Kılıçdaroğlu’nu Alıntılayan Demirtaş’tan Dayanışma Çağrısı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün gece yayınladığı videoyu alıntılayarak, dayanışma çağrısı yaptı.

Haber Merkezi / Deprem bölgesinde bulunan Kılıçdaroğlu, dün gece “Halkımızın halini yerinde gördüm. Yaşananlara siyaset üstü bakmayı, iktidarla hizalanmayı reddediyorum. Bu çöküş tam da sistematik rant siyasetinin sonucudur. Erdoğan’la, sarayıyla ve rant çeteleriyle hiçbir zeminde buluşmayacağım. Ben halkımın kavgasını vereceğim. Sonuna kadar” notuyla bir video paylaşmıştı.

Selahattin Demirtaş, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun bu paylaşımını alıntılayarak, şöyle yazdı: “Hem güçlü bir dayanışma hem de güçlü bir siyasi duruş, bu zor dönemi el ele vererek atlatmamız için çok önemlidir, kıymetlidir” dedi.

“Dayanışmayı büyütün”

HDP’li Demirtaş, ayrıca şu açıklamayı yaptı: “Değerli kardeşlerim, bugün devlet de sizsiniz, hükümet de. Dayanışma ne kadar büyürse o kadar insanımızı, o kadar insanlığımızı kurtarırız. Canla başla kardeşlerinin yanında olmak için didinen, malzeme gönderen gençler, kadınlar, milyonlar…

Bu ülkeyi enkazdan sizin iyiliğiniz, güzelliğiniz çıkaracak. Yaraları hep birlikte saracağız. Dayanışmayı büyütün. Başka çaremiz de kimsemiz de yok. Yok eğer felakettin büyüklüğünü ilk anda anlamalarına rağmen gerçekleri halktan saklamış, devletin tüm imkanlarını seferber etmek için 30 saat beklemişlerse bu aynı zamanda ağır bir suçtur, katliamdır.

Pandemide olduğu gibi, siyasi çıkar hesabıyla halkı ölüme terk etmektir. En büyük çözüm halkın gönüllü dayanışmasıdır. Șimdi dayanışmayı, yardımlaşmayı büyütme zamanıdır.”

Paylaşın

Erdoğan, 14 Mayıs’ı İşaret Etmişti; Seçim Tarihi Değişecek Mi?

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler sonrası 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiği açıklandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs olarak işaret ettiği seçim tarihi için iktidar cephesinde bir değişiklik olup olmayacağına ilişkin kulis bilgileri geldi.

Bloomberg’den Selcan Hacaoğlu ve Fırat Kozok’a konuşan yetkililere göre, Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Yetkililere göre, Erdoğan depremden etkilenen 10 ilde 3 ay geçerli olacak OHAL kararını seçimlerden önce bölgenin hızlıca toparlanmasını sağlamak üzere aldı.

Yetkililer, seçimlerin yapılamaması gibi bir olasılığın hükümet açısından bulunmadığını söylerken, her ne kadar seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılacağına yönelik resmi karar alınmamış olsa da Erdoğan’ın bu konudaki kararının değişmeyeceğini söyledi.

“OHAL’de üç aylık süre kullanılmayabilir”

OHAL’in 3 ay ile sınırlanmasının söz konusu 10 ilde seçim öncesi sürecin tamamlanması anlamına geldiğine işaret eden yetkili, yaşanan gelişmelere göre 3 aylık sürenin tamamının da kullanılmayabileceğini ifade etti.

Erdoğan depremleri “sadece cumhuriyet tarihinin değil dünyanın en büyük felaketi olarak tanımlamış, hükümeti arama ve kurtarma çalışmaları için harekete geçirmişti.

Yaklaşık 13,4 milyon kişinin yaşadığı deprem bölgesinde kurtarma ve yardım sağlama çalışmaları için hükümetin kapasitesi, Erdoğan’ın seçim öncesi öncelikli konusu olarak dikkat çekiyor. Hükümet ilk etapta 100 milyar liralık kaynağı kurumlara tahsis etti. Ancak kış koşulları, milyonlarca Suriyeli mültecilerin de bulunduğu bölgedeki arama ve kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor.

18 Haziran ihtimali

Öte yandan 14 Mayıs dışında hükümetin önündeki bir diğer seçenek de 18 Haziran, yani seçimlerin normal tarihi. Depremin bilançosuna göre hükümet bayramlar, hac mevsimi ve mevsimlik işçilerin durumu gibi gerekçelerle 1 ay öne aldığı seçimi normal tarihinde yapabilir. Ancak yetkililer bu ihtimali düşük olarak görüyor.

Depremin ardından konuşulmaya başlanan, seçimlerin 6 ay ya da 1 yıl ertelenmesi formülünün ise bugün için yasal karşılığı bulunmuyor. Anayasa’ya göre Cumhurbaşkanı, yalnızca savaş durumlarında seçimi erteleyebiliyor. Bunun dışında bir erteleme için Anayasa değişikliği şart. Halkoyuna gitmeden TBMM’nin yapacağı Anayasa değişikliği için 600 sandalyeli TBMM’de 400 milletvekilinin oyu gerekiyor.

Paylaşın

Dünya Genelinde 15 Milyon İnsan Buzul Erimesi Tehdidi Altında

Yapılan yeni araştırma dünya genelinde 15 milyona yakın insanın buzul erimesi sonucu oluşacak ani ve ölümcül taşkın tehdidi altında yaşadığını ortaya koydu. Tehdit altındaki 15 milyona yakın kişinin yarıdan fazlasının Hindistan, Pakistan, Peru ve Çin’de yaşıyor.

1941 yılında buzulların yol açtığı seller, Peru’da 1800 ila 6000 arasında kişinin yaşamını yitirmesine yol açmıştı. 2020’de Kanada’nın British Columbia bölgesindeki buzulların yarattığı taşkın yüz metre yüksekliğinde tsunamiye yol açarken, can kaybı olmamıştı. Nepal’de 2017 yılında buzulların yarattığı taşkın ise geniş çaplı heyelana yol açmıştı.

Bilim insanlarının yaptığı son araştırma, buzullar eriyip yakınlarındaki göllere büyük miktarlarda su bırakması ihtimali yüzünden dünya genelinde 15 milyona yakın insanın ani ve ölümcül taşkın tehdidi altında yaşadığını ortaya koydu.

Bu tehlikenin en fazla tehdit ettiği ülkeler içinde Hindistan, Pakistan, Peru ve Çin gösterildi.

“Nature Communications” dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, tehdit altındaki 15 milyona yakın kişinin yarısından fazlası bu ülkelerde yaşıyor.

Hakemli bir dergide yayınlanmayı bekleyen ikinci bir araştırma ise tarihte ve yakın zamanlarda 150’den fazla buzul taşkını patlamasının en ince ayrıntılarına kadar detaylarını ortaya koyuyor.

Bu tehdidi Amerikalıların ve Avrupalıların çok az düşündükleri kaydedilen araştırmada, bununla birlikte bu iki kıtada da 1 milyon insanın potansiyel olarak dengesiz buzullarla beslenen göllerin ortalama yaklaşık sadece 10 kilometre yakınında yaşadığı uyarısında bulunuldu.

1941 yılında buzulların yol açtığı seller, Peru’da 1800 ila 6000 arasında kişinin yaşamını yitirmesine yol açmıştı.

2020’de Kanada’nın British Columbia bölgesindeki buzulların yarattığı taşkın yüz metre yüksekliğinde tsunamiye yol açarken, can kaybı olmamıştı. Nepal’de 2017 yılında buzulların yarattığı taşkın ise geniş çaplı heyelana yol açmıştı.

Araştırmayı kaleme alan ekibin yöneticisi İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Caroline Taylor, Alaska’nın Mendenhall buzulunun, 2011’den bu yana Ulusal Hava Durumu Servisi’nin “intihar havzası” olarak adlandırdığı yerde yıllık küçük buzul patlaması sellerine yol açtığını bildirdi.

Aşırı yağış ve buzulların erimesinin yol açtığı seller

Hindistan’da aşırı yağış ve buzulların erimesinin 2013 yılında yol açtığı sel binlerce kişinin ölümüne yol açmıştı.

Bilim insanları daha önce sadece iklim değişikliği yüzünden ellerin daha sık gerçekleşmediği görüşünü dile getiriyordu.

Ancak, buzullar ısındıkça küçüldükçe göllerdeki su miktarının artması ve barajların taşmasının sel tehlikesinin de artırdığı gerçeği herkes tarafından kabul görür oldu.

En tehlikeli bölgeler neresi?

New Zealand Canterbury Üniversitesi’nde görevli, araştırmayı yapan ekibin diğer yöneticisi Tom Robinson, “Geçmişte, tek bir feci sel olayında binlerce insanı öldüren buzul gölü taşkınları yaşadık. Şimdi iklim değişikliğiyle birlikte buzullar eriyor, dolayısıyla bu göller büyüyor ve potansiyel olarak daha dengesiz hale geliyor.” diyerek buzulların erimesinden doğan tehlikeye işaret etti.

Yaptıkları çalışmada özellikle 1.089 buzul havzasının tamamı içinde “dünyanın en tehlikeli yerlerinin neresi olduğuna dair iyi bir veriye sahip olmak istediklerini kaydeden Robinson, bunun için iklim, coğrafya, nüfus, savunmasızlık gibi tüm bu faktörleri de mercek altına aldıklarını bildirdi.

Robinson, bunlar içinde Pakistan’daki Khyber Pakhtunkhwa havzasını en tehlikeli bölge olarak gösterdi.

Bu araştırmada bilim insanları, Pakistan, Hindistan, Çin ve Himalaya Dağları, ardından Peru’daki Santa havzasıyla, Bolivya’daki Beni havzasını en fazla tehlike arz eden bölgeler içinde gösterdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

AİHM, Berkin Elvan’ın Ailesinin Açtığı Davada Türkiye’yi Mahkum Etti

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti. AİHM, Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Euornews Türkçe‘nin AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ‘Gezi olaylarının sembolü’ haline gelen 15 yaşında yaşama gözlerini yuman Berkin Elvan’ın ailesinin açtığı davada Türkiye’yi mahkum etti.

Elvan’ın anne ve babası Sami ve Gülsüm Elvan ile iki kız kardeşi Gamze ve Özge Elvan 2019 yılında Türkiye aleyhine AİHM’de dava açmıştı.

AİHM, başvuruyla ilgili olarak Türkiye’nin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) yaşam hakkıyla ilgili 2 maddesini ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in gerekçeli kararı: Türkiye’de sorumlularla ilgili etkili soruşturma yapılmadı

AİHM gerekçeli kararında, Berkin’nin ölümüyle ilgili Türkiye’de yetkililerin sorumlularla ilgili “etkili bir soruşturma yapmamasının” insan hakları ihlali teşkil ettiği görüşüne vardı.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin yaşam hakkıyla ilgili 2.maddesin usül uyarınca ihlal edildiğine hükmeden Strasbourg Mahkemesi, ölümle ilgili zamanın İstanbul emniyet müdürü ve valinin sorumluluklarıyla ilgili Türk yetkililerin etkili bir soruşturmayı gerçekleştirmediği görüşüne vardı.

Başvuru sahiplerinin ölüme neden olan polis görevlisinin daha ağır bir mahkumiyetle cezalandırılması yolundaki şikayetiyle ilgili Türkiye’de duruşmaların devam ettiği ve iç hukuk yollarını tüketilmediğine karar veren AİHM, bu konuda şu anda bir karar veremeyeceğini bildirdi.

Gezi Parkı olayları sırasında kafasına gaz kapsülü isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Belkin Elvan, 265 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitirmişti.

Elvan’nın 16 Haziran 2013 tarihinde ailesinin deyimiyle ekmek almaya giderken kafasından gaz kapsülü ile vurularak, 15 yaşında hayatını kaybetmesi ülke genelinde büyük tepki uyandırmıştı. Yaralandığında 45 kilo olan Berkin, hayatını kaybettiği gün 16 kiloya düşmüştü.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleri: Türkiye, Orta Doğu’ya Doğru Birkaç Metre Kaydı

İtalya Ulusal Jeofizik ve Volkanoloji Enstitüsü (INGV) Başkanı Carlo Doglioni, “Arap levhası dediğimiz şey, Anadolu levhasına göre kuzeydoğu-güneybatı yönünde yaklaşık üç metre hareket etti” dedi. Doglioni’ye göre fayın toplam uzunluğu da en az 150 kilometre.

Haber Merkezi / Türkiye’deki yıkıcı depremlerin ardından ortaya çıkan durumu değerlendiren Carlo Doglioni, Corriere della Sera gazetesine verdiği röportajda yer altı sarsıntılarının şiddetine ve yönüne dikkat çekti.

Doglioni’ye göre çok güçlü bir doğa olayı meydana geldi ki bu deprem ilk saatlerde İtalya’da tsunami uyarısı yapılmasına bile neden oldu. Doglioni “Arap levhası dediğimiz şey, Anadolu levhasına göre kuzeydoğu-güneybatı yönünde yaklaşık üç metre hareket etti” dedi.

Carlo Doglioni’ye göre fayın toplam uzunluğu da en az 150 kilometre.

Türkiye iki levha üzerinde

Bu fay düzleminin oldukça eğimli olduğunu ve her iki yanında yatay yer değiştirmenin meydana geldiğini anlatan Doglioni, “iki tektonik plaka birbirine göreceli olarak hareket etti.” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin büyük bir kısmı Anadolu levhasında yer alıyor ama Türkiye’nin güneybatısında bir kısım da Suriye’nin bulunduğu Arap levhasında kalıyor.

6 Şubat’ta Richter ölçeğine göre 7.8 büyüklüğündeki depremle sarsılan Türkiye tarihindeki en büyük doğal afetlerden biri ile karşı karşıya kaldı.

Deprem neden oldu?

Dünya’nın kabuğu “levha” adı verilen iç içe geçmiş ama aslında birbirinden ayrı parçalardan oluşur.

Bu levhalar sıklıkla hareket etmeye çalışır ancak birbirine değen diğer parçaların baskısı sonucu bunu başaramaz.

Ancak bazen bu levhalardan birinin üzerindeki baskı birikir ve daha sonra bu basınç enerji olarak yüzeye çıkar. Bu enerji yüzeyi hareket ettirir; yani deprem yaratır.

Son olayda Arap levhası kuzeye doğru hareket ederek Anadolu levhasına baskı yaptı.

Bu levhalar arasındaki itme gücü ve baskı, geçmişte de çok ciddi sarsıntılara yol açmıştı.

13 Ağustos 1822’de aynı bölgede, aynı fay hattı üzerinde 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmişti. Sadece Halep’te 7 bin kişi; toplamda yaklaşık 20 bin kişi hayatını kaybetmişti.

Dünyadaki diğer depremlerle kıyaslandığında ne durumda?

AFAD depremin merkezini Doğu Anadolu Fay hattı üzerinde, Gaziantep’in 26 kilometre doğusundaki, Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesi olarak açıkladı.

Ancak etki alanı bundan çok daha geniş oldu; deprem Kıbrıs, Lübnan, Irak, İran ve Suriye’de de hissedildi. Türkiye’nin kuzeyinde ve batısında da yer yer hissedildi.

20. yüzyıl boyunca Doğu Anadolu Fay hattı çok az sayıda büyük deprem üretti. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi’nin verilerine göre 1970’ten bu yana bölgede 6’dan büyük sadece üç deprem meydana geldi.

Dünya genelinde bir yıl içerisinde 7’nin üzerinde meydana gelen deprem sayısı 20’yi geçmiyor. Bu da Pazartesi arka arkaya meydana gelen 7’den büyük iki depremi bir hayli olağandışı kılıyor.

2016’da İtalya’da meydana gelen 6,2’lik depremde 300 kişinin öldüğü düşünüldüğünde, Londra College Üniversitesi Risk ve Felaket Önleme Enstitüsü’nden Joanna Faure Walker, Türkiye’de meydana gelen depremin 250 kat daha fazla enerji ortaya çıkardığını söylüyor:

“Son 10 yılda bu büyüklükte sadece iki deprem görüldü, bir önceki 10 yılda da bu şiddette dört deprem meydana gelmişti.”

Ve bu depremlerin ikisi aynı gün, Pazartesi günü aynı ilde yaşandı.

Bugüne kadar dünyada görülen en büyük depremler 2011’de Japonya’da meydana gelen ve ardından ciddi tsunami dalgaları yaratan 9 büyüklüğündeki deprem ile 1960’ta Şili’de meydana gelen 9,5 büyüklüğündeki depremdi.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu’ndan SPK’ya Sert Tepki: Reziller

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından deprem bölgesinden döndükten sonra Sermaye Piyasası Kurulu’na (SPK) gideceğini açıkladı.

Haber Merkezi / Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “küçük yatırımcının soyulduğunu” belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bölgeden dönünce SPK’ya gideceğim. En acı dolu günlerimizde bile, küçük yatırımcıyı soymaya doymadılar. Reziller!” ifadelerini kullandı.

Borsa İstanbul’da sert düşüş

Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, yüzde 8,62 değer kaybederek günü 4.505,34 puandan tamamladı ve 22 Mart 2021’den bu yana en sert düşüşünü gerçekleştirdi.

Bankacılık endeksi yüzde 8,29 ve holding endeksi yüzde 8,67 değer kaybetti. Sektör endeksleri arasında tek kazandıran yüzde 2,57 ile taş, toprak, en çok kaybettiren yüzde 9,98 ile iletişim oldu.

BIST 100 endeksindeki kayıpların yüzde 7’yi aşmasıyla Endekse Bağlı Devre Kesici Sistemi çalıştı pay piyasasındaki tüm sıralarda işlemlerin geçici olarak 2. kez durduruldu.

Millet İttifakı’nın 12’nci toplantısı ertelendi

Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı belirlemek için 13 Şubat’ta yapacağı toplantı ertelendi.

Toplantıya ev sahipliği yapacak olan Saadet Partisi’nden yapılan açıklamada, “13 Şubat tarihli Saadet Partimizin ev sahipliğinde planlanan Millet İttifakı Toplantısı tehir edilmiştir” denildi.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Vatandaşımızın Lehine Olacak Her Adımın Destekçisiyiz

Depremin etkilediği 10 ilde OHAL ilan edilmesine ilişkin değerlendirmede bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan OHAL kararına dair de şunu belirtmek isterim. Öncelikle bu sürecin titizlikle takipçisi olacağımızı ifade etmek isterim. Elbette biz böylesine hassas bir süreçte vatandaşımızın lehine olacak her adımın destekçisiyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak OHAL yetkilerinin suistimal edilmesine ve bir sansür aracı haline dönüştürülmesine de asla rıza gösteremeyiz. Dualarımız; enkaz altında kurtarılmayı bekleyen kardeşlerimiz için… Temennimiz; bir an evvel depremin açtığı yaraları el birliğiyle sarabilmektir. Cenâb-ı Hâk, yâr ve yardımcımız olsun… Bölgede büyük emek sarf edenlere güç ve kuvvet versin. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza da sabırlar ihsan eylesin inşallah.”

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, parti genel merkezinde gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“”Yüreğimiz yanıyor… Acımız ve kayıplarımız çok ama çok büyük maalesef. Önce Pazarcık merkezli, ardından da Elbistan merkezli depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, ailelerine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Mekanları cennet olsun… Yaralılarımıza Cenâb-ı Allah’tan acil şifalar niyaz ediyor ve depremden olumsuz etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Aziz milletimizin başı sağ olsun!

“Elimizden gelenin çok daha fazlasını yapmak mecburiyetindeyiz”

Gün, acılarımızı paylaşma günüdür. Gün, dayanışma günüdür, birlik ve beraberlik günüdür. Gün, hep birlikte yaralarımızı sarma günüdür. Gün, topyekûn seferberlik günüdür. Bu felaketin üzerinden de ülke ve millet olarak gelebilir, bu zorlu günleri de birlikte aşabiliriz. İlgili kurumlarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve vatandaşlarımız ilk saatlerden itibaren ellerinden gelen çabayı ortaya koymaktadırlar. Ama bilmeliyiz ki; ancak hâlâ enkaz altında kalan ve bu soğukta sokaklarda olan insanlarımız, kendilerine uzatılacak bir eli bekleyen kardeşlerimiz var. Elimizden gelenin çok daha fazlasını yapmak mecburiyetindeyiz, artık hem moloz yığınlarıyla hem soğukla hem de zamanla yarışıyoruz.

Saadet Partisi olarak, depremin hemen ardından kurduğumuz kriz masası ile süreci an be an takip ediyoruz. Tüm imkanlarımızla ve mensuplarımızla seferber olduk. Genel Başkan Yardımcılarımız ve GİK Üyelerimiz deprem bölgelerine intikal ettiler. Her bir ilimizde heyetlerimiz sahadadır. Bölgeden merkezimize aktarılan tüm veri ve talepleri değerlendiriyoruz. Tüm bu veri ve talepleri de resmi kurumlarla paylaşıyoruz. Önümüzdeki saatler artık çok ama çok kritik. Öncelikle yapılması gereken bazı hususları da sizlerle paylaşmak isterim:

-Kurtarma faaliyetleri ara mahallelere ve sokaklara varıncaya dek ivedilikle yaygınlaştırılmalıdır.

-Beslenme, ısınma ve barınma ihtiyaçları bir an evvel giderilmeli; yeterli sayıda çadır derhal kurulmalı, kara yoluyla ulaşılması mümkün olmayan bölgelere acilen helikopterlerle ulaşılmalıdır.

-Acilen her noktada “tahliye koridorları” açılmalı ve talep eden tüm vatandaşlarımız bölgeden çıkarılmalıdır.

-Kocaeli ve İstanbul başta olmak üzere iş makineleri ve vinç imkanları fazla olan illerimizden takviye ekipmanlar derhal bölgeye sevk edilmelidir. Zira bu bölgelerde hizmete hazır binlerce iş makineleri ve vinç mevcuttur.

“Atılması gereken adımları çok hızlı bir şekilde atmalıyız”

Amasız fakatsız, bahanelere asla sığınılmadan, kesinlikle hamaset diline başvurulmadan insanlarımızın feryatlarına kulak vermek, başta yetkililer olmak üzere hepimizin görevidir. Evet bu büyük bir felaket! Ancak Türkiye’miz de büyük bir ülke! Önemli olan husus, imkanlarımızı doğru değerlendirerek, süreci iyi yönetebilmektir. Maalesef deprem öncesi hazırlık sürecini iyi yönetemediğimiz ortada; fakat en azından deprem sonrası süreci sağlıklı yönetmemiz elzemdir. Yani, şimdi atılması gereken adımları çok hızlı bir şekilde atmalıyız.

Sözlerimin sonunda, az evvel Sn. Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan OHAL kararına dair de şunu belirtmek isterim. Öncelikle bu sürecin titizlikle takipçisi olacağımızı ifade etmek isterim. Elbette biz böylesine hassas bir süreçte vatandaşımızın lehine olacak her adımın destekçisiyiz. Ancak OHAL yetkilerinin suistimal edilmesine ve bir sansür aracı haline dönüştürülmesine de asla rıza gösteremeyiz. Dualarımız; enkaz altında kurtarılmayı bekleyen kardeşlerimiz için… Temennimiz; bir an evvel depremin açtığı yaraları el birliğiyle sarabilmektir. Cenâb-ı Hâk, yâr ve yardımcımız olsun… Bölgede büyük emek sarf edenlere güç ve kuvvet versin. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza da sabırlar ihsan eylesin inşallah.”

Paylaşın

Depremin Vurduğu 10 İlde OHAL İlan Edilmesi Ne Anlama Geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adıyaman, Kilis, Kahramanmaraş, Hatay, Osmaniye, Gaziantep, Şanlıurfa, Diyarbakır, Malatya ve Adana’da üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem yaşanan 10 ilimizi kapsayan ve 3 ay sürecek OHAL kararıyla ilgili Cumhurbaşkanlığı ve Meclis süreçlerini hızla tamamlayacağız” dedi.

Erdoğan’ın da açıklamasında değindiği Anayasa’nın 119’uncu maddesi, belli şartlar altında Cumhurbaşkanı’na OHAL ilan etme yetkisi veriyor.

Anayasa’nın 119’uncu maddesinde bu şartlar arasında savaş, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik şiddet hareketleri, salgın hastalık ve ağır ekonomik bunalımın yanı sıra “tabii afet” de sıralanıyor.

Anayasa’ya göre, OHAL ülkenin tamamında veya bir bölgesinde ilan edilebiliyor ve en fazla altı sürebiliyor.

OHAL ilanı kararın verildiği gün Resmi Gazete’de yayımlanıp, onay için aynı gün Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) gönderiliyor. TBMM, gerekli görmesi halinde süreyi kısaltıp uzatabiliyor ya da OHAL’i kaldırabiliyor.

OHAL ilanı hangi yetkileri veriyor?

Kahramanmaraş’ta yaşanan depremlerin ardından arama-kurtarma ve yardım faaliyetlerinin daha hızlı bir şekilde koordine edilebilmesi için bir süredir OHAL ilan edilmesi çağrıları yapılıyordu.

OHAL ilanı, olağanüstü durumlarda yardım faaliyetlerinin hızlandırılması ve hayatın normal akışına dönülmesini sağlayacak adımların daha hızlı bir şekilde atılması için idareye istisnai yetkiler kullanma hakkı tanıyor.

Afet durumlarında alınacak tedbirler ve OHAL’in uygulamasına ilişkin detaylar ise kanunlarla düzenlenmiş durumda.

OHAL Kanunu’nun 5’inci maddesine göre, doğal afet nedeniyle OHAL ilan edilmesi durumda, “felâkete uğrayanların kurtarılması, meydana gelen hasar ve zararın telafisi için ihtiyaç duyulan ve hemen sağlanamayan para ve her türlü taşınır ve taşınmaz mallar ve yapılması gereken işler; para, mal ve çalışma yükümlülüğü yoluyla” sağlanması öngörülüyor. Bu yükümlülüklerin detayları da yine aynı kanunda düzenleniyor.

OHAL Kanunu’nda kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra özel ve tüzel kişilerin de arazi, arsa, bina, araç, gereç, yiyecek, ilaç ve tıbbi malzeme gibi kendilerinden talep edilen her türlü maddeyi vermek zorunda olduğu belirtiliyor.

OHAL’in yardım çalışmalarına etkisi ne?

OHAL, ilan edildiği bölgelerde valilere çevre illerden ve ordudan yardım isteme yetkisi de tanıyor.

Kanunun 20’nci maddesinde, “Bölgelerinde… olağanüstü hal ilan edilen bölge valileri, kendi mülki idare bölümlerindeki ‘Acil Kurtarma ve Yardım Örgütlerinin’ ihtiyacı karşılamayacağının anlaşılması üzerine, çevredeki bölge valiliklerine başvururlar. Bölge valileri, ani ve olağanüstü olaylarla karşılaşmaları veya yakın bölge valiliklerinin göndereceği yardım gelinceye kadar, bölgedeki en büyük askeri komutanlıktan yardım isteyebilir” ifadeleri yer alıyor.

OHAL Kanunu’nun getirdiği bir başka düzenleme de OHAL Koordinasyon Kurulu’nun kurulması. Doğal afet durumlarında ilan edilen OHAL’de Koordinasyon Kurulu da farklı bölgelerdeki yardımların düzenlenmesi ve arama-kurtarma çalışmalarının koordinasyonunun sağlanmasından sorumlu oluyor.

Türkiye’de daha önce yaşanan depremlerin ardından özellikle sosyal medyada sarsıntının büyüklüğünün 7’nin üzerinde olması halinde OHAL ilan edilmesinin zorunlu olduğu yönünde iddialar sıkça dolaşıma girmişti.

Ancak, Anayasa ve başta OHAL Kanunu olmak üzere ilgili yasal düzenlemelerde böyle bir şart ve zorunluluk yer almıyor.

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Selahattin Demirtaş Sordu: Erdoğan’ın Nerede Olduğunu Bilen Var Mı?

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan depremlere ilişkin açıklama yapan Demirtaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nerede olduğunu sorarak, “Cumhurbaşkanı, koordinasyon merkezinden bir dakika bile ayrılmamalı, saat başı açıklama yaparak halkı bilgilendirmeli, uyarı ve duyurular yapmalı, halka moral vermeliydi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Nerede olduğunu bilen var mı? Dün gece enkazlardan çığlıklarını duyduğumuz kardeşlerimiz, herkesi dayanışmaya ve ortak akılla hareket etmeye çağırıyor. Lütfen daha fazla dayanışma ve daha fazla koordinasyonla, en azından bugün kurtarabileceğimiz kardeşlerimizi kurtaralım.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, merkez üssü Kahramanmaraş olan ve binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, onbinlerce kişinin ise yaralanmasına yol açan 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerle ilgili açıklamalarda bulundu.

Selahattin Demirtaş, açıklamalarında şu ifadeleri kullandı:

“Felaketin ilk anından beri seferber olup kurtarma, yardım ve dayanışma çalışmalarına katılan herkesi kutluyoruz. Çok zor bir gündü. Emekleriniz çok değerli, sağ olun, var olun. Ne var ki daha fazlası lazım çünkü on binlerce insan halen enkaz altında. 85 milyon tek yürek olmuş, tek adam sisteminin hantallığını, beceriksizliğini, rezaletini aşarak kardeşlerini kurtarmaya çalışıyor”

İlk anda seferberlik ilan edilmesi gerektiğini belirten Demirtaş, “Halen yapılabilir. Halen hiçbir çalışma yapılmayan yüzlerce bina var. Yıllardır halkın kanını emen devasa inşaat firmalarının tüm iş makineleri, el konularak deprem bölgesine gönderilmeliydi, halen yapılabilir. Deprem bölgesine giden tüm kara yolları sivil araç geçişine kapatılarak sadece kurtarma ve yardım ekiplerinin geçişi sağlanmalıydı, halen yapılabilir.  AFAD Başkanı, saat başı IBAN verip para toplama telaşına gireceğine, gönüllüleri organize ederek deprem bölgesine götürmeliydi, halen yapılabilir. Dünden beri topladığınız para mı enkaz altındaki kardeşlerimizi kurtaracak!” dedi.

“Erdoğan nerede?”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın nerede olduğunu da soran Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhurbaşkanı, koordinasyon merkezinden bir dakika bile ayrılmamalı, saat başı açıklama yaparak halkı bilgilendirmeli, uyarı ve duyurular yapmalı, halka moral vermeliydi. Nerede olduğunu bilen var mı? Dün gece enkazlardan çığlıklarını duyduğumuz kardeşlerimiz, herkesi dayanışmaya ve ortak akılla hareket etmeye çağırıyor. Lütfen daha fazla dayanışma ve daha fazla koordinasyonla, en azından bugün kurtarabileceğimiz kardeşlerimizi kurtaralım.”

Paylaşın

Depremlerle İlgili Kafa Karıştıran Veya Az Bilinen Gerçekler

İçişleri Bakanlığı’na bağlı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), Kahramanmaraş Pazarcık merkezli 7,4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD, daha sonra depremin büyüklüğünü 7,7 olarak güncelledi.

AFAD, saatler sonra Kahramanmaraş Elbistan merkezli 7,6 büyüklüğünde bir deprem daha olduğunu bildirdi. Ardından saat 13.32’de Kahramanmaraş Ekinözü’nde 5,5 büyüklüğünde ve saat 13.35’te Malatya Doğanşehir’de 5,6 büyüklüğünde depremler meydana geldi.

Binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlerle ilgili internet üzerinden birçok yanlış bilgi yayılırken, bu yıkıcı sarsıntılara dair az bilinen gerçekler de gündeme geldi.

İşte depremle ilgili kafa karıştıran veya az bilinen gerçekler…

7.4 mü, 7.7 mi: Bir depremin kaç büyüklüğü olur?

Bu sabah Kandilli Rasathanesi’nin Maraş’taki depremin büyüklüğünü 7.4; ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu USGS’ninse 7.8 olarak açıklaması en çok kafa karıştıran durumlardandı.

Aslında bir depremin, sismograf ölçümleriyle belirlenen tek bir büyüklüğü var. Ancak bunlar farklı cinslerden ifade edilebilir.

Kandilli Rasathanesi, depremin şiddetini ilk başta Richter Ölçeği’ne göre açıklamıştı. ABD ise moment magnitüd (Mw) ölçeğini kullanmıştı.

1979’da Thomas C. Hanks ve Hiroo Kanamori tarafından icat edilen Mw ölçeğinin daha kesin olduğu düşünülüyor. Bu yüzden Mw, zamanla Richter Ölçeği’nin yerini aldı.

Ortaya çıkan karışıklığın düzeltilmesi için depremin cinsini Mw cinsinden de açıklama kararı alan Kandilli Rahatsanesi de depremin şiddetini 7.7 Mw diye güncelledi.

Kayda geçen şiddetli deprem 9.5

ABD Okyanus ve Atmosfer İdaresi’ne göre şimdiye dek kayıtlara geçen en şiddetli deprem Richter Ölçeği’nde 9.5 büyüklüğündeydi.

22 Mayıs 1960’ta Şili’nin güney kıyılarında meydana gelen deprem, hemen ardından büyük bir tsunami de yaratmıştı. Tsunami Hawaii, Japonya ve Filipinler’i de vurmuştu.

Kayda geçmiş en şiddetli depremler şu şekilde:

Şili/1960: 9.5
Alaska/1964: 9.2
Endonezya/2004: 9.1
Japonya/2011: 9.0
Rusya/1952: 9.0

Depremlerin büyük kısmı “Ateş Çemberi’nde” oluyor

Pasifik Okyanusu’nu çevreleyen deprem bölgesine “Ateş Çemberi” adı veriliyor. Depremlerin çok büyük kısmı Çevre-Pasifik kuşağı da denen bu bölgede meydana geliyor.

Ateş Çemberi, Dünya’nın jeolojik açıdan en aktif bölgesi. Gezegendeki tüm depremlerin yaklaşık yüzde 90’ı burada meydana geliyor.

Bir sonraki “en sismik bölge” ise depremlerin yüzde 5 ila6’sının görüldüğü Alp Kuşağı.

Bu kuşak, Akdeniz bölgesinden doğuya doğru Türkiye, İran ve Hindistan’a uzanıyor.

Bilinen en ölümcül deprem: 830 bin kişi hayatını kaybetti

Kaydedilen en ölümcül deprem ise 1556’da Çin’de meydana geldi.

Çoğu kişinin yumuşak kayadan oyulmuş mağara benzeri barınaklarda yaşadığı, ülkenin merkezindeki Shaanşi bölgesini etkileyen bu depremde 830 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

1976’da Çin’in Tangshan kentinde 250 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği bir başka ölümcül deprem de en şiddetli örnekler arasında.

Depremlerin ve deprem biliminin tarihi: En eskisi de Çin’de

Bilim insanlarının kayıtını bulduğu en eski deprem, MÖ 1831’e kadar uzanıyor. Bu deprem Çin’in Shandong eyaletinde meydana geldi. O dönemde bölgede Zhou Hanedanlığı hüküm sürüyordu.

Depremlerin yumuşak zemini sert kayadan daha fazla salladığı bilgisi ise MÖ 350’de Yunan filozof Aristoteles tarafından dile getirildi.

Sarsıntıların nedeni de 1760’ta sismolojinin ilk uzmanlarından biri olan İngiliz mühendis John Michell tarafından ortaya kondu.

Michell, depremlerin ve meydana getirdikleri enerji dalgalarının “kaya kütlelerinin yerin kilometrelerce altında yer değiştirmesinden” kaynaklandığını hatıratında yazmıştı.

Sarsıntıların derinliği

Çoğu deprem, Dünya yüzeyinin 80 kilometreden az bir derinlikte meydana geliyor.

Ancak bu derinlikten çok daha aşağıda da depremlere rastlanabilir. Zira en derin depremler, yüzey kabuğunun manto tabakasına daldığı sınırda ortaya çıkıyor. Bu sınır yüzeyin 750 kilometre altında.

Kahramanmaraş’ta bu sabah meydana gelen depremin derinliği ise sadede 7 kilometre olarak belirlendi.

Depremin gürültüsü: Hayvanların önceden duyduğu doğru mu?

İnsan, 20 ila 20 bin Hertz aralığındaki sesleri algılayabiliyor. Çoğu deprem dalgasının frekansı 20 Hz’den az. Bu nedenle dalgaların kendisi genellikle duyulmuyor. Bu tür depremlerde insanların duyduğu gürültü çoğu zaman binalardaki kırılmalardan kaynaklanıyor.

Öte yandan işitilebilir aralıkta depremler de mümkün. Bunlar bir gümbürtü olarak duyulabilir.

Bazı kişiler köpek veya kedilerin, insanların duyamadığı deprem seslerini veya titreşimlerini hissettiğine inanıyor. Ancak uzmanlara göre bu, doğrulanabilmiş bir bilgi değil.

Bazı hayvanların davranışlarında depremlerden önce değişiklikler gözlemlenmiş olabilir. Fakat bilim insanlarına göre bu davranışlar tutarlı değil ve çoğu zaman depremden önce algılanabilir bir davranış değişikliği olmuyor.

Depremin havası ve saati olur mu?

Antik Yunanlar depremlerin özellikle sıcak ve kuru havalarda meydana geldiğine inanıyordu.

17 Ağustos 1999 depreminin etkisinde kalarak bu inanışı halen taşıyan kişiler var. Ancak uzmanlar kesin bir dille reddediyor.

Benzer şekilde şiddetli sarsıntıların daima sabaha karşı olduğunu düşünenler de mevcut. Öte yandan tarihte akşam saatlerinde gerçekleşmiş birçok deprem var.

Sığınılacak en güvenli yer kapı eşiği mi?

Bilim insanları kapı eşiklerinin sadece kerpiç evlerde koruma sağlayabileceğini söylüyor. Zira modern yapılarda kapılar, binanın geri kalanından daha sağlam değil.

Aksine kamu binalarında, aceleyle dışarı çıkmaya çalışan insanlar, kapı eşiğine sığınanları ezebilir. AKUT’un önerisine göre deprem esnasında içeride olanların çamaşır makinesi, bulaşık makinesi gibi bir beyaz eşyanın yanına büzülerek yatması daha mantıklı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın