İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Haksızlığa Karşı Sükut Etmek

Partisiyle başta Filistin-İsrail Savaşı ve Şeyh Sait tartışmalarında “görüş ayrılıkları” olduğunu söyleyen İYİ Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu, sosyal medya hesabı üzerinden partisinden istifa ettiğini duyurdu:

“İYİ parti ile beni bir araya getiren siyasal gerekçeler ortadan kalkmıştır. İnandığım doğruları savunmaktan bedeli ne olursa olsun asla geri durmayacağım. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de ifade ettiği üzere: `Haksızlığa karşı sükut etmek, hakka karşı bir hürmetsizliktir.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, bugün sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşımla istifasını duyurdu.

Partisiyle başta Filistin-İsrail Savaşı ve Şeyh Sait tartışmalarında “görüş ayrılıkları” olduğunu söyleyen Ensarioğlu, paylaştığı metinde şunları dedi:

“İyi bilinmelidir ki Şeyh Said, Bediüzzaman Said Nursi ve Seyit Rıza bölgemin önemli değerlerindendir. Benim açıklamalarımı disipline sevk kararı İYİ Parti’nin merkez sağ iddiasını artık taşımadığının da vesikasıdır. Bu tutum partinin kuruluş felsefesi olan Milliyetçi, Kalkınmacı ve Demokratik kimliğinden saptığı ve farklı görüşlere ve demokratik kimliğine tahammülü kalmadığını göstermektedir.

Bu nedenle İYİ parti ile beni bir araya getiren siyasal gerekçeler ortadan kalkmıştır. İnandığım doğruları savunmaktan bedeli ne olursa olsun asla geri durmayacağım. Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin de ifade ettiği üzere: `Haksızlığa karşı sükut etmek, hakka karşı bir hürmetsizliktir.’ Hakka olan hürmetimden dolayı bugün itibarıyla İYİ Parti’den istifa ettiğimi kamuoyunun bilgisine sunarım.”

Ne olmuştu?

Kayyım tarafından yönetilen Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi geçtiğimiz günlerde yeni yapacağı yola Şeyh Sait’in adını vereceğini duyurdu.

Belediyenin sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda “Şehrimizin trafik akışını büyük ölçüde rahatlatacak yeni çevre yolumuzla Diyarbakır’ımıza değer katıyoruz. Silvan yolunu Elazığ yoluna bağlayacak kilometre uzunluğunda ve metre genişliğindeki Şeyh Sait Bulvarı’nın yapım çalışmalarına başladık” dendi.

Gazeteci Fatih Altaylı, kayyımın bu kararına tepki göstererek, “Sözde yerli ve milli bir iktidarımız var. Türkiye’ye karşı İngilizlerle işbirliği yaparak daha Türkiye kuruluş aşamasındayken isyan etmiş, bu ülkeyi yıkmaya, bölmeye çalışmış bir haysiyetsiz, bir şerefsizin adını bir rezilin adını siz bir bulvara veriyorsunuz. Şeyh Said İsyanı diye bir isyan var. Yani o zaman yarın bir bulvara Öcalan bulvarı adını verecek misiniz?” dedi.

Diyarbakır Baro Başkanı Nahit Eren ise sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Altaylı hakkında suç duyurusu yapacaklarını açıkladı.

Eren, açıklamasında, “Şeyh Said’e yönelik çirkin saldırıya karşı sessiz kalmayacağız. Kendilerini ülkenin tek sahibi olarak gören bu anlayış içinde bulunduğumuz durumun da müsebbipleridir. Diyarbakır Barosu gerekli suç duyurularını yapacaktır. Kürtlere ait değerlere saldırı bu kadar kolay değil,” dedi.

Paylaşın

AK Parti’de Erdoğan’ın Defterindeki Notlar Adayların Geleceğini Belirleyecek

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin aday belirleme çalışmaları hız kazandı. AK Parti’de Erdoğan’ın kara kaplı defterindeki notlar adayların geleceğini belirleyecek.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara ve İstanbul Büyükşehir Belediyeleri’nde mevcut başkanları yeniden aday gösterecek. AKP ise henüz bu şehirlerdeki adaylarını kesinleştirmedi.

Gazete Pencere yazarı Nuray Babacan, AKP’deki belediye başkan adaylarını belirleme çalışmalarını aktardığı bugünkü yazısında, “Erdoğan’ın kara kaplı defterindeki notlar adayların geleceğini belirleyecek” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hazırlanan raporlara göre karar vereceğini ifade etti.

Erdoğan başkanlığında oluşturulan üst kurulun çalışmalarına gecikmeli başladığını belirten Babacan, AKP’nin aday belirlemede masasında duran 3 önemli nota yazısında yer verdi.

Bunları “Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın özel olarak yaptırdığı anket; partililerin katılımıyla yapılan örgüt yoklamaları; o ilin yönetimi ve milletvekilleriyle yapılan görüşmeler” şeklinde sıralayan Babacan, şunları kaydetti:

“Bu dar inceleme ekibinde, yerel yönetimler başkanı, seçim işleri başkanı, teşkilat başkanı, genel başkanvekilleri bulunuyor. İhtiyaca göre de il ve ilçe başkanları toplantıya davet ediliyor. Erdoğan kara kaplı defterine notlar alıyor. Kurmaylarına, ‘Amacımız, tüm illeri AKP hizmetiyle buluşturmak olmalı’ diyerek, motive etmeye çalışıyor, sorular soruyor. Bu çalışmanın en az üç gün daha devam edeceği belirtiliyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

ABD Ve İngiltere’den Türkiye’ye Hamas Uyarısı

Filistin – İsrail savaşını başlatan Hamas’a yönelik dördüncü yaptırım paketini açıklayan ABD ve İngiltere, üçü Türkiye’de olmak üzere Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’da faaliyet gösteren toplam sekiz Hamas yetkilisini yaptırım listesine aldı.

Bu kararın, batılı başkentler tarafından terör örgütü olarak sınıflandırılan Hamas’ı “direniş hareketi” olarak tanımlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tutumunu nasıl etkileyeceği, bu kişilerin hesaplarının bulunduğu Türk bankaların nasıl bir tutum takınacağı ise henüz bilinmiyor.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; ABD ve İngiltere, yaptırım listesine alınan üç ismin Türkiye’deki bu faaliyetlerinin odağında olduklarının belirlendiğine işaret etti.

ABD Hazine Bakanlığı bünyesindeki Yabancı Varlıkların Kontrolü Ofisi (OFAC) tarafından yayımlanan açıklamada, yaptırım listesine dahil edilen isimlerin “Hamas’ın şiddete dayalı faaliyetlerini idame ettiren ve finansmanını yöneten kilit yetkililer” oldukları belirtildi, ayrıca bu kişilerin İngiltere ile yakın koordinasyon halinde yürütülen çalışmalar sonucunda tespit edildiğine dikkat çekildi.

Türkiye’deki faaliyetleri sonucunda yaptırım listesine dahil edilen bu isimler Mansur Yakup Nasır el Din (Haroun Mansour Yaqoub Nasser Al-Din, Harun Naser el-Din), Cihad Yağmur (Jihad Muhammad Shaker Yaghmour) ve Mehmet Kaya.

ABD’nin Terörizm ve Mali İstihbarattan Sorumlu Hazine Müsteşarı Brian E. Nelson, yeni yaptırım kararı hakkında yaptığı açıklamada, Hamas’ın bu faaliyetlerine olanak tanınmasını da eleştirmesi dikkat çekti.

Hamas’ın Gazze’deki askeri faaliyetlerini desteklemek için bağış kampanyası yürüttüğünü ve yasa dışı yollardan gelir topladığına işaret eden Nelson, örgütün “bu faaliyetlerine gösterilen müsamahakârlıktan istifade ettiğine” vurgu yaptı.

Nelson ayrıca “Müttefiklerimiz ve ortaklarımız gibi biz de Hamas’ın yeni saldırıları finanse etme yetkinliğini azaltmak ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırmasını engellemek için kollektif araçlarımıza ve yetkimize odaklanmaya devam ediyoruz” dedi.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Matthew Miller de son yaptırım kararı ile “Hamas’ın mali kaynaklarını besleyen ağları çökertmeyi” hedeflediklerini, bunun “Hamas’ın terörist faaliyetlerini önleme ve caydırmaya yönelik çabanın bir parçası olduğunu” kaydetti.

ABD tarafından yapılan açıklamada yaptırım listesine alınan Mansur Yakup Nasır el Din’in Hamas’ın Türkiye’deki finansal faaliyetlerini yöneten kilit isimler arasında yer aldığı, ayrıca Türkiye ve Gazze’den Batı Şeria’daki Hamas komuta merkezine mali kaynakları transfer eden ağın da bir üyesi olduğu belirtiliyor.

Cihad Yağmur’un ise Hamas’ın Türkiye’deki resmi temsilcisi olduğu aktarılıyor. Yağmur’un üst düzey Hamas liderlerinin oluşturduğu delegasyonları organize ettiğine ve bu delegasyonların içinde de bizzat yer aldığına, ayrıca “örgütün gizli terör faaliyetlerinin yürütülmesinde rol oynadığına” işaret ediliyor.

Cihad Yağmur, İsrailli asker Gilad Şalit’in kaçırılmasıyla bağlantılı olduğu gerekçesiyle İsrail tarafından ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış, 2011 yılında Şalit’in serbest bırakılması karşılığında serbest bırakılan bini aşkın Hamas mahkûmu ile serbest kalmış, Türkiye’ye sürgün edilmişti. Açıklamada, Yağmur’un Türkiye’de yasal kültürel faaliyetler kisvesi altında Hamas’a hizmet eden faaliyetler yürüttüğü belirtiliyor.

Yaptırıma dahil edilen üçüncü isim de Mehmet Kaya. Kaya’nın yıllar boyunca Hamas adına çok sayıda para transferinde rol aldığı, “Hamas için on milyonlarca dolarlık finansal hizmet sağladığı” kaydediliyor.

Yaptırım kararı Türkiye’yi de etkileyebilir mi?

Yaptırım listesine dahil edilen bu kişilerin ABD’de bulunan veya ABD’lilerin denetimi altında bulunan mülkleri ve mülklerinden yararlandıkları menfaatleri bloke edildi.

Yaptırım kararının, Türkiye’deki kişileri ve banka gibi finansal kuruluşları da ilgilendiren bir boyutu var. Çünkü açıklamanın “Yaptırımların etkileri” alt başlığı altında şu uyarı yer alıyor:

“ABD’li olmayan finans kuruluşları ve kişiler de haklarında yaptırım kararı alının kurum ve kişilerle belirli işlem ve faaliyetlere girişmeleri durumunda, yaptırım riski ya da haciz işlemi ile karşı karşıya kalabilir.”

Washington’dan Hamas’ın terör faaliyetlerine imkan sağladığı gerekçesiyle Türk hükümetine de yaptırım uygulanması yönünde çağrılar yükseliyor.

Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı’nın (FDD) Araştırmadan Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı Jonathan Schanzer, yaptığı açıklamada Hamas’ın uluslararası bir terör örgütü olduğunu, son ilan edilen yaptırımların da bunun altını çizdiğini vurguladı.

Hamas’ın Türkiye’deki varlığının özellikle dikkat çekici olduğuna işaret eden Schanzer, şunları kaydetti: “NATO üyesi olan bu ülke on yılı aşkın bir süredir Hamas’ın İstanbul’da kurduğu karargâh üzerinden faaliyet göstermesine izin vermiştir. Bu durum artık Washington ya da NATO tarafından daha fazla tolere edilemez.

Bir sonraki adımda Ankara’daki hükümete karşı yaptırımlar ilan edilmelidir. Türk bankalarının ABD öncülüğündeki finans sistemiyle bağlantısı kesilmelidir. Türkiye, Terörizmin Devlet Sponsoru olarak bile ilan edilebilir. Bu noktada hiçbir seçenek masadan kaldırılmamalıdır.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş Yeniden Aday

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin seçim çalışmaları da hız kazandı. CHP, İstanbul için mevcut başkan Ekrem İmamoğlu’nu, Ankara için ise mevcut başkan Mansur Yavaş’ı aday göstermeye karar verdi.

CHP’nin Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Mustafa Bozbey ve Balıkesir Büyükşehir Beledyie Başkan Adayı da Ahmet Akın oldu. Öte yandan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan da CHP PM üyelerinin kendisini aday olarak ilan ettiğini duyurdu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Sözcüsü Deniz Yücel kamuoyuna yaptığı açıklamada “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız; İstanbul’u AKP’nin talancı belediyecilik anlayışından kurtaran ve halkçı belediyecilik anlayışıyla tanıştıran, Sayın Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız ise, Ankara’yı parsel parsel satanlardan kurtaran, Ankara’yı sosyal belediyecilik anlayışıyla tanıştıran Sn. Mansur Yavaş” dedi.

CHP’nin dördü büyükşehir belediye başkan adayı olmak üzere 227 seçim çevresinde belediye başkan adaylarını belirlediğini söyleyen Yücel, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adayının Mustafa Bozbey ve Balıkesir Büyükşehir Beledyie Başkan Adayının da Ahmet Akın olduğunu belirtti.

“Cumhuriyet Halk Partisi olarak biz, 2019’dan bu yana Türkiye’nin yarısını sosyal belediyecilik anlayışıyla tanıştırdık. Türkiye’nin yarısı CHP’nin sosyal belediyecilik anlayışıyla yönetilmektedir” diyen Yücel “Belediyelerimiz geçtiğimiz 4 yılda başta pandemi olmak üzere deprem, sel gibi doğal afet süreçlerinde, halkımızın yanında olmuştur. Vatandaşımızın ihtiyaç ve taleplerini yüksek organizasyon yetenekleriyle hızlı bir şekilde karşılamışlardır. İnanıyoruz ki 31 Mart seçimlerinde insan odaklı politikalarımızla vatandaşımıza, sıcak bir el uzatan belediyelerimizin sayısını arttıracağız” ifadelerini kullandı.

CHP’nin Bolu Belediye Başkan Adayı Tanju Özcan oldu. Özcan, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada CHP kadrolarına teşekkür ederek “Selam olsun, Atatürkçü yurtseverlere, ulus devletin teminatı Türk milliyetçilerine” ifadelerini kullandı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, mevcut İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden aday gösterilmesini şu ifadelerle değerlendirdi:

“16 Milyon İstanbullunun Başkanı Ekrem İmamoğlu, Parti Meclisimizin oy birliğiyle aldığı kararla 31 Mart 2024 seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak belirlenmiştir. Adil, yeşil, yaratıcı İstanbul vizyonumuzu, meclis çoğunluğunu da sağlayarak pekiştireceğiz. Mutlaka Kazanacağız!”

Paylaşın

“Saadet – Gelecek Meclis Grubu” Düştü

Saadet Partisi Kocaeli Milletvekili Hasan Bitmez’in hayatını kaybetmesinin ardından, Saadet ve Gelecek Partisi’nin oluşturduğu Saadet ve Gelecek Meclis Grubu’nda vekil sayısı 19’a düştü. Böylelikle iki partinin de Meclis’teki grubu da düşmüş oldu.

Haber Merkezi / 14 Mayıs’ta yapılan genel seçimde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) listelerinden seçime giren ve 10’ar milletvekili çıkaran Saadet ve Gelecek partileri, Temmuz ayında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup kurmuştu.

Grubun düşmemesi için Saadet ve Gelecek Meclis Grubu’na bir milletvekilinin katılması gerekiyor. Grubun varlığını devam ettirebilmesi için gözler DEVA Partisi’ne çevrildi. DEVA, 14 Mayıs’taki genel seçim sonrasında grup kurma görüşmelerinden çekilmiş, bunun üzerine Gelecek Partili 10 isim Saadet Partisi’ne geçmişti.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi’nin mecliste grup kurması sayesinde Başkanlık Divanında ve İhtisas komisyonlarında üye bulundurma, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nda (RTÜK) üye bulundurma, genel kurulda yapılan görüşmelerde grup adına 20 dakika konuşma, Genel Kurul’da genel görüşme açma ve genel seçimlerde cumhurbaşkanı adayı çıkarma gibi haklar elde etmişti.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) grubu olan partiler sahip olduğu bazı haklar nedeniyle grubu olmayan partilere göre daha etkililer.

Saadet Partisi ve Gelecek Partisi TBMM’de grup kurma aşamasında ittifakın gerekçelerini şöyle sıralamışları;

Geniş toplum kesimlerinin önüne daha güçlü bir alternatif koyabilmek,
Siyasi yelpazedeki dağınıklığı giderebilmek,
Muhalefetin TBMM’ndeki denetim gücünü artırabilmek,
Genel seçimler sonrası oluşan alternatifsizlik duygusuna dayalı karamsar toplumsal psikolojiyi dağıtarak yeni bir umut ve vizyon dalgası oluşturmak,

Yerel seçimlere hazırlıkları daha etkin şekilde yürütebilmek,
İktidarın milli ve manevi değerlerimizi istismar ederek sürdürdüğü otoriter yolsuzluk düzenine karşı siyasi ahlak başta olmak üzere ortak değerlerimizi siyasi hayatımıza egemen kılmak,

Yanlış ekonomik politikaların yol açtığı yoksullaşma süreci ile büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan halkımızın gür sesi olmak,
Temel hak ve özgürlükler bağlamında siyasi çıkarları değil insan onurunu ve adaleti yücelten bir siyasi iklimin oluşmasını sağlamak,
İktidarın kutuplaştırmaya, sloganlara ve kaba hakaret diline dayalı siyaset yöntemine karşı ortak aidiyet bilincine, akla, vicdana ve siyasi nezakete dayalı bir siyaset yöntemine öncülük edebilmek.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Ülkem İçin Mücadele Edeceğim

Partisinden istifa ettiğini duyuran İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, “Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da iş-birliği için mücadele ettim ve GİK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çıkan kararı savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir. Yıllardır ‘tek adam sistemine’ karşı mücadele ediyorum. Bağımsız bir hukukçu olarak ilkelerim doğrultusunda ülkem için mücadeleme devam edeceğim.”

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme karar alan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak, İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner, sosyal medya hesabından yaptığı bir açıklama ile partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Güner, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Bugün benim için çok zor bir gün Sebebini anlatmadan önce biraz İstanbul’dan bahsetmek istiyorum…. İstanbul’un kaybedilmesi bir memleket meselesi, bir Cumhuriyet meselesi, ve demokrasi meselesidir.

İstanbul kaybedilirse, güç zehirlenmesi tavan yapmış, hiçbir engel kalmamış, kopkoyu bir tek adam sistemi yerleşir. Cumhuriyet değerlerinden daha da uzaklaşırız. Ülkemizi orta doğulaşma projesi daha da güçlenir. Milletimiz daha da yoksullaşır ancak artık bu durumu değiştirme morali ve gücü kalmaz.

Milletimiz siyasetten kopar, hatta siyasetten nefret eder hale gelir. İşte o gün demokrasi tam olarak ölür. İstanbul sadece İstanbul değildir. İstanbul Türkiye’nin kalbidir, Türkiye’nin her köşesinden insanımızın buluştuğu, Türkiye’nin özetidir.

Abarttığımı düşünüyorsanız kendinize sadece şu soruyu sormanız yeterlidir: Neden Sayın Erdoğan’ın tek hedefi, tek hayali İstanbul’u tekrar kazanmaktır? Neden 28 Mayıs’ta koskoca Türkiye’yi kazanmışken, ilk konuşmasında “İstanbul’u tekrar kazanmalıyız demiştir? Mart 2019’da Sn. İmamoğlu “ilk” seçimi sadece 14.000 oy farkla kazanmıştı. Oyların 60,1’1 civan bir farkla… Binde biri…

Bu seçimde 1 oyun bile önemi olacaktır! İktidar tüm gücüyle İstanbul’u kazanmaya odaklanacaktır. Tüm orantısız gücüyle oyları bölersek, AK Parti’nin adayı kazanacaktır. Bu somut bir gerçektir. Bu yüzden, vicdanı kanaatim şöyledir; kazanabilecek tek aday (ve başarılı bir Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu için, hepimiz tek 1 oy bile fire vermeden Sayın Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul’u tekrar kazanmasını desteklemeliyiz.

Bu bir parti meselesi değil, bu bir memleket meselesidir. Bu bir cumhuriyet meselesidir. Şimdi neden bugün benim için zor bir gün ona geleyim. Yıllardır ülkemin iyiliği için, demokrasi için, Cumhuriyet değerlen ve Atatürk ilkeleri için mücadele veren bir hukukçuyum. Referandumun baskıcı (OHAL) döneminde cesaretle bu “tek adam sistemine karşı mücadele ettim, onlarca programda konuştum, 4 kitap yazdım. Her zaman ilkelerim doğrultusunda hareket ettim. Mayıs 2023 seçimlerinde Sn. Meral Akşener’in teveccüh ile hayatında ilk defa bir siyasi partiye (İYİ Parti’ye) üye oldum ve İstanbul’dan milletvekili adayı gösterildim.

Sıradan adaydım ve seçilemedim. (Milletvekili değilim). Milletvekili seçilemeyince, Sn. Meral Akşener beni Genel Başkan Yardımcısı olarak atadı. Ben de sandığım 4 Temmuz 2023 ten beri elimden geldikçe kendisine ve partimize faydalı çalışmalar yapmaya çalıştım İYİ Parti’de gerçekten harika insanlarla tanıştım, Toplumsal Politikalar Başkanı olarak, engelliler grubumuzda, derin yoksulluk grubumuzda, şehit ailelerimiz ve gazilerimiz grubumuzda, iyi niyetle, inançla çalışan harika insanlar tanıdım.

Ülkemizin birçok gerçeğine ilişkin kalp gözüm daha da fazla açıldı, 4 Temmuz öncesine göre sanırım daha da duyarlı bir insan oldum. Dostlarım; hepinizi seviyorum ve sizden öğrendiklerimi asla unutmayacağım. Sayın Meral Akşener’e bana bu fırsatı verdiği için müteşekkirim. Başta Sayın Meral Akşener olmak üzere, sık sık mesai yaptığım değerli divan üyeleri arkadaşlarım ve birlikte mesai yaptığım bazı Milletvekili arkadaşlarım, İYİ Parti’nin tüm çalışanları (sabah güler yüzle bana kapıyı açan güvenlik görevlilerinden, dizel kalem ekiplerine, asistan ve güvenlik ekiplerine) ve İYİ Parti’nin tüm gönüllülerine; hepinize çok teşekkür ediyorum.

Beni daima bir ‘ailede’ gibi hissettirdiniz. Üzüntüm insani boyuttadır: Bu yüzden, samimiyetle umarım ki dost kalırız. Hakkınızı lütfen helal edin, ben de tabii ki helal ediyorum. Asla benden Sayın Meral Akşener veya il Parti hakkında 1 tek olumsuz kelime duymayacaksınız, Ancak affımı rica ediyorum. Siyasete ünvan için girmedim; Türkiye’yi ve Türk milletini bu korkunç yoksullaşma ve otoriteleşmeden kurtarmak İçin girdim.

Ve şahsi görüşüm 4 Aralık tarihli GK kararının bu amaç yönünde doğru bir karar olmalıdır. Bildiğiniz gibi, en azından İstanbul ve Ankara’da işbirliği için mücadele ettim ve GK toplantısında bu yönde güçlü şekilde söz almış, cesaretle mücadele etmiş, az sayıda kişiden biriyim. Çıkan karan savunamayacağımı düşünerek, yapabileceğim tek şey saygı duymak ve istifa etmektir.”

Paylaşın

İYİ Parti’de CHP’yle İşbirliğini Savunanlar Görevden Alınıyor!

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de Cumhuriyet Halk Partisi’yle (CHP) işbirliğini savunan isimler görevden alınmaya devam ediyor.

Haber Merkezi / Son olarak, İYİ Parti Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı Ahmet Zeki Üçok görevden alındı.

Ahmet Zeki Üçok’un görevden alınacağı öne sürülmüştü. Konuya ilişkin konuşan Üçok, “Görevden alındığım benim de kulağıma geldi ancak henüz resmiyet kazanmadı” ifadelerini kullanmıştı.

serbestiyet.com’dan Hilal Köylü’ye konuşan Ahmet Zeki Üçok, şunları söylemişti: “İYİ Parti’de divan üyelerini seçme yetkisi genel başkanda olduğu gibi, görevden alma yetkisi de genel başkandadır. Genel başkanın takdiridir her şey.”

Ahmet Zeki Üçok, İYİP Genel İdare Kurulu’nun (GİK) CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in işbirliği teklifini oylamak için yaptığı toplantıda işbirliğini savunan ekibin içinde yer almıştı.

İşbirliğinin partiye kazandıracağına dair haritalı bir sunum hazırlığı yapan ancak bu sunumu yapamayan Üçok, haritaları basına sızdırmak ve parti disiplinine uymamakla suçlanmıştı. Üçok, o haritalar, GİK’te yaşananlar ve sonrasında kendisine partiden gelen suçlamalarla ilgili de şöyle demişti:

“Partinin CHP’yle işbirliği yapması durumunda nasıl kazanacağına ilişkin haritalı sunumumu daha önce genel başkanımız Meral Akşener’e yaptım. Kendisi de bana bu sunumu GİK’te yapmamı söylemişti. Ancak GİK toplantısında sadece sözlü anlatım yapmamı ve haritalı sunumdan vazgeçmemi istedi.

CHP’yle işbirliğini savunuyorum ama GİK’te işbirliğinin reddine karar verildi. Bu karara da saygı duyuyorum. Ben bu haritalı çalışmaları üç gündür yapmıyorum. Çevremdeki arkadaşlarımla aylardır yapıyorum. Bu bilinmiyormuş gibi GİK sonrasında bana şık olmayan, yakışıksız eleştirilerle yaklaşıldı. Bu, böyle olmaz. Böyle olmamalıydı.”

İYİ Parti’de 14 Mayıs ve 28 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ardından başlayan kriz, 31 Mart 2024 yerel seçimleri yaklaşırken daha da büyüdü.

Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin ardından partinin üst yönetiminde ‘kuruluş ayarları’na dönme fikri ağır bastı. Bu kapsamda muhalefete yönelik eleştiriler belirginleşirken, ittifak siyasetine karşı çıkıldı.

Genel Başkan Meral Akşener, 8 Kasım tarihli partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda “Bundan sonra kendimizden başka kimseye kefil olmayız. Siz isteseniz bile ben olmam. Kişisel ikbal siyasetini de, ittifak diye paketlenen menfaat ilişkilerini de tek tek yıkacağız” dedi.

Partinin 31 Mart 2024 yerel seçimlerine ilişkin aldığı karar da tartışma konusu oldu. İYİ Parti, yerel seçimlerde, 81 ilde kendi adayını çıkarma kararı aldı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz hafta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret etti ve İYİ Parti Genel İdare Kurulu’nun yerel seçim kararının gözden geçirilip geçirilmeyeceğini sordu.

Özel’in ziyareti sonrası toplanan İYİ Parti Genel İdare Kurulu, CHP’nin yerel seçimlerde işbirliği teklifini reddetti. Genel İdare Kurulu’nda yapılan oylamada işbirliği teklifine 14’e karşılık 35 hayır oyu verildi.

Paylaşın

İYİ Parti’de “İBB Meclisi” Krizi: Bütün Üyeler Disipline Sevk Edildi

İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, “İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir.”

Meral Akşener’in talebi üzerine istifa eden İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclis Grup Başkanvekili İbrahim Özkan, İYİ Partili meclis üyelerinin oylarıyla yeniden Grup Başkanvekili seçildi.

İYİ Parti İBB Meclis üyelerinin, teamüllere aykırı şekilde İbrahim Özkan’ı yeniden Grup Başkanvekili olarak seçmelerinin ‘kabul edilemez’ olduğunu ifade eden İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Yücel Coşkun, bu kararın altında imzası olan meclis üyelerinin ihraç talebiyle disipline sevk edildiğini belirterek şu açıklamayı yaptı:

“İYİ Partimizin İBB Grup Başkanvekilinin istifası, dün bir araya geldiğimiz bir toplantının ardından bizzat şahsım tarafından istenmiş ve İbrahim Özkan da bu doğrultuda görevinden istifa etmiştir. Buna rağmen bazı İYİ Parti İBB Meclis Üyelerinin, bilgim dışında ve teamüllere aykırı olarak kendisini yeniden Grup Başkanvekili seçmesi kabul edilemez. Bu doğrultuda, bu kararın altında imzası bulunan bütün İBB Meclis Üyelerinin “kesin ihraç” talebiyle disipline sevk edilmiştir. ”

İbrahim Özkan, partisinin 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerde ittifak yapmama kararını eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştı:

“Teşkilatlara rağmen siyaset yapılmaz. Genel İdare Kurulu’nun vermiş olduğu bir karar var. Bu karar nasıl değiştirilebilir. Ayetleri tefsirciler tartışabiliyor. Genel İdare Kurulu, Genel Başkana yetki verdi. Şuan böyle bir yetki yok. Bence istişare kanallarının kapanması diye bir şey yok. 20 Şubat’a kadar bu süreç devam edebilir. Somut bir öneri getirilirse, Genel Başkan nezaketli bir insan. Genel kanaat işbirliği yapılması yönündedir.”

Salim Ensarioğlu’da disipline sevk edilmişti

Dün de İYİ Parti Milletvekili Mehmet Salim Ensarioğlu, sosyal medyadaki Şeyh Said paylaşımları nedeniyle disipline sevk edilmişti. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Ensarioğlu’nun “İYİ Parti’nin kuruluşundaki temel değerlerini ve bugüne kadar sürdürdüğü siyasi mücadele ve tutumunu yok sayan açıklamalarının asla kabul etmediklerini” dile getirmişti.

Zorlu, “Milli Mücadelenin ruhuna ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin ortaya koyduğu tarihi ve milli gerçeklere aykırı paylaşımını reddediyoruz. Böyle bir anlayışın partimizle hiç bir ilişkisi yoktur ve bundan sonra da olamayacaktır. Söz konusu paylaşımla alakalı, genel başkanımızın talimatlarıyla, gereken disiplin süreci ivedilikle başlatılmıştır” demişti.

Ensarioğlu Şeyh Said’in isminin Diyarbakır’da bir bulvara verilmesine ilişkin başlayan tartışmalar hakkında şunları söylemişti: “Son günlerde Diyarbakır’da bir bulvara bölgemizin en önemli değerlerinden Şeyh Said efendinin isminin verilmesi üzerinden başlayan tartışmalarda bölgenin toplumsal ve dini değerlerinden birine dönüşen Şeyh Said’e yönelik ithamları şiddetle reddediyorum.

Bu tür ithamları ifade edenler toplumsal kutuplaşmayı derinleştirmek dışında herhangi bir amaca hizmet etmeyenlerdir. Biz toplumun tüm değerlerine saygı ve hürmeti bir hafıza barışı olarak görüyoruz. Bu minvalde daha önce de defalarca dile getirdiğim üzere Şeyh Said gibi büyük değerlere dönüşen Beddiüzzaman Said Nursi ve Seyid Rıza’nın da mezar yerlerinin açıklanması hafıza barışına hizmet edecektir.

Anılan değerlerin mezar yerleri aleni bir değer iken devlet sırrı diye ifadelendirilmesi akla ziyan olmakla beraber hafıza barışına hizmet etmemektedir. Ülkemizde öncelikli olarak bir hafıza barışından başlanıp huzur ikliminin kalıcı olarak sağlanmasının tüm kesimlerin dahli ile mümkün olabileceği inancının kırılmasına müsade etmeyeceğimizi ilgili taraflar bilmelidir. Ayrıca bu inancı taşıyan ilgili kamuoyunun taşıdığı bu inancını daha yüksek bir sesle dile getirmesini temenni ediyorum.”

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye’ye Sert Eleştiriler, Somut Talepler

14 – 15 Aralık’ta düzenlenecek Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesi öncesi, Türkiye ile ilgili tutum belgesini yayımlayan AB, Türkiye’ye sert eleştiriler yöneltilirken somut taleplerde de bulundu.

Avrupa Birliği (AB) Konseyi, liderler zirvesinin gündemini hazırlarken, Türkiye konusunu tartışma gündeminden çıkardı. Liderler toplantıda, AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell’in hazırladığı, AB-Türkiye ilişkilerinin geleceğine ilişkin yeni öneriler içeren raporunu da ele alması bekleniyordu.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; Avrupa Birliği (AB), Brüksel’de 14 – 15 Aralık tarihlerinde düzenlenecek liderler zirvesi öncesinde Türkiye dahil tüm aday ve potansiyel aday ülkelerle ilgili tutum belgesi açıklandı.

AB ülkelerinin Avrupa ilişkileri bakanlarından oluşan Genel İşler Konseyi’nin dün Brüksel’de yaptığı zirveye hazırlık toplantısında Türkiye, Karadağ, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kosova, Moldova, Ukrayna ve Gürcistan ile ilgili değerlendirme sonuçları yer aldı.

AB devleti ve hükümet başkanlarını temsil eden AB Konseyi’nin açıkladığı değerlendirme sonuç belgesinde, Türkiye’nin “bir günlük ülke ve ortak çıkarların bulunduğu çeşitli alanlarda kilit önem taşıyan bir ortak”; olduğu belirtildi ve “dünyanın en fazla mülteci nüfuslarından birini barındırmada devam eden çabalarından dolayı Türkiye övüldü.

Konsey’in değerlendirme sonuç belgesinde Türkiye’ye ayrılan bölüm, AB Komisyonu’nun 8 Kasım’da açıkladığı Türkiye raporu< a i=2> ile benzer ifadeler içerdi.

Belgede, Doğu Akdeniz’de bir araya gelerek güvenli bir atmosferin ve Türkiye ile karşılıklı fayda ve iş birliğine dayalı tanıtımların geliştirilmesinin AB açısından değerlendirilmesinin önem taşıdığı vurgulandı. AB’nin Türkiye ile “aşamalı, sürekli ve geriye doğru yolculuk edebilir”; bir şekilde çeşitli ortak çıkar alanları birlikte çalışmaya hazır olduğu belirtildi, samimi ve açık bir diyaloğun sürdürülmesinin kesilmesi, ortak çıkar alanları arasında göç, kamu sağlığı, iklim, terörle mücadele ve bölgesel konular sayıldı.

Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerde son dönemdeki iyileşmenin olumlu bir şekilde alınmadığı ifade edilirken bu iyileşmenin kalıcı olması halinde vurgu yapıldı. Doğu Akdeniz’de gerilimin düşmesinden kurtulmanın yanı sıra Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve gerekirse Uluslararası Adalet Divanı’na gittiğinizde, yolda barışçı çözümün taahhüdüne bağlı kalması dile getirildi.

Türkiye’nin AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti ile uyumlu olması ve tüm AB ülkelerinin toprak bütünlüğü ile egemenlik hakları tanıması talebine yer verilen belgede AB’nin BM kararları çerçevesinde Kıbrıs özetinin özeti çözümü taahhüdüne bütünüyle bağlı olmaya de vurgulandı ve Türkiye’nin Bu arada barışçı çözüme bağlılığının bildirilmesi ve katkı sağlanmasının hayati önem taşıdığı kaydedildi.

Belgede ayrıca Kıbrıs’taki Kapalı Maraş’ın açıklamalarının önemine işaret edilerek Türkiye’nin BM Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı olduğu, türdeki tek taraflı eylemlerin kınandığı belirtildi, bu tür eylemlerin geri toplanması istendi.

Konsey, Türkiye’nin demokrasi, hukuk refahı ve temel haklar alanında devam eden ve derin üzüntü yaratan gerilemeyle ilgili ciddi endişelerin olduğu nu yineledi, yargının bağımsızlığındaki sistem eksiklikleri ve büyük baskının yanı sıra medya özgürlüğü ve ifade özgürlüğündeki sorunlar da derin endişelerin yaratılmasıya devam ettiği kaydedildi .

Konsey belgesinde Türkiye ayrıca Avrupa Konseyi ile iş birliğini artırmaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tüm kararlarını hayata geçirmeye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi dahil, taraf olduğu insan hakları alanındaki sözleşmeleri tam olarak uygulamaya çağrıldı.

Türkiye’nin AİHM kararlarını uygulamayı sürdürmesinin, hukukun üstünlüğü, temel haklara saygı ve Türkiye’nin uluslararası kurallara yönelik taahhütleri konusunda soru desteklerinin oluşturulduğu da ifade edildi.

Ekonomi alanında daha fazla istikrar odaklı makroekonomik politikalara geri dönüşün sürdürülmesi ve Türkiye’deki piyasa ekonomisinin uygun faaliyetlere yönelik devam eden endişelerin takip edilmesi istendi. AB ile Türkiye arasındaki Gümrük Birliğinin uygulanışıyla ilgili yükümlülüklerini yerine getirmesi ve tüm AB üyesinin performansının etkili bir şekilde finansal olarak sağlanmasını sağlamak istendi.

içeriğin hem askeri hem de sivil alanda temsil edildiği “çifte kullanımlı”; Ürünlerin bulunduğu, piyasaya sürülen serbest cihazların, AB’nin yaptırımlarını bozmaması de vurgulandı. AB üyeleri, Rusya yaptırımlarının Türkiye toprakları üzerinden delindiği konusunda daha önce de tam uyarılarda bulunmuştu.

Göç ve mülteci mutabakatı

Göç konusunda da Türkiye ile 2016’da imzalanan mülteci mutabakatının sonuçları devam ettirilen sağlıklıek Türkiye, anlaşmayı bütünüyle ve ayrımcılığa yer olmaması, AB üyesi Kıbrıs Cumhuriyeti’ni de sağlıklı şekilde çalıştırılmaya çağrıldı. Bu bağlamda geri kabul anlaşmasının da etkili bir şekilde iyileştirildiği ve tüm AB ülkeleri ile yargı ve içişleri alanında iş birliğinin büyük önem taşıdığı vurgulandı.

Türkiye’den AB’nin vize politikalarına uyum sağlanması da istenerek Türk dış politikasının AB’nin yaşamlarıyla çatışmasının derin endişelerinin uyandırıldığı kaydedildi. Belgede, Türkiye’nin AB ortak dış politikası ve güvenlik politikaları ile yaptırımlarına uyum sağlamayı yüksek profilli olarak ele alma yönünde “güçlü beklenti”; dile getirildi.

Konsey, Türkiye’nin Ukrayna’daki satışlarında oynadığı profesyonel rol takdiriyle birlikte Rusya’ya yönelik AB yaptırımlarına uymamasından büyük üzüntü duyduğunu bildirdi ve yaptırımların çalıştırılmasının engellenmesinin çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

Türkiye ile ilgili bölümün son maddesinde, “Konsey, Türkiye’nin AB’nin daha da uzaklaşmasını üzüntüyle not etmek ve ‘Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakerelerinin bu nedenle fiilen durakladığı ve bu bu nedenle yeni fasılların açılması ya da konuşmanın alınamayacağı’ bölgelerdeki geçmiş Konsey kararlarını hatırlatmaktadır” ifade yer aldı.

Paylaşın

CHP’den DEM Parti’ye Ziyaret: Diyalog Ve Müzakere Vurgusu

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile görüşen CHP Lideri Özgür Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” dedi.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Bugün genel merkezimizde CHP genel başkanı sayın Özgür Özel ve heyetini karşıladık. Çok verimli bir görüşme oldu. Başta ekonomik kriz olmak üzere demokrasi, Kürt meselesi, kayyumlar ve çevre gibi Türkiye’nin yaşamış olduğu meseleleri konuştuk” ifadelerini kullanırken, Tülay Hatimoğulları ise, “Demokrasiye model olması gereken siyasi partilerin sorunlara dair konuşmasını, diyalog yolunun açık olmasını özlemiştik” dedi. Hatimoğulları, “Çözüm kanallarının açık olacağını ümit ediyoruz” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ile Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DEM Parti Genel Merkezi’nde bir araya geldi. CHP heyetini, DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcıları Özlem Gündüz ile Mehmet Rüştü Tiryaki karşıladı.

Toplantı sonrası genel başkanlar ortak açıklama yaptı. Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre; İlk olarak söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Bakırhan, Özel ile gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin içerisinde bulunduğu ekonomik, siyasal ve toplumsal boyutları olan çoklu krizler ve bu krizlerin çözümü üzerine istişarelerde bulunduklarını söyledi.

Tuncer Bakırhan, “Siz de bilirsiniz partimizin sürekli dile getirdiği bir şey var: Muhalefet, siyasi partiler sorunları diyalogla, müzakereyle çözer. Bu kadar yoğun sorun yaşadığımız bu süreçte, muhalefet partilerinin daha fazla müzakere ve diyaloga ihtiyacı var. Umarım önümüzdeki günlerde de Türkiye’de bulunan siyasi partiler diyalog ve müzakere sürecini büyüterek devam ettirirler. Biz kendilerine hoş geldiniz diyoruz” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel ise, “Dem Partisi’ni Genel merkezinde ziyaret ettik. Daha önce Meclis’te görev yaptığım her aşamada da şunu vurgulamıştım; siyasi partilerin arasındaki diyalog hem o ülkenin demokrasisi açısından hem o parlamentonun üretkenliği açısından hem de o ülkedeki toplumsal barış açısından en önemli temel taşlardan biridir. Bu olmazsa olmaz. Biz kurultayımızı yaptık. Kurultayımızı yaptıktan sonra Sayın Eş Genel Başkanlarım arayarak kutlamışlardı. Sonra takvime baktığımda onlar da bizden hemen önce kurultaylarını yapmışlardı.

Bizim kurultay yoğunluğumuz için de bir hayırlı olsun ziyareti gerçekleşmemişti. Ben bugün heyetimizle birlikte o ziyareti gerçekleştirdim.Tabi görevlerinde başarılar diledik, karşılıklı bu başarı dileklerini ifade ettik. Sayın Eş Genel Başkanın da ifade ettiği gibi bir araya gelmişken yapmamız gereken bir şeyi yaptık; Türkiye’yi değerlendirdik, dünyayı değerlendirdik ve önümüzdeki süreci değerlendirdik. Çok verimli, çok yapıcı bir görüşme gerçekleştirdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Görüşmelerin devam edeceğini söyleyen Özel, “Biz bu diyaloğun, bu görüşmenin Türkiye demokrasisine çok önemli katkılar sağlayacağını düşünüyoruz. Ben bir kez daha kendilerine ve Dem Genel Merkezi’nde bizleri ağırlayan hem tüm siyasilere hem de emekçilere Cumhuriyet Halk Partisi adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Özel’den sonra kısa bir açıklama da DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları yaptı. Tüşlay Hatimoğulları, şunları söyledi: “Gerçekten demokrasiye model olması gereken, Türkiye’deki bütün siyasi partilerin esasen Türkiye’nin sorunlarını görüşmek ve konuşmak üzere ve hep birlikte çözüm üretmek üzere diyalog yolunun açık olması özlediğimiz bir şeydir. Ne yazık ki Türkiye tarihine dönüp baktığımızda, bu konuda siyasi partilerin tarihi çok zengin deneyimlere sahip değil.  Ümit ediyoruz ki biz böylesi bir tabloyu hep birlikte Türkiye’deki bütün siyasi partiler ve Türkiye’deki demokrasi gücünün vicdanı olan yapılarla birlikte yol alırız.”

Paylaşın