Yavaş: Seçime Girebilirsiniz Ama Kazanamazsınız Yasak!

Millet İttifakı’nın İzmir mitinginde konuşan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Yavaş, “21 yıl sonunda artık söyleyebilecekleri bir şey kalmadığı için sürekli bizi bir şeyler ile suçluyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Biz kaybedersek darbe olur’ diyorlar. Siz kaybedin diye seçime girdik kardeşim. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız yasak! Böyle tehditvari konuşmaları artık millet kabul etmiyor.”

Millet İttifakı’nın İzmir mitingi Gündoğdu Meydanı’nda yapıldı. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, mitingde bir konuşma yaptı. Yavaş, konuşmasında özetle şunları söyledi:

“21 yıl sonunda artık söyleyebilecekleri bir şey kalmadığı için sürekli bizi bir şeyler ile suçluyorlar. ‘Biz kaybedersek darbe olur’ diyorlar. Siz kaybedin diye seçime girdik kardeşim. Seçime girebilirsiniz ama kazanamazsınız yasak! Böyle tehditvari konuşmaları artık millet kabul etmiyor.”

Mansur Yavaş sahneden inerken eşi Nursen Yavaş ile birlikte kalp yaptı.

Mitinge, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayları İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu katıldı.

Binlerce kişinin bulunduğu Gündoğdu Alanı’na liderler meydana deniz yoluyla geldi. Mitinge gelen İzmirliler, hep birlikte kalp işareti yaptı.

Meydandaki bir binaya Kılıçdaroğlu’nu süper kahraman gibi gösteren ve üzerinde “İlk turda bitirelim. Ben Kemal, geliyorum” yazısının yer aldığı pankart asıldı.

Mitingde bir konuşma yapan Kılıçdaroğlu, “5 milyon 300 bin genç ilk kez sandığa gidecek ve oy kullanacak. Ben sandığa gittim ve otoriter yönetimi değiştirdim diyerek çocuklarına anlatacaklar” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Millet İttifakı partilerinin liderleri ile İmamoğlu ve Yavaş da birer konuşma gerçekleştirdi.

İmamoğlu, ” Millet İttifakı’nın kadroları liyakatli kadrolardır. Türkiye’nin sorunları çözülsün istiyoruz; mutfaktaki yangın sönsün, paramız pul olmasın” diyerek ekonomik gelişmelere atıfta bulundu. Tunç Soyer ise, “14 Mayıs’ta hep birlikte ülkemizi ‘adalet olmadan kalkınma olmaz’ dedi.

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu, “14 Mayıs’ta bir zihniyet değişikliğine ihtiyacımız var” açıklamasında bulundu.

Babacan miting sırasında şu sözleri kaydetti: “2003’te Sertap Erener bize büyük bir gurur kazandırmıştı. Birinci olmuştu. Yine başaracağız. Madonna’yı, Metallica’yı, Rammstein’ı, U2’yu, çok sayıda müzisyeni kendi ülkemizde ağırladık. Hepsi geldi Türkiye’ye. Türkiye bütün Avrupa’nın göz bebeği oluyor. Ne zaman? Düzgün yönetildiğinde. Yine dinleyeceğiz.”

Demokrat Parti lideri Gültekin Uysal ise meydandaki kalabalığa işaret ederek, “Bu şehir kutlu bir şehir ve bu kutlu şehir tarihi sorumluluğunu tekrar yerine getiriyor. Demokrasi meşalesini bütün baskılara rağmen yere düşürmediniz. Bu meydan Türkiye’nin yarınlarının müjdesidir inanın bana” sözlerini dile getirdi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, “Sinan Ateş’in katillerini bulacağız. Adalet için mücadeleye hazır mısınız? Adil ekonomik düzen için söz veriyoruz. Siyaseten de zenginleşme dönemi sona erecek” sözleriyle meydana seslendi.

Kılıçdaroğlu’ndan önce bir konuşma yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ” Hangi partiye oy verirseniz verin her aileden bir oy istiyorum, tüm kadınlar için istiyorum. Sizlere ihtiyacımız var, birlikte başaracağız. 13. cumhurbaşkanı Sayın Kılıçdaroğlu olacak” diyerek bütün liderler arasında en fazla hakaretin kendisine edildiğine dikkati çekti.

Paylaşın

DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu: Taksim’in Yasaklı Olduğu Son 1 Mayıs

“1 Mayıs Meydanı, yani Taksim Meydanı yasaklanmış durumda. İktidar, tümüyle haksız, hukuksuz ve mahkeme kararlarını çiğneyerek Taksim yasağını sürdürüyor. Biz biliyoruz ki Taksim yasağı, bütün yasakların simgesidir” diyen Çerkezoğlu “Bu 1 Mayıs, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacaktır” ifadelerini kullandı.

Çerkezoğlu, herkesin 1 Mayıs Ulusal Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak “Yarın Türkiye’nin dört bir yanında, İstanbul’da Maltepe Meydanı’nda yapacağımız 1 Mayıslarda bütün işçi arkadaşlarımızı buluşmaya çağırıyoruz” dedi.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, İstanbul Taksim Metrosu’nda 1 Mayıs afişlerinden oluşan serginin açılışına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Çerkezoğlu “1 Mayıs, dayanışma günü olarak, yılın 364 günü çalışan işçilerin bir gün kendi talepleriyle düzene karşı olan itirazlarıyla nasıl bir ülkede ve dünyada yaşamak istediğimizi söylediğimiz ve umutlarımızı dünya işçi sınıfıyla birleştirdiğimiz gündür” diye konuştu.

Bu yıl 1 Mayıs’ın özel bir anda karşılandığını belirten Çerkezoğlu, “Bir taraftan deprem felaketinin yarattığı yıkım, diğer taraftan da Türkiye tarihinin en önemli seçimlerinden birisinin arifesindeyiz” dedi ve sözlerine “Birçok siyasi parti, derneğin ve yurttaşların katılacağı büyük 1 Mayısları Türkiye’nin dört bir yanında kutlamak için hazırlıklarımız devam ediyor. İstanbul’da 1 Mayıs’ı yine yasakların gölgesinde karşılıyoruz” diye devam etti.

“Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacaktır”

“1 Mayıs Meydanı, yani Taksim Meydanı yasaklanmış durumda. İktidar, tümüyle haksız, hukuksuz ve mahkeme kararlarını çiğneyerek Taksim yasağını sürdürüyor. Biz biliyoruz ki Taksim yasağı, bütün yasakların simgesidir” diyen Çerkezoğlu “Bu 1 Mayıs, Taksim’in yasaklı olduğu son 1 Mayıs olacaktır” ifadelerini kullandı.

Çerkezoğlu herkesin 1 Mayıs Ulusal Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü’nü kutlayarak “Yarın Türkiye’nin dört bir yanında, İstanbul’da Maltepe Meydanı’nda yapacağımız 1 Mayıslarda bütün işçi arkadaşlarımızı buluşmaya çağırıyoruz” dedi.

1976 yılından bu yana 1 Mayıs mitinglerine davet amacıyla hazırlanan afişlerin yer aldığı serginin açılışına Çerkezoğlu’nun yanı sıra SOL Parti Parti Meclisi üyesi Alper Taş ve Birleşik Metal-İş Sendikası Genel Başkanı Adnan Serdaroğlu da katıldı.

Paylaşın

Açlık Sınırı 10 Bin 135, Yoksulluk Sınırı 33 Bin 15 Lira

4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş oldu.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olurken, Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (Türk-İş), “Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması”nın Nisan 2023 sonuçlarını açıkladı. Buna göre 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden açlık sınırı, 10 bin 135 lira 50 kuruş oldu. Gıda ile giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen yoksulluk sınırı ise 33 bin 14 lira 66 kuruş olarak hesaplandı.

Bekar bir çalışanın “yaşama maliyeti” aylık 13 bin 167 lira olarak belirlendi.

Ankara’da yaşayan 4 kişilik ailenin gıda için yapması gereken asgari harcama tutarı, bir önceki aya göre yüzde 5,67 artarken, son 12 ay itibarıyla artış oranı yüzde 115,75 oldu.

Et fiyatlarında artış 

Araştırmaya göre, nisanda süt ve yoğurt fiyatları geriledi. Bir ayda balık yüzde 9, kuzu yüzde 21, dana yüzde 25, tavuk yüzde 11, yumurta yüzde 3 zamlandı. İlk kez balık fiyatı 140 lirayı, dana eti 300 lirayı, kuzu eti ise 350 lirayı geçerken, yumurtanın tanesi 3,5 lira oldu.

Kuru baklagillerden kırmızı mercimeğin ortalama kilogram fiyatı yüzde 5 gerilerken, kuru fasulyenin fiyatı yüzde 3, yağlı tohumların fiyatı yüzde 8 oranında arttı. Bir ayda pirinç ve un fiyatlarında sınırlı düzeyde artış görüldü. Bulgur yüzde 4, makarna yüzde 5 zamlandı. İrmiğin fiyatı yüzde 4 düştü. Ramazan ayı sonrası Ankara’da ekmek fiyatı bu ay değişmedi.

Semt pazarlarında yeşil soğan, kıvırcık gibi salata yeşilliklerinin yüzde 20, pırasa, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerin fiyatları yüzde 15 arttı. Kuru soğanın yüzde 40’lık artışla kilogramı 30 liraya kadar çıktı. Sebzelerden patlıcan, kabak, domates ve salatalık fiyatları düşerken biber zamlandı. Fasulye ortalama 33 liradan semt pazarlarında yer bulurken, bakla ve bezelye fiyatları geriledi.

Sebze fiyatları

Geçen ay en az 40 liradan pazarlarda satılmaya başlayan çilek bu ay 20 liraya kadar geriledi. Erik, yenidünya, çağla gibi yeni yaz meyveleri ortalama 45 liradan satılmaya başlandı.

Yerli muzun fiyatı ise 25 liraya kadar yükseldi. Araştırmaya göre, nisanda ortalama sebzelerin kilogram fiyatı 20,26 lira, ortalama meyve kilogram fiyatı 19,02 lira oldu. Ortalama meyve-sebze kilogram fiyatı ise 18,65 lira olarak tespit edildi.

Son bir ayda ortalama ayçiçek yağı, tereyağı, margarin ve zeytinyağı fiyatları sabit kaldı. Yeşil zeytinin fiyatı yüzde 4, pekmezin fiyatı yüzde 6 arttı. Balın fiyatı yüzde 4, salçanın fiyatı yüzde 5 geriledi. Ihlamur, şeker ve baharat fiyatları sabit kaldı.

Paylaşın

Diyanet’ten 85 Milyon Liralık Takvim Harcaması

Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet İşleri Başkanlığı, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.  Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Bütçesiyle pek çok bakanlığı geride bırakan ve bu yıl için takvim baskısına 38 milyon TL ayıran Diyanet’in son 5 yıllık harcaması da 85 milyon TL oldu.

Fetvaları ve bütçesiyle yurttaşların tepkisini çeken ve 2023 yılında da 36 milyar TL’lik bütçesiyle 6 bakanlıı geride bırakan Diyanet İşleri Başkanlığı, milyonlarca liralık takvim harcaması için hazırlığa başladı. Son 5 yılda takvimler için 85 milyon 854 bin TL harcayan Diyanet, 2024 yılı takvimleri için de ihale düzenleyecek.

Diyanet İşleri Başkanlığı Dini Yayınlar Döner Sermaye İşletmesi, 3 Mayıs 2023’te ihale düzenleyerek 2024 yılı takvim ve arkalık (kapak) basımı ve dağıtımı için hizmet alımı yapacağını duyurdu. Bu kapsamda 3 milyon 115 bin adet takvim bastırılacak.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre Kuşe kağıda basılacak takvimler, aynalı olacak. Takvimlerde Türk hat sanatından örnekler, ebru, tezhip, cami vb. görselleri kullanılacak.

Takvim için harcanan para her geçen yıl artarken, 2023 yılı takvimleri için ödenen para 38 milyon 361 bin TL olmuştu. 2022’de ise 18 milyon 91 bin TL harcanmıştı.

Paylaşın

Ortalama Her 7 Haneden Biri Faturasını Ödeyemiyor

CHP’li Akın, “Türkiye’de hanelerin artık enerjiye erişmekte zorlandığı görülüyor. 2018 yılında ucuz, kesintisiz ve kaliteli enerji vaat eden AK Parti, vatandaşlarımızın temel bir hak olan enerji faturalarıyla adeta ezilmesine seyirci kalıyor. İlk olarak 2019 yılında başlayan elektrik tüketim desteği kapsamında bir milyon 343 bin 109 hane bulunuyordu” dedi ve ekledi:

“Yıllar itibarıyla uygulanan yanlış politikalarla birlikte, özellikle 2022 yılında yapılan zamla bu sayı 3 milyon 690 bin 582 haneye kadar çıktı. Buna göre, 2019-2022 dönemini kapsayan 3 yılda faturasını ödeyemez durama gelen hane sayısı neredeyse 3 kat arttı. İktidarın yarattığı bu tabloya göre, Türkiye’de ortalama her 7 haneden biri faturasını ödeyemiyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)  Enerji Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, enerji krizine dikkat çeken yazılı bir açıklama yaptı. Akın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“AK Parti iktidarı, özellikle 2018 yılından beri yanlış politika ve yanlış tercihlerle enerjide yarattığı tahribatı, seçimlere kısa bir süre kala perdelemeye çalışıyor. Yıllarca zam üstüne zam yapan bu iktidar, Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğal gazı başta olmak üzere enerji alanında çeşitli vaatlerle ülkemizde yaşanan enerji yoksulluğunun görünür olmasını engellemeye çalışıyor. 2022 yılında elektrikte yüzde 200, doğal gazda yüzde 164 oranıyla Cumhuriyet tarihinin en büyük enerji zamlarını yapan iktidar, Türkiye’de derin bir enerji yoksulluğu yaşanmasına neden oldu.

Türkiye’de hanelerin artık enerjiye erişmekte zorlandığı görülüyor. 2018 yılında ucuz, kesintisiz ve kaliteli enerji vaat eden AK Parti, vatandaşlarımızın temel bir hak olan enerji faturalarıyla adeta ezilmesine seyirci kalıyor. İlk olarak 2019 yılında başlayan elektrik tüketim desteği kapsamında bir milyon 343 bin 109 hane bulunuyordu.

Yıllar itibarıyla uygulanan yanlış politikalarla birlikte, özellikle 2022 yılında yapılan zamla bu sayı 3 milyon 690 bin 582 haneye kadar çıktı. Buna göre, 2019-2022 dönemini kapsayan 3 yılda faturasını ödeyemez durama gelen hane sayısı neredeyse 3 kat arttı. İktidarın yarattığı bu tabloya göre, Türkiye’de ortalama her 7 haneden biri faturasını ödeyemiyor.

“Enerji yoksulluğunu aşmak, Türkiye’de enerji arz güvenliğini sağlamak, enerjide yeşil dönüşümü gerçekleştirmek için enerjide yeni bir tasarım yapılması zorunluluk haline geldi. İktidarımızda, enerji yoksulluğunu gözeten ve halkın enerjiye rahat ulaşımını sağlayacak kamu politikaları oluşturmak önceliğimiz olacak. Biz, enerjiyi temel bir hak olarak görüyoruz. Enerji yoksulluğunu yönetmek yerine enerji yoksulluğunu bitirecek adımlar atacağız.

Hane halkının yanı sıra geçimini tarım ve ticaretten sağlayan, elektrik faturasını ödemekte zorlanan çiftçilerimize ve esnafımıza rahat bir nefes aldıracağız. Kamu eliyle enerji yatırımlarını ‘girişimci devlet modeliyle’ birlikte belediye, kooperatif gibi kurumlar ve özel sektör ile iş birlikleri yapılarak hayata geçireceğiz. Enerji, lüks olmaktan çıkacak, sosyal temel bir hak olacak.”

Paylaşın

France 24: Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın İktidarını Tehdit Ediyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kala, dünya basını da seçimlere ve muhtemel sonuçlarına ilişkin değerlendirmeler yayınlamaya devam ediyor.

Son olarak Fransa’nın kamu yayımcısı France 24’ün sitesinde yayımlanan analizde “yumuşak dilli reformcu” diye nitelenen Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını tehlikeye soktuğu yazıldı.

“Kemal Kılıçdaroğlu: Yumuşak dilli Türk reformcu, Erdoğan’ın iktidarını tehdit ediyor” başlıklı haberde, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde aday olana dek uluslararası arenada pek tanınmayan CHP liderinin yıllardır Türk siyasetinin önde gelen isimlerden biri olduğu belirtildi.

Analizde, Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu’na dair şu değerlendirmeler yapıldı:

20 yıllık iktidarının ardından Erdoğan, seçimler için kampanya yürütürken iktidarına karşı şimdiye kadar gördüğü en ciddi meydan okumayla karşı karşıya. Muhalefet lideri Kılıçdaroğlu, CHP’nin laikliğini ve milliyetçiliğini ılımlılaştırmakla kalmayıp, muhalefetteki başlıca 6 partiyi de kendi adaylığı altında birleştirmeyi başardı.

Haberde, Türkiye’deki seçimlerle ilgili France 24’ün televizyon kanalında 8 Mart’ta yapılan tartışma programından yorumlara da yer verildi.

Programa Fransa Uluslararası ve Stratejik İşler Enstitüsü’nün yardımcı direktörü Didier Billion, ülkenin tanınmış gazetelerinden Le Monde’un eski Türkiye muhabiri Marc Semo ve France 24’ün İstanbul muhabiri Ludovic de Foucaud katılmıştı.

Haberde, Billion’un “Erdoğan yıllardır Türk siyasetinde çok kutuplaştırıcı bir figür olarak yer aldı. Seçmenlerin çoğu artık ortalığın sakinleşmesini istiyor” değerlendirmesine yer verildi.

Semo’nunsa Kılıçdaroğlu’nun bu talebi karşılayabilecek bir aday olduğu yorumu aktarılırken, “Hem kişilik hem de yürüttüğü siyaset açısından Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın antitezi” sözleri öne çıkarıldı.

Haberde, 2010’de CHP’nin lideri olarak seçildikten sonra Kılıçdaroğlu’nun partinin Kemalist damarını ılımlılaştırarak, partiyi milyonlarca muhafazakara hitap edecek şekilde dönüştürdüğü değerlendirmesi de yapıldı.

Analizde, Kılıçdaroğlu’nun siyasi kariyerindeki dönüm noktasının 2017’de Ankara’dan İstanbul’a gerçekleştirdiği Adalet Yürüyüşü olduğu belirtildi. CHP lideri yürüyüş kararını, partinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun 2017’de “MİT tırları” davasında 25 yıl hapis cezasına çarptırılmasının ardından almıştı. Berberoğlu’nun vekilliği 2020’de düşürülmüş, daha sonra AYM’nin durdurma kararıyla 2021’de tekrar milletvekili olmuştu.

2019’daki yerel seçimlerde Ekrem İmamoğlu’nun ve Mansur Yavaş’ın kazandığı başarılarla Kılıçdaroğlu’nun da Erdoğan’a karşı tonunu sertleştirdiği ifade edildi.

CHP liderinin geçen yıl peş peşe gelen elektrik zamlarına protesto olarak faturasını ödemediği ve elektriğinin kesildiği de hatırlatıldı.

Kılıçdaroğlu’nun 19 Nisan’da yayımladığı “Alevi” videosuyla “Türk siyasetindeki tabuları yıktığı” değerlendirmesi de yapıldı.

Ayrıca Le Monde’dan Semo’nun Kılıçdaroğlu’nun seçimleri kazanması durumunda bunun “dini ve etnik azınlıkların baskı altında yaşadığı bir ülkede büyük bir sembolik an olacağı ve Türkiye’deki tüm azınlıkların onda kendilerinden bir şeyler gördüğü” yorumu da aktarıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Dolar Kuru İçin 14 Mayıs Sonrası Beklenti Ne Yönde?

Dünya basını 14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ve olası sonuçlarına ilişkin değerlendirmelere yer vermeye devam ediyor. Peki, 14 Mayıs seçimleri sonrası Dolar Türk Lirası kuru beklentisi ne yönde?

Uluslararası ve yurt içi kimi ekonomi çevrelerinde, muhalefetin kazanması halinde Türk ekonomisinde faiz yükseltme de dahil olmak üzere ortodoks politikalara geri dönüş yönünde bir beklenti var.

Uluslararası Finans Enstitüsü (IIF), Türk lirasına yönelik seçim sonrası beklenen ‘kötümser’ bakış açısı konusunda temkinli bir yaklaşım sergiledi.

Türk ekonomisine yönelik çok sayıda raporda seçim sonrası doların sert yükselişine dikkat çekildiğini belirten IIF, ancak seçim sonuçlarının ‘krediye dayalı büyüme modeline son verebileceği’ gerekçesiyle piyasaladaki kötümserliği ‘aşırı’ olarak nitelendirdi.

Türkiye’de rekor seviyelere yükselen cari açık, piyasanın dolara karşı ‘daha zayıf’ bir TL değer görüşünü besliyor.

TL, dolar karşısında bu yıl yüzde 3, 2020’nin başından bu yana ise yaklaşık yüzde 70 değer kaybetti.

IIF raporunda “Piyasaların, mayısta yapılacak seçimler öncesinde Türk lirasına karşı olumsuz bir tavır takındığını ve devalüasyonunun IIF tarafından belirlenen 21 dolar adil değer eşiğinin çok üstünde olacağını öngördüğüne dikkat çekildi.

Cari açıktaki hızlı genişleme ve bu genişlemenin altında yatan nedenler göz önüne alındığında, “bu kötümserliğin anlaşılabilir” olduğunu vurgulayan IIF raporu, ancak seçimlerin “Türkiye’nin krediye dayalı büyüme modelinin sona ermesine zemin hazırlayabileceği” için piyasanın kötümserliğini “aşırı” olarak nitelendirdi.

Reuters’a konuşan Capital Economics’in gelişmekte olan piyasalar baş ekonomisti William Jackson ise Türkiye’de yaklaşan seçimlerin “yabancı fonları çekmeyi zorlaştırabileceğini” belirterek, “Türkiye’ye girişler durgun seyrediyor, bu da Merkez Bankası’nı dış açığı finanse etmek için küçük rezervlerini satmaya zorluyor” dedi.

Jackson, “büyük bir döviz rezervi düşüşünün kapıda olabileceğine” de dikkat çekti.

Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 49 milyar dolar olan cari açık şubat ayında 18 milyar doları aştı. Uluslararası ve yurt içi kimi ekonomi çevrelerinde, muhalefetin kazanması halinde Türk ekonomisinde faiz yükseltme de dahil olmak üzere ortodoks politikalara geri dönüş yönünde bir beklenti var.

Nisan ayı başında Türk ekonomisine yönelik bir rapor yayınlayan HSBC ise Türk lirasının seçim sonucundan bağımsız olarak zayıflayacağı tahmininde bulundu. Küresel banka daha önce 21 olarak açıkladığı yıl sonu dolar/TL beklentisini 24 düzeyine çıkarmıştı.

HSBC, seçim sonuçları nasıl olursa olsun Türk lirasının zayıflamasının olası olduğuna dikkat çekti.

HSBC CEEEMEA Bölgesi Kur Stratejisti Murat Toprak, bozulan temeller ve TL’nin aşırı değerlendiğine dair işaretlerin kurda bankanın daha önce öngördüğünden daha geniş bir düzeltmeye yol açabileceğini belirtti.

New York merkezli Morgan Stanley bankası da, nisan ayı başındaki raporunda, Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimi kim kazanırsa kazansın TL’nin dolar karşısında değer kaybedeceği öngörüsünde bulundu.

Ancak ABD’li banka, muhalefetin kazanması durumunda 2024 yılının ikinci yarısında toparlanma olabileceği tahmininde bulundu.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Emek ve Özgürlük İttifakı’ndan Muhalefete Çağrı: Gün Susma Günü Değil

Diyarbakır merkezli soruşturmadaki gözaltı ve tutuklamalara dair yazılı açıklama yapan Emek ve Özgürlük İttifakı, açıklamasında, “14 Mayıs seçimlerine giderken kararlı zafer adımlarımız Saray ve şürekâsını tir tir titretmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Bunlar AKP-MHP iktidarının son çırpınışlardır. Bu siyasi kırım operasyonları beyhude çabalardır” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / İttifak, açıklamasının devamında, “Emek ve Özgürlük İttifakı büyüyerek yoluna devam ediyor. Faşizm kaybediyor, halklar ve emekçiler kazanacak. Saray rejiminin seçimleri etkilemeye dönük bu darbesine özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan herkes karşı çıkmalıdır. Bütün muhalefete sesleniyoruz; Her suskunluk faşizmi daha da büyütecektir. Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.” cümlelerini kullandı.

Emek ve Özgürlük İttifakı, Diyarbakır merkezli soruşturmadaki gözaltı ve tutuklamalara dair yazılı açıklama yaptı. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın açıklaması şöyle:

“25 Nisan Salı günü 21 kentte yapılan siyasi kumpas operasyonlarıyla siyasetçiler, özgür basın çalışanları, avukatlar ve sanatçılar gözaltına alındı. Bu siyasi operasyon, 14 Mayıs seçimlerinin sonuçlarını etkilemeye dönük bir Saray darbesidir. Kaybedeceğini gören AKP-MHP iktidarının polisleriyle, savcılarıyla, hakimleriyle giriştiği seçim kampanyasının bir ayağıdır.

Yalanlarla, gerçekle alakası olmayan uyduruk ifadelerle gerçekleştirilen bir kumpastır. Halkımızın iradesinin sandığa yansıması için canla başla çalışan siyasetçilerimizi etkisiz kılma, halkın haber alma hakkı için yoğun emek veren özgür basını susturma, avukatları sandık güvenliğinden alıkoyma amacıyla yapılmıştır.

Amed Şehir Tiyatrosu ve sanatçılar kayyım atandığı ilk andan itibaren halkın iradesinin gasp edilmesine karşı canla başla mücadele etmiş halkımızın onurlu evlatlarıdır. Sahnesiyle, sazıyla, sesiyle mücadele eden sanatçılar susturulmak istenmektedir. Dün olduğu gibi bugün de sanatçılar susmayacak, toplumun sesi olmaya devam edecek.

14 Mayıs seçimlerine giderken kararlı zafer adımlarımız Saray ve şürekâsını tir tir titretmektedir. Ancak korkunun ecele faydası yoktur. Bunlar AKP-MHP iktidarının son çırpınışlardır. Bu siyasi kırım operasyonları beyhude çabalardır. Emek ve Özgürlük İttifakı büyüyerek yoluna devam ediyor. Faşizm kaybediyor, halklar ve emekçiler kazanacak. Saray rejiminin seçimleri etkilemeye dönük bu darbesine özgürlüklerden ve demokrasiden yana olan herkes karşı çıkmalıdır. Bütün muhalefete sesleniyoruz; Her suskunluk faşizmi daha da büyütecektir.

Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Siyasi kırım operasyonuyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanan gazeteci Abdurrahman Gök’ün dediği gibi: Faşizm yenilecek, hiç merak etmeyin. Bu faşizan düzen defolup gidecek. Kahrolsun faşizm, yaşasın özgür basın!”

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Mart Ayında Dış Ticaret Açığı 8,34 Milyar Dolar

Türkiye ekonomisi Mart ayında 8,34 milyar dolarlık dış ticaret açığı verdi. İhracat 2023 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 23,6 milyar dolar, ithalat yüzde 3,4 artarak 31,9 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 73,2 iken, 2023 Mart ayında yüzde 73,9’a yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Dış Ticaret İstatistikleri Mart 2023 verilerini yayınladı. Buna göre, ihracat 2023 yılı Mart ayında, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,4 artarak 23 milyar 595 milyon dolar, ithalat yüzde 3,4 artarak 31 milyar 936 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Genel ticaret sistemine göre ihracat 2023 yılı Ocak-Mart döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artarak 61 milyar 558 milyon dolar, ithalat yüzde 11,1 artarak 96 milyar 250 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, 2023 Mart ayında yüzde 3,7 artarak 21 milyar 201 milyon dolardan, 21 milyar 977 milyon dolara yükseldi.

Mart ayında enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 14,2 artarak 21 milyar 427 milyon dolardan, 24 milyar 462 milyon dolara yükseldi.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Mart ayında 2 milyar 485 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 8,9 artarak 46 milyar 439 milyon dolar olarak gerçekleşti. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 89,8 oldu.

Mart ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,9 artarak 8 milyar 267 milyon dolardan, 8 milyar 341 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 73,2 iken, 2023 Mart ayında yüzde 73,9’a yükseldi.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 30,7 artarak 26 milyar 537 milyon dolardan, 34 milyar 692 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Mart döneminde yüzde 69,4 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 64,0’a geriledi.

Ekonomik faaliyetlere göre ihracatta, 2023 Mart ayında imalat sanayinin payı yüzde 94,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,3, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,3 oldu.

Ocak-Mart döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 94,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taşocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,4 oldu.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, 2023 Mart ayında ara mallarının payı yüzde 72,8, sermaye mallarının payı yüzde 14,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 12,2 oldu.

İthalatta, 2023 Ocak-Mart döneminde ara mallarının payı yüzde 76,8, sermaye mallarının payı yüzde 12,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 10,6 oldu.

Mart ayında ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 2 milyar 6 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 1 milyar 384 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 191 milyon dolar ile İtalya, 1 milyar 130 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 1 milyar 112 milyon dolar ile Irak takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 28,9’unu oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 5 milyar 528 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 656 milyon dolar ile ABD, 3 milyar 223 milyon dolar ile İtalya, 3 milyar 102 milyon dolar ile Rusya Federasyonu ve 2 milyar 933 milyon dolar ile Birleşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın %30,0’ını oluşturdu.

İthalatta Rusya Federasyonu ilk sırayı aldı. Mart ayında Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 3 milyar 863 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 3 milyar 787 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 694 milyon dolar ile Almanya, 1 milyar 408 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 393 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,2’sini oluşturdu.

Ocak-Mart döneminde ithalatta ilk sırayı Rusya Federasyonu aldı. Rusya Federasyonu’ndan yapılan ithalat 13 milyar 77 milyon dolar olurken, bu ülkeyi sırasıyla; 10 milyar 444 milyon dolar ile Çin, 9 milyar 164 milyon dolar ile İsviçre, 6 milyar 582 milyon dolar ile Almanya, 3 milyar 702 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,6’sını oluşturdu.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre; 2023 Mart ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 12,5 artarken, ithalat yüzde 7,0 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise; 2023 yılı Mart ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 4,7, ithalat yüzde 3,7 arttı.

Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsamaktadır. Mart ayında ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,9’dur. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,0’dır. Ocak-Mart döneminde ISIC Rev.4’e göre imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,4’tür. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6’dır.

Mart ayında imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,5’tir. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,8’dir. Ocak-Mart döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 76,6’dır. Ocak-Mart döneminde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,2’dir.

Özel ticaret sistemine göre, 2023 yılı Mart ayında, ihracat bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 artarak 21 milyar 586 milyon dolar, ithalat yüzde 2,2 artarak 30 milyar 318 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Mart ayında dış ticaret açığı yüzde 3,3 artarak 8 milyar 452 milyon dolardan, 8 milyar 732 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Mart ayında yüzde 71,5 iken, 2023 Mart ayında yüzde 71,2’ye geriledi.

Özel ticaret sistemine göre ihracat, 2023 yılı Ocak-Mart döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,8 azalarak 56 milyar 142 milyon dolar, ithalat yüzde 9,8 artarak 91 milyar 60 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Ocak-Mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 32,5 artarak 26 milyar 345 milyon dolardan, 34 milyar 918 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2022 Ocak-Mart döneminde yüzde 68,2 iken, 2023 yılının aynı döneminde yüzde 61,7’ye geriledi.

Paylaşın

BM’den Taliban’a Kadınlara Yönelik Kısıtlamaları Geri Alma Çağrısı

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Afganistan’da yönetimi ele geçiren Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Taliban yönetimi tarafından ülkedeki kadınlara getirilen tüm kısıtlayıcı tedbirler ile yasakların “insan hakları ve insani ilkelere zarar verdiğini” bildirerek, 15 üyenin oy birliği ile Taliban’a “Kadınların ve kız çocuklarının insan hakları ve temel özgürlüklerden yararlanmalarını kısıtlayan uygulama ve politikalardan süratle geri dönmesi” çağrısında bulundu.

Kararda eğitime erişim, istihdam, hareket özgürlüğü ve “kadının kamu hayatına tam, eşit ve anlamlı katılımına” atıf yapıldı.

Konsey tüm devletleri ve kuruluşları “bu politika ve uygulamaların acilen tersine çevrilmesini teşvik için” bütün etkilerini kullanmaya davet etti. BMGK ayrıca, Afganistan’daki “vahim ekonomik ve insani durumun” altını çizerek, Birleşmiş Milletler’in (BM) organizasyonlarının Afganistan misyonunun “varlığının kritik önemde” olduğunu belirtti.

“Dünya sessiz kalmayacak”

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) BM Elçisi Lana Zaki Nuseybe, “Afganistan’daki kadınlar toplumdan silinirken dünya sessiz kalmayacak” şeklinde konuştu.

Rusya BM Elçisi Vasily Nebenziya da kararı onaylamakla beraber karar metnini eleştirerek, “Atılan adımların ve daha iddialı bir yaklaşım ve metnin Batılı arkadaşlarımız tarafından engellenmesi nedeniyle hayal kırıklığına uğradık” dedi.

Nebenziya, Afganistan Merkez Bankası’nın Taliban 2021 yılı Ağustos ayında yönetimi devraldıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından dondurulan 7 milyar dolarına atıfla, “Eğer bu kadar ciddiyseniz neden ülkeden çaldığınız varlıkları hiçbir önkoşul olmadan geri vermiyorsunuz” dedi.

ABD Eylül ayında İsviçre’de bu paranın yarısını yönetmek için bir fon kurulduğunu duyurmuştu.

Taliban kadınların BM’de çalışmasını yasakladı

BM 4 Nisan’da Taliban’ın Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasakladığını, geçen Aralık ayında da kadınların yerli ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarında çalışmasına yasak getirdiğini duyurmuştu.

Bazı sivil toplum kuruluşları protesto için ülkedeki operasyonlarını durdurdu ancak bu 38 milyon Afganistanlı için durumu daha da zorlaştırıyor. Yardım kuruluşlarına göre Afganistan’da nüfusun yarısı açlıkla mücadele ediyor.

Taliban, Afgan kadınların ülkedeki BM ofislerinde çalışmasını yasaklamadan önce yapılan ve günlerce süren görüşmelerde sağlık yardımı alanında çalışan kadınların kararnameden muaf tutulması sağlanmıştı.

Taliban’ın kararı Batı’da tepkiyle karşılanmış ve BM’nin de ülkedeki faaliyetlerini 5 Mayıs’a kadar gözden geçirme sürecine girmesine neden olmuştu.

Doha’da Afganistan toplantısı

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres gelecek hafta Doha’da bazı ülkelerin temsilcileriyle bir toplantı düzenleyerek “Afganistan’daki durumun kalıcı bir şekilde ilerlemesi için ortak hedefler doğrultusunda uluslararası angajmanı yeniden canlandırmayı” hedefliyor.

Taliban Ağustos 2021’de iktidara geldikten sonra ülkede yönetim anlayışı İslam’ın katı yorumuna geri döndü. Afgan kadınlarına yönelik olarak yüksek öğrenim görmelerinin ve devlet dairelerinde çalışmalarının yasaklanması gibi birçok kısıtlama getirdi.

Güvenlik Konseyi’nin kararı uluslararası hukuka göre bağlayıcı olmasına rağmen Taliban’ın rotasını değiştirmesi olası görülmüyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

 

Paylaşın