Kılıçdaroğlu’ndan “Kötülüğe Susarsam, Ona Ortak Olurum” Paylaşımı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kişisel sosyal medya hesabından “Kötülüğe susarsam, ona ortak olurum.” notunu düştüğü bir video paylaştı. Kılıçdaroğlu, gün içerisinde saat 22:00 için randevu vermişti.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, yayınladığı videodaki konuşmasında 23 Kasım 2022’de Düzce’de yaşanan 5,9 büyüklüğündeki depreminin ardından AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından hazırlanan rapor üzerinden değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu, raporun dikkat çektiği eksiklikleri dile getirerek bugün yaşanan deprem felaketiyle kıyasladı. Yaklaşık 2 buçuk ay önce hazırlanan Düzce Depremi Etki Analiz Raporu’ndan bölümler okuyan Kılıçdaroğlu raporun afet riskinin yüksek olduğu Türkiye’de afet yönetimine katkı sunması amacını taşıdığını hatırlattı.

Kılıçdaroğlu, o dönemde afet yönetiminde yaşandığı belirtilen bazı eksikliklerin sıralandığı raporu “koordinasyon sağlanamadı, toplanma alanı yanlış seçildi, yardımlar geç geldi, çadır takibi yapılamadı, görevli personelin takip ve koordinesini sağlayacak birim yoktu, koordinasyon birimi oluşturamadık, yemek dağıtımında sorunlar yaşadık, afet nakliye personeli ancak iki gün sonra Düzce iline ulaşabildi, deprem sonrasında zarar tespit sürecinde yetersiz kalındı, düzgün bir zarar tespit ekibi kuramadık, inşaat mühendisleri yerine öğretmen ve imamlardan ekip kuruldu” ifadeleriyle özetledi.

“AFAD kendi röntgenini kendi çekmiş” diyen CHP lideri depremin çok büyük olduğunu, ama depremden çok daha büyük olanın “koordinasyonsuzluk, plansızlık ve liyakatsizlik” olduğunu belirtti ve “Bile bile, göz göre göre bu riskleri aldılar” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Oluşan can kaybımızın ulaşacağı nokta depremin büyüklüğünden değil, müdahaledeki etkisizliktendir, yetersizliktendir” ifadesini kullandı. “Cumhurbaşkanı Erdoğan’la sonuna kadar mücadele edeceğini” ifade eden Kılıçdaroğlu “Bizim de kader planımızda bu varmış” ifadeleriyle sözlerini bitirdi.

Paylaşın

10 İl İçin OHAL Kararı TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerden etkilenen 10 il için 3 ay sürecek Olağanüstü Hal (OHAL) kararı, TBMM Genel Kurulu’nda AK Parti, MHP ve BBP oylarıyla kabul edildi. 

Haber Merkezi / OHAL ile ilgili Genel Kurul’da CHP, HDP ve İYİ Parti ret oyu kullandı. Ayrıca muhalefetin “OHAL süresinin bir aya çekilmesi” önerisi ise Cumhur İttifakı’nın oylarıyla reddedildi.

OHAL Kararının görüşüldüğü Meclis Genel Kurulu’nda Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay açıklama yaptı. Depremin büyüklüğü ve etki alanına dair bilgilendirme yapan Oktay çalışmalardaki son durumu da anlattı. Oktay OHAL ilanını da “Olağanüstü durumlar olağanüstü tedbirlerin alınmasını gerektirir” diyerek savundu, şunları söyledi:

“Olağanüstü bir yönetim düzeninin gerekli olduğu doğal afet, tehlikeli salgın hastalık ve kamu düzenini tehlike altına sokan yaygın şiddet vakaları gibi durumlarda başvurulan OHAL uygulamasında amaç; yaraların en hızlı şekilde sarılmasıdır. Acil ve hayati ihtiyaç malzemelerinin karşılanması, afet bölgesinde yıkılma riski olan binaların bulunduğu alanlara girişin sınırlandırılması, tehlike arz eden binaların yıkılması ve zaruri ihtiyaçların dağıtımının düzenlenmesi gibi zorunlu işler olağanüstü hal yönetimi ile kolaylıkla ve hızlıca sağlanabilecektir. Mülki idare amirleri, tedavi, kurtarma, yedirme, giydirme ve barındırma gibi işlerle bu gibi işlerin gerektirdiği acil satın almaları ve kiralamayı doğrudan yapabilecektir. Konaklama tesislerinin olağanüstü hal gereklerine göre kullanılabilmesi OHAL kapsamında mümkün olabilecektir.

OHAL kanunu ne getirecek?

Kanuna göre afet, salgın hastalık, yaygın şiddet hareketleri gibi durumlarda ilan edilen OHAL sürecinde vatandaşların, özel işletmelerin para, mal ve çalışma yükümlülükleri ile ilgili yeni düzenlemeler yapmak, temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmak mümkün.

OHAL Kanununa göre kamu kaynakları ile yardımlardan gerekli harcama sağlanamadığında bölgedeki kredi kuruluşlarının olanaklarından yararlanılır. OHAL ilan edilen bölgede kurum ve kişiler kendilerinden istenecek veya yükümlülük konulacak arazi, arsa, bina, tesis, araç, gereç, yiyecek, ilaç ve tıbbi malzeme ile giyecek ve diğer maddeleri vermek zorunda. Bunlar bölge sınırları içinde sağlanamadığı takdirde en yakın bölgelerden yükümlülük yolu ile sağlanır. Tabii afet ve tehlikeli salgın hastalıklar sebepleriyle olağanüstü hal ilan edilen bölgelerde bulunan 18 – 60 yaşları arasındaki bütün vatandaşlar, olağanüstü hal sebebiyle kendilerine verilecek işleri yapmakla yükümlü olur.

OHAL ile alınabilecek tedbirler

OHAL Kanunu yöneticilere ayrıca şu tedbirleri alma imkanı sağlar:

-Bölgenin belirli yerlerinde yerleşimi yasaklamak, belirli yerleşim yerlerine girişi ve buralardan çıkışı sınırlamak, belli yerleşim yerlerini boşaltmak veya başka yerlere nakletmek,

-Resmi ve özel her derecedeki öğretim ve eğitim kurumlarında öğrenime ara vermek ve öğrenci yurtlarını süreli veya süresiz olarak kapatmak.

-Gazino, lokanta, birahane, meyhane, lokal, taverna, diskotek, bar, dansing, sinema, tiyatro ve benzeri eğlence yerleri, oyun salonları, otel, motel, kamping, tatil köyü ve benzeri konaklama tesislerini denetlemek ve bunların açılma ve kapanma zamanını tayin etmek, sınırlamak, gerektiğinde kapatmak ve bu yerleri olağanüstü halin icaplarına göre kullanmak.

-Bölgede olağanüstü hal hizmetlerinin yürütülmesi ile görevli personelin yıllık izinlerini sınırlamak veya kaldırmak.
-Bölge sınırları içerisindeki tüm haberleşme araç ve gereçlerinden yararlanmak ve gerektiğinde bu amaçla geçici olarak bunlara el koymak.

-Tehlike arz eden binaları yıkmak; sağlığı tehdit ettiği tespit olunan taşınır ve taşınmaz mallar ile sağlığa zararlı gıda maddelerini ve mahsullerini imha etmek.

-Gerekli görülen zaruri ihtiyaç maddelerinin dağıtımını düzenlemek.

-Halkın beslenmesi, ısınması, temizliği ve aydınlanması için gerekli gıda madde ve eşyalarla her türlü yakıtın, sağlığın korunmasında, tedavide ve tıpta kullanılan ilaç, kimyevi madde, alet ve diğer şeylerin, inşaat, sanayi, ulaşım ve tarımda kullanılan eşya ve maddelerin, kamu için gerekli diğer mal, eşya, araç, gereç ve her türlü maddelerin imali, satımı, dağıtımı, depolanması ve ticareti konularında gerekli tedbirleri almak, bu yerlere gerektiğinde el koymak, kontrol etmek ve bu malları satıştan kaçınan, saklayan, kaçıran, fazla fiyatla satan, imalatını durduran veya yavaşlatanlar hakkında fiilin işleniş şekli veya niteliği de nazara alınarak işyeri bulunduğu mahal için hayati önem taşımadığı takdirde işyerini kapatmak,

-Kara, deniz ve hava trafik düzenine ilişkin tedbirleri almak, ulaştırma araçlarının bölgeye giriş ve çıkışlarını kayıtlamak veya yasaklamak.

Yayınlara cezalar

-Olağanüstü hal ilan edilen yerlerde bölge valisi veya il valisi tarafından alınan tedbirlere aykırı hareket edenler, emirleri dinlemeyenler veya istekleri yerine getirmeyenler veya kimliklerine dair kasten gerçeğe aykırı bilgi verenler veya bilgi vermekten çekinenler, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca üç aya kadar hapis cezasıyla cezalandırılırlar.

-Özel maksatla kamunun telaş ve heyecanını doğuracak şekilde asılsız, mübalağalı havadis ve haber yayan veya nakledenler, fiilleri başka bir suç oluştursa bile ayrıca üç aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan az olmamak üzere ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Eğer fiil, fail tarafından bir yabancı ile anlaşma sonucu işlenmiş ise hapis cezası bir yıldan ve ağır para cezası otuz bin liradan aşağı olamaz. Bu suçlar basın ve yayın organları vasıtasıyla işlenirse fail ve mesulleri hakkında verilecek cezalar bir misli artırılır.

-Devlet Memurları Kanunu kapsamına giren bütün personele OHAL kanunu uyarınca verilen görevleri yapmamaları veya savsaklamaları veya alınan tedbirlere uymamaları halinde, tabi oldukları disiplin mevzuatında bu fiillerin disiplin cezasını gerektirip gerektirmediğine bakılmaksızın, durumun ağırlığını dikkate alarak uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezalarını doğrudan doğruya vermeye ve uygulamaya yetkilidirler.

Paylaşın

“Seçimlerin 14 Mayıs’ta Yapılmasının Önünde Ciddi Zorluklar Var”

Londra merkezli haber ajansı Reuters’a konuşan bir Türk yetkili, ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin depremden etkilenen bölgede yaşadığına işaret ederek, ”Seçimler için karar vermek için erken” dedi ve ekledi:

“Yeni girdiğimiz seçim döneminden çıkmış gibiyiz. Gelişmelere bakacağız ancak şu anda seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde ciddi zorluklar var.”

Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından arama-kurtarma çalışmaları devam ederken, Reuters ajansına konuşan bir Türk yetkili, 14 Mayıs’ta düzenlenmesi planlanan seçimlere ilişkin açıklamalarda bulundu. İsmi açıklanmayan yetkili yıkımın, 14 Mayıs’ta seçimlerin yapılmasının önünde ‘çok ciddi zorluklar çıkardığını’ dile getirdi.

Ülke nüfusunun yaklaşık yüzde 15’inin depremden etkilenen bölgede yaşadığına işaret ederek ”Seçimler için karar vermek için erken” diyen yetkili, şöyle devam etti: “Yeni girdiğimiz seçim döneminden çıkmış gibiyiz. Gelişmelere bakacağız ancak şu anda seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılmasının önünde ciddi zorluklar var.”

“Twitter’a erişim engeli halkın hayal kırıklığını artırdı”

Reuters’da yer alan başka bir haberde ise Türkiye’de dün gece uygulanan Twitter’a erişim engeline değinildi. “Yaklaşık 12 saatlik erişim engeli, müdahalelerin hızı konusunda halkın hayal kırıklığını artırdı” denilen haberde, erişim yasağının muhalefet partilerinden eleştiri topladığı belirtildi.

Reuters’a konuşan bir başka yetkili, engelin yardım çağrılarını geçici olarak kesintiye uğrattığını ancak söz konusu kararın ‘bir zorunluluk’ olduğunu savundu. Yetkili, “Bazı hesaplardan asılsız iddialar, iftiralar, hakaretler ve dolandırıcılık amaçlı paylaşımlar yapıldığı için bu yapılmak zorundaydı” dedi.

Paylaşın

Kahramanmaraş Depremleri Seçimlerde Erdoğan Üstünde Baskı Oluşturdu

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerde binlerce kişinin hayatını kaybetti. Depremlerin vurduğu 10 ilde üç ay süreyle olağanüstü hal ilan (OHAL) edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeminde, binlerce kişinin öldüğü depremlerin ardından 14 Mayıs’ta yapılacağını ilan ettiği seçimleri erteleme konusunda henüz bir plan değişikliği bulunmuyor.

Fransız haber ajansı AFP, onbinlerce yurttaşın ölümüne neden olan Maraş depremlerinin cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki muhtemel etkilerinin kaleme alındığı bugün yayımlanan haberini “Ölümcül deprem, mayıstaki seçimlerde Erdoğan üstünde baskı oluşturdu” başlığıyla verdi.

Türkiye ve Suriye’de ölenlerin sayısının 15 bini geçtiği belirtilerek başlayan haberde 14 Mayıs’ta yapılması planlanan seçimlerden “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi kariyerinin en büyük sınavı” diye bahsedildi.

Ajans, “Erdoğan, pazartesi yaşanan felaketten önce de bir dizi krizi yatıştırmaya çalışıyordu” ifadelerini kullandı ve cumhurbaşkanının “ekonomiye alışılmışın dışındaki yaklaşımının ülkeyi enflasyonist sarmala sürüklediğini” öne sürdü.

Haberde son yıllarda yaşanan orman yangınları gibi çevre felaketlerinin ve hükümete yönelik yolsuzluk iddialarının iktidara zorluk yarattığı ve Erdoğan’ın da bu yüzden deprem müdahalelerinde atağa geçtiği öne sürüldü.

Ajans, Erdoğan’ın depremden saatler sonra Ankara’da basın açıklaması yaptığını ve felaketin üç günü boyunca ekranlardan halka seslenmeye devam ettiğini belirtti.

Haberde, cumhurbaşkanının depremin en sert vurduğu illerden olan Hatay’daki konuşmasında hükümetin “eksikliklerini” kabul ettiğini ama “böyle bir felakete hazır olunamayacağının” altını çizdiği aktarıldı.

Devamında 1999’daki Gölcük depreminin ardından dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in çok eleştildiği hatırlatıldı ve Erdoğan’ın 2002’de iktidara gelmesinde “daha iyi felaket yönetimi vaadinin” etkili olduğu iddia edildi.

AFP, uzmanların “Erdoğan’ın krizi iyi yönetmesi halinde pozisyonunu güçlendirebileceğini fakat başarısız olursa sonunun Ecevit gibi olabileceğini” söylediklerini aktardı.

Haberde Londra merkezli siyasi risk danışmanlık şirketi Teneo’dan Wolfango Piccoli’nin şu değerlendirmesine yer verildi :

Etkili bir acil durum müdahalesi, Erdoğan’ın liderliğindeki ulusal dayanışma duygusunu tetikleyerek cumhurbaşkanı ve partisini güçlendirebilir. Fakat depremin büyüklüğü hükümete ciddi zorluk yaratacak.

Ajansa konuşan Britanya merkezli Dış Politika Merkezi’nde araştırma görevlisi olan Emre Çalışkan da “Deprem sonrası müdahale başarılı olmazsa, Erdoğan mayıstaki seçimleri kaybedebilir” dedi.

Haberde, Türkiye’nin güneyinde yakınlarını enkazdan kurtaramayan ailelerin hükümete “ateş püskürdüğü” yazıldı ve hayatta kalanların da 24 saatten daha uzun bir süre boyunca devletin yardım görevlilerinin yiyecek ve barınak sağlamasını beklediği öne sürüldü.

Yakınlarını depremde kaybeden analist Gönül Tol, Hatay’da AFP muhabirine görüş verdi ve “Erdoğan iktidarının bu felaketten etkilenmemesi imkansız” dediği aktarıldı.

Ayrıca haberde Tol’un şu ifadelerine yer verildi:

1999’da sivil toplum kuruluşları yardım etmek için yorulmadan çalışmıştı. Bu kez sayıları daha az çünkü Erdoğan 2016’daki darbe girişiminin ardından pek çok sivil toplum kuruluşu üstünde baskı kurdu.

Haberde yer alan fotoğraflardan birinin altındaysa “Önceki afetlerde görünür bir liderlik etmekten kaçınmış olan Erdoğan, bu kez ön planda” ifadeleri kullanıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Enkaz Altında En Fazla Ne Kadar Süre Hayatta Kalınabilir?

En az 10 ili etkileyen Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerde can kayıpları artarken, ekiplerin arama kurtarma çalışmaları ise devam ediyor. Kurtarma ekipleri, enkaz altındaki birçok kişiyi sağ çıkarmayı başardı.

Kritik saatlerin ardında kurtarılan kişiler basında genellikle “mucize” diye niteleniyor. Ancak uzmanlar nadir de olsa günler sonra bile hayatta kalabilen depremzedelerin olduğunu söylüyor.

Ancak bu, ne kadar yaralı olduklarına, enkaz altında nasıl kapana kısıldıklarına ve hava koşullarına bağlı.

“7 gün hayatta kalanlar var ama nadir”

Haber ajansı AP’nin aktarımına göre çoğu kurtarma olayı, felaketten sonraki ilk 24 saat içinde gerçekleşiyor. Bundan sonra uzmanlar, hayatta kalma şansının her geçen gün düştüğünü söylüyor.

Suya ve havaya yerişim de göçük altındaki depremzedeler için son derece önemli.

Türkiye ve Suriye’yi etkileyen bu şiddetli depremlerde ise hava koşulları, kurtarma çabalarını olumsuz etkiledi. Sıcaklıklar donma noktasının epey altına düştü.

ABD’deki Massachusetts Genel Hastanesi’nde acil durum ve afet tıbbı uzmanı Dr. Jarone Lee, “Genellikle, 5. ila 7. günden sonra hayatta kalanlar nadiren görülüyor” ifadelerini kullandı.

7 günlük sınırı geçtikten sonra hayatta kalan birçok insan hikayesi de var. Ne yazık ki, bunlar genellikle nadir ve olağanüstü durumlar.

Havanın çok sıcak olması da iyi değil

Öte yandan havanın çok sıcak olması da enkaz altındaki depremzedelerin dayanma gücünü azaltabilir. Zira sıcakta bu kişiler terlemeye ve aşırı ısınmaya başlayabilir.

Auerbach, “Daha fazla su kaybedersiniz” diyor: Birkaç gün boyunca su kaybetmeye devam edemezsiniz.

Ciddi yaralanmalarda ilk saat kritik

Northwestern Üniversitesi Feinberg tıp fakültesinde acil tıp uzmanı Dr. George Chiampas, ezilme yaralanmaları ve uzuv kopmaları gibi durumlardan mustarip kişilerin durumunun en kritik olduğunu belirtti: Onları bir saat içinde, o altın saatte çıkarmazsanız, hayatta kalma şansları gerçekten çok düşük.

Chiampas, devamlı ilaç kullanmak zorunda olanların da şansının hızla düşebileceğini ifade etti.

Haiti ve Nepal’deki depremlerden sonra kurtarma ekiplerinde görev alan Stanford Üniversitesi acil tıp profesörü Dr Paul Auerbach da, “Yaralanma ne kadar ciddiyse, hayatta kalma şansı o kadar az” diye konuştu.

Yaş, fiziksel ve zihinsel durum kritik önemde

Kaliforniya Üniversitesi, San Francisco’dan acil tıp uzmanı Dr. Christopher Colwell, “Gerçekten mucizevi bazı kurtarmalar yaptığımız ve insanların korkunç koşullar altında hayatta kaldığı birçok farklı senaryo oluyor” dedi.

Bu kişiler daha genç insanlar olma eğiliminde veya molozda bir cep ya da hava ve su gibi gerekli şeylere erişmenin bir yolunu bulacak kadar şanslılar.

Bunun yanı sıra zihinsel durum da hayatta kalma şansını etkileyebilir. Chiampas, diğer hayatta kalanlarla veya kurtarma ekipleriyle hiçbir teması olmayan, cesetlerin yanında mahsur kalmış insanların umutlarını yitirebileceğini kaydetti: Yanınızda yaşayan biri varsa, mücadeleye devam etmek için birbirinize yaslanıyorsunuz.

“Mucizeler”

2011 Japonya depremi ve tsunamisinden sonra, bir genç ve 80 yaşındaki büyükannesi, enkazda 9 gün mahsur kaldıktan sonra canlı bulunmuştu. Bundan bir yıl önce de 16 yaşındaki Haitili bir kız çocuğu da 15 gün sonra göçükten kurtarılmıştı.

Auerbach, “İnsanlar 10 gün sonra enkazdan çıkarılan birini gördüğünde ‘Bu bir mucize’ diyor” ifadelerini kullandı: Duygusal açıdan bakıldığında mucize. Ama fizyolojik açıdan mümkün.

Enkazda yapılmaması gerekenler

Enkaz altında hayatta kalma şansını artırmak için dikkat edilmesi gereken bazı hususlar da var. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) göçük altında yapılmaması gerekenlerle ilgili şunları aktarıyor:

Kibrit ve çakmak yakmayın.
Hareket etmeyin ve toz kaldırmayın.
Ağzınızı ve burnunuzu mendil ya da kıyafetinizle kapatın.
Borulara ya da duvarlara vurarak yerinizi arama kurtarma ekiplerine bildirmeye çalışın ve ıslık çalın.
Bağırmayı son çare olarak kullanın. Çünkü bağırmak tehlikeli boyutlarda toz yutmanıza neden olabilir.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan: Devlet Olarak Tüm Kurumlarımızla Sahadayız

Kahramanmaraş merkezli depremden etkilenen Gaziantep’i ziyaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Deprem anından itibaren devlet olarak tüm kurumlarımızla sahadayız. Hedefimiz 1 yıl içinde yıkılan binaların yerine konutlarımızı zemin artı 2-3-4 olmak üzere yapmak.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Süreci ne yazık ki siyasi istismara dönüştürenler var. Bu istismara benim vatandaşım, halkım asla prim vermeyecektir. Bir taraftan konteyner çalışmalarımız, diğer taraftan yurt dışından gelecek konteynerlerimiz var. Gelecek konteynerleri 10 ile dağıtacağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, merkez üssü Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçeleri olan ve 10 ili etkileyen 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerle ilgili incelemelerde bulunmak üzere Antep’e geldi.

Erdoğan, burada yaptığı açıklamada depremde hayatını kaybedenlerin sayısının 14 bin 14’e, yaralı sayısının da 63 bin 794’e yükseldiğini açıkladı.

Erdoğan, şunları söyledi:

“Hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 14 bin 14’e ulaştı. Yaralılarımızın sayısı ise 63 bin 794. Enkaz kaldırma çalışmalarımız yoğun bir gayretle devam ediyor. 6 bin 444 bina yıkıldı.

Hedefimiz 1 yıl içinde binalarımızı yeniden inşa etmek. Hasar tespitle birlikte geçiş süreci için vatandaşlarımıza 10’ar bin lira nakdi yardım yapacağız. Sıkıntıları biraz olsun hafifletelim istiyoruz. Bölgeye gelecek konteynerlerimiz var. 10 ile bunları dağıtacağız. Karavan çalışmalarımız devam ediyor. Bazı bölgelerde de bunlar kullanılacak.

Süreci siyasi istismara dönüştürmek isteyenler var. Benim vatandaşım buna asla prim vermeyecektir. Bugün Meclis’te 3 ay süreyle OHAL kanununun ilanını yapacağız. Ben adımı attım ve Resmi Gazete’de yayımlandı. Bugün Meclis’teki oylamayla OHAL yürürlüğe girmiş olacak. Bu ne getirecek? Bu süreci istismar eden, yolsuzluklar yapan, tefecilere karşı OHAL ile müdahale etme imkanı devlete vermiş olacak. Bazı yerlerde maalesef marketlere, AVM’lere yağmalama çalışmaları oluyor. Bunlara OHAL ile müdahale etme imkanı olacak.

Tüm halkıma hassasiyet gösterdikleri ve bize güvendikleri için teşekkür ediyorum. Şunu endişe etmeyin, bugüne kadar Van’da, Bingöl’de, Elazığ’da, Malatya’da, İzmir’de nasıl atlattıysak aynı şekilde 10 ilimizde de süratle konutlarımızı yapıp sahiplerine teslim edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Gaziantep’in ardından Kilis ve Osmaniye’yi de ziyaret etmesi bekleniyor.

Paylaşın

Prof. Dr. Ahmet Ercan: Göçük Altında En Az 192 Bin Kişi Kaldı

“Depremden 13,5 milyon kişi, 4 milyon yapıda etkilendi. Göçen yapı 6 bin, olası 11 bin 302’dir” diyen Deprembilimci Prof. Dr. Ahmet Ercan, paylaşımında “6 bin yapı yıkılmış. 4 kat 8 daireden 48 bin daire eder. 4 kişiden 192 bin kişi göçük altında kalmış. 8 bin kişi kurtarılmış. 184 bin kişi göçük altında” tespitlerini ileri sürdü.

Göçük altından kurtarma oranının yüzde 25 olduğunu ifade eden Ahmet Ercan, “Göçük altında kalan 184 bin kişi var. Soğuk -5C. Kalanların ne yazık ki yaklaşık yüzde 5’i canlı kurtarılmayı bekliyor, kapkara umutla” dedi.

Deprembilimci Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan 6 Şubat’ta 10 kentte yıkıma neden olan depremlerin etkisiyle ilgili olarak Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarda resmî açıklamalarda yer almayan ciddi öngörülerde bulundu.

Göçük altında en az 192 bin kişi kaldı

“Depremden 13,5 milyon kişi, 4 milyon yapıda etkilendi. Göçen yapı 6 bin, olası 11 bin 302’dir” diyen Ahmet Ercan, paylaşımında “6 bin yapı yıkılmış. 4 kat 8 daireden 48 bin daire eder. 4 kişiden 192 bin kişi göçük altında kalmış. 8 bin kişi kurtarılmış. 184 bin kişi göçük altında” tespitlerini ileri sürdü.

184 bin kişinin yüzde 5’i kurtulur

Göçük altından kurtarma oranının yüzde 25 olduğunu ifade eden Ahmet Ercan, “Göçük altında kalan 184 bin kişi var. Soğuk -5C. Kalanların ne yazık ki yaklaşık yüzde 5’i canlı kurtarılmayı bekliyor, kapkara umutla” dedi.

7,8 büyüklüğündeki depremin Doğu Anadolu Kırığı, irkitilmiş deprem olarak nitelenen 7.7 büyüklüğündeki depremin Süngü Kırığı üzerinde gerçekleştiğini belirten Prof. Dr. Ercan, “İkisinden boşalan gerginlik 550 atom bombasına eşittir” dedi.

Arka plan

Türkiye 6 Şubat sabahı saat 04:17’de, ABD Jeolojik Araştırmalar merkezinin 7,8, Kandilli Rasathanesinin 7,7 büyüklüğünde olduğunu bildirdiği bir depremle sarsıldı. Depremin merkezi, Gaziantep, Nurdağı beldesine 26,2 km, Gaziantep iline 33.6 km, Adana, Bahçe Mahallesine, 40.4 km, Kahramanmaraş, Pazarcık ilçesine 42,1 km, Kahramanmaraş iline 48,6 km mesafede ve yer yüzünden 17,9 km derinlikteydi. Bu depremi yaklaşık şiddetteki birkaç büyük depremin de aralarında olduğu 40’a yakın artçı deprem izledi.

Depremde son “resmî” veriler

Deprem, merkezine yakın belde ve ilçeleri başta olmak üzere Osmaniye, Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Adana, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis illerinde ağır yıkıma ve can kaybına neden oldu. Lübnan’a kadar hissedilen deprem Suriye’nin İdlib ve Halep kentleri ve ilçelerini de şiddetle vurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hatay’da yaptığı açıklamada Çarşamba 18:30 itibariyle “Türkiye genelindeki vefat sayısı 9 bin 57. Hatay’daki vefat sayımız şu an itibarıyla 3 bin 356. Yaralı sayısı ülke genelinde 52 bin 979. Yıkılan bina sayısı 6 bin 444.” dedi.

Paylaşın

Dünya Sağlık Örgütü 3. Seviye Acil Durum İlan Etti

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye ve Suriye’de binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler nedeniyle ‘3. Seviye Acil Durum’ ilan edildiğini açıkladı.

Haber Merkezi / Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Direktörü Dr. Hans Kluge, dün gerçekleşen DSÖ Yönetim Kurulu’na Türkiye ve Suriye depremi ile ilgili bilgilendirme sunumunda yaptığı açıklamada, “Kendi hayatları tehlikedeyken müdahale eden Gaziantep’teki saha ofisimizdeki DSÖ personeli de dahil olmak üzere ilk müdahale ekiplerini takdir ve takdirle karşılıyorum” dedi.

Hans Kluge, DSÖ Avrupa’nın ekiplerinin Gaziantep, Ankara ve İstanbul’da faaliyet gösterdiğini belirterek “Hayat kurtarmak için dikkate değer bir müdahale operasyonu başlatan Türk yetkililerini takdir ediyorum. Muazzam bir dayanışma gösteren Üye Devletlere teşekkür ederim. Uluslararası toplumu desteğini artırmaya devam etmeye, Türkiye Hükümeti ve DSÖ ile tam koordinasyon sağlamaya davet ediyorum” diye konuştu.

DSÖ’nün 3. Seviye Acil Durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendirilmektedir ve DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

3. Seviye Acil Durumu nedir?

DSÖ’nün 3. seviye acil durumu, en yüksek acil durum olarak değerlendiriliyor. Bu seviye DSÖ’nün kurum çapındaki varlıkların seferber edilmesi anlamına geliyor.

DSÖ görevleri

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), (İngilizce: World Health Organization, WHO) Birleşmiş Milletler’e bağlı olan ve toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan örgüttür.

Sağlık alanında uluslararası nitelik taşıyan çalışmalarda yönetici ve koordinatör makam sıfatıyla hareket etmek.

BM, İhtisas Kuruluşları, sağlık idareleri, meslek grupları ve uygun görülecek diğer örgütlerle fiili bir iş birliği kurmak ve sürdürmek.

Hükümetlere, istek üzerine, sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi için yardım yapmak.

Uygun teknik yardım yapmak ve acil durumlarda, hükûmetlerin istekleri ya da kabulleri ile gereken yardımı yapmak.

BM’in isteği üzerine, manda altındaki ülkelerin halkı gibi özelliği olan topluluklara sağlık hizmetleri götürmek ve acil yardımlar yapmak ya da bunların sağlanmasına yardım etmek.

Epidemiyoloji ve istatistik hizmetleri de dahil olmak üzere gerekli görülecek idari ve teknik hizmetleri kurmak ve sürdürmek.

Epidemik, pandemik vb. hastalıkların ortadan kaldırılması yolundaki çalışmaları teşvik etmek ve geliştirmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak kazalardan doğan zararları önleyebilecek önlemlerin alınmasını teşvik etmek.

Gerektiğinde diğer İhtisas Kuruluşları ile iş birliği yaparak, beslenme, mesken, eğlence, ekonomik ve çalışma koşullarının ve çevre sağlığı ile ilgili diğer bütün unsurların iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Sağlığın geliştirilmesine katkıda bulunan bilim ve meslek grupları arasında iş birliğini kolaylaştırmak.

Uluslararası sağlık sorunlarına ilişkin sözleşmeler, anlaşmalar ve tüzükler teklif etmek, tavsiyelerde bulunmak ve bunlardan dolayı Örgüt’e düşebilecek ve amacına uygun görevleri yerine getirmek.

Ana ve çocuk sağlığı ve refahı lehindeki hareketleri geliştirmek, ana ve çocuğun tam bir değişme halinde bulunan bir çevre ile uyumlu halde yaşamaya olan kabiliyetlerini artırmak.

Ruh sağlığı alanında özellikle insanlar arasında uyumlu ilişkilerin kurulmasına ilişkin her türlü faaliyetleri kolaylaştırmak.

Sağlık alanında araştırmaları teşvik ve rehberlik etmek.

Sağlık, tıp ve yardımcı personelin öğretim ve yetiştirilme normlarının iyileştirilmesini kolaylaştırmak.

Gerekirse diğer ihtisas kuruluşları ile iş birliği yaparak kamu sağlığı, hastane hizmetleriyle sosyal güvenlik de dahil koruyucu ve tedavi edici tıbbi bakıma ilişkin idari ve sosyal teknikleri incelemek ve tanıtmak.

Sağlık alanında her türlü bilgi sağlamak, tavsiyelerde bulunmak ve yardımlar yapmak.

Sağlık bakımından aydınlatılmış bir kamuoyu oluşumuna yardım etmek.

Hastalıkların, ölüm nedenlerinin kamu sağlığı uygulama metotlarının uluslararası nomanklatürlerini tayin etmek ve ihtiyaca göre yeniden gözden geçirmek.

Teşhis yöntemlerini gerektiği kadar standart hale getirmek.

Yiyeceklere, biyolojik, farmasötik ve benzeri ürünlere ilişkin uluslararası normlar geliştirmek, kurmak ve bunların kabulünü teşvik etmek.

Genel olarak Örgüt’ün amacına ulaşmak için gereken her önlemi almak.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Felaketin Boyutlarını Kendisine Devlet Diyenler De Bilmiyor!

Depremlerin ardından 10 ilde yaşanan ağır yıkıma ilişkin açıklamalarda bulunan TİP Lideri Erkan Baş, “Çok zor günlerden geçiyoruz. 10 ilimizi derinden etkileyen deprem felaketinden bu yana yaklaşık 40 saati geride bıraktık. Şimdiye kadar resmi verilere göre 3 bin 549 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere tüm halkımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Resmi veriler dedim, çünkü yaşadığımız felaketin boyutlarını maalesef tam olarak bilmiyoruz. İşin daha kötüsü, kendisine devlet diyenler de bilmiyor!” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Tüm yurttaşlarımız şunu bilsin, Türkiye İşçi Partisi’nin bütün il ve ilçe örgütleri deprem ile dayanışma merkezlerine dönüşmüş durumda, şu ana kadar bu dayanışmanın parçası olan onbinlerce yurttaşımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tümüyle halkın dayanışması ve o dayanışmayı örgütlü, sistemli hale getiren yoldaşlarımızın katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz ‘dayanışma yaşatır’ bugün bir slogan olmaktan çıkmış en temel gerçeklerden birisi haline gelmiştir.”

Erkan Baş, açıklamasının devamında, “Çok zor günler yaşıyoruz, bu doğru ama halkımızın dayanışması her şeyden daha güçlü, bu gücü örgütlü biçimde harekete geçirdiğimizde yaralarımızı sarmamız mümkün. Birbirimize güveneceğiz, birbirimize güç vereceğiz, birbirimizin elinden tutup bu zor günleri mutlaka aşacağız. Buradan tüm halkımıza söz veriyoruz, elimizdeki bütün olanakları halkın bu dayanışmasını güçlendirmek, büyütmek ve etkili hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin İstanbul İl Binası’nda Maraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyülüğündeki depremlerin ardından 10 ilde yaşanan ağır yıkıma ilişkin açıklamalarda bulundu. Erkan Baş, basın toplantısında şunları dile getirdi:

“Çok zor günlerden geçiyoruz. 10 ilimizi derinden etkileyen deprem felaketinden bu yana yaklaşık 40 saati geride bıraktık. Şimdiye kadar resmi verilere göre 3 bin 549 yurttaşımız yaşamını yitirdi. Yaşamını yitirenlerin yakınları başta olmak üzere tüm halkımıza başsağlığı, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Resmi veriler dedim, çünkü yaşadığımız felaketin boyutlarını maalesef tam olarak bilmiyoruz. İşin daha kötüsü, kendisine devlet diyenler de bilmiyor!

Tüm yurttaşlarımız şunu bilsin, Türkiye İşçi Partisi’nin bütün il ve ilçe örgütleri deprem ile dayanışma merkezlerine dönüşmüş durumda, şu ana kadar bu dayanışmanın parçası olan onbinlerce yurttaşımıza bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Tümüyle halkın dayanışması ve o dayanışmayı örgütlü, sistemli hale getiren yoldaşlarımızın katkılarıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her zaman söylediğimiz ‘dayanışma yaşatır’ bugün bir slogan olmaktan çıkmış en temel gerçeklerden birisi haline gelmiştir.

Çok zor günler yaşıyoruz, bu doğru ama halkımızın dayanışması her şeyden daha güçlü, bu gücü örgütlü biçimde harekete geçirdiğimizde yaralarımızı sarmamız mümkün. Birbirimize güveneceğiz, birbirimize güç vereceğiz, birbirimizin elinden tutup bu zor günleri mutlaka aşacağız. Buradan tüm halkımıza söz veriyoruz, elimizdeki bütün olanakları halkın bu dayanışmasını güçlendirmek, büyütmek ve etkili hale getirmek için çalışmaya devam edeceğiz.

“Kendisine devlet diyenler, devlet adına konuşanlar halka yalan söylüyor!”

Felaketin üzerinden bir buçuk gün geçti, kar, kış, kıyamet deprem afet bölgesinde devam ediyor. sürekli kar ve yağmur yağışı bütün işleri daha zor hale getiriyor. Bu koşullar altında afet bölgesinde çalışan yöneticilerimizden, gönüllülerimizden, gazetecilerden öyle haberler alıyoruz ki yüreğimiz yanıyor. Kendisine devlet diyenler, devlet adına konuşanlar halka yalan söylüyor! Biz çektiğimiz acıları, yaşadığımız felaketi halktan saklamayacağız. Saklamayacağız çünkü herkesin her şeyi bilmesi gerekiyor. Bir kez daha bizi masallarla uyutmaları ‘depremle ilgili önlemler alacağız’ diye halktan vergi toplayıp onları bir kez daha çarçur etmelerine izin vermememiz gerekiyor.

Hatay ve Maraş başta olmak üzere pek çok ilimizde, belki de deprem anında hayatını kaybedenlerden daha fazla insanımızı enkaz altında yardım eli beklerken kaybetmiş olabiliriz. Dün sabah yola çıkıp ancak gece Hatay’a ulaşabilen ilk heyetimizde Milletvekillerimiz, MYK üyelerimiz ile beraberlerindeki deprem ve arama kurtarma uzmanları vardı. Şunu paylaşmam gerekiyor, dayanışma için giden arkadaşlarımızla bile düzenli iletişim kurmakta zorlanıyoruz. Öğrendiğimiz odur ki yalnızca Hatay’da değil, tüm bölgede insanımız kara kışın, açlığın, yoksulluğun ve yıkımın insafına terk edilmiş durumda.

“Halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.”

Her gün, hatta bazen günde bir kaç kez açıklama yapan, televizyonlardan hiç inmeyen Tayyip Erdoğan, binlerce insanımızın yaşamını yitirdiği, çok daha fazla insanın göçük altında yaşam savaşı verdiği 24 saatte ortadan kayboldu. Nihayet 1-2 saat önce ortaya çıktı ve en iyi bildiğini yapıp bir sürü yalan yanlış ifadeyle, halkın öfkesini yatıştırmak için ne kadar iyi çalıştıklarından söz etti. Bakanı Murat Kurum çıktı, ‘AFAD dışında bir organizasyona bölgede izin vermeyeceğiz, biz duruma hakimiz’ dedi. AFAD Başkanı çıktı, ‘bizim ulaşamadığımız yer yok’ dedi. Çok açıkça ifade ediyorum: yalan söylüyorlar! Halkın gözünün içine baka baka yalan söylüyorlar.

Bunlar kendi milletvekillerini 36 saat enkaz altında bırakmış bir iktidar! AKP’yi azıcık tanıyan herkese soruyorum, bunlar kendi milletvekiline sahip çıkmayanlar, enkazın altında can vermeye terk edenler, bu ülkenin yurttaşlarını kurtarmazlar!

Büyük bir ihmalkarlıkla, umursamazlıkla karşı karşıyayız. Enkaz altındaki yaralılarımıza, dondurucu soğuk ve açlığa terk edilmiş halkımıza ölümü reva gören bu ihmalkarlık, bu ihanet, er ya da geç mutlaka hesap verecek!

Çok iyi biliyoruz, eğer o bölgede dün bir deprem değil de işçiler greve çıkmış olsaydı, kadınlar ’öldürülmek istemiyoruz’ diye sokaklara dökülseydi, öğrenciler ‘barınamıyoruz’ diye bağırsaydı, anında gidip müdahale ederdiniz, tüm imkanlarınızı seferber ederdiniz, kendilerince devletin gücünü göstermeye çalışırlardı. Copla, gazla, gözaltıyla, insanlarımıza, hakkını arayan emekçilere, kadınlara devletin gücünü gösterirdiniz!

Enkaz altındaki canlarımızı kurtarmak için değil de rant için ormanlarımızı, doğamızı yakıp yıkmak gerekseydi kepçeleri, dozerleri seferber ederdiniz! Şimdi belki de on bini aşkın insanımız bir depremde canıyla cebelleşiyor, depremde değilse enkazda can veriyor, devlet yok! Nerede bunların gücü, bu halkın ekmeğinden, asgari ücretinden, bebeğinin bezinden aldıkları vergiler nerede! Neredesiniz?

Halka açık açık yalan söylüyorlar. Depremin üzerinden 40 saat geçti, arkadaşlarımız, yurttaşlarımız bütün imkansızlıklara rağmen enkazlar altında binlerce insana ulaşmaya çalışıyor. Üstelik bunu Hatay başta olmak üzere pek çok yerde AFAD’dan kimse yokken, halkımızın dayanışmasıyla yapmaya çalışıyoruz. Murat Kurum AFAD’dan başka bir organizasyona müsaade etmeyecekmiş. Soruyoruz öyleyse, AFAD nerede? Hangi organizasyonun başında? AFAD’ın bağlı olduğu İçişleri Bakanlığı’nın sözde bakanı Süleyman Soylu, mevzu bahis uyuşturucu satıcıları, mafyalar oldu mu ekranlardan düşmüyor ama memleket yerle bir olmuş 30 saattir kayıp! Sonra çıkıp halka masal anlatıyorlar.

“Dondurucu soğuktan yaşamını yitiren kaç yurttaşımız olduğunu bilmiyoruz!”

Eğer siz devletin tüm imkanlarını seferber etmiş, yeterli ekipman ve uzmanla anında deprem bölgesine ulaşmış olsaydınız bugün böyle bir ihtiyaç ortaya çıkmazdı. Şimdi canhıraş, halkımızın dayanışması ve çabalarıyla, gönüllü katkılarıyla sizin yapmadığınız yapmaya, sarmadığınız yaraları sarmaya çalışıyoruz. Çok açık bir soru soruyoruz: 724 bin personele sahip olan TSK’dan neden onlarca saat yardım istemediniz? Neden askeri personeli onlarca saat devreye sokmadınız da şimdi depremin üzerinden bir buçuk gün geçmişken karın, kışın ortasında deprem bölgesinde OHAL ilan ediyorsunuz? Askeri personel dün derhal yeterli sayı ve ekipmanla göreve başlasaydı bugün belki de binlerce insanımız yaralı da olsa kurtarılmış olacaktı. Biz dün gece o soğuğa dayanamayarak, dondurucu soğuktan yaşamını yitiren kaç yurttaşımız olduğunu bilmiyoruz!

Neymiş OHAL ilan etmiş! Erdoğan, ne yapmak istedin de yetkin yetmedi! Tekrar soruyorum, Ne yapmaya çalıştın da yapamadın gidip OHAL’e ihtiyaç duydun! Mesele yetki değil arkadaşlar, zaten kurdukları sistem her şeyi bir kişinin iki dudağı arasına sıkıştıran bir sistem. Her konuda cumhurbaşkanının izniyle, cumhurbaşkanının talimatıyla, cumhurbaşkanının yetkisiyle harekete geçirilen bir devlet mekanizmasından bahsediyoruz. Hangi yetkin yok?

“Sizi de bu felaketi de halkımızın bu birliği, bu haysiyeti yenecek”

Değerli yurttaşlar, halk canının, bunlar iktidarının derdinde! Diyorlar ki, şimdi siyaset yapmanın zamanı değil, birlik olma zamanı, beraber olma zamanı! AKP, daha dün, deprem sonrası muhalefet mensubu belediye başkanlarını halktan tepkiler gelene kadar aramamış bir iktidardır! Hangi birlikten ne birliğinden bahsediyorsunuz! Ülkeyi tümüyle bölen, felaket anında bile ayrıştıran bu zihniyetle birlik olmak, beraber olmak mümkün değil. Birlik arayan halka baksın! Devletin, AFAD’ın, hiçbir şeyin yapmadığı yerde, halk o birliği kurdu, tırnaklarıyla kaza kaza yurttaşlarını kurtarmaya çalışıyor! Sizi de bu felaketi de halkımızın bu birliği, bu haysiyeti yenecek.

85 milyon insanımız kayıplarına ağlıyor, yitip giden canlarına ağlıyor, yok olan evlerine kentlerine ağlıyor ama başkaları birileri seçim hesaplarının, iktidarını korumanın peşinde. Bu halkın haysiyeti var Erdoğan! Bu haysiyete, karda kışta yurttaşını kurtarmak isteyen, yardım için yollara düşen, tırlar dolusu ihtiyaç malzemesi toplayan bu haysiyete yenileceksiniz! Eşyalarını poşetlere doldurup deprem bölgesine yardıma koşan Somalı madencilerin haysiyetine yenileceksiniz! Parti binamıza gelip üzerindeki montunu çıkarıp giden amcamızın; evindeki erzakı, kenarındaki üç kuruşu parayı dayanışma için gönderen bu ülkenin güzel insanlarının haysiyetine yenileceksiniz!

Buradan Türkiye İşçi Partisi İl ve İlçe binalarını tırlar dolusu ihtiyaç malzemesiyle dolduran, eşi benzeri olmayan bir dayanışma gösteren halkımıza binlerce kez teşekkür ediyoruz. Sevgili kardeşlerim, özellikle genç kardeşlerim son sözüm size: Ülkemizin, kardeşlerimizin üzerinden bu enkazı kaldırmak bize düşüyor. Canlarımızı enkazdan çıkarmalı, yaralarımızı sarmalı, barınma, gıda ve hijyen desteği sunmalıyız.

“Birbirimizi bulalım, dayanışmayı yaşatalım”

İşimiz çok zor. Ama inancımız tam, kararlılığımız tam. Eğer el ele verirsek, ülkemiz ve halkımız üzerindeki kara bulutları hep birlikte dağıtırız. Dünden bu yana ülkenin dört bir yanından deprem bölgesine destek ve dayanışma sunmak için bize ulaşan yurttaşlarımız bu inancımızı kuvvetlendiriyor. Birbirimize inanırsak, birbirimizi ellerini bulursak bu cehennemden hep birlikte çıkarız. Şarkıda dediği gibi ‘gençliği haybeye yenmiş yorgun ve yalnız nesil, birbirini buldukça düşmedi düşmeyecek’. Birbirimizi bulalım, dayanışmayı yaşatalım.

Bizi bir araya getirecek, bizi kardeş kılacak, bizi kurtaracak haysiyetimiz var. Ona inanalım, ona tutunalım. O zaman bu yıkımı da atlatırız, ülkemizi yeniden de kurarız, bu Saray iktidarından da kurtuluruz. Varsın onlar iktardan, paradan başka bir şey düşünmesin. Biz bugün birbirimize sahip çıkacağız, yaralarımızı saracağız ve yarın bize bunları reva gören akıl dışı, bilim düşmanı, rant için, para için insanların ölümüne sebep olan iktidara son vereceğiz.

Bir kez daha tüm yurttaşlarımıza geçmiş olsun diyor, yakınlarını, sevdiklerini yitirenlere tüm Türkiye İşçi Partililer adına başsağlığı diliyorum.”

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Bu Sürecin Başlıca Sorumlusu Erdoğan

Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi. Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremlerin vurduğu Adana’da ve Hatay’daki incelemelerinin ardından sosyal medya hesabından bir video mesaj paylaştı. Kılıçdaroğlu, video mesajında şunları söyledi:

“Herkese merhaba. Adana, Hatay merkez ilçe, İskenderun ve Antakya’nın ardından son olarak Samandağ ilçemizi ziyaret ettik. Şimdi de Arzur’dayız. Belediye başkanlarımızla görüştük, depremzedelerle buluştuk. Bu noktada halkımızla paylaşmak istediğim bir kaç şey var.

Ülkemiz korkunç bir yıkımla karşı karşıya kalmıştır. Hepimiz biliyoruz ve gözlüyoruz. Burada yürek burkan görüntüler var. Kalbimiz sızlıyor. Depremden etkilenen insanlarımıza verebileceğim en önemli mesaj Türkiye’nin kalbi, deprem bölgesinde atıyor. Asla ama asla yalnız değilsiniz.

Halkımızın duygu, düşünce ve duaları onlarladır. Halkımız, yardım için elinden geleni yapmaktadır, yanınızdayız. Ve şehirlerimizin, köylerimizin yeniden ayağa kalkması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. En ciddi şekilde etkilenen bölgelerde iyileştirme aşamasına geçeceğiz. Ben ve belediye başkanlarım bunun için buradayız.

“Belediyelere karşı siyasi bir tavır var”

İktidara buradan seslenmek istiyorum. Covid sırasında çıkarttığınız bürokratik engelleri bu kez kabul etmeyeceğiz. Gerekli yardımları en çok ihtiyaç duyulan yerlere olabildiğince hızlı taşıyacağız. Saray’ın siyasetiyle de PR çalışmalarıyla da yalan dolan haberleriyle de artık ilgilenmiyoruz.

Mesela; bakanlar PR için konvoylarla dolaşıyorlar. Ancak burada felaketin koordinasyonu için gerekli tedbirler alınmamış. Türkiye’nin bu konudaki birikiminden de yeterince faydalanılmamış. Bu felaketlerde kamu kurumlarının, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği önemli.

Ama belediyelere karşı siyasi bir tavır var. Bir çok sivil toplum örgütü de baskı altında yok edildi. Askerimiz de yeterince sokulmadı. Dün sahada 3 bin 500 asker vardı. Doğal bir arama kurtarma personeli olan madencilerimizin sevkinde maalesef çok geç kalındı. Özetle her konuda sınıfta kaldıkları gibi bunda da kaldılar. Devlet nasıl yönetilir bilmiyorlar. Vallahi de bilmiyorlar, billahi de bilmiyorlar.

“Hani nerelerde o para?”

Çok net söyleyeyim. Bu sürecin başlıca bir sorumlusu varsa o da Erdoğan’dır. 20 yıldır ülkeyi depreme hazırlamayan bu iktidardır. Onun için kendisiyle görüşmeyi de asla düşünmüyorum. Bu meseleyi asla ama asla siyaset üstü de görmüyorum. Bu duruma bizi onun siyaseti getirdi.

Deprem vergilerini çetelere yedirdiler. Hani nerelerde o para? O paralar da yok. Ömrü boyunca devlete her biçimde vergi veren halk, ihtiyacı olduğunda devleti yanında göremedi. Varsa yoksa seçim, varsa yoksa Saray. Bu ülkeyi ne zaman batırsa ‘yanımda olun’ çağrıları yapıyor; hadi oradan, seninle işim olmaz olmayacak da.

“İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor”

İnsanlarımızın halini gördükçe öfkem artıyor. Birileri bu ülkenin kaynaklarının nereye harcandığının hesabını vermek zorundadır. Onun için birilerinin felaketi yumuşatma çabalarına destek vermeyi asla düşünmüyorum.

Belediye başkanlarımıza söyledim, kaynak sağlamak için ellerinden geleni yapacaklar. Bürokratik engel mi koyuyorlar; yapın, dinlemeyin. Bu halka ekmek, battaniye bulmak için tutuklanmanız gerekirse, tutuklanın.

Ağız dalaşı, protokoller, bürokrasi bitti. Çünkü söz bitti söz… Milyonlarca insanımız sokaklarda. İmkanı olan gece arabasında uyuyor. Binlerce canımız enkaz altında yaralıyız. Hem üzgünüz hem öfkeliyiz. Artık onarma ve iyileştirme zamanıdır. Milletimiz zaten dayanışma içindedir. Benim Erdoğan ve Saray’ı ile dayanışmama gerek yoktur.

Başkanlarım gün boyu yanımdaydı. Ben onlara güveniyorum. Milletimiz ve biz omuz omuza verip bu işin altından kalkacağız. biz bu şehirleri yeniden ayağa kaldırırız, milletime söz veriyorum”

Paylaşın