Ekrem İmamoğlu: Sahada Güçlü Bir İttifak Görüyorum

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Ben yüksek bir toplumsal sempati görüyorum. Güçlü bir ittifak görüyorum sahada. Öyle 6-7 parti değil yani, hani, çok güçlü ittifak görüyorum. Çok pozitif bir hava görüyorum. Eleştirip önerisini söyleyen insanlarda da bize, bizim yönetimimizden memnuniyet görüyorum” dedi ve ekledi:

“Çünkü eleştiriyorlar, önerilerini sunuyorlar, talep ediyorlar. Daha önce çok kopuk, sistemin vatandaşla iç içe olmadığı bir nitelik vardı İstanbul Büyükşehir Belediyesinde. Şu andaki gibi demokratik usüllerle bir belediye başkanı ile İstanbulluların yüz yüze geldiğini düşünmüyorum. İstatistikler de var, geçmiş hafızada da bu var. Ben en az bir ilçeye 20-25 kez gitmişim. Ne kadar çok çalıştığımızın bugün sahada karşılığını görmek insanların pozitif yaklaşımını görmek, hem de çok yüksek oranda görmek memnuniyet verici.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu, Evrensel yazarı Fatih Polat’a açıklamalarda bulundu. Polat’ın yönelttiği sorular ve İmamoğlu’nun bunlara verdiği yanıtlar şöyle:

İstanbul’u bir dönem yönettiniz. Geriye baktığınızda, ‘Şunları yapmak istiyordum ama şu nedenle yapamadım’ dediğiniz şeyler var mı?

Büyük bir şehri yönetiyoruz ve bunun cevabı oldukça fazla olabilir. Çünkü, 100 kreş açtık, niçin 50 tane daha yetiştiremedik diyebilirim. En basitinden. Ama belirli imza gecikmeleri vs. gerçekten bu Sefaköy-Beylikdüzü metro hattında biz en az 8-10 ay önce temel atabilirdik, ama sadece bir imzayı bekliyor olmak… Bu bir istatistik imzası, ne bir kefillik, ne başka bir şey.

Bu merkezden mi kaynaklanıyor?

Evet, Cumhurbaşkanlığının yatırım onayının olmaması benim canımı çok sıkıyor. Bir kişi bir imzasıyla 3.5 milyon İstanbulluya ihanet ediyor. Daha önce 16 milyon İstanbulluya ihanet ettiğini söylediği sürece devam ediyor. Bence çok acı. Üzüldüğüm işlerden birisi o. Ama elbette daha fazlasını yapabilirdim diye hayıflandığım şeyler var.

Bugün Esenyurt’taki konuşmanızda Murat Kurum’a eleştirilerinizi dile getirirken Erdoğan’ı da eleştirdiniz. Buna daha önce de tanıklık ettik. Bu, aslında Erdoğan ile yarıştığınıza dair bir duygudan mı kaynaklanıyor?

Yani şöyle, Sayın Cumhurbaşkanının belki seçim dönemine girdiğimizden bu yana sanırım en az 20 kez bana dönük sözleri olmuştur. İncitici, tabiri caizse dalga geçen ifadeleri olmuştur. Ben aslında bana gönderme yaptığı cümlelerine cevap veriyorum. Yoksa ben Sayın Cumhurbaşkanına laf yetiştirmiyorum. Öyle bir derdim de yok. Ha, İstanbul’da bir aday var mı ya da aday atanmış bir aday mı, ya da dersini çalışmamış bir ithal aday mı zaten takdirini milletimiz görüyordur. Bu manada ben düşüncemi zaten dile getiriyorum ama milletimizin de benimle aynı takdiri kullanacağına inanıyorum büyük çoğunlukla.

Önceki yerel seçim dönemi ile bu dönemi kıyasladığınızda, sahaya ve genel havaya ilişkin ne görüyorsunuz?

Ben yüksek bir toplumsal sempati görüyorum. Güçlü bir ittifak görüyorum sahada. Öyle 6-7 parti değil yani, hani, çok güçlü ittifak görüyorum. Çok pozitif bir hava görüyorum. Eleştirip önerisini söyleyen insanlarda da bize, bizim yönetimimizden memnuniyet görüyorum. Çünkü eleştiriyorlar, önerilerini sunuyorlar, talep ediyorlar. Daha önce çok kopuk, sistemin vatandaşla iç içe olmadığı bir nitelik vardı İstanbul Büyükşehir Belediyesinde. Şu andaki gibi demokratik usüllerle bir belediye başkanı ile İstanbulluların yüz yüze geldiğini düşünmüyorum. İstatistikler de var, geçmiş hafızada da bu var. Ben en az bir ilçeye 20-25 kez gitmişim. Ne kadar çok çalıştığımızın bugün sahada karşılığını görmek insanların pozitif yaklaşımını görmek, hem de çok yüksek oranda görmek memnuniyet verici.

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) gelir ve yaşam koşulları araştırması 2023 yılı sonuçları, gelir dağılımındaki adaletsizliğin ve buna bağlı yoksulluğun daha da derinleştiğini teyit etti. Elbette ekonomi, merkezi iktidar ve sisteme dair bir sorun ama siz, Türkiye’nin en fazla nüfusa sahip kentini yöneten Belediye Başkanı olarak, eğer kazanırsanız kent yoksullarının hayatlarını kolaylaştırmak için neler yapmayı düşünüyorsunuz?

Şu an en büyük problem kent yoksulluğu. Sosyal yardım, sosyal destek bütçesinin neredeyse altı kata yakın çıktığı dönemler olması tesadüf değil. İhtiyaca dönük artırmak zorunda kalıyoruz. Bu tabii büyük bir sorun, büyük bir konu İstanbul açısından. Tabii sadece İstanbul’un değil, bütün Türkiye’nin sorunu. Emekliler, öğrenciler, çocuklar, genç anneler, birçok toplum katmanı büyük sorunlar içerisinde. Biz buna dair çok ciddi bir sosyal yardım, sosyal destek hazırlığı yaptık önümüzdeki beş yıl için.

Çok aşaması var bunun. Direkt düzenli hane desteğinde artıştan tutun, yeni evlenecek çiftlere ya da işte bir sahada insanların kentsel dönüşüm sürecinde bize duyduğu ihtiyaçta kira desteğinden tutun, gücü olmayan dar gelirli ailelerin ya da dar gelirli emeklilerin kentsel dönüşüm bütçelerinin yüzde 65’ini karşılamaya varıncaya kadar çok yönlü destek paketimiz var. Bence bizim önümüzdeki beş yıl en çok zaman harcayacağımız, en çok kaynak harcayacağımız mesele kent yoksulluğu. Buna da hazırız.

Erdoğan, 1994 yerel seçimleri sonucunda İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı oldu ve onu yıllar sonra bugünkü koltuğunda gördük. Sizin, bu seçimi de kazanmanız halinde geleceğin favori cumhurbaşkanı adayı olacağınıza dair yorumlara ne diyorsunuz?

Çok coşkulu, icracı bir beş yıl yaşadım. Ve önümüzdeki beş yıl içinde çok coşkulu İstanbul hayallerim var. Buna hazırlık içerisindeyiz. Şunu söyleyeyim. Ben ‘Allah bilir’ diye bir cevap verdim. 2019 seçiminden sonra. 3 yıl boyunca neredeyse ne zaman cumhurbaşkanı oluyorum diye her akşam televizyonlarda konuşuldu. Sonra ne yazık ki genel seçimi kaybettik, partimle ilgili bir değişim sürecinin olması gerektiğini ifade ettim.

Her gün, Ekrem İmamoğlu ne zaman genel başkan oluyor diye yayın yaptılar. İkisi de olmadı. Günün sonunda ben şu anda çok odaklı bir biçimde İstanbul’a çalışıyorum. Hayallerim var. Sonrası artık toplumun kanaati, insanların sağlığı, başta benim sağlığım, yaşamın uzunluğu belirler. Ben hiçbir zaman kariyer planı yapmadım. Şu anda Türkiye’nin İstanbul’u kazanmaya, İstanbul’da iyi işler başarmaya çok ihtiyacı var.

Esenyurt’taki konuşmanızda Murat Kurum’a eleştirilerinizi dile getirirken Erdoğan’ı da eleştirdiniz. Buna daha önce de tanıklık ettik. Bu, aslında Erdoğan ile yarıştığınıza dair bir duygudan mı kaynaklanıyor?

Yani şöyle, Sayın Cumhurbaşkanının belki seçim dönemine girdiğimizden bu yana sanırım en az 20 kez bana dönük sözleri olmuştur. İncitici, tabiri caizse dalga geçen ifadeleri olmuştur. Ben aslında bana gönderme yaptığı cümlelerine cevap veriyorum. Yoksa ben Sayın Cumhurbaşkanına laf yetiştirmiyorum. Öyle bir derdim de yok. Ha, İstanbul’da bir aday var mı ya da aday atanmış bir aday mı, ya da dersini çalışmamış bir ithal aday mı zaten takdirini milletimiz görüyordur. Bu manada ben düşüncemi zaten dile getiriyorum ama milletimizin de benimle aynı takdiri kullanacağına inanıyorum büyük çoğunlukla.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Babacan’dan Erdoğan’a: Mazeret Üretmemeniz İçin Kaç Seçim Lazım?

DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, Erdoğan’ın “son seçimim” açıklamasına tepki göstererek, “Sayın Erdoğan, tek yetkili sizsiniz. İmza sizde, ferman sizin elinizde. Geçen demedi mi, buyruğumuzu ilettik demedi mi? Buyruk da kendisinde ferman da kendisinde. Elini tutan da yok” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu ülkeye hizmet etmek, ekonomiyi düzeltmek için size kaç tane seçim almanız gerekiyor? İstanbul’a, Ankara’ya, Çorum’a hizmet etmek için size kaç seçim lazım? Gazze’ye yardım etmek için size kaç seçim lazım? Mazeret üretmemeniz için kaç lazım? Söyleyin, insanlar da bilsin, biz de bilelim.”

Babacan, açıklamasını “Yıllardır dilinden düşürmediği Filistin’e, Gazze’ye yardım etmek için bile bu seçimleri de kazanması lazım. Ya geçen seçimlerde, 2023 Mayıs seçimlerinde bu vatandaş size bu yetkiyi niye verdi? Bu %52 desteği vatandaşlarımız size niye verdi? Bu sorunları çöz diye verdi. Ve bu yetkiyi beş yıllığına verdi. ‘Bu yerel seçimlerde de destek almazsam ben işimi yapamam’ diyor. Ya daha 9 ay önce millet sana desteği vermiş, 52’yi almışsın cebine koymuşsun” sözleriyle sürdürdü.

Babacan, açıklamasının devamında, “Şimdi de ne diyor? ‘Bir son seçim daha’ diyor. Üç tane örneği var daha önce, son defa deyip de sözünü unuttuğu, son defa deyip de sözünü yediği. Şimdi yine diyor, ‘Bu benim son seçimim’ diyor, ‘bir kerecik daha’ diyor, ‘bir kere daha bana destek verin’ diyor. Ordu’ya doğalgaz götürmesi için bu seçimleri de kazanması lazımmış. Sanki Ordu Belediyesi yıllardır başka bir partideymiş gibi” ifadelerini kullandı.

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Çorum Belediye Başkan Adayı Yunus Emre Özdemir’in tanıtıldığı basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Babacan’ın açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

“Sayın Erdoğan, tek yetkili sizsiniz. İmza sizde, ferman sizin elinizde. Geçen demedi mi, buyruğumuzu ilettik demedi mi? Buyruk da kendisinde ferman da kendisinde. Elini tutan da yok. Bu ülkeye hizmet etmek, ekonomiyi düzeltmek için size kaç tane seçim almanız gerekiyor? İstanbul’a, Ankara’ya, Çorum’a hizmet etmek için size kaç seçim lazım? Gazze’ye yardım etmek için size kaç seçim lazım? Mazeret üretmemeniz için kaç lazım? Söyleyin, insanlar da bilsin, biz de bilelim.

Yıllardır dilinden düşürmediği Filistin’e, Gazze’ye yardım etmek için bile bu seçimleri de kazanması lazım. Ya geçen seçimlerde, 2023 Mayıs seçimlerinde bu vatandaş size bu yetkiyi niye verdi? Bu %52 desteği vatandaşlarımız size niye verdi? Bu sorunları çöz diye verdi. Ve bu yetkiyi beş yıllığına verdi. ‘Bu yerel seçimlerde de destek almazsam ben işimi yapamam’ diyor. Ya daha 9 ay önce millet sana desteği vermiş, 52’yi almışsın cebine koymuşsun.

Şimdi de ne diyor? ‘Bir son seçim daha’ diyor. Üç tane örneği var daha önce, son defa deyip de sözünü unuttuğu, son defa deyip de sözünü yediği. Şimdi yine diyor, ‘Bu benim son seçimim’ diyor, ‘bir kerecik daha’ diyor, ‘bir kere daha bana destek verin’ diyor. Ordu’ya doğalgaz götürmesi için bu seçimleri de kazanması lazımmış. Sanki Ordu Belediyesi yıllardır başka bir partideymiş gibi.

“Artık kanun, Anayasa falan da dinlemiyor”

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle beraber tek yetkili oldu. Tek imzayla, aklına gelip de yapamayacağı hiçbir şey yok. Elini tutan da yok. Artık kanun, Anayasa falan da dinlemiyor. İşine geldiğinde çiğneyip geçiyor. Ama olmadı. Yönetemedi. Hatta tam tersine Türkiye’de işler daha da kötüye gitmeye başladı. Mazeretler çoğaldıkça çoğaldı.

Bakın arkadaşlar, hizmet üretemeyen, mazeret üretiyor. Fakat bakıyoruz bir kısım muhalefete, muhalefet de farksız ya. İktidarı da muhalefeti de aynı. Muhalefet olmaktan gayet memnun olanlar var. Muhalefeti profesyonel bir iş alanı olarak görenler var. ‘Ben muhalefet olayım, az biraz da oy alayım, hazine yardımı zaten geliyor, işime gücüme bakayım’ diyen çok parti var bu ülkede.

Bu iktidar yirmi yıldır iş başındaysa, bunda sanmayın ki muhalefetin de payı yok. Şiddet kültürünü besleyen, büyüten sadece bu iktidar mı? Muhalefete bakın: Onlar da nefret saçıyor. Biri seçmenle kavga halinde. Bir diğeri neredeyse atılan yumruğu alkışlıyor. Avukatlarını, vekillerini vekaleten şiddeti savunmak için gönderdi ya. Dedik ya; yok birbirinden farkları.

Sözüm ona ülkenin yarınlarına siyaset vadediyorlarmış. Sözüm ona bu iktidarın alternatifi onlarmış. Sözüm ona ülkeye barış getireceklermiş, demokrasi getireceklermiş. Kendi ülkesinin insanına düşmanlık yapan zihniyet bu ülkeye demokrasi getiremez arkadaşlar. Kendi içinde kavga eden, bu ülkeye barış getirebilir mi?

Çorum, tüm Karadeniz bölgesindeki 18 il içerisinde, ihracatta 1. sırada olan ilimiz. ‘Anadolu Kaplanı’ diye bir tabir varsa herhalde bu tabire en çok yakışan il çorum. Ülkeye milyar dolarlık ihracat getirisi kazandırıyor. Tarım nohut, mercimek, şekerpancarı, ayçiçeği, soğan; hepsi burada. Ama iktidar bu kente gereken yatırımı yapıyor mu? Çorum’un ülkeye verdiğini, ülkeye kazandırdığını, iktidar Çorum’a verebiliyor mu? Havalimanı nerede? Yok. Hızlı tren nerede? Yok. Otoban? Yok.

İktidarı değiştirmek elbette bu seçimlerde elimizde değil; ama uyarmak elimizde. Türkiye’ye dolar kazandıran bir kent, bu kadar yatırımsız bırakılamaz. Siz hiç bir ticaret merkezinin lojistiksiz olduğunu gördünüz mü? Göremezsiniz arkadaşlar, yüz yıl önceye gidin, yine göremezsiniz. Eğer önemli bir ticaret merkeziyse mutlaka onun lojistiği sağlanmıştır. Liman yapılmıştır, yollar yapılmıştır.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “İsrail İle Ticareti Bitir” Çağrısı

CHP Lideri Özgür Özel, “Siz bir yandan Filistin’de yaşananlara göz yaşı dökeceksiniz, bir yandan yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, yakın çevrenizin siyaset arkadaşlarınızın, destekçilerinizin gemileri İsrail’le Türkiye limanları arasında mekik dokuyacak…” dedi ve ekledi:

“Recep Tayyip Erdoğan’a eğer İsrail’e bir şey söyleyeceksen yandaşlarının ticaretini keserek söyleyeceksin. Bu ramazan mübarek günde İsrail’deki zulmün bitmesini istiyorsan önce ticareti bitireceksin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu İSKİ Küçükçekmece Ayamama- Kaynarca Yağmur Suyu Tünelleri Kazı Başlatma Töreni’ne katıldı.

CHP Lideri Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada, Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulunarak şu ifadeleri kullandı:

“Siz bir yandan Filistin’de yaşananlara göz yaşı dökeceksiniz, bir yandan yakınlarınızın, arkadaşlarınızın, yakın çevrenizin siyaset arkadaşlarınızın, destekçilerinizin gemileri İsrail’le Türkiye limanları arasında mekik dokuyacak… Afrika ülkeleri karasularını İsrail ticaretine kapatmışken, Çin’den gelen gemiler 20 günde alacakları yolu bazı ülkelerin tepkisi yüzünden 40 günde almak zorunda kalıyorken, Filistin’i dilinden düşürmeyenlerin İsrail ile yapılan ticareti misli ile arttırmasını, daha dün akşam saatlerinde Türkiye’den çimento taşıyan gemiler ayrıldı.

Gübre taşıyan gemiler ayrıldı ki, gübre dediğinizin aslında patlayıcı yapımında da kullanılabilen bir madde olduğunu hiç kimsenin unutmaması gerekiyor. İğneden ipliğe kargo gemileri ayrıldı ve bir yandan da Filistin’de zulüm sürüyor. Biz de buradan Recep Tayyip Erdoğan’a eğer İsrail’e bir şey söyleyeceksen yandaşlarının ticaretini keserek söyleyeceksin. Bu ramazan mübarek günde İsrail’deki zulmün bitmesini istiyorsan önce ticareti bitireceksin.”

“Kendi öz kaynaklarımızı kullanarak yapıyoruz”

Özgür Özel’den önce açıklamalarda bulunan Ekrem İmamoğlu ise, konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Dün Kartal’da çok güzel bir yurt binasının hizmete açılışını gerçekleştirdiniz. Yenidoğan Emek metrosunu başlattık. Çubuklu sahilinde muazzam bir alanı 65 – 70 bin metrekarelik bir alanı içinde doğa tarihi müzesi, petrol tanklarının nasıl bir dönüşümle topluma kazandırıldığının açılışı yaptık.

Yıllardır kaos şeklinde kalmış olan Beykoz Meydanı’nı açtık. Bizim 1 günümüzle bile yarışamazlar. Bu açılışlarda 1 lira kamu bankasının kurumun kuruluşunun katkısı yok. Biz burada yaptıklarımızla kendi öz kaynaklarımızı kullanarak yapıyoruz.

Kent Lokantaları meselesi İstanbul’un ve Türkiye’nin gündeminde, Birçok yerde Kent Lokantası taahhüdünde bulunuyorlar, bu güzel bir şey tabi bizim Kent Lokantalarımızı ve süt dağıtımımızı, bir çay bardağı süt gibi dalga geçerek küçümsemeye çalışan bir aklın İstanbul’da bir ithal adaya bir acemiliğe dönüşmesini hayretle izliyorum.

Ama esas olan şu özrü kabahatinden büyük dil sürçmesi olarak tariflemiş söylemlerinin. Benim bildiğim dil sürçmesi bir kaç saniyedir. Bir kaç cümleyle olmaz. Birkaç cümleyi kurma meselesi önemli bu aslında bir zihniyeti bir vicdanı gösteriyor. Milyonlarca insanın yararlandığı öğrencisinden işçisine emeklisine kadar hepsinden özür dileyene kadar ben bunu dile getireceğim ağız dolusu özür dileyecek.

Kıymetli genel başkanım 5 yıl önce tümden yeni bir başlangıç diyerek yola çıktık. Bir devri kapatacağız dedi. Başardık mı? bence başardık. İhmali, israfı ihanetle dolu bir devri tarihe gömdük. Artık bizim projelerimizi vaat diyerek vaat listelerine koyuyalar. İcraat hizmet yatırım ama nereye ihtiyacı olan yere. Bu büyük değişimi İstanbul ile ilgili tüm sayılarda görebilirsiniz. Sadece şehrin gündemindeki değişiklik bile anlatıyor her şeyi. Bazı şeyleri hiç konuşmuyoruz.

Kişiye özel bir parsele imar vermek artık konuşulmuyor 5 yıldır unutuldu. Şehircilik Bakanlığı’nda hiç unutulmadı ama oraya da unutturacağımız günleri inşallah birlikte yakalayacağız. Bir kişinin kızının, oğlunun siyaset mecralarının içinde ne işi var? Gitsin evine, işine gücüne baksın. Bu anlamda biz İstanbul’da yakınlık ilişkilerini biz tarihe gömdük. Yeşil alanların dere yataklarının imara açılmasından bahsetmiyoruz, oralara yaşam vadileri yapıyoruz.

31 Mart seçimleri, iki farklı yönetim ahlakı arasında olacak. Önümüzdeki seçim, ayrımcılık ile birleştiricilik arasında bir seçim olacak. Onlar ayrıştırıcı, biz birleştiriciyiz. Bu seçim, tek adamcılık ile halkçılık arasındadır. Öyle bir durumdadırlar ki talimat almadan parmak kaldıramazlar. Halkın sevgisinden, desteğinden aldığımız güçle Allah’ın izniyle Küçükçekmece’de de, Beylikdüzü’nde de, diğer ilçelerimizde de biz bu seçimi kazanacağız.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a: Ağız Dolusu Özür Dileyecek

Kent lokantalarını hedef alan Murat Kurum’a tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kent Lokantaları meselesi İstanbul’un ve Türkiye’nin gündeminde, Birçok yerde Kent Lokantası taahhüdünde bulunuyorlar, bu güzel bir şey tabi bizim Kent Lokantalarımızı ve süt dağıtımımızı, bir çay bardağı süt gibi dalga geçerek küçümsemeye çalışan bir aklın İstanbul’da bir ithal adaya bir acemiliğe dönüşmesini hayretle izliyorum” dedi ve ekledi:

“Ama esas olan şu özrü kabahatinden büyük dil sürçmesi olarak tariflemiş söylemlerinin. Benim bildiğim dil sürçmesi birkaç saniyedir. Birkaç cümleyle olmaz. Birkaç cümleyi kurma meselesi önemli bu aslında bir zihniyeti bir vicdanı gösteriyor. Milyonlarca insanın yararlandığı öğrencisinden işçisine emeklisine kadar hepsinden özür dileyene kadar ben bunu dile getireceğim ağız dolusu özür dileyecek.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin başkan adayı Ekrem İmamoğlu İSKİ Küçükçekmece Ayamama- Kaynarca Yağmur Suyu Tünelleri Kazı Başlatma Töreni’ne katıldı.

Gazete Pencere’nin aktardığına göre; İmamoğlu, törende yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Dün Kartal’da çok güzel bir yurt binasının hizmete açılışını gerçekleştirdiniz. Yenidoğan Emek metrosunu başlattık. Çubuklu sahilinde muazzam bir alanı 65 – 70 bin metrekarelik bir alanı içinde doğa tarihi müzesi, petrol tanklarının nasıl bir dönüşümle topluma kazandırıldığının açılışı yaptık.

Yıllardır kaos şeklinde kalmış olan Beykoz Meydanı’nı açtık. Bizim 1 günümüzle bile yarışamazlar. Bu açılışlarda 1 lira kamu bankasının kurumun kuruluşunun katkısı yok. Biz burada yaptıklarımızla kendi öz kaynaklarımızı kullanarak yapıyoruz.

Kent Lokantaları meselesi İstanbul’un ve Türkiye’nin gündeminde, Birçok yerde Kent Lokantası taahhüdünde bulunuyorlar, bu güzel bir şey tabi bizim Kent Lokantalarımızı ve süt dağıtımımızı, bir çay bardağı süt gibi dalga geçerek küçümsemeye çalışan bir aklın İstanbul’da bir ithal adaya bir acemiliğe dönüşmesini hayretle izliyorum.

Ama esas olan şu özrü kabahatinden büyük dil sürçmesi olarak tariflemiş söylemlerinin. Benim bildiğim dil sürçmesi bir kaç saniyedir. Bir kaç cümleyle olmaz. Birkaç cümleyi kurma meselesi önemli bu aslında bir zihniyeti bir vicdanı gösteriyor. Milyonlarca insanın yararlandığı öğrencisinden işçisine emeklisine kadar hepsinden özür dileyene kadar ben bunu dile getireceğim ağız dolusu özür dileyecek.

Kıymetli genel başkanım 5 yıl önce tümden yeni bir başlangıç diyerek yola çıktık. Bir devri kapatacağız dedi. Başardık mı? bence başardık. İhmali, israfı ihanetle dolu bir devri tarihe gömdük. Artık bizim projelerimizi vaat diyerek vaat listelerine koyuyalar. İcraat hizmet yatırım ama nereye ihtiyacı olan yere. Bu büyük değişimi İstanbul ile ilgili tüm sayılarda görebilirsiniz. Sadece şehrin gündemindeki değişiklik bile anlatıyor her şeyi. Bazı şeyleri hiç konuşmuyoruz.

Kişiye özel bir parsele imar vermek artık konuşulmuyor 5 yıldır unutuldu. Şehircilik Bakanlığı’nda hiç unutulmadı ama oraya da unutturacağımız günleri inşallah birlikte yakalayacağız. Bir kişinin kızının, oğlunun siyaset mecralarının içinde ne işi var? Gitsin evine, işine gücüne baksın. Bu anlamda biz İstanbul’da yakınlık ilişkilerini biz tarihe gömdük. Yeşil alanların dere yataklarının imara açılmasından bahsetmiyoruz, oralara yaşam vadileri yapıyoruz.

31 Mart seçimleri, iki farklı yönetim ahlakı arasında olacak. Önümüzdeki seçim, ayrımcılık ile birleştiricilik arasında bir seçim olacak. Onlar ayrıştırıcı, biz birleştiriciyiz. Bu seçim, tek adamcılık ile halkçılık arasındadır. Öyle bir durumdadırlar ki talimat almadan parmak kaldıramazlar. Halkın sevgisinden, desteğinden aldığımız güçle Allah’ın izniyle Küçükçekmece’de de, Beylikdüzü’nde de, diğer ilçelerimizde de biz bu seçimi kazanacağız.”

Paylaşın

Türkiye, Silah İhracatını Yüzde 106 Artırdı

Silah ihracatını yüzde 106 artırarak yaklaşık iki katına çıkaran Türkiye, dünyanın en büyük 11’inci silah ihracatçısı konumuna geldi. Türkiye, en fazla silahı yüzde 15 ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne, ikinci olarak yüzde 13 ile Katar’a ve üçüncü olarak yüzde 11 ile Pakistan’a sattı.

Türkiye, Sahra Altı Afrikası bölgesine de yüzde 6,3 ile en çok silah tedarik eden dördüncü ülke oldu. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Bangladeş’in en çok silah satın aldığı ikinci ülke olarak da Türkiye yer aldı.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), dünya genelindeki silah ve askeri teçhizat satışıyla ilgili 2019-2023 ile 2014-2018 yıllarını karşılaştırdığı raporunu kamuoyuna sundu. DW Türkçe’nin aktardığına göre; Raporda, Ukrayna – Rusya ve İsrail – Filistin savaşlarının birçok ülkenin ithalat ve ihracatına etkisi dikkat çekti.

Rapora göre son 10 senede Avrupa’nın silah ithalatı neredeyse iki katına çıktı, ABD ve Fransa’nın ihracatı arttı ve Rusya’nın ihracatı keskin bir şekilde düştü. Küresel silah ticaretinin hacmi ise yüzde 3,3 oranında azaldı.

Türkiye raporda silah satışlarını artıran ülke olarak öne çıktı. Türkiye, raporda karşılaştırılan dönemler arasında silah ihracatını yüzde 106 artırarak yaklaşık iki katına çıkardı. SIPRI’nin raporuna göre Türkiye, dünyanın en büyük 11’inci silah ihracatçısı konumuna geldi.

İlk 10 silah ihracatçısı ülkeler ABD, Fransa ve Rusya’nın ardından İtalya, Güney Kore, Çin, Almanya, Birleşik Krallık, İspanya ve İsrail olarak sıralandı. Türkiye, en fazla silahı yüzde 15 ile Birleşik Arap Emirlikleri’ne, ikinci olarak yüzde 13 ile Katar’a ve üçüncü olarak yüzde 11 ile Pakistan’a sattı.

Türkiye, Sahra Altı Afrikası bölgesine de yüzde 6,3 ile en çok silah tedarik eden dördüncü ülke oldu. Rapora göre bunun sebebi Nijerya’ya yapılan savaş helikopteri satışları ve bölgedeki birkaç ülkeye eğitim uçağı ve İnsansız Hava Aracı (İHA) teslimatı.

Raporda dünyanın en büyük 17’inci silah alıcısı olarak yer alan Türkiye’nin söz konusu yıllar arasında silah ithalatı ise yüzde 29 oranında düştü. Türkiye’nin silah temin ettiği en büyük üç ülke ise İspanya, İtalya ve Rusya. Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Bangladeş’in en çok silah satın aldığı ikinci ülke olarak da Türkiye yer aldı.

ABD, Rusya, Almanya ve Fransa

Rapora göre ABD 2019-2023 yıllarında bir önceki döneme kıyasla silah ihracatını yüzde 17 artırdı ve toplam küresel silah ihracatındaki payı yüzde 34’ten yüzde 42’ye çıktı. ABD, 2019-2023 tarihleri arasında 107 ülkeye daha önceki herhangi bir beş yıllık dönemden ve diğer tüm silah ihracatçılarından çok daha büyük miktarda silah gönderdi.

Avrupa ülkelerinin 2019-2023 yıllarındaki silah ithalatının yaklaşık yüzde 55’i ABD tarafından sağlandı. Bu oran 2014-2018 arasında yüzde 35’ti. ABD ve Batı Avrupa’daki ülkeler, 2014-2018’de tüm dünyadaki silah ihracatının yüzde 62’sini gerçekleştirirken bu oran 2019-2023’te yüzde 72’ye yükseldi.

Raporun sonuçlarını değerlendiren SIPRI Silah Transferi Programı Direktörü Mathew George, “ABD, dış politikasının önemli bir yönü olan silah tedarikçiliğinde küresel rolünü artırdı ve geçmişte olduğundan daha fazla ülkeye silah ihraç etti” dedi.

Dünyanın en büyük beşinci ihracatçısı konumunda yer alan Almanya’nın silah ihracatı ise söz konusu yıllar arasında yüzde 14 düştü. Rapora göre 2019-2023 yılları arasında Almanya’dan en çok silahı Mısır, Ukrayna ve İsrail aldı. Almanya’nın silah ithalatı da 2014-2018 ile 2019-2023 yılları arasında üç katına çıktı.

Silah ihracatı 2019-2023 yılları arasında bir önceki döneme göre yüzde 47 artan Fransa, ilk kez Rusya’nın önüne geçerek dünyanın en büyük ikinci silah ihracatçısı oldu. Fransa’nın silah ihracatının en büyük alıcısı yaklaşık yüzde 30’luk payla Hindistan. Artış büyük ölçüde Hindistan, Katar ve Mısır’a sattığı savaş uçaklarından kaynaklandı.

Avrupa ülkelerinin silah ithalatı ortalama olarak Ukrayna savaşı nedeniyle yüzde 94 oranında artış gösterdi. Avrupa ülkelerinin 2019-2023 yıllarındaki silah ithalatının yüzde 55’ini ABD gerçekleştirdi. Bölgenin ikinci ve üçüncü tedarikçileri ithalatın sırasıyla yüzde 6,4’ünü ve yüzde 4,6’sını oluşturan Almanya ve Fransa oldu.

Şubat 2022’den itibaren en az 30 ülkenin Ukrayna’ya askeri yardım olarak büyük miktarda silah almasının ardından Ukrayna da Avrupa’nın en büyük, dünyanın dördüncü büyük silah ithalatçısı haline geldi.

Ancak uzmanlar, 2023 yılı için “ihracat” teriminin esasen yanıltıcı olabileceğini, çünkü bu savunma teçhizatlarının Ukrayna’ya satışla değil hibe yoluyla verildiğine dikkat çekiyor. 2019-2023 döneminde Ukrayna’nın en önemli silah tedarikçileri yüzde 39’luk payla ABD oldu, onu Almanya yüzde 14’le ve Polonya yüzde 13’le izledi.

SIPRI uzmanlarından kıdemli araştırmacı Pieter Wezeman, bundan sonraki döneme ilişkin “Yaklaşık 800 savaş uçağı ve savaş helikopteri de dahil olmak üzere pek çok yüksek değerli silah siparişi veriliyor, Avrupa’nın silah ithalatı muhtemelen yüksek seviyede kalacak” değerlendirmesini yaptı.

Raporda daha önce olduğu gibi, dünya çapında en önemli beş silah ihracatçısı olarak ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya yer aldı. Ancak Ukrayna savaşı nedeniyle sıralama değişti ve Rusya üçüncü sıraya kaydı. Rusya’nın ihracatı yüzde 53 gibi önemli bir oranda düştü.

Rusya’dan savunma teçhizatı alan ülkelerin sayısı da önemli ölçüde azaldı. 2019 yılında 31 ülke Moskova’dan silah almaya devam ederken 2023’e gelindiğinde bu sayı sadece 12’ye düştü ve Hindistan ile Çin açık ara en önemli ülkeler oldu.

Bu iki ülke aynı zamanda petrol ve gaz gibi diğer mallar için de Rusya ile ticaret yapmaya devam eden ülkeler. Raporun yazarlarından Pieter Wezeman, yaptığı açıklamada “Diğer durumlarda, ABD ve Avrupa devletleri Rus silahlarının potansiyel alıcıları üzerinde baskı uyguladı. Rus savaş uçakları almak isteyen ve ABD tarafından bundan vazgeçmesi için baskı gören Mısır’ın şimdi savaş uçakları için Fransa’ya yönelmesi buna bir örnek” dedi.

Hindistan en büyük silah ithalatçısı

Silah transferlerinde en büyük pay Asya’da. Rapora göre Hindistan, dünyanın en büyük silah ithalatçısı. Ülkenin silah ithalatı yüzde 4,7 arttı. Silah ithalatını yüzde 43 oranında artıran Pakistan da 2019-2023 yılları arasında dünyanın en büyük beşinci silah ithalatçısı oldu ve ithalatın yüzde 82’sini Çin’den sağladı.

Rapora göre 2019-2023 yılları arasında uluslararası silah transferlerinin yüzde 30’u Ortadoğu’ya gitti. Bu dönemde en çok ithalat yapan 10 ülke arasında üç Ortadoğu ülkesi yer aldı: Suudi Arabistan, Katar ve Mısır.

Rapora göre 2019-2023 yılları arasında dünyanın en büyük ikinci silah ithalatçısı olan Suudi Arabistan, küresel silah ithalatının yüzde 8,4’ünü oluşturdu. Suudi Arabistan’ın silah ithalatı 2019-2023 yılları arasında yüzde 28 düştü. Katar, 2014-2018 ile 2019-2023 yılları arasında silah ithalatını neredeyse dört katına çıkararak dünyanın en büyük üçüncü silah ithalatçısı oldu. Ortadoğu ülkelerinin silah ithalatının çoğunluğu ABD, Fransa, İtalya ve Almanya tarafından sağlandı.

SIPRI, 1950’den bu yana her yıl, devletler, uluslararası kuruluşlar ve devlet dışı gruplar arasındaki büyük silahların uluslararası transferleri hakkında bilgi paylaşımı yapıyor.

Paylaşın

Erbakan’dan AK Parti’ye “Siyasi Şantaj” Suçlaması

Partisine yönelik “siyasi şantaj” açıklamalarını değerlendiren YRP Lideri Fatih Erbakan, “‘Siz buna verirseniz, bak CHP gelir…’ Aslında şantajın dik alasıdır. Kabul edilebilecek bir şey değil. Ekonomik kriz, rantçı belediyeciliğin yaptığı tahribat, Gazze konusu…” dedi ve ekledi:

“Çok ciddi bir şekilde sıkıntıya girdi AK Parti adayları. İmamoğlu, kendi başına giriyor. Hiçbir ittifakın içerisinde değil. O zaman İmamoğlu da DEVA’ya, Saadet’e ve İYİ Parti’ye kızacak, “AK Parti’ye kazandırıyorsunuz” diye. Bu, demokrasi anlamında karşılığı olmayan mantıksız bir yaklaşım.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, Sözcü Gazetesi’nden İsmail Saymaz‘a yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Erbakan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Malatya’da partinizi kastederek “Hem bize kaybettirmek için çalışıp hem de bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz” dedi.

AK Parti’nin seçim bürosu ve otobüsünü kullanmıyoruz. “Bize verdiğiniz oylar AK Parti’ye gidecek, Tayyip Beyle anlaştık” demiyoruz. Adaylarımızı çıkarmışız, rekabete girmişiz. Gölge sözünden bir şey anlayamıyorum.

Üstünüze alınıyor musunuz?

Belki o kasıtla söylenmiş olabilir ama mantıklı görmüyorum. AK Parti’nin kampanya imkanlarından yararlanmıyoruz. Gölge derken neyi kastediyorlar?

Erdoğan, “Bunun adı siyasi şantajcılıktır” diyor. Zübük siyasetçilerden söz ediyor. Sizi mi kastediyor?

Zübük; ilkesi ve duruşu olmayan, menfaati için şekilden şekile giren siyasetçi tipi. Öyle olunca üzerimize alınmıyoruz. 14 Mayıs’ta ilkelerimiz kabul edildiği için “Varız” dedik. Şimdi ilkelere uyulmaması dolayısıyla böyle bir karar aldık.

Erdoğan, “Şahsımın gölgesinde yürüyerek, seçim kaybettirmek için ortada dolaşanlara rıza gösteremeyiz” diyor. Seçim kaybettirmek için mi ortada dolaşıyorsunuz?

Bir beka sorunu yok. Cumhurbaşkanlığı seçimi değil. Hizmet yarışı. Belediyecilik Milli Görüş’ün en önemli alanı. Türkiye’nin en hızlı büyüyen partisi olmuşuz. 500 bin üyeye dayanmışız. Bu seçimi neden pas geçelim?

İstanbul’da İmamoğlu’na kazandıracağınız ve bu yüzden adayınızı çekmeniz gerektiği savunuluyor. Ne düşünüyorsunuz?

Vatan, millet ve beka için hareket ediyorsak Urfa’da AK Parti adayı çekilsin. Çünkü Urfa’da DEM Parti’ye kazandırmış olacağız. Her yerde kendileri yarışa giriyorken, YRP gücünü sandığa yansıtıp oy oranını ortaya koymak istiyor. “Orada ona kaybettiriyor, burada buna kazandırıyor” dediğiniz zaman bunun sonu gelmez.

Efkan Ala, şöyle dedi: “Yeniden Refah’ın kazanma ihtimali yok. Ama CHP’nin kazanma ihtimali artıyor. Muhalefet belediyelerinin kazanmasına yardımcı oluyor.”

Tabii, siyasi şantaj dediğiniz zaman, doğrudan doğruya Ala’nın sözlerini değerlendirmek lazım.

Size yönelik bir şantaj…

E tabii. Bu seçmene ve bize bir şantaj olmuyor mu? “Siz buna verirseniz, bak CHP gelir…” Aslında şantajın dik alasıdır. Kabul edilebilecek bir şey değil. Ekonomik kriz, rantçı belediyeciliğin yaptığı tahribat, Gazze konusu… Çok ciddi bir şekilde sıkıntıya girdi AK Parti adayları. İmamoğlu, kendi başına giriyor. Hiçbir ittifakın içerisinde değil. O zaman İmamoğlu da DEVA’ya, Saadet’e ve İYİ Parti’ye kızacak, “AK Parti’ye kazandırıyorsunuz” diye. Bu, demokrasi anlamında karşılığı olmayan mantıksız bir yaklaşım.

Sizin talepleriniz de karşılanmadı.

İttifak ruhuyla hareket edilecekse, o zaman böyle bir konunun müzakere edilmesi lazım. Biz İstanbul’da iki ilçe olabilir dedik; bir Anadolu, bir Avrupa yakasında……

Neresi?

Sultanbeyli ile Arnavutköy olabilir demiştik. Oralar 1989’dan itibaren Refah Partisi’ne destek olan yerler, sembolik bir önemi var. Onlar “Belediye meclis üyesi verelim” dedi. E belediye meclis üyesini kendimiz alabiliyoruz.

İstanbul ve Ankara’da ne gözüküyor?

Seçmenin ciddi bir tepkisi var. AK Parti’nin başkan adayı çok düzgün biri olsa bile ekonomik sıkıntı ön planda. AK Parti adayları bir miktar dezavantajlı. Ne kadar çalışsa da projelerini anlatsa da millet filesini, torbasını gösteriyor.

Açıklamaların tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

CHP Lideri Özel: İstanbul, Ankara Ve İzmir’de Risk Yok

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirme yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok” dedi ve ekledi:

“Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, TELE1’de Merdan Yanardağ, Murat Taylan ve Bilge Yurtdagülen’in sorularını yanıtladı.

Özel’in konuşmasından satır başları şöyle: “Bu seçim birkaç seçime benzetilebilir, üçüncü tur diyenler var. Belki şuradan ele almak lazım. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL’e bir anayasa değişikliği, bir referandum ve bir genel seçim sığdıran, yani kanlı bir girişimi araçsallaştıran bir akılla yönetiliyor Türkiye.

OHAL şartlarında anayasa değiştiremezsiniz ama bizim anayasamız 1980’de askerler tarafından yazıldığı için böyle bir şey yok. Çünkü toplum sözleşmesi en özgür şekilde tartışılarak hazırlanıp ve oylanır. Siz anayasal hakları askıya alarak anayasayı tartışamazsınız. Kenan Evren bunu yaptı ama o anayasa ne kadar meşru tartışılır. 15 Temmuz darbe girişimi başarılı olsaydı zaten bir anayasa değişikliği yapacaklardı. Buna benzer bir anayasa yapacaklardı daha demokratik olmayacaktı.

MHP’de yönetim değişecekti ama yargı eliyle o kongre iptal edildi. Bahçeli de onun diyet borcu olarak anayasa değişikliğine geçit verdi. Toplum sözleşmesi çiğnenerek toplum sözleşmesi yapıldı. Daha sonra bir baskın seçimle tek adam rejimi işgalcilik kazandı.

Büyük bir kaybetmişlik duygusu vardı ama seçmen sandıkta dengeyi yerelden kurdu. CHP bir anda 11 büyükşehir yöneten bir parti oldu. Bu siyasete bir denge getirdi. Ve biz böyle genel seçime gittik. Kazanmamız gereken bir seçimi kaybettik. Recep Tayyip Erdoğan’ın hedefinin ne olduğunu biliyorduk.

Ama hedefi çok daha ilerideydi 2019 yerel seçimi bunu engelledi. Seçmen yine umutsuzdu ama CHP seçimli bir kurultaya gitti ve yeni bir süreç başlattık. Şimdi yine seçimlere gidiyoruz. Şimdi seçmen yeniden bir denge kurulacak mı? Kuracağımızı gördüler ve Recep Tayyip Erdoğan ittifakına sarıldı. Millet İttifakı bileşenleri gayretlerimize rağmen ittifaktan çekti. O gün HDP bugünkü DEM de iktidara kaybettirme stratejisinden vazgeçti. Adaylarını çıkardılar.

“Erdoğan son bir hamle yapabilir”

Şu andaki trend lehimize görünüyor. Erdoğan kaybettiğini gördüğü anda bir hamle yapabilir. Zam yapacağım’ derse ‘Yap’ deriz, ‘Meclis’i aç’ derse ‘Aç’ deriz. Sonuçta emeklinin cebine girecek her para bizi memnun eder. Ama ben şu an böyle bir ihtimal görmüyorum açıkçası.

Bizim durduğumuz yer belli. Recep Tayyip Erdoğan seçim kazanmak için gün oluyor Abdullah Öcalan’dan mektup okutuyor, gün oluyor Osman Öcalan’a kamera gönderiyor, gün oluyor MHP’ye gün oluyor HÜDA PAR’a gidiyor. Her şeyi yapıyor. Ondan sonra bana ‘Zübük’ diyor. Arkadaşlar ‘TDK sözlüğü yollayalım’ dedi, ben ‘Ayna yollayalım, Zübük kimmiş görsün’ dedim. Bugün söyledikleri çaresizliğini gösteriyor.

Benle kavga etmek için can atıyor. Kimlik siyaseti ve kendini en rahat hissettiği konularda. Ben o kavgayı göze alıyorum ama emekli maaşları, çifçiler üzerinden kavga ediyorum. Böyle olunca sinirleri bozuluyor. ‘Bu son seçimim’ dedi, bu ayrı bir şey. Onu konuşmak istiyor. Ben yoksulluğu, zamları konuşmak istiyorum. 2018’de, 2019’da, 2023’te de ‘Son seçimim’ dedi. Bu açıklamasının ‘Biliyorum yoksulsun ama bu son seçimim’ diye düşüncesiyle söylemiş olabilir.

“Üç büyükşehirde risk yok”

Hatay’da artık kafa kafayayız artık. Lütfü Savaş dediği gibi kendi trendini yükselterek devam ediyor. İstanbul, Ankara ve İzmir’de bir risk yok. Seçmene saygısızlık olmasın ama anket şirketlerinin dediği gibi Ankara’da büyükşehir belediye başkanlığı yarışı bitti. Mansur Yavaş rekor oyla geliyor. Yüzde 60’ı zorlar deniyor. Ankara’da yarış belediye meclisinde. Ankara’da inanılmaz bir ivmelenme. Baya iyi gidiyoruz.

İstanbul’da KONDA’nın anketinde 7 puan öndeyiz. İzmir’de büyük bir değişim alevi yaktık. Genç adaylarımız var. İzmir’de İYİ Parti ve DEM Parti’nin adayları var, tabii ki bir oy kaybı olabilir. İlçeler için gönlümde bir rekor var. Keşke 30/30, 30/28 olsa. Büyükşehirde farkı açıyoruz. İzmir’in sokakları ‘İtirazımız duyuldu’ diyor. İzmir’de bu dönem hem seçimde hem yönetim devrim yapacağız.

CHP, Jandarma Komando Tugay’ı değil, herkes partiye zarar vermediği sürece istediğini söyleyebilir. Geçen gün Ekrem başkan beni aradı, Tunç başkanın (Soyer) arayarak birlikte çalışmak istediğini söyledi. Peki ‘İzmir’de çalışıyor, bir mahsuru olur mu’ dedi. ‘Bir mahsuru olmaz, İzmir’de de çalışacak inşallah’ dedi. Serzenişi haklı.

Soyer bir önceki başkan Aziz Kocaoğlu’nun yerine geldi. Ve Soyer için topuyla tüfeğiyle çalıştı. Kendisine aday gösterilmemesine dair anketi gösterdim. Kendisine uluslararası bir görev teklif ettim. Kabul edemeyeceğini söyledi ve şimdi İstanbul’da. İstanbul’da kapılar açık, gelebilir. İzmir’de de üstüne düşeni yapmalı, öbür türlüsü doğru olmaz.

(‘Kemal Kılıçdaroğlu yanlıları tasfiye ediliyor’ iddiaları) Gerçeği yansıtmıyor. Bu bana sorulacak soru değil, kimseyi de ‘değişim’ dedi diye ödüllendirmedim. Bizim partimizi Alevi-Sünni ayrımı olmaz. Alevi yurttaşlardan aldığım alkışı desteği Sünni yurttaşlardan almadım. Ben bunlarla meşgul değilim.

Genel başkan belli bir sözü söylediğinde o iş orada biter. Burcu Köksal Afyon’da belediyeyi alıyor zaten esas telaş ondan. Benim düzeltme yapmam, Burcu Hanım da bir düzeltme yaptı. Bu da bir süreç. O beni düzeltmedi. Algıyla olgu yer değiştirdi. Ben bu ifadeleri siyaseten sorunlu buluyorum.

O dedi ki ki bana ‘eş başkan’, ‘Bu belediyeyi DEM Parti’yle yöneteceksin’ diyorlar. ‘Ben belediyenin kapıları DEM hariç herkese açık’ dedim. Burcu milliyetçiliği hassasiyeti olan biri. Burcu’nun ‘DEM Parti’yle yöneteceksiniz’ sözünden kurtulmak için yaptığı bir iş. Süreci sakin ve doğru bir şekilde yönettik. Ekrem başkanla birkaç kez konuştuk. İBB Kürtlerin de bir belediyesi.

Birçok ilde Kürtlerin desteği kritik. Bugün Ahmet Türk de ‘Ekrem başkanla genel başkanın tavrı sorunu çözdü’ dedi. Ben de Ahmet Türk gibi bir kanaat önderinden bunu duymuş olmaktan memnumum. Seçime giderken bir vekil, bir belediye kaybetmek, bir ayağının tökezlemesi hoş değildir. Benim de işim o.”

Paylaşın

Erbakan’dan Erdoğan’a Yanıt: Milli Görüş Çizgisindeyiz

Erdoğan’ın “Hiç kimsenin gölgemizde yürüyüp seçim kaybettirmesine rıza göstermeyiz” sözlerine yanıt veren Erbakan, “Hiç kimsenin gölgesinde değil, Milli Görüş çizgisindeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Bursa’da basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erbakan, Erdoğan’ın “Hiç kimsenin gölgemizde yürüyüp seçim kaybettirmesine rıza göstermeyiz” sözlerine bir kez daha yanıt verdi:

“Muhalefetin de iktidarın da hangi partiden olursa olsun, doğrusuna doğru, yanlışına yanlış diyeceğiz. Doğrunun yanında duracağız. Tabii hiç kimsenin gölgesinde yürüyen bir parti değiliz. Kendi gücüyle, kendi adaylarıyla, kendi logosuyla, kendi seçim kampanyasıyla, müstakil bir şekilde seçimlere giriyoruz ve milletimizin desteğini istiyoruz. Dolayısıyla hiç kimsenin gölgesinde değil, Milli Görüş çizgisindeyiz.”

Erdoğan ne demişti?

Şanlıurfa’da halka seslenen Erdoğan, yerel seçimlere kendi adaylarıyla giren Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Bizim gölgemizde yürüyüp bize çelme takmaya çalışanlar istismarda da sınır tanımıyorlar” demiş ve eklemişti: En insani, en hayati meseleleri bile şahsi hesaplarının aracı yapmaktan çekinmiyorlar. Rabbim hepsini de ıslah etsin.

Erdoğan, Malatya’da yaptığı konuşmada Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” demişti.

Erdoğan, konuşmasının devamında, “Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Erdoğan, İmamoğlu’na Kendi Sloganı Üzerinden Yüklendi

Bakırköy – Kirazlı metro hattının açılışında konuşan Erdoğan, Ekrem İmamoğlu’nun “Tam yol ileri” sloganını hatırlatarak, “Bu duvarlardaki hani ‘Tam ileri’ diyor ya şimdi ona ‘Tam ileri yolun açık olsun’ demek lazım” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

İstanbul’un ulaşımını rahatlatacak bir projenin açılışı vesilesiyle bir arada olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Metro ve raylı sistem seferberliğimizi hız kesmeden sürdürüyoruz. Ocak ayının son günlerinde İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 37,5 kilometre uzunluğundaki metro hattının, Gayrettepe-Kâğıthane arasındaki bölümünü hizmete sunmuştuk. Böylece İstanbul’umuzu hızı saatte 120 kilometreye çıkan, günlük 600 bin yolcu kapasiteli çok önemli bir yatırıma kavuşturduk” dedi.

İki hafta önce de Kazlıçeşme-Sirkeci raylı sistemi ve yaya odaklı yeni nesil ulaşım projesini devreye aldıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neredeyse 1,5 asır boyunca şehrimize hizmet etmiş bu hattı, tarihi kimliğine uygun şekilde, yeni bir tasarımla, teknolojinin son imkânlarıyla tekrar ayağa kaldırdık. Bu projeyle İstanbul’umuz, raylı sistem hattı yanında; turizm, spor, gezinti, bisiklet ve diğer imkânlarıyla, göz kamaştırıcı bir sosyal ve kültürel değere daha sahip oldu”  ifadelerini kullandı.

İstanbul’un giderek ağırlaşan trafik ve ulaşım sorununu hafifletmeyi görev saydıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Uğraştıran değil, ulaştıran İstanbul hedefiyle yeni ulaştırma projelerini, yeni metro hatlarını tek tek hayata geçiriyoruz. Açılışını yapmak üzere bir araya geldiğimiz Bakırköy Sahil-Bahçelievler-Güngören-Bağcılar Kirazlı Metro Hattı, bu çabalarımızın en son örneğidir. Uzunluğu 8,4 kilometre olan, günlük 1 milyon yolcu kapasiteli hattımızın üzerinde 7 istasyon bulunuyor.”

Hizmete alınana metro hattının, İstanbul’un en yoğun yerleşim alanlarının olduğu bölgede, ulaşım noktasında çok ağır bir yükü alacağına inandığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii bu hattın, hem İstanbul’a, hem Türkiye’ye, ekonomik anlamda da önemli katkıları olacak. Motorlu taşıtlardan raylı sistemlere yönelecek trafik sayesinde, akaryakıttan araç ve yol bakımına kadar, kişi ve kamu giderlerinde önemli bir tasarruf yapabileceğiz. Ayrıca karbondioksit salınımını düşürerek, çevrenin korunmasına da katkı sağlayacağız” şeklinde konuştu.

Bu hat sayesinde trafik kazalarının sebep olduğu can ve mal kaybının da azalacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Metro hattımızın önümüzdeki 25 yıllık süreçte, tüm bu hususlarda ekonomimize 6 milyar doların üzerinde kazanç sağlayacağı hesaplanıyor. Bugünkü açılışımızla birlikte İstanbul’da tamamlanan raylı sistem ağlarının uzunluğunu 348 kilometreye çıkarıyoruz” dedi.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan Dikkat Çeken İddia: IMF’ye Söz Verdiler

Bursa’da sivil toplum temsilcileri ve gazetecilerle yaptığı toplantıda açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Şu anda Türkiye’de IMF kuralları işlemeye başladı” dedi ve ekledi:

“Onun için çok istemelerine rağmen, seçim ekonomisini tam olarak uygulayamıyorlar. Çünkü IMF’ye belli sözler verdiler ve seçimden sonra IMF’nin o sert reçetesi milletin ümüğünü sıkacak. Kemer sıkma denilen şey, kemer sıkma olmaktan çıkıp, ümük sıkmaya dönüşecek.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ‘Bursa Buluşmaları’ adı altında sivil toplum temsilcileri ve gazetecilerle bir araya geldi. Toplantıya Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı İzzettin Küçük, Gelecek Partisi Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, İl Başkanı Fuat Kadıoğlu ile Yıldırım Belediye Başkan adayı Ercan Sönmez de katıldı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre, burada konuşan Davutoğlu, “Yeni bir asrın ilk yılına girerken, bir seçim sürecine daha girmiş olduk. Aslında seçimin ötesinde, Türk dünyasında genel giriş ve Türkiye’deki genel eğilimler bağlamında bakıldığında, cumhuriyetimizin yüzüncü yılında maalesef, ikinci yüzyılına çok büyük ümitlerle giriyor değiliz. Bunu görmemiz lazım” diye konuştu.

İsrail’in Gazze saldırılarını hatırlatan Davutoğlu, “6 aydır takriben dünyanın gözü önünde bir soykırım işleniyor. Gazze’de yaşananlar asla İsrail ile Filistinliler ya da İsrail ile Hamas arasında yaşanabilecek bir durum değil. Çatışma olarak aktarılamaz, anlatılamaz. Gazze’de yaşananlar, uluslararası hukukun bitmesidir. Şimdi uluslararası hukukun bittiği bir yerde, hiç kimse güvende değildir” dedi.

Uluslararası hukukun erozyona uğraması ile her tür gerilimin yaşanabileceğine dikkat çeken Davutoğlu şunları söyledi: Böyle bir durumda bir ülkenin ayakta kalabilmesi için, ekonomisinin sağlam olması lazım. Halkının mutlu ve barışık olması lazım. Ordusunun sağlam, güçlü olması lazım. En önemlisi; siyasiler ve devlet adamları arasında bir diyalog imkanı olması lazım.

Mevcut iktidar, ayrıştırıcı bir yol izleyerek toplumu kutuplaştırıyor. Şu anda Türkiye’de IMF kuralları işlemeye başladı. Onun için çok istemelerine rağmen, seçim ekonomisini tam olarak uygulayamıyorlar. Çünkü IMF’ye belli sözler verdiler ve seçimden sonra IMF’nin o sert reçetesi milletin ümüğünü sıkacak. Kemer sıkma denilen şey, kemer sıkma olmaktan çıkıp, ümük sıkmaya dönüşecek. 2 ayda Türkiye ekonomisi, ocak ve şubatta 408 milyar lira açık verdi. Toplam 1 yıl içinde öngörülen açık, 2,7 trilyon Türk Lirası.

Başbakanlığı bıraktığımız sene, bütçe açığı yüzde 1’in altındaydı ve 2017’de Dünya Bankası raporları, Türkiye’den bütçeye gidiyordu. Bütçe açığı neden önemli; demek ki Hazine’den biri, gelmeden birilerine para veriyor. Topladığın vergi, yaptığın harcamayı karşılamıyor. Ne ile kapatacaksın? Para basarak. Para bastığın zaman ne olacak? Enflasyon fırlayacak.

Paylaşın