Bir Kez Daha Kur’an Yakıldı: İslam Dini İsveç’te Yasaklansın

İslam dininin İsveç’te yasaklanmasını isteyen Salvan Momika, parlamento binası önünde Kur’an-ı Kerim yaktı. Momika, İslam dini İsveç’te yasaklanana kadar eylemlerine devam edeceğini söyledi.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre; İsveç Parlamentosu önüne geniş polis koruması altında gelen Momika, çevreden gelen tepkilere rağmen önce kitabın üzerine bastı, ardından İslam’a hakaret içeren sözler sarf etti ve son olarak kitabı yaktı.

Momika, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Irak’taki Sadr Hareketi lideri Mukteda es-Sadr’ın fotoğraflarının bulunduğu bir kağıtla da ayaklarını sildi. Momika’ya, Salvan Nacim isimli bir Irak vatandaşı da yardım etti.

Bölgede toplanan ve sosyal medya üzerinden örgütlenen “Kur’an’ı yakmayı durdurun” isimli grup ise Momika ve Nacim’e tepki gösterdi. İsveçli aktivistler tarafından kurulan grubun üyeleri, itfaiye erlerinin baretlerinden giyerek “Irkçı eylemi durdurun” sloganları attı.

Bir kişi gözaltına alındı

Göstericilerden biri Momika’yı engellemeye çalıştı ancak İsveç polisi fiziksel müdahaleye engel oldu. Polis memurları fiziksel olarak saldırıda bulunan göstericiyi gözaltına aldı.

Ülke kanunlarına göre başkalarına ve başkalarının mallarına fiziksel zarar verilmediği sürece fikirlerin ifade edilmesi ve her türden protesto eylemi özgürlük alanı içerisinde mümkün. Bu türden protesto eylemleri sivil özgürlük olarak görüldüğü için eylemcilerin zarar görmemesi de yine polisin sorumluluğunda.

Eylem sonrası olay yerinden ayrılan Momika ve Nacim’e, 10’u zırhlı olmak üzere 20 polis aracı ve yaklaşık 150 polis eşlik etti.

Paylaşın

Dilan Yeşilgöz, Hollanda’nın İlk Kadın Başbakanı Olabilir

Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz-Zegerius, Demokrasi ve Özgürlük İçin Halk Partisi’nin yeni genel başkanı ve başbakan adayı oldu. Yeşilgöz, partisinin 22 Kasım’da yapılacak seçimlerden zaferle çıkması halinde Hollanda’nın ilk kadın başbakanı olacak.

12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nda (DİSK) görevli Tunceli doğumlu sendikacı Yücel Yeşilgöz’ün kızı olan Dilan Yeşilgöz, 1977 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Ailesinin 80 darbesi sonrası Hollanda’ya iltica etmesi nedeniyle 8 yaşında Hollanda’ya yerleşen Kürt kökenli Yeşilgöz, Mart 2017’den beri VVD partisi üyesi olarak görev yapıyor.

Hollanda Güvenlik ve Adalet Bakanı Dilan Yeşilgöz-Zegerius, Kasım ayında yapılacak genel seçimlerin ardından aktif siyaseti bırakacağını açıklayan Başbakan Mark Rutte’nin partisi Demokrasi ve Özgürlük İçin Halk Partisi’nin yeni genel başkanı ve başbakan adayı oldu.

46 yaşındaki Türkiye kökenli politikacı Yeşilgöz-Zegerius, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu görevin kendisi için “büyük bir onur” olduğunu belirterek kendisine duyulan güvenden ötürü teşekkür etti.

Demokrasi ve Özgürlük İçin Halk Partisi (VVD) Merkez Yönetim Kurulu ve tüm örgütlerin oybirliğiyle genel başkanlığa aday gösterilmişti. Yeşilgöz, partisinin seçimden zaferle çıkması halinde Hollanda’nın ilk kadın başbakanı olacak. Ülkede seçimler 22 Kasım’da yapılacak.

Dilan Yeşilgöz, 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’nda (DİSK) görevli ve Tunceli doğumlu sendikacı Yücel Yeşilgöz’ün kızıdır. Babası 12 Eylül darbesinin hemen ardından, 1980 yılında Türkiye’den kaçarak Hollanda’da sığınma talebinde bulundu.

Dilan Yeşilgöz de 1984 yılında annesi ve kız kardeşiyle birlikte kaçak yolla bir tekneyle Yunanistan’ın Kos adasına geçti ve oradan bir mülteci olarak Hollanda’ya sığındı. Dilan Yeşilgöz, 1991-1997 yılları arasında, Amersfoort’taki Vallei Koleji’nde ortaöğretimini tamamladı.

Ardından sosyal ve kültürel bilimler alanında VU Üniversitesi’nde eğitim gördü ve 2003 yılında Kültür, Organizasyon ve Yönetim alanında yüksek lisans derecesi aldı. Yeşilgöz, 25 Mayıs 2021’de Hollanda Hükûmeti’nde Ekonomik İşler ve İklim Politikası Devlet Bakanı olarak atandı. 10 Ocak 2022 tarihinden itibaren Güvenlik ve Adalet bakanı olarak görev yapıyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Kuzey Kore Lideri Kim’den “Silah Ve Füze Üretimini Artırın” Talimatı

Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un, askeri yetkililere silah ve füze üretiminin “ciddi ölçüde artırılması” talimatını verdi. Kim, daha öncede askeri yetkililere “Güney Kore’ye karşı tam teşekküllü savaş hazırlıkları yapma” çağrısında bulunmuştu.

Kuzey Kore’nin düşmanlarını “kesinlikle yok edecek ezici bir askeri güce sahip olması” gerektiğini belirten Kim, “herhangi bir savaşla başa çıkmak için tam olarak hazırlanmaları” gerektiğini savundu.

Güney Kore ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) bu ay Ulchi Özgürlük Kalkanı tatbikatı yapacak. Tatbikat Kuzey Kore’yi de hareketlendirdi. Kuzey Kore lideri tatbikat öncesi yeni bir karar daha alarak ülkedeki silah ve füze üretiminin “ciddi ölçüde artırılması” talimatını verdi.

Karar Gazetesi’nin Kuzey Kore’nin resmi Kore Merkezi Haber Ajansı’ndan (KCNA) aktardığına göre Kim, hafta sonu ülkenin önemli silah fabrikalarını ziyaret etti.

Ziyaretleri sırasında açıklamalarda bulunan Kim, silah ve füze üretiminin “ciddi ölçüde artırılması” talimatını vererek cephedeki birliklerin ihtiyaçlarının karşılanması için seri üretime geçilmesinin hedeflendiğini söyledi.

Kuzey Kore’nin düşmanlarını “kesinlikle yok edecek ezici bir askeri güce sahip olması” gerektiğini belirten Kim, “herhangi bir savaşla başa çıkmak için tam olarak hazırlanmaları” gerektiğini savundu. Kim, “Savaş hazırlıklarının niteliksel düzeyi silah sanayisinin gelişimine bağlıdır ve fabrikalar bu hazırlıkları hızlandırmada çok önemli bir sorumluluk taşımaktadır.” dedi.

Güney Kore ve ABD de ortak savunmalarını güçlendirmek amacıyla gelecek hafta ortak askeri tatbikata başlayacaklarını duyurdu. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığından (JCS) yapılan açıklamada, “Ulchi Özgürlük Kalkanı” adı verilen tatbikatın 21-31 Ağustos’ta yapılacağı bildirildi.

Açıklamada, tatbikatın son yılların “en büyüğü” olacağı ifade edilerek buna bağlı olarak özellikle Kuzey Kore’nin füze tehditlerine karşı önlem amaçlı hazırlanan senaryolara dayalı tatbikatlar düzenleneceği belirtildi.

Genelkurmay Başkanı görevden alınmıştı

KCNA, Kore İşçi Partisi Merkezi Askeri Komisyonunun Kim Jong Un başkanlığında toplandığını bildirmişti. KCNA’ya göre, Kim toplantıda ayrıca Genelkurmay Başkanı General Pak Su’yu görevden aldığını da açıklamıştı. Genelkurmay Başkanlığına Pak Su Il’in yerine Mareşal Ri Yong Gil getirilmişti.

Haberde, Ri’nin bakanlık görevini de sürdürüp sürdürmeyeceğinin henüz belli olmadığı ifade edilirken, geçen sene göreve getirilen Pak’ın neden pozisyondan alındığına dair bilgi paylaşılmamıştı.

Cheong Seong-chang ise Fransız haber ajansı AFP’ye “askeri operasyonlarda yeterli yetkinlik gösteremediği” gerekçesiyle Pak’ın görevden alınmış olabileceğini söylemişti. Cehong, “Kim Jong-un, genellikle görevlerini yerine getirmekte yetersiz gördüğü yetkilileri hızla değiştirme eğiliminde oluyor” demişti.

71 yaşındaki General Ri, Ağustos 2013 – Ocak 2016 ve 4 Haziran 2018 – 6 Eylül 2019’da da Genelkurmay Başkanı olarak görev yapmıştı.

Güney Kore Birleşme Bakanlığı’ndan kimliğini açıklamayan bir yetkili AFP’ye “Bence tehditkar bir hareketle Güney Kore’ye mesaj göndermeyi amaçlıyor” yorumunu yapmıştı. Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong-un, geçen hafta da ülkedeki silah fabrikalarını gezerek, savaş hazırlıklarının hızlandırılmasını istemişti.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Seçim Yorumu: Sonuçların Sağlıklı Bir Analizi Yapılmıyor

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum” dedi ve ekledi:

“Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, T24’ten Metin Kaan Kurtuluş‘a konuştu. Kılıçdaroğlu, kendisine gelen eleştirilere yönelik “Toplumun tüm kesimleriyle barışma ve demokrasi için buluşturma çabası yanlışsa, bu yanlışın en büyüğünü ben yaptım” dedi.

Kılıçdaroğlu, toplumun büyük bir bölümünü seçimi kazanacakları yönünde ikna etmelerini bir “başarı” olarak nitelendirirken, sonuçların beklenen yönde gelmemesinin muhalif seçmende “derin bir travma yarattığını” söyledi. Bu travmanın 2024 yerel seçimlerinde sandığa yansımayacağını düşündüğünü ifade eden CHP lideri, “Elbette hayal kırıklığı içinde veya beklentilerin gerçekleşmemesi nedeniyle bu tür söylemler oluyor. Yazılıyor, çiziliyor, sosyal medyada da söyleniyor. Ben sonuçta bu ülke insanının sağduyulu davranacağını düşünüyorum. Bizim kitabımızda umutsuzluğa yer yok” diye devam etti.

Kılıçdaroğlu, 2024 yerel seçimlerinde İYİ Parti’nin CHP adaylarını desteklemediği ve HDP’nin kendi adaylarını çıkardığı senaryoda CHP’nin İstanbul ve Ankara’yı kaybetme olasılığı sorulduğunda ise, “Niye kaybedelim? Belediye başkanlarımız başarılı” yanıtını verdi ve partisinin daha fazla belediye kazanacağını söyledi.

“Parti mücadelesi değil, demokrasi mücadelesi”

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Bu parti seçime girebilsin diye CHP’den 15 vekil istedik. Hayatımın en büyük pişmanlığıdır” ifadeleriyle ilgili olarak da, “Ben o tür tartışmalara girmek istemem, kendi açımdan doğru da bulmam. Şuna inanırım, biz bir parti mücadelesi değil, bir demokrasi mücadelesi veriyoruz…” dedi.

Kılıçdaroğlu, seçimlerdeki oy oranlarını ise şöyle yorumladı: “Milletvekilliği seçimleri penceresinden sonuçlara baktığımızda oylarımızın arttığını görüyoruz. Uzun yıllardır milletvekili çıkaramadığımız bazı illerden (Rize – Kars – Düzce – Diyarbakır – Karabük – Erzincan gibi) milletvekili çıkardık. Bu bağlamda milletvekilliği seçim sonuçlarını en azından ilk kez milletvekili çıkardığımız iller için bir kazanım olarak gördük. Ayrıca deprem bölgesinde bizim oylarımız arttı. Bu sonuçlar sizi tatmin etti mi diye soracak olursanız, elbette ki hayır. Ama her halükarda oyu düşen parti AK Parti, ama tartışılan parti CHP oldu. Bizim oyumuz yükseldi, ama buna rağmen beklediğimiz sonucu alamadık. Beklediğimiz sonucu alabilseydik tartışmalar farklı yöne evrilecekti.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine gelince, Millet İttifakı olarak kazanacağımıza inanıyorduk. Sadece biz değil, Saray ve çevresi de kaybedeceğini ilk kez düşünmeye ve yazmaya başlamıştı. O kadar ki Cumhur İttifakı kazanmak için ahlaki meşruiyetin dışına çıktı ve sahte videolar ve yalanlarla iktidarını korumaya çalıştı. Ben sonuçların sağlıklı ve verilere dayalı bir analizinin bizim entelektüel camia tarafından da yeterince ele alındığını ve değerlendirildiğini düşünmüyorum.

Bütün verileri ele alıp, o çerçevede bir değerlendirme yapılabilseydi bence çok daha iyi olurdu. Kişisel baza indirgeyip; ‘Kazandı veya kazanmadı’, ‘yenildi’ veya ‘yenilmedi’ şeklindeki bir tartışmayı sürdürmeyi çok doğru bulmuyorum… Kuşkusuz bunları ‘tartışılmasın’ anlamında söylemiyorum. Ama tartışmaların veriye dayalı yapılması bizim de eksikliklerimizi görme olanağı sağlar. Ayrıca bu söylemlerim, bizim araştırma yapmadığımız şeklinde de yorumlanması… Biz de dersimize olabildiğince çalıştık ve çalışmaya da devam ediyoruz.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Pahalılığın Milletimizi Bunalttığının Farkındayız” Açıklaması

AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesini eskisinin de üzerine çıkarmak boynumuzun borcudur” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan konuşmasında, “eskiden beri gelen kronik sorunlara” ek olarak Türkiye’nin 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükünün olduğunu söyledi. Erdoğan, “Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız. Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz” diye ekledi.

Mesajında, 31 Mart 2024’te gerçekleşecek yerel seçimlerini yeni bir imtihan olarak tanımlayan Erdoğan, “Bir yandan yıkılan şehirlerimizi inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve aynı zamanda hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var” dedi ve ekledi:

“Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir. Mahalli seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AK Parti’nin 22. kuruluş yıldönümüne ilişkin olarak video mesajla açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“AK Parti’nin milletin bağrından doğan bir siyasi parti olarak ülkeye hizmet için yola çıkışının 22. yıl dönümündeyiz. “Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü ile başladığımız bu yolculukta hamdolsun girdiğimiz her seçimden birinci çıkarak bugünlere geldik. Kuruluşumuzdan bugüne partimizin hangi kademesinde olursa olsun bu kutlu davanın başarısı için çalışan, emek veren, ter döken her bir kardeşime teşekkür ediyor, darı bekaya irtihal edenlere Allah’tan rahmet diliyorum.

Yine ilk günden bugüne sandıkta verdiği destekle AK Parti’nin Türkiye’ye hizmet mücadelesinde hep yanında duran aziz milletimin her bir ferdine şükranlarımı sunuyorum. Yeri geldiğinde canı pahasına bize siper olan böyle asil bir milletin evladı olmakla ne kadar iftihar etsek azdır. Bu vesileyle 14 Mayıs’ta Meclis, 28 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki gayretleriniz için her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum.

Küresel krizlerin ülkemize etkilerinden kaynaklanan hayat pahalılığının, son dönemde milletimizi bunalttığının farkındayız. Ülkemizin her meselesini çözdüğümüz gibi, inşallah bu sıkıntıyı da hal yoluna yine biz koyacağız. Çalışanından emeklisine, bu süreçte refah kaybı yaşayan her insanımızın hayat seviyesine eskisinin de üzerine çıkarmak, boynumuzun borcudur.

Biliyorsunuz eskiden beri gelen kronik sorunlara ilave olarak 6 Şubat depremlerinden etkilenen şehirlerimizin yeniden inşası için 104 milyar dolarlık bir yükle karşı karşıyayız. Bu ağır yükün altından kalkarken kimsenin hakkını ihmal etmeyecek, kimsenin beklentilerini cevapsız bırakmayacağız.

Milletimizle birlikte ilk defa böyle bir imtihandan geçiyor değiliz. Vesayetle boğuşurken karşımızdaki gücün sınır tanımayan ceberutluğunu biliyorduk. Gezi olaylarından sokaklar ateşe verilirken yazılan karanlık senaryoyla ülkenin nerelere götürülmek istendiğini biliyorduk. PKK’sından FETÖ’süne ve DEAŞ’ına kadar tüm terör örgütleri üzerimize salınırken karşımızdaki alçak tuzağın amacını biliyorduk. Ülkemize siyasi olarak diş geçiremeyen, milletimizi birbirine düşüremeyen çevrelerin ekonomimiz üzerinden çevirdikleri oyunları da biliyorduk. Tüm bu imtihanları Allah’ın yardımı ve milletimizin birlik, beraberliği sayesinde alnımızın akıyla geride bıraktık.”

2024 yerel seçim mesajı 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi yine bir imtihandan geçtiklerini belirterek, şu değerlendirmede bulundu: “Bir yandan yıkılan şehirleri inşa etmek, diğer yandan hayat pahalılığının üstesinden gelmek ve hedeflerimize doğru kararlılıkla yürümek için çalışıyoruz. Sıkıntılarımız mevcut ama hamdolsun onlardan çok daha büyük imkanlarımız var. Onca sınamayı başarıyla geride bırakmış Türkiye’yi gelip geçici gündemler içinde boğmaya, rotasından çıkarmaya, işleyen çarklarını durdurmaya kimsenin gücü yetmeyecektir.

Mahalli Seçim sürecini de vesile ederek her yerde ve her zeminde milletimize bu tabloyu anlatarak bir kez daha oyunları bozacağız. Belediyelerdeki başarısızlıklarını sahte gündemler ve abartılı söylemlerle örtmeye çalışanların gerçek yüzlerini ortaya koyacak, 2024 Mart’ında emaneti beceriksizlerden alıp, ehline vereceğiz.

Yasama ve yürütmede ülkeyi yönetme sorumluluğunu bize tevdi eden milletimizin, belediyelerde de aynı feraseti göstereceğine yürekten inanıyorum. Bunun için şimdiden çalışmaya başlamalı, sahada en küçük bir boşluğa meydan vermemeliyiz. Unutmayınız, bizim bıraktığımız her boşluğu muhalefet, yalan ve iftira seliyle dolduracaktır. Bugün nasıl 22’nci yaşımızı 14-28 Mayıs seçimleri zaferinin kıvancıyla kutluyorsak, inşallah 23’üncü kuruluş yıl dönümümüze de 31 Mart 2024 seçim zaferinin sevinciyle ulaşacağız. Rabb’im, yar ve yardımcımız olsun.”

Paylaşın

Son Üç Ayda Motorine Yüzde 106.2, Benzine Yüzde 82.4 Zam

Seçimin ilk turu öncesinde 9 Mayıs tarihinde 19.81 TL olan benzin fiyatı 13 Ağustos itibarıyla yüzde 82.4’lük artış ile 36.14 TL’yi görürken, yine aynı tarihte litresi 18.59 TL’yi bulan motorin ise yüzde 106.2’lik artışla 38.30 TL’den satılmaya başlandı.

Bu artışlar başta nakliye giderleri, tarımsal üretim olmak üzere tüm alanlarda fahiş fiyat artışlarının da kapısını açmış oldu. Akaryakıtta temmuz ayında devreye alınan 5 TL’lik ÖTV artışının zincirleme etkisi ile temmuz ayı enflasyonu aylık bazda yüzde 9.49 artmış ve tarihin en yüksek temmuz enflasyonu yaşanmıştı.

Sözcü’den Saime Başçı‘nın haberine göre; Seçim öncesi verilen büyük vaatlerin bedeli yüksek vergi ve fiyat artışları ile halkın sırtına yüklenirken, 3 ayda yüzde 106’ya varan zamları gören akaryakıtta çıkış durdurulamıyor. Son olarak hafta içi devreye giren 1.80 TL’lik zam ile motorin fiyatları tarihi seviyeye ulaştı.

Seçimin ilk turu öncesinde 9 Mayıs tarihinde 19.81 TL olan benzin fiyatı 13 Ağustos itibarıyla yüzde 82.4’lük artış ile 36.14 TL’yi görürken, yine aynı tarihte litresi 18.59 TL’yi bulan motorin ise yüzde 106.2’lik artışla 38.30 TL’den satılmaya başlandı. Kur dışında temmuz ayı içinde verilen Özel Tüketim Vergisi artışı kararı ile litre fiyatlarına 5 TL’lik bir vergi zammı gelmiş, fiyatlarda tek seferde büyük artışlar görülmüştü.

Sözcü’deki habere göre alınan karar doğrultusunda kurşunsuz benzinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı 2.52 liradan 7.52 liraya, motorinin litre fiyatı üzerinden alınan ÖTV tutarı ise 2.05 liradan 7.05 liraya yükseldi. Bu artışların ardından 15 Temmuz’da 28.02 TL olan benzin fiyatı 16 Temmuz’da yüzde 21.4’lük artış ile 34.02 TL’ye, 26.32 TL’den satılan motorin ise yüzde 22’lik artış ile 32.32 TL’ye çıkarıldı. Dün itibarıyla en pahalı benzin 37.43 TL’lik litre fiyatı ile Hakkari’de satılırken, motorin de yine 39.19 TL’lik litre fiyatı ile aynı ilde satılıyor.

Bu artışlar başta nakliye giderleri, tarımsal üretim olmak üzere tüm alanlarda fahiş fiyat artışlarının da kapısını açmış oldu. Akaryakıtta temmuz ayında devreye alınan 5 TL’lik ÖTV artışının zincirleme etkisi ile temmuz ayı enflasyonu aylık bazda yüzde 9.49 artmış ve tarihin en yüksek temmuz enflasyonu yaşanmıştı. Sadece temmuzda akaryakıt fiyatı yüzde 29.04’lük artış kaydederek, zam şampiyonu oldu.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Dünyanın Yarısı Akıl Hastası Olacak

Geniş çaplı bir araştırma, dünya genelinde her iki kişiden birinin 75 yaşına kadar depresyon veya anksiyete gibi bir akıl sağlığı sorunu yaşayabileceğini öne sürdü. Araştırmanın baş yazarı Profesör John McGrath, en yaygın sorunların duygudurum bozuklukları olduğunu söyledi.

Harvard Üniversitesi’nde sağlık politikası uzmanı olarak görev yapan Dr. Ronald Kessler “Bu bozuklukların yaygın olarak ortaya çıktığı yaşı belirleyerek, uygun müdahaleler geliştirmeliyiz ve risk altındaki kişilere destek verebilmek için kaynak bulmalıyız” dedi.

Araştırmada, 29 ülkeden 156 bin yetişkin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yirmi yıllık verilerinden yararlanıldı.  Çalışmada; ABD, Suudi Arabistan, Katar, Japonya, İsrail, Avustralya, Yeni Zelanda, Meksika ve Avrupa, Birleşik Krallık, Güney Amerika ve Afrika gibi ülkeler yer aldı.

ABD’li bilim insanlarının yaptığı bir araştırmada, dünyanın yarısının 75 yaşına kadar akıl sağlığını kaybedeceği, özellikle kadınların anksiyete bozukluğu nedeniyle tehlikede olduğu açıklandı.

Araştırmacılar depresyon ve anksiyete dahil olmak üzere 13 ruh sağlığı problemi üzerinde incelemeler yaptı. Kadınların anksiyete bozukluğunun yanı sıra majör depresyona sahip olma olasılığı daha yüksek çıktı.

Araştırmada, 29 ülkeden 156 bin yetişkin ve Dünya Sağlık Örgütü’nün yirmi yıllık verilerinden yararlanıldı. İki kişiden birinin, yaşlanıncaya kadar en az bir akıl sağlığı bozukluğuna sahip olabileceği öngörüldü.

Yaşam boyunca akıl hastalığına yakalanma riski, erkek katılımcılar için yüzde 46 iken, kadınlarda yüzde 53 olarak belirlendi. Özellikle kadınlar travma sonrası stres bozukluğu açısından büyük risk altında olduğu bildirildi. Erkeklerin ise alkolü kötüye kullanma olasılığı yüksek çıktı.

Majör depresif bozukluk oranının, her iki cinsiyette de eşit derecede yaygın olduğu görüldü. ABD’deki akıl hastalığı oranları, son birkaç yılda artış gösterdi ve bu süreçte intihar sayısı 45 bin 900’den 48 binin üzerine çıktı.

Son analizler, akıl sağlığı krizinin ABD ile sınırlı kalmadığını, küresel boyutlara ulaştığını vurguluyor. Harvard Tıp Okulu ve Avustralya’daki Queensland Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen çalışmada; ABD, Suudi Arabistan, Katar, Japonya, İsrail, Avustralya, Yeni Zelanda, Meksika ve Avrupa, Birleşik Krallık, Güney Amerika ve Afrika gibi ülkeler yer aldı.

Lancet Psychiatry dergisinde yayınlanan araştırma hakkında konuşan Dr. John McGrath “En yaygın ruh sağlığı bozuklukları, majör depresyon veya anksiyete çıktı. Kadınların, yaşamları boyunca anksiyete bozukluğu yaşama olasılığı, erkeklerden çok daha yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Araştırmacılar, bu akıl sağlığı bozukluklarının başlangıç ​​yaşının 15 olduğunu vurguladı. Harvard Üniversitesi’nde sağlık politikası uzmanı olarak görev yapan Dr. Ronald Kessler “Bu bozuklukların yaygın olarak ortaya çıktığı yaşı belirleyerek,uygun müdahaleler geliştirmeliyiz ve risk altındaki kişilere destek verebilmek için kaynak bulmalıyız” dedi.

ABD’de son yıllarda gerçekleşen akıl sağlığı bozuklukları oranındaki artış, pandemi dönemindeki tecrit ve izolasyon sürecinde daha da şiddetlendi. Amerika’da en çok gençleri etkileyen bu virüs dönemi, bireyleri yalnızlığa itti ve sosyal bağlar kuramamalarına sebep oldu.

Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri tarafından hazırlanan bir raporda, 2021’de ABD’li lise öğrencilerinin yüzde 10’unun son 12 ayda intihara teşebbüs ettiği ve bu oranın 2019’dan bu yana arttığı ortaya çıktı.

(Kaynak: Gazete Pencere)

Paylaşın

Alman Milletvekili Havalimanında Gözaltına Alındı, Serbest Bırakıldı

Almanya Sol Parti Federal Meclis Milletvekili Gökay Akbulut, Antalya Havalimanı’nda gözaltına alındı. Akbulut, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın araya girmesiyle serbest bırakıldı. Akbulut’un “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla gözaltına alındığı öğrenildi.

Sosyal medya hesabından kısa bir açıklama yapan Akbulut, “Bu olay, Türkiye’de kuvvetler ayrılığı olmadığını bir kez daha gösterdi. Ama endişelenmeyin! Hakkımda yakalama kararı çıkartarak beni sindiremeyeceksiniz” dedi.

DW Türkçe‘nin haberine göre, Alman Sol Parti milletvekili Gökay Akbulut’un, Türkiye’ye giriş yaptıktan sonra Antalya Havalimanı’nda bir süreliğine gözaltına alındığı öğrenildi. Uçağı 3 Ağustos tarihinde saat 15 sularında Antalya Havalimanı’na inen Akbulut, pasaport kontrolü sırasında milletvekili olduğunu belirtmesine rağmen gözaltına alındı.

Hakkında “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla yakalama kararı bulunduğu öğrenilen Akbulut, birkaç saat süreyle havaalanında tutuldu. Ardından karakola götürülen ve sağlık kontrolünden sonra Savcılığa çıkarılan Akbulut, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın araya girmesiyle gece saat 23 sularında salıverildi. Akbulut’a hakkındaki “davanın silindiği ve yakalama kararının kaldırıldığı” açıklandı.

Soruşturmanın Akbulut’un sosyal medyada yaptığı açıklamalar ve konuşmalar nedeniyle, “terör örgütü propagandası” suçlamasıyla Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatıldığı öğrenildi.

Frankfurter Allgemeine Zeitung konuyla ilgili haberinde Almanya’nın Ankara Büyükelçiliği ve Antalya Konsolosluğu’nun Akbulut’la yakın iletişim halinde olduklarını yazdı. Gazete Alman hükümetinin “üst düzeyde farklı kanallardan” olaya müdahil olduğunu ve Türkiye Adalet Bakanlığı’nın da devreye girdiği kaydetti.

Medyada çıkan haberler üzerine sosyal medya hesabından kısa bir açıklama yapan Akbulut, “Bu olay, Türkiye’de kuvvetler ayrılığı olmadığını bir kez daha gösterdi. Ama endişelenmeyin! Hakkımda yakalama kararı çıkartarak beni sindiremeyeceksiniz” dedi.

Akbulut, 2017 yılından beri Sol Parti Federal Milletvekili ve Türkiye-Almanya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu’nun da üyesi. Federal Meclis’te göçmen haklarıyla ilgili çalışmalarıyla bilinen Akbulut, Mayıs 2022’de PKK’nın Almanya’da faaliyet yasağının kaldırılması yönünde mecliste önerge vermişti. Almanya’da 1993’ten beri yasaklı olan PKK, 2002’den beri de Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde bulunuyor.

Gökay Akbulut kimdir?

16 Kasım 1982’de Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde dünyaya gelen Gökay Akbulut, Hamburg’da liseden mezun olduktan sonra Heidelberg Üniversitesi’nde siyaset bilimi, sosyoloji ve kamu hukuku okudu.

Akbulut, üniversitede okurken, öğrenimini finanse etmek için garsonluk ve çağrı merkezinde çalıştı. Daha sonra eğitim alanında dezavantajlı gençlerle ve mültecilerle eğitim verdi. 2012-2016 yılları arasında bağımsız öğretim görevlisi olarak görev aldı. 2016-2017 yılları arasında göç ve eğitim üzerine seminerler verdi.

Akbulut, 2006 yılından beri Almanya’da Sol Parti üyesidir. Akbulut, Mayıs 2014’ten Haziran 2018’e kadar, Sol Parti’yi Mannheim belediye meclisinin bir üyesi olarak eğitim, entegrasyon ve güvenlik komitelerinde temsil etti.  Gökay Akbulut, 2017 yılında yapılan seçimlerde Alman Parlamentosu’na girdi.

Paylaşın

Ukraynalılar Askere Alınmamak İçin “Rüşvet” Veriyor

Ukrayna’da askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürüldü.

Binlerce Ukraynalının ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Independent Türkçe’nin Londra merkezli Financial Times (FT) gazetesinden aktardığına göre, binlerce Ukraynalının askere alınmamak için yetkililere yüksek miktarlarda rüşvet verdiği.

Haber, Ukrayna lideri Volodimir Zelenski’nin yolsuzluk iddiaları nedeniyle ülkedeki askere almaktan sorumlu tüm yöneticileri görevden almaya karar vermesinin ardından geldi. Kiev yönetimi yeni isimleri, cephe hattında savaşmış kişilerden oluşturmayı planlıyor.

FT’nin haberinde Ukrayna yönetiminin Şubat 2022’de seferberlik ilan ederek 18 ila 60 yaş arası erkeklerin ülkeyi terk etmesini yasakladığı hatırlatıldı ve bu kararın yolsuz uygulamaları körüklediği belirtildi.

Askere alınmak istemeyen kişilerin ortalama 6 bin dolar rüşvet karşılığında tıbbi muafiyet belgesi aldığı ve bunun askerden kaçmak için en popüler yöntem olduğu ifade edildi.

Binlerce Ukraynalı ise cephe hattına gitmemek için yasa dışı yollarla ülkeyi terk etmeye çalıştı. Savaş sürecinde 13 bin 600 kişi sınırda yakalanırken, yaklaşık 6 bin 100 kişi ise sahte evraklarla sınır noktalarını geçmeye çalıştı.

Bu konudaki en dikkat çeken davalardan biriyse, Odessa askere alma merkezi başkanı Evgeni Borisov hakkında açılan rüşvet davası oldu. Geçen ay tutuklanan Borisov’un, kişi başı 2 bin ila 10 bin dolar arası rüşvet istediği ve savaşın başından bu yana toplam 5 milyon dolar rüşvet topladığı iddia ediliyor.

Ukraynalı yetkilinin askere gitmek istemeyen kişilerden topladığı rüşvetlerle, aralıkta İspanya’da 4,2 milyon euro değerinde bir villa satın aldığı öne sürülüyor.

“Kremlin artık Wagner’i fonlamayabilir”

Savaşın Moskova ayağındaysa paralı asker grubu Wagner’le ilgili tartışmalar devam ediyor.

Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’nın savaşın başından bu yana yayımladığı istihbarat raporlarının 13 Ağustos tarihli olanında, Wagner grubunun küçülme sürecine girdiğine dikkat çekildi.

Raporda mali baskı altında olan grubun maaş bütçesini küçülttüğü ve asker sayısını azalttığı belirtilirken, Kremlin’in artık Wagner’i fonlamıyor olma ihtimalinin bulunduğu vurgulandı.

Günlük raporda, Kremlin yönetiminin Wagner lideri Yevgeni Prigojin’in diğer şirketlerine yönelik el koyma gibi bazı adımlar attığı da hatırlatıldı.

Paylaşın

Ay Madenciliği: Yarış Yeniden Başladı, Kim Kazanacak?

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Çin ve Hindistan’ın da aralarında bulunduğu büyük güçler, Dünya’nın tek doğal uydusu Ay’ın kaynakları için yeniden harekete geçtiler.

Uzay madenciliği, Ay’da, diğer gezegenlerde ve Dünya’ya yakın asteroitlerde (Near-Earth Asteroid- NEA’s) bulunan doğal kaynakların keşfedilmesi, işletilmesi ve kullanılması olarak tanımlanmaktadır.

Büyük güçler dünyanın tek doğal uydusu Ay’da bulunan elementler hakkında daha fazla bilgi edinmeye çalışırken cuma günü Rusya ise 47 yıl sonra Ay’a iniş yapan ilk uzay aracını fırlattı.

Rusya, Ay’a yönelik daha fazla misyon başlatacağını, ardından ise Çin ile ortak bir misyon gönderme, hatta orada bir üs kurma olasılığını araştıracağını bildirdi. Ay’daki altın potansiyelinden bahseden NASA, Ay madenciliğini gündeme getirdi.

Gezegenimizden 384 bin 400 kilometre uzaklıkta olan Ay, dünyanın kendi eksenindeki dönüşünü hafifletiyor. Ayrıca dünya okyanuslarında gelgitlere neden oluyor. Ay’ın yaklaşık 4,5 milyar yıl önce devasa çarpışma neticesinde enkazın bir araya gelmesiyle oluştuğu düşünülüyor.

Ay’daki sıcaklıklar değişiklik gösteriyor. Günde altı saatten fazla güneş ışığına maruz kaldığında sıcaklık 127 santigrat dereceye yükselirken karanlıkta ise yaklaşık eksi 173 dereceye düşebiliyor. Ay’ın egzosferi güneşten gelen radyasyona karşı koruma sağlamıyor.

Su

NASA’nın bildirdiğine göre, Ay’da suya ilişkin ilk kesin keşif 2008 yılında Hindistan’ın Chandrayaan-1 misyonu tarafından yapıldı.

Tespit edilen hidroksil molekülleri ay yüzeyine yayılmış ve kutuplarda yoğunlaşmış haldeydi. İnsan hayatı için elzem olan su, aynı zamanda roketleri harekete geçirmek için kullanılan hidrojen ve oksijen kaynağı da olabilir.

Helyum-3

Helyum-3 dünyada nadir bulunan bir helyum izotopudur. Ancak NASA, bu maddenin Ay’da 1 milyon ton kadar bulunduğunun tahmin edildiğini söylüyor.

Avrupa Uzay Ajansı’nın (ESA) bildirdiğine göre bu izotop bir füzyon reaktöründe nükleer enerji sağlayabilir, ancak radyoaktif olmadığı için tehlikeli atık üretmeyecektir.

Nadir toprak elementleri

Boeing tarafından yapılan araştırmaya göre, akıllı telefonlarda, bilgisayarlarda ve ileri teknolojilerde kullanılan nadir toprak elementleri olan skandiyum, itriyum ve diğer 15 lantanit Ay’da mevcut halde.

Ay madenciliği nasıl işliyor?

Net bir yöntemi bulunmuyor.
Bunun için ayda bir tür altyapı kurulması gerekecek.
Ay’ın koşulları, zor işlerin çoğunu robotların yapması gerektiği anlamına gelse de, Ay’daki su insanların uzun süreli varlığına imkan sağlayabilir.

Yasalar nedir?

Bu yöndeki yasalar belirsizlikler ve boşluklarla dolu. Birleşmiş Milletler Dış Uzay Anlaşması (1966), hiçbir ülkenin Ay ya da diğer gök cisimleri üzerinde egemenlik iddiasında bulunamayacağını, uzayın keşfinin tüm ülkelerin yararına gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor.

Ancak hukukçular, özel bir kuruluşun Ay’ın bir bölümü üzerinde egemenlik iddia edip edemeyeceğinin belirsiz olduğunu söylüyor.

RAND Corporation geçen yıl yayınladığı bir yazıda, “Bu potansiyel yüksek risklere rağmen uzay madenciliği nispeten az sayıda mevcut politika veya yönetişime tabidir” ifadeleri yer almıştı.

Devletlerin Ay’da ve Diğer Gök Cisimlerindeki Faaliyetlerini Düzenleyen Ay Anlaşması’nda (1979), Ay’ın hiçbir parçasının herhangi bir devletin, uluslararası hükümetler arası veya hükümet dışı kuruluşun, ulusal kuruluşun veya hükümet dışı kuruluşun ya da herhangi bir kişinin mülkü olmayacağı belirtiliyor.

Bu madde hiçbir büyük uzay gücü tarafından onaylanmadı. ABD, 2020 yılında, adını NASA’nın Artemis programından alan Artemis Anlaşmalarını ilan ederek, Ay’da güvenli bölgeler oluşturulmasıyla mevcut uluslararası uzay hukukunu geliştirmeyi amaçladı. Rusya ve Çin ise bu anlaşmaya katılmadı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın