Ferruh Tunç Kimdir? Hayatı, Eserleri

1958 yılında Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde dünyaya gelen Ferruh Tunç, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümünden 1981 yılında mezun oldu.1982 yılında ilgili sınavı Türkiye birincisi olarak kazanarak Maliye Teftiş Kurulu’na Maliye Müfettiş Muavini, 1985 yılında ise yeterlik sınavını başararak Maliye Müfettişi oldu.

Haber Merkezi / Uluslararası denetim ve danışmanlık kuruluşu Arthur Andersen’den gelen teklifi kabul ederek kuruluşun İstanbul Ofisi’ne 1987 yılında müdür olarak katıldı. 1991 yılında aynı kuruluşun Ankara Ofisini kurdu ve 4 yıl boyunca yönetti.

1996 – 1999 yılları arasında yabancı ortaklı bir Türk üretim/ihracat şirketinde finans ve idari işlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yapan Tunç, 1999-2004 yılları arasında alanında dünyanın en büyük denetim ve danışmanlık şirketlerinden biri olan KPMG Türkiye’de ortak olarak çalıştı.

2004-2007 yılları arasında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Tunç, 2001 finansal krizi sonrası fona devredilen bankalar ve banka aktiflerinin çözümlenmesinde önde gelen projeleri yönetti.

2007 yılında ortak olarak geri döndüğü KPMG Türkiye’nin 2009 yılında Başkanı ve Kıdemli Ortağı oldu. Tunç, 2016 sonunda aktif iş ve çalışma yaşamına veda etti.

Muratpaşa Belediyesi’nde Mali Hizmetler, Strateji Geliştirme, İşletme ve İştirakler ve Bilgi İşlem Müdürlüklerinden sorumlu Başkan Yardımcısı olarak göreve başlayan 59 yaşındaki Tunç, Muratpaşa Belediyesinde Mali Hizmetler, Strateji Geliştirme, İşletme ve İştirakler ve Bilgi İşlem Müdürlüklerinden sorumlu Başkan Yardımcısı olarak göreve başladı.

Ferruh Tunç; çalışma hayatına paralel olarak doksanlı yılların başından itibaren saygın edebiyat dergilerinde şiirleri yayımladı. Şiir kitaplarından ‘Melez Zamanlar’ 2011 Ceyhun Atuf Kansu ve Behçet Necatigil, ‘Tunç Ayna’ adlı kitabı da 2012 Behçet Aysan şiir ödüllerine değer görüldü.

Eserleri;

Şiir;

Şehrin Eski Yolcusu (1995)
Melez Zamanlar (2010)
Tunç Ayna (2012)
Bir Cümle Olmaya Geldim (2017)

Paylaşın

Ferhat Gülsün Kimdir? Hayatı, Eserleri

10 Şubat 1980 yılında Bursa’da dünyaya gelen Ferhat Gülsün, kendi deyimiyle konuşmadan önce yazmayı öğrendi. Bütün okullarından geçti hayatın sessiz ve kimsesiz. Bir şiiri ellerinden öperken yakalandı. O günden bu yana birçok dizenin köşe bucak faili. Bir ateşin içinden denize doğru yalın ayak yürüyor ötekinin gölgesiyle.

Haber Merkezi / Şiir ve yazıları; yasakmeyve, berfin bahar, şehir, temrin, ada, deliler teknesi, kıyı, akköy, onaltıkırkbeş, ortanca, ayna insan, hayal, olimpos bursa, denizsuyukasesi, akademi gökyüzü, mavi liman, göğe bakma durağı, karakalem, andız, yalınayak edebiyat, gibi çeşitli dergilerde yer aldı.

“Birdir iki” isimli dosyasıyla Küçükkuyu 1.Ulusal Zeus Şiir Ödülü (2008) – Birincilik ve Homeros Ödülleri Attila İlhan Şiir Ödülü (2007) – Mansiyon, “Adı yaşamaksa” şiiriyle Kocaeli Üniversitesi Şiir Etkinlikleri Birimi Şiir Ödülü (2007) –İkincilik, “Thyrsos” isimli şiiriyle Bekilli “21.yy.Hayyamları Aranıyor” şiir yarışması (2008) – Onur Ödülü’nü aldı. 2008 yılında Arkadaş Zekai Özger Şiir yarışmasında ismi anılmaya değer görüldü.

Eserleri;

Şiir;

Birdir İki (2008)
Üç Yanlış Bir Doğru (2020)

“Bulutları beklerken”

ahşap yalnızlığın gül yetimi Eleni
kemençeye yaslamış başını gönlü taka

ey gidi Nikos

karda izi kaldı ölümün
gurbetin dili lâl
toprağa can ekti Marika

sürgünün sırtında dağ yeşili Sofia
ben aslıyım bu suyun sense öteki

ey gidi karadeniz

elleri horon memleketim
gözleri sirtaki

“Ferhad”

güneşin güvercin kanadına dokunmasıyla uyanır gökyüzü
toprağın sırtında gelincik sabahın zarif elleri
göçebe bir buluta yüklenir bereketi gözlerin
öncesi yaşamaktır sınırın sonrası mülteci
var mıdır çocuk olup da gökkuşağına kanmayan
ya da hangi yalnızlıktır pabucunu babasının mezarında unutan
yoksul duvarlarını sevdim bacasız evimin
annemin kerpiç dilini

susmanın da dili var mıdır Şivan

aşk çıkmıyor gönlümü hangi kuyuya atsam
ipsiz bir balonun dipsiz nefesinde umudum
kaç ömür daha eskir aynada unutulmuş bu yüz
Fırat’ın ıslak teninden yakamozları yoldum
salıncağımdan düşür beni anne çocukluğum zehir
yak düşlerimi tandırın kızıl ellerinde
saksıda mayın tarlası gül açmıyor yurdum
var mıdır insan olup da insana yanmayan
ya da kimdir kendini bir yabancının suyunda unutan
kurşun izlerini sevdim hükümlü kaderimin
babamın ıssız dilini

ölümün de dili var mıdır Şivan

Paylaşın

Fergun Özelli Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Ekim 1955 yılında Kastamonu’nun Ilgaz İlçesi’de dünyaya gelen Fergun Özelli, üç yaşındayken ailesiyle birlikte babasının memleketi İzmir’e döndü. Sırasıyla Seferihisar 11 Eylül İlkokulu’nu, Seferihisar Ortaokulu’nu, İzmir Atatürk Lisesi’nive Ege Üniversitesi, Finansman Bölümü’nü bitirdi.

Haber Merkezi / 1980-2015 yılları arasında muhasebeci, muhasebe şefi/müdürü, mali ve idari işler genel müdür yardımcısı/yöneticisi olarak çalıştı. İlk şiiri “Şarkıcı”, Demokrat İzmir gazetesinde yayımlandı(1974). 2011 ve 2012’de “İzmir Konak Belediyesi Şiir ve Öykü Günleri” etkinliğinin düzenleme kurulunda yer aldı. 1998’de Aşkıya kitabıyla Türk Tabipleri Birliği Behçet Aysan Şiir Ödülü’nü Ünal Ersözlü ile paylaştı.

Şairin yazın hayatına atılmasında iyi bir roman okuyucusu olan annesi ilham kaynağı olur. Annesinin kitaplığından okuduğu Yahya Kemal, Sait Faik, Refik Halid, Leyla Erbil, Füruzan, Yaşar Kemal, Ülkü Tamer, Alphonse Daudet, Dostoyevski, Tolstoy, Zola, Homeros, Isaac Asimov vb. yazar ve şairler yanında Divan ve Âşık edebiyatı ürünleri beslendiği ilk kaynaklar olur. Sanatsal ürünlerini Dönemeç, Yusufçuk, Türk Dili, Sanat Olayı, Somut gibi dergilerde yayımlar.

Şiirlerinin tematik evrenini birey, yalnızlık, aşk, doğa, varlık, zaman ve memleket meseleleri oluşturur. İmgeci, ironik, dil oyunları ve ahengin öncelendiği şiirlerin epistomolojik kaynağı toplumcu gerçekçi sanat anlayışına yaslanır. Farklı biçimsel formları bir arada kullanması şairin deneysel şiir anlayışının ispatıdır.

Özelli, her ne kadar rüşdünü şiir türünde ispatlamış olsa da sonraki yıllarda öyküye dönmüş 1969-73 yılları arasında öyküler yazmıştır. 1972’de Son Havadis’te yayımlanan “Hüso” isimli öyküsünü olgunluk yıllarının vasat bir metni olarak değerlendiren sanatçının tek öykü kitabı Sarhoş Kapı (2015) siyasi ve toplumsal eleştiri yanı ağır basan gündelik yaşam ve bireysel temaların işlendiği öykülerden oluşur.

Eserleri;

Buralardan Gitmeliyim (1985)
Yirmi Dört Satır Yalnızlık (1990)
Aşkıya (1997)
Kilitli Defter (2005)

Ödülleri;

Behçet Aysan Şiir Ödülü (1998)

Paylaşın

Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Ağustos 1914 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Fazıl Hüsnü Dağlarca, 15 Ekim 2008 yılında Marmara Üniversitesi İstanbul Hastanesi’nde kronik böbrek yetmezliği ve kateter enfeksiyon sebebiyle 94 yaşında hayatını kaybetti.

Haber Merkezi / Babası subay olduğu için ilk öğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan’da, orta öğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulunda tamamladı. Kuleli Askeri Lisesi’ni ve Harp Okulu’nu bitirdi. ön yüzbaşı iken 1950 yılında kendi isteği ile ordudan ayrıldı.

Basın-Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde, Çalışma Bakanlığı’nda İş Müfettişi olarak çalıştı (1960). İstanbul Aksaray’da Kitap Kitabevi’ni kurdu, yönetti. Türkçe adlı bir dergi çıkardı (1960-1964). Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi.

İlk yazısı bir hikâyedir, 1927’de Yeni Adana gazetesinde yayınlandı Yavaşlayan Ömür adlı ilk şiiri 1933’te İstanbul dergisinde çıktı. Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön, gibi dergi ve gazetelerde şiirlerini yayımladı.

Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını ördü. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler: “Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir.”

Şiirlerinde mağara devri insanlarından günümüz insanına dek insanın, iç ve dış dünyasını benzersiz anlatımıyla işledi. İlk yapıtından başlayarak Türk şiirine yepyeni bir anlam, kavrayış ve ses getirmiştir. Şiirimizin en verimli sanatçısıdır, şiirini sürekli olarak yenileyen özelliği ile Türk Şiirinin Ses Bayrağı nitelemesine değer görüldü.

Bugüne kadar kendisine bir çok ödül verilen şair 1967’de ABD’deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından “En iyi Türk Şairi” seçildi.

Eserleri;

Şiir;

Havaya Çizilen Dünya (1935)
Çocuk ve Allah (1940)
Daha (1943)
Çakırın Destanı (1945)
Taş Devri (1945)
Üç Şehitler Destanı (1949)
Toprak Ana (1950)
Aç Yazı (1951)
İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951)
İstiklal Savaşı- İnönüler (1951)
Sivaslı Karınca (1951)
İstanbul-Fetih Destanı (1953)
Anıtkabir (1953)
Asu (1955)
Delice Böcek (1957)
Batı Acısı (1958)
Mevlana’da Olmak (Gezi) (1958)
Hoo’lar (1960)
Özgürlük Alanı (1960)
Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961)
Aylam (1962)
Türk Olmak (1963)
Yedi Memetler (1964)
Çanakkale Destanı (1965)
Dışarıdan Gazel (1965)
Kazmalama (1965)
Yeryağ (1965)
Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966)
Kubilay Destanı (1968)
Haydi (1968)
19 Mayıs Destanı (1969)
Vietnam Körü (destan-oyun) (1970)
Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970)
Malazgirt Ululaması (1971)
Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)
Horoz (1977)
Hollandalı Dörtlükler (1977)
Çukurova Koçaklaması (1979)
Nötron Bombası (1981)
Yunus Emre’de Olmak (1981)
Çıplak (1981)
İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
Uzaklarda Giyinmek (1990)
Dildeki Bilgisayar (1992)

Ödülleri;

1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü
1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla
1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla
1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile
1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla
1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
Amerika) tarafından “En İyi Türk Şairi” seçildi
1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü

Paylaşın

Fatma Türk Kuşkaya Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Ekim 1946 yılında Kocaeli’nin Gölcük İlçesinde dünyaya gelen Fatma Türk Kuşkaya, Sekreterlik, muhasebecilik, öğretmenlik, radyo ve televizyon programcılığı yaptı. “Burcu Burcu” adlı şiiri Cengizhan Sönmez tarafından bestelenerek TRT repertuarına girdi.

Haber Merkezi / “Poezie Turca Moderna Antologie” de Romenceye çevrilen şiirleri yer aldı. Türkiye Yazarlar Sendikası, Aydili Sanat Derneği, Cemal Süreya Kültür ve Sanat Derneği, Türkiye Edebiyatçılar Derneği üyesidir. İlk şiirleri 1963 yılında Gölcük Doğuş Gazetesi’nde yayımlandı.

Şiirleri, öyküleri ve deneme yazıları Akademi Gökyüzü, Akköy, Aydili, Ayrıntı, Çağdaş Yaşam, Çınaraltı, Damar, Düşlük, Gökyüzü, Güzel Yazılar, İnsancıl, Kar, Sanat Yaprağı, Sesleniş, Siyah Beyaz, Şarköy Sanat, Şehir, Tay, Türk Dili, Üvercinka, Yalın Ses vb. gibi dergilerle Posta ve Kocaeli’nde çıkan gazetelerde yayımlandı.

Ödülleri: Kocaeli Şiirleri Yarışması’nda ikincilik, Prestij Haber ve Van 100.Yıl Üniversitesi Şiir Yarışması’nda birincilik, Anadolu Halk Bilimleri Akademisi Yaşar Kemal Öykü Yarışması’nda üçüncülük ödülü kazandı.

Eserleri;

Şiir;

Turnalar Şafağı (1996)
Umut Tohumları (1997)
Zamansız (2000)
Su Sus (2012, Karabük Kültür ve Sanat Derneği, Tay Dergisi Yayınları)

Öykü Kitapları;

Sen Hiç Aşık Oldun mu Leyla? (2017)

Katkıda Bulunduğu Kitaplar;

Hayatı Dokuyanlara- Emekçi Kadınlara Şiirler
Kocaeli Yöresi Güldestesi
Kocaelili Şairler Antolojisi
Kocaeli Edebiyatçıları Derlenimi
Kalpleri Küçük Bir Bahçe Onların- Kayıplar İçin Şiirler
Kraliçe Olbia’dan Sultan Anne’ye Geçmişten Günümüze Gölcük’te Kadın
Tarihte Gölcük & Gölcük’te Tarih
Güngör Gençay’ın Ardından
Bir Portre Afşar Timuçin
Güne Düşen Benekler
Geçmişi Çağırmak

“Ağlama”

Gelişini duyuyordum karanlığın
beklerken ıssızlığı. Bilirim
azgın dalgalar kıyıya vurur gider
kayaları aşındırsa da su

kahin olmaya gerek yok
kendinden kurtulan herkes bilir
karanlığın ne doğuracağını
doğan her neyse
sonsuza dek yaşayamayacağını

tüm evren ağlıyor olsa bile
ezilenlerin türküsü kanlı göğüslerde
açar bilirim
acının bahçelerinde tomurcuklanır
karanlıktan ışığa geçişte
hiç durmadan büyür
sona ermesin diye insanlık.

“Kir kan kir”

Ömrümde hiç üşümediğim kadar
üşüdüm bu yaz
Kahretsin!boşlukta soğudu dünya

bulutları sıyırıp
ardından güneşi çıkarmayı
ne çok isterdim

birikmişler yıkansın!

“Su sus”

I-
Kar suları sızınca en yakıcı duygularıma
Bırakmadım umudun elini
İçime kıvrılan yalnızlığıyla yazın
Geri geldim

Selam sabaha değen Kardinal’ler
Selam Cümbüşşeker’ler
Geceleri uykusuzluk çeken
Kabına sığmaz düşler

2-
Yakınlığın yolunda aşk serpintisi akşamsefaları
Dokunuşumuz içten sevişmemiz bedensiz
Birikmiş iç içeyiz
Kımıltısız dünyama can verdi deniz

3-
Ağustos girmişse kanıma
Bir de Afanoz’ların karası
Hafız Ali günahlar bırakmıyor yakamı

Doymuyorum güneşle öpüşmeye
Dudağımın kıyısında
Işık kırıntıları

4-
Keçi çanları saklandı mı dağın ardına
Ayçiçekleri utanır
Tutku şarap kokulu ürperişlerde
Anılar diri ama uzak
Darmadağın parçalarım

Çekildi iç denizler
Yerine tuz
Sustukça susuzum
Susadıkça sus

5-
Son güller
Güvercin yumurtaları
Devleşen görüntüler
Buruk bir gülümseyiş Eylül

Yalnızlık
Karanlık kuyudaki aç yaratık
Bedenimde törpülüyor tırnaklarını
Kıpırtısız acıyı dinliyorum
Koynuna sokulduğum dinginliği
Geceye armağan yıldızları
Ayın tüm hallerini
Belki birkaç dalga yaratabilirim

Paylaşın

Fatma Özel Arabul Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Mart 1945 yılında Hatice Baise Hanım ile Lütfi İsmail Kayatürk’ün kızı olarak İstanbul’da dünyaya gelen Fatma Özel Arabu, 4 Kasım 2014’te vefat etti ve Kuşadası’na defnedildi. İzmir Lisesi’nden mezun oldu (1963).

Haber Merkezi / Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ndeki öğrenimini üçüncü sınıfta iken bıraktı. Sanat ve Ekinde Sesimiz dergisinde yazı işleri (1975-1976), Yenigün gazetesinde istihbarat (1979) müdürlüğü görevinin yanı sıra TRT’de drama yazarılığını yürüttü (1972- 1988). Radyo oyunları yazan Arabul’un eserleri Ankara, İstanbul ve İzmir radyosunda (TRT) seslendirildi.

Radyoda ve TRT televizyonunda eğitim programlarının hazırlanması sürecinde görev aldı. Ankara Radyosu “Uykudan Önce” programlarının masal saati programını başlattı. Otantik masal derlemeciliğinin yanı sıra özgün masallarıyla TRT-TV de yayınlanan Adile Naşit’in masal programlarını hazırladı.

Cumhuriyet Çocukları ile gençlik programı senaryo yazarlığına başladı ve ardından TRT, TRT-INT kanallarında gösterime giren dört bölümlük Güneşin Battığı Yer adlı dizi tv senaryosu ile ödül aldı. Rüzgârlı Kadın adlı oyunuyla 1987 İnönü Vakfı Tiyatro Ödülü’nü, Gecenin Tadı adlı oyunu ile 1995 yılı Sanat Kurumu Övgüye Değer Yazar Ödülü’nü kazandı.

Rüzgârlı Kadın, Foto Bahar ve Denizin Dibinde Zil Sesi adlı oyunları İngilizceye çevrildi. Ayçiçeği adlı masal kitabı Azeri Türkçesine aktarılarak yayımlandı. Bakü Devlet Tiyatrosu’nda Foto Bahar oyunu sahnelendi. Türkiye Yazarlar Sendikası ve Edebiyatçılar Derneği üyeliğinde bulunmuştur.

Özel Arabul, daha çok oyun yazarı kimliği ile ön plana çıkan bir yazardır. Sayısı İki yüzü aşan uyarlama ve özgün radyo oyunu kaleme alan Arabul, Türk edebiyatında tiyatro oyunları ve masallarıyla tanındı.

Şiirleri Yazko Edebiyat, Varlık, Soyut ve Türk Dili dergilerinde yayımlandı. Şiirlerini 1974 yılında Yılan Uykusu adlı kitabında bir araya getirdi. Aşk, özlem ve yalnızlık gibi bireysel temalar şiirlerinde hakimdir. Oyunlarında ise şiirlerinden farklı olarak birey-toplum çatışması üzerinde durduğu söylenebilir. Arabul oyunlarında, zaman zaman folklorik malzemeleri kaynak olarak kullanmıştır.

Eserleri;

Şiir: Yılan Kuyusu (1974).

Oyun (Sahne oyunları): Mendilimde Gül Oya (oyn.1986, İzmir Devlet Tiyatrosu), Rüzgârlı Kadın (oyn.1988, İstanbul Devlet Tiyatrosu. bas. 1989), Gecenin Tadı (oyn.1995, Ankara DT. bas. 1997), Foto Bahar (oyn.1997, Ankara DT. bas. 1998).

Çocuk oyunu: Deniz Dibinde Zil Sesi (oyn.1999, müzikli oyun, İzmir DT).

Masal; Ayçiçeği (1976), Güneşe Uçan Kuş (1987), Düş Pazarı.

Paylaşın

Fatma Nur Kimdir? Hayatı, Eserleri

26 Aralık 1958 yılında Trabzon’un Sürmene İlçesinde dünyaya gelen Fatma Nur, ilkokul, ortaokul ve liseyi Sürmene’de okudu. Trabzon Fatih Eğitim Enstitüsünü 1979’da bitirdi ve Isparta’nın Senirkent ilçesine bağlı Uluğbey köyünde öğretmen olarak göreve başladı.

Haber Merkezi / 1982’de aynı şehrin Sütçüler ilçesine bağlı Çandır köyüne atandı. 1984’ten 2003’te emekli olana kadar Ordu’nun Ünye ilçesinde Türkçe öğretmeni olarak görev yaptı. Emekli olduktan sonra yedi yıl Ankara’da özel eğitim kurumlarında çalıştı. 1980’de büyük kızı Filizgül, 1985’te küçük kızı Çağlagül doğdu.

Kadının Sosyal Hayatını Araştırma ve İnceleme Derneği tarafından 2002’de mansiyon ödülünü kazanan yazar, yazın faaliyetlerini sürdürmektedir. Fatma N, 1995’ten itibaren şiir ve yazılarını Akatalpa, Akköy, E, Çağdaş Türk Dili, Göçebe, Lacivert, Son Yeni Biçem, Şiir Odası, Yeni Biçem, Varlık ve Yasakmeyve gibi dergilerde yayımladı.

Şiir ve yazılarında Fatma Kıroğlu, Fatma N. Kıroğlu, Fatma Nur adlarını kullandı. Ankara’da özel bir dersanede öğretmenlik yaptığı yıllardaki gözlemlerini Dersane Günlüğü (OKS ve ÖSS Öyküleri) adıyla 2006’da Fatma N. Kıroğlu adıyla çıkardı. Zaman zaman öyküler kaleme almış olsa da Fatma N.’nin odağı şiir oldu. Şairin ilk şiir kitabı Heyelan 2006’da yayımlandı.

Heyelan, Geçitte, ve Fakat Geldim adlı kitaplarının üçünde de uzun birer şiir yer almaktadır. Çocukluk ve gençlik yıllarını Sürmene ve Ünye’de geçirmiş olan şairin şiirlerine Karadeniz’in dili, coğrafyası ve iklimi yansımıştır. Kadın olmanın halleri ve zorlukları üzerine düşünen sanatçının eserlerindeki başlıca temayı kadın sorunları oluşturur. Fatma N., az yazmakla birlikte kendine ait bir şiir dili kurmuş bir şairdir.

Paylaşın

Fatma Aras Kimdir? Hayatı, Eserleri

1954 yılında Iğdır’ın Aralık İlçesine bağlı Yukarı Aratan Köyünde dünyaya gelen Fatma Aras, babasının hayatındaki yerini ve önemini “Yürürüm ardında koyduğun ize/ Edepten hazine bıraktın bize/ Bakışın yeterdi gereksiz söze/ Önce Hak, sonra sen takdirdin baba” dizelerinde anlatır.

Haber Merkezi / Aras, ilkokulu doğduğu köyde okur. Daha sonra İzmir’de Endüstri Meslek Lisesi, Kimya bölümünü bitirir. Bir müddet Almanya’da yaşar. Türkiye’ye döndükten sonra kimya teknisyeni olarak çalışır. 1999 yılında İzmir’de Maden Tetkik Arama Müdürlüğünden emekli olur.

Fatma Aras, şiire küçük yaşlarda ilgi duymaya başlar. İlkokul sıralarında mâni yazmaya başlayan Aras, ilk şiirini on dört yaşında iken kaleme alır. Almanya’dan döndükten sonra şiir yazmaya daha da yoğunlaşır, karşılaştığı bazı şairler ve okuduğu kitaplar aracılığıyla kendini geliştirir.

Fatma Aras, geleneksel bir usta çırak ilişkisi içerisinde yetişmemiştir; ancak Veysel Çolak’tan şiirlerinin genel yapısı ve üslubu konusunda yardımlar almıştır. Bunun yanı sıra takdir ettiği, beğendiği halk şairlerini usta olarak kabul etmiş, sanatında bu ustalardan feyz almıştır.

En çok Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal ve Âşık Veysel’den etkilenmiştir. Âşık tarzı şiir geleneğinde rüya ve badenin bir kültür öğesi olarak var olduğunu ancak günümüzde, geçmişteki o büyülü anlamını kaybettiği düşünen Aras, rüya ve badenin şiirlerinde etkili olmadığını, şiirlerine yansıyanları hayatın bütününden aldığını dile getirmiştir.

Fatma Aras, Şerafettin Hansu’nun “Soyadın mahlas olmaya çok uygun” sözleri üzerine soyadını mahlas olarak kullanır. Zaman zaman şiirlerinde adıyla soyadını birlikte kullandığı da olmuştur. Fatma Aras, Mihriban Aras’tan halk hikâyeleri de öğrenmiştir.

Şiirlerini çoğunlukla 11’li hece ölçüsüyle yazar. Sevdikleri, hasreti, kırgınlıkları, tecrübeleri, sitemleri şiirinde yer alır. “Kendini bilmezi lafla yoklamam/ Cemali gül koksa yine koklamam/ Bin yıllık ömrümde bir gün saklamam/ Ben Yunus’um derin sular severim” dizeleri Aras’ın hayat felsefesini göstermektedir.

Aras’ın çeşitli dergi ve gazetelerde şiirleri yayımlanmış, sanatıyla ilgili yazılar yazılmıştır. Aras, ilk olarak Saklıyım (2008) adlı şiir kitabını yayımlar. Bu kitabı daha sonra Göğü Azalan Kuşlar (2012) Turna Ağıtı (2015), Ağrılı Beklemeler (2015), Söz ve Hançer (2017), Dağ Su Korku adlı kitapları izler.

Paylaşın

Kovid 19’da Son Veriler Açıklandı: Günlük Vaka Sayısı 40 Bin Sınırında

Kovid 19’da son 24 saatte 39 bin 681 yeni vaka tespit edilirken, 139 kişi hayatını kaybetti. Verileri yorumlayan Bakan Koca, “Omicron varyantının bulaşma kabiliyeti fazla. Mevcut durum, alışageldiğimizden çok daha dikkatli olunmasını şart kılıyor.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Sağlık Bakanlığı, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının Türkiye’deki seyrine ilişkin olarak yeni verileri yayınladı. Açıklanan verilere göre, son 24 saatte, 369 bin 647 test yapılırken, 39 bin 681 yeni vaka tespit edildi. 139 kişi hayatını kaybederken, 24 bin 854 kişi sağlığına kavuştu.

Bakan Koca’dan uyarı

Güncel verilerle ilgili değerlendirmesini sosyal medya hesabından paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, şu ifadeleri kullandı; İKİ FAKTÖRÜ birlikte düşünmek zorundayız. Vaka sayıları yakın günlere kıyasla iki katına yaklaşıyor. Öte yandan, vakalar içinde oranı giderek yükselen Omicron varyantının bulaşma kabiliyeti fazla. Mevcut durum, alışageldiğimizden çok daha dikkatli olunmasını şart kılıyor.

Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en çok aşılamanın gerçekleştirildiği Ordu’yu Osmaniye, Amasya, Muğla, Kırklareli, Çanakkale, Eskişehir, Balıkesir, Zonguldak ve Bartın takip etti. Bakanlığın tablosuna göre Türkiye’de en az aşılamanın gerçekleştirildiği Şanlıurfa’yı sırasıyla Batman, Siirt, Diyarbakır, Muş, Bingöl, Mardin, Bitlis, Ağrı ve Elazığ takip etti.

Paylaşın

Fatin Haznedar Kimdir? Hayatı, Eserleri

15 Mart 1965 yılında Ordu’nun Fatsa İlçesine bağlı Bolaman’da dünyaya gelen Fatin Haznedar’ın çocukluğu babasının manifatura dükkânındaki kumaşların, denizin ve fındık bahçelerinin içinde geçti. İlk orta ve lise öğrenimini Fatsa Bolaman’da tamamladı.

Haber Merkezi / 1987 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Metalurji Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Şiirle yakından ilgilenen Hazinedar, 1995 yılı Rıfat Ilgaz Şiir Ödülü kapsamında Aşk-ı Salacak adlı dosyası ile övgüye değer bulundu. Fatin Hazinedar’ın şiirleri, başta Evrensel olmak üzere Adam Sanat, Milliyet Sanat, Düşlem, Poetik Us, Yeni Biçem, Mozaik ve Yine Hişt gibi dergilerde yayımlanmıştır.

Ayrıca çeşitli dergi ve gazetelerde de denemeleri yer almıştır. Kendi deyimiyle fındıkkabuğu ile yola çıktığı şiir denizinde kendisine Kerempe’den Rıfat Ilgaz feneri yol göstermiştir. Nâzım Hikmet, Orhan Veli ve Cemal Süreya Hazinedar’ı etkileyen diğer şairlerdir. Serbest tarzda yazdığı şiirlerinde aşk, özlem sevgi, umut gibi temaları işlemiştir. Onun şiirlerinde aynı zamanda deniz imgesi yoğundur ki bu durum şairin denizle büyümesinden kaynaklanmaktadır.

Küçük Bir Ada’nın Not Defterinden Bolaman (2017) adlı eserinde doğduğu toprakların öyküsünü kendine has bir üslupla anlatan Fatin Hazinedar, bu kitabı şöyle tarif etmiştir: “Anlattıklarım ve anlatacaklarım, doğduğunda gözünü denize açanların, uyandığında yüzünü deniz suyu ile yıkayanların, yüzdükten sonra ıslak donlarını üzerinde kurutanların, denizde çakıl taşı ayağında top sektirenlerin, topladığı gargalaklarla iki taş arasında tenekede midye pişirenlerin, dere taşlarının altına ellerini sokup balık yakalayanların, ısırgan otunun yangısını yivildin otunun yaprağıyla vurarak söndürenlerin, fındıkkabuğundan kayıklarda hayata yürek çekenlerin, yastığının altında çakıl taşlarıyla uyuyanların, ben diyeyim Sideli, Polemenionlu siz deyin Çukurkışlaklı, Aya Kaleli; ama hepsi de Bolamanlı çocukların ortak hafızasıdır.” Şair, çeşitli dergi ve internet portallarında yazılarını yayımlamayı sürdürmektedir.

“Kandan Adam”

Komutanların şarkı söyledikleri
Ancak içki masalarında görülür
Ama en güzel şarkı
Nöbetinde korkmuş bir askerin
İki dudağı arasından
Dökülür

Anadolu yüzlüdür kızları yurdumun
Yürekleri devlet eli değmemiş
Birer dağ köyleridir
Emrini beklemedenkomutanımın
Aşık oldum ve yaktım gizlice
Bir köyünü Anadolu’nun

Askerliğimiz ilk gününde dinlemiştim
Arkadaşlarımdan
Bir kış akşamı
Nasıl korkupta kurşunladıklarını
Kürt çocuklarının yaptığı
Kardan adamı

“Tahta masa”

Kırık olsa da bacakları
Yine de severdim tahta masamızı
Tıpkı ailem gibi
Sallansa da ara sıra
Sevgiden bir kağıt parçasını sıkıştırırdık
Aksayan bacağının altına

Cam masanın geldiği gün eve
Kurt düştü içine tahta masanın
Hastalığına teşhis koydu marangoz
Güve!

Kırılır diye cam masaya
Oturmuyor hiç kimse
Çatal kaşık sesi yerine
Çatık kaşlar eksik olmuyor
Anladım ki evlerde mutluluğu
Tahtalar masalar sağlıyor

Tavan arasına kaldırıldığı günden beri
Unutamıyorum bir türlü
Her akşam annem ve babamla beraber
Su içtiğimiz bardakların
Tahta masada bıraktığı
Islak çemberi

Paylaşın