Şimşek’ten ‘Enflasyon’ Açıklaması: Bir Süre Daha Yüksek Seyredecek

3. Finansın Geleceği Zirvesi’nin kapanışında konuşan Bakan Mehmet Şimşek, “Çok hızlı bir şekilde programa baktığımız zaman geleneksel para politikasında sıkılaşma söz konusu. Seçici kredi sıkılaşması da söz konusu. Bir de miktarsal sıkılaştırma var” dedi ve ekledi:

“Bununla birlikte tabii ki gelirler politikası ayağında da hedef enflasyonla ilişkili bir yaklaşım vardı. Bunun sayesinde biz inanıyoruz ki önümüzdeki dönemde enflasyon yıllık bazda 2026 sonunda tekrar tek haneye inmiş olacak. Şu anda enflasyon bu sene için yüzde 65 civarında. Gelecek sene yüzde 36’ya, bir sonraki sene yüzde 14’e ve nihayetinde tek haneye inecek.”

Şimşek, açıklamasının devamında, “Ama aylık bazda özellikle de çekirdek enflasyona bakarsanız son 3 ayda bir trend var. Bu trend oldukça net. Aylık enflasyonda bir ivme kaybı var ve şu an için çok rahat bir şekilde şunu söyleyebilirim; enflasyondaki ivme kaybı, 2024 yıl sonu hedefimizle aynı patikaya oturmuş durumda. Çekirdek enflasyondaki trend, 2024 yıl sonu hedefi olan yüzde 36 ile uyumlu. Para politikası gecikmeli çalışıyor, para politikasında bugün attığımız adımların gecikmeli etkisi gelecek sene devreye girecek, özellikle yılın ikinci yarısında…” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İstanbul’da düzenlenen 3. Finansın Geleceği Zirvesi’nin kapanışında Orta Vadeli Program (OVP) ve enflasyon hedeflerine yönelik sunum gerçekleştirdi. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; Şimşek’in konuşmasından satır başları şu şekilde;

“Çok hızlı bir şekilde programa baktığımız zaman geleneksel para politikasında sıkılaşma söz konusu. Seçici kredi sıkılaşması da söz konusu. Bir de miktarsal sıkılaştırma var. Bununla birlikte tabii ki gelirler politikası ayağında da hedef enflasyonla ilişkili bir yaklaşım vardı. Bunun sayesinde biz inanıyoruz ki önümüzdeki dönemde enflasyon yıllık bazda 2026 sonunda tekrar tek haneye inmiş olacak. Şu anda enflasyon bu sene için yüzde 65 civarında. Gelecek sene yüzde 36’ya, bir sonraki sene yüzde 14’e ve nihayetinde tek haneye inecek.

Ama aylık bazda özellikle de çekirdek enflasyona bakarsanız son 3 ayda bir trend var. Bu trend oldukça net. Aylık enflasyonda bir ivme kaybı var ve şu an için çok rahat bir şekilde şunu söyleyebilirim; enflasyondaki ivme kaybı, 2024 yıl sonu hedefimizle aynı patikaya oturmuş durumda. Çekirdek enflasyondaki trend, 2024 yıl sonu hedefi olan yüzde 36 ile uyumlu. Para politikası gecikmeli çalışıyor, para politikasında bugün attığımız adımların gecikmeli etkisi gelecek sene devreye girecek, özellikle yılın ikinci yarısında…

Temmuz ayında önemli bir mali konsolidasyona gittik. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim artık aralık ayının sonuna gelmiş durumdayız. Muhtemelen Türkiye’nin bu seneki bütçe açığı OVP’de öngördüğümüzün çok altında olacak. Büyük ihtimalle bu sene bütçe açığı yüzde 5,5 civarlarında, deprem hariç açık ise yüzde 3’ün altında olacak

2024 yılında 2,2 trilyon TL vergiden vazgeçiyoruz, biz buna vergi harcaması diyoruz, bunu da ülkemizin kalkınması için yapıyoruz. Reel sektörü üretime ve yatırıma teşvik etmek noktasında, çeşitli vergi destekleri de sunuyoruz. 2024 yılında AR-GE faaliyetlerini ve yatırımları teşvik etmek için 530 milyar lira vergiden vazgeçiyoruz. Asgari ücrete kadar ücretlerden gelir vergisi alınmamasının 2024 yılındaki maliyeti de toplam 630 milyar liradır.”

“‘Dijital dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın’ dedik”

Küresel doğrudan yatırımların milli gelire oranının yüzde 2’nin üstüne çıkacağına inandığını dile getiren Şimşek, böylece gelecek dönemde cari işlemler açığını borç yaratmayan kaynaklarla finanse etme imkanının oluşacağını ifade etti.

Bakan Şimşek, OVP’nin başarılı bir şekilde çalıştığına dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu: “Bakın risk primimiz düştü, bu çok önemli. Şu anda ülke risk primimiz (CDS) 284 seviyesinde. Hedefimiz gelecek sene ülke risk primimizin 200 baz puanın altına düşmesidir. Kurdaki dalgalanmalar azaldı, ülkemize yönelik yabancı yatırımcı ilgisi arttı, bankaların ve reel sektörün dış borç çevirme oranları yükseliyor. Düşen cari açık ve artan sermaye girişleri ile brüt rezervler mayıs ayına göre 44,1 milyar dolar yükseldi.

Bana ‘Çok ülke dolaştınız, Türkiye’ye para gelmedi.’ dediler. Ben de dedim ki ‘Yurt dışı seyahatlerimde kimseden para istemedim.’ ‘Türkiye’nin acil dış kaynağa ihtiyacı var, gelin bize para verin.’ demedik. Programımızı anlattım, ‘Dijital dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın.’ dedik. ‘Yeşil dönüşüm olacak, gelin yatırım yapın.’ dedik. Yurt dışı seyahatlerimde Türkiye ekonomisinin büyüme potansiyelinden ve sunduğu fırsatlardan bahsettim.”

Paylaşın

DEP Partili Sırrı Süreyya Önder Taburcu Edildi

Tansiyon yüksekliği ve ritim bozukluğu nedeniyle hastanede müşahede altına alınan DEM Parti Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, genel sağlık durumunun iyiye gitmesiyle taburcu edildi.

Haber Merkezi / Meclis’te görüşülen Cumhurbaşkanlığı bütçesi sırasında tansiyon düşmesi sebebiyle hastaneye kaldırılan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder taburcu edildi.

Bilkent Hastanesi’ne kaldırılan Önder’e tansiyon yüksekliği tanısı ve inme riski tetkikleri yapılarak, tansiyon yüksekliği ve ritim bozukluğu nedeniyle holter takıldı. Önder, genel sağlık durumunun iyiye gitmesi ile hastaneden taburcu edildi.

Sırrı Süreyya Önder kimdir?

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da dünyaya gelen Sırrı Süreyya Önder, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Adıyaman kurucusu ve il başkanı olan babası sirozdan vefat edince sekiz yaşındayken annesi ve dört kardeşi ile dedesinin evine taşındı.

Bu dönemde bir fotoğrafçıda çırak olarak çalışmaya başladı. Pek çok farklı işte çalışan Önder,önce Maraş Katliamı protestosu, 12 Eylül, açlık grevi gibi protesto ve eylemler nedeniyle birkaç kez cezaevine girdi.

İlk yönetmenlik deneyimini BKM tarafından çekilen, senaryosunu da kendisinin yazdığı Beynelmilel adlı film oldu. 2012 yılında F Tipi Film’in yönetmenlerinden biri oldu. İtirazım Var filminde senarist olarak yer aldı.

BirGün gazetesinde köşe yazıları yazarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Radikal ve Özgür Gündem gazetelerinde yazılar yazdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) siyasi partisine katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçildi. 2023 yılında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul milletvekili seçildi.

Paylaşın

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Çalışanımızı Enflasyona Ezdirmedik

Cumhurbaşkanlığı’nın 2024 bütçe görüşmelerinde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada bir sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı var, özel sektör tarafı var ve çalışan tarafı var. Bu müzakerelerin sonucunu görmeden herhangi bir rakam telaffuz etmemiz doğru olmaz” dedi ve ekledi:

“Bizim anlayışımız ortadadır. Hiçbir zaman çalışanımızı enflasyona ezdirmedik. Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük. Elimizdeki tüm imkanlarla hareket edeceğiz. Ancak burada bir denge söz konusu. Bir tarafta çalışanlarımızın refah talepleri var diğer taraftan işletmelerimizin rekabet gücü, istihdamı ve kayıt dışına kaymaması meselesi var. Bu ikisi arasında bir denge oluşmak durumunda. Bu da sosyal diyalog mekanizmasının sonucunda oluşacak bir denge.”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda konuştu. Sol Haber’in aktardığına göre; Yılmaz, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Aylık bazda politikalarımızın etkilerini görmeye başladık. Özellikle kasım ayı itibarıyla çekirdek enflasyon göstergelerinde ciddi bir yavaşlama var. Bunun yıllığa yansıması zaman alacak. Çünkü yaz aylarındaki o yüksek artışlar hesabımıza girmiş durumda, bunu bir yıl taşımak zorundayız. Gelecek yılın ortaları gibi baz etkisi nedeniyle oluşan bu yükseklik ortadan kalkmış olacak. Gelecek yılın ortalarından itibaren yıllık enflasyonda belirgin bir şekilde düşüşü hep birlikte göreceğiz. 12 aylık enflasyon beklentilerinde Aralık ayı itibarıyla ekim ayına kıyasla yaklaşık 4 puanlık bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bunun yansımalarını dayanıklı bir takım tüketim mallarında görmeye başladık. Diğer alanlarda da zaman içinde daha net bir şekilde bunun sonuçlarını göreceğiz.”

Görüşmelerin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:

“Hükümetlerimiz döneminde çalışan ve emeklilerimizin aylıklarında ve ücretlerinde enflasyonun oldukça üzerinde reel artışlar ve iyileştirmeler yapılmıştır. Emekli ortalama aylıkları ocak ayında yüzde 30, temmuz ayında yüzde 25 olmak üzere yüzde 62,5 artırılmıştır. 2023 yılında en düşük emekli aylıklarında da iyileştirme yapılmış ve 3 bin 500 TL olan en düşük emek aylığı 2023 yılı ocak ayından geçerli olmak üzere 5 bin 500 TL’ye yükseltilmiştir. Nisan ayında ikinci bir düzenlemeyle ikinci bir artış yapılmış 7 bin 500’e çıkarılmıştır. Böylece birikimli artış en düşük emekli aylığında bu yıl için yüzde 114 olmuştur.

“Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük

2024 yılında asgari ücretin belirlenmesine ilişkin çalışma devam etmektedir. Burada bir sosyal diyalog mekanizması işliyor. Kamu tarafı var, özel sektör tarafı var ve çalışan tarafı var. Bu müzakerelerin sonucunu görmeden herhangi bir rakam telaffuz etmemiz doğru olmaz. Bizim anlayışımız ortadadır. Hiçbir zaman çalışanımızı enflasyona ezdirmedik. Her zaman için çalışanımızın refahını öncelikli gördük. Elimizdeki tüm imkanlarla hareket edeceğiz. Ancak burada bir denge söz konusu. Bir tarafta çalışanlarımızın refah talepleri var diğer taraftan işletmelerimizin rekabet gücü, istihdamı ve kayıt dışına kaymaması meselesi var. Bu ikisi arasında bir denge oluşmak durumunda. Bu da sosyal diyalog mekanizmasının sonucunda oluşacak bir denge.”

Paylaşın

Mutabakata Varıldı: AK Parti 28, MHP 2 Büyükşehirde Aday Gösterecek

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan MHP’li Feti Yıldız, “30 büyükşehirde işbirliği yapılması, bu şehirlerden Mersin ve Manisa’da MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi, 28 Büyükşehir Belediye Başkanlığında ise AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi kararlaştırılmıştır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Büyükşehir statüsünde olmayan 51 ilin 22’sinde her iki parti ayrı ayrı kendi adaylarıyla seçime katılması geri kalan 29 il merkezinde işbirliği yapılması kararlaştırılmıştır. Tarihi önemi sebebiyle Ahlat’ta AK Parti adayının, Sögüt’te ise MHP adayının desteklenmesi uygun bulunmuştur.”

Cumhur İttifakı ortakları Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ile Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için mutabakata vardı. MHP Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, mutabakata ilişkin açıklamalarda bulundu.

Feti Yıldız’ın konuya ilişkin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle: Görüşmeler neticesinde 30 büyükşehirde işbirliği yapılması, bu şehirlerden Mersin ve Manisa’da MHP Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi, 28 Büyükşehir Belediye Başkanlığında ise AK Parti Büyükşehir Belediye Başkan Adaylarının desteklenmesi kararlaştırıldı

Büyükşehir statüsünde olmayan 51 ilin 22’sinde her iki parti ayrı ayrı kendi adaylarıyla seçime katılması geri kalan 29 il merkezinde işbirliği yapılması kararlaştırılmıştır. Tarihi önemi sebebiyle Ahlat’ta AK Parti adayının, Sögüt’te ise MHP adayının desteklenmesi uygun bulunuldu.

AK Parti ve MHP, 31 Mart 2019’da yapılan Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde 30’u büyükşehir olmak üzere 51 ilde iş birliği yapmıştı.

Cumhur İttifakı, AK Parti ve MHP’nin, siyasi partilerin seçim ittifakına ilişkin düzenlemeyi içeren ortak kanun teklifini TBMM Başkanlığına sunmasıyla başladı. 21 Şubat 2018’de AK Parti ve MHP’nin ortak imzasını taşıyan Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Başkanlığına sunuldu.

Eski TBMM Başkanı Binali Yıldırım ile MHP Genel Başkanı ve Osmaniye Milletvekili Devlet Bahçeli’nin de imzasını taşıyan kanun teklifi ile Cumhur İttifakı resmen başlamış oldu.

Paylaşın

DEM Parti Milletvekili Sırrı Süreyya Önder Hastaneye Kaldırıldı

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in tansiyon düşmesi nedeniyle hastanede müşahede altına alındığını duyurdu.

Haber Merkezi / Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu, Cumhurbaşkanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2024 yılı bütçelerini görüşmek için Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder başkanlığında toplandı.

Milletvekilleri bütçe teklifi üzerine konuşma yaptığı sırada, birleşimi yöneten TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder, rahatsızlandı ve önlem için hastaneye götürüldü.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti), yapılan açıklamada, “Meclis Başkanvekilimiz Sırrı Süreyya Önder, tansiyonun düşmesi nedeniyle hastanede müşahede altına altındı” denildi.

Sırrı Süreyya Önder kimdir?

7 Temmuz 1962’de Adıyaman’da dünyaya gelen Sırrı Süreyya Önder, 1960’lı yıllarda Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) Adıyaman kurucusu ve il başkanı olan babası sirozdan vefat edince sekiz yaşındayken annesi ve dört kardeşi ile dedesinin evine taşındı.

Bu dönemde bir fotoğrafçıda çırak olarak çalışmaya başladı. Pek çok farklı işte çalışan Önder,önce Maraş Katliamı protestosu, 12 Eylül, açlık grevi gibi protesto ve eylemler nedeniyle birkaç kez cezaevine girdi.

İlk yönetmenlik deneyimini BKM tarafından çekilen, senaryosunu da kendisinin yazdığı Beynelmilel adlı film oldu. 2012 yılında F Tipi Film’in yönetmenlerinden biri oldu. İtirazım Var filminde senarist olarak yer aldı.

BirGün gazetesinde köşe yazıları yazarak gazeteciliğe başladı. Daha sonra Radikal ve Özgür Gündem gazetelerinde yazılar yazdı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) siyasi partisine katıldığı Haziran 2015 genel seçimlerinde ve Kasım 2015 genel seçimlerinde Ankara milletvekili seçildi. 2023 yılında Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden (DEM Parti) İstanbul milletvekili seçildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özer, Erdoğan’a Seslendi: Filistin’e Gidiyorum

CHP Lideri Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslenerek, “Filistin davası bizim davamızdır. Bugün sözle Filistin’e destek olunmaz, Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz. Eylemle olur. Bunun için eğer yapacaksanız İsrail’e ambargo uygulayacaksınız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bir yandan çıkıp Filistin için güzel sözler söylemek, timsah gözyaşları dökmek. Sonra Filistin’e size, çevrenize, ailenize yakın kişilerin gemileri ile halen daha ticaret yapmak samimiyet değildir. Buradan bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Samimiysen, ben önümüzdeki günlerde Filistin’e gidiyorum. Filistin meselesine destek olmak için, Filistin ile dayanışmak için, dünyanın dikkatini buraya çekmek için gidiyorum. Cesaretin varsa bu ülkedeki tüm siyasi partilerin liderleriyle birlikte, bizimle birlikte Filistin’de olursun.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Nevşehir’de Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’a gelişinin 104’üncü yıldönümü etkinlikleri programında konuştu. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Hacıbektaş Belediye Başkanı Arif Yoldaş Altıok’un da yer aldığı programda, Genel Başkan Özgür Özel şunları söyledi:

“Ben buraya Genel Başkan Yardımcılarım, milletvekillerim, Parti Meclis üyelerimle geldim. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımızla geldim. Ayrıca bütün belediye başkanlarımızla birlikte ama buraya olan özel ilgisi ile çok sayıda hizmeti ile bugün buraya davetli olan ama başka bir programı olduğu için bize eşlik edemeyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun selamları ile geldim.

Tabi birçok kimliğimiz var. Burada Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı olarak ya da arkadaşlarımız milletvekili kimlikleri ile değil bu güzel davete icabet etmiş mihmanlar olarak aranızdayız. Burası Türkiye’nin, Anadolu’nun en önemli yerleşim birimlerinden bir tanesi. Burada açık gönüller var, açık eller var, açık kucak, açık yürekler var. Burada geleni geri çevirmek yok. Burada gelene ev sahipliği etmek var. 3 güne kadar makam ve mevki ayırmadan misafir etmek var. 3 günden sonra hizmet etmek isteyene de yer açmak, gönüllerde yer açmak ve ondan sonraki süreçte hep birlikte olmak var.

Bugün çok tarihi bir gün. 104’üncü yılındayız. Partimizin ve ülkemizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Hacıbektaş’ı ziyaretinin. O 19 Mayıs 1919’da artık İstanbul’da yapacak bir şey kalmadığı için, işgal altındaki bu toprakları kurtarmak için tek çarenin Anadolu’ya çıkmak olduğunu bildiği için Samsun’a çıktı. Ardından kongreleri gerçekleştirdi. Yeniden Sivas’a gitti ve Ankara’ya giderken aklına 2 şey geldi. Bir tanesi Selanik’teyken bir Bektaşi babasının kendisine söylediği şu sözler:

‘Bir gün Anadolu’da bir mücadeleye girersen, arkanda samimi bir güç ararsan, uzun yıllar o topraklarda acı çekmiş, bedel ödemiş Alevilerin yardımını almak için Hacıbektaş’a gitmelisin. Hacıbektaş’ın başında bir dua okumalısın. Aradığın desteği muhtaç olduğun kudreti, postun başını bulduğunda, ona sorduğunda arkanda bulacaksın’. Gelir duasını yapar, postun başını bulur ve Çelebi Cemalettin Efendi ile birlikte uzun ve faydalı sohbete tutuşur. O sohbetin bir yerinde ‘Eğer muvaffak olursan ki olacağına inancım tamdır. Bu topraklara Cumhuriyeti getirecek misin, eşitliği getirecek misin’ sorusu ile muhatap olur. Birazcık sessizce gözünün içine bakar ve der ki ‘Eğer aramızda kalırsa, eğer aramızda kalacaksa, evet. Günü geldiğinde Cumhuriyet’i ilan edeceğim.’

O konuşmadan neredeyse 4 yıl sonra ‘Çocuk yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz’ deyince yaverinin, sonra arkadaşlarının duyduğu heyecan aslında 4 yıl önceki bir ortak taşınan sırrın aleniyet kazanmasıdır. Cumhuriyetin kurulacağı yani memlekete demokrasinin geleceği, eşitliğin geleceği, kadın ve erkek eşitliğinin geleceği, kadınların seçme ve seçilme hakkının olacağı, bu topraklarda çağdaş bir ülkenin kurulacağının ilk kararının verildiği, ilk sohbetinin yapıldığı ve o sırrın 4 yıl boyunca tutulduğu bu topraklarda bulunmak hepimiz için büyük bir onur ve gurur.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün o gün burada sadece manevi bir destek almadığını biliyoruz. Kendisinin de hiç beklemediği önemli bir maddi desteği aldığını, ayrıca Anadolu’nun neresine giderse gitsin Horosan Erenlerinin koşup kendisi ile birlikte bu memleket için ölmeye hazır olduklarını ve onlara buradan verilen emaneti hep birlikte biliyoruz ve sayıyoruz. Anadolu’nun neresine gidersek gidelim bu toprakların kuruluşunda, buranın hepimize yurt oluşunda, üzerinde egemenliğin simgesi bayrağın dalgalanışında Anadolu’nun neresine giderseniz gidin Horosan Erenlerinin türbesinin tepesinde dalgalanan Türk bayrağını görürsünüz. O bayrak Hacıbektaş Veli sayesinde dalgalanıyor. O bayrak Gazi Mustafa Kemal Atatürk sayesinde dalgalanıyor.

O günlerde kurulan Cumhuriyet eşitlik ilkesine dayanıyordu. Anayasamıza, toplum sözleşmemize göre Misaki Milli sınırları içinde yaşayan herkes eşit ama 100’üncü yılını kutladığımız Cumhuriyeti şimdi yönetenler bu topraklardaki Anayasamızda teminat altında olan eşitliği uygulamıyorlar. Maalesef bugün Türkiye’de Alevilik inancı, Alevilerin inançları eşit yurttaşlık temelinde karşılık bulmuyor. Bu ülkede bir dine mensup olanların, bir mezhebe mensup olanların bütün ihtiyaçları devlet tarafından karşılanırken, bir başka kendini bağlı görenlerin, hissedenlerin, o inancı yüreğinde taşıyanların ibadethaneleri devlet katında ibadethane kabul edilmiyor.

O ibadethanelerin masrafları ve giderleri başka ibadethaneler gibi, ben bir Sünni vatandaşınızım benim gittiğim caminin imam ve müezzininin maaşı devlet tarafından ödeniyor. Elektrik, su, her türlü gideri devlet tarafından gideriliyor. Ama Alevi yurttaşlara gelince cemevleri ibadethane sayılmıyor. Bu eşitsizliğe itiraz ediyoruz. Bu eşitsizliği ortadan kaldıracağız.

Ayrıca burası bir Cumhuriyet, burası bir devlet. Devleti devlet yapan anayasası, anayasa gereği topladığı vergiler. Devlet sağ eliyle vergi topluyor, sol eliyle hizmet yapıyor. Vergiyi toplarken Müslüman, Hristiyan, Alevi, Sünni’den vergiyi eşit bir şekilde toplayıp, hizmet yaparken bazılarına hizmet yapmak, bazılarına hizmet yapmamak… Bazılarının ihtiyaçlarını karşılamak, bazılarının ihtiyaçlarının ihtiyaçlarını karşılamamak eşitlik ilkesine aykırıdır. Ayrıca herkesin istediği gibi inanma, istediği gibi ibadet etme, istediği gibi din eğitimi alma hakkı vardır.

Ancak zorunlu din eğitimi adı altında Alevi yurttaşların kendi inançları ile ilgili çocuklarının almalarını istedikleri eğitime devletin eşitlikçi yaklaşmaması, dayatmacı ve tekçi yaklaşmasını da kabul etmiyoruz, buna itiraz ediyoruz. ÇEDES programı adı altında laik eğitimin örselendiği, Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı adı altında Aleviler tarafından kabul görmeyen bir oluşum ile inancın sanki bir kültür sanat faaliyetiymiş gibisine nitelendirildiği bir sürecin içindeyiz. Bir bakanın ağzından Meclis kürsüsünden tarikatları STK kabul edip, cemaatlerle protokol yapıldığını ve bundan sonra da yapılacağının söylenmesi, bu gerici anlayış ile bu topraklarda yaşayan çocuklarımızın yurt ihtiyaçlarının ‘Aman tarikatlara, bize yakın cemaatlere gitsinler.

Orada bize uygun nesiller olarak yetiştirilsinler’ anlayışını son derece tehlikeli buluyoruz. Buna itiraz ediyoruz. Bununla mücadele edeceğiz. Ayrıca her sene Sivas ve Madımak’ın yıl dönümünde bir engelim yoksa orada oldum. Bu sene Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı sıfatıyla Madımak’ta olacağım. Madımak’ın bir utanç müzesi haline getirilmesine kadar, oradaki o katliamın Türkiye Cumhuriyeti’nin utancının simgelendiği ve orada ölen canlardan, Alevilerden devletin özür dileyeceği güne kadar Madımak’ta mücadele etmeye, yüreğimizdeki yanan ateşi söndürmemeye söz veriyorum.

Bir yandan da bulunduğumuz topraklar barışın toprakları. Hünkar Hacıbektaş Veli’nin bir kucağında aslanı, bir kucağında ceylanı tuttuğu, bu öğretiyle Anadolu’ya barışı yaydığı, işte ondan 600 yıl sonra buralara gelmiş birisinin de dünya kadar kan akıtılarak, dünya kadar şehit verilerek, toprakların her santimetresi şehit kanıyla sulanarak verilen mücadeleden sonra ‘Yurtta barış, dünyada barış’ demesi o felsefenin Cumhuriyetin kurucu kadrolarının iliklerine, damarlarına kadar hissettikleri felsefe olduğunu, bu toprakların gerçekliğinin savaş değil barış olduğunu hep birlikte hatırlamalıyız.

Bugün Filistin’de, Gazze’de İsrail devleti, kendisine karşı yapılan bir terörist saldırıyı bir başlangıç kabul ederek, onu araçsallaştırarak, kendi kaybettiği sivil kayıplara hepimiz ağlarken bu sefer dönüp Filistin’de 20 bine yakın insanı, 10 bine yakın bebeği ve çocuğu katletmiştir, katletmeye devam etmektedir. Bugün 18 bin tane civciv ölse dünyanın herhangi bir ülkesinde bu bütün dünyada birinci haberdir. 18 bin civciv niye öldü, ne oluyor orada diye bakılır. Ama günün birinde Bosna Hersek’teki mezalime susanlar, bugün katliamın bir tarafı İsrail olunca Filistin’deki katliama susmaktadırlar.

“Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz”

Arafat ile kurduğu ilişkiyle, Filistin devleti ile kurduğu ilişkiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, partimizin üçüncü Genel Başkanı Karaoğlan Bülent Ecevit’in yaklaştığı gibi, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının yaklaştığı gibi Filistin davası bizim davamızdır. Bugün sözle Filistin’e destek olunmaz, Filistin’e destek olmak sadece söz söyleyerek, kınayarak olunmaz. Eylemle olur. Bunun için eğer yapacaksanız İsrail’e ambargo uygulayacaksınız. Bir yandan çıkıp Filistin için güzel sözler söylemek, timsah gözyaşları dökmek.

Sonra Filistin’e size, çevrenize, ailenize yakın kişilerin gemileri ile halen daha ticaret yapmak samimiyet değildir. Buradan bir kez daha Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Samimiysen, ben önümüzdeki günlerde Filistin’e gidiyorum. Filistin meselesine destek olmak için, Filistin ile dayanışmak için, dünyanın dikkatini buraya çekmek için gidiyorum. Cesaretin varsa bu ülkedeki tüm siyasi partilerin liderleriyle birlikte, bizimle birlikte Filistin’de olursun.

1967 sınırlarında Doğu Kudüs’ün başkent olduğu Filistin devletini savunmaya, Filistin’in yanında durmaya, buna saygı gösterirse İsrail devletiyle de en iyi ilişkileri kurmaya Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihi şahitlik etmiştir ve bundan sonra da böyle olacaktır. Ancak bir yanda bu kadar büyük zulüm varken, bir yanda mazlumlar varken, bir yanda mağdurlar varken, güçlünün yanında olmak, güçlüye ses çıkarmamak doğru değildir. Hünkar Hacıbektaş Veli’nin dediği gibi ‘Gücünü göstereceksen mağdura, mazluma değil zalime göstereceksin.’ Son olarak buradan Türkiye’nin kutuplaşmış iklimine, mahallere ayrılmaya çalışılan ve birbirine düşmanlaştırılmaya çalışan 81 vilayette yaşayan, inancı, etnik kökeni ne olursa olsun Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarına barışın başkentinden sesleniyoruz.

Sevginin, hoşgörünün başkentinden, Hacıbektaş’tan sesleniyoruz. Bu ülkenin kırgınlıkları, kavgaları, tartışmaları, gözyaşlarını bir kenara bırakması. Kucaklaşması. Kutuplaştırmaya çalışanlara inat kucaklaşması. Kardeşleri birbirine kırdırmaya çalışanlara inat kardeşleşmesi. Bundan sonraki süreçte bir ve beraber olması. Bundan sonraki süreçte Atatürk’ün kurduğu Türkiye hayaliyle, onun kurduğu Cumhuriyete hep birlikte sahip çıkması gerekmektedir. Biz buradan Cumhuriyet Halk Partisi olarak tüm siyasi görüşlere, tüm etnik kökenlere, tüm mezheplere, tüm inançlara sesleniyoruz. Diyoruz ki, gelin canlar bir olalım.”

Paylaşın

ABD’den Rusya’ya Yeni Yaptırımlar Yolda: Türk Bankaları Da Etkilenebilir

ABD Başkanı Joe Biden, Rusya’ya yönelik yaptırımları genişleten yeni bir kararname imzalayacak, Kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceği ifade edildi.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo, bir televizyon kanalına yaptığı açıklamada, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

DW Türkçe’de yere alan habere göre; ABD Hazine Bakanı Janet Yellen, Başkan Joe Biden’in Rusya’ya yönelik yaptırımların delinmesine katkı sağlayan finans kuruluşlarına yaptırım öngören bir kararnameyi bugün imzalayacağını açıkladı. Yeni yaptırımlar, Rus savunma sanayisinde silah üretimi için gereken malzemelerin finansmanına yardım eden bankaları hedefliyor.

Yellen, kararnamenin yaptırımları delenler üzerindeki baskıyı artıracağını, bunun yanı sıra Washington’a Rusya menşeli olan ancak üçüncü ülkelerde işlenen deniz mahsulleri ve elmas gibi ürünleri yasaklama imkânı vereceğini söyledi.

“Rusya’nın savaş makinesine karşı yeni ve güçlü araçları” hayata geçirmek için adım attıklarını belirten Yellen, Rus savunma sanayisine malzeme tedarikini kolaylaştıran finans kuruluşlarına karşı bu araçları kullanmakta tereddüt etmeyeceklerini kaydetti.

ABD Hazine Bakan Yardımcısı Wally Adeyemo da CNBC televizyonuna yaptığı açıklamada, yeni kararnamenin Rusya’nın yaptırımları delmesine kasten ya da istemeden yardımcı olan Çin, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) gibi ülkelerdeki bankalar üzerindeki baskıyı artırarak Rusya’ya yönelik yaptırımları güçlendireceğini söyledi.

Adeyemo, finans kuruluşlarının attıkları adımlarda Rus paravan şirketler tarafından yaptırımları delmek için kullanılmadıklarından emin olmaları gerektiğine işaret etti. Kararnamenin, ABD’nin partner ve müttefik ülkelerinin bilgisi dahilinde hazırlandığı kaydedildi.

ABD ve Avrupa Birliği ile İngiltere, Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında Moskova üzerinde baskıyı artırmak için finans sektörünü, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i ve çok sayıda oligarkı hedef alan yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

ABD, Rusya’ya yönelik yaptırımları deldiği ya da delinmesine yardım ettiği gerekçesiyle son dönemde özellikle Türkiye, BAE ve Çin’den kişi ve şirketlere art arda yaptırım kararları açıklamıştı. Son olarak geçen hafta Rusya, Türkiye, Çin ve BAE’den 250’yi aşkın kişi ve kuruluş yaptırım listesine alındı. Yaptırımlar, Rusya’nın enerji ihracatı, savunma, bankacılık, madencilik ve metal endüstrilerini hedef almıştı.

ABD’li yetkililer Türkiye ve BAE gibi ülkelerdeki ziyaretlerinde ABD’nin yaptırım uyguladığı kuruluşlarla iş birliği yapmaları halinde G7 ülkeleri piyasasına erişim hakkını yitirebilecekleri uyarısını dile getirmişti.

Paylaşın

Şimşek’ten Dikkat Çeken “Borsa” Açıklaması: Oyun Alanı Değil

Borsa İstanbul’un 150. yıl dönümü programında konuşan Bakan Mehmet Şimşek, “Tüm vatandaşlarımıza finansal okuryazarlık dersini vermemiz gerekiyor. Borsamız sermaye piyasalarının çok değerli bir platformu” dedi ve ekledi:

“Bunun sağlıklı işlemesi bizim için çok değerli. Bu konuda hassasiyetle üzerimize düşeni yapıyoruz çünkü Borsa’nın sağlıklı işlemesi, firmalarımızın sağlıklı finansmana erişiminin en önemli itici gücü olacak. Borsa bir oyun alanı değildir, o nedenle SPK’nın yaptığı çalışmalar önümüzdeki dönemde çok daha etkili olacak.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Borsa İstanbul’un 150’nci yıl dönümü programında konuştu. BloombergHT’nin aktardığına göre; Bakan Şimşek, buradaki konuşmasında, Borsa’nın 150 yılının sadece bir kurumun sembolik tarihini yansıtmadığını, toplumsal ve ekonomik gelişim ve birikimi de yansıttığını söyledi.

Ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, şunları ifade etti: “Son 21 yılda Türkiye ekonomisi Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) olarak 238 milyar dolardan, bu sene sonu itibarıyla muhtemelen 1,1 trilyon dolar civarına ulaşmış olacak, yeni rekorlar kırılmış olacak. Borsamızda aynı dönemde, piyasa değeri olarak 10,5 kat büyüdü. Borsanın ekonomide çok değerli bir işlevi var. Bu işlev ideal olarak, küçük birikimlerin menkul değerlere dönüşerek yatırımlara yönlendirilmesidir.

Yani firmalarımızın, yatırım, büyüme, işletme finansmanı ihtiyaçlarını daha sağlıklı, kalıcı, uzun vadeli, sermaye piyasaları enstrümanları üzerinden edinmeleri çok kritik. Önümüzdeki dönemde, eylül ayında açıklanan Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerini gerçekleştirerek, firmalarımızın dezenflasyon sonrasında uzun vadeli sermaye benzeri kaynaklara çok daha güçlü erişimini sağlamış olacağız.

Önümüzdeki dönemde OVP’nin uygulanmasıyla, ekonomimizde öngörülebilirlik çok daha fazla artacak. Sürdürülebilir yüksek büyümenin temelleri çok daha sağlıklı şekilde atılmış olacak. Makro finansal istikrar pekişiyor, son aylarda hemen her alanda açıklanan programa bir güven var, TL varlıklara ciddi talep var. Bütün bunlar firmalar ve vatandaşlarımız açısından çok değerli kazanımlara vesile olacak.”

Bakan Mehmet Şimşek, OVP’nin önemli hedeflerinden birinin sermaye piyasalarını derinleştirmek olduğunu belirterek, finansal okuryazarlığın önemini vurguladı.

8,6 milyon kişinin Borsa’da yatırım yaptığına dikkati çeken Bakan Şimşek, şunları kaydetti: “Bu nedenle tüm vatandaşlarımızın finansal okuryazarlık noktasında desteğe ihtiyacı var. SPK’nın bu alanda bir çalışması var, onu da yakında açıklayacağız. SPK 2010’dan bu yana yaklaşık 15 bin üniversite öğrencimize bu eğitimi verdi ama yetmez tüm vatandaşlarımıza finansal okuryazarlık dersini vermemiz gerekiyor.

Borsamız sermaye piyasalarının çok değerli bir platformu. Bunun sağlıklı işlemesi bizim için çok değerli. Bu konuda hassasiyetle üzerimize düşeni yapıyoruz çünkü Borsa’nın sağlıklı işlemesi, firmalarımızın sağlıklı finansmana erişiminin en önemli itici gücü olacak. Borsa bir oyun alanı değildir, o nedenle SPK’nın yaptığı çalışmalar önümüzdeki dönemde çok daha etkili olacak.”

Bakan Şimşek, birikimlerin yatırım, istihdam, üretim ve ihracata yönlenmesi için fiyat istikrarının güçlü şekilde sağlanması gerektiğini belirterek, “Bu yönde de ciddi bir ilerleme var. Son aylarda aylık enflasyonda bir ivme kaybı söz konusu, inanıyorum ki 2024’te bu kayıp daha da ivme kazanacak. Böylece sermaye piyasalarımızın önü de çok daha güçlü şekilde açılmış olacak. 2002’den bu yana gelişmekte olan ülkelere ve dünyaya göre Türkiye ekonomisi çok daha hızlı büyümüştür. 2002 yılını 100 alsak ve reel olarak büyümemizi bugüne taşısak Türkiye 100’den 288’e çıkmış.” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti’de Sular Durulmuyor: Çankaya Yönetimine Görevden El Çektirildi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de sular durulmuyor. Son olarak Çankaya İlçe Başkanı ve İlçe Yönetimine görevden el çektirildi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Çankaya İlçe Başkanlığı’na kurucu ilçe başkanı olarak avukat Doğukan Kozan atandı.

28 Mayıs seçimlerinde sonra istifalar, görev almalar ve parti içi krizle sürekli gündeme gelen İYİ Parti’de son olarak, Ankara’da Akyurt, Çubuk, Haymana ve Beypazarı ilçe başkanlarının görevden alınmasının ardından Çankaya yönetimine de el çektirildi.

İYİ Parti Ankara İl Başkanı Yener Yıldırım, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: “Çankaya İlçe Başkanı ve ilçe yönetimine görevden el çektirilmiş, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak avukat Doğukan Kozan atanmıştır,

Etimesgut İlçe Başkanı Fatih Sultan Mehmet Hamzaçebi Etimesgut Belediye Başkan Aday Adayı olduğundan, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak Sn. Gazi Ercüment Tekin atanmıştır. Altındağ İlçe Başkanı Remzi Sağlam Altındağ Belediye Başkan Aday Adayı olduğundan, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak İsmail Serdar Kara atanmıştır.

Polatlı İlçe Başkanı İlhan Dereköy Polatlı Belediye Başkan Aday Adayı olduğundan, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak Adnan Sezgin atanmıştır.

Mamak İlçe Başkanı Ümit Yıldırım Mamak Belediye Başkan aday adayı olduğundan, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak Gürbüz Şancı atanmıştır. Keçiören İlçe Başkanı Hüsnü Serkan Oğuz Belediye Meclis üyesi Aday Adayı olduğundan, yerine Kurucu İlçe Başkanı olarak Haluk Baran atanmıştır.”

İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan da dün istifa ettiğini açıklamıştı. Yüksel Arslan’ın istifasıyla birlikte İYİ Parti’nin TBMM’deki sandalye sayısı 38’e düşmüştü.

Paylaşın

Erdoğan: Türkiye, Çekim Merkezi Vasfını Koruyor

Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz yenilikler ve düzenlemeler sayesinde sermaye piyasamız ve Borsamız köklü bir dönüşüm geçirdi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İstanbul Finans Merkezi’nin de hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin finans alanındaki merkezi konumu daha da güçlendi. Türk ekonomisinin yüksek büyüme potansiyeli, yerli yatırımcıların yanı sıra uluslararası yatırımcıların da ilgisini çekiyor. Son yıllarda Türk borsasına yönelik teveccühün hem içerde, hem de dışarıda giderek arttığını müşahede ediyoruz.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Küresel ekonomide daralma yaşanırken, yabancı sermaye akışları her yerde gerilerken Türkiye, borsa üzerinden yabancı sermaye çekmeyi, yani ekonomik büyümesine finansman temin etmeyi sürdürüyor. Tüm dünyada risk iştahının düştüğü, sermayenin korunaklı alanlara doğru çekildiği bir dönemde, uyguladığımız mali programın bir sonucu olarak Türkiye, uluslararası sermaye açısından çekim merkezi vasfını koruyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Borsa İstanbul 150. Yıl Gong Töreni’ne katılarak, bir konuşma yaptı. Cumhuriyet’in 100. yıl dönümünde, borsanın 150. yaşını hep birlikte gururla kutladıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk kez 1873 yılında kurulan Dersaadet Tahvilat Borsası’nın ardından 1985 yılında İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın kurulduğunu hatırlattı.

Farklı borsaları tek çatı altında toplamaya karar verdiklerini ve İstanbul Menkul Kıymetler, Vadeli İşlemler Opsiyon ile İstanbul Altın Borsalarını, 2013 yılında “Borsa İstanbul” markası altında birleştirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Borsamız bir anonim şirkete dönüşerek, daha şeffaf, daha dinamik; takas ve saklama kurumlarıyla daha entegre bir yapıya kavuştu” dedi.

Yatırım, üretim, planlama, istihdam ve ihracata dayalı ekonomik atılımları sürdürürken, ekonomi ve finans sisteminde de birçok düzenleme yaptıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz yenilikler ve düzenlemeler sayesinde sermaye piyasamız ve Borsamız köklü bir dönüşüm geçirdi. İstanbul Finans Merkezi’nin de hizmete girmesiyle birlikte Türkiye’nin finans alanındaki merkezi konumu daha da güçlendi. Türk ekonomisinin yüksek büyüme potansiyeli, yerli yatırımcıların yanı sıra uluslararası yatırımcıların da ilgisini çekiyor.

Son yıllarda Türk borsasına yönelik teveccühün hem içerde, hem de dışarıda giderek arttığını müşahede ediyoruz. Küresel ekonomide daralma yaşanırken, yabancı sermaye akışları her yerde gerilerken Türkiye, borsa üzerinden yabancı sermaye çekmeyi, yani ekonomik büyümesine finansman temin etmeyi sürdürüyor. Tüm dünyada risk iştahının düştüğü, sermayenin korunaklı alanlara doğru çekildiği bir dönemde, uyguladığımız mali programın bir sonucu olarak Türkiye, uluslararası sermaye açısından çekim merkezi vasfını koruyor.”

Son 21 yılda 255 milyar dolardan fazla uluslararası yatırım çekmiş bir ülke olarak, gelecek dönemde sermaye piyasalarının daha da derinleştirilmesine ve tabana yayılmasına ağırlık vereceklerini duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bilhassa katılım finans ve İslami yatırım araçları konusunda çok ciddi bir potansiyel olduğu anlaşılıyor” dedi.

Vatandaşın gönül huzuruyla birikimlerini değerlendireceği ve reel ekonominin istifadesine sunacağı bir iklimi tesis etmekte kararlı olduklarını da ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyondaki artışın kontrol altına alınmasıyla birlikte ülkemize yönelik kaynak akışının daha da hızlanacağına inanıyoruz. Risk primindeki gerileme ve kredi notumuzdaki iyileşmelerin etkisi başta borsamız olmak üzere sermaye piyasalarımızda da hissedilecektir. Enflasyondaki dengelenmeye bağlı olarak borsamızın derinliği artacak ve yatırımcılarımız finansman kaynaklarına daha rahat erişebileceklerdir” değerlendirmesinde bulundu.

Paylaşın