Filistin – İsrail Savaşı: Gazze’de Her Beş Kişiden Dördü Yerinden Edildi

7 Ekim’de Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının saldırısı ile başlayan Filistin – İsrail savaşında, İsrail saldırıları nedeniyle Gazze’de 1,8 milyon yaşayan kişi yerini terk etmek zorunda kaldı.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nde beş kişiden dördünün savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını tahmin ediyor. Buna göre, 2,2 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de 1,8 milyon kişi yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi, bu sayının tam olarak belirlenmesinin oldukça zor olduğunu da ekledi. Bunun nedeni, geçici ateşkes döneminde evlerine geri dönenlerin sayısının bilinmiyor olması.

İsrail saldırıları sonucu Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 15 bin 523’e yükseldi. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, 41 bin 316 kişinin yaralandığını duyurdu. Bakanlık daha önce, İsrail saldırılarında öldürülenlerin yüzde 70’nin kadın ve çocuk olduğunu bildirmişti.

Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarında çoğu sivil, yaklaşık bin 200 kişinin öldüğü, 240 civarında insanın da rehin alındığı duyurulmuştu.

Gazze Şeridi’ndeki Sivil Savunma Birimi, İsrail saldırıları sonucu yıkılan binaların enkazı altında binlerce ölü bulunduğunu, süregelen bombardıman ve ekipman yetersizliği nedeniyle cesetlerin çıkarılamadığını bildirdi.

Sivil Savunma Birimi Sözcüsü Mahmud Basal, Gazze’deki İçişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan yazılı açıklamasında, “Binlerce şehit hâlâ enkaz altında ve onları çıkaramıyoruz. Kabiliyet ve mekanizmalarımızda açık ve çok büyük eksiklikler var. Gazze Şeridi’nin kuzeyinde enkaz altındaki cesetlere ulaşamıyoruz” bilgisini paylaştı.

Gazze’de sivil savunma ekiplerini destekleyecek ekip ve mekanizmaların devreye sokulması çağrısını yinelediklerini vurgulayan Basal, “Ekiplerimiz İsrail bombardımanının sürekli hedefi haline geldi.” ifadelerine yer verdi.

İsrail, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 10 bin hava saldırısı düzenlendiğini açıkladı. Açıklamada, karadaki operasyonun önceliğinin hava operasyonlarıyla koordinasyon olduğu belirtildi.

Başbakan Binyamin Netanyahu cumartesi gecesi yaptığı konuşmada, “Tüm hedefle ulaşana kadar savaşı sürdüreceğiz ve kara operasyonu olmadan bu hedeflere ulaşmak imkansız” dedi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan, İsrail ve Hamas arasındaki savaşta tarafları uluslararası hukuka uymaya davet etti.

İsrail ve Batı Şeria’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından açıklama yapan Khan, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardımların ulaştırılmasına izin verilmesi için de çağrıda bulundu. UCM Başsavcısı, “Hukuk, insani yardımın girişi konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır” dedi.

Sivillerin temel gıda, su ve acilen ihtiyaç duyulan tıbbi malzemelere “gecikme olmaksızın, hızla ve yeterli şekilde” erişebilmesinin şart olduğunu belirten Khan, Hamas’ın da bu yardımı istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Khan, “Tüm aktörler uluslararası hukuka riayet etmeli. Böyle yapmıyorsanız, ofisimin harekete geçmesi gerektiğinde de şikâyet etmeyin” dedi.

Bölgede dört gün kalan ve İsrail’de Hamas’ın 7 Ekim saldırılarında hedef aldığı yerlere de giden Khan, ziyaretinin “araştırıcı mahiyette olmadığını”, ancak her iki taraftan mağdurlarla konuşma imkânı bulabildiğini söyledi.

UCM Başsavcısı Khan, “Ofisim, bu duruma ilişkin incelemelerini ilerletmeye yönelik çabalarını daha da yoğunlaştıracak” dedi. Khan, “Mevcut çatışmalardaki suçlara ilişkin muteber iddialar, zamanında yapılan, bağımsız tetkik ve incelemelere tabi tutulmalıdır” diye ekledi.

Netanyahu ile Gallant arasındaki anlaşmazlık büyüyor

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Gazze’ye saldırılarının Savunma Bakanı Yoav Gallant ile arasındaki eski anlaşmazlıkları daha da derinleştiğini yazdı.

Gazetenin, Savunma Bakanı Gallant’ın dün Netanyahu’nun ortak basın toplantısı teklifini reddetmesini, “tercihini yaptı” başlığıyla duyurduğu haberinde, ikili arasındaki anlaşmazlığın derinleştiği yorumu yapıldı.

Haberde, Gallant’ın ortak basın toplantısı teklifini reddetmesinin gerekçe olarak, “Netanyahu’nun savaş kabinesi üyelerini Gazze’deki İsrailli esirlerin serbest bırakılmasındaki başarıya ortak etmeyi tercih etmemesi” gösterildi.

Savunma Bakanlığı basın ofisinin Gallant’ın söz konusu basın toplantısına davet edilmediği yönündeki açıklamalarına yer verilen haberde, İsrail Başbakanlık Ofisi ile Savunma Bakanlığı ofislerinin farklı yöndeki açıklamalarına ve iki kurum arasındaki anlaşmazlığa vurgu yapıldı.

Paylaşın

NATO’dan ‘Ukrayna’ İtirafı: Rusya Kazandı

NATO Genel Sekreteri Stoltenberg, Ukrayna’dan “kötü haberlere de hazırlıklı olmalıyız” dedi. Stoltenberg, Putin’in zaferinin sadece Ukrayna için bir trajedi olmayacağını, aynı zamanda diğer müttefikler için de tehlike oluşturacağını söyledi.

Stoltenberg, Avrupa savunma sanayisinin parçalanmış durumundan yakınarak NATO üyelerini mühimmat üretimini artırmaya çağırdı. “Gerektiği kadar yakın çalışamıyoruz” diyen Stoltenberg, hükümetleri ulusal çıkarlarının ötesine bakarak büyük resmi görmesi gerektiğini söyledi.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’nın Ukrayna işgaliyle ilgili olarak Batı askeri ittifakının cepheden gelebilecek ‘kötü haberlere karşı’ hazırlıklı olması gerektiğini söyledi.

Alman yayın kuruluşu ARD’ye konuşan Stoltenberg, savaşların aşamalı olarak geliştiğini söyleyerek, “Ukrayna’yı hem iyi hem de kötü günde desteklemeliyiz” dedi.

Ukrayna’nın yaz aylarında Rus ordusuna karşı başlattığı saldırıda fazla ilerleme kaydedilemezken Stoltenberg, “Kötü haberlere de hazırlıklı olmalıyız” dedi ancak ayrıntı vermedi.

NATO Genel Sekreteri’nin bu ifadeleri, Batılı müttefiklerin Ukrayna’ya mühimmat ve mali yardım konusunda tartıştığı ve Moskova’nın asker sayısını artırdığı bir dönemde geldi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Cuma günü asker sayısını 170 bin artırarak 1,3 milyona çıkarmayı öngören bir kararname imzaladı.

Ukrayna’nın cephede ilerleme sağlamasa de büyük zaferler kazandığını savunan Stoltenberg, Avrupa savunma sanayisinin parçalanmış durumundan yakınarak NATO üyelerini mühimmat üretimini artırmaya çağırdı.

“Gerektiği kadar yakın çalışamıyoruz” diyen Stoltenberg, hükümetleri ulusal çıkarlarının ötesine bakarak büyük resmi görmeye çağırdı.  Stoltenberg, Putin’in zaferinin sadece Ukrayna için bir trajedi olmayacağını, aynı zamanda diğer müttefikler için de tehlike oluşturacağını söyledi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında 15 Bin 523 Kişi Hayatını Kaybetti

7 Ekim’de Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugaylarının saldırısı ile başlayan Filistin – İsrail savaşında, İsrail saldırıları sonucu Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 15 bin 523’e yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, 41 bin 316 kişinin yaralandığını duyurdu. Bakanlık daha önce, İsrail saldırılarında öldürülenlerin yüzde 70’nin kadın ve çocuk olduğunu bildirmişti.

Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırılarında çoğu sivil, yaklaşık bin 200 kişinin öldüğü, 240 civarında insanın da rehin alındığı duyurulmuştu.

İsrail, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 10 bin hava saldırısı düzenlendiğini açıkladı. Açıklamada, karadaki operasyonun önceliğinin hava operasyonlarıyla koordinasyon olduğu belirtildi.

Başbakan Binyamin Netanyahu cumartesi gecesi yaptığı konuşmada, “Tüm hedefle ulaşana kadar savaşı sürdüreceğiz ve kara operasyonu olmadan bu hedeflere ulaşmak imkansız” dedi.

Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Başsavcısı Karim Khan, İsrail ve Hamas arasındaki savaşta tarafları uluslararası hukuka uymaya davet etti.

İsrail ve Batı Şeria’ya gerçekleştirdiği ziyaretlerin ardından açıklama yapan Khan, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne insani yardımların ulaştırılmasına izin verilmesi için de çağrıda bulundu. UCM Başsavcısı, “Hukuk, insani yardımın girişi konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır” dedi.

Sivillerin temel gıda, su ve acilen ihtiyaç duyulan tıbbi malzemelere “gecikme olmaksızın, hızla ve yeterli şekilde” erişebilmesinin şart olduğunu belirten Khan, Hamas’ın da bu yardımı istismar etmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Khan, “Tüm aktörler uluslararası hukuka riayet etmeli. Böyle yapmıyorsanız, ofisimin harekete geçmesi gerektiğinde de şikâyet etmeyin” dedi.

Bölgede dört gün kalan ve İsrail’de Hamas’ın 7 Ekim saldırılarında hedef aldığı yerlere de giden Khan, ziyaretinin “araştırıcı mahiyette olmadığını”, ancak her iki taraftan mağdurlarla konuşma imkânı bulabildiğini söyledi.

UCM Başsavcısı Khan, “Ofisim, bu duruma ilişkin incelemelerini ilerletmeye yönelik çabalarını daha da yoğunlaştıracak” dedi. Khan, “Mevcut çatışmalardaki suçlara ilişkin muteber iddialar, zamanında yapılan, bağımsız tetkik ve incelemelere tabi tutulmalıdır” diye ekledi.

Birleşmiş Milletler, Gazze Şeridi’nde beş kişiden dördünün savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kaldığını tahmin ediyor. Buna göre, 2,2 milyon kişinin yaşadığı Gazze’de 1,8 milyon kişi yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi, bu sayının tam olarak belirlenmesinin oldukça zor olduğunu da ekledi. Bunun nedeni, geçici ateşkes döneminde evlerine geri dönenlerin sayısının bilinmiyor olması.

Netanyahu ile Gallant arasındaki anlaşmazlık büyüyor

İsrail’de yayın yapan Maariv gazetesi, Başbakan Binyamin Netanyahu’nun Gazze’ye saldırılarının Savunma Bakanı Yoav Gallant ile arasındaki eski anlaşmazlıkları daha da derinleştiğini yazdı.

Gazetenin, Savunma Bakanı Gallant’ın dün Netanyahu’nun ortak basın toplantısı teklifini reddetmesini, “tercihini yaptı” başlığıyla duyurduğu haberinde, ikili arasındaki anlaşmazlığın derinleştiği yorumu yapıldı.

Haberde, Gallant’ın ortak basın toplantısı teklifini reddetmesinin gerekçe olarak, “Netanyahu’nun savaş kabinesi üyelerini Gazze’deki İsrailli esirlerin serbest bırakılmasındaki başarıya ortak etmeyi tercih etmemesi” gösterildi.

Savunma Bakanlığı basın ofisinin Gallant’ın söz konusu basın toplantısına davet edilmediği yönündeki açıklamalarına yer verilen haberde, İsrail Başbakanlık Ofisi ile Savunma Bakanlığı ofislerinin farklı yöndeki açıklamalarına ve iki kurum arasındaki anlaşmazlığa vurgu yapıldı.

Paylaşın

DEVA Partisi, 51 Belediye Başkan Adayını Açıkladı

Partisinin 2024 yerel seçimleri için düzenlenen aday tanıtım toplantısında konuşan DEVA Partisi Lideri Babacan, “Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir” dedi ve ekledi:

“Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.”

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Ankara Yenimahalle Belediyesi Dört Mevsim Tiyatro Salonu’nda düzenlenen 51 il ve ilçe belediye başkanı adaylarını açıkladı. Tanıtım toplantısında konuşan Babacan, şunları söyledi:

“Uzak bir coğrafyada yıl 1972. Uruguay Hava Yollarına ait bir uçak And Dağları’na düşer.

Kazadan kurtulanlar olur, fakat arama kurtarma çalışmaları bir türlü sonuç vermez. İnsanlar orada, dağların orta yerinde, çaresizce beklerler. Her taraf kar… Uçak beyaz… Bulması zor…

Düşünürler: Burada beklesek mi, yoksa gidip yardım bulmaya mı çalışsak? Beklemeye karar verirler. Birkaç gün geçer, günler hafta olur. Derken uçağın içinde bir radyo bulurlar. İçlerinden üç kişiyi radyonun çekeceğini düşündükleri bir tepeye gönderirler. Bu üç kişi, tepeye ulaşır, radyoyu açar. Haberleri dinler. İşte, orada, o karın ve soğuğun ortasında, arama kurtarma çalışmaları ümitsizlikle sona erdirilmiş ve aramadan vazgeçilmiş. Bu haberi radyodan dinlerler. Artık, onları kurtarmaya gelecek kimse yoktur. Bu 3 kişi haberi arkadaşlarına nasıl söyleyeceklerini düşünerek çaresizce, umut içinde bekleyen arkadaşlarının yanına geri dönerler. Haberi dinleyenlerden biri, arkadaşlarının yanına varınca söze girer, der ki:

“Arkadaşlar size iyi bir haberim var. Arama kurtarma çalışmaları sona ermiş.”

İnsanlar telaş içinde… Ağlayanlar, üzülenler. Biri itiraz eder, der ki; “Bunun neresi iyi bir haber?”

Genç yanıtlar: “Çünkü” der, “Buradan kurtulmak artık bize kaldı.”

Dostlarım, bazen başımıza gelen musibetlerden kurtulmak için kimsenin size kurtarmayacağını anlamak iyi bir haberdir. İş başa düştü, doğru. Şimdi, burada duran, gözlerimin içine bakan arkadaşlarıma, ekran başında bizleri izleyen yurttaşlarımıza sesleniyorum:

Arkadaşlar, haberler iyi. Bu iktidardan kurtulmak bize kaldı.

Seçim startını verdiklerini dile getiren Babacan’ın Aday Tanıtım Toplantısı’ndan öne çıkan başlıklar şu şekilde:

İHA’larımız, SİHA’larımız var… Ama sokaklar çetelerle dolu. Uçak gemimizle gurur duyuyoruz… Ama insanlar birileri gelip çökecek diye küçük bir dükkân dahi açmaya korkuyor. Hukuk güvenliği diye bir şey yok. Yargıda rüşvetler, gruplaşmalar, çeteleşmeler almış başını gitmiş. Bunu biz söylemiyoruz. Yargının en üst makamındaki başsavcılar söylüyor, oralardan öğreniyoruz. Sanata katkınız, yandaşlarınıza yazdırdığınız kitaplardan… Bilime katkınız, ülkeye sokulan uyuşturucuların, kimya mühendislerinin dahi çözemeyeceği muhteviyatından ibaret…

28 Şubatlarda, DGM’lerde yargılanan, adliyelerden çıkmayanlar… Çok şükür, o günler geride kaldı… Ancak, şimdi onlar ev sahipleriyle davalık oluyorlar. Oğullarının yemin törenine alınmayan yaşlı teyzelerimiz…Şimdi girebiliyorlar… Ancak, emekli maaşları kiralarına dahi yetmediği için sokaklara atılıyorlar. Hayal ettiğimiz bu muydu?

90’ların üstümüze karabasan gibi çöken karanlığını dağıtacağına inandığımız hareketin; o zulme, o baskıya “Dur” diyeceğine inandığımız bir yönetim anlayışının geleceği yer bu olmamalıydı. 20 yılın sonunda dönüp dolaşıp geldiğiniz, insanları getirdiğiniz yer burası işte.

Otokrat zihniyet sadece iktidarda yok. Her kesimin otokratları var. İşte otokratlar var ya o otokratlar Allah göstermeye bir sopayı ele geçirmeye görsünler. Amaçları iktidarı ele geçirip sopayı ele geçirip başkalarını dövmek. Öfkelerinin sebebi, o sopaya sahip olamamaları. Kendilerinden olmayana, kendileri gibi görünmeyene tahammül etmeye mecbur kaldılar ya bu 6’lı masa falan derken işte onun için öfkeliler.

Öfkeleri aslında kaybetmiş olmalarına ama aslında ideolojik olarak tükenmiş olduklarını da fark ediyorlar onun için öfkeliler. Tahammülsüzlüklerinin başka sebepleri ne? DEVA Partisi demokrasiye inanan, insanları dış görünüşleriyle yargılamayan, hukuku araçsallaştırmayı etik dışı bulan, medyanın özgür olması gerektiğini düşünen, farklılıkların zenginliğimiz olduğuna inananların partisi. Bunlara bakarsanız kendinden olana, kendine benzeyene demokrat olmak kolay. İşte şu salona bir bakıyoruz.

Farklı kesimlerden yüzlerce insan aynı çatı altında. Demokrasi budur bu. Bıkmadan usanmadan anlatacağız. Sayfalarca yazdık, yine yazacağız. Özellikle şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum: Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil… Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız.

Bu seçimlere kendi logomuzla, kendi adaylarımızla girmek istememizin bir başka sebebi de şu: Biz, demokrasi anlayışımızı, dar ideolojik mevzilere hapsetmek istemiyoruz. Hatırlayın…Genel seçimlerden önce ortak listelerin açıklanmasıyla başlayan, seçimlerden sonra da aylarca devam eden ithamları şöyle bir hatırlayın.

Bize yöneltilen bu ithamların arkasında ne olduğunun gayet iyi farkındayız. Her kesimin otokratı var. Ve o otokratlar sopayı ele geçirip ötekini dövmek istiyor.

Biz onlara birbirine karşı kibirle değil, tahammül ederek değil, hoş görerek hiç değil…Beraberce, eşit birer vatandaş olarak, birbirimize saygıyla yaşamamız gerektiğini anlatıyoruz ve anlatacağız. Biz bir arada eşit vatandaş olarak var olmanın iddiasındayız. Onun için burada bu salondayız. Gerçek demokrasiyi DEVA’nın uygulamalarıyla öğreteceğiz onlara. Uzun lafın kısası demokrasiyi öğreteceğiz, demokrasiyi.”

“Tüm Türkiye için hayırlı olsun”

30 Büyükşehir’imiz için, 51 ilimiz için, 922 ilçemiz için, 389 beldemiz için, tüm Türkiye için hayırlı olsun diyorum. Makul hiç kimse, “Yahu siz bu işi beceremezsiniz, siz devlet yönetemezsiniz…” demiyor. Kimse, “Siz gelirseniz ekonomi daha da kötü olur, hukuksuzluklar artar…” demiyor. Kimse, “Çalıp çırparsınız, ihaleleri yandaşlarınıza verirsiniz…” demiyor. Hiç kimse, “Mülakatlarda, kamu ihalelerinde sizden olanlara torpil geçersiniz…” demiyor. Biz, yerel seçimlere kendi ismimizle, kendi adaylarımızla girmeye karar verirken, bizi en çok motive eden bütün bu saha çalışmalarımızdı. Bütün bunlar bize, DEVA’ya nasip oluyor.

Mevcut iktidar insanlara umut vadetmeyi bırakalı çok uzun zaman oldu. Kimsenin iktidara güveni yok. İşin ilginç yanı, bunların birbirlerine güvenleri de yok. “Yanlışlıkla şu koltuktan kalsam ben gelene kadar birisi gelir oturur mu diye korkuyorlar.” Birbirlerine güvenmeyen, birbirlerine sırtını dönemeyen insanlar, bu ülkeye bir şey verebilir mi?

Bizler bir ilki gerçekleştiriyoruz. Her kademedeki belediye başkan adayımızdan, daha seçimlere girmeden önce, DEVA Belediyeciliği etik kurallarına bağlı kalacaklarına dair imzalı taahhütname istiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilktir daha önce böyle bir şey hiç olmadı. Bu DEVA Partisi’nin temiz yönetim anlayışı konusunda, lafta değil sözde değil özde ne kadar samimi olduğunun en önemli belgesidir.

Biz de parti olarak yetkili organlarımız aracılığıyla bu etik kurallara uyulup uyulmadığını düzenli olarak izleyecek, denetleyecek ve her bir belediyemizin bu konudaki karnesini şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşacağız. Yani belediyelerimizin objektif şekilde performans kriterlerine göre karnelerini oluşturacağız ve bu karne notlarını da toplumla paylaşacağız. Bu da yine Türkiye’de bir ilk olacak.

Tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Önümüzdeki yerel seçimler bu iktidara bir sarı kart göstermenin en önemli fırsatıdır. Sarı kart nedir? Bir uyarıdır, hatalarının farkındayım ona göre ayağını denk al demektir.

Bu hükûmetin icraatlarından memnun değilseniz, onları uyarmak istiyorsanız, gelin bu seçimlerde hep beraber sarı kartı gösterelim. Bu sarı kart tabii ki genel seçime kadar. Biliyoruz ki bu kafayla, bu hukuksuzlukla ve adaletsizlikle bu iktidar sonuç üretemeyecek. Üzülerek söylüyorum hiçbir alanda başarı gösteremeyecekler. Onun için diyorum ki gelin bu seçimlerde sarı kartı gösterelim ama genel seçimlerde de hep beraber kırmızı kartı gösterip bu dönemi sona erdirelim inşallah.

Engelli vatandaşlarımızın sıkıntılarını, beklentilerini çok iyi biliyoruz. Eğitimle ilgili, istihdamla ilgili, erişilebilirlikle alakalı çok ciddi sorunlar var. Hepsinin farkındayız. Engelli vatandaşlarımızın yetenekli oldukları alanlarla ilgili çok iyi eğitilmeleri gerekiyor. O alanlarda istihdam imkanlarının oluşmasıyla da alakalı çok ciddi eğitimler, programlar gerekiyor. Bunların hepsi çok kolay, yeter ki siyasi irade olsun.”

DEVA Partisi’nin 51 belediye başkan adayının tam listesi:

Adana /Pozantı – Mehmet Emin Kaya
Adıyaman /Çelikhan – Mahmut Şahin
Afyon/ Çay – Mahmut Duman
Ankara/Etimesgut – Süleyman Demir
Ankara/Mamak – Hanifi Özhan
Antalya/Aksu – Hakan Halim Okudan

Ardahan/Merkez – Halil Kaçar
Balıkesir/ Erdek – Murat Sever
Balıkesir/ Bigadiç – Cemal Mehmet Nalça
Balıkesir/Edremit – Tevfik Çelik
Bilecik/ Merkez – Kadir Emre

Bilecik/ Bozöyük – Burak Sel
Bursa/Karacabey – Yasemin Tuna
Denizli/ Beyagaç – Mehmet Özdemir
Diyarbakır/Büyükşehir – Cenap Ekinci
Erzurum/Hınıs – Rahim Aydın

Erzurum/Palandöken – Emre Okumuş
Gaziantep/Şehitkamil – Okan Kısacık
Gaziantep/Araban – Ferit Karataş
Gaziantep/Oğuzeli – Mehmet Bozkurt

Giresun/Şebinkarahisar – Hakan Gargun
Gümüşhane/Merkez – Hamza Çakır
İstanbul/Avcılar – Erkan Uzun
İstanbul/Bakırköy – Gökhan Yılmazer
İstanbul/Büyükçekmece – Ekrem Yılmaz

İstanbul/Sancaktepe – Mutalip Geçer
İstanbul/Tuzla – Ceylan Yalçın
İstanbul/Beyoglu – Cemil Kara
İzmir/Karabaglar – Abdullah Kaya
İzmir/Seferihisar – Emin Yüce

İzmir/Menderes – Gülhan Akyol
Karabük/Eflani – Mustafa Uğur Ceylan
Kayseri/Özvatan – Şahin Çağrı
Kayseri/Pınarbaşı – Fazıl Demircioğlu
Konya/ Ahırlı – Hüseyin Geçer

Konya/ Sarayönü – Mahpeyker Feryal Karça
Konya/ Doğanhisar – Hasan Aksoy
Kırıkkale/Keskin – Esra Yılmaz
Mersin/Mut – Fatma Çelik Kovan
Muş/Korkut – Nimetullah Demirtaş

Samsun/İlkadım – Ender Çıkla
Siirt/Pervari – İsmail Bilen
Siirt/Şirvan – Refik Öztürkan
Tekirdağ/Ergene – İsa Kalaycı
Şırnak/Güçlükonak – Sebahat Aktug

Trabzon/Köprübaşı – Muhammet Yamakoğlu
Trabzon/Beşikdüzü – Ali Öztürk
Tunceli/ Merkez – Veysel Güler
Uşak/Banaz – Murat Ahmet Gündüz
Van/Çaldıran – Mehmet Reşat Yıldırım
Van/Bahçesaray – İbrahim Tiryak

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP Nasıl Bir Strateji İzleyecek?

Yerel seçimler yaklaştıkça, siyasi partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. HEDEP’li Rüştü Tiryaki, kazanabilecekleri kentlerde belediye eşbaşkanları ve meclis adaylarını belirlemek için sandık kuracaklarını söyledi.

Rüştü Tiryaki, batı kentlerinde ise “kazandıran bir ittifak” ile halkın karşısına çıkacaklarını ifade etti.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Demokratik Yerel Yönetimler Kurulu’ndan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki, yerel seçimlere ilişkin belirledikleri politik hattı MA’ya değerlendirdi.

Daha önceki süreçlerde de farklı ön seçim modelleriyle aday belirleme deneyimine sahip olduklarını belirten Tiryaki, “Kent Uzlaşı” modelinin geçmiş modellerden daha kapsamlı ve geniş olduğunu söyledi. Tiryaki, “Bu sefer daha geniş kesimlerin katılımıyla adaylarımızı belirleyeceğiz. İddiamız; birinci ve ikinci parti olduğumuz, ön seçim koşullarının olduğu yaklaşık 200 yerde ön seçimi gerçekleştirmek” dedi.

“Halk adayları belirleme hakkına sahip olacak”

Tüm adayların ön seçimle belirleneceğinin altını çizen Tiryaki, şöyle dedi: “Belki de bu ülkede ilki gerçekleştireceğiz; sadece belediye eşbaşkan adaylarını değil belediye meclis üyeleri ve il genel meclis üyelerinin de üçte ikisini yine ön seçimle belirleyeceğiz. Halkımız kimi aday olarak görmek istiyorsa, onu seçecek. Büyükşehir belediye eşbaşkanları için ilçelerde de oy kullanılacak. Sadece Diyarbakır, Van veya Mardin şehir merkezinde değil, ilçelerinde de halk adayları belirleme hakkına sahip olacak.”

Aday adaylarının yüzde 50’inin üzerinde oy almaması halinde en çok oyu alan iki aday ile seçimin ikinci turunun gerçekleştirileceği bilgisini veren Tiryaki,  “İkinci turda en çok oy alan belediye eşbaşkan adayı olacak. Ön seçimde oy pusulasının bir yanında kadın, bir yanında ise erkek adaylarımız olacak. Sadece belediye eşbaşkanlıkları için değil aynı zamanda diğer alanlar için de eşit temsiliyet modelimizi esas alıp, adaylarımızı belirleyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Bu güne değin pek az siyasi partinin ön seçim yaptığını belirten Tiryaki, ön seçimle ilgili Anayasa’da yer alan haklara işaret etti. 298 sayılı yasaya dikkat çeken Tiryaki, bu yasanın ön seçimde sadece parti üyelerinin adayları belirlemeyi ön gördüğünü dile getirerek, ekledi: “Yasaya göre, ön seçim yapan siyasi partinin üyeleri dışında kimse oy kullanamaz. Ama biz bileşen partilerimizin tamamının oy kullanmasını istiyoruz. Yani HEDEP, HDP, DBP, ESP, Devrimci Parti, SODAP ve SYKP gibi çok sayıda bileşenimiz ön seçimlerde oy kullanabilecek. Gençlik ve kadın meclisinin yanı sıra Barış Anneleri, demokratik kitle örgütleri ve sivil toplum örgütlerinin oy kullanmasını istiyoruz. Saydığım bileşenlerle bir delegasyon oluşturacağız.”

Ön seçime katılımı geniş tutmayı önemsediklerini dile getiren Tiryaki, “Müşahit, sandık kurulu üyesi, okul sorumlusu veya mirasını devraldığımız siyasi partilerin il, ilçe örgütlerinde ya da genel merkezlerinde görev almış kişilerin tamamının oy kullanması için bir çalışma yürütüyoruz. Olabildiğince katılımı geniş tutmaya çalışıyoruz. Bu partiye emek vermiş, seçimleri kazanmasını isteyen herkesin ‘Bizim oyumuzla belirlendi’ diyeceği adaylar belirlemek istiyoruz. Bunları halkımızın karşısına çıkarmak istiyoruz. Ön seçimlerimiz birer demokrasi şölenine dönüşecek. Gerçek anlamda bir demokrasi şöleni olmasını istiyoruz” dedi.

Aldıkları ön seçim kararının tabanda heyecan yarattığını sözlerine ekleyen Tiryaki, “Yönetim kademelerinde yer alan arkadaşlarımızla toplantılar yaptık ve bu modeli anlattık. Bu herkesi heyecanlandırdı. Şunu da itiraf etmek gerekir; arkadaşlarımızın ve halkımızın bir kısmı bunu inandırıcı bulmuyor. Bunu yapamayacağımızı düşünüyorlar. Bu kuşkuda, bizim geçmiş pratiklerimizin etkisi var elbette. Eğer halkımıza anlatamadıysak bu bizim sorunumuz. Bu kuşkuları giderecek bir iş yapacağımızı söyleyebilirim. Emin olun bu seçimi yaptıktan sonra ‘HEDEP bir iddia ortaya koydu ve bu iddiayı da hayata geçirdi’ diyecekler” ifadelerini kullandı.

“İttifakta halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz”

Yerel seçimlerde ittifak olup olmayacağı hususunu da yanıtlayan Tiryaki, güçlü oldukları yerlerde ön seçim sonucu öne çıkan adaylarla seçime gireceklerini ancak Türkiye’de henüz aday adayı başvurularını almadıklarını söyledi. Seçimlerde iş birliğine açık olduklarını dile getiren Tiryaki, “Ancak geçmiş iş birliklerinden farklı bir iş birliği hedefimiz var. Yaptığımız kamuoyu araştırmalarında veya gerçekleştirdiğimiz halk toplantılarında aslında halkımızın iş birliğine kapalı olmadığını gördük. Sadece bu ittifakın biçimine göre eleştirileri var. Bunun daha açık, şeffaf ve kazandıran bir ittifak olmasını istiyorlar. Eğer bir işbirliği yapacak isek bunun aynı zamanda bize de kazandırması gerekir. Halkın uyarısı bu yönde. Emin olun ittifakta da halkımızın çıkarlarını gözeteceğiz” diye belirtti.

Tiryaki, bu ittifak kapsamında sol ve sosyalist ile demokratik kitle örgütleriyle görüşmelerini sürdürdüklerini ancak henüz nihayete ermediğini de paylaştı. Tiryaki, “CHP veya başka bir parti ile henüz böyle bir girişimimiz olmadı. Bunun da bilinmesini isterim” dedi.

Kayyım uygulamasının halkta duygusal kırılmaya neden olduğunu söyleyen Tiryaki, şöyle devam etti: “Seçimsiz belediye kazanmak AKP’nin hoşuna gitmiş olmalı ki 2019’da sudan bahanelerle seçilmiş arkadaşlarımız hakkında soruşturma başlatarak, hatta hiçbir soruşturma yok iken belediye eşbaşkanlarımızı görevden uzaklaştırarak yerlerine kayyım atadı. Meclisleri de feshetti. Fakat ne 2016’daki ne de 2019’daki kayyım görevlendirmesi halkın desteğini alabilmiş değil. Siyasi iktidar bunu çok iyi biliyor. Muhalefet bir bütün olarak kayyım siyasetini doğru bulmuyor. AKP seçmeninin önemli bir bölümü de kayyım siyasetini doğru bulmuyor. Önümüzdeki dönem için AKP’nin kayyım atama konusunda rahat olmayacağını söyleyebilirim. Çünkü Kürtlerde duygusal kırılmaya yol açan bir uygulama bu.”

Paylaşın

BBP Lideri Destici “Cumartesi Anneleri”ni Hedef Aldı

Katıldığı bir etkinlikte yaptığı konuşmada “Cumartesi Anneleri”ni hedef alan BBP Lideri Mustafa Destici, “Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı. Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu.”

Mustafa Destici konuşmasına, “Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük” sözleriyle devam etti.

Büyük Birlik Partisi’nin (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, Ankara’da bir otelde düzenlenen, “Cumhuriyet’in 100. Yılında Kadın Hakları Buluşması”nda konuştu.

Birgün’ün aktardığına göre; “Cumartesi Anneleri”ni ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i Pervin Chakar’ın elini öpmesi sebebiyle hedef gösteren BBP lideri Destici, şu ifadeleri kullandı:

“Ülkemizde, ‘kadın hakları savunucusu’ kimlikleriyle, gündemi çok uzun yıllar domine eden topluluklar, kendi belirledikleri çerçevenin dışındaki hiç kimseye, insan haklarını, kadın haklarını veya herhangi bir hakkı layık görmediler. Türkiye’de 25 yıl aşkın süre ‘cumartesi anneleri’ başlığı altında, terör örgütlerinin propagandası yapıldı.

Sayısız örnekle ve belgeleriyle gerçekler ispat edilmesine rağmen, on binlerce cinayete imza atan ve halen terör örgütü bünyesinde bulunan kişilerin aileleri ‘failli meçhul’ kurbanları olarak istismar edilip gündemde tutuldu. Aynı kişileri, bir dönem Türkiye aleyhindeki lobilerin oyuncağı haline gelmiş olan medyada, bir yandan milletimize sözde laiklik dersi verirken, diğer yandan masum sivilleri, öğretmenlerimizi, vatandaşlarımızı, köylülerimizi hedef alan terör örgütlerini, terör uzantılarını savunurken gördük.

Ama hiçbiri Diyarbakır annelerinin adlarını ağızlarına almadılar. Eli öpülesi şehit anneleri de onlar için haklarının savunulmasına değmiyordu. CHP’nin yeni Genel Başkanı Özgür Özel şehit annelerinin değil, terör savunucusu sözde bir sanatçının elini öpüyor, bunu da büyük pişkinlikle savunmaya devam ediyor. Ona buradan bir kez daha söylüyoruz. Öpülecek bir el arıyorsan, şehit annelerinin ellerini öp.”

Paylaşın

Kuzey Kore’den ABD’ye Sert Uyarı: Uydumuza Müdahale Savaş İlanı Olur

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (KDHC) Savunma Bakanlığı Sözcüsü, ABD’nin yörüngedeki keşif uydusunu etkisiz hale getirme girişimlerini bir savaş ilanı olarak değerlendireceklerini söyledi.

Haber Merkezi / Washington’un uzayda yapacağı herhangi bir müdahaleyi, egemenlik haklarına müdahale olarak değerlendireceklerini vurgulayan sözcü, “meşru haklarımızı uluslararası ve yerel normlara uygun olarak kullanacağız” dedi.

Kuzey Kore’nin resmi haber ajansı KCNA, Malligyong-1 uydusunun Sohae uydu fırlatma tesisinden Chollima-1 roketiyle yerel saatle 10:42’de fırlatıldığını ve saat 10:54’te yörüngeye girdiğini aktarmıştı.

Güney Kore ve diğer bölgeleri daha iyi izlemek için birkaç casus uydusu daha fırlatacağını duyuran KCNA,, devlet başkanı Kim Jong Un’un fırlatmayı denetlediğini ve bilim insanları ile katılan diğer kişileri tebrik ettiğini açıklamıştı.

Kuzey Kore Ulusal Havacılık ve Uzay Teknolojisi İdaresi ise, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, casus uydusunun ülkenin savunmasını güçlendirmeye yönelik meşru bir hakkı olduğunu belirtmişti.

ABD keşif uydusunun fırlatılmasının ardından yeni yaptırımlarla Kuzey Kore’yi hedef almıştı. Güney Kore, ülkenin uydu ve balistik füze geliştirme faaliyetlerine karıştıkları gerekçesiyle 11 Kuzey Koreliyi kara listeye aldı ve mali işlemler yapmasını yasaklamıştı.

Paylaşın

İsrail: Üst Düzey Hamas Komutan Asaf Hamami Öldürüldü

‘İnsani ara’nın bitmesinin ardından Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarını yeniden başlatan İsrail, Gazze Tümeni Komutanı’nın 7 Ekim’de öldürüldüğünü duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, Albay Hamami’nin 7 Ekim’de öldürüldüğü ve cesedinin de Hamas’ın elinde bulunduğu ifade edildi.

Haber Merkezi / İsrail basınında yer alan haberlerde, Albay Hamami’nin, Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları tarafından 7 Ekim’de düzenlenen saldırının ardından esir alınan en üst düzey rütbeli İsrail askeri olduğu belirtildi.

Öte yandan Hamas yöneticisi Salih El Aruri, El Cezire televizyonuna verdiği demeçte, Gazze’den ateşkes sağlanana kadar bir daha esir takası yapmayacaklarını söyledi. Aruri, Katar merkezli Arapça yayın yapan El Cezire televizyonuna açıklamalarda bulundu. Aruri, hali hazırda Hamas’ın elinde bulunan rehinelerin, İsrail askeri ya da İsrail ordusuna daha önce hizmet etmiş kişiler olduğunu söyledi.

Gazze’de savaş bitmeden rehine takası yapmayacaklarını söyleyen Aruri, “Bırakalım savaş kendi seyrinde devam etsin. Bu nihai kararımızdır ve bu kararımızdan geri adım atmayacağız” ifadelerini kullandı.

Aruri, İsrail’in Hamas’ın elinde halen kadın ve çocuk rehineler bulunduğu açıklamasına karşılık olarak da “Elimizdeki tüm kadın ve çocukları teslim ettiğimizi ve şu anda sadece erkek ve askerlerin kaldığını açıklamamıza rağmen İsrail, hala kadın ve çocuklar olduğu konusunda ısrar ediyor. Bizim bakış açımıza göre elimizdeki yetişkinler orduda görev yaptı ve bazıları hala yedek görevde” diye konuştu.

İsrail ile Hamas arasındaki ‘insani ara’nın sona ermesinin ardından bölgede çatışmalar yeniden alevlendi. İsrail ordusu, sabah yaptığı son 24 saatte 400’ü aşkın hedefe saldırdığını duyurdu. Söz konusu saldırılarda hava, teçhizat ve kara güçlerinin dağıtıldığı İsrail ordusu, savaş uçaklarının Gazze’nin yaygınki “Han Yunus ağırlıklı toplu saldırıda 50’den fazla hedef” vurduğu bildirildi.

İsrail ordusunun sözcülerinden Jonathan Conricus, gazetecilere yaptığı açıklamalarda, “Şu an yapıldı, Gazze Şeridi’nin dört bir yanındaki Hamas askeri hedeflerini vurmak” dedi.

Gazze Şeridi’ndeki Hamas hükümeti, İsrail’in ateşkesin sona ermesinin ardından organize edilen saldırılarda 240 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hamas üyelerinin ayrıntılarında, saldırılarda 650 kişinin de yaralandığı belirtildi. Açıklamada, özellikle de Han Yunus’ta “onlarca evin içlerinde insanların varken yerle bir olduğu” bildirildi.

BM’den insani ateşkes çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, Gazze’de çatışmaların yeniden başlamasının ardından yaptığı yazılı açıklamayla İsrail ve Hamas’ı çatışmalara son vermeye yeniden çağırdı.

Birleşmiş Milletler, ateşkesin sona ermesinin, Gazze’deki acil insani durumu daha da kötüleştireceğini bildirdi. BM İnsani İşler Koordinasyon Dairesi (OCHA) Sözcüsü Jens Laerke, “Dünyadaki cehennem Gazze’ye geri döndü” dedi.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yedi günlük geçici ateşkes sonrasında yeniden çatışmaların başlamasından üzüntü duyduğunu, tek çarenin yeniden uzlaşma masasına dönülmesi olduğunu söyledi. Guterres, taraflara daha fazla rehinenin serbest bırakılmasını kolaylaştırmanın bir yolunu hızla bulma çağrısı da yaptı.

Antonio Guterres, “Gazze’de zaten felaket boyutunda olan insani durumu daha da kötüleştirebilecek daha fazla askeri eylem düzenlememe çağrısında bulunuyorum. Sivilleri daha fazla acı çekmekten kurtarmak için insani ateşkes çağrımı yineliyorum’’ dedi.

BM Sözcüsü Stephane Dujarric de, 7 gün süren geçici ateşkes sırasında Mısır ve Filistin Kızılayı ve BM kuruluşlarının desteğiyle, Gazze’ye temel malzemelerin ulaştırılmasında büyük bir artış sağlandığını ancak bunun hala yeterli olmadığını söyledi.

Sözcü Dujarric, “Gazze’ye yönelik yardım artmış olsa da yapılan yardım, giderek artan ihtiyaçları karşılamakta tamamen yetersiz kaldı” dedi.

BM Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder da, bombardıman ve çatışmaların geçici ateşkesin sona ermesinden çok kısa bir süre sonra başladığını belirterek, “çocuklara karşı bir savaş” olarak nitelediği yaşananları kınadı. Elder, “Savaşta yaralanan çocuklar her yerde, yaralı çocuklar hala koridorlarda yatıyor’’ dedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Turk, İsrailli siyasi ve askeri liderlerin Gazze’ye yönelik askeri saldırıyı genişletmeyi ve yoğunlaştırmayı planladıkları yönünde yaptıkları açıklamalardan derin endişe duyduğunu söyledi.

Turk, savaşan taraflar üzerinde etkisi olan tüm devletleri, insan hakları temelinde ateşkes sağlamak için gösterdikleri çabaları derhal iki katına çıkarmaları çağrısında bulundu.

Volker Turk, “Gazze’deki düşmanlıkların yeniden başlaması bir felakettir. Şiddete derhal son verilmeli. Tüm rehineler derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılmalı. Filistinliler’in ve İsrailliler’in insan haklarına tam olarak saygı gösterilmeli. Siviller, uluslararası insani hukuka uygun olarak korunmalı’’ dedi.

DSÖ: Çatışmaların yeniden başlamasından endişeliyiz

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) bölgedeki temsilcisi Dr. Richard Peeperkorn da, Gazze’de yaklaşık 5 bin yatağa ihtiyaç duyulduğunu, ancak sadece 1500 civarında yatağın hazır olduğunu belirtti.

Peeperkorn, şu anda 72 temel sağlık tesisinden yalnızca 51’inin çalışır durumda olduğunu belirterek, “Gazze’deki sağlık sistemi devam eden çatışmalar nedeniyle felce uğradı. Daha fazla hastaneyi veya hastanede bulunan yatak kapasitesini kaybetmeyi göze alamayız” dedi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, İsrail’in Gazze’de saldırılarına yeniden başlamasına ilişkin sosyal medya platformu üzerinden açıklama yaptı.

“Gazze’de çatışmaların yeniden başlamasından son derece endişeliyiz. Sağlık sistemi devam eden çatışmalar nedeniyle felce uğradı” değerlendirmesinde bulunan Ghebreyesus, Gazze’nin, daha fazla hastaneyi veya yatak kapasitesini kaybetmeyi kaldıramayacağını belirtti.

Ghebreyesus, “(Gazze’de) Ateşkese ihtiyacımız var. Kalıcı bir ateşkes. Barışa doğru ilerleyen bir ateşkes” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘CHP – İYİ Parti’ Yorumu: Ne Yaptıkları Bizi İlgilendirmiyor

CHP – İYİ Parti görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler” dedi ve ekledi:

“Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor. Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) dönüşünde gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan, aralarında Arda Turan ve Emre Belözoğlu’nun da bulunduğu futbol dünyasından isimlerin DenizBank şube müdürü Seçil Erzan tarafından dolandırıldığına yönelik iddialar hakkında “tartışmanın tam göbeğinde” Fatih Terim’in de olduğu hatırlatılarak yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:

“Türkiye hukuk devletidir ve kim hukuksuzluk yapıyor ise cezasını çeker. Konu yargıdadır ve yargı bununla ilgili gerekli araştırmasını yapmaktadır. Vatandaşlarımızın kolay para vaadiyle, kısa zamanda yüksek kar sunan dolandırıcıların türlü tuzaklarına düşmemelidir. Devlet tabii ki bunların peşindedir ve oyunları bozmaktadır. Ancak bu illegal fon vaatlerine, yasal olmayan yollarla elde edileceği söylenen karlara karşı halkımız çok dikkatli olmalıdır.

Bu konularla ilgili kararlar inanıyorum ki yargı tarafından en ideal şekilde verilecektir. Buradan sakınma diye bir şey söz konusu değil. Bu olayda adı geçen şüphelilerle ilgili araştırmalar devam ediyor. Futbolcu arkadaşlarla ilgili de aynı şekilde süreç devam ediyor. Bankanın en üst düzey yöneticileri ile ilgili de şu anda bütün soruşturmalar devam ediyor. Öyle zannediyorum ki kısa zamanda burada da inşallah neticeleri alacağız.”

“Yolumuza aynen devam ederiz”

Söyleşide, 7 Aralık’ta Yunanistan’a gerçekleştireceği ziyaretle ilgili bir soruyu da yanıtlayan Erdoğan, “Temennimiz odur ki yeni bir dönem başlamış olsun” dedi.

“Biz dostları artırmaya, düşmanları azaltmaya çalışıyoruz” diyen Yunanistan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis’i kastederek “Bunları ikili görüşmemizde de kendisine çok açık net, bundan önce söylediğim gibi yine söylemekte fayda olduğuna inanıyorum. Çünkü Türkiye’den seslendiğiniz zaman Kos Adası’ndan o ses duyuluyor. Arasındaki mesafe bu kadar yakın, bu kadar geçmişi itibariyle iç içe olan iki ülkenin hâlâ düşmanlığı körükleyen seslerle yürümesi doğru değil” ifadelerini kullandı.

ABD’yi Türkiye ile Yunanistan’ı birbirine düşürmeye çalışmakla suçlayan Erdoğan, “Bir diğer taraftan da bizi kızıştıran kim? Bu noktada baktığımız zaman Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere birileri bizi birbirimize düşürmenin gayreti içerisinde. Parasını ödediğimiz hâlde bize F-16’larımız verilmezken Yunanistan’a hâlâ F-16’ları gönderiyor, mühimmatını gönderiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Amerika böyle yapıyor diye bizim de herhalde geri çekilecek bir hâlimiz yok. Yanı başımızdaki komşumuza ziyaretimizi yaparız, oturur konuşuruz. Eğer birbirimizin çıkarlarına zarar verecek tutumlar içerisine girmiyorsak mesele yok. Yolumuza aynen devam ederiz” diye konuştu.

Erdoğan, “Tabii ki görüş ayrılıklarımız var ve çözümü bir çırpıda mümkün olmayan derin meseleler bulunuyor. Fakat hemen çözebileceğimiz ve iş birliği zeminini genişletecek başlıklar da yok değil. Yeni bir dönem başlatır, verilen sözleri tutar ve dış etkilerden arındırılmış bir düzlemde bu ilişkileri geliştirebilirsek eminim ki kazançlı çıkarız. Bizim dış politika anlayışımız ‘Hep ben kazanayım, karşıdaki kaybetsin’ değildir. Biz ‘kazan-kazan’ anlayışı ile Atina’ya gideceğiz. Orada yeni dönemin ruhuna yakışır kararlar almak için hem ikili ilişkilerimizi hem Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ele alacağız” diye ekledi.

“Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler”

CHP – İYİ Parti görüşmesine ilişkin değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz politikalarımızı muhalefete göre değil, tamamıyla Cumhur İttifakı’nın çerçevesiyle belirliyoruz. Bu konularda da öncelikle önümüzde Büyükşehirler ile ilgili analizler var. Büyükşehirlerle ilgili arkadaşlarımız şu anda yoğun bir çalışmanın içerisindeler” dedi ve ekledi:

30 büyükşehirin dışında da 51 normal il belediyesi ile ilgili değerlendirmeleri yine Cumhur İttifakı olarak yapacağız. Buradaki değerlendirmelerle birlikte de yola çıkacağız. Şu anda seçim işleri başkanlarımız, MHP’den üç arkadaşımız ve Ak Parti Genel Başkan Vekilimiz Efkan Ala ile görüşmeleri yapıyorlar. 6 kişilik komisyon bu çalışmaları tamamlayıp birkaç gün içinde de bizim üst kurulumuza getirecekler, orda da çalışmalarımızı sürdüreceğiz. CHP ile İYİ Parti veya HEDEP ne yapar? Bizim bunlarla uğraşmak gibi bir derdimiz yok.

Biz kendi işimize bakacağız. Bizim altılı masa, on altılı masa vesaire gibi masalarımız yok. Sadece Cumhur İttifakımız var. Bu Cumhur İttifakımızı da en uygun şekilde çalıştırmanın gayreti içerisinde olacağız. Biz yolumuza bakarız. Kimin kiminle görüştüğüne, kimin kimi nerede aday gösterdiğine bakmayız. Karşımıza kim çıkarsa en son seçimde olduğu gibi milletimizin desteğiyle dersini verir ve kendi iç buhranları ile onları baş başa bırakırız. Yeniden masa kurma çabaları varsa kurabilirler. Milletimiz zaten masadan kalkanları, sonra tekrar oturanları, birbirlerini hançerleyenleri, Cumhurbaşkanlığına layık gördüklerini kısa süre sonra Genel Başkanlık koltuğuna layık görmeyenleri çok iyi biliyor.

Biz uzun zamandır bu partilerin ne dediğiyle söylemleri birbirini tutmadığı için ilgilenmiyoruz. Ne yaptıkları da bizi ilgilendirmiyor. Biz millete hakkıyla hizmet etmenin, ülkemizi güçlendirmenin, şehirlerimizi kalkındırmanın derdindeyiz. Biz şehirlerimizi en iyi şekilde yönetecek adaylarımızı oluşturmakla, projelerimize son halini vermekle meşgulüz. Onların atacağı ya da atmayacağı hiçbir adım bizi etkilemez.”

“İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz”

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya yönelik sert söylemlerini de sürdüren Erdoğan, “soykırımcı” diye tanımladığı İsrailli liderin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde (UCM) ceza alması için yürütülen hukuki süreci yakından takip ettiklerini belirtti.

“Üç bine yakın avukat Lahey’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne gerekli başvuruyu yaptı. İstanbul Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel, bu heyetin içerisindeydi. Lahey’deki süreci de takip edecekler. Oradan beklentimiz, Netanyahu başta olmak üzere suçüstü yakalanan bu soykırımcıların, bu Gazze kasaplarının gereken cezayı almalarıdır” ifadelerini kullandı.

“Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin bu soykırıma ceza vermesi için elimizden geleni yapacağız” diye ekleyen Erdoğan, “Bizler bu davanın üst seviyede takibini yapacağız. Milletvekilimiz Cüneyt Yüksel Lahey’deki görüşmelerinin başarılı geçtiğini ifade etti. Beklentimiz verdiğimiz belgeler, bilgilerle beraber Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde inşallah olumlu neticeler alma istikametinde. Peşini bırakmayacağız, takipçisi olacağız. Biz bu soykırımda parmağı olan tüm İsrail yöneticilerinin yargılanıp ceza almasını istiyoruz” açıklamasında bulundu.

Paylaşın

Özel’den ‘Yerel Seçimler’ Açıklaması: Psikolojik İktidar Bir Kez Daha Bize Geçecek

Partisinin Antalya kampında açıklamalarda bulunan CHP Lideri Özgür Özel, “Beş yıl önceki belediyelerimizi aynen korursak, üstüne yeni belediyeler alırsak, oyumuzu artırırsak, moralimizi yükseltirsek Türkiye’de psikolojik iktidar bir kez daha bize geçecek” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Manavgat’taki TBMM Grubu 28. Dönem 1. Çalışma ve Değerlendirme Toplantısı’na katıldı ve bir konuşma yaptı.

Yerel seçimlerde İYİ Parti’ye teklif edilen “iş birliği” önerisi üzerine açıklamalarda bulunan  Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Sayın Akşener ile heyetimizle birlikte bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaretimizde kendilerinin Genel İdare Kurulu kararından haberdar olduğumuzu ancak birbirimize kaybettirme niyetinde olmanın seçmenin beklentisiyle örtüşmediğini aksine birlikte kazanmanın muhalefeti güçlendireceğini, geleceğe yönelik olarak beklentileri karşılayacağını söyleyip, mümkünse bu kararın yeniden gözden geçirilip, geçirilemeyeceğini sorduk, onlar da pazartesi günkü Genel İdare Kurulu’nu işaret ettiler.

Bir kez daha söylüyoruz, partilerin seçilmiş organlarının yetkili organlarının alacakları kararlar kendileriyle ilgilidir. O kararlara son derece saygılıyız. Her iki sonuç çıkması durumunda da saygımızı ve nezaketli ilişkimizi sürdüreceğiz. İyi bir karar çıkması, iş birliğinden yana bir karar çıkmasını CHP Genel Başkanı olarak temenni ederim ancak aksi durumu da fevkalade anlayışla karşılayacağımızı ifade etmek isterim.”

CHP Lideri Özel, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlere vurgu yaparak, “Beş yıl önceki belediyelerimizi aynen korursak, üstüne yeni belediyeler alırsak, oyumuzu artırırsak, moralimizi yükseltirsek Türkiye’de psikolojik iktidar bir kez daha bize geçecek” dedi.

CHP Lideri Özgür Özel, partisinin çalışma ve değerlendirme toplantısına katılmadan önce Antalya ve Manavgat’ta halka seslendi. Özel Antalya’da yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi: “Buradan iktidara sesleniyoruz. Antalya’daki turizm emekçilerinin bu kış desteklenmeleri lazım, devletin şefkatli elinin onlara uzatılması gerekiyor. Ayrıca bugün limon, portakal dalında kaldı, toplanamıyor.

Yüksek maliyetler yüzünden, başka şehirlere naklinin çok pahalı olması yüzünden bu fiyatlarla toplanamıyor. Toprak Mahsulleri Ofisinin narenciye üreticisine elini uzatması, ürününü alması gerekiyor. Bu çağrıyı buradan, Antalya’dan yapıyorum.

Önümüzdeki hafta bütçe görüşmelerinde teklif edeceğiz; Antalya gibi, İzmir, İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerde konut fiyatları bu kadar tırmanmışken başta memurlar olmak üzere bu kiralar karşısında mutlaka bir destek verilmesi gerekiyor, bunu istiyoruz, bunu seslendireceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti Devletini yönetenler, bir grubun hükümeti değilsiniz. Oy aldığınız on milyonların hükümetisiniz. Seçimden önce oy toplarken ayağına gittiklerinize, şimdi yukarıdan bakıyorsunuz, kibirle bakıyorsunuz ve onları hayat pahalılığı karşısında, geçim zorluğu karşısında yalnız bırakıyorsunuz. Cumhuriyet Halk Partisi; sizin yukarıdan baktığınız, küçük gördüğünüz esnafın, memurun, emeklinin, emekçinin partisidir, onları size ezdirmeyiz. Karıncanın kardeşi vardır o da Cumhuriyet Halk Partisidir.

Bu ülkenin en büyük beka sorunu, gençlerinin geleceğini bu ülkede değil dünyanın başka ülkelerinde görmesi, oralarda aramasıdır. Bütün genç kardeşlerime sesleniyorum. Size söz veriyoruz. Bu ülkeyi sizin hayallerini kuracağınız, gelecekte yaşayacağınız demokratik, güçlü bir ülke haline getireceğiz. Bu ülkeden ümidi kesmeyin. Bu ülke umudun ülkesidir. Cumhuriyet Halk Partisi umudun partisidir.”

“Herkesi partimize çağıracağız, kapılarını ardına kadar açıyoruz”

CHP Lideri Manavgat’ta yaptığı konuşmada ise özetle şu ifadeleri kullandı: “Bunu söylemekten hiç bıkmayacağız, sürekli anlatacağız. Herkesi partimize çağıracağız. Kapılarını ardına kadar açıyoruz. Başı sıkışan, dara düşen gelsin. Çünkü burası hepimizin evidir. Tapusu ne bendedir ne kimsededir. Tapu bir kişiye aittir; Gazi Mustafa Kemal Atatürk.

Türkiye’nin dört bir yanında gidişattan memnun olmayan, yoksullaşmadan bıkan, artan fiyatlardan, kiralardan şikâyet eden, geçinemeyen, zorlanan kim varsa onları Cumhuriyet Halk Partisine destek olmaya, hep birlikte iktidarı değiştirmeye davet ediyoruz.

Vampirler gözü dikmişler, Manavgat’ın kanını emmeye niyetlenmişler. Ey Recep Tayyip Erdoğan, bak Manavgat’tan sana bir şey anlatacağız. Bunu biliyorsan ve susuyorsan suç ortağısın. Bilmiyorsan, hemen durdurmazsan o zaman benim de, Manavgat’ın da, Antalya’nın da iki eli yakanda olacak. Bunu böyle bil.

Manavgat Belediyesi, yangınlarda, emin olun devletin ayıbını örttü. 100’den fazla parça parça yer var. Buraları şimdi satıyorlar. Satarken Milli Emlak’tan satsa yüzde 40’ı sizin, Manavgat’a hizmet olarak gelecek paranın yüzde 40’ı. Ama bunu TOKİ’ye devretmişler, yüzde 100’ünü Ankara’ya alıyorlar. Neden? Şükrü Başkan o parayla Manavgat’a hizmet etmesin diye. Paranızı çalıyorlar. Seçimde bunun hesabını sorun AK Parti’den.

Bu yükselen umudu büyütün, yükselen heyecanı büyütün. Herkesi oy kullanmaya, bu sefer iktidara daha önce oy verse de bir sarı kart göstermeye, iktidara geçmişte oy verenlerin de dikkatini çekmeye ve sorunların çözülmesi için sandıkta birleşmeye çağırın.

“Biz bu ülkeyi seviyoruz, bu bayrağı seviyoruz. Hep birlikte Atatürk’ün partisini Türkiye Cumhuriyetinde iktidar yapmaya yürüyoruz. Söz veriyoruz.”

Paylaşın