İBB Başkanı İmamoğlu: 14 İlçede İddialı Konumdayız

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul’da 14 ilçede çok iddialı olduklarını söyledi. İmamoğlu, diğer ilçelerde ise yarışın eşit gittiğini belirtti.

Seçimlerde rakibi Murat Kurum’a ilişkinde konuşan Ekrem İmamoğlu, “Allah herkese öyle rakip versin derim de ayıp olacak. Ama ben öyle rakip de istemiyorum. Keşke bu vasat tavırları yapmasaydı” dedi.

Bakanı Mehmet Şimşek’in Murat Kurum’a ilişkin açıklamalarını da değerlendiren İmamoğlu, “Sen itibarlı bir insansın. İyi bir ekonomistsin. Ülkede faydalı bir bürokrasi geçmişin var. Bu ülkeye dair de güzel hizmetler verdin” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın sorularını yanıtladı. İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“14 ilçede çok iddialı konumdayız. Çok sürpriz ilçeler de var içerisinde. Kalanlarda ne durumdayız. Vatandaşımız çok derin analiz ediyor. Diğerlerinde de her an yukarıya doğru kaydırabileceğimiz ilçeler de duruyor.

Seçim elimizden alındı. Hırsızlar dendi, teröristler dendi. Bir tane mi tutuklama olmaz. Cumhurbaşkanı ‘siyasi söylem’ dedi. Görevimizin altıncı ayında bir pandemi ile karşı karşıya kaldık. Hayat durdu. Dünyada pandemi sürecinde merkezi idareler yönetimler, yerel yönetimleri destekledi.

Biz sıfır destek aldık. Bizim satış izinlerimizin yüzde 40’ını vermediler. Buna rağmen kasayı döndürdük ve bütçe açığını yarısına indirdik. Engellemeseler beş yılda onların 25 yılda yaptıklarını yaparız.

(Murat Kurum) Allah herkese öyle rakip versin derim de ayıp olacak. Ama ben öyle rakip de istemiyorum. Keşke bu vasat tavırları yapmasaydı. Bir hukukumuz var. Eleştireceğim çok şey var. Bizim Gazze’ye yardım hazırlığımızı da bilmiyor. Bugün TIR’larımız yola çıkacak.

Benim İstanbul’da 35 yıllık hayatım var. Daha dün yine Metrobüs’ü Sultanbeyli’ye getireceğim demiş. Biz Sultanbeyli’ye metro götürdük zaten. İstanbul’u bilmiyor.

Ben spor insanıyım, tüm kulüplerle aram iyi. Yarın da Beşiktaş’ı ziyaret edeceğim. Kişiler geleri geçer. İstanbul’a 2036 Olimpiyat Oyunları’nı getireceğiz.

Rakibim 300 bin konut yapacağız, diyor. Nasıl yapacaksın? İkimiz toplam 18 bin konut yapmışız. Kanal İstanbul’a Murat Kurum karar verebilir mi? Cumhurbaşkanı ‘Biz Kanal İstanbul’u gündemimizden kaldırdık’ desin.

Ben de Murat Kurum’u alkışlayacağız. Kurum geçmişte ‘Kanal İstanbul’u yapacağız’ dedi. Şimdi de ‘Milletin gündeminde olmayan bizim de gündemimizde olmaz’ diyor. Kurum’un yaptığı sadece kelime oyunu.

Mehmet Şimşek’e saygı duyuyorum

(Mehmet Şimşek’in Murat Kurum açıklaması) Bana randevu veren iki bakandan birisi Mehmet Şimşek’ti. Kendisine teşekkür ederim. Şimşek’e saygı duyuyorum.

Yapmasaydın Şimşek. İtibarını bir acemi adaya ezdirme. Sen itibarlı bir insansın. İyi bir ekonomistsin. Ülkede faydalı bir bürokrasi geçmişin var. Bu ülkeye dair de güzel hizmetler verdin.

İhtiyaç sahiplerine 20 bin sosyal konut yapacağız. Biz sosyal konut işini bu dönemde KİPTAŞ ile beraber yürüteceğiz.  60 bin konutta ise güçlendirme yapacağız. Türkiye’de devletin kira yardımının yanında yardım yapan bir tek biz varız.

Bu seçim topluma soluk aldıracak, millet gücünün farkına varacak. Millet devleti yönetenlere haddini bildirecek. Yönetici had bildirmez, yönetici haddini bilir. Bu seçim Cumhuriyet ve demokrasinin ayaralarını toparlayacak.

İstanbul’un projelerinin anlatıldığı reklam filmi TRT’de ve 13 TV kanalında yok. Aleyhimde haberler var. Ancak tek bir açılış haberimiz yok.”

Paylaşın

Halkın Yüzde 74’ü “Ekonomik Ortamın Kötü Olduğu” Görüşünde

Ipsos’un aylık Küresel Tüketici Güveni araştırmasında vatandaşlara ülkelerindeki mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendirdikleri soruldu. Türkiye’de, “Ülkenizdeki mevcut ekonomik durumu nasıl tanımlarsınız?” sorusuna ankete katılanların yüzde 74’ü “kötü” yanıtını verdi.

Türkiye’de, “Sizce ülkede işler iyiye mi gidiyor, yoksa yanlış istikamette mi yol alınıyor?” sorusuna ankete katılanların yüzde 73’ü “Yanlış istikamette yol alınıyor” yanıtını verdi. Türkiye’de en çok kaygı duyulan konu, yüzde 50’lik oranla, enflasyon oldu. İkinci sırada, yüzde 30’luk oranla, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik yer aldı.

Araştırma şirketi Ipsos, “Dünyayı neler endişelendiriyor?” başlıklı anketi için, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 29 ülkede vatandaşlara görüşlerini sordu. Anket, dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; 26 Ocak- 9 Şubat tarihleri arasında yapılan anket kapsamında, yaklaşık 25 bin katılımcıya, çevrimiçi sistem üzerinden kaygıları, ülkelerindeki gidişata ilişkin görüşleri soruldu.

Türkiye’de, “Sizce ülkede işler iyiye mi gidiyor, yoksa yanlış istikamette mi yol alınıyor?” sorusuna ankete katılanların yüzde 73’ü “Yanlış istikamette yol alınıyor” yanıtını verdi. Türkiye’de en çok kaygı duyulan konu, yüzde 50’lik oranla, enflasyon oldu. İkinci sırada, yüzde 30’luk oranla, yoksulluk ve sosyal adaletsizlik yer aldı.

Ankete katılanların yüzde 22’si Türkiye’deki suç ve şiddet oranlarından endişeli olduklarını söylerken yüzde 22’si işsizlikten, yüzde 21’i de mali ve siyasi yolsuzluktan kaygılarını ifade etti. Türkiye’de küresel ısınmayı endişe verici bulanların oranı sadece yüzde 5 oldu. Bu oranın, diğer birçok Avrupa ülkesinde daha yüksek olması, Türkiye’de son derece düşük kalması dikkat çekti.

Türklerin ankete verdiği yanıtlarda dikkat çeken diğer başlıklar dış politika ve güvenlik ile ilgili oldu. Ülkenizin diğer ülkelerle “askeri ihtilaf yaşamasından endişe ediyor musunuz?” sorusuna karşılık, sadece yüzde 2’lik bir kesim bu konuda endişeli olduğu yanıtını verdi.

Ankette, terör konusunda endişelerin en yüksek olduğu ülke İsrail olurken onu Türkiye takip etti. Türkiye’de ankete katılanların yüzde 20’si, terörden endişeli olduklarını dile getirdiler.

Ipsos’un aylık Küresel Tüketici Güveni araştırmasında ise vatandaşlara ülkelerindeki mevcut ekonomik ortamı nasıl değerlendirdikleri soruldu. Türkiye’de, “Ülkenizdeki mevcut ekonomik durumu nasıl tanımlarsınız?” sorusuna ankete katılanların yüzde 74’ü “kötü” yanıtını verdi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyonla Mücadelede Kararlılık Vurgusu

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz” dedi.

Erdoğan konuşmasının devamında, “Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Toplantı sonrası kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarda bulundu:

“Şubat’ın 12’sinde yaptığımız önceki kabinemizin ardından BAE ve Mısır’a gittik. Her iki ülkenin devlet başkanının davetine yaptığımız ziyaretlerimiz oldukça verimli, samimi ve başarılı geçti. Dubai’de düzenlenen ve onur konuğu olarak davet edildiğimiz Dünya Hükümetler Zirvesi’ne katıldık. Devlet Başkanı Şeyh Muhammed’in yanı sıra zirveye iştirak eden diğer devlet ve hükümet başkanlarıyla görüşmelerimiz oldu. Kahire’de Cumhurbaşkanı sayın Sisi ile ikili ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle Filistin meselesini etraflıca konuştuk.

Gazze’deki katliamı durdurmak, yardımların sorunsuz ulaşmasını sağlamak amacıyla atabileceğimiz ortak adımları ele aldık. İnşallah yarın Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı bu konuları istişare etmek üzere ülkemizde ağırlayacağız. Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’la devam eden Karadeniz programı yaptık. Sağolsun Karadeniz her zaman olduğu gibi bizi muhabbetle bağrına bastı. Kardeşim İlham Aliyev, kazandığı seçimlerinin ardından 19 Şubat’ta ülkemize bir ziyaret gerçekleştirdi. Ertesi gün adli yargı, hakim ve cumhuriyet savcıları, idari yargı hakimlerimizin kura çekim törenindeydik. Kura töreninin ardından Arnavutluk Cumhurbaşkanı ve heyetini ağırladık.

Seçim mitinglerimize Afyonkarahisar, Denizli, Balıkesir, Sakarya ve Adana’da devam ettik. Meydanları dolduran tüm kardeşlerime buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. İstanbul trafiği için yeni bir nefes olarak gördüğümüz Sirkeci-Kazlıçeşme raylı sistemini hizmete açtık. Miting maratonumuzu Manisa, Kütahya, Aydın’la sürdürdük. Kütahya’da ayrıca şehir hastanemizin hizmete açılış törenlerine katıldık. Mart ayının ilk gününü Antalya Diplomasi Forumu’na ayırdık. Bu sene üçüncüsü düzenlenen forumumuza yaklaşık 4 bin 700 kişi katıldı. Forum kapsamında 11 devlet ve hükümet başkanı ile bir araya geldik.

“50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz”

Türkiye’nin başarılarının dünyanın farklı köşelerinde ilgiyle karşılandığını Antalya Diplomasi Forumu vesilesiyle bir kez daha görmüş olduk. Antalya’da şehir hastanemizi ve bağlantı yolunu hizmete açtık. Muğla ve Marmaris’te STK temsilcileriyle bir araya geldik. Seçim gününe kadar yaklaşık 50 şehirde vatandaşlarımızla buluşmayı hedefliyoruz. Bakanlıklarımız ve kurumlarımız 31 Mart seçimlerinin huzur ve güven içinde gerçekleştirilmesi için gereken hazırlıkları yaptılar. Her seçim gibi 31 Mart’ın da bir demokrasi şöleni havasında geçmesini sağlamakta kararlıyız. Seçim sonuçlarının şimdiden ülkemize, milletimize ve şehirlerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bizim zihnimizde ve kalbimizde en üst sıralarda tuttuğumuz değişmez gündem maddeleri var. Deprem yaşayan şehirlerimizin ayağa kaldırılması bunlardan biridir. Hayatın normal ritmine kavuşması için çalışmayı sürdürüyoruz. Şimdiye kadar 46 bin konut ve köy evini vatandaşlarımıza teslim ettik. İnşallah yıl sonuna kadar 200 bin konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim edeceğiz. Amacımız tek bir vatandaşımızın bile mağduriyetine meydan vermeden, hiç kimseye mahçup olmadan bu süreci suhuletle tamamlamaktır.

Terörle mücadeleyi sınırlarımızın içinde ve dışında kararlılıkla devam ettiriyoruz. İnşallah bu yazın Irak sınırlarımızla ilgili meseleyi kalıcı olarak çözüme kavuşturmuş olacağız. Suriye sınırları boyunca 30 kilometre derinliğinde bir güvenlik koridoru oluşturma amacımız bakidir. Türkiye’yi güney sınırları boyunca kuracağı bir teröristanla dize getireceğini düşünenlere yeni kabuslar yaşatacak hazırlıklarımız var.

Ülkemizin ve milletimizin terörle mücadele kararlılığını hala anlayamamış olanlara bu gerçeği kabul edene kadar şartları zorlamaktan geri durmayacağız. Türkiye sadece kendi sınırlarından ibaret bir ülke değildir. Balkanlar, Orta Asya, Karadeniz, Kuzey Afrika, Ege’den Güney Asya’ya kadar çok daha büyük bir coğrafyanın kalbidir. Bir yerde bize ne şuradan, buradan diye bir ifade duyarsanız bilin ki bunu söyleyen ya zır cahil ya da gönüllü veya görevli 5. kol elemanıdır.

Bizim sömürgemiz yok. Karşılıksız gelir getirecek kaynaklarımız yok. Binlerce yıllık devlet tecrübemiz var, insanlığı kendimize hayran bırakacak milli hasletlerimiz ve çalışma vasfımız var. Dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Sahip olduğumuz her şeyi dişimiz ve tırnağımızla kazıyarak, gerektiğinde canımız ve kanımızla yoğurarak kazandık. Geleceğe güvenle bakabilmemizi sağlayan özgüvenimizi bu şekilde inşa ettik. Şimdi önümüzde çözüm bekleyen 3-5 mesele var diye bu muhteşem mirasa sırtımızı mı döneceğiz?

Daha çok mücadele etmemiz gerekiyor diye diz çökmemizi bekleyen emperyalistlere ve araçlarına teslim mi olacağız? Hayır, asla! Etrafımızda yaşananları görüyorsunuz. Azerbaycanlı kardeşlerimizin uzun mücadelenin altından hem işgal edilen toprakları hem Karabağ’ı nasıl özgür hale getirdiklerine hep beraber şahit olduk. Rusya-Ukrayna savaşının nasıl başladığını, bugüne nasıl geldiğini ve nereye gittiğini hep birlikte takip ediyoruz. Suriye’nin gözlerimizin önünde nasıl parçalanmaya çalışıldığını gayet iyi biliyoruz.

Gazze’deki katliama kimlerin yol verdiği, destek sağladığı ve hatta içten içe sevindiği açıkça ortadadır. Türkiye olarak insani yardım ve samimi haykırışlarımızla Gazzeli kardeşimize destek olmaya çalışıyoruz. Türkiye Gazze ve Filistin için elinden geleni yapmaktadır, yapmaya da devam edecektir. Sorunun çözümü uluslararası düzeyde etkin ve kararlı işbirliğinin sağlanmasından geçiyor. İslam Alemi’nin yek vücut olmasına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuluyor. Gazze’de temeli atılacak ilk Yahudi yerleşim binası tek başına bu vahşetin sebebinin başka bir şey değil sadece hırsızlık, ahlaksızlık, onursuzluk olduğunu göstermeye yetecektir. Filistin topraklarındaki gasp eylemlerini meşrulaştıran hiçbir ülkenin ve halkının geleceği güvende olmayacaktır.

Türkiye ve Türk milleti olarak siyasetimiz, ekonomimiz, savunma sanayimiz, ordumuz, sosyal yapımız ve kurumlarımızla güçlü olmazsak bizim başımıza gelecek olan da budur. Günübirlik sıkıntıların heyecanına kapılıp verilen bu mücadeleyi görmekten gelmek ülkeyi böyle bir girdabın içine atmak demektir. Başlattığımız projelerin sonuçlanması, onları takip edecek programların hayata geçmesi için biraz daha vakte ihtiyacımız var.

İnşallah o günleri de hep birlikte göreceğiz. 5. nesil savaş uçağımız Kaan vesilesiyle savunma sanayinde geldiğimiz yer ülkemizde ve dünyada epeyce konuşuldu. Savunma sanayi hamlelerimiz Antalya Diplomasi Forumu’nda da muhataplarımızın da gündemindeydi. Savunma sanayinde yüzde 20’lerde olan yerlilik oranını yüzde 80’lerin üzerine taşımıştır. 850’yi aşkın projeyle bu alanda kendi kendine yeterliliği en yüksek ülkelerden biri haline geldi. Sahip olduğumuz yüksek teknoloji ürünlerini dost ve müttefik ülkelerle de paylaşarak savunma ihracatımızı 10 yılda yaklaşık 4,5 kat artırdık.

Geçtiğimiz yıl dünyanın 185 ayrı ülkesine 230 çeşit ürün satarak ihracat yaptık. Kara, deniz, hava savunma platformuyla kardeş ülkelerin ordularının ihtiyaçlarına katkı vererek Türkiye’nin bölgesel ve dünyadaki gücüne katkıda bulunduk. Savunma sanayi ihrac atında dünyadaki yerimize baktığımızda karşımıza çıkan fotoğraf, TB2, Akıncı, Anka ve Aksungur araçlarımızla SİHA teknolojisinde dünyada ilk 3 ülkesi arasında yer alıyoruz.

Bugüne kadar 50 ülkeyle 770 adet İHA için sözleşme imzaladık. Geçtiğimiz yıl ihracat tutarı 1.8 milyar dolardır. 2024 yılının ilk iki ayında savunma ve havacılık sektöründe ihracat rakamıyla yeni bir rekor kırdık. Kara araçlarında dünya markasına dönüşen savunma sanayimiz her kıtadan 40 ayrı ülkeye yaklaşık 4 bin 500 adet taktik tekerlekli araç ihracatı yapıyor. Geçtiğimiz yıl kara araçları ihracatımız 500 milyon doları buldu. Mühimmat ve füze sistemlerinde ilk sıralarda yer alıyoruz. Deniz araçlarında kendi gemisini üreten Türkiye bu gemileri radar, sensör, muhabere sistem, füze ve torpidolarıyla donatıyor. Ürettiğimiz tank çıkarma gemisi, havuzlu çıkarma gemisi, karakol ve hızlı müdahale botları, lojistik destek gemisi gibi 10 ülkeye 140 adet ihracat gerçekleştirdik.

Türkiye’nin ilk insanlı eğitim ve yakın taarruz uçağı olan Hürkuş’un 5 adeti halen iki ayrı ülkenin hava kuvvetleri tarafından kullanılıyor. Ürettiğimiz araçlar yanında yabancı menşeili araçların yanında bizim silah kulemiz tercih ediliyor. 24 ülkeye 1200 adet silah kulesi satışı yaptık. Kamikaze İHA’lar da talep gören ürünlerimiz arasındadır. 11 ülkeye 1500 adet kamikaze drone ihracatı gerçekleştirdik. Bugün dünyanın 111 ayrı ülkesinde hafif silahlarımız ve tabancalarımız kullanılıyor. Türkiye 10 ülkeye yaptığı 40 adet radar ihracatıyla dünyadaki ilk 3 arasında yer alıyor. Ülkemizin tasarımını, üretimini tamamlayıp hizmete aldığı her ürünün müşterisi zaten hazır. Yeter ki biz sabır, azim, dikkat ve kararlılıkla çalışarak projelerimizi birer birer sonuçlandıralım.

Biz gerçekten ihtiyacımız olduğunda müttefikimiz dediğimiz kurum ve ülkelerin yanımızda olmayacağını son 10 yılda defalarca tecrübe ettik. Suriye sınırlarımız roketlerle tehdit edildiğinde ülkemizdeki mevcut hava savunma sistemlerini söküp götürenler oldu. Türkiye’ye parasıyla satmadıkları silah ve mühimmatları terör örgütlerine bilabedel verdiklerini unutmadık, unutmuyoruz. Biz kimin ne dediğine ne istediğine bakmıyoruz. Sadece Türkiye’nin neye ihtiyacı olduğuna bakıyoruz. Türkiye geleceğini de şekillendirecek tarihi ekonomik dönüşümden geçiyor. Açıklanan her veli ekonomimizin güçlü temeller üzerinde yükseldiğine işaret ediyor.

Asrın felaketi 6 Şubat depremlerine ve seçime rağmen ekonomimiz yüzde 4,5 gibi dünyada eşine az rastlanır oranda büyümeyi sürdürdü. Dünya ortalamasının 1,6 katına tekabül eden bu büyüme oranı ekonomimizin direnci ve dinamizmini ispatlıyor. Büyümenin yaklaşık yarısının yatırımlardan kaynaklanması ayrıca önemlidir. Satın alma paritesine göre dünyanın en büyük 11. ekonomisi haline gelen Türkiye uzun vadeli kalıcı refah artışlarına odaklanarak yoluna devam edecektir. Her yıl ortalama 700 bin istihdam artışı sağlamış bir yönetimiz. İşsizlik oranını yüzde 9,4 ile son 10 yılın en düşük seviyesini ifade eden tek haneli rakamlara düşürdük.

“Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak…”

Enflasyonla mücadelemizde henüz istediğimiz yere gelmedik ama kararlıyız. Daha önce ülkemizi enflasyondan nasıl kurtardıysak inşallah bu sefer de aynı başarıyı göstereceğiz. Cari açıktaki düşüş de sürüyor. Bu yılın ilk 2 ayında cari dengede 13 milyar doların üzerinde iyileşme sağladık. Üretimler arttıkça cari açık gerileyecektir. Turizm gelirlerimiz her yıl rekor kırıyor. Geçtiğimiz yılı 54,5 milyar dolarla kapattığımız turizmde bu yıl ki hedefimiz 60 milyar dolardır.

Kalıcı fiyat istikrarını sağlayacak, yapısal dönüşümü hızlandıracak, afetlere karşı güvenli şehirler çabalarımıza kaynak oluşturacak anlayışla maliye politikalarımızı yönetmeye devam edeceğiz. Cumhuriyet tarihimizin en büyük demokrasi ve kalkınma adımlarını atarken en olumlu gelişmeleri çalışanlarımızın, emeklilerimizin hayatlarıyla gerçekleştirdik. En düşük emekli maaşını 10 bin liraya, asgari ücreti 17 bin liraya, engelli maaşını yaklaşık 4 bin liraya çıkarmış, her alanda milletimizin refah seviyesini katlayarak yükseltmiş hükümet olarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin bugünkü sıkıntılarına gözlerimizi kapamak mümkün mü?

Geçtiğimiz günlerde emekli maaşlarına şu kadar zam yapacağız diyen muhalefetin nasıl boş konuştuğunu örneklerle anlattım. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi hayat pahalılığın pençesine terk etmeyeceğiz. Enflasyonu yenerek, büyümeyi sürdürerek, milli gelirimizi artırarak çalışanlarımızın ve emeklilerimizin gelirlerini de artıracağız. Hiçbir insanımızı darda bırakmayacak, göz göre göre sıkıntı çekmesine müsaade etmeyeceğiz. Milletimizden destek ve dualarını bizden esirgememesini özellikle istirham ediyorum.”

Paylaşın

DEM Partili Bakırhan: Bizde Rant, Usulsüzlük Ve Yolsuzluk Yok

Seçim çalışmaları kapsamında Tunceli’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Biz geldiğimizde belediyemize Dersim ismini yazmıştık ama kayyım o tabelayı kaldırdı. Sizlere söz veriyoruz. Biz geldiğimizde o tabela yeniden Dêrsim olarak değişecek” dedi.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “kimseyi ötekileştirmedik” sözlerine değinen Bakırhan, “21 yıldır Alevileri, Kürtleri ötekileştiriyorlar. Erdoğan, Alevilere ‘tür’ diyor. Daha Aleviliğin ne olduğunu bilmiyor. Kürtleri açlıkla, cezaevleriyle ötekileştiriyor. ‘Kadın da olsa çocuk da olsa gözünün yaşına bakmayın, gereğini yapın’ diyor. Bunlar doğamızın, Kürtlerin, yaşamımızın düşmanıdır. Dersim topraklarını HES’lerle doldurdular. Yetmedi, Dersim’ de sermayedarlara 150 tane maden ruhsatı verdi. Doğamızı talan etmek, elimizden almak istiyorlar. İnancımıza, kimliğimize saldırıyorlar. Utanmadan ‘kimseyi ötekileştirmedik’ diyorlar” diye konuştu.

Dersim İttifakı’na değinen Bakırhan, “Bu ittifakta emeği geçen, katkısı olan bütün arkadaşları saygıyla selamlamak istiyorum. Bu ittifak sadece bir seçim ittifakı değil, talana karşı bir ittifaktır. Devrimci kimliğinin bir ittifakıdır. İnanıyorum ki bu ittifak Dersim’i ittifaklar konusunda Türkiye’de önemli bir model yapacaktır” diye konuştu.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, seçim çalışmaları kapsamında Tunceli’de halk buluşmasına katıldı. Bakırhan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Değerli Dersimliler, bize mücadeleyi öğreten kıymetli halkımız, direniş denilince akla gelen kentlerimizden biri olan Dersim’de bugün sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duydum, onur duydum. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz. Seyid Rıza’nın torunlarıyla, Doktor Şıvan’ın yoldaşlarıyla Alişerlerin, Mahirlerin, İboların, Denizlerin, Zarifelerin, Sakinelerin diyarında olmaktan büyük gurur duydum. Dersim’de belediye eş başkanı olarak seçilen ve şu an cezaevinde olan Nurhayat Altun arkadaşımıza da selam ve sevgilerimizi yollayalım.

Birlikte aynı dönem cezaevinde kaldığımız Mehmet Ali Bul arkadaşımıza da hoş geldin diyorum. 90 yıl önce Tunceli Kanunuyla buraları kimliksizleştirmeye çalıştılar. Şimdi de Dersim ismini yok sayarak burayı kimliksizleştirmeye çalışıyorlar. Ama eminim ki Seyid Rıza’nın torunları Dersim demekte inat edecek, Dersim diyecek ve burası binlerce yıl Dersim olarak kalacaktır. Biz geldiğimizde belediye binasının üzerine Dersim yazmıştık ama arkadaşlarımızın yerine atanan gaspçı kayyım Dersim ismini silerek Tunceli ismini oraya bıraktı. Sizlere söz veriyoruz 1 Nisan’da o tabelayı arkadaşlarımız Dersim olarak değiştirecek.

Değerli halkımız, mitinglerdeki konuşmalarımızda Erdoğan ve AKP’den bahsetmeden geçemiyoruz. Türkiye’yi batırdılar, zehirlediler. Ekonomi desen diplerde. Özgürlük yok, demokrasi yok ama beyefendi, “Biz kimseyi ötekileştirmedik” diyor. 21 yıldır AKP iktidarının en fazla ötekileştirdiği kesimler Alevilerdir, Kürtlerdir, bugün Dersim meydanındadır. Biz kimseyi ötekileştirmedik diyen Erdoğan, Alevilere “tür” diyor. Daha Aleviliğin ne olduğunu bile bilmiyor. Sanki kendisi değildi, “Çocuk da olsa kadın da olsa gözünün yaşına bakmayın, gereğini yapın” diyen. Bunlar sadece Dersim adının değil Kürt dilinin, Kürtlerin de düşmanıdır.

Doğamızın düşmanıdır, gençlerin, yaşamımızın düşmanıdır. İnşallah 31 Mart’ta başta Dersim olmak üzere Kürdistan’ın dört bir yanında ve metropollerde bu düşmanlığa halklarımız en iyi cevabı verecektir. Ötekileştirmedik diyor ama Dersim coğrafyasını HES’lerle, RES’lerle doldurdular. Bu nasıl ötekileştirme değilse onu da anlamadım. Yetmedi; Dersim’de sermayedarlara, kendi yandaşlarına 150 tane maden ruhsatı verdi. Zulüm, açlık, yoksulluk yetmedi, doğamızı da talan etmek ve elimizden almak istiyorlar. Yani 31 Mart seçimi aynı zamanda RES’lere, HES’lere, barajlara, Dersim’in doğasının yok edilmesine hayır diyerek DEM Parti’yi Dersim’de yönetim yapmanın seçimidir. Var mısınız?

“Dersim halkı 38’lerden günümüze asla pes etmedi, yine etmeyecek”

İnancımıza saldırıyorlar, doğamıza, kimliğimize saldırıyorlar ama utanmadan da biz kimseyi ötekileştirmedik diyorlar. Parlamentoda iki kelime Zazaca, Kurmancî, Süryanice, Arapça, başka bir diller konuştuğumuz zaman sesimizi kısıyorlar. Özellikle Kürtçe konuşulduğu zaman “bilinmeyen dil” diyorlar. Yahu, bundan büyük ötekileştirme mi var? Bin yıldır bu topraklarda konuşulan ve konuşulmaya devam edilecek bir dile, bilinmeyen dil diyenler daha nasıl ötekileştirecek, daha ne yapacaklar? İnşallah hep birlikte ötekileşmeye karşı en büyük yanıtı vereceğiz.

38’de katlederek sürdüler, 94’lerde köylerimizi yakıp bizleri zorla sürgün ederek göçertmeye çalıştılar. Şimdi de Dersim’i insansızlaştırmak istiyorlar, Kürtsüzleştirmek istiyorlar. Dersim’de istiyorlar ki diline, kültürüne, onuruna sahip çıkan kimse kalmasın. Ama biz biliyoruz ki Dersim halkı 38’lerden günümüze asla pes etmedi; coğrafyasını, kimliğini, kentini bırakmadı. Yine devam edecek ve kentine, toprağına sahip çıkarak bunlara en iyi yanıtı verecek.

Dersim’e girdik önümüzde bir araç vardı. Normalde kitleyi çekerler ama bizi çektiler. Sanırım sizin korkmayacağınızı gördüler, bizi korkutmaya çalışıyorlar. Ama bilmiyorlar ki her bir arkadaşımız onların işkencesini de zindanını da emniyetini de kamerasını da fotoğrafını da gördü. Korku iklimi sona ersin. Dersim’de ilçeleriyle, beldeleriyle onlarca böyle buluşma yaptık. Her yerde böyle muazzam bir direniş, muazzam bir sahiplenme, istenç var. Herkes diyor ki bizim olanı almak için 27 gün kaldı. Gün sayıyorlar. 31 Mart’ta Kürdistan’ın her yerinde bizim olanı, sizin olanı, Kürtlerin olanı, emekçinin ve yoksulun olanı, Alevilerin olanı geri alacağız. Söz veriyoruz; halkın olanı halkın kapısı yapacağız.

Faili meçhullerin ilk başladığı yerlerden biri Dersim’dir. Dün bir faili meçhul davası olan JİTEM davası İstinaf tarafından cezasızlıkla sonuçlandırılıp Yargıtay’a gönderildi. 100 yıldır Kürt’ü katletmek, öldürmek, yoksullaştırmak cezasız. Dersim’in dört bir tarafı kamera dolu ama Gülistan Doku henüz bulunamadı, akıbetini bilmiyoruz. Yargı eliyle Kürt’ü öldürmek, kaybetmek, Kürt’e zulüm etmek, köyünü yakmak, faili meçhul cinayetler işlemek cezasızdır diyorlar. Kürt halkı, ezilenler bunu görmeyecek mi? Bir gün parlamentonun 3. büyük partisi olacağımızı kimse tahmin etmiyordu, 100’ün üzerinde belediye alacağımızı kimse tahmin etmiyordu.

En iyi hizmeti yapacağımızı kimse tahmin etmiyordu. Bir gün yönetim olduğumuzda katlettikleri, yok ettikleri, talan ettikleri doğamızın, dilimizin, kültürümüzün hesabını bunlardan soracağız. Bizim için Dersim DEM Parti’dir, DEM Parti Dersim’dir. Biz aynı Dersim gibiyiz. Bir dörtlük var sizlere okuyacağım. “Hangi dağ efkarlıysa biz oradayız, perişan edilen her şey bizimdir. Yağmur oluyoruz, kuruyan ırmaklara akıyoruz.” İnşallah 31 Mart’ta da yine ezilenin, emekçinin, geçinemeyenin, ücretini ödeyemediği için ulaşımı kullanamayanın, faturasını ödeyemeyenin yanında olacağız.

Dün Hazine Bakanı AKP’yi o kadar güzel özetledi ki, bazen binlerce kelime söylüyoruz ama onların söylediği kadar yerini bulmuyor. Diyor ki, Murat Kurum gelirse şirketler kazanacak. Demek ki AKP kimin partisiymiş? Şirketlerin, sermayedarların. Bunu kendi bakanları itiraf ediyor. Şirketlere, sermayedarlara, madencilere, rantçılara hizmet eden bir partiye karşı emekçilerin, yoksulların, işçilerin adresi DEM Parti’dir. DEM parti inançların, halkların, emekçilerin partisidir. Yok sayılan kadınların ve gençlerin partisidir ve öyle olmaya da devam edecektir.

“Biz yaptıkça AKP-MHP yıktı, yıkımı onaracak olan da DEM Parti’dir”

Yine Erdoğan çok manidar bir şey söyledi. “İnsanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadele edeceğiz” diyor. O zaman kendisiyle mücadele etmesi gerekiyor. Emekçinin lokmasına göz dikenler kimlerdir? Bu toplumu aç bırakanlar kimlerdir? Emekçileri 10 bin TL ile açlık, yoksulluk sınırının altında yaşatanlar sanki kendileri değil. Bir de mücadele edeceklermiş. Yani daha fazla lokmamızı almaya çalışacaklar. Bu sözden anlaşılan budur. Ama eminim Türkiye’nin emekçileri, yoksulları buna en iyi yanıtı verecektir. Mehmet Ali arkadaşımız burada, Dersim’in sorunlarını biliyoruz. 25 yıllık yerel yönetimler pratiğimiz var.

Kayyımlar tarafından kesintiye uğratılsa da sizler de yaşayıp gördünüz. Bundan sonra kesintisiz bir şekilde demokratik, halkçı, toplumcu yerel yönetimler pratiğimizi arkadaşlarımızla, Dersim İttifakıyla birlikte burada hayata geçireceğiz. Arkadaşlarımız daha önce yönetime geldikleri zaman sıfır rantlı imar planı yaptılar. Ancak bizim bu sıfır rantlı imar planımızı onlar engellediler. Çünkü rant yoksa, onlar için imarın da bir anlamı yok. Çöp kamyonları aldılar parasını Dersim Belediyesi ödedi ama kamyonları vermediler. Yani alacağınız var onlardan. Gıda Bankası projesi kurduk, yıktılar. Yaşam merkezini yaptık onlar yıktı. Biz yaptıkça onlar yıktı. Biz gerçekten alternatif belediyecilik hizmeti sunuyorduk. AKP- MHP yıkım ittifakıdır, yıkım iktidarıdır. İnşallah o yıkımı onaracak olan DEM Parti’dir, Dersim İttifakıdır, emekçiler ve yoksullardır.

Dersim deprem bölgesidir. Akademisyenler televizyonlarda değerlendirirken Dersim’i, Bingöl’ü işaret ediyor. Peki, bu konuda herhangi bir önlem var mı? Hükümet kılını kıpırdatıyor mu, kaynak ayırıyor mu? Tam tersine deprem vergilerini çarçur ettiler, bitirdiler. Kimse de hesap soramıyor. Depremde güvenliği almayanların yiten her yapının, her canlının sorumlusu olduğunu buradan söylüyoruz. Deprem için önlem almak öyle oturup kuru pastayla, çayla sohbet etmek değildir.

Munzur Dağında 150’den fazla maden sahası açtılar. Emin olun; biz geldiğimiz zaman o ruhsatlar nasıl iptal edilecekse, nasıl yok sayılacaksa arkadaşlarımızla birlikte elimizden gelen çabayı ortaya koyacağız. Resmen Dersim’de İliç’teki gibi bir katliama davetiye çıkarıyorlar. İliç’in mimarı İstanbul’dan büyükşehir belediye başkan adayı olmuş. Rantsal dönüşümün altna imza atan vatandaş, oradan aday olmuş. Biz de onun karşısına Meral Danış Beştaş ve Murat Çepni ile çıktık. Rantsal dönüşümcülere, İliç’teki katliamın altında imzası bulunanlara inşallah her yerde gerekli cevabı hep birlikte vereceğiz.

Önemli bir konumuza gelelim, Dersim İttifakına. Bazı şeyler zor oluyor, yoğun tartışmalar sonucunda oluyor, birbirini anlamakla oluyor, fedakarlıkla oluyor. Dersim’de Dersim İttifakını kurduk. Bu ittifakta emeği geçen, katkısı olan arkadaşları bir kez selamlıyorum. Dersim İttifakı sadece bir seçim ittifakı değildir; Dersim İttifakı talana karşı bir ittifaktır, Dersim’in devrimci kimliğinin ittifakıdır, Dersim’in tarihsel geçmişinin ittifakıdır. Eminim ki bu ittifak Dersim’de gerekli olan hizmeti, gerekli olan çabayı ortaya koyarak Dersim’i ittifaklar konusunda Türkiye’de önemli bir model haline getirecektir.

“1 Nisan itibariyle Dersim’de yine çok dilli, çok inançlı belediyeciliğe başlıyoruz”

Bizler bir üzüm tanesini kırk canla paylaşan yoldaşların geleneğinden gelen insanlarız. Emin olun; Dersim’in bütün değerlerini Dersim halkıyla paylaşma görevini, bir üzümü kırk parçaya bölerek paylaşan yoldaşların yolundan gidenler kararlı bir şekilde yerine getirecektir. Dersim’de belediyecilik kolay bir şey değil. Dersim’de belediyenin söylediği her şeyin, yüklendiği her sorumluluğun bir karşılığı vardır. Biz bunu bilerek bu sorumluluğun altına girdik.

Söylediğimiz her söz, yaptığımız her pratik Dersim’e, sizlere, Dersim’de yaşayan her kesime layık olacaktır. 1 Nisan itibariyle Dersim’de yine çok dilli, çok inançlı belediyeciliğe başlıyoruz. Birçok belediyemizde çok dilli belediyeciliği uyguladık. Burada da tekrar bu uygulamayı arkadaşlarımız aracılığıyla devam ettireceğiz. Bakın Karaçoban Belediyemiz var, Erzurum’un küçük bir ilçesi. Karaçoban Belediyesi bizim model belediyemizdir. Ne yapmış bu belediyemiz? Orada ekilip biçilmeyen 510 dönüm toprağa buğday ekmiş, buğdayı öğütmüş, yoksul Karaçoban halkına çok ucuz bir fiyata ekmek sağlamış.

Kadın ve öğrencileri 25 kuruşa taşıyor, 25 kuruş! 25 kuruş belki şimdi kimsenin cebinde kalmadı. Evet, yanlış duymadınız 25 kuruş! Tam bilet 50 kuruş. İşte bizim belediyecilik anlayışımız Karaçoban Belediyesindeki gibidir. O ilçede pek şok sosyal donatılar var. Kadınların yüzeceği ve spor yapacağı sosyal tesisler ile halkımızın, gençlerimizin uyuşturucu batağından çıkması için satrançtan tutalım kültürel sanatsal bütün etkinliklere kadar pek çok şeyi o küçük belediyemiz hayata geçiriyor.

Başka ne yapmışlar? 7 milyon borçla aldığımız belediyenin bütün borçlarını sıfırlamışlar. İşçilerin, emekçilerin en yüksek maaş aldığı belediyemizdir. Kendi yandaşından, akrabasından, ailesinden hiç kimseyi belediyeye almamış, ihtiyacı olanı almış. Karaçoban halkının kararlarıyla bunu yapmış. Ne yapmış Karaçoban? Köylere ücretsiz ulaşım aracı göndermiş. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Karaçoban Kürt olduğu için hizmet götürmemiş, Karaçoban Belediyesi kendi olanaklarıyla 21 köyün yolunu yapmış. Dolayısıyla biz bu gelenekten geliyoruz. 25 yıllık gelenekten geliyoruz. Bizde rant yok, usulsüzlük yok, yolsuzluk yok. En başta Dersim’deki arkadaşlarımız, Türkiye’nin dört bir yanındaki aday arkadaşlarımız için bu prosedür geçerlidir. Halkımızın memnun olmadığı, halkımızın değerlerine, inancına, diline dönük bir eksiklikte onların yakasına yapışacak olan biziz.

Bu başı seccadede, eli semada, aklı haramda olanlar Dersim’e de kaçak seçmen taşıyorlar. Elazığ’dan getiriyorlar, buradan oy kullandıracaklar. Dersim halkının iradesini gasp edecekler. Nasıl ki biz sizlere söz verdiysek, sizler de bu hilekarlara, bu kaçak seçmen taşıyanlara karşı birlik olmak, birlikte olmak, hak seçmen taşımak gibi bir sorumlulukla karşı karşıyasınız. Lütfen Dersimli olup Dersim’de oy kullanması gereken ama yurt dışında olan, ama metropolde olan bütün arkadaşlarımızı bugünden itibaren arayın, çağırın. Ulaşım konusunda sıkıntı yaşayan canlarımız varsa en yakın DEM Parti ilçe ve il örgütlerine gitsinler, o sıcak demli çaydan içsinler, biletlerini alıp oylarını kullanmaya gelsinler.

Ağaçla karşınıza çıkıyoruz. Mührü DEM Parti’nin altına basacağız; meyvesini Dersim’in emekçileri, yoksulları, Aleviler, Kürtler, burada yaşayan herkes yiyecek. Hepinize bu coşkulu karşılamanızdan, pırıl pırıl duruşunuzdan dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Emin olun ki fabrikalarda, sokaklarda, parlamentoda, yaşamın neresinde olursa olsun size ve taleplerinize layık olacak bir pratik ortaya koyacağız.

Şimdi sizlere çok değerli ve pırıl pırıl tanıdığınız iki arkadaşınızı, Birsen Orhan ve Cevdet Konak arkadaşlarımızı emanet ediyorum. Onlar Seyid Rızaların, Sakinelerin, Denizlerin, Mazlumların size emanetidir. Lütfen emanetlerinize sahip çıkın. Dersim’in doğru ellerde, doğru bir ittifakla Türkiye ve dünyada örnek bir model ortaya çıkarması için elinizden gelen çabayı ortaya koyacağınıza olan inançla hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi

Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor” dedi.

Haber Merkezi / Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu da yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Kırklareli Lüleburgaz’da halk buluşmasında yurttaşlara hitap etti. Konuşmasında ekonomik krize dikkat çeken Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Recep Tayyip Erdoğan ilk geldiğinde 3 Kasım 2002’de, en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugünkü hesapla 25-26 bin lira olması gerekiyor. O gün en düşük emekli maaşı tam 8 çeyrek altın alıyordu. İnanmayan hesaplasın. Şimdi en düşük emekli maaşı 10 bin lira, 2,5 çeyrek altın bile almıyor.

2018’de emekliye bin TL ikramiye verdiler. 2021’de 2 bin lira oldu. Bu sene 5 bin TL yapacağız diye fısıltı yaydılar. Ama 2 bin lirayı 3 bin lira yaptılar. 2018’in bin lirası 22 kilo kıyma alıyordu, bugünün 3 bin lirası sadece 6 kilo kıyma alıyor. O günden bu güne emeklinin sofrasından 18 kilo kıymayı çaldılar. Biz bu hakkı yedirmeyiz.”

Şubat ayı enflasyonu 4.5 puan artmış. Kime göre? Artış çok yüksek ama bu artış bile TÜİK’e göre. Neyin baş harfleri? Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu. Yıllık enflasyonu yüzde 67 olarak belirledi. Bugün itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 67. Gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon yüzde 130.

Peki emekli ne zam aldı? Yüzde 33. 7500’den 10 bin lira yaptılar. Memur ne aldı, işçi ne aldı yüzde 49. TÜİK doğru söylüyor bile olsa yüzde 20’ye yakın, yüzde 18 memurun ve işçinin cebinden para çalındı. İş emekliye geldiğinde bu sefer rakam yüzde 34, cepten çalınan para.”

31 Mart yerel seçimleri için mesaj veren Özel, şunları söyledi: “31 Mart seçimi elbette bir yerel seçim. Ama esas olarak 31 Mart seçimi; bu iktidar, bu emekliyi, bu yoksulları, bu işsizleri görmeden görmeden 4 yıl daha dursun mu, yoksa siyasette bir denge kurulsun mu? Bunun karşısına kimse durmasın ezip geçsin mi bizi, yoksa bir kendine gelsin hesabını kitabını ona göre yapsın mı? İşte bu seçim, hangi partiden olursa olsun eğer zamdan, eğer yoksulluktan, eğer işsizlikten şikayeti varsa sarı kartı gösterme, kırmızı ışığı yakma seçimidir.”

Konuşmasında Türkiye İttifakı vurgusu yapan Özel, “Bu seçimde bütün Türkiye’den, Cumhur İttifakı’nın karşısına bir büyük ittifakı dikmesini bekliyoruz. O ittifakın adı Türkiye İttifakı’dır… Bu ittifakın içinde sosyal demokratlar var. Bu ittifakın içinde muhafazakar demokratlar var, milliyetçi demokratlar var. Geçmiş seçimlerde birlikte olduğumuz ittifak ortaklarımızın kıymetli seçmenlerinin itirazı bitmedi ki ittifakımız bitsin. İtirazları saray düzeninedir, itirazları sömürüyedir, itirazları yolsuzluğadır” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

İmamoğlu: İstanbul Konusunda Dillere Düşen Sayın Aday…

Katıldığı bir etkinlikte konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul konusunda acemiliğiyle dillere düşen sayın aday proje açıklamasında o projeye gelince yapacaklarını söylemiş. Ben tabi o detayı dinlemedim ama belediye başkan adayımız Mithat Bülent Özmen dedi ki; böyle bir vaatte bulunmuşlar. O kadar bi haber ki İstanbul’dan… Hatta bunu şöyle de ilan etmiş; ‘yapmadığını yapacağız’ diye ilan etmiş” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, Eyüpsultan Alibeyköy Lojistik Merkezi’nin açılışında açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Buraya gelmesi için ilk tespit edildiğinde ziyaret etmiştim. Bir kısım işgaller ve farklı kullanımlar vardı. Özellikle dere kenarında ne yazık ki çevreye dair olumsuz bir ortamı gözetlemiştik ve kocaman bir alan görmüştük. Tabii bizim projenin koyulacağı yer belli, ihtiyaç belli. Görüyorsunuz çok şık, güzel ve ihtiyacı karşılayan keyifli bir proje çıktı ortaya.

Ama biz burayla kalmadık, yaklaşık 65 bin metrekarelik değerli bir yeşil alanı da bitirdik, içinde spor tesislerimiz var. Çevreden buraya olan bağlantı yollarını, açılan üniversitenin geçiş yollarını, yaya geçitlerini yani biz şunu yapıyoruz; bir projeyle ilgili bir yere gittiğimizde bütün çevresine dokunan, bütün sorunlarını çözen anlayışla hareket ediyoruz ve İstanbul’un aslında ne kadar ihmal edildiğini de görüyor ona göre hareket ediyoruz.

Bu şehir 5 yılda birilerinin 25 yılıyla yarışacak iş yapmasını görünce açıkçası biraz kıskanıyorlar. Ama olsun kıskansınlar, tembelleştiler. Onları bile çalıştırmaya başladık sağda solda, dillerini bile düzelteceğiz göreceksiniz.

Silahtarağa’da bu arkadaşlar bir arıtma tesisi yapmışlardı, biz yapmama kararı aldık. Niçin? Çünkü birtarafta Baltalimanı’nda açtığımız biyolojik arıtma tesisi diğer tarafta da Yenikapı’daki tesis. Biyolojik arıtma tesisine döndürüyoruz. Her iki taraftaki arıtma tesisleri bu bölgenin ileride artacak nüfusuna rağmen kapasitesini karşılayacak seviyede olduğu için o projenin gereksiz olduğunu tespit ettik ve tam ihale aşamasındayken bugünün parasıyla milyarlarca liralık yatırımı yapmadık.

Biz Silahtarağa’da o beton proje oraya girseydi neredeyse 200 bin merte kareye yakın alan orada heba olacaktı. O yemyeşil alanı bir arıtma havuzlarıyla beraber Haliç’in kıyısına konduracak bir akla sahip bunlar. Biz bunu yaptırmadık. Ve diğer tesislerle bu ihtiyacı karşıladık.

“İstanbul konusunda dillere düşen sayın aday…”

İstanbul konusunda acemiliğiyle dillere düşen sayın aday proje açıklamasında o projeye gelince yapacaklarını söylemiş. Ben tabi o detayı dinlemedim ama belediye başkan adayımız Mithat Bülent Özmen dedi ki; böyle bir vaatte bulunmuşlar. O kadar bi haber ki İstanbul’dan… Hatta bunu şöyle de ilan etmiş; ‘yapmadığını yapacağız’ diye ilan etmiş. Bunu özellikle Alibeyköy’e, Eyüpsultan’, Kağıthane’ye anlatın. Sizin önünüzdeki o dünya güzeli Haliç’in kıyısına hala inatla ‘o projeyi yapacağım’ demesi kadar cahillik olamaz. Ama bu konuda Eyüpsultan halkı, Kağıthane halkı gereğini yapacaktır.

Bugün bir güzel haber vermek isterdim. Aksaray’daki Emniyet Otogarı diye bilinen alan buraya taşınacaktı. Demek isterdim ki mülkiyeti İBB’ye ait olan yük ve yolcu terminalini de oradan boşalttık. Trafik akışını rahatlattık, yayalar artık güvende demek isterdim. Ne yazık ki bir vahim tabloyu da anlatacağım burada:

Mülkiyeti İBB’ye yani İstanbullulara ait, yani bu bölge sizin malınız ve oradan boşaltılıp buraya taşınacak ve o alanda da muhteşem bir arkeolojik parka dönüşecek. İstanbul’un en özek noktalarından birisi. Ama ne yazık ki hala işgal altında. Üstelik UKOME kararıyla yürürlüğe giren önerge doğrultusunda, Fatih ilçesi genelinde 40 ton ve üzeri ağır tırların girişi çıkışı yasaklanmışken biz bu işgali bitirmek için gerekli tüm hukuki ve idari işlemleri tamamlamış olmamıza rağmen, mahkeme ve UKOME kararları ile bölgenin trafiğe kapatılması için gerekli adımların tamamını attık ama bu kararları uygulamakta direnen bir güç var karşımızda.

Nasıl bir güç var? Deprem dairemiz Emniyet Otogarı’na karot almaya giriyor ‘bu binalar sakıncalıdır’ diye emniyet desteği istiyor fakat kaymakamdan polislere ‘tarafsız kal’ talimatı verildiği için ekiplerimizin karot alma çabası kaymakamın talimatıyla engelleniyor. Alınmış olan tüm kararlara rağmen valilik makamı kesin bu noktayı bilirken ve bize de bu konuda hak verdiği cümleleri duymamış olmamıza rağmen kesin talimat vermekten de çekiniyor.

Mahkeme kararıyla tahliye süreci engelleniyor. Milletin malı birilerine peşkeş çekiliyor. Bu Üsküdar kıyısında tarihi Kukonmaz Camii’nin yanındaki restoranı işgal yani usulsüz kurulan restoranı yıkmaya gidiyoruz ve karşımızda direnin oranın işgalcileri ve onun yanında durması talimatı verilen bizim canımız olan emniyet güçleri… Polisimizi orada 1 hafta beklettiler o zaman. Israrımıza dayanamadılar, yıkımı gerçekleştirdik.

Sonra bizim işgalciyi çıkardığımız o yere şimdi İstanbul’a aday olan, dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum bir gecede imar çıkarttı. Biz o imarı mahkemeye verdik ve iptal ettirdik. Süreci de devam ediyor. O kadar şaibeli, o kadar sabıkalı ki neresinden tutsan elinde kalıyor. Onun için çok da dokunmak istemiyorum en azından 31 Mart’ı çıkarsın diye.

Bakın burada milletimize çok net bir fotoğraf gösteriyorum şu an. Vatandaşın yararına olanın, vatandaşın hizmet etmesi gereken otoritelerce nasıl engellendiğine ilişkin net bir fotoğraf. Allah aşkına belediye milletin, kaymakamlık milletin, valilik milletin, bakanlık milletin. Bir otogardaki işgalcileri çıkartmamak için hepsi belediyenin karşısına geçiyor. Ben şimdi ne düşünüyorum biliyor musunuz? Acaba bu otogarın sahibi kim? Arkasındakiler kim?

Biz hiç yılmadık, yılmayız. Bizim arkamızda onların hiçe saydığı hukuk var bir de siz varsınız, milletimiz var.”

Paylaşın

İmamoğlu: İkinci Erdoğan Derken Neyi Kast Ediyorlar Bilmiyorum, Anlamış Değilim

“İkinci Erdoğan olma potansiyeline sahip olduğu” iddiasına ilişkin değerlendirme yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu Erdoğan potansiyeli nedir? Anlamış değilim. Ben hayatım boyunca demokrat olma, 2019’da bile gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim” dedi ve ekledi:

“Şeffaflığı vurgulayan biriyim. CHP’de siyaset yapan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. Hayatımda hiçbir zaman mış gibi yapmadım. Kabul ettiğimi, ettim derim. Çok uyumlu olduğumuzu düşünmüyorum. İkinci Erdoğan derken neyi kast ediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek, yerel seçime ve CHP’deki tartışmalara dair soruları yanıtladı.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre; İmamoğlu, Özgür Özel’in değişim ekibindeki rolü nedeniyle bugünkü parti içi tartışmalarda ana aktörlerden birisi ancak bu tartışmalardan rahatsızlığını ortaya koydu.

Seçimlerde İstanbul’daki hedeflerinin belediye meclisinde de çoğunluğu elde etmek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İlk kez CHP’nin, İstanbul’da elindeki 14 belediyenin hiçbirinde sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum. Bu 14’ün üzerine artı 14 ilçe belediyesinde de sıkı bir yarış içinde olduğunu görüyorum. 14+14 gibi bir parametreyi görüyorum. Diğer kalan ilçelerde ihtimal yoktur da demiyorum” dedi. İstanbul 39 ilçesinin 14’ü şu an CHP yönetiminde bulunuyor.

“İmamoğlu yenilirse yeni parti kuracak,” “Seçimlerde başarısız olacak” iddialarının CHP içerisinden isimlerin dillendirildiğinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “Bunu söyleyen kişi belki kendi ruh halini tarif ediyordur. Ben öyle biri değilim. Başarısızlık üzerine bir kariyer planı yapacak bir siyasetçi olmadım, olmam da. Başarısızlık üzerinden bir siyaset kariyeri planlaması yapıp onu kendime bir başlangıç trampleni olarak görmedim, görmem. Hiçbir zaman B planı yapmadım. Elbette ki öyle bir durumda bunun parti içi müzakereleri, kişisel dünyamızda müzakereleri olacaktır, olur da ama bunu bugünden konuşmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum” açıklaması yaptı.

“Seçimi kaybetmek üzerine bir strateji yapacak kadar sürece kişisel bakan bir insan olmadım. Seçimi kazanmak üzerine de bir kişisel kariyer kurmam. Ama tahmin edemeyeceğiniz derecede yüksek hayallerim var, İstanbul adına” diyen İmamoğlu, “Öyle büyük başarılara imza atabileceğimi görüyorum. İstanbul’da çok özel bir başarı süreci yaşatacağımı görüyorum. En büyük hayalim o. açıklaması yaptı.

CHP içerisinde aday belirleme sürecinde yaşanan tartışmaların sorulması üzerine İmamoğlu, parti içi konularda hiçbir zaman değerlendirme yapmadığını ve yapmayacağını vurguladı.

“Siyasal süreçlerde elbette kırgınlıklar, üzgün haller olabilir. İnsanların farklı bakışları olabilir” ifadelerini kullanan İmamoğlu, sorunların zamanla çözüleceğini kaydetti. İmamoğlu, “Hiçbir yaşımda hiç kimseyle bir küslük yaşamadım. İster 5 yaşında ister 55 yaşında fark etmez. Öyle bir dünyam yok. Birinin benimle küs olduğunu bildiğimde ve benim için değerli bir insan ise mutlaka onunla diyalog kurmaya niçin küs olduğunu anlamaya çalışmaya, tedavi etmeye de gayret içerisinde olmuşumdur” dedi.

Aday belirleme sürecinde İstanbul dışında hiçbir yere müdahale etmediğini söyleyen İmamoğlu, “Tek bir konuda isim dahi zikretmedim, etmem de. Haddim de değil. Hayatı böyle geçmiş olanlar bu yorumu yapıyor” dedi. Sadece İstanbul’a dair çalışma yaptıklarını belirten İmamoğlu, “CHP İstanbul il başkanı Özgür Çelik ile genel başkana sunmak üzere tarihin en derin araştırmalarını yaptık. Bir ilçede 16, 17 araştırma yaptığımız yer var. CHP’nin 22 puan önde olduğu yerlerde bile derinlemesine araştırma yaptık. Çok detaylı hazırlık yaptık” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’u almak mı başarının ölçütü, yoksa büyükşehir belediye sayısı artırmak mı başarı ölçütü?” sorusuna “Yani her şey diyebiliriz. Buna mutlaka büyükşehir eklemek ve hiçbir büyükşehri kaybetmek istemiyoruz” yanıtı verdi.

“İkinci Erdoğan derken neyi kastediyorlar, bilmiyorum”

İmamoğlu “Parti içinde ve dışında ‘Erdoğan olma potansiyeli var, Erdoğan’a benziyor, Erdoğan gibi yönetim modeli var söylemlerine ne diyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine, bu söylemlere katılmadığını söyledi. İmamoğlu, “Gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. ‘İkinci Erdoğan’ derken neyi kastediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim” değerlendirmesi yaptı.

İstanbul’da tek adam rejiminin sonlandığını söyleyen İmamoğlu, “Bizim dönemde İstanbul tek adam rejiminden kurtuldu. İstanbul bu umudu büyütüyor. Muhtemeldir ki bu umut daha da büyüyecek. Bir dahaki genel seçimde, 2028’de inşallah bu rejimden kurtuluşun adımını, muhalefet bloğu olarak, başta CHP olarak, ülkemizin demokrasiye inancı yüksek olan kitlenin ortaya koyacağı performansla bu mümkün olur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasında kendisine laf söylediğini kaydeden İmamoğlu, Erdoğan’ın bunları değil enflasyonu, emeklileri ve ekonomiyi konuşması gerektiğini söyledi.

İstanbul’daki reklam billboardlarında Özgür Özel ile birlikte fotoğrafının yer almadığına dair haberlere ilişkin de İmamoğlu, bazı yerlerde ikili bazı yerlerde tek reklamların olduğunu söyledi. İmamoğlu, “İstanbul’da sizin görmediğiniz bir kısım yerlerde vardır, azdır, çok belli değildir. Ama yerel seçim aday odaklıdır. Genel başkanımızla aramızda bir mevzu olmaz. Genel başkanımızla bugüne kadar hiç kimsenin tatmadığı, görmediği seviyede samimi, içten, yeni nesil, 21’inci yüzyılı temsil eden bir diyalog zenginliği içinde gitmektedir.

Ben de bundan çok memnunum. Belki alıştığınız genel başkan, belediye başkanı ilişkileri üzerinden değerlendirdiğiniz için ilişkimizi boyutlandıramıyor olabilirsiniz. Ama gerçekten çok çağdaş, medeni, sevgi saygı çerçevesinde çok özel bir ilişkiye sahibiz. İnşallah da hiç bozulmayacak ve hep böyle devam edecek. İyi bir yol arkadaşıyız. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz” açıklaması yaptı.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahaya inip inmemesine dair bir soru üzerine de İmamoğlu, “Sahada istenmesi kadar doğal bir şey olamaz yani. Partimizin önceki genel başkanı. Sahada olmasını elbette ben isterim. ‘Onu gören sandığa gitmez’ diyenlerden değilim” diye konuştu.

“Akşener’in bıraktığı yerde duruyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilişkisinin ne durumda olduğunun sorulması üzerine de İmamoğlu, “Sayın Akşener ile ilişkimiz, Akşener’in bıraktığı yerde duruyor. Benim için farklı bir durum yok. Onun bıraktığı yerde duruyor, ben de o noktada duruyorum, izliyorum sadece” yanıtı verdi.

İmamoğlu, İBB’deki 5 yıllık dönemine dair bazı rakamlar da paylaştı. İmamoğlu’nun verdiği bilgilere göre; 2019 Haziran’dan 2023 Aralık’a kadar kur artışının yüzde 498, TÜİK enflasyonunun artışı ise yüzde 224. İBB’nin bu süreçteki kur zararı 69,9 milyar TL. Bu tutar İBB’nin üç yıllık gelirinin toplamına eşit. İBB 5 yıllık dönemde 31 milyar liralık kredi borcu kapattı. Metro başta olmak üzere sermaye yatırımları 101,7 milyar lira. 2023 sonu itibariyle İBB hesabında ise 27,2 milyar lira bulunuyor. 30 Haziran 2019’da ise bu para 6 milyon TL idi. İmamoğlu, “Kasayı boş aldık, maaşları ödeyecek para bile bırakmamışlardı” dedi.

İmamoğlu, belediye meclisinde borçlanma taleplerinin kabul edilememesine karşın bu rakamlara ulaştıklarını kaydetti. İBB Başkanı, dört projelerinin ise hâlâ Hazine ve Maliye Bakanlığından onay beklediğini belirtti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a : Senin Önceliğin Beşli Çeteler, Benim Emekliler

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a emekli maaşları üzerinden tepki göstererek, “Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, Tekirdağ Çorlu’da vatandaşlara seslendi. Özel, şunları söyledi: “3 Mart Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu takibinden 5 ay sonra, yani tam 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laikliğin temellerini atan 3 büyük düzenlemeyi yaptığı ve bu ülkeyi çağdaşlaşma yolunda, ileriye gitme, zenginleşme yolunda en önemli adımları attığı, Cumhuriyet devrimlerinin tam 100’üncü yılı. Atatürk hilafeti kaldırdı. Atatürk çoklu eğitimi kaldırdı, eğitim birliği yasasını getirdi.

Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli devrim yasalarını bugün çıkardı. Benim bugün burada olmam büyük onur. Çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk kara tahtanın önüne geçip, bugün kullandığımız alfabeyi de ilk kez Tekirdağ’da tanıtmıştı. Devrim yasalarının 100’üncü yılı kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın.

Türkiye’nin hiç şüphe yok sanayisinin hızla geliştiği bir kenttesiniz. Kent geliştikçe demokrasinin de onunla birlikte gelişmesi gerekir. Öyle bir yerdeyim ki içim o kadar rahat ki 1989’dan beri belediyeyi sosyal demokratlara emanet eden halkçı belediyeciliğin kıymetini bilen bir kentteyim. 2018 yılından beri, öncesinde belediye başkan yardımcılığı, belediyede diğer görevler, o günden bugüne kadar 6 yıldır sürdürdüğü görevi ile sizlerin çok sevdiği belediye başkanının anketini yaptırdık.

Dedim ki, bizdeki belediyelerde başkanın oyu partinin oyunu geçiyorsa, seçildiğinden ilerideyse, partisini yukarılara taşıyorsa, sen bana emanetsin. Sonra da Çorlululara emanetsin. Başkan görevi süresince bir, iki kere, genel merkeze gelmiş, görevi boyunca hiç Ankara’ya gelmemiş. Diyor ki eksik mi bıraktım acaba? Dedim ki sen Ankara’da değilken Çorlu’da olduğuna göre orada çalıştığına göre, Çorlulular senden razı olacağına göre endişelenme, ben bakacağım dedim. Anket geldi. Şöyle bir baktım, helal olsun Ahmet Başkana dedim.

Genç başkanımız, mesleği inşaat mühendisliği, belediyeciliği biliyor. Siyaseti biliyor. Yaptıklarına baktığımda ilk işe hem kentin tarihi kimliğini ön plana çıkarmak, hem yerli ve yabancı turist sayısını artırmak üzere çok önemli planlama yapmış. Tarihi yapıları ortaya çıkarmış. Buraya turist çekebilecek her türlü tedbiri almış. Gitmiş, Yılmaz Büyükerşen gibi birisini, onun balmumu heykelleri var ya evlatları kadar kıymetlidir, onu ikna etmiş, Türkiye’de ikinci balmumu heykel müzesini de almış, buraya getirmiş.

“Partizanlık yapıyorlar”

Baktım Çorlu’ya gelen turist, ziyaretçi sayısı muhteşem rakamlar. Atatürk Evinin yapılmış olması harikulade iş. Ama bazısı sırf bunları yapar, öbür işlere bakmaz. Sosyal belediyecilik diye bir şey var acaba o nasıl? Baktığımda Dost Kartı gördüm. Yani birileri yoksulluğu yönetmek istiyorlar. Alıyorlar panelvanı yoksul mahallere gidiyorlar. Kapıyı çalıyorlar. Yanında partisinin mahalle başkanı. Burayı geç diyor, bu CHP’li. Bu diyor üyemiz. Açıyor, kapıyı çalıyorlar. Nasıl Tayyip Bey, çocukların kafasına oyuncak atıyor, çay atıyor ya.

Bunlar da ver oradan makarna, ver oradan pirinç, herkesin gözünün önünde fotoğraf çektirerek filan insanların yoksulluğunu yüzlerine vurarak, oy karşılığı bu işi yaptığını belli ederek, mahalle başkanına sorduğu için partizanlık yaparak bu işleri yapıyor. Ahmet Başkan ne yapmış, Dost Kart diye bir kart çıkarmış. İhtiyaç sahibine ulaştırmış. İçine nakdi yardım yapıyor, nasıl biliyor musunuz? Güya bunlar o AKP için bu işi yapanlar çok inançlı ya. Ne demiş Peygamber Efendimiz, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek demiş. Aynen öyle sosyal yardım yapıyor. Helal olsun başkana. Bir tarafta insanların yoksulluğunu siyaseten yönetenler, bir tarafta yoksulluğu yok etmeye yemin edenler var. Partimizle gurur duyuyoruz, belediye başkanlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz.

Tabi önce Çorlululardan 31 Mart günü sandığa gitmelerini bekliyoruz. Karşılarında dört zarf var. Birincisi çok mühim, muhtara atılacak. Muhtar dediğini küçük görmeyin. Muhtarın burasında rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Her şeyi kendi bastırıyor filan. Çıkıyor, sonra mahallenizin hakkını, menfaatini koruyor, başkana gidiyor, valiliğe koşturuyor. Ben hangi siyasi görüşten olursa olsun mahallesi için hizmet etmek için yola çıkan bütün muhtarlarımıza başarılar diliyorum.

31 Mart’tan sonra CHP’nin bütün belediyelerinin, bütün başkanların kapısı hem vatandaşlarımıza, hem muhtarlarımıza bundan önce olduğu gibi ardına kadar açıktır. İkinci oy sizin için atılacak. Kime, Ahmet Başkana, Ahmet Sarıkurt’a. Çorlu için. Üçüncü oy, belediye meclisi üyeleri için. Birçoğu burada. Hepsi partimizin geleceğe hazırladığı siyasetçiler. Deneyimlerinden yararlandığı siyasetçiler. O listelerde ne kadar güçlü olursak, belediye meclisinde o kadar rahatız. Çorlu’da zaten rahatız.

Ancak Tekirdağ’da büyükşehir belediye meclis üyeleri gidecek, onun için belediye meclis listemize herkesin sahip çıkmasını bekliyorum. Sonuncusu, dört dönemdir milletvekili. Hangi seçime girse, girdiği sandıktan çıkan, demokraside kadının gücünü gösteren birisi, evladınız, hemşeriniz, Çorlu’da oturan, tüm Çorlu’ya, tüm Tekirdağ’a hiç kimseyi partisinden dolayı ayırmayacak olan, doktor olduğu için sağlıkçı, Çorlu’nun da Tekirdağ’ın da yüzünü güldürecek olan, sağlığa iyi gelecek olan, Ergene’yi temizleyecek olan, hava kirliliğini azaltacak olan, yeşili artıracak olan kimdir? Sizin Candan.

Sevgili Çorlulular, ben Candan kadar tuttuğunu koparan, gayretli, şehri için bu kadar emek harcayan az sayıda milletvekili gördüm. Candan Yüceer’in Tekirdağ için projelerini bugün dinledik. Dünyayı gören, Tekirdağ’ın bundan önce yapılan iyi işlerine duyduğu minneti okuyan, üzerine koymayı hedef olarak koyan ama vizyon sahibi projeleri ile beraber Tekirdağ’ı hak ettiği gibi, Çorlu’yu hak ettiği gibi bir dünya kenti yapacak olan projeleri var, biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz, onu size emanet ediyoruz. 31 Mart seçimlerinde CHP’nin adaylarının Tekirdağ’da yaş ortalaması 48, en gençleri 39 yaşında. Gencecik bir ekibimiz var.

Elbette gençlik vurgusunun önemi hem yarınları düşündüğümüzden, hem bir vasiyeti yerine getirdiğimizden. Yoksa tecrübe, deneyim önemli, bunlardan yararlanmayı sürdürüyoruz ama gençlik şundan önemli. Atatürk, Cumhuriyeti gözlerini yumarken CHP Genel Başkanlarına emanet etmedi, belediye başkanlarına, milletvekillerine emanet etmedi, Atatürk Cumhuriyeti, gençlere emanet etti. Onun için yükünüz ağır. Hep beraber çalışmak, hep beraber önemli işler yapmak durumundayız.

“Siyaset öncelik belirleme işidir”

Gençlere vurgu önemli ama bu memlekette en büyük sıkıntıyı çeken de emekliler. Bir emeklilerin durumunu görmek, emeklileri konuşmak lazım. Şöyle ki bu Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti, bugünkü para ile 25 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 10 bin lira. Yani 0,6 asgari ücret. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla ki o zaman emeklilerin yüzde 20’si en düşük emekli maaşını alıyordu. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şu anda 2,5 çeyrek altın.

Yani Tayyip Erdoğan, görev süresi boyunca emeklilerin cebinden ayda 5,5 çeyrek altını almış. Bunun hesabını soracak mıyız? Geçen gün emeklilere zam yap dedim. Hiç olmazsa 1,5 asgari ücret ama bizim CHP olarak ilk teklifimiz, hiç olmazsa 1 asgari ücret. 10 bin liralık emeklilere kart verelim, maaşlarını 17 bin liraya çıkaralım. Devletin hizmetlerinden, devletin yaptığı hizmetlerden ücretsiz yararlanmalarını sağlayalım, elektrik, su, doğalgazda yüzde 25-40 arasında indirim sağlayalım diye kanun teklifi verdik, bizi dinlemedi, Meclis’i kapattı ve kaçtı.

Emekliye zam yapalım deyince emekliye para yok diyor. Emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Yani çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa çalışanlarla emekliler karşı karşıya değildir, yan yanadır. Kol koladır. Bütün emekliler yıllarca çalıştı da öyle emekli oldu. Bugün çalışanlar da ama birkaç sene sonra, ama çok daha sonra eninde, sonunda emekli olacaklar. Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir ama emekli ile beşli çeteler karşı karşıyadır. Çünkü siyaset öncelik belirleme işidir.

Eğer sen parayı beşli çeteye verirsen, sen parayı saray müteahhitlerine verirsen, sen parayı yandaş müteahhitlere verirsen, sen dünyanın en pahalı makam arabasından 10 tane var dünyada, limuzin, Mercedes, ikisini alır, birine kendin biner, birini yedekte tutar ve boş gezdirirsen, senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Bunu bu şekilde bileceksin.

31 Mart’ta, emekliye para bulamayanların sandıklara bakınca oy görememeleri lazım. Emekliler dün Manisa’da bağırıyordu, madem ki para yok, sana da oy moy yok diye. Emekli astsubaylar pankart açmışlar, sorunlarımızı dile getirin diyorlar. Gerçekten onların çok sorunu var. Bütün emeklilerin çok sorunu var. Arkadaşlarımız bunları her fırsatta dile getiriyorlar. 1 Nisan’dan sonra yine emekli astsubaylar derneğini de bütün emekli derneklerini de Meclis’e de bekliyoruz ama emeklilerin hepsini 1 Nisan’dan sonra meydanlara bekliyorum, meydanlara.

1 Nisan bu iktidara bir sarı kart gösterme günüdür. 1 Nisan, 10 bin liraya geçinilir diyenlere kırmızı ışığı yakma günüdür. 1 Nisan, açlık sınırı 16 bin lirayken emekliyi unutanlara, boş file ile pazardan yollayanlara, emekliye olgun sebze ve meyve diye ezilmiş, büzülmüş, çürümüş meyveleri sattıranlara, emekliyi buna muhtaç bıraktıranlara, emeklilerin yarının emeklisi bugünün emekçilerinin yoksulların hesap sorma günüdür.

31 Mart’ta bu iktidara bu yaptıklarının hesabını sormaya var mıyız? 31 Mart’a kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, emeklisini, emekçisini, esnafını, çiftçisini, yaşlısını, gencini iktidarın karşısında kim güçlüyse onları sandıkta kim yenecekse, AKP’li, MHP’li belediye başkanını kim indirecekse yani gücünüzü iktidara göstermenin yolu neyse orada, meydanlarda, sandıkta buluşmaya, milletin vicdanını sandığa ve sandıkta bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum, hesap sormaya. 1 Nisan’dan sonra hakkını alamayan kim varsa, bakın söylüyorum. Demokrasi tepki ve protesto rejimidir.

Ben istediğimi yapacağım, sen evinde oturup susacaksın, ben seni ihmal edeceğim, görmeyeceğim, sen bana oy vereceksin, 5 sene oturacaksın. Öyle yağma yok. Bugün ABD’de Beyaz Saray’ın önünde protesto gösterisi serbest. Almanya’da parlamentonun önünde protesto serbest. İngiltere’de 10 numaranın önünde serbest, senin geldiğin Türkiye’de Ecevit’in önüne yazar kasa atmak serbest çünkü demokrasi tepki ve protesto rejimidir ama saraya doğru mendil sallasan, kolunu koparırlar.

Seçimlerden sonra kim hakkını alamıyorsa, öyle yakmak, yıkmak için değil kamu malına zarar vermek için değil, kanunlara saygılı şekilde hakkımızı söke söke almak için sokaklardayız. Meydanlardayız. Bugün Ahmet Başkanıma destek için geldim, Candan Başkanımın tanıtımına geldim, belediye başkanlarımla birlikte olmaya geldim. Mehmet Şimşek de İstanbul’a gitmiş, Kurum’a destek olmaya. İşi zor, orada demişler ki evsiziz, kiralar yüksek, ev alamıyoruz, kiraya dahi çıkamıyoruz.

O da demiş ki, enflasyonu tek haneye indirdiğimizde ev alabileceksin çünkü kredi çekebileceksin. Enflasyon tek haneye bunların hesabı ile 2 sene, 2,5 sene sonra gelecek ama aslında biliyoruz ki bunlar iktidardaysa bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Ama kendisi söylerken doğru bir şey söylemiş. Bugün Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45 ama bankaların vatandaşa uyguladığı faiz ortalamada yüzde 65. Konut kredisi almak istediğinde 3 milyon liralık konut kredisi alıyorsun, 10 yıl ödemeli. 12 milyon olarak ödüyorsun.

4 katı. 3 milyon krediye ayda kaç para taksit ödenecek, yalan gibi inanılmaz. 95 bin lira aylık ödemesi var. 100 bin lira. Yahu adam 100 bin lira taksit ödeyebilecek olsa, kredi çekecek durumda mı olur gariban adam. O yüzden artık ev alınamaz. Şu an evi ve arabası olmayanların milli piyango çıkmazsa, uzaktan bir akrabadan miras kalmazsa ev alma şansı kalmadı, araba alma şansı kalmadı. Gençler ev almak ister, araba sahibi olmak ister doğru mu? Onun için böyle bir şey istemekle yetmiyor. Gençler araba istiyorsa, Tayyip Beyi göndermek ister, başka çaresi kalmadı.

Şimdi geçerken Trakya Birlik’i gördük, ayçiçeğini biliyoruz. Buğdayı, tarımı biliyoruz. Bir yanı sanayi, bir yanı tarım bir kentte yaşıyoruz. Mayıs ayının 27’sinde verin oyu kardeşinize faizler nasıl düşecek, enflasyonun beli nasıl bükülecek, döviz nasıl durdurulacak, hayat nasıl ucuzlayacak diyen kişi, o gün mazotun litresi 19 lirayken, bugün 40 lira 70 kuruş. Mazot Cumhurbaşkanı seçildiği mayıs ayından 8 ay sonra yüzde 106 zamlanmış.

Benzin yüzde 97 zamlanmış. Neredeyse yüzde 100. Bu şu demek. Hayat pahalılığı kartopu gibi büyüyecek. Mazota ve benzine zam varsa, bundan sonra iğneden ipliğe her şeye zam var demek. Eğer 31 Mart günü bu acımasız, bu beceriksiz, bu sadece kendini düşünen iktidarın karşısına bir güç dengelenmezse, 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun. Söylüyorlar. Acı reçete içirecekler. Kemer sıkmaya, sıkı para politikalarına hazır olun. Siz ezilirken 4 yıl daha sandık yok. Onun rahatlığında olacaklar.

“Hep birlikte kazanabiliriz”

Ama siz geçen seçimleri hatırlayın. 2018’de tek adam rejimi hayata geçtikten 10 ay sonra yerel seçimlerle, yerel seçimlerin gücü ile İstanbul, Ankara’dan başlayarak, Adana, Mersin’iyle, Antalya’sıyla ve 11 büyükşehir ile CHP’ye, Millet İttifakına önemli bir güç verildi ve bu seçimlere kadar o denge ile gelindi. Bakın küçük bir farkla seçimleri kaybetsek de iktidar tek başına olmayınca karşısında başka bir güç olunca herkesin ama herkesin çıkarlarının korunabileceği, sesinin duyulabileceği, yapılacak seçimlerden endişe duyulacak bir ortam oluşabilir. Bunun olması için Cumhur İttifakının karşısına bir güçlü ittifak koymak gerekmektedir. O ittifakın adı bu seçimde Millet İttifakı değildir, Türkiye ittifakıdır.

Türkiye ittifakının renkleri, ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Bu güzel şanlı bayrağın renkleridir Türkiye ittifakının renkleri. Eğer seçimleri Türkiye ittifakı kazanırsa, yani Laz’ı, Çerkez’i, Türk’ü, Kürt’ü herkes Türkiye ittifakında birleşirse, nasıl milli takım gol atınca hep beraber seviniyorsak, nasıl Filenin Sultanları şampiyon olunca hep beraber ağlıyorsak, bu ülkedeki tüm yoksullar, tüm emekliler, tüm emekçiler, geleceğinden kaygılı gençler, evladım yurtdışına gidecek diye korkan anneler, babalar, yoksullar, hep birlikte birleşirseniz, hep birlikte kazanabiliriz.

Bu birlikteliğimizin adı Türkiye ittifakıdır. Renklerini birlikte söyleyelim, Çorlu duysun, Tekirdağ duysun, Türkiye duysun. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Bundan sonraki süreçte 1 aydan kısa bir zaman kaldı, Çorlu’yu nasılsa kazanıyoruz demeyeceğiz, sanki gerideymişiz gibi çalışacağız. Her 1 oy Çorlu için önemli, Candan Yüceer için önemli. Büyükşehir belediye meclisindeki çoğunluğu erişilmez bir noktada olması için, partimiz için önemli. Geleceğimiz için önemli, her birimiz için önemli.

Bu seçimleri hep birlikte kazanıp, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde umudu yükseltmeye var mısınız? Yükselen umutla Cumhuriyetin ikinci yüzyılının birinci yüzyılındaki gibi önce Cumhuriyeti yeniden kurtaracak, sonra demokrasiyi yeniden kuracak kadrolar olarak 100 yıl öncekiler gibi siz de bir büyük mücadeleye var mısınız? Ben partinin Genel Başkanı olarak her birinize güveniyor, inanıyorum, her birinizi bu ülkeyi bir kez daha kurtaracak güçte, kudrette görüyorum. Kendinize güvenin, inanın, beni ve adayları değil, şöyle bir yürekle kendinizi alkışlayın. Size güveniyorum. Elbette Ahmet Başkana, Candan Başkana, Çorlu’ya, Tekirdağ’a güveniyorum. Onları size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Çözeceğiz

Marmaris’te Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla programı kapsamında Marmaris’te bir otelde düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda katıldı.

Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme stratejisini kararlılıkla uyguladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaşanılan deprem felaketine ve bölgede patlak veren çatışmalara rağmen hedeflerinden kopmadıklarını vurguladı. Turizmde 2023’ü rekor ziyaretçi sayısı ve turizm geliriyle kapattıklarını bildiren Erdoğan, bu sene hedefin 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar turizm geliri olduğunu ifade etti.

İhracatta yakalanan ivmenin hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, “Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak, 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat rakamımız ise yüzde 1,6 artışla 259 milyar doları buldu” bilgisini paylaştı.

Erdoğan, büyüme tarafında da olumlu tablonun devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Millî gelirimiz, 1 trilyon dolar sınırını geçerek, tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik eşiği daha aşmayı başardık. Bölgemizde çatışmalar durulup istikrar arttıkça, inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz.

Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan, ekonomiye katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının kurulması olduğuna dikkati çekti.

Geri bırakılan 21 yıl içerisinde terör saldırılarından, darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşandığını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınamayla nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık.

Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin, ülkemize güya, barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vadedenlerin, ‘Halil İbrahim Sofrası kurduk’ diyerek, milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hâllere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar, esen ilk rüzgârda darmadağın oldular. Dün bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin, çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Ne diyelim, demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin 14- 28 Mayıs’taki tercihiyle Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıktığını belirterek, “Ülkemiz altın değerinde bir beş yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

“Kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor”

Türkiye Yüzyılı’nın inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele vererek, uyum içinde çalışarak gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğinin depreme hazırlık çalışmaları olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hâle getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor.

Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken, mahallî idareler istismar siyasetiyle hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır, Ankara ve İstanbul’da son beş senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz.”

Erdoğan, Marmaris ve Fethiye Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdikleri iki tarama ve dip temizleme gemisinin dün Marmaris Limanı’na ulaştığını belirterek, gemilerin bu hafta tarama çalışmalarına başlayacağını söyledi.

Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrin ve ilçenin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Asıl umudumuz yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir belediyesinde Aydın Hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdiden her birinize destekleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a ‘Ordu’ Göndermesi: Onu Bile Bilmiyor

Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un İstanbul ilçelerini karıştırması ve Ordu Caddesi gafına göndermede bulunarak, “Bir adayları var, 2019’da Binali Bey belediyeciliği veya İstanbul’u bilen aday şeklinde tarif edilmişti. Şimdiki sayın aday aslında her konuda biraz dezavantajı var. Bazı konuları bilmiyor olabilirsiniz, acemi de olabilirsiniz” dedi ve ekledi:

“Öğrenmeye talipseniz sorun yok ama acemilik nasıl hiç bitmek biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilseniz, çalışmaya gönlünüz yoksa o zaman işiniz zor. Bir kısım çalışmaların sonuçlarında yapılan şehir planlamalarıyla iki tane cadde açılıyor. Vatan Caddesi, Millet Caddesi varı, o dönemde bir üçleme yapılmıştı, vatan, millet, ordu yani silahlı kuvvetlerimiz. Yani burası bir şehrin ya da yörenin adı değil. Öğrenmeye niyetli değilseniz birine sorup anlamaya çalışmıyorsanız vallahi işiniz zor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ordu Caddesi ve Yakın Çevresi Düzenleme Açılışı’nda konuştu. İmamoğlu’nun açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Biz bu şehri 16 milyon İstanbulluya veriyoruz. Kendimizi bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle İstanbul’da ihmali ihanet ve israf devrini tarihe gömdük. Başka bir dönem başladı, hizmet icraat ve yatırım dönemini başlattı. İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını kolaylaştıran çok güzel şeyler yaptık. Şimdi bir avuç insan o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar, İstanbul’un kaynakları size değil kendilerine aksın istiyorlar. Ama siz buna müsaade etmeyeceksiniz.

Her seçimde bir aday çıkar. 2019’da Binali Bey. Şimdiki adayın her konuda dezavantajı var. Bazı konuları bilmeyebilirsiniz. Öğrenmeye talipseniz sorun yok ama acemilik nasıl hiç bitmek biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilseniz, çalışmaya gönlünüz yoksa o zaman işiniz zor. İstanbul’un göbeği olan Fatih’in bu caddesinin adı Ordu Caddesi. Aslında burada bir üçleme yapılmıştır. Vatan, Millet, Ordu… Buranın ismi bir şehirden gelmemiştir.

Acemi aday derken farklı bir kavram anlaşılıyor. Sadece acemi olduğunu söylüyorum. Çok acemilik yaşattı bize. İstanbul’la bir alakası var mı yok mu? İstanbul’la ilgili bilgisi var mı? İlçelerini biliyor mu? Büyükçekmece neresi Küçükçekmece neresi? Hangi ilçe hangi yakada bakmak lazım. İstanbul dünyanın gözbebeği.

Sayın Erdoğan böyle bir adayın arkasında. Şöyle düşünsün Cumhur İttifakı’na oy verenler, özne olarak kendisi aday olduğunda bu adaya oy verirler mi vermezler mi önce buna bir baksınlar. Bugüne kadar ortaya koyduğu performanslarda bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Cumhur İttifakı’na oy vermiş insanların bile bu yaptıklarından sonra oy vermeyeceklerini düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanının bu adayı İstanbul’a göndermesinin irdelemesi lazım vatandaşlarımızın.

Bütün bunları niye yapıyor biliyor musunuz, Sayın cumhurbaşkanı şunu istiyor benim iradem geçecek kardeşim ben ne istiyorsam o olacak. Halkın iradesini istemiyor. Halkın seçtiğini bir belediye başkanının bir irade sahibi olmasını, İstanbul’u korumasını, İstanbullunun sesi soluğu olmasını istemiyor. Nokta. Onun için dediğine imza atacak her dediğini kabul edecek bir aday istiyor. Ceketimi koysam kazanırım anlayışıyla hareket ediyor.

Sayın Topbaş’ı rahmetle andım. Sayın Erdoğan Topbaş’ı görevden aldı. Neden? Topbaş’ın bir iradesi vardı. İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Erdoğan’ın her dediğine evet demiyordu. Beş tane imar dosyasına imza atmadı diye metal yorgun deyip görevden aldılar.”

Paylaşın