Akşener’den ‘Altılı Masa’ Açıklaması: Şimdiki Aklım Olsa Dönmezdim

Trabzon’da vatandaşların sorularını da yanıtlayan İYİ Parti Lideri Akşener, “Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Trabzon’da katıldığı Teşkilat Buluşması programı sonrası Yomra Belediye Başkanlığı’nı ziyaret etti. Akşener, daha sonra ilçeye bağlı İkisu Mahallesi’nde kahvehanede vatandaşla bir araya gelerek sohbet etti. Akşener, burada dinlediği vatandaşların sorularını da yanıtladı.

Birgün’ün aktardığı 61saat’in sosyal medya hesabından yayınlanan videoda Meral Akşener’in sohbetteki konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Şimdiki aklım olsa 6’lı masaya dönmezdim. benim asıl özeleştirim o. Şimdiki aklım olsa katiyen yapmazdım. O yüzden özü başımıza gidiyoruz. O seçimin kazanılmasını çok arzu ettim. Kişisel olarak hiçbir şey talep etmedim. Ben niye cumhurbaşkanı adayı olmayayım? Arıza olmasın diye her şeyden vazgeçtim. Siz 2 kişi istediniz. Bana siz söylediniz. O da kabul görmedi. Özür dilerim.

Alengirli bir iş olmadı. 6 kişi adayın hangi yöntemle seçileceğini konuşmak için oturduk. Bir baktım aday ismi konuşuluyor. Ben de itiraz ettim. 5 arkadaşımız Kemal Bey’i istedi ben de Mansur Bey ve Ekrem Bey dedim. Kemal Bey’in de başka isimlerin de listede adı olsun. Araştırma yapalım, sonuç neyse ona uyalım. Hepimiz bir şirket versin. En fazla 1 haftada sonuçlar ortaya çıkar kimse de itiraz etmez dedim ama olmadı.

Bunu geçtiğimiz gün Ali Bey (Babacan) de söyledi. Bana dediler ki eğer isterseniz siz gidin biz 5 kişi imzalarız. Ben de yetki almak üzere geri döndüm. Arkadaşlar tekrar masaya oturmamı istemedi.

Hem İmamoğlu hem Yavaş gece evime 02.15’te geldi. İkisine de ayrı ayrı sen aday olabilir misin diye sordum, hayır dediler. Normalde hiçbir genel başkan yardımcı olmayacak, sadece o 2’si olacaktı. Bu da kazandırabilecek bir formül olabilirdi. O yazıyı okuyunca 3 kişi hariç masaya dönmemi istediler.

Ardından 2 başkan yardımcısı ve Kemal Bey oturduk. Bu konuda mutabık kaldık. Masaya gittik ve bana diğer genel başkanların haberi olmadığı söylendi. Bana aklın yeni mi başına geldi diyebilirsiniz.”

Paylaşın

Fitch’ten Türkiye İçin 2024 Yıl Sonu Enflasyon Tahmini: Yüzde 38

ABD merkezli uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye’de enflasyon oranının 2023 yıl sonunda yüzde 65, 2024 yıl sonunda ise yüzde 38 olacağı tahmininde bulundu.

Fitch Ratings’in “Küresel Ekonomik Görünüm” raporunda Türkiye ekonomisinin bu yıl yüzde 4,1, gelecek yıl ise yüzde 2,5 seviyesinde büyüme göstermesinin beklendiği aktarıldı.

Kuruluşun raporunda, küresel ekonominin bu yıla ilişkin büyüme tahmininin yüzde 2,5’ten yüzde 2,9 seviyesine çıkarıldığı belirtilirken, gelecek sene ise dünya ekonomisinin büyümesinin yüzde 2,1’e gerilemesinin beklendiği kaydedildi.

Raporda, parasal sıkılaştırmanın etkilerinin gelecek dönemde hissedilmesinin beklendiği, Çin’deki konut sektörü sorunları ve Euro Bölgesi’ndeki duraklamanın 2024 yılında küresel büyüme üzerinde yansımalarının görülebileceği belirtildi.

Ayrıca raporda, ABD ekonomisinin 2023 sonunda yüzde 2,4, gelecek sene ise yüzde 1,2 seviyesinde büyüyeceği beklentisine yer verildi.

Fitch Ratings’in raporunda, Çin ekonomisin bu yıl sonunda yüzde 5,3, gelecek yıl ise yüzde 4,6 oranında büyüme kaydetmesinin öngörüldüğü kaydedildi.

Avrupa Birliği (AB) ekonomisinin 2023’te yüzde 0,5, gelecek yıl 0,7 seviyesinde büyüme kaydetmesinin beklendiği belirtilen raporda, İngiltere ekonomisinin ise bu yıl yüzde 0,5, 2024 yılında 0,3 büyüyeceği öngörüsü yer aldı.

Gelişmekte olan ekonomilerin büyümesinin bu yıl yüzde 4,6, gelecek yıl ise yüzde 3,9 seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği bildirildi.

Deutsche Bank’tan enflasyon tahmini: Yüzde 41,1

Öte yandan Deutsche Bank’ın 6 Aralık’ta yayınlanan raporda, “Kümülatif enflasyonun tahmin aralığının alt sınırına (Yüzde 40-45) gelmesi durumunda bu, toplam getiri açısından TL’yi cazip hale getirir” denildi.

Banka, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faizi iki kez 250’şer baz puan artırarak Ocak ayında yüzde 45’e çıkaracağını tahmin etti.

Analistler TCMB’nin 2024 yılının son çeyreğinde faiz indirimine gitmesini ve politika faizini 2024 sonuna kadar yüzde 40’a çekmesini bekliyor.

Analizde, “Enflasyonun baz etkileri nedeniyle önemli ölçüde düşeceği üçüncü çeyrekten itibaren faiz indirimi olasılığını, özellikle de büyüme ve istihdam ciddi bir baskı altına girerse, göz ardı edemeyiz” değerlendirmeleri yer aldı.

Analistler 2024 yıl sonu için enflasyonun yüzde 41,1 olacağını öngörürken, Dolar/TL için de 38 tahminini yaptı.

Paylaşın

CHP İle HEDEP Görüşecek Mi? Özgür Özel Açıkladı

HEDEP ile bir görüşme olup olmayacağına yönelik soruya CHP Lideri Özgür Özel “Mutlaka görüşme olur. Görüşmenin ev sahibinin kimin olduğunun talebin kimden geldiğinin de böyle gerilim konusu yapabilecek bir sürecin içinde değiliz, doğru da değil” cevabını verdi.

CHP Lideri Özel, “Türkiye’de herkesin birbirine rezervi var ama CHP’nin özellikle seçmenlerine duyduğu saygıdan dolayı, Türkiye’de Cumhuriyeti kuran parti olmasından dolayı, çok partili siyasi rejimin kazandırılmasındaki çok önemli rolünden dolayı en güçlü kasımız tüm siyasi partilerle görüşebilen, ziyaret edebilen ve ziyaret kabul eden bir parti olmamızdır. Bu noktada hiçbir zorluk yaşayacağımızı düşünmüyorum” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Almanya’ya yapacağı ziyaret öncesinde DW Türkçe’den Kıvanç El’in sorularını yanıtladı. HEDEP ile ilişkili sorulara CHP Lideri Özel, şu şekilde yanıt verdi:

“Her zaman birlikte olmak, yalnız olmaktan iyidir. Siyasi partilerin illa bir protokole bağlanması da gerekmiyor. Geçmişte bunun birçok örneği, birçok siyasi partiyle yaşandı. Bazen protokolle yapılan anlaşmalar, protokol olmaksızın ortaya çıkan doğal iş birliklerinden daha eksik sonuçlar da verdiği oldu.

HEDEP’in “iletişimin açık olarak yürütülmesi”, “görüşmelerin kamuoyundan saklanmaması” gibi taleplerini son derece makul, mantıklı ve olması gereken olarak görüyorum. Biz daha önce de genel başkanlarla konuşmuştuk, partilerin birbirini ziyareti noktasında benim hiçbir siyasi partiye rezervim yok. “CHP’nin en çok hangi özelliğiyle övünüyorsunuz veya en çok en güçlü kası neresidir” diye sorarsanız cevabım; her siyasi partiyle bayramlarda törenlerde bayramlaşabilen, birbirini kutlayabilen, el sıkışabilen oturup konuşabilen tek partiyiz.

Türkiye’de herkesin birbirine rezervi var ama CHP’nin özellikle seçmenlerine duyduğu saygıdan dolayı, Türkiye’de Cumhuriyeti kuran parti olmasından dolayı, çok partili siyasi rejimin kazandırılmasındaki çok önemli rolünden dolayı en güçlü kasımız tüm siyasi partilerle görüşebilen, ziyaret edebilen ve ziyaret kabul eden bir parti olmamızdır. Bu noktada hiçbir zorluk yaşayacağımızı düşünmüyorum.

Mutlaka görüşme olur. Görüşmenin ev sahibinin kimin olduğunun talebin kimden geldiğinin de böyle gerilim konusu yapabilecek bir sürecin içinde değiliz, doğru da değil.

İstanbul’u Ankara’yı biz, iş birliği olsun ya da olmasın, kazanabiliriz ama güçlü bir İstanbul ittifakını sağladığımızda daha iyi kazanırız, daha çok belediye kazanırız. Belediye Meclisi’ndeki çoğunluğumuz garanti olur. Belki fark daha çok olur ve bu daha iyi yönetmek için bir imkan. Şimdi bugün İstanbul’da da Ankara’da da belediye başkanları çok güzel işler yapıyor ama ayaklarına da belediye meclis çoğunluğumuz olmadığı için zincir vurulmuş durumda. Sürekli onların yapmak istedikleri faaliyetler kısıtlanıyor.

İstanbul’un, Ankara’nın ulaşım sorununa yönelik defalarca yaptığımız taleplerin, UKOME’deki çoğunluk iktidar partisi tarafından yönlendirildiği için, nasıl engellendiğini bütün İstanbullular, Ankaralılar gözleriyle gördü. O yüzden iş birliği, güç birliği her zaman iyidir. Olmazsa dünyanın sonu değildir. O zaman başka iş birliklerine, başka birlikteliklere bakılabilir, toplumdan talep edilebilir. Bunun zaman zaman başarıldığı da oldu. O açıdan dünyanın sonu olarak da görmüyorum ama birliktelik her zaman iyidir.”

Paylaşın

Enflasyon, OECD Ülkelerinde Düştü Türkiye’de Arttı

OECD’ye (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) üye ülkelerde gıda enflasyonu ortalaması ekim ayında yüzde 7,4’e gerilerken, Türkiye’de ise yüzde 72 olarak kaydedildi. Türkiye’yi yüzde 11,7 gıda enflasyonuyla İzlanda izledi.

Haber Merkezi / Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre, gıda fiyatları kasım ayında bir önceki aya kıyasla değişmeyerek 120,4 puan seviyesinde sabit kaldı.

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD), üye ülkelerin bir yıl içinde değişen enflasyon oranlarına ilişkin bir rapor yayınladı.

Rapora göre; OECD’de eylül ayında yüzde 8,1 olan gıda enflasyonu ekim ayında yüzde 7,4’e geriledi. 32 OECD ülkesinde düşüş gösteren gıda enflasyonu, 3 ülkede yüzde bir puan veya daha fazla arttı. Türkiye’de ise gıda enflasyonu yüzde 72 olarak kaydedildi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Gıda Fiyat Endeksi Kasım 2023 raporunu açıkladı. Buna göre; Gıda fiyatları kasım ayında bir önceki aya kıyasla değişmeyerek 120,4 puan seviyesinde sabit kaldı.

Düşük uluslararası tahıl fiyatlarının yüksek bitkisel yağ fiyatlarını dengelemesi, küresel gıda fiyatlarının kasımda sabit kalmasına sebep oldu.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, aylık bazda palm yağı küresel fiyatlarındaki artışın etkisiyle yüzde 3,4 yükseldi.

Uluslararası palm yağı fiyatları, önde gelen ithalatçı ülkelerin alımlarının artması ve büyük üretici ülkelerdeki mevsimsel olarak düşük üretimin etkisiyle kasımda yüzde 6’dan fazla artış gösterdi.

Tahıl Fiyat Endeksi ise mısır fiyatlarında keskin gerilemenin etkisiyle aylık bazda yüzde 3, yıllık bazda yüzde 19,4 düştü.

Şeker Fiyat Endeksi, Hindistan ve Tayland’da kötüleşen üretim beklentileri ve küresel ihracat bulunabilirliğine ilişkin artan endişelerin etkisiyle kasımda aylık yüzde 1,4 arttı, geçen yılın aynı ayına göre de ortalama yüzde 41,1 yükseldi.

Aynı dönemde FAO Süt Ürünleri Fiyat Endeksi, Kuzeydoğu Asyalı alıcıların tereyağı ve yağsız süt tozuna yönelik yüksek ithalat talebinin yanı sıra Batı Avrupa’daki kış tatili öncesinde artan iç talep nedeniyle kasımda aylık yüzde 2,2 artarak 114,2 puana çıktı.

Et Fiyat Endeksi de Ekim’de arzın artmasıyla yüzde 0,4 düşüş kaydetti.

FAO, küresel üretim, tüketim, ticaret ve stok eğilimlerine ilişkin değerlendirmelerin yer aldığı Tahıl Arz ve Talep Özeti Raporu’nu da yayımladı. Kuruluş, bu yıl küresel tahıl üretimine ilişkin tahminini önceki yıla göre yüzde 0,9 artışla 2,819 milyar tondan 2,823 milyar tona yükseltti.

Rusya ve Türkiye’de buğday, ABD’de mısır üretiminde yukarı yönlü revizyon yapılırken, Arjantin ve Brezilya’da üretim tahminleri düşürüldü.

Paylaşın

Anayasa Mahkemesi, ‘Örgüt Adına Suç İşleme’ Maddesini İptal Etti

Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 220/6 maddesinde yer alan “örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” düzenlemesi Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından “Anayasa’ya aykırı” bulunarak iptal edildi. İptal kararı, 4 ay sonra yürürlüğe girecek.

TCK’nın 220. maddesi, örgüt kuran, yöneten ve üyesi olanlara 4 yıldan 8 yıla kadar hapis verilmesini öngörüyor. Ancak maddenin 6. fıkrası, örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyenleri cezalandırıyor.  Bu fıkrada, “Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir. Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır” deniliyordu.

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) iptal kararının gerekçesinde, “kuralların kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve kanunilik şartını taşımadığı” belirtildi.

T24’ün aktardığına göre Patnos Ağır Ceza Mahkemesi ve İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin başvurularını değerlendiren Yüksek Mahkeme kararına gerekçe olarak “Bu suçtan ceza alanların örgüte üye oldukları kanıtlanamamasına rağmen örgüte üye olanlardan daha fazla hapisle cezalandırılmalarını” gösterdi.

AYM, bu konuda TBMM’ye 4 ay süre verdi ve iptalin bu sürenin sonunda yürürlüğe girmesini kararlaştırdı. Ancak Meclis yeni bir düzenleme yapsa da aralarında Cumhuriyet gazetesi davasında bu suçtan ceza alan TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın da bulunduğu çok sayıda sanığın dosyası yeniden ele alınacak.

Resmi Gazete’de yayımlanan karar 4 ay sonra yürürlüğe girecek. Mahkemeler, 4 ay sonra yürürlüğe girecek iptal kararıyla yok hükmünde sayılacak düzenlemeyi uygulayamayacağı için bu suçtan yargılananların durumu yeniden değerlendirilecek. 4 aylık sürede bu suçtan kesin ceza alanların da iptal kararı yürürlüğe girdiğinde itiraz etmeleri söz konusu olabilecek.

AYM’nin karara ilişkin gerekçesinde şu ifadeler yer aldı: “İlke olarak kişinin silahlı örgüte üyelikten cezalandırılabilmesi için eylemlerinin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu veya bu özellikler olmasa dahi suçun niteliği ile örgütün amacına ulaşma bakımından ancak örgüt üyeleri tarafından işlenip işlenemeyeceği gözetilmeli; örgütle organik bir bağının bulunduğu ve örgütün hiyerarşik yapısı içinde bilerek ve isteyerek hareket ettiği yeterli bir gerekçeyle gösterilmelidir…

İtiraz konusu kural uygulandığında, silahlı örgüte üye olma suçu bakımından aranan belirli şartlar, örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyen bir kimse yönünden aranmamakta ve her iki kategorideki kimseler arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın örgüte üye olmayan ancak örgüt adına suç işleyen bir kimse örgüt üyesi olarak cezalandırılmaktadır. Bu itibarla bir kimse silahlı örgütle zayıf da olsa bir şekilde bağlantısı bulunduğu iddia edilen bir suç işlediği gerekçesiyle, örgütle bağlantısı açıkça ortaya konulmaksızın, işlediği suçun yanı sıra gerçek içtima hükümleri uyarınca ayrıca örgüt üyeliğinden de cezalandırılmaktadır. Bu durum, örgüt adına suç işleyen kimsenin örgüt üyelerine göre daha ağır cezalarla karşılaşmasına neden olmaktadır.”

‘Örgüt adına’ kavramı belirsiz

“Örgüt adına” kavramının belirsizliğine de dikkat çeken AYM, bunun ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşleri gibi haklara da etkisine vurgu yaptı: “AYM, “Kuralın bir temel hakla bağlantısı olmayan suçlar bakımından da uygulanması mümkün olmakla birlikte işlenen suçun temel hakların kullanımıyla ilgili olması durumunda kuralda yer alan örgüt adına kavramının belirsizliğinden kaynaklı geniş yorumu nedeniyle kuralla ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ya da örgütlenme veya din ve vicdan özgürlüğü gibi temel haklar üzerinde güçlü bir caydırıcı etki yaratılmaktadır…

… Kanun koyucunun anayasal ilkelere bağlı kalmak şartıyla hangi eylemlerin suç sayılacağı, bunun hangi tür ve ölçüdeki ceza yaptırımıyla karşılanacağı, nelerin ağırlaştırıcı veya hafifletici sebep olarak kabul edileceği konusunda takdir yetkisinin bulunduğu açıktır. Takdir yetkisi kapsamında belirli ağırlığa sahip suçların örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına işlenmesi hâlinde suçun temel şeklinden farklı bir ceza yaptırımının öngörülmesi veya suçun niteliğinin değişmesi de mümkündür.

Ancak itiraz konusu kuralın, örgüt üyeliğine dair herhangi bir somut delil bulunmadan ve işlenen suçun niteliği ve ağırlığı itibarıyla örgütün amacına ne surette katkıda bulunduğu da dikkate alınmadan kişilerin örgüte üye olmak gibi son derece ağır bir suçtan cezalandırılmalarına neden olacak şekilde geniş yorumlanmaya müsait olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kuralın kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarını önleyecek şekilde belirli ve öngörülebilir nitelikte olmadığı ve bu yönüyle kanunilik şartını taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Paylaşın

Akşener’den ‘İş Birliğine Hayır’ Açıklaması: Arkadaşlarımızın Kararı

Trabzon’da gazetecilere açıklamalarda bulunan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, CHP’nin iş birliği teklifine ‘hayır’ kararına ilişkin, “Arkadaşlarımızın kendi aralarında istişare ederek, birbirlerini ikna etmeye çalışarak aldıkları bir karardır. Ben evet ya da hayır yönünde bir imada bile bulunmadım” dedi.

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de bu kapsamda gerçekleştirdiği Trabzon ziyaretinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.

İYİ Parti Lideri Akşener, seçime tek başlarına girme kararı aldıkları GİK toplantısının hatırlatılması üzerine, “Arkadaşlarımızın kendi aralarında istişare ederek, birbirlerini ikna etmeye çalışarak aldıkları bir karardır. Ben evet ya da hayır yönünde bir imada bile bulunmadım” ifadelerini kullandı.

Meral Akşener, 13.30’da Hamamizade İhsanbey Kültür Merkezi’nde Teşkilat Buluşması’na katılacak. Akşener burada Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan adayını ve adaylığı kesinleşen ilçelerin belediye başkan adaylarını açıklayacak.

İYİ Parti Lideri Akşener, saat 16.00’da ise kent merkezindeki bir otelde düzenlenecek Karadeniz Bölgesi İstişare Toplantısı’na katılacak. Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt’tan partililerin katılacağı toplantı basına kapalı gerçekleştirilecek.

Ne olmuştu?

İYİ Parti’nin eylül ayında gerçekleşen Genel İdare Kurulu (GİK) toplantısında netleşen ‘yerel seçimlere kendi adaylarıyla girme’ kararı, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ziyaretiyle yeniden tartışmaya açılmış; Özel, İYİ Parti’den kararını gözden geçirmesini rica ederek iş birliği teklif edince İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, bu teklifi GİK’e soracağını söylemişti.

Akşener’in teklifi GİK’e taşımasına karşın  35 GİK üyesinin CHP ile iş birliğine ‘hayır’, 14 GİK üyesinin ‘evet’ oyu kullanmasının ardından İYİ Parti’nin seçimlere tek başına girme kararı perçinlendi.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Devlet Bahçeli’den Üç Şart

İsveç’in NATO’ya üyeliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Filistin devleti tanınırsa, İsrail tazminat ödemeyi kabul ederse, Netanyahu’nun Lahey’de yargılanmasının yolu açılırsa” dedi.

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) Katılım Protokolü, geçen ay Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk edilmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisine yakın TürkGün gazetesine verdiği röportajın ilgili bölümünde “İsveç’in NATO’ya üye olmasına nasıl bakıyorsunuz” sorusu üzerine şunları söyledi:

“İsveç’in NATO’ya girişine elbette soğuk bakıyoruz. Fakat bizim için kitabımıza hakaret etmekle Müslümanlara zulmetmek aynıdır. Eğer İsrail ile Filistin arasında kalıcı bir barış ortamı sağlanırsa, 1967 sınırları dâhilinde başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin devleti tanınırsa, İsrail tazminat ödemeyi kabul ederse, Netanyahu’nun Lahey’de yargılanmasının yolu açılırsa İsveç’in NATO üyeliğine tamam deriz.

En son Norveç’in katılımıyla NATO’ya üye ülke sayısı 31’e çıktı. Bize göre İsveç NATO’ya üye olsa ne olacak olmasa ne çıkacak. Kuzey Atlantik Anlaşması Örgütünün ilk üç müessir gücünden birisi Türkiye’dir. Biz bu gerçeğe bakarız. İsveç’in üyeliğini bekleyenlerin de yerine getirmesi şart olan öncelikli görevleri olduğunu kararlılıkla ifade ederiz.”

İsveç ve komşusu Finlandiya geçen yıl Mayıs ayında NATO üyeliği için başvuruda bulunmuştu. Finlandiya, NATO’ya, üye 31 ülkenin onayıyla Nisan ayında kabul edildi. Türkiye ve Macaristan İsveç’in başvurusunu ise henüz onaylamadı. Ankara, İsveç’in PKK ve Gülen yapılanmasıyla yeterince mücadele etmediğini belirtiyor ve daha fazla adım atması gerektiğini vurguluyor.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan İYİ Parti Açıklaması: GİK Kararına Saygı Duyarız Ama…

Yerel seçimlerde iş birliği teklifini reddeden İYİ Parti’ye ilişkin konuşan İBB Başkanı İmamoğlu, “Genel İdare Kurulu tabii ki önemli bir kuruldur, partinin karar alma mekanizmasıdır” dedi ve ekledi:

“Bu karara elbette hepimiz saygı duyarız ama toplumsal tabandaki sesleri duymak ve bu seslerin teşkilatlara olan yansımasını da hissederek eğer bir vazife varsa tekrar görüşmek de mümkündür.”

Sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin birçok yerinde bu tür görüşmelerin sürdüğünü söyleyen İmamoğlu “Siyasetin bu anlamdaki gerçek sayfasını hiçbirimiz ihmal edemeyiz. Bugün bunu soruyorsunuz, belki beş altı gün sonra bambaşka tersi bir soruyu da sorabilirsiniz” dedi.

İBB Başkanı İmamoğlu 2019’daki “İstanbul ittifakını büyütme ve ileriye taşıma konusunda kararlı olduğunu” söyledi.

2. Kariyer ve İstihdam Fuar & Zirvesi’nin açılış törenine katılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; İBB Başkanı İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in büyükşehirlerde ulaşım hizmetlerinin başarılı olmadığına yönelik açıklamasına ilişkin “Hiç üstüme alınmadım” dedi.

Gazetecilerin sorularını yanıtlayan İmamoğlu Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce ile görüşmesiniyse “doğal” diye niteledi ve görüşmede İnce’nin adaylığı konusunun geçmediğini söyledi.

İmamoğlu, İnce ile görüşmesinin sorulması üzerine “Görüş alışverişinde bulunduk. Olağanüstü bir şeymiş gibi algılanmasına üzüldüm. Ben İBB Başkanıyım. Bu ve benzeri görüşmeleri hep Genel Başkanımla da istişare ederek yürütürüz. İnce ile görüşmemiz doğal, bundan sonraki görüşmelerimiz de mümkün” dedi.

“Görüşmede İzmir büyükşehir belediye başkan adaylığı konusu konuşuldu mu?” sorusu üzerine İmamoğlu “Hiç öyle bir konu geçmedi, İzmir’in adı bile geçmedi görüşmemizde” yanıtı verdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in “Özellikle büyükşehirlerimizde ulaşım hizmetlerinin başarısından söz etmek mümkün değil” sözleri ve İYİ Parti’nin CHP ile yerel seçimlerde işbirliğini reddetmesine ilişkin değerlendirmesi sorulan İmamoğlu şunları söyledi:

“Ben İstanbul ismi duymadım konuşmasında. Ben mi kaçırdım acaba? İstanbul ismi var mıydı, ben bilmiyorum, ben üstüme alınmadım. Niye böyle okları çevirdiniz anlamıyorum. Belki başka bir şehri kastetmiştir. Genelleme yaparak bir tespitte bulunduğunu düşünüyorum. Hiç ama hiç üstüme alınmadım. Çünkü biz Sayın Akşener’le İstanbul’un çok önemli metro, tramvay hatlarını birlikte açtık, inşallah yine açarız. Hiç üstüme alınmadım. Akşener’in bizi kastettiğini düşünmüyorum.”

“Tekrar görüşmek de mümkün”

Akşener’le ve İYİ Parti’nin temsilcileriyle görüşmeler için “akşamdan sabaha kesilmez” diyen İmamoğlu “Genel İdare Kurulu tabii ki önemli bir kuruldur, partinin karar alma mekanizmasıdır, bu karara elbette hepimiz saygı duyarız ama toplumsal tabandaki sesleri duymak ve bu seslerin teşkilatlara olan yansımasını da hissederek eğer bir vazife varsa tekrar görüşmek de mümkündür” dedi.

Sadece İstanbul’da değil Türkiye’nin birçok yerinde bu tür görüşmelerin sürdüğünü söyleyen İmamoğlu “Siyasetin bu anlamdaki gerçek sayfasını hiçbirimiz ihmal edemeyiz. Bugün bunu soruyorsunuz, belki beş altı gün sonra bambaşka tersi bir soruyu da sorabilirsiniz” dedi. İmamoğlu 2019’daki “İstanbul ittifakını büyütme ve ileriye taşıma konusunda kararlı olduğunu” söyledi.

İBB Başkanlığı için aday adaylığını duyuran Bakırköy Belediye Başkanı Bülent Kerimoğlu’yla ilgili soruya ise İmamoğlu “Daha gerçek sorulara cevap verelim” diye yanıt verdi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: AK Parti, İstanbul İçin Nasıl Bir Aday Arıyor?

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesinde aday tercihinin en önemli faktör olduğu belirtilen AK Parti’de, İstanbul ve Ankara için belediyecilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması görüşü ağırlık kazanıyor.

AK Parti kulislerinde İstanbul’u yeniden almanın yollarından biri olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik hizmetlerinden memnun olmadığı belirtilen, yüzde 10 dolayındaki muhalif seçmenin en az yarısının oy verebileceği bir ismi aday göstermek olarak görülüyor. AK Parti kurmayları, İstanbul’u yeniden kazanmanın Ankara’ya göre daha kolay olacağı görüşünde.

31 Mart 2024’de yapılacak yerel seçimler için çalışmalarını hızlandıran Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak çalışmalarını sürdürürken, 2019 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) kaybedilen büyükşehirleri yeniden kazanacak strateji üzerinde çalışıyor. İktidar partisinin birinci önceliği ise, İstanbul’u yeniden kazanmak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre; AK Parti kulislerinde İstanbul’u yeniden almanın yollarından biri olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik hizmetlerinden memnun olmadığı belirtilen, yüzde 10 dolayındaki muhalif seçmenin en az yarısının oy verebileceği bir ismi aday göstermek olarak görülüyor.

2019’daki yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesinde aday tercihinin en önemli faktör olduğu belirtilen AK Parti’de, İstanbul ve Ankara için belediyecilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması görüşü ağırlık kazanıyor. AKP kurmayları, İstanbul’u yeniden kazanmanın Ankara’ya göre daha kolay olacağı görüşünde.

2019’da Ekrem İmamoğlu üzerinde ittifak sağlayan muhalefetin, bu ittifakı 2024 yerel seçimlerine taşıyamaması avantaj olarak görülüyor. 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerde İstanbul’daki oy farkının sadece 13 bin 759 olduğuna dikkat çekilerek, tekrarlanan seçimlerdeki 800 bin dolayındaki farkın “tepki ve mağduriyet algısından” kaynaklandığına işaret ediliyor.

İktidar partisi kurmayları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının profilinin ilk tur seçim sonuçları dikkate alınarak şekilleneceğini ifade ediyorlar.

İktidar partisi kaynakları, gerek parti içinde gerekse bağımsız kuruluşlarca yapılan kamuoyu araştırmalarına göre yüzde 10 dolayında olduğu belirtilen ve 2019’de Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş, ancak şu anda belediye hizmetinden memnun olmayan seçmeni ikna edecek bir ismin adaylaştırılması halinde, İstanbul’un yeniden alınabileceğini savunuyor.

AK Parti kurmayları, bu veriye göre nasıl bir strateji izleneceğine ilişkin şu değerlendirmeleri yapıyorlar: “Şu anda gri alanda duran yüzde 10 dolayında bir seçmen kitlesi var. Bunlar daha önce CHP’ye veya başka bir muhalefet partisine oy vermiş, AK Parti’ye muhalif bir kesim.

Ancak iyi belediye hizmeti verilmesini önemsiyor. Ulaşımda kolaylık, çevre temizliği, şehir hayatının kolaylaştırılması bunların önceliği… Bu seçmen grubuyla ilgili bir üniversitenin yaptığı araştırma var: Yüzde 10’luk grup, 2019’da Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş. Ama bunların yüzde 46’sı belediyecilik hizmetini beğenmediği için ‘yeniden oy vermem’ diyor.

AK Parti’nin İstanbul’da oyu zaten yüzde 44-45 bandında. Bu seçmen grubunun en az yarısının oy verebileceği bir isim bizim seçimi rahat kazanmamızı sağlar… Bu seçmen grubu, popüler adayları da sevmiyor. 2019’da yapılan hata da buydu. Siyasi kimliğiyle öne çıkan isimler adaylaştırıldı. O nedenle 2019’da İmamoğlu’na yöneldiler… Aynı aday tekrarlanmamalı, belediyecilik hizmeti beklentisini karşılayacak isimler adaylaştırılmalı.”

AK Parti’de, belediye ve şehircilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması konusunda büyük ölçüde uzlaşı olsa da adayın belediye başkanı kökenli mi, yoksa geçmişteki icraatlarıyla öne çıkan eski bakanlardan biri mi olacağı konusu tartışmalı.

Ancak son dönemde AK Parti kulislerinde, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) dönemindeki hizmetleri anımsatılan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ile Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen da ön plana çıkmaya başladı. Trabzonlu olan Ekrem İmamoğlu’na karşı Karadenizli aday formülünün de dile getirildiği AKP’de, her iki başkanın da Trabzonlu olmasının da avantaj olacağı düşünülüyor.

Ancak eski Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum ile eski Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da AK Parti kulislerinde en çok aday olarak ismi dillendirilien isimler.

Bir önceki seçimde olduğu gibi 31 Mart seçimlerinde de ittifak yapma kararı alan AK Parti ve MHP kurmayları ittifak kriterlerini büyük ölçüde netleştirdi. Buna göre halen AK Parti’de olan belediyeler AK Parti’ye, MHP’de olan yerlerde de sadece bu parti aday çıkarması üzerinde uzlaşıldığı belirtiliyor.

Bu çerçevede MHP’li başkanın yönettiği Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yine MHP aday gösterecek. 2019’da CHP’ye karşı kaybedilen büyükşehir ve illerde ise başarısız olan belediye başkanları yeniden aday gösterilmeyecek ama kamuoyu araştırmaları da dikkate alınarak, bu illerde belediyeyi en son kazanan parti aday çıkaracak. Bu çerçevede 2019’da CHP’nin kazandığı Mersin ve Adana da bu çerçevede MHP’ye bırakıldı.

Kamuoyu yoklaması

2019 seçimlerinde iki partinin ayrı girmesi nedeniyle, az farkla kaybedilen yerler ile uzun süredir muhalefetin elinde olan yerler için ise farklı strateji uygulanacak. Kamuoyu yoklamaları, teşkilatların öneriler ve aday beklenti profili dikkate alınarak, az farkla kaybedilen yerlerde ortak aday çıkarılacak.

Bu yüzden, ittifak yapılacak il ve ilçe sayısının artacağına dikkat çekiliyor. Hangi partinin oyu yüksekse veya kazanacak aday profiline uygunsa, o partinin adayı desteklenecek. Aydın ve Muğla gibi, uzun süredir muhalefetin elinde olan illerde de kamuoyu yoklamaları yapılacak.

Bu illerde, ortak aday çıkarılması halinde seçimi kazanma ihtimali görülmesi halinde, ortak aday gösterilecek ve oyu önde görülen partinin adayı desteklenecek. Ancak, seçimi kazanma ihtimalinin düşük olduğu yerlerde, iki partinin ayrı adaylar çıkarması söz konusu olabilecek.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Kapalı Kapılar Arkasındaki Hesapları…

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” gireceğini açıklayan İYİ Parti’de Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun, görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Haber Merkezi / İbrahim Uzun, istifasını duyurduğu açıklamasında, “Niğde il ve Merkez ilçe yönetimi, İl Divanı ve diğer birimleri ile bu haksızlığı ve kapalı kapılar arkasındaki hesapları asla ve kati şekilde kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor. Son olarak İYİ Parti Niğde İl Başkanlığı görevini yürüten İbrahim Uzun, basın açıklamasıyla istifa ettiğini duyurdu. Uzun, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar görevimde kıymetli yol arkadaşlarımla birlikte büyük bir mücadele verdik. Görevimizi onurumuzla ifa ettik ve onurumuzla inandığımız yolda ilerledik. Partimiz ve davamız uğruna verdiğimiz tüm emek ve mücadele helali hoştur.

Önümüzde bir mahalli idareler seçimi var bizler Niğde il ve ilçe teşkilatları olarak aday adayı arkadaşlarımızı değerlendirme sürecindeyken, bir arkadaşımız İl ve İlçe teşkilatlarımızı, yönetim kurulumuzu ve üyelerimizi hiçe sayarak verilen tüm emekleri görmezden gelip büyük bir saygısızlığa imza atarak bizi es geçerek Niğde Belediye Başkanlığına Aday Adaylığı başvurusunu Genel Merkeze yapmış.

Bu saygısızlığın yanı sıra kendisini davadan ve davaya emek ve gönül vermiş insanlardan büyük görerek mevcut yönetimin görevden alındığı taktirde olacağını söylemiş. ‘Mevcut yönetim ve üyelerle çalışmak istemiyorum bu işleri ben ve ekibim yapar’ şeklindeki söylemleri kabul edilemez. Bu hesaplar partimiz için derinden tertip edilmiş meselelerdir. Unutmayın ki sizlerin bir hesabı varsa Niğde’de İYİ Parti’ye gönül ve oy vermiş seçmeninde bir hesabı olacaktır.

Bu yapılan saygısızlığı ve gizli hesapları ben bir partili olarak, il başkanı olarak asla kabul etmiyorum. Niğde il ve Merkez ilçe yönetimi, İl Divanı ve diğer birimleri ile bu haksızlığı ve kapalı kapılar arkasındaki hesapları asla ve kati şekilde kabul etmiyoruz. 2018 yılından bugüne kadar sürdürdüğüm, İYİ Parti Niğde il başkanlığı görevimden bugün itibariyle İstifa ediyorum.”

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz, Arif Ersoy, eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın