Babacan’dan Erdoğan’a Faiz Tepkisi: Ağzından Tek Bir Kelime Çıkmıyor

Partisinin Pendik ilçe kongresinde konuşan DEVA Lideri Babacan, “Merkez Bankası faizi, yedi ayda tam yedi kez artırılmış oldu. Beştepe’den bir ses duydunuz mu? Sayın Erdoğan’ın seçimlerden bu yana, faiz konusunda, bu konuda tek bir açıklamasını duydunuz mu? Yok. Her konuda konuşuyor, ama seçimden bu yana faiz konusunda ağzından tek bir kelime çıkmıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sanki böyle bir mefhum yok. Senelerce ‘faiz sebep enflasyon sonuç’ dedi, faizi de enflasyonu da bu ülkede patlattı. Senelerce ‘benim alanım ekonomi’ dedi, ekonomiyi yerin dibine batırdı. Şimdi de faizi artırıyor, ama toplumun önüne çıkıp iki çift laf etmiyor, edemiyor.”

Babacan, konuşmasının devamında, “Sayın Erdoğan: Siz yıllarca ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ demediniz mi? Bu iddianız doğruysa, Merkez Bankası faizi yükselttiğinde, enflasyonun da yükselmesi gerekir, değil mi? Bu iddianız doğruysa, ülkede yüksek olan enflasyonun, Merkez Bankası’nın faiz artırmasıyla daha da yükselmesi gerekir.

Çünkü, 2015’ten bu yana, ben ve arkadaşlarım, bu ülkenin yönetiminden ayrıldıktan sonra sürekli işlediği buydu. ‘Benim alanım ekonomi’ diyordu. Faiz sebep enflasyon sonuçtur diyordu. Ben buradan kendisine seslenmeye devam ediyorum. Eğer bu iddianızın yanlış olduğunu anlayıp, Merkez Bankası’nın faizini artırmaya karar verdiyseniz, çıkıp bu milletten bir özür dilemelisiniz” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, partisinin İstanbul Pendik 1. Olağan İlçe Kongresi’nde konuştu. Babacan, şunları söyledi:

“Sözlerimin hemen başında, son iki gün içinde Irak’ta şehit olan askerlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Ailelerine, yakınlarına ve tüm milletimize başsağlığı diliyorum. Yaralılarımıza acil şifalar temenni ediyorum. Ülkemizin dört bir köşesindeki sıvasız, damsız evlere, sessiz mahallelere ateş düştü. Yüreğimiz dağlandı. Şehitlerimizin her biri biricik. Her biri ailesinin canı, can parçası. Şehitlerimizin ailelerine ve tüm milletimize Allah’tan sabır diliyorum. Terörü ve terör örgütlerini en güçlü şekilde lanetliyorum. Terörün ve şiddetin karşısında milletçe tek vücut olmamız gerektiğini özellikle vurgulamak istiyorum.

Merkez Bankası (MB) faizi, 7 ayda tam 7 kez artırılmış oldu. Beştepe’den bir ses duydunuz mu? Sayın Erdoğan’ın seçimlerden bu yana, faiz konusunda, bu konuda tek bir açıklamasını duydunuz mu? Yok. Her konuda konuşuyor ama seçimden bu yana faiz konusunda ağzından tek bir kelime çıkmıyor. Sanki böyle bir mefhum yok. Senelerce ‘Faiz sebep, enflasyon sonuç’ dedi, faizi de enflasyonu da bu ülkede patlattı. Senelerce ‘Benim alanım ekonomi’ dedi, ekonomiyi yerin dibine batırdı. Şimdi de faizi artırıyor ama toplumun önüne çıkıp iki çift laf etmiyor, edemiyor.

Sayın Erdoğan, siz yıllarca ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ demediniz mi? Bu iddianız doğruysa, MB faizi yükselttiğinde, enflasyonun da yükselmesi gerekir, değil mi? Bu iddianız doğruysa, ülkede yüksek olan enflasyonun, MB’nin faiz artırmasıyla daha da yükselmesi gerekir. Çünkü, 2015’ten bu yana, ben ve arkadaşlarım, bu ülkenin yönetiminden ayrıldıktan sonra sürekli işlediği buydu. ‘Benim alanım ekonomi’ diyordu. ‘Faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ diyordu.

“Bolluk ülkesi oldu yokluk ülkesi”

Ben buradan kendisine seslenmeye devam ediyorum: Eğer bu iddianızın yanlış olduğunu anlayıp MB’nin faizini artırmaya karar verdiyseniz, çıkıp bu milletten bir özür dilemelisiniz. Koskoca ülkeyi batırıp insanların hayatıyla oynadı. Mahcup da olmuyorlar. Yokmuş gibi davranıyorlar. Ve bu faiz artışlarının adını bile ağızlarına almıyorlar. Bakın, Erdoğan yönetimi, bu ülkenin eczanelerini vergi dairesine çevirdi. Hastalanan hastalandığına mı yansın, sözüm ona ücretsiz olan muayene ücretlerine mi, ilaç ücretlerine mi yansın. Emeklilerimiz aylıklarını şu anda eczanelere bırakıyor. Bu arada eczanelerde doğru dürüst ilaç da bulunamıyor. Gidiyorsunuz rafların yarısı boş. Bolluk ülkesi oldu yokluk ülkesi.

Mirasyedi hayırsız evlat gibi, her şeyi har vurup harman savurdular. Bakın bu ifade sadece benim ifadem değil, benden sonra ekonomi yönetimini devralan bakanlardan birinin ifadesi, -2015’ten 2023’e çok bakan değişti ama isim vermeyelim- bir yerde karşılaştık, dedi ki ‘Başbakan yardımcım, öyle bir miras bırakmışsınız ki ye ye bugüne kadar bitiremedik.’ Ama hazıra dağ dayanmaz. Sonuçta tükendi, MB’nin net döviz pozisyonu da eksiye düştü bugün. Ülkenin ekonomisini çökerttikten sonra hiçbir şey olmamış gibi davranamazsınız. Ne diyordu, Refik Halit: ‘Efendiler nereye?’ Ben de buradan soruyorum: Sayın Erdoğan, nereye? Önce bir durun, çıkın, hesabını verin. ‘Yanlış yaptık’ deyin.

İşsiz evladı depresyona giren anneye bunu borçlusunuz. Evine ekmek götüremeyen babaya bunu borçlusunuz. Asgari ücretin altında bir maaşla hayatta kalmaya çalışan emeklilere borçlusunuz. Sayın Erdoğan, siz vatandaşın eve götürdüğü ekmek üzerine bir bahse girdiniz. ‘Benim iddiam var. Kim ne söylüyorsa söylüyor, benim iddiam budur’ dediniz. Ve kaybettiniz. Bu millete de kaybettirdiniz. Yıllarca savunduğunuz tez, boş çıktı. Olan vatandaşın ekmeğine oldu. Çıkın, ‘Hata yaptık’ deyin ve vatandaşlarımızdan özür dileyin. Tekrar soruyorum: Bir durun hele. Efendiler nereye? Hesap vermeden, bir özür bile dilemeden efendiler nereye?

6 Şubat Maraş Depremleri’nin üzerinden tam 321 gün geçti. Depremden bu yana sürekli sordum, soruyorum: İlk 48 saatte ne oldu, ilk 72 saatte ne oldu? Niçin sistem kilitlendi? Niçin derhal harekete geçilmedi? Cevap yok. Peki devamında, bitmeyen çadır krizi, hatırlarsınız. Şimdi de konteyner yetersizliği, tuvalet, banyo yetersizliği. Su verilemedi insanlara, su. Vatandaşın yardımına koşacak kurumlar, AFAD ile Kızılay kavgaya tutuştu. Kızılay zaten sahada yok. Sonra öğrendik ki stokundaki çadırları apar topar bir STK’ya satmış parayla. Sen devletin kurumusun arkadaş, ne yapıyorsun, aklını başına topla. Ama tüm bunların adı AFAD olsun, Kızılay olsun, falanca bakanlık olsun aslında hiç önemi yok.

Çünkü bütün bunların tek bir sorumlusu var: 2018 yılından bu yana tüm kurumları bizzat kendine bağlayan, her konuda ama her konuda sistemi kendi tek imzasına bağlayan, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan var. İmar planı deyince akıllarına sadece rant gelenlerin bu işin üstesinden asla gelemeyeceğini bilmemiz lazım. Nerede bir inşaat projesi var, nerede bir imar yapımı var hemen birilerinin aklına rant geliyor. Zaten çoğu zaman da bunlar rant için yapılıyor. Deprem toplanma alanları dahi rant kapısı haline getirildi bu ülkede. Bakıyorsunuz, ‘deprem toplanma alanı’ diyor, deprem zamanı insanlar hiç olmazsa orada buluşsun diye, ama bakıyoruz oralar da imara açılıyor. Yerel yönetimlerde, doğal afet riskinin yüksek olduğu tüm kentlerimizde güçlendirme ve yeniden inşa çalışmaları yapmak şart.

Eğer merkezi hükümetten memnun değilseniz, bu ülkenin iktidarından memnun değilseniz, şu anda ülkeyi yönetenlerden memnun değilseniz bu seçimler bugün ülkeyi yönetenleri uyarmak için de çok önemli bir fırsat. Merkezi hükümeti uyarmak istiyorsanız bu seçim çok önemli bir fırsat. Yani bu seçim, merkezi hükümete tam bir sarı kart gösterme seçimi. Sarı kart, ‘Ben seni uyarıyorum, aklını başına al’ demek. Çünkü bu sarı kartı hükümet görmezse korkum odur ki yerel seçimlerden sonra pervasızlık artacak, vurdumduymazlık artacak, hukuksuzluk artacak. Sarı kartı bugün göstereceğiz ki günü geldiğinde, bundan sonraki ilk genel seçimlerde hep beraber diyeceğiz ki ‘Artık yeter.’”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel: Sorumluların Arkasına Dizilmeyeceğiz

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin Kuzey Irak’taki gelişmeler sonrası yayımladığı ortak Meclis bildirisine imza atmayan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), kendi bildirisini yayımladı.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, bildiriyi sosyal medya hesabından paylaşarak, “Sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz” ifadeleriyle, AKP hükümetinin politikalarını eleştirdi.

“Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” diyen CHP Lideri Özel “Terörü kınamıyor lanetliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekilleri Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın imzasının yer aldığı bildiri şöyle: “Ülkemiz 22-23 Aralık 2023 geceleri gelen kara haberlerle sarsılmıştır. 12 Vatan evladının şehit düştüğü alçak saldırılar, terörün kirli yüzünü bir kez daha göstermiştir.

Terörü, hain terör örgütünü ve insanlık dışı yöntemlerini lanetliyoruz. Bu menfur saldırıları planlayan, azmettiren ve gerçekleştiren teröristler hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaktır.

Askerlerimizin can güvenliği ve yaralılarımızın sağlık durumu en başta gelen endişe kaynağımızdır. İki gece üst üste aynı bölgede 12 şehit verilmesi yanında, halen bölgede bulunan mehmetçiklerimizin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, milletimizin acısını ve üzüntüsünü daha da artırmaktadır.

Bu nedenle bu geceden tezi yok TBMM’nin hiç zaman kaybetmeden derhal bir kapalı oturum yapması ve Milli Savunma Bakanı’nın gezi gazi Meclis’e gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi zorunludur. Ancak bu oturum sonrasında bölgeden ve gelişmelerden kapsamlı ve doğru şekilde bilgi alan siyasi parti gruplarının ortak bir metin çalışması yapabileceğini düşünüyoruz.

Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz.

Bunun yanında milletimizi tarifsiz bir üzüntüye ve eleme gark eden böylesine acı ve elim olayın ardından ulusal yas ilan edilmesi bütün toplumun ortak talebidir iktidarı daha fazla gecikmeksizin bu yönde tutumu almaya davet ediyoruz

Terörün hedeflerine ulaşmasının ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Milletimizin başı sağ olsun.”

“Saldırıları şiddetle kınıyoruz”

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi Grupları imzasıyla yayımlanan bildiride ise şu ifadeler yer aldı: “Bölücü terör örgütü PKK tarafından iki gündür gerçekleştirilen hain terör saldırıları neticesinde 12 vatan evladımızı kaybetmiş bulunmaktayız.

Milletimizin başı sağ olsun. Bu menfur saldırılarda şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisinde aşağıda imzası bulunan siyasi parti grupları olarak birlik ve bütünlüğümüze, huzur ve güvenliğimize yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Terör ve şiddet, hiçbir zaman hedefine ve amacına ulaşamayacaktır. Aziz milletimizin teröre asla boyun eğmeyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle tavizsiz bir şekilde mücadele edecek güç ve kudrete sahip olduğunu kararlılıkla ilan ediyoruz.”

Paylaşın

AK Parti, MHP, İYİ Parti Ve Saadet Partisi’nden Ortak Bildiri

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi, Kuzey Irak’taki gelişmeler sonrası ortak bildiri yayınladı, Bildiri’de “Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle tavizsiz bir șekilde mücadele edecek güç ve kudrete sahip olduğunu kararlılıkla ilan ediyoruz” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Kuzey Irak’taki gelişmeler sonrası Meclis’te grubu bulunan siyasi partilerden açıklamalar gelirken Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), İYİ Parti ve Saadet Partisi ortak bildiri yayınladı.

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi Grupları imzasıyla yayımlanan bildiride şu ifadeler yer aldı: “Bölücü terör örgütü PKK tarafından iki gündür gerçekleştirilen hain terör saldırıları neticesinde 12 vatan evladımızı kaybetmiş bulunmaktayız.

Milletimizin başı sağ olsun. Bu menfur saldırılarda şehit olan kahraman askerlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve milletimize sabır, yaralılarımıza acil şifa diliyoruz. Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisinde aşağıda imzası bulunan siyasi parti grupları olarak birlik ve bütünlüğümüze, huzur ve güvenliğimize yönelik bu saldırıları şiddetle kınıyoruz.

Terör ve şiddet, hiçbir zaman hedefine ve amacına ulaşamayacaktır. Aziz milletimizin teröre asla boyun eğmeyeceğini, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliğine tehdit oluşturan tüm terör örgütleriyle tavizsiz bir şekilde mücadele edecek güç ve kudrete sahip olduğunu kararlılıkla ilan ediyoruz.”

“Sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz”

AK Parti, MHP, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nin yayımladığı ortak Meclis bildirisine imza atmayan CHP, kendi bildirisini yayımladı.

Bildiriyi sosyal medya hesabından paylaşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Sorumluların arkasına dizilmeyeceğiz” diyerek AKP hükümetinin politikalarını eleştirdi.

“Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz” diyen Özel “Terörü kınamıyor lanetliyoruz. Milletimizin başı sağ olsun” açıklamasını yaptı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Grup Başkanvekilleri Burcu Köksal, Ali Mahir Başarır ve Gökhan Günaydın’ın imzasının yer aldığı bildiri şöyle:

Ülkemiz 22-23 Aralık 2023 geceleri gelen kara haberlerle sarsılmıştır. 12 Vatan evladının şehit düştüğü alçak saldırılar, terörün kirli yüzünü bir kez daha göstermiştir.

Terörü, hain terör örgütünü ve insanlık dışı yöntemlerini lanetliyoruz. Bu menfur saldırıları planlayan, azmettiren ve gerçekleştiren teröristler hiçbir zaman amaçlarına ulaşamayacaktır.

Askerlerimizin can güvenliği ve yaralılarımızın sağlık durumu en başta gelen endişe kaynağımızdır. İki gece üst üste aynı bölgede 12 şehit verilmesi yanında, halen bölgede bulunan mehmetçiklerimizin güvenliğinin tam olarak sağlandığına ilişkin sağlıklı bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmaması, milletimizin acısını ve üzüntüsünü daha da artırmaktadır.

Bu nedenle bu geceden tezi yok TBMM’nin hiç zaman kaybetmeden derhal bir kapalı oturum yapması ve Milli Savunma Bakanı’nın gezi gazi Meclis’e gelerek milletvekillerini bilgilendirmesi zorunludur. Ancak bu oturum sonrasında bölgeden ve gelişmelerden kapsamlı ve doğru şekilde bilgi alan siyasi parti gruplarının ortak bir metin çalışması yapabileceğini düşünüyoruz.

Hain saldırıların neden engellenemediğinin ve sorumluların ihmalleri olup olmadığının açıklığa kavuşturulmadan atılacak adımları şehitlerimizin hatırasına bir saygısızlık olarak değerlendiriyoruz.

Bunun yanında milletimizi tarifsiz bir üzüntüye ve eleme gark eden böylesine acı ve elim olayın ardından ulusal yas ilan edilmesi bütün toplumun ortak talebidir iktidarı daha fazla gecikmeksizin bu yönde tutumu almaya davet ediyoruz

Terörün hedeflerine ulaşmasının ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğiz. Türkiye’nin bağımsızlığı ve bütünlüğü için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Milletimizin başı sağ olsun.

Paylaşın

Erdoğan: 31 Mart’ta İstanbul’un Fetret Devrini Kapatacağız

“Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşa hizmet etmek yerine farklı hayallere kapılan, fırsat buldukça belediyeye uğrayan, zihni ve kalbi sürekli başka yerlerde olan idarecilerin şehirlerini çok kısa sürede nasıl geriye götürdüklerini 2019 yılında el değiştiren belediyelerde çok acı bir şekilde hep beraber tecrübe ettik” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Özellikle Fatih’in emaneti bu güzel şehrin son 5 yılının temel atmama törenleriyle, ‘Engelleniyoruz’ yalanlarıyla nasıl heba edildiğinin, nasıl boşa harcandığının hepimiz şahidiyiz. Bunun için 31 Mart seçimleri çok önemli. İstanbul’un hizmet ve eser hasretinin dinmesi için 31 Mart, kritik bir eşik. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’un fetret devrini kapatacak, irtifa kaybına son verecek, hak ettiği hizmetlerle yeniden buluşmasını sağlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen “Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı”na katılarak bir konuşma yaptı. Yüzyılın Dönüşümü İstanbul Programı buluşmasına vesile olan herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün İstanbul’u depreme hazırlama noktasında tarihî nitelikte adımları eş zamanlı olarak atmanın gururunu yaşadıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nisan ayında şehrin en acil ihtiyaçlarında olan kentsel dönüşümle ilgili özgün bir projeyi kamuoyu ile paylaştıklarını hatırlatarak, şunları dile getirdi: “Kentsel dönüşümde Yarısı Bizden adını verdiğimiz kampanyamıza İstanbullu kardeşlerimiz çok yoğun teveccüh gösterdi. Kampanyaya bugüne kadar 1 milyon 233 bin bağımsız bölüm için başvuru yapıldı. Yarısı Bizden kampanyasıyla toplamda 350 bin konutun dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız kapsamında her bağımsız bölüm için toplamda 1,5 milyon liralık destek vereceğiz. Bunun 100 bin lirası kira desteği olmak üzere 800 yüz bin lirası hibe, 700 bin lirası çok uygun şartlarda kredi şeklinde verilecektir. Kredilerin ödenmesi evler tamamlandıktan sonra başlayacak ve ilk yılı faizsiz olarak tahsil edilecektir.”

Kalan yıllarda kredi maliyet oranının da TEFE’nin yarısı kadar olacağını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatandaşımız alacağı bu 1,5 milyon liralık destekle inşallah evini yapacak, yeni yuvasında güvenli, huzurlu, mutlu bir şekilde oturacaktır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyaya başvurup yüzde 100 anlaşmaya varan bağımsız bölüm sayısının 71 bini aştığını kaydederek, “Yine başvuru yapıp yüzde 50 ve üzerinde mutabakat oluşan bağımsız bölüm sayısı ise 158 bine ulaştı. Bu insanlarımız da aralarındaki pürüzleri giderip, anlaşma sağlayabilirse kampanyadan faydalanma imkânına kavuşacaklardır” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmara Kentsel Dönüşüm Hizmet Ofisi’ne canlı bağlantı yaparak 100 binadaki 500 kişiyle ilk sözleşmelerini imzalayacaklarını söyledi. Böylelikle toplamda 350 bin konutu dönüştürmeyi amaçlayan “Yarısı Bizden Kampanyası”nı “bismillah” diyerek fiilen başlatmış olacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kampanyanın İstanbul’a ve İstanbullulara şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün atacakları bir diğer kritik adımın “İstanbul Kentsel Dönüşüm Yıkım Programı”nın başlatılması olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu: “Şehrimizdeki kentsel dönüşüm çalışmaları kapsamında toplam 17 yapıda yer alan 261 bağımsız bölümün yıkımını gerçekleştireceğiz. Bugün ayrıca, Bağcılar’da 371, Gaziosmanpaşa’da 1096, Tuzla’da 3 farklı noktada 1570 olmak üzere toplam, 3 bin 37 konutun temellerini atıyoruz. Dolayısıyla bugünkü programımızda imza, yıkım ve yapım dâhil tüm aşamalarıyla İstanbul’da ‘Yüzyılın Dönüşümü” projemize start veriyoruz. Bu projelerde emeği geçen tüm bakanlarımızı ve ilgili kurumlarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, buradan özellikle yüzde 50 oranlarında anlaşma sağlamış vatandaşları, henüz “evet” dememiş komşularını da ikna etmek suretiyle bir an evvel “Yarısı Bizden Kampanyası”nda yer almaya davet ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 Şubat’ta yaşanan Kahramanmaraş merkezli şiddetli sarsıntıların, millet olarak kendilerine deprem gerçeğini tekrar hatırlattığını belirterek, “50 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz, 11 ilimizdeki 14 milyon insanımızı doğrudan etkileyen, böylesine büyük bir afetten sonra artık hiçbir şeyin eskisi gibi olması düşünülemez” ifadelerini kulandı.

Devlet ve vatandaş olarak deprem konusunu önceliklerin en başına almaları gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yakın zamanda Marmara Bölgesi’nde meydana gelen depremler, çalışmalarımızı daha da hızlandırmamız gerektiğini gösteriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir hususa özellikle dikkati çekmek istediğini belirterek, şunları söyledi: “Depreme karşı hazırlık yapmak bizim için tercihten öte zorunluluktur. Çünkü coğrafi olarak biz depremle burun buruna yaşayan bir ülkeyiz. Ülkemiz topraklarının yüzde 66’sı, nüfusumuzun ise yüzde 71’i deprem açısından riskli alanlarda yer alıyor. Son bir asırda 6 ve üzeri büyüklükte 230’dan fazla depreme maruz kaldık. Bu depremlerde 130 bini aşkın kardeşimiz vefat etti. Sadece insani açıdan değil, ekonomik açıdan da çok ağır bedeller ödedik. 17 Ağustos Marmara depreminin ekonomimiz üzerindeki menfi etkilerini yıllarca hissettik. Son olarak 6 Şubat depremlerinin Türk ekonomisine maliyeti 104 milyar dolardan fazladır. Her deprem sonrasında madden ve manen toparlanmak için yıllarımızı harcadık.”

Bunların depremin mali yükü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toprak altında yitirdiklerimizin kalbimizde açtığı yaralarsa muhtemelen hiç kapanmayacaktır. Yarım kalan umutlar, enkaza dönen evlerin hafızalarda bıraktığı tortular özellikle depremzedelerimizin yüreğini yakmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

“Deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hâl böyleyken hiç kimsenin depremi hafife alma, deprem gerçeğine gözlerini kapama gibi bir lüksünün olamayacağını vurgulayarak, “Bu topraklarda yaşamaya devam edeceksek, ki biz buna inanıyoruz, böyle deprem riskini bir an olsun aklımızdan çıkaramayız. Bunu unutmak demek, Allah korusun 17 Ağustos ve 6 Şubat benzeri felaketlerle yeniden karşılaşmak demektir” dedi.

Teşhisi doğru koymanın tedavinin yarısı, sorunla yüzleşmenin ve kabullenmenin de çözümün ilk adımı olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla depremle mücadeleyi önce zihinlerde başlatmamız gerekiyor. ‘Deprem değil, çürük, sağlıksız, dayanıksız bina öldürür’ ilkesini tamamen özümsemeden hiçbir yere varamayız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tartışmasız bir şekilde Türkiye’nin birincil meselesinin yapı stokunun süratle yenilenmesi olduğunu belirterek, “Bu sebeple başta İstanbul olmak üzere 81 vilayetimize yapacağımız en büyük iyiliğin kentsel dönüşüm hamleleri olduğuna inanıyoruz. Aynı şekilde bu çabaları dinamitleyenler de ülkeye ve millete ihanet ediyor demektir. Bunu sadece biz değil esas rakamlar söylüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlara fikir vermesi için bazı istatistikleri paylaşmak arzusunda olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Türkiye genelinde 31 milyon konut ve 5 milyon ticari alandan oluşan 36 milyon bağımsız bölüm bulunuyor. Bunların 6 milyonu şu anda risk altında. 2 milyonunun ise acilen dönüşmesi lazım. Bu gerçeklerin ışığında göreve geldiğimiz andan itibaren bu meseleye özel önem ve öncelik verdik. 2012 yılında tarihimizde ilk defa kentsel dönüşüm yasasını çıkardık. Toplam 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşümünü tamamladık. Kentsel dönüşüm çalışmaları için 480 milyar liralık kaynak harcadık. 400 bin bağımsız bölümün dönüşümü halen devam ediyor. TOKİ başkanlığımız vasıtasıyla 1 milyon 300 binden fazla konut ürettik. Milyonlarca vatandaşımızı gecekondu denilen sağlıksız yapılardan kurtararak modern, güvenilir, dayanıklı yuvalarına kavuşturduk.”

Yalnızca kentsel dönüşüm ve sosyal konut projeleriyle 13 milyonu aşkın insanın hayatına dokunduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa 6 Şubat depremlerinde TOKİ’nin depreme karşı mücadelede ne kadar hayati, ne kadar kritik bir rol oynadığı ortaya çıkmıştır. Yıllardır CHP zihniyetinin acımasızca eleştirdiği TOKİ binalarımız, tekniği ve inşaatıyla deprem imtihanını alnının akıyla vermiştir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ tarafından yapılan binalarda hiçbir sıkıntı ve can kaybı yaşanmadığını söyledi.

“Muhalefete ve medyadaki kalemşörlerine rağmen TOKİ’mize böyle bir misyon yükleyerek milyonlarca konut ürettiğimiz için bugün hamdediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan sonra da TOKİ’nin lokomotifliğinde, Türkiye’nin konut stokunu yenilemeye devam edeceklerini vurguladı.

Kentsel dönüşüm ihtiyacının had safhada olduğu illerin başında İstanbul’un geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İstanbul’da 6 milyon konut ve 1,5 milyon ticari alandan oluşan toplam 7,5 milyon bağımsız bölüm yer alıyor. Bunların 600 bini süratle dönüştürülmek zorunda. Şehrimizde 2012 yılından itibaren 800 bin bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. 170 bin 941 bağımsız bölümün dönüşümü ise devam etmektedir. İstanbul genelinde yürütülen kentsel dönüşüm çalışmaları için toplamda 128 milyar lira tutarında kaynak kullandık. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde İstanbul’da 600 bini acilen olmak üzere toplam 1,5 milyon riskli bağımsız bölümü dönüştürmektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla alanında uzman isimlerin görüşünü de alarak kapsamlı yol haritası hazırladıklarını belirterek, bu yol haritasının ana başlıklarından birini mevzuatta yapılması gereken düzenlemelerin teşkil ettiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kısa süre önce yürürlüğe giren Kentsel Dönüşüm Kanunu’yla, hızlı dönüşüm için gereken hukuki zemini oluşturduklarını dile getirerek, “Yasayla ilgili muhalefetin gündeme getirdiği iddialar tamamen safsatadır. Tamamen bühtandan ibarettir. CHP ve aynı zihniyete sahip çevreler, her zaman olduğu gibi iş yapmanın değil yine takoz koymanın, hizmeti engellemenin peşindeler çünkü kanunla ne vatandaşın evine el konulması ne insanımızın mülkiyet hakkının ihlal edilmesi gibi bir durum kesinlikle söz konusu değildir” diye konuştu.

Düzenlemenin yegane amacının, keyfi sebeplerle tıkanan kentsel dönüşüm sürecini çabuklaştırmak, bu meseleye süratle çözüm bulmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Buradan bir kez daha vatandaşlarımızı muhalefetin ve marjinal örgütlerin yalanlarına itibar etmemeye çağırıyorum. Ülkenin ve milletin hayrına olan her işe saldırmaktan başka hiçbir vasıfları olmayan bu çapsızların kentsel dönüşüm meselesini rantsal dönüşüm yalanıyla sabote etmesine kesinlikle izin veremeyiz. Kendileri lüks binalarda yaşarken benim İstanbullu kardeşime dayanıksız, çürük, çirkin yapıları reva görenlere eyvallah edemeyiz. Onlar istemese de İstanbul’la birlikte diğer şehirlerimizin kentsel dönüşüm sürecini başarıyla tamamlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yol haritasının bir diğer başlığının da şehirdeki rezerv alanlar olduğuna dikkati çekerek, “İstanbul’da belirlenen rezerv alanlara 400 bin konut inşa ederek dönüşüm çalışmalarını hızlandıracağız. Bugün ilk sözleşmelerini imzaladığımız ‘Yarısı Bizden Kampanyası’yla 350 bin konutun dönüşümünü sağlayacağız” dedi.

Bunlara ilaveten il genelinde 100 bin sosyal konut inşa edeceklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kentsel dönüşüm seferberliğimiz sayesinde elbette vatandaşlarımızın da desteğiyle inşallah şehrimizin çehresini tamamen değiştireceğiz. Zihninde soru işaretleri, kalbinde tereddüt olan her bir kardeşimizi güvenli, modern, estetik ve yaşanabilir evlere mutlaka kavuşturacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunus Emre’nin “Ol imaret eylemez, sen viran olmayınca” mısrasını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Yani sen viran olmazsan, sen çabalamazsan, sen koşturmazsan ortaya ne imar çıkar ne imaret çıkar ne de eser çıkar. Asıl mesele dert sahibi olmak. Bir dava, ideal, ülkü peşinde koşmaktır. Bir derdi olmayan, bir meselesi, bir davası olmayanların çözüm peşinde, eser peşinde, hizmet ve yatırım peşinde koşması zaten beklenemez. Bizi parti, ittifak ve hükûmet olarak rakiplerimizden ayıran temel vasfımız, ülkeye ve millete hizmet aşkıyla viran olmamızdır. Hangi görüşten, kökenden, gelir grubundan olursa olsun milletimizin derdi bizim derdimiz, bizim meselemizdir.”

Sadece kendilerine oy verenlerin değil 85 milyonun tamamının sorumluluğunu yüreklerinde hissettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aziz milletimizin teveccühüyle geldiğimiz tüm makamları siyasi sıçrama tahtası olarak değil ülkemize hizmet etme vasıtası olarak gördük. 40 yılı aşan siyasi hayatımızın hiçbir safhasında şov peşinde koşmadık, millete karşı görevlerimizi en güzel şekilde ifa etmeye çalıştık. İnsanımızın da bizim bu gayretlerimizi görmüş olması, işte bizi 20 yıldır bu makamda tutmasını sağlamıştır. Benim milletim bizim çabalarımızı takdir etti, samimiyetimize inandı, bize ve hükûmetimize güvendi, itimat etti. Bu güvenin bir neticesi olarak son 21 yılda girdiğimiz 17 seçimin hepsinde milletimiz bizden desteğini, duasını asla esirgemedi. Şimdi ne kaldı? Şurada 3,5 ay kaldı, 3,5 ay gece gündüz mütevazı olarak kapı kapı dolaşmak suretiyle ana kademe, kadın kolları, gençlik kolları olarak yol yürümeye var mıyız? Yeniden İstanbul diyor muyuz?”

“Milletimizin tüm kesimleriyle aramızda kurulan bu gönül bağını siyasetteki en büyük sermayemiz olarak görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ileriki dönemde karşılıklı güvene dayanan bu ilişkiyi daha da güçlendireceklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkaları gibi meydanlarda bol keseden atıp tutup göreve gelince bunları unutanlardan, verdiği sözlerin üzerine beton dökenlerden olmayacağız” dedi.

Yerel yönetimle merkezi hükûmet arasındaki vizyon, ufuk, ideal ve inanç birlikteliğinin önemini herkesin çok iyi bildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları dile getirdi: “Vatandaşa hizmet etmek yerine farklı hayallere kapılan, fırsat buldukça belediyeye uğrayan, zihni ve kalbi sürekli başka yerlerde olan idarecilerin şehirlerini çok kısa sürede nasıl geriye götürdüklerini 2019 yılında el değiştiren belediyelerde çok acı bir şekilde hep beraber tecrübe ettik. Özellikle Fatih’in emaneti bu güzel şehrin son 5 yılının temel atmama törenleriyle, ‘Engelleniyoruz’ yalanlarıyla nasıl heba edildiğinin, nasıl boşa harcandığının hepimiz şahidiyiz. Bunun için 31 Mart seçimleri çok önemli. İstanbul’un hizmet ve eser hasretinin dinmesi için 31 Mart, kritik bir eşik. İnşallah 31 Mart’ta İstanbul’un fetret devrini kapatacak, irtifa kaybına son verecek, hak ettiği hizmetlerle yeniden buluşmasını sağlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul’a kendini vakfedecek, İstanbul’dan başka hiçbir şeyi gözü görmeyecek, İstanbul’u payidar etmekten başka bir hedefi olmayacak, İstanbul’u emanet bilip ona layıkıyla sahip çıkacak, tüm kalbiyle bu şehri sevecek, bu şehrin insanlarını kucaklayacak, hasılı Fatih’in yadigarı olan aziz İstanbul’a şehreminiliği yapmayı en büyük şeref payesi bilecek adayımızı yakında açıklayacağız” diye konuştu.

“Yeniden İstanbul” hedefiyle hep beraber yola revan olacaklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiçbir insanımızı ötekileştirmeden, kimseye hor, hoyrat davranmadan, kimseyi ayırmadan, ayrımcılık yapmadan milletimizin tüm fertlerini birleştirmek, bütünleştirmek, kardeşlik hukukunu yüceltmek için sabırla, tevazuyla ve kararlılıkla 31 Mart akşamına kadar çalışacağız” diye konuştu.

Paylaşın

İBB Başkanı İmamoğlu: Bu Dönem Gitmeye Niyetimiz Yok

Katıldığı bir etkinlikte yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Belediye Başkanı seçimle gelir, seçimle gider. Bizim bu dönem gitmeye niyetimizi yok onu söyleyeyim de” dedi ve ekledi:

“Biz önce sizin gönlünüzdeki sevgi ve saygıya talibiz, oy sonradan gelir. Bize vereceğiniz her oy bizi daha da güçlendirir. Ben sizin emanetçinizim sizin her kuruşunuza sahip çıkacağım. Bizim bütçemiz bereketli bütçe, israfa, ranta, parayı çarçur etmeye son.

Bu şekilde işimize son gaz devam edeceğiz. İstanbul için başta deprem meselesi için daha büyük hedefler koyacağız. Yeni dönemde yüzbinlerce yurttaşımızı güvenli konutlarına kavuşturmak için kolları sıvadık, bu göreve talip olduğumu bir kez daha söylüyorum.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, KİPTAŞ Kartal Kaper Sitesi yer belirleme kura töreninde açıklamalarda bulundu. İmamoğlu, yerel seçimler ve olası İstanbul depremine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu hızla devam edersek 80 yıl da geçse İstanbul’u depreme hazırlayamayacağımızı gördük. Başka yöntemler devreye aldık. Bu işler böyle olmayacak hızlı olmak zorundayız. Ama hızlı olmak hata yapmak demek değildir. Ben her birinizin yuvasının sağlam olmasıyla kafamı yastığa daha rahat koyabiliriz.

Bir kanuna, hukuksal zemine ihtiyacımız var. Bütün kurum ve kuruluşların birlikte çalışmasına ihtiyacımız var. Kamu bankaları kapılarına sonuna kadar açmalı. Bu işin partisi, siyaseti olmaz. Ben bunu görüyorum ve ayıplıyorum ama bunun üstesinden geleceğiz.

Kiptaş, sabit taksitle sosyal konut üreten tek kurum oldu. Hızlı tarama yöntemini bakanlığa da önerdik ama önemsiz buldular. 113 bin yapıyı ziyaret ettik, 35 bine yakınında inceleme yapma zorunluluğu doğdu. Seçim dönemi iş açıklayan, proje açıklayan, finans kaynaklarını açıklayan anlayıştan utanıyorum.

İstanbul Belediye Başkanlığı kimin? 16 milyon İstanbullunun. Belediye Başkanı seçimle gelir, seçimle gider. Bizim bu dönem gitmeye niyetimizi yok onu söyleyeyim de… Biz önce sizin gönlünüzdeki sevgi ve saygıya talibiz, oy sonradan gelir. Bize vereceğiniz her oy bizi daha da güçlendirir. Ben sizin emanetçinizim sizin her kuruşunuza sahip çıkacağım.

Bizim bütçemiz bereketli bütçe, israfa, ranta, parayı çarçur etmeye son. Bu şekilde işimize son gaz devam edeceğiz. İstanbul için başta deprem meselesi için daha büyük hedefler koyacağız. Yeni dönemde yüzbinlerce yurttaşımızı güvenli konutlarına kavuşturmak için kolları sıvadık, bu göreve talip olduğumu bir kez daha söylüyorum.”

Paylaşın

Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Açıklaması: Bir Süre Daha Yüksek Seyredecek

3. Finansın Geleceği Zirvesi’nin kapanışında konuşan Bakan Mehmet Şimşek, “Çok hızlı bir şekilde programa baktığımız zaman geleneksel para politikasında sıkılaşma söz konusu. Seçici kredi sıkılaşması da söz konusu. Bir de miktarsal sıkılaştırma var” dedi ve ekledi:

“Bununla birlikte tabii ki gelirler politikası ayağında da hedef enflasyonla ilişkili bir yaklaşım vardı. Bunun sayesinde biz inanıyoruz ki önümüzdeki dönemde enflasyon yıllık bazda 2026 sonunda tekrar tek haneye inmiş olacak. Şu anda enflasyon bu sene için yüzde 65 civarında. Gelecek sene yüzde 36’ya, bir sonraki sene yüzde 14’e ve nihayetinde tek haneye inecek.”

Şimşek, açıklamasının devamında, “Ama aylık bazda özellikle de çekirdek enflasyona bakarsanız son 3 ayda bir trend var. Bu trend oldukça net. Aylık enflasyonda bir ivme kaybı var ve şu an için çok rahat bir şekilde şunu söyleyebilirim; enflasyondaki ivme kaybı, 2024 yıl sonu hedefimizle aynı patikaya oturmuş durumda. Çekirdek enflasyondaki trend, 2024 yıl sonu hedefi olan yüzde 36 ile uyumlu. Para politikası gecikmeli çalışıyor, para politikasında bugün attığımız adımların gecikmeli etkisi gelecek sene devreye girecek, özellikle yılın ikinci yarısında…” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul’da düzenlenen 3. Finansın Geleceği Zirvesi’nin kapanışında Orta Vadeli Program (OVP) ve enflasyon hedeflerine yönelik sunum gerçekleştirdi. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Şimşek’in konuşmasından satır başları şu şekilde;

“Çok hızlı bir şekilde programa baktığımız zaman geleneksel para politikasında sıkılaşma söz konusu. Seçici kredi sıkılaşması da söz konusu. Bir de miktarsal sıkılaştırma var. Bununla birlikte tabii ki gelirler politikası ayağında da hedef enflasyonla ilişkili bir yaklaşım vardı. Bunun sayesinde biz inanıyoruz ki önümüzdeki dönemde enflasyon yıllık bazda 2026 sonunda tekrar tek haneye inmiş olacak. Şu anda enflasyon bu sene için yüzde 65 civarında. Gelecek sene yüzde 36’ya, bir sonraki sene yüzde 14’e ve nihayetinde tek haneye inecek.

Ama aylık bazda özellikle de çekirdek enflasyona bakarsanız son 3 ayda bir trend var. Bu trend oldukça net. Aylık enflasyonda bir ivme kaybı var ve şu an için çok rahat bir şekilde şunu söyleyebilirim; enflasyondaki ivme kaybı, 2024 yıl sonu hedefimizle aynı patikaya oturmuş durumda. Çekirdek enflasyondaki trend, 2024 yıl sonu hedefi olan yüzde 36 ile uyumlu. Para politikası gecikmeli çalışıyor, para politikasında bugün attığımız adımların gecikmeli etkisi gelecek sene devreye girecek, özellikle yılın ikinci yarısında…

Temmuz ayında önemli bir mali konsolidasyona gittik. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim artık aralık ayının sonuna gelmiş durumdayız. Muhtemelen Türkiye’nin bu seneki bütçe açığı OVP’de öngördüğümüzün çok altında olacak. Büyük ihtimalle bu sene bütçe açığı yüzde 5,5 civarlarında, deprem hariç açık ise yüzde 3’ün altında olacak

2024 yılında 2,2 trilyon TL vergiden vazgeçiyoruz, biz buna vergi harcaması diyoruz, bunu da ülkemizin kalkınması için yapıyoruz. Reel sektörü üretime ve yatırıma teşvik etmek noktasında, çeşitli vergi destekleri de sunuyoruz. 2024 yılında AR-GE faaliyetlerini ve yatırımları teşvik etmek için 530 milyar lira vergiden vazgeçiyoruz. Asgari ücrete kadar ücretlerden gelir vergisi alınmamasının 2024 yılındaki maliyeti de toplam 630 milyar liradır.”

“‘Dijital dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın’ dedik”

Küresel doğrudan yatırımların milli gelire oranının yüzde 2’nin üstüne çıkacağına inandığını dile getiren Şimşek, böylece gelecek dönemde cari işlemler açığını borç yaratmayan kaynaklarla finanse etme imkanının oluşacağını ifade etti.

Bakan Şimşek, OVP’nin başarılı bir şekilde çalıştığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: “Bakın risk primimiz düştü, bu çok önemli. Şu anda ülke risk primimiz (CDS) 284 seviyesinde. Hedefimiz gelecek sene ülke risk primimizin 200 baz puanın altına düşmesidir. Kurdaki dalgalanmalar azaldı, ülkemize yönelik yabancı yatırımcı ilgisi arttı, bankaların ve reel sektörün dış borç çevirme oranları yükseliyor. Düşen cari açık ve artan sermaye girişleri ile brüt rezervler mayıs ayına göre 44,1 milyar dolar yükseldi.

Bana ‘Çok ülke dolaştınız, Türkiye’ye para gelmedi.’ dediler. Ben de dedim ki ‘Yurt dışı seyahatlerimde kimseden para istemedim.’ ‘Türkiye’nin acil dış kaynağa ihtiyacı var, gelin bize para verin.’ demedik. Programımızı anlattım, ‘Dijital dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın.’ dedik. ‘Yeşil dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın.’ dedik. Yurt dışı seyahatlerimde Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelinden ve sunduğu fırsatlardan bahsettim.”

Paylaşın

DEP Partili Sırrı Süreyya Önder Taburcu Edildi

Tansiyon yüksekliği ve ritim bozukluğu nedeniyle hastanede müşahede altına alınan DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, genel sağlık durumunun iyiye gitmesiyle taburcu edildi.

Haber Merkezi / Meclis’te görüşülen Cumhurbaşkanlığı bütçesi sırasında tansiyon düşmesi sebebiyle hastaneye kaldırılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder taburcu edildi.

Bilkent Hastanesi’ne kaldırılan Önder’e tansiyon yüksekliği tanısı ve inme riski tetkikleri yapılarak, tansiyon yüksekliği ve ritim bozukluğu nedeniyle holter takıldı. Önder, genel sağlık durumunun iyiye gitmesi ile hastaneden taburcu edildi.

Sırrı Süreyya Önder kimdir?

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da dünyaya gelen Sırrı Süreyya Önder, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Adıyaman kurucusu ve il başkanı olan babası sirozdan vefat edince sekiz yaşındayken annesi ve dört kardeşi ile dedesinin evine taşındı.

Bu dönemde bir fotoğrafçıda çırak olarak çalışmaya başladı. Pek çok farklı işte çalışan Önder,önce Maraş Katliamı protestosu, 12 Eylül, açlık grevi gibi protesto ve eylemler nedeniyle birkaç kez cezaevine girdi.

İlk yönetmenlik deneyimini BKM tarafından çekilen, senaryosunu da kendisinin yazdığı Beynelmilel adlı film oldu. 2012 yılında F Tipi Film’in yönetmenlerinden biri oldu. İtirazım Var filminde senarist olarak yer aldı.

BirGün gazetesinde köşe yazıları yazarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Radikal ve Özgür Gündem gazetelerinde yazılar yazdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) siyasi partisine katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçildi. 2023 yılında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul milletvekili seçildi.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Çalışanımızı Enflasyona Ezdirmedik

Cumhurbaşkanlığı’nın 2024 bütçe görüşmelerinde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada bir sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı var, özel sektör tarafı var ve çalışan tarafı var. Bu müzakerelerin sonucunu görmeden herhangi bir rakam telaffuz etmemiz doğru olmaz” dedi ve ekledi:

“Bizim anlayışımız ortadadır. Hiçbir zaman çalışanımızı enflasyona ezdirmedik. Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük. Elimizdeki tüm imkanlarla hareket edeceğiz. Ancak burada bir denge söz konusu. Bir tarafta çalışanlarımızın refah talepleri var diğer taraftan işletmelerimizin rekabet gücü, istihdamı ve kayıt dışına kaymaması meselesi var. Bu ikisi arasında bir denge oluşmak durumunda. Bu da sosyal diyalog mekanizmasının sonucunda oluşacak bir denge.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda konuştu. Sol Haber’in aktardığına göre; Yılmaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Aylık bazda politikalarımızın etkilerini görmeye başladık. Özellikle kasım ayı itibarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinde ciddi bir yavaşlama var. Bunun yıllığa yansıması zaman alacak. Çünkü yaz aylarındaki o yüksek artışlar hesabımıza girmiş durumda, bunu bir yıl taşımak zorundayız. Gelecek yılın ortaları gibi baz etkisi nedeniyle oluşan bu yükseklik ortadan kalkmış olacak. Gelecek yılın ortalarından itibaren yıllık enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü hep birlikte göreceğiz. 12 aylık enflasyon beklentilerinde Aralık ayı itibarıyla ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bunun yansımalarını dayanıklı bir takım tüketim mallarında görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz.”

Görüşmelerin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:

“Hükümetlerimiz döneminde çalışan ve emeklilerimizin aylıklarında ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde reel artışlar ve iyileştirmeler yapılmıştır. Emekli ortalama aylıkları ocak ayında yüzde 30, temmuz ayında yüzde 25 olmak üzere yüzde 62,5 artırılmıştır. 2023 yılında en düşük emekli aylıklarında da iyileştirme yapılmış ve 3 bin 500 TL olan en düşük emek aylığı 2023 yılı ocak ayından geçerli olmak üzere 5 bin 500 TL’ye yükseltilmiştir. Nisan ayında ikinci bir düzenlemeyle ikinci bir artış yapılmış 7 bin 500’e çıkarılmıştır. Böylece birikimli artış en düşük emekli aylığında bu yıl için yüzde 114 olmuştur.

“Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük

2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada bir sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı var, özel sektör tarafı var ve çalışan tarafı var. Bu müzakerelerin sonucunu görmeden herhangi bir rakam telaffuz etmemiz doğru olmaz. Bizim anlayışımız ortadadır. Hiçbir zaman çalışanımızı enflasyona ezdirmedik. Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük. Elimizdeki tüm imkanlarla hareket edeceğiz. Ancak burada bir denge söz konusu. Bir tarafta çalışanlarımızın refah talepleri var diğer taraftan işletmelerimizin rekabet gücü, istihdamı ve kayıt dışına kaymaması meselesi var. Bu ikisi arasında bir denge oluşmak durumunda. Bu da sosyal diyalog mekanizmasının sonucunda oluşacak bir denge.”

Paylaşın

Mutabakata Varıldı: AK Parti 28, MHP 2 Büyükşehirde Aday Gösterecek

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan MHP’li Feti Yıldız, “30 büyükşehirde işbirliği yapılması, bu şehirlerden Mersin ve Manisa’da MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi, 28 Büyükşehir Belediye Başkanlığında ise AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi kararlaştırılmıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Büyükşehir statüsünde olmayan 51 ilin 22’sinde her iki parti ayrı ayrı kendi adaylarıyla seçime katılması geri kalan 29 il merkezinde işbirliği yapılması kararlaştırılmıştır. Tarihi önemi sebebiyle Ahlat’ta AK Parti adayının, Sögüt’te ise MHP adayının desteklenmesi uygun bulunmuştur.”

Cumhur İttifakı ortakları Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için mutabakata vardı. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, mutabakata ilişkin açıklamalarda bulundu.

Feti Yıldız’ın konuya ilişkin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: Görüşmeler neticesinde 30 büyükşehirde işbirliği yapılması, bu şehirlerden Mersin ve Manisa’da MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi, 28 Büyükşehir Belediye Başkanlığında ise AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi kararlaştırıldı

Büyükşehir statüsünde olmayan 51 ilin 22’sinde her iki parti ayrı ayrı kendi adaylarıyla seçime katılması geri kalan 29 il merkezinde işbirliği yapılması kararlaştırılmıştır. Tarihi önemi sebebiyle Ahlat’ta AK Parti adayının, Sögüt’te ise MHP adayının desteklenmesi uygun bulunuldu.

AK Parti ve MHP, 31 Mart 2019’da yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde 30’u büyükşehir olmak üzere 51 ilde iş birliği yapmıştı.

Cumhur İttifakı, AK Parti ve MHP’nin, siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeyi içeren ortak kanun teklifini TBMM Başkanlığına sunmasıyla başladı. 21 Şubat 2018’de AK Parti ve MHP’nin ortak imzasını taşıyan Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

Eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’nin de imzasını taşıyan kanun teklifi ile Cumhur İttifakı resmen başlamış oldu.

Paylaşın

DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder Hastaneye Kaldırıldı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in tansiyon düşmesi nedeniyle hastanede müşahede altına alındığını duyurdu.

Haber Merkezi / Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2024 yılı bütçelerini görüşmek için Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.

Milletvekilleri bütçe teklifi üzerine konuşma yaptığı sırada, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, rahatsızlandı ve önlem için hastaneye götürüldü.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti), yapılan açıklamada, “Meclis Başkanvekilimiz Sırrı Süreyya Önder, tansiyonun düşmesi nedeniyle hastanede müşahede altına altındı” denildi.

Sırrı Süreyya Önder kimdir?

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da dünyaya gelen Sırrı Süreyya Önder, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Adıyaman kurucusu ve il başkanı olan babası sirozdan vefat edince sekiz yaşındayken annesi ve dört kardeşi ile dedesinin evine taşındı.

Bu dönemde bir fotoğrafçıda çırak olarak çalışmaya başladı. Pek çok farklı işte çalışan Önder,önce Maraş Katliamı protestosu, 12 Eylül, açlık grevi gibi protesto ve eylemler nedeniyle birkaç kez cezaevine girdi.

İlk yönetmenlik deneyimini BKM tarafından çekilen, senaryosunu da kendisinin yazdığı Beynelmilel adlı film oldu. 2012 yılında F Tipi Film’in yönetmenlerinden biri oldu. İtirazım Var filminde senarist olarak yer aldı.

BirGün gazetesinde köşe yazıları yazarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Radikal ve Özgür Gündem gazetelerinde yazılar yazdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) siyasi partisine katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçildi. 2023 yılında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul milletvekili seçildi.

Paylaşın