CHP’de İsmet İnönü’nün genel başkan olduğu dönemde partinin oyunun yüzde 41, 1977 seçimlerinde Bülent Ecevit’in genel başkan olduğu dönemde partinin oyunun yine yüzde 40’ların üzerinde olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “13 yılda değişmeyen şey ne olacak da 14’üncü yılda değişecek ve biz belediye seçimlerini kazanacağız? İstanbul’u, Ankara’yı yeniden kazanacağız. Bursa’yı kazanacağız. Diğer önemli kentleri, merkezleri kazanacağız. Eskişehir’i nasıl kazanacağız? Bütün bunların üzerinde düşünmek gerekiyor.”

Anket önerisi

İttifaklarla ilgili sorun yaşandığını ve genel başkanlık dahil yönetim değişikliği olmadığı zaman başarının sağlanması konusunda şüphelerini ifade eden Öymen, “Genel merkeze şunu öneriyorum. Bilimsel bir araştırma yapılsın. 40 ilde, 60 ilde 10-15 bin kişiyle bir araştırma yapılsın. Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce olduğu gibi 20 ilde 30 ilde 2-3 bin kişiyle değil kapsamlı bilimsel bir araştırma yapılsın, güvenilir.

Mevcut yönetimin, yönetimin devam etmesi durumunda Cumhuriyet Halk Partisi’nin adaylığına vatandaşımız oy verecek mi? Çok basit bir soru. Halkın içinde yaşayan, halkla iletişim halinde olan herkes aslında gerçekleri görüyor. Madem bizim burada söylediklerimiz dikkate alınmıyor. Benim söylediğimi bir kenara atın. Genel merkezi sadece bilime, akla davet ediyorum” çağrısı yaptı.

Seçim yenilgilerinin temelinde birçok neden olduğuna dikkati çeken ve bu sorunlardan bir tanesinin de parti içi demokrasi sorunu olduğunu vurgulayan Öymen, şöyle konuştu:

“Bunlardan bir tanesi de parti organlarının çalıştırılmamış olması. Oligarşik bir yapının 5 kişi, 10 kişi, 15 kişi bilemiyorum. Danışmanlar, Bazı MKYK üyeleri vesaire kararları vermesi. İlçe ve il örgütlerine bu konularda kritik konularda bir şey danışılmamış olması, parti meclisinin yeterince çalıştırılmamış olması ve bunun sonucunda da lojistik, stratejik ve ideolojik hataların yapılmış olması. Sadece çok sık gündeme geldiği için değinmek istiyorum. Milletvekili listeleri konusu.

Oy oranı yüzde 1-2 en fazla 3 olan 4 partiye 38-39 milletvekilinin hediye edilmiş olması. Bu her şeyden önce temsiliyet ilkesine, halkın egemenliği ilkesine aykırı bir durumdur. Oy oranıyla orantısız bir sayıda milletvekilinin verilmiş olması. İttifak elbette yapılabilir. Ama şöyle denenebilirdi, seçilebilecek yerlerden 10-15 kişilik kontenjan, ittifak içindeki partilere verilebilirdi ve milletvekilleri de ön seçim yapılması yoluyla belirlenebilirdi ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin daha fazla sayılı milletvekili bugün mecliste olabilirdi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde daha güçlü bir şekilde temsil edilebilirdik.”

Paylaşın

YSP Kongrede İsim Değiştirmeye Hazırlanıyor: DHP, HEDEP

Yeşil Sol Parti (YSP), 15 Ekim’de gerçekleştireceği olağanüstü büyük kongrede isim değişikliğine gidecek. Edinilen bilgiye göre partiye en çok “Demokratik Halklar Partisi” önerisi geldi ve bu isim ağırlık kazandı.

İkinci alternatif olarak ise “Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi” önerildi. Ancak, yasal bir engel olmaması halinde Yeşil Sol Parti’nin yeni isminin Demokratik Halklar Partisi olması görüşü ağırlık kazandı.

Yeşil Sol Parti (YSP), kongrede, isim değişikliğinin yanı sıra, eş genel başkanları kapsayacak şekilde parti yönetimi ve politikalarında önemli değişikliğe gidecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın edindiği bilgiye göre eş başkanlık için Siirt Milletvekili Tuncer Bakırhan ile Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç’un isimleri öne çıktı. Kongre sonrasında yerel seçim sürecine yoğunlaşacak olan parti, yerel seçimlerde sadece muhalefete değil, iktidar partisine de “müzakere” kapılarını açık tutacak.

Yeni dönemde, Kürt sorununun çözümü için kampanya başlatılması, bu kapsamda parti yönetici ve milletvekillerinin, 1 Ekim’de Meclis’te, yeni anayasa çağrısı yapan AKP’yle masaya oturmak için, Abdullah Öcalan’a tecride (görüş yasağı) ve kayyım uygulamasına son verilmesi koşulunu da içeren “deklarasyon” açıklaması planlanıyor.

Kapatma davası nedeniyle Halkların Demokratik Partisi’nden ayrılanların çatısı altında buluştuğu Yeşil Sol Parti, 15 Ekim’de Olağanüstü Kongresini Atatürk Spor Salonu’da yapacak. Kongre gündeminde ise partinin isim, yönetim ve eş genel başkan değişikliği olacak.

Kongreden sonra ise yerel seçim stratejisinin belirlenmesi için bir “Yerel Yönetimler Konferansı” düzenlenecek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı “yeni anayasa” çağrısına ilişkin politikalar belirlenecek.

Yeşil Sol Parti yönetimi, yaz başından bu yana, parti örgütleri ve bileşenlerden yeni isim önerilerini aldı. İsim değişikliğinde, parti tabanından gelen, Kürt siyasi hareketinin temsil edildiği siyasi partilerle benzer bir isim değişikliğine gidilmesi talebi etkili oldu.

Anayasaya göre kapatılan siyasi partiler, aynı isimle yeniden faaliyet gösteremediği için, benzer isimler için öneriler alındı. Edinilen bilgiye göre partiye en çok “Demokratik Halklar Partisi” önerisi geldi ve bu isim ağırlık kazandı. İkinci alternatif olarak ise “Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi” önerildi.

Ancak, yasal bir engel olmaması halinde Yeşil Sol Parti’nin yeni isminin Demokratik Halklar Partisi olması görüşü ağırlık kazandı. Yeşil Sol Parti’nin halen 100 asil 40 yedek üyeden oluşan Parti Meclisi’nin üye sayısı da azaltılacak. Kesinleşmemekle birlikte asil üye sayısının 70’e indirilebileceği belirtiliyor.

Partinin logosunun aynı kalması, ancak, oy pusulasında beyaz zeminin görünür olmaması nedeniyle, zeminin renklendirilmesi planlanıyor. Kongre sonrası genel merkez olarak şu anda HDP’nin kullandığı bina kullanılmaya devam edecek, Demokratik Bölgeler Partisi’nin kullandığı bina ise “parti okulu” haline getirilecek.

HDP’de olduğu gibi Yeşil Sol Parti’de de eş başkan adayları, mutabakat komisyonları tarafından belirleniyor. Eş başkan adaylarını belirlemek için toplantılarına başlayan komisyonlara, parti tabanından en fazla önerilen isimler, kendini fesheden Demokratik Halk Partisi’nin (DEHAP) genel başkanlığını da yapan, eski Siirt Belediye Başkanı ve halen bu ilin milletvekili olan Tuncer Bakırhan ile bileşen siyasi partileri temsilen Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları Oruç oldu.

Partide, mutabakat komisyonlarından, iki ismin eş genel başkan adayı olarak çıkması yüksek olasılık olarak görülüyor. Parti kulislerinde Bakırhan tercihinde, DEHAP’tan bu yana Kürt siyasi hareketi içinde tanınan ve taban tarafından benimsenen bir isim olması; Hatimoğulları Oruç’un da deneyimli bir siyasetçi ve milletvekili olması etkili oldu.

“Kayyıma son verilsin”

Kongrenin ardından ise hızla yerel seçim için hazırlıkların başlatılması planlanıyor. Bu kapsamda, 2024 yerel seçimlerine ilişkin politikaları belirlemek üzere Kasım ayı başında geniş katılımlı bir yerel yönetimler konferansı toplanması kararlaştırıldı.

2019 yerel seçimlerinde Batı’da, özellikle İstanbul, Adana, Mersin gibi illerde CHP adaylarını destekleyen partinin yeni yönetiminin, 2024 seçimleri için ise köklü politika değişikliğine gitmesi ve iktidara da seçim işbirliği için “müzakere” çağrısı yapılması tartışılıyor.

Parti kaynakları, yerel seçimlerde sadece muhalefetle değil, koşullarının kabul edilmesi halinde iktidar partisiyle de hem yerel seçim işbirliği hem de “yeni anayasa” konusunda müzakereye açık olunacağını ifade ediyorlar.

Bu konudaki koşullarının Abdullah Öcalan’a görüşme yasağının (tecrit) kaldırılması ve partili belediyelere “kayyım” atamalarının son bulması, haklarında göreve iade kararı bulunan belediye başkanlarının görevlerine yeniden atanmasının olacağı ifade ediliyor.

Yerel seçimler: Adaylar önseçimle belirlenecek

Yeşil Sol Parti bir yandan da seçimlere “tek başına” girecek şekilde çalışma yürütecek. Bu kapsamda, belediye başkan adayları, parti tabanı, kanaat önderleri, sivil toplum örgütlerinin de görüşleri alınarak önseçimle belirlenecek.

Buna göre önseçimde sadece üyeler değil, halkın en geniş katılımının sağlandığı bir sistem devreye sokulacak. Adayların önseçime girmesi için yeni dönemde açılacak olan parti okulunda eğitim görmeleri koşulu aranacak.

Yeşil Sol Parti, kongreden sonra, yerel seçimlere yönelik politikaların yanı sıra, Kürt sorunun demokratik çözümü konusunda da kampanya başlatacak. Bu kapsamda, muhalefet partilerinin yanı sıra iktidardaki AKP’yle de görüşme yolları aranacak.

Bu girişimin ilk ve en önemli adımı, TBMM’nin yeni yasama yılına başlayacağı 1 Ekim’de atılacak. Parti yöneticileri ve milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni yasama yılı açılış konuşması öncesinde, yeni anayasa masasına oturmak için koşulları içeren bir deklarasyon açıklayacak.

Deklarasyonda da Öcalan’a tecridin kaldırılması ve kayyım uygulamasına son verilmesi koşullarının yer alacağını belirten bir parti yöneticisi, “Tecridin kalkmadığı bir koşulda silahsızlanma, barış, müzakere tartışılamaz” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın

Özdağ’dan Eray Ertürk’ün Tutuklanmasına Tepki: Suriyeliler İçin Türkler Tutuklanıyor

“Suriyeliler Suriye’ye Platformu” Başkanı Eray Ertürk’ün tutuklanmasına tepki gösteren Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “Suriyelileri memnun etmek için Türkler TUTUKLANIYOR” dedi ve ekledi:

“Verilen mesaj 13 milyon sığınmacı kaçak konusunda konuşmayacaksınız, yenilerinin gelmesine itiraz etmeyeceksiniz. Atatürk’ün izinde vatanımızı ve ailemizi savunacağız.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Aykırı Genel Yayın Yönetmeni Batuhan Çolak, Haber Report ve Ajans Muhbir hesaplarının yöneticilerinin, Zafer Partisi kurucusu, “Suriyeliler Suriye’ye Platformu” Başkanı Eray Ertürk’ün tutuklanması sonrası açıklama yaptı.

“Suriyelileri memnun etmek için Türkler TUTUKLANIYOR” diyen Özdağ açıklamasında şunları kaydetti:

Sınırları kaçak akımına kapatmayanlar, Türk kızlarının sokaklarda taciz edilmesini engellemeyenler, Türk gençlerinin dövülmesini, yaralanmasını, öldürülmesini durduramayanlar, bu olayların haber yapılmasını ve eleştirilmesini engellemek için Ergenekon kumpası yöntemleri ile Türkleri susturmak için gazetecileri ve sosyal medyacıları hapse kapatıyorlar.

Önce savcı değişiyor. Yeni savcı ne tesadüf mülteci hukuku konusunda kitap yazmış ve sığınmacıları korumak bizim tarihi geleneğimiz diyen bir savcı. Siber suçlar dairesi yaptıkları incelemelerde hiç bir suç tespit etmemişler. Raporlar böyle. Gözaltına alınanların avukatları “Bizden neyi savunmamızı istiyorsunuz? diye sormak zorunda kalıyorlar. Polis ifadelerinden sonra savcı ifade BİLE ALMADAN polis ifadesi ile hakime tutuklanma isteği ile sevk ediyor.

Suriyelileri memnun etmek için Türkler TUTUKLANIYOR. Verilen mesaj 13 milyon sığınmacı kaçak konusunda konuşmayacaksınız, yenilerinin gelmesine itiraz etmeyeceksiniz. Atatürk’ün izinde vatanımızı ve ailemizi savunacağız.”

Ne olmuştu?

‘Sığınmacı karşıtı’ haberlerde kin ve nefreti yayma gerekçesiyle gözaltına alınan Aykırı Genel Yayın Yönetmeni Batuhan Çolak, Haber Report ve Ajans Muhbir hesaplarının yöneticileri polisteki sorgularının ardından çıkartıldıkları mahkemede tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Tutuklananlar arasında Zafer Partisi kurucusu, “Suriyeliler Suriye’ye Platformu” Başkanı Eray Ertürk de yer aldı. Toplamda 8 kişinin tutuklandığı öğrenildi.

Paylaşın

Örsan Öymen: CHP Kimliksiz Bir Konuma Sokulmuştur

CHP Ankara İl Kongresi’nde konuşan genel başkan adayı Örsan Öymen, “CHP ben demokratik bir partiyim, Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi? CHP kimliksiz bir konuma sokulmuştur. İlkelerimizden uzaklaştık, başta laiklik olmak için ilkelerimizi rafa kaldırdık. Pragmatik bir açıdan bile bakılsa bunun bir sonuç vermediği ortaya çıkmıştır” dedi ve ekledi:

“Bugün Türkiye’de AKP iktidarı monarşik, oligarşik, ümmetçi, statükocu, muhafazakar, serbest piyasacı, özelleştirmeci bir düzen kurdu. Bunun panzehri altı oktur, altı ok 1920-1930’larda kaldı demek karşı devrime hizmet etmek demektir. Bu konuda bilinçlenmemiz, ilkelerime sahip çıkıp bunu halkımıza anlatmamız gerekiyor. Her alanda ilkelerimizle uyumlu projelerimizi üyelerimize anlatmak, üyelerimizin bunu vatandaşlarımıza anlatması gerekiyor.”

CHP Genel Başkanlığı aday adayı Örsan Öymen, Ankara İl Kongresi’nde konuştu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre Öymen şunları söyledi:

“Genel Başkanımızın öncülüğünde girilen tüm seçimler ne yazık ki 13 yıldaki 12 seçimin tamamı kaybedilmiştir. 1989 yılında SHP Genel Başkanı Erdal İnönü’nün öncülüğünde belediye seçimlerinde birinci olmuştuk, öyle bir başarıyı uzun bir süredir yaşayamadık. 14. yılda neyin değişeceğini, ya da değişecekse hangi temellerle bunu açıklayacağımızı çok iyi düşünmemiz lazım. CHP’nin oyu yüzde 22-26 arasına sıkışıp kalmıştır. Bu önceki yönetim döneminde de böyleydi. Bu 22-26 arasına sıkışmışlık durumunu bizim aşmamız ve bunu bir kader olarak kabul etmememiz gerekiyor.

Kaderci, determinist ve karamsar bir anlayışı terk edip yeniden o koşulları sağlamamız lazım. Siyasetçi, lider, konjonktüre göre siyaset yapmaz, konjonktürü değiştiren kişidir. Bu koşulları değiştirmek için stratejik planlamalar yapmalıyız. Yüzde 48 çok değerli bir oy fakat daha önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefet partilerinin gösterdikleri adayların oy toplamı yine yüzde 48 idi. Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülüğünde girilen bu seçimle yüzde 48 oranı aşılamamıştır. Bunun bir çok nedeni var. AKP hükümetinin uyguladığı baskılar da bu nedenlerden birisidir fakat bazı nedenler bizim ortadan kaldırabileceğimiz nedenlerdi, o konuda gerekli olan şeyler yapılamadı.

Parti içi demokrasi süreci çalıştırılmadığı için bir çok lojistik, stratejik ve ideolojik hata yapılmıştır. Milletvekili listeleri konusu… Oyu en fazla yüzde 3 olan siyasi partilere 38-39 milletvekilliğinin verilmiş olması, bu temsiliyet, halkın egemenli ilkesinin ortadan kaldırılmasıdır. 10-15 milletvekili diğer ittifak içindeki partilere verilebilirdi ve CHP’nin kendi adayları da ön seçimle belirlenebilirdi. Ön seçimin olmadığı yerde parti içi demokrasiden söz etmek mümkün değil. Bir genel merkez kontenjanı olabilir yüzde 5 fakat tüm diğer milletvekili adaylar ön seçimle belirlenmeli. Kongrelerde, kurultayda birden fazla adaya imza verilebilmeli, herkes kürsüde konuşabilmeli. Çarşaf listeyle seçimlere gidilmesi mahallede başlamak üzere kolaylaştırılmalı blok listeyle seçime gidilmesi zorlaştırılmalı.

“CHP Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi?”

İki genel seçimi üst üste kaybeden bir genel başkanın bir daha genel başkan adayı olmasının engellenmesi, bunun tüzüğe bağlanması gerekiyor. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Demokratik ülkelerde bir veya iki seçim kaybedildiğinde genel başkan istifa eder veya bir daha aday olmayacağını açıklar. CHP ben demokratik bir partiyim, Türkiye’de demokrasiyi savunuyorum iddiasında değil mi? CHP kimliksiz bir konuma sokulmuştur. İlkelerimizden uzaklaştık, başta laiklik olmak için ilkelerimizi rafa kaldırdık. Pragmatik bir açıdan bile bakılsa bunun bir sonuç vermediği ortaya çıkmıştır.

Bugün Türkiye’de AKP iktidarı monarşik, oligarşik, ümmetçi, statükocu, muhafazakar, serbest piyasacı, özelleştirmeci bir düzen kurdu. Bunun panzehri altı oktur, altı ok 1920-1930’larda kaldı demek karşı devrime hizmet etmek demektir. Bu konuda bilinçlenmemiz, ilkelerime sahip çıkıp bunu halkımıza anlatmamız gerekiyor. Her alanda ilkelerimizle uyumlu projelerimizi üyelerimize anlatmak, üyelerimizin bunu vatandaşlarımıza anlatması gerekiyor.”

Paylaşın

ABB Başkanı Yavaş: Hedefimiz Yüzde 60

CHP Ankara İl Kongresi’nde konuşan ABB Başkanı Mansur Yavaş, “2018 Referandumunda yüzde 50’den fazla hayır dedi. 2019 yılında yine yüzde 50’den fazla oy vermek suretiyle bizi göreve getirdi” dedi ve ekledi:

“En son 2023 seçiminde de yüzde 52, sayın Genel Başkanımıza oy vermek suretiyle muhalif kimliğini devam ettirdi. Bizler 4 milyon 200 bin seçmenin tamamının oyuna talip olacağız ve hedefimiz en az yüzde 60 ve Belediye Meclisi’nde çoğunluktur.”

Ankara’daki halk otobüslerinin Ankaralı yolcuları mağdur ettiğini de ifade eden Yavaş, halk otobüslerini işletenlere seslendi ve “Otobüslerin hepsini ya bize satın ya da gidip başka iş yapın. Bu halka zulüm etmeye kimsenin hakkı yoktur” dedi.

Mansur Yavaş, “Seçim yaklaştıkça karalamalara başladılar. Biz bunlara karşı efsunluyuz, vız gelir tırıs giderler. Attıkları iftiralar kendilerine bulaşacaktır” ifadelerini kullandı.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara İl Kongresi’nde açıklamalarda bulundu.

Ankara’daki halk otobüslerinin Ankaralı yolcuları mağdur ettiğini de ifade eden Yavaş, halk otobüslerinden belediye desteğinin çekilmesinin bu destek için istenen kredinin belediye meclisi tarafından bekletilmesi olduğunu söyledi. Kredi çıkmayınca otobüslere indirimli binme hakkı olan yolcuların kanuna aykırı biçimde taşınmadığını kaydeden Yavaş, halk otobüslerini işletenlere seslendi ve “Otobüslerin hepsini ya bize satın ya da gidip başka iş yapın. Bu halka zulüm etmeye kimsenin hakkı yoktur” dedi.

“Biz göreve geldiğimizden itibaren Ankara’da kirli siyaseti ortadan kaldırdık” diyen Yavaş, “Ama şimdi seçim yaklaştıkça karalamalara başladılar. Biz bunlara karşı efsunluyuz, vız gelir tırıs giderler. Attıkları iftiralar kendilerine bulaşacaktır” diye konuştu.

“Ankara, üç dönemdir muhalif kimliğini korudu”

“Ankara, üç dönemdir muhalif kimliğini korudu” diyen Yavaş, “2018 Referandumunda yüzde 50’den fazla hayır dedi. 2019 yılında yine yüzde 50’den fazla oy vermek suretiyle bizi göreve getirdi. En son 2023 seçiminde de yüzde 52, sayın Genel Başkanımıza oy vermek suretiyle muhalif kimliğini devam ettirdi. Bizler 4 milyon 200 bin seçmenin tamamının oyuna talip olacağız ve hedefimiz en az yüzde 60 ve Belediye Meclisi’nde çoğunluktur” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Özgürlükler Konusunda İktidarla Görüşebiliriz

Özgürlükler konusunda talepler gelmesi halinde iktidarla da görüşebileceklerini söyleyen GP Lideri Davutoğlu “Ama kısıtlayıcı bir şey gelirse, cumhurbaşkanı hükümet sisteminin daha da otoriterleşmesi için bir talep gelirse o konuda kırmızı çizgimiz var” dedi.

Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından ”Kimseye kapıyı kapatmayız” notuyla bir video paylaştı. Davutoğlu’nun videoda şu ifadeleri kullandı:

“1 Ekim’den itibaren iktidarı en kararlı şekilde eleştireceğiz. Ama aynı zamanda iktidarın tutumuna da bakacağız. Eski kabine ile bugün ki kabine arasında ki farkları herkes görüyor, bir bakacağız ne yapıyorlar.

Türkiye bu kadar derin bir krizdeyken ben arkadaşlarıma kimseyle görüşemezsiniz demem, herkesle görüşürüm ve burada net ifade ederek söylüyorum; bende herkesle görüşürüm. Kimseye kapıyı kapatmayız. Kimseye peşin destek vermeyiz.

O seçmen senin vatandaşın seçtiği kişi ile görüşmezsen o seçmeni nasıl kazanacaksın? İnsan hakları ile ilgili bir konu gelirse şimdiden söylüyorum; desteğimiz açıktır. Efendim, düşünce özgürlüğü konusunda din ve vicdan özgürlüğü konusunda bir şey gelirse desteğimiz açıktır.

Kılıçdaroğlu olumlu bir tutum sergilediğinde geçmişteki CHP ile mücadele etmeme rağmen Sayın Kılıçdaroğlu’nu desteklemişsem şimdi de olumlu bir tavır sergilemesi halinde iktidar, ‘sen geçmişte şu yanlışı yaptın orada kal’ demem.

Ama kısıtlayıcı bir şey gelirse, cumhurbaşkanı hükümet sisteminin daha da otoriterleşmesi için bir talep gelirse o konuda kırmızı çizgimiz var. Niye bu kadar çaba sarf ediyoruz? Ülke menfaati için değil mi? Önümüzdeki dönemde de ülke menfaati söz konusu ise herkesle görüşürüz.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Abluka, Yine Gözaltı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) verdiği “hak ihlali” kararına rağmen, Galatasaray Meydanı’na çıkmak isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları önce ablukaya daha sonra da gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın Galatasaray Meydanı’nda yapmak istedikleri 965. hafta basın açıklaması yine engellendi. Cumartesi Anneleri/İnsanları, iki noktada önce ablukaya, sonra gözaltına alındı.

Gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun’un kızı Besna Tosun, gözaltına alındığını sosyal medya hesabından duyurdu. Tosun, şöyle dedi: 28 yıldır aradığımız mezarsız sevdiklerimizi unutmamızı istiyorlar, unutmayacağız!

Polis, gözaltına alma gerekçesi olarak Beyoğlu Kaymakamlığı’nın yasak kararını gösterdi.

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Avrupa Konseyi’nden Demirtaş Ve Kavala İçin “Diyalog” Çağrısı

Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’la ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını görüşen Avrupa Konseyi, Türkiye’ye bir kez daha AİHM’in hükümlerini yerine getirme çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ‘derhal serbest bırakın’ kararına rağmen tahliye edilmeyen Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’la ilgili Türkiye’nin kararlarını görüştü.

AİHM’nin karar ve hükümlerinin uygulanmasını denetlemek üzere 19-21 Eylül tarihlerinde toplantı yapan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi Türkiye’yle ilgili kararını da açıkladı. Toplantıdan yaptırım kararı çıkmazken, Komite ‘Kavala’yı serbest bırakın’ çağrısını bir kez daha yeniledi.

Türkiye’nin Kavala’nın tutukluluğuna son vermek ve derhal serbest bırakılmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alması gerektiğini belirten Komite, Kavala’nın tutukluluğunun makul bir şüpheyi destekleyecek delillerden yoksun olduğuna dikkat çekti.

Ayrıca Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesinden derin üzüntü duyduklarını iletti. “Mahkeme’nin Kavala kararındaki kesin bulgularına ve Komite’nin Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını sağlamaya çağıran müteaddit kararlarına rağmen Kavala’nın tutukluluğunun devam etmesinden derin üzüntü duyuyoruz” dedi.

Toplantıya Adalet Bakan Yardımcısı Niyazi Acar da katıldı. Komite Acar’ın katılımını “memnuniyet verici” olarak nitelendirdi. Komite Kavala’nın Eylül sonuna kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye için üyelikten ihraç da dahil olmak üzere bütün seçenekleri gözden geçireceğini duyurmuştu.

Ankara bu karar öncesi Strasbourg’a ilettiği Eylem Planı’nda, Kavala hakkında ulusal mahkemeler önünde yargı sürecinin devam ettiğini belirtip, Avrupa platformunda karar alınmadan bu sürecin sonlanmasının beklenmesini istedi.

Osman Kavala’nın avukatlarından dizi eleştirisi

Ankara ayrıca Kavala dosyasında Strasbourg ile yürütülen üst düzey teknik ve siyasi diyaloğa vurguda bulundu. Bu diyalog kapsamında Avrupalı büyükelçilerden oluşan bir heyet ile Türk makamları arasında Aralık 2022’de ilk görüşmenin gerçekleştiğini, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türkiye raportörlerinin 13 Ocak 2023 tarihinde Kavala’yı Silivri Cezaevi’nde ziyaret ettiğini, oluşturulan Temas Grubu’nun Şubat ve Nisan aylarında Türk makamlarıyla görüştüğünü hatırlattı.

Osman Kavala’nın avukatları ise 30 Ağustos 2023 tarihinde Strasbourg’a ilettikleri bir görüşte AİHM hükümlerinin hâlâ yerine getirilmediğini belirtti. Avukatlar, Bakanlar Komitesinden Türk makamlarıyla en üst düzeyde temasa geçilmesini, Adalet Bakanlığı’ndan kapsamlı ve doğru bilgi talep edilmesini, Anayasa Mahkemesi’ne AİHM hükümlerini tam olarak ve ivedilikle yerine getirme çağrı.

Selahattin Demirtaş’ta alternatif formül

Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş dosyasında da diyaloğu ön plana çıkardı. Komite, AİHM hükümlerine rağmen Demirtaş’ın serbest bırakılmamasının, “Ulusal makamların AİHM ve Bakanlar Komitesi kararlarını dikkate almadıklarına yönelik kanıyı kuvvetlendirdiğine” vurguda bulundu. Demirtaş için, “Hakkında AYM önündeki sürecin sonlanması beklenene kadar tutukluluk dışındaki önlemler de incelenerek, derhal serbest bırakılması” çağrısını yineledi.

Avrupa Konseyi üyesi devletler ve Avrupa Konseyi Genel Sekreterine, “Demirtaş’ın tutukluluk halini Türk makamlarıyla temaslarda gündeme getirme” çağrısında bulunulan kararda, dosyada ilerleme olmaması halinde konunun Aralık 2023’te Strasbourg’daki AİHM hükümleri gündemli toplantıda yeniden ele alınacağı bildirildi.

Bakanlar Komitesi, Kavala ve Demirtaş hakkındaki AİHM hükümleri temelinde Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun (HSK) “Yürütmeye karşı bağımsızlık ve tarafsızlığının sağlanması” için gerekli tüm önlemlerin alınmasını da talep etti.

(Kaynak: Bianet, DW Türkçe)

Paylaşın

CHP’de “Meral Akşener” Sessizliğinin “İki Nedeni”

Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Lideri Akşener’in açıklamalarına, CHP kanadından bu güne kadar tatmin edici bir yanıt verilmedi. CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) yönetimi seçim yenilgisi sonrası iki ateş arasında. Bir tarafta en büyük ittifak ortağı İYİ Parti’den gelen suçlamalar var, diğer tarafta kurultaya giderken parti içi tartışmalar sertleşiyor. Seçim yenilgisini büyük ölçüde CHP’ye yıkan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarına CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir yanıt gelmedi. Kılıçdaroğlu’nun eski-yeni kurmayları da sessiz.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Bu sessizlik bilinçli bir tercih. Akşener ile polemiğe girmeyeceklerini söyleyen CHP’li kurmaylara göre bu sessizliğin iki nedeni var.

Birincisi Akşener’in parti içinde yaşadığı sorunları aşmak için bu çıkışları yaptığı düşünülüyor. Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin getirdiği 50+1’in ittifakları zorunlu kılarak partileri kimliksizleştirdiği eleştirisine katılan kurmaylara göre 2 seçimdir ittifak sistemi içinde yer alan İYİ Parti kendisini, farkını anlatamadığı bir sıkışmışlık içinde. Hem dünyada hem de Türkiye’de milliyetçilik yükselirken bir sol partiyi destekler görünen İYİ Parti’nin kimlik bunalımı yaşadığına dikkat çekenler, bu sıkışmışlıktan çıkış için yeni politika üretmeleri gerektiğini söylüyor, “Süreci iyi yönetebilseler gelecekleri olabilir ama aceleci, isyankar, saldırgan tutumla bu imkanı kaçırıyorlar” diyorlar.

Akşener’in açıklamalarına cevap verilmemesinin ikinci nedeni ise her ne kadar ittifaklara kapının kapandığı söylense de olası yerel seçim iş birliğini düşünerek daha fazla hasara yol açmamak.

2019 yerel seçim iş birliği sürecinde de birçok sorun yaşandığını hatırlatan CHP’li kurmaylar, “Aynı kapsamda olmasa da iş birliği olasılığı halen var. Bu bir genel seçim değil. Her belediye başkanlığı ayrı değerlendirilir. Bir yol bulunur yoksa İYİ Parti bu sorumluluğu alamaz. Şu an öfkeyle davranıyorlar. Ama seçim sathına girildiğinde tutum değişebilir. Tutum değişmezse de seçmen bir yol bulacaktır” diyor.

Bu arada yerel seçimlerin, en çok oyu alanın kazandığı tek turlu bir seçim olduğunun altını çizen CHP’ye göre İYİ Parti doğru politikalar izlerse seçime ayrı girerek de iktidar blokunu bölmeye fayda sağlayabilir.

Yapılan açıklamaların içeriği ve dilinin İYİ Parti’ye zarar verdiğini, oylarını aşağı çektiğini söyleyen bir CHP’li kurmaya göre İYİ Parti bu yıkıcı tavrını sürdürürse kendisi yok olur.

CHP yönetimi iki ateş arasında dedik. Kasım ayı başında yapılması planlanan kurultay süreci de sancılı geçiyor. Öyle ki, “CHP baraj altında kaldığında bu kadar sert eleştirilmemişti” deniliyor.

CHP yönetimi yaşanan durumu genel başkan adaylığını açıklayan Grup Başkanı Özgür Özel gibi “duygusal kopuş yaşanıyor” şeklinde değerlendirmiyor. “Kopuş değil öfke var” diyen bir kurmay “12. kattan düştük. Yenilgi büyük. Seçim sonrasını da iyi yönetemedik. Yeterli açıklamalar yapılmadı, üstüne artan ekonomik sorunlar karşısında bize oy veren seçmenimiz kendini yalnız hissetti. Bu öfkeyi büyüttü. Ama bunu bir duygusal kopuş olarak görmek doğru değil” diyor.

CHP yönetimi yaşanan büyük yenilgiye karşın bardağın dolu tarafını görmekten yana. Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’nun aldığı yüzde 48 oy, CHP’ye oy verebilecek yüzde 48 oy olarak görülüyor. Bu potansiyelin iyi değerlendirilmesi gerektiği kaydediliyor. Bunun için de yerel seçim işaret ediliyor.

CHP yönetimine göre 2023 seçimi henüz tamamlanmadı. Erdoğan’ın da başta İstanbul olmak üzere bir önceki yerel seçimde el değiştiren bazı kritik illeri yeniden kazanması durumunda seçimin tamamlanacağı bakışı içinde olduğu ifade ediliyor. Bu nedenle CHP yönetimi mevcut belediyeleri koruyup üstüne Bursa, Balıkesir, Denizli gibi yeni kentleri ekleyip bir denge kurabileceğini, yeniden umut yaratabileceğini hesaplıyor.

Yerel seçim çalışmasının hız kazanması için kurultay sürecinin tamamlanması gerekiyor. Kasım ayı başında gerçekleşecek büyük kurultayda sürpriz beklenmiyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun delegelerin üçte ikisinin oyuyla yeniden genel başkan olacağı beklentisi yüksek.

CHP’li yetkililer seçim stratejisi ile ilgili çalışmanın yeni yönetimle birlikte şekilleneceğini kaydetse de kulislerde “sert” bir kampanya hazırlığında olunduğunu söyleyenler var. Özellikle büyükşehirlerde, “Ya Erdoğan ya Yavaş”, “Ya Erdoğan ya İmamoğlu” gibi mevcut iktidarla karşıtlığı gösteren bir dil kullanılması gerektiğini savunanlar var. Bu stratejinin muhalefetin önde olduğu metropol kentlerde uygulanabileceği, diğer büyükşehir ve illerde ise yerelin özelliklerine göre hizmet odaklı bir kampanya yürütüleceği kaydediliyor.

Yerel seçim sürecinde ittifaklar, adaylar, kampanya dili bugünden tartışılsa da bunların somutlaşması için CHP’nin kongre sürecinin tamamlanması gerekiyor. Bu da tartışmaların en az 2 ay daha devam etmesi anlamına geliyor.

Paylaşın

CHP İstanbul İl Kongresi: Kılıçdaroğlu’ndan Adaylara “Çalışın” Talimatı

CHP’de gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin başkanlık için çalışmalarına hız verdiği öğrenilirken, Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) il kongreleri devam ederken gözler, 8 Ekim’de yapılması planlanan İstanbul il kongresine çevrildi. İl başkanlığı için adaylığı konuşulan Özgür Çelik, Cemal Canpolat, Gürsel Tekin, Mehmet Ali Yüksel, Selçuk Sarıyar gibi isimlerin çalışmalarına hız verdiği öğrenildi.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre, bu süreçte CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun kendisiyle görüşen adayların her birine “çalışın” dediği belirtildi. Her adayın ‘ortak aday’ olma isteği de kulislere yansıdı.

Öne çıkan isimler hakkında henüz ortak bir kanıya varılamadığı çekişmeli bir yarışın süreceği gelen bilgiler arasında. Onursal Adıgüzel’in de adının geçtiği adaylık yarışında değişimciler adaylarının Bahçelievler ilçe başkanı Özgür Çelik olduğunu söyledi. Diğer tarafta da İBB Meclis Üyesi Selçuk Sarıyar’ın ismi ön plana çıkıyor.

Değişimcilere karşı olanların Selçuk Sarıyar’ı desteklediği iddiası gündemde. Ancak CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun, bir aday belirlemeden kendi isminin herhangi bir adayla yan yana gelmesini istemediği ifade ediliyor.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, geçen pazar günü İstanbul il merkezinde 39 ilçe başkanıyla bir araya geldiği toplantıda il başkanlığı adayını tarif etmişti. Toplantıda Kılıçdaroğlu’nun, İstanbul il başkanlığı profiline ilişkin Canan Kaftancıoğlu ile çıta yükseldiği, çıtayı daha da yükseltecek birisinin olması gerektiği düşüncesinde olduğu vurgulandı.

Paylaşın