İYİ Parti’de İstifa Furyası: Meclis’teki Sandalye Sayısı 39’a Düştü

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor.

Son olarak, İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu partisinden istifa etti. Yanıkömeroğlu, istifaya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kurucular Kurulu üyesi olduğum İYİ Parti üyeliğinden istifa etmiş bulunmaktayım. Kuruluş amaç ve ilkelerimizden bir süredir uzaklaşmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemin çıkarlarına öncelik vererek çalışmalarıma devam edeceğim.”

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu kimdir?

11 Mayıs 1966 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Çankaya İlkokulu ve Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesini bitirdi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin İnşaat Mühendisliği Yapım Stratejisi Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı.

Altyapı, üstyapı, raylı sistemler konusunda birçok projede üst düzey yöneticilik yaptı. Sektörün önde gelen firmalarında proje mühendisliği, teklif ve planlama müdürlüğü ve genel müdür yardımcılığı gibi pozisyonlarda görev aldı. Bir müşavirlik firmasının kurucuları arasında bulundu.

İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyeleri arasında yer aldı. 2018 yılında gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongre’de İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi seçildi. 2018 yılında Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Kadınların siyasete katılımı, toplumsal cinsiyet eşitliği, işitme engellilerin sosyal hayata katılımı alanlarında aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İleri düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Yanıkömeroğlu, 2 çocuk annesidir.

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz ve Arif Ersoy ve eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın

HEDEP’li Bakırhan’dan Yerel Seçim Açıklaması: Pazarlık Ya Da Taktik Yapmıyoruz

İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde Türkiye’nin her yerinden aday çıkarma eğilimine ilişkin, “Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi.”

Bakırhan, açıklamasının devamında, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları bugün İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın aktardığına göre; Yerel seçimlere yönelik kullanılan ‘Kent uzlaşısı’ tanımına ilişkin Bakırhan tarafından yapılan değerlendirmede amacı hem parti tarafından kazanılabilecek belediyelerin alınması hem de batıda halkın güçlü temsilinin ortaya çıkacağı bir sonuca ulaşmanın hedeflendiği belirtildi.

“Kent nüfusunun yüzde 2-3’nün tercihiyle adaylar belirlenecek” diyen Bakırhan, batı illerinde de kendi adayları ile seçime gitme eğiliminde olduklarını ancak nihai kararın Parti Meclisi tarafından verileceğini belirtti.

“Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz. Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi” diyen Bakırhan, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” dedi.

Bakırhan, 28 Mayıs’ta yapılan ikinci tur öncesinde CHP ve Zafer Partisi arasında imzalanan gizli protokolün bir kırgınlık yarattığını ancak kayyımsız bir belediyecilik için kimseyle konuşmaya kapalı olmadıklarını herkesle görüşebileceklerini belirtti

Bunu sadece seçim için söylemediklerini vurgulayan Bakırhan, “CHP’nin ne düşündüğünü çok bilmiyorum. Ama kendilerine şunu sormalılar: Bizi bu noktaya ne getirdi? Bunu biraz sorsunlar, sorgulasınlar” dedi.

Eş Genel Başkan Hatimoğulları da iktidarla bir pazarlık yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir pazarlık yapmıyoruz ancak halkın meseleleri olan cezaevleri, deprem ve savaş gibi konularda halkın vekilleri olarak çözüm önerilerini yetkili mercilere taşımak durumundayız” diye konuştu.

“Bizim kadar AKP’yi tanıyan, anlayan bir parti yok” diyen Bakırhan, Türkiye’nin temel meselelerini masaya koyarak oturur tartışırız. Biz Türkiye’nin bir gerçeğiyiz. Biz ilelebet iktidara kapalı ya da muhalefetin yedeği bir parti değiliz. Türkiye kazanacaksa herkesle görüşürüz” diyen Bakırhan, “Biz aynı zamanda müzakere yürüten bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, seçimlerden bağımsız her konuyla ilgili görüşme yapılabileceğini de belirtti.

Eş Başkan Tülay Hatimoğulları, ana muhalefeti eleştirerek, “Tüm çıkışı sandıkta gören bir anlayış var. Ama Türkiye’nin bir mücadele ittifakına ihtiyacı var” dedi.

“Türkiye’nin bir demokrasi mücadelesine ihtiyacı var” ifadelerini de kullanan Hatimoğulları, yerel seçimden sonra seçimsiz geçmesi beklenen 4 yıllık sürece vurgu yaparak Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hatimoğulları, “Emek ve Özgürlük İttifakı bir seçim ittifakı değildi. Henüz ittifak bileşenlerleriyle değerlendirme yapmadık ama ittifak şu an için yeterli değil. En geniş yelpazede bir mücadele ittifakına ihtiyacımız var. Bu ittifakına oluşması için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

Yerel seçimlerde İstanbul’daki tavırlarına ilişkin soruyu Eş Başkan Bakırhan yanıtladı. Bakırhan, İstanbul’un en yoğun Kürt nüfusuna sahip kent olduğuna değindi ve “İstanbul’da tabanımız var. Demokrat, ırkçı olmayan, Türkiye’deki mozaiğe saygı göstermesi gibi ölçülerimiz var. Şeffaf müzakere yürütülmesi gibi bir kriterimiz var. İsimlere çok girmek istemiyorum” diye konuştu. 2019’daki yerel seçimlerde Mansur Yavaş’a oy verdiklerini ve kazanmasında rol oynadıklarını da söyleyen Bakırhan, yaptıkları değerlendirmelerin CHP’ye özgü değerlendirmeler olmadığının altını çizdi.

2019’daki yerel seçimlerde kazandıkları kentlere atanan kayyumların uygulamalarından bahseden Bakırhan, Siirt Belediyesi’yle ilgili şunları söyledi:

2014’te belediyeyi kazandıktan sonra atanan kayyum 2.5 yıl boyunca hiçbir hizmet üretmedi. Biz teslim ettiğimizde kasada 20 milyon lira vardı. 2019’da belediyeyi tekrar kazandık, 115 milyon lira borçla devraldık. Borçları eritmeye başlayıp aynı zamanda hizmet ürettiğimiz sırada tekrar kayyum atandı. Şu anda Siirt Belediyesi’nin 400 milyon lira borcu var.”

Paylaşın

Davutoğlu’ndan İktidara İsrail Tepkisi: Böyle İkiyüzlü Politika Görülmedi

Gelecek – Saadet grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi” dedi ve ekledi:

“İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet – Gelecek Partisi grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

Değerli arkadaşlar, bu acılara benzer acılar yaşıyoruz. Nasıl Boraltan Köprüsü olduğunda iktidar karartmayla onu unutturabilmişti. Nasıl Demokrat Parti döneminde tek parti dönemindeki Cezayir Politikası devam edip bir karartmayla NATO öncelikli unutturulabilmişti. Johnson mektubu daha sonra fark edildi. Şimdi yaşadığımız yüz kızartıcı, utanç verici, milletin yüreğine hançer gibi saplanan resimlerde de gelecek nesiller aynı şekilde bahsedecek.

Şimdi size bir resim göstereceğim; kamuoyu önünde daha önce gösterdiğimiz bir resim. Bu resme bakıldıkça, nesiller bu resme baktıkça bu resimdekileri kara bir tablo olarak anacak. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve sağında solunda önünde Müslüman liderler ve bir tarafta da sayın Erdoğan.

Arkadaşlar, iktidar bugün bu resmi göstermemek için çaba sarf etse de, özellikle gençlere söylüyorum; bu resmi hiçbir zaman unutmayacaksınız, unutturmayacaksınız. Bu resimde; Gazze’de öldürülen binlerce, on binlerce kardeşimizin kanını elinde tutan birinin yanında Müslüman liderler duruyorsa ne diyebiliriz. Çok basit diyebilirler ki; Birleşmiş Milletler Toplantısı. Hayır arkadaşlar, toplantı yeri Dubai. İstese ev sahibi çağırmaz.

İstese Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “siz onları çağırırsanız ben gelmiyorum” diyebilirdi. İklim Zirvesi, evet önemli bir zirve ama “insanın olmadığı yerde iklim konuşulmaz” diyebilirdi. Çocukların katledildiği yerde iklim olmaz. Ölü çocuklar, Nazım Hikmet’in dediği gibi büyüyemez ve güzel iklimleri göremez diyebilirdi. Demedi arkadaşlar.

Ve bir resim daha, bu sefer bir video. Bu videoyu da dikkatlice izleyin. Bu video aynı zamanda bir utanç tablosunu yansıtmakla kalmıyor, bir milletin nasıl susturulduğunu da gösteriyor. Bu Türkiye’den İsrail’e giden, birçoğu da İsrail ordusu tarafından kullanılan malzemelerin İsrail tarafından teşhir edilmesinin videosu.

Yüz kızartıcı bir video. Bu çekilebilenler. Şu ana kadar İsrail’e 7 Ekim’den bu yana giden Türk gemisinin sayısı 350’yi geçti. Bu gemilerin kimlikleri tek tek çıkarıldığında birçoğunun AK Parti’yle iktidarla doğrudan ilişkili iş adamları olduğu ortaya çıkıyor.

“Böylesi ikiyüzlü politika görülmedi”

Bu video üzerine İletişim Başkanlığı, alelacele dezenformasyon birimi üzerinden, bu videoda made in Turkey yazıyormuş orada, o yüzden daha önce çekilmiş bir videoymuş. Bir kelime üzerine söyleniyor bu. Şunu çıkıp diyemiyorlar; “Türkiye’den İsrail’e hiçbir gemi gitmiyor” diyemiyorlar. Bir kelime oyunu üzerinden savunmaya geçmeye çalışıyorlar.

Ama bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi.

İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Paylaşın

Akşener: İttifak Dedikleri Manda Ve Himaye Tuzağına Geçit Vermeyeceğiz

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Sıfır toplamlı ittifak düzenine karşı başlattığımız kutlu mücadele artık yeni bir aşamaya geçtik. Medya operasyonlarıyla baskılarla iftiralarla tehditlerle beslenip büyütülen iki kutuplu siyasetin karşısında Türkiye’nin demokratik milli yolculuğunu başlatmanın gurur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel yönetimleri rant kapısına indirgeyenlere , belediyeciliği, hizmet değil iktidar alanı olarak görenlere, kayıkçı kavgalarıyla milletimizi oyalayanlara karşı  anlamlı ve cesur bir başlangıç yaptık… Bir taraf başka türlü hakaret ediyor öbür taraf başka türlü hakaret ediyor. Otak noktaları bizim hür ve müstakil olarak seçime girmemizi engellemek. İki gündür izliyorum, yok hiçbirinin birbirinden farkı.

Akşener, konuşmasının devamında, “Belediyeleri siyasi rant mecrası görenler, milleti yolunacak kaz bilenler öfkeden düşmanlıktan beslenenler, iki yüzlü bencilliklerini erdem diye pazarlayacaklar. Ama biz bu filmi daha önce gördük biz şerbetliyiz. O nedenle de tankla da tüfekle de gelseler bize vız gelir tırıs gider… Adına ittifak dedikleri manda ve himaye tuzağına geçit vermeyeceğiz. Türk milletine ölümü gösterip sıtmaya razı eden bu maskeli baloya boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İYİ Parti söyleyecek sözü olan kadınların partisidir. İYİ Parti sürekli kadın konusu siyaset üstüdür deyip, boş oturanların karşısına kadınları alanların partisidir. Plazalarda cam duvarlara çarpan kadınların da, rutubetli evlerde kaderine mahkum edilen kadınların da partisidir. Kadınları çekemeyenler rahatsız olmaya devam edecekler. İktidara baskı yapıp, İstanbul Sözleşmesi’ni rafa kaldıran kadın düşmanları rahatsız olmaya devam edecekler.

Türk kadınlarının önünü açan Cumhuriyetle derdi olanlar rahatsız olamaya devam edecekler. İstedikleri kadar rahatsız olabilirler, biz burada olmaya devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türk kadınlarının omuzlar üzerinde yükselmesine mani olamayacaklar.

Erdoğan, 2023’te herkes enflasyonu yüzde 20’ler seviyesinde yapsın demişti. Bu hafta enflasyon açıklandı. Erdoğan’ın yüzde 20’lerde dediği enflasyon ENAG’a göre yüzde 127, İTO’ya göre yüzde 75’lere hatta TÜİK’e göre bile yüzde 62’lere dayandı. Halkımız iktidarın iş bilmezliği yüzünden enflasyon canavarıyla baş başa kaldı. Ekonomimiz tekeri patlamış kamyon misali gidiyor. İktidar çözüm üreteceği yerde yeni sorunlar üretiyor. Asgari ücret memur ve emekli maaşlarına yılda 2 defa zam yapılıyordu ama maaşlar eriyordu.

Biz zamların 4 defa yapılmasını önermiştik. İktidar ne yaptı? Erdoğan ‘Tek zamla bu iş biter’ demiş. Anlaşılan iktidar çalışanların işini bitirmeyi kafasına koymuş. Yüzde 60’ların üzerinde bir zam yapmadığınız sürece vatandaş, enflasyon altında ezilmeye mahkum. Yılda iki defa zam belirlenmesi konusunda ısrarcıyız. TÜRK-İŞ’in açıklık sınırı altında bir maaş kabul edilemez. Hiç olmazsa büyüme rakamı oranında bir refah payı da verilmeli. Ocak ayı için asgari ücret talebimiz 17 bin TL, temmuz ayı için ise 20 bin 500 TL’dir

20 yıllık AKP İktidarında yokluğa ve yoksulluğa mahkum edilen Türkiye var. İktidarın kimsesiz bıraktığı bir Türkiye var. Rantiyeleri 3 kuruş zarar etti diye dünyayı yerinden oynatırken, milletimizi borçlarla bir başına bıraktılar. Hayatınızda bir kez olsun milleti düşünün, sorumluluk alarak fedakarlık yapın. Önümüzde bütçe görüşmeleri var bir kez olsun millet için bütçe yapın.

Dolandırılan spor insanları ve kaptırdıkları milyon liraları konuşuyoruz. Fenomenlerin nasıl para akladıklarını konuşuyoruz. Aklanan paraları konuşuyoruz ama nedense parası aklananları hiç konuşmuyoruz. Dolandırılanlar konuşuyor ama nedense dolandırıcılığa yol açanlar hiç konuşulmuyor. Cambazlar konuşuluyor ama nedense sirklerin sahipleri hiç konuşulmuyor. İktidar, kayıt dışılığı ilk günden beri sorun olarak değil bir fırsat alanı olarak görüyor.

Halbuki yaşadıklarımızı bir düşünün yani bir Allah’ın kulunun her bir bireyden bahsediyorum hakikaten taşıyamayacağı oranda ağır şeyler yaşadık arkadaş kuyruğu dik tutacağız diye öldük. Azıcık mağdur olalım. Diğeri ise övünemiyoruz. Halbuki inanılmaz güzel projelerimiz var bunları anlatmamız lazım. Yani propagandanın anlamı devamlı anlatmaktır. El övmüyor kendi kendimizi övmemiz lazım. Bu eksiğimizi beraber gidereceğiz inşallah.

Büyük büyük sözler verip, ihtişamlı propaganda yönetiyorlar. Vergi almayı biliyorlar ama şehir içi ulaşımı halledemiyorlar. Özellikle büyük şehirlerimizde ulaşım hizmetlerinin başarısından söz etmek mümkün değil. Bu tablo karşısında biz, İYİ Parti olarak iyi belediyecilik vizyonuyla insanımıza yaşanabilir şehirler inşa edeceğiz. Huzurlu, güvenli ve konforlu ulaşım sağlayan, çevre ve gürültü kirliliğine neden olmayan, adil, kapsayıcı ve erişilebilir ulaşım hizmetlerini hayata geçirmeye talibiz.

“Bizi gül bahçeleri beklemiyor”

Biliyorsunuz, bugüne kadar; nice zorlu günler yaşadık. Nice saldırılara, hakaretlere, iftiralara göğüs gerdik. Nice ablukaları, ambargoları, engelleri aştık. Nitekim, açık konuşayım: bugünden sonra da bizi; gül bahçeleri beklemiyor. Tam tersine; önümüzde, dikenlerle, sırtlanlarla, haşerelerle dolu; çetin bir yol var.

Bu yolda; övgü süsü verilen, iftiralar duyacağız. Çiçek demetlerinin ardına gizlenen, tehditler alacağız. Yüzümüze gülüp; tetikçilerini, üzerimize salanları göreceğiz. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; dün olduğu gibi, bugün de; bunların hepsine, dişimizi sıkacak; göğsümüzü gereceğiz. Çünkü bizim için siyaset, hiçbir zaman; bir konfor alanı, bir rant kapısı olmadı. Biz hep, baskıya karşı, baş kaldıranlar olduk. Biz hep, dayatmaya karşı, direnenler olduk. Biz hep, siyaset simsarlarının tekerine, çomak sokanlar olduk. Ve biz hep; milletin yararına olanı, yılmadan savunanlar olduk.

Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya, figüran olmadan başkalarının siyasi kariyerlerine, zıplama tahtası olmadan başkasının sevabına da, günahına da ortak olmadan; özü başımıza vereceğiz. Türkiye’nin Demokratik Millî Yükselişi’ni gerçekleştirmek için; hür ve müstakil olarak, milletimizle buluşacağız.

Sizin omuzlarınız katledilmiş bir kadının acaba bir şey mi oldu acaba kadının bir eksiği var mıydı sorusunu soranların yükünü taşımaz. O nedenle bu mücadeleyi omuzlarımızda sadece ve sadece milletimizin bize yüklediği sorumlulukla vereceğiz. Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya figüran olmadan, başkalarının siyasi kariyerlerine zıplama tahtası olmadan, başkasının sevabına da günahına da  ortak olmadan, özü başımıza birlikte hür ve müstakil olarak vereceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyon, Haziran’a Kadar Yüksek Kalacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonla ilgili, “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” dedi.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. İsrail’in Türkiye dâhil, yurt dışındaki Hamas liderlerine suikast düzenlemeyi planladığına dair haberlerle ilgili değerlendirmede de bulunan Erdoğan, “Her şeyden önce bu haberi yapanlar demek ki Türkiye’yi tanımıyorlar. Türkleri tanımıyorlar. Bizi tanımıyorlar. Böyle bir yanlışa tevessül etmeleri halinde şunu bilmeleri gerekir ki bunun bedelini, bunun faturasını çok ama çok ağır öderler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye, Türklere karşı böyle bir adımı atmaya eğer cüret ederlerse bunun bedelini, bir daha bellerini doğrultamayacak surette, ödemeye mahkum olurlar. Böyle bir işe kalkışanlar bunun sonuçlarının son derece ciddi olabileceğini unutmamalıdır. Türkiye’nin hem istihbarat hem güvenlik alanında aldığı mesafeyi dünyada bilmeyen yoktur. Ayrıca biz dün kurulmuş bir devlet değiliz. Bunu da kimsenin aklından çıkartmaması gerekir” uyarısında bulundu.

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in başkanı Ronen Bar, Türkiye ve Katar dâhil dünyanın neresinde olursa olsun ele geçirene dek Hamas liderlerinin peşlerini bırakmayacaklarını söylemişti.

Bar, geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan açıklamalarında, “Kabine bize bir hedef belirledi. Sokak ağzıyla, Hamas’ı ortadan kaldırmayı. Bu bizim Münih’imiz. Bunu her yerde yapacağız. Gazze’de. Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da. Birkaç yıl alacak. Ama bunu yapmak için orada olacağız” demişti. İsrail, 11 vatandaşının öldürüldüğü 1972 Münih Olimpiyatları saldırısının ardından yıllarca çeşitli ülkelerde düzenlediği suikast operasyonlarıyla bu terör eyleminin faillerini ve organizatörlerini hedef almıştı.

İsrail’in Gazze’de bir tampon bölge oluşturmak istediğine dair haberlerle ilgili görüşü de sorulan Erdoğan, “Her şeyden önce bu planın tartışılmasını bile ben tüm Filistinli kardeşlerime saygısızlık olarak görürüm. Bu, bizim açımızdan tartışılacak, düşünülecek ve üzerinde konuşulacak bir plan değil” dedi.

Erdoğan, “İsrail’in 1947’de uygulanmaya başlayan Filistin topraklarını işgal planı, yıllar içerisinde ne yazık ki küçülte küçülte Filistin’i ve Gazze’yi bu duruma getirdi. Şimdi ise İsrail, Filistin’de kalan bir avuç toprağı tamamen alarak, buraları da işgal etme niyetinde. Buna olumlu bakmak, olumlu yaklaşmak asla mümkün değil” diye ekledi.

İsrail’in savaş sonrasına yönelik planları kapsamında, gelecekteki olası Hamas saldırılarını önlemek için Gazze sınırının Filistin tarafında bir tampon bölge oluşturmak istediği iddia edilmişti.

Reuters haber ajansına konuşan kaynaklar, İsrail’in bu planını komşuları Mısır ve Ürdün’ün yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’yle de paylaştığını söylemişti. Tampon bölge planıyla ilgili olarak Suudi Arabistan’ın da bilgilendirildiğini belirten Kaynaklar, konudan Türkiye’ye de bahsedildiğini iddia etmişti.

Erdoğan, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz TBMM’den geçirmemesiyle bağlantılı olarak ABD’nin F-16’ların modernizasyonu konusunda, Avrupa ülkelerinin de Eurofighter savaş uçaklarının tedariki konusunda Ankara’ya güçlük çıkardığına dair bir izlenim olduğunu hatırlatan bir gazetecinin bu doğrultudaki sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“F-16 meselesinde biz muhataplarımıza dedik ki: ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin kongresi varsa bizim de kongremiz yani Meclisimiz var’. Parlamentomuzdan nihai karar çıkmadıktan sonra söyleyecek herhangi bir şey yok. ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım’ diyorum.”

Erdoğan, “Bir diğer konu da Eurofighter Typhonn meselesi… Kaldı ki Eurofighter konusunda da aslında İngiltere’nin bakışı olumlu. Maalesef Almanya’da bir sıkıntı söz konusu. Fakat pürüzleri gidermek için İngiltere’nin olumlu yaklaşımı oldu. Almanlarla konuyu görüşeceklerini söylüyorlar. Bu noktada başka alternatiflerimiz de yok değil” diye ekledi.

“Enflasyon Haziran’a kadar yüksek kalacak”

Erdoğan, enflasyonla ilgili bir soruyu ise “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” diye yanıtladı.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Zafer Partisi Ümit Özdağ’dan İYİ Parti’ye ‘İş Birliği’ Çağrısı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için İYİ Parti’ye ‘iş birliği’ çağrısı yapan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “AKP ve CHP çevresinde şekillenmiş ittifaklara oy vermek zorunda kalan kitleler için Zafer-İYİ Parti ittifakı yeni bir çekim merkezi olacaktır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Zafer Partisi anketlerde % 6.5, İYİ Parti %7.5 görünmektedir. Seçim işbirliği yapılması durumunda bu oranın % 20’yi rahatlıkla bulacağı görülmektedir. Mevcut şartlar altında yapılması gereken geçmişte ve bugün farklı anlayışları ve karşılıklı itirazları erteleyerek, seçmen için yeni bir seçenek ortaya koymaktır.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için İYİ Parti’ye ‘iş birliği’ çağrısı yaptı. Ümit Özdağ, şu ifadeleri kullandı:

“İYİ Parti’nin almış olduğu CHP ile ittifak yapmama kararı geç kalmış, doğru bir karardır. Ancak İYİ Parti’nin CHP ile yolları ayırma adımını attığı bu günlerde Cumhur İttifakı en güçlü dönemini yaşamaktadır. Eğer iYİ Parti Zafer Partisi ile seçim işbirliği oluşturmaz ise CHP’den ayrılma adımı Cumhur ittifakına açık destek ile sonuçlanacaktır.

Zafer Partisi’nin İYİ Partiye önerdiği seçim işbirliği Cumhur ittifakının seçim başarısının önündeki tek gerçek engel olacaktır. Zafer Partisi-İYİ Parti seçim işbirliği CHP-AKP ekseninde bölünmüş siyasette gerçek bir üçüncü seçenek ortaya koyacaktır.

AKP ve CHP çevresinde şekillenmiş ittifaklara oy vermek zorunda kalan kitleler için Zafer-İYİ Parti ittifakı yeni bir çekim merkezi olacaktır. Zafer Partisi anketlerde % 6.5, İYİ Parti %7.5 görünmektedir.

Seçim işbirliği yapılması durumunda bu oranın % 20’yi rahatlıkla bulacağı görülmektedir. Mevcut şartlar altında yapılması gereken geçmişte ve bugün farklı anlayışları ve karşılıklı itirazları erteleyerek, seçmen için yeni bir seçenek ortaya koymaktır.”

Dikbayır, İYİ Parti’den ihraç edildi

Öte yandan İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır hakkındaki iddiaları inceleyen partinin disiplin kurulu, Ümit Dikbayır’ın partiden ihracına karar verdi. İhraç gerekçesinin medya aracılığıyla partiyi yıpratmak olduğu belirtildi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ailesi ve özel kalem müdürü Esma Bekar’ın banka hesaplarını yasa dışı yollardan incelettiği iddiası ile geçtiğimiz ay Dikbayır’ın “kesin ihraç” istemiyle disipline sevkini istemişti.

22 Kasım’da İYİ Parti, Disiplin Kurulu’na sevki gerçekleştirilen Ümit Dikbayır hakkında, soruşturma başlatılmasına, savunmasının istenmesine ve tedbir talebinin kabulüne oy birliğiyle karar veriliğini duyurmuştu.

Dikbayır, Meral Akşener’in banka hesaplarını inceletmek ve belediyelerle parasal ilişki kurmak başta olmak üzere dört suçlamadan ötürü kendisi hakkında suç duyurusunda bulunmuştu. Ümit Dikbayır aynı zamanda milletvekilliği dokunulmazlığının kaldırılması için de TBMM Başkanlığı’na başvurmuştu.

Paylaşın

Demirtaş: Kürdüm, Bu Yüzden Yargılanıyorum

“Kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılandığı davada konuşan Selahattin Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım” dedi ve ekledi:

“Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın 2015-2017 tarihleri arasında aralarında dönemin Başbakanı Davutoğlu’na yönelik sarf ettiği sözleri nedeniyle hakkında “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla açılan ve 10 farklı dosyanın da birleştirildiği davanın 9’uncu duruşması 14’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Demirtaş, duruşmaya tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, avukatları da hem duruşmada hem de İstanbul, Antalya ve Diyarbakır adliyelerinden SEGBİS ile hazır bulundu. Onlarca yurttaş ise duruşmanın görüldüğü salonun koridorunda bekleyerek destek verdi.

Duruşma kimlik kontrolünün ardından başladı. Duruşmada ilk olarak söz alan Demirtaş’ın avukatları, dava kapsamında 10 savcının, dosyaya baktığını belirtti. Avukatlar ayrıca, bahse konu olan ve suç diye iddia edilen söylem ve eylemlerin geliştiği dönemde müvekkillerinin, milletvekili olduğunu ve bundan kaynaklı da dokunulmazlığının olduğunu ve bu tür eylemlerinden “sorumsuz” olduğunu vurguladı.

MA’nın aktardığına göre; Avukatların ardından söz alan Demirtaş, savcıların dosyaya bakamadığını belirtti. “Bu yargılamada AHİM’in 14. ve 18. maddelerine göre Kürt siyasetçi kimliğime dönük bariz bir ayrımcılık yapıldığını görmekteyiz. Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin eş genel başkanına 30 yıllık hapis istenirken lehine tek bir delik toplanmadığı gibi aleyhindeki deliller bilerek çarpıtılmış. Savcı, konuşmalarımı AYM, AHİM, Yargıtay çerçevesinde, o dönemin siyasi atmosferine bakmadan cımbızlamış” diyen Demirtaş, ardından yaptığı konuşmaların olduğu dönemde öz yönetim sürecinin yaşandığı kentlerde, zırhlı araç arkasında iple cansız bedeni çekilen Hacı Lokman Birlik’in, cansız bedeni çürümeye terk edilen Taybet Ana’nın bedenini ve cansız bedeni günlerdir buzdolabında bekletilen Cemiila Çağırga gibi katledilen ve işkence edilen çok sayıda kişinin fotoğrafını mahkeme heyetine gösterdi.

“Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum”

“Korumamız gereken şey bu alçaklar değil insanlık onurudur” diyen Demirtaş, “Kürdüm, Kürt siyasetçiyim ve bu yüzden yargılanıyorum. Türk milliyetçisi Sedat Peker gibi biri olsaydım yargılanmazdım. Irkçı, faşist bir çetenin lideri olmadığım için bugün yargılanıyorum. Yargılanmama sebep olan sözlerimi geri alacak değilim, az bile söylemişim. Beni meclise gönderen halkın acılarını dile getirmezsem asıl o zaman yargılanmalıyım. Yıllardır 12 metre karelik bir alanda sözlerim yüzünden hapis tutuluyorum ancak haklılığımızdan eminim. Kimse bize boyun eğdiremez. Siyasi mücadelemiz Kürt halkı eşit ve özgür olana kadar sürecek” dedi.

Demirtaş’ın ardından duruşmaya ara veren mahkeme duruşmayı, 15 Mayıs’a erteledi.

Paylaşın

Türkiye, Eğitimde OECD Ortalamasının Altında

PISA 2022 araştırmasına göre; Türkiye’nin matematikteki puanı sabit kaldı, okumada 10 azaldı, fende ise 8 arttı. Türkiye her üç alanda da PISA 2018 araştırmasına göre daha üst sıralarda yer aldı.

PISA, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı anlamına geliyor. Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yürütülüyor.

PISA 2022 araştırmasına katılan ülke sayısı 2018’den bu yana 79’dan 81’e yükseldi. 2022 değerlendirmesinde, OECD genelinde öğrencilerin seviyelerinde benzeri görülmemiş bir düşüş görüldüğü belirtiliyor.

Güçlü performans gösterenler arasında Çin’e bağlı Makao, Tayvan, Japonya, Güney Kore ve Estonya var. Hepsi, üç ana kategorinin her birinde ilk 10’da yer alıyor.

PISA, Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı anlamına geliyor. Çalışma, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı (OECD) tarafından yürütülüyor.

Okuma kategorisinde Singapur’u takip eden ülkeler; İrlanda, Japonya, Güney Kore, Tayvan, Estonya, Makao, Kanada, ABD ve Yeni Zelanda. Türkiye okumada 36. sırada.

2018’e göre bir sıra önde olan İngiltere 13. sırada. Çoğu Avrupa ülkesi ise orta sıralarda bulunuyor. Latin Amerika ülkeleri arasında en üst sırada yer alan Şili ise 37. sırada. Son üç sırada Fas, Özbekistan ve Kamboçya var.

Matematik sıralamasında Singapur’un ardından ikinci sırada yer alan Macau’yu Tayvan, Hong Kong, Japonya, Güney Kore, Estonya, İsviçre, Kanada ve Yeni Zelanda izliyor. Sonraki 10 sırayı (10. ila 20. sıralar arası) Avrupa ülkeleri alırken Türkiye 39. sırada yer alıyor.

Fende Singapur’u sırayla Japonya, Makao, Tayvan, Güney Kore, Estonya, Hong Kong, Kanada, Finlandiya ve Avustralya izliyor. İngiltere ve ABD 15’inci ve 16’ncı sırada yer alırken, çoğu Avrupa ülkesi yine orta sıralarda.

Son sonuçlar, katılımcı öğrencilerin performansının 2018’e kıyasla okumada 10 puan, matematikte ise neredeyse 15 puan düştüğünü gösteriyor.

PISA’ya göre bu, “bir yıllık öğrenimin dörtte üçüne eşdeğer ancak bu düşüşün nedeni yalnızca kısmen Covid-19’a atfedilebilir.”

Okuma ve fen alanlarındaki puanlar pandemi öncesi de düşüşteydi. PISA değerlendirmesi, 2000 yılında başladı ve her üç yılda bir tekrarlanıyor. Ancak OECD’ye göre 2021 değerlendirmesi, “Covid sonrası zorlukları yansıtmak için” 2022’ye ertelendi.

PISA testlerine kimler katıldı?

Her ülke veya bölgede sınava girecek öğrenci sayısı nüfusun büyüklüğüne göre değişiyor. 2022 değerlendirmesine yaklaşık 700 bin öğrenci katıldı.

Tunus yıllardır teste katılan tek Afrika ülkesiydi. Ancak 2018’den beri değerlendirmede yer almıyor. Çin’in Şangay şehri ilk olarak 2009’da PISA’ya katıldı.

Bu kenti 2015’te Pekin, Jiangsu ve Guangdong izledi. 2018’de Guangdong’un yerini Zhejiang aldı. Çin bir önceki testte her üç kategoride de en iyi performansı sergileyen ülke oldu ancak son tura katılmadı.

PISA, 2022’de erkeklerin matematikte kızlardan 9 puan daha iyi performans gösterdiğini ancak OECD ülkeleri genelinde kızların okumada erkekleri ortalama 24 puan geride bıraktığını açıkladı.

Matematik performansındaki cinsiyet farkı, çoğu ülkede 2018 ile 2022 arasında değişmedi çünkü her iki cinsiyetin performansı da düştü.

Öğrencinin geçmişi açısından PISA, göçmen olmayan öğrencilerin çoğu ülkede (ama hepsinde değil) tüm alanlarda göçmen öğrencilerden daha iyi performans gösterme eğiliminde olduklarını tespit etti.

PISA testleri nasıl yapılıyor?

PISA testlerindeki soruların üçte ikisi çoktan seçmeli, geri kalan üçte ikisi ise açık uçlu sorular. Her okulda yalnızca az sayıda öğrenci aynı soruları yanıtlıyor.

Bunun nedeni, PISA’nın kapsamlı bir dizi beceri ve yeteneği ölçmek istemesi. Bu nedenle tek bir çocuğun cevaplayabileceğinden daha fazla soru (yaklaşık 4,5 saatte) hazırlanıyor ve bu sorular farklı sınav kağıtlarına bölüştürülüyor.

PISA daha sonra her öğrencinin potansiyelini tahmin etmek için istatistiksel bir model kullanıyor. Ayrıca her öğrencinin yanıtlarından, diğer tüm soruları yanıtlamış olsalardı nasıl bir performans sergileyeceklerini tahmin ediyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Milletimizle İttifak Yapacağız

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, İYİ Parti’nin CHP’nin yerel seçimlerde “iş birliği” önerisini reddetmesine ilişkin, “Bundan sonra ittifak arayışımızı toplumsal tabana yayacağız” dedi ve ekledi:

“İstanbul’a ihanet edenler İstanbul’a geri dönmesin diye, Ankara’yı parsel parsel satanlar dönüp kaldıkları yerden devam etmesin diye, Tayyip bey helikoptere binip Arap şeyhlerine arsalarımızı pazarlamasın diye bütün milletimizle ittifak yapacağız. Bu yol, yürüyüş bizim tek başımıza yürüyeceğimiz bir yol değildir. Bütün milletimizi ranta, talana karşı halkçı belediyecilikte birleşmeye davet ediyorum.”

Enflasyon rakamlarına ilişkin de konuşan CHP Lideri Özel, “TÜİK’e göre yüzde 62, ENAG’a göre yüzde 129. İktidar seçimden önce enflasyonu düşüremeyince gaz etkisiyle düşürmeye çalışmış ve 25 m3 yardım yapmıştı. TÜİK bunu doğalgaz fiyatını 0’a indirip enflasyonu düşürmüştü. TÜİK bu ay hesabında doğalgazın m3 fiyatına yüzde 478 zam hesaplamış. Enflasyona sadece 1.21 puanlık katkı yapmış. Nasıl çarpıtma yapıldığı ortada. TÜİK, allem ediyor kallem ediyor enflasyonu yüzde 62 olarak belirliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Özgür Özel’in açıklamaları şöyle:

“Yurtlarda yaşananlar devam ediyor. Bir yandan asansör kazaları şimdi trafik kazası. Diğer yanda yemekten zehirlenmeler. Gölge Kabinemizde Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan sorumlu Genel Başkan Yardımcımız bir çalışma yaptı. 10 milletvekilimizi görevlendirdik. Heyetler halinde Türkiye’nin dört bir yanından KYK yurtlarını denetlemek, öğrencilerle görüşmek üzere bir komisyon oluşturduk. Ortaya çıkan sorunlar çözülene kadar bu işin üzerinde duracaklar. Bir şikayet hattı ilan edeceğiz. Yurtlarda usulüne uymayan ne varsa ihbar edilecek. Bir gerçek var.

Neden bu yurtlarda yemek kalitesi düştü? Neden asansör kazaları peşi sıra geliyor? Çünkü bu iktidar bilerek ve isteyerek pek çok yatırıma imkan, para buldu. Köprü, yol bıraktı. Müteahhitlere otoyollar yaptırdı ama yurt yaptırmadı. Çünkü öğrencilerimiz bir takım cemaatlerin, tarikatların çaresizce kucağına düşsün, gencecik zihinler bunlar tarafından ‘kindar’ nesiller olarak yetiştirilsin diye. CHP bu oyunu biliyor. Bu meselenin üstüne kararlılıkla gidiyor. Bunun peşini bırakmayacağız.

Samsun’da yaşanan trafik kazasında AKP’nin Artvin Gençlik Kolları Başkanı Doğukan İslamoğlu ve yanında Tolgahan Topuz ve Nuhçevan Çevik hayatlarını kaybettiler. Taziye dileklerimizi aktardık. Allahtan rahmet diliyorum. Hafta sonu hep birlikte Manavgat’taydık. Kurultay tartışmalarını geride bıraktığımız, bütün dünyaya örnek olan bir demokrasi şöleninden sonra biz oturduk ve bundan sonraki yerel yönetim stratejimizi ve geleceği konuştuk.

Bugün tarihi bir günün yıl dönümü. 5 Aralık 1934’te TBMM’de bir kanunu düzenleme yapıldı. Bu düzenleme ile kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı verildi. Bu düzenlemeden sonra Meclis’e 18 kadın milletvekili girdi. O gün ilk kararla birlikte 18 kadın girdi. Aşamalar kaydedildi. Bugün 600 vekilden 119’u kadın. Yüzde 19.8. Hayatın yarısı kadın, Meclis’in yüzde 19’u kadın. Maalesef CHP de ortalamanın bir tık altında.

Bizim övünebilmemiz için bu Meclis’te ve her tarafta kadının eşit temsilini savunmamız ve hayata geçirmemiz gerekiyor. Kurultaya giderken gençlik dedik yaş ortalaması 43 olan bir Meclis kurduk. Daha çok kadın dedik çok sayıda kadın göreve geldi. O görevlendirmeyi Tayyip bey 17 erkek, 1 kadın diye yaptı. Bizim iktidarımızda adı Kadın ve Eşit Temsil Bakanlığı olacaktır. Ancak AKP tarafından kadına verilen mesaj; “senin yerin ailedir, evdir. Ekonomi, İçişleri senin işin değildir” Hayatın yarısı kadındır, yarısı erkektir.

Ülkeyi yıllardır yöneten, doğru düzgün yasalar hazırlamak yerine torba yasalar hazırlayan iktidar yine Meclis’i bütçe görüşmelerinden önce bir torba kanunla meşgul etti. Torba kanunlara karşıyız. Torba kanunda öyle bir madde var ki bütün itirazlara rağmen 7 yıl önce BDDK’yı Ankara’dan İstanbul’a taşıdılar. Şimdi o kurulun üyelerine şimdi 30 bin, yılbaşından sonra 42 bin olacak şekilde ilave ödenek koyuyorlar.

Gerekçe, İstanbul’da geçinemiyorlarmış. Ben bunu ev kiralarının fırladığı yerlerde çalışan bütün kamu çalışanları için söylemiştim. İstanbul’daki bütün memurlar eşit ama BDDK’cılar daha eşit. Diğerleri daha az eşit. Adres ve kapsam yanlış. Buradan AKP Genel Başkanına sesleniyorum. O maddeyi geri çekin. Hep birlikte o maddeyi düzenleyelim. İstanbul’da, büyükşehirlerimizde kira sorunu yaşayan tüm memurlara ve işçilere kira yardımı yapmaya varsan bir buradayız hodri meydan.

Emeklilerin en az asgari ücret kadar ücret almasına, bu 5 bin liranın her ay alınması gerektiğini söyledik. AKP ve MHP buna yanaşmıyor. Bütün emeklilere Devlet Bahçeli’yi ve Recep Tayyip Erdoğan’ı şikayet ediyorum.

CHP’nin tarihinde övündüğü çok şey olduğu gibi bugünde övündüğü çok şey var. Bunlardan bir tanesi temiz belediyecilik, dürüst, sosyal ve yeşil belediyecilik. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız, kendisi son 25 yıldır Muğla’ya hizmet etti. Türkiye’nin dünyadaki ekonomik durumu ortada. İktidar bugünlerde Türkiye’nin kredi notunu B’ye çıkardığı için övünüyor. Dünyada çeşitli notlar var. Bu kredi notlarında verebileceği en yüksek not AAA ve Türkiye’de bir kurumun notu AAA.

O kurum Muğla Büyükşehir Belediyesi. İyi mali disiplin, çalmamakla, çaldırmamakla oluyor. Bu kredileri almış da -çünkü devletten bir şey alabildikleri yok- ne yapmış? Son 10 yılda sadece 642 km kanalizasyon hattı yapmış. Osman başkan döneminde yapılan bütün yolların uzunluğu 3 bin kilometre Muğla’dan Hollanda’ya kadar. Erdoğan prompterdan yatay mimari okur, yandaşlara gökdelenleri diktirir sonra ‘Ben bu şehre ihanet ettim’ der.

Muğla’da dört kattan fazlasına imar verilmemiş. Osman Gürün devam etse devam eder ama bize ‘Ben Muğla’ya hizmet ettim. Siz bundan sonraki süreçte gençler, kadınlar diyorsunuz. Ben bundan sonra Muğla’nın ağabeyi olarak bayrağı teslim ediyorum’ diyor. Çanakkale’de Türkiye’nin ilk AB destekli Katı Atık Yönetim Yatırımı yapılmış 2019’da. 2048’e kadar devam edecek. Ülgür Gökhan’a teşekkür ediyorum.

Antalya’da 2,6 milyon kişi yazıyor. Oysa 16 milyonu yabancı 10 milyonu yerli 26 milyon turist geliyor. Yani, 1 kişilik destek görüyor yerel yönetimler 10 kişilik hizmet yapıyor. Bu durumda 26 milyon kişinin atık suyunu bu bütçe ile arıtamıyorsunuz. Devletin buna destek olması lazım. Kültür ve Turizm Bakanı destek oluyor, onların çevreye duyarlılığı yok, ben yapıyorum diyor. Bir evrak getiriyorlar, belediye başkanının önüne koyuyorlar. Arıtmayı yaparım yoksa seni sorumlu tutarım, imza at, 25 yıl atık su bedeli benim diyorlar.

Oysa amorti etmesi için 5 yıl yetiyor. Yani Muğla’nın, Antalya’nın, Aydın’ın atık su bedelini, sırf belediye başkanlarının çevre duyarlılığı ve gerçekte yapması için onların sırtına yüklediği için o kentin 25 yıllık atık su bedelinin üstüne çöküyorlar. Belediyede kalsa 5 yıl sonra Muğla, Antalya, Aydın o şehre harcayacak ama o parayı hortumluyorlar. Neden o kentin gelirlerine çöküyorsun?

Belediye Başkan adaylarımıza da şunu söyleyeyim. Artık illerindeki kampanyalara katkı sağlayacaklar ama iyi mali disiplin altyapı ile ilgili projeler yazılırken mutlaka sayın Osman başkanımız ve Ülgür Gökhan gönüllü danışmandır. Bir kavuşma var. Tanju Özcan, birlikte görev yaptığımız Bolu’ya hizmet eden belediye başkanımız geçen hafta aramıza döndü. Hoş geldiniz.

6 Şubat, 10 ilimizi etkisi altına alınan büyük bir depremi yaşadık. Yarın 10’uncu ayı. Dün Gemlik merkezli bir deprem oldu İstanbul’da da hissedildi. Yine unutulan gerçek herkesin yüzüne geldi. Yaz aylarında Çevre Bakanı Özhaseki “Gerekirse yazın çalışıp, gerekli düzenlemeleri yapacağız” demişti. Yazın bu konuda kapımızı çalan olmadı. Ekim’de bir şeyler yaptılar ama son derece yetersiz. Depreme dirençli bir kent yaratmak açısından son derece yetersiz. Kentsel dönüşüme de hizmet etmeyen bir anlayış var.

“Biz, dirençli kentleri üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz”

Sınıfsal bir ayrımcılık yapıldığına dair çok ciddi eleştiriler var. Ezbere ve zenginleri kayıran, yoksulları dışlayan bir çalışma yapılıyor. İstanbul depremi yaklaşıyor. Bu konuda merkezi yönetim ne yapıyor? Süleyman Soylu’nun başını iki elinin altına alıp yere çöktüğü görüntü hariç kayda değer hiçbir şeyden haberdar değiliz. Çevre Bakanı da İstanbul’un sorununa bakmak Hatay’da Maraş’ta Malatya’da çadırda yaşayan depremzedelere çözüm üretmek yerine Kayserispor’un priminin pazarlığını yapıyor. Biz, dirençli kentleri üretmek için var gücümüzle çalışıyoruz.

Dün enflasyon rakamları açıklandı. TÜİK’e göre yüzde 62, ENAG’a göre yüzde 129. İktidar seçimden önce enflasyonu düşüremeyince gaz etkisiyle düşürmeye çalışmış ve 25 m3 yardım yapmıştı. TÜİK bunu doğalgaz fiyatını 0’a indirip enflasyonu düşürmüştü. TÜİK bu ay hesabında doğalgazın m3 fiyatına yüzde 478 zam hesaplamış. Enflasyona sadece 1.21 puanlık katkı yapmış. Nasıl çarpıtma yapıldığı ortada. TÜİK, allem ediyor kallem ediyor enflasyonu yüzde 62 olarak belirliyor.

CHP Genel Başkanı olarak seçildiğim günden itibaren tüm muhalefetin bir araya gelerek yerel seçimlerde iş birliği yapmasını savundum. İttifak kelimesini kullanmadım çünkü o kelime yoruldu ve yıprandı. Kentler bazında hem de yereldeki CHP’nin örgütlerinin ve diğer partilerin örgütlerinin olgunlaştırdığı çözümler karşılıklı kazandıran çözümler olabilir. Bunun için hem bütün topluma hem de siyasi muhataplarımıza çağrılar yapıyoruz. 30 Kasım günü bu kapsamda İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i heyetimizle birlikte ziyaret ettik.

Sayın Akşener’e 81 ilde aday çıkarma noktasındaki GİK kararından haberdar olduğumuzu, bu kararın gözden geçirilebilir olup olmadığını, mümkünse bunun bir kez daha gözden geçirilmesini önerdim. Müzakereler sırasında ‘Ne teklif ediyorsunuz’ diye sorulduğunda ‘Bir masa kuralım, konuşalım. İş birliği yapalım. En iyi sonucu alalım. Birbirimize ve Türkiye’ye kazandıralım’ dedik.

Kendileri bunu GİK’e götüreceklerini söylediler ve dün görüşüldü. GİK’in kararı tek başına girmeleri yönünde oldu. Alınacak her iki karara da saygılıyız demiştim, bu saygıyı muhafaza ediyoruz. İYİ Parti, CHP’nin geçmişte çok önemli ittifaklar yaptığı, çok kıymet verdiğimiz bir partidir. Ben yakasında güneş gördüm mü ‘İyi bir insanlar karşılaştık’ derim. Çünkü İYİ Parti’nin seçmeleri gerçekten iyi insanlar. Bütün örgütümüzden talebim şudur. Eski dosttan düşman olmaz. Sakın İYİ Parti bir karar verdi diye sıkıntımız olduğunu düşünmeyin.

Bundan sonra ittifak arayışımızı toplumsal tabana yayacağız. İstanbul’a ihanet edenler İstanbul’a geri dönmesin diye, Ankara’yı parsel parsel satanlar dönüp kaldıkları yerden devam etmesin diye, Tayyip bey helikoptere binip Arap şeyhlerine arsalarımızı pazarlamasın diye bütün milletimizle ittifak yapacağız. Bu yol, yürüyüş bizim tek başımıza yürüyeceğimiz bir yol değildir. Bütün milletimizi ranta, talana karşı halkçı belediyecilikte birleşmeye davet ediyorum.”

Paylaşın

İYİ Parti’de 3 Yeni İstifa: Halka Hizmet Etme Şansı Kalmadı

Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz ve Arif Ersoy, partilerinin halka hizmet etme şansının kalmadığını ve amacı da gütmediğini belirterek istifa ettiklerini duyurdular.

Eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, gün içerisinde, “‘Kendimizi tartacağız’ diye çıkılan 2024 Yerel Seçimleri yolunda bu politika nedeniyle fazlasıyla zayıflayacağımız açıktır. Kendimizi tartma seçiminin yerel seçim olduğu düşüncesinde değilim” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor.

T24’ten Ergün Demir’in haberine göre, Körfez Belediye Meclisi’nin 3 İYİ Partili üyesi, partilerinin bırakın iktidar hedeflemeyi nitelikli bir muhalefet üretemez hale geldiğini belirterek istifa ettiklerini duyurdu. İstifa eden Körfez Belediyesi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, avukat Ender Oğuz ve Arif Ersoy, yaptıkları açıklamada, partilerinin nitelikli bir muhalefet ürütemez hale geldiğini belirtti.

“Partinin tabanında da güven ve inanç kalmamıştır” denilen açıklamada, “Son evrede kesinlikle halka hizmet etme şansı kalmadığı ve amacı da gütmediğini açıkça gördüğümüz ve de anlamış olduğumuz İYİ Parti’den istifa etme zarureti tarafımızca hasıl olmuştur” ifadelerine yer verildi.

Üyeler tarafından yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Vatanımıza hizmet bilinciyle İYİ Parti’nin kuruluş aşamasında Sayın Genel Başkanla birlikte sayısız il ve ilçe gezerek hiçbir görev, makam ayırt etmeksizin çalışmalarımızı büyük bir özveri ile sürdürdük. Ancak gelinen noktada İYİ Parti’nin bırakın iktidar hedeflemeyi nitelikli bir muhalefet üretemez hale geldiği açıkça görülmektedir. Kaldı ki partinin kadroları maalesef liyakat üzerine değil, sadakat üzere kurulmuştur.

Geçtiğimiz genel seçimlerde çok net olarak gördüğümüz gibi ve yine gerçekleşecek olan yerel seçimlerde de görüldüğü üzere aday belirleme sürecinin teşkilatların ve tabanın tüm söylemlerine kulak tıkayan, demokrasiden uzak kapalı kapılar ardında dönen kulisler ve pazarlıklar neticesinde olduğu aşikardır. Çok açık olarak görülmektedir ki partinin tabanında da güven ve inanç kalmamıştır.

Parti yönetimi tarafından düne kadar eleştirilen ne varsa şu an kendileri tarafından yapılır hale gelmiştir. Bununla birlikte hiçbir ikbal ve menfaat düşünmeksizin İYİ Parti’ye gönül ve emek vermiş partinin evlatlarını yok sayan, ötekileştiren, kesinlikle eleştiri dahi kabul etmeyen ve kendisi gibi düşünmeyeni dışlayan bir yapıya bürünmüştür. Son evrede kesinlikle halka hizmet etme şansı kalmadığı ve amacı da gütmediğini açıkça gördüğümüz ve de anlamış olduğumuz İYİ Parti’den istifa etme zarureti tarafımızca hasıl olmuştur.

Fakat kesinlikle unutulmamalıdır ki; Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi ‘Hiçbir zaman ümitsiz olmayacağız, çalışacağız, memleketi kurtaracağız.’. Bu özveri ile kadim Türk Milletine hizmetimizi her daim ilk gün ki gibi büyük bir cesaret ve azimle devam ettireceğiz. Son olarak İYİ Parti’de bulunduğumuz sürede tanıştığımız ve yolumunuz kesiştiği tüm dostlarımıza ve emektarlarımıza emekleri için teşekkür eder, saygılarımızı sunarız.”

Paylaşın