HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan’dan “İttifak” Açıklaması

HEDEP Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, ittifaklara ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bizim ittifak yeterince toplumsallaşamadı, bir güç biriktiremedi. Sadece seçimle sınırlı kaldı. Zaten seçimle sınırlı kalan bir ittifakın ne topluma ne halklarımıza ne kimseye bir hayrı olmadığını defalarca test etmiştik” dedi ve ekledi:

“İttifakların sığ, daha çok seçim endeksli olması, bu seçimde bizlere çok büyük dersler verdi. Geçmişteki pratiği tekrar etmek bu halka yapılacak en büyük kötülüklerdendir. En sağlıklı en doğru ittifak, en geniş toplumsal zemini, siyasal partilerle sınırlı kalmayan bir mücadele zemini oluşturmaktır.”

Tuncer Bakırhan, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmelerin devamında, “Bugüne kadar başaramadığımız, geçmişteki bagajlardan kurtularak bu halka umut olacak bir seçenek yaratmamaktan kaynaklı bir şeydir. Ya bütün iddialarımızdan vazgeçeceğiz, biz dâhil olmak üzere, artık bu toplumu ‘İttifak altında birleşiyoruz, başaracağız’ diyerek tekrar yanıltmak gibi büyük bir yanlış içine girmeyeceğiz. Ya da demokrasi için emekçiler için geleceğimiz için en doğru olan neyse asgari müşterekte de olsa bir araya gelip hem zeminde hem sahada yeri gelirse de seçimde hayata geçirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, BirGün’den Nurcan Gökdemir ve Hüseyin Şimşek’e konuştu. Bakırhan, ittifaklara ilişkin şunları söyledi:

“Sonuç itibarıyla dediğimiz şeye çok da hizmet etmediği ortaya çıktı. Bizim ittifak yeterince toplumsallaşamadı, bir güç biriktiremedi. Sadece seçimle sınırlı kaldı. Zaten seçimle sınırlı kalan bir ittifakın ne topluma ne halklarımıza ne kimseye bir hayrı olmadığını defalarca test etmiştik. İttifakların sığ, daha çok seçim endeksli olması, bu seçimde bizlere çok büyük dersler verdi. Geçmişteki pratiği tekrar etmek bu halka yapılacak en büyük kötülüklerdendir.

En sağlıklı en doğru ittifak, en geniş toplumsal zemini, siyasal partilerle sınırlı kalmayan bir mücadele zemini oluşturmaktır. Bugüne kadar başaramadığımız, geçmişteki bagajlardan kurtularak bu halka umut olacak bir seçenek yaratmamaktan kaynaklı bir şeydir. Ya bütün iddialarımızdan vazgeçeceğiz, biz dâhil olmak üzere, artık bu toplumu ‘İttifak altında birleşiyoruz, başaracağız’ diyerek tekrar yanıltmak gibi büyük bir yanlış içine girmeyeceğiz. Ya da demokrasi için emekçiler için geleceğimiz için en doğru olan neyse asgari müşterekte de olsa bir araya gelip hem zeminde hem sahada yeri gelirse de seçimde hayata geçirmemiz gerekiyor.

İttifaklarımız toplumsal mücadeleyi büyütmedi, mevcut iktidar karşısında başarılı bir sonuç ortaya koymadı. Kıymetlidir, değerlidir, hiç yoktan iyidir ama kendisi değil… Bir arada olmamız gerekiyor. Son dönem yaşadığımız şeyler de çok net şekilde bunu bir ödev olarak karşımıza koyuyor. Biz geçmişte birbirimize karşı olan eleştiriler üzerinden birbirimize mesafe koyma, araya duvarlar örme şansına sahip değiliz.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, masada görünmek gibi bir derde düşmedik. Bizim için bu sistemi değiştirebilir miyiz, daha demokratik bir zemine kavuşabilir miyiz, mevcut iktidardan kurtulabilir miyiz, Erdoğan gönderilebilir mi, savaş politikaları biter mi, insanların yaşamına, düşüncesine, giyim kuşamına karışmayan, görece daha ılımlı bir politika ortaya çıkar mı, önemliydi. Ne kadar katkı verdik, katkımız ne kadar görüldü o ayrı bir mesele. Yaptığımız şeyin karşılığının verilmesi onlarla ilgili bir durumdur.

Ama şu bilinmeli ki yanlış anlaşılmasını istemiyorum Kürt oyu basit bir oy değildir. Gözaltı, cezaevi, köyü yakılan insanlar… Ağır bedeli olan bir kâğıt parçasıdır. Büyük bedeller ile oluşmuş oyun gittiği yerin kıymetli olması gerekiyor. Denedik bir sonuç ortaya çıkmadı ama büyük dersler ortaya çıktı. Önümüzdeki dönemde ne yapacaksak açık ve şeffaf olmalı. Bizim desteğimize ihtiyaç duyanlar açısından da böyle olmalı. Artık arka kapı diplomasisinin yürüdüğü, Türkiye toplumunun kabul etmediği, topluma kapalı ittifaklar olmamalıdır. Olacaksa açık olmalıdır, ilkeleri belli olmalıdır.

“İktidarla hiçbir konuda bir görüşme durumumuz olmamıştır”

Yapacağımız çalışmalar seçim ittifakı olarak algılanabilir. Ama bununla sınırlı tutmayacağız. Savaş tezkeresi, İsrail – Filistin savaşı, eğitim sistemi ya da benzeri konularda da ittifak yapmalıyız. Yerel seçimler için bir çalışmamız var. Yapacağımız her işte kesinlikle demokratik değerleri, halklarımızı esas alacağız. Yapacağımız iş ne ise açık ve şeffaf olacak. Tanımlanmış olacak. 7 Haziran 2015’ten beri hükümete kaybettirme, muhalefete kazandırma stratejisini izliyoruz. Tamam, iktidar kaybetsin ama kazanacak muhalefet de daha anti demokratik olmasın.

Evet, ihtiyaç varsa değişim olsun ama bir öncekinden daha demokrat, daha kapsayıcı, daha şeffaf, daha halkçı olması lazım desteklenecek adayın. Hükümetle şu an bu konuda bir görüşme söz konusu değildir. Seçim dâhil olmak üzere iktidarla hiçbir konuda bir görüşme durumumuz olmamıştır. Ancak kim olursa olsun ne istediğini ve beklediğini kamuoyu ile net bir şekilde paylaşmak kaydıyla ve çözümü mümkün kılacaksa her kesimle yeri gelince görüşebiliriz.”

Paylaşın

Bahçeli’nin “Gazze” Çağrısına İYİ Parti’den Yanıt: Mehmetçiğimizden Uzak Durun

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına isim vermeden yanıt veren İYİ Partili Bahadır Erdem, “Mehmetçiğimizden uzak durun! Ordumuz Misakı Milli’yi başarıyla koruyarak sözde değil özde Milliyetçiliğini fazlasıyla yapıyor 100 yıldır!” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel İdare Kurulu (GİK) Üyesi Bahadır Erdem, Gazze’de İsrail-Filistin arasında olası ateşkesin 24 saat içinde olmaması durumunda Türkiye’nin ‘süratle devreye girmesi gerektiğini’ söyleyen  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye isim vermeden yanıt verdi.

Bahadır Erdem, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Siyasi populizm uğruna Türk askerinin canını, kanını Gazze’de akıtmak isteyen bir zihniyeti ne bu ülkenin devlet aklı kabul eder, ne de millet içine sindirir! Uygur Türkleri katledilirken susan sözde “Milliyetçi” zihniyet memleketimizi ortadoğu bataklığına sokmak istiyorsa buyursun en önden alalım kendilerini. Mehmetçiğimizden uzak durun! Ordumuz Misakı Milli’yi başarıyla koruyarak sözde değil özde Milliyetçiliğini fazlasıyla yapıyor 100 yıldır!”

MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki katliamlarına tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı: “Eğer 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır.

Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, muktedirdir.”

Davutoğlu ve Karamollaoğlu’ndan Bahçeli’ye destek

Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelmişti.

GP Lideri Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günlerdir algı yönetimi ve provokatif çıkışlar ile Gazze’de yaşanan katliamı perdelemeye çalışanlara rağmen, bu insanlık suçuna dur demek adına atılan her adımı ve yapılan her çağrıyı desteklediğimiz gibi; Sayın Devlet Bahçeli’nin Gazze ve Filistinli kardeşlerimiz için dile getirdiği ifadeleri de takdirle karşılıyor, destekliyorum” ifadelerini kullanmıştı.

SP Lideri Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Sayın Devlet Bahçeli’ye Filistin konusunda gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Tarihimizin, inancımızın ve insanlığımızın gereği olan çağrısını destekliyorum” demişti.

Paylaşın

İYİ Parti’de Akşener Sonrası Senaryolar Konuşuluyor!

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeye karar veren İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener’in yerel seçimlerde yüzde 8’in altında oy alması durumunda istifa etmesinin sürpriz olmayacağı öne sürüldü. Partide Akşener sonrasına dair de birçok senaryo konuşulmaya başlandığı iddia edildi.

İYİ Parti seçim yenilgisinin ardından ittifaktan ayrılıp “Hür ve Müstakil” yeni bir yola çıktığını açıkladı. Yerel seçimlere ülke genelinde kendi adayları ile girme kararı alan İYİ Parti’nin bu tutumu tartışma konusu oldu.

İYİ Parti’nin “kazanacak aday” söylemi, masadan kalkması gibi adımlarla seçim sürecine büyük zarar verdiğini anlatan bir CHP’li yöneticiye göre bu tutum nedeniyle İYİ Partililerin yüzde 30’u cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu’na oy vermedi. CHP’li birçok siyasetçi de İYİ Parti’nin yerel seçim tutumunu “Öfkeyle yapılan yanlış iş” olarak değerlendiriyor.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Akşener’i İYİ Parti kulislerinde de eleştiren birçok isim var. Akşener’in yerel seçimlerde yüzde 8’in altında oy alması durumunda istifa etmesinin sürpriz olmayacağını söyleyen bir partiliye göre Akşener sonrasına dair de birçok senaryo konuşulmaya başlandı.

Akşener’in bırakması durumunda bazı milletvekillerinin AK Parti’ye, belki birkaç milletvekilinin de CHP’ye gideceği, MHP’den gelenlerin ise partide kalıp kurultayı gerçekleştireceği kaydediliyor. “Peki MHP’ye geçiş olmaz mı” sorusuna ise, “Kurultay sonrası MHP ile bütünleşme trafiği başlar. Katılma değil de birleşme şeklinde bir süreç işler” yorumu yapılıyor.

İYİ Parti

İYİ Parti, 25 Ekim 2017 yılında Milliyetçi Hareket Partisi’nden (MHP) ayrılan tanınmış isimler tarafından kuruldu. Partinin kurucusu ve genel başkanı Meral Akşener ile ilk genel başkan yardımcısı Koray Aydın, parti kurulmadan önce MHP’nin yönetiminde görev aldı.

MHP’nin 2017 anayasa referandumunda ‘Evet’ oyu çağrısı ve partinin genel başkanı Devlet Bahçeli’nin yerine başka bir genel başkan getirmek için düzenlenen bir kurultayın ardından tanınmış MHP üyeleri arasında yeni parti fikri ortaya çıktı.

Siyasi yorumculara göre parti genel olarak etnik milliyetçiliğe karşı ılımlı sivil milliyetçiliği destekliyor. Parti kendisini siyasi yelpazenin merkezinde olarak tanımlar ve Avrupa Birliği ile Türkiye’nin yakın ilişkilere sahip olduğu olumlu bir gündemi savunuyor, Türkiye’nin Batı Bloku’nun bir parçası olmaya devam etmesi gerektiğini vurguluyor. Üçüncü taraf kaynaklar, partiyi siyasi yelpazenin merkez sağında veya sağ kanadında olarak tanımlıyor.

Parti, özellikle parlamenter sistem ve yargının ve diğer kurumların bütünlüğünü koruması konusuna büyük önem veriyor. Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) hükümetine muhalif olan sağcı seçmenler için “alternatif bir kapı” olarak yorumlanıyor.

Paylaşın

TBMM’de Saadet – AK Parti Gerilimi

AK Partililerin Gazze için yürüyüş yapmasını eleştiren Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya’ya, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin tepki gösterdi: Hayret bir şey ya! Konuşturmayın şu arkadaşı ya!

AK Parti ile Saadet Partisi milletvekilleri arasında Meclis Genel Kurulu’nda sık sık gerilim yaşanıyor. Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, AK Partililerin Gazze için yürüyüş yapmasını eleştirdi, “İktidar partisine mensup olanların sivil toplum kuruluşları gibi meydanlarda yürüyüş yapması bir izzet değil bir acziyettir. İktidar mensupları icraatlarıyla, yaptırımlarıyla konuşurlar. Eğer onu yapacak gücünüz yoksa terk edin o sıraları, onu yapacak birileri mutlaka gelir” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Kaya’nın bu sözleri üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin, “Hayret bir şey ya! Konuşturmayın şu arkadaşı ya! Terk edecekmişiz… Oyunu al gel! Milletin reyiyle biz buradayız. Millet sana rey vermemiş, CHP’ye rey vermiş zaten” diye tepki gösterdi. Bu sözler üzerine Saadet Partili Kaya, “Bak bakalım… CHP’ye oy vermişmiş! Millî Görüşü bölüp ondan sonra 50 milletvekiliyle grup kur, sonra gel buradan laf at” diye seslendi.

Karamollaoğlu’ndan Bahçeli’ye destek

Öte taraftan iktidarın en büyük destekçisi MHP’nin genel başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek gelmişti. Karamollaoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Sayın Devlet Bahçeli’ye Filistin konusunda gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Tarihimizin, inancımızın ve insanlığımızın gereği olan çağrısını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki katliamlarına tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı: “Eğer 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır.

Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, muktedirdir.”

Paylaşın

MHP’den “Kadın Programları Yasaklansın” Çağrısı: Türk Örf Ve Adetlerini…

MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, TBMM’de isim vermeden televizyonda yayınlanan kadın programlarını eleştirerek, “Güya Türk toplumundaki mağduriyetleri, yaşanan olayları dile getirdikleri programlar ne yazık ki gençlerimizi ve toplumumuzun genel yapısını olumsuz etkilemektedir” dedi.

Halil Öztürk, “Türk örf ve âdetlerini, İslam ahlakını hiçe sayan bu tekil olayları genele mal eden bu programların yasaklanması ve yayından kaldırılması hususunda ilgi mercileri göreve davet ediyor, toplumun bu yöndeki talebini haklı buluyorum” ifadelerini kullandı.

Televizyon kanallarındaki gündüz kuşağı kadın programları her dönem tartışma konusu olur. Geçtiğimiz yıllarda birçok tepkiye yol açan ‘evlilik’ programlarının yerini şimdi özel hayatın kamusal alanda tartışıldığı programlar aldı.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk Meclis Genel Kurulu’nda isim vermeden bu programları eleştirdi, “güya Türk toplumundaki mağduriyetleri, yaşanan olayları dile getirdikleri programlar ne yazık ki gençlerimizi ve toplumumuzun genel yapısını olumsuz etkilemektedir” dedi.

Eşlerin, aile bireyleri veya arkadaşlarıyla kaçtığının, yasa dışı ilişki yaşadığının, farklı durumlara ilişkin olayların anlatıldığı bu tip popüler kültür ürünü programların insanların doğrudan duygularına hitap ederek uzun süre ekran başında tuttuğunu söyleyen Öztürk, şöyle devam etti:

“Türk örf ve adetlerini, İslam ahlakını hiçe sayan bu tekil olayları genele mal eden bu programların yasaklanması ve yayından kaldırılması hususunda ilgi mercileri göreve davet ediyor, toplumun bu yöndeki talebini haklı buluyorum.”

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Bahçeli’nin İfadelerini Destekliyorum

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına bir destekte Gelecek Partisi (GP) Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’ndan geldi.

Haber Merkezi / GP Lideri Davutoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Günlerdir algı yönetimi ve provokatif çıkışlar ile Gazze’de yaşanan katliamı perdelemeye çalışanlara rağmen, bu insanlık suçuna dur demek adına atılan her adımı ve yapılan her çağrıyı desteklediğimiz gibi; Sayın Devlet Bahçeli’nin Gazze ve Filistinli kardeşlerimiz için dile getirdiği ifadeleri de takdirle karşılıyor, destekliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki katliamlarına tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Eğer 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır.

Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, muktedirdir.”

4 bin 385 can kaybı

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı ve giderek şiddetlenen Filistin İsrail savaşının 15. gününde yaşamını yitiren Filistinli sayısının 4 bin 385’e çıktığı açıklandı.

Filistinli sağlık yetkilileri, 15. günde devam savaşta ölü ve yaralı sayısına ilişkin son verileri paylaştı. Buna göre İsrail bombardımanı altında bulunan Gazze’de 4 bin 385 Filistinli öldürüldü.

Ağır bombardımanda can verenlerin bin 756’sının çocuk ve 967’sinin kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 13 bin 561 Filistinli de yaralandı. Öte yandan saldırılarda bin 400 İsrailli hayatını kaybederken, 205 kişi de Gazze’ye kaçırıldı.

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Belediyelerimizi Kayyımlardan Geri Alacağız

31 Mart 2024’ye yapılması planlanan yerel seçimlera dair konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz” dedi ve ekledi:

“Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kadın Meclisi, bugün Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde toplandı.

Toplantı öncesi güncel gelişmelere dair açıklamalarda bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 15 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen olağan kongrede emeği geçen ve önceki dönem görev yapan tüm kadın siyasetçilere teşekkür etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları, konuşmasında İsrail’in Filistin’e ve Türkiye’nin Rojava’ya saldırılarına, PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite, Kürt kentlerindeki belediyelere atanan kayyımlara, kadın cinayetlerine ve Agrobay Seracılık önünde direnen kadın tarım işçilerine dikkat çekti.

“Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil”

Hatimoğulları’nın konuşmasından satır başları şöyle: “İsrail’in saldırı nedeniyle 2 milyon kişi daracık bir alanda yaşam mücadelesi veriyor. Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil. Bu savaşta kadınların ruhu ve bedenleri paramparça ediliyor. Rojava’da ise elektrik santralleri, hastaneler, yakıt istasyonları, okullar yani bütün sivil alanlar bombalandı. 5 milyon insan hedeflendi bu sivil saldırılarda.

İsrail, Gazze’de yaşayan Filistinlileri, Mısır kabul etmezse şayet Necef Çölü’ne sürmek istiyor. Türkiye’deki iktidar buna karşı çıkarken, aynısını Efrin’de gerçekleştirdi. Efrin’e kara harekâtı düzenleyerek, Efrin’de yaşayan Kürt halkını ve diğer halkları Efrin’den sürüp oradaki büyük demografik değişim üzerine çalıştılar.

Şimdi bu projeyi bütün Rojava üzerinden sürmek istiyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ortadoğu’nun kaynayan iki büyük yarası var; biri Kürt sorunu biri Filistin sorunu. Bu iki sorun ulus-devlet anlayışının dışında demokratik bir zeminde çözülmediği sürece, ne yazık ki bölgenin rahat bir nefes almasına imkân yok.

“Barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor”

Sayın Abdullah Öcalan üzerinde 24 yıldır İmralı Cezaevi’nde devam eden bir tecrit var. Son 32 aydır ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürülüyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde, otoriter rejimlerin en koyu şekilde hüküm sürdüğü dönemlerde bile, görülmemiş bir tablodur.

Kürt sorununun ve bölgedeki haklar sorunun çözümünde Sayın Öcalan’ın fikriyatının önemini bir kez daha vurguluyorum. Tecridin bir an önce ortadan kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması, başta Kürt halkı olmak üzere bölge haklarının talebidir. Biz Türkiyeli kadınlar Kürt kadın hareketi ile el ele vererek, barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor.

Kadın cinayetleri

Türkiye’de iktidar kadınların başına savaştan da büyük felaketler örmeye devam ediyor. Kadınların yaşam güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiler. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkesini suç sayarak kadınların iradesine kayyım atadılar. Sadece 2023 yılının son 9 ayı içinde 323 kadın erkekler tarafından katledildi.

Evde bakım hizmeti, hasta bakımı, ev işleri boynumuza asılmış zincirlerdir. Bu zincirlere boyun eğmek zorunda değiliz. Görünen ve görünmeyen emek sandığınız kadar sessiz kalmayacak. ‘Emeğime sahip çıkıyorum’ sesleri evlerden, tarlalardan, fabrikalardan, atölyelerden yükselecek.

“Bizler birlikte yönetmeye talibiz”

Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz.

Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Bahçeli’nin “Gazze’ye Müdahale” Çağrısına Destek

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek geldi.

Haber Merkezi / SP Lideri Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Sayın Devlet Bahçeli’ye Filistin konusunda gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Tarihimizin, inancımızın ve insanlığımızın gereği olan çağrısını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki katliamlarına tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Eğer 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır.

Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, muktedirdir.”

4 bin 385 can kaybı

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı ve giderek şiddetlenen Filistin İsrail savaşının 15. gününde yaşamını yitiren Filistinli sayısının 4 bin 385’e çıktığı açıklandı.

Filistinli sağlık yetkilileri, 15. günde devam savaşta ölü ve yaralı sayısına ilişkin son verileri paylaştı. Buna göre İsrail bombardımanı altında bulunan Gazze’de 4 bin 385 Filistinli öldürüldü.

Ağır bombardımanda can verenlerin bin 756’sının çocuk ve 967’sinin kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 13 bin 561 Filistinli de yaralandı. Öte yandan saldırılarda bin 400 İsrailli hayatını kaybederken, 205 kişi de Gazze’ye kaçırıldı.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Bahçeli: Türkiye Süratle Devreye Girmeli

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 15. gün geride kalırken, MHP Lideri Bahçeli, Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Filistin – İsrail savaşına dair sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bahçeli açıklamasında, şunları ifade etti:

“İki haftadır Gazze’de zincirleme insani felaketler yaşanmaktadır. Soykırım raddesine ulaşan hunhar saldırılar artık sabır ve tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 17 Ekim 2023 tarihinde Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi bombalanmıştır. Maalesef Filistinli masumlar kan revan içindedir. Son 24 saat içindeki İsrail saldırılarında 352 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den buyana 4385 Filistinli kardeşimiz hayattan kopartılmıştır. Sayıları 1756’yı bulan çocuk ile 1000’e yakın kadın acımasızca katledilmiştir.

Uluslararası toplum Gazze’deki seri ve sürekli cinayetleri tıpkı bir korku filmini izler gibi seyre dalmıştır. Ne bir ses ne de bir tepki söz konusudur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın karar ve yaptırım organları kilitlenmiştir. ABD’nin vetosuyla geçici ateşkes ilanı dahi yapılamamıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı’ndan ise hiçbir şey çıkmamıştır. Basit kınama mesajlarından başka sadra şifa hiçbir teşebbüs veya buna dair bir niyet duyulmamıştır. Kahire’de düzenlenen “Gazze için Barış Zirvesi”nde de şuana kadar bir sonuç çıkmamıştır.

Türkiye bugüne kadar insani, vicdani ve hukuki tezlerini güçlü bir şekilde dünya gündemine taşıyarak akan kanın durması, insani dramların son bulması hususunda açık tarafını devamlı ibra ve ifşa etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın adil ve kalıcı bir barış ortamının tesisi münasebetiyle takdir edilecek diyaloglar içinde olduğu ve samimi diplomasi temaslarında bulunduğu kalbi nasırlaşmamış herkesin malumudur.

Ateşkes rejiminin derhal inşasıyla birlikte iki devletli çözüm iradesinin tezahürü; bu suretle başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları dahilinde coğrafi bütünlüğü sağlanmış bağımsız ve egemen Filistin devletinin tanınması bugünkü karanlıktan çıkışın yegane çaresidir. Türkiye’nin İsrail-Filistin arasındaki kördüğümün açılması maksadıyla garantörlük teklifi de son derece akılcı, isabetli ve stratejik bir girişimdir.

Görüldüğü kadarıyla İsrail-Filistin arasındaki çatışmaların kesilmesi bir yana, tırmanması ve yaygınlaşması hususunda alçak bir tertip ve tezgah kesintisiz ilerlemekte, kategorik olarak işlerliğini muhafaza etmektedir. Elbette bu kanlı ve kahredici süreç böyle gitmemelidir. Dünya kuzuların sessizliğine gömülmüşken, Gazzeli yavru kuzuların ölümüne insanım diyen hiç kimse, hele hele Türk milleti sessiz kalamaz, kalmamalıdır, kalmayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak çağrımız şudur: Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır. Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Gözaltı: Neden?

Adalet arayışlarının 969. haftasında da bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek yine gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 969. hafta eylemlerinde de Anayasa Mahkemesi kararı polis tarafından yok sayıldı.

Ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek polisler tarafından yine gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın X hesabından yapılan paylaşımda, “Kalkanlar yetmedi, bu sefer arkadaşlarımız gözaltı araçlarıyla ablukaya alındı. Abluka içinde yaşananlara hiç kimse tanıklık edemiyor. Endişeliyiz” ifadeleri kullanıldı. Bir paylaşımda ise, “Yine kelepçe, yine gözaltı… Neden?” diye soruldu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekilleri Özgül Saki, Cengiz Çiçek, Celal Fırat ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Ahmet Şık da alana gelerek hak savunucularına destek verdi.

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın