İTO Duyurdu: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 62,4

İstanbul’da aylık enflasyon yüzde 4,57, yıllık enflasyon ise yüzde 62,46 olarak gerçekleşti. Enflasyon aylık bazda en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde arttı. Giyimde fiyatlar Mart’a göre yüzde 29,04 arttı. Nisan’da kültür, eğitim ve eğlence harcamaları yüzde 11,97, gıda harcamaları ise yüzde 3,87 yükseldi.

Haber Merkezi / Ev eşyası harcamaları Nisan’da yüzde 2,32, konut yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamaları ise yüzde 0,64 arttı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi verilerini açıkladı. Buna göre, İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi, nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 3,14 artış kaydetti.

Söz konusu veriler yıllık bazda incelendiğinde, perakendede yüzde 62,46, toptan fiyatlarda ise yüzde 70,58 olarak gerçekleşti.

Perakende fiyatlarda nisanda önceki aya göre, giyim harcamalarında yüzde 29,04, kültür eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 11,97, gıda harcamalarında yüzde 3,87, ev eşyası harcamalarında yüzde 2,32, konut harcamalarında yüzde 1,68, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 1,32, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 0,64, diğer harcamalar grubunda yüzde 0,24 artış oldu.

Nisanda toptan fiyatlarda bir önceki aya göre, işlenmemiş maddeler grubunda yüzde 16,25, mensucat grubunda yüzde 3,35, inşaat malzemeleri grubunda yüzde 2,96, gıda maddeleri grubunda yüzde 0,76, madenler grubunda yüzde 0,61 artış olurken, kimyevi maddeler grubunda yüzde 10,45, yakacak ve enerji maddeleri grubunda yüzde 1,10 azalış kaydedildi.

Paylaşın

BBP Lideri Destici: Kılıçdaroğlu Tehlikeli Bir Rakip

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanacağını öne süren BBP Lideri Destici, Kemal Kılıçdaroğlu için ise, “Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip” ifadelerini kullandı.

HÜDA PAR’a ilişkinde konuşan Mustafa Destici, “HÜDA PAR hiçbir şekilde ittifak içerisinde değil. Bir önceki seçimde de aday çıkarmayıp desteklediler. Ama o zaman gündeme gelmedi” dedi.

Cumhur İttifakı üyesi Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, TGRT Haber’de gündeme yönelik açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turda Recep Tayyip Erdoğan’ın zaferiyle sonuçlanacağını öne süren Destici, Kemal Kılıçdaroğlu için ise, “Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip” ifadelerini kullandı.

“Deprem bölgesinde Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan önde çıkacak göreceksiniz. Birinci turda bu iş bitecek” diyen Destici özetle şunları söyledi:

“(BBP için) Ben 5 ila 10 arası oy bekliyorum. Ama asla 3’ün altında beklemiyoruz. 20 milletvekili de çıkaracağımıza inanıyorum.

Cumhur İttifakı olarak bu durumda da Meclis çoğunluğunu elde edeceğimizi düşünüyorum. Ama ortak liste olsaydı 360’ı geçebilirdi.

Anket ortalamasında CHP’nin oy oranının 26’larda olduğunu görüyoruz. İYİ Parti’nin baraj altında kalacağına yüzde 100 inanıyorum.

Kılıçdaroğlu zor bir rakip değil ama tehlikeli bir rakip. Milli güvenlik bakımından zor. PKK ile kol kola yürüyor. Avrupa ile kol kola yürüyor. İngiltere’de mafyalar ile kol kola yürüyor. Kılıçdaroğlu, ABD ile ortaklık yapacağını söylüyor.

HÜDA PAR hiçbir şekilde ittifak içerisinde değil. Bir önceki seçimde de aday çıkarmayıp desteklediler. Ama o zaman gündeme gelmedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun döneminde terörle mücadelede büyük kazanımlar yaşandı. Soylu Cumhuriyet tarihinin en başarılı içişleri bakanı.”

Paylaşın

2027’de 83 Milyon Kişinin Mesleği Ortadan Kalkacak

2027 yılında 69 milyon yeni iş yaratılmış olacakken 83 milyon kişilik meslek ortadan kalkacak. Bu durum, dünya genelindeki istihdamın yüzde 2 azalması anlamına geliyor.

Bankada çalışmak, sekreterlik ve kasiyerlik gibi ofis işleri, en hızlı yok olacaklar arasında gösterildi.

Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlediği zirveyle bilinen Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum/WEF) bugün bir rapor yayımlayarak iş piyasasının geleceğine ışık tuttu.

Teknoloji ve dijitalleşmenin hem yeni iş sahaları yarattığı hem de eskilerini yok ettiği vurgulandı. Çevre dostu bir ekonomik modelin oluşturulmasını öngören yeşil dönüşüm, ekonomik büyümenin yavaşlığı, yüksek enflasyon ve tedarik kıtlığı çalışanlara sorun yaratacak faktörler arasında sayıldı.

Dijitalleşmeyle birlikte bir çalışanın becerilerinin yarısına yakınını güncellemesi gerektiğinin altı çizildi.

İşverenler arasında yapılan ankete dayanan rapora göre, gelecek 4 yıl içinde işlerin dörtte birine yakınının değişmesi bekleniyor.

2027’de 69 milyon yeni iş yaratılmış olacakken 83 milyon kişilik meslek ortadan kalkacak. Bu durum, dünya genelindeki istihdamın yüzde 2 azalması anlamına geliyor.

Bankada çalışmak, sekreterlik ve kasiyerlik gibi ofis işleri, en hızlı yok olacaklar arasında gösterildi. Yapay zekada makine öğrenimi ve sibergüvenlik uzmanlarına talebin artacağı belirtildi.

İşlerin Geleceği adını taşıyan rapor, 11 milyonu aşkın işçinin çalıştığı yaklaşık 800 şirketten alınan bilgilerle hazırlandı.

WEF Genel Müdürü Saadia Zahidi raporla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: Hükümetler ve iş yerleri eğitim, yeni beceriler kazandırma ve sosyal yardım yapılarıyla yatırım yaparak geleceğin işlerine doğru dönüşümü desteklemeli.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Ülkemde Yabancı Asker Postalı İstemiyorum

Zonguldak’ta halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Bir Suriye tezkeresi var, diyorlar ki ‘Kılıçdaroğlu niye hayır dedi?’. Terör örgütleri ile mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben milli Kurtuluş Savaşı’nı veren gelenekten gelen bir anlayışın siyasetçisi olarak kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bahçeli’ye, Erdoğan’a sordum, ‘Hangi yabancı askerleri davet edeceksiniz?’ Sen kalkıyorsun terörle mücadelede yabancı askerleri davet ediyorsun. Bay Kemal evet der mi ya?”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Adayı İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Zonguldak’ta miting düzenledi.

Sahneye ilk olarak Ekrem İmamoğlu çıktı. Mitinge gelen kalabalığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutlayan İmamoğlu, “Alın teriyle kazancın şehri şu an Türkiye’de en fazla göç veren şehirlerin başında geliyor” dedi.

“Şimdi hesap sorma zamanı” diyen İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Sandık, vatandaşın hakkını arama yeridir. Sandık, vatandaşın hakkını verme yeridir. Millet İttifakı olarak bu sandıkta vatandaşın hakkını aldığı bir dönemi başlatacak. ‘Ben her şeyi bilirim’ diyen, ‘Ekonomiyi bilirim’ diyen insana güle güle diyoruz. ‘Horonu tek başıma oynarım’ diyen akıl duvara tosladı.

Herkes eşit ve muteber olacak. Buradaki insanlara bakınca annemi, babamı, arkadaşlarımı görüyorum. ‘Bana oy veriyorsan milliyetçisin yoksa değil’ öyle mi? Hadi oradan, haddini bil. Sen kim oluyorsun vatan evladına hain diyorsun? Bu memlekete zarar veriyorlar. 86 milyon insanı bir görmeyen bir avuç insan bu ülkeye zarar veriyorlar. Karşınızda kalbi buzlaşmış birini görebilirsiniz. Onu sevginizle, vicdanınızla o buzu eriteceksiniz.”

Sosyal yardımları 5 katına çıkardıklarını ifade eden İmamoğlu, “Milletin parasını millet veriyorum” dedi. Karadeniz’de olduğu için diğer illere göre konuşmasını biraz daha uzun tuttuğunu belirten İmamoğlu, sözlerine gençlere seslenerek son verdi: “Bu seçim sizin seçiminiz, dağılmak oyunuzu ziyan etmek yok. Kazanıyoruz Zonguldak, kazanıyorsunuz.”

“Sizin hakkınızı, hukukunuzu her ortamda savunacağım, gereğini yapacağım”

İmamoğlu’nun ardından kürsüye çıkan Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, “Zonguldak’a geldiğimde hep bir burukluk hissederim. Alın teri dökenlerin kenti, kara elmasın kenti diye düşünüyorum” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Madenciler için dünya kadar şiirler, öyküler, romanlar yazıldı. Hayatını kaybedenlerin arkasından hep beraber gözyaşı döktük. Emekçilerin dediğimiz bir kentin yürüyüşünü unutmadık. Zonguldak bir emekliler kentine dönüştü. Madeni ta Güney Amerika’dan, Güney Afrika’dan getiriyorlar, dünyanın parasını ödüyorlar. Şu dağların altında kara elmas var, çalışmak isteyen binlerce kişi var.

Aşamalı olarak 5 bin işçiyi alacağım. Yıllardır söz verdiler yapmadılar. 5 bin işçi sözü verdim, geldiler dediler ki 2 bin kişi alacağız. 2 bin alacağız diyenlerin üstünü kömürün karasıyla çizeceksiniz. 5 bin işçiyi alacağım diyenin yanına da bir kömür koyacaksınız, emeğin hakkı olarak. Sizin hakkınızı, hukukunuzu her ortamda savunacağım, gereğini yapacağım.

Esnaf kardeşim de unutmasın. 5 bin işçi çalıştığında en çok esnaf da kazanmış olacak. Esnafı sahipsiz bırakmayacağız, onların da bakanlığını kuracağız. Herkesin kazandığı güzel bir Türkiye’yi inşa etmek için yola çıktık. Kadınların derdini ve sorunlarını da gayet iyi biliyorum. Türkiye’nin bir değişime ihtiyacı var. Türkiye’nin huzura, ayrışmaya, kavgaya değil, beraber olmaya ihtiyacı var.

Her ilde, her mutfakta berekete ihtiyacı var. Güzel günler mutlaka gelecek. Köyler boşaldı. Söz verdim, bütün köy okullarını yeniden açacağız ve 100 bin öğretmenin atamasını yapacağız. Köyde öğretmen, ziraat mühendisi, veteriner olsun. Gencecik üniversiteyi bitirmiş insanlar işsiz. Köyde çalışsınlar, üretsinler. Bu işin kimseye zararı yok.

Ne ezen ne ezilen, insanca hakça düzeni getireceğiz. Rahmetli Ecevit diyordu. Sözüm söz, Ramazan ve Kurban bayramlarında asgari ücret kadar emeklilere ikramiye vereceğiz. Kurban Bayramı’nda emekli kardeşim bankadaki hesabına bakacak, 15 bin liralık ikramiyesini görecek.

Bay Kemal’in sözü. Bay Kemal sözünden dönmez. Parayı nereden bulacaksın diyorlar, devasa bir bütçemiz var. Paranın nereye harcanacağına siyasi iktidar karar verir. Herkese para var emekliye gelince nereden bulacaksın… 27,5 yılımı harcadım, bütçe nasıl yapılır, devletin ne olduğunu gayet iyi bilirim.

“Ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum”

Bir Suriye tezkeresi var, diyorlar ki ‘Kılıçdaroğlu niye hayır dedi?’. Terör örgütleri ile mücadele için yabancı askerleri Türkiye’ye davet etme hakkı vardı. Ben milli Kurtuluş Savaşı’nı veren gelenekten gelen bir anlayışın siyasetçisi olarak kendi ülkemde hiçbir zaman yabancı asker postalı istemiyorum. Bahçeli’ye, Erdoğan’a sordum, ‘Hangi yabancı askerleri davet edeceksiniz?’ Sen kalkıyorsun terörle mücadelede yabancı askerleri davet ediyorsun. Bay Kemal evet der mi ya?”

Paylaşın

Akşener’den Erdoğan’ın “Her Türe Saygı Duyarız” Sözlerine Sert Tepki

Nevşehir’de halka seslenen İYİ Parti Lideri Akşener, “Birbirimize düşman edilen bir dil var. Ben bunu reddediyorum. Mesala dün sayın Erdoğan, Ankara’da ‘Alevilere saygı duyarız, her türe saygı duyarız’ Bu nasıl saygısızlıktır. İnsanız, biz insan. Sünni’siyle, Alevi’siyle insanız. Ne demek tür, tür ne demek…” dedi ve ekledi:

“Bu ülkenin cumhurbaşkanı bize tür diyor. Hayvan mıyız, bitki miyiz? Biz insanız Allah’ın yarattığı kuluz. Bir başkası çıkıyor diyor ki, “Millet İttifakı kazanırsa, erkek erkeğe evlilik olurmuş.” Bu nasıl bir fantezidir. Bütün psikiyatrları bu arkadaşları muayene etmeye davet ediyorum. Böyle devlet yönetilemez.”

Erdoğan ne demişti?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, partisinin Ankara mitinginde, CHP liderinin Alevi kimliği ile ilgili yaptığı açıklamalara dikkat çekerek, Kılıçdaroğlu ve CHP’yi, marjinal örgütlerin, LGBT savunucularının, küreselcilerin “koç başı” haline getirdiğini savunmuş ve eklemişti:

“Yahu sana kim dedi Alevi misin, değil misin? Bizim Alevi’ye de saygımız var her türe de saygımız var. Bunu söylemene ne gerek var? Sen Aleviliğini yaşa ama anlatmaya gerek yok. Bu tablo CHP ile hiçbir ilgimizin olmamasına rağmen bizi bile rahatsız ediyor. CHP’nin arkasına takılıp giden diğer partilerdeki kardeşlerimiz için de aynı durum söz konusu.”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Nevşehir’de konuştu. Akşener’in konuşmasından satır başları şöyle:

“Birbirimize düşman edilen bir dil var. Ben bunu reddediyorum. Mesala dün sayın Erdoğan, Ankara’da ‘Alevilere saygı duyarız, her türe saygı duyarız’ Bu nasıl saygısızlıktır. İnsanız, biz insan. Sünni’siyle, Alevi’siyle insanız. Ne demek tür, tür ne demek…

Bu ülkenin cumhurbaşkanı bize tür diyor. Hayvan mıyız, bitki miyiz? Biz insanız Allah’ın yarattığı kuluz. Bir başkası çıkıyor diyor ki, “Millet İttifakı kazanırsa, erkek erkeğe evlilik olurmuş.” Bu nasıl bir fantezidir. Bütün psikiyatrları bu arkadaşları muayene etmeye davet ediyorum. Böyle devlet yönetilemez.

80 ihtilalinden önce MHP Kocaeli İl Başkanlığı yapmış bir abinin kız kardeşiyim. Abim akciğer kanseriydi ve o kadar acı çekti ki… Ağır işkenceden geçmiş biriydi. Onun kardeşi Meral Akşener’e, bir eşe, bir anneye sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı döneminde bir tv kanalında dendi ki ‘kocasını aldattı.’ Bu ne demek benim için biliyor musunuz? Benim için ölümdür.

Benim için ölümden beterdir. Sonra gördüm ki herkese, bütün kadınlara yapılıyormuş. Verdim mahkemeye 3 şerefsiz beraat etti. Abim kanser yatıyor hastanede öyle ahlar çekti ki… Ben öyle bir şey yaptıysam ailem için katlim vaciptir. Ama yapmadıysam da siz biliyorsunuz. Şimdi bu ah herkese yeter. Sonra devam etti. İsmail Kahraman denen adam, ‘Meral Kılıçdaroğlu’ dedi, ölmüş abimin arkadaşlarına. Mahkemeye verdim, beraat etti.

Evim basıldı beraat etti. Bunu yapanların başındaki bana torunuma gayrimeşru yazdırdı, 9 aylık torunuma. Her şeye göz yumuldu. En son geldiği nokta Sinan Ateş katledildi. Özellikle abimin arkadaşları… Nihat Gürer’in kız kardeşinin eline terörist eli değer mi? Ölür o ölür… Ama Erdoğan’ın sağ elinde Hizbullah var, sol elinde PKK var.”

Paylaşın

Otomobil Fiyatlarına Yüzde 5 Zam Kapıda

Aşin Otomobil Genel Müdürü Okan Erdem, kurun yukarı yönlü seyriyle birlikte sene başından bu yana marka ve modele bağlı olarak her ay yüzde 5-8 arasında artış meydana geldiğini söyledi.

Önümüzdeki haftalarda yüzde 3 ile 5 arasında bir zammın söz konusu olacağını anlatan Erdem, “İkinci elde ise fiyat artışları daha hızlı oluyor; yatırım aracı olarak görülen ikinci el araçlarda yılın ilk çeyreğinde ortalama yüzde 15 fiyat artışı yaşandı. Yine kur yukarı yönlü seyrederse ikinci elde de önümüzdeki üç ay içinde yüzde 10-12 arası bir fiyat artışı görebiliriz” dedi.

Otomotiv fiyatlarındaki zam dalgası devam ediyor. Döviz kurlarının doğrudan etkilediği otomotiv sektöründe araç satış fiyatları haftadan haftaya değişiklik gösteriyor.

Sektör temsilcileri yılbaşından bu yana her ay yaklaşık yüzde 10 artan araç fiyatlarının önümüzdeki aylarda da yüksek seviyesini koruyacağını belirtiyor. Fiyat artışlarının sıfır araçlarda yüzde 5, ikinci ellerde de yüzde 10’u bulabileceği ifade ediliyor.

Sözcü’de yer alan habere göre; kur artışlarının yanı sıra yüksek talep de araç fiyatlarını artıran etkenlerden biri olarak gösteriliyor.

Enflasyondan kaçınmak isteyen vatandaşların yatırım amaçlı araç almak istemesi, araç fiyatlarına yansıyor. Bununla birlikte araç arzında halen yaşanan sıkıntılar da piyasanın hareketlerini sınırlandırıyor.

Aşin Otomobil Genel Müdürü Okan Erdem, kurun yukarı yönlü seyriyle birlikte sene başından bu yana marka ve modele bağlı olarak her ay yüzde 5-8 arasında artış meydana geldiğini söyledi.

Önümüzdeki haftalarda yüzde 3 ile 5 arasında bir zammın söz konusu olacağını anlatan Erdem, “İkinci elde ise fiyat artışları daha hızlı oluyor; yatırım aracı olarak görülen ikinci el araçlarda yılın ilk çeyreğinde ortalama yüzde 15 fiyat artışı yaşandı. Yine kur yukarı yönlü seyrederse ikinci elde de önümüzdeki üç ay içinde yüzde 10-12 arası bir fiyat artışı görebiliriz” dedi.

Paylaşın

Nisan Ayında Zam Şampiyonu “Patates”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü kaydeden TZOB Başkanı Bayraktar, “Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üreticilerin tarım BAĞ-KUR’da yaşadıkları ve çözülmesi gereken sorunları, nisan ayında üretici ile market arasındaki fiyat farklılıklarını ve girdi fiyatlarında yaşanan değişimleri değerlendirdi.

Bayraktar, “Çiftçilerimiz için önem arz eden Sayın Bakanımıza, Bakan Yardımcımıza hem sözlü hem de yazılı olarak ilettiğimiz ve çözümünü talep ettiğimiz tarım BAĞ-KUR konusunda, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için gerekli düzenlemelerin yapılarak çiftçilerimizin mağduriyetlerinin giderilmesi gerektiğine tekrar dikkat çekmek istiyorum” diyerek açıklamasını şöyle sürdürdü;

“Diğer sigortalılar 20 yıl prim ödemesi yaparak emekli olabiliyorken, üreticilerimiz 9 bin gün yani 25 yıl prim ödeyerek emeklilik hakkı kazanıyor. Bu hakkaniyetsizlik giderilmeli, prim ödeme gün sayısı düşürülmelidir. Ayrıca çiftçilerimizin halen ödemekte oldukları prim borçları çok yüksek olduğundan, üyelerimiz ödeme zorluğu çekiyorlar. SGK primleri daha makul ve ödenebilir seviyeye çekilmelidir.

Muafiyet belgesi ile gelirinin düşük olduğunu belgeleyerek prim ödemesini durduran çiftçilerimizin muafiyette geçen süreleri borçlandırılmalıdır. Tarım BAĞ-KUR primi durdurulan çiftçilerimiz yapılandırma ile ihya kapsamına alınmalıdır. Üreticilerimizin emeklilik başvuruları sırasında ortaya çıkan usul eksikliklerinden dolayı Ziraat Odalarına uygulanan idari para cezalarına af getirilmelidir. Çiftçilerimizin bu konudaki kayıplarının telafisi sağlanmalıdır.”

En fazla fiyat farkı Limonda

Nisan ayında üretici ile market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 573,6 ile limonda görüldüğünü ifade eden Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:

“Limondaki fiyat artışını yüzde 261,2 ile elma, yüzde 209,8 ile kuru üzüm, yüzde 181 ile kuru incir, yüzde 179,1 ile ıspanak, yüzde 177,5 ile patlıcan, yüzde 175,8 ile sivri biber, yüzde 175,7 ile maydanoz, yüzde 152,9 ile kırmızı mercimek takip etti.

Limon 6,7 kat, elma 3,6 kat, kuru üzüm 3,1 kat, kuru incir, ıspanak, patlıcan, sivri biber ve maydanoz 2,8 kat, kırmızı mercimek ve marul 2,5 kat, salatalık 2,4 kat fazlaya markette satıldı.

Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 16 lira 84 kuruşa, 5 lira olan elma 18 lira 6 kuruşa, 25 lira olan kuru üzüm 77 lira 46 kuruşa, 55 lira olan kuru incir 154 lira 55 kuruşa, 6 lira 17 kuruş olan ıspanak 17 lira 22 kuruşa, 9 lira 50 kuruş olan patlıcan, 26 lira 36 kuruşa, 10 lira 13 kuruş olan sivri biber 27 lira 94 kuruşa tüketiciye satıldı.”

Nisan ayında markette 36 ürünün 23’ünde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görüldüğünü belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 41,9 ile patates oldu. Patatesteki fiyat artışını yüzde 24,9 ile havuç, yüzde 18,7 ile kuru soğan, yüzde 11,5 ile dana eti, yüzde 11,2 ile kuzu eti takip etti.

Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 26 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 19,2 ile yeşil soğan, yüzde 18,4 ile kırmızı mercimek, yüzde 11,7 ile salatalık izledi.”

“Nisan ayında üreticide 28 ürününün 14’ünde fiyat artışı olurken, 6’sında fiyat düşüşü görüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi olmadı.

Nisan ayında üreticide fiyatı en çok düşen ürün yüzde 42,1 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat düşüşünü yüzde 40,8 ile salatalık, yüzde 28,5 ile limon, yüze 27,8 ile kabak ve yüzde 26,9 ile patlıcan izledi.

Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 122,2 ile patateste görüldü. Patatesteki fiyat artışını yüzde 75 ile havuç, yüzde 37,2 ile kuru soğan, yüzde 27,3 ile marul, yüzde 11,5 ile dana ve kuzu karkas takip etti.”

Üretici fiyat değişimlerinin sebepleri

Üreticideki fiyat değişimlerinin sebeplerini değerlendiren Bayraktar, “İç Anadolu bölgesinde sezonun bitmesi, üreticinin elinde ürün kalmaması ve Çukurova bölgesinde hasadın yeni başlaması kuru soğan fiyatlarını yükseltti.

Patates ürününde geçiş dönemi olması, Nevşehir ve Niğde illerimizdeki patates arzında sona gelinmesi, Adana bölgesinde ise hasadın yeni başlaması fiyatların yükselmesine sebep oldu.

Havuçta kışlık hasadın sona ermesi ve depolardaki ürün yetersizliğinin yanı sıra yazlık havuç ekiminin yeterli seviyede gerçekleşmemesi fiyatları artırdı.

Sivri biber, salatalık, kabak ve patlıcandaki fiyat düşüşü havaların ısınmasına bağlı olarak tarla ürünlerinin başlamasıyla ürün arzında meydana gelen artıştan kaynaklandı. Limona olan talebin azalması fiyatları düşürdü.

Marul, ıspanak, yeşil soğan fiyatlarındaki artış havaların yağışlı gitmesi nedeniyle ürün arzında yaşanan azalmadan kaynaklanmıştır. Arz ve talepteki değişim et fiyatlarının yükselmesine neden oldu” ifadelerini kullandı.

Aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimler hakkında da bilgi veren Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

“Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre nisan ayında, mart ayına göre, üre gübresi yüzde 7,3, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 5,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 3,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 ve DAP gübresi yüzde 0,9 düştü.

Geçen yılın nisan ayına göre ise son bir yılda, üre gübresi yüzde 25,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 17,7, kalsiyum amonyum nitrat gübresi yüzde 0,8 düşerken, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 13,3, DAP gübresi ise yüzde 10,7 oranında arttı.

Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,7, son bir yıla göre ise yüzde 9,2 oranında düştü. Besi yemi nisan ayında mart ayına göre yüzde 0,4, süt yemi yüzde 0,1, son bir yılda besi yemi yüzde 21,8 ve süt yemi yüzde 22,5 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 18,2 oranında arttı.

Gübre fiyatlarında son beş aydır ve yıllık bazda düşüş yaşanmaya devam ediyor. Ürün maliyetinin artmaması, üreticilerimizin mağdur olmaması, üretime darbe vurulmaması için tüm girdilerde de fiyatların makul seviyelerde tutulması gerekiyor.”

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: ‘Enkaz Devraldık’ Edebiyatı Bir Bahane

Iğdır’da halka seslenen DEVA Lideri Babacan, “Bizde ‘enkaz devraldık’ diye bir edebiyat bir bahane yok. Bizim öyle bahanelerimiz olmayacak arkasına sığınmayacağız bahanelerin. Türkiye’de herkes eşit yaşayacak. Ekonomik büyümeden anladığımız topyekün zenginleşmek” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buzdolabından eksilenlerin yerine konulmasını sağlayacağız. Pazardan eli boş dönülmemesini sağlayacağız. Bayramda torununa harçlık veremeyen nine ve dedelerin cebinin dolması için çalışacağız. Torpilsiz iş bulmak için çalışacağız”

Babacan, konuşmasının devamında, “Bizim hedefimiz net. Tam demokrasi gelsin ki hak yerini bulsun. Hukukun üstünlüğü gelsin. Türk Kürt Arap Laz Boşnak Alevi Caferi fark etmez herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve 28. Dönem Milletvekilli Genel Seçimleri’ne 13 gün kala siyasi partilerin mitingleri sürüyor.

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Iğdır’da halka seslendi. Babacan, konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

“Başarısını görmek için eski defterlere bakmalı orda da ben çıkıyorum karşısına. Şu enflasyonu düşür de görelim. Cumhuriyet tarihinin en yüksek enflasyonu onun dönemimde yaşandı. Faiz üstüne faiz ödüyor. Katmerli faiz ödüyor. Hazine hiçbir zaman bu kadar faiz ödemedi.

Bizde ‘enkaz devraldık’ diye bir edebiyat bir bahane yok. Bizim öyle bahanelerimiz olmayacak arkasına sığınmayacağız bahanelerin. Türkiye’de herkes eşit yaşayacak. Ekonomik büyümeden anladığımız topyekün zenginleşmek. Buzdolabından eksilenlerin yerine konulmasını sağlayacağız. Pazardan eli boş dönülmemesini sağlayacağız. Bayramda torununa harçlık veremeyen nine ve dedelerin cebinin dolması için çalışacağız. Torpilsiz iş bulmak için çalışacağız.

Bizim hedefimiz net. Tam demokrasi gelsin ki hak yerini bulsun. Hukukun üstünlüğü gelsin. Türk Kürt Arap Laz Boşnak Alevi Caferi fark etmez herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı olacak.

Eşit vatandaşlık olsaydı. Demokrasinin üstünde kayyumların gölgesi gezmedi. Bu topraklarda konuşulan hiçbir dil dışlanmazdı. Meclis kürsüsünde bir milletvekili çıkıp Kürtçe konuşunca ‘bilinmeyen bir dil’ diye tutanak tutulmazdı. Fikirlerden korkulmaz, düşünceleri yasaklayamazsınız. Ülkemiz hiçbir dilin ötelenmediği bir ülke olacak.

Adalet yargının hızlı ve doğru çalışması.. Ve fırsat eşitliğidir. Özgür ve hukuk devletinde sorunlar meclis çatısında çözülür. Tam demokrasi yolunda durmadan çalışıyoruz bu nedenle. İktidara güle güle diyeceğiz ondan sonra normalleşecek her şey. Soğan da o zaman ucuzlayacak.

3 ülkeye sınırımız var ama bir araştırma hastanemiz yok diyor. Bakın doğru. Sınır illerimizin en önemli sorunu sürekli düşman üreten herkesle kavga eden bu zihniyet. Biz ne yapacağız düşman sayısını azaltacağız. Ancak böyle sınır illeri kalkınacak.

Gübrenin maliyetinin yarısını biz ödeyeceğiz çiftçinin ürettiği elektriğin yükünü alacağız. Çiftçinin ne kadar borcu varsa faizini sileceğiz donduracağız 2 yıl bekleyecek. Sonra sulama projelerimizi hayata geçireceğiz.

“Otoriterlik mi demokrasi mi?”

13 gün kaldı önümüzde demokrasi bayramı var. Bu seçimi o parti bu parti kazandı demeyeceğiz. Çünkü bu seçimi Iğdır kazanacak doğudan batıya Türkiye kazanacak.

Seçim aslında 2 tercih var. Nedir bu? Otoriterlik mi demokrasi mi, keyfilik mi hukuk mu, baskı mı özgürlük mü, tek akıl mı ortak akıl mı, korku mu umut mu, öfke mi sevgi mi? Kriz mi hukuk mu, yoksulluk mu zenginlik mi, kara kış mı bahar mı? Eskiden AK Parti’ye oy verenler ‘artık elim gitmiyor AK Parti’ye oy vermeye’ diyorlar. O yüzden kapı kapı dolaşacağız. O umutla oy verdiğiniz Erdoğan eski Erdoğan değil, o AK Parti eski AK Parti değil.

Kapı kapı dolaşacağız o yüzden. Iğdır’dan bir söz istiyorum. Kapı kapı dolaşacak mısınız? Söz mü? Bu seçim vatandaşlardan yetkiyi alalım gerisi bizde. Endişeye mahal yok. Çözdük yine çözeceğiz. Bu ‘Bebecan enflasyonu 2 haneye indiremez’ dediler indirmedik mi? ‘Bebecan paradan 6 sıfırı atmaz’ dediler atmadık mı? Korkuyor biliyorum. Yaptık çünkü daha önce yine yapacağız.”

Paylaşın

İktisatçı Mahfi Eğilmez’den “Seçimden Bir Gün Sonra” Uyarısı

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kalırken, seçimlerin olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler de gelmeye devam ediyor. İktisatçı Mahfi Eğilmez, Türkiye’nin seçimlerden sonra karşı karşıya kalacağı ekonomik manzarayı yorumladı.

Mahfi Eğilmez, kişisel blogunda yayımladığı “Seçimden Bir Gün Sonra” başlıklı yazısında, “Bugün içinde bulunduğumuz kriz, bu yaşadıklarımızın hiçbirine benzemiyor. Her şeyden önce insanlar bir kriz yaşandığının farkında değil” dedi.

“Kriz var deseniz, AVM’lerdeki alış verişe, yollardaki trafiğe, restoran ve kafelerin doluluğuna, tatile gidenlerin yoğunluğuna değinerek ‘ne krizi’ diye soruyorlar. Aynı durum krizin tam ortasındaki Arjantin’de görülüyor” diyen Eğilmez şöyle devam etti:

“Sürekli ve hızlı değer kaybeden ulusal paradan kaçış eylemiyle tüketimin zirveye çıkması, bir çeşit refah göstergesi olarak algılanıyor. Hastalığın farkında olmamak işin en tehlikeli yanıdır. Önceki krizlerde hastalığın farkındaydık, IMF programlarının da desteğiyle önlem alarak kısa sürede hastalığı tedavi etmeyi başardık. Bu kez hastalığın farkında olmadığımız için işimiz çok daha zor.”

Eğilmez’in kişisel blogunda yayımlanan yazısı şöyle:

“Seçimden Bir Gün Sonra

Seçim bittiğinde kim kazanmış olursa olsun karşımızda şöyle bir manzara bulacağız:

Hukukun üstünlüğünü ve adalet kavramını neredeyse tümüyle yitirmiş durumdayız. Eğitim sistemimiz sürekli geriye gidiyor. Avrupa Birliği’ne girme hedefinden uzaklaşmış bir konumdayız. Göçmenlerle ilgili pek çok sorunumuz var. Liyakat gözetilmeksizin yapılmış atamalarla doldurulmuş devlet kadroları hizmet veremez durumda. Giderek bozulan bir gelir dağılımı dolayısıyla orta sınıf yok olmuş. 100 – 120 milyar dolarlık bir deprem ve afet faturasıyla karşı karşıyayız.

6,5 milyon konutu kentsel dönüşüme sokmak zorundayız. Yılın ilk yarısından ötesini çıkarması zor olan, GSYH’nin yüzde 5’ini aşacak bir açığa ulaşması beklenen bütçeye sürekli yeni yükler bindiriyoruz. Merkez Bankası’nın swaplar hariç net rezervi eksi 40 – 45 milyar dolar dolayında bulunuyor. Dış borç stokumuz 450 milyar dolar dolayına ulaşmış. Yükümlülükleri bilinmeyen Varlık Fonu’nun nasıl tasfiye edilebileceği başlı başına bir sorun oluşturuyor.

Değer kaybeden paradan sürekli kaçtığı ve eline geçen parayı harcadığı için enflasyona olumsuz katkı yapan bir tüketici topluluğuyla birlikte yüzde 50 dolayında (muhtemelen gerçekte iki katı) bir enflasyon karşımızda dağ gibi duruyor. Tasfiyesi gereken büyük bir Kur Korumalı Mevduat yükü mevcut. Yüzde 22 dolayında bir geniş (gerçek diye okuyun) işsizlik oranına sahibiz.

GSYH’nin yüzde 5,5 – 6’sı dolayında bir cari açık var ve bu cari açığın yarısını nereden geldiği bilinmeyen paralarla (net hata ve noksan kaleminin önemli bir kısmı) finanse etmeye çabalıyoruz. Ülkenin risk primi (CDS primi) 500 baz puanın üzerine çıkmış (300 baz puanın üzeri aşırı riskli kabul ediliyor.) Dış borçlanmada yüzde 10’lara gelip dayanmış bir dolar faizi maliyetine katlanmak zorundayız. İnanılmayacak derecede şişmiş konut satış fiyatları ve kiralar söz konusu.

Bankacılık kesimi, her gün çıkan yeni düzenlemelerden ve sözlü talimatlardan ne yapacağını bilemez durumda bulunuyor. Konut alımı veya portföy yatırımı dışında ülkeye yabancı sermaye gelmiyor. Pek çok sorunun kaynağı olan düşük Merkez Bankası politika faizi, enflasyonun çok altında belirlendiği için hızla düzeltilmesi mümkün görünmüyor. Tutulması imkânsız görünen harcama vaatleri verilmiş bulunuyor ve bu vaatler devam ediyor (son olarak bedava doğalgaz verilmesi sözü de verildi.)”

Yazının devamı için TIKLAYINIZ

Paylaşın

DİSK, Taksim Cumhuriyet Anıtı’na Çelenk Bıraktı

İstanbul Valiliği bu yıl Taksim’de kutlamalara izin vermese de sendika temsilcilerinin anıta çelenk bırakmasına izin verdi. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) üyeleri de Taksim Meydanı’ndaki Cumhuriyet Anıtı’na çelenk bıraktı.

DİSK Genel Başkan Arzu Çerkezoğlu, çelenk bıraktıktan sonra yaptığı açıklamada “Bugün işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü” dedi ve ekledi: “Biliyoruz ki bu 1 Mayıs, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacak.

Bu sisteme, bu düzene karşı itirazlarımızı, hedeflerimizi, gelecek dünya düşlerimizi ifade etmek için alanlarda, meydanlarda buluşuyoruz. Bugün buraya DİSK Yönetim Kurulu olarak geldik, çelengimizi bıraktık. 2 gün önce de anmalarımızı da gerçekleştirdik. Şimdi buradan Maltepe Meydanı’na geçeceğiz.”

Taksim’de 1977’de 37 kişinin hayatını kaybettiği Kanlı 1 Mayıs’ın ardından 1978’de daha kalabalık bir 1 Mayıs kutlaması yapılmıştı. Ancak ardından sıkıyönetim koşulları geldi. 12 Eylül darbesiyle birlikte Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs etkinlikleri yasaklandı. 2007 yılında gözaltılara rağmen Taksim’e çıkıldı.

AK Parti hükümeti, 2010’da Taksim’i yeniden 1 Mayıs kutlamasına açtı. 1 Mayıs burada üç yıl üst üste coşkuyla ve hiçbir sorun yaşanmadan kutlansa da bu uzun sürmedi. 2013’ten itibaren yasaklar yeniden devreye girdi.

AK Parti döneminin işçi hakları açısından en önemli özelliklerinden biri anti-sendikal politikalar oldu. Resmi verilere göre 2003’te yüzde 58 olan sendikalaşma oranı geçen yıl yüzde 14 seviyelerine geriledi.

Yaklaşık 2,3 milyon işçi kâğıt üzerinde sendikalı görünse de bu işçilerin sadece 1,5 milyonu Toplu İş Sözleşmesi (TİS) yapabiliyor. Özel sektör işçilerinde ise sendikaya üye olup TİS’ten yararlananların oranı yüzde 6’larda kalıyor.

Bu dönemde milli güvenlik, genel sağlık gibi gerekçelerle toplamda 20 grev ise ertelendi.

Taksim’de 1 Mayıs eylemleri ve gözaltılar

Öte yandan yasak kararını tanımayan çok sayıda siyasi parti, demokratik kitle örgütü, sendika, gençlik örgütü yoğun polis ablukasına rağmen dört taraftan Taksim Meydanı’na ulaşmaya çalıştı.

“Yaşasın 1 Mayıs/ Bijî yek gulan” sloganlarıyla Elmadağ’dan Taksim’e yürüyen ESP, SGDF ve Birleşik İşçi Hareketi’nden dört kişi polis tarafından gözaltına alındı.

Devrimci Çözüm pankartı açan ve “Yaşasın 1 Mayıs/Bijî yek gulan” sloganlarıyla Elmadağ’dan Taksim’e yürüyen üç kişi polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

Şişli Ergenekon Caddesi’nden Taksim’e yürümek isteyen Devrimci Parti üyeleri polis tarafından ters kelepçe takılarak gözaltına alındı. Polis, görüntü almak isteyen basın mensuplarını da engellemeye çalıştı.

Şişli Cumhuriyet Caddesi’nde “Taksim kızıldır, kızıl kalacak”, “Bijî yek gulan” sloganları atan iki kişi ters kelepçe takılarak darp edildi. Söz konusu kişilerin sabah 07.30’da gözaltına alınan Mücadele Birliği okurları oldukları ve Osmanbey civarında gözaltı aracı içinde bekletildikleri öğrenildi.

Gençlik Komiteleri “Yaşarken 1 oydan, ölürken 1 sayıdan fazlasıyız!” pankartıyla Beşiktaş’tan Taksim’e yürümek istedi. Üniversitelilerin yanı sıra eylemi takip eden gazeteciler de polis saldırısına uğradı. Eylemciler ve gazeteci Zeynep Kuray gözaltına alındı.

Taksim’e yürümek isteyen Halkın Kurtuluş Partisi üyeleri Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinde gözaltına alındı.

“Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın Taksim!” pankartıyla Elmadağ’dan Taksim’e yürüyen Toplumsal Özgürlük Partisi üyeleri gözaltına alındı.

“Tek adam rejimi mezara, halk iktidara” yazılı pankartla Taksim’e yürümek isteyen Halkevleri üyeleri gözaltına alındı.

“Zam, zulüm katliam düzeninin üstüne yürü” pankartıyla Beşiktaş’ta bir araya gelip Taksim’e yürümek isteyen Umut-Sen üyeleri polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

Devrimci Hareket ve Devrimci Gençlik Dernekleri “Eşitlik ve özgürlük için bu ablukayı dağıtacağız!” yazılı pankartla İmam Adnan Sokak’tan İstiklal Caddesi’ne çıkmak istedi. Polis tarafından etrafı çevrilen eylemciler gözaltına alındı.

Öğrenci Kolektifleri ve Üniversiteli Feminist Kolektif “Yiyenden, yıkandan, katledenden hesabı üniversiteliler soracak” pankartıyla Ergenekon Caddesi’nden Taksim’e yürümek istedi. Üniversiteliler polis tarafından darp edilerek gözaltına alındı.

DİSK/Enerji-Sen ve İnşaat-İş Sendikası yönetici ve üyeleri “Direniş ve dayanışma yaşatır, yaşasın 1 Mayıs” pankartıyla Elmadağ yönünden Taksim’e yürümek istedi. DİSK/Enerji-Sen Genel Sekreteri Emin Atsız ile sendikanın Kurucu Genel Başkanı Kamil Kartal’ın da aralarında bulunduğu sendikacılar gözaltına alındı.

“Gitmedik buradayız, yaşasın 1 Mayıs” pankartıyla Elmadağ yönünden Taksim’e yürüyen Mücadele Birliği üyeleri polis tarafından gözaltına alındı.

Paylaşın