Ermenistan Ve Azerbaycan, Esir Takasında Uzlaştı

Azerbaycan ile Ermenistan, ilişkilerin normalleştirilmesi ve savaş esirlerinin takasında uzlaşmaya vardı. Bu çerçevede Azerbaycan’ın 32 Ermeni askeri, Ermenistan iki Azeri askeri serbest bırakacak.

Ermenistan ve Azerbaycan tarafından konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Yakın bir gelecekte güven artırıcı ek tedbirleri tartışmayı sürdüreceklerini ve uluslararası topluma çabalarını destekleme çağrısı yaptıklarını” ifade edildi.

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Ermenistan ve Azerbaycan, iki ülke arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesi ve savaş esirlerinin takası konusunda uzlaşmaya varıldığını duyurdu.

Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı ile Ermenistan Başbakanlık Ofisi tarafından yapılan ortak açıklamada, her iki ülkenin de “bölgede uzun zamandır beklenen barışa ulaşmada tarihi bir fırsat” bulunduğu konusunda aynı görüşü paylaştığı vurgulandı.

Ortak açıklamada, “İki ülke, egemenlik ve toprak bütünlüğü ilkelerine saygı temelinde ilişkileri normalleştirme ve barış anlaşmasına ulaşma niyetlerini bir kez daha teyit eder” ifadesine vurgu yapıldı.

Açıklamada, Ermenistan Başbakanlığı ile Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı arasında yürütülen görüşmeler sonrasında iki ülke arasında güvenin tesis edilmesine yönelik somut adımların atılması konusunda anlaşmaya varıldığı belirtildi.

Bu çerçevede iyi niyet göstergesi olarak Azerbaycan’ın 32 Ermeni askeri, Ermenistan’ın da iki Azeri askeri serbest bırakacağı ifade edildi.

Bunun yanı sıra Ermenistan, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 29’uncu Taraflar Konferansı’nın (COP29) Azerbaycan’da yapılmasına destek vereceğini ve kendi adaylığını geri çektiğini duyurdu.

Ermenistan ve Azerbaycan açıklamada, “Yakın bir gelecekte güven artırıcı ek tedbirleri tartışmayı sürdüreceklerini ve uluslararası topluma çabalarını destekleme çağrısı yaptıklarını” ifade etti.

Dağlık Karabağ sorunu

Uluslararası hukuka göre Azerbaycan topraklarında kalan ancak nüfusunun büyük bölümünü Ermenilerin oluşturduğu Dağlık Karabağ, 1990’lı yılların başından bu yana Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki en önemli gerginlik konusuydu.

Son olarak Azerbaycan Eylül ayında Dağlık Karabağ’a yönelik askeri operasyon başlatmış, bundan bir gün sonra Bakü ile Karabağ Ermenileri arasında Rusya’nın arabuluculuğu ile ateşkes sağlanmıştı. Karabağ Ermenileri silah bırakmayı kabul etmiş ve uluslararası toplum tarafından tanınmayan yönetimin 1 Ocak 2024’te feshedileceğini duyurmuştu.

Karabağ’da Bakü’nün kontrolü ele geçirmesinin ardından, bölgede yaşayan yaklaşık 120 bin Ermeni’nin neredeyse tamamı Karabağ’ı terk ederek, Ermenistan’a kaçmıştı.

Azerbaycan ile Ermenistan arasında kalıcı barışın sağlanması için Avrupa Birliği, ABD ve Rusya’nın arabuluculuğunda ayrı ayrı müzakereler yürütülmüş, ancak pek ilerleme kaydedilmemişti.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ümit Özdağ, İYİ Parti’ye İttifak Çağrısını Yineledi

İYİ Parti’ye ittifak çağrısını yineleyen Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “İYİ Parti, Zafer Partisi’nin önerisini kabul etmez ise Cumhur İttifakı bu seçimlerde ciddi bir sonuç alır. Onun için biz Sayın Akşener’e seçim iş birliği çağrısında bulunduk” dedi ve ekledi:

“Böyle bir iş birliğinin oy potansiyelinin minimum yüzde 20, belki de ötesinde olduğunu ifade ettik. Sokaklar, caddeler ve meydan anketleri bunu gösteriyor. Sayın Akşener’in deneyimli bir siyasetçi olarak bu konuda doğru adımı atarak Zafer Partisi’nin uzatmış olduğu eli geri çevirmeyeceğini düşünüyoruz.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 31 Mart Yerel Seçim çalışmaları kapsamında Kırşehir’de temaslarda bulundu. 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’e ittifak çağrısında bulunan Ümit Özdağ, şunları söyledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’ne İYİ Parti’nin vermiş olduğu cevabı olumlu, geç kalmış doğru bir cevap olarak görüyoruz. Ancak şunun da altını çizmek istiyorum. Türk siyasetinde bir Cumhur İttifakı gerçeği varken ve bu Cumhur İttifakı en etkili, kendi içinde en fazla bütünleşmiş dönemini yaşarken İYİ Parti, Zafer Partisi’nin önerisini kabul etmez ise Cumhur İttifakı bu seçimlerde ciddi bir sonuç alır.

Onun için biz Sayın Akşener’e seçim iş birliği çağrısında bulunduk. Böyle bir iş birliğinin oy potansiyelinin minimum yüzde 20, belki de ötesinde olduğunu ifade ettik. Sokaklar, caddeler ve meydan anketleri bunu gösteriyor. Sayın Akşener’in deneyimli bir siyasetçi olarak bu konuda doğru adımı atarak Zafer Partisi’nin uzatmış olduğu eli geri çevirmeyeceğini düşünüyoruz.”

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölenlerin Sayısı 17 Bini Aştı

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısının 17 bin 177’e yükseldiğini açıkladı.

Haber Merkezi / İsrail ise şu ana kadar 310’dan fazlası asker olmak üzere 1200 İsraillinin öldüğünü, 5 bin 132 kişinin yaralandığını duyurdu. İsrail ordusuna göre, Gazze Şeridi’ne düzenlenen kara saldırılarında 86, Lübnan sınırında ise 6 İsrail askeri öldürüldü.

Kuzey Gazze’nin büyük bir kısmı, şiddetli çatışmalar ve bombardıman nedeniyle halihazırda moloz yığınına döndü ve Birleşmiş Milletler (BM) rakamlarına göre 1,9 milyon insan yerinden edildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) bugün yaptığı açıklamada, İsrail’in 13 Ekim 2023’te Lübnan’da Reuters muhabiri Issam Abdallah’ın öldüren ve diğer altı gazeteciyi yaralayan iki saldırısının kasıtlı yapıldığını söyledi. HRW açıklamasında, açıkça sivillere yönelik düzenlenen bu saldırıların savaş suçu olduğunu belirtti.

Öte yandan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ordunun Gazze’deki Hamas lideri Yahya Sinvar’ın, Gazze’nin güneyinde bulunan Han Yunus’taki evini kuşattığını söyledi.

İsrail ordusu çarşamba günü yaptığı açıklamada, son 24 saat içinde Gazze’de yaklaşık 250 hedefi vurduğunu ve askerlerin, bölgenin kuzeyindeki bir klinik ve okulun yakınında “sivil nüfusun arasında” büyük bir silah deposu bulduğunu söyledi. Açıklamada, “Depoda yüzlerce RPG füzesi ve çeşitli tiplerde rampalar, düzinelerce tanksavar füzesi, patlayıcı ve insansız hava aracı bulunuyordu” denildi.

Hamas, çarşamba günü geç saatlerde Telegram’da savaşçılarının “Gazze Şeridi’ne yönelik saldırının tüm eksenlerinde” İsrail birliklerine karşı şiddetli çatışmalara girdiklerini ve Han Yunus ile Beyt Lahia’da iki düzine askeri aracı imha ettiklerini söyledi.

Bu arada İsrailli yetkililer bin 700’den fazla yeni evin inşasını onayladı. İsrailli sivil toplum kuruluşu Peace Now, bu kararın işgal altındaki Doğu Kudüs’teki yerleşimlerin genişletilmesi anlamına geldiğini ve bin 738 konuttan oluşan “yeni mahallenin” yarısının şehrin ilhak edilmiş doğusunda olacağını söyledi.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Yahudi yerleşimcilere yönelik vize yaptırımıyla ilgili açıklamasında “Batı Şeria’da barış, güvenlik ve istikrarın zedelenmesine katkı sağlayanlara” ya da “sivillerin hayati önemdeki hizmetlere ve temel ihtiyaçlara erişimini kısıtlayacak eylemlerde bulunanlara” ABD’ye giriş izni verilmeyeceğini duyurdu.

Blinken açıklamasında, “Batı Şeria’daki Filistinlilere karşı şiddet içerikli saldırılar gerçekleştiren aşırılıkçı yerleşimcilerden hesap sorulması için daha fazlasının yapılması gerekliliğini İsrail hükümeti nezdinde vurguladık. Başkan Biden’ın da defalarca ifade ettiği üzere bu saldırılar kabul edilemez. Batı Şeria’da istikrarsızlık hem İsrail hem de Filistin halkına zarar vermekte, İsrail’in ulusal güvenlik çıkarlarını tehdit etmektedir. Bunun sorumlularından hesap sorulmalıdır” dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Çarşamba günü BM Güvenlik Konseyi’ne gönderdiği bir mektupta Gazze’de kamu düzeninin çökmekte olduğu uyarısında bulunarak, BM Şartı’nın 99. maddesini devreye soktu. Bu adıma tepki gösteren İsrail Dışişleri Bakanı, Guterres’in genel sekreterliğinin “dünya barışı için bir tehlike” olduğunu söyledi.

99. madde, “Genel Sekreter, kendi görüşüne göre uluslararası barış ve güvenliğin korunmasını tehdit edebilecek herhangi bir konuyu Güvenlik Konseyi’nin dikkatine sunabilir” hükmünü içeriyor.

İsrail Dışişleri Bakanı, BM Genel Sekreteri’ne sert bir şekilde tepki gösterdi ve onun genel sekreterliğinin “dünya barışı için bir tehlike” olduğunu söyledi. Eli Cohen, sosyal medya hesabı üzerinden, “Onun 99. maddeyi yürürlüğe koyma talebi ve Gazze’de ateşkes çağrısı Hamas terör örgütüne destek anlamına gelir” diye yazdı.

Paylaşın

Danimarka, Kur’an Yakılmasını Yasakladı

Müslüman ülkelerde öfkeli protesto gösterilerine yol açan Kuran-ı Kerim’in yakılması Danimarka’da yasaklandı. Yasağa uymayanlar iki yıl hapis cezasına çarptırılabilecek.

Ağırlıklı olarak İsveç ve Danimarka olmak üzere yaz aylarında Kuzey Avrupa ülkelerinde Kuran-ı Kerim yakılması eylemleri gerçekleştirildi. Bu eylemler İsveç ve Danimarka’nın nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan ülkelerde protesto edilmelerine yol açtı.

Irak gibi bazı ülkelerde Danimarka Büyükelçiliklerine yönelik saldırılar gerçekleşti. İsveç gibi Avrupa ülkeleri, Kuran-ı Kerim yakılması eylemini “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendiriyor ve herhangi bir cezai işlem uygulamıyor.

Danimarka’da parlamento, Kur’an yakma eylemlerini yasaklayan yasa tasarısını onayladı. “Resmi olarak tanınmış dinî topluluklar açısından özel dinî öneme sahip yazılı metinlere uygunsuz muamele”yi suç haline getiren tasarı, 179 sandalyeli Danimarka parlamentosu Folketing’de yapılan oylamada 77’ye karşı 94 oyla kabul edildi.

Danimarka’da yaz aylarında birbiri ardında düzenlenen Kur’an yakma eylemleri, başta Müslüman ülkeler olmak üzere yoğun protesto ve tepkilere yol açmış, ülke içinde de ifade özgürlüğünün sınırlarıyla ilgili tartışmalara neden olmuştu.

Parlamentoda kabul edilen yasayla kamuya açık alanlarda Kur’an yakma eylemi iki yıla kadar hapisle cezalandırılabilecek.

Yasaya karşı çıkanlar, Kur’an yakma dahil olmak üzere dinlere yönelik eleştiriye getirilecek her tür kısıtlamanın, zor mücadelelerle kazanılan liberal özgürlükleri zayıflatacağı tezini savunuyordu. Hükümet ise yasanın ifade özgürlüğüne önemli bir etkisinin bulunmayacağını, dinleri başka şekillerde eleştirmenin hâlâ yasal olduğunu vurgulamıştı.

Yasa tasarısının ilk halinde “özel dinî öneme sahip nesneler” şeklinde tanımlanan ifade, kapsamı daraltılarak “yazılı metinler” şeklinde değiştirilmişti.

Danimarka emniyet teşkilatı verilerine göre bu yıl 21 Temmuz-24 Ekim tarihleri arasında ülkede 483 Kur’an ya da bayrak yakma eylemi gerçekleştirildi.

Paylaşın

HEDEP’li Oluç: Kapalı Kapılar Ardından Bir Şey Yapmayacağız

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Hangi parti bizimle görüşmek istiyorsa ön kapıdan gelecek. Görüşmeyi halkın gördüğü, bildiği şekilde yapmak istiyorlarsa yapılır. Çayımızı, kahvemizi içeceğiz ve görüşmemizi yapacağız” dedi ve ekledi:

“Kapalı kapılar ardından herhangi bir şey yapmayacağız. Dolasıyla hiçbir yere kapıyı kapamadık. Ama kendi çalışmalarımızı hiçbir ortaklaşma, hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz. PM de bu süreci göz önünde bulundurarak, kararını oluşturacaktır.”

İktidar çevrelerinin “pazarlıkla elini güçlendirme” eleştirilerini değerlendiren Oluç, böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti: Derdimiz bir pazarlık gücünü artırmak falan değil. Tam tersine işleyişimizi ve atacağımız adımları sistemli bir şekilde yerine getirerek, herhangi bir gecikmeye mahal vermeden süreci tamamlamaktır.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, merak edilen “Kent Uzlaşısı” modeli, aday belirleme süreci ve batı kentlerinde nasıl bir yol izleneceğini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

Mayıs ayındaki genel seçimler sonrasında parti olarak bir değerlendirme ve özeleştiri sürecine girdiklerini belirten Oluç, bu kapsamda çok sayıda halk toplantısı düzenlediklerini aktardı. Oluç, toplantılarda partide ortaya çıkan eksikliklerin tartışmasının yürütüldüğüne işaret ederek, “Bunun sonucunda ise çeşitli noktalar öne çıktı. Bunlardan bir tanesi adayların ön seçim ile belirlenmesi oldu. Halkın talebi bu yöndeydi. Parti örgütlerimizden gelen talep de bu yöndeydi” dedi.

Oluç, sonrasında gerçekleşen parti kongresinde bu talebin kabul gördüğünü belirterek, “Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Daha evvel de böyle, kimi yerlerde yaptığımız girişimler vardı. Fakat bu sefer daha sistemli hale getirdik. Her yerde sandık kuracağız. Mümkün olan en geniş çevrenin katılımıyla, ‘Kent Uzlaşısı’yla ön seçim yapacağız. Adaylarımız bu şekilde çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

Ön seçimler için hazırlıklarının sürdüğünü söyleyen Oluç, “Komisyonlarımız çalışıyor. Başvurular ve gerekli çalışmalar tamamlanınca bu seçimleri gerçekleştireceğiz. Sandığı koyacağız, oy kullanma hakkına sahip olan herkes oyunu kullanacak. Sandıktan ne çıkarsa ona uygun davranacağız. Kongrede ön seçim kararı aldık. Bu herhangi bir kurulumuzun aldığı bir karar filan değil. Bu kongrede alınmış bir karar ve kongre partinin en yüksek organıdır. O karaları uygulayacağız. Aksi taktirde kongre kararı çiğnenmiş olur. Bu konudaki tartışmaların ya da kaygıların ben yersiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şöyle bir şey de paylaştık il ve ilçe örgütlerimizle; ön seçime girmeyen aday olamayacak. Ön seçime girmemiş birisini aday yapmak gibi bir usulümüz de olmayacak” diye konuştu.

Oluç, halkın iradesini en iyi şekilde yansıtmak istediklerini söyledi: “Ortaya çıkacak sonuç, hepimizin uyacağı bir sonuç olacaktır” dedi. Oluç, ayrıca parti kriterlerini hatırlarak, bu kriterlere uyan tüm kişileri partide aday olmaya çağırdı. MYK toplantısında ortaya çıkan “her yerde aday gösterme eğilimi” kararına da değerlendiren Oluç, son kararın PM’de olacağını söyledi. Oluç, sözlerine şöyle devam etti: “PM en uygun kararı verecektir. Yerel seçimlerde yerel dinamikler önemlidir. Kent uzlaşısını oluşturacak olan sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri önemlidir. Dolasıyla bütün bu dengeleri de gözeten bir şekilde PM bu konuyu gündemine alacaktır ve bir sonuca varacaktır. PM’nin en sağlıklı ve bize en fazla kazandıracak kararı alacağını düşünüyorum.

“Çalışmalarımızı hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz”

Biz daha önce de söylemiştik ve tekrar ediyoruz: kapımız herkese açık. Ama arka kapı diplomasisi yürütmeyeceğiz. Hangi parti bizimle görüşmek istiyorsa ön kapıdan gelecek. Görüşmeyi halkın gördüğü, bildiği şekilde yapmak istiyorlarsa yapılır. Çayımızı, kahvemizi içeceğiz ve görüşmemizi yapacağız. Kapalı kapılar ardından herhangi bir şey yapmayacağız. Dolasıyla hiçbir yere kapıyı kapamadık. Ama kendi çalışmalarımızı hiçbir ortaklaşma, hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz. PM de bu süreci göz önünde bulundurarak, kararını oluşturacaktır.”

Oluç, son olarak iktidar çevrelerinin “pazarlıkla elini güçlendirme” eleştirilerini değerlendirdi. Oluç, böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. “Derdimiz bir pazarlık gücünü artırmak falan değil. Tam tersine işleyişimizi ve atacağımız adımları sistemli bir şekilde yerine getirerek, herhangi bir gecikmeye mahal vermeden süreci tamamladır. Çünkü bu seçimlerde hem Kurdistan coğrafyasında hem de batıda en yüksek kazancı elde etmek istiyoruz. Kazançtan kasıt; elbette yönetim imkanlarını elde etmektir. Bu kimi yerlerde güçlü belediye meclisleri olur, kimi yerde büyükşehir belediye başkanlıkları olur. Kimi yerlerde ise, ilçe veya belde başkanlıkları olur. Bunlar hepsi açık olan şeylerdir. En yüksek kazancı elde etmek istiyoruz. Hedefimiz bu. O yüzden herhangi bir çalışmanın eksik kalmaması gerekiyor. Biz bunun önlemlerini MYK’da aldık.”

Paylaşın

HEDEP’ten “2019’daki Pozisyonda Olmayacağız” Mesajı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. Seçimlerde ne yapacağı en çok merak edilen partilerden biri olan HEDEP, 2019’daki pozisyonda olmayacakları mesajını verdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP)Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “İktidarı, sağcı bir muhalefetle değiştirme gibi bir amacımız yok” diye konuştu.

İstanbul Kongre Merkezi’nde gazetecilerle bir araya gelen HEDEP Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan daha çok yerel seçim odaklı soruları yanıtladı.

HEDEP’in ‘Kent Uzlaşışı’ olarak kavramlaştırdığı; yerellerde seçim işbirliği modelinin İstanbul özelinde nasıl işleyeceği, her yerde aday çıkarma eğiliminin CHP ile uzlaşıya olanak verip vermeyeceği konusu en çok merak edilen konuydu.

Gazete Pencere’den Candan Yıldız’ın aktardığına göre; Tuncer Bakırhan şu yanıtı verdi: “14 Mayıs seçim sonuçlarını başarısızlık olarak değerlendirdik. Binin üzerinde halk toplantısı yaptık. Halkımız varlık sebebimiz nedir diye sordu. 2015’ten beri muhalefeti destekleyen iktidara kaybettiren bir yöntem denendi. Bir siyasi partiyiz. Ağır sorunları çözme çabamız var ve bunun da bedelini ödüyoruz.

Yapacağımız her iş bu ağır sorunların çözümüne katkı sunmalı. 2015’te başarılı bir sonuç aldık. Artık kazan ve kaybettir siyaseti yerine batıda da kazanmayı hedefliyoruz. Bunun için aday başvurularını almaya başladık. Seçim işbirliklerini, ittifaklarını bir pazarlık ya da taktik olarak görülmesini kabul etmiyoruz. Böyle bir amacı asla gütmeyiz. 2015’ten beri destek verdiğimiz muhalefete sormak gerekiyor.

Ana muhalefet partisi, kayyumlara gerekli tepkiyi gösterdi mi? Maalesef bir şey duymadık. Yaptığımız her şey devlet kodlarını devam ettirdi. Bölgedeki uygulamalara bakalım; uyuşturucu baronları, çeteler, işsizlik ve yoksulluk, Kürtsüzleştirme, gençsizleştirme gibi ağır bir süreç var. Sadece Bingöl’de 12 bin genç yurt dışına gitmiş.

Bunu devlet organize ediyor. Sokağa çıkma yasakları, siyaset yasakları sadece bize… Bölgede olan bitenler hakkında muhalefet ne yaptı ne yapıyor? İktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir amacımız yok. Kent uzlaşısı bizim için siyasi partileri aşan bir tutum. Demokratik şeffaf halkçı yerel yönetimleri iktidara getiren arayışımız olacak. Bu pazarlık değildir. Kenti birlikte yönetme siyaseti…”

Bakırhan’ın bu sözlerini, özellikle İstanbul özelinde, CHP ile işbirliğine kapıyı kapatmadıkları ancak açık şeffaf görüşmenin olmazsa olmaz olduğu, kent yönetimine müdahil olmayı ilkesel bir tutum olarak gördükleri şeklinde yorumluyorum.

Soru-cevap kısmının bütününden anladığım benzer bir hassasiyetin Ankara için gösterilmeyebileceği… Zira Mansur Yavaş’la ilgili soruya Tuncer Bakırhan ” Yavaş’a bile oy verdirttik. Bu Kürtlerle partinin kadar ne kadar güçlü bir bağı olduğunu gösteriyor. Akdeniz Belediyesi’ni hep biz kazanırdık. Ama son seçimde CHP’ye kazandırdık. Bu da bizim tutarlılığımız gösteriyor. Bütün bunları sineye çektik. CHP’ye mahkum bir parti değiliz.”

Yavaş’ın Kürtlerle ilgili yaptığı açıklamalar hafızada yer alıyor. Diğer yandan 14 Mayıs genel seçiminde Ümit Özdağ’ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mansur Yavaş‘ı destekleyeceklerini açıklaması, karşı hamle olarak HDP’nin Yavaş’a oy vermeyeceklerini deklere etmesi CHP’nin yeniden Yavaş’ı aday göstermesi durumunda HEDEP’in tutumunun ne olacağına dair çok şey söylüyor.

AKP ile ‘kayyum atanmayacak’ pazarlığı yapılıp yapılmadığı iddialarına da her iki Eş Başkan, hasta tutuklular üzerinden yapılan görüşme dışında arka kapı görüşmesi yapılmadığını söyledi. İlkeler çerçevesinde her partiye görüşebileceklerini, kent uzlaşısında kapının herkese açık olduğunu dile getirdi. Ümit Özdağ ve Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki gizli protokolün de utanç verici olduğunu ve unutulmayacağını vurguladı.

Tülay Hatimoğulları da ‘kent uzlaşısı’ nı daha da açarak “Kastımız sandalye istemek değil. Temsiliyeti sandalye ile ölçmüyoruz. Kent uzlaşısı toplumsal ve siyasal dinamiklerin belirli ilkeler çerçevesinde bir araya gelerek yönetimde olması demek. Nasıl yöneteceğiz, birlikte yönetecek miyiz sorusuna yanıt olacak. Demokrasi sadece HEDEP’in sorunu değil ki. Tek adam rejimine karşı olan herkesin sorunu” dedi.

Hatipoğlu, Selahattin Demirtaş‘ın seçim sürecine dahil olup olmayacağı ile ilgili soruya da “Demirtaş dahil bütün eş başkanlarımızın, tutuklu arkadaşlarımızın görüşlerini alacağız” yanıtı verdi.

Paylaşın

Kulis: AK Parti, İstanbul, Ankara Ve İzmir İçin Kazanacak Aday Arıyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. AK Parti’de İstanbul için eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Parti kulislerinde, Ankara’da, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getirilirken, İzmir için ise, “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmeleri yapılıyor.

Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye başlayan yerel seçimler için partiler çalışmalarını hızlandırırken, kulislerde AK Parti’nin muhtemel adayları konuşulmaya devam ediyor.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; AK Parti’de Ekrem İmamoğlu’na karşı Karadenizli aday arayışı sürerken, hem Kürt seçmenin hem muhalif seçmenin oyunu alabilecek profiller üzerinde de duruluyor. Karadenizli ve Kürt olmamasına rağmen bakanlığı döneminde gösterdiği performanstan dolayı eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Bazı parti kurmayları İstanbul’da hem Kürt seçmene hem muhalif seçmene hitap edebilecek, ılımlı siyaset yürütebilecek bir ismin aday gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Kulislerde bu özellikleri taşıyan isimlerden birinin de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olduğu konuşuluyor. Ayrıca, Karadenizli olması ve bakanlık döneminde yaptığı büyük yatırımlarla kendini gösteren eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da İstanbul için konuşulan isimler arasında bulunuyor.

Yine mevcut ilçe belediye başkanlarından birisinin de büyükşehir için aday gösterilebileceği belirtiliyor. Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın aday gösterilebileceği kaydediliyor.

Ankara ve İzmir

Ankara’da ise mevcut Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın karşısına milliyetçi bir profile sahip adayla çıkıldığı takdirde başkentin geri alınabileceği görüşü hâkim. Kulislerde bu profildeki Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getiriliyor. Öte yandan aday adaylığı için Tarım ve Orman Bakan Yardımcılığı görevinden istifa eden eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin de aday olabileceği belirtiliyor.

İzmir’de de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ve İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın ismi öne çıkıyor. Parti kurmayları “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

İYİ Partili Kurmaylar: Parti, Seçimlerde Hedefleri Tutturulamazsa Dağılabilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere müstakil olarak girme kararı İYİ Parti’de huzursuzluğa neden olduğu öne sürüldü. Kulislere göre, iyi partili kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor.

İYİ Partili kurmaylar, partinin yerel seçimlerde oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor. Parti kulislerinde ise, İYİ Parti’nin yerel seçimlerdeki hedefinin belediye almak değil oy oranını yüzde 15’e çıkarmak olduğunun altı çiziliyor.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, İYİ Parti’nin seçimlere tek başına girme kararı alma nedenlerinden birinin de “partiye kurumsallık kazandırmak” olduğu belirtiliyor. Parti eğer yerel seçimlerdeki oy oranını “yüzde 15’e yükseltirse”, 2028’deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri sonrasında “parti için iktidar yolunun açılacağını” hesaplıyor.

Ancak işbirliğinin reddedilmesinin, il ve ilçe örgütü üyelerinde moral bozukluğuna neden olduğu belirtiliyor. Bazı kurmaylar, özellikle Akşener’le toplantı yapan ve iş birliğine sıcak bakan İstanbul ve Ankara’da teşkilatların çalışma yapmayacağı, bazı ilçe başkanlarının ise yakın zamanda istifa edebileceğinden endişeleniyor.

Yerel seçimlerde oy oranının artırılmasının ardından da “2028 genel seçimlerine güçlenmiş ve kurumsal kimlik kazanmış bir İYİ Parti olarak girip, tek başına iktidar olmanın” hedeflendiği ifade ediliyor. Eğer, amaçladıkları gibi olursa AKP tabanından oy koparabilecek tek parti olarak iktidar şanslarının yüksek olduğunu kaydeden kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor. İYİ Parti’nin oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyonu Kontrol Altına Alıyoruz

Kabinesi Toplantısı’nın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Cezayir Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer alıyor. Gazze ve Filistin davasında desteğimizi iki kardeş ülke olarak teyit ettik.

5 yıldır tam anlamıyla fetret devri yaşayan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri inşallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduğu gerçek belediyecilik ile yeniden buluşturacağız.

Pençe harekatları ile teröristleri sınırdan uzaklaştırdık. Teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Terör eliyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara seslenmek istiyorum. Türkiye’nin güneyinde ve Suriye’nin kuzeyinde kesinlikle bir yapılanmaya izin vermeyeceğiz.

Kimin kiminle iş tuttuğunu iyi biliyoruz. Bir gece ansızın gelerek bu senaryoları yırtıp atmasını iyi biliriz. Barış ve huzur kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Ülkemize kuyu kazanları da kendi hesaplarıyla başbaşa bırakıyoruz.

8 milyar insanın hayatını etkileyen iklim krizinin nedeni kontrolsüz büyüyen batılı ülkelerdir. İklim krizi, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketimin bir sonucudur. Bu zihniyette köklü bir değişim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz. İklim değişikliğinin yeni bir sömürüye yol açmaması temennimizdir.

İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz. Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz.

Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.

“Hedeften en küçük bir sapma yoktur”

3. çeyrekte yüzde 5,9 büyüyerek OECD içinde en iyi performans sergileyen ülke olduk. Ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Hedeften en küçük bir sapma yoktur.

Çalışan emeklilerimizde serzenişe sebep olan konuya da el attık. Çalışan emeklilerimizin de hesabına 5’er bin TL’yi süratle yatıracağız. Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğiğmiz ücretsiz internet ve teknoloji desteği sözümüzü tuttuk. Doğal gaz tüketim desteğini düzenli yardımlara dahil ettik

Asgari ücret tespit komisyonumuz çalışmalarını sürüdüryor. Komisyonda en güzel sonucun alınacağından şüphem yok. .Yılbaşında ekonomik dengeyi sarsmayacak, çalışanlarımızın kayıplarını giderecek bir asgari ücret belirleyeceğiz. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefi ile süreç yönetilecek.

Bizim safımız yalnızca bükülmez kolu ile hakkın yanı olabilir. Gazze’de öldürülen binlerce masumun yanında olmak için derin felsefi gerekçeleri aramaya da gerek yoktur.

İsrail elbette hesap verecek. İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettiği cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Netanyahu yönetimine bu cüreti veren Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaktır. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum.

2012 yılında çıkardığımız Kentsel Dönüşüm yasası ile 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşüm sürecini tamamladık. Kentsel dönüşüm siyaset üstü bir konudur. Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir.

Hepsinden önemlisi bu, siyaset, siyasi partiler üstü bir konudur. TOKİ, bu sürecin öncüsü olarak kritik bir rol üstlendi. TOKİ ile şimdiye kadar 1,3 milyon konutu tamamladık ve hak sahiplerine teslim ettik.

Daha önce çok daha yüksek çoğunluk gerektiren, çok sayıda bağımsız binaların kentsel dönüşüme dahil edilmesi salt çoğunluğa bağlıdır. İmar planlarını askı ve itiraz süresi kısaltıldı. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, e-Devlet üzerinden bildirilmesiyle süreç hızlandırıldı.

Yeni kanunlarla birlikte gelen düzenlemelerle rant sağlanması veya hak sahiplerinin başka yere gönderilmesi söz konusu değildir. Kim bunu iddia ediyorsa yalancıdır.”

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası: Meclis’teki Sandalye Sayısı 39’a Düştü

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’de İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor.

Son olarak, İYİ Parti İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu partisinden istifa etti. Yanıkömeroğlu, istifaya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kurucular Kurulu üyesi olduğum İYİ Parti üyeliğinden istifa etmiş bulunmaktayım. Kuruluş amaç ve ilkelerimizden bir süredir uzaklaşmış olmanın üzüntüsü içerisindeyim. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ülkemin çıkarlarına öncelik vererek çalışmalarıma devam edeceğim.”

Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu kimdir?

11 Mayıs 1966 yılında Ankara’da dünyaya gelen Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Çankaya İlkokulu ve Ankara Özel Tevfik Fikret Lisesini bitirdi.

Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünden mezun oldu. Aynı üniversitenin İnşaat Mühendisliği Yapım Stratejisi Bölümünde yüksek lisans öğrenimini tamamladı.

Altyapı, üstyapı, raylı sistemler konusunda birçok projede üst düzey yöneticilik yaptı. Sektörün önde gelen firmalarında proje mühendisliği, teklif ve planlama müdürlüğü ve genel müdür yardımcılığı gibi pozisyonlarda görev aldı. Bir müşavirlik firmasının kurucuları arasında bulundu.

İYİ Parti Kurucular Kurulu Üyeleri arasında yer aldı. 2018 yılında gerçekleştirilen 1. Olağanüstü Kongre’de İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi seçildi. 2018 yılında Kadın Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi.

Kadınların siyasete katılımı, toplumsal cinsiyet eşitliği, işitme engellilerin sosyal hayata katılımı alanlarında aktif olarak çalışmalarını sürdürmektedir. İleri düzeyde İngilizce ve Fransızca bilen Yanıkömeroğlu, 2 çocuk annesidir.

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz ve Arif Ersoy ve eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın, partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın