Akşener’in İzmir Hamlesine Soyer’den Yanıt: Ankara Ve İstanbul Müzakeresi İçin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in yerel seçimler için Ümit Özlale’yi İzmir adayı olarak açıklamasını değerlendiren İBB Başkanı Tunç Soyer, “İstanbul ve Ankara için pazarlık” için olduğunu söyledi. Tunç Soyer, İYİ Parti adayı Özlale için ise “kolay rakip” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel’in CHP genel başkanlığı için adaylığını da yorumlayan Tunç Soyer, “Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi” dedi.

Kongreye ilişkin de konuşan İBB Başkanı Soyer, “Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu” değerlendirmesinde bulundu.

İzmir’in CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Sözcü’den İsmail Saymaz’ın sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu Aydın, İstanbul ve Ankara’da belediye başkan adaylarını ilan etti. Sizi ilan etmedi. Problem mi var?”

Diğer yedi şehri de ilan etmedi. Her şehrin kendi dinamikleri var. Üçünün başka gerekçeleri olabilir.

İzmir’de CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın’ın da adı geçiyor. Kulağınıza geldi mi?

Evet, geldi. Öyle bir ihtimal görmüyorum. İzmirli, ithal adaya tepkilidir. Milletvekili listesinde benzer tepkiler görüldü.

Akşener, koku meselesini dile getirdi. Koku meselesini çözemediniz mi?

Bu mesele çözülmüştür. Buradayız. (Kordon) Karşısı Çiğli Arıtma Tesisi. Koku var mı şu anda?

Yok.

Koku problemini bu kış bitirdik. 50 yıldır halı altına süpürülen meseleyi çözdük. 50 yıl önce İzmir’e kokudan giremezdiniz. Çocukluğumda burada denize giriyordum. Şu anda girilemiyor. Körfezi kirleterek berbat noktaya getirdik.

Sonra büyük kanal projesi yaptılar. Tepelerden denize akan pis suyu kanal içinde Çiğli’de arıtma tesisine taşıdılar. Yağmur suyu ile pis su kanalını ortak yapmışlar. Bu ne demek? Tesis 100 birim suyu temizlemek için yapılmışken, 150-170 birim gidiyor. Arıtamadığı yağmur ile pis su karışımını denize veriliyor. 2,5 milyon metreküplük çamur birikmiş 20 yılda. Biz 260 kilometre yağmur ve pis su kanalını ayrıştırdık. Çamurları temizledik.

Çözdünüz mü?

Kalıcı olarak çözdük. Artık koku olmayacak. 1,5-2 sene sonra yüzülebilir hale gelecek.

20 yıl dediniz ya. Bunun tamamında CHP’li yönetimi var.

Bu belediye başkanlarının vizyonu, yetenekleri, kapasiteleri ve kaynakların zenginliğiyle alakalı.

Akşener sizi sığınmacılarla ilgili de itham etti. Neden?

Üç sene önce “Suriyelileri hazmetmemiz lazım. Entegre edemezsek tehlike haline gelecekler” demiştim.

Kastınız vatandaşlık vermek mi?

Hayır. Suriye’den Afganistan’dan gelenlerle ilgili devletin bir politikası yok. Biz vergiden pay alıyoruz. Pay nüfusa göre belirleniyor. 150 bin ilave Suriyeli var. Onun için devlet para vermiyor. Bunlar sokaklarda dolaşıyorlar. Tehdit haline gelmemesi lazım. Kaygımız bu.

Trafik meselesinden çok şikayet duyuyorum. Çözülemiyor mi?

Biz hafif raylı sistemlere yöneldik. Narlıdere metrosunu ve Çiğli’de tramvay hattını 1-2 ayda bitiriyoruz. En büyük yatırımımız Buca metrosu. Bizim bulduğumuz finansman modeli ile çözüldü. Bu ay başlıyoruz. Dört yıl sonra inşaat bittiğinde günde 400 bin yolcu taşıyacağız.

Ümit Özlale nasıl bir rakip?

Akademisyen olarak kıymetli ama kuvvetli bir aday değil.

Akşener’in ilk adayını İzmir’de açıklamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu, İstanbul ve Ankara ile ilgili bir hamle. Asıl hikaye İstanbul ve Ankara’da. Burada sonuç alınamayacağını biliyorlar.

İstanbul ve Ankara’da pazarlık için mi?

Ankara ve İstanbul müzakeresi için bir adım olduğunu tahmin ediyorum.

İYİ Parti adayı sizi riske sokmaz mı?

Sokmaz.

İttifak şart mı?

Değil. Yerelde ittifak tabanda kuruluyor. Genel seçimdeki gibi değil. Belediye başkanı kiminle ittifak kurmak gerekiyorsa kurar. Onu merkez bilemez. Yukarıda el sıkışmanız yeter.

Hafta sonu il kongreniz oldu. Siz ve destek verdiğiniz aday blok listeyi tercih ettiği için kavga çıktı. Neden çarşaf geleneğini değiştirdiniz?

Arkadaşlarımla hep “En geniş mutabakatı sağlamalıyız.” dedik. Bunu zorladım. İzmir tarihinin en büyük mutabakatı vardı.

Kavga çıktı ama.

Kavga çıkaranlar delege değil. Nereden biliyorum? Seçimlere 552 delege katıldı. 538’i bana oy verdi. 14 kişi vermedi. Oy veren neden kavga çıkarsın?

Çiğli, Bornova, Karabağlar’da mutabakat kurulmadı. Üç ilçede dışarıda kaldığını düşününler öfkelendi. Muhtemelen onların getirdiği kişiler. Amaçları kongreyi erteletmek.

Özel’in adaylığı için ne düşünüyorsunuz?

Demokrat bir hüviyetin göstergesidir. Ancak ben seçime genel başkanla gidilmesi gerektiğini düşünüyorum. 2019’da stratejisinin doğru olduğunu hayat gösterdi.

2023’te de kaybetti.

Genel başkanın iradesi dışında çok etken vardı. Faturanın ona çıkartılmasını doğru bulmuyorum. Yüzde 2,5 daha alsaydı bugün itiraz eden olmayacaktı. O nedenle çok samimi bulmuyorum.

Kılıçdaroğlu liderliğinde zafer ile çıkacağınızı düşünüyor musunuz?

Burada adayların çok etkisi olacak. O nedenle genel başkanlık tartışmasını anlamlı bulmuyorum. Adayların kim olduğu önemli. Onlar belirleyecek sonucu.

Söyleşinin tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’ın ABD Ziyareti: Biden İle Yine Görüşemedi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretini değerlendiren Prof. Dr. İlhan Uzgel, “Erdoğan için en büyük beklenti Biden ile görüşmek, fotoğraf vererek dünya lideri görüntüsü vermek. Hatta bunun için gittiğini söyleyebiliriz. İki eli kanda olsa da her yıl eylül ayında gidiyor ve konuşma yapıyor” dedi ve ekledi:

“Medyası tarafından ‘ayar veren lider’ görüntüsü çiziliyor. Sanki bunu dünyada bir tek Erdoğan yapabiliyormuş gibi hava yaratıyorlar. Birkaç liderle konuşuyor, sanki herkes onun ayağına geliyormuş gibi etkisi yaratıyorlar. Ancak Erdoğan yine Biden ile görüşme beklentisini karşılayamadı.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 16 Temmuz’da Birleşmiş Milletler 78’inci Genel Kurulu için gittiği ABD’den döndü. Büyük bir heyetle New York’a çıkartma yapan Erdoğan ülkeye yatırım çağrısı yapıp para arayışına girerken Elon Musk’tan İsrail Başbakanı Netanyahu’ya kadar birçok çok kişiyle görüştü. Ancak ABD Başkanı Joe Biden ve Batılı liderle beklenen görüşmeleri gerçekleştiremedi.

Prof. Dr. İlhan Uzgel, Erdoğan’ın ABD ziyaretini BirGün TV’ye değerlendirdi. Uzgel, şu ifadeleri kullandı:

“Erdoğan için en büyük beklenti Biden ile görüşmek, fotoğraf vererek dünya lideri görüntüsü vermek. Hatta bunun için gittiğini söyleyebiliriz. İki eli kanda olsa da her yıl eylül ayında gidiyor ve konuşma yapıyor. Medyası tarafından ‘ayar veren lider’ görüntüsü çiziliyor. Sanki bunu dünyada bir tek Erdoğan yapabiliyormuş gibi hava yaratıyorlar. Birkaç liderle konuşuyor, sanki herkes onun ayağına geliyormuş gibi etkisi yaratıyorlar. Ancak Erdoğan yine Biden ile görüşme beklentisini karşılayamadı.”

Sermaye arayışı

Erdoğan’ın diğer beklentisi ise Amerikan hâkim sınıflarına yeni bir mesaj vererek güven tazelemekti. Özellikle bunu sermaye girişinin olmamasından yapmak istiyordu. Çünkü Türkiye’de yabancı sermaye kalmadı. Bunu geri kazanmak istiyor. Körfez’i gözüne kestirdi. Ancak beklediği kadar ne Körfez’den ne de Batıdan sermaye girişi olmadı. Mehmet Şimşek bir Körfez’de bir New York’ta finans kuruluşları ile görüşüyor.

Elon Musk ile görüştü, burada fabrika kurması için ama bu düşük ihtimal. Hiç olmazsa borsa ya da şirket alsınlar ve dolar girsin istiyorlar. Türk-Amerikan İş Adamları Derneği aracılığıyla iş adamlarıyla görüştü. Batı çevrelerine ve Amerikan çevrelerine güven verebilmek için, Yahudi lobileri ile de görüşme sağlandı. Erdoğan’ın sıkıştıkça böyle bir esneme payı vardır. Seçmeni de bunu umursamıyor. Haber dahi yapmıyorlar.

Erdoğan tekrar Batı ile ilişkilerine yoluna koymaya çalışıyor. Kabinedeki değişiklikler de bunu gösteriyor; Süleyman Soylu’nun tasfiyesi, Şimşek’in maliyenin başına getirilmesi, Gaye Özkan’ın Merkez Bankasının başına getirilmesi, İbrahim Kalın’ın MİT Müsteşarı yapılması Batı’ya açılmanın kurumsal parçalarıydı. İsrail ile ilişkileri Netenyahu ile kurdular. Kısmen başarılı oldular. Biden yönetimi seçimlere karışmadı. Bu da Erdoğan’ı rahatlattı.

Erdoğan büyük olasılıkla seçimlerden önce birçok güç merkezinden kendisini desteklemesini istedi ve kendilerinin lehlerine politikalar izleyeceğinin sözünü verdi. Hepsine verilen sözün tutulması mümkün değil. O yüzden, birçok odak Erdoğan’a tavır aldı.

Siyasetin kuralıdır, zayıfladıkça zayıflarsınız; AB Parlamentosu, çok sert bir rapor yayınladı, Biden deyim yerindeyse Erdoğan’a yüz vermiyor, Körfez günlük deyimle fırça çekiyor, beklediği para gelmiyor, Putin ile görüştü ancak görüşme çok iyi geçmedi. Erdoğan Batıdan itildikçe, zayıflıyor. Kırılgan ve biraz dışlanmış bir Erdoğan yönetimi herkesin daha çok işine geliyor.

Avrupa Birliği’nden kopamaz

Erdoğan herhangi bir güç merkezine rest çekecek güçte ve pozisyonda değil. AB’ye karşı elindeki en güçlü araç sığınmacılar. Ancak Yunanistan da Erdoğan’ın bunu bir koz olarak kullanmasından rahatsız olduğu için duvar çekmeye başladı.

Başta sığınmacıları burada tuttuğu ve AB’yi bu karın ağrısından kurtardığı için yine de Erdoğan iktidarda olmasından memnunlar. Erdoğan bu konuda çok tutarsız, ama tutarsızlık onun siyasetinin özü zaten. Türkiye AB’den kopamaz. Türkiye’deki yatırımların en büyüğü Avrupa’dan. Türkiye ihracatının çok önemli kısmı Avrupa’ya gidiyor. Çok istikrarlı bir pazar. Ortadoğu da hep böyle değil. Avrupa’dan kopmasına imkân yok.”

Paylaşın

Meral Akşener’den “İttifak” Yorumu: Başaramadık

Katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, Cumhur İttifakı’na ilişkin “Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş” dedi ve ekledi:

“Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.”

Yerel seçimlere ilişkin de konuşan Akşener, “Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, FOX TV’de İlker Karagöz ile Çalar Saat’in konuğu oldu. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akşener’in açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Cumhur İttifakı: Cumhur İttifakı etle tırnak gibi olmuş. Biz ise rekabet dediğimiz yol üzerinden yürüyecektik, onu başaramadık. MHP ile AK Parti de ayrı girdiler. Ama mesela Çankırı’da sonuca odaklandı Cumhur İttifakı.

Erdoğan’a “mülakat” tepkisi: Mülakat sistemi liyakati daha öne alan bir sistem olsun diye kurulmuştu. Ama 2002’den sonra bu iş ‘senci-benci’ meselesine döndü. İş soru çalmaya kadar gitti. Bütün siyasi partiler ve ittifaklar seçime girerken mülakat sistemini kaldıracağımızı söyledik. Mülakatın kalkması lazım. Biz kazansaydık da kalkması gerekiyordu. Sayın Erdoğan’ın tutmadığı, tutmak istemediği vaatlerden biri bu.

Merkez Bankası’nın faiz kararı: Faizi artıran da düşüren de aynı zihniyet. Her ikisinde de bir program yoktu, bugün de yok. Şu anda dar gelirli orta sınıf kredi kartlarıyla yaşıyor. Hem miktarı düşürüldü hem faiz artırıldı.

Asgari ücret: Emekli maaşlarının en düşüğü asgari ücret kadar olmalı. Asgari ücret artırılmalı.

81 ilde seçime girme kararı: Blöf yapmıyoruz. Biz her seçimden olduğu gibi 2023 seçimlerinden sonra oturduk, konuştuk. Aldığımız bilgiler, tepkiler, talepler ışığında GİK’ten karar çıktı. Benim fikrimde aynı yalnız. O karar, 81 ilde kendi adaylarımızla seçime girmek. Bizim partimizin kuruluş felsefesiyle aynı.

CHP ile İttifak polemiği: 2018’de seçime biz yalnız girecektik ama biz 15 milletvekili vesilesiyle ittifaka girmiş olduk. Bütün bir süreç, “Ne kadar güzel bir iş yaptık” diye anlatmak yerine, her kızanın “Biz olmasaydık İYİ Parti olmazdı” dedi. Ömer Seyfettin’in “Diyet” hikayesine döndü bu iş. Sonuç itibariyle bunu bir demokrasi eylemi olarak ortaya koyamadık.

Akşener, Levent Gültekin’i yalanladı

Öte yandan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Levent Gültekin’in kendisi hakkında iddialarını yalanladı.

Gültekin’in, “Meral Akşener, seçimlere bir buçuk yıl vardı, bir gün beni aradı. Yavaş ve İmamoğlu’nun kastederek ‘bunlar kendilerini ne zannediyor. Belediyenin parası ile anket yaptırıyorlar, kendilerini önde gösteriyorlar. Ben bunlar cumhurbaşkanı olsun diye mi parti kurdum. Ben onlara geçit vermem dedi” sözleri için, “Mahkemeye vereceğim. Öyle bir sözüm olmadı” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Kamuda Mülakat” Açıklamasına Tepki

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘kamuda mülakat’ açıklamasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kamuda işe alımlarda uygulanan mülakatlarla ilgili “Ben Seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz.” diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a tepki gösterdi.

Sosyal medya hesabından paylaşım yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı: “Erdoğan bizden çalarak seçim vaadi yaptığı mülakat meselesinde yine çark etmiş, ‘Milli Eğitim ve İçişleri Bakanlarıyla görüşür, bakarız’ demiş. Halkın gözünün içine baka baka yalan söylediğini bir kez daha itiraf etmiş.

Ancak burada sadece bir yalanın itirafı yok, yine bir oyunun döneceği anlaşılıyor. Bu senin zaten seçim vaadindi, gereğini yaparsın biter! Hayırdır, alacağın kararları bakanlarınla görüşesin mi tuttu? Mülakata takılan evlatlarımız için ben sokakta mücadele ederken, siz kapılara kilit vuruyordunuz. O çocukları size yedirmeyeceğim!”

Erdoğan ne demişti?

Erdoğan, BM Genel Kurulu için gittiği New York’ta gazetecilerin mülakat sorusuna, “Biz, mülakatları görevin gerektirdiği zorunluluklar dışında kaldırmayı vadettik. Görevin gerektirdiği hallerde ise hakkaniyetle hareket edilmesi temel yaklaşımımızdır. Mülakatlar çok sınırlı ve çok özel meslek gruplarında gerekli olabilir.

Elbette mülakat komisyonlarının objektif kriterlerle oluşturulması konusu da çok mühim bir konu. Konuyu ilgili bakanlarımızla yakın görüşüyor, çalışıyoruz. Ben seçim vaatlerim içinde böyle bir söz verdiysem, bunu Milli Eğitim bakanımla, İçişleri Bakanımla görüşmek suretiyle, yeni bir yol haritasıyla ilerletiriz” yanıt vermişti.

Paylaşın

Ali Babacan: Seçimden Bu Yana 4 Kez Faiz Arttı, Erdoğan Susuyor

Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan DEVA Lideri Ali Babacan, “Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu, bugünkü toplantısında politika faizini 500 baz puan daha artırarak yüzde 25’ten yüzde 30’a çıkardı.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Merkez Bankası’nın kararına ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulundu. Babacan, şu ifadeleri kullandı:

“Seçimden bu yana 4 kez faiz arttı, Sayın Erdoğan susuyor. Merkez Bankası’nın politika faizi bir kenarda dursun, bu milletin Hazinesi’nden her yıl ne kadar faiz ödettiğini kendisinden hiç duydunuz mu? Ekonomi yönetimini devrettiğimden bu yana tam 46 kat arttı.”

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan 17 Yaşındaki Çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten Tutuklanmasına Tepki

17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’e Hakaret”ten tutuklanmasına tepki gösteren CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz” dedi ve ekledi:

“Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir. Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 17 yaşındaki bir çocuğun “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” gerekçesiyle tutuklanmasına dair sosyal medya hesabından bugün açıklama yaptı.

“Maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir,” diyen CHP liderinin açıklaması şöyle: “Cumhuriyetimizin kurucusu Büyük Atatürk’e yönelik hakaretler, Saray İktidarının yarattığı iklimin sonucudur. Bu çirkinliği kabul edemeyiz. Ancak maharet böyle eğitilen, böyle kandırılan, böyle beyni yıkanan bir çocuğu cezalandırmak değildir.

Sarayın göz boyamak için yaptığı bu tutuklama, o çocuğun geleceğinden çalmaktan başka bir şeye yaramayacaktır. Sadece ve sadece Sarayın ‘düşmanlaştırma’ politikasına katkı sağlayacaktır. Örneğin Kuveytli bir kişi, Atatürk’e yönelik hakaretlerini sürdürmektedir. Ve üstelik bu kişinin, Türkiye Cumhuriyeti pasaportuna sahip olduğu iddia edilmektedir.

Öncelikle bu iddia, ilgili makamlarca derhal açıklığa kavuşturulmalıdır. İddia doğru olsa da olmasa da Saray İktidarının para karşılığı vatandaşlık satma politikasının varacağı yer burasıdır. Türkiye Cumhuriyeti lütufla değil, kanla kurulmuştur. Ülkemizin vatandaşlığı da aynı nispette kıymetlidir. Üç-beş Dolar’a tamah ederseniz, böyle ahlaksız kişilerin karşısında eğilirsiniz. Bunu Saray İktidarı kendisine yediriyor olabilir, ancak bu durum Türkiye Cumhuriyeti’ne yakışmaz.”

Ne olmuştu?

Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıyla “uygunsuz” hareketler yapan 17 yaşındaki A.E.S, dün (20 Eylül) gözaltına alındı. Emniyetteki işlemleri tamamlanan A.E.S, İstanbul Kartal’daki Anadolu Adalet Sarayı’na getirildi.

Savcılıkça ifadesi alınan şüpheli, “Halkın bir kısmını sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” ve “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” suçlarından tutuklanması talebiyle nöbetçi sulh ceza hakimliğine sevk edildi. Hakimlik, şüpheli A.E.S’nin tutuklanmasına hükmetti.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Faiz Kararı Sonrası Tek Cümlelik Yorum

Merkez Bankası’nın 500 baz puan artışla faizi yüzde 30’a çekmesi sonrası Türkçe ve İngilizce mesaj yayımlayan Bakan Şimşek “Attaining price stability is our priority (Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz)” dedi. 

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), üst üste dördüncü kez faiz yükseltti. Ağustos ayında faizi yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkaran Merkez, eylülde faizi 500 baz puan artırdı.

Faiz kararına ilişkin değerlendirmede bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkçe ve İngilizce yaptığı paylaşımda, “Attaining price stability is our priority (Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz)” dedi.

Merkez’den parasal sıkılaştırma sürecinin devamı vurgusu

Öte yandan Merkez Bankası’ndan yapılan açıklamada, Kurul’un “dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması ve fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin devamına” verdiği vurgulandı.

Enflasyonun Temmuz ve Ağustos aylarında öngörülenin üzerinde gerçekleştiği belirtilen açıklamada, “Yurt içi talepteki güçlü seyir ve hizmet fiyatlarındaki katılık devam ederken, petrol fiyatlarındaki artış ve enflasyon beklentilerinde süregelen bozulma enflasyonda ilave yukarı yönlü baskı oluşturmaktadır” denildi. Bu unsurların enflasyonun yıl sonunda Enflasyon Raporu’ndaki tahminlerin üzerinde olacağına işaret edildi. Merkez Bankası, Temmuz ayında 2023 yılı enflasyon tahminini yüzde 58’e yükseltmiş, 2024 yıl sonu tahminini ise yüzde 33 olarak güncellemişti.

“Son dönemde etkili olan ücret ve kur kaynaklı maliyet yönlü baskılar ile vergi düzenlemelerinin ise enflasyona önemli ölçüde yansıdığı ve aylık enflasyonun ana eğiliminde düşüşün başlayacağı değerlendirilmiştir” denilen açıklamada, Para Politikası Kurulu “parasal sıkılaştırma adımlarının etkisiyle, dezenflasyonu 2024 yılında Rapor’daki patika ile uyumlu şekilde tesis etmekte kararlıdır” ifadesine yer verildi.

Faiz indirme sürecine 27 ay sonra son verilmişti

Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın göreve atanması sonrası faiz indirimi sürecine 27 ay sonra son vermiş, son 3 PPK toplantısında politika faizini yüzde 16,5 artırmıştı.

Politika faizi, Haziran ayında 650 baz puan artışla yüzde 15’e, Temmuz ayında ise 250 baz puan artışla yüzde 17,50’ye yükseltmişti. 24 Ağustos’ta yapılan toplantıda ise politika faizi, piyasa beklentilerinin üzerinde 750 baz puanlık artışla yüzde 17,5’ten yüzde 25’e çıkartılmıştı.

Anadolu Ajansı (AA) Finans’ın 19 ekonomistin katılımıyla yaptığı ankette 500 baz puan artış beklentisi öne çıkmıştı. Anket sonuçlarına göre, 250 ile 600 baz puanlık bir artırım öngören ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 27,50 ile yüzde 31, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 35 ile 45 arasında yer alıyordu.

Ekonomistlerin yıl sonu politika faizi beklentilerinin medyanı ise yüzde 36 olmuştu. Reuters anketine katılan 16 ekonomist de Merkez Bankası’ndan 500 baz puanlık artış bekliyordu. Tahminler yüzde 27,5 ile yüzde 31 bandında yer alıyordu.

Bloomberg HT’nin anketine katılan 19 kurumun medyan beklentisi de, politika faizinin bugün 500 baz puan artırılarak yüzde 30’a yükseltilmesi yönündeydi. Eylül ayı faiz anketinde; maksimum beklenti yüzde 30, minimum beklenti ise yüzde 27,5 olmuştu.

Ankette 2023 yıl sonu için medyan faiz beklentisi yüzde 35 seviyesinde gerçekleşmişti. 2023 yıl sonuna ilişkin maksimum beklenti yüzde 40, minimum beklenti ise yüzde 30 olmuştu.

Paylaşın

MHP’li Semih Yalçın İYİ Parti’yi Hedef Aldı: Şark Kurnazlığı

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in İzmir adayını açıklamasını değerlendiren MHP’li Semih Yalçın, “CHP’nin güçlü olduğu ve desteğe ihtiyaç duymayacağı İzmir’de, İP’in belediye başkanı adayı açıklaması, hem halkı hem de zillet ortaklarını aldatmaya dönük basit bir şark kurnazlığıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP kuyruklarının “iş birliği” etmekten kastları, daha dolaysız bir deyişle pazarlık kapılarını ardına kadar açık tutmaktır. Çünkü meselenin arkasında ince çıkar hesapları, ballı belediye pastasından pay kapma planları vardır.”

Yalçın açıklamasının devamında, “Hepsi de pekâlâ bilmektedir ki zillet bağlaşıkları birbirine sıkı sıkıya tutunmadan hiçbir metropol kentte, hiçbir büyük şehirde belediye başkanlığı kazanılması mümkün değildir” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, yazılı bir açıklama yaptı. Semih Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“CHP çığırtkanı muhalif TV kanallarının sahip ve sorumluları; gördükleri iktidar rüyasından zillet ittifakının seçimlerde uğradığı hezimete rağmen uyanamamıştır. Bu yüzden CHP yandaşı kanallar hâlâ aynı beyin yakan nakaratları sayıklamakta, bıkıp usanmadan aynı karamsar zillet şarkılarını yırlamaktadır.

Aslında bu olgunun psikolojik sebeplerinin başında, malum TV kanalarının beslenme kaynaklarını yitirme korkusu gelmektedir.

Bugüne kadar hayatiyetlerini fonlanıp yemlenerek sürdüren bu tufeyli kanalların, hâlâ seçimlerin galibi MHP ve Cumhur İttifakıyla uğraşmaktan vazgeçmemeleri de mecburi bir üç maymun yayıncılığıdır.

Zillet yandaşı felaket tellalları; hep bir ağızdan toplumsal barışı baltalayan, toplumu gelecek ve geçim endişesine sevk eden, Türkiye’nin ilerleme ve kazanımlarını yok sayan yayınlarını ısrarla sürdürmektedir.

Türkiye’nin gerek içeride gerekse dışarıda sahip olduğu, eriştiği her şey ve sağladığı her kazanım; kör bir inat uğruna, sığ bir politika anlayışıyla ret ve inkâr edilmektedir. Her gün sabahtan akşama, akşamdan sabaha iktidara ve Cumhur İttifakına atıp tutulmaktadır.

Ekonomi başta olmak üzere hemen her konuda karanlık ve karamsar tablolar çizilerek halk arasında panik ve ümitsizlik körüklenmektedir. Borazan kanalların hâlâ bodoslama destek verdiği CHP ise kendi derdine düşmüş vaziyettedir.

CHP kurmayları ve sözcüleri, fiilen dağılmış görünen zillet ittifakı üyeleriyle “İP’leri” koparmamak için çatışmacı siyasetten uzak durma telaşındadır. CHP, 2024 Mart’ındaki Yerel Seçimler sırasında desteklerini yeniden kazanmak için zillet ittifakının üyeleriyle gerginlik çıkarmama, kavgaya tutuşmama derdindedir.

CHP; ayrıca seçim mağlubiyetinin başmimarı Kemal Kılıçdaroğlu’nu tavşan genel başkan adaylarının arkasına saklayarak güçlendirme ve kurultaydan galip çıkarma stratejisini firesiz, kayıpsız uygulama çabasındadır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun, 2024 Mart’ında bir seçim tokadı daha yemeden sahne-i siyaseti terk etmeyeceği şimdiden belli olmuştur.

İP başta olmak üzere zillet ittifakının bileşenleriyse gelecekteki pazarlık masasında ellerini güçlü tutmak için seçim mağlubiyetinin bütün suçunu umarsızca, fütursuzca CHP’ye yüklemektedir. CHP dışındakiler; ağır siyasi yenilginin vebalini üzerlerine almadıkları gibi, “İttifak sisteminden vazgeçtik.” diye kamuoyunun gözünü boyama, cambaza baktırma cinliğini de elden bırakmamaktadır.

Mesela CHP’nin güçlü olduğu ve desteğe ihtiyaç duymayacağı İzmir’de, İP’in belediye başkanı adayı açıklaması, hem halkı hem de zillet ortaklarını aldatmaya dönük basit bir şark kurnazlığıdır. CHP kuyruklarının “iş birliği” etmekten kastları, daha dolaysız bir deyişle pazarlık kapılarını ardına kadar açık tutmaktır.

Çünkü meselenin arkasında ince çıkar hesapları, ballı belediye pastasından pay kapma planları vardır. Hepsi de pekâlâ bilmektedir ki zillet bağlaşıkları birbirine sıkı sıkıya tutunmadan hiçbir metropol kentte, hiçbir büyük şehirde belediye başkanlığı kazanılması mümkün değildir.

MHP olarak; genişçe tasrih ettiğimiz bu acınası siyasi muhalefet manzarası karşısında, CHP ve zillet ittifakı yandaşı TV kanallarının sahipleriyle yayın sorumlularına birkaç soru sorma gereği duymaktayız.

Bu televizyon kanalları çalışanlarına, işin bütün yükünü çeken medya emekçilerine sağlıklı ve hak ettikleri şekilde ücret ödemesi yapabilmekte midir?
Çalışanların net ve brüt maaşları ne kadardır, en azından onların günlük ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede ve yeterlilikte midir?
Söz konusu CHP yandaşı kanallar devlete vergilerini muntazaman ödemekte midir?

Alınan destekleme fonları kimlere, nerelere ve nasıl harcanmıştır?
Yandaş kanalların sahipleri ve fondaşları başta Kahramanmaraş merkezli depremin vurduğu 11 ilde yaşananlar olmak üzere sosyal felaketler karşısında ne gibi rol oynamıştır?
Bahse konu TV kanallarının sorumlu ve yetkilileri 6 Şubat’tan sonra 11 ilimizi içine alan deprem bölgesine herhangi bir yardım ve destekte bulunmuşlar mıdır?
Bu soruların, muhataplarınca kamuoyu önünde, bütün açıklığı ve ayrıntılarıyla cevaplanması samimi beklentimizdir.

Halkın da bu sorulara dürüstçe(!) verilecek cevapları en kısa sürede duymak isteyeceğine şüphe yoktur.”

Paylaşın

“İYİ Parti, İmamoğlu Ve Yavaş Konusunda Henüz Karar Vermedi” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’na destek konusunda henüz karar verilmediği öne sürüldü:

“Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil. Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

Yerel seçimlere ittifaksız girmeye hazırlanan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin milletvekili Ümit Özlale’yi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak açıklamıştı.

Yerel seçimler için neden önce İzmir adayını açıkladıkları sorulan İYİP GİK üyesi “Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil” dedi.

Halk TV’den Seyhan Avşar “Akşener neden ilk olarak İstanbul ya da Ankara adayını değil de İzmir adayını açıkladı?” sorusunu İYİP Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi önemli bir isme sorduğunu ve dikkat çekici bir yanıt aldığını aktardı.

Buna göre ismi açıklanmayan İYİP GİK üyesi partisinin henüz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip desteklememek konusunda net bir karar vermediğini söyledi.

Avşar’ın aktardığına göre İYİP GİK üyesi şu ifadeleri kullandı: “GİK’te her ilden belediye başkanı adayı çıkarmamız konusunda karar çıkmış olabilir. Peki bu gerçekten böyle olacak mı? Partimiz Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu’nu destekleyip destekleme konusunda henüz net bir karar vermiş değil.

Ayrıca partimizin Yavaş ve İmamoğlu ile bir bağı ve çok ciddi bir geçmişimiz var. Onlara karşı bir aday çıkarabilecek miyiz? Ayrıca bizim Tunç Soyer ile bir bağımız ve geçmişimiz yok. O nedenle ilk İzmir’in adayının açıklanmasına şaşırmamak lazım.”

“İYİ Parti İstanbul ve Ankara belediye başkanlığına karşılık İzmir’i istiyor olabilir mi?” diye soran Avşar’a GİK üyesinin yanıtı şöyle oldu: “CHP İzmir’i verir mi? CHP’nin Ankara ve İstanbul’u kazanması kesin değil.

Ancak en garanti il İzmir. Şimdi İzmir garantiyken o şehri bize veririp, İstanbul ve Ankara’yı kaybederse bu durum 14 Mayıs seçimlerine döner. Saadet Partisi’ne 9 vekil, diğerlerine bilmem kaç vekil… Siz CHP olsanız bunu yapar mısınız yapmazsınız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti Ve MHP Strateji Çalışacak

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin stratejileri de netleşiyor. AK Parti ve MHP, başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirleyecek.

AK Partili ve MHP’li kurmaylar yaptıkları çalışmalar sonucu, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin verileri parti genel başkanlarına sunacak.

Yerel seçimlerde de Cumhur İttifakı ruhuna uygun hareket edeceklerini açıklayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu amaçla iki partiden kurmayların ortak yürütecekleri çalışma için Genel Başkan yardımcıları Feti Yıldız ve Sadir Durmaz’ı görevlendirdi.

Milliyet’ten Beyza Coşkun’un haberine göre, AK Parti’de üç, MHP’den iki ismin yer alacağı öngörülen çalışma grubu, 7 Ekim’deki AK Parti kongresi sonrası bir araya gelecek. AK Parti ise Genel Başkanvekili Efkan Âlâ, Seçim İşleri Başkanı Ali İhsan Yavuz ve Yerel Yönetimler Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı ortak çalışma grubu için görevlendirdi.

Her iki partinin geçmiş seçimlere yönelik analizleri doğrultusunda grup, yerel seçim iş birliğinin ne şekilde hayata geçirileceğine yönelik alternatifli strateji çalışması yürütecek. Başta büyükşehirler olmak üzere her il için ayrı ayrı strateji belirlenerek, işbirliği yapılabilecek illere ilişkin çıktılar liderlere sunulacak.

Paylaşın