HEDEP’li Bakırhan’dan Yerel Seçim Açıklaması: Pazarlık Ya Da Taktik Yapmıyoruz

İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtlayan HEDEP Eş Genel Başkanı Bakırhan, 31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlerde Türkiye’nin her yerinden aday çıkarma eğilimine ilişkin, “Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi.”

Bakırhan, açıklamasının devamında, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları bugün İstanbul’da gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’dan Can Bursalı’nın aktardığına göre; Yerel seçimlere yönelik kullanılan ‘Kent uzlaşısı’ tanımına ilişkin Bakırhan tarafından yapılan değerlendirmede amacı hem parti tarafından kazanılabilecek belediyelerin alınması hem de batıda halkın güçlü temsilinin ortaya çıkacağı bir sonuca ulaşmanın hedeflendiği belirtildi.

“Kent nüfusunun yüzde 2-3’nün tercihiyle adaylar belirlenecek” diyen Bakırhan, batı illerinde de kendi adayları ile seçime gitme eğiliminde olduklarını ancak nihai kararın Parti Meclisi tarafından verileceğini belirtti.

“Pazarlık ya da taktik yapmıyoruz. Ana muhalefet görevini yürütebilse, belediyelerimize kayyım atanırken, 81 yaşındaki Makbule Özer cezaevine kadar gönderilirken bir HÜDA PAR vekili kadar duyarlı olsaydı başka bir değerlendirme yapılabilirdi” diyen Bakırhan, “Bölgede yedi yıldır sokağa çıkma yasakları var ama sadece HEDEP’e var, AKP etkinlik yapabiliyor. Halkımız da bu durum karşısında oy verdiğimiz muhalefet ne yapıyor diye soruyor. Sağcı bir iktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir durumumuz yok” dedi.

Bakırhan, 28 Mayıs’ta yapılan ikinci tur öncesinde CHP ve Zafer Partisi arasında imzalanan gizli protokolün bir kırgınlık yarattığını ancak kayyımsız bir belediyecilik için kimseyle konuşmaya kapalı olmadıklarını herkesle görüşebileceklerini belirtti

Bunu sadece seçim için söylemediklerini vurgulayan Bakırhan, “CHP’nin ne düşündüğünü çok bilmiyorum. Ama kendilerine şunu sormalılar: Bizi bu noktaya ne getirdi? Bunu biraz sorsunlar, sorgulasınlar” dedi.

Eş Genel Başkan Hatimoğulları da iktidarla bir pazarlık yapıldığı yönündeki iddialara ilişkin yaptığı açıklamada, “Bir pazarlık yapmıyoruz ancak halkın meseleleri olan cezaevleri, deprem ve savaş gibi konularda halkın vekilleri olarak çözüm önerilerini yetkili mercilere taşımak durumundayız” diye konuştu.

“Bizim kadar AKP’yi tanıyan, anlayan bir parti yok” diyen Bakırhan, Türkiye’nin temel meselelerini masaya koyarak oturur tartışırız. Biz Türkiye’nin bir gerçeğiyiz. Biz ilelebet iktidara kapalı ya da muhalefetin yedeği bir parti değiliz. Türkiye kazanacaksa herkesle görüşürüz” diyen Bakırhan, “Biz aynı zamanda müzakere yürüten bir partiyiz” ifadelerini kullandı.

Bakırhan, seçimlerden bağımsız her konuyla ilgili görüşme yapılabileceğini de belirtti.

Eş Başkan Tülay Hatimoğulları, ana muhalefeti eleştirerek, “Tüm çıkışı sandıkta gören bir anlayış var. Ama Türkiye’nin bir mücadele ittifakına ihtiyacı var” dedi.

“Türkiye’nin bir demokrasi mücadelesine ihtiyacı var” ifadelerini de kullanan Hatimoğulları, yerel seçimden sonra seçimsiz geçmesi beklenen 4 yıllık sürece vurgu yaparak Emek ve Özgürlük İttifakı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Hatimoğulları, “Emek ve Özgürlük İttifakı bir seçim ittifakı değildi. Henüz ittifak bileşenlerleriyle değerlendirme yapmadık ama ittifak şu an için yeterli değil. En geniş yelpazede bir mücadele ittifakına ihtiyacımız var. Bu ittifakına oluşması için var gücümüzle çalışacağız” dedi.

Yerel seçimlerde İstanbul’daki tavırlarına ilişkin soruyu Eş Başkan Bakırhan yanıtladı. Bakırhan, İstanbul’un en yoğun Kürt nüfusuna sahip kent olduğuna değindi ve “İstanbul’da tabanımız var. Demokrat, ırkçı olmayan, Türkiye’deki mozaiğe saygı göstermesi gibi ölçülerimiz var. Şeffaf müzakere yürütülmesi gibi bir kriterimiz var. İsimlere çok girmek istemiyorum” diye konuştu. 2019’daki yerel seçimlerde Mansur Yavaş’a oy verdiklerini ve kazanmasında rol oynadıklarını da söyleyen Bakırhan, yaptıkları değerlendirmelerin CHP’ye özgü değerlendirmeler olmadığının altını çizdi.

2019’daki yerel seçimlerde kazandıkları kentlere atanan kayyumların uygulamalarından bahseden Bakırhan, Siirt Belediyesi’yle ilgili şunları söyledi:

2014’te belediyeyi kazandıktan sonra atanan kayyum 2.5 yıl boyunca hiçbir hizmet üretmedi. Biz teslim ettiğimizde kasada 20 milyon lira vardı. 2019’da belediyeyi tekrar kazandık, 115 milyon lira borçla devraldık. Borçları eritmeye başlayıp aynı zamanda hizmet ürettiğimiz sırada tekrar kayyum atandı. Şu anda Siirt Belediyesi’nin 400 milyon lira borcu var.”

Paylaşın

11 Ayda Bin 772 İşçi İş Kazalarında Hayatını Kaybetti

2023 yılının ilk on bir ayında en az bin 772 işçi iş kazalarında hayatını kaybetti: Ocak ayında 116, Şubat ayında 266, Mart ayında 130, Nisan ayında 125, Mayıs ayında 146, Haziran ayında 161, Temmuz ayında 183, Ağustos ayında 205, Eylül ayında 152, Ekim ayında 151 ve Kasım ayında 137.

Haber Merkezi / İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG Meclisi), 2023 Kasım İş Cinayetleri raporunu açıkladı.  Buna göre; Kasım ayında 137, yılın ilk on bir ayında en az 1772 işçi hayatını kaybetti: Ocak ayında 116, Şubat ayında 266, Mart ayında 130, Nisan ayında 125, Mayıs ayında 146, Haziran ayında 161, Temmuz ayında 183, Ağustos ayında 205, Eylül ayında 152, Ekim ayında 151 ve Kasım ayında 137.

Raporda, “Ekonomi alanında düzenlemeler içeren Bazı Kanun ve Kanun Hükmündeki Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Kanunun teklifi ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri ile kamuya ait işyerlerinde iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi görevlendirilmesine ilişkin hükmünün yürürlük tarihi, 31 Aralık 2023’ten 31 Aralık 2024’e ertelendi. Bu durum devletin ‘iş cinayetleri’ rejimi dediğimiz işçi sağlığı ve iş güvenliği yönetiminin onlarca göstergesinden birini oluşturmaktadır” denildi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin işkollarına göre dağılımı şöyle: İnşaat, Yol işkolunda 40 işçi; Tarım, Orman işkolunda 17 emekçi (9 işçi ve 8 çiftçi); Gemi, Tersane, Deniz, Liman işkolunda 15 işçi; Taşımacılık işkolunda 13 işçi; Madencilik işkolunda 8 işçi; Belediye, Genel İşler işkolunda 8 işçi; Ticaret, Büro, Eğitim, Sinema işkolunda 7 işçi; Konaklama, Eğlence işkolunda 6 işçi; Metal işkolunda 5 işçi; Çimento, Toprak, Cam işkolunda 4 işçi; Gıda, Şeker işkolunda 3 işçi; Enerji işkolunda 3 işçi; Savunma, Güvenlik işkolunda 2 işçi; Petro-Kimya, Lastik işkolunda 1 işçi; Ağaç, Kağıt işkolunda 1 işçi; Basın, Gazetecilik İşkolunda 1 işçi; elimizdeki veriler ışığında çalıştığı işkolunu belirleyemediğimiz 3 işçi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin nedenlerine göre dağılımı şöyle: Yüksekten Düşme nedeniyle 27 işçi; Ezilme, Göçük nedeniyle 23 işçi; Trafik, Servis Kazası nedeniyle 22 işçi; Kalp Krizi, Beyin Kanaması nedeniyle 16 işçi; Zehirlenme, Boğulma nedeniyle 13 işçi; Patlama, Yanma nedeniyle 9 işçi; İntihar nedeniyle 8 işçi; Elektrik Çarpması nedeniyle 6 işçi; Nesne Çarpması, Düşmesi nedeniyle 5 işçi; Şiddet nedeniyle 2 işçi; diğer nedenlerden dolayı 6 işçi.

Kasım ayında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı şöyle: 15-17 yaş arası 2 çocuk/genç işçi, 18-29 yaş arası 36 işçi, 30-49 yaş arası 49 işçi, 50-64 yaş arası 36 işçi, 65 yaş ve üstü 11 işçi, yaşını bilmediğimiz 3 işçi.

NOT: İSİG Meclisi, iş kazalarını, iş cinayetleri olarak tanımlıyor.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan İktidara İsrail Tepkisi: Böyle İkiyüzlü Politika Görülmedi

Gelecek – Saadet grup toplantısında konuşan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi” dedi ve ekledi:

“İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet – Gelecek Partisi grup toplantısında konuştu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

Değerli arkadaşlar, bu acılara benzer acılar yaşıyoruz. Nasıl Boraltan Köprüsü olduğunda iktidar karartmayla onu unutturabilmişti. Nasıl Demokrat Parti döneminde tek parti dönemindeki Cezayir Politikası devam edip bir karartmayla NATO öncelikli unutturulabilmişti. Johnson mektubu daha sonra fark edildi. Şimdi yaşadığımız yüz kızartıcı, utanç verici, milletin yüreğine hançer gibi saplanan resimlerde de gelecek nesiller aynı şekilde bahsedecek.

Şimdi size bir resim göstereceğim; kamuoyu önünde daha önce gösterdiğimiz bir resim. Bu resme bakıldıkça, nesiller bu resme baktıkça bu resimdekileri kara bir tablo olarak anacak. İsrail Cumhurbaşkanı Herzog ve sağında solunda önünde Müslüman liderler ve bir tarafta da sayın Erdoğan.

Arkadaşlar, iktidar bugün bu resmi göstermemek için çaba sarf etse de, özellikle gençlere söylüyorum; bu resmi hiçbir zaman unutmayacaksınız, unutturmayacaksınız. Bu resimde; Gazze’de öldürülen binlerce, on binlerce kardeşimizin kanını elinde tutan birinin yanında Müslüman liderler duruyorsa ne diyebiliriz. Çok basit diyebilirler ki; Birleşmiş Milletler Toplantısı. Hayır arkadaşlar, toplantı yeri Dubai. İstese ev sahibi çağırmaz.

İstese Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, “siz onları çağırırsanız ben gelmiyorum” diyebilirdi. İklim Zirvesi, evet önemli bir zirve ama “insanın olmadığı yerde iklim konuşulmaz” diyebilirdi. Çocukların katledildiği yerde iklim olmaz. Ölü çocuklar, Nazım Hikmet’in dediği gibi büyüyemez ve güzel iklimleri göremez diyebilirdi. Demedi arkadaşlar.

Ve bir resim daha, bu sefer bir video. Bu videoyu da dikkatlice izleyin. Bu video aynı zamanda bir utanç tablosunu yansıtmakla kalmıyor, bir milletin nasıl susturulduğunu da gösteriyor. Bu Türkiye’den İsrail’e giden, birçoğu da İsrail ordusu tarafından kullanılan malzemelerin İsrail tarafından teşhir edilmesinin videosu.

Yüz kızartıcı bir video. Bu çekilebilenler. Şu ana kadar İsrail’e 7 Ekim’den bu yana giden Türk gemisinin sayısı 350’yi geçti. Bu gemilerin kimlikleri tek tek çıkarıldığında birçoğunun AK Parti’yle iktidarla doğrudan ilişkili iş adamları olduğu ortaya çıkıyor.

“Böylesi ikiyüzlü politika görülmedi”

Bu video üzerine İletişim Başkanlığı, alelacele dezenformasyon birimi üzerinden, bu videoda made in Turkey yazıyormuş orada, o yüzden daha önce çekilmiş bir videoymuş. Bir kelime üzerine söyleniyor bu. Şunu çıkıp diyemiyorlar; “Türkiye’den İsrail’e hiçbir gemi gitmiyor” diyemiyorlar. Bir kelime oyunu üzerinden savunmaya geçmeye çalışıyorlar.

Ama bütün dünya, İsrail televizyonları her gün Türkiye’den İsrail’e giden bu ekipmanları, gıdaları, demir-çeliği gösteriyor. Şu anda İsrail’in demir-çelik ihtiyacının 3’te 1’i Türkiye’den gidiyor. Jet yakıtları Türkiye’den gidiyor. Gıda Türkiye’den gidiyor. Böylesi bir ikiyüzlü politika görülmedi.

İletişim Başkanlığı’nın propaganda taktikleriyle bunlar bir müddet gözardı edilmeye çalışılabilir, karartılabilir ama emin olun Boraltan Köprüsü nasıl unutulmadıysa, Cezayir’e karşı o vicdansız politika nasıl zamanla Türkiye’yi özür dilemek zorunda bırakmışsa şu görüntülerde gelecek nesiller özellikle Gazzeli çocuklar tarafından hatırlanacak. Ama bunlar hatırlandığı gibi Türkiye’de 85 milyonun Gazzeli çocuklar için yüreğinin çarptığı da hatırlanacak.”

Paylaşın

2023 Kaydedilen ‘En Sıcak Yıl’ Olma Yolunda

Haziran ayından sonraki her ay, tarihteki kaydedilen en sıcak ay olurken, Avrupa Birliği Kopernik İklim Değişikliği Servisi, 2023 yılının tarihte kaydedilen en sıcak yılı olma yolunda ilerlediğini açıkladı.

Euronews Türkçe’nin aktardığına göre; Kopernik İklim Değişikliği Servisi, bu yılki küresel sıcaklığın sanayi öncesi seviyelere göre 1,4 santigrat dereceden fazla daha sıcak olacağını vurguladı.

Dünya’da kasım, üst üste rekor kırılan altıncı ay oldu: ortalama günlük sıcaklık 14,22 santigrat derece ile 2020’nin rekorunu 0,32 derece aştı.

Avrupa Birliği Kopernik İklim Değişikliği Servisi, bu verilere göre 2023’ün tarihin en sıcak yılı olma yolunda ilerlediğini kaydetti.

Kopernik İklim Değişikliği Servisi’nin Direktör Yardımcısı Samantha Burgess, “Arka arkaya altı ay ve iki mevsim için yeni rekorlar kırıldı. Bu olağanüstü kasım ayı, 2023’ün kayıtların tutulmaya başlamasından bu yana en sıcak yıl olacağı anlamına geliyor,” dedi.

Burgess, dünya atmosfere sera gazı salmaya devam ettiği sürece havanın daha da ısınacağını, bunun da “yıkıcı sel, yangın, sıcak hava dalgaları ve kuraklığın devam edeceği anlamına geldiğini” söyledi.

Kopernik, kuzeydeki sonbaharın aynı zamanda dünyanın şimdiye kadar kaydedilen en sıcak sonbahar olduğunu hesapladı.

Bonn merkezli enstitü ayrıca ocak ve kasım ayları arasında ortalama sıcaklığın sanayi öncesi dönemde kaydedilen ortalamaların 1,46 derece üzerinde ve şimdiye kadar rekorun yaşandığı 2016 yılının 0,13 derece üzerinde olduğunu bildirdi.

2015 Paris iklim anlaşması, küresel ısınmayı uzun vadede sanayi öncesi zamanların 1,5 derece üzerinde sınırlama hedefini belirledi.

Bilim insanları, art arda kaydedilen en sıcak altı ayın arkasındaki güçlerden birinin kömür, petrol ve gazın yakılmasından kaynaklanan insan kaynaklı iklim değişikliği olduğunu belirtiyor.

Burgess, “Fosil yakıtlara bağımlılığımız konusunda bir şeyler yapmazsak, 2023’ün gelecekte soğuk bir yıl olması çok muhtemel” diye konuştu.

Dubai’deki Birleşmiş Milletler iklim konferansında yaklaşık iki haftadır bir araya gelen diplomatlar, bilim insanları, aktivistler, ısınmayı bu seviyelerle sınırlandırmanın yollarını bulmaya çalışıyor.

Çarşamba günkü oturumlar, elektrikli araç şarj altyapısının oluşturulması ve kentsel yük taşımacılığının karbonsuzlaştırılması konulu panellerle karbondioksit emisyonlarında ikinci sırada yer alan ulaştırma sektörüne odaklanacak.

Bazı ülkelerde elektrikli araçların hızla yaygınlaşmasına rağmen, Uluslararası Enerji Ajansı’na göre ulaştırma sektöründe kullanılan enerjinin yaklaşık yüzde 91’ini hala petrol oluşturuyor.

Bilim insanları, dünyanın dört bir yanındaki ülkelerin verdiği sözler ve aldıkları önlemlere rağmen Dünya’nın sanayi öncesi döneme göre 2,7 ila 2,9 santigrat derece daha fazla ısınma yolunda ilerlediğini bildiriyor.

Kopernik kayıtları 1940’a, Amerika Birleşik Devletleri’nin hesapladığı kayıtlar ise 1850’ye kadar uzanıyor.

Paylaşın

Otomotiv İhracatının Yüzde 80’i Avrupa’ya

Kasım ayında Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 68 pay ve 2 milyar 148 milyon dolar ile ülke grubu bazında otomotiv ihracatında ilk sırada yer aldı. AB ülkelerine otomotiv ihracatı kasım ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19 arttı.

Haber Merkezi / Diğer Avrupa ülkeleri yüzde 12 pay ile ülke grupları arasında otomotiv ihracatında ikinci sırada yer alırken, bu ülke grubuna yönelik otomotiv ihracatı kasım ayında yüzde 24 artış kaydetti.

Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye otomotiv endüstrisinin kasım ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 10,4 artış ile 3 milyar 172 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında birinci sırada yer alan endüstrinin payı ise yüzde 13,8 olarak gerçekleşti.

OİB Yönetim Kurulu Başkanı Baran Çelik, “Otomotiv endüstrimiz bugüne kadarki en yüksek kasım ayı ihracatına imza attı. Bu rakam aynı zamanda Mart 2023 dönemindeki 3,3 milyar doların ardından tarihte aylık bazda ulaşılan ikinci en yüksek rakam oldu. Kasımda binek otomobiller, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ve otobüs minibüs midibüs ihracatı çift haneli arttı. Ocak-kasım döneminde 11 aylık ihracatımız ise yüzde 14 artışla 31 milyar 831 milyon dolara ulaştı. Aralık ayında da elimizden gelenin en iyisini yaparak 2023 yılını yeniden lider sektör olarak kapatacağız” dedi.

Kasımda en büyük ürün grubu Tedarik endüstrisi ihracatı 1 milyar 239 milyon dolar oldu. Binek Otomobiller ihracatı yüzde 12 artarak 949 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı 499 milyon dolar , Çekiciler ihracatı 175 milyon dolar, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı yüzde 31 artarak 271 milyon dolar oldu.

Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya ihracatta yüzde 4 oranında artış görülürken, yine önemli pazarlardan Rusya Federasyonu’na yüzde 27, İspanya’ya yüzde 15, Çekya’ya yüzde 19, Romanya’ya yüzde 62 ve Birleşik Krallık’a yüzde 39 ihracat artışı yaşandı. İtalya’ya ise yüzde 11 ve Hollanda’ya yüzde 15 ihracat düşüşü oldu.

Binek otomobillerde önemli pazarlardan İspanya’ya yüzde 96, Birleşik Krallık’a yüzde 17, Almanya’ya yüzde 39, Polonya’ya yüzde 63, Cezayir’e yüzde 100, Hollanda’ya yüzde 53 ihracat artışı, İtalya’ya ise yüzde 11, Slovenya’ya yüzde 29 Fas’a yüzde 70 ve Mısır’a yüzde 91 ihracat düşüşü yaşandı.

Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık ve İtalya’ya yüzde 30’ar, Slovenya’ya yüzde 115, Belçika’ya yüzde 28, Fransa’ya yüzde 21 İspanya’ya yüzde 40 ihracat artışı görülürken, ABD’ye yüzde 100 ihracat düşüşü gerçekleşti.  Otobüs-Minibüs-Midibüs ürün grubunda ise İtalya’ya yüzde 37, Almanya’ya yüzde 54, İspanya’ya yüzde 268 ihracat artışları yaşandı.

Ülke bazında en büyük pazar Almanya’ya 433 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Birleşik Krallık 306 milyon dolarlık ihracat rakamı ile ikinci büyük pazar olurken, bu ülkeye yönelik otomotiv ihracatı geçen yıla göre yüzde 25 arttı. Üçüncü büyük pazar konumunda yer alan Fransa’ya yönelik ihracat ise yüzde 0,5 artışla 297 milyon USD oldu. Yine önemli pazarlardan İspanya’ya yüzde 64, Polonya’ya yüzde 29, Slovenya’ya yüzde 17, Rusya’ya yüzde 21, Romanya’ya yüzde 55, Hollanda’ya yüzde 56 ihracat artışı olurken, ABD’ye yüzde 37, İsrail’e yüzde 68 ve Mısır’a yüzde 64 ihracat düşüşü yaşandı.

AB Ülkelerine ihracat yaklaşık yüzde 20 arttı

Geçen ay Avrupa Birliği Ülkeleri yüzde 68 pay ve 2 milyar 148 milyon dolar ile ülke grubu bazında ihracatta yine ilk sırada yer aldı. AB Ülkelerine ihracat yüzde 19 arttı. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 12 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer alırken, bu ülke grubuna yönelik ihracat yüzde 24 arttı. Kasımda Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesine yüzde 31, Orta Doğu Ülkelerine yüzde 38 ihracat düşüşü yaşandı.

Paylaşın

Akşener: İttifak Dedikleri Manda Ve Himaye Tuzağına Geçit Vermeyeceğiz

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Sıfır toplamlı ittifak düzenine karşı başlattığımız kutlu mücadele artık yeni bir aşamaya geçtik. Medya operasyonlarıyla baskılarla iftiralarla tehditlerle beslenip büyütülen iki kutuplu siyasetin karşısında Türkiye’nin demokratik milli yolculuğunu başlatmanın gurur ve mutluluğunu hep birlikte yaşıyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Yerel yönetimleri rant kapısına indirgeyenlere , belediyeciliği, hizmet değil iktidar alanı olarak görenlere, kayıkçı kavgalarıyla milletimizi oyalayanlara karşı  anlamlı ve cesur bir başlangıç yaptık… Bir taraf başka türlü hakaret ediyor öbür taraf başka türlü hakaret ediyor. Otak noktaları bizim hür ve müstakil olarak seçime girmemizi engellemek. İki gündür izliyorum, yok hiçbirinin birbirinden farkı.

Akşener, konuşmasının devamında, “Belediyeleri siyasi rant mecrası görenler, milleti yolunacak kaz bilenler öfkeden düşmanlıktan beslenenler, iki yüzlü bencilliklerini erdem diye pazarlayacaklar. Ama biz bu filmi daha önce gördük biz şerbetliyiz. O nedenle de tankla da tüfekle de gelseler bize vız gelir tırıs gider… Adına ittifak dedikleri manda ve himaye tuzağına geçit vermeyeceğiz. Türk milletine ölümü gösterip sıtmaya razı eden bu maskeli baloya boyun eğmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. Akşener’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“İYİ Parti söyleyecek sözü olan kadınların partisidir. İYİ Parti sürekli kadın konusu siyaset üstüdür deyip, boş oturanların karşısına kadınları alanların partisidir. Plazalarda cam duvarlara çarpan kadınların da, rutubetli evlerde kaderine mahkum edilen kadınların da partisidir. Kadınları çekemeyenler rahatsız olmaya devam edecekler. İktidara baskı yapıp, İstanbul Sözleşmesi’ni rafa kaldıran kadın düşmanları rahatsız olmaya devam edecekler.

Türk kadınlarının önünü açan Cumhuriyetle derdi olanlar rahatsız olamaya devam edecekler. İstedikleri kadar rahatsız olabilirler, biz burada olmaya devam edeceğiz. Ne yaparlarsa yapsınlar, Türk kadınlarının omuzlar üzerinde yükselmesine mani olamayacaklar.

Erdoğan, 2023’te herkes enflasyonu yüzde 20’ler seviyesinde yapsın demişti. Bu hafta enflasyon açıklandı. Erdoğan’ın yüzde 20’lerde dediği enflasyon ENAG’a göre yüzde 127, İTO’ya göre yüzde 75’lere hatta TÜİK’e göre bile yüzde 62’lere dayandı. Halkımız iktidarın iş bilmezliği yüzünden enflasyon canavarıyla baş başa kaldı. Ekonomimiz tekeri patlamış kamyon misali gidiyor. İktidar çözüm üreteceği yerde yeni sorunlar üretiyor. Asgari ücret memur ve emekli maaşlarına yılda 2 defa zam yapılıyordu ama maaşlar eriyordu.

Biz zamların 4 defa yapılmasını önermiştik. İktidar ne yaptı? Erdoğan ‘Tek zamla bu iş biter’ demiş. Anlaşılan iktidar çalışanların işini bitirmeyi kafasına koymuş. Yüzde 60’ların üzerinde bir zam yapmadığınız sürece vatandaş, enflasyon altında ezilmeye mahkum. Yılda iki defa zam belirlenmesi konusunda ısrarcıyız. TÜRK-İŞ’in açıklık sınırı altında bir maaş kabul edilemez. Hiç olmazsa büyüme rakamı oranında bir refah payı da verilmeli. Ocak ayı için asgari ücret talebimiz 17 bin TL, temmuz ayı için ise 20 bin 500 TL’dir

20 yıllık AKP İktidarında yokluğa ve yoksulluğa mahkum edilen Türkiye var. İktidarın kimsesiz bıraktığı bir Türkiye var. Rantiyeleri 3 kuruş zarar etti diye dünyayı yerinden oynatırken, milletimizi borçlarla bir başına bıraktılar. Hayatınızda bir kez olsun milleti düşünün, sorumluluk alarak fedakarlık yapın. Önümüzde bütçe görüşmeleri var bir kez olsun millet için bütçe yapın.

Dolandırılan spor insanları ve kaptırdıkları milyon liraları konuşuyoruz. Fenomenlerin nasıl para akladıklarını konuşuyoruz. Aklanan paraları konuşuyoruz ama nedense parası aklananları hiç konuşmuyoruz. Dolandırılanlar konuşuyor ama nedense dolandırıcılığa yol açanlar hiç konuşulmuyor. Cambazlar konuşuluyor ama nedense sirklerin sahipleri hiç konuşulmuyor. İktidar, kayıt dışılığı ilk günden beri sorun olarak değil bir fırsat alanı olarak görüyor.

Halbuki yaşadıklarımızı bir düşünün yani bir Allah’ın kulunun her bir bireyden bahsediyorum hakikaten taşıyamayacağı oranda ağır şeyler yaşadık arkadaş kuyruğu dik tutacağız diye öldük. Azıcık mağdur olalım. Diğeri ise övünemiyoruz. Halbuki inanılmaz güzel projelerimiz var bunları anlatmamız lazım. Yani propagandanın anlamı devamlı anlatmaktır. El övmüyor kendi kendimizi övmemiz lazım. Bu eksiğimizi beraber gidereceğiz inşallah.

Büyük büyük sözler verip, ihtişamlı propaganda yönetiyorlar. Vergi almayı biliyorlar ama şehir içi ulaşımı halledemiyorlar. Özellikle büyük şehirlerimizde ulaşım hizmetlerinin başarısından söz etmek mümkün değil. Bu tablo karşısında biz, İYİ Parti olarak iyi belediyecilik vizyonuyla insanımıza yaşanabilir şehirler inşa edeceğiz. Huzurlu, güvenli ve konforlu ulaşım sağlayan, çevre ve gürültü kirliliğine neden olmayan, adil, kapsayıcı ve erişilebilir ulaşım hizmetlerini hayata geçirmeye talibiz.

“Bizi gül bahçeleri beklemiyor”

Biliyorsunuz, bugüne kadar; nice zorlu günler yaşadık. Nice saldırılara, hakaretlere, iftiralara göğüs gerdik. Nice ablukaları, ambargoları, engelleri aştık. Nitekim, açık konuşayım: bugünden sonra da bizi; gül bahçeleri beklemiyor. Tam tersine; önümüzde, dikenlerle, sırtlanlarla, haşerelerle dolu; çetin bir yol var.

Bu yolda; övgü süsü verilen, iftiralar duyacağız. Çiçek demetlerinin ardına gizlenen, tehditler alacağız. Yüzümüze gülüp; tetikçilerini, üzerimize salanları göreceğiz. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki; dün olduğu gibi, bugün de; bunların hepsine, dişimizi sıkacak; göğsümüzü gereceğiz. Çünkü bizim için siyaset, hiçbir zaman; bir konfor alanı, bir rant kapısı olmadı. Biz hep, baskıya karşı, baş kaldıranlar olduk. Biz hep, dayatmaya karşı, direnenler olduk. Biz hep, siyaset simsarlarının tekerine, çomak sokanlar olduk. Ve biz hep; milletin yararına olanı, yılmadan savunanlar olduk.

Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya, figüran olmadan başkalarının siyasi kariyerlerine, zıplama tahtası olmadan başkasının sevabına da, günahına da ortak olmadan; özü başımıza vereceğiz. Türkiye’nin Demokratik Millî Yükselişi’ni gerçekleştirmek için; hür ve müstakil olarak, milletimizle buluşacağız.

Sizin omuzlarınız katledilmiş bir kadının acaba bir şey mi oldu acaba kadının bir eksiği var mıydı sorusunu soranların yükünü taşımaz. O nedenle bu mücadeleyi omuzlarımızda sadece ve sadece milletimizin bize yüklediği sorumlulukla vereceğiz. Bu mücadeleyi başkasının yazdığı senaryoya figüran olmadan, başkalarının siyasi kariyerlerine zıplama tahtası olmadan, başkasının sevabına da günahına da  ortak olmadan, özü başımıza birlikte hür ve müstakil olarak vereceğiz.”

Paylaşın

Yabancılara Konut Satışları Yüzde 53 Düştü

2023 yılı ekim ayında yabancıya konut satışları yıllık bazda yüzde 53 geriledi. Böylece yabancıya konut satışları 2020 yılından bu yana en düşük seviyeyi gördü. 2024 yılından itibaren yabancıya konut satışında alt limit 600 bin dolar oluyor.

Şu an için 400 bin dolara gayrimenkul satın alan yabancılara Türk vatandaşlığına başvurma hakkı veriliyor. Türkiye vatandaşı olabilmek için gayrimenkul alımlarında gerekli olan fiyat, Eylül 2018 yılından itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürüldü ve 2022 yılında 400 bin dolara çıkarıldı. 2024 yılı itibariyle yapılacak yeni düzenlemeyle yabancıya konut satışında alt limit 400 bin dolardan 600 bin dolara yükselecek.

T24’ten Ceren Bala Teke’nin haberine göre; İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan düzenleme ile Türkiye vatandaşlığı almak için konut satışında alt limit 200 bin dolar arttırılarak; 2024 yılı için 600 bin dolara çıkarıldı. TÜİK verilerine göre; 2023 Ekim ayında yabancıya konut satışları yıllık bazda yüzde 53 gerileyerek son 3 yılın en düşük seviyesini gördü.

Göç İdaresi Başkanlığı tarafından 16 Ekim 2023 tarihinde düzenlemeyle yabancıya ikamet ve amaçlı konut satışında alt sınır 75 bin dolardan 200 bin dolara çıkarılmıştı. Vatandaşlık amaçlı konut satışında alt sınır ise 400 bin dolar olarak belirlenmişti. En son düzenlemeye göre; 2024 yılından itibaren yabancıya konut satışında alt limit 600 bin dolar oluyor.

Şu an için 400 bin dolara gayrimenkul satın alan yabancılara Türk vatandaşlığına başvurma hakkı veriliyor. Türkiye vatandaşı olabilmek için gayrimenkul alımlarında gerekli olan fiyat, Eylül 2018 yılından itibaren 1 milyon dolardan 250 bine düşürüldü ve 2022 yılında 400 bin dolara çıkarıldı. 2024 yılı itibariyle yapılacak yeni düzenlemeyle yabancıya konut satışında alt limit 400 bin dolardan 600 bin dolara yükselecek.

TÜİK verilerine göre; 2023 Ekim ayında yabancıya konut satışları son 2,5 yılın en düşük seviyesine gerilemiş durumda. Pandemiden sonra Türkiye’de konut ve kira artışları hızla artmaya devam ederken konut satış sayıları düşüşe geçti. 2023 Ekim ayında, yabancıya konut satışları yaklaşık son 2,5 senenin en dip seviyelerini gördü.

Verilere göre; yılın ilk ayında yüzde 0,6 ile sınırlı olan yabancıya konut satışlarındaki gerileme 6 Şubat da meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlerden sonra aynı ayda yüzde 27’ye çıktı, yıl ortasında ise yüzde 42 ile sert bir şekilde gerilemeye devam etti. 2023 Ekim ayında yabancıya konut satışları yıllık bazda yüzde 53 geriledi. Böylece yabancıya konut satışları 2020 yılından bu yana en düşük seviyeyi gördü.

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyon, Haziran’a Kadar Yüksek Kalacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyonla ilgili, “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” dedi.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Katar ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. İsrail’in Türkiye dâhil, yurt dışındaki Hamas liderlerine suikast düzenlemeyi planladığına dair haberlerle ilgili değerlendirmede de bulunan Erdoğan, “Her şeyden önce bu haberi yapanlar demek ki Türkiye’yi tanımıyorlar. Türkleri tanımıyorlar. Bizi tanımıyorlar. Böyle bir yanlışa tevessül etmeleri halinde şunu bilmeleri gerekir ki bunun bedelini, bunun faturasını çok ama çok ağır öderler” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye, Türklere karşı böyle bir adımı atmaya eğer cüret ederlerse bunun bedelini, bir daha bellerini doğrultamayacak surette, ödemeye mahkum olurlar. Böyle bir işe kalkışanlar bunun sonuçlarının son derece ciddi olabileceğini unutmamalıdır. Türkiye’nin hem istihbarat hem güvenlik alanında aldığı mesafeyi dünyada bilmeyen yoktur. Ayrıca biz dün kurulmuş bir devlet değiliz. Bunu da kimsenin aklından çıkartmaması gerekir” uyarısında bulundu.

İsrail iç istihbarat teşkilatı Şin Bet’in başkanı Ronen Bar, Türkiye ve Katar dâhil dünyanın neresinde olursa olsun ele geçirene dek Hamas liderlerinin peşlerini bırakmayacaklarını söylemişti.

Bar, geçtiğimiz günlerde medyaya yansıyan açıklamalarında, “Kabine bize bir hedef belirledi. Sokak ağzıyla, Hamas’ı ortadan kaldırmayı. Bu bizim Münih’imiz. Bunu her yerde yapacağız. Gazze’de. Batı Şeria’da, Lübnan’da, Türkiye’de, Katar’da. Birkaç yıl alacak. Ama bunu yapmak için orada olacağız” demişti. İsrail, 11 vatandaşının öldürüldüğü 1972 Münih Olimpiyatları saldırısının ardından yıllarca çeşitli ülkelerde düzenlediği suikast operasyonlarıyla bu terör eyleminin faillerini ve organizatörlerini hedef almıştı.

İsrail’in Gazze’de bir tampon bölge oluşturmak istediğine dair haberlerle ilgili görüşü de sorulan Erdoğan, “Her şeyden önce bu planın tartışılmasını bile ben tüm Filistinli kardeşlerime saygısızlık olarak görürüm. Bu, bizim açımızdan tartışılacak, düşünülecek ve üzerinde konuşulacak bir plan değil” dedi.

Erdoğan, “İsrail’in 1947’de uygulanmaya başlayan Filistin topraklarını işgal planı, yıllar içerisinde ne yazık ki küçülte küçülte Filistin’i ve Gazze’yi bu duruma getirdi. Şimdi ise İsrail, Filistin’de kalan bir avuç toprağı tamamen alarak, buraları da işgal etme niyetinde. Buna olumlu bakmak, olumlu yaklaşmak asla mümkün değil” diye ekledi.

İsrail’in savaş sonrasına yönelik planları kapsamında, gelecekteki olası Hamas saldırılarını önlemek için Gazze sınırının Filistin tarafında bir tampon bölge oluşturmak istediği iddia edilmişti.

Reuters haber ajansına konuşan kaynaklar, İsrail’in bu planını komşuları Mısır ve Ürdün’ün yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri’yle de paylaştığını söylemişti. Tampon bölge planıyla ilgili olarak Suudi Arabistan’ın da bilgilendirildiğini belirten Kaynaklar, konudan Türkiye’ye de bahsedildiğini iddia etmişti.

Erdoğan, Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü henüz TBMM’den geçirmemesiyle bağlantılı olarak ABD’nin F-16’ların modernizasyonu konusunda, Avrupa ülkelerinin de Eurofighter savaş uçaklarının tedariki konusunda Ankara’ya güçlük çıkardığına dair bir izlenim olduğunu hatırlatan bir gazetecinin bu doğrultudaki sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“F-16 meselesinde biz muhataplarımıza dedik ki: ‘Amerika Birleşik Devletleri’nin kongresi varsa bizim de kongremiz yani Meclisimiz var’. Parlamentomuzdan nihai karar çıkmadıktan sonra söyleyecek herhangi bir şey yok. ‘Ben Cumhurbaşkanı olarak bunu parlamentoya sevk ettim ve bana teşekkür ettiniz. Görevimi yaptım ama sizlerden de bir şey bekliyorum. Sizler de eş zamanlı olarak bu konuda kongrenizden bunu geçirin, beraberce eş zamanlı olarak bu adımları atalım’ diyorum.”

Erdoğan, “Bir diğer konu da Eurofighter Typhonn meselesi… Kaldı ki Eurofighter konusunda da aslında İngiltere’nin bakışı olumlu. Maalesef Almanya’da bir sıkıntı söz konusu. Fakat pürüzleri gidermek için İngiltere’nin olumlu yaklaşımı oldu. Almanlarla konuyu görüşeceklerini söylüyorlar. Bu noktada başka alternatiflerimiz de yok değil” diye ekledi.

“Enflasyon Haziran’a kadar yüksek kalacak”

Erdoğan, enflasyonla ilgili bir soruyu ise “Baz etkisiyle Haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek” diye yanıtladı.

Hafta başında Kasım ayı enflasyon verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tüketici fiyatlarının yıllık bazda yüzde 61,98 arttığını duyurmuştu. ENAG’ın hesaplamalarına göre ise enflasyon yüzde 129,27 olarak ölçülmüştü.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Standard & Poor’s, Türkiye’nin Kredi Notu Görünümünü ‘Pozitife’ Yükseltti

Standard & Poor’s (S&P) Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EMEA) Ülke Reytingleri Direktörü Frank Gill, “Türkiye ekonomisinin aslında yeniden dengelendiğine dair artan kanıtları yansıtacak şekilde Türkiye’nin B kredi notunu korurken, kredi notunu olumlu yükselttik.” dedi.

Türkiye’nin ilerleyen dönemde kredi notunun yükseltilebilmesi için aranacak koşullara da değinen Gill, “Ödemeler dengesi sonuçlarının iyileşmesi, yurt içi tasarrufların artması, Türk lirasındaki artış, Türkiye’nin kullanılabilir Döviz rezervlerinin yükselmesi durumunda notu da yükseltebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s, internet üzerinden “Gelişmekte Olan Piyasalara Bakış: Türkiye 2024 Görünümü” başlıklı bir toplantı düzenledi.

BloomberHT’nin aktardığına göre; Toplantıda, Türkiye’nin son dönemde ekonomik istikrarın artırılması amacıyla atılan adımların etkilerini değerlendiren Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor’s (S&P) Avrupa, Orta Doğu, Afrika (EMEA) Ülke Reytingleri Direktörü Frank Gill, “Türkiye ekonomisinin aslında yeniden dengelendiğine dair artan kanıtları yansıtacak şekilde Türkiye’nin B kredi notunu korurken, kredi notunu olumlu yükselttik.” dedi.

Türkiye’nin bu yılın üçüncü çeyrek büyüme verisine ilişkin değerlendirmede bulunan Gill, “Genel olarak, ekonomide özellikle Ortodoks para politikasının yeniden uygulamaya konmasının, ekonominin yeniden dengelenmesi, yurt içi tasarrufların artması, tüketimin yavaşlaması ve dolayısıyla ithalatın da azalması açısından fayda sağlamaya başladığı yönünde işaretler olduğunu düşünüyoruz” İfadelerini kullandı.

Türkiye ekonomisin genel görünümünü de değerlendiren Gill, “Temel senaryomuz Türk ekonomisinin yumuşak inişten faydalanacağı yönündedir” diye konuştu.

“Notu da yükseltebiliriz”

Türkiye’nin ilerleyen dönemde kredi notunun yükseltilebilmesi için aranacak koşullara da değinen Gill, “Ödemeler dengesi sonuçlarının iyileşmesi, yurt içi tasarrufların artması, Türk lirasındaki artış, Türkiye’nin kullanılabilir Döviz rezervlerinin yükselmesi durumunda notu da yükseltebiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.

Toplantıda Türk bankalarının görünümünü değerlendiren S&P EMEA Finansal Kuruluşları Direktör Yardımcısı Anais Ozyavuz da Türk bankalarının yeterli sermaye tamponlarına sahip olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Tabii ki para biriminin daha fazla değer kaybetmesi nedeniyle bankalarda bir miktar sermaye kaybı bekliyoruz. Ama bunun yönetilebilir (koşullar) olacağını düşünüyorum. Ayrıca bankaların çoğunun son iki yıldır ihtiyaç halinde kullanabilecekleri ücretsiz provizyon ayırması da rahatlatıcı bir unsur.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 16 Bin 248’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında 16 bin 248 kişi hayatını kaybetti. Batı Şeria’da ise İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 260’a yükseldi.

Haber Merkezi / Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, 40 binden fazla Filistinlinin yaralandığını ve bunların yüzde 70’inden fazlasının kadın ve çocuk olduğunu açıkladı.

Gazze Şeridi’ndeki sivillerin durumuyla ilgili uluslararası kuruluşların uyarıları da sürüyor. Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) Filistin bölge sorumlusu Richard Peeperkorn, Gazze Şeridi’ndeki sivillerin durumunun her saat daha da kötüye gittiğini, her on dakikada bir çocuğun öldüğünü belirterek “Her yerde yoğun bombardıman var. İnsanlar çaresiz ve sürekli bir şok hali içindeler. İnsanlığın en karanlık anına yaklaşıyoruz” dedi.

Bombardımanın derhal durması ve kalıcı ateşkes çağrısı yapan DSÖ yetkilisi, 7 Ekim’den bu yana 120 bin akut solunum yolu enfeksiyonu, 26 bin uyuz ve bit, 44 bini beş yaş altındaki çocuklarda olmak üzere 86 bin ishal vakası kaydedildiğini, bunun beklenebilecek normal rakamlardan 20-30 kat fazla olduğunu belirtti.

Peeperkorn, Gazze Şeridi’nde farklı kapasitelerde hizmet veren hastanelerde toplam bin 400 yatak bulunduğunu, 5 bin yatağa ihtiyaç olduğunu belirterek “Geriye kalan birkaç hastanede dehşet görüntüleri yaşanıyor. Hastanelerde yatak sayısının iki katı hasta bulunuyor, ağır yaralılar tedavi edilemeden yerlerde yatıyor” diye konuştu.

BM çocuklara yardım kuruluşu Unicef’in sözcüsü James Elder da İsrail’in sivillere yaptığı tahliye çağrılarını eleştirerek “İnsanlara gitmeleri için gösterilen yerler küçücük çorak araziler ya da sokak köşeleri, kaldırımlar, yarım kalmış inşaatlar. Su yok, tesis yok, soğuk ya da yağmurdan korunacak bir barınak yok, sıhhi tesisat yok. Güvenli bölge diye gösterilen bu yerler hastalık alanlarına dönüşme tehlikesi barındırıyor” dedi.

Elder, iki saat içinde 5 bin kişinin vardığı yerler bulunduğunu, Gazze’de 30 bin kişinin sığındığı bir barınakta 400 kişiye bir tuvalet düştüğünü, insanların ihtiyaçlarını gidermek için beş saate kadar sıra beklemek zorunda olduğunu belirtti.

İsrail’in işgalci güç olarak sivillere gıda, barınak ve ilaç sağlama yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatan UNICEF sözcüsü, İsrailli yetkilileri özellikle de kadın ve çocukların durumuna karşı “ölümcül bir kayıtsızlıkla” suçladı.

Gazze’de öldürülen gazetecilerin sayısı 61’e çıktı

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) Ekim’de Hamas’ın İsrail’de düzenlediği saldırı ve ardından İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanıyla başlayan süreçte öldürülen, yaralanan, kayıp ya da gözaltında olan gazetecilerin sayısını güncelledi.

3 Aralık itibarıyla öldürülen gazeteci sayısının 61 olduğu belirtilirken yaralı gazeteci sayısı 11 olarak kaydedildi. 19 gazetecinin gözaltında olduğu bildirildi. 3 kişi ise kayıp. Çok sayıda gazeteci de görev sırasındayken aile üyelerinden kayıplar verdi.

İsrail, Han Yunus’u kuşatmaya başladı

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, İsrail kuvvetlerinin Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’u kuşatmaya başladığını söyledi.

Tümgeneral Halevi, “Savaşın başlamasından 60 gün sonra kuvvetlerimiz şimdi Han Yunus bölgesini kuşatıyor. Gazze Şeridi’nin kuzeyinde Hamas’ın birçok kalesini kontrol altına aldık, şimdi de Hamas’ın güneydeki kalelerine karşı operasyon yürütüyoruz” dedi.

İsrail Savunma Kuvvetleri Güney Komutası Generali Yaron Finkelman da, Gazze işgalinin başlangıcından bu yana bugün en ağır çatışmaların yaşandığını söyledi. General Finkelman, “Kara harekatının başlamasından bu yana en yoğun çatışmaların olduğu günü yaşadık” dedi.

İsrail kuvvetlerinin Gazze kent merkezinin ve doğudaki Şucaiyye’nin kuzeyindeki Cebaliye’de ve Gazze’nin güneyindeki Han Yunus’ta savaştığını söyleyen Finkelman, “Cebaliye’nin, Şucaiyye’nin ve şimdi Han Yunus’un tam ortasındayız” dedi.

İsrail hükümet sözcüsü Eylon Levy, çatışmalar hakkında, “Şimdi ikinci aşamaya geçiyoruz. İkinci aşama askeri açıdan zor olacak” dedi. Levy, İsrail’in, Hamas’ı yok etme hedefiyle uyumlu olduğu sürece, sivillere gelecek zararı azaltma konusunda “yapıcı geribildirimlere” açık olduğunu da söyledi.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, savaşın başlangıcından bu yana yaklaşık 10 bin hava saldırısı düzenlendiği bildirildi. Açıklamada, karadaki operasyonun önceliğinin hava operasyonlarıyla koordinasyon olduğu belirtildi.

İsrail ordusu Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nı kuşattığını duyurdu. Ordu, Hamas’ın saldırı düzenlemek için kullandığı üsleri ele geçirdiğini belirtti.

Paylaşın