Beşiktaş Başkanı Çebi’den Galatasaray’a Dikkat Çeken Gönderme

TFF Olağan Seçimli Genel Kurulu sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, “Yine bir oyuncu kuralı getirilmiş. Mavi kartı olan oyuncu, yerli statüsünde oynayabilecekmiş. Bu kural bir tek kulübe yarıyor. Bir şey herkese yaramıyorsa bunu yapamazsınız. Bu taraf olmak, birine destek olmak anlamına gelir. Beyaz sayfa diyoruz. Dakika bir karşımıza lekeli sayfa çıkıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ben federasyon başkanlığına aday olmadım. Hiçbir zaman aday olmak istemedim. Başka adayların olması ve benimsememiz halinde destek olabileceğimizi ifade ettik. Sanki ben 3-5 aydır federasyon başkanlığına hazırlanıyormuşum gibi hava oluşmuş, bunun için itiş kakış olmuş. Böyle bir şey yok. Beşiktaş dururken benim federasyonla işim olmaz. Aday olmam istendi ama aday olmadım. Başka aday çıksaydı onu desteklemeyi tercih ederdik. TFF başkanı beyaz sayfa açmak istiyorsa o sayfayı kirleten biz olmayacağız.”

Beşiktaş Başkanı Ahmet Nur Çebi, Ankara’da düzenlenen Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nda delegelere hitaben bir konuşma yaptı. Ahmet Nur Çebi’nin konuşması şöyle:

“Huzursuz bir süreç yaşanmıştır. Kısa da olsa bu süreci paylaşmak istiyorum. Temennilerimi de yeni başkanımıza ve yeni yönetime arz etmek istiyorum.

Geçen sezon Beşiktaş’ın uğradığı sıkıntıları sizlerle paylaşma ihtiyacımız var. Bunlardan bir tanesi, Alanyaspor maçında Yasin Kol hakemimiz skandal denebilecek kararlara imza attı. Bunlar görmezden gelindi. İki hafta sonra yeniden görev verildi.

Ankaragücü maçında futbolcumuz Josef de Souza bir holigana müdahale etti. Takım arkadaşlarını ve hakemi korudu. Tam bu nedenle ceza kesildi. Bu haksızlığı ortadan kaldırmak hiç kimsenin aklına gelmedi ve gereği yapılmadı.

Demir Grup Sivasspor – Galatasaray maçında ofsayt pozisyonunun VAR kayıtları açıklanırken futbolcumuz Nkoudou ve Beşiktaş konuya neden dahil edildi? Bir daha da VAR kayıtlarını açıklama cesareti gösterilemedi.

Deprem felaketi sonucu ligden çekilen takımlar konusunda Kulübümüzün isteği ve UEFA’nın tavsiye kararı olan yaklaşıma “Akıllara zarar” ve “Mantık dışı” dediniz. 9 Şubat günü Kulüpler Birliği Başkanı Ali Koç ile birlikte sayın başkanımız basının karşısın çıkıp “İki metot var, bunlardan birini” seçeceğiz diye neden konuştu? Bugün akıllara zarar UEFA tavsiye kararı o gün seçeneklerden biri olarak neden basına sunuldu? Kulüpler Birliği’nde bu konuyla ilgili yapılacak olan çalışma, talepler ve görüşler sorulurken birçok kulübe telefonla aranarak baskı yapıldı.

TFF Başkanı ayrıca “Öyle bir karar alsaydık bile sonunda şampiyon başka bir takım olurdu” dedi. Bu da maalesef talihsiz bir açıklamaydı. “Eğer aradaki puan farkı 5 olsaydı nasıl bir açıklama yapardınız?” diye benim kamuoyu önünde yaptığım açıklamaya bir cevap henüz gelmedi.

Beşiktaş Jimnastik Kulübü deplasmanda rakiplerinden iki maç daha fazla oynamış. Neden bu hiç önemsenmedi? Bunun için yaptığımız teklifler neden değerlendirilmedi?

Ayrıca benim ve Kulübümüzün yöneticilerinin yaptığı hakaret içermeyen açıklamalara sürekli ceza kesildi. Neden bu yola tenezzül edildi, bunu bilemiyorum. Bir cezam tahkimde kaldırıldı, aynı ceza ile ilgili iki ve üçüncü tahkimlerde aynı kararlar onandı. Eşit olmayan, birbiri içerisinde, uyum içerisinde olmayan, tahkimin verdiği kararlar söz konusuydu. Şimdi bir baktım, birincisinde bir başka takım var, onun yöneticileriyle hep beraber affediliyoruz. İkincisinde tek başınayım ve üçüncüsünde ceza almaya devam ediyoruz.

Sayın başkanımız, biz depremle ilgili maç yaparken yanımızda olmadınız. Ama şampiyon takımla ilgili orada bir saatten fazla vakit harcadınız. Helali hoş olsun ama biz de sizi beklerdik.

2028-2032 adaylık başvurusu UEFA’ya teslim edilirken dünyanın en güzel stadyumu olan Beşiktaş’ın stadı dosyada yer almadı.

Örneğin futbolcu Icardi’nin “Bir utanç, bir skandal, yılın soygunu” sözleri hakaret kabul edilmedi ama Beşiktaşımızın, benim ve yöneticilerimin ağızlarından çıkan her kelime hakaret kabul edilerek cezalar yağdırıldı.

Teknik Direktör Jesus’un “Bu ligin sportif gerçekliği yok, maçlar sahada kazanılmıyor” sözleri para cezasıyla geçiştirildi. Ama benim yaptığım her türlü konuşmaya sürekli olarak ceza kesildi.

Özellikle söylemek istediğim şu: Bütün sezon boyunca her takım, hakemlerle ilgili serzenişte bulundu, şikayette bulundu, kabaca söyleyeyim herkes ağladı. Fakat sonuç itibarıyla hakemlerle ilgili bir değişiklik söz konusuydu. Birçoğu gitti, yenileri geldi. Ama bu tekrar tekrar yeniden sıfırlandı ve geri getirildi hakemler. O gün itiraz eden yöneticilerimizin, başkanlarımızın hiçbir şekilde ağızlarını açmamaları da manidardır.

Özellikle şunu belirtmek istiyorum. Az evvel sayın başkanımızın burada ifade ettiği prensiplerden bir tanesi, adalet ve eşitlik maalesef Beşiktaş için geçerli olmamıştır. Bu da bizde güvensizlik yaratmıştır. Beşiktaş Jimnastik Kulübü umursanmayacak bir kulüp değildir sayın başkanım. Ama biz bunun kızgınlıkla söylendiğini kabul ettik. Ama bununla ilgili bundan sonra söylemek istediğim şu: Beşiktaş Jimnastik Kulübü kendisine yapılacak olan haksızlıklara karşı sessiz kalmamaya devam edecektir. Temenni ediyorum ki yeni bir yönetim geliyor. Allah yardımcınız olsun kolay bir iş değil, bunu içtenlikle söylüyorum. Çalıştığınızı ve emek verdiğinizi her yerde söylüyorum. Ancak Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün uğradığı haksızlıklar devam ettiği takdirde maalesef istemeyerek de olsa biz bunlara tavır koymak zorundayız.

Ne ilginçtir ki kamuoyunda söylemler var… Federasyon ile uğraşmayın, federasyonla uğraşırsanız hakemler sizi doğrar. Ben Türk hakemlerinin bu kadar kötüleşebileceklerini ummak bile istemiyorum. Yeni sezon başladığında bunların hepsini beraber yaşayacağız. Umuyorum ki bu tür şeylerle karşılaşmayız.

Özellikle belirtmek istiyorum, sistemde bir hata var. Siz Türk futbolunu yönetmek için buraya talip olabilirsiniz. Genel Kurul Üyelerine sormak istiyorum. Yönetim seçilirken kurullarında burada seçilmesinde fayda yok mu? TFF yönetiminin seçmiş olduğu tahkim ile disiplin kurullarıyla beraber çalışması sizce doğru mu?

Ben buradan bir şey önermek istiyorum sayın başkanım, önünüzde dört yıl var. Allah gerçekten yardımcınız olsun. Bizler Türk futboluna hizmet etmeye devam edeceğiz. Sizler gibi bizler de bu yolda başımızı koyduk. Acaba olabilir mi, makamınıza geçtiğinizde kurullarınızı atamak yerine burada tüm kulüplerin üyelerinin oylarıyla Riva’da sandık koyup, aday olanların listesini asıp, onların ne kadar oy alanlarına bakıp çok oy alanlarına görev vermeyi düşünür müsünüz

Bir kulüp çıkıyor diyor ki; şimdiki MHK başkanı devam ederse bu iş olmaz. Bunlar doğru şeyler değil. Federasyonlar ve yönetimleri, hakemlerin kötü idare ettikleri durum ve ahvallerde çözümü MHK’yi değiştirmeyi, başkanı değiştirmeyi bir formül olarak görmüşlerdir. Rica ediyorum sayın başkanım. MHK Başkanını değiştirerek bir şey çözülmüyor. Ben o gün de söyledim. Hakemlerimizin artık değişmesi lazım. Bu insanların bu kardeşlerimizin geçmişte yönettiği maçlardan dolayı her kulüp ile sorunları var. Birini atadığınız zaman öteki çıkıp “Niye onu oraya atadınız?” diyor. Bu arkadaşlarımız da feragat etsinler. 85 milyonluk bir ülkeyiz. Onların yerine 20 tane 30 tane hakem çıkaramıyor muyuz? Aynı hakemler geliyorlar, aynı hakemler gidiyorlar bizlerde serzeniş bitmiyor. Bütün kulüp başkanları susmadan her maçın sonunda beyanat veriyor. Bunu kökten çözmek, lütfen sayın başkanım bu sizin döneminize nasip olsun. Çözün bunu, dibinden ve kökünden çözün. Ne kadar huzurlu olduğunu ve ne kadar rahat çalıştığınızı o zaman göreceksiniz. Bu bir cesaret işidir. Yapın ve geçin o tarafa. Kurullarınız lütfen size bağlı olmasın, bizler seçelim. Burada futbol ailesine, buradaki samimi havanın daha fazla değiştirmemek adına daha uzun konuşmak istemiyorum. Herkese teşekkür ediyor ve başkan ve yönetimine başarılar diliyorum.”

Ahmet Nur Çebi, daha sonra Ankara’da TFF Olağan Seçimli Genel Kurul Toplantısı’nı takip eden basın mensuplarıyla bir araya geldi. Çebi, basın mensuplarına yaptığı açıklamalarda şunları söyledi:

“Beşiktaş’a yapılan haksızlıkları genel kurulda lugatımızı yumuşatarak ifade etmeye çalıştım. Yeni yönetime ve başkana bir mesaj vermeye çalıştık. Eşitlik ve adalet anlamında eksikler olduğunu, bunların kendi politikalarına güvensizlik oluşturduğunu belirttik. Bu tutumun devam etmesi halinde tavrımızı değiştirmeyeceğimizi anlatmaya çalıştık.

Bakan ve vekillerin önünde anlaşılır ve net bir mesaj verdiğimi düşünüyorum. Federasyonla iyi geçinmezsek hakemler bizi doğrar şeklindeki anlayışa inanmak istemiyorum. Öyle bir şey olursa biz de daha da sertleşiriz. Kimse Beşiktaş’ın önünü kapatacak bir tutum içinde olmamalı.

Bütün kulüp başkanları hakemlerden şikayet etti. Sonuç olarak hakemler gittikten sonra geri geldiklerinde muhalefet etmeyenlerin şimdi konuşmaya hakları olmadığını söylemiştim.

Ligi bitirtmeyiz diyorlardı. Lig bitti. Demek ki lig istediğimiz gibi bitmezse ligi bitirtmeyiz diyorlarmış onu şimdi anladık.

TFF, MHK’yı değiştirerek ayakta kalma formülünden vazgeçsin. Suçlu MHK değil, onları oraya getirenlerdir. Kurullar bağımsız olarak seçilmeliler. TFF başkanından rica ediyorum. Kurullara aday olmak isteyenler çıksınlar biz de oy verelim. Kazananlar futbola hizmet etsin. Bağımlı kişilerle bağımsız federasyon yönetim kurulu düşünülemez. Huzurlu çalışacaksak huzurun parçası olacağız. Tercih huzursuzluk olursa onu da yapmayı beceririz.

Biz diğer kulüplere de haksızlık yapıldığında karşısında dururuz. Geçen sezon ligi bitirtmeyiz diyenler şimdi Lale Orta gitsin diyorlar. Her defasında federasyona bir şey mi yaptırmak zorundasınız. Çıkıp bileğinizin hakkıyla kupa almak bu kadar mı zor? Belki bileğinizin hakkıyla kupa alıyorsunuz ama bu konuşmalar insanların kafasında soru işareti yaratıyor. Buna dikkat etmek lazım.

Federasyon başkanının Beşiktaş kamuoyunda bir algısı var. Bu algı doğru değilse bunu düzeltmesi gereken federasyon başkanıdır. Bu algı doğruysa mücadele etmeye devam edeceğiz. İşin özü bu.

Yine bir oyuncu kuralı getirilmiş. Mavi kartı olan oyuncu, yerli statüsünde oynayabilecekmiş. Bu kural bir tek kulübe yarıyor. Bir şey herkese yaramıyorsa bunu yapamazsınız. Bu taraf olmak, birine destek olmak anlamına gelir. Beyaz sayfa diyoruz. Dakika bir karşımıza lekeli sayfa çıkıyor.

Ben federasyon başkanlığına aday olmadım. Hiçbir zaman aday olmak istemedim. Başka adayların olması ve benimsememiz halinde destek olabileceğimizi ifade ettik. Sanki ben 3-5 aydır federasyon başkanlığına hazırlanıyormuşum gibi hava oluşmuş, bunun için itiş kakış olmuş. Böyle bir şey yok. Beşiktaş dururken benim federasyonla işim olmaz. Aday olmam istendi ama aday olmadım. Başka aday çıksaydı onu desteklemeyi tercih ederdik. TFF başkanı beyaz sayfa açmak istiyorsa o sayfayı kirleten biz olmayacağız.”

Paylaşın

Reuters: Türkiye, Suudi Arabistan Ve BAE’den Yatırım bekliyor

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası ekonomi politikalarında u dönüşü yaşanırken Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’dan savunma ve enerji sektörlerine yatırım beklediğini yazdı.

Reuters’a bilgi veren iki kaynaktan biri “Önümüzdeki süreçte para akışı bekliyoruz, özellikle de Körfez bölgesinden. Türkiye’yle üst düzey bazı temaslar kurdular. Suudi Arabistan ve BAE’den bazı doğrudan yatırımlar gelecek” ifadelerini kullandı.

Ajansa konuşan BlueBay Varlık Yönetimi’nden Tim Ash, “Türkiye’de Körfez ülkelerinin yatırım yapmaya bayılacağı bazı varlıklar var. Fakat bunlar akla uygun yatırımlar olmalı. Bu yüzden Körfez ülkelerinin önce Türkiye’nin ortodoks ekonomi politikalarına dönmesini bekleyeceğini düşünüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün gece Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmişti.

Merkez Bankası 27 ay sonra faiz artırdı

Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), 27 ay sonra faiz artırdı. Hafize Gaye Erkan başkanlığındaki ilk Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizi yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltildi.

PPK toplantısının karar metninde, “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir” ifadeleriyle faiz artışının süreceği sinyali verildi.

Merkez Bankası’nın politika faizini 15’e çıkartılması TL’nin değersizleşmesine yol açtı. Karar öncesi 23,54 seviyesinde işlem gören dolar/TL, karardan sonra 24,18’e kadar yükseldi.

25,91 seyisindeki Euro/TL ise karardan sonra 26,60 seviyesini gördü. 1460 TL seviyesindeki gram altın ise 30 liradan fazla değer kazanarak 1492 TL’ye çıktı.

Merkez Bankası başkanlığına Mart 2021’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Naci Ağbal’ın yerine Şahap Kavcıoğlu atanmıştı. Kavcıoğlu, düşük faiz politikasıyla liradaki değer kaybı karşısında “liralaşma” adı verilen bir stratejiyi takip etmişti.

Türk Lirası son 10 yılda dolar karşısında yüzde 90’a yakın değer kaybetti. Enflasyon ise Kasım 2022’de resmi verilere göre yüzde 85’i geçerek 1998’den bu yana görülen en yüksek seviyeye çıkmıştı.

Merkez Bankası Başkanlığına atanan Hafize Gaye Erkan, 9 Haziran’da görevi Şahap Kavcıoğlu’ndan devralmıştı. Erkan son 4 yıl içinde Merkez Bankası’nın başına getirilen 5. isim oldu.

Merkez Bankası bundan önceki en yüksek politika faizi artışını Mayıs 2018’de 850 baz puanla yapmıştı. Mart 2021’de yüzde 19 seviyesinde olan politika faizi 2021 ve 2022’de dörder kez indirildi, Şubat ayındaki toplantıda yüzde 8,50’ye çekildi.

Paylaşın

“CHP’de Faik Öztrak Ve Engin Özkoç Arasında Gerginlik” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarıların yakalanamadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Faik Öztrak ve Engin Özkoç arasında gerginlik yaşandığı öne sürüldü. Gerginliğin nedeni ise parti örgütü meselesi olduğu ifade edildi.

Gerginlik yaşandığı öne iddia edilen Engin Özkoç ve Faik Öztrak arasındaki ilişkilerin geçmişten günümüze pek iyi olmadığı da belirtildi.

Halk TV’den Seyhan Avşar’ın köşesinde dile getirdiği kulis haberine göre, CHP’de iki ismin kavgası bugünlerde parti içinde gündem oldu.

“Kavganın odağında CHP’li iki önemli isim var. Bir tarafta CHP’nin A Takımındaki Engin Özkoç, diğer tarafta ise statükoyu korumaya çalışan Faik Öztrak. İki ismin arasında yaşanan gerilim bugünlerde herkesin konuştuğu bir konu” diyen Avşar, ikili arasındaki gerilimin son günlerde belirgin bir hal aldığını belirtti.

Avşar şöyle yazdı:

“Olay o kadar büyümüş ki Engin Özkoç ile Faik Öztrak arasında bir tartışma yaşanmış ve Özkoç bu tartışmada sesini yükseltmiş. Özkoç ve Öztrak’ın ilişkisinin pek de iyi olmadığı CHP’yi takip eden tüm gazeteciler tarafından bilinen bir gerçeklik. Ama bu kadar büyük bir gerilime ilk kez tanık olundu.

Kavganın nedeni ise parti örgütü meselesi. Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu ve Engin Özkoç bir araya gelmişti. Kılıçdaroğlu’nun bu görüşmede ‘örgütten sorumlu koodinatörlük’ görevini Özkoç’a verdiği öne sürüldü. Hatta Özkoç bu görevi bir grup milletvekiliyle beraber yürütmeyi planlayarak bazı vekilleri telefon görüştü. Yeni görevine ve yapacakları çalışmalara yönelik bilgilendirme dahi yaptı.

Aldığım bilgilere göre; Özkoç bu görüşmeyi sadece vekillerle değil İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla da paylaşmış. İmamoğlu, Özkoç’un bu göreve gelmesinin önemli bir adım olduğunu ancak sorunları çözmeye yetmeyeceğini aktarmış.

Şimdi gelelim bu görevlendirmenin arka perdesinde yaşananlara…

Özkoç’un yeni görevlendirilmesi birkaç gün önce basına yansıdı. Ancak bu göreve ilişkin Kılıçdaroğlu’nun atama yazısını henüz onaylamadığını öğrendim. Özkoç’un atanmasına ise en büyük karşı çıkışı ise Faik Öztrak gösteriyormuş. Öztrak, örgütten sorumlu ismin CHP Merkez Yönetim Kurulu’ndan (MYK) birisi olması gerektiği konusunda bastıyormuş. Dün telefonla konuştuğum bazı MYK üyeleri de Özkoç isminin bu görev için uygun olmadığını savunarak, Özkoç ismine yönelik itirazlarını Kılıçdaroğlu’na aktardıklarını belirttiler.

İşte ikili arasındaki ayyuka çıkan gerilimin en büyük nedeni bu…

Bu karşı çıkışlara ve arkasından dönen kulislere dayanamayan Özkoç’un, Öztrak’la hesaplaştığı iddia ediliyor.

Bu kavga burada kalır mı bilinmez… Zira yerel seçimlere 9 ay kala kala halkın beklentisine kulak tıkayan bir CHP mi göreceğiz, yoksa tüm tartışmaları bir kenara bırakıp sandığa ve halkın isteklerine odaklanan bir CHP mi? Tüm bunları zaman gösterecek…

Küçük bir not: Bu yazıyı yazdığım saatlerde CHP İl Başkanları toplantısı yapılıyordu. İl başkanlarından Özkoç’a yönelik büyük bir karşı çıkış olmadığı bilgisini aldım. Bu durumun Kılıçdaroğlu’nun kararını etkileyebileceği belirtiliyor.”

Paylaşın

TFF’den Yeni Sezon Öncesi Yabancı Kuralında Değişiklik

2023-2023 sezonun başlamasına haftalar kala Türkiye Futbol Federasyonu (TFF), yabancı oyuncu sayısıyla ilgili değişikliğe gitti. Buna göre, Türk vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olan bir futbolcu ile sözleşme imzalanabilecek:

Haber Merkezi / “Kulüpler birinci fıkrada öngörülen A Takım Listesine yazılan Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan 14 futbolcuya ilaveten; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olan en fazla 1 futbolcu ve Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olan en fazla 1 futbolcu ile de transfer ve tescil dönemleri içerisinde sözleşme imzalayabilir ve tescil ettirerek A Takım Listesine yazabilirler”

Türkiye Futbol Federasyonu, yeni sezon öncesi Süper Lig’deki yabancı oyuncu sayısı için bir açıklama yaptı. TFF’den yapılan açıklamada şunlar ifade edildi:

“Kulüpler A Takım Listesinde Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan en fazla 14 futbolcu bulundurmak kaydıyla, yabancı uyruklu futbolcularla sözleşme imzalayabilir ve tescil ettirebilirler. Kulüplerin A Takım Listesine Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan 14 yabancı uyruklu futbolcu yazması halinde bu futbolculardan en az 1’inin 01.01.1999 ve daha sonraki tarihlerde doğmuş olması zorunludur.

14’ten fazla sayıda yabancı uyruklu futbolcu ile sözleşmesi bulunan Süper Lig Kulüpleri, A Takım Listesine yazılmamış yabancı uyruklu futbolcuları A Takım müsabakalarında oynatamazlar

Kulüpler birinci fıkrada öngörülen A Takım Listesine yazılan Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmayan 14 futbolcuya ilaveten; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan ülkelerinin vatandaşı olan en fazla 1 futbolcu ve Türkiye A Milli Futbol Takımında oynama uygunluğu bulunmamakla birlikte Türk Vatandaşlığı veya mavi kart sahibi olan en fazla 1 futbolcu ile de transfer ve tescil dönemleri içerisinde sözleşme imzalayabilir ve tescil ettirerek A Takım Listesine yazabilirler.

Kulüpler, 01.01.2003 ve daha sonra doğmuş Türkiye A Milli Takımında oynama uygunluğu bulunan tescilli profesyonel futbolcularını A Takım Listesine yazma zorunluluğu olmaksızın müsabakalarda oynatabilirler. Bu futbolcuların son 6 ay süreyle kulübüne tescilli olması ve 15 yaşını tamamlamış olmaları kaydı ile profesyonel futbolcu olmaları koşulu aranmaz.”

Paylaşın

Parti İçi Muhalefetten Kurultay’da Meral Akşener’e Karşı Aday Çıkarmama Kararı

İYİ Parti, 3. Olağan Kurultayı 24 Haziran Cumartesi günü yapacak. Kurultay’da Günay Kodaz’ın İYİ Parti lideri Meral Akşener’in karşısında aday olacağı iddia ediliyordu. Parti içi muhalefet, Akşener’e karşı aday çıkarmama kararını yaptığı açıklama ile duyurdu.

Parti içi muhalefetten yapılan açıklamada, “Bu süreçte partimizde devam eden istifalar ve hafta sonu yapılacak kurultayda, üzerinde ittifakla mutabık kaldığımız genel başkan adayıyla seçim yarışına girmenin bu aşamada partimizdeki kan kaybının artarak devam edeceğine dair endişelerimizi artırmıştır. Partinin kurucusu olan ve her aşamasında emek sarf eden bizler, bu muhtemel vebale ortak olmak istemiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

İYİ Parti’de bu hafta sonu yapılacak olağan kurultayda Genel Başkan Meral Akşener’in karşısına aday çıkarma hazırlığında olan parti içi muhalefet, aday çıkarmama kararı aldı.

İYİ Parti Kurucular Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyesi Ethem Baykal, Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Arzu Önşen, Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu üyesi İsmet Koçak ve Kurucular Kurulu üyesi Adil Erkoç’un imzasıyla bir açıklama paylaşıldı.

Açıklamada, “Bu süreçte partimizde devam eden istifalar ve hafta sonu yapılacak kurultayda, üzerinde ittifakla mutabık kaldığımız genel başkan adayıyla seçim yarışına girmenin bu aşamada partimizdeki kan kaybının artarak devam edeceğine dair endişelerimizi artırmıştır. Partinin kurucusu olan ve her aşamasında emek sarf eden bizler, bu muhtemel vebale ortak olmak istemiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, açıklamanın ardından Baykal, “kongreye katılmayacağını katılırsa da boş oy atacağını” sosyal medya hesabından duyurdu. Parti içi muhalefetin, “muhalif delegelerin kurultayda seçime katılamaması, üst kurullara baskı yapılması ve kurultayın ‘acele’ yapılacak olması nedeniyle” aday çıkarmama kararı aldığı öğrenildi.

Öte yandan adaylık için adı geçen kurucular kurulu üyesi Günay Kodaz ise genel başkanlığa değil, GİK’e aday olduğunu duyurdu. Ayrıca, parti içi muhalefetin kurultayda farklı bir strateji uygulayarak GİK listelerini delme mücadelesi vereceği öne sürülüyor. Akşener’in ise GİK’te kapsamlı bir değişikliğe gideceği ve Başkanlık Divanı’nı genişleteceği konuşuluyor.

Paylaşın

Almanya Başbakanı Scholz’dan Erdoğan’a: İsveç’in NATO Üyelik Yolunu Açın

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, parlamentoda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Zirve masasında yeni üye olarak Finlandiya’nın yanında İsveç’in de oturması gerektiğine inanıyorum” dedi ve ekledi:

“Ve yeniden Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’a, geçen yıl hep birlikte karar verdiğimiz şekilde bunun yolunu açması için çağrıda bulunuyorum.”

11-12 Temmuz’da Litvanya’nın Vilnius kentinde yapılacak olan NATO Zirvesi’nde ittifakın Ukrayna’nın savunma kapasitesinin güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Olaf Scholz, ülkesinin savunma harcamalarını arttırma sözünü tekrarladı.

“Federal ordunun nihayet ihtiyaç duyduğu teçhizata kavuşmasını sağlayacağız” diyen Scholz, ülkesinin önümüzdeki yıldan itibaren NATO’nun tavsiye ettiği üzere gayrisafi milli hasılasının yüzde 2’sini askeri harcamalara ayırma hedefini başaracağını belirtti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşen ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “yaklaşan NATO zirvesi, İsveç’in katılım süreci, savunma işbirliği, enerji ve ekonomik işbirliği gibi” iki ülkenin ele alması gereken çok sayıda konu olduğunu dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller ise Blinken’ın, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi için Türkiye’yi teşvik ettiğini açıkladı. Miller ayrıca Blinken’ın Türkiye’nin Ukrayna’ya tahıl koridoru anlaşması için verdiği desteği takdir ettiğini söyledi.

Reuters’ın haberine göre Blinken geçen ay da Türkiye’ye İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması için çağrıda bulunmuştu.

İsveç’in NATO’ya katılım protokollerini Türkiye’nin yanısıra Macaristan da henüz onaylamış değil. ABD ve Batı ülkeleri 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi, Türkiye’den İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini bekliyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom ise ayrıca dün yaptığı açıklamada Stockholm’un Ankara ile yapılan anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdığini ve Türkiye parlamentosunun İsveç’in NATO’ya üyelik teklifini onaylama zamanının geldiğini söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Billstrom, “Bizden bekleneni yerine getirdiğimiz kanısındayız, şimdi Türkiye’de parlamentonun onaylama sürecini başlatma zamanı geldi” dedi.

Billstrom, İsveç’in Temmuz ortasında Litvanya’da düzenlenecek olan NATO konferansından önce üye olacağı konusunda ümitli olduğunu belirtti ve bir “B planının” bulunmadığını ekledi.

Türkiye, İsveç’in terörist olarak tanımladığı grupların üyelerine ev sahipliği yaptığını ve bazı isimlerin iadesini istiyor. İsveç ise Türkiye ile Madrid’de imzaladıkları üçlü mutabakat kapsamında, kısa sürede yeni bir yasa çıkararak terör gruplarını finanse etmeyi veya desteklemeyi zorlaştırdığını öne sürüyor.

İsveç ve Finlandiya geçen yıl başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Finlandiya, Nisan ayında NATO’ya katılırken, İsveç’in üyeliği Türkiye ve Macaristan’ın itirazları nedeniyle onaylanmadı.

Türkiye ve Macaristan’ın İsveç’in ittifaka katılımını 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi onaylaması bekleniyor.

Paylaşın

Fitch, Türkiye İçin Faiz Tahminini Açıkladı: 2025’e Kadar Yüzde 25 Olacak

Fitch Ratings, Merkez Bankası’nın (TCMB) faizi yüzde 25’e çıkaracağını ve faizin 2025’e kadar bu seviyede kalmasını bekliyor. Kuruluş, Türkiye’nin 2023 büyüme beklentisini ise yüzde 2,5’te sabit tuttu.

Haber Merkezi / ABD merkezli uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, küresel ekonomik beklentilere dair bir rapor yayımladı. Raporda 2023 için küresel büyüme beklentisi yüzde 2’den yüzde 2,4’e yükseltilirken Türkiye’nin 2023 büyüme beklentisi yüzde 2,5’te sabit tutuldu.

Türkiye’nin 2024 büyüme tahmini de yüzde 3’te sabit tutuldu. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faizi yüzde 25’e çıkaracağını öngören Fitch, faizin 2025’e kadar bu seviyede kalmasını bekliyor.

Öte yandan Reuters haber ajansının anketine katılan 18 ekonomist, Merkez Bankası’nın haftalık repo oranında artış öngörüyor. Ancak Merkez Bankası olası faiz artışının boyutu ve hızı gibi atabileceği adımlar konusunda bilgi vermediği için oranın hangi seviyede olacağı belirsizliğini koruyor.

Bazı ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz politikasından vazgeçme konusundaki bağlılığına şüpheyle yaklaşıyor. Uygulanan bu politika doğrultusunda Merkez Bankası’nın 2021’de yüzde 19 olan politika faizi zaman içinde aşamalı olarak yüzde 8,5’e düşürüldü.

Faiz artırımına dair tahminlerin ortalamasına göre, 1.250 baz puan artışla faiz oranı bu ay yüzde 21’e çıkacak. Öngörüler yüzde 12,50 ila yüzde 30 arasında değişirken, bazı ekonomistler artışın kademeli gerçekleşeceğini düşünüyor.

Lira’nın değerini şimdiye kadar müdahalelerle korumaya çalışan Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri eksi 5,7 milyar dolar ile rekor seviyeye düştü.

Rezervlerdeki düşüş nedeniyle uzmanlar, olası bir ödeme dengesi krizi konusunda uyarıda bulunuyor. Türkiye’nin cari işlemler açığı geçen yıl 48,4 milyar dolara yükseldi.

Yükselen enflasyon karşısında faiz indirimleri büyük ölçüde liranın değer kaybetmesine neden oldu. Lira 2018’den beri yüzde 80’den fazla değer kaybetti.

Yetkililer, ülkeyi terk eden yabancı yatırımcıların ve dövizin geri dönmesini ve böylelikle Merkez Bankası’nın liranın değerini sabit tutmak için müdahalesinin azalmasını umuyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası ile birlikte uygulayacağı politikaları onayladığını ve faiz artışına yeşil ışık yaktığını söylemişti.

Faiz artışı, yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek enflasyonla başa çıkmak için ortodoks ekonomi politikalarına yöneldiğine dair güçlü bir işaret olarak görülecek.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, hayat pahalılığının ana gündem maddesi olduğu bir dönemde koltuğa geçti. Enflasyon geçen Ekim ayında yüzde 85,5 ile son 24 yılın zirvesine ulaşmış, geçen ay yüzde 40’ın altına gerilemişti. Türk Lirası’ndaki değer kaybı ise, geçen ayki seçimlerden sonra rekor seviyelere ulaştı.

Paylaşın

Ekonomistler, Merkez Bankası’ndan Keskin Bir Faiz Artışı Bekliyorlar

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz oranını açıklaması beklenirken, Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı Merkez Bankası’nın yarın politika faiz oranını keskin bir şekilde artırmasının beklendiğini yazdı.

Reuters’ın anketine katılan 13 ekonomistin biri hariç tümü bu yıl için daha sıkı politikalar öngördü. Yüzde 18 ila yüzde 35 arasında değişen tahminlerinin ortalamasına göre ankete katılanlar, 2023 yılı sonunda yüzde 30 faiz oranı öngörüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen hafta, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası ile birlikte uygulayacağı politikaları onayladığını ve faiz artışına yeşil ışık yaktığını söylemişti.

Faiz artışı, yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yüksek enflasyonla başa çıkmak için ortodoks ekonomi politikalarına yöneldiğine dair güçlü bir işaret olarak görülecek.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, hayat pahalılığının ana gündem maddesi olduğu bir dönemde koltuğa geçti. Enflasyon geçen Ekim ayında yüzde 85,5 ile son 24 yılın zirvesine ulaşmış, geçen ay yüzde 40’ın altına gerilemişti. Türk Lirası’ndaki değer kaybı ise, geçen ayki seçimlerden sonra rekor seviyelere ulaştı.

Reuters haber ajansının anketine katılan 18 ekonomist, Merkez Bankası’nın haftalık repo oranında artış öngörüyor. Ancak Merkez Bankası olası faiz artışının boyutu ve hızı gibi atabileceği adımlar konusunda bilgi vermediği için oranın hangi seviyede olacağı belirsizliğini koruyor.

Bazı ekonomistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşük faiz politikasından vazgeçme konusundaki bağlılığına şüpheyle yaklaşıyor. Uygulanan bu politika doğrultusunda Merkez Bankası’nın 2021’de yüzde 19 olan politika faizi zaman içinde aşamalı olarak yüzde 8,5’e düşürüldü.

Faiz artırımına dair tahminlerin ortalamasına göre, 1.250 baz puan artışla faiz oranı bu ay yüzde 21’e çıkacak. Öngörüler yüzde 12,50 ila yüzde 30 arasında değişirken, bazı ekonomistler artışın kademeli gerçekleşeceğini düşünüyor.

Lira’nın değerini şimdiye kadar müdahalelerle korumaya çalışan Merkez Bankası’nın net döviz rezervleri eksi 5,7 milyar dolar ile rekor seviyeye düştü.

Rezervlerdeki düşüş nedeniyle uzmanlar, olası bir ödeme dengesi krizi konusunda uyarıda bulunuyor. Türkiye’nin cari işlemler açığı geçen yıl 48,4 milyar dolara yükseldi.

Yükselen enflasyon karşısında faiz indirimleri büyük ölçüde liranın değer kaybetmesine neden oldu. Lira 2018’den beri yüzde 80’den fazla değer kaybetti.

Yetkililer, ülkeyi terk eden yabancı yatırımcıların ve dövizin geri dönmesini ve böylelikle Merkez Bankası’nın liranın değerini sabit tutmak için müdahalesinin azalmasını umuyor.

Erdoğan’dan faiz artışına yeşil ışık

Societe Generale’de Orta Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi baş stratejisti Malek Drimal, politika faizinin yarın yüzde 15’e çıkarılacağını öngörüyor.

Önümüzdeki aylarda faiz artışının devam edeceğini düşünen Drimal, politika faizinin Ağustos’ta yüzde 25’e ulaşacağını söylüyor.

Drimal “Turizm gelirlerinin yardımıyla bu yaz, kademeli artış, şahin mesajlar ve ortodoks politikalara dönüş baskısının Lira’yı istikrara kavuşturacağına inanıyoruz” diyor.

Reuters haber ajansının anketine katılan 13 ekonomistin biri hariç tümü bu yıl için daha sıkı politikalar öngördü.

Yüzde 18 ila yüzde 35 arasında değişen tahminlerinin ortalamasına göre ankete katılanlar, 2023 yılı sonunda yüzde 30 faiz oranı öngörüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Merkez Bankası ile birlikte uygulayacağı politikaları onayladığını ve faiz artışına yeşil ışık yaktığını söyledi.

Daha öngörülebilir politikaya dönüldüğünün kanıtı ne olur?

Kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s dünkü açıklamasında, Türkiye’nin daha ortodoks ve öngörülebilir ekonomi politikalarına kaymasının kanıtının “kredi notunun kesin bir şekilde pozitif” olmasının olacağını söyledi.

Ancak faiz oranları konusundaki görüşlerinin değişmediğini belirten Erdoğan, enflasyonu ve faiz oranlarını tek haneli rakamlara indirmeyi hedeflediklerini söyledi. Erdoğan yüksek faizlerin enflasyonu körüklediğini düşünüyor.

Bazı uzmanlar, Erdoğan’ın geçmişte sadece fikir değiştirmek için ortodoks politikalara döndüğü örneklere dikkat çekiyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kasım 2020’de Naci Ağbal’ı Merkez Bankası’nın başına getirmişti. Ancak Ağbal’ın yönetimindeki Merkez Bankası’nın bazı sert faiz artırımı sonrası, Erdoğan beş aydan kısa bir sürede bankanın başına Şahap Kavcıoğlu’nu atamıştı.

İsminin açıklanmasını istemeyen bir bankacı, Mehmet Şimşek’in Erkan dışında Para Politikası Kurulu’na yeni üye getirmemesinin “çok az manevra alanı olduğunu” gösterdiğini söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Evrenin Genişlemesi “Serap” Olabilir

İsviçre’deki Cenevre Üniversitesi’nden fizik profesörü Lucas Lombriser’ın matematiksel yorumuna göre evren genişlemiyor. Hatta Albert Einstein’ın bir zamanlar inandığı gibi düz ve durağan.

Lucas Lombriser’a göre genişlemeye işaret eden bulgular; protonlar ve elektronlar gibi parçacıkların kütlelerinin zaman içindeki evrimiyle açıklanabilir. Bu teoride söz konusu parçacıkların uzay-zamana nüfuz eden bir alandan ortaya çıktığı ileri sürülüyor.

Kozmolojik sabit de bu alanın kütlesi tarafından belirleniyor ve bu alan dalgalandığı için doğurduğu parçacıkların kütleleri de dalgalanıyor. Yani kozmolojik sabit zamanla değişiyor ve bu teoriye göre söz konusu değişim, evrenin genişlemesinden değil, parçacık kütlesinin zaman içinde değişmesinden kaynaklanıyor.

Tartışma yaratan yeni bir çalışma, evrenin genişlemesinin bir “serap” olabileceğini öne sürüyor.

Yeni teori, İsviçre’deki Cenevre Üniversitesi’nden fizik profesörü Lucas Lombriser’ın kaleme aldığı, Classical and Quantum Gravity adlı bilimsel dergide yayımlanan bir makalede açıklandı.

Teorik fizikçiler, evrenin yaklaşık 13 milyar yıl önce meydana geldiği varsayılan Büyük Patlama’dan bu yana genişlediğini düşünüyor.

Önceden evrenin genişleme hızının sabit olduğuna inanılıyordu. Bunun için de “kozmolojik sabit” adı verilen bir terim kullanılıyordu. Genel görelilik kuramında yer alan kozmolojik sabit, boş uzaydaki enerji yoğunluğuna denk geliyor.

Öte yandan kozmolojik sabit, gökbilimciler için bir baş ağrısı olageldi. Zira parçacık fizikçilerinin değer tahminleri gerçek gözlemlerden 120 kat farklı. Bu nedenle kozmolojik sabit, “fizik tarihindeki en kötü tahmin” diye tanımlanıyor.

Kozmologlar bu değerler arasındaki tutarsızlığı genellikle yeni parçacıklar veya fiziksel kuvvetler önererek çözmeye çalıştı. Lombriser ise bundan farklı bir yöntem benimsemeye karar verdi.

Bilim insanının matematiksel yorumuna göre evren genişlemiyor. Hatta Albert Einstein’ın bir zamanlar inandığı gibi düz ve durağan.

Fizikçiye göre genişlemeye işaret eden bulgular; protonlar ve elektronlar gibi parçacıkların kütlelerinin zaman içindeki evrimiyle açıklanabilir.

Bu teoride söz konusu parçacıkların uzay-zamana nüfuz eden bir alandan ortaya çıktığı ileri sürülüyor. Kozmolojik sabit de bu alanın kütlesi tarafından belirleniyor ve bu alan dalgalandığı için doğurduğu parçacıkların kütleleri de dalgalanıyor.

Yani kozmolojik sabit zamanla değişiyor ve bu teoriye göre söz konusu değişim, evrenin genişlemesinden değil, parçacık kütlesinin zaman içinde değişmesinden kaynaklanıyor.

Kırmızıya kayma

Evrenin giderek genişlediğini belirten bilim insanları, bu düşünceyi kırmızıya kayma adı verilen ve gözlemlenebilen bir fenomene de dayandırıyor.

Bir nesne Dünya’dan uzaklaştıkça o nesnenin yaydığı ışığın dalga boyu, ışık spektrumunun daha kırmızı olan ucuna doğru uzar. Bu duruma kırmızıya kayma adı veriliyor.

Uzaktaki galaksilerden gelen ışığın giderek kırmızıya kayması, söz konusu galaksilerin Dünya’dan daha da uzaklaştığını düşündürüyor. Bu da evrenin sürekli genişlediğine yönelik kabulün önemli dayanaklarından biri.

Lombriser’ın teorisine göre bu kırmızıya kayma olaylarının da nedeni alan dalgalanmaları. Hatta söz konusu dalgalanmalar, uzak galaksi kümeleri için geleneksel kozmolojik modellerin öngördüğünden daha büyük çaplı kırmızıya kaymalara neden oluyor.

Böylece kozmolojik sabit, diğer teorik fizikçilerin tahminlerinin aksine, Lombriser’ın teorisine sadık kalabilir.

Kolombiya’daki ECCI Üniversitesi’nden doktora sonrası araştırmacı Luz Ángela García, Lombriser’ın yeni yorumundan etkilendiğini söylüyor.

García, Livescience’a yaptığı açıklamada, “Makale epey ilginç ve kozmolojideki birçok problem için alışılmadık sonuçlar sağlıyor” dedi.

Ancak García, makalenin bulgularını değerlendirirken ihtiyatlı davranmak gerektiğini vurguladı. Zira makalede öne sürülenlerin yakın gelecekte gözlemlerle kanıtlanması pek mümkün görünmüyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

“Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu Kararını Verdi” İddiası

“CHP Lideri Kılıçdaroğlu, parti yetkilileriyle görüşmelerini sürdürüyor. Önceki gün Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile görüştü. Kılıçdaroğlu bu görüşmelerinde yerel seçimler ve CHP’nin kurultay çalışmalarıyla ilgili değerlendirmeler yapıyor.

Bu değerlendirmelerden Kılıçdaroğlu’nun, İBB Başkanı İmamoğlu konusunda ‘yerel seçimlerden önce istifa edip İstanbul’u AK Parti’ye teslim etmemesi, yeniden aday olması konusunda’ ısrarcı olduğu anlaşılıyor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açıklamalarıyla başlayan adaylık tartışmaları Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanı Özgür Özel’le devam etmişti..

Halk TV yazarı Fikret Bila, bu kapsamda Kılıçdaroğlu’nun dün grup toplantısında yaptığı konuşmaya değindi. CHP Genel Başkanı’nın yalnızca İstanbul’un önemine dikkati çekmekle yetindiğini, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İBB’yi yeniden kazanmayı çok istediğini belirten Bila, kulislerden edindiği şu bilgileri paylaştı:

“Bu kısa değinmenin taşıdığı mesajın adresi İmamoğlu’ydu. Kılıçdaroğlu, İstanbul’un önemine vurgu yaparak İmamoğlu’na bir kez daha ‘İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday ol’ demiş oldu.

Kılıçdaroğlu’nun bu önerisini ikili görüşmesinde de İmamoğlu’na doğrudan söylediğini daha önce bu köşede ifade etmiştim.

Kılıçdaroğlu, parti yetkilileriyle görüşmelerini sürdürüyor. Önceki gün de Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile görüştü. Bugün il başkanlarıyla görüşecek. Belediye başkanlarıyla toplu bir görüşme yapması da gündemde.

Kılıçdaroğlu bu görüşmelerinde yerel seçimler ve CHP’nin kurultay çalışmalarıyla ilgili değerlendirmeler yapıyor.

‘Kararlı görünüyor’

Bu değerlendirmelerden Kılıçdaroğlu’nun, İmamoğlu konusunda ‘yerel seçimlerden önce istifa edip İstanbul’u AK Parti’ye teslim etmemesi, yeniden aday olması konusunda’ ısrarcı olduğu anlaşılıyor.

Kılıçdaroğlu bu konuda kararlı görünüyor.

CHP Lideri’nin, İmamoğlu’nun İstanbul’a yeniden aday olması, CHP’nin belediye meclisi çoğunluğunu da alacak şekilde bir seçim zaferi kazanmasının önceliği olduğunu parti yöneticileri ve belediye başkanlarıyla yaptığı görüşmelerde sık sık vurguladığı belirtiliyor.

İmamoğlu’nun eğer genel başkanlığa aday olmak istiyorsa bunu İstanbul’da yakalayacağı bir başarı üzerine kurmasının daha doğru olacağını ifade ettiği; böyle bir başarıdan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı meclis çoğunluğuna dayanarak İstanbul’da ilçe belediye başkanlarından birine bırakmasının en doğru yol olacağı görüşünü savunduğu da kaydediliyor.

Kılıçdaroğlu’nun İmamoğlu’yla ilgili kararı böyle. (…)”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu partisinin il başkanlarıyla bir araya geldi

Öte yandan CHP İl Başkanları, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun başkanlığında toplandı. Parti genel merkezindeki toplantı, saat 12.45’te Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasıyla başladı. Basına kapalı toplantıda, “CHP’de değişim” çağrıları ve Kurultay takvimi ele alınacak, seçim sonrası değerlendirme yapılacak. CHP’nin bazı il başkanları, toplantı öncesi parti genel merkez binasına girerken basın mensuplarına gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP Karabük İl Başkanı Vedat Yaşar, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun “Genel Başkan düzeyinde bir değişim olabilir” açıklamasının hatırlatılması üzerine, “O, Sayın İmamoğlu’nun kendi fikri ama bizlerde değişim yeri delegeler ve kurultaydır. Burada delegelerimiz nasıl bir karar verir, o şekilde hareket edilir” dedi.

CHP Kütahya İl Başkanı Zeliha Aksaz Şahbaz ise “Cumhuriyet Halk Partisi köklü bir parti. Yüzyıllık bir partiyiz, geleneği olan bir partiyiz. Cumhuriyet Halk Partisinde bir değişim olacaksa bu örgütlerinde, partinin yetkili kurullarında tartışılır, konuşulur ve partimizin aklıyla vicdanıyla bir karara varılır. Medya önünde partinin tartıştırılmasını doğru bulmuyorum. Açıkçası bunun hem partimize hem de ülkemize zarar vereceğini düşünüyorum. Onun için medya üzerindeki tartışmaları doğru bulmadığımı ifade etmek istiyorum” dedi.

Paylaşın