RTÜK Başkanı Şahin Sokak Röportajlarını Hedef Aldı

YouTube kanallarında yayınlanan sokak röportajları ile ilgili önlemler alacaklarını dile getiren RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, bu röportajlarda bilinçli yönlendirme çabaları ile “her şeyin kötüye gittiği” yönünde algı oluşturulduğunu savundu.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, genellikle YouTube kanallarında yayınlanan sokak röportajları ile ilgili önlemler alacaklarını dile getirdi.

Bu röportajlarda bilinçli yönlendirme çabaları ile “her şeyin kötüye gittiği” yönünde algı oluşturulduğunu savunan Şahin, “RTÜK olarak daha önce de açıkça uyardığımız bu tür yayınların, toplumda umutsuzluk ve ayrışma oluşturmasına asla izin vermeyeceğiz. Kamuoyunu kasıtlı biçimde yönlendiren, halkı karamsarlığa sürükleyen içeriklere müsamaha gösterilmeyeceğini bir kez daha vurguluyor, benzeri yayınlarla ilgili tüm yasal yetkileri sonuna kadar kullanacağımızı önemle hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.

RTÜK Başkanı Şahin, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Üst Kurulumuzun İzleme ve Değerlendirme Uzmanları tarafından yapılan analizler sonucunda; sokak röportajları adı altında bazı yayınların sistematik biçimde ve röportajı yapan kişinin bilinçli yönlendirme çabaları ile ‘her şeyin kötüye gittiği’ yönünde algı oluşturma çalışmalarında son zamanlarda artış olduğu tespit edilmiştir” dedi.

“Belirli kesimlerin duygularını istismar eden, halkın umut duygusunu zedeleyen bu yayınlar; medya etiğine, ifade özgürlüğünün sınırlarına ve kamu yararına aykırıdır” diyen Şahin, mesajını şöyle tamamladı: “Eleştiri elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurudur; ancak yapıcı eleştiriler ile toplumun moralini ve geleceğe inancını yok etmeyi amaçlayan sistematik karamsarlık dili aynı şey değildir.”

Paylaşın

İmamoğlu’nun “Savcılara Hakaret” Davası Düşürüldü

Ekrem İmamoğlu hakkında, kent uzlaşısı soruşturmasını yürüten iki savcıya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında açılan dava düştü.

Tutuklandıktan sonra görevinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, kent uzlaşısı soruşturmasını yürüten iki savcıya yönelik sözleri nedeniyle “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret” suçundan başlatılan soruşturma kapsamında açılan dava düştü.

Kararın gerekçesinde, “Her ne kadar iş bu dava dosyasının duruşması 22/10/2025 tarihine bırakılmış ise de; sanığın celse arasında önödeme ihtaratı kapsamında ödeme yaptığı görülmekle, işin sürüncemede kalmaması için duruşmaya mahsus salonda re’sen celse açıldığı ve ön ödemenin vezneye yatırıldığı anlaşıldı” ifadelerine yer verildi.

İmamoğlu hakkında 4 yıl 1 aya kadar hapis talep edilen iddianame, gönderildiği İstanbul 27. Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti. İmamoğlu’nun bu dava nedeniyle 22 Ekim’de hakim karşısına çıkması bekleniyordu.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, İki cumhuriyet savcısı, “müşteki” sıfatıyla yer alıyordu.

İddianamede, İmamoğlu’nun 23 Mart’ta “silahlı terör örgütüne yardım etmek” suçundan yürütülen soruşturma kapsamında savcılıkta ifadesi alındıktan sonra tutuklanması talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildiği anımsatılarak, hakimlikteki sorgusunda İmamoğlu’nun, tutuklamaya sevk yazısında isimleri bulunan iki cumhuriyet savcısına yönelik “hakaret içerikli” beyanları gerekçesiyle soruşturma başlatıldığı kaydedilmişti.

İddianamede, İmamoğlu hakkında “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” suçundan 9 aydan 4 yıl 1 aya kadar hapis cezası verilmesi, ayrıca Türk Ceza Kanunu’nun 53. maddesinde yer alan “belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma” hükmünün uygulanması istenmişti.

İddianame, İstanbul Asliye Ceza Mahkemesince kabul edilmişti.

Paylaşın

SDG Komutanı Mazlum Abdi: Suriye Ordusuna Katılmak İçin Anlaştık

Associated Press’e (AP) konuşan Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı Mazlum Abdi, SDG’nin merkezi orduya entegrasyonu konusunda Şam’la prensip anlaşmasına vardıklarını söyledi.

Abdi’nin açıklamaları, Ahmed Şara hükümeti ve SDG arasında Mart ayında başlayan müzakerelerin pozitif yönde seyrettiğine dair beklentileri artırdı.

Abdi geçtiğimiz günlerde de AFP’ye bir mülakat vermiş, SDG’nin Suriye ordusuna entegrasyonu konusunda “ön anlaşma” sağlandığını duyurmuştu.

AP’nin haberine göre SDG ve Şam arasındaki prensip anlaşmanın en önemli unsuru Kürt savaşçıların bireysel olarak mı yoksa örgütlü halde mi Suriye ordusuna katılacağına ilişkin.

Bu konuda bir birleşme mekanizması üzerinde uzlaştıklarını söyleyen Abdi, “Söz konusu olan büyük bir sayı, on binlerce asker ve binlerce iç güvenlik gücünden bahsediyoruz. Bu yapı, diğer küçük gruplar gibi bireysel olarak Suriye ordusuna katılamaz. Bunun yerine Savunma Bakanlığının kurallarına uygun biçimde oluşturulmuş büyük askeri birlikler olarak katılacaklar” dedi.

Bu süreci yönetmesi için bir komite kurulduğunu da belirten Abdi, SDG’den orduya katılacak asker ve komutanların “iyi rütbeler” almasını beklediğini ifade etti.

Suriye’nin kuzeyi ve doğusundaki toprakları kontrol eden SDG, IŞİD’e karşı savaşta öncü güç olarak önemli bir askerî tecrübe kazandı. Amerikan ordusunun destek verdiği SDG, görece iyi ekipmanlara da sahip.

Abdi, sahip oldukları tecrübenin Suriye ordusunu güçlendireceğini ifade etti.

Abdi yalnızca ordunun değil, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (AANES) topraklarında görev yapan polis gücünün de merkezi polis teşkilatına katılacağını, bu konuda da prensip anlaşmaya vardıklarını belirtti. Daha önce SDG, polis teşkilatının özerkliğini talep ediyordu.

SDG komutanı Suriye’de geçtiğimiz aylarda yaşanan ve Aleviler ile Dürzilerin hedef alındığı mezhep çatışmalarının entegrasyon sürecini yavaşlattığını, Mart ayında Şam’la yapılan anlaşmanın uygulanmasının bu nedenle şu ana dek geciktiğini belirtti. Benzer şiddet olaylarının tekrarlanmamasının önemine vurgu yaptı.

Anlaşma, silahlı güçlerin yanı sıra Kürt bölgesindeki tüm sivil ve ekonomik kurumların da merkezi yönetimle entegrasyonunu öngörüyor.

Abdi, Şam ile yaptıkları anlaşmanın Türkiye’nin itirazlarını gidereceğini de umuyor.

SDG’yi PKK’nın bir uzantısı olarak gören ve terör örgütü sayan Türkiye, Suriye’de silah tekelinin Şam’a geçmesini istiyor. Ankara sınır kapıları, petrol kuyuları gibi stratejik altyapının denetiminde de tek söz sahibi olarak Şam’ı görmek istiyor.

Abdi, Şam ile varılan anlaşmanın Türkiye’yi de memnun edeceği konusunda iyimser, “Eğer biz Suriyeliler olarak anlaşmaya varırsak, ki şu anda olan bu, Türkiye’nin Suriye’ye müdahale etmesi için bir gerekçesi kalmayacaktır” diyor.

AP’ye yaptığı açıklamada Mazlum Abdi, SDG’nin Suriye ordusuna katılması konusunda “Türk tarafında bir miktar esneklik gözlemlediklerini” de söyledi.

Paylaşın

Saray, Saatte 70 Asgari Ücret Harcıyor

2025 yılının ilk dokuz ayında Cumhurbaşkanlığının 10 milyar liradan fazla harcadığını söyleyen CHP’li Burhanettin Bulut, Saray’ın her saat başı 70 asgari ücret harcadığını ifade etti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, bu yılın ilk dokuz ayında Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın 592 bin 833 emeklinin, 452 bin 484 asgari ücretlinin maaşını harcadığını belirterek, “Ekonomik krizmiş, millet açmış, işsizmiş, dar gelirli eve ekmek götüremiyormuş Saray’ın umurunda değil. İtibardan tasarruf etmeyen Saray, günde 37 milyon 55 bin 993 TL harcadı” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın, bu yılın ilk dokuz ayındaki harcamalarını değerlendiren Bulut, “Cumhurbaşkanlığı Sarayı, Ocak ayında 1 milyar 779 milyon 281 bin TL, Şubat ayında 1 milyar 313 bin 737 TL, Mart ayında 542 milyon 22 bin TL, Nisan ayında 1 milyar 710 milyon 494 TL, Mayıs ayında 652 milyon 899 bin TL, Haziran ayında 955 milyon 89 bin TL, Temmuz ayında 950 milyon 89 bin TL, Ağustos ayında 1 milyar 661 milyon 787 bin TL, Eylül ayında 784 milyon 937 bin TL olmak üzere yılın ilk 9 ayında 10 milyar 4 milyon 638 bin TL para harcadı. Saray’ın harcamaları, ayda 1 milyar 111 milyon 626 bin 445 TL, 1 günde 37 milyon 55 bin 993 TL, saatte 1 milyon 544 bin TL’ye tekabül ediyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı’nın harcamalarını, en düşük emekli maaşı ve asgari ücretle karşılaştıran Bulut, şöyle devam etti:

“En düşük emekli maaşının 16 bin 881 TL olduğu Türkiye’de, Saray, 9 ayda 592 bin 833 emeklinin, ayda 65 bin 870 emeklinin, bir günde 2195 emeklinin, bir saatte 92 emeklinin maaşını harcadı. Saray’ın harcamalarını 22 bin 104 lira 67 kuruş olan asgari ücret üzerinden değerlendirdiğimizde 9 ayda 452 bin 484 asgari ücretlinin, bir ayda 50 bin 276 asgari ücretlinin, bir günde 1676 asgari ücretlinin, bir saatte 70 asgari ücretlinin maaşını harcadı.”

Bu rakamların ülkedeki gelir dağılımı adaletsizliğini ve iktidarın harcama önceliklerini açıkça ortaya koyduğunu belirten Bulut, “Ekonomik krizmiş, millet açmış, işsizmiş, dar gelirli eve ekmek götüremiyormuş Saray’ın umurunda değil. Vatandaş her geçen gün daha da yoksullaşırken, Saray kendi lüksünden en ufak bir fedakârlık yapmıyor. Halk en temel ihtiyaçlarını karşılayamaz hale gelmişken, Saray’ın bir dakikalık harcaması bile bir emeklinin maaşına denk geliyor. Bu tablo hem ekonomik krizin hem de siyasi sorumsuzluğun aynasıdır” değerlendirmesini yaptı.

İktidara, “Tasarrufu vatandaştan değil, saraydan başlatın” çağrısında bulunan Bulut, israf ve savurganlığın artık kabul edilemez boyutlara ulaştığını kaydetti.

Paylaşın

DEM Parti’den Dervişoğlu’na Yanıt: Zavallı

İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nun kendilerini hedef alan sözlerine cevap veren DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Savaştan beslenen ve bunu ikbal zanneden zavallılarsınız” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun partisinin grup toplantısında kendilerini hedef alan açıklamalarına cevap verdi.

Dervişoğlu açıklamasında, “Siz bu milletin başına bela olan bir terör örgütünün siyasi uzantısısınız. En az onlar kadar da alçaksınız. Böylesine arsız, böylesine yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, sözleri ihanet, ikametleri kandil, pusulaları İmralı’dır bu alçakların” dedi.

DEM Partili Doğan, sosyal medya hesabından Dervişoğlu’na verdiği cevapta şu ifadeleri kullandı:

“Siz ‘milli hassasiyet’ tacirlerisiniz. Kan, savaş, ölüm sizin pusulanız. Savaştan beslenen ve bunu ikbal zanneden zavallılarsınız. Barışın mümkün olduğunu hisseden korkaklarsınız. Korkunuz arttıkça nefretiniz büyüyor, maskeniz düşüyor. Bu ülkeye barışı, kardeşliği ve demokrasiyi size rağmen getireceğiz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Nadir Elementler” Açıklaması: Verilmesi Sözkonusu Değil

Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından konuşan Erdoğan, “Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla sözkonusu değildir” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle: “Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma çabalarımız hız kesmeden sürüyor. Son kabine toplantımızdan bu yana yine yoğun bir mesai dönemi geçirdik. İçeride toplu açılış törenleri, il ziyaretleri, dışarıda uluslararası zirve ve seyahatler ile millete hizmet mücadelemizi kararlılıkla devam ettirdik. Ana muhalefet partisiyle aramızda ufuk, vizyon ve zihniyet farkı kendini belli ediyor.

Dünyanın içinden geçtiği fırtınalı dönemde Türkiye liyakatli kadroların riyasetinde, emin ve ehil ellerde güvendedir. Yasamada Cumhur İttifakı olarak tam uyum ve koordinasyon içinde çalışıyoruz. Yürütmede kabine üyelerimiz ve bürokratlarımızla ülkemizin sorunlarına çözüm yolları geliştiriyoruz. Yargımız anayasanın sınırları çerçevesinde adaletin tecellisi için gayret gösteriyor.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin en mühim çıktılarından biri olan bu kazanımları güçlendirerek devam ettirmek kararlılığındayız. Dünyada birçok ülkenin başına gelse yerle yeksan olacağı krizleri biz 86 milyonun kılına dahi zarar germeden başarıyla yönetiyoruz. Son asrın en ciddi sağlık krizi, Rusya-Ukrayna arası savaşı, kanlı çatışmalardan ticaret ve gümrük savaşlarına kadar birçok meselede bunu gördük, yaşadık, bilfiil tecrübe ettik. Tuzağa düşmedik, oyuna gelmedik. Batılı ülkeler bize ne der, diye değil, 23 yılın engin tecrübesi, birikimi, muktesebatı ile politikalarımızı belirledik.

Dün bizi hem koronavirüs salgınında hem de Rusya-Ukrayna krizinde insafsızca yerenler bugün utangaç da olsa hak verir noktaya geldiler. Bizi Avrupa ve Batı bloğundan uzaklaşmakla suçlayanlar bugün takip ettiğimiz politikalara övgüler düzüyor. Bizi tenkit edenlerin kimi zaman 2 yıl kimi zaman 4 yıl kimi zaman çok daha gecikmeli de olsa bizi takdir eder konuma gelmeleri elbette kendi gelişmeleri açısından önemli. Doğruyu bildikleri halde ikrar edemeyenlere maalesef yapacağımız bir şey yoktur.

Onlar boş beleş işler peşinde koşarken biz ülkemize ve milletimize hizmet için aşkla koşturduk. 1 Ekim’de TBMM’nin yasama yılının açılışını gerçekleştirdik. 4 Ekim’de toplam değeri 8 milyar 425 milyon lirayı bulan 50 projemizin açılış ve temel atma törenlerini icra etmek üzere Sultanbeyli ilçemizdeydik. 4 Ekim tarihi bizim için bir başka önemli ve kritik gün oldu. İsrail’in işgal ve soykırımına tepki olarak farklı ülkelerden Gazze’ye doğru yelken açan Sumud filosuna güçlü moral desteği verdik. Vatandaşlarımızın da içinde olduğu aktivistlerin tahliye sürecini başarıyla yönettik.

Toplam 137 aktivisti ülkemize güvenle getirdik. Gözaltına alınan 3 milletvekilimiz de Bakü üzerinden Türkiye’ye sorunsuz, sıkıntısız şekilde ulaştı. Türk Hava Yollarımızın 10 Ekim’deki seferle 18’i vatandaşımız olan toplam 94 aktivisti Türkiye’ye intikal ettirdik. İnsanlığın vicdanına tercüman olan tüm vatandaşlarımıza, aktivistlere bir kez daha teşekkür ediyor, tekrar geçmiş olsun diyorum. Batılı aktivistlerin tahliye operasyonumuzdan övgüyle bahsettiği bu yolda Türkiye’yi suçlayanları milletimin vicdanına havale ediyorum.

Ana muhalefetin Türkiye’nin enerji arz güvenliğini hedef alan yakışıksız iddia ve ithamlarını tek tek çürüttük. Sakarya gaz sahasından şu anda 4 milyon hanemizin doğalgaz ihtiyacını karşılıyoruz. Bu sayı 2026’da 8 milyona 2028’de inşallah 16 milyona çıkacak. Akkuyu’da ilk elektriği çok yakın bir zamanda üreteceğiz. Ana muhalefetin balıkları öne sürerek yaptığı eleştirilere aldırmadan nükleer enerjiye yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Yine muhalefetin çarpıttığı konuya açıklık getirmek istiyorum. Sahip olduğumuz madenlerin katma değerli şekilde uluslararası pazarlara sunuluyor.

Özellikle nadir toprak elementleri, savunma sanayinden yenilenebilir enerji sistemlerine, elektrikli araçlardan haberleşme ve uzay teknolojilerinde kritik rol oynuyor. Eskişehir’in Beylikova ilçesinde bugüne kadar 310 ayrı lokasyonda 125 bin metre sondaj yapıldı. Çalışma sahasında nadir toprak elementleri barit ve florit başta olmak üzere 694 milyon ton kaynak olduğu tespit edildi. Bu saha dünyanın ikinci büyük nadir toprak kaynak sahasıdır. 17 nadir toprak elementinin 10’unun bulunduğu Beylikova’da 12,5 milyon ton nadir toprak oksitleri yer alıyor. Dünyanın en büyük 5 üreticisinden birisi olmak istiyoruz. İlk etapta yıllık 1200 ton cevher işleyeceğimiz Eti maden pilot üretim tesisini devreye aldık. Pilot tesisin endüstriyel tesise dönüşmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

“Maden tetkik arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar”

Pekçok ülke teknoloji geliştirme, danışmanlık ve teknoloji transferi için deneyimli ülkelerle anlaşmalar imzalıyor. Biz de teknolojik hafızaya sahip ülkelerin uzman kuruluşları ile işbirlikleri geliştirmek amacıyla görüşmeler yapıyoruz. Beylikova’daki nadir toprak elementleri sahasının herhangi bir ülkeye verilmesi asla sözkonusu değildir. Her kim bunu iddia ediyorsa kendi ülkesine iftira atıyor demektir. Önce maden tetkik arama çalışmalarını engellemeye çalışıyorlar. Bunda başarılı olamayınca bu sefer işletilmesini sabote etmenin derdine düşüyorlar.

Denklem aslında çok basit; mümkünse engellemek değilse itibarsız hale getirmek. Nadir toprak elementleriyle ilgili yaşananlar da budur. Amaç Türkiye’nin bu kaynağından istifade etmesini engellemektir. Hükümetimize iftira atanlar Karadeniz doğalgazı ile Gabar’daki petrol keşiflerimizi dillerine dolayanlardır. Orada da destek vermek yerine hemen bir kulp taktılar. Bugün de aynısını yapıyorlar, yarın da değişen bir şey olmayacak. Milletimden bunlara karşı uyanık olmalarını rica ediyorum.

Dilde, fikirde, işte birlik ilkesi ışığında Türk devletler arasında dayanışma ver ortaklıkları yapıyoruz. Türk devletleri teşkilatı 12. zirvesine katıldık. Zirvede aldığımız kararların ve Gebele bildirisinin Türk dünyası için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. 9 Ekim’de törenle 2025-2026 Yükseköğretim Akademik Yılı’nın açılışını gerçekleştirdik. Yeni akademik yılın hayırlı olmasını diliyorum. 10 Ekim’de yine toplu açılış ve tören atma törenlerimiz vesilesiyle ana-baba ocağımız Rize’deydik.

Burada 37 projemizin toplu açılışını yaptık. Şehrimizdeki sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasıyla bir araya geldik. 12 Ekim’de Trabzon’a geçerek 13 milyar 514 liralık 130 projemizin açılışını gerçekleştirdik. Orada bir müjdemiz oldu. Deniz üzerine üçüncü havalimanımızı Trabzon’da inşa edeceğiz. Projeyi bitirdik ve inşallah ihalesini hemen kısa zamanda yapıyoruz, ardından bütün makineleri çalıştırmaya başlayacağız.

Türkiye’nin yıldızının giderek daha çok parlamasından, küresel siyasette ağırlığının artmasından gurur duyuyoruz. Türkiye dış politikasındaki barış, diyalog, adalet ve çözümden yana aktif tutumuyla günden güne vazgeçilmez bir oyuncu haline geliyor. Özellikle çatışma çözümlerinde Batı’yı takip eden değil Batı’nın takip ettiği, örnek aldığı bir ülke konumundayız. Suriye ihtilafında 13,5 yıl boyunca duruşumuzu asla bozmadık. Suriyeli mazlumları, zalimlerin ve terör örgütlerinin insafına bırakmadık. Ana muhalefetin sürekli övgü yağmuruna tuttuğu Batılı ülkeler mültecileri almamak için dikenli tel örgülerin arkasına saklanırken biz Suriyeli kardeşlerimizi bağrımıza bastık.

3-5 oy uğruna Suriyeli mazlumları hedef gösterenlere rağmen en kritik zamanlarda siyasi bedel ödemeyi gözönüne alarak vicdanlı tavrımızı muhafaza ettik. Neticede tarihin doğru tarafında duran biz olduk. Zaman lümpen ırkçıları, oy avcılarını, mülteci düşmanlarını değil bizi haklı çıkardı. Bugün komşumuz Suriye’yle ilişkilerimiz her alanda güçleniyor. Birbirimizin yüzüne mahçubiyetle değil tebessümle bakıyoruz. Suriye’de istikrar kökleştikçe herşey çok daha iyi olacak. Gazze’de de Türkiye ilk günden itibaren hakkın, haklının, adaletin safında yer almıştır.

Birilerine şirin gözükmek uğruna Filistin direnişine kara çalmadık. Kalbimizden geçen neyse eğip bükmeden kimseden de çekinmeden onu cesaretle haykırdık. 102 bin tonu bulan insani yardımlarımızla Gazze’li kardeşlerimizin yanında olduk. Tüm toplantılarda Gazze’yi ve Filistin davasını korkusuzca savunduk. Bütün bunları yaparken Gazze’de ateşkesin sağlanması için çalışmayı ihmal etmedik. Bir süredir çok farklı kanallardan yürüttüğümüz diplomasinin katkısıyla Gazze’de varılan ateşkes mutabakatını memnuniyetle karşılıyoruz.

Zulmün, vahşetin, soykırımın ardından elhamdülillah Gazze’de kırılgan da olsa güven iklimi oluştu. 2 yıldır bombaların altında hayatta kalma mücadelesi veren çocukların ilk defa yüzlerinde tebessüm çiçekleri açıyor. Yıkıntıların arasında insanlar, bulabildikleri bir parça eşyaya tutunarak hayata yeniden başlamaya çalışıyor. Bunlar bizim tam olarak anlayabileceğimiz değil sadece izleyip tahayyül edeceğimiz mutluluklardır. 2 yıl boyunca çektikleri çileleri en iyi masum çocuklar bilir. 68 bin şehidi toprağa vermenin acısını yüreği yanık anne ve babalar bilir.

Biz sadece empati kurabiliriz. Sadece onları anlamaya çalışabiliriz. GAzzeli mazlumların yükünü azaltan her çaba bizim için değerlidir. Sadece ateşkes imzaladılar diye küçümsemek kimsenin haddi de hakkı da değildir. İsrail’in verdiği sözleri tutmama konusundaki bozuk sicilinin herkes gibi biz de farkındayız. Bu gerçeğin Filistin direniş hareketi Hamas ve Gazzeli kardeşlerimiz daha çok farkında ama buna rağmen umutlu olmak istiyorlar. Bir daha eski soykırım günlerine dönülmemesi için mevcut tüm baskı unsurlarını canlı tutuyoruz.

Orada hem imzacı 4 ülkenin lideri hem de diğer ülkelerin liderleri olarak çok net bir irade ortaya koyduk. Deklerasyonla bölgemizde kalıcı barışa ve istikrara giden yolda kıymetli adım attık. Deklerasyondaki iradenin sonuna kadar arkasında duracağız. Amerika, Mısır ve Katar’ın benzer tavır sergileyeceğine inanıyorum. Rehine ve mahkum takasıyla birlikte yeni bir aşamaya geçilmiş oldu. İnsani yardımaların girişleri hızlandı. 350’ye yakın TIR’ımız giriş yaptı. Dün 900 ton yardım taşıyan 17. iyilik gemimizi Mersin’den bölgeye yolcu ettik. Bunun devamı da gelecek. İnşallah kış bastırmadan insani yardımlarımıza ağırlık vereceğiz.

Şov yapmadan, başkaları gibi piar peşinde koşmadan yardımlarımıza devam edeceğiz. Bağımsız bir Filistin devleti kurulana kadar bu mücadele hız kesmeyecek. Biz mazluma kol kanat gererken sadece Rabbimizin rızasını gösetiyoruz. Hakkın rızası halkın duasından başka kimseden beklentimiz yok. Samimiyet, hasbilik, tevazu rehberimiz olmaya inşallah devam edecek. Son nefesimize kadar doğruluktan, dürüsttlükten, canla başla çalışmaktan geri duymayacağız. Dün Kocaeli’nde Gürcistan’ı 4-1 yenerek milletimize sevinç yaşatan A milli futbol takımımızı tebrik ediyorum. Kendilerine ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

Dervişoğlu’ndan DEM Parti’ye Çok Ağır Sözler

Partisinin grup toplantısında DEM Parti’yi hedef alan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, “Önderleri katil, sözcüleri müptezel, pusulası da İmralı’dır bu alçakların” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu’nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

“Bugün bir parmak çıklatmasıyla bir araya gelen, kameralara poz vererek bir savaşı daha durdurduk diye övünebilirler. Madem ki bir araya gelip savaşı durdurabiliyorken neden bir araya gelmediniz. Olan; Büyük Orta Doğu projesinin yeni ilanından ibarettir. Emperyalizm sona ermez yalnızca şekil değiştirir.

İktidara diyeceğim şudur; bir kez daha bu milleti ne meşgul edin ne de zararı uğratın. Artık akıllanın da her şeye Türk milletinin gözüyle bakın.

Geçtiğimiz haftada açıklanmasının üzerinden daha bir ay dahi geçmeden Orta Vadeli Plan’a değinmiştik. Milletimizin altında inim inim inlediği enflasyon kadar üreticilerin içine hapsedildiği açmaz da çözüme kavuşturulmadı. Memleketin insanıyla, emekçisiyle bağları tamamen kopmuştur. Bu güne kadar tutmamış olan plan ve programlarının bundan sonra da tutacağı yoktur. Mehmet Şimşek’e tavsivem kovulmadan istifa etmesidir.

Devlet büyükleriyle fotoğrafları suç şebekelerinin karargahlarının duvarlarını süslediği bir ülkede, şucu kötü bir istisna olmaktran çıkartıp makbul ve meşruymuş gibi bu iktidar yükselmiştir. Bazı çevrelere adeta suç işleme imtiyazı tanımıştır. Dosyası suç ansiklopedisine dönmüş nice caniyi salıvermiş, yerlerine akademisyen, yazar, gazeteci, belediye başkanı; size itiraz eden kim varsa cezaevlerine koydunuz. Şimdi zehirli meyvelerini topluyoruz.

Bugün kendilerini savundukları noktada sorsanız uyuşturucu ticaretinden kazandığımız parayı da barış için kazandık diyecekler nerdeyse. Sanki hiç teröre bulaşmamışlar, 50 bin insanımızı katiline kurucu önder derken hiç utanma belirtisi göstermeden bunları söylemeyi barış için bu ülke için mücadele ettiklerini söylüyorlar.

Siz bu milletin başına bela olan terör örgütünün siyasi uzantısısın, en az onlar kadar alçaksınız. Böylesine arsız ve yüzsüzsünüz. Önderleri katil, sözcüleri müptezel, zihinleri kiralık, ruhları satılık, elleri kan, ikameti Kandil, pusulası da İmralı’dır bu alçakların.

Dün Meclis’te yaşananlar Grup Başkanveli’miz Turhan Çömez, İmralı’daki alçak teröristten mesaj getiren Pervin Buldan’a hatırlatmada bulundu. Dediki ‘Siz Atatürk’ün oturduğu koltukta oturuyorsunuz. 50 bin kişinin katili alçak Öcalan’ın mesajını taşımak sizin haddiniz değildir.’ Bu haklı uyarının sebebini biliyorsunuz.

Terörist Öcalan medyanın dilindne rahatsızmış. Medya bizi hiç göstermiyor, biz hiç rahatsızlığımızı dile getirdik mi? Ama biz demokrasiyi savunuyoruz. Ama onlar her zaman olduğu gibi yine hükümete sığınıyorlar. Kimin kimle ortak olduğu bellidir.”

Paylaşın

Bahçeli’den Alevi Açılımı: Cami Ne Kadar Bizimse Cemevi De Bizimdir

Partisinin grup toplantısında konuşan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Gönül rahatlığıyla, vicdan huzuruyla, dahası samimiyetle diyorum ki, hem Alevi’yiz, hem Sünni; hepsinden evveli de Müslüman Türk milletiyiz” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Bahçeli, konuşmasında şunları söyledi:

“Etnik ve mezhebi kamplaşmanın ateş hattına düşürülmek amacıyla on yıllardır karanlık senaryolara maruz kalan Türk milletini felaha ve feraha eriştirmek hepimizin asil ve asli görevidir. Sanal ve sahte bir içerikten mülhem olan Türk-Kürt ayrışmasını tetikleyen iç ve dış düşman cephesidir. İnanan-inanmayan, laik-antilaik ikilemeni tırmandıran yine aynı odaklardır.

Dahası ve daha fevrisi ise Alevi-Sünni bloklaşmasını siyasi ve ideolojik dürtülerle süreklilik içinde tahrik ve tahkim etmeye kalkışan Türk ve İslam muhaliflerinin kara kampanyasıdır. İnanç ve ifade hakkıyla insan ve fikir hürriyetinin kullanımına ses çıkaran, itiraz eden, tepki gösteren, dudak büken kim varsa, buna her kim teşebbüs ve tenezzül ediyorsa ya akıl ve vicdan mahrumudur ya da taşeron olarak sahaya sürülen ajan provokatör mahluktur.

Yeri geldiği zaman, ihtiyaç duyulan her zeminde bilhassa Alevi İslam inancına aidiyetlik duyan kardeşlerimizle ilgili düşüncelerimizi samimi ve şeffaf biçimde paylaştık. Bir defa şu hususu açık yüreklilikle söylemek mecburiyetindeyim: İşin özünde hepimiz Müslüman değil miyiz? Hepimizin Allah’ı bir, Peygamberi bir, kitabı bir, kıblesi bir, itikadı bir değil mi? Hepimiz Türk milletinin onurlu ve şerefli mensupları değil miyiz? Aramıza duvar örmek, set çekmek, aşılmaz bariyerler dikmek için satıhtaki yapay etnik ve mezhebi ayrılıklar kimi mihraklar tarafından silah gibi kullanılmadı mı?

Birbirimize yan gözle bakmaktan yorulmadık mı? Birbirimizi çatık kaşlarla takipten bıkmadık mı? Yetmedi mi katlandığımız badire ve belalar? Yetmedi mi çektiğimiz çile ve eziyetler? Yetmedi mi maruz kaldığımız sosyal ve siyasal maliyetler? Yetmedi mi yanlış anlamalar ve peşin hükümler? Mayaları karanlıkla yoğrulmuş, kanları yaslı anaların gözyaşlarıyla tuzlanmış iblis uşaklarının tezgah ve tuzaklarını bozmanın ve buruşturup atmanın vakti gelmedi mi? Türk milletinin ebedi ve tarihi varlığında tek yürek olmayalım mı?

“Cami ne kadar bizimse Cemevi de bizimdir”

Gönül rahatlığıyla, vicdan huzuruyla, dahası samimiyetle diyorum ki, hem Alevi’yiz, hem Sünni; hepsinden evveli de Müslüman Türk milletiyiz. Bu düşüncelerim elbette Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizin geçmişe sari ve bugüne havi ihtiyaç ve beklentilerini seslendirmeye mani değildir. Sadece maksadım herkesin ve hepimizin üzerinde durması gereken, esasen milli ve manevi paydada ortak hissiyat olan yorum ve değerlendirmeleri açıklamaktır.

Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimiz bizim canımız, can beraberimizdir. Onların her sorunu bizim de sorunumuz, onların her isteği bizim de isteğimizdir. Aleviliği asıl mecra ve muhtevasından kopartıp inanç ve kültür alanından çıkartanlar, bundan tehlikesi siyasi mevzi haline dönüştürmeye çalışanlar büyük bir yanlışın failleridir. Cami ne kadar bizimse Cemevi de bizimdir. Cem de bizim, semah da bizim, imanın ve İslam’ın mükellefiyetleri de bizimdir.

Tabulara sığınmanın, suni gerginlikleri ve korkuları diri tutmanın, insan ve inanç haklarına kapalı durmanın hiçbir sonu ve sonucu yoktur. Geldiğimiz bu aşamada diyeceğim şudur: Cemevinin ibadethane olarak tescili hususunda atılgan olmak, engelleri birer birer kaldıracak irade cesaretini sergilemek gerekmektedir. Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizin Cemevini ibadethane olarak görmelerine anlayış ve saygı duymak lazımdır.

Nevşehir’in Hacıbektaş ilçesinde şahsımın fani hayattaki bir tasarrufunu Horasan Erenleri Dernekler Federasyonu’na hibe etmemizle birlikte yaklaşık 6 bin metrekarelik alana inşa edilip ilk etap açılışı yapılan, aynı zamanda dünyanın ve ülkemizin en büyük cemevi projesi olan Horasan Erenleri Dergahı Cemevi Külliyesi’nin milli birlik ve beraberliğimizin nişaneleri arasında yer alması Allah’tan niyazımdır.

Bu Cemevinin açılış tarihi Hacı Bektaş Veli’nin ebediyete irtihalinin de 754’üncü yıl dönümüne tekabül etmiştir. Ehli Beyt’in aydınlık meşalesi orada yanacak, yürekleri ısıtan manevi mesajları oradan yankılanacaktır. Edep ve hürmet mektebi, muhabbet ve meşveret meclisi orada kurulacaktır. Alevi inanç ve geleneğiyle temelleri kazılan kardeşlik ve kucaklaşma ocağı inanıyorum ki aşk ve ahlakla körüklenecektir. Manevi kurtuluşumuzun mihmandarı ve mimar başları olan Ehli Beyt’in aziz büyüklerini saygı ve rahmetle yad ediyorum. Ehli Beyt sevdalılarına selam ediyorum.

Gazze Şeridi’ni ihtiva eden 738 günlük şiddet ve dehşet süreci 9 Ekim 2025 tarihinde kısmen son bulmuş, nihayet İsrail ile Hamas arasında ateşkes rejimi 10 Ekim 2025 tarihinde itibaren de tesis edilmiştir. Mezkur anlaşmanın ilk aşamasının devreye girmesiyle esir takası, insani yardımların sağlanması ve İsrail askerlerinin belirlenen birinci etaba çekilmeleriyle ilgili müspet gelişmeler yaşanmaya başlamıştır.

Savaşı sona erdirmek amacıyla dün Mısır’da tertiplenen uluslararası zirvenin ve beliren geniş konsensüs ortamının sadece Filistin-İsrail ihtilafının çözüm iklimini değil Ortadoğu’nun istikrar ve barış arayışlarını da güçlendirmesini hassaten diliyorum. Asıl mesele yapılan ateşkes anlaşmasının sahadaki uygulaması ve çatışan tarafların taahhütlülerine ve imzalarına sadık kalmasıdır. İsrail’in güven vermeyen askeri ve politik tutumu karşısında da tedbirli ve ihtiyatlı hareket kaçınılmaz bir gerekliliktir.

7 Ekim 2023 tarihinden buyana tarihin gördüğü ve göreceği en dramatik, en vahim savaş ve soykırım suçu İsrail tarafından işlenmiştir. Bu suçun cezasız kalması diye bir şey asla ve kat’a düşünülemeyecektir. Eninde sonunda İsrail Başbakanı ve soykırımda payı olan vandallar küresel adalet ve vicdan huzurunda hesap verecekler, Gazzeli şehitlerin dökülen kanlarının misliyle bedelini ödeyeceklerdir.

Gazze taş, moloz ve toprak yığınına dönüşmüş, 356 kilometrekarelik sahil şeridi acı, hüzün, gözyaşı ve katliamla bezenmiş, enkaz ve harabeye gömülmüştür. İsrail ordusunun kısmi geri çekilmesi ve ateşkesin teminiyle birlikte yüz binlerce Filistinli ihtiyatlı bir iyimserlik ve zoraki bir tebessümle yıkık dökük evlerine geri dönmeye başlamışlardır. Gazze Şeridi’nin orta kesimi ile güney bölgelerinden kuzey istikametine doğru akan insan seli bir halkın hayat ve varlık mücadelesinde çektiği korkunç ıstırapların adeta geçit merasimini çağrıştırmaktadır. Temennimiz ateşkesin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesinin hitamında kalıcı barışın ve iki devletli çözüm ortamının yeşermesi, yerleşmesi ve herkesçe tasdik edilmesidir.

Akıbetinin ne olacağı henüz tam kestirilemeyen ateşkesle oyalanmanın, üç-beş esir takası yaşandı diye davul zurna çalmanın bir alemi yoktur. Gazze’de 67 bin 173 mazlumun canı alınmıştır. Gazze’yi emlak görenlere, nevzuhur Dubai projesi hazırlayanlara, Gazze’nin masum ve hakkı yenmiş Filistin halkının vatanıdır diyorum. 1967 sınırları temelinde, başkenti doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğüne kavuşmuş, iç siyasi istikrar ve demokratik işlerliğe ulaşmış, bunun yanı sıra Birleşmiş Milletler’de tam üyelik statüsünü elde etmiş bir Filistin Cumhuriyeti kurulmadıktan sonra mevzi kazanımlarla avunmak boşuna bir hevestir.

Türkiye ve bölge ülkelerinin girişimiyle, bir yanda huzurlu, güvenli, üniter, kaynaşmış ve iç barışını sağlamış Suriye Arap Cumhuriyeti’yle; diğer yanda küllerinden yeniden doğacak, Suriye’de umut ettiğimiz gelişmelere sahne olacak Filistin Cumhuriyeti’yle Ortadoğu fırtınalı atmosferinden kurtulacaktır.

Gazze’nin huzur, güvenlik ve istikrar amacının yanında; sivil, diplomatik ve teknik koordinasyonu sağlayacak bir mekanizma olarak planlanan Uluslararası Görev ve İstikrar Gücü’nün içinde Türkiye’nin yer alması bölgesel huzur ve sükûnete azami düzeyde katkı sağlayacaktır. Türkiye’miz adil ve akılcı arabulucu rolüyle bölgesel ve küresel diplomasinin kemer taşı haline gelmiştir. Bundan ziyadesiyle gurur ve memnuniyet duyduğumuzu söylemek isterim. Türkiye’nin kudret ve kifayeti artık herkesçe müsellemdir.

“İlk kıvılcımını yakan Türkiye’dir”

Ülkesine ve milletine yabancılaşmamış kim varsa bu sarih gerçeği kabullenecektir ki, bunun yegane istisnası Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı ve yönetim kadrosudur. Az sonra temas edeceğim gibi, Özgür Bey’in İspanya ile başlayan yurt dışı turunun her ayağında ülkemizi kötülemesi, dahası Sayın Cumhurbaşkanımıza Gazze konusunda parmağını kıpırdatmadı diyerek iftira atması olacak ve sineye çekilecek şey değildir.

Gazze’de yaşanan insani felaketi dünyaya süreklilik içinde ve ısrarla anlatan Türkiye’nin vicdan, merhamet ve insan odaklı diplomasi vizyonudur. Körfez ülkelerine ve İslam dünyasıyla beraber kuzuların sessizliği içinde soykırımı tribünden izleyenlere boy aynası tutup gerçekleri haykıran, hala ne duruyorsunuz diye çağrıda bulunan Türkiye’dir. Gazze faciasını uluslararası topluma devamlı aktarıp Avrupa ve ABD’de geniş çaplı protesto gösterilerinin ve toplumsal kitlelerin eyleme geçmesinin ilk kıvılcımını yakan Türkiye’dir.

CHP Genel Başkanı geçen hafta bize parmak sallayarak konuştu. Öfkeden deliye dönmüş, sinirden sanki nöbet geçiriyormuş gibiydi. Kendisine sakinlik ve soğukkanlılığı temenni ediyorum. Ancak Özgür Bey’in yalan ve iftiralara sarılarak yaptığı çiğ ve çirkin siyasetin bizim nazarımızda delikli kuruşla ne bir değerinin ne de bir ederinin olmayacağını hatırlatıyorum. Şunu da söylemeden geçemeyeceğim, kalabalıkta yapılan sahte kabadayılığın tenhada özrü kabul edilmez, edilemez. Bizim haddimiz, bu uçurum siyaset müelliflerinin haddini bildiği kadardır.

Özgür Bey’in yolu yol değildir, takip ettiği siyaseti ahlaklı siyaset hiç değildir. Bu muhalefet patırtısının yurt dışında ziyaret ettiği her ülkede Türkiye’mizi ve Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’ni hedef alması işbirlikçi ve manda özlemi çeken bir siyasetçinin hezeyanıdır. Dünya genelinde hangi ülkeye bakarsanız bakınız, biraz sonra anlatacağım bazı istisnalar dışında hangi ülkenin muhalefetini incelerseniz inceleyiniz, ülke ve milletini şikayet eden çürümüşlüğe tesadüf edemezsiniz. Özgür Bey’in Brüksel’de ikram edilen meydanda yaptığı mitingde iktidarın Trump’a çalışmaya başladığını iddia etmesi, Türkiye’mizi ayaklar altına alması gayri milli ve gayri ahlaki bir siyasetin kokuşmuş örneğidir. Yazıklar olsun, yazıklar olsun, buna ortak olanlara da yuh olsun.

“CHP’de eksen kaymış, erdem kaybolmuştur”

Bakınız, bu yılki Nobel Barış Ödülü Venezuelalı sözde bir muhalefet liderine verildi. Bu hanımefendi, ABD’nin ülkesine müdahale etmesini isteyecek kadar zıvanadan çıktı. Siyonizm’in hayranları arasında yerini aldı. İsrail’in bile ülkesine askeri müdahale etmesini talep etti. Bildiğiniz gibi ödülü de ABD Başkanı’na ithaf etti.

Cezaevinde bulunan eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı da ‘Venezuela’da demokrasi ve özgürlük mücadelesi verenlerin başarısı’ diyerek bu bahsettiğim şahsı aldığı Nobel Barış Ödülü’nden dolayı kutladı. İşte CHP budur. Aziz Atatürk’ün kemikleri sızlamaktadır. CHP’de eksen kaymış, erdem kaybolmuş, Türkiye’ye ve Türk milletine muhalefet eden yabancı beslemesi bir anlayış maalesef yuvalanmıştır.

Dinamiti bulup insanlığın felaketine hizmet eden birisinin adına verilen ‘Barış Ödülü’ elbette ve kesinlikle bizim nezdimizde rüşvetin, hilenin, emperyal heveslerin ve su katılmamış rezaletlerin küresel dolaşımından başka bir şey olmayıp yok hükmündedir. Alın ödülünüzü tepe tepe kullanın, sonra da başınıza külah diye geçirin. Bizim için yegâne ödül Allah’ın rızasını kazanmak, milletimizin sevgi ve takdirine layık olmaktır.

Yabancı ülkelerde Türkiye’mize hakaretler yağdıran, seçilmiş Cumhurbaşkanına iftiralar savuran muhalif bir siyasetçinin adres ve yeri, hatta daha mutlu ve mesut olacağı memleketi de zannediyorum haricimizdeki herhangi bir ülkedir. Ayıptır ayıp, bu kadar ağır sıkleti millet terazinin çekmesi söz konusu değildir. İstiyoruz ki, kol kırılsın yen içinde kalsın. İstiyoruz ki, geçmişten tevarüs ettiğimiz yaraları saralım ve şifa dağıtalım.

Kardeşçe ve huzur içinde yaşayalım. Kimin ne meselesi, kimin ne diyeceği varsa oturup konuşalım, ortak aklın ve ortak iradenin refakatinde ülkemize müftehir bir siyaset ruhuyla hizmet edelim. Ülkemizi yabancılara şikayet etmek şerefli bir tavır değildir. Arsızın güçlü olması haklının suçlu olmasının yolunu açacaktır. Çok şükür arsızlar ve arsızlık kaybedecek, haklı ve ahlaklı olanlar mutlaka kazanacaktır. CHP yanlış rotadadır. CHP’nin başındaki zat histeri krizine tutulmuştur.

Bizim sağduyu ve sükûnetle perçinlenmiş kamil duruşun her kilidi açacak anahtar işlevine ihtiyacımız vardır. Aklıselim, kalbiselim ve zevkiselim sacayağında konuşmaya ve sorunları mutabakatla ele almaya asgari seviyede talebimiz olacaktır. ‘Terörsüz Türkiye’ de bu hedeflerden birisidir.

Bu süreçte heyecanla çılgınlık arasında kesin bir ayrım yapmak, yanlışa yorulabilecek şuursuz tezahürat ve telaffuzlardan kaçınmak elzemdir. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu istişarelerinin sonuna yaklaşmaktadır. Mazisi 41 yılı bulan bölücü terör sorununun bir günde çözümünü elbet beklemiyoruz. Ancak herkesi ve özellikle muhataplarını sorumlu bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Şehitlerimize gencecik cesetler demek doğru ve isabet kaydeden bir söz değildir. Çünkü şehitler ceset değildir, onlar bizim kahramanımız, manevi muhafızlarımızdır. Al-i İmran Suresinde buyurulduğu gibi, ‘Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler.’ TBMM çatısı altında taşkın sloganlara da asla yer ve gerek yoktur.

Herkes ve hepimiz ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin sekteye uğramamasına özenle dikkat etmeliyiz. Maksimalist taleplerin gündeme gelmesinden kaçınmalıyız. Sorumsuz ve suçlayıcı üsluptan uzak durmalıyız. Bilinmelidir ki, her şey Türkiye içindir. Hepimiz Türk milletiyiz. Denizi geçtikten sonra derede bocalamanın hiç kimseye faydası olmayacaktır. Terörsüz Türkiye Türk milletinin müşterek arzu ve amacıdır. Bu arzu ve amaçtan sarfınazar edenler ahlaken, tarihen, vicdanen ve siyaseten çok ağır sonuçlarla karışılacaklardır. 27 Şubat İmralı açıklaması dışında hiçbir söz, tez, teklif ve değerlendirmenin hükmü yoktur.”

Paylaşın

Anket: Kadınların İlk Tercihi CHP

“Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusunun yöneltildiği kadın seçmenlerin yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken, AK Parti diyenlerin oranı ise yüzde 27,5 oldu.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) erken seçim çağrılarını sürdürürken araştırma ve anket sonuçları açıklanmaya devam ediyor.

ORC Araştırma 26 ilde 2 bin 160 kadın seçmenle 9-11 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirdiği anket sonuçlarının bulgularını paylaştı.

Katılımcılara siyasi parti isimleri okunarak, “Bu pazar genel seçim olsa, hangi partiye oy verirsiniz?” sorusu yöneltildi.

Katılımcıların yüzde 36,2’i CHP yanıtını verirken AK Parti diyenlerin oranı yüzde 27,5 oldu. İki parti arasındaki farkın yüzde 8,7 olduğu görüldü.

MHP diyenlerin oranı yüzde 6,3 olurken DEM Parti diyenlerin oranı da yüzde 5,9 olarak ölçüldü. Ankette İYİ Parti diyen kadın seçmenlerin oranı yüzde 5,7 olurken Zafer Partisi diyenlerin oranı da yüzde 5,4 olarak kaydedildi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP): Yüzde 36,2
Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti): Yüzde 27,5
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP): Yüzde 6,3
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti):  Yüzde 5,9
İYİ Parti: Yüzde 5,7

Zafer Partisi: Yüzde 5,4
Yerli ve Milli Parti (YMP): Yüzde 3,2
Yeniden Refah Partisi (YRP): Yüzde 2,9
Saadet Partisi: Yüzde 2,5
Diğer: Yüzde 4,4

Paylaşın

Erdoğan’dan “Enflasyon” Açıklaması: Tek Haneli Rakamlara İndireceğiz

Rize’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Enflasyonu tek haneli rakamlara indirecek, her kesiminin rahat nefes almasını temin edeceğiz” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize’de “Sivil Toplum Kuruluşları ve Sektör Temsilcileri Buluşması” programında açıklamalarda bulundu. Erdoğan, şunları söyledi:

“Türkiye yüzyılı hedeflerimize her geçen gün daha da yaklaşıyoruz. Eğitimden ulaşıma, dış politikadan ticarete, ekonomiden teknolojiye her alanda yaptığımız atılımlarla büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa ediyoruz. Artık kendisine güvenen, sözünün ağırlığı olan savunma sanayi başta olmak üzere pek çok alanda dünyaya öncülük eden bir Türkiye gerçeği var. Bu tarihi ivmeyi artırarak sürdürmek, başarı çıtamızı daha da yükseltmek mecburiyetindeyiz. Ekonomide uyguladığımız makro istikrar programının müspet neticelerini görmeye devam ediyoruz.

Bölgemizde yaşanan çatışmalar, küresel ekonomideki belirsizlik ortamı ve büyük ekonomiler arasında kızışan ticaret savaşları işimizi zorlaştırsa da hedeflerimize ulaşacağımızdan hiçbir şüphe duyuyoruz. Geçen ay açıkladığımız Orta Vadeli Program’la önümüzdeki üç yıla dair yol haritamızı iç dünyamızla ve milletimizle paylaştık. Çin Halk Cumhuriyeti ve ABD seyehatlerimiz diğer konuların yanı sıra özellikle ekonomi, ticaret ve yatırım başlıklarında da oldukça verimliydi.

Türkiye’ye yönelik yatırım iştahının halen yüksek olduğunu orada bizzat görme fırsatı bulduk. İnşallah bunların olumlu yansımalarını yakında müşahade edeceğiz. Koronavirüs salgınından beri tüm dünyada olduğu gibi bizim de başımıza ağrıtan enflasyonun önce kontrol altına alınmasını ardından da düşüş politikasına ve patikasına girmesini sağlamak. Bunu kararlılıkla devam ettirerek tek haneli rakamlara indirecek, böylece milletimizin her kesiminin rahat nefes almasını temin edeceğiz. Dezenflasyon sürecini kesintisiz sürdürürken yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı politikalarımızı da inşallah güçlendireceğiz.

İş dünyamızın hükümetimizden beklentilerini elbette çok iyi biliyoruz. Enflasyondaki iyileşmeye paralel olarak bu beklentileri de karşılayacak adımları peyderpey atacağız. Aziz kardeşlerim şu hakikatin sizin gibi bizler de gayet farkındayız. Türkiye’nin son 23 yılda elde ettiği birçok kazanımın arkasında özel sektör kamu dayanışmasının çok büyük rolü var.

Çalışkan, vizyon sahibi siz iş insanlarımıza her alanda öncülük ederek sizlerin yolunu açtık, engelleri ortadan kaldırdık, sizlere destek olduk. Sizler de önünüze çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirerek Türk ekonomisine kan verdiniz, can verdiniz. Ağızlarını her açtıklarında yandık bittik diyerek millete karamsarlık zerk eden felaket tellallarına değil bu ülkeye inandınız, bu devlete güvendiniz. Aramızdaki işte bu dayanışma sayesinde Türkiye’ye nice başarıları birlikte yaşattık. Mesela 36 milyar dolardan aldığımız ihracatı 270 milyar dolar sınırına sizlerle birlikte gittik.”

Programının önceki bölümünde; Erdoğan, İsmail Kahraman Kültür Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Danışma Meclis Toplantısı’nda konuştu.

Sözlerine, “Her birinize coşkunuz için, vefanız için, sevdanız için teşekkür ediyorum. 24 yıldır bu kardeşinizi yalnız bırakmadığınız için hepinize şükranlarımı sunuyorum. Şunu da özellikle ifade etmek istiyorum, biz de Rize’miz için de canla başla çalıştık. İyi gününde zor gününde Rizelilerin yanında olduk. Sel felaketinin tamamen silinmesi için çalışmalar devam ediyor” diye başlayan Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Ana baba ocağımda bulunmak benim için ayrı bir bahtiyarlık. Son ziyaretimizden bu yana sadece 15 ay geçmiş olsa da Rize’yi, Rizeli hemşerilerimizi özlemişiz, Rizeli uşaklar da bizi özlemiş. Hem hasret giderim hem geçmiş olsun dileklerimizi iletelim hem de yapımı tamamlanan hizmetleri açalım istedik. Dün toplam değeri 3 milyar 84 milyar liralık 38 projenin toplu açılışını, 2 projenin temel atma törenini gerçekleştirdik. Tüm bu eser ve hizmetlerin sizlere hayırlı olmasını diliyorum.

Önceki gün Gazze’yle ilgili yüreklerimize su serpen bir haber aldık. Ateşkes konusunda İsrail ile Hamas arasında mutabakat sağlandı. Türkiye unutmayın, Türkiye’den çok daha büyüktür. Türkiye geleceğe doğru emin adımlarla ilerliyor. Ülkemiz son sürecin lokomotiflerinden biri oldu. Filistinli kardeşlerimiz, özellikle Hamas barışa hazıra hazır olduklarını gösterdi. 2 yıllık zulmün, soykırımın, vahşetin ardından Gazze’de buruk da olsa ilk defa yüzler gülmeye başladı. Filistin’i ve Filistinleri selamlıyorum. Kim ne derse desin Gazzeli mağdurları sevindiren her adım bizim için de makbuldür.

Türkiye olarak hep şunu söyledik; Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Diplomatlarımızı tebrik ediyorum. Artık buradan dönüş olmamalı. İsrail hükümeti attığı imzanın arkasında durmalıdır. Saldırgan politikalarına son vermelidir. İki devletli çözüm bölgede kalıcı barışın anahtarıdır. Biz dün olduğu gibi yarın da adil barışı savunmaya devam edeceğiz. 2 yıl boyunca çok büyük acılar çeken Filistinli kardeşlerimize tüm gücümüzle sahip çıkacağız. Bundan kimsenin endişesi olmasın.

“Enflasyon düşmeye devam ediyor”

Milletimiz de bu samimiyetimizi görüyor. Bir avuç müzbin dışında benim milletim gayretlerimizi görüyor. Rabbim bizi milletimize hizmet yolundan ayırmasın. İçerde ekonomide hayat pahalılığının çözmenin yanı sıra ülkemizi terör belasından kurtarma gayretindeyiz. Enflasyon düşmeye devam ediyor. Şimdi sizlere bir müjde veriyorum; Merkez Bankamızın rezervleri 183 milyar dolarla artış trendini sürdürüyor. Deprem bölgesindeki inşaa faaliyetlerimizde ivme kaybı yok. 350 bininci konutun anahtarını teslim ediyoruz.

Bakıyorsunuz birileri Türkiye’nin stratejik hamlelerini gölgelemek için bazı şeyler yapıyor. CHP Genel Başkanı ABD seyahatimizle ilgili ipe sapa gelmez bir sürü yalan savurdu. Kendileri rüşvetsiz selam dahi almadıkları için aynı çamuru bize de bulaştırmaya kalktı. Gazze’yi bile alet etti. Sonuçta rezil olan, yalanı elinde patlayan yine kendisi oldu. Tıpkı baklava kutularından çıkan Eurolar sonrası kumpas kurdular dediği gibi burada da faka bastı. Ana muhalefetin iddia, iftira ve saldırılarının hedefinde sadece biz yokuz.

Bizim yanımıza yaklaşan, çay sohbetini paylaşan tüm siyasi partiler de aynı saldırılara muhatap oluyor. Meclis açılışı sonrası yaşananları hep beraber takip ettik. CHP’li tetikçiler mangası topyekun linç furyası başlattılar. Son genel seçimlerde il il beraber dolaştıkları ittifak ortaklarını bile azgınlıklarıyla çileden çıkardılar. Savunduklarını iddia ettikleri ne kadar kavram varsa bir fotoğraf karesi yüzünden rafa kaldırdılar. Sadece bir fotoğraftan dolayı eski ittifak ortaklarına bunları yapanlar, ellerine güç geçince bu millete ne yapmaz. Bunlara güven olur mu? Sözde demokratlığına inanılır mı?

Onlar gerilimden besleniyor, biz kardeşliği savunuyoruz. Onlar kutuplaştırmanın biz kucaklaştırmanın yanındayız. Onlar siyasi ikballerinin peşinde biz ülkenin istikbalinin peşindeyiz. Onlar slogan üretiyor, biz sorunlara çözüm üretiyoruz. Türkiye için daha büyük hedeflere yine sizlerle ulaşacağız.”

Paylaşın