TÜİK Açıkladı: Üretici Enflasyonu Yüzde 40,76

Üretici enflasyonu mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,65, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,76 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 95,80 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Sanayinin dört sektöründeki yıllık değişim incelendiği zaman madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 56,84, imalatta yüzde 42,34, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,53 ve su temininde yüzde 66,27 artış oldu.

Sanayinin dört sektöründeki aylık değişim incelendiği zaman madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,66 artış, imalatta yüzde 1,26 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,36 azalış ve su temininde yüzde 0,71 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarındaki yıllık değişim ara malında yüzde 35,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 49,10, dayanıksız tüketim malında yüzde 64,92, enerjide yüzde 9,62 ve sermaye malında yüzde 49,97 artış oldu.

Ana sanayi gruplarındaki aylık değişim ara malında yüzde 1,06 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,57 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 2,57 artış, enerjide yüzde 6,67 azalış ve sermaye malında yüzde 3,09 artış olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi Mayıs 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,65, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,76 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 95,80 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektöründeki yıllık değişim incelendiği zaman madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 56,84, imalatta yüzde 42,34, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,53 ve su temininde yüzde 66,27 artış oldu.

Ana sanayi gruplarındaki yıllık değişim ara malında yüzde 35,82, dayanıklı tüketim malında yüzde 49,10, dayanıksız tüketim malında yüzde 64,92, enerjide yüzde 9,62 ve sermaye malında yüzde 49,97 artış oldu.

Sanayinin dört sektöründeki aylık değişim incelendiği zaman madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,66 artış, imalatta yüzde 1,26 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,36 azalış ve su temininde yüzde 0,71 artış olarak gerçekleşti.

Ana sanayi gruplarındaki aylık değişim ara malında yüzde 1,06 artış, dayanıklı tüketim malında yüzde 2,57 artış, dayanıksız tüketim malında yüzde 2,57 artış, enerjide yüzde 6,67 azalış ve sermaye malında yüzde 3,09 artış olarak gerçekleşti.

Yıllık azalış gösteren tek alt sektör yüzde 15,39 ile kok ve rafine petrol ürünleri oldu. Buna karşılık diğer madencilik ve taş ocakçılığı ürünleri yüzde 98,13, içecekler yüzde 92,97, temel eczacılık ürünleri ve müstahzarları yüzde 91,82 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Aylık en yüksek azalış; yüzde 8,60 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 7,36 ile elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme, yüzde 0,05 ile kömür ve linyit alt sektörlerinde gerçekleşti.

Buna karşılık ham petrol ve doğal gaz yüzde 6,19, ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) yüzde 3,72, motorlu kara taşıtları, römork ve yarı römork yüzde 3,67 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

120 Binden Fazla Çocuk Çatışmalarda Ya Öldüğü Ya Da Sakatlandı

2005 yılından bu yana dünya genelinde 120 binden fazla çocuğun silahlı çatışmalarda sakatlandığı ya da öldürüldüğü bildirildi. Kayıtlara geçmeyen saldırılar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceği kaydedildi.

2005 yılından bu yana en az 105 bin çocuk silahlı güçler ya da silahlı gruplar tarafından silah altına alındı ya da doğrudan çatışmalarda görevlendirildi. Ayrıca en az 32 bin çocuk da kaçırıldı.

Ayrıca milyonlarca çocuğun yerinden edildiği, arkadaş veya akrabalarını kaybettiği ya da ebeveynlerinden veya yakınlarından ayrı düştüğü belirtildi.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’ndan (UNICEF) bugün Oslo’da düzenlenen savaşlarda çocukların korunmasına ilişkin uluslararası konferans öncesi yapılan açıklamada, 2005 yılından bu yana dünya genelinde 120 binden fazla çocuğun silahlı çatışmalarda sakatlandığı ya da öldürüldüğü bildirildi.

Savaşlarda çocukların daha iyi korunmaları için küresel ölçekte daha yoğun çalışmalar yapılması gerektiğini belirten UNICEF İcra Direktörü Catherine Russell, “Her savaş nihayetinde çocuklara karşı bir savaştır” dedi.

UNICEF’ten yapılan açıklamada savaştan etkilenen çocuklarla ilgili başka çarpıcı verilere de yer verildi.

Buna göre 2005 yılından bu yana en az 105 bin çocuk silahlı güçler ya da silahlı gruplar tarafından silah altına alındı ya da doğrudan çatışmalarda görevlendirildi. Ayrıca en az 32 bin çocuk da kaçırıldı. UNICEFverilerine göre 16 binden fazla çocuk ise cinsel şiddete maruz kaldı.

Yapılan açıklamada çocukların doğrudan etkilendiği okul ve hastanelere yönelik 16 binden fazla saldırı gerçekleştirildiği de ifade edildi.

UNICEF çocuklara yönelik istismar ve şiddet vakalarının Afrika, Asya ve Latin Amerika’da 30’dan fazla çatışmadan elde edilen veriler doğrultusunda tespit edilebildiğini açıklarken, kayıtlara geçmeyen saldırılar nedeniyle gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini kaydetti.

Açıklamada ayrıca milyonlarca çocuğun yerinden edildiği, arkadaş veya akrabalarını kaybettiği ya da ebeveynlerinden veya yakınlarından ayrı düştüğü bilgisine de yer verildi.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Enflasyon Yüzde 39,59

Enflasyon mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,65, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,81, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,76 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 95,80 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Mayıs bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 19,49 ile giyim ve ayakkabı oldu. Bunu yüzde 20,73 ile konut ve yüzde 23,68 ile ulaştırma izledi.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 68,98 ile lokanta ve oteller oldu. Artışın en yüksek olduğu ikinci grup yüzde 66,93 ile sağlık oldu. Bunu yüzde 52,52 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti.

Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -13,79 ile konut oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,85 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tüketici Fiyat Endeksi Mayıs 2023 verilerini açıkladı. Buna göre, Mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 0,04, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 15,26, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,59 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 19,49 ile giyim ve ayakkabı oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 68,98 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -13,79 ile konut oldu. Buna karşılık, mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,85 ile giyim ve ayakkabı oldu

Endekste kapsanan 143 temel başlıktan mayıs ayı itibarıyla, 25 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadı. 110 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleşti.

İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE’deki değişim, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 3,60, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 19,51, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,70 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 60,94 olarak gerçekleşti.

“Enflasyon yüzde 100’ün üzerinde”

Öte yandan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise bu ay doğal gaz fiyatının değişmediği, normal enflasyon sepet verileri ve seçimlerle bağlantılı olarak doğal gaz fiyatının Mayıs ayında sıfıra indirildiği sepet verileri temelinde iki farklı rakam açıkladı.

TÜİK’in açıklamasından kısa bir süre önce verileri yayınlayan ENAG’a göre, doğal gaz fiyatının Mayıs ayında değişmediği düşünüldüğünde Mayıs ayında enflasyon yüzde 7,35 arttı.

Enflasyonun son on iki aydaki artışının yüzde 109,01 olarak gerçekleştiğini bildiren ENAG’a göre, Ocak-Mayıs dönemi enflasyon oranı ise yüzde 38,96 oldu.

ENAG, doğal gaz fiyatının Mayıs ayında sıfır lira olduğu varsayımıyla, enflasyonun Mayıs ayında yüzde 5,68 arttığını belirtti.

Bu varsayımda, enflasyon geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 105,45 olarak gerçekleşti. Ocak-Mayıs dönemi enflasyon oranı ise yüzde 36,59 oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimler öncesinde yaptığı açıklamada, aylık ortalama 25 metreküpe denk gelen mutfak ve sıcak su tüketimi için gereken doğal gaz bedelinin bir yıl boyunca ücretsiz olacağını, ayrıca bir ay boyunca konutlarda doğal gazın bedavaya verileceğini belirtmişti.

Paylaşın

ENAG Açıkladı: Enflasyon Yüzde 100’ün Üzerinde

Akademisyen ve ekonomistlerden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Mayıs ayına dair yıllık ve Ocak-Mayıs dönemi enflasyon oranlarını doğal gaz fiyatının sabit kaldığı ve sıfır olarak alındığı varsayımlarına göre açıkladı.

Haber Merkezi / Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında değişmediği varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 7.35 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 109.01 olarak gerçekleşti.

Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında 0 lira olduğu varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 5.68 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 105.45 olarak gerçekleşti.

Öte yandan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mayıs ayında tüketici fiyat endeksindeki değişimin bir önceki aya göre yüzde 0,04, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 39,59 olduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimler öncesinde yaptığı açıklamada, aylık ortalama 25 metreküpe denk gelen mutfak ve sıcak su tüketimi için gereken doğal gaz bedelinin bir yıl boyunca ücretsiz olacağını, ayrıca bir ay boyunca konutlarda doğal gazın bedavaya verileceğini belirtmişti.

“Mayıs ayında enflasyon yüzde 39,59”

Buna göre, 16 ay sonra ilk kez enflasyon yüzde 40’ın altına düştü. TÜİK, endeksteki değişimin 2022 Aralık’a göre yüzde 15,26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 63,72 olarak gerçekleştiğini bildirdi.

TÜİK verilerine göre, bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 19,49 ile giyim ve ayakkabı oldu. Bunu yüzde 20,73 ile konut ve yüzde 23,68 ile ulaştırma izledi.

Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 68,98 ile lokanta ve oteller oldu. Artışın en yüksek olduğu ikinci grup yüzde 66,93 ile sağlık oldu. Bunu yüzde 52,52 ile gıda ve alkolsüz içecekler takip etti.

Ana harcama grupları itibarıyla 2023 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde -13,79 ile konut oldu. Buna karşılık, 2023 yılı Mayıs ayında bir önceki aya göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 9,85 ile giyim ve ayakkabı oldu.

Paylaşın

Türk Lirası, Mehmet Şimşek’e Rağmen Değer Kaybediyor

Türk lirası haftaya değer kaybederek başladığı Dolar 21,16’dan işlem görürken, Euro 22,62 TL’den işlem görüyor. Bu arada Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftaya yüzde 2,31 artışla 5.233,23 puandan başladı.

Mehmet Şimşek, “Hükümetimizin temel hedefi toplumsal refahı yükseltmektir. Önümüzdeki dönemde bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır” demişti.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, Mehmet Şimşek’in Maliye ve Hazine Bakanlığı’na getirilmesine rağmen Türk lirasının haftaya değer kaybederek başladığını bildirdi.

Piyasaların açılmasıyla Dolar/TL kuru 21,16’dan işlem görürken, Euro/TL kuru 22,62 TL’den işlem görüyor. Bu arada Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftaya yüzde 2,31 artışla 5.233,23 puandan başladı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini Nureddin Nebati’den devralan Mehmet Şimşek, “Hükümetimizin temel hedefi toplumsal refahı yükseltmektir. Önümüzdeki dönemde bu hedefe ulaşmada şeffaflık, tutarlılık, öngörülebilirlik ve uluslararası normlara uygunluk temel ilkelerimiz olacaktır” demişti.

Şimşek ayrıca, “Türkiye’nin rasyonel bir zemine dönme dışında bir seçeneği kalmamıştır” ifadesini kullanmıştı.

Reuters “Şimşek’in atanmasının, Erdoğan’ın lirayı değersizleştiren faiz indirimlerinden uzaklaştığının bir işareti olarak görülebileceği” yorumunu yaptı.

“Türkiye’nin uzun vadeli görünümü hala çok olumlu”

Federated Hermes’te gelişmekte olan piyasalar sabit gelir kıdemli portföy yöneticisi Mohammed Elmi’nin de görüşlerine yer veren Reuters, Elmi’nin “Umut, Şimşek’in çok ihtiyaç duyulan ekonomide ortodoks politikaları başlatmasıdır ve piyasayla daha etkili bir şekilde etkileşime girmesidir” sözlerini aktardı.

Elmi’ye göre, Türkiye’nin yıllık tüketici fiyatları enflasyonu geçen yıl yüzde 85’i aşarak 24 yılın zirvesine ulaştı ve Nisan ayında yüzde 44 olarak gerçekleşerek daha fazla parasal sıkılaştırma ihtiyacını ortaya koydu.

Elmi ayrıca, “Güvenilir bir ekonomi politikasına basit bir dönüş, Türkiye’nin yatırım cazibesinde belirgin bir değişiklik yaratabilir. Türkiye’nin uzun vadeli görünümü hala çok olumlu. Genç bir nüfus, gelişen bir orta sınıf ve kilit bir stratejik konuma sahip bir ülke olarak, lehine bir dizi faktör var” dedi.

Paylaşın

Pervin Buldan Ve Mithat Sancar’dan Kongre Açıklaması: Aday Olmayacağız

14 Mayıs seçimlerine ilişkin değerlendirme yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Biz de çok büyük umutlarla seçim çalışması yaptık. Bunlar gerçekleşmeyince de kendi içimizde yaptığımız tartışmalar ve kurullarımızla yapacağımız toplantılardan sonra kongre sürecini başlatacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim kongrede görev almayacağım” dedi ve ekledi:

“Eleştirileri göz önünde bulunduruyorum. Bu eleştirilerin bir kısmı kötü niyetli, ama yapıcı ve bana güç katan eleştiriler de var. Kongrede eş genel başkanlık görevini başka bir arkadaşa devretmekten mutluluk duyacağım. Karar alma sürecinde de yer almayacağımı söylemek isterim.”

HDP Eş Genel Başkanı Sancar’da, “Demokratik siyasetin tasfiye edilmesi için her şey yapıldı. Bizi seçime sokmamak üzerine bir senaryo vardı. Aldığımız oy oranı istediğimiz oranda değil ama bir yenilgi yok” dedi ve ekledi: Hemen seçimin ertesi günü çok açık söyledik. Biz kongre ve konferans sürecini başlatıyoruz; bu süreçteki bütün eksikliklerin masaya yatırılacağı bir süreci başlatıyoruz dedik. Ben de aynı karardayım.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Prof. Dr. Mithat Sancar, Medya Haber’in konuğu oldu.

Gazeteciler Kenan Kırkaya, Nezahat Doğan ve Eyyüp Demir’in sorularını yanıtlayan Buldan ve Sancar, seçim sürecine dair özeleştirel konuştu, önümüzdeki sürece dair önemli mesajlar verdi.

“Hedefimizi tutturamadık”

Buldan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle: “Önemli bir seçim süreci yaşadık. Türkiye açısından önemli bir seçim süreç. Hep tarihi bir seçim olarak değerlendirdik. Türkiye’nin kaderini değiştirecek bir seçim dönemiydi.

Bir buçuk ayda Yeşil Sol Partiyi seçmenimize tanıtmak önemli bir faktördü. Hedefimizi tutturamadık, bunu ifade etmek isteriz. Kampanya sürecini iyi yönetemedik. Bizim dışımızdaki çevrelere gidemedik. Genişleyemedik, büyümedik. HDP fikriyatını bütün kesimlere ulaştıramadık. Ermeni, Ezidi ve engelli temsiliyetinin olmaması bizim için büyük bir eksikliktir.

Bir de şunu yapamadık; il ve ilçe örgütlerimizin aday belirleme sürecine dahil olmasını engelledik. İl ve ilçe örgütlerimiz öneri sunmak zorundalar, ancak Aday Belirleme Komisyonumuz bunu çok dikkate almadı.

Seçimin hemen ertesi günü partiyi kongreye götüreceğimizi ilan ettik. Elbette her partide seçim sonuçları o partide yol haritasını belirler.

Biz de çok büyük umutlarla seçim çalışması yaptık. Bunlar gerçekleşmeyince de kendi içimizde yaptığımız tartışmalar ve kurullarımızla yapacağımız toplantılardan sonra kongre sürecini başlatacağız. Ben kendi adıma söyleyeyim kongrede görev almayacağım.

Eleştirileri göz önünde bulunduruyorum. Bu eleştirilerin bir kısmı kötü niyetli, ama yapıcı ve bana güç katan eleştiriler de var. Kongrede eş genel başkanlık görevini başka bir arkadaşa devretmekten mutluluk duyacağım. Karar alma sürecinde de yer almayacağımı söylemek isterim.”

Mithat Sancar da şöyle dedi:

“Toplumda bir değişim isteği var. Bütün bu şartlara rağmen toplumun yarısı değişim isteğini ortaya koymuştur. Hem manipülasyonlar, yalan propagandalar işledi hem de sandığa gitmeyen seçmen durumu söz konusu. Çaresizlik duygusu sandığa gitmelerini engellemiş olabilir. Ancak toplumun yarısından fazlası bu rejimin değişmesini istiyor.

İkincisi; bizler Yeşil Sol Parti çatısı altında seçime girdik. Hedeflediğimiz oy oranına ulaşamadık. Bunun sebepleri var ama bütün sorumluluğu bu sebeplere yüklemek doğru olmaz. Kendi sorumluluğumuz da var. Bir bütün olarak sorumluluğumuz var. Hedeflerimize ulaşmak açısından başarısız sayıyoruz kendimizi.

Demokratik siyasetin tasfiye edilmesi için her şey yapıldı. Bizi seçime sokmamak üzerine bir senaryo vardı. Aldığımız oy oranı istediğimiz oranda değil ama bir yenilgi yok.

“Görevi bırakacağım”

Hemen seçimin ertesi günü çok açık söyledik. Biz kongre ve konferans sürecini başlatıyoruz; bu süreçteki bütün eksikliklerin masaya yatırılacağı bir süreci başlatıyoruz dedik. Ben de aynı karardayım.

Demirtaş çok değerli bir arkadaşımız, yoldaşımızdır. Niyetini sorgulamak doğru bulduğumuz bir şey değil. Bütün arkadaşlarımızla uyum içinde partimizi nasıl güçlendirebiliriz kaygısı dışında herhangi bir faktörü esas almadık. Demirtaş’ı ziyaret ettik, hukuki engeli olduğunu söyledi, sonra basına da açıkladı.

Ardından Kandıra’ya gidip Figen Yüksekdağ ve Gültan Kışanak’ın da önerilerini aldık. Aday çıkarılacaksa kadın aday olmalıdır önerisinde bulundular. Bu önerileri kurullarımızda tartıştık. Son noktada eğilim kadın aday yönünde oluştu. Bu, Demirtaş’a da iletildi ve kendisi de bu fikri desteklediğini söyledi.

HDP başkanlar partisi değildir; kolektif irade ile yönetilen bir partidir. Yaptıklarım da yapamadıklarım da sorumluluğum. Partiyi daha güçlü bir noktaya getirmek için kongrede görevi bırakacağımı net olarak ifade ediyorum. Amaç partiyi daha ileri bir noktaya götürmektir.”

Paylaşın

El Şebab’dan Somali’de Bombalı Saldırı: 54 Asker Öldü

Somali’nin Başkenti Mogadişu’nun 120 km güneybatısında bulunan Bulo Marer’de bomba yüklü bir araç ve intihar bombacıları kullanılarak gerçekleştirilen saldırıda 54 Ugandalı asker hayatını kaybetti.

Bombalı saldırının ardından şiddetli çatışmaların yaşandığı saldırıyı El Kaide’ye bağlı radikal İslamcı El Şebab örgütü üstlendi. Saldırı Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği tarafından kınandı.

Afrika Birliği (AfB) tarafından desteklenen Somali hükümetinin ağustos ayında başlattığı askeri operasyondan bu yana en ölümcül saldırılardan biri olarak kayda geçen saldırıda ölü sayısı ilk kez açıklandı.

Uganda Cumhurbaşkanı Yoweri Museveni resmi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Aralarında bir komutanın da bulunduğu 54 askerin cansız bedenini bulduk” dedi.

Saldırıdan iki gün sonra Museveni, öldürülen askerlerin ailelerine başsağlığı dileyerek kayıplar olduğunu dolaylı olarak kabul etmiş, “tüm gerçeklerin kamuoyuna açıklanacağını” sözlerine eklemişti.

Museveni, “800 teröristin” saldırısıyla karşı karşıya kalan “bazı askerlerin beklendiği gibi tepki vermediğini ve paniklediğini, bunun da onları dağıttığını ve El Şebab’ın bu durumdan faydalanarak üssü işgal edip bazı teçhizatı imha ettiğini” sözlerine ekledi.

El Şebab

Hareket eş-Şebab el-Mücahidin (Mücahit Gençlik Hareketi), veya kısaca eş-Şebab, Somali’de Federal Geçiş Hükûmeti’ni ortadan kaldırmak için savaşan bir silahlı örgüt. 2011 yılı itibarıyla ülkenin güneyinin çoğunu kontrol etmektedir. Bu bölgelerde sıkı bir şeriat uyguladığı bildirilmektedir. Örgütün şu anki lideri Ahmed Ömer’dir.

Örgüt, 2006 yılında Etiyopya kuvvetleri tarafından dağıtılıp parçalara ayrılan İslami Mahkemeler Birliği kaynaklıdır. “İslam’ın düşmanları”na karşı cihat ettiğini öne sürmekte ve Federal Geçiş Hükûmeti ile Afrika Birliği Somali Görevi’ne karşı savaşmaktadır.

Eş-Şebab üyeleri yardım için çalışanları korkutmuş, kaçırmış ve öldürmüştür, bu da yardım örgütlerinin bölgeden çekilmesiyle sonuçlanmıştır. Örgüt pek çok batılı devlet ve kuruluş tarafından terörist olarak tanımlanmaktadır. Örgüt, Şubat 2012’de yayınlanan bir video mesajla el-Kaide’ye bağlandığını ilan etti.

Paylaşın

Mehmet Şimşek’in Gelişi; Cevapsız Kalan Sorular

2015-2018 yıllarında Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcılığı, 2009-2015 yıllarında ise Maliye Bakanlığı yapan Mehmet Şimşek’in yeni kabinede “tam yetkili Hazine ve Maliye Bakanı” olarak göreve geldi.

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, kurumsal bağımsızlığa, bütçe disiplinine, ekonomik reformlara ve ortodoks politikalara olan inancı ile bilinen Mehmet Şimşek’in göreve getirilmesini BBC Türkçe‘ye yorumladı.

“Mehmet Şimşek’in gelişini, ortodoks politikalardan “kopuş” iddiası ile sunulan Yeni Ekonomi Modeli (YEM)’nin terk edilişi olarak yorumluyorum. Böyle ise güzel haber. Ödenen derin zararlara rağmen, zararın neresinden dönülse kardır. Cevapsız kalan sorular ise şunlar:

YEM’in koyduğu hedefler ve varılan noktalar karşılaştırılıp bir performans değerlendirmesi yapılacak, bu hedeflere neden ulaşılamadığına dair bir açıklama gelecek mi? Yoksa YEM sessiz sedasız rafa mı kaldırılacak? Bu soruyu salt hesap verilebilirlik adına sormuyorum. YEM’e “cenaze töreni” yapılıp yapılmaması, öldüğünden ve geri gelmeyeceğinden emin olmamız açısından önemli. Aksi takdirde ikinci bir Naci Ağbal-Lütfi Elvan vakası yaşamayacağımızdan ve Şimşek’in 2018 de olduğu gibi yine apar topar görevden alınmayacağından nasıl emin olacağız?

Seçim döneminde ve balkon konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan net bir şekilde düşük faiz politikasına devam mesajı verdi. Ortodoks politikalara geçilmesi durumda geçen hafta devam edeceği söylenen düşük faiz politikasından vaz mı geçilecek? Vaz geçilmeyecekse o zaman Mehmet Şimşek ve ekibinin fonksiyonu ne olacak?

Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bir süreliğine faiz artışlarına ikna edebilirse bile ortodoks bir zeminden çok uzaklara savrulmuş, kaynaklarını tüketmiş ve kredibilite kaybı yaşamış Türkiye ekonomisinin tekrar ortodoks bir çerçeveye oturtulmasının ağır maliyeti nasıl ödenecek? Yeni ekonomi ekibi kredibilite konusunda soru işaretlerini ortadan kaldırabilecek ve kaybolan kredibiliteyi yerine koyabilecek mi?

Birinci sorudan başlayalım. Yaklaşık 1.5 sene önce, enflasyon yüzde 20’ler seviyesindeyken devreye sokulan YEM’in koyduğu hedefler ve kullanılacak araçlar arasındaki içsel tutarsızlıklara dair 2022 başında bir yazı kaleme almıştım:

O yazımda Başkan Kavcıoğlu’nun KKM ile ilgili şu sözlerine dikkat çekmiştim: “Bir taşla beş kuş vuracağız: Kur dengelenecek, enflasyon düşecek, dolarizasyon engellenecek, Merkez Bankası rezervi artacak ve faiz düşecek.”

Bugün geldiğimiz noktada KKM ciddi kaynak aktarımları ile 120 milyar dolar seviyelerine erişen bir canavara dönüştü. Ne kuru dengeledi, ne enflasyonu düşürdü, ne de dolarizasyonu engelledi.

Peki ne oldu?

Ocak 2022’de 13.43 olan Dolar/TL döviz kuru bu satırlar yazılırken 20.88’e dayanmıştı.

YEM’de verilen hedefler doğrultusunda düşmesi beklenen enflasyon, 2022 sonunda yüzde 12.9, 2023 sonunda ise yüzde 8.8’e ulaşacaktı. Gerçek hayat hedeflerden çok farklı oldu. Geçen sene yüzde 83 ile zirve yapan enflasyon 2023 ortası itibarıyla yüzde 40 seviyesine düşebildi.

2022’de yüzde 2.2 ye düşmesi beklenen cari açık yüzde 5.34’e çıktı

Artması umulan merkez bankası net rezervleri 26 Mayıs itibarıyla -4.4 milyar seviyesine geriledi. Bu rakam, Merkez Bankası’nın kurdaki baskıyı tutabilmek adına elindeki döviz varlıkları satıp üzerine de bankaların kendisinde tuttuğu rezervleri ve borç aldığı parayı sattığını gösteriyor.

Düşmesi beklenen faiz sadece “önemsizleşen” politika faizi oldu. Mevduat faizleri yüzde 40’lara dayandı.

Gelelim ikinci ve üçüncü sorulara. Şimşek son 1.5 seneyi hafızalardan silip tamamen yeni bir sayfa açabilecek mi? Ortodoks politikalarla enflasyonu düşüreceğini söylese piyasalar inanır mı? İnandırması için gerekli olan faiz artışına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ikna edebilecek mi? Çok değil bir hafta önceki balkon konuşmasında “faizleri düşük tutmak sureti ile enflasyonun da düşeceği” anlayışının tekrar altını çizen Cumhurbaşkanımız enflasyonu düşürmek için gereken faiz artışlarına yeşil ışık yakar mı?

Şimşek’in devraldığı ekonomi bıraktığı ekonomi ile aynı değil. Yıpranmış, yorulmuş ve kaynakları tükenmiş bir merkez bankasından faiz artırması, yapacağı faiz artışı ile güven kazanıp enflasyon beklentilerini aşağı çekmesi, ilk fırsatta faizleri tekrar indirmeyeceğine, enflasyonu düşürme konusunda gerekeni yapacağına piyasaları ikna etmesi lazım. Bunun için de liyakat sahibi, rüştünü ispatlamış ve samimiyeti sorgulanmayacak bir ekip gerekiyor. Böyle bir ekip var mı?

Merkez Bankasının ilk kadın başkanı Hafize Gaye Erkan mı oluyor?

Hafta sonuna doğru merkez bankası başkanı olacak ismin Hafize Gaye Erkan olacağı bilgisi basında yer aldı. Medyaya sızan bilgiler, akıllara durgunluk verecek kadar sıra dışı özgeçmiş bilgilerine işaret etti.

Neydi bu sıra dışı özgeçmiş? H. Gaye Erkan’ın ABD’nin en prestijli okullarından Princeton’dan bir sene içinde finansal mühendislik doktorası aldığı, ABD’nin en genç finans profesörü olduğu gibi göz kamaştırıcı ve çelişkili bazı bilgilerdi bunlar. Biraz araştırıldığında aslı olmadığı görülen ancak Türk kamuoyu için birileri tarafından uygun görülmüş bu yaldızlama yeni merkez bankası başkanı adayı hakkında iyi bir izlenim bırakmadığı gibi bazı soru işaretlerini de beraberinde getiriyor.

Gaye Erkan’ın Princeton diploması şüphesiz göreve gelmesi durumunda yerine geçeceği Şahap Kavcıoğlu’nun özgeçmişinden çok daha parlak bir kariyerin belgesi. Bunun ötesinde bir yaldızlamaya ihtiyacı yoktu. O disiplinde yetişmiş, ABD’de bankacılık sisteminde bizzat çalışmış bir insanın KKM’yi “bir taşla beş kuş vurmak, faiz indirirken enflasyonu da düşürmek” şeklinde yorumlamayacağını ve yüzde 40’lardan devralacağı enflasyonu düşürmek için ortodoks politikaları savunacağını tahmin ediyorum.

Ancak kendisi gelmeden önce paketlenmiş ve yaldızlanmış sahte bilgilerin sunulması, bu çarpıtmaların CEO olarak çalıştığı First Republic Bank’in batış tecrübesini gizleme amaçlı olduğunu düşündürüyor. Bu durum ise çok ihtiyacı olan kredibilite ve samimiyetin önüne geçtiği gibi Şimşek’in devir teslim töreni sırasında altını çizdiği “şeffaflık” ve “tutarlılık” ilkelerine gölge düşürüyor.

Kredibilitesi yüksek, maliyeti düşük çözüm mümkün mü?

Bir tarafta 2018 yılında Mehmet Şimşek’in olaylı bir şekilde görevden uzaklaştırılması tecrübesi var. Diğer yanda Gaye Erkan ile ilgili daha kendisi gelmeden basına servis edilen sahte yaldızlamalar var. Tüm bunların üzerinde ise “faiz düşerse enflasyon düşer” inancı ve “önemsizleştirilmiş” bir merkez bankası var. Bu çerçevede ortodoks politikaların ön şartı olan kredibilite kazanılıp ekonominin yaraları sarılabilir ve asgari maliyetle düzlüğe çıkılabilir mi?

Kredibilitesi zayıf bir ekonomi yönetimi beklenti yönetimi yapamaz. Yani enflasyonu maliyetsiz yoldan düşüremez. Faizi sıkıp ekonomiyi daraltıp bu suretle “acı reçeteyi” yüksek dozda verip enflasyonu düşürmek mümkün. Marifet ise reçetenin dozunu minimumda tutup sahip olduğunuz kredibilite sayesinde beklentileri aşağıya çekebilmek. Bu düşük maliyetli çözümü elde edebilmek için Mehmet Şimşek ve ekibi yeterli kredibiliteyi elde edilebilir mi?

Bu soruların cevapları konusunda çok iyimser değilim.

İktidarın geçtiğimiz haftaya kadar savunduğu ve başarılı bulduğu politikaları sessizce terk edip bir U dönüşü yapması, yapsa da başarılı olması bana çok inandırıcı gelmiyor.

Mecbur kalınıp geçici bir süre için faizlerin yükselmesine izin verilebilir. Ancak uzun soluklu olmayacağı baştan bilinen bu tür bir faiz artışı ödemeler dengesi ile ilgili stresi azaltmak dışında ekonomide oluşan hasara ne kadar deva olur, enflasyon beklentilerini ne kadar düşürür, yatırım iştahını ne kadar yükseltir, merkez bankası rezervlerini ne kadar yerine koyar emin değilim.”

Paylaşın

ABD’den Çin’e Uyarı: Müsade Etmeyeceğiz

Çin’in ülkesinin müttefiklerini korkutmasına müsade etmeyeceğini söyleyen ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti.

“Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” diyen Austin,  Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydetti.

Lloyd Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Amerika’nın Çin’in ülkesinin müttefikleri ve ortaklarını korkutmasına müsade etmeyeceği mesajını verdi.

Austin bununla birlikte ABD’nin çatışma yerine diyaloğu tercih ettiğini ve Tayvan’la ilgili statünün korunmasından yana olduğunu belirtti.

Singapur’da savunma bakanlarını bir araya getiren etkinlikte konuşan Austin, her ülkenin uluslararası hukukun izin verdiği yerlerde uçmasını, deniz yolculuğu yapabilmesini istediklerini belirtti ve “Her ülke, küçük ya da büyük hukuki deniz aktivitelerini yerine getirmeli” dedi.

Amerika’nın bölgedeki ülkelerle savunma planlarını, koordinasyonunu ve eğitimi arttırdığını kaydeden Austin, “Çatışma ya da karşı karşıya gelmek istemiyoruz ama zorbalık ya da zorlamalardan da korkmayacağız” ifadesini kullandı.

Austin bu sözleri dile getirirken, bir Amerikan savaş gemisiyle Kanada savaş gemisi Tayvan Körfezi’nden geçti.

Bir Çin savaş gemisi ise Amerikan ve Kanada gemilerinin yakınındaydı.

Austin’in Singapur’da katıldığı etkinlikte konuşan bir diğer isim de Çin Savunma Bakanı Li Shangfu’ydu. Çin Savunma Bakanı bu tür faaliyetlerin Çin’i provoke ettiğini söyledi.

Mart ayında göreve başlamasından bu yana ilk defa uluslararası bir etkinlikte konuşan Çin Savunma Bakanı Li Shangfu, Çin’in Tayvan Körfezi’nden masum geçişlerle bir problemi olmadığını ama hakimiyet kurma amaçlı bu tür geçişlerin önlenmesi gerektiğini söyledi.

Li, Amerika ve müttefiklerinin tehlike yarattığını iddia etti ve “Kendi toprak, hava ve denizleriyle ilgilensinler” ifadesini kullandı.

Çin, Tayvan’ın ana karanın parçası olduğunu belirtiyor ve Tayvan Körfezi’yle Güney Çin Denizi’nde hak iddia ediyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Almanya’da Aşırı Sağın Yükselişi: Merkez Partiler Alarma Geçti

Almanya’da kamu yayıncısı ARD için yapılan DeutschlandTrend anketine göre, aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisine olan destek rekor düzeye ulaştı. AfD’nin önümüzdeki yıl Almanya’nın doğusundaki üç eyalet seçiminde birinci parti çıkma şansı yüksek görülüyor.

Haber Merkezi / AfD, DeutschlandTrend anketinde en son Eylül 2018’de, dönemin Başbakanı Angela Merkel’in koalisyon hükümeti için zorlu bir dönemde yüzde 18’e ulaşmıştı. AfD’yi destekleyenlerin yaklaşık üçte ikisi, bunu aşırı sağın politikalarından ikna oldukları için değil, ana akım partilerden duydukları hayal kırıklığı nedeniyle yaptıklarını ifade etti.

“DeutschlandTrend”in araştırma sonuçlarını Funke Medya Grubu gazetelerine değerlendiren AfD Eş Genel Başkanı Tino Chrupalla, partinin izlediği yolun doğruluğunun ve özellikle Yeşiller’in siyaseti ile aralarına koydukları mesafenin, halkın verdiği destek ile onaylanmış olduğunu belirterek, “Vatandaşlar, Yeşillerin değer odaklı politikasının bizi ekonomi savaşlarına, pahalılığa ve sanayisizleşmeye götürdüğünü görüyor” ifadelerini kullandı

AfD ve diğer kurumlar, aşırılık yanlılarıyla olan bağları nedeniyle ülkenin iç istihbarat teşkilatı BfV tarafından mercek altına alındı. Kurumun başkanı, Nazi diktatörlüğüyle doruğa ulaşan siyasi aşırılık ve otoriterliğin yükseldiği 1920’ler ve 1930’lar ile günümüz arasında “şaşırtıcı paralellikler” olduğu uyarısında bulundu.

Infratest dimap şirketi tarafından yapılan anket, aynı dönemde bir puan kaybeden Hristiyan Demokrat Birlik’in (CDU) yüzde 29 ile birinci sırada olduğunu ortaya koyuyor. Sosyal Demokrat Parti (SPD) de bir puanlık kayıpla, AfD gibi yüzde 18 oy oranına sahip.

Koalisyon hükümeti ortaklarından Yeşillerin oyu da bir puanlık kayıpla yüzde 15’e gerilemiş durumda. Bu oran, 2021 yılının Eylül ayından bu yana partinin en düşük seviyeye gerilediğini gösteriyor. Koalisyonun küçük ortağı, liberal Hür Demokrat Parti (FDP) de bir puanlık kayıpla yüzde 7’ye geriledi.

Bir puan yitiren bir başka parti olan Sol Parti ise, şu anda seçim olması halinde, yüzde 4’lük oy oranı ile, yüzde 5’lik seçim barajının altında kalarak Federal Meclise giremeyecek.

“Bu durum tüm demokratları alarma geçirmeli”

Araştırmada açık ara birinci parti çıkan CDU’nun önde gelen isimlerinden, dış politika uzmanı Norbert Röttgen, ortaya çıkan sonuçların kendi partisi tarafından da eleştirel bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Elde edilen verileri bir “alarm sinyali” olarak nitelendiren Röttgen, Twitter mesajında, koalisyon hükümetine duyulan memnuniyetsizlikten, neden Birlik partilerinin (CDU/CSU) daha fazla faydalanamadığının sorgulanması gerektiğini vurguladı.

CDU Federal Yönetim Kurulu Üyesi Serap Güler de, kendi Twitter hesabından yaptığı açıklamada, araştırma sonuçlarını, “Bu durum tüm demokratları alarma geçirmeli. Herkesi. Bunun (sonuçların) acilen değişmesi sorumluluğunu hepimiz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Paylaşın