Moody’s’den Dikkat Çeken “Türk Bankaları” Kararı

ABD merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türk bankacılık sisteminin görünümünü durağan olarak değiştirdi. Öte yandan Moody’s hükümetin Mayıs 2023’teki seçimlerin ardından ortodoks politikalara dönme yönündeki ilk adımlarının, Türk bankaları için faaliyet koşullarını desteklediğini ifade etti.

Moody’s değerlendirmesinde ayrıca, bankaların dış fonlama pozisyonu ve dolarizasyon seviyelerinin iyileştiğini ve özellikle yabancı para olmak üzere likiditenin yeterli kalmasını beklediklerini ifade etti.

Geçen hafta Türkiye’nin ortodoks politikalara dönmesi durumunda not artışı olabileceği mesajını veren Moody’s şimdi de Türk bankalarının görünümünü değiştirdi. Kuruluştan yapılan açıklamada Türk bankacılık sistemi için görünümün durağan olarak değiştirildiği belirtildi.

Bloomberg HT’nin aktardığına göre değerlendirmede Türk bankaları için faaliyet ortamının, ekonomik büyümede beklenen yavaşlama ve devam eden yüksek enflasyon nedeniyle zorlu ve dalgalı olmaya devam ettiğini belirten Moody’s hükümetin Mayıs 2023’teki seçimlerin ardından ortodoks politikalara dönme yönündeki ilk adımlarının, Türk bankaları için faaliyet koşullarını desteklediğini ifade etti.

Moody’s’in değerlendirmesine göre çok yüksek enflasyon, daha yüksek vergiler ve liranın değerinde daha fazla bozulma, tüketici harcamaları üzerinde baskı oluşturacak ve borçluların geri ödeme kapasitesini zayıflatarak bankaların varlık kalitesini baskı altına alacak.

TL’deki değer kaybı ve kredi hacmindeki genişlemenin, 2022’ye kıyasla daha yavaş olsa da, görünüm döneminde sektörün sermaye yeterliliğini zorlayacağını ifade eden Moody’s kârlılığın 2022’de kaydedilen zirvelere göre normalleşeceğini ama yine de güçlü kalmaya devam edeceğini belirtti.

Moody’s değerlendirmesinde bankaların dış fonlama pozisyonu ve dolarizasyon seviyelerinin iyileştiğini ve özellikle yabancı para olmak üzere likiditenin yeterli kalmasını beklediklerini ifade etti.

Paylaşın

MHP İle İYİ Parti Arasında İttifak Polemiği: Akşener, MHP’den Ürkmektedir

MHP Lideri Devlet Bahçeli, İYİ Parti’ye 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler için çağrı yaparak “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” ifadelerini kullanmış ve sonrasında İYİ Partili ve MHP’li kurmaylardan karşılıklı açıklamalar gelmişti.

Son olarak MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın’da konuya ilişkin açıklamada bulundu. Semih Yalçın, açıklamasında, “Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir” dedi ve ekledi:

“Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır.  Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz. Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır.”

Açıklamasının devamında, “Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır” diyen Yalçın’ın özetle şu ifadeleri kullandı:

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin İP’e yönelik komşuluk çağrısı hâlâ gündemdeki yerini korumakta, hem medyada hem de kamuoyunda mesele üzerindeki tartışma ve değerlendirmeler sürmektedir.

Sayın Devlet Bahçeli’nin İP’e dönük daveti; karşılıklı siyasi yaklaşma, yumuşama, gerginliği azaltma ve peşin hükümleri ortadan kaldırma yolunda atılmış bir adım, bilgece sergilenmiş bir siyasi diplomasi örneğidir.

Ne yazık ki çağrının muhataplarınca böylesi bir fırsat “iyi” değerlendirilememiş, enine boyuna düşünülüp istişare edilmeden büyük bir siyasi nezaketsizlik ve seviyesizlikle reddedilmiştir.

Sayın Devlet Bahçeli; sadece MHP’nin lideri değil, aynı zamanda devletimiz için varlığı itimat telkin eden akil bir insan, büyük bir dava adamı ve bilge bir Türk milliyetçisidir.

Onun büyük bir içtenlik, serinkanlılık ve barışçı tavırla yaptığı davete; muhatabı yerine yetkili yetkisiz, akıllı akılsız, köklü köksüz bir takım isimlerin cevap vermesi, İP’in siyasi terbiye kültürünün, politika adabının oluşmadığını, olgunlaşmadığını göstermiştir.

Söz konusu davetin birinci muhatabı İP Müdiresi Meral Akşener’dir, ancak Müdire Hanım sessizliğini koruyup susmaktadır. Sayın Genel Başkanımızın davetine icabet ederse bundan millet ve memleket kârlı çıkacakken, Meral Akşener’in sükûtundan ötürü partisi tartışmaların merkezine yuvarlanarak kan kaybetmektedir.

Akşener kaçak güreşmekte, ya da gol yiyeceği korkusuyla topa girmekten kaçınmaktadır. Seçim hezimeti sonrasında âdeta sinmiş bir görüntü veren Meral Akşener, MHP’den ürkmektedir. Bu korkunun tezahürlerini, topu sürekli attıkları 26 Ağustos tacında da milletin hakemliğinde göreceğiz.

Esasen İP’in en büyük sorunu, bir kurumsal kimliğinin olmamasıdır. İP’i siyasi literatürde tarif eden uygun, yerine oturan ifade, kavram ve kelimeler de bulunmamaktadır. Bu parti, CHP’ye veya bölücü terör örgütünün siyasi acentesi HDP’ye nispetle tanımlanabilmektedir. İP; bu bağlamda bir yancı, iş birlikçi veya kuyruk sokumu parti görünümündedir.

İP’in ikinci büyük sorunuysa başındaki kişinin liderlik hassasının bulunmayışı ve siyaset etme yeteneğinin kıt oluşudur. Meral Akşener; parti genel başkanından çok, okul idaresinde terör estiren, öğrencilere sürekli parmak sallayan huysuz ve geçkin bir müdire havasındadır.

Bu durum, İP açısından muhataralı, güvensiz ve muammalı bir siyasi gelecek tablosu çizilmesine yol açmaktadır. Hâlbuki gelecek yıl yapılacak 31 Mart Yerel Seçimlerinde millet, İP’i kendi kurumsal kimliğine sahip bir parti olarak müstakil surette seçimlere girecek kemal, yetkinlik ve cesarette görmek isteyecektir.

Oysa İP sözcüleri hâlâ denenmiş ve hüsrana sebep olmuş ittifakla ayakta kalma derdindedir. Bütün bunlardan daha önemlisi; İP, MHP’nin kötü bir taklitçisi ve rol çalıcısı mı olacak, yoksa kendine yeni ve farklı bir siyasi gömlek mi biçecektir, milletimiz buna bakacaktır. Çünkü MHP varken MHP’cilik oynayanlara millet itibar etmeyecektir.

Bu bağlamda 26 Ağustos’ta İP Müdiresi Meral Akşener’in ortaya koyacağı tavır, bu partinin nerede konumlanacağına dair belirleyici unsur olacaktır. Bilindiği üzere 26 Ağustos, Millî Mücadele’nin en önemli safhalarından birinin, müstevlilere son büyük darbenin vurulduğu Büyük Taarruz’un başlangıcıdır.

Ne var ki taarruz eylemi ve tabiri, İP’in güdük ve şekilsiz siyasi müktesebatına sığmamaktadır. Zaten İP; bugüne kadar siyaset hayatımızda hücum yerine sürekli geri çekilmeyi, ricatı seçmiştir. İP; kazanmaya değil, kaybetmeye tiryaki olmuştur.

İP, kendine hep yanlış yol arkadaşları seçmiştir. Şurası bir hakikattir ki İP, küresel ısınmanın Türk siyaset hayatındaki aşırı sıcak izdüşümü olarak kaynamaya, tandır gibi yanmaya devam etmektedir. İP’in geçmişi ve siyasi birikimi olmadığı için bir parti geleneği de yoktur.

İP’in Türk milliyetçileri ve bütün vatanseverleri için çatı parti olma teziyse tümüyle çürüktür. Zira bu mikro terazi bu sıkleti çekemez ve siyasi kolonları olmayan bir partinin çatısı çarçabuk çöker. İlk ciddi depremde yıkılacak çürük bir bina hâlindeki İP; çatı olamaz, çatırdar.

Hatta bu parti, sırf iktidar değişikliği uğruna ayıyla yatağa girmeyi, teröristlerin siyasi acenteleriyle temas kurmayı, çakallarla dans etmeyi bile göze almıştır. Bu yüzden de girmediği kılık, takmadık siyasi zincir bırakmamıştır.

Bir atasözünde şöyle denilmektedir: “Kendi otağını bırakıp itin yatağına kıvrılan, uyandığında tasmayı boynunda bulur.”

Nasıl başıbozuk ve disiplinsizlerle sistemli bir siyasi kavga yürütülemez ise İP’te yuvalanmış mücadele kaçkınlarıyla da Türk milliyetçiliği ve vatanın bütünlüğü davası güdülemez. Mahalleden kaçan mirasyedi ve hayırsız evlatlara “Bizim mahalleye gelin.” dediysek harim-i ismetimize girip soygun yapın da demedik.

MHP’nin mirası emin ellerdedir. Milliyetçi- Ülkücü Hareket’in mensupları ve MHP camiası olarak, bu kutlu mirasın haytalarca çalınıp politika çarşısında pazarlanmaya çalışılmasına müsaade etmeyiz. MHP; Türk milliyetçiliği davasının hem bekçisi, hem askeri, hem de alemdarıdır.

MHP, kökü binlerce yıllık maziye uzanan büyük bir varlık davasının siyasi hayatımızdaki yegâne ehil ve liyakatli temsilcisidir. MHP, Ülkücü şehitlerin aziz ruhlarıyla yücelen, gazilerimizin fedakârlıklarıyla yükselen 54 yıllık köklü bir hareketin temsilcisidir.

Tarih ve kader, MHP’ye Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in siyasi temsilciliği misyonunu biçmiştir. Bu gömleği giymek için 54 yıllık kutlu mücadeleye layık ve gönülden bağlı olmak icap eder. Sadece liyakat ve ehliyet değil, baba ocağı konumundaki MHP’ye sadakat ve merbutiyet de elzemdir.

Rabıtası sağlam, aidiyet hissi kuvvetli, mensubiyet şuuru olgunlaşmış Ülkücülerin otağı olan MHP’ye öykünmekle Türk milliyetçiliği davasına rehber olunamaz. Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş’in sağlında altını çizdiği gibi, Ülkücü kalmanın, Ülkücü kalarak Türk milliyetçiliğine hizmet etmenin şartı MHP’de yer almaktır.

MHP saflarında mücadele etmek, her Ülkücünün görevi ve aynı zamanda da vecibesidir. İP’liler, bizim gömleğimizle rol kesmeye kalkmasınlar. Sadakatsiz, disiplinsiz, sorumsuz, vefasız ve hıyanete meyilli kavga kaçaklarıyla dönme ve devşirmeler tarafından kurulmuş derme çatma bir partiyi çatı ittihaz ederek MHP’nin Türk siyasi hayatındaki yerini almaya çalışmak; yaya aya gitmekten farksızdır.

Milletimizin MHP’ye biçtiği tarihî rolü siyaseten iğdiş etmek maksadıyla alternatif politika üretme gayreti, hadımın zürriyet peşine düşmesi gibidir. MHP; siyaset sahnesinde edindiği yeri, yarım asrı aşkın sürede bütün ağır imtihanlardan geçen teşkilatlarının eksilmeyen gücü kadar, milletin 54 yıldır gösterdiği büyük teveccühün mehabetine borçludur.

Hep söylediğimiz gibi; MHP lider odaklı bir dava partisidir. Liderinin siyaset satrancındaki ustalığı, siyasetteki müessiriyet ve özgül ağırlığını arttırmaktadır. Milletimiz MHP’yi varlık sigortası, beka güvencesi, toplumsal barış ve sükûnun siyasi garantörü olarak görmektedir. MHP’ye alternatif olmaya, bizden rol çalmaya kalkan haramzadeleri, 26 Ağustos’tan önce bu gerçeklerle yüzleşmeye davet ediyoruz.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Geri Adım: İstanbul İçin Adaylığını Açıkladı

Haliç Kongre Merkezi Galata Salonu’nda basın toplantısı düzenleyen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul belediye başkanlığına yeniden aday olduğunu açıkladı ve “Şehrimizin yağmalanmasına karşı çıkmak için bir kez daha yola çıkıyorum. İstanbul ittifakını kurmaya geliyorum. İstanbulluları bu yürüyüşe davet ediyorum” dedi.

Ekrem İmamoğlu, konuşmasında ayrıca ittifak vurgusu da yaparak, “İstanbul Büyükşehir Belediyesini hep birlikte korumalıyız. Seçimlerde İstanbul’u kazanmak için bir araya gelmeliyiz. Aramızdaki tartışmaları bir kenara bırakmalıyız. Ben 2019’daki gibi partiler üstü İstanbul ittifakını kurmak için elimden geleni yapacağım” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Haliç Kongre Merkezi Galata Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde:

“Ben hayatım boyunca bir koltuğa değil bir misyona aday oldum. Bugün bu misyon yeni bir yönetim bu topraklarda.

Vatandaşın hayat kalitesini artırmak, adil kapsayıcı bir kalkınma, insanlarımızın hayat güvenliğinin sağlanması, depreme karşı ödünsüz önlemler, gelecek nesiller için gerçek bir refah, yaratıcı bir teknoloji hamlesi siyasi vizyonumuzun ana ilkeleridir. Biliyorum ki demokrasi, cesur bir toplum ve cesur liderlerle mümkün olabilir.

Ben hayatımın hiçbir döneminde siyaseti sadece siyasi partilerden ibaret görmedim. Siyasi partiler demokratik hayatın vazgeçilmez organlarıdır. Ama gücünü yerelden alan bir yönetici olarak siyaseti toplumla omuz omuza yapılan dönüştürücü bir eylem olarak algıladım.

Bundan sonra yol arkadaşlarımız, gençler, kadınlar, emekçiler, emekliler, engelliler ve keşfedilmeyi bekleyen girişimci yaratıcı zihinlerdir.

Bu vesileyle Türkiye’nin yönetiminden, yoksulluktan, demokrasinin ölüme terk edilmesinden, özgürlüklerimizin elimizden alınmasından, emeğin sömürülmesinden, kültür hayatımızın çölleşmesinden, gençlerimizin, doktorlarımızın, ustalarımızın ülkemizi terk etmesinden isyan eden kime oy verdiğine bakmaksızın yurttaşlarıma seslenmek istiyorum.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni hep birlikte korumalıyız. İBB’nin bu iktidarın eline geçmesinin maliyetine hep beraber bakmalıyız. İBB’yi gayri hukuki yollardan elde etmek için birçok yol denendi ve denemeye devam edecekler. Bunu şimdiye kadar halkımızın feraseti sonucu yapamadılar. Hep birlikte engelledik.

Seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni tekrar kazanmak için tekrar bir araya gelmeliyiz.

Aramızdaki tartışmaları bir yana bırakarak milletçe odaklanmalıyız. Parti ayrımı yapmadan beraberce hareket etmemiz gerekiyor. Partilerüstü İstanbul ittifakını kurmak için elimden geleni yapacağım. ub meselenin partiler üstü bir mesele olarak anlaşılacağına yürekten inanıyorum.

Bu vesileyle CHP’li yol arkadaşlarıma da seslenmek istiyorum:

Değerli yol arkadaşlarım, Mayıs 2023 seçimlerinde yaşadığımız hayal kırıklığı beni derinden üzmüştür. Ben bunu birçok vesileyle dile getirdim. Halkımızdan bu mağlubiyetten dolayı özrü diledim. Bu hayal kırıklığının nedenlerinden biri de yenilginin sorumluluğunu üstlenme, gerçekle yüzleşme konusunda gerekli duyarlılığın gösterilememesidir.

28 Mayıs gecesinden itibaren gösterilen tavır seçmenleri anlamadan çok uzaktır. Ne var ki benim dünyamda asla umutsuzluğa yer yoktur. Umudun önündeki engelleri kaldırmalıyız. Bu mağlubiyetin partimizde köklü, kapsayıcı tazelenme sürecinin başlamasına vesile olacağını da görüyorum.

Parti mimarimizi dönüştürdüğümüz takdirde halkımız bizim geleceğin Türkiyesini onlarla beraber kurmamızı bizden talep edecektir. Bu uğurda partimin değişimi dönüşümü siyaset hayatımın çok önemli bir misyonudur. Yürüdüğüm ve ulaşmak istediğim menzil de bu değişim ve dönüşümdür.

Artık CHP, seçim kaybedemez, kaybetmemeli. CHP ikinci parti olmakla övünemez, övünmemeli. Asla durumu idare edemez, etmemeli. CHP önderliğinde toplumsal ve siyasal muhalefetin yerel seçimleri kazanması bir zorunluluktur.

CHP’liler bu yüksek kazanma arzusuyla, azmi ile hareket etme mecburiyetindedir. Önümüzdeki seçimlerde sadece belediye başkanlıklarını değil belediye meclislerini de kazanmalıyız.

Bunun için bütün örgütümüz adaylarla birlikte bu değişim ve dönüşüm sürecine en güçlü şekilde uyum içinde çalışmak zorundadır. Unutmayın, dünyada bağımsızlık savaşı örgütlemiş, ülke kurmuş çok az örgüt vardır.

CHP küçük iktidarların partisi olamaz. CHP, küçük iktidarlarla asla tatmin olamaz. Bu alışkanlık sona ermelidir.

İstanbul’dan Tunceli’ye, Edirne’den Diyarbakır’a CHP’nin geçmişi tertemiz kadroları, parti emekçileri görevleri almaya hazırdır. CHP tarihini çok iyi bilen bu kadrolar yeniden bir tarih yazmak için önlerinin açılmasını beklemektedirler.

Değişim dönüşüm aynı zamanda unutmayalım ki bir kadro hareketidir. Genel başkandan yönetime, üye yapısından parti seçimlerine kadar pek çok hususu kapsamaktadır.

Yenilenme değişim dönüşüm tabii ki kolay değildir ama bunu hep birlikte gerçekleştirmek zorundayız. Bu dönüşümü başaramadığımız takdirde milletimizin seçim sonrası oluşan hayal kırıklığının kalıcı hale gelmesi en önemli risktir. Bu risk önümüzdeki yerel seçimlerin kazanılmasında ne yazık ki çok büyük bir engeldir.

Şunu net olarak görmemiz gerekiyor. Demokrasimizin karşı karşıya bulunduğu en önemli tehlike kitlemizin umutsuzluğu ve beklentisizliğinin kökleşmesi ve yapısallaşmasıdır. Bu çok büyük bir tehdittir. Halbuki bizim hayal kırıklığını çok daha büyük bir arzuya çevirmemiz çok zor değildir.

Ben partimin bir evladı olarak bu dönüşüme en içerikli ve etkin olarak katkımı sunmaya var gücümle devam edeceğim.

“İstanbul’a ihanet insanlığa ihanet olur”

İstanbul dünyanın en önemli merkezlerinden birisidir. Üç imparatorluğun başkentliğini yapmış mukaddes bir şehirdir. Ecdadımız bize büyük bir kültürel ve doğal miras bırakmıştır. İstanbul’a hizmet dünyaya hizmettir. İstanbul’a ihanet insanlığa ihanet olur.

Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak ilk yola çıktığımda bu mukaddes şehrin en başarılı belediye başkanı olacağıma söz verdim. Bu sözümü tutmaya devam edeceğim.

Şehrimizin yağmalanmasına karşı İstanbul’u savunmak için bir kez daha yola çıkıyorum. 16 milyona eşit hizmet için yola çıkıyorum. Dünyanın tüm teknolojik yeniliklerine ev sahibi olmak için yola çıkıyorum.

2019’da olduğu gibi CHP’lilerle, farklı partilere gönül veren İstanbullularla, İstanbul gönüllüleriyle tekrar İstanbul ittifakını en güçlü şekilde kurmaya geliyorum. İstanbulluları bu yürüyüşe davet ediyorum. İnanınız ki her şey çok güzel olacak.”

Paylaşın

Açlık Sınırı 11 Bin 525, Yoksulluk Sınırı 39 Bin 886 Liraya Yükseldi

Temmuz ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken harcama tutarı 11 bin 525 liraya, açlık sınırı üzerinden yapılan hane halkı tüketim harcamaları yani yoksulluk sınırı ise 39 bin 886 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Temmuz’da günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu 116 lirayla süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken asgari harcama tutarı ise 77 lira olarak hesaplandı. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı 89 lira olurken ekmek için gerekli harcama tutarı günlük 33 lirayı buldu.

Birleşik Metal-İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM) düzenli olarak hesapladığı açlık ve yoksulluk sınırlarının yer aldığı aylık raporunu yayımladı. BİSAM’ın Temmuz raporunda şu ifadelere yer verildi:

“TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market cari ay internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Temmuz 2023 için 11 bin 525 liradır. Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 39 bin 886 lira olarak gerçekleşmiştir.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 3.191 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 3.031, 15-18 yaş bir genç için 3.235, 4-6 yaş arası bir çocuk için 2.609 liradır. Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 11 bin 525 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 39 bin 886 liraya ulaşmaktadır.

Günlük harcama gereksinimi 385 lira

Günlük harcamalarda Temmuz 2023’de en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 116,31 liralık harcama gereksinimi ile oluşturmaktadır. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 77.82 liradır. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 89.45 liraya ulaştı. Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 33.38 liradır. Katı yağ ve sıvı yağ ise 20.03 liralık masraf yapılması gereken ürün grubudur. Yumurta için 7.11, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 9.91 lira harcama yapılması gerekmektedir.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 30.3 ile en yüksek paya sahiptir. Et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 27.3 ile ikinci sıradadır. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 23.3’tür. Ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 11.3’tür. Diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 7.8’dür.

Her bir aile ferdinin sağlıklı beslenmesi için gereksinim duyduğu gıda grubu ve alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Örneğin tüketilmesi gereken ekmek miktarı kadın ve erkek açısından anlamlı düzeyde farklıdır. Süt ve süt ürünleri tüketiminde 10-18 yaş arasındaki bir gencin harcama gereksinimi, yetişkin erkek ve kadından fazlayken, yumurta 4-6 yaş grubu için daha önemlidir. Günlük 384.1 liralık harcama içinde en maliyetli tüketim kalemi yaklaşık 32.49 lira ile 10-18 yaş arası bir gencin tüketmesi gereken süt ve süt ürünleri miktarıdır. 4-6 yaş arası bir çocuğun tüketmesi gereken yumurta miktarı yetişkinlerden fazladır.”

Paylaşın

26 Ağustos: İYİ Parti İçin İktidar Yürüyüşünün Başlangıcı

Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı konuşmasını önemli kılan birden fazla etken olduğunu vurgulayan İYİ Parti kurmaylar, 26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlıyor. Kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtiyor.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta, Afyon’da yapacağı duyurulan konuşma siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Başta İYİ Parti olmak üzere muhalefet seçmeninin beklentilerini yükselten bu konuşmaya dair birtakım iddialar dillendirilmeye başlandı. Akşener’in bundan sonraki süreçte, yerel seçimler de dahil olmak üzere ittifaklara dahil olmayacaklarını açıklayacağını dile getirenler olduğu gibi bu açıklamanın altının doldurulmaması halinde İYİ Parti’nin siyaseten büyük kayıp yaşayacağını belirtenler de oldu.

Parti yetkilileriyse konuşmanın ittifaklarla, yerel seçimlerle sınırlı dar bir alanı kapsamayacağını ve çok daha büyük bir “Türkiye ve siyaset tahayyülü” içerdiğini söyledi. İYİ Partili kurmaylar “konuşmanın altının dolu, zemininin sağlam olacağı” konusunda da iddialı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre; İYİ Parti kurmaylarına göre 26 Ağustos konuşmasını önemli kılan birden fazla etken var. Bu etkenlerden ilkinin Türkiye’nin ihtiyacı olan ‘yeni siyaset anlayışı’ olduğunu belirten parti yöneticileri, Akşener’in 26 Ağustos’ta sadece İYİ Parti için değil Türkiye için de yeni bir siyaset hattı çizeceğini ifade etti.

Akşener’in 26 Mayıs’tan sonra ilk defa milletle bir araya gelerek kalabalık bir kitleye hitap edecek olmasının da kendileri için önemli olduğunu kaydeden kurmaylar, tüm Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosfer ve içerikle karşılaşılacağını belirtti.

Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat yönettiği Büyük Taarruz’un ruhuna uygun bir atmosfer için çalışmalarının sürdüğünü söyleyen kurmaylar, Akşener’in o gün binlerce kişiyle buluşmasını, Türkiye’yi şaşırtacak bir atmosferin oluşmasını beklediklerini kaydetti.

Konuşmanın içeriğine ilişkin çalışmaların sürdüğünü, Akşener’in, konuşmasında vereceği mesajlara ilişkin parti yöneticilerinden öneriler aldığını da ifade eden kurmaylar, “İYİ Parti’nin Türk siyaseti için nasıl bir öneme sahip olduğunu hep birlikte göreceğimiz bir gün olacak” değerlendirmesini yaptı.

Basında iddia edilenin aksine konuşmada ittifakların gündem olmayacağını vurgulayan parti yetkilileri, “Genel başkanımızın Türkiye’yi merkeze alan, Türkiye’yi, Türkiye’nin vatanseverlerini bütünleştirecek, birleştirecek bir yaklaşım sunmasını bekliyoruz. Gündemimiz ittifaklar değil, gündemimiz Türkiye’nin kucaklaşması” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Akşener’in konuşmasında Türkiye’nin güncel sorunları olan ekonomik geriye gidiş, göç, Akbelen tartışmasıyla öne çıkan ekolojik tahribatlar gibi başlıklara da değinmesi de bekleniyor. Partinin seçim yenilgisinden sonra muhalefet içi birtakım kavgalara çekilmek istendiğini belirten parti yöneticileri, bu kavgalara dahil olmadan yeni bir yol çizme sorumluluğunu üstlendiklerini vurguladı.

Finaldeki hedef “iktidar”

26 Ağustos için slogan dahil tüm teknik çalışmaların ve hazırlıkların sürdüğünü belirten parti yetkilileri, konuşma dışında heyecan yaratacak başka etkinlikler de olacağını söyledi.

26 Ağustos’u “İYİ Parti’nin iktidar yürüyüşünün başlangıcı” olarak tanımlayan kurmaylar, bu yoldaki ilk hedefin toplumla bütünleşme ve toplumun kucaklaşması olduğunu, finaldeki hedefin de iktidar olduğunu belirtti.

İYİ Parti, başlatacağı yürüyüşün adımlarının netleşeceği başka tarihler de belirlendi. İYİ Parti’nin kuruluş günü olan 25 Ekim’in bu kritik tarihlerden biri olduğunu belirten parti kurmayları, 26 Ağustos’ta yürüyüşün çerçevesinin çizileceğini; ortaya konulacak siyasi tasarımın adının, renginin, yöntemlerinin, İYİ Parti’nin Türkiye için sunduğu reçetenin detaylarının 25 Ekim’de netleşeceğini vurguladı.

Paylaşın

CHP İstanbul’da Kılıçdaroğlu, “Değişimciler” Karşısında Önde

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), 14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası başlayan “değişim” tartışmaları devam ederken, CHP İstanbul ilçe teşkilatlarında 5 Ağustos’ta başlayan ilçe kongreleri sürüyor. Şu ana kadar 17 ilçede seçimler yapıldı. Kalan 22 ilçenin seçimleri ise 3 Eylül’e kadar tamamlanacak.

Gazete Duvar’dan Ferhat Yaşar’ın parti içi yarışın İstanbul ayağında şu ana kadar ‘köklü değişim’ talebini sürekli dile getiren İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yakın isimler geride kalmış görünüyor.

Tamamlanan seçimlerde il kongresinde oy kullanacak 230 kurultay delegesi seçildi. Bu delegelerin 150’sinin genel merkeze yakın isimler, 80 delegenin ise İmamoğlu’na yakın ve değişimi destekleyen partililer olduğu belirtiliyor.

İstanbul’da ‘değişimciler’ ile genel merkezin tercih ettiği isimler arasında 5 Ağustos’ta başlayan yarış 3 Eylül’e kadar devam edecek. Seçimleri tamamlanan 17 ilçeden Bağcılar, Silivri ve Başakşehir’de ilçe başkanları İmamoğlu’na yakın isimler oldu.

Yine İmamoğlu’na yakın olduğu bilinen Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün ise ilçe kongresinde delege listesine alınmadı. Önceki dönemlerde hep delege seçilen Akgün’ün adı böylece ilk defa listede yer bulamadı. İddiaya göre Akgün’ün isminin listeye eklenmesini İlçe Başkanı Halis Çiçekçi istemedi.

Bülent Kerimoğlu delege olamadı

Genel merkeze yakın isimlerden ise Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu ilçe kongresinde delege olmak istemedi. Kerimoğlu’nun bu tercihinin gerekçesine ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı.

Kongre süreci başlamadan kısa bir süre önce Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul ilçe başkanlarıyla bir toplantı düzenlemişti. O toplantının amacının 39 ilçenin ‘değişim’ yönünde bir fotoğraf vermesi olduğu belirtilmişti. Ancak toplantıya sadece 12 ilçe başkanı katılınca fotoğraf da verilmemişti.

5-13 Ağustos tarihleri arasında 17 ilçede yapılan seçimlerde göreve gelen ilçe başkanları şöyle oldu:

Ataşehir: Celal Yalçın
Beylikdüzü: Mülayim Demirtaş
Gaziosmanpaşa: Hakan Bahçetepe
Tuzla: Eren Ali Bingöl
Zeytinburnu: Metin Doğan
Avcılar: Erdal Nas

Bağcılar: Murat Sönmez
Bakırköy: Gizem Başaran Arslan
Başakşehir: Beyzade Kayabaşı
Bayrampaşa: Hasan Mutlu
Beşiktaş: Alican Şen

Büyükçekmece: Halis Çiçekçi
Çatalca: Mehmet Seddar Çoban
Çekmeköy: Melda Tutan
Esenyurt: Hüseyin Ergin
Sancaktepe: Muharrem Aydın
Silivri: Berker Esen

22 ilçede yapılacak seçimler

Geriye kalan 22 ilçedeki seçim tarihleri ise şöyle:

19 Ağustos: Arnavutköy, Bahçelievler, Beykoz, Esenler, Ümraniye.
20 Ağustos: Eyüpsultan, Kağıthane, Maltepe, Şişli, Sultanbeyli.
26 Ağustos: Adalar, Beyoğlu, Küçükçekmece, Sultangazi, Üsküdar.
27 Ağustos: Pendik, Kadıköy.
3 Eylül: Şile, Güngören, Sarıyer, Fatih, Kartal.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Akşener, İstanbul Ve Ankara İçin Şerh Düşebilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, konuya ilişkin parti kulislerinden haberlerde gelmeye devam ediyor. Son olarak, Akşener’in, seçimlere yönelik olası bir ittifakta İstanbul ve Ankara için şerh düşebileceği öne sürüldü.

Öte yandan herhangi bir ittifak olmaz ise İYİ Parti’de İstanbul ve Ankara2 isim öne çıkıyor: Ankara için İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, İstanbul için Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Ankara kulisleri bir yandan geride bıraktığı seçim sürecini değerlendirirken bir yandan da önümüzdeki yerel seçimlerde aday olacak isimleri tartışmaya başladı. CHP ile İYİ Parti’nin yerel seçimlerde ittifak kurup kurmayacağı henüz netlik kazanmasa da İYİ Parti’de yerel seçimler öncesi hazırlıkların başladığı öğrenildi.

tv100 Ankara Temsilcisi Deniz Gürel, İYİ Parti’ye ilişkin verdiği kulis bilgisinde “Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.” ifadelerini kullandı.

Gürel, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya ve 2024 yılında gerçekleşecek yerel seçimlere ilişkin şu kulis bilgilerini verdi:

İYİ Parti’de Akşener 26 Ağustos’ta yapacağı açıklamaya bazı şerhler düşeceği ifade ediliyor. Sayın Akşener bazı şehirlerde ittifak yapılacağına dair şerh düşebileceği beklentisi var. Ankara ve İstanbul’da ilçeler ve il düzeyinde ittifak yapılabileceği yapılabileceğine dair şerh düşecek.

Herhangi bir ittifak olmaz ise 2 isim öne çıkıyor, İYİ Parti’de bunlara kesin gözüyle bakılıyor diyebiliriz Ankara adayları, bir tanesi İYİ Parti Milletvekili Adnan Beker, öbürü İstanbul’da Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu.

Paylaşın

Yedi Aylık Bütçe Açığı 434,7 Milyar Lira!

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 819,4 milyar lira, bütçe gelirleri 2 trilyon 384,8 milyar lira ve bütçe açığı 434,7 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 2 trilyon 506,5 milyar lira ve faiz dışı açık ise 121,7 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Öte yandan temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 455,8 milyar lira, bütçe gelirleri 504,4 milyar lira ve bütçe fazlası 48,6 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 418,1 milyar lira ve faiz dışı fazla ise 86,3 milyar lira oldu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı temmuz ayına ilişkin merkezi yönetim bütçe dengesi sonuçlarını açıkladı. Buna göre; 2023 yılı Temmuz ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 455,8 milyar TL, bütçe gelirleri 504,4 milyar TL ve bütçe fazlası 48,6 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 418,1 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 86,3 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Temmuz ayında 64 milyar 19 milyon TL açık vermiş iken 2023 yılı Temmuz ayında 48 milyar 574 milyon TL fazla verdi. 2022 yılı Temmuz ayında 47 milyar 325 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı Temmuz ayında 86 milyar 281 milyon TL faiz dışı fazla verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Temmuz ayı itibarıyla 455 milyar 840 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 37 milyar 707 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 418 milyar 132 milyon TL olarak gerçekleşti.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 5 trilyon 589 milyar 85 milyon TL ödenekten Temmuz ayında 455 milyar 840 milyon TL gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 260 milyar 999 milyon TL harcama yapıldı.

Temmuz ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 74,7 oranında artarken, giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 9,2 iken 2023 yılında yüzde 8,2 oldu.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 71,2 oranında artarak 418 milyar 132 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 9,8 iken 2023 yılında yüzde 8,5 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Temmuz ayı itibarıyla 504 milyar 413 milyon TL olarak gerçekleşirken, vergi gelirleri 450 milyar 316 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 47 milyar 335 milyon TL oldu.

2022 yılı Temmuz ayında bütçe gelirleri 196 milyar 980 milyon TL iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 156,1 oranında artarak 504 milyar 413 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Temmuz ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 7,7 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu.

2023 yılı Temmuz ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 166,7 oranında artarak 450 milyar 316 milyon TL olurken, vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 7,7 iken 2023 yılında yüzde 10,5 olarak kayıtlara geçti.

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2 trilyon 819,4 milyar TL, bütçe
gelirleri 2 trilyon 384,8 milyar TL ve bütçe açığı 434,7 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 2 trilyon 506,5 milyar TL ve faiz dışı açık ise 121,7 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde 29 milyar 541 milyon TL fazla vermiş iken 2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde 434 milyar 654 milyon TL açık verdi. 2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde 180 milyar 888 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde 121 milyar 703 milyon TL faiz dışı açık verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla 2 trilyon 819 milyar 416 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 312 milyar 951 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 2 trilyon 506 milyar 466 milyon TL oldu.

2023 yılı Ocak-Temmuz döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 96,8 oranında artarak 2 trilyon 819 milyar 416 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 95,6 oranında artarak 2 trilyon 506 milyar 466 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Temmuz dönemi itibarıyla 2 trilyon 384 milyar 763 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 2 trilyon 52 milyar 628 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 273 milyar 47 milyon TL oldu.

2022 yılı Ocak-Temmuz döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 462 milyar 390 milyon TL iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 63,1 oranında artarak 2 trilyon 384 milyar 763 milyon TL olarak gerçekleşti. 2023 yılı Ocak-Temmuz dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 70,7 oranında artarak 2 trilyon 52 milyar 628 milyon TL oldu.

Paylaşın

El Kaide’den İsveç ve Danimarka’ya Saldırı Çağrısı

İsveç ve Danimarka’da son zamanlarda küçük gruplar tarafından düzenlenen gösterilerde İslamiyetin kutsal kitabı Kur’an yakılıyor ya da yere atılarak çiğnenirken, El Kaide, bu ülkelere ve dış misyonlarına yönelik saldırılarda bulunma çağrısı yaptı.

Saldırı çağrısının yapıldığı bildirinin gerçekten El Kaide tarafından kaleme alınıp alınmadığı ise bağımsız olarak henüz doğrulanamadı.

1988 yılında kurulan El-Kaide, BMGK (Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi), NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlar ile birçok ülke tarafından terör örgütü olarak tanımlanmaktadır.

El-Kaide’ye ait olduğu ileri sürülen bir bildiride, İsveç ve Danimarka’daki Kur’an yakma eylemlerine misilleme olarak bu ülkelere ve dış misyonlarına yönelik saldırılarda bulunma çağrısı yapıldı.

Kur’an yakma eylemlerine destek verenlerin “en sert cezalara” çarptırılması, dünya genelindeki İsveç ve Danimarka büyükelçiliklerinin ise bombalanması istenen bildiri Pazartesi gecesi terör örgütüne yakın bir internet sitesinde yayınlandı.

El-Kaide imzalı olduğu belirtilen bildirinin devamında, “Tüm Avrupa, Charlie Hebdo olayının mesajını doğru anlayamadı. Bu gün, gereken şekilde caydırıcı olarak cezalandırılmadığı görünüyor” ifadelerine yer verildi.

Temmuz tarihli bildirinin gerçekten El Kaide tarafından kaleme alınıp alınmadığı ise bağımsız olarak henüz doğrulanamadı.

İsveç ve Danimarka’da son zamanlarda küçük gruplar tarafından düzenlenen gösterilerde İslamiyetin kutsal kitabı Kur’an yakılıyor ya da yere atılarak çiğneniyor. Bu durum birçok Müslüman ülkede öfkeye ve protestolara neden oldu. Danimarka ve İsveç, Kur’an’a yönelik eylemler nedeniyle terör saldırıları düzenlenmesinden endişe ediyor. İki İskandinav ülkesi bu nedenle sınır denetimlerini artırdı.

İslamcılar, Muhammed peygamberin karikatürünü yayınlayan Fransız mizah dergisi Charlie Hebdo’nun Paris’teki merkezini 2015 yılının Ocak ayında basmış, 12 kişiyi öldürmüştü. El-Kaide, saldırının sorumluluğunu üstlenmişti.

El-Kaide

Dünya çapında faaliyet gösteren Radikal İslamcı ve Selefî silahlı örgüt. Kökenleri Sovyetler Birliği’nin Afganistan’a müdahalede bulunduğu döneme dayanan örgüt, 1988 yılında kurulan örgüt, BMGK, NATO, Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlar ile birçok ülke tarafından terör örgütü olarak tanımlanmaktadır.

Aralarında 11 Eylül ve 2002 Bali saldırılarının da bulunduğu, bir kısmı sivilleri hedef alan çeşitli saldırıların sorumluluğunu üstlenmiştir.

Kuruluşundan, 2 Mayıs 2011’de Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı kuvvetler tarafından gerçekleştirilen harekât sonucunda öldürülmesine kadar liderliğini, kurucusu Usame bin Ladin’in yürüttüğü örgütün liderliğini günümüzde Usame bin Ladin’in iki yardımcısından biri olan Eymen ez-Zevahiri sürdürmektedir.

Ez-Zevahiri, yayınladığı ses kaydında Taliban’ın yeni lideri Ahtar Mansur’a bağlılığını açıklamıştır. El-Kaide, Yemen’de birçok yeri ele geçirmiş durumdadır.

Paylaşın

DSÖ’den “Eris” Uyarısı: 51 Ülkede Tespit Edildi

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), şu ana kadar 51 ülkede tespit edilen Kovid alt varyantı Eris’e karşı uyardı. Eris, bulaş oranı yüksek olabileceği için “ilgili varyant”  olarak kategorize edildi. DSÖ ayrıca virüsün geçmişte olduğu gibi mevsimsel olmadığını da bildirdi.

DSÖ’ye danışmanlık yapan bir uzman panelinde yer alan Maria Van Kerkhove, Çin, Kore, Japonya ve Kanada’da da tespit edilen yeni alt varyantla ilgili rakamların dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kerkhove, dünyanın sadece yarısında Kovid testleri yapıldığı için, Eris’in yayılımının testlerin gösterdiğinden çok daha yaygın olabileceğini belirtti.

Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa ve Asya’da Kovid enfeksiyonları ve hastaneye yatışlar artıyor. Sağlık yetkilileri, ilk olarak Kasım 2021’de ortaya çıkan Omicron varyantının EG.5 “Eris” alt varyantına işaret ediyor.

Euronews Türkçe‘nin aktardığına göre; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), “Eris” olarak da adlandırılan EG.5’in, daha bulaşıcı veya şiddetli olabileceği için diğerlerinden daha yakından izlenmesi gerektiğini açıkladı.

DSÖ, yeni varyant nedeniyle ülkeleri Kovid önlemlerini kaldırmamaları konusunda uyardı.

ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi verilerine göre, Kovid’den hastaneye yatışlar haziran ayından bu yana yüzde 40’tan fazla arttı ancak Ocak 2022 Omicron salgını sırasında görülen en yüksek seviyelerin hâlâ yüzde 90 altında.

ABD çapında atık sularda tespit edilen virüs miktarı ve Kovid tedavisi Paxlovid için haftalık reçete sayısı da geçtiğimiz ay önemli ölçüde artış gösterdi.

“Rakamların dikkatli değerlendirilmesi gerekiyor”

Yeni alt varyant Omicron ile hemen hemen aynı semptomlara sahip. Eris alt varyantı, şu ana kadar 51 ülkede tespit edildi ancak DSÖ bunun muhtemelen bu ülkelerin Kovid testi konusunda daha aktif olmalarından kaynaklandığını öne sürdü.

DSÖ’ye danışmanlık yapan bir uzman panelinde yer alan Maria Van Kerkhove, Çin, Kore, Japonya ve Kanada’da da tespit edilen yeni alt varyantla ilgili rakamların dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kerkhove, dünyanın sadece yarısında Kovid testleri yapıldığı için, EG5’in yayılımının testlerin gösterdiğinden çok daha yaygın olabileceğini belirtti.

Kerkhove ayrıca virüs mutasyonunun nerede başladığına dair varsayımlarda bulunulmaması konusunda da uyarıda bulunarak “Bence varyantların bir ülkeden ya da başka bir ülkeden ortaya çıkabileceği düşüncesi yanlış ve tehlikeli çünkü sorunun başka bir yerde olduğunu düşünüyorsunuz.” ifadelerini kullandı.

“Virüs şu anda o kadar çok dolaşımda ki evrim geçiriyor.” diyen Kerkhove, EG5’in dünya genelinde pozitif testlerin yüzde 17,4’ünü oluşturduğunu da sözlerine ekledi.

EG5, bulaş oranı yüksek olabileceği için “ilgili varyant” olarak kategorize edildi. DSÖ ayrıca virüsün geçmişte olduğu gibi mevsimsel olmadığını da bildiriyor.

Paylaşın