HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Belediyelerimizi Kayyımlardan Geri Alacağız

31 Mart 2024’ye yapılması planlanan yerel seçimlera dair konuşan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz” dedi ve ekledi:

“Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Kadın Meclisi, bugün Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nde toplandı.

Toplantı öncesi güncel gelişmelere dair açıklamalarda bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, 15 Ekim’de Ankara’da gerçekleşen olağan kongrede emeği geçen ve önceki dönem görev yapan tüm kadın siyasetçilere teşekkür etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları, konuşmasında İsrail’in Filistin’e ve Türkiye’nin Rojava’ya saldırılarına, PKK lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrite, Kürt kentlerindeki belediyelere atanan kayyımlara, kadın cinayetlerine ve Agrobay Seracılık önünde direnen kadın tarım işçilerine dikkat çekti.

“Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil”

Hatimoğulları’nın konuşmasından satır başları şöyle: “İsrail’in saldırı nedeniyle 2 milyon kişi daracık bir alanda yaşam mücadelesi veriyor. Gazze’ye dönük saldırıları kabul etmek mümkün değil. Bu savaşta kadınların ruhu ve bedenleri paramparça ediliyor. Rojava’da ise elektrik santralleri, hastaneler, yakıt istasyonları, okullar yani bütün sivil alanlar bombalandı. 5 milyon insan hedeflendi bu sivil saldırılarda.

İsrail, Gazze’de yaşayan Filistinlileri, Mısır kabul etmezse şayet Necef Çölü’ne sürmek istiyor. Türkiye’deki iktidar buna karşı çıkarken, aynısını Efrin’de gerçekleştirdi. Efrin’e kara harekâtı düzenleyerek, Efrin’de yaşayan Kürt halkını ve diğer halkları Efrin’den sürüp oradaki büyük demografik değişim üzerine çalıştılar.

Şimdi bu projeyi bütün Rojava üzerinden sürmek istiyorlar. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Ortadoğu’nun kaynayan iki büyük yarası var; biri Kürt sorunu biri Filistin sorunu. Bu iki sorun ulus-devlet anlayışının dışında demokratik bir zeminde çözülmediği sürece, ne yazık ki bölgenin rahat bir nefes almasına imkân yok.

“Barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor”

Sayın Abdullah Öcalan üzerinde 24 yıldır İmralı Cezaevi’nde devam eden bir tecrit var. Son 32 aydır ne ailesiyle ne de avukatlarıyla görüştürülüyor. Bu dünyanın hiçbir yerinde, otoriter rejimlerin en koyu şekilde hüküm sürdüğü dönemlerde bile, görülmemiş bir tablodur.

Kürt sorununun ve bölgedeki haklar sorunun çözümünde Sayın Öcalan’ın fikriyatının önemini bir kez daha vurguluyorum. Tecridin bir an önce ortadan kaldırılması ve Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne kavuşması, başta Kürt halkı olmak üzere bölge haklarının talebidir. Biz Türkiyeli kadınlar Kürt kadın hareketi ile el ele vererek, barış mücadelesinin önünü daha fazla açmamız gerekiyor.

Kadın cinayetleri

Türkiye’de iktidar kadınların başına savaştan da büyük felaketler örmeye devam ediyor. Kadınların yaşam güvencesi olan İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçtiler. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkesini suç sayarak kadınların iradesine kayyım atadılar. Sadece 2023 yılının son 9 ayı içinde 323 kadın erkekler tarafından katledildi.

Evde bakım hizmeti, hasta bakımı, ev işleri boynumuza asılmış zincirlerdir. Bu zincirlere boyun eğmek zorunda değiliz. Görünen ve görünmeyen emek sandığınız kadar sessiz kalmayacak. ‘Emeğime sahip çıkıyorum’ sesleri evlerden, tarlalardan, fabrikalardan, atölyelerden yükselecek.

“Bizler birlikte yönetmeye talibiz”

Belediyelerimizi kayyımlardan geri alacağız. Belediyelerimize yeni belediyeler ekleyeceğiz. Sadece kaybettirme üzerine kurulacak bir siyaset bizim için yeterli olmayacaktır. Bizler birlikte yönetmeye talibiz.

Amed, Mardin, Van ve İstanbul’da kadın atölyelerimiz gerçekleşecek. Bu atölyelerimizde nasıl bir yerel yönetim modeli stratejisi izleyeceğimizi kadınlar birlikte kararlaştıracağız. Daha sonra yapacağımız konferansımızda esas stratejimizi belirleyecek ve kamuoyuna gerekli bilgilendirmeyi yapacağız.”

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan Bahçeli’nin “Gazze’ye Müdahale” Çağrısına Destek

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Gazze’ye müdahale” çağrısına, Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’ndan destek geldi.

Haber Merkezi / SP Lideri Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Sayın Devlet Bahçeli’ye Filistin konusunda gösterdiği hassasiyetten dolayı teşekkür ediyorum. Tarihimizin, inancımızın ve insanlığımızın gereği olan çağrısını destekliyorum” ifadelerini kullandı.

MHP Lideri Devlet Bahçeli, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, İsrail’in Filistin’in Gazze Şeridi’ndeki katliamlarına tepki göstererek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Eğer 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır.

Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, muktedirdir.”

4 bin 385 can kaybı

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonuyla başlattığı ve giderek şiddetlenen Filistin İsrail savaşının 15. gününde yaşamını yitiren Filistinli sayısının 4 bin 385’e çıktığı açıklandı.

Filistinli sağlık yetkilileri, 15. günde devam savaşta ölü ve yaralı sayısına ilişkin son verileri paylaştı. Buna göre İsrail bombardımanı altında bulunan Gazze’de 4 bin 385 Filistinli öldürüldü.

Ağır bombardımanda can verenlerin bin 756’sının çocuk ve 967’sinin kadın olduğu belirtildi. İsrail saldırılarında 13 bin 561 Filistinli de yaralandı. Öte yandan saldırılarda bin 400 İsrailli hayatını kaybederken, 205 kişi de Gazze’ye kaçırıldı.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Bahçeli: Türkiye Süratle Devreye Girmeli

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında 15. gün geride kalırken, MHP Lideri Bahçeli, Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Filistin – İsrail savaşına dair sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Bahçeli açıklamasında, şunları ifade etti:

“İki haftadır Gazze’de zincirleme insani felaketler yaşanmaktadır. Soykırım raddesine ulaşan hunhar saldırılar artık sabır ve tahammül sınırlarını çoktan aşmıştır. 17 Ekim 2023 tarihinde Gazze’de bulunan El-Ehli Baptist Hastanesi bombalanmıştır. Maalesef Filistinli masumlar kan revan içindedir. Son 24 saat içindeki İsrail saldırılarında 352 Filistinli hayatını kaybetmiştir. 7 Ekim’den buyana 4385 Filistinli kardeşimiz hayattan kopartılmıştır. Sayıları 1756’yı bulan çocuk ile 1000’e yakın kadın acımasızca katledilmiştir.

Uluslararası toplum Gazze’deki seri ve sürekli cinayetleri tıpkı bir korku filmini izler gibi seyre dalmıştır. Ne bir ses ne de bir tepki söz konusudur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın karar ve yaptırım organları kilitlenmiştir. ABD’nin vetosuyla geçici ateşkes ilanı dahi yapılamamıştır. İslam İşbirliği Teşkilatı Toplantısı’ndan ise hiçbir şey çıkmamıştır. Basit kınama mesajlarından başka sadra şifa hiçbir teşebbüs veya buna dair bir niyet duyulmamıştır. Kahire’de düzenlenen “Gazze için Barış Zirvesi”nde de şuana kadar bir sonuç çıkmamıştır.

Türkiye bugüne kadar insani, vicdani ve hukuki tezlerini güçlü bir şekilde dünya gündemine taşıyarak akan kanın durması, insani dramların son bulması hususunda açık tarafını devamlı ibra ve ifşa etmiştir.

Sayın Cumhurbaşkanımızın adil ve kalıcı bir barış ortamının tesisi münasebetiyle takdir edilecek diyaloglar içinde olduğu ve samimi diplomasi temaslarında bulunduğu kalbi nasırlaşmamış herkesin malumudur.

Ateşkes rejiminin derhal inşasıyla birlikte iki devletli çözüm iradesinin tezahürü; bu suretle başkenti Doğu Kudüs olan, 1967 sınırları dahilinde coğrafi bütünlüğü sağlanmış bağımsız ve egemen Filistin devletinin tanınması bugünkü karanlıktan çıkışın yegane çaresidir. Türkiye’nin İsrail-Filistin arasındaki kördüğümün açılması maksadıyla garantörlük teklifi de son derece akılcı, isabetli ve stratejik bir girişimdir.

Görüldüğü kadarıyla İsrail-Filistin arasındaki çatışmaların kesilmesi bir yana, tırmanması ve yaygınlaşması hususunda alçak bir tertip ve tezgah kesintisiz ilerlemekte, kategorik olarak işlerliğini muhafaza etmektedir. Elbette bu kanlı ve kahredici süreç böyle gitmemelidir. Dünya kuzuların sessizliğine gömülmüşken, Gazzeli yavru kuzuların ölümüne insanım diyen hiç kimse, hele hele Türk milleti sessiz kalamaz, kalmamalıdır, kalmayacaktır.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak çağrımız şudur: Eğer bugünden itibaren 24 saat içinde ateşkes sağlanamazsa, saldırılar durmazsa, mazlumların üzerine bombalar bırakılmaya ısrarla devam ederse, milletimle açık açık paylaşıyorum ki, Türkiye süratle devreye girmeli, tarihi, insani ve inanç sorumluluğunun gereği her neyse yapmalıdır. Gazze’yi koruma ve kollama misyonunu üstlenmek bize ecdadımızın mirasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti, Gazze’yi yüzü gülen çocukların şehri, kardeşlerimizin huzur ve güven içinde yaşayacağı bir İslam beldesi yapmaya hazırdır, buna da and olsun, hamd olsun muktedirdir. Sayın Cumhurbaşkanımızın aktif ve çok boyutlu diplomatik mücadelesinde de Türk milleti ve tüm inananlar yanındadır.”

Paylaşın

Cumartesi Anneleri/İnsanları’na Yine Gözaltı: Neden?

Adalet arayışlarının 969. haftasında da bir araya gelen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) ihlal kararına rağmen, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek yine gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talep etmek için Galatasaray Meydanı’nda 1995 yılından beri oturma eylemi yapan Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın 969. hafta eylemlerinde de Anayasa Mahkemesi kararı polis tarafından yok sayıldı.

Ellerinde karanfillerle Galatasaray Meydanı’na doğru yürümek isteyen Cumartesi Anneleri/İnsanları, Beyoğlu Kaymakamlığı’nın “yasak” kararı gerekçe gösterilerek polisler tarafından yine gözaltına alındı.

Cumartesi Anneleri/İnsanları’nın X hesabından yapılan paylaşımda, “Kalkanlar yetmedi, bu sefer arkadaşlarımız gözaltı araçlarıyla ablukaya alındı. Abluka içinde yaşananlara hiç kimse tanıklık edemiyor. Endişeliyiz” ifadeleri kullanıldı. Bir paylaşımda ise, “Yine kelepçe, yine gözaltı… Neden?” diye soruldu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) milletvekilleri Özgül Saki, Cengiz Çiçek, Celal Fırat ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Ahmet Şık da alana gelerek hak savunucularına destek verdi.

Anayasa Mahkemesi kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Erdoğan’dan İsrail’e Operasyonları Durdur Çağrısı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının başlattığı Filistin – İsrail savaşında 14. gün geride kalırken, Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail yönetimi, hatadan geri dönmek, devlet aklıyla hareket etmek yerine, bölge dışı aktörlerin de kışkırtmasıyla örgüt gibi davranmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Batılı ülkelerin teşvik ettiği, Batılı medya kuruluşlarının âdeta meşrulaştırma yarışına girdiği bu cinnet furyasından bölgemizin bir an önce kurtarılması gerekmektedir.”

Erdoğan açıklamasının devamında, Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bir an önce Gazze’de insani ateşkesin tesisine yönelik girişimlere, samimiyetle destek olmaya davet ediyorum. İsrail yönetimine sivillere yönelik saldırılarının kapsamını asla genişletmemesi ve soykırıma varan operasyonlarını derhâl durdurması çağrımızı yineliyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklamada bulundu. Erdoğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“İsrail yönetimi, hatadan geri dönmek, devlet aklıyla hareket etmek yerine, bölge dışı aktörlerin de kışkırtmasıyla örgüt gibi davranmaktadır. Batılı ülkelerin teşvik ettiği, Batılı medya kuruluşlarının âdeta meşrulaştırma yarışına girdiği bu cinnet furyasından bölgemizin bir an önce kurtarılması gerekmektedir.

Tüm devletleri ve uluslararası kuruluşları bir an önce Gazze’de insani ateşkesin tesisine yönelik girişimlere, samimiyetle destek olmaya davet ediyorum. İsrail yönetimine sivillere yönelik saldırılarının kapsamını asla genişletmemesi ve soykırıma varan operasyonlarını derhâl durdurması çağrımızı yineliyorum.

Müslümanların, Yahudilerin, Hıristiyanların ve bu topraklarda yaşayan herkesin emniyetini garanti edecek yeni mekanizmaların kurulmasıyla bölgemizin kalıcı istikrara kavuşacağına inanıyoruz. Türkiye, daha fazla masum kanının akmaması, daha fazla insani trajedinin yaşanmaması ve Filistin’deki çatışmaların geri dönülmez noktaya varmadan çözümü için üzerine düşeni yapmaya devam edecektir.

Gazze’ye yönelik saldırıların genişlemesi daha fazla acı, ölüm ve gözyaşından başka hiçbir şey getirmeyecektir. Çocukları, kadınları, sivilleri katlederek; hastaneleri, okulları, camileri, kiliseleri bombalayarak güvenliğin sağlanamayacağı açıktır. Zulümle âbâd olunmaz.…”

Paylaşın

Şimşek, Kredi İçin Yine Körfez Ülkelerinin Kapısını Çalacak: 4 Ayda 5. Ziyaret

Mayıs ayında yapılan seçimler sonrası ekonomiden tam sorumlu bakan olarak atanan Mehmet Şimşek, kredi için Körfez ülkelerini bir kez daha ziyaret edecek: Ziyaretlerimizin amacı, ülkemizin yeni programını anlatmak, istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmek.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yabancı yatırımcılara Türkiye’nin ekonomi politikalarını anlattığı yatırım turları kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te temaslarda bulundu. Bakan Şimşek temaslar sonrasında sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.

Bakan Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden şu açıklamaları yaptı: “Dün yaptığımız bir günlük Fransa ziyaretimize çok şey sığdırdık. Bu kapsamda sabah ilk olarak BNP Paribas’ın Yönetim Kurulu Başkanı Jean LEMIERRE ev sahipliğinde, Fransa’nın en büyük iş insanları derneği MEDEF üyeleri ile bir araya geldik. Daha sonra Societe Generale’in ev sahipliğinde yaklaşık 4 trilyon avro yöneten Fransa merkezli yatırım fonlarına ve banka üst düzey yöneticilerine Türkiye ekonomisini ve programımızı anlattık.

Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı’nın Başkanı dostum Sn Fatih BİROL ile küresel enerji piyasasının görünümüne ilişkin bir görüşme gerçekleştirdik. Fransa Ekonomi ve Maliye Bakanı Sayın Bruno Le MAIRE ile ikili ticaretimizi ve karşılıklı yatırımları nasıl artıracağımıza yönelik istişarelerde bulunduk. Son olarak dün gece Fransa-Almanya Forumunda 70 civarında firmanın CEO/CFO’suna Türkiye’deki yatırım fırsatlarını anlattık.

Fransa, Türkiye’de en çok uluslararası yatırım yapan ilk 10 ülke içinde yer alıyor. Yatırımcılarla görüşmelerimiz hafta başı Körfez ülkeleri ziyaretlerimiz ile de devam edecek. Ziyaretlerimizin amacı ülkemizin yeni programını anlatmak ve istihdam ve yüksek katma değer sağlayacak kalıcı yatırım çekmektir.”

2023’ün Temmuz ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 200 patronu da alarak Körfez turuna çıkmıştı. Körfez’den 26 anlaşmayla dönen patronlar, gezi dönüşü yaptıkları açıklamalarda ilişkilerde ”bahar döneminin” yaşandığını anlatmıştı. DEİK Başkanı Olpak, ilişkilerde bahar döneminin yaşandığını söylemiş, MÜSİAD Başkanı Asmalı’dan da ”gezi amacına ulaştı” demişti.

Bakan Şimşek’in sıkı Körfez mesaisi: 5 Haziran 2023 tarihinde Hazine ve Maliye Bakanlığı koltuğuna oturan Şimşek’in dış kaynak için sık sık Körfez’deki Arap ülkelerinin kapısını çalması dikkat çekici.

22 Haziran tarihinde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile birlikte “çalışma ziyareti” kapsamında Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’ye giden Şimşek, burada BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile bir araya gelmişti.

9 Temmuz’da yine Yılmaz ile birlikte Katar’a giden Şimşek, burada da Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani ile görüşmüştü. 12 Temmuz’da Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Gaye Erkan ile birlikte Suudi Arabistan’a giden Şimşek, burada Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan ile görüşmüştü.

Şimşek, 17-19 Temmuz tarihleri arasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suudi Arabistan, BAE ve Katar’ı kapsayan üç günlük Körfez turuna da katılmıştı.

Paylaşın

94 Milletvekili Kılıçdaroğlu İçin İmza Verdi: Son Dönem

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 130 milletvekilinden 94’ü ‘son dönem’ diyerek Kemal Kılıçdaroğlu’nun 4-5 Kasım’da gerçekleştirilecek kurultayda Genel Başkan adayı olması için imza verdi.

Kurultayda genel başkanlık için Kemal Kılıçdaroğlu ile Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yarışması bekleniyor. CHP’de genel başkanlığa aday olabilmek için 1370 delegeden yüzde 5’inin imzası gerekiyor.

Sözcü’den Başak Kaya’nın haberine göre, CHP’de 81 il ve 900’ü aşkın ilçede yapılan il ve ilçe kongreleri sona erdi. 4-5 Kasım’daki kurultay öncesi tamamlanan kongrelerde 51 il başkanı ile 413 ilçe başkanı değişti. 30 il başkanı ile 560 ilçe başkanı ise seçimleri yeniden kazandı.

Kongre takvimi çerçevesinde il ve ilçe başkan ve yönetimlerinin yanı sıra 1370 kurultay delegesi de belirlendi. CHP’deki 130 milletvekilinden 94’ü de Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan adayı olması için imza verdi.

Bugüne kadar 19’u olağanüstü 56 kurultay yapan CHP’de, 38. Olağan Kurultay 4-5 Kasım’da, Ankara Spor Salonu’nda düzenlenecek. Kurultayda, ilk gün genel başkan seçimi, ikinci gün ise Parti Meclisi (PM) ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin seçimi yapılacak.

Seçimlerin, “blok liste” ve kadın üyeler için pozitif ayrımcılık amacıyla ‘fermuar” yöntemiyle yapılması düşünülüyor. Genel başkanlık için Kemal Kılıçdaroğlu ile Manisa Milletvekili Özgür Özel’in yarışması bekleniyor. CHP’de genel başkanlığa aday olabilmek için 1370 delegeden yüzde 5’inin imzası gerekiyor. CHP’de 38. Olağan Kurultay’dan iki hafta sonra da tüzük kurultayı yapılacak.

Paylaşın

“İYİ Parti İle AK Parti İzmir İçin Anlaştı” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız gireceğini açıklayan İYİ Parti’nin İzmir için AK Parti ile anlaştığı öne sürüldü: AK Parti İzmir’de aday çıkarmayacak.

İYİ Parti’den istifa eden eski milletvekili Aytun Çıray, gazeteci Nevşin Mengü’nün YouTube kanalında konuk olduğu programda yerel seçimlere dair konuştu.

Aytun Çıray, çok güvendiği bir kaynağının kendisine, İYİ Parti ile AKP arasında bir anlaşmadan bahsettiğini, “İYİ Parti’nin Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmak şartıyla, İzmir’de AKP’nin aday çıkarmama ihtimali tartışılıyor” dediğini aktardı.

Çıray, şunları kaydetti: “İYİ Parti’nin istediği gibi davranma hakkına kimse bir şey diyemez ama Türkiye çapında aday çıkarmaları en çok CHP’ye zarar verecektir. Çok güçlü bir liderlik sergiliyorsanız sizin vaadiniz ittifakla seçim kazanmak olmamalı. Bu aşamadan sonra kurulacak bir ittifak da işe yaramaz. Meral Hanım, ‘kazanacak aday’ sürecine benzer bir süreç yürüttü.

CHP, örseleniyor. İYİ Partili vekil tarafından HDP’ye, PKK’ya yakın olmakla yorumlandı. Bir başka vekil, biz MHP ve AKP ile ittifak yapmalıyız dedi. İYİ Partili bir vekil, İzmir’de bir STK’nın başkanına gidip, başka şeyler teklif etti. ‘İster AKP’den ister bizden aday ol, destek vereceğiz’ dedi.

Bir süreç yürüyor ve muhalefet açısından iyi bir süreç yürümüyor. Muhalefetin seçime giderken kendi içindeki açıklaması Tayyip Bey’i kurtarıyor. Ankara, İstanbul’u muhalefet alır. Bilinçli CHP seçmeni ve İyi Parti seçmeni, İstanbul’da Ankara’da CHP’ye oy verir.”

Paylaşın

Önder: Cezaevleri Memleket Toprağıdır, İcap Ediyorsa Oraya Da Gireriz

YSP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, cezaevlerinin kendisi ve arkadaşları üzerinde bir yaptırım değeri olmadığını belirterek, “Efkar ettiğimiz memleketin halidir. Cezaevleri de memlekettendir, memleket toprağıdır, icap ediyorsa oraya da gireriz” dedi.

Sırrı Süreyya Önder açıklamasının devamında, “Bizim de yolumuz, çizgimiz, derdimiz bu. Biraz sizlerden farklı düşünüyoruz, olay özetlendiğinde hülasası bu. Belli konularda sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyoruz. Bu incitici, aykırı, sıkıntılı gelebilir. Ama burası, bunun tam da istişare edileceği, ortak yol bulunulacağı bir yer” ifadelerini kullandı.

Kobane eylemleriyle ilgili davada yargılanan TBMM Başkanvekili ve Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, TBMM Genel Kurulu’nda kendisiyle ilgili ifadeler üzerine konuşma yaptı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Meclis başkanvekillerinin görüş açıklayamayacağını söyleyen Önder, “Değerli milletvekilleri, Meclis Başkanvekili görüşülmekte olan bir konu hakkında görüş beyan edemezler, üyelerle bir tartışmaya giremezler. Bunun bir istisnası var. Başkanvekiline dönük atıflar söz konusu olduğunda bir açıklamada bulunurlar. Ben de kısa bir açıklamada bulunmak istiyorum, çokça adım geçti, çokça atıf yapıldı” dedi.

“Bütün onurum ve şerefim üzerine söylüyorum ki, cezaevlerinin benim ve arkadaşlarımın üzerinde bir yaptırım değeri yok” diyen Önder, “Efkar ettiğimiz memleketin halidir. Cezaevleri de memlekettendir, memleket toprağıdır, icap ediyorsa oraya da gireriz. Bizim de yolumuz, çizgimiz, derdimiz bu. Biraz sizlerden farklı düşünüyoruz, olay özetlendiğinde hülasası bu. Belli konularda sizin düşündüğünüz gibi düşünmüyoruz. Bu incitici, aykırı, sıkıntılı gelebilir. Ama burası, bunun tam da istişare edileceği, ortak yol bulunulacağı bir yer” ifadelerini kullandı.

Davada hakkında 39 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendiğini hatırlatan Sırrı Süreyya Önder, şöyle devam etti:

“Bir garabetin içerisindeyiz. Normalde milletvekili dokunulmazlığı anayasada çok açık bir şekilde düzenlenmiş. Bunun ramına aykırı uygulamalar olduğunda Anayasa Mahkemesi, Enis Berberoğlu, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Leyla Güven kararlarında, bu yargılamaların seçilmesiyle beraber durması gerektiği konusunda net, kesin kararları var. Ben hala bu davada yargılanıyorum. Şu an diyelim ki, dünkü tezkere kararında benimle ilgili bir dosya görünüyor ve bu benim için yaşamsal bir şey, 39 kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor. Birleşimi kapattım gidip mahkemeyi izleyeceğim desem ne mani, kim ne diyecek. Garabete işaret ediyorum. Suçluyum, suçsuzum buralara hiç girmiyorum.”

Dokunulmazlığın vekillerin yasama çalışmalarını baskı altında hissetmeden yapması için gerekli olduğunu belirten Önder, “Milletvekili dokunulmazlığı tam da bunun için lazım. Milletvekili yasama faaliyetini bu tür baskılardan azade bir şekilde yürütebilmesi için. Kim bana ne diyebilir, ben bugün mahkemede olmak zorundayım çünkü bir hayat memat meselesi. 39 kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor” dedi.

İddianameyi AK Parti’yi yargılamak için ön iddianame olarak nitelendiren Önder, “Hem o mahkemede hem gözaltına alındığımda defalarca şunu söyledim, son defa olarak bir daha da bu tartışmalara girmeyeceğim, son defa şunu belirtmek istiyorum. ben orada dedim ki, AK Partili bütün hukukçu arkadaşlardan özel istirhamımdır, bütün milletvekillerinden de, bu iddianame AK Parti’yi yargılamanın ön iddianamesidir. Buradan bize bir hüküm çıkarsa ve bu hüküm kesinleşirse bu içtihada dönüşecek ve AK Parti’nin karar süreçlerindeki bütün ilgililer, bir davalar zinciriyle karşı karşıya kalacaklar. Niye? Çünkü delil diye söylenen her şey çözüm süreci faaliyetleri ve bu Meclis çözüm sürecinde rol ve sorumluluk alanlar için bir bağışıklık yasası getirdi, oyladı, kabul etti. Sorun bu” ifadelerini kullandı.

“İç hesaplaşmaların bir enstrümanına dönüştürülmüş durumdayız”

Çözüm sürecindeki bakan ve yetkililerinin yaşananlarla ilgili anlattıklarını yalanlaması halinde istifa edeceğini belirten Önder, şunları söyledi:

“Benim mahkemede, AK Partili arkadaşlara da söyledim, bu iddianameye bir alıcı gözle bakın hele. Mahkemeler bizim ikinci ikametgahımız olmuş, biz alışkınız. Ama bu sizin bir ön iddianameniz kafasıyla hazırlanmış. Kimse bu ülkede, ne yazık ki, ne acı ki, yargıya kefil olabilecek durumda değil. Çünkü iç iktidar savaşları, herkes bizim üzerimizden diğerlerine ateş ediyor. İç hesaplaşmaların bir enstrümanına dönüştürülmüş durumdayız.”

“6-8 Ekim’le ilgili hayatını kaybeden tüm yurttaşları bir kez daha rahmetle anarak şunu söyledim, Sayın Efkan Ala, Sayın Ahmet Davutoğlu, Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve dönemin bütün ilgilileri, Sayın Sadullah Ergin, kamu güvenliği bürokratları o iki gece ben, Sayın Pervin Buldan, Sayın İdris Baluken İçişleri Bakanı’nın makamında sabahladık. İki gün, iki gece… Bu hadise toplumsal bir tahribat yaratmasın diye.

Uzun uzun anlattım, gelsinler dedim ya tanık olarak gelsinler desinler ki bu gerçeklik tam olarak böyle değil ya da tam olarak böyle Sayın Önder sırasını yanlış anlatıyor ya da böyle olmayabilir, tanık olarak gelmiyorlarsa bir röportaj versinler desinler ki, böyle diyor ama tam olarak onun dediği gibi değil, yalan söylüyor demelerine gerek yok. Tam olarak öyle değil desinler, sizin huzurunuzda tekrar ediyorum, milletvekilliğinden istifa edeceğim aynı gün. O zaman nasıl istiyorsanız yargılayabilirsiniz. Ama burada bunula ilgili yasa tasarısı görüşülüyor, bana onlarca atıf yapılıyor ve ben o davanın sanığı bu duruşmanın riyasetini yürütüyorum.

Ben bunu bu kadar ısrarlı belirtince savcılık mütalaaya bir ek yaptı. Baktı ki Kobani’yi çözüm süreci sarmalında kriminalize ediyordu, dedi ki her ihtimale karşı örgüt üyeliğinden de ek savunma yapsınlar. Yer yüzünde her ihtimale karşı savunma yapmak diye bir şey yok. Tek tek sayılır sanıklar bakımından ilişkisi şudur, şekli şudur, niteliği budur, zamanı budur… Bunlar sayılır ve denir ki bunlara karşı sanık savunma yapsın. Yarın öbür gün biz gideceğiz, birileri diyecek ki bu arkadaş vaktinde bunları kürsüden altını çize çize söylemiş.”

Paylaşın

Akşener Duyurdu: Bütün İl Ve İlçelerde Aday Çıkaracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi planlayan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, “Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?” dedi.

Haber Merkezi / Meral Akşener konuşmasının devamında, “Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim çalışmaları kapsamında Düzce’ye ziyarette bulundu. Partililerle bir araya gelen Akşener, burada yaptığı konuşmada yerel seçimlere ilişkin şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi bizim yapmaya çalıştığımız şey şu; kimseyi kazandırma ya da kimseye kaybettirmek gibi bir niyetimiz yok. Biz kendimiz kazanmak için yola çıkıyoruz. Bütün il ve ilçelerde adaylarımızı çıkararak biz kaç kiloyuz, boyumuz kaç, milletimiz bize nasıl bakıyor?

Çünkü hem 2018’de, hem 2023’te bu millet bize yüzde 10 civarında, gözümün önünden ayrılma, seni takip ediyorum dedi. Ama milletimiz bir şey daha dedi. Arkadaşlarımızın eline vuruldu. Terörist elini sıkan elle yan yanasınız diye. Buna istediğiniz kadar cevap vermeye gayret edin, doğru dürüst cevap verilemedi. Çünkü bu duygusal bir şey.

Aç yatarım, ülkemi böldürmem, aç yatarım şunu yaptırmam diyen bir milletin haslet bu. Bu hasletin tahrik edildiği, tedirgin edildiği bir meselede, sonuçta her şeye rağmen bizi göz önünde tuttu, yok etmedi, ama buna rağmen de gel buyur sen yönet demedi. Bunlardan ders çıkardık. Biz bu ülkeyi yönetmek istiyoruz. İçinde bulunduğu kaostan çıkarmak istiyoruz.”

Meral Akşener, İYİ Partinin Düzce belediye başkan adayının Mehmet Keleş, Düzce’nin Akçakoca belediye başkan adayı olarak İYİ Parti Akçakoca ilçe başkanı Av. Behcet Alkan Lokum, Gölyaka ilçesi belediye başkan adayı olarak da Bekir Akbulut olduğunu açıkladı.

Paylaşın