CHP’de Yeni Tüzük Mesaisi Başlıyor: İki Önemli Başlık

14 ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde hedeflenen sonuçların alınmadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) dokuz kişiden oluşan Tüzük Komisyonu, çalışmalarına başlıyor.

Perşembe günü ilk mesaisi yapacak yeni tüzükte, özellikle milletvekili aday belirleme işlemleri sırasında ön seçim hüküm altına alınmak isteniyor. Milletvekilliğine dönem sınırı getirilmesi de gündemde.

Seçimlerde aldığı sonucun ardından değişim sürecine giren, kongreler takvimini başlatan ve süreç sonunda büyük kurultayını toplama kararı alan CHP, burada oylamayı planladığı yeni Tüzük için harekete geçiyor. Kısa süre önce oluşturulan Tüzük Komisyonu, Perşembe günü ilk mesaisini yapacak.

BirGün’de Hüseyin Şimşek’in haberine göre, Tüzük’te özellikle milletvekili aday belirleme işlemleri sırasında ön seçim hüküm altına alınmak isteniyor. Milletvekilliğine dönem sınırı getirilmesi de gündemde.

Tüzük değişikliği hakkında ilk olarak Parti Sözcüsü Faik Öztrak kurultaya işaret etmiş, Genel Başkan Yardımcısı Eren Erdem ise şu ifadeleri kullanmıştı:

“Değişim MYK’mizde, bizlerin teklifi ve Genel Başkanımız başta tüm MYK’mizin ortak mutabakatıyla, MYK’mizin ilk önemli icraatlerinden biri olarak, açıklamış olduğumuz olağan kurultayımızın gündemine bundan sonra adaylarımızın ön seçim yoluyla belirlenmesi hususunda bir genel mutabakatı sağlamış bulunuyoruz.

Parti sözcümüzün açıklamış olduğu tüzük değişikliğinin kapsamında yer alan maddelerden biri bu olacaktır. CHP emektarlarının bunu heyecanla beklediğini biliyorum. CHP örgütlerine emekçilerine hayırlı uğurlu olsun.”

Kurultay ve yaklaşan yerel seçimler

Öte yandan CHP MYK toplantısında, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, kurmayları ile yaklaşan yerel seçimler öncesi il ve ilçelerdeki son durumu ele aldı. Edinilen bilgiye göre, kongreler sürecini başlatan CHP’de resmi takvimlendirme sürecinin gerçekleştirilecek il başkanları toplantısında karara bağlanması planlanıyor.

Bu süreci hızla tamamlamak isteyen parti yönetiminin daha sonra belediye başkanı adaylarını belirleyeceği kaydedildi. Büyük kurultayın tarihi ise henüz netleşmedi.

Asgari ücret tespit çalışmalarının da gündeme geldiği toplantıda, CHP’nin resmi önerisi, 15 bin TL olarak belirlendi, daha aşağısının vatandaşları açlığa terk etmek anlamına geleceği bildirildi. Toplantıda ayrıca AK Parti’nin ekonomik eksen değişikliklerine rağmen hayat pahalılığını tersine çeviremeyeceğine yönelik tespitlerin yapıldığı da kaydedildi.

Paylaşın

Ekonomi Politikalarında ‘Rasyonele Dönüş’: Gözler Merkez Bankası’nda

Mehmet Şimşek’in vaat ettiği ‘rasyonele dönüş’ politikalarına ilişkin yol haritası henüz netleşmemişken, Merkez Bankası’nın ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor.

Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor. Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

Erdoğan yönetimi, 28 Mayıs seçimleri sonrasında yenilediği ekonomi yönetimi ile ilk sınavına 22 Haziran’da çıkacak. Çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın ilk kez katılacağı Para Politikası Toplantısı’ndan (PPK) 26 aylık aranın ardından yüklü bir faiz artışı kararı çıkması bekleniyor.

Mehmet Şimşek’in Hazine ve Maliye Bakanlığı’nı devralırken vaat ettiği ‘rasyonele dönüş’ politikalarına ilişkin yol haritası henüz netleşmiş değil. Bu nedenle gerek yurt içinde gerekse yurt dışında yatırımcılar, Saray’ın şimdilik faiz artırımı politikasını kabul etmiş gözükse de orta ve uzun vadede yeniden ‘rasyonel olmayan’ politikalara dönebileceği endişesi taşıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘faiz neden-enflasyon sonuç’ politikası ile Eylül 2021’den itibaren düşürülmeye başlanan politika faizi, aradan geçen dönemde yüzde 19’dan yüzde 8,5’e geriledi. Aynı dönemde enflasyon ise yüzde 21’den yüzde 85’e kadar çıktı.

Tüm dünyadaki faiz artırımı sürecinin aksine, Erdoğan ısrarla faiz indirimi politikasını sürdürürken, yüksek enflasyon nedeni ile ortaya çıkan pahalılık ve gelir adaletsizliği son 1,5 yılın en önemli gündem maddesi haline geldi.

Son açıklanan Mayıs 2023 verilerine göre, baz etkisiyle yüzde 39,6 seviyesine gerileyen enflasyonun yakın gelecekte nasıl şekilleneceği, faiz politikası ile doğru orantılı olacak.

Merkez Bankası bağımsız olabilecek mi?

15 Haziran tarihinde Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) Aralık 2022’den beri ilk kez, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan toplantıya Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan da katıldı.

Toplantıdan ‘yapısal reform’ ve ‘kaynak tahsisi değişikliği’ vurgusu çıkarken, seçim dönemi vaatlerinin de ‘kademeli’ şekilde hayata geçirileceği belirtildi. Ancak ertesi gün Cevdet Yılmaz’ın katıldığı bir TV programında, Merkez Bankası kararlarına ilişkin olarak yaptığı ‘hükümetin çizdiği çerçeve doğrultusunda olmalı’ açıklaması, yeni dönemde de TCMB politikalarının ve hareket alanının Saray tarafından belirleneceği görüşünü güçlendirdi.

“Yaklaşımım değişmedi ama kabullendik”

Faiz politikasında yeni döneme ilişkin olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın vereceği mesajlar dikkatle takip ediyor. Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan ziyareti sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Erdoğan, faiz konusundaki temel yaklaşımında bir değişiklik olmadığını açıklamıştı.

Buna karşın ekonominin başında geçen Mehmet Şimşek ve Merkez Bankası’nın bundan sonra atacakları adımları ‘kabullendiklerini’ dile getiren Erdoğan, “Hayırlı olsun dedik ve bu şekilde de enflasyonu tek haneye düşürmekteki kararlılığımızı da bildirdik” demişti.

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’ın haberine gör; Merkez Bankası’nın yeni başkan Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk faiz toplantısından ne tür mesajlar vereceği merak edilirken, faiz kararı alan PPK’nin 7 üyesinden yalnızca birinin değiştiğine işaret edilerek, bugüne kadar sürdürülen faiz indirimi politikasına geri dönüşte nasıl bir öz eleştiri verileceği de tartışılan konular arasında.

Faiz artışı ne kadar olacak?

Yeni yönetim sonrasında TCMB’den herhangi bir sözlü yönlendirme yapılmadığı için bu soruya verilen yanıtlar değişiyor. Ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor.

Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir. TCMB’nin son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

“Bankalar kredi vermiyor”

İş dünyasında da faiz kararı büyük bir merakla bekleniyor. Ancak bir yandan ortodoks politikalara geri dönüş ve enflasyonla mücadelenin yeniden temel politika olacağı beklentisi ile yeni ekonomi yönetimine destek veren iş dünyası temsilcileri, diğer yandan faiz artışı ile birlikte zaten zayıf olan kredi imkanlarının daha da kötüleşeceği endişesi taşıyor.

Faiz kararı öncesinde yazılı bir açıklama yapan Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, bankaların faiz artırımı beklentisi ile kredi taleplerini geri çevirdiğinden şikayet etti.

Gürsel Baran, açıklamasında şu görüşleri dile getirdi: “Kaynak ihtiyacı için bankalara başvuran üyelerimiz olumlu sonuç alamıyor. Özel bankalar, Merkez Bankası’nın faiz artıracağı öngörüsüyle kredi musluklarını kapatarak bekleme sürecine geçti. Reel sektörün kaybedecek zamanı yok.”

Yabancı yatırımcıların da gözü 22 Haziran’da Merkez Bankası’ndan çıkacak faiz kararında. Uluslararası finans kuruluşları art arda yaptıkları değerlendirmelerde faizin yüzde 20 ila 25 arasına çıkarılacağı öngörüsünde bulundu.

ABD’li yatırım bankası Morgan Stanley, Erkan başkanlığındaki TCMB’nin politika faizini Haziran’da yüzde 20, Ağustos’ta ise yüzde 25’e yükselteceği tahminini paylaşırken, JP Morgan ise haziran toplantısında faizin yüzde 25’e çıkarılacağı öngörüsünde bulundu.

Ancak pek çok uzmana göre, faiz kararı ile birlikte PPK’den çıkacak mesajlar ve sözlü yönlendirmeler ile önümüzdeki süreçte Erdoğan’ın Merkez Bankası üzerindeki baskısının nasıl şekilleneceği, Türkiye’ye yönelebilecek sıcak paranın miktarında ve enflasyonun seyrinde belirleyici olacak.

Paylaşın

Bazı Bankalardan İhtiyaç Kredilerine 50 Bin TL Sınırı

Merkez Bankası’nın yeni başkan Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk faiz toplantısından ne tür mesajlar vereceği merak edilirken, bazı bankaların ihtiyaç kredisine perşembe gününe kadar 50 bin lira sınırı getirdiği konuşuluyor.

Ayrıca, memur için taksit sayısı 36 aya kadar çıkarken memur olmayanlar için 12 ay sınırı da var. Bankacılar bugün ve yarın için 50 bin sınırının daha da aşağıya çekilebileceğine işaret ediyor.

Cumhuriyet’ten Mustafa Çakır’ın haberine göre, halen yüzde 8.5 olarak uygulanan politika faiziyle ilgili tahminler yüzde 15-40 olarak ortaya çıkarken özellikle bankalar bekleme sürecine girdi. Bazı bankaların ihtiyaç kredisine perşembe gününe kadar 50 bin lira sınırı getirdiği konuşuluyor.

Memur için taksit sayısı 36 aya kadar çıkarken memur olmayanlar için 12 ay sınırı da var. Bankacılar bugün ve yarın için 50 bin sınırının daha da aşağıya çekilebileceğine işaret ediyor.

Perşembe günü verilecek faiz kararına göre kredi faizlerinin de yeniden şekillenceğini belirtiliyor. Politika faizinin artması ile birlikte kredi faizleri de yükselecek.

Yeni kabinede Hazine ve Maliye Bakanı olarak Mehmet Şimşek atanmış; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Şimşek’in atacağı adımları kabullendiğini söylemişti.

Erdoğan faiz ile ilgili görüşlerinin devam ettiğini, ancak Şimşek’in “atacağı adımları rahatlıkla Merkez Bankası’yla beraber atmasını kabullendiğini” belirtmişti.

Bu yüzden yabancı kurumlar ve ekonomistler faizlerin yükselmesini beklese de faizin ne kadar artacağı konusunda görüş ayrılıkları var.

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley, politika faizinin 11,5 puan artarak yüzde 20’ye çıkmasını bekliyor. ABD merkezli Goldman Sachs bankası ise Merkez Bankası’nın faizi yüzde 40’a çıkarmasını bekliyor.

Bank of America ise Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 25’e yükseltmesini bekliyor. Deutsche Bank, faizin yüzde 20’ye çıkarılmasını beklediklerini ancak TCMB’nin iletişim dili gibi etmenlerin de önemli olduğunu belirtiyor.

Peki ne kadar faiz artışı olacak?

Yeni yönetim sonrasında TCMB’den herhangi bir sözlü yönlendirme yapılmadığı için bu soruya verilen yanıtlar değişiyor.

Ortalama olarak faizin yüzde 8,5’ten yüzde 20 hatta yüzde 25 seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Sonraki aylarda da ihtiyaca göre faizin yüzde 30 seviyesine kadar çıkarılabileceği belirtiliyor.

Ancak bir başka bakış açısında göre de TCMB çok daha sert bir faiz artışıyla 22 Haziran’da politika faizini bir anda yüzde 30’lar seviyesine, ardından da yüzde 40’a kadar getirebilir.

TCMB’nin son yayınladığı Piyasa Katılımcıları Anketi’ne göre ise PPK’nin 22 Haziran’daki toplantısından politika faizinde 900 baz puanlık artış kararı çıkacağı tahmin edildi.

Paylaşın

İYİ Parti’de 81 İl Başkanından Kongre Öncesi Meral Akşener’e Destek

İYİ Parti’nin 81 il başkanından Meral Akşener’e destek açıklaması geldi. Açıklamada, “İçinde bulunduğumuz tarihsel süreci de göz önüne alarak, ülkemizde yaşanan kutuplaşmayı sonlandıracağına, partimizi iktidara taşıyacağına inandığımız Sayın Genel Başkanımıza kurultayda desteğimiz tamdır” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Yapılacak olan kongrede Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 vilayetinin başkanları olarak, kurucu liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i; amasız, fakatsız, lakinsiz Genel Başkan adayı olarak öneriyor, partimize gönül vermiş milyonlarca yol arkadaşımız ve Yüce Türk milleti önünde beyan etmeyi bir görev addediyoruz. Kurultayımızın partimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.” denildi.

İYİ Parti’nin 81 il başkanı, hafta sonu gerçekleştirilecek 3’üncü olağan büyük kongre öncesi Genel Başkan Meral Akşener’in yanında olduklarını açıkladıkları bir deklarasyon yayımladı. Deklarasyonunda şu ifadeler kullanıldı:

“İYİ Parti; Türkiye’yi yeniden inşa etme ülküsüyle yola çıkmış binlerce vatanseverin bir araya gelerek hayat verdiği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde kendini yetiştirmiş cesur bir Türk kadını olan Meral Akşener’i kurucu lideri ve Genel Başkanı olarak benimsemiş ve 25 Ekim 2017 tarihinde kurumsal kimliğini oluşturmuş siyasi bir partidir.

Kuruluşundan bugüne değin, yüce Türk Milletinin umudu olan İYİ Parti’nin lideri, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener, parti içi demokrasi anlayışının en güzel örneği olarak, genel seçim sonrası, 24 Haziran 2023 tarihinde 3. Olağan Kongresini yapmaya karar vermiştir.

“Vermiş olduğu mücadelede, ardında ve yanındayız”

Kurultaydan, partimizin, birlik, beraberlik ve milletin umudu olma yolunda daha da güçlenerek çıkacağına, aynı azim ve cesaretle mücadeleye devam edeceğine olan inancımız tamdır. Bu inançla; Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’in, demokrasi, hukuk, temel insan hakları, vatanın bölünmez bütünlüğü ve Cumhuriyetimizin temel değerleri için vermiş olduğu mücadelede, ardında ve yanındayız.

İçinde bulunduğumuz tarihsel süreci de göz önüne alarak, ülkemizde yaşanan kutuplaşmayı sonlandıracağına, partimizi iktidara taşıyacağına inandığımız Sayın Genel Başkanımıza kurultayda desteğimiz tamdır.

Yapılacak olan kongrede Türkiye Cumhuriyeti’nin 81 vilayetinin başkanları olarak, kurucu liderimiz, Genel Başkanımız Sayın Meral Akşener’i; amasız, fakatsız, lakinsiz Genel Başkan adayı olarak öneriyor, partimize gönül vermiş milyonlarca yol arkadaşımız ve Yüce Türk milleti önünde beyan etmeyi bir görev addediyoruz. Kurultayımızın partimize ve milletimize hayırlı olmasını diliyoruz.”

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten AYM’nin HDP Kararına Tepki

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Anayasa Mahkemesi’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, HDP’ye ödenen hazine yardımına bloke konulması talebini kabul etmemesi kararına ilişkin “Anayasa Mahkemesinin kararı, zaaf oluşturabilecek bir karardır” dedi.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin ise, “PKK’lı teröristlerin yapmış olduğu eylemler kabul edilemez. Teröre karşı yasa çıkarılması yeterli değil, uygulanması da lazım. Birtakım Amerikan senatörlerinin kaprisleriyle, Türkiye’nin milli güvenliğine dair adımlar hakkında karar vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü Çelik, toplantının ardından gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik’in açıklamalarından satır başları şu şekilde:

“Şehirlerimizi afetlere hazırlıklı hale getirmek için çalışmalarımız devam ediyor. Siyasi irade bu çalışmaları yürütmekte. Milyonlarca binada incelemelerde bulunuldu. Hasarın giderilmesi amacı ile 680 bin konut inşa edilecek. Konutları teslim etmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. 131 bin konutun ihalesi yapıldı. Köy evleri olarak 168 bin180 konut yapılması ön görüldü. 4 milyon kişiye Yemek hizmeti sürdürülmekte. 9 bin 105 iş yerinin yapılması tamamlandı.

Vatandaşlarımıza küresel ekonomik sorunlar, pandemi, Rusya Ukrayna savaşı nedeniyle ülkemizin de bu tablodan etkilendiğini ifade ettik. Cumhurbaşkanımızın dirayetli siyaseti ile bunu biz çözeceğiz. Kiralarla ilgili iletilen bütün problemleri yakından takip ediyoruz.

Bütün paydaşlarla birlikte enflasyonun tek haneye inmesi için yine hükümetimiz Türkiye Yüzyılı’nı kucaklayacak politikaları hayata geçirecek. Seçimden önce söylediğimiz gibi, bundan sonra da bu sorunları biz çözeriz dedik. Enflasyonun tek haneye indiğini göreceğiz.

Haziran’da Astana’da bir toplantı yapılacak. Türkiye, Rusya, İran, Suriye Dışişleri Bakan Yardımcıları katılacak. Biz siyasi süreci desteklemeye devam ediyoruz. 10 Mayıs’ta bir yol haritası hazırlanmıştı. Türkiye ile Suriye arasındaki normalleşme güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Türkiye ile Mısır arasında yürüyen normalleşme önemlidir. Son derece güçlü bir vizyonla yürümektedir. İnşallah yakın dönemde devlet başkanlarımızın bir araya gelmesiyle bu süreç bölge barışı, enerji güvenliği açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır.

(Asgari ücret) Komisyonun toplantısına saygı göstermemiz gerekiyor. O tarihte karar çıkıp cumhurbaşkanımızın önüne geldikten sonra açıklanacaktır.

“CHP kurultaylar partisidir”

CHP kurultaylar partisidir. Genel başkan değişsin diyenlerin kendilerini de bu değişime katmaları gerekir. İsimler üzerinden tartışıyorlar. Bu bir siyaset yapma biçimi ile ilgili bir meseledir. Burada siyaset tarzının değişimi ile ilgili tartışılmalı. Orada genel başkan değişsin diyenlerin ortaya koyduğu siyasi bir tutum da yok. O kalmış bu gitmiş bizim için fark etmez.

Dünyadaki AYM kararlarında hukuk devletinin korunması için en güçlü tedbirler teröre karşı alınır. Terör, paylaştığımız bütün insani değerlerin düşmanıdır. Burada AYM bu kararları alıyor ama, AYM, meşru mekanizmalar içinde elde ettiği hakları istismar ederek, teröre dönük olarak bir dayanak oluşturmaya çalışan, terör propagandasına dönük bu olarak kaynakları harcayan tutumlar karşısında herhangi bir değerlendirme yapmıyor. Siyaset üzerinde 2 tür vesayet çıktı. Biri askeri vesayetti bugün de siyasetin belli bölümü terör örgütü vesayet altında tutmakta. AYM bu kararı ile teröre karşı alınacak tedbirler açısından zaaf oluşturacak karar almıştır.

(Abdullatif Şener) Garip bir şekilde bir eski CHP milletvekili CHP Genel Başkanı’na oy vermemiş. CHP’nin siyasi denklem kurma kabiliyetsizliği ile ilgilidir. Bu CHP yönetimini ilgilendiren bir konu.

(Genel af) Şimdiye kadar MYK’da böyle bir konu hiç tartışılmadı veya gündeme gelmedi.

Paylaşın

AYM’den Yargıtay’ın HDP Talebine İkinci Kez Ret

Yargıtay Başsavcılığı’nın Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) hazine yardımına bloke konulması talebini görüşen Anayasa Mahkemesi (AYM), ‘bu aşamada karar verilmesine gerek olmadığına’ hükmetti. Karar oybirliğiyle alındı.

Haber Merkezi / Yargıtay Başsavcılığı, 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine katılmayan partiye Hazine’den ödenen 400 milyon 228 bin liralık yardıma tedbiren bloke konulmasını talep etmişti.

Anayasa Mahkemesi (AYM),, verdiği kararı gerekçesini de açıkladı. AYM açıklamasında, söz konusu talebin, partiye yönelik kapatma davasıyla ilgisinin bulunmadığına ve siyasi partilerin mali denetimi kapsamında yapıldığına işaret edilerek, “Anayasa ve Siyasi Partiler Kanununda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bu konuda görev ve yetki veren bir düzenlemenin bulunmadığı; siyasi partilerin mali denetimine ilişkin husus ve esasların yer aldığı kanuni düzenlemelere göre ilgili yıl mali denetim süreci başlamadığından bu aşamada iddiaların Anayasa Mahkemesince incelenebilmesinin mümkün olmadığı” kaydedildi.

AYM açıklamasında, Anayasa Mahkemesince yapılacak siyasi partilerin mali denetimi öncesinde partilerin belli bir gelirinin hukuka uygunluğu hususunda ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklara ilişkin olarak ilgili idarelerce genel hükümlere göre işlem yapılabilmesine engel bulunmadığı ve bu işlemlere karşı yargı yollarının açık olduğu da belirtildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, HDP’nin kapatılması istemiyle hazırladığı iddianamenin 21 Haziran 2021’de kabul edilmesiyle süreç başladı. Ancak AYM henüz dosyayı esastan görüşmedi.

Süreç ilerlerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin HDP’nin hazine yardımı ödenen hesaplarına birden fazla kez bloke konulmasını talep etti. AYM, ilk olarak Şahin’in talebiyle HDP’nin hazine yardım hesabına geçici olarak bloke koydu ancak HDP’nin itirazı sonrası blokeyi kaldırdı. Daha sonra Şahin, hesaplara bir kez daha bloke konulmasını istedi.

HDP’nin kapatılması talepli davada da sona yaklaşıldı. AYM raportörünün, davanın esasına ilişkin raporunu hazırlamasının ardından Yüksek Mahkeme, kapatma talebini nihai olarak karara bağlayacak.

Paylaşın

NATO’dan Dikkat Çeken Rusya Açıklaması: Dikte Ettiği Barışı Kabul Etmeyiz

NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Jens Stoltenberg, açıklamasının devamında, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” ifadelerini kullandı.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, NATO tarihinin en büyük hava tatbikatı olan Air Defender 23’e katılmak üzere geldiği Almanya’da Başbakan Olaf Scholz ile görüştü.

VOA Türkçe’den Cem Dalaman’ın aktardığına göre, Berlin’de Başbakanlık Binası’nda gerçekleşen toplantı sonrasında, Scholz’le basını bilgilendiren Stoltenberg, öncelikli olarak 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Zirvesi’ni ele aldıklarını aktardı.

NATO zirvesinin Ukrayna’nın ittifaka katılması için resmi bir davetle sonuçlanmayacağı şeklinde çıkan haberleri doğrulayan Stoltenberg, “Vilnius Zirvesi’nde ve zirve hazırlıklarında Ukrayna’ya resmi bir davette bulunmayı planlamıyoruz” dedi, ancak NATO liderlerinin Ukrayna’yı örgüte nasıl yaklaştırabileceklerini konuşacaklarını sözlerine ekledi.

Zirveye Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin katılacağını kaydeden Stoltenberg, savaşın sona ermesi karşılığında “Ukrayna’da dondurulmuş bir çatışmanın kabul edilmemesi” konusunda uyardı.

NATO Genel Sekreteri, “Hepimiz bu savaşın sona ermesini istiyoruz, ancak adil bir barış çatışmanın dondurulması ve Rusya tarafından dikte edilen bir anlaşmanın kabul edilmesi anlamına gelemez” dedi.

Stoltenberg, Ukrayna’nın başlattığı karşı operasyonun başarılı olmasını umduğunu söyleyerek, “Ne kadar çok toprak Ukrayna toprağını özgürleşebilirse, Ukraynalılar müzakere masasında o kadar daha güçlü olacaktır” dedi.

Almanya Başbakanı Scholz da, ülkesinin Ukrayna’daki savaşın bir süre daha devam edebileceği ihtimaline hazırlıklı olduğunu söyledi. “Buna hazırlanıyoruz ve politikalarımızı buna göre ayarlıyoruz” diyen Scholz, Almanya’nın Ukrayna’yı gerektiği sürece desteklemeye devam edeceğini sözlerine ekledi.

Vilnius’ta Stoltenberg’in görev süresinin Temmuz 2024’te Washington’da yapılacak NATO yıldönümü zirvesine kadar uzatılmasına karar verilmesi bekleniyor. Alman hükümeti şimdiden 64 yaşındaki Norveçlinin görevde kalması yönünde görüş bildirdi.

Stoltenberg’in, yarın Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile Air Defender 23 tatbikatına katılmak üzere Almanya’nın kuzeyindeki Jagel Hava Üssü’ne gideceği ifade edildi. Stoltenberg’e Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius eşlik edecek.

Alman Hava Kuvvetleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen ve 23 Haziran tarihine kadar sürecek tatbikat, 250 uçak ve 10 binden fazla personel tarafından gerçekleştiriliyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı 151’inci Filo Komutanlığına ait 3 adet F-16 savaş uçağı da tatbikatta yer alıyor.

Çin Başbakanı Li Qiang’dan Berlin’e ziyaret

Berlin’i bugün ziyaret eden bir diğer isim ise Çin Başbakanı Li Qiang. “Çin’in 2 numaralı ismi” olarak bilinen Li Qiang’ın gerçekleştirdiği ilk yurtdışı seyahatine Çin hükümetinden 8 bakan da eşlik ediyor.

Li Qiang’ın akşam saatlerinde Başbakan Olaf Scholz’le ikili bir görüşme yapması ve akşam yemeğinde buluşması planlanıyor.

Yarın ise Li ve Scholz’un katılımıyla Çin-Almanya hükümetler arası istişare mekanizmasının 7’nci toplantısında iki tarafın bakanları bir araya gelecek. Li’nin, daha sonra Münih’te Alman şirketlerinin üst düzey yöneticileriyle bir araya gelmesi de planlanıyor.

Scholz’le bir araya gelmeden Berlin’de yazılı bir açıklama yapan Li, Alman hükümetini Çin-Alman dostluğunu güçlendirmeye çağırdı. Li, “Günümüz dünyasının bir değişim içinde. Farklılıklara rağmen, Alman hükümeti Çin ile ortak bir zemin aramalı ve temasları yoğunlaştırmalı” dedi.

Ziyaretinin ilk saatlerinde Bellevue Sarayı’nda Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier tarafından kabul edilen Li, Çin’in karşılıklı saygı ruhu ışığında iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirmesine hazır olduğunu vurguladı.

Stratejik ortaklığın her iki ülkenin de yararına olduğunun altını çizen Li, Almanya’dan da bu alanda olumlu sinyaller beklediklerini söyledi.

Başbakan Scholz’e yakın kaynaklar, Alman tarafının görüşmelerde Tayvan konusu, insan hakları ve Pekin’in Rusya-Ukrayna savaşında Moskova’ya yakın durması gibi konuları dile getireceğini duyurdu.

Ancak aynı zamanda Scholz’un ticari dengeleri göz önünde bulundurarak Çin ile ekonomik iş birliğine devam etmesi dikkati çekiyor. Bu bağlamda Scholz, Çin politikasında AB’den ayrı tek başına hareket etmekle eleştiriliyor.

Almanya ve Çin arasında ilişkilerde ticaret büyük pay sahibi. Çin, Almanya’nın dünyadaki en önemli ticaret ortağı konumunda. Almanya’nın toplam ithalatının yüzde 12,8’i Çin’den geliyor. İhracatta ise Çin, Almanya’nın ihracatında dördüncü sırada yer alıyor.

Uzmanlar gelirlerinin yüzde 30’dan fazlasını Çin üzerinden elde eden Alman otomotiv devleri Volkswagen, Mercedes ve BMW’in yanısıra, çok sayıda orak ölçekli Alman şirketinin, özellikle nadir toprak elementleri veya magnezyum gibi kritik ham maddeler söz konusu olduğunda Çin’e bağımlı duruma geldiğini ifade ediyor. Almanya’ya ithal edilen tüm nadir elementlerin yaklaşık yüzde 94’ün Çin’den geliyor.

Çin heyeti, Almanya ziyareti sonrasında 22-23 Haziran tarihlerinde Yeni Küresel Finansman Paktı Zirvesi’ne katılmak amacıyla Paris’e geçecek ve Li Qiang Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile biraraya gelecek.

Paylaşın

DİSK’ten “Asgari Ücret” Tepkisi: Milyonların Meselesidir

Türkiye işçi sınıfının asgari ücrete mahkum edildiğini söyleyen DİSK Genel Başkanı Çerkezoğlu, yapılan ücret artışlarının adaletsiz vergi sistemi ve yüksek enflasyon yoluyla kelepçelendiğini ekledi ve şöyle devam etti:

“17 milyon kişinin gelirlerinin üçte ikisi kiraya ve gıda harcamalarına gidiyor. Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM), Mayıs 2023 dönemine ait verilerine göre açlık sınırı 10 bin 72 lira, yoksulluk sınırı ise 34 bin 838 TL liradır. Türkiye’de ortalama ücretleri bu rakamlarla karşılaştırdığımızda bir kez daha vurgulamak isteriz ki asgari ücret milyonların meselesidir.”

Çerkezoğlu, açıklamasının devamında, “TÜİK’in baskılanmış enflasyon rakamlarına referans vererek sık sık dile getirilen ‘asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik’ söylemleri hakikatten uzaktır. TÜİK hem enflasyona esas madde fiyat listesini mahkeme kararlarına rağmen gizlemeye devam ederek hem de doğalgazdaki devlet desteğini dahi enflasyonu düşük göstermek için kullanarak, inandırıcılığını ve güvenilirliğini tamamen yitirmiştir.” ifadelerini kullandı.

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), asgari ücrete dair tespit, öneri ve taleplerini duyurmak amacıyla genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi.

Toplantıda konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, asgari ücretin hükümet ve işverenler tarafından tek taraflı olarak belirlendiği eleştirisini yöneltti. Çerkezoğlu, Asgari ücret belirlenirken, komisyonun en düşük ücreti değil aslında ortalama ücreti belirlediğini ifade etti.

Arzu Çerkezoğlu, “Türkiye’de milyonlar asgari ücret civarında ve hatta asgari ücretin bile altında ücretlerle çalıştırılıyor. AB ülkelerinde asgari ücret civarında bir ücretle çalışanların oranı ortalama yüzde 4 iken, bu oran Türkiye’de yüzde 50 civarında” dedi ve işçilerin açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiğini söyledi.

İşçilerin yüksek enflasyon karşısında geçim mücadelesi verdiğini dile getiren Çerkezoğlu, gelir adaletsizliğinin tarihte görülmemiş ölçüde arttığı bir süreç yaşandığını anlattı. Çerkezoğlu, “Siyasi iktidarın ve işverenlerin elbirliğiyle asgari ücret belirlemesinin ağır sonuçlarını bugün hep beraber yaşıyoruz.” diye konuştu.

Türkiye işçi sınıfının asgari ücrete mahkum edildiğini söyleyen Çerkezoğlu, yapılan ücret artışlarının adaletsiz vergi sistemi ve yüksek enflasyon yoluyla kelepçelendiğini ekledi ve şöyle devam etti:

“17 milyon kişinin gelirlerinin üçte ikisi kiraya ve gıda harcamalarına gidiyor. Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırmaları Merkezi’nin (BİSAM), Mayıs 2023 dönemine ait verilerine göre açlık sınırı 10 bin 72 lira, yoksulluk sınırı ise 34 bin 838 TL liradır. Türkiye’de ortalama ücretleri bu rakamlarla karşılaştırdığımızda bir kez daha vurgulamak isteriz ki asgari ücret milyonların meselesidir.

TÜİK’in baskılanmış enflasyon rakamlarına referans vererek sık sık dile getirilen ‘asgari ücretliyi enflasyona ezdirmedik’ söylemleri hakikatten uzaktır. TÜİK hem enflasyona esas madde fiyat listesini mahkeme kararlarına rağmen gizlemeye devam ederek hem de doğalgazdaki devlet desteğini dahi enflasyonu düşük göstermek için kullanarak, inandırıcılığını ve güvenilirliğini tamamen yitirmiştir.”

Çerkezoğlu, Türkiye’de sendikalaşmanın baskı altına alınması, toplu pazarlık kapsamının daraltılması ve grevlerin yasaklanması sonucunda özel sektörde asgari ücretle çalışanların oranının hızla yükseldiğinden de bahsetti.

“Asgari ücret tespit sürecinin demokratikleşmesi gerekiyor”

Asgari ücret tespit sürecinin demokratikleşmesi gerektiğini vurgulayan Çerkezoğlu, bu sürece Türk-İş dışındaki diğer işçi konfederasyonlarının da katılması gerektiğini söyledi. Asgari ücret tespitinin Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) enflasyon verileri üzerinden değil, gerçek veriler üzerinden değerlendirilmesini gerektiğini sözlerine ekleyen Çerkezoğlu, şu önerilerde bulundu:

“İşçinin sadece kendisinin değil ailesiyle beraber geçiminin sağlanması gerektiğini söyleyen uluslararası standartlar göz önüne alınmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi, asgari ücret belirlenirken bir evde iki kişinin çalışması halinde o eve yoksulluk sınırının üstünde gelir girmesi güvence altına alınmalıdır. Kamu işçileri ve özel sektör işçileri arasındaki ücret farkları ortadan kaldırılmalıdır. En düşük emekli aylığı da asgari ücret düzeyinde belirlenmelidir.”

Paylaşın

Bakan Koca’dan “Kızamık” Açıklaması: Vakalarda Artış Var, Ölüm Yok

Türkiye genelinde artan kızamık vakalarına ilişkin açıklama yapan Bakan Koca, “Ülkemizde kızamık hastalığı tamamen kontrol altına alınmıştı. Ancak, son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yurtdışından gelen vakalara bağlı olarak kızamık vakalarında bir artış olduğu gerçektir” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Koca, açıklamasında ayrıca, “Kızamığa bağlı bir ölüm söz konusu değildir. Kızamığa bağlı olduğu veya olabileceği iddia edilen ölümün nedeni HIV/AIDS hastalığı kaynaklı multiorgan yetmezliğidir. Hasta 2015 doğumlu, yabancı uyrukludur” ifadelerini kullandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından, son dönemlerde İstanbul, Ankara ve deprem bölgesi başta olmak üzere Türkiye genelinde artan kızamık vakalarına ilişkin açıklama yaptı.

Bakan Koca, kızamık vakalarında artış olduğunu kabul etti ancak kızamığa bağlı ölüm yaşanmadığını söyledi. “Kızamığın yurt dışından gelen vakalar ve aşı reddi nedeniyle arttığını” belirten Koca, aşılama ve filyasyon çalışmalarının başladığını duyurdu:

“Kızamığa bağlı bir ölüm söz konusu değildir. Kızamığa bağlı olduğu veya olabileceği iddia edilen ölümün nedeni HIV/AIDS hastalığı kaynaklı multiorgan yetmezliğidir. Hasta 2015 doğumlu, yabancı uyrukludur.

Ülkemizde kızamık hastalığı tamamen kontrol altına alınmıştı. Ancak, son yıllarda birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de yurtdışından gelen vakalara bağlı olarak kızamık vakalarında bir artış olduğu gerçektir.

COVID-19 Pandemisi döneminde maalesef artış gösteren aşı reddi kampanyalarına rağmen, sağlık çalışanlarımızın çabaları sonucunda çocuklarımızın KKK-I aşı kapsayıcılığının ülke genelinde yüzde 95’in üzerinde tutulması sağlanmıştır. Aşılarının, aşı reddi nedeniyle yapılamadığı İzlem/Aşı Durumu Bilgilendirme Onam Formu ile bildirilen çocuk sayısının gittikçe azalması sevindiricidir. Türkiye’de bulunan yabancılar içinse ayrı aşı kapsayıcılığı hesaplanmaktadır. Bu oran KKK aşısı için yüzde 87 ile 92 arasında seyretmektedir.

“Vatandaşlarımızı aşı konusunda titiz davranmaya davet ediyoruz”

Bağışıklama Danışma Kurulumuzun önerisiyle 2019 yılından itibaren çocuklarımıza bir yaşından önce başlayarak üç doz kızamık aşısı uygulamaktayız. Bilimsel veriler, kızamık vakalarının görüldüğü dönemlerde aşı takvimine titizlikle uyulmasının yararına işaret etmektedir. Bu vesileyle vatandaşlarımızı çocuklarının sağlığı için aşı konusunda titiz davranmaya davet ediyoruz.

Bağışıklama Danışma Kurulu ve Kızamık Doğrulama Komitesinin aldığı kararlar doğrultusunda, İstanbul’dan başlayarak tüm illerimizde 2023 yılının Ocak ayından itibaren yoğun kontrol stratejileri uygulamaya konmuştur.

Bu kontrol stratejileri çerçevesinde:  Tüm vakaların temaslıları (ev, okul, işyeri ve hastane) tespit edilmekte, temas sonrası profilaksi çalışmaları yürütülmekte ve temaslılar en uzun kuluçka süresi boyunca izlenmektedir.

Vaka görülen yerlerde saha çalışmaları ile aktif vaka aranmakta, tespit edilen eksik aşılı ve aşısız çocuklar saha ekiplerince aşılanmaktadır.

Özellikle toplu halde yaşanan yerlerde (geçici barınma merkezleri, geri gönderme merkezleri, yurtlar vb) güçlendirilmiş sürveyans çalışmaları ile gerekli taramalarla aktif vaka araştırması yapılmakta, aşısız ya da yaşına göre eksik aşılı kişilerin aşılanması sağlanmaktadır.

Sağlık çalışanlarının kızamığa karşı bağışık oldukları kanıtlanamıyorsa aşılanmaları sağlanmaktadır. İl Sağlık Müdürlükleri tarafından belirlenen riskli bölgelerde evlere giderek aşılama çalışmaları yürütülmektedir.

Benzer şekilde asker aşılaması, turizm sektörü çalışanlarının ve havalimanlarında görev yapan personelin aşılaması çalışmaları yürütülmektedir.

Aile hekimlerimiz, kendilerine kayıtlı olan çocukların aşılanma durumlarını gözden geçirerek yaşına göre eksik aşılı olan tüm çocukların ivedilikle aşılanması konusunda uyarılmıştır.

Göçmen sağlığı merkezleri ve yabancı uyruklular polikliniğinden hizmet alan kişiler acilen değerlendirilip, yaşına göre eksik aşılı olan tüm çocukların ivedilikle aşılaması yapılmaktadır.

Bağışıklama Danışma Kurulu’nun bu ay içinde yaptığı son toplantıda mevcut durum değerlendirilmiş, durumun stabil olduğu tespit edilmiş, buna rağmen çalışmaların aynı ciddiyet ile devam etmesi yönünde karar alınmıştır.”

Paylaşın

Çin’den ABD’ye: İş Birliği Ya Da Çatışma Arasında Tercih Yapın

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı olan Blinken, Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından ülkenin en kıdemli diplomatı olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkezi Dış İlişkiler Komisyonu Ofisi Direktörü Vang Yi ile de bir araya geldi.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanlığından bir yetkili, Blinken ve Vang’ın Diaoyutai Devlet Konuk Evi’nde beraberindeki heyetlerle birlikte gerçekleştirdiği görüşmenin yaklaşık üç saat sürdüğünü söyledi.

Çin’in devlet televizyonu CCTV, Komünist Parti’deki konumu Çin Dışişleri Bakanı’ndan yukarıda olan Vang’ın görüşmede Blinken’a “Diyalog veya karşı karşıya gelme ve iş birliği ya da çatışma arasında bir tercih yapmak gerekiyor” dediğini aktardı.

Vang, Çin’in Tayvan konusunda ise “uzlaşacak ya da ödün verecek yeri kalmadığını” belirtti. Vang, “ABD daha önce üç ayrı ABD-Çin ortak bildirisinde de teyit edilen Tek Çin ilkesine gerçek anlamda bağlı kalmalı, Çin’in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermeli ve ‘Tayvan’ın bağımsızlığına’ açıkça karşı çıkmalıdır” dedi.

Dünyanın en büyük iki ekonomisine sahip olan ABD ile Çin arasındaki ilişkiler son yıllarda ticaretten teknolojiye, Tayvan’dan insan haklarına kadar birçok konuda yaşanan sorunlar nedeniyle ciddi anlamda gerildi.

Blinken’ın yeni haftanın ilk gününde Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le de görüşmesi bekleniyor. ABD Başkanı Joe Biden da Cumartesi günü gelecek aylarda Çin Devlet Başkanı Şi Jinping’le görüşmeyi umduğunu kaydetmişti.

Blinken Çin ziyaretinin hemen öncesinde “Çin’le olan rekabetimizin çatışmaya dönüşmemesi iletişimle başlar” ifadelerini kullanmıştı.

İki ülke ilişkileri son dönemde oldukça gerilmiş durumda. Güney Çin Denizi bölgesinde bir Çin savaş uçağının Amerikan istihbarat uçağının yanında tehlikeli bir manevra yapması, ardından Tayvan Körfezi’nde Çin savaş gemisinin Amerikan savaş gemisinin çok yakınından geçmesi gerilimi daha da artırmıştı.

Savunma Bakanı Llyod Austin’in Singapur’daki bir etkinlikte Çin Savunma Bakanı ile görüşme isteği Pekin tarafından reddedilmişti.

Şubat ayında balon düşürülmüştü

İki ülkenin de nihai hedefi ikili ilişkilerin normalleşmesi. Antony Blinken’ın beş ay önce yapılması planlanan ziyareti casus balonu krizi nedeniyle ertelenmişti.

ABD, Şubat ayında ülkedeki önemli askeri sahalar üzerinde casusluk yaptığını söylediği Çin’e ait dev balonu bir savaş uçağının attığı füzeyle vurmuştu.

Amerikan toprakları üzerinde uçan balonun fark edilmesinin ardından bir diplomatik kriz yaşanmıştı. Çin, balonun, “bilimsel ve meteorolojik” amaçla uçurulan bir araç olduğunu ve Amerikan hava sahasına girmiş olmasının “üzüntü yarattığını” açıklamıştı.

İki ülke arasındaki bir diğer gerilim hattı da Tayvan

Çin, ülke toprağı olarak gördüğü Tavyan yakınında kısa süre önce bir askeri tatbikat yaptı. ABD ise Tayvan hükümeti ile yakın bir ilişki sürdürme kararlılığını sürekli vurguluyor.

İki ülke arasında diğer tartışmalı konular arasında, ileri teknoloji ürünleri ticaretİ hakkında anlaşmazlıklar, fentanil isimli uyuşturucu nitelikli ilacın Çin’deki üretimi de yer alıyor.

ABD heyetinin Çin’deki insan hakları konularını da masaya getireceği aktarılmıştı. Çin Dışişleri Bakanı Çin Gang, dünkü görüşmede Blinken’e Tayvan’ın Pekin ile Washington arasındaki ilişkiler için “en büyük tehlike” oluşturduğunu söylemişti.

Çin devlet medyası Çin Gang’ın, bu görüşmede Blinken’e “Tayvan’ın sorununun, Çin’in çıkarlarının ağır bastığı en temel mesele, Çin-ABD ilişkilerindeki en önemli konu ve en önemli tehlike olduğunu” aktarmıştı.

Blinken, mevkidaşıyla görüşmede iki ülke arasında gerilimi düşürmek için iletişim hatlarını açık tutmanın önemini vurgulamıştı.

Paylaşın