“CHP Kurultay Davası” 24 Eylül’e Ertelendi

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’te yapılan 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan dava reddedildi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultayın iptali davası hakkında, “Artık bu iş bugün tamamen ortadan kalktı. Böyle olacağını biliyorduk ama CHP’yi tartıştırmak istediler ve bugüne kadar geldiler” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptali talebiyle açılan dava, mahkemece aktif husumet yokluğu ve konusuzluk gerekçesiyle reddedildi.

Karar, 24 Ekim Cuma günü Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. Bu kararla birlikte mutlak butlan ihtimali ortadan kalktı.

CHP Genel Merkezi avukatı Çağlar Çağlayan, “İstinaf süreci devam eder ancak bu davaların ülkemizin gündeminden çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Umuyorum siyaset de normal seyrine dönecektir” dedi.

“Bizi hasta etmeye çalıştılar, olmadık, bünyemiz sağlam”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında, 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan dava ve son süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Özel, davanın sonuç odaklı değil süreç odaklı bir dava olduğunu, asıl amacı CHP içinde tartışma yaratmak olduğunu söyledi ve partinin birlik ve beraberliğini vurguladı.

Özel, davaya ilişkin değerlendirmesinde şu görüşleri dile getirdi: “Bu dava sonuç odaklı bir dava değildir, süreç odaklı davaydı. Amaç Cumhuriyet Halk Partisi’ni tartıştırmaktı. Bir takım aparatları buldular; bizi hasta etmeye çalıştılar. Mikrop arayıp mikrop buldular, bünyeye onu sokmaya çalıştılar. Ancak CHP’nin güçlü bünyesi ne hastalandı ne güç kaybetti. Bu iş tamamen ortadan kalktı.”

Özel, kongre süreçleri ve parti tabanındaki reflekslere teşekkür ederek konuşmasını sürdürdü. İstanbul il delegeleri ile il yönetiminin sürece hızlı yanıt verdiğini, olağanüstü kongre ve delege kararlarıyla parti içi iradenin yeniden oluştuğunu belirtti:

“Bu süreçte İstanbul il delegeleri harekete geçti, karşı tarafa prim vermeden kongre istediler, yaptılar ve il başkanımız ile yönetimini yeniden seçtiler. Kurultay iradesi yeniden oluştu. Birlik ve bütünlüğü gösteren herkese teşekkür ediyorum. Ne İstanbul’da kayyıma izin verdik ne de başka ihtimallere. Demokrasi tarafı kazandı; otokrasi kaybetti. Yapılacak ilk seçimde de demokrasi kazanacak.”

Özel, partinin dayanışma gösteren muhalefet liderlerine ve demokrat kesimlere de teşekkür etti; “Nezaket ziyaretleri yapıldı, dayanışma gösterildi” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın muhalefete ilişkin sözlerine de yanıt veren Özel, ekonomik tabloda karşılaştırmalar yaparak eleştiride bulundu:

“Sayın Erdoğan uçaktayken iyice uçuyor. 25 kuruşa simit vardı, şimdi simit 20 lira. Ben ‘Erdoğan için en fena hatırlatma ne olur?’ desem, ‘25 kuruşa simit kalmadı’ derdim. Vatandaşa bunu hatırlatmak en etkili şeydir.”

Özel, Erdoğan’ın muhalefetteyken kendilerini yargılayacağı iddialarına ilişkin de “İktidara geldiniz, bizi yargılıyorsunuz; işte faşizan zihniyet” diyerek tepki gösterdi. Kongre kararlarının engellenmesine yönelik girişimleri “faşizan” olarak niteledi ve İstanbul’da seçimlerdeki yüksek halk desteğini hatırlattı.

Ekrem İmamoğlu hakkında gündeme gelen “casusluk” iddiaları ve İBB’ye yönelik tartışmalar da Özel’in gündemindeydi. Özel, benzer iddia ve dosyaların siyasi amaçlarla kullanıldığını savunarak geçmiş örnekler üzerinden eleştirdi:

“Biz bu filmleri çok gördük. FETÖ hiçbir şey beceremediğinde casusluk davaları açardı. İzmir askeri casusluk davası, İstanbul askeri casusluk davası… Hepsi beraat etti. En kolayı casusluk iddiası atıp algı yaratmaktır. Kime casus dediniz de siyaseten ispat ettiniz? Hepsi beraat etti.”

Ayrıca Türkiye’deki veri güvenliğine ilişkin dava ve iddialara atıf yaparak, “Hakan Fidan döneminde MİT ve bazı bakanlıkların veri güvenlik sorunları davalarda yer alıyor; kişisel verilerin çalındığı iddiaları var” dedi ve bu eksende öne sürülen casusluk iddialarını anlamsız bulduğunu vurguladı.

TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın hakkında yürütülen soruşturmaya ilişkin soruya yanıt veren Özel, Yanardağ’a yönelik iddiaları reddetti ve medyadaki emekçilere destek mesajı verdi:

“Bu adama her seferinde bir şeyler bulaştırıyorlar. Merdan Yanardağ ve TELE1, onurlu bir gazetecilik çabası yürütüyor. Ona sürmedikleri leke kalmadı ama ispatlayamadılar. TELE1 ailesine geçmiş olsun; yanlarında olmaya devam edeceğiz.”

Özel, kurultay davası sonrası piyasadaki hareketlenmelere de dikkat çekti. Mahkeme kararının ardından borsada gözlenen yükselişi hatırlatan Özel, kayyım tartışmalarının Türkiye ekonomisi ve demokratik yaşam üzerinde yaratacağı etkilere dair uyarıda bulundu:

“Kurultay girişiminin ortadan kalkmasıyla borsa yüzde 5 yukarı fırladı. Bir şehre, İstanbul gibi metropole kayyım atamakla ülkeye ne yaptığınızın farkında mısınız? Bu millet buna izin vermez. Ekonomik ve siyasal olarak kimse böyle bir cesaret edemez.”

Paylaşın

Ahmet Türk, Kayyuma Gerekçe Gösterilen Davadan Beraat Etti

Ahmet Türk, kayyuma gerekçe gösterilen davadan beraat etti. Ahmet Türk’ün belediye başkanlığı görevine iade edilip edilmeyeceği önümüzdeki günlerde açıklık kazanacak.

Ahmet Türk’ün “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılandığı ve Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne kayyım atanmasına gerekçe gösterilen davadan beraat kararı çıktı.

İçişleri Bakanlığı tarafından 4 Kasım 2024’te görevinden uzaklaştırılan Ahmet Türk, Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı davanın karar duruşmasında hâkim karşısına çıktı. Dava, Türk’ün 28 Mart 2011’de Siirt’te faili meçhul cinayetlere ilişkin yaptığı bir konuşma nedeniyle 2022 yılında “Örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla açılmıştı.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, karar duruşmasına Ahmet Türk’ün avukatları Erdal Kuzu ve Tahar Erdem, Mardin Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla katıldı, savcı Türk’ün cezalandırılmasını talep etti. Erdal Kuzu, 2014 yılında Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı’nın aynı dosya hakkında “takipsizlik” kararı verdiğini hatırlatarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bu kararı yok sayarak yeniden iddianame hazırlamasının hukuka aykırı olduğunu söyledi.

Savunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ahmet Türk’ün açıklamasının “İfade özgürlüğü kapsamında olduğunu” belirterek, “Suçun unsurlarının oluşmadığı” gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne 4 Kasım 2024 tarihinde üçüncü defa kayyım atanmasının ardından açıklama yapan İçişleri Bakanlığı, Ankara 14’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı 2022/142 esas sayılı dava dosyasını da gerekçe olarak göstermişti. İçişleri Bakanlığı açıklamasında “2022/142 esas sayılı dosyası kapsamında terör örgütü propagandası yapmak suçundan davasının devam etmesi” ifadelerine yer vermişti.

Paylaşın

Demirtaş Ve Yüksekdağ’ın Sürece Desteği Tam

DEM Parti İmralı Heyeti, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın yeni sürece desteklerinin tam olduğunu açıkladı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İmralı Heyeti’nden Pervin Buldan ve Mithat Sancar, dokuz yıldır tutuklu bulunan HDP’nin eski Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile görüştü.

Heyet eski Diyarbakır Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı ve eski HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’i de cezaevinde ziyaret etti.

İmralı Heyeti tarafından ziyaretlerin ardından yazılı açıklama yapıldı. Ziyaretlerin son derece verimli geçtiğini belirten Heyet, “Arkadaşlarımız, yüreği özgürlük, barış ve demokrasi için atan herkese en içten selam ve sevgilerini iletti” dedi.

İmralı Heyeti’nin yazılı açıklamasında şu ifadeler kullanıldı:

“Görüşmelerde esas olarak barış sürecine dair bilgi paylaşımı ve fikir alışverişinde bulunduk. Sevgili Selahattin Demirtaş, sürece desteğinin tam olduğunu vurguladıktan sonra, sürecin başarıya ulaşması, barışın ve demokrasinin tesisi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduğunu ifade etti.

Sevgili Figen Yüksekdağ da barışın ve demokratik toplumun inşası konusunda umudunu koruduğunu, bu yolda desteğinin ve katkısının güçlü bir şekilde devam edeceğini belirtti.

Suçsuzlukları hukuken de sabit olan arkadaşlarımızın hala cezaevinde tutulması hiçbir gerekçeyle açıklanamaz, hiçbir şekilde kabul edilemez. Bu açık adaletsizliğin bir an önce ortadan kaldırılması, arkadaşlarımızın barış ve demokrasi yürüyüşüne özgür şartlarda katılması acil talebimiz ve beklentimizdir.”

Paylaşın

Türkiye, Dini Azınlıkların Ayrımcılığa Maruz Kaldığı Ülkeler Arasında

“Kirche in Not”un raporunda, Türkiye, Mısır, Etiyopya, Vietnam, Rusya gibi ülkelerle birlikte dini azınlıkların ayrımcılığa maruz kaldığı belirtilen 38 ülke arasında sayıldı.

Uluslararası Katolik yardım kuruluşu “Kirche in Not”, 2025 yılı din özgürlüğü raporunu yayımladı. Dünya çapında 62 ülkede din özgürlüğü hakkının ihlal edildiği tespitine yer verilen raporda ihlallerin daha çok Afrika ve Asya ülkelerinde görüldüğü kaydedildi.

Raporun baş editörü Marta Petrosillo, dünyada 5 milyar 400 milyon insanın, başka bir deyişle dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 65’inin din özgürlüğünün ihlal edildiği ülkelerde yaşadığını kaydetti.

Vatikan ile bağlantılı bir kurum olan Kirche in Not’un raporunda din özgürlüğüne yönelik ihlaller “hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve takibat” olmak üzere üç grupta sınıflandırıldı.

Türkiye; Mısır, Etiyopya, Vietnam, Rusya gibi ülkelerle birlikte dini azınlıkların ayrımcılığa maruz kaldığı belirtilen 38 ülke arasında sayıldı.

Aralarında Çin, Hindistan, Nijerya ve Kuzey Kore’nin de bulunduğu 24 ülke ise dini azınlıkların takibata maruz kaldığı “en kötü” olarak sınıflandırılan kategoride yer aldı. Bu ülkelerin yüzde 75’inde durumun, son rapordan bu yana daha da kötüleştiğine işaret edildi.

Raporda, Batılı sanayi ülkelerinde de din özgürlüğü hakkına yönelik ihlallerin arttığı kaydedildi. Özellikle Hamas’ın İsrail topraklarına saldırdığı ve Gazze savaşının başladığı 7 Ekim 2023 tarihinden sonra İslam karşıtı ve antisemit nefret suçlarının güçlü bir şekilde arttığına dikkat çekildi. Almanya’da Gazze savaşı bağlantılı, sinagog ve camilere yönelik saldırı, taciz, internette nefret söylemi gibi toplam 4 bin 369 ceza vakasının kayıtlara geçtiği, bu sayının 2022’de sadece 61 olduğu kaydedildi.

Fransa’da da antisemit eylemlerin son iki yılda rekor seviyelere çıktığına işaret edilen raporda İslam karşıtı nefret suçlarının yüzde 29 arttığı, antisemit nefret suçlarının yüzde 1000 oranında artış gösterdiği belirtildi.

Raporda, “Bir temel hak olan din özgürlüğü sadece üçüncü dünya ülkelerinde değil, sanayi ülkelerinde de ihlal edilmektedir” denildi.

Rapora göre Batılı ülkelerde Hristiyanlara ve kiliselere yönelik saldırılarda da belirgin artış yaşandı. 2023 yılında Fransa’da Hristiyanlık karşıtı yaklaşık 1000 eylem kayıtlara geçerken Yunanistan’da kiliselere yönelik 600’ün üzerinde vandallık olayı yaşandı. Kanada’da da 2021-2024 arasında 24 kilisenin kundaklandığı belirtildi. İspanya, İtalya, İngiltere ve Hırvatistan’da da benzer eğilimler gözlemlendiği, din adamlarının, ibadet yerlerinin saldırıya uğradığı kaydedildi.

Kirche in Not’un İtalya bölümü başkanı Sandra Sarti, son 25 yılda din özgürlüğünde olumsuz yönde gelişmeler kaydedildiğini belirterek din özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların zorunlu göçün de temel nedenlerinden biri olduğuna vurgu yaptı.

1947 yılında kurulan Kirche in Not, Papalık hukukuna göre vakıf statüsüne sahip. Sadece bağışlarla finanse edildiğini belirten kuruluş, 1999 yılından bu yana yaklaşık 200 ülkede din özgürlüğünü mercek altına alıyor ve iki yılda bir raporlaştırıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

‘Libya Tezkeresi’ 2 Yıl Daha Uzatıldı

Libya’ya asker gönderilmesi için verilen izin süresinin 2 yıl daha uzatılmasını öngören Cumhurbaşkanlığı tezkeresi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda görüşüldü.

Haber Merkezi / Konuşmaların ardından yapılan oylamada Libya tezkeresi kabul edildi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunulan Lübnan tezkeresi, yapılan açık oylamada çoğunluğun “evet” oyu vermesiyle kabul edildi. Tezkere, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Lübnan’da konuşlu Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücüne (UNIFIL) katkısının iki yıl daha uzatılmasını öngörüyor.

Tezkerede, Türkiye’nin 2006’dan bu yana UNIFIL’e yaptığı katkının “barışın korunmasına ve Türkiye’nin görünürlüğünün artmasına hizmet ettiği” savunuldu. Metinde, “Lübnan ile ikili ilişkiler ve bölgedeki güvenlik koşulları göz önünde bulundurularak UNIFIL’e katkımızın sürdürülmesinin önem arz ettiği değerlendirilmektedir” ifadeleri yer aldı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2790 sayılı kararıyla UNIFIL’in görev süresi 2026 sonuna kadar uzatılmış, 2027’de ise tedricen tasfiyesi kararlaştırılmıştı.

Ayrıca TBMM Genel Kurulunda Irak ve Suriye’ye asker gönderme tezkeresinin süresinin 3 yıl daha uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanlığı tezkereleri de görüşülecek. EMEP, DEM Parti ve CHP tezkerelere ‘hayır’ oyu vereceklerini açıklamıştı.

Tezkerede, şunlar kaydedildi: “Lübnan ile ikili ilişkilerimiz ve bölgedeki güvenlik koşulları da göz önünde tutularak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin UNIFIL’in görev süresinin uzatılması ve tedricen tasfiyesi yönündeki 2790 Sayılı Kararı uyarınca hudut, şümul ve miktarı Cumhurbaşkanınca belirlenecek Türk Silahlı Kuvvetleri unsurlarının 1701 Sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı ve 880 Sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi kararıyla tespit edilen ilkeler kapsamında 31 Ekim 2025 tarihinden itibaren 2 yıl daha UNIFIL’e iştirak etmesi ve bununla ilgili gerekli düzenlemelerin Cumhurbaşkanınca yapılması için gereğini Anayasa’nın 92’nci maddesi uyarınca bilgilerinize sunarım.”

Paylaşın

Anket: İmamoğlu İle Erdoğan Arasındaki Fark 9 Puan

Son seçim anketine göre; Ekrem İmamoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın 9 puan önünde. Ankete katılan katılımcıların, yüzde 54.5’i İmamoğlu’na, yüzde 45.5’i ise Erdoğan’a oy verebileceklerini belirtti.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ALF Araştırma, 06-09 Ekim 2025 tarihleri arasında Türkiye genelinde 2 bin katılımcıyla gerçekleştirdiği “Seçmen Eğilimleri Araştırması” sonuçlarını açıkladı.

“Bu pazar cumhurbaşkanlığı seçimi olsa kime oy verirsiniz” sorusunun sorulduğu ankette, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Ekrem İmamoğlu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel yer aldı.

Ankette yer alan cumhurbaşkanlığı seçim senaryolarında ise Erdoğan’ın üstünlük kuramadığı görüldü:

Ekrem İmamoğlu vs. Recep Tayyip Erdoğan: İmamoğlu yüzde 54.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 45.5’de bırakarak galip geldi.

Mansur Yavaş vs. Recep Tayyip Erdoğan: Yavaş yüzde 55.7 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 44.3’de bırakarak açık ara önde yer aldı.

Özgür Özel vs. Recep Tayyip Erdoğan: Özgür Özel yüzde 50.5 oy oranıyla Erdoğan’ı yüzde 49.5’de geride bıraktı.

Paylaşın

Aziz İhsan Aktaş İddianamesi Tamamlandı

“Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” soruşturması tamamlandı: Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, rüşvet, ihaleye fesat karıştırma, resmî ve özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve malvarlığı aklama.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen “Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” soruşturmasında önemli bir aşamaya gelindi.  Başsavcılığın açıklamasına göre, 40’ı tutuklu olmak üzere toplam 200 kişi hakkında 20 Ekim 2025 tarihinde kamu davası açıldı.

Sanıklara yöneltilen suçlamalar arasında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme”, “rüşvet”, “ihaleye fesat karıştırma”, “resmî ve özel belgede sahtecilik”, “dolandırıcılık” ve “malvarlığı aklama” gibi ağır suçlar yer alıyor. Suç örgütü lideri olarak iddianamede yer alan ve 704 yıla dek hapsi istenen Aktaş tutuksuz yargılanırken, belediye başkanları ise tutuklu bulunuyor.

23 Mart’ta “yolsuzluk” suçlamasıyla görevden uzaklaştırılan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan “‘suç örgütü lideri” olarak bahsedilen iddianamede, “rüşvetle” suçlanan CHP milletvekilleri Özgür Karabat ve Burhanettin Bulut hakkında da fezleke düzenlendi. Fezlekeler, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Başsavcılığın açıklaması şöyle: “Cumhuriyet Başsavcılığımızca yürütülmekte “Aziz İhsan Aktaş Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” soruşturması sonucunda 40’ı tutuklu toplam 200 şüpheli hakkında Suç İşlemek Amacıyla Örgütü Kurma ve Yönetme, Suç Örgütüne Üye Olma, Suç Örgütüne Üye Olmamakla Birlikte Örgüte Yardım Etme, İhaleye Fesat Karıştırma, Edimin İfasına Fesat Karıştırma,

Resmi Belgede Sahtecilik, Özel Belgede Sahtecilik, Rüşvet Alma, Rüşvet Vermek, Rüşvetin Temin Edilmesine Aracılık Etme, Kamu Kurum Kuruluşları Zararına Dolandırıcılık, Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama, Haksız Mal Edinme ve Gerçeğe Aykırı Fatura Düzenleme suçlarından 20/10/2025 tarihinde iddianame düzenlenmiş olup İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde kamu davası açılmıştır.

Özel: İftiralar çökecek

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, iddianameye tepki gösterdi. Özel, iddianamenin “tel tel döküldüğünü” vurgulayarak, “Deliller tartışıldığında iftiraların çökeceğini herkes görecek” dedi.

Çankaya Belediyesi Atatürk Sanat Merkezi’nin açılışında konuşan Özel, 704 yıla kadar hapisle yargılanması istenmesine rağmen serbest bırakılan suç örgütü lideri Aziz İhsan Aktaş’ın durumuna dikkat çekti. “Yapmadığı kalmamış ama itirafçı olmuş, örgüt kurmuş dışarıda geziyor; onun iftira ettiği belediye başkanları içeride. Bu iddianame baştan sona tutarsızlıklarla dolu” ifadelerini kullandı.

Özel, CHP’li belediye başkanlarına yönelik suçlamaların da dayanaksız olduğunu vurgulayarak, “Adana, Adıyaman, Seyhan, Ceyhan belediye başkanlarına birer satır suçlama yazılmış. Onların İstanbul’daki bu dosyayla ne ilgisi var? Suçlamanın türünü değiştirerek dosyaya eklemişler. Bu işin bahanesi kalmamıştır” dedi.

“Yargılama sürecinde gerçeklerin ortaya çıkacağını” söyleyen Özel, “Deliller tartışılacak, savunmalar yapılacak, iftiralar çökecek. İftiracılar bakalım sözlerinin arkasında nasıl duracak” diyerek davaya tepki gösterdi.

Paylaşın

İmamoğlu’nun “Diploma” Davası 8 Aralık’a Ertelendi

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında 8 yıl 9 aya kadar hapis cezası talep edilen diploma davası 8 Aralık’a ertelendi.

Tutuklanarak görevden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, üniversite diplomasının sahte olduğu iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşması salon tartışmaları arasında ertelendi.

Duruşma salonunun küçüklüğü gerekçesiyle davayı izlemek isteyen gazeteci ve avukatların salona alınmamasının ardından Ekrem İmamoğlu duruşmaya katılmama kararı aldı. Duruşma sonrasında daha büyük bir salona taşındı ve hakim İmamoğlu’nun salona getirilmesine karar verdi. Ancak bu salon da ilk duruşmanın görüldüğü en büyük salon değildi.

İmamoğlu mahkemede, “Salon değişikliğinden bu sabah haberimiz oldu. Kalabalık avukat ve seyirci kitlesi diğer salonu düşünüp geldiler. En dar salona alınmasından dolayı birçok avukat içeri giremedi. Aralarında benim müdafilerim vardı” dedi.

İmamoğlu, “içeri giremeyen müdafilerinden dolayı savunma yapmasının mümkün olmadığını” söyledi ve duruşmanın ertelenmesini talep etti.

İmamoğlu’nun savunma yapmadığı duruşma 8 Aralık’a ertelendi.

Silivri’de kameraların karşısına geçen CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, “Ekrem İmamoğlu’nun zorla salona getirilmesi söz konusu olamaz. Ekrem İmamoğlu müdafiileri ile müzakere içerisinde bu kararı almıştır. Olağan yargılama koşulları söz konusu olduğunda Ekrem İmamoğlu salonda yerini alacaktır” dedi.

Duruşmanın küçük bir salona taşınmasını keyfi olarak değerlendiren Günaydın, “Olağanüstü koşullar söz konusu olduğu sürece buraya çıkmayacağız” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’un tutuklu olduğunu da hatırlatan Günaydın, “Avukatının bu duruşmaya SEGBİS’le bağlanması dahi son dakika kararı ile oradan kaldırılmıştır” dedi.

İddianamede neler var?

İmamoğlu 1990’da Kıbrıs’ta öğrenim gördüğü Girne Amerikan Üniversitesi’nden (GAÜ) İstanbul Üniversitesi’ne yatay geçiş yapmış ve 1994’te işletme fakültesinden mezun olmuştu. İddianamede, GAÜ’nün 1990 yılında YÖK tarafından tanınan bir üniversite olmadığı, 1993 yılında tanındığı vurgulandı.

O yıllarda Kıbrıs’ta faaliyet gösteren kurumlardan sadece Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin tanındığı, ancak “yatay geçiş kontenjanlarının usulsüz olarak arttırıldığı” iddia edildi.

İmamoğlu’nun yatay geçiş sürecinde İstanbul Üniversitesi’ne ibraz ettiği belgelerin, Doğu Akdeniz Üniversitesi’ne ait olmadığı ifade edildi.

“İstanbul Üniversitesi tarafından İmamoğlu’nun kaydının Doğu Akdeniz Üniversitesi öğrencisi olarak yapıldığı, gerçeğe aykırı resmi belgenin açık bir hile ile düzenlendiği” iddia edilen belgenin “şeklen doğru ancak içerik bakımından sahte” olduğu savunuldu.

İddianamede, İmamoğlu’nun “resmi belgede sahtecilik” suçunu “zincirleme şekilde” işlediği, “hileli bir şekilde aldığı evrakı” yüksek lisans amacıyla İstanbul Üniversitesi’ne, askerlik hizmeti için Milli Savunma Bakanlığı’na ve Yüksek Seçim Kurulu’na sunduğu iddia edildi.

Paylaşın

CHP’li Altı Başkan Hakkında Tutukluluğuna Devam Kararı

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

CHP’li Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat başta olmak üzere CHP’li Esenyurt, Gaziosmanpaşa, Avcılar, Seyhan ve Ceyhan Belediye Başkanları ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutuklanmasına neden olan ve kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş” ya da “Beşiktaş Soruşturması” olarak bilinen dosyada bugün akşam saatlerinde tutukluluk incelemesi yapıldı.

Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Avukat Ersöz, geçen hafta cuma günü söz konusu dosyada tefrik (ayırma) kararı verildiğini duyurmuştu. Ersöz, sosyal medya hesabında bugünkü karara ilişkin, “Bu uygulama, ‘iddianame mahkemeye gönderilmeden hemen önce’, değerlendirme kararı verilmesi ve tensip zaptı düzenlenmesi için mahkemeye zaman kazandırmak amacıyla gerçekleştirilen son tutukluluk incelemesi olarak da nitelendirilebilir” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Parti Meclisi üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe’nin isimleri tutukluluk incelemesinde yer almadı.

Avukat Ersöz bu isimlerin yakın zamanda mahkemeye sunulması planlanan iddianamede yer almayabileceklerini belirterek “Ana dosyada (2024/236201) tutuklu bulunan Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner ve Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Behçetepe tutukluluk incelemesinde yer almadı. Eğer başka bir Mahkeme tarafından yapılan bir tutukluluk incelemesi yoksa, bu isimlerin iddianame dışında kalabileceği anlamı taşıyabilir” dedi.

Paylaşın

Demirtaş’tan “Süreç” Mesajı: Yasa Yapma Süreçleri Hızlanmalı

Tuncer Bakırhan ile bir mesaj ileten Selahattin Demirtaş’ın, “Barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından atılacak olumlu adımların, ilerletici adımların ve yasa yapma süreçlerinin hızlanması” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ziyaret etti. Ziyareti sonrası Edirne Cezaevi önünde açıklama yapan Eş Genel Başkanlar şunları söyledi.

Hatimoğulları, şunları söyledi: “Değerli basın emekçileri, bugün Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan ile birlikte Sevgili Selahattin Demirtaş’ı ziyaret ettik. Buradan da Kandıra’ya geçerek Sevgili Figen Yüksekdağ’ı, Semra Güzel’i ziyaret edeceğiz. Bugünkü ziyaretimizde Belediye Eşbaşkanımız Selçuk Mızraklı’yı da ziyaret ettik. Türkiye toplumunun tamamına çok selamları var. Onları soran herkese kucak dolusu selam ve sevgilerini ilettiler. Sağlık durumları son derece iyiydi, moralleri oldukça yüksek ve barışa dair umutları da son derece yüksek.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki; 4 Kasım’da Eş Genel Başkanlarımızın da içinde bulunduğu kapsamlı bir operasyonla Türkiye bir karanlığa sürüklendi. 10’uncu yılını geride bıraktık tutukluluklarının. Ortada AİHM Büyük Dairenin kararı olmasına rağmen hala içerideler. Bunun hiçbir hukuki dayanağı yoktur. Bugün Türkiye’de mevcut yasalar ve mevcut anayasaya karşı bir ihlal söz konusudur. Türkiye AİHS’e taraf bir ülkedir. AİHS’e taraf bir ülke olarak AİHM kararlarının uygulanmaması uluslararası hukuku tanımamak anlamına gelir.

9 yılı bitirip 10’uncu yılına girecek tutukluluk süreleri. Haksız ve hukuksuz bir şekilde arkadaşlarımızın hala içeride olmasını kabullenmek mümkün değildir. Özellikle bizlerin barış sürecini ve demokratikleşmeyi konuştuğumuz bugünlerde atılacak en önemli adımlardan bir tanesi AİHM kararlarının hayata geçirilerek Kobanî Kumpas Davasından tutuklu bulunan Sevgili Selahattin Demirtaş, Figen yüksekdağ ve bütün Kobanî tutsaklarının acilen serbest bırakılmasıdır.

Arkadaşlarımızın dışarıya gönderdikleri çok önemli bir mesaj var. Barış sürecini sonuna kadar desteklerinin bir kez daha bugün altını çizdiler. Sevgili Selahattin Demirtaş’ın ısrarla yaptığı en temel vurgu barış sürecinin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından atılacak olumlu adımların, ilerletici adımların ve yasa yapma süreçlerinin hızlanması. Bu konuda bizler de bir kez daha DEM Parti olarak diyoruz ki bu süreçte atılacak önemli adımlardan biri AİHM kararlarının hayata geçmesi ve Sayın Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve bütün Kobanî tutsaklarının serbest bırakılmaları.

Cezaevinde dört duvar arasında barışı desteklemekten öte açık alanda bugün bizlerle birlikte dışarıda barış sürecinin toplumsal inşasında çok büyük katkıları olacak ve bu katkıyı cezaevinde değil dışarda özgür bir şekilde bütün toplumla paylaşabilmeleri çok önemli ve çok anlamlı.

Son cümlem şudur. AİHM kararı derhal uygulanmalıdır. Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Kobanî Kumpas Davasının bütün tutsakları acilen serbest bırakılmalıdır. Bunun barış sürecine büyük katkı sağlayacağına inancımız da sonsuzdur. Arkadaşlarımızın serbest olarak bugün basın karşısında sizlerle konuşabiliyor olması gerekiyor. Bu konuda beklenecek bir durum kalmamıştır. Karar acilen hayata geçirilmelidir.

“Suçsuz insanlar özgürleşmeyecekse bu sürece güveni nasıl toparlayacağız? “

Tuncer Bakırhan da şunları söyledi: “Başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ, Selçuk Mızraklı ve Kobanî Kumpas Davasında yargılanan bütün yoldaşlarımızın suçsuz olduklarını biliyoruz. Suçsuzlukları da mahkeme kararlarıyla aslında netleşti. Mahkeme Kobanî Kumpas Davasındaki tutsakların suçsuz olduğunu defalarca belirtmesine rağmen arkadaşlarımızın halen cezaevinde tutuluyor olmaları anlaşılır gibi değil. Eleştiriyoruz, kınıyoruz. Yeni bir sürece girdik. Yeni bir sürecin tartışmalarını yürütüyoruz.

Suçsuz insanlar, 10 yıldır içeride olan insanlar özgürleşmeyecekse, özgür olmayacaksa biz bu sürece güveni, desteği nasıl toparlayacağız? Dolayısıyla en başta suçsuzlukları mahkeme kararlarıyla kesinleşmiş olan başta Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobanî Kumpas Davasındaki yoldaşlarımızın bir an önce artık bırakılması gerekiyor.

Gerçekten bir süreç yürütüyorsak, gerçekten bu sürece inanıyorsak, bu sürece en büyük katkıyı sunacak arkadaşlarımızın halen cezaevlerindeki hücrelerde bulunmasının bir anlamı yoktur. Biz arkadaşlarımızın, Eş Genel Başkanımızın dediği gibi bu sürece büyük katkılar sunacaklarını düşünüyoruz.

Onların yeri artık hücreleri değil, cezaevleri değil, bizim yanımızdır. Bizimle birlikte bu barışı toplumsallaştırmak için bir an önce bırakılmaları gerektiğini tekrar ediyorum. Selamlarımı, saygılarımı Türkiye haklarına gönderiyorum. Bu konuda duyarlı olmaları gerektiğini belirtiyorum. Hepimize kolay gelsin. Teşekkürler.”

Eş Genel Başkanlar daha sonra Figen Yüksekdağ’ı ziyaret etmek üzere Kandıra Cezaevine geçti.

Paylaşın