Avrupa Konseyi’nden Demirtaş ve Kavala İçin Serbest Bırakın Çağrısı

Avrupa Konseyi, Türkiye’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş için verdiği kararın acil olarak uygulanması çağrısında bulundu.

Avrupa Konseyi, geçen yıl AİHM kararına rağmen Osman Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye hakkında “ihlal süreci” başlatmıştı.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala’nın acil olarak serbest bırakılması yolundaki çağrısını yineledi.

Bakanlar Komitesi adına büyükelçiler seviyesinde bu hafta toplanan Daimi Delegeler Komitesi’nin iki ayrı kararında, Türkiye’den Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) ilgili kişilerle ilgili verdiği kararlara uymamasından “derin üzüntü” duyulduğu belirtilerek, bu kararların acilen uygulanması istendi.

Selahattin Demirtaş kararının gecikmesi eleştirildi

Bakanlar Komitesi’nin Demirtaş ile ilgili kararında, Anayasa Mahkemesi’nden çıkacak kararın gecikmesi eleştirildi.

Türk yetkililerin, Anayasa Mahkemesi’nin konuyla ilgili kararını bir an önce ve AİHM içtihatlarına uygun olarak alması için gerekli çabayı göstermesi istendi.

Kararda, AİHM kararlarına uyulması için Türkiye’den gerekli tedbirlerin alınması istenirken, bu çerçevede Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun (HSYK) siyasi iktidarın etkisinden kurtarılmasının güvence altına alınması çağrısında bulunuldu.

Kararda siyasi tartışma, çoğulculuk, siyasi temsilcilerin ifade özgürlüklerinin garanti altına alınması konusunda da gerekli tedbirlerin alınması istedi.

Osman Kavala için ihlal süreci başlatılmıştı

Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi geçen yıl AİHM kararına rağmen Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye hakkında “ihlal süreci” başlatmıştı.

Bu süreç çerçevesinde AİHM Büyük Dairesi’nin bir kez daha Kavala’yı serbest bırakmayan “Türkiye’nin ihlali sürdürdüğü” yolundaki kararından sonra Bakanlar Komitesi, Türkiye’ye karşı üyelikten atılma da içinde olmak üzere alınacak yaptırımlara ilişkin sekreterya ile ilişkilerini sürdürüyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

İstanbul’da Çalışmalar Hızlandı: İBB’den Riskli Binalar İçin Yeni Yönetmelik

“İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.”

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Genel Sekreter Yardımcısı Buğra Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile belirli risk grubundaki binaların inşaat türüne göre daha kısa sürede ve daha düşük maliyetlerde depreme dirençli hale getirilebileceğini belirtti.

İBB Genel Sekreter Yardımcısı Gökçe, kontrol edilen binaların sertifika alacağını, güçlendirilmesi gereken binaların da sarı etiket ile işaretleneceğini bildirdi.

Gökçe, İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ve İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması hakkında bilgi verdi.  Gökçe, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu bilgileri paylaştı:

“Güçlendirme, bir afet anında vatandaşlarımızın can ve mal kaybına uğramasını engelliyor.

İstanbul Yapı Güçlendirme Yönetmeliği ile riskli olduğu tespit edilen ve güçlendirilmesi mümkün olan yapılar için talep edilmesi durumunda kısmi ve tam güçlendirme izni verilecek. Güçlendirme hesap ve projeleri Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanacak.

Güçlendirme izni alan yapılar çıkartılacak İstanbul Bina Kontrol ve Muayene Esasları doğrultusunda ilgili idare tarafından 2 yılda bir kontrol edilecek.

İstanbul Bina Muayene ve Kontrol Esasları Çalışması ile daha önce atılmamış bir adım atıyoruz. İstanbul’daki tüm yapıların 5 yılda bir kontrol edilmesini sağlayacağız. Kontrol edilen binalar sertifika alırken, güçlendirilmesi gereken binalar da sarı etiket ile işaretlenecek.

Yapılarımızı güçlendirirken denetimlerimizin sıklık ve yoğunluğunu da arttırarak İstanbulumuzu afetlere daha dayanıklı, daha güçlü ve hazırlıklı bir hale getireceğiz.”

Paylaşın

HDP Kendi Adayını Çıkaracak Mı? HDP’li Saruhan Oluç Açıkladı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu olduğu açıklanmasının ardından gözler HDP’ye çevrildi.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini söyleyen HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

Millet İttifakı’nda cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili krizin aşılmasının ardından HDP’nin ve dahil olduğu Emek ve Özgürlük İttifakı’nın nasıl tutum izleyeceği de merak edilirken Oluç, herhangi bir pazarlık içinde olmadıklarını ve aday çıkartıp çıkartmama ile ilgili önümüzdeki günlerde karar alınacağını belirtti.

Millet İttifakı’nın adayının Kılıçdaroğlu olarak ilan edilmesinin ardından TİP destek sözü vermiş, HDP de Emek ve Özgürlük İttifakı olarak kendi adaylarını çıkarma konusunu yeniden değerlendireceklerini söylemişti.

TBMM’de aralarında DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in de bulunduğu bir grup gazetecinin sorularını yanıtlayan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Millet İttifakı üyesi olmadığı halde HDP’ye bakanlık verilip verilmeyeceği tartışmalarını, kendi adaylarını çıkarma ve HDP’yle ilgili kapatma davası süreci gibi konuları değerlendirdi.

Kılıçdaroğlu ile ne konuşacaklar?

Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günler ya da haftalarda HDP’yi Meclis’te ya da genel merkezde ziyareti söz konusu, ancak henüz kesin bir tarih ve yer belirlenmedi.

Kılıçdaroğlu, beklenen ziyareti ile gazeteci Fikret Bila’ya açıklamasında HDP’yi ziyaret etmesi kadar doğal bir şey olamayacağını belirterek “Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu ile 2021’de açıklanan HDP Tutum Belgesi’ndeki ilkeleri konuşabileceklerini söyleyen Oluç, “Demokratik bir değişim yaşandığı zaman geçiş döneminde Türkiye’de hangi konularda adımlar atılması gerekir, onları konuşabiliriz” dedi. Oluç sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz güçlü demokrasi diyoruz, altılı masa ‘güçlendirilmiş parlamenter sistem’ ya da ‘iyileştirilmiş parlamenter sistem’ diyor. Biz güçlü bir yerel demokrasi üzerinde yükselen bir güçlü demokrasiden söz ediyoruz. Kuvvetler ayrılığının yeniden tesis edilmesi, hukukun üstünlüğünün sağlanması, evrensel hukuk ilkelerinin, demokratik hak ve özgürlüklerin kullanılması gibi konular.”

HDP’nin Eylül 2021’de açıkladığı 11 maddelik tutum belgesinde Kürt sorununa yönelik “Çözüm adresi; Meclis” vurgusu yapılmış, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin değiştirilmesi için “ilkesel buluşmanın” önemine dikkat çekilmişti.

HDP’nin Tutum Belgesi ile altılı masanın şimdiye kadar hazırladığı belgelerde birçok alanda büyük örtüşme olduğunu söyleyen Oluç, “Bu zaten normaldir. Çünkü bugün Türkiye’de demokrasi, hukuk, adalet gibi konuları tartışan ve adımlar atılmasını isteyen herkes üç aşağı beş yukarı benzer şeyleri söylemekte ve benzer şeylere işaret etmektedir” ifadelerini kullandı.

Millet İttifakı’nın çıkardığı metinlerdeki tek eksiğin “Kürt sorununun demokratik barışçı çözümü” olduğunu belirten Oluç, masadaki tek tek bazı partilerin çeşitli yaklaşımları bulunduğunu ancak bunun İttifak metinlerine çok yansımamış olduğunu söyleyerek şunları kaydetti:

“Biz Kürt sorununda demokratik barışçıl çözümü önemsiyoruz. Ama tabii şunun da farkındayız: ‘Türkiye’de bir demokratik değişim gerçekleşecek ve hemen Kürt sorunu çözülecek’ diye bir beklentimiz elbette ki yok. Ama en azından bu sorunun çözümü için Ankara’da mecliste hangi adımlar atılabilir, neler konuşulabilir, yasal ve anayasal ne tür düzenlemeler yapılabilir? Bunları elbette ki konuşmak istiyoruz.”

Kürt sorununun çözülmesinin yerinin “Ankara ve Meclis” olduğunu da söyleyen Oluç, bu dediklerinin “Millet İttifakı adayını desteklemek için sundukları şartlar mı” olduğu sorusunu şöyle yanıtladı:

“Bir şart değil, pazarlık içinde de değiliz. Ama bizim önemsediğimiz ve bütün Türkiye’deki herkesin de önemsemesi gerektiğini düşündüğümüz bir konu bu. Dolayısıyla bunu elbette ki konuşmak tartışmak isteriz. Bu konu tartışılamaz, yeni bir konu da değil.”

HDP kendi adayını çıkaracak mı?

Kılıçdaroğlu’nun adaylığının kesinleşmesinin ardından HDP’nin kendi adayını çıkartıp çıkartmayacağının henüz kesinleşmediğini de söyleyen Oluç, bu konunun halen değerlendirme altında olduğunu belirtti.

Oluç, bu değerlendirmenin bir sebebinin de 6 Şubat depremleri olduğunu söyleyerek “İktidarın çok büyük yanlışlarının olduğunu gördük ve bir kere daha düşündük ki bu iktidarın demokratik bir değişimle değiştirilmesi gerekiyor. Çünkü 22 yıldır iktidarda olup da depreme bu kadar hazırlıksız yakalanmak affedilir bir şey değil” dedi.

“Bu konuyu oturup hem biz HDP olarak hem de ittifak olarak değerlendireceğiz ve bir sonuca varacağız” diyen Oluç, ilerleyen günlerdeki toplantılarda bu konuların konuşularak karara varılacağını kaydetti.

“HDP’nin ayrılma, parçalama politikası hiç olmadı”

Millet İttifakı üyeleri ve seçmenleri arasında HDP ile ilgili bazı yargılar ve korkular bulunabileceğini söyleyen Oluç, Cumhur İttifakı’nın özellikle bu korkulara oynadığının işaret edilmesine karşılık şu yanıtı verdi:

“Doğrudur. Çünkü geleneksel olarak bu tür şehir efsaneleri üzerinden politika kuruyorlar Türkiye’de. Ama biz HDP olarak bunu defalarca söyledik. Ayrıca HDP’nin kendi belgeleri var. HDP’nin, Türkiye’nin bölünmesi, parçalanması gibi bir politikası bugüne kadar olmadı.”

HDP’nin 2018 seçim bildirgesinde “Kürt sorununun demokratik barışçı çözüm başlığı altında ve üniter yapı çerçevesinde çözülmesi gerektiğinin” çok açık ifade edildiğini söyleyen Oluç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“O yüzden bu bir şehir efsanesi ve bu şehir efsanesinin bir karşılığı yok. Biz bunu hep söylüyoruz, söylemeye de devam ederiz. Ama maalesef herkese ulaşıp bunu anlatma şansını bulamıyoruz. HDP’nin Kürt sorununun demokratik çözümü açısından yaklaşımı bellidir: Eşit koşullarda bir arada yaşama talebidir ve Kürt halkının kendi kimlik, kültür, ana dil taleplerine cevap verilmesidir. Kesinlikle bir ayrılma, ayrı devlet kurma, ülkeyi bölme, parçalama filan gibi politikalarla bizim hiçbir alakamız yok, olmadı da bugüne kadar.”

İmralı cezaevindeki Abdullah Öcalan’dan yerel seçim öncesindekine benzer yeni bir mektubu bekleyip beklemediklerinin sorulması üzerine de Oluç, buna çok ihtimal vermediğini belirterek “Ben Öcalan’ın yerel seçimlerde yaşanmış olandan sonra o tür bir adım atacağı kanaatinde değilim” yanıtını verdi.

AKP ile temas olabilir mi?

AKP’nin Kürt seçmenleri yanına çekmek için HDP ile temas kurmak isteyip istemeyeceğine yönelik soruya karşılık böyle bir işaret görmediğini söyleyen Oluç, şöyle konuştu:

“Ben böyle bir adım olabileceğine dair en ufak bir işaret görmüyorum. En azından Meclis’te bunun işaretlerini görürüz değil mi? Ama en ufak bir işaret yok. Dolayısıyla öyle bir beklentimiz de yok. Bu iktidar daha çok HDP’yi demokratik siyaset alanından tasfiye etmek için uğraşan bir iktidar.”

Kapatma davası ile HDP’nin kadrolarının tasfiye edilmek istendiğini söyleyen Oluç, “Şimdi bütün bunları yapmak isteyen iktidar bunların olmayacağına dair en ufak bir işaretin olmadığı bir zamanda ve zeminde birdenbire kafasına taş düşüp gelin bir konuşalım der mi? Bizce demez. Eğer diyecek olsa bu konularda başka sonuçların ortaya çıkıyor olması gerekirdi” dedi.

HDP’nin B, C, D planları neler?

Partinin kapatılması durumunda HDP’nin B, C ve D planlarının hazır olduğunu belirten Oluç, nasıl bir yol izleyeceklerine dair şöyle konuştu:

“Davaya ilişkin süreci ve Yüksek Seçim Kurulu’nun takvimini görmek istiyoruz. Ona göre karar vereceğiz. Şu anda bizim hem bileşenlerimiz hem ittifak güçlerimiz arasında seçime girme hakkına sahip olan partiler var. Dolayısıyla oturup konuşulacak, zaten ön görüşmeler yapıldı, birlikte bir karar vereceğiz.”

Kulislerde ise HDP’nin kapatılması durumunda ya da belki kapatılmadan önce Sol Parti, Yeşiller, TİP ya da EMEP listelerinden seçime girebileceği konuşuluyor.

Paylaşın

İklim Değişikliği: Avrupa’da En Sıcak İkinci Kış

2021-2022 kışı Avrupa’da şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ikinci kış oldu. Rekor kıran sıcaklık ise 2019-2020 kışına ait kalmaya devam etti. Avrupa’da yaşanan durum bir istisna değil, küresel ısınma tüm dünyada sıcaklıkları artırıyor.

Sanayi öncesi ortalamaların üzerindeki insan kaynaklı ısınma 2017 yılında yaklaşık 1dereceye ulaştı. 2024 yılında kadar 1,5 dereceye ulaşma yolunda ilerliyor.

Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından yayınlanan veriler, küresel ısınmanın geleneksel mevsimleri nasıl değiştirdiğini ortaya koydu.

Avrupa’da aralık ve şubat ayları arasında ortalama sıcaklıklar 1991-2020 ortalamasının 1,4 derece üzerinde gerçekleşti.

Mevsim normallerinin üzerinde artan sıcaklık 2021-2022 kışını Avrupa’da şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ikinci kış mevsimi haline getirdi. Rekor kıran sıcaklık ise 2019-2020 kışına ait kalmaya devam etti.

Yılbaşı döneminde kıtanın bazı bölgeleri kış mevsimine göre sıcak hava dalgasının etkisi altında kaldı.

Anormal derecede ılıman seyreden hava sıcaklıklarının pistleri sulu kara çevirmesi nedeniyle birçok kayak merkezi geçici olarak kapanmak zorunda kaldı.

Copernicus verilerine göre, sıcaklıklar özellikle Doğu Avrupa ve Kuzey İskandinavya’da yüksek seyretti.

Birçok ülkede bölgesel sıcaklık rekorları kırıldı. Örneğin İsviçre’de, Alplerin kuzeyinde 19,4 derece ile şimdiye kadarki en yüksek kış sıcaklığı kaydedildi. Kuzey İspanya ise yaklaşık 25 derecenin tadını çıkardı.

Ancak yüksek sıcaklıklar, şubat ayına kadar devam eden kaygı verici bir yağış eksikliğiyle aynı zamana denk geldi.

Copernicus merkezinin analizine göre, “Şubat 2023’te batı ve güney Avrupa’nın çoğu ortalamanın üzerinde kurak koşullar yaşadı, bazı bölgelerde toprak neminin rekor düzeyde düştüğü görüldü.”

İtalya’da Garda Gölü’nün su seviyesi yılın bu zamanı için ortalamanın yaklaşık 65 cm altına düştü. Po nehri ile Maggiore ve Como göllerinin sularının da alışılmadık derecede düşük değerlere geriledi.

İspanya’daki zeytin ve zeytinyağı üreticileri aşırı kuraklık sebebiyle bu yıl zeytin hasadının yarı yarıya düşebileceği uyarısında bulundu.

Kış sıcak hava dalgasının sorumlusu iklim değişikliği mi?

Avrupa’da yaşanan durum bir istisna değil, çünkü küresel ısınma tüm dünyada sıcaklıkları artırıyor. Sanayi öncesi ortalamaların üzerindeki insan kaynaklı ısınma 2017’de yaklaşık 1dereceye ulaştı. 2024’e kadar 1,5 dereceye ulaşma yolunda ilerliyoruz.

Ortalama sıcaklıklar arttıkça kutuplar eriyor. Copernicus’a göre Antarktika’daki deniz buzu şubat ayı ortalamasının yüzde 34 altına düşerek kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en düşük seviyeye geriledi.

Uzmanlar bu durumun küresel deniz seviyesini yükseltebileceği uyarısında bulundu. Copernicus İklim Değişikliği Servisi Müdür Yardımcısı Samantha Burgess, “Deniz buzunun azalmasının Antarktika’daki buz sahanlıklarının istikrarı ve nihayetinde küresel deniz seviyesinin yükselmesi üzerinde önemli etkileri olabilir” diye açıkladı.

Copernicus temmuz ayında Antarktika’da deniz buzu alanının 1 milyon 53 bin kilometrekareye gerilediğini duyurmuş ve bu ölçümün tarihin en düşük düzeyi olduğuna dikkat çekmişti.

(Kaynak: Eurnews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye, İsveç Ve Finlandiya Arasında Görüşmelere Devam Kararı

Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü Brüksel’deki NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) karargahında gerçekleştirildi. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya tarafından iki İskandinav ülkesinin NATO üyeliği başvurusu kapsamında “Üçlü Muhtıra” çerçevesinde kurulan ancak Türk hükümetince Ocak ayında askıya alınan “Daimi Ortak Mekanizma” toplantısına yaklaşık iki aylık bir aranın ardından bugün Brüksel’deki NATO karargahında devam edildi. Böylece Türkiye, İsveç ve Finlandiya arasındaki Daimi Ortak Mekanizma toplantısının üçüncüsü gerçekleştirilmiş oldu. Üç ülkeden müzakerecilerin katıldığı toplantıda NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg de hazır bulundu.

Görüşmelerden sonra NATO karargahında düzenlenen basın toplantısında konuşan İsveçli Başmüzakereci Oscar Stenstrom, Türkiye’nin, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım başvuruları konusunda Ankara’nın endişelerini gidermek için somut adımlar attığını kabul ettiğini belirterek, “Türkiye’nin hem İsveç hem de Finlandiya’nın bu anlaşma çerçevesinde somut adımlar attığını kabul ettiğini görüyoruz, bu da iyi bir işaret” dedi.

“İleriye doğru küçük bir adım atıldı” diye konuşan Stenstrom, üçlü görüşmelere devam edileceğini ancak bir sonraki görüşme için henüz tarih belirlenmediğini de sözlerini ekledi.

Stoltenberg’den Temmuz öncesi onay çağrısı

NATO tarafından yapılan basın açıklamasında ise görüşmelerin açılışını gerçekleştiren NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in Temmuz ayındaki NATO zirvesinden önce İsveç ve Finlandiya’nın katılımının tüm ittifak ülkelerince onaylanması çağrısını yinelediği belirtilerek, Finlandiya ve İsveç’in bu yönde attığı adımlardan övgüyle söz ettiği belirtildi. Açıklamada Stoltenbeng’in, “Finlandiya ve İsveç Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarını gidermek için benzeri görülmemiş adımlar attılar” şeklindeki ifadelerine de yer verildi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın da Türkiye-İsveç-Finlandiya Daimi Ortak Mekanizma Toplantısının genel olarak olumlu bir havada geçtiğini ancak iki ülkede atılan adımların Türkiye’nin söz konusu ülkelerin NATO üyeliğini onaylaması için yeterli olmadığını belirterek, “Türkiye’nin güvenlik endişelerini ve beklentilerini bir kez daha vurguladık” dedi. Kalın, “Bu ülkelerin alacağı tedbirler konunun gidişatını ve hızını belirleyecektir” ifadelerini kullandı.

İsveç terör yasasını sertleştiriyor

İsveç hükümeti, Türkiye ile NATO müzakerelerinin yeniden başlaması öncesi parlamentoya terör yasalarını daha da sertleştirecek bir teklif sundu. Teklife göre gelecekte bir terör organizasyonuna iştirak etmek ya da bu tür bir katılımı finanse etmek suç kapsamına alınacak.

Perşembe günü yayınlanan yasa taslağına göre, söz konusu yasayı ihlal edenler uzun yılları bulacak hapis cezalarına çarptırılabilecek. İsveç makamları böylece yasadaki bir boşluğun da kapatılacağını kaydetti.

Tasarının parlamento onaylanması halinde ilgili değişiklikler 1 Haziran’dan itibaren yürürlüğe girecek. İsveç’te ilgili yasanın sertleştirilmesi uzun yıllardır gündemde olmasına karşın taslağın parlamentoya yeni sunulması Türkiye ile NATO üyeliği konusunda yaşanan krizin aşılması çabalarıyla ilişkilendiriliyor.

Rusya’nın geçen yılın Şubat ayında Ukrayna’yı işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya NATO’ya katılmak için geçen yıl Mayıs ayında başvuruda bulundu. Ancak Türkiye iki ülkenin üyeliğine itiraz ediyor. Türkiye, İsveç’i terör örgütlerine karşı yeterince önlem almamakla suçluyor. NATO üyeliği için ittifaka bağlı 30 ülkenin onayı gerekiyor. Türkiye’nin dışında Macaristan da iki ülkenin üyeliğini onaylamadı.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, terör yasasını sertleştirmeyi İsveç ve Finlandiya’nın Haziran sonunda Türkiye ile yaptığı anlaşmada verdiği taahhütleri yerine getirmede çok önemli bir adım olarak nitelendirmişti. Nitekim o dönemde ilgili yasa değişikliği ile iki ülkenin NATO üyeliğinin önündeki Türkiye engelinin aşılacağı öngörülüyordu. Ancak Türkiye, Stockholm’de Kuran-ı Kerim’in yakıldığı protesto gösterisine izin verilmesinin ardından Ocak ayında müzakereleri askıya almıştı. Görüşmeler bugün Brüksel’de yeniden başladı.

Paylaşın

DSP Lideri Aksakal, Cumhur İttifakı’na Yeşil Işık Yaktı

DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, “Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır” dedi.

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmıştı.

Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Önder Aksakal, dün Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak belirlenen Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklemeyeceklerine yönelik açıklamasının ardından yeni bir açıklama geldi.

Cumhur İttifakı’na yeşil ışık yakan DSP Lideri Aksakal A Haber yayınında, “Teklif gelirse değerlendiririz” dedi.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre, DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağının gündeme taşınmasına yönelik haberlerin sorulduğu Aksakal, şu ifadeleri kullandı:

“Bu devletin parçalanmasına yönelik hiçbir hareketin kenarında bile olamayacağımızı söyledik. DSP, Bülent Ecevit’in kurduğu, milliyetçi, vatansever, sol bir partidir. Siyasi tartışmalarda ekonomik konularda elbette farklı düşünebiliriz, ama Türkiye Devleti’nin bölünmez bütünlüğü üzerine kurgulanan hiçbir argümanın yanında DSP olamaz.

Seçim sistemi içinde bugün AK Parti dahil ittifaklarla devleti yönetme noktasında. Millet İttifakı da 6 parti masanın etrafında. Bugüne kadar Cumhur İttifakı’ndan bir teklif şu ana kadar ulaşmadı. Bu, şu an gazeteci arkadaşlarımızın kendi yorumlarıdır. Teklif gelirse bunu tabii ki değerlendiririz. Yarın başkanlık divanımız toplanıyor. Bu konular görüşülür, bir karar oluşturulacak. O karar çevresinde değerlendirmeye alınacaktır.”

Gündeme taşınmıştı

İktidara yakınlığıyla bilinen Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür, Anavatan Partisi ve DSP’nin de Cumhur İttifakı’na katılacağını yazmış ve yazısında şunları kaydetmişti:

“Şu sıralarda Cumhur İttifakı’nda da bir hareketlilik var. Yeni siyasi aktörlerden, yakın tarihte iz bırakmış partilerden söz ediliyor. Ama ayrıntılarını önümüzdeki günlerde öğreneceğimiz şu iki gelişme dikkat çekici: Rahmetli Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi ile solun efsanevi lideri Ecevit’in DSP’si de Cumhur İttifakı’na katılıyor.”

Paylaşın

Depremlerin Sigorta Şirketlerine Maliyeti 4 Milyar Dolar

11 ilde büyük yıkıma ve 45 binin üzerinde can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin depremlerin sigorta şirketlerine maliyeti 3,5 ila 4 milyar doları bulacak.

DW Türkçe’de yer alan habere göre, Talanx Sigorta Grubu’ndan yapılan açıklamada Türkiye ve Suriye’de meydana gelen depremlerin holdinge 250 milyon euroluk ek maliyet getirmesinin hesaplandığı belirtildi.

Dünyanın en büyük üçüncü reasürans şirketi, Talanx iştiraki Hannover Rück’ün Yönetim Kurulu Üyesi Michael Pickel Perşembe günü Hannover’de şirketin yıllık bilançosunu sunarken yaptığı açıklamada söz konusu meblağın yaklaşık 200 milyon euroluk kısmını kendilerinin karşılayacağını belirtti.

Reasürans terimi, sigorta şirketleri tarafından teminat altına alınarak sigortalanmış bir riskin tekrar sigortalanarak başka sigorta şirketlerine devredilmesini ifade ediyor.

Ana şirketin, HDI sigorta iştiraki tarafından gerçekleştirilen birincil sigortalardan kaynaklanan zararları da üsteleneceği kaydedildi. Bir şirket sözcüsünün tahminine göre söz konusu zarar 50 milyon euro civarında hesaplanıyor.

Bu meblağlara iki şirketin diğer reasürans şirketlerine devrettiği ya da sermaye piyasasındaki yatırımcılara aktardığı zararlar ise dahil değil.

Sigorta sektörüne maliyeti 3,5 – 4 milyar euro

Hannover Rück’ün tahminlerine göre, depremin yol açtığı yıkımın sigorta sektörüne yaklaşık 3,5 ila 4 milyar dolara mal olması muhtemel. Ancak makroekonomik kayıpların bundan çok daha büyük olması da ihtimal dahilinde görülüyor.

BM Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye temsilcisi Louisa Vinton ise Salı günü yaptığı açıklamada sadece Türkiye’deki hasarın 100 milyar ABD dolarının (yaklaşık 95 milyar euro) üzerinde olduğununun tehmin edildiğini belirtmişti.

Dünya Bankası da kısa bir süre önce Türkiye’deki maddi hasarı 34 milyar dolar, Suriye’deki hasarı ise 5 milyar dolar olarak tahmin etmişti.

Münih merkezli reasürans şirketi Munich Re’nin tahminine göre ise depremin şirketlerine getireceği ek yük üç haneli milyon euro aralığında olacak.

Öte yandan Hannover Rück geçen yılı rekor bir kâr ile kapatmıştı. Perşembe günü verilen bilgiye göre, geçen yıl elde edilen kâr nedeniyle temettü hisseleri 5.75 eurodan 6 euroya yükselecek.

Hannover Rück’ün, 2022 yılında Almanya’da etkili olan İan Kasırgası, Ukrayna savaşı ve korona salgını gibi olumsuzlukların yükünü, yatırımlardan elde ettiği yüksek kâr ile hayat ve sağlık reasüransındaki kâr artışı ile dengelemişti. Grup, bir önceki yıla göre yüzde 14 artışla 2022 yılında 1,4 milyar Euro kazanç elde etmişti.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, HDP’nin Hazine Yardımı Blokajını Kaldırdı

5 Ocak’ta Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) yapılacak Hazine yardımına geçici olarak bloke konulması kararı veren Anayasa Mahkemesi (AYM), bugün, partinin Hazine yardımı hesabına tedbiren bloke konulması kararını kaldırdı.

Haber Merkezi / Geçici bloke kararı nedeniyle Halkların Demokratik Partisi (HDP), 10 Ocak’ta siyasi partilere yapılan Hazine yardımından payına düşen yaklaşık 180 milyon lirayı alamamıştı.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin, HDP’nin kapatılması istemli davada, “terör örgütü ile organik bağının devam ettiği, Hazine kaynaklarının terör örgütüne aktarıldığı” gerekçesiyle partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasını istedi. Partinin Hazine yardımı bulunan hesaplarına bloke konulmasına karar verilmişti.

Öte yandan AYM, HDP’nin kapatılması talebine dair savunmasının 14 Mart yerine 11 Nisan’da alınmasına karar verdi. Erteleme kararının HDP’nin talebi üzerine alındığı belirtildi.

“Seçimlere kadar her şeyi yapabilirim”

AYM’nin son kararını değerlendiren HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, kararın henüz kendilerine ulaşmadığını belirterek “Ancak ilk değerlendirmem, AYM demiş oluyor ki: ‘Ben seçimlere kadar her şeyi yapabilirim’. Mesaj bu” dedi.

Süreç nasıl devam edecek?

Savunmanın ardından davaya ilişkin bilgi ve belgeleri toplayacak raportör, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Raporun Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Başkan Zühtü Arslan toplantı için bir gün belirleyecek.

Anayasa Mahkemesi üyeleri belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak. Heyetin, karar verene kadar müzakerelerini aralıksız sürdürmesi bekleniyor.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69. maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla, yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

Siyasi parti kapatma davası sonucunda verilen karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile ilgili siyasi partiye tebliğ edilecek ve Resmi Gazete’de yayımlanacak.

Anayasa Mahkemesinin, siyasi yasak istenen partililerin beyan ve eylemleriyle partinin kapatılmasına neden olduğunu belirlemesi halinde bu kişiler, kesin kararın Resmi Gazete’de gerekçeli olarak yayımlanmasından başlayarak 5 yıl süreyle bir başka partinin kurucusu, üyesi, yöneticisi ve deneticisi olamayacak.

Paylaşın

Eski CHP Genel Başkanı Öymen: Mutlu Sona HDP’yi Yok Sayarak Ulaşılamaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Demokrat Parti, Saadet Partisi, Gelecek Partisi,  Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu oldu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’yi ziyaret edip etmeyeceği merak edilirken, Eski CHP Genel Başkanı Altan Öymen’den dikkat çeken açıklamalar geldi.

Öymen, “Mutlu sona HDP’yi yok sayarak ulaşılamaz. Aklın yolu, HDP’nin bir siyasi parti olarak varlığının unutulmaması ve bunun gereğinin yapılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, elbette bu gerçeğin de bilincindedir” dedi.

T24 yazarı Hasan Cemal, bugünkü köşe yazısında Altan Öymen’in Türkiye siyasetindeki son gelişmelerle ilgili yorumlarına yer verdi. Buna göre Öymen’in ifadeleri özetle şöyle:

Sayın Kılıçdaroğlu’nda birleştirme ve uzlaşma yeteneğinin varlığı apacık ortada. Kaç kere sergiledi bu becerisini. Büyük Adalet Yürüyüşü’nde kimseyi ayırt etmeden herkes için hak, hukuk, adalet diyerek kitlelerle birlikte Ankara’dan İstanbul’a günlerce yürüdü. Belediye seçimlerinde büyük şehirleri İstanbul’u, Ankara’yı, Adana’yı, Mersin’i Erdoğan’ın elinden alan uzlaşmaları, perde arkasında kuyumcu titizliğiyle ören de Kılıçdaroğlu’ydu.

O gece Ankara’da, Saadet Partisi’nin, Halk Partisi’nin önünde toplanan kalabalıklar heyecanla dalgalanıyordu. Gözler yaşlıydı, ağlayanlar vardı. Çünkü, Meral Hanım’ın çıkışının Erdoğan-Bahçeli ikilisinin işine yarayacağının farkındaydılar. Unutulmasın: Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanı adayı ilan eden Millet İttifakı’nın mimarı da yine CHP lideridir.

Şimdilik her şey iyi gidiyor. Ancak şunu iyi bilelim: Mutlu sona HDP’yi yok sayarak ulaşılamaz. Aklın yolu, HDP’nin bir siyasi parti olarak varlığının unutulmaması ve bunun gereğinin yapılmasıdır. Sayın Kılıçdaroğlu, elbette, bu gerçeğin de bilincindedir.

Kılıçdaroğlu: Elbette HDP’ye gideceğim

Öte yandan Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’ye ziyaret edeceğini açıkladı ve “HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz” dedi ve ekledi:

“Cumhurbaşkanı adayı olarak, tüm Türkiye’nin, 85 milyonun cumhurbaşkanı olacağım iddiasında biri olarak tüm partileri ziyaret etmem zaten demokrasinin gereğidir. HDP’yi ziyaret etmemde ne sakınca olabilir? Meclis’te HDP’li Başkan Vekili’nin yönetimi altında çalışıyoruz.

Komisyonlarda HDP’li vekillerle birlikte çalışıyoruz. HDP’yi ziyaret etmem kadar doğal bir şey olamaz. Ben zaten toplumun bütün kesimlerine ulaşmaya çalışan bir anlayışa sahibim, bunu da uygulamaya çalıştım. Bu yönde çalışmalarım devam edecek.”

Paylaşın

HDP’li Sancar: İYİ Parti Çevrelerinin İfade Ettiği Şey Gerçeği Yansıtmıyor

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, İYİ Parti Lideri Akşener’in CHP’nin parti olarak HDP ile görüşebileceğini ama taleplerini masaya getirmesinin ne şimdi ne de seçimlerden sonra mümkün olmayacağı sözlerine ilişkin, “Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır” dedi ve ekledi:

“Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, video içerik platformu Gain’de yayınlanan Mirgün Cabas Canlı programına katılarak Cabas’ın sorularını yanıtladı.

Mirgün Cabas,  Mithat Sancar’a “Görüşmenin yapılacağına dair haberler çıkıyor. CHP tarafından sizden bir randevu talep edildi mi?” diye sordu. Sancar ise o soruya şu yanıtı verdi:

Hayır CHP’den bize bir randevu talebi gelmedi. Esasen artık kelimeleri biraz da seçerek kullanmakta fayda var. Bizim yapacağımız görüşme CHP ile bir görüşme olmayacaktır. Bizim görüşmemiz Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı sayın Kılıçdaroğlu ve ekibiyle olacaktır. Dolayısıyla ortada HDP-CHP görüşmesi gibi başlıklar atılması doğru değil.

6 Mart’tan itibaren Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır. Bize geldiğinde de CHP Genel Başkanı olarak değil Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı olarak Millet İttifakı’nı temsilen gelecektir. CHP HDP görüşmesi şeklindeki kavramsallaştırma yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bir formül.

“İYİ Parti çevrelerinin ifade ettikleri gerçeği yansıtmıyor”

Konuşulacak konuların belli olduğunu söyleyen Sancar şunları söyledi: Altılı Masa’daki kriz döneminde Kılıçdaroğlu bir toplantısında “iktidar değişikliği yetmez, zihniyet değişikliği gerekir” demişti. En başından beri bizim de söylediğimiz şey. İktidarın bugün HDP’ye, Kürtlere ve Kürt sorununa dair zihniyetini ve dilini kullanmak bu iktidara destek olmaktan başka bir anlama gelmez…

İktidardan kurtulduğumuzda da yeni yönetimin demokrasiye giden yolu açacak bir perspektife sahip olması gerektiğini belirtiyoruz. Bu görüşme CHP-HDP diyaloğu değildir. İyi Parti çevrelerinin ifade ettiği şey gerçeği yansıtmıyor.

“Millet İttifakı içindeki çekişmeler kendi iç meseleleridir”

Tek tek partilerle ilgili değerlendirme yapmaya gerek yok. Bizim İyi Parti dışındaki bütün partilerle geçmişten beri heyetler düzeyinde görüşmemiz oluyordu. Bundan sonra tek tek partilerle çeşitli temaslar olur fakat bundan sonra bizim muhatabımız Millet İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayıdır.

İttifak içindeki çekişmeler de bizim konumuz olmaktan çıkar, kendi iç meseleleridir. Çözemedikleri takdirde Türkiye’de nasıl bir sarsıntı yaşanabileceğini son bir haftada gördük. Hiç kimsenin bu iktidarın devamlılığına yol açacak tutumlara ve sözlere yanaşmaması gerekiyor. Burada sorunlar çıkarsa öncelikle Millet İttifakı kendi içinde bu sorunları çözmek zorunda. Bizimle muhataplık ise sayın Kılıçdaroğlu üzerinden olacaktır.

Paylaşın