Demirtaş: O Tek Kişi, İktidarını Sürdürebilmek İçin…

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, sosyal medya hesabından binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremlere dair açıklamalarda bulundu.

Haber Merkezi / Selahattin Demirtaş, açıklamasında acı tablonun sorumlularına değinerek şu ifadeleri kullandı:

“‘Bugün siyaset yapma günü değil’ diyenler ya yanılıyorlar ya da Saray’ın propaganda merkezinin kendilerine verdiği görevi yapıyorlar.

Deprem siyaset üstü değil, partiler üstü bir konudur. Kavramlar yanlış kullanılırsa yanlış sonuçlara ulaşılır.

Neden mi? Lütfen okuyun.

Demokrasinin iyice yerleştiği ülkelerde devlet ayrı bir şeydir, hükümet ayrı bir şeydir.

Hükümete kim gelirse gelsin devletin temel işleyişinde köklü değişiklikler olmaz, olamaz.

Örneğin Japonya’da deprem konusunda hükümeti siyasi baskı altına almak için uğraşmaya gerek yoktur. Hükümetin bir eksiği olursa yerden yere vurulmasının önünde bir engel de yoktur.

Zaten depremle mücadeleyi devletin tüm kurumları, sistemli şekilde kendiliğinden yaparlar.

Oysa Türkiye’de özellikle de tek adam sistemine geçildikten sonra devlet-hükümet-parti ayrımı tamamen kalktı. Ülkenin tüm kurumları bir tek kişiye bağlandı.

O tek kişi, iktidarını sürdürebilmek için seçimde kazanmaya mecbur olduğundan her adımını seçim hesabıyla atıyor.

Hele hele Erdoğan gibi siyasi çıkarcılığın ustası olmuş birinin deprem felaketine, üstelik de seçimler öncesinde, siyasi çıkarını düşünmeden yaklaştığını sanmak siyaseten aptallık değilse saflıktır.

Şu anda Erdoğan’ın yaptığı tek şey, partisinin ve kendisinin propagandasıdır.

Ama iktidar medyası, bu gerçeği örterek deprem felaketini Erdoğan’ın kişisel ve partisel kazanımına dönüştürmek için sürekli saldırarak, insanları linç ederek tüm eleştirileri susturmaya çalışıyorlar.

Maalesef ilk günden susanlar da oldu.

Biz particilik yapmıyoruz, oy hesabı yapmıyoruz. İktidarı siyasetle sıkıştırıp kardeşlerimizi kurtarmaya çalışıyoruz.

Çünkü devlet de odur, medya da odur, yargı da polis de asker de odur.

Yani tüm devlet kurumları ancak ve sadece Erdoğan’ın çıkarına göre hareket ederler.

Gönüllülerin yardım dağıtabilmek için deprem bölgesine gitmeleri, TSK’nin deprem bölgesinde görevlendirilmesi, Twitter erişim engelinin kaldırılması halkın siyasi baskısı sayesinde oldu.

Görüyorsunuz, büyük koordinasyon eksiği var ve bu da halkın siyasi baskısıyla çözülecek.

Yanlış olan şey bu ortamda siyaset yapmak değil, parti propagandası yapmaktır. Seçim hesabı yapmaktır.

Siyaset yapmak tam da bugün toplumun en önemli savunma aracıdır. Bunu almalarına izin vermeyin.

Direnmeye ve dayanışmaya devam edelim.”

Paylaşın

Türk Tabipleri Birliği’nden Deprem Bölgeleri İçin Bulaşıcı Hastalıklar Uyarısı

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi,  “Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.” ifadelerinin yer aldığı bir bilgi notu paylaştı.

Haber Merkezi / Bilgi notunda, bulaşıcı hastalık riskine karşı önlem alınması gerektiği ifade edildi ve yapılması gerekenler şöyle sıralandı:

“Afetin yaşandığı bölgede çöp toplama hızla organize edilmeli ve çöpler düzenli olarak toplanmalıdır, çünkü çöpler bulaşıcı hastalıkları taşıyabilecek haşarat ve kemirgenlerin üreme alanlarıdır.

Ulaşımın zor ya da olanaksız olduğu durumlarda sokak aralarına ve dar yerlere erişebilecek el arabalarından yararlanılmalıdır.

Afetten önce bölgeye hizmet veren çöp dökme alanları uygun ise çöpler toplanarak buraya dökülmeye devam edilmeli, bu alanlara ulaşım mümkün değilse veya bizzat bu alanlar afet nedeni olmuşsa, aşağıda tarif edileceği üzere çöpler bu iş için belirlenmiş uygun biriktirme yerlerine dökülmelidir.

Afetzedelerin barındığı yerlerin uygun noktalarında çöp bırakılacak alanlar oluşturulmalıdır. Bu alanlar günlük olarak kireç kaymağı, klor eriyiği, çamaşır suyu vb. malzemelerle dezenfekte edilmelidir.

Karasineklerle mücadelede canlının yumurta bırakacağı çöp, gübre gibi ortamların üstlerinin açık olmaması gerekir (Uygun çöp kovası yoksa 20 santimetre kalınlığında toprakla çöp ve gübre yığınlarının üstü örtülebilir).

Çöp toplama alanlarının su kayaklarından en az 60 metre; mümkünse besin maddeleri dağıtım-depolama yerlerinden en az 1 kilometre uzakta, yaya ve araçların geçişine engel olmayacak bir yerde olmasına dikkat edilmelidir.

Çocukların ve hayvanların çöp toplama alanlarında dolaşmasına izin verilmemeli, buralara hayvan ölüleri atılmamalıdır.

Çöp yığınlarından şıra sızmasının önüne geçilmeli; sızma varsa bu yerler çamaşır suyu ya da benzeri bir dezenfektan ile yıkanmalıdır.

Çöp yığınlarında ve toplama alanlarında haşere ve kemiricilerin oluşması, üremesi önlenmeli, bu zararlılarla mücadele amacıyla kullanılan pestisit ve insektisitlerin de bir kirlilik unsuru haline gelmemesine dikkat edilmelidir.

Her 200 kişi için iki metre derinlikte ve 1,5 x 1 metre çukur açılmalıdır. Bu söz konusu nüfus için bir hafta yetebilir. Çukur içerisindeki organik materyalin bozunumu 4-6 hafta gerektirir. Çukurun üstü 40 santimetre kalınlığında sıkıştırılmış toprakla örtülmelidir.”

Paylaşın

Adana, Hatay Ve Osmaniye’de Yıkılan Binalara İlişkin Soruşturma

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler nedeniyle Adana, Hatay ve Osmaniye’de yıkılan binalara ilişkin soruşturma başlatıldı. TBB’de depremlerde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Haber Merkezi / Adana Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, soruşturma kapsamında teknik bilirkişi heyetlerinin görevlendirildiği bilgisi verildi:

“Numune alma ve bizzat alanda çalışmalara başlanılmıştır. Binaların yapımını üstlenen ve sonradan binalarda imara aykırı şekilde değişiklik yaparak yıkılmasına neden olan sorumlu kişilerin tespiti konusunda ilgili kurumlarla yazışmalar yapılmıştır. Bu kişiler yönünden gerekli tedbir durumları değerlendirilmekte, soruşturma konunun hassasiyeti de gözetilerek titizlikle ve tüm detaylarıyla sürdürülmektedir.”

Hatay ve Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılıklarından yapılan açıklamalarda da bu illerde yıkılan binalarla ilgili soruşturma başlatıldığı duyuruldu.

Türkiye Barolar Birliği’nden suç duyurusu

Türkiye Barolar Birliği (TBB), Maraş depremlerinde yıkılan binaların müteahhitleri ile projelerine onay veren, denetimleri gerçekleştirmeyen idari görevliler hakkında suç duyurusunda bulundu.

Türkiye Barolar Birliği’nin dilekçesinde, tespit edilecek sorumluların Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca yargılanması istendi.

Dilekçe şöyle devam etti: “Binaları inşa eden müteahhitler; yapıların mimari, statik ve her türlü plan, proje, resim ve hesaplarının hazırlanmasını ve bunların uygulanmasıyla ilgili fenni mesulleri, uzmanlık konularına ve ilgili kanunlarına göre sorumlulukları bulunan her türlü teknik görevliler ile inşaat aşamasından itibaren görev yapan her türlü yapı denetim görevlileri ve ilgili kişiler; binalara yapı kullanma izin belgesi veren, oturma izni veren görevli ve yetkililer; onlara bu yönde emir ve talimat veren yetkililer; denetim görevini yerine getirmeyen ilgili belediye, bakanlık yetkilileri ile depremin gerçekleşmesinin ardından arama ve kurtarma çalışmalarının geç, eksik ya da hatalı başlaması neticesinde kayıpların artmasına sebep olan sorumlular hakkında yürütülecek ceza soruşturması sonucunda Türk Ceza Kanunu’nun Kasten öldürme başlıklı 81. maddesi ve Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi başlıklı 83. maddesi uyarınca kovuşturma başlatılması ve ceza verilmesi talep edilmiştir.”

“Kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir”

TBB tarafından yapılan açıklamada, “Delillerin yok olmaması ve karartılmaması için numunelerin alınması ve incelenmesi dahil, yürütülecek tüm işlemlerde gönüllü ve alanında uzman meslektaşlarımızdan oluşturulacak komisyon ile teknik bilgiye sahip meslek örgütleriyle iş birliği içerisinde sağlıklı bir soruşturma süreci yürütülmesinin temini ve tüm şüphelilerin tespiti için çalışmalara başlanmış olup, cezasızlığın önlenmesi için gerek soruşturma gerekse kovuşturma süreci etkin şekilde takip edilecektir” denildi. 

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener’den Seçim Yorumu: 14 Mayıs’a Yetişeceğini Sanmıyorum

İYİ Parti Lideri Akşener’in “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorularına, “Seçimin 14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum” dediği aktarıldı.

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Kahramanmaraş, Hatay, Gaziantep, Osmaniye, Malatya, Adıyaman, Adana, Kilis, Diyarbakır, Elazığ ve Şanlıurfa’da on binlerce kişinin hayatını kaybetmesine yol açan depremlerden 72 saat sonra enkaz bölgesine gitti.

Gazeteci Murat Yetkin’in aktardığına göre bunun gerekçesini “Üç gün. Şimdiye kadar neden gitmedim? (Deprem çalışmasına) engel olmamamız lazım, gürültü çıkarmamak lazım. Devlet konuşsun diye bekledim. Artık konuşma zamanı. Şimdi enkaz altından devleti çıkarıyor millet” diye açıklayan Akşener, “Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:

Yetkinreport.com’da yayınlanan yazının ilgili bölümü şöyle:

“(…) Soruyoruz: Deprem seçim tarihini etkiler mi? Erdoğan OHAL’den sonra seçimin ertelenmesini zorlar mı? Kafalardaki sorular… Akşener sorudan pek de memnun olmamış bir ifadeyle yanıtlıyor: ’14 Mayıs’a yetişeceğini sanmıyorum. Ama 18 Haziran’a kalacağını sanıyorum.’

Peki, ya erteleme? Anayasa’nın 78. maddesi savaş sebebiyle yeni seçimlerin yapılmasına imkan görülmezse, TBMM’nin seçimlerin bir yıl ertelenmesine karar verebileceğini yazıyor.

Akşener Meclis’ten öyle bir karar çıkacağına ihtimal vermiyor. Şunu da ekliyor: ‘Biz siyasiler seçimin yapılması için üzerimize düşeni yapmak zorundayız.’

Depremin Erdoğan’ın seçim desteğine etkisi ne olur peki? Akşener susuyor ama Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın ‘Buradan bir şamar yer’ diye bir özet veriyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

AFP’den Dikkat Çeken Yazı: Depremlerin Ardından Bölgede Erdoğan’a Tepkiler Arttı

Fransız Haber Ajansı (AFP), 10 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerin yansımaları üzerine dikkat çeken bir yazı yayınladı.

Euronews Türkçe‘nin aktardığı yazıda, depremlerin ardından bölgede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik tepkilerin arttığı ifadelerine yer verildi.

Deprem bölgesinde vatandaşlarla konuşan AFP, yardımların gecikmesi ve koordinasyon sorunuyla ilgili şikayetleri gündeme getirdi.

Hakan Tanrıverdi isimli bir vatandaş tepkisini, “Buraya bir daha oy istemek izin gelmeyin” diyerek dile getirirken, “Biz çok derinden etkilendik ve bize kimse yardım etmedi” ifadesini kullandı.

Bölgede etkili olan soğuk hava koşullarına dikkat çeken Tanrıverdi, “Depremde ölmeyen insanlar soğukta ölüme terk edildi. Bu şekilde ölüme terk edilmek günah değil mi?” dedi.

AFP bu şikayetlerin, 2018 rahat bir seçim zaferi elde edilen Adıyaman’da Erdoğan için bu kez kötü bir mesaj olarak görüldüğü yorumunu yaptı.

“Utanın. Bizi kendi başımıza bıraktınız”

Depremin en fazla etkilediği kentlerden biri olan Adıyaman’da bir çok kişinin Tanrıverdi gibi düşündüğü kaydedilen haberde, vatandaşların şikayetlerinin başında yardım ekiplerinin kurtarma çalışmalarına zamanında başlamaması ve gerekli ekipmanların olmaması gösterildi.

Adıyaman’da yaşayan Mehmet Yıldırım, “Depremin ikinci günü saat 14’e kadar hiç kimseyi (arama kurtarma-ilk yardım) görmedim. Ne hükümet, ne devlet, ne polis ne asker. Utanın. Bizi kendi başımıza bıraktınız” diyerek öfkesini dile getirdi.

Adıyaman’a 150 kilometre uzaklıktaki bir mesafeden gelen yardım gönüllüsü Hediye Kalkan, “Devlet kendini böyle bir günde neden göstermez? İnsanlar yakınlarının cenazelerini kendi imkanlarıyla çıkartıyor.” dedi.

Erdoğan, ulusal televizyonda yayınlanan ziyaretlerde yerel halktan büyük ölçüde sıcak bir karşılama aldığı izlenimini verdiğine işaret edilen haberde, yine yaşlı bir kadının Erdoğan’a sarılarak omuzunda ağlamasına bu görüntülerde yer verildiği kaydedildi.

Depremde bir yakınını kaybeden Veysel Gültekin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan ile karşılaşma şansı olsa farklı tepki vereceğini ifade ederek, gerekli ekipmanı olmadığı için yakını kurtaramamaktan şikayet etti.

Gültekin, “Basit bir delme makinası olsaydı, onu canlı çıkarabilirdim. Şiddetli bir artçı şokun ardından tamamen kapana kısıldı ve şiddetli bir artçı şokun ardından öldü.” dedi.

Seçim sonucunu etkiler mi?

Erdoğan’ın daha önce seçim tarihini geri çekerek 14 Mayıs’a aldığını ve bunun da adayını henüz belirlememiş muhalefet için zaman sorunu yarattığına işaret edilen haberde, depremin ardından seçimin zamanında planlandığı gibi yapılıp yapılmamasının önemli bir soru işareti olduğu ifade edildi.

Haberde, depremin geçen yıl yaşanan ekonomik krizi sonrası oyları düşen Erdoğan’ın tam da toparlanmaya başlayıp halk desteğini almaya başladığı bir döneme denk geldiğine dikkat çekildi.

Paylaşın

Uzmanlardan İstanbul İçin Büyük Deprem Uyarısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin enkazı henüz kaldırılmamış ve yaralar sarılmamışken, uzmanlar, İstanbul bölgesi için de önümüzdeki birkaç yıl içinde şiddetli bir deprem bekliyor.

DW Türkçe’ye açıklamada bulunan uzmanlar bölgede gerginliğin giderek artığını belirterek uyarıda bulunuyor.

Alman uzmanlar önümüzdeki yıllarda İstanbul’da büyük bir depremin meydana gelme olasılığının çok yüksek olduğuna dikkat çekti.

Kiel Geomar Helmholtz Okyanus Araştırmaları Merkezi’nden Heidrun Kopp buradaki son büyük depremin 1766 yılında meydana geldiğini ve o zamandan bu yana İstanbul’da gerginliğin giderek arttığını belirtti. Kopp, Kuzey Anadolu Fay hattı bölgesinde şu anda dört metreye varan bir hareket açığı bulunduğunu belirterek “Bu oldukça fazla” ifadelerini kullandı.

Kopp Türkiye’nin güneydoğusunda meydana gelen depremde olduğu gibi birikmiş voltajın tamamının bir anda boşalması halinde, bunun İstanbul’da da ağır sonuçları olacağını belirtti.

“Deprem gecikmiş durumda”

Potsdam’daki Alman Yerbilimleri Araştırma Merkezi’nden (GFZ) Marco Bohnhoff da “Orada 7.4’e varan büyüklükte bir deprem gecikmiş durumda” ifadelerini kullandı.

Genellikle, bu tür depremler böylesine ani ve tam bir salınımla sonuçlanır diyen araştırmacı, megakent İstanbul’un da doğrudan fayın üzerinde yer aldığını hatırlatarak, “Şehir merkezi sadece 25 kilometre uzaklıkta” dedi. İstanbul’un üzerinde bulunduğu zeminin de birçok bölgede sağlam olmadığını dile getiren Bohnhoff, şehrin güneybatı kısmının, günümüzde kurumuş olan eski bir lagünün üstüne inşa edildiğini vurguladı.

“Böylesi yumuşak zeminlerde, bazen sıvılaşma efektleriyle güçlü yer hareketleri olabilir” diyen Bohnhoff, bu iki etkenin ağır hasarlara neden olabileceğini aktardı. Söz konusu bölgede, günümüzde kullanım dışı bırakılan Uluslararası Atatürk Havalimanı’nın bulunduğunu belirten bilim insanı, yaşanacak olası bir depremin ardından bu tesisin kullanılamaz hale gelebileceğini ifade etti

Heidrun Kopp ise 1939 yılından beri fay hattı boyunca depremlerin doğudan batıya doğru hareket ederek İstanbul’a gittikçe yaklaştığını gözlemlendiğini söyledi. İstanbul’a sadece 80 kilometre uzaklıktaki İzmit şehrinin merkez üssü olduğu son büyük deprem 1999 yılında meydana gelmişti.

Paylaşın

Kahramanmaraş Merkezli Depremlerin Arka Planı: Neden Bu Kadar Ölümcül Oldu?

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremler Türkiye’nin güney bölgesindeki 10 il ve Suriye’nin kuzeyini içine alan geniş bir bölgede büyük bir yıkıma neden oldu.

Depremlerde binlerce bina yıkılırken, can kayıpları ise on binlerle ifade ediliyor. Bu esnada uluslararası deprem uzmanları yıkımın neden bu kadar şiddetli olduğu sorusunu tartışıyor.

Kandilli Rasathanesi, 7.7’lik ilk depremin derinliğini 9,1 kilometre olarak ölçtü. Bunun ardından gelen 7.5’lik depremin de yüzeyin 16,4 kilometre derinliğinde meydana geldiği ifade edildi.

Uzmanlara göre bu depremler yüzeyin epey yakınında gerçekleştiği için yıkıcılığı artıyor. Zira depremin yarattığı dalgalar yüzeye ne kadar çok ulaşabilirse sarsıntı da o kadar şiddetli hissediliyor.

Bunun yanı sıra uzmanlar, iki sarsıntının da karasal bir depreme göre epey şiddetli olduğu görüşünde. Britanya Jeoloji Araştırması’ndan sismolog Margarita Segou, çok güçlü depremlerin genelde su altında meydana geldiğini söylüyor.

Nüfus yoğun, yapılar kırılgan, bölgede savaş var

Depremin büyüklüğü ve yüzeye yakınlığı gibi doğal olayların yanında nüfus yoğunluğuyla yapıların sağlamlığı gibi beşeri faktörler de yıkımın boyutunu yakından ilgilendiriyor.

Özellikle bölgenin başkenti olarak görülen Gaziantep, nüfusu en yoğun ve en büyük illerden biri.

ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu’ndan (USGS) yapı mühendisi Kishor Jaiswal, depremden etkilenen bölgelerin savunmasız ve kırılgan binalara ev sahipliği yaptığını vurguluyor.

Bölgede çok sayıda eski ve yüksek katlı binanın bulunduğunu vurgulayan Jaiswal, Suriye’de 2011’den beri süren savaşın da yıkımda rol oynadığı görüşünde. Buna göre savaşın ardından evlerini kaybeden insanları yerleştirme amacıyla yeni binaların hızla inşa edilmesi yapıları depreme karşı savunmasız bırakmış olabilir.

USGS’nin afetle ilgili raporunda, “bazı dirençli yapılar olmasına rağmen, bu bölgedeki nüfusun depreme karşı son derece savunmasız yapılarda yaşadığı” ifade edildi.

USGS uzmanları, donatısız tuğla duvar ve alçak beton çerçevelerin kullanıldığı binaların en büyük risk altındaki yapılar olduğunu vurguluyor.

Zira bu malzemeler sarsıntıyla birlikte sallanamayacak kadar sert ve bükülme olasılıkları daha yüksek.

Binalar “pankek gibi” çöktü

Yetkililer, yaklaşık 6 bin binanın yıkıldığını kesin olarak belirleyebildi. Ancak bölgeden gelen haberler bu sayının 10 bin civarında olabileceğine işaret ediyor.

Sarsıntı anlarında kaydedilen görüntülerde genellikle binaların üst katlarının alt katların üzerine çökerek yıkıldığı anlaşılıyor. İngilizcede bu yıkılma şekline “pancake collapse” yani “pankek çöküşü” adı veriliyor.

Jaiswal, üst katlarının doğrudan alt katların üzerine çöktüğü bu yıkım biçimi “binaların sarsıntıyı absorbe edemediğinin kanıtı” diye yorumluyor.

Halk TV’ye konuşan Afet Yönetimi Uzmanı Kubilay Kaptan da bu çöküşleri şöyle yorumluyor:

Bütün katlar üst üste çöker. Bunların hepsine ayrı ayrı kurtarma işlemi uygulanır. En zor hal bu sandviç halidir. Bu çökmelerde enkaz altında kalanları tespit etmek ve üzerlerindeki yükü almak son derece zor.

İnsanlar uykuda yakalandı, kış şartları kötü etkiledi

İlk ve en büyük depremin sabahın erken saatlerinde, ev sakinlerin içeride uyurken meydana gelmesinin de ölümleri artırmış olabileceği düşünülüyor.

Bunun yanı sıra hava şartları ve bölgeden ayrılmaya çalışan insanların yarattığı trafik sıkışıklığı da kurtarma çalışmalarına engel oldu.

Gece boyunca bölgeye gitmeye çalışanlar, yolda kaldıklarını ve beraberlerinde birçok AFAD aracının olduğunu bildirdi.

University College London’dan afet uzmanı Ilan Kelman’a göre bütün bu koşullar yıkıcı bir deprem sırasında en korkulan senaryolardan birini oluşturuyor:

Kırılgan binaların bulunduğu bir bölgeyi güçlü bir deprem vurduğunda görmeyi bekleyebileceğimiz korkunç bir yıkım seviyesi.

Türkiye’yi saran ateş çemberi

Türkiye’nin deprem kuşağında yer aldığı ve güney bölgelerinin de büyük risk altında olduğu uzun süredir dile getiriliyor.

ABD’deki Kolorado Deprem Bilgi Merkezi’nden sismolog Yaareb Altaweel’in aktarımına göre üç tektonik levha (Arabistan, Anadolu ve Afrika levhaları) tam da bu bölgede buluşuyor. Bunlar birbirini sıkıştırdıkça sürtünme ve stres artarak depremler halinde boşalıyor.

University College London’dan sismolog Stephen Hicks de Arap levhasının yılda yaklaşık 11 milimetre hızla kuzeye doğru ilerlediğini söylüyor. Anadolu levhası üzerinde oturan Türkiye bu nedenle batıya doğru sıkıştırılıyor.

Bu hareket nedeniyle Türkiye’nin üç ana fay hattı var:  Batı Anadolu, Kuzey Anadolu ve Doğu Anadolu Fayı.

Son kırılmalar yaklaşık 100 kilometrelik Doğu Anadolu Fay Hattı üzerinde meydana geldi.

Artçı sarsıntılar aylar sürebilir

Kahramanmaraş merkezli depremin olduğu Doğu Anadolu Fay Hattı, “doğrultu atımlı” bir fay olarak biliniyor.

Bu, Dünya’nın kabuğundaki kütlelerin kırıldığı ve yatay olarak birbirinin yanından kaydığı bir deprem türü.

USGS jeoloğu Alex Hatem, bu durumda, bir levhanın batıya hareket ederken diğerinin doğuya hareket ettiğini ve birbirlerinin yanından sarsılarak geçtiğini söylüyor. İşte bu hareket sırasında deprem meydana geliyor.

Hatem ayrıca, artçı sarsıntıların çok uzun sürebileceğini de vurguluyor. “Ana şokun boyutu göz önüne alındığında kesinlikle daha fazla artçı sarsıntı beklemeliyiz” diyen bilim insanı, şöyle ekliyor:

Artçı sarsıntıların önümüzdeki günlerde, haftalarda ve aylarda devam etmesini bekliyoruz. Yetkililer şimdiye kadar 300’den fazla artçı sarsıntının meydana geldiğini söylüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Birleşmiş Milletler’den Uluslararası Topluma Türkiye Ve Suriye Çağrısı

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişi hayatını kaybederken, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası topluma yardım çağrısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Guterres, Türkiye’nin milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliği göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çağrısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres basına yaptığı açıklamada, Suriye’nin kuzeybatısında muhaliflerin kontrolü altındaki bölgeye giden 6 kamyondan oluşan insani yardım konvoyunun Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan geçerek İdlib’deki Babülhava Sınır Kapısı’ndan giriş yaptığını duyurdu.

Konvoyda, ilaçlar, battaniye, çadır, barınak kitleri ile ilk yardım malzemeleri bulunduğunu kaydeden Guterres  BM üyelerine bölgeye daha fazla yardım göndermeleri çağrısında bulundu.

BM’nin ilk etapta Suriye’de insani yardım ihtiyaçlarını karşılamak için 25 milyon dolarlık yardım fonunun kullanılmasına karar verdiğini kaydeden Guterres, önümüzdeki hafta bu yardımın artırılması yeni bir çağrının yapılacağını ifade etti.

BM Genel Sekreteri, “Suriye’deki depremden etkilenenler için bağışçıların yapacağı desteğin artması için yeni bir çağrı yapacağız.” dedi.

BM’nin İnsani Yardımlara Koordinatörü Martin Griffiths’in depremden etkilenen bölgelerde inceleme yapacağını kaydeden Guterres, son durum yerinde tespit edildikten sonra BM’nin Suriye’ye yardım için yeni adımlar atacağı mesajını verdi.

BM Genel Sekreteri, “Türkiye’nin muazzam bir dayanışma gösterisiyle milyonlarca mülteciyi ve yerinden edilmiş insanı kabul edip koruduğunu” kaydederek, “Şimdi uluslararası topluma aynı cömertliğin göstermeleri ve Türkiye ve Suriye halkları için ayağa kalkmaları çarısında bulunuyorum.” dedi.

Guterres, “Afet değerlendirme uzmanları görevlendirdik. Onlar arama ve kurtarma ekiplerini koordine ediyor. Acil yardım gıdası, tıbbi malzeme, termal battaniye ve diğer hayat kurtarıcı malzemeleri sağlıyoruz. Biz çok daha fazlasını yapmaya kararlıyız.” dedi.

BM’nin sınır ötesi yardımları kapsamında İdlib’e giriş yapan tırlardaki insani yardım malzemeleri, ülkenin kuzeyinde Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Suriyelilere ulaştırılacak.

Merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde en az 3 bin 162 kişi ölmüş, en az 5 bin 235 kişi yaralanmıştı.

BM Güvenlik Konseyinin 2014’te kabul ettiği karara göre, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere uluslararası yardım gönderiliyor. Özellikle zorla yerinden edilerek Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib’e sığınan halk, bu insani yardımlara bel bağlıyor.

Sınır ötesi bu yardımlarla Suriye’deki ihtiyaç sahiplerine gıda, ilaç ve hijyen malzemeleri gönderiliyor.

Paylaşın

Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Deprem Desteği: 1,78 Milyar Dolar

Dünya Bankası, Türkiye’ye 1 milyar 780 milyon dolarlık deprem desteği vereceğini duyurdu. Bankadan yapılan açıklamada, felaketin büyüklüğünün tahmin edilmesi, kurtarma ve yeniden inşa desteği için öncelikli alanların belirlenmesine yönelik hızlı bir hasar değerlendirmesinin başlatıldığı bildirildi.

Bankanın açıklamasında, depremlerden etkilenen insanları desteklemek için 1 milyar dolarlık kaynağın da hazırlandığı aktarıldı.

Dünya Bankası, Türkiye’de ağır can kaybı, yaralanma ve güneydoğu illerinde çok ciddi hasara yol açan deprem ve artçı sarsıntılar sonrasında toparlanma çabalarına destek olmak amacıyla 1 milyar 780 milyon dolar sağlanacağı bildirildi.

Yapılan açıklamada, Dünya Bankası’nın ayrıca deprem felaketinin yol açtığı hasarın boyutlarını belirlemek için hızlı bir değerlendirme başlattığı kaydedildi. Buna göre değerlendirme kapsamında Dünya Bankası’nın dünya genelinde afet riski yönetimi konusundaki kapsamlı deneyimlerinden yola çıkarak toparlanma ve yeniden yapılanma desteği verilecek bölgelerin öncelik sırasının tanımlanması yer alacak.

Dünya Bankası Başkanı David Malpass, ”Dünya Bankası Grubu adına, Türkiye ve Suriye halklarına, yıkıcı depremler sonucu verdikleri ağır kayıplar nedeniyle en derin taziyelerimizi ifade ediyoruz. Sahadaki büyük ve acil ihtiyaçları hızlıca değerlendirmek için hazırlık yapıyoruz ve acilen yardım sağlıyoruz. Bu değerlendirme, ihtiyaçları gidermek için hazırlandığımız bu sırada, ülkedeki toparlanma ve yeniden yapılandırma çalışmaları için önceliklik bölgeleri belirleyecek” dedi.

Dünya Bankası, Türkiye’deki mevcut iki proje olan Türkiye Deprem, Sel ve Orman Yangını Acil Durum Yeniden İnşa Projesi (TEFWER) ve İklim ve Afet Dayanıklı Kentler Projesi’nden Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC) aracılığıyla 780 milyon dolarlık acil yardım sunulduğunu kaydetti. Şarta Bağlı Acil Müdahale Bileşeni (CERC), yardım alan ülkelere, acil durum müdahaleleri için proje fonlarına hızlı erişim sağlıyor. Bu yardımın belediye bazında temel altyapı inşasında kullanılacağı kaydediliyor.

Dünya Bankası, buna ilave olarak 1 milyar dolarlık yardımın depremden etkilenenleri desteklemek için hazırlandığını bildirdi. Dünya Bankası Türkiye Direktörü Humberto Lopez, ”Türkiye’nin acil ve gelecekteki ihtiyaçları çok büyük. Bu ihtiyaçlar, acil yardımdan yeniden yapılanmaya kadar geniş bir kapsamı içeriyor” dedi.

Dünya Bankası’nın Türkiye faaliyetleri

Dünya Bankası’nın Türkiye’yle ortaklığı 1950’li yıllara uzanıyor. Dünya Bankası, son yıllarda afet riski yönetimi, kentsel kalkınma ve enerji verimliliği alanlarında Türkiye’deki öncü ortaklardan biri haline geldi.

İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi, Güvenli Okullar Projesi ve Okullarda Afet Riski Yönetimi Projesi, Dünya Bankası’nın Türkiye’de son yıllarda başlattığı çalışmalardan bazıları. Dünya Bankası Türkiye Programı şu anda 9 milyar dolar değerinde 30 faal operasyona katkı sağlıyor.

Paylaşın

Tarihte En Çok Can Kaybının Yaşandığı 3. Ve 4. Depremler Antakya’da

Antakya, tarih boyunca depremlerde en çok can kaybının yaşandığı şehirlerden. 115 yılında Antakya’da meydana gelen 7,5 şiddetindeki depremde 260 bin kişinin öldüğü, 525 yılındaki 7 büyüklüğündeki depremde ise 250 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. 

Tarihteki en çok can kaybının yaşandığı depremler hangisi? Bu en büyük depremlerde kaç kişi hayatını kaybetti?

Ourworldindata sitesinin Amerikan Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresine (NOAA) bağlı Ulusal Jeofizik Veri Merkezi (NGDC) derlediği veriler depremlerde yaşanan en yüksek vefat sayılarına dair tahminleri içeriyor. Bazı veriler ise daha yakın zamanda olduğu için resmî açıklamalara dayanıyor.

1556’da Çin’deki depremde 830 bin kişi öldü

Buna göre tarihte bilinen en çok can kaybının yaşandığı deprem 1556 yılında Çin’de yaşandı. Shaanxi merkezli 8 büyüklüğündeki depremde 830 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. 837 kilometre genişliğinde bir alan etkilenirken bazı şehirlerde nüfusun yüzde 60’ının hayatını kaybettiği belirtiliyor.

2010’da Haiti’de 316 bin kişi hayatını kaybetti

Haiti’de 2010 yılında 7 şiddetinde meydana gelen depremde 316 bin kişi öldü. Haiti hükümeti ise bu sayının 220 bin olduğunu savunuyor.

En çok can kaybının yaşandığı 3. ve 4. deprem Antakya’da

Bugün Türkiye sınırları içinde yer alan Antakya ise tarih boyunca en çok can kaybının yaşandığı şehirlerden. 115 yılında 7,5 şiddetinde depremde 260 bin kişinin öldüğü tahmin ediliyor. Tahmini hesaplamalara göre 525 yılında 7 büyüklüğündeki depremde ise 250 bin kişinin hayatını kaybetti.

Çin’in Tangshan bölgesinde 1976’da meydana gelen 7,5 büyüklüğündeki depremde ise 243 bin kişi hayatını kaybetti.

Azerbaycan’ın Gyzndzha bölgesinde 1139 yılındaki depremde 230 bin kişi öldü.

2004’te Endonezya’nın Sumatra kentinde 9,1 şiddetindeki depremde 228 bin kişi hayatını kaybetti. Deprem sonrası meydana gelen tsunamide dalgaların boyu 30 metreye kadar ulaştı.

İran’da 856 yılındaki deprem ve Çin’in Gansu bölgesinde 1920 senesinde depremde 200 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Ermenistan’ın Dvin bölgesinde 893 yılındaki depremde 150 bin; Japonya’nın başkenti Tokyo’da 1923 senesindeki 7,9 büyüklüğündeki zelzelede 143 bin kişi hayatını kaybetti.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın