GP Lideri Davutoğlu: Gazze’de Katledilen İnsanlıktır

GP Lideri Ahmet Davutoğlu, İsrail’in abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırmasına tepki göstererek, “Gazze’de katledilen insanlıktır” dedi.

Haber Merkezi / Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının “Aksa Tufanı” operasyonu sonrası başlayan Filistin – İsrail savaşının 22. günü, İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırdı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı:

“Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener paylaşımında, Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulmün, bu geceki kara harekatıyla artık geri dönülmez bir boyut kazandığını vurguladı.

Akşener, “Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum, bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek? Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum” ifadesini kullandı.

SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan İsrail’e Sert Tepki: Barbarlar Ordusu

İsrail, abluka altında tuttuğu Gazze’ye yönelik hava ve kara saldırılarını yoğunlaştırırken, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gazze’nin, elektrik ve iletişim kesintisi nedeniyle “karanlıklar içinde barbarlar ordusunun vahşetiyle baş başa bırakıldığını” söyledi.

Haber Merkezi / SP Lideri Karamollaoğlu, “2 milyondan fazla insandan haber alınamıyor. Bugüne kadar İsrail’in Gazze’deki soykırımına seyirci kalan Batı ülkeleri artık insanlık suçuna karşı İsrail’in bu soykırımına engel olmalıdırlar” dedi ve ekledi:

“Aksi takdirde tarih onları da bu soykırımının ortağı olarak anacaktır. İslam dünyası ise Türkiye öncülüğünde bu gece izzet ve onurunun karanlığın içinde boğulduğunu izlemek yerine harekete geçmeli, tüm dünyaya ve işgalcilere Filistin’in sahipsiz olmadığını göstermelidir.”

Kılıçdaroğlu, saldırılarını yoğunlaştıran İsrail yönetimine tepki göstererek şu ifadeleri kullandı: Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama dur diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…

Akşener, İsrail’in Gazze’ye saldırılarıyla ilgili sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Gazze’de gün geçtikçe büyüyen zulüm, bu geceki kara harekâtıyla artık geri dönülmez bir boyut kazanıyor. Uluslararası tüm normların hiçe sayıldığı böylesi bir vahşete engel olamayan uluslararası toplum; bu saatten sonra insan haklarını nasıl savunacak? Nasıl demokratik değerler, nasıl barış diyebilecek?

Netanyahu terörüne göz yummaya devam edenler, hiç şüphesiz ki; tarihe bir utanç vesikası olarak geçecekler. Uluslararası güvenliğin bir krize terk edilmemesi için tüm devletleri acilen bu terörü durdurmak üzere birleşmeye davet ediyorum.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından, “Ey Müslüman ayağa kalk. Ey insanlık ayağa kalk. Gazze’de katledilen insanlıktır. İsrail devlet terörü uygulayarak kadın çocuk demeden masum sivilleri katlediyor, dünya seyrediyor, yeter, yeter” paylaşımında bulundu.

İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail Savunma Güçleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari, Gazze’ye yönelik saldırıları yoğunlaştırdıklarını belirterek, “Hava Kuvvetleri çok kapsamlı bir şekilde yer altındaki hedeflere saldırı düzenliyor ve terörist altyapıyı hedef alıyor. Son günlerde düzenlediğimiz hücum faaliyetlerinin devamı olarak bu akşam kara birliklerinin operasyonlarını genişleteceğiz” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant da Hamas’ın Gazze’deki tünellerini yok etmek amacıyla planladıkları kara harekatının uzun süreceğini ve zorlu olacağını belirtmiş, bakanın sözleri ucu açık bir savaşa işaret ettiğinden endişeleri arttırmıştı.

Gazze’de kontrolü elinde bulunduran Hamas, İsrail’in kara operasyonlarını genişleteceği açıklaması ile ilgili olarak, “Arap, Müslüman ülkeleri ve uluslararası kamuoyunu sorumluluk almaya, bu suçları ve insanlarımıza karşı katliam dizisini durdurmaya çağırıyoruz” açıklaması yapmıştı.

Hamas’ın silahlı kanadı İzeddin El Kasım Tugayları, Gazze’nin kuzeyinde İsrail ordusu ile çatıştıklarını açıkladı. Hamas açıklamasında Gazze’nin kuzeyinde yer alan Beyt Hanun ve merkezde yer alan Bureij’de İsrail güçleri ile “şiddetli çatışmaların” yaşandığını aktardı.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Demokrasinin Tam Ve Belirgin Olması İçin Çalışacağız

Partisinin düzenlediği ‘Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu’nda konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız. Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir” dedi ve  ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin düzenlediği “Cumhuriyetimizin 100. Yılı Resepsiyonu”na katıldı. Burada bir konuşma yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

“Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarının kurduğu güzel Cumhuriyetimiz, 100 yaşına girdi. İkinci yüzyılın arifesindeyiz. Bu kutlu günü yaşamaktan, üstelik O’nun iki büyük eserinden biri olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak, bu günü görmekten dolayı tarifsiz bir mutluluk içinde olduğumu ifade etmek isterim. Değerli dostlarım; Cumhuriyet ne demektir, en güzel tanımını Cumhuriyet’i kuran Büyük Atatürk yapmıştır. Atatürk, ‘Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ der.

Çünkü Cumhuriyet, birlikte alın teri döküp, birlikte yükselmenin yoludur. Çünkü Cumhuriyet, eşitliktir, özgürlüktür, yani adalettir. Cumhuriyet, ilimdir, fendir, çağdaşlıktır. Cumhuriyet demokrasiye giden yolun ilk ve en önemli adımıdır. Cumhuriyet bir gecede kurulmuş, bulunmuş bir fikir değil, ilmek ilmek, bedel ödenerek ulaşılmış bir hedeftir. Aynı zamanda Cumhuriyet, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün de bir gençlik düşüdür.

Dikkat ediniz, ‘Gençlik düşü’ diyorum. Bizler hep, Büyük Atatürk’ün, 28 Ekim 1923 akşamı, ‘Efendiler, yarın Cumhuriyet’i ilan edeceğiz’ sözünü çok iyi biliriz ve hatırlarız. Bu söz doğrudur ve gereği de yapılmıştır. Ancak bu sözün arkasında yıllar süren bir mücadele, yıllar süren bir emek, yıllar süren bir fikriyat vardır. Atatürk’ün Cumhuriyet hedefi 1906 yılında, Şam’daki görevinden gizlice geldiği Selanik’te, arkadaşlarıyla yaptığı toplantıyla başlar.

Bu gece buluşmasının ayrıntılarını Hüsrev Sami Kızıldoğan, ‘Vatan ve Hürriyet: İttihat ve Terakki’ adlı yazısında kaleme alır. Buluşmada Atatürk, Şam’daki görevi sırasında kurduğu ‘Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’nden söz eder. Ve nihai amacını ise ‘Milleti hâkim kılmak’ diye anlatır. Bakınız; 1906 yılında, 25 yaşındaki Mustafa Kemal, nihai amacını, ‘Milleti hâkim kılmak’ olarak anlatır. O gece, Atatürk sözlerini tamamladıktan sonra Hüsrev Sami Bey’e döner, tabancasını masanın üstüne koymasını ister.

Hüsrev Sami Bey o anı şöyle anlatır: ‘Taşıdığım Browning tabancamı masanın üzerine koydum. Hepimiz ellerimizi bu tabancanın üzerine koyarak, ölünceye kadar bu kutsal dava uğruna çalışacağımıza ant içtik…’ Böylece Mustafa Kemal ve arkadaşları, millet egemenliğine duydukları inancı bir yeminle kalıcılaştırıyorlar. Ki unutmayınız; bu yemin daha sonra, ‘Hâkimiyet bilâkaydüşart milletindir’ ilkesiyle vücut buluyor.

Bu hayat akışı, 25 yaşında vatan ve millet sevdalısı bir genç subayın hem ülkesine, hem halkına, hem de milletin egemenliğine duyduğu sarsılmaz inancın ve kararlı bir mücadelenin hikâyesidir. Her şeyi milleti için, milletle beraber gerçekleştiren bir liderin ülkesine bırakabileceği en güzel armağan, bağımsız bir Cumhuriyet’tir. Bizler, Büyük Önder Atatürk ve yol arkadaşlarının çizdiği istikamette, 100 yıl sonra, yeni bir görev ve hedefle bir aradayız.

Onlar, düşünü kurdukları Cumhuriyet’i inşa ettiler. Bizlere düşen görev ise, güzel Cumhuriyetimizi, eksiksiz bir demokrasi ile taçlandırmaktır. Çünkü Mustafa Kemal ‘Demokrasinin tam ve en belirgin hükûmet şekli Cumhuriyettir’ der. Demokrasinin tam ve belirgin olması için çalışacağız ve çaba harcayacağız.

Değerli dostlarım, sizler de biliyorsunuz; gerçek bir demokrasiyi inşa etmek için yol çetin, zorlu, meşakkatli olabilir. Ancak onlar Cumhuriyet’i kurarken asla yılmadılar. Onların izinden giden bizler de aynı amaç doğrultusunda çalışacağız ve asla yılmayacağız. Değerli katılımcılar; sizlere ‘dostlarım’ dedim. Cumhuriyetimizin 100’üncü yaşını kutladığımız bu güzel akşamda bizleri yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza tekrar, saygılarımı, sevgilerimi sunuyorum.  Yaşasın Cumhuriyet. Yaşasın demokrasi.”

İsrail’e sert tepki

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu daha sonra sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Dış dünyayla bağlantısı koparılan Gazze, ağır bir bombardıman altında… Gazze’de masumlar katlediliyor, yetmezmiş gibi, İsrail Başbakanı hala hastaneleri hedef gösteriyor. Bu gece, bu katliama sessiz kalan herkesin eline masum kanı bulaşır. Dünya, ya bu katliama ‘dur’ diyecek ya da ortak olacak, bunun ortası yok! Dualarım mazlum Filistin Halkı için…” ifadelerini kullandı.

İsrail ordu sözcüsü Daniel Hagari bugün akşam saatlerinde yaptığı açıklamada “Kara kuvvetleri bu akşam operasyonları genişletiyor. Gazze sakinlerine güneye gitme çağrısı yapıyoruz” demişti. Hagari, ayrıca kuzey sınırındaki İsrail ordu kuvvetlerinin “yüksek alarm” durumunda olduğunu kaydetmişti. Filistin telekomünikasyon şirketi “Jawwal” ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Gazze’deki tüm telefon ve internet hizmetlerinin kesildiğini duyurmuştu.

Paylaşın

HEDEP Grup Başkanvekili Oluç: Küfür Eden Meclis Başkanvekili İstifa Etmeli

MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’ın HEDEP Milletvekili Sırrı Sakık’a ettiği küfüre ilişkin Meclis’te basın toplantısı düzenleyen Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Celal Adan hakkında derhal işlem başlatılması gerektiğini söyledi.

Mezopotamya Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, durumu “utanç verici” olarak değerlendiren Oluç, “Celal Adan’ın mikrofonu kapalı sanarak hatibimizin arkasından ve grubumuzu hedef alarak kullandığı söz -ki buradan kullanmaktan haya duyarım- çok ağırdır ve parlamentonun saygınlığı açısından utanç vericidir. Arkasındaki duvarda ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ yazısı yazan Meclis Başkanvekilinin bu kirli ve çirkin dili halkın iradesine yönelik açık bir hakarettir. Asla ve asla kabul edilemez” dedi.

Milletvekillerini sürekli bir biçimde temiz dil konusunda uyaran Adan’ın kirli bir dil kullandığını ifade eden Oluç, “Vekil olmanın erdeminden, Meclis’in öneminden ve siyasi ahlaktan söz eden bir başkanvekilinin içine düştüğü durum ibretliktir; farklı fikirlere tahammülsüzlüğün bir örneğidir. Beğenmediğiniz düşüncenin sahibine hakaret etmek, küfür etmek çürümüşlüğün bir göstergesidir ve kabul edilemez bir tutumdur. Milyonlarca oy almış bir partinin vekillerini hedefleyerek hakaret etmek aynı zamanda o partiye oy vermiş milyonlarca insanımıza, halkımıza hakaret etmek, küfür etmek anlamına gelir” diye konuştu.

Oluç, devamında şöyle konuştu: “Celal Adan, Meclis Başkanvekilliği görevinden istifa etmelidir. Ağza alınmayacak bir hakaretin sahibi olarak o koltukta oturmamalıdır. Sayın Meclis Başkanını da bu konuda gereğini yerine getirmek üzere göreve çağırıyoruz. Sayın Kurtulmuş; sizin vekiliniz olan bir kişinin bu tutumu kabul edilemez, bu konuda nasıl bir tutum alacaksınız çok merak ediyoruz. Buradan da son olarak uyarıyoruz; grubumuza, arkadaşlarımıza, halkımızın iradesine dil uzatanlara ve hakaret edenlere tavrımız ve tutumumuz her zaman açık ve kararlı olacak. Biz kimseye hakaret etmiyoruz, etmeyiz de ama kendimize de asla hakaret ettirmeyiz.”

Ne olmuştu?

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Genel Kurul’da söz alan HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına dair bir konuşma yaptı. Bu esnada MHP’li Celal Adan ile Sakık arasında bir tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p…venkler” ifadesini kullandı.

Kürsüye çıktığı sırada Türkçe ve Kürtçe ile “İyi akşamlar” diyen Sakık, “Sayın Erdoğan bir grup toplantısında ne diyor; MHP, CHP’nin yöneticileri gitsinler Meclis’in gizli oturumlarına, zabıtlarına baksınlar. Orada Kürtleri, Kürdistan’ı, Çerkezleri, Lazistan’ı görecekler. Mustafa Kemal bölücü müdür? Mustafa Kemal Kürt vekillerini çağırırken ‘Kürdistan milletvekilleri’ diyordu. Evet, doğru söylüyordu. Biz de bunun altına imzamızı atıyoruz” dedi.

Sakık’ın sözlerinin ardından Adan, “Polemiğe girmek istememekle birlikte, Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulurken milletimizin birliğine beraberliğine kurşun sıkıp askerlerimizi, polisimizi şehit edenlere ve onların adı PKK iken, bir milletvekili Türk askerini PKK tükürükleri ile boğar deseydi bu Meclis’ten canlı çıkamazdı” şeklinde konuştu.

Adan’ın bu sözleri üzerine, Sakık ile arasında bir sözlü tartışma yaşandı. Tartışma sonrası başka bir vekili kürsüye çağıran Meclis Başkenvekili Celal Adan mikrofonunun açık kaldığını unutup “p….venkler” ifadesini kullandı.

Paylaşın

CHP’li Selin Sayek Böke: Siyasi Anlayış Değişmeli

CHP’de değişimin yanında tutum alan Parti Meclisi (PM) Üyesi Selin Sayek Böke, “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.”

Böke, açıklamasının devamında, “Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım tarihinde genel başkanın seçileceği kurultaya sayılı günler kaldı. Değişimin yanında yer alan eski CHP Genel Sekreteri ve Parti Meclisi Üyesi Selin Sayek Böke, kurultay sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın sorularını yanıtlayan Böke, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ arasındaki gizli protokole ilişkin soruya, “Fotoğrafta vardım, görüşmede yoktum” cevabını verdi.

“Gizli protokolü öğrendiğinizde ne hissettiniz?” sorusuna Böke, “Biz de toplumun parçasıyız. Kandırılmış, terk edilmiş, yalnız bırakılmış, umursanmamış… Toplumun  hissettiği şeyleri biz de toplumun bir parçası olarak elbette hissettik” yanıtını verdi.

Toplumdan gelen bir değişim talebi olduğunu belirten Böke, “Tutum belgesi süzülerek ortaya çıkmış bir belge. Onlarca il başkanı, yüzlerce delege tarafından sahiplenilen, partinin geçmişte yöneticiliğini, milletvekilliği yapmış kıdemlilerince, partinin bugün yeni neferleri tarafından sahiplenilen bir belge. Gördüğümüz bu durum büyüyor ve bir dip dalgayla sahipleniliyor” diye konuştu.

CHP Genel Başkan Adayı Özgür Özel’in açıkladığı Tutum Belgesi’ne katkı verdiğini kaydeden Böke, “Ne değişmeli? Siyaset yapma biçimimiz, siyaset anlayışımız değişmeli. Örgütü ile genel merkezin kurduğu ilişki değişmeli. Örgüte vakfettiğimiz yetki ve sorumluluklar değişmeli” dedi.

Böke, nelerin değişeceğine ilişkin şunları söyledi: “Milletvekili adayları çok merkezi belirleniyor. CHP’li milletvekillerinin seçileceği garanti 39 yer, CHP örgütünün kendi temsilcilerine verilmedi. Kim karar verdi buna, Genel Başkan verdi. Oysa ki adaylıklarda mümkün olduğunca örgüte sormalıyız, ön seçim yapmalıyız.

Cumhurbaşkanı adayını da üyeye sormalıyız. Şimdi üyenin, il başkanının bu manada hiçbir yetkisi yok, PM’nin MYK’nın yetkisi olmadığını yaşadıklarımızla gördük. Bu merkezileşmiş siyaseti yeniden halkla buluşturacak bir açılma tarif ediyoruz. Katılımcı yeni süreçler anlatıyoruz.

Tüzüğümüzde küçük kurultaylar var. İttifak yapacaksanız kurultay delegesini çağırır, sorarsınız. Biz liderden başlayıp aşağı doğru inen değil, örgütten başlayıp lidere taşınan bir siyaseti, bunun mekanizmalarını kurabiliriz. Bu mevcut tüzüğün içinde de var. Bunu işletmemeyi seçmiş anlayışın bugün değişim yapması mümkün mü? Siyasi anlayış değişmeli.”

“Ben gerektiği yerde itiraz eden, gerektiği yerde koltuktan kalkan biri oldum” diyen Böke, “Bildiğim doğrular ve savunduğum, ilkeler neyi gerekiyorsa bundan sakınmamış bir siyasetçiyim. Yarın da öyle olacağım. Bizim ‘değişim’ diyen kıdemli siyasetçilere yöneltilen eleştirinin bir haksızlığı var. Onlar ‘değişim olması gerektiğini görüyoruz, biz değişim döneminde yeniden bir koltuğa aday değiliz’ diyorlar” ifadelerini kullandı.

Böke, şöyle devam etti: “Onlar da özeleştiri verecektir ama şunu önemsiyorum, Genel Başkan’ın yanında duran aynı kıdemdeki insanlardan ‘Biz yeniden aday olmayacağız’ cümlesini duydunuz mu? Orada çok daha fazla kıdemli var. O tartışılmıyor. ‘Değişim’ diyenlerin içinde kıdemli olan da genç olan da var.”

Kurultaya ilişkin “Sahada tablo nasıl?” sorusuna cevap veren Böke, “Kazanmaya çok yakınız, kazanıyoruz. Delege toplumla irtibata geçtiği her an değişime dair talebi duyuyor. Bundan önce ikili yarış olduğunda 100 imzayla girip 400 oy almıştı o dönemin muhalefeti. Şimdi yüzlerce imzayla girilecek ve bunu kat kat aşan bir oyla seçimin sonuçlanabileceğini öngörebiliriz” ifadelerini kullandı.

Böke, “Milletvekili adayı olmadınız. Kurultayı kazanırsanız siz nasıl bir sorumluluk üstleneceksiniz?” sorusunu şöyle cevapladı: Ben dün de buradaydım yarın da burada olacağım. CHP’nin neferi olarak siyaset yapmaya, siyasete katkı yapmaya devam edeceğim. Kendi varlığımı üstleneceğim yetki alanı üzerinden tarif etmedim. Değişimin parçasıyım.

Paylaşın

AK Parti Milletvekili Yayman: Erdoğan İkinci Atatürk’tür

AK Parti Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetimizin kurucusudur. Ve koyduğu hedefleri hayata geçiren lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Atatürk, bugün yaşasaydı; ben iddia ediyorum ki o da Cumhurbaşkanımızın yanında yer alırdı, onun politikalarını benimserdi” dedi ve ekledi:

“Benim ısrarla söylediğim bir tez vardır. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur. Onu, muasır medeniyet seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan ikinci Atatürk’tür ve Türkiye’nin 2053 hedeflerine varması, 2071 hedeflerine varması için her geçen gün daha fazla çalışmaktadır, çalışmaya devam edecektir.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Hatay Milletvekili Hüseyin Yayman,  TBMM’de basın toplantısı düzenledi. ANKA’nın aktardığına göre; Hüseyin Yayman, düzenlediği basın toplantısında şöyle konuştu:

“Cumhuriyetimizin 100. Yılı kutlu olsun. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sonsuza kadar var olsun… Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizim devletimizdir, hepimizin devletidir, kimsesizlerin kimsesidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin hikayesi, benim hikayemdir, sizin hikayenizdir. Cumhuriyetimiz, imparatorluğun külleri arasından, Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde çok zor şartlarda kurulmuştur.

Mustafa Kemal Atatürk, 100 yıl önce bu devleti kurduğunda herkes için ilham kaynağıydı. Bugün de aynı şekilde fikirleri ile düşünceleriyle; sadece Orta Doğu’nun, Avrasya’nın değil; dünyada bir referans kaynağıdır. Fikirleri ile çok önemli bir insandır. Dolayısıyla biz de Gazi Mustafa Atatürk başta olmak üzere, Cumhuriyetimizin kurucusu isimsiz kahramanlarımızı, şehitlerimizi, gazilerimizi, bir kez daha rahmetle, şükranla, minnetle anıyoruz.

Ben Hataylı, köylü bir ailenin, dokuz çocuklu bireylerinden bir tanesiyim. Bu Cumhuriyet beni okuttu, büyüttü, üniversitede hoca yaptı, bakan yardımcısı yaptı, milletvekili yaptı, komisyon başkanı yaptı. Bana bir gelecek verdi. Bana bir aile verdi. Cumhuriyet, hepimizin ortak evidir.

Bölgemizde yaşanan sorunlara bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bir barış, istikrar ve güven adası olmaya devam ettiğini görmekteyiz… Cumhuriyetimiz kurulduğunda, 35 bin köyünde elektrik yoktu, yol yoktu, su yoktu; toplu iğneye dahi muhtaç bir ülke konumundaydı. Bugün itibarıyla Türkiye kişi başına milli gelir bakımından 13 bin dolar civarındadır, 50 dolardı.

Türkiye’nin 100. yılını, ‘Türkiye Yüzyılı’ adıyla taçlandıran ve ‘büyük eserleri, büyük liderler yapar’ diyerek, Cumhuriyetimizi muasır medeniyet düzeyine çıkartan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bugün Türkiye, dünyada 16. büyük ekonomi ise bunu Cumhurbaşkanımızın üstün çabaları, çalışmaları, gayretleri ile başarmış durumdayız. Eğer bugün Türkiye çimento üretiminde Avrupa’da birinciyse, demir-çelik üretiminde Avrupa’da beşinciyse, müteahhitlik sektöründe dünyada ikinciyse, turizm gelirleri bakımından dünyada 10. ise turist gelmesi bakımından dünyada altıncı ise bu gerçekten Cumhuriyetimizin mucizesinin ve Cumhuriyetimizin başarasının sonucudur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetimizin kurucusudur. Ve koyduğu hedefleri hayata geçiren lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Atatürk, bugün yaşasaydı; ben iddia ediyorum ki o da Cumhurbaşkanımızın yanında yer alırdı, onun politikalarını benimserdi. Benim ısrarla söylediğim bir tez vardır. Cumhuriyetimizi Mustafa Kemal Atatürk kurmuştur. Onu, muasır medeniyet seviyesi düzeyine çıkartan Recep Tayyip Erdoğan’dır. Dolayısıyla, Recep Tayyip Erdoğan ikinci Atatürk’tür ve Türkiye’nin 2053 hedeflerine varması, 2071 hedeflerine varması için her geçen gün daha fazla çalışmaktadır, çalışmaya devam edecektir.”

Paylaşın

Erdoğan: Karadeniz Doğalgazı Ve Gabar Petrolünden…

8. Aile Şûrası’nda konuşan Erdoğan, 6 Şubat’ta asrın felaketini yaşamış ve hemen her şeyini kaybetmiş gençlerin yuva kurmalarına yardımcı olacaklarını belirterek, “Daha sonra Karadeniz doğal gazı ve Gabar petrolünden sağlayacağımız finansmanla projelerimizin kapsamını peyderpey genişleteceğiz. Devreye alacağımız diğer desteklerle, hem aile yapımızı yoksulluk ve sapkınlık tehdidinden koruyacak hem de gençlerimize sahip çıkacağız” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında Gazze’de yaşananlara da değinen Erdoğan, Gazze halkının acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları daha da yoğunlaştıracaklarını belirterek, “7 Ekim’den bu yana bir taraftan diplomatik temaslarımızı her seviyede sürdürürken, diğer taraftan da Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması için gayret gösterdik. Mısır makamlarıyla iş birliği içinde, şimdiye kadar 10 uçak dolusu yardım malzemesini El Ariş Havalimanı’na sevk ettik. Son olarak dün Gazze’nin en çok ihtiyaç duyduğu jeneratörleri gönderdik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen 8. Aile Şûrası’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, Aile ve Gençlik Bankası’nın kuruluşunu yakında gerçekleştireceklerini, Meclisin onayını aldıktan sonra projeyi ilk etapta deprem bölgesinde hayata geçireceklerini söyledi.

6 Şubat’ta asrın felaketini yaşamış ve hemen her şeyini kaybetmiş gençlerin yuva kurmalarına yardımcı olacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha sonra Karadeniz doğal gazı ve Gabar petrolünden sağlayacağımız finansmanla projelerimizin kapsamını peyderpey genişleteceğiz. Devreye alacağımız diğer desteklerle, hem aile yapımızı yoksulluk ve sapkınlık tehdidinden koruyacak hem de gençlerimize sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

“Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması için gayret gösterdik”

Konuşmasında Gazze’de yaşananlara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze halkının acil ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları daha da yoğunlaştıracaklarını belirterek, “7 Ekim’den bu yana bir taraftan diplomatik temaslarımızı her seviyede sürdürürken, diğer taraftan da Gazze’ye insani yardımların ulaştırılması için gayret gösterdik. Mısır makamlarıyla iş birliği içinde, şimdiye kadar 10 uçak dolusu yardım malzemesini El Ariş Havalimanı’na sevk ettik. Son olarak dün Gazze’nin en çok ihtiyaç duyduğu jeneratörleri gönderdik” şeklinde konuştu.

Ayrıca 25 sağlık personelin, tıbbi malzemelerle beraber Mısır’a intikalini sağladıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Gazze’ye ulaştırılmak üzere Mısır’a gönderdiğimiz yardım malzemelerinin toplamı 200 tonu aşıyor. Kardeş Mısır’la birlikte yardımları Gazzelilere ulaştırmaya çalışıyoruz. Sahra hastanelerinin kurulmasından yaralıların tedavi edilmek üzere ülkemize getirilmesine kadar her türlü insani yardımı yapmaya hazırız. Hazırlıklarını yürüttüğümüz sivil yardım gemimizi de şartlar olgunlaşınca inşallah bölgeye göndereceğiz. Gemimiz hazır yeter ki oradan müsaade edilsin. Saldırılardan etkilenen çocuklara yönelik her türlü tıbbi, psikolojik ve diğer destekleri sağlamaya matuf çalışmalarımız sürüyor.”

Eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde ilgili bakanlıkların bu konuda, özellikle çocukların getirilmesi ve onların burada himaye edilmesi noktasında temaslarının devam ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun dışında yaraların süratle sarılması ve insani trajedinin önlenmesi noktasında ne yapmak gerekiyorsa, Türkiye olarak elimizi taşın altına koymaktan asla imtina etmeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu İle İmamoğlu’ndan Bir Saatlik Görüşme: Açıklama Yapılmadı

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ile İBB Başkanı İmamoğlu, bir saat süren bir görüşme gerçekleştirdiler. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, görüşme sonrası basın mensuplarına herhangi bir açıklamada bulunmadılar.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çankaya Belediyesi’nin Ahlatlıbel Tesisleri’nde saat 09.30’da bir araya geldi.

Ekrem İmamoğlu ile İle Kılıçdaroğlu arasındaki basına kapalı görüşme bir saat sürdü. Farklı araçlarla tesisten ayrılan Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu, basın mensuplarına herhangi bir açıklamada bulunmadı.

4-5 Kasım’da 38’inci Olağan Kurultayı’nı gerçekleştirecek CHP’de kurultay gündemi devam ediyor. Kılıçdaroğlu’nun görüşmede İmamoğlu’na Kurultay Divan Başkanlığı’nı önereceği iddia edilmişti.

Gazeteci İsmail Saymaz, görüşmenin ardından sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Kılıçdaroğlu ile İmamoğlu’nun divan başkanlığı konusunda anlaştığını yazdı.

Saymaz şunları söyledi: Kılıçdaroğlu, bir hafta önce İmamoğlu’na haber göndererek, kurultayda divan başkanı olması teklifini iletmişti. İmamoğlu sıcak baktığını söylemişti. Kılıçdaroğlu ve İmamoğlu bugün görüştü ve anlaştı. 4 Kasım’daki CHP kurultayında divan başkanlığını İmamoğlu yapacak.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Çok Yönlü Mücadele İçerisindeyiz

TBMM’deki AK Parti Grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonla da çok yönlü bir mücadele içerisindeyiz. Ekonomide atılan adımların günlük hayattaki yansımalarını görmek biraz vakit alıyor. Türkiye vatandaşlarını mağdur etmez” dedi.

Erdoğan, Filistin – İsrail savaşına ilişkin de, “Filistin davamıza sahip çıkacağız. 7 Ekim’den bu yana krizin daha da büyümemesi için elimizden geleni yaptık yapıyoruz. 8 uçak dolusu tıbbi yardım gönderdik. İsrail’in devlet yerine örgüt gibi hareket etmesini asla tasvip etmedik etmeyeceğiz. Saldırılarda ölenlerin neredeyse yarısı çocuklar.

Dünyada sadece çocukları öldürmek için sokakları ateşe boğan bu insanlık dışı eylemi sürdüren bir devlet veya ordu bulamazsınız. Şimdi buradan İsrail’e sesleniyorum. Ey İsrail sen bir örgüt olabilirsin çünkü batını sana borcu çok. Ama Türkiye’nin sana borcu yok. Batı Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını korumaya çalışan bir kurtuluş bir mücahitler grubudur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Cumhurbaşkanlığı olarak Meclis’e sunduğumuz önemli bir düzenleme de 2024 bütçesidir. Bütçemizin temel önceliği depremde yıkılan şehirlerimizin ayağa kaldırılması ve depreme karşı alınacak önlemlerdir. 14 milyondan fazla insanımızı etkileyen 6 Şubat depremlerinin acısını ilk günkü gibi yüreğimizde hissediyoruz. Ne yaşanırsa yaşansın bu felaketi gündemimizde tutuyoruz.

Enflasyonla da çok yönlü bir mücadele içerisindeyiz. Ekonomide atılan adımların günlük hayattaki yansımalarını görmek biraz vakit alıyor. Türkiye vatandaşlarını mağdur etmez. Her çalışanın her emeklinin sıkıntısı bizim de sıkıntımızdır. Gençlere 10 GB internet sözümüzü tuttuk. Gençlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Önümüzdeki mart ayında yapılacak mahalli idareler seçiminde muhalefetin elinde ıstırap çeken belediyeleri gerçek belediyecilikle tanıştıracağız. Kendi yönetimimizdeki belediyelerde de seçimi çok daha farkla kazanmalıyız. Bu parti belediyelerdeki başarılarıyla kendini ispatlamış bir parti teşekkülüdür.

Terörle mücadele önceliğimizdir. Kahraman ordumuz destan yazıyor. Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki terörü kaynağında doğrudan kurutma stratejimiz sürüyor. Tezkerenin kabulüyle terörle mücadele daha da güç kazandı. Tarih tezkereye hayır diyerek teröre can suyu olanları affetmeyecektir. Terör koridorunu yeni harekatlarla parçalamayı sürdüreceğiz. Teröristlerin başını ezeceğiz.

Filistin davamıza sahip çıkacağız. 7 Ekim’den bu yana krizin daha da büyümemesi için elimizden geleni yaptık yapıyoruz. 8 uçak dolusu tıbbi yardım gönderdik. İsrail’in devlet yerine örgüt gibi hareket etmesini asla tasvip etmedik etmeyeceğiz. Saldırılarda ölenlerin neredeyse yarısı çocuklar. Dünyada sadece çocukları öldürmek için sokakları ateşe boğan bu insanlık dışı eylemi sürdüren bir devlet veya ordu bulamazsınız.

“İsrail’e gitme projemiz vardı iptal ettik”

Şimdi buradan İsrail’e sesleniyorum. Ey İsrail sen bir örgüt olabilirsin çünkü batını sana borcu çok. Ama Türkiye’nin sana borcu yok. Batı Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Hamas bir terör örgütü değil topraklarını korumaya çalışan bir kurtuluş bir mücahitler grubudur.

Ben hayatımda bir kere bu Netanyahu denilen adamın elini sıktım. Tabi iyi niyetimiz vardı suiistimal ettiler. İsrail’e gitme projemiz vardı iptal ettik. İyi niyetimizi suiistimal ettiler. İsrail çocukları öldürüyor, çocukların öldürülmesine müsaade etmeyeceğiz. Çünkü biz insanlıktan nasibimizi aldık. İsrail’in Gazze’ye saldırıları hem katilliğe hem akıl hastalığına delalet eden bir haldir. Lafa gelince demokratlığı, çoğulculuğu kimseye bırakmayanların faşist yüzlerini ibretle izliyoruz.

Biz tarihte ırkçılık yapmamış tek halkız. Bunu en iyi Yahudiler bilir. Üniversite öğrencilerini, akademisyenleri, tehditle susturmaya çalışanlar bunlar değil mi? Sırf bu onurlu tavırlarından dolayı yaşadıkları ülkelerde sıkıntıya düşen öğrencilere ülkemizin kapılarının açık olduğunu belirtmek istiyorum. Daha dün Ukrayna’daki savaşta dünyayı ayağa kaldıranların Gazze’de duvar kesilmesi bu riyakarlığın en somut ifadesidir.”

Paylaşın

Akşener: Bugün Hala Cumhuriyetle Problemi Olanlar Var

Partisinin TBMM grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, “Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!”

Filistin’deki insani krize tepki gösteren ve ABD’nin tutumunu eleştiren İYİ Parti Lideri Akşener, “Gazze’de, savaş suçu işleniyor. Gazze’de, insanlık suçu işleniyor. Gazze’de, terör suçu işleniyor. Ve savaş diye ambalajlanan, bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken, ABD Başkanı, ‘büyük demokrat’ Biden, Netanyahu’ya, destek üzerine destek yağdırıyor. Sözde demokrasinin beşiği Amerika, sözde eşitliğin, özgürlüğün sembolü Amerika, yüzyılın en vahşi sivil katliamına, düpedüz sponsor oluyor. Gerçekten ibretlik.” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM grup toplantısında konuştu. Meral Akşener’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“İktidar maalesef dış politikadaki her malzemeyi iç politikaya malzeme etmeye devam ediyor. Bunun bir örneği de İsveç’in NATO’ya üyeliği. Sayın Erdoğan daha önce bu konuda ‘Ey İsveç, boşuna uğraşma’ demişti. Gelinen son noktada iktidar katılım protokolünü imzaladı. Önce esip gürlediler, sonra imzayı çaktılar. Biz Rahip Brunson konusunda da bunu yaşamadık mı? Biz sorumlu muhalefet olarak bir çağrıda bulunuyoruz. NATO’nun genişlemesine karşı değiliz. Bunun için derhal Gazi Meclisimizde bir görüşme talep ediyoruz.

Gelin demokratik süreçleri çalıştıralım, kararları birlikte alalım. İYİ Parti olarak Türk milliyetçiliğini ırkçılık olarak gösterenlerle sonuna kadar mücadele edeceğiz. Benim dokunulmazlığım da yok. Buradan bir kez daha iktidara sesleniyorum; Türk milliyetçiliği, binlerce yıllık şanlı mazimizin, Türk’ün tarih boyunca verdiği kutlu mücadelenin, nice büyük zaferlerin günümüzde yankılanan nihai sonucudur. Türk milliyetçiliği, kutlu bir yoldur. Türk milliyetçiliği bir suç sayılacaksa, biz de Türk milliyetçisiyiz. Biz de suçluyuz. Bu suçun ortakları olmaktan onurluyuz. Gelin bizi de tutuklayın. Tutuklayın da görelim, hodri meydan. Benim dokunulmazlığım da yok.

Gazze’de teröre karşı savaş iddiasıyla yola çıkan İsrail’in sivilleri bile hedef alan gaddarlığı hız kesmeden devam ediyor. Tüm insani değerleri hiçe sayan bu eylemler karşısında her fırsatta sözde insan hakları şampiyonluğuna soyunan bilindik ülkeler ise üç maymunu oynayıp katil Netanyahu’nun günahlarına utanmadan ortak olmaya devam ediyorlar. İsrail Gazze’yi adeta bir ateş talimi alanına çevirdi. Hamas’ın terör saldırılarında binden fazlası sivil olmak üzere bin 400 İsrail vatandaşı hayatını kaybetmiştir.

“Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır”

İsrail’in karşı saldırılarında ise 4 binden fazla sivil Filistinli hayatını kaybetti. Ölen sivillerin bin 400’ü ise ne acıdır ki çocuktu. Bin 700 günahsız çocuk Netanyahu terörünün kurbanı oldu. O bombalar, masum insanları öldürdü. O bombalar, hastanede yeni doğmuş bebekleri öldürdü. Bir çatışma ancak bu kadar onursuz, bu kadar şerefsiz olabilirdi. Bir devlet insanı ancak bu kadar vicdansız olabilirdi. Ama dünya yaşananlara bu kadar kayıtsız kalamaz, kalmamalıdır. İnsanlık suçu işleyenlere karşı sergilenen diplomatik ve demokratik nezaket derhal rafa kaldırılmalıdır. Gerçekler tüm çıplaklığıyla konuşulmalıdır.

O gerçek de Netanyahu bir savaş suçlusudur, bir bebek katilidir. Sivilleri, çocukları öldüren Netenyahu terörüyle, müzik festivalinde gençleri tarayan Hamas terörü aynı şeydir. Sıfatına bakılmadan, hak ettiği gibi, bir katil gibi, bir terörist gibi muamele görmelidir. Gazze’de savaş suçu işleniyor. Gazze’de insanlık suçu işleniyor. Gazze’de terör suçu işleniyor ve savaş diye ambalajlanan bu devlet terörüne karşı en büyük tepkiyi vermesi gereken ABD Başkanı büyük demokrat Biden, Netanyahu’ya destek üzerine destek yağdırıyor.

Türkiye’nin 100 yıllık diplomasi birikiminde, Gazi Mustafa Kemal Atatürkümüzün şekillendirdiği temel bir ilke vardır; her şartta ülkemizin güvenliğini amaçlayan ve hiçbir milletin aleyhinde olmayan barış yanlısı bir duruş bizim daimi ilkemizdir. Bu ilkeyi korumak da devlet insanlarının asli görevidir. İşte bu yüzden devlet insanı kafasına göre racon kesemez. Ancak bugün görüyorum ki bu ilkeden ve devlet insanlığında bir haber olanlar var maalesef. ‘Mehmetçik Gazze’ye’ diye slogan atan şuursuz bir zihniyetin dolduruşuna gelenler var.

Üstelik bu dolduruşu ‘milliyetçilik’ diye pazarlayanlar da var. Milliyetçilik bu değildir, milliyetçilik önce kendi vatanına kendi milletine kendi evladına sahip çıkmaktır. Başka anaların doğurduğu çocukların sırtından çağrılar yapıp, kabadayı pozları vererek milliyetçi olunmaz. Bu arkadaşlar Gazze’yi de bir vatan olarak görüyorlarsa ve vermiş oldukları 24 saatlik mühlet ile Netanyahu’yu durduramadıklarına göre; buyursunlar görevlerinden istifa edip Gazze’ye gitsinler.

Sosyal medyada sergiledikleri bu vatanperverliklerini daha da gösterip buyursunlar Gazze’ye gitsinler. Kınalı kuzularımızın, Mehmetçiğimizin sırtından kahramanlık taslamasınlar. Kendilerine eşlik edecek arkadaşlarını toplayıp süratle Gazze’ye gitsinler. Öyle geniş zaman kipleriyle atılan yüksek desibelli ama eylemden uzak tiratlarla bu işler olmaz. Sadece her şey ucuzlar. Çünkü büyük sözlerin hakkı, büyük eylemlerle verilir. Koyarsın canını cebine, gereğini yaparsın.

“Cumhuriyetle problemi olanlar var”

Bugün maalesef 100 yıl sonra bile hala cumhuriyetimizle problemi olanlar var. Ne yapsak da cumhuriyetin 100. yılını güme getirsek acaba diyenler var. Dün her 29 Ekim’de yatak döşek olanlar vardı, bugün ise Atatürksüz 29 Ekim kutlayanlar var. Duydukları büyük üzüntü nedeniyle Cumhuriyet’in 100. yılının kutlanmasını yanlış bulup engellemeye çalışanlar var. Utanmadan neler neler söyleniyor şu an, hem de milletin seçtiği bazı vekil ağzından, yazıklar olsun!

29 Ekim’de geçtim mitingi, fener alayına bile mesafeli dururken 28 Ekim’de Filistin mitingi yapanlar var. Hiç utanmadan, cumhuriyetin karşısında Filistin’de yaşanan mezalimi dikmeye kalkanlar var. Kardeşim başka gün mü bulamadınız? Bir hafta sonra yapsanız incileriniz mi dökülürdü?”

Paylaşın