İYİ Parti Sözcüsü Zorlu: Tek Başımıza Seçimlere Katılacağız

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Genel İdare Kurulumuzun kararı net. Biz tek başımıza seçimlere katılacağız. Tartışmaya açık bir konu değil. En üstten, en alta kadar bütün birimlerimizi ve mensuplarımızı bağlayan bir karar. Önümüzdeki günlerde, seçimler yaklaştıkça; İYİ Parti’nin böyle bir alternatif güzergahı açmış olmasının ne kadar kıymetli olduğunu bizzat vatandaşlarımız müşahede edecekler” dedi.

Asgari ücrete ilişkin de konuşan İYİ Parti Sözcüsü Zorlu, yılda bir kez zam yapılması zorunluluğunun anlaşılmaz olduğunu dile getirerek “Asgari ücret konusunda partimizin önerisi, yılda iki kez düzenleme yapılmak kaydıyla; ocak ayında 17 bin lira ve temmuz ayında 20 bin 500 liraya yükseltilecek şekilde belirlenmesidir” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, parti Başkanlık Divanı ve Genel İdare Kurulu toplantısının ardından basın toplantısı düzenledi. Birgün’ün aktardığına göre; Zorlu’nun basın toplantısında şunları söyledi:

“Yunus Emre Göçer… Biri otizmli, iki evlat sahibiydi. İstanbul’da, kuryelik yaparak evini geçindirmeye çalışıyordu. 30 Kasım günü trafikte bir cinayete kurban gitti. Ortaya çıkan görüntüler ve yaşanan gelişmeler, Türkiye’de nasıl bir hukuk katliamı yaşanabildiğini de bir kez daha gözler önüne serdi. Zira, genç emekçinin hayatını kaybetmesine sebep olan kişi Somali Cumhurbaşkanı’nın oğluydu ve elini kolunu sallayarak kaçmayı başarmıştı. Fail, savcılığa bile götürülmeden ifadesi alınıp, tedbir bile konmadan salıverilmiş.

Bilirkişi raporu ise olaydan tam 8 gün sonra yazılmış. Olay yeri kaza tutanağında başlayan hukuksuzluk, bu imtiyazlı kişinin yurtdışına kaçışına kadar da devam etmiş. Yalanlanmayan iddiaya göre; kolluk mensupları suçluyu aklamak ve ceza almasını önlemek için bir cinayet değil intihara benzediğini söylercesine bazı ifadelerde bulunmuşlar. Adalet Bakanı Sayın Tunç ise gazetecilerin sorusuna ‘gündem Filistin’ yanıtı verse de bu sorulardan kaçamayacaklar.

Asıl soru şu: Yurt dışına kaçmasında bir ihmal var mıdır, yok mudur? Ayrıca memurların açığa alındığını öğrendik, ama açıklanması gereken bir nokta var. Bu memurlara, tutanağın bu şekilde düzenlenmesi emrini veren yetkili kişi ya da kişiler kimlerdir? Ne yazık ki failin kaçışına göz yumulduğuna işaret eden ciddi şüpheler bulunmaktadır. Kimse kusura bakmasın, siyasi iktidarın hukuk anlayışı hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukukudur. Her gün bir başka vatandaşımız güçlüyü koruyan bir haksızlığın öznesi oluyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin her ferdi, bir gün mutlaka böyle bir adalet arayışına çıkmak zorunda kalıyor. Kimsenin hukuk güvenliği kalmamıştır. Vatandaşlarımız yalnız değil. İYİ Parti olarak biz, tüm vatandaşlarımızın hukukun mücadelesinin destekçisi olacağız. Sayın Genel Başkanımız bugün, merhumun ailesi ile görüştü, eşiyle. Yanında olduğumuzu ifade ettiler. Bu davanın en üst seviyede takipçisi olmayı sürdüreceğiz.

“‘Bir kuru ekmek, derme çatı bir neyinize yetmiyor’ anlayışı”

Asgari ücret pazarlığı başladı. Pazarlık denebilirse. Asıl önemlisi, ülkemizin bir asgari ücretli ülkesi haline gelmiş olması. Mevcut ücretin biraz üzeri ve altını dikkate alırsak; Türkiye’de bugün çalışanların yüzde 60’ı bu kapsamda ücretlendiriliyor. Türkiye neredeyse, tek tip ücretin gayrı resmi olarak kurallaştırıldığı bir ülke haline getirildi. Yılda tek seferde düzenleme yapılması inadı kabul edilebilir değil. Çalışma Bakanı Sayın Işıkhan, ‘mevzuat gereği bir kez zam yapılabilir. Deprem sebebiyle Cumhurbaşkanımızın talimatıyla ikinci kez yapıldı’ açıklamasını yaptı. Kemer sıkma planının zaten zor geçinen insanlar üzerinden uygulamaya konulmasını kabul etmiyoruz.

Türk milletinin ‘bir kuru ekmek, derme çatı bir neyinize yetmiyor’ anlayışı ile yoksullukla mücadelede kaderine terk edildiğini üzülerek görüyoruz… Büyükşehirlerde, hanede iki çalışması halinde bile barınma ve ulaşım dışında hiçbir ihtiyacın karşılanmasına imkan vermeyen bir ekonomik modelleme şu dönemde anlaşılabilir değil. Bu duruma sebep olan siyasi iktidar, kendi yarattıkları açmazlarla uğraşmak durumunda kalıyor…

Asgari ücret konusunda partimizin önerisi, yılda iki kez düzenleme yapılmak kaydıyla; ocak ayında 17 bin lira ve temmuz ayında 20 bin 500 liraya yükseltilecek şekilde belirlenmesidir…”

CHP ile Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için bir iş birliğinin gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Zorlu, “Genel İdare Kurulumuzun kararı net. Biz tek başımıza seçimlere katılacağız. Tartışmaya açık bir konu değil. En üstten, en alta kadar bütün birimlerimizi ve mensuplarımızı bağlayan bir karar. Önümüzdeki günlerde, seçimler yaklaştıkça; İYİ Parti’nin böyle bir alternatif güzergahı açmış olmasının ne kadar kıymetli olduğunu bizzat vatandaşlarımız müşahede edecekler” dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Ateşi Düşmeye Başladı

Katıldığı bir toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyonun ateşi de düşmeye başladı. Aldığımız tedbirlerin pozitif etkileri piyasada daha fazla hissediliyor. Önümüzdeki aylardan itibaren daha iyi oranlarla karşılaşacağız” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan işsizlik rakamlarını da değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “iş gücü istatistikleri doğru yolda olduğumuzun işaretidir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de düzenlenen, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından tamamlanan 369 tesisin toplu açılış törenine katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar hamaset değil, hep iş, hizmet ve eser ürettiklerini belirterek, günü kurtarmaya çalışmak yerine 10 yıllık, 20 yıllık, çeyrek ve yarım asırlık projelerle geleceğe mührü vurmaya odaklandıkları dile getirdi.

Bunun neticelerini de ekonomiden tarıma, turizmden çevreye, istihdamdan ihracata her alanda gördüklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ilişkin gelişmeler hakkında şu cümleleri kullandı:

“Türkiye İstatistik Kurumu tarafından bugün açıklanan ekim ayına ilişkin iş gücü istatistikleri doğru yolda olduğumuzun işaretidir. Buna göre, işsizlik oranı ekim ayında bir önceki aya göre, yarım puan azalışla yüzde 8,5’e düştü.

İstihdam edilenlerin sayısı ise aynı dönemde bir önceki aya kıyasla 246 bin kişi artarak 31 milyon 835 bin kişiye ulaştı. Bu rakamlarla işsizlik oranında Kasım 2012’den beri en düşük seviyeyi yakalamış olduk. Büyüme ve ihracatta zaten çok iyi bir yerdeyiz.

Enflasyonun ateşi de düşmeye başladı. Aldığımız tedbirlerin pozitif etkileri piyasada daha fazla hissediliyor. Önümüzdeki aylardan itibaren daha iyi oranlarla karşılaşacağız.”

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan’dan İktidara Sert Eleştiriler

Meclis’te düzenlediği basın toplantısında iktidara sert eleştirilerde bulunan Yeniden Refah Partisi Lideri Fatih Erbakan, 2024 yılı bütçe görüşmelerine yönelik ise hükümet kamuyu borçla yönetiyor dedi ve ekledi:

“Astronomik ölçüde attırılan ÖTV ve KDV ile ek MTV’ye ve zamlara karşın bütçe açık veriyor. Hükümet kamuyu borçla idare ediyor. Bu gidişatın fren tutmayacağı ortadadır. Bu düzen faiz lobisini besliyor, milyonlarca vatandaşı eziyor.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Gazete Pencere’nin aktardığına göre; asgari ücrete enflasyon oranında öngörülen zammın milyonlarca asgari ücretliyi mağdur edeceğini söyledi.

YRP Lideri Erbakan, asgari ücretin en az 23 bin TL olması gerektiğini belirterek “Asgari ücret zam oranının Orta Vadeli Plan’da belirtilen enflasyon oranının geçmeyeceği belirtilmektedir. Bu oran da yüzde 36’dır. Yüzde 36’lık bir zam oranı ile asgari ücreti belirlemek milyonlarca asgari ücretlinin aleyhinde bir gelişmedir” dedi.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Mayıs 2024 enflasyon tahminini yüzde 75 olarak açıkladığını anımsatan Fatih Erbakan, “Tahminin tutması durumunda açlık sınırı Temmuz 2024’te 18 bin 74 TL’ye çıkacaktır. Aralık 2024’te ise 21 bin TL’nin üzerinde olacaktır. Yoksulluk sınırının da bununla birlikte çok daha yüksek seviyelere geleceğini gösteriyor. Yüzde 36’lık bir zammın asla yeterli olmayacağını gösteriyor bu veriler” ifadelerini kullandı.

YRP Lideri Erbakan, 2024 yılı bütçe görüşmelerine yönelik ise hükümet kamuyu borçla yönetiyor diyerek “Astronomik ölçüde attırılan ÖTV ve KDV ile ek MTV’ye ve zamlara karşın bütçe açık veriyor. Hükümet kamuyu borçla idare ediyor. Bu gidişatın fren tutmayacağı ortadadır. Bu düzen faiz lobisini besliyor, milyonlarca vatandaşı eziyor.” dedi.

Paylaşın

Türkiye, Reel Gıda Enflasyonunda Avrupa’nın Zirvesinde

Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat’ın verilerine ekim göre ekimde enflasyonun en yüksek olduğu ülke yüzde 61,5 ile Türkiye oldu. İkinci sıradaki Macaristan’da yıllık enflasyon yüzde 9,6 oldu.

Yıllık reel gıda enflasyonu ekimde Avrupa Birliği’nde (AB) yüzde 4 oldu. Türkiye’de ise reel gıda enflasyonu ekim ayında yüzde 11’ken kasım ayında bu oran yüzde 5,2’ye geriledi. Gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark reel gıda enflasyonu olarak tanımlanıyor.

Türkiye’de gıda enflasyonu uzun süreden bu yana genel tüketici enflasyonunun (TÜFE) üzerinde seyrediyor. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyon kasımda yüzde 67,2 gerçekleşti.

Bu durum özellikle hanehalkı bütçesinde gıda harcamalarının yüksek paya sahip olduğu dar gelirli aileleri zorda bırakıyor. Maaş artışları enflasyon civarında bile gerçekleşse gıda alım gücü geriliyor.

AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın son açıkladığı veriler ekim ayını kapsıyor. Buna göre ekimde TÜFE’nin en yüksek olduğu ülke yüzde 61,5 ile Türkiye oldu. İkinci sıradaki Macaristan’da yıllık enflasyon yüzde 9,6 oldu. AB’de ise enflasyonda yüzde 3,6. Almanya’da yıllık enflasyon yüzde 3.

Danimarka, Hollanda ve Belçika’da ise enflasyon eksi seviyelerde. Yani fiyatlar geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre düştü. Türkiye’de kasım ayında ise enflasyon çok az artarak yüzde 62’ye çıktı.

Gıda ve alkolsüz içecekler enflasyonunun da en yüksek olduğu Avrupa ülkesi açık ara Türkiye. Ekimde yüzde 72,5 olan gıda enflasyonu kasımda yüzde 67,2’ye geriledi. İkinci sırada yüzde 11,6 ile İzlanda var. AB’de gıda enflasyonunun yüzde 10’un üstünde olduğu tek ülke Yunanistan (yüzde 10,4).

Peki, gerçek gıda enflasyonu ne durumda? Gıda enflasyonu ile genel enflasyon arasındaki fark reel gıda enflasyonu olarak tanımlanıyor.

Yıllık reel gıda enflasyonu ekimde AB’de yüzde 4 oldu. Zirvedeki Türkiye’de ise bu oran yüzde 11 idi. Kasım ayında bu oran yüzde 5,2’ye geriledi. Türkiye’nin hemen ardından ise yüzde 10,9 ile Belçika geliyor. Hollanda, Yunanistan, Lüksemburg ve İspanya’da da bu oran yüzde 5’in üstünde.

Romanya, Macaristan, Kuzey Makedonya ve Çekya’da ise reel gıda enflasyonu eksi durumda. Fiyatlar geçen yılın aynı dönemine göre reel anlamda gerilemiş.

Son 3 üç yılda AB ve Türkiye’de reel gıda enflasyonuna bakıldığında bu oranının her zaman Türkiye’de daha yüksek olduğu görülüyor. Zaten Türkiye sadece Avrupa’nın zirvesinde değil; dünyada da reel gıda enflasyonunun yüksek olduğu ülkelerin başında geliyor.

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) yayımladığı raporda, dünya gıda emtia fiyatlarının kasım ayında genel olarak sabit kaldı ve bir önceki aya göre değişmedi.

Türkiye’de ise kasımda aylık gıda enflasyonu yüzde 2,78 gerçekleşti. Son yıllarda dünyada gıda fiyatları çoğu zaman düşerken Türkiye’de 3,5 seneden bu yana sürekli artıyor. Kasım 2022’de yıllık gıda enflasyonu Türkiye’de yüzde 100’ü aşarak yüzde 102 olmuştu.

Reel gıda enflasyonu özellikle hanehalkı tüketim harcamalarında gıdanın payının yüksek olduğu ülkelerde halkı zor durumda bırakıyor. Eurostat verilerine göre 2022 yılında Türkiye’de hanehalkları harcamalarının yüzde 23,2’sini gıdaya ayırdı. Bu oran AB’de ise sadece yüzde 11,2 oldu. Gıda harcamasının payı özellikle AB adayı ülkelerde yüksek.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Yılmaz’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: 2026’da Tek Haneye Çekilecek

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Para ve maliye politikaları arasındaki şeffaf ve güvenilir eşgüdüm ile 2024 yılının ikinci yarısından sonra enflasyonda yıllık bazda belirgin bir düşüş beklenmekte, bu dönemden itibaren kalıcı bir dezenflasyon sürecine geçilmesi öngörülmektedir” dedi ve ekledi:

“Nitekim açıklanan güncel veriler son aylarda bir düşüş eğiliminin başlamış olduğunu göstermektedir. 2022 yılında açıklanan aylık enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 4,26 düzeyindeyken son üç ayda açıklanan aylık enflasyon oranları ortalaması yüzde 3,82 düzeyindedir. Bu oranının önümüzdeki aylarda enflasyon oranlarının açıklanmasıyla daha da düşeceğini öngörmekteyiz.”

Cevdet Yılmaz konuşmasının devamında, “Bu süreçte, dezenflasyon politikalarımızın devamlılığı sağlanarak 2025 yılında istikrar dönemine geçilecek; enflasyondaki gerileme hız kazanacak, öngörülebilirlik artacak ve 2026 yılında enflasyon yeniden tek haneye çekilecektir. Bu doğrultuda, enflasyonu istikrarlı ve tek haneli seviyelere çekmek için tüm politika araçlarını kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 14 gün aralıksız sürecek bütçe görüşmeleri öncesi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda konuştu. Cevdet Yılmaz, konuşmasından satır başları şöyle:

“2024 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2022 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından Gazi Meclisimize sunulmuş, Plan ve Bütçe Komisyonunda yoğun bir mesaiyle görüşülerek kabul edilmiştir. Orta Vadeli Program ile On İkinci Kalkınma Planı hedef ve politikalarını gözeterek, 2053 vizyonu doğrultusunda, topyekûn kalkınma anlayışıyla hazırlanan 2024 yılı Bütçesi’nin Genel Kurul görüşmelerine bugün itibarıyla başlamış bulunuyoruz.

2024 yılı bütçemizi; milli teknoloji hamlesi, enerji ve gıda arz güvenliği, yeşil ve dijital dönüşüm gibi stratejik alanlarda milletimize verdiğimiz sözleri yerine getirmek için kullanacağız. Çığır açan teknolojiler başta olmak üzere her alanda reel sektörümüzün yanında olacak üretim ekosistemimizi destekleyeceğiz. Ülkemizin her köşesinde huzur ve güven ortamını korumaya devam edeceğiz.

Zengin kültürümüze ve değerlerimize sahip çıkarak aile kurumuzu sağlamlaştıracak, zararlı akımlara karşı nesillerimizi koruyacağız. Küresel ve bölgesel dengelerin belirleyici ülkesi olarak diplomaside aktif rolümüzü sürdüreceğiz. Ekonomi politikalarımızı güçlü bir eşgüdüm ve kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz. Yatırım ortamını iyileştirecek, güven ve istikrar iklimini daha da güçlendireceğiz.

Para ve maliye politikaları arasındaki şeffaf ve güvenilir eşgüdüm ile 2024 yılının ikinci yarısından sonra enflasyonda yıllık bazda belirgin bir düşüş beklenmekte, bu dönemden itibaren kalıcı bir dezenflasyon sürecine geçilmesi öngörülmektedir. Nitekim açıklanan güncel veriler son aylarda bir düşüş eğiliminin başlamış olduğunu göstermektedir.

2022 yılında açıklanan aylık enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 4,26 düzeyindeyken son üç ayda açıklanan aylık enflasyon oranları ortalaması yüzde 3,82 düzeyindedir. Bu oranının önümüzdeki aylarda enflasyon oranlarının açıklanmasıyla daha da düşeceğini öngörmekteyiz.

Bu süreçte, dezenflasyon politikalarımızın devamlılığı sağlanarak 2025 yılında istikrar dönemine geçilecek; enflasyondaki gerileme hız kazanacak, öngörülebilirlik artacak ve 2026 yılında enflasyon yeniden tek haneye çekilecektir. Bu doğrultuda, enflasyonu istikrarlı ve tek haneli seviyelere çekmek için tüm politika araçlarını kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz.

Nitekim açıklanan güncel veriler son aylarda bir düşüş eğiliminin başlamış olduğunu göstermektedir. 2022 yılında açıklanan aylık enflasyon oranlarının ortalaması yüzde 4,26 düzeyindeyken son üç ayda açıklanan aylık enflasyon oranları ortalaması yüzde 3,82 düzeyindedir. Bu oranının önümüzdeki aylarda enflasyon oranlarının açıklanmasıyla daha da düşeceğini öngörmekteyiz. Bu süreçte, dezenflasyon politikalarımızın devamlılığı sağlanarak 2025 yılında istikrar dönemine geçilecek; enflasyondaki gerileme hız kazanacak, öngörülebilirlik artacak ve 2026 yılında enflasyon yeniden tek haneye çekilecektir.

İşgücü piyasalarımız olumlu görünümünü korumaktadır. İşsizlik oranları gerilemeye devam etmektedir. İşsizlik oranı 11 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 8,5’e düşmüştür. 2023 geneli için işsizlik oranının OVP’de öngörülen 10,1’in altında tek haneli olarak gerçekleşeceğini ifade edebilir.”

Son dönemde yatırımcı güveni artmış CDS primi belirgin şekilde düşmeye başlamıştır. Merkez Bankası rezervleri 140,1 milyar dolarla tarihi rekor seviyelere ulaşmıştır. Devam eden jeopolitik risklere rağmen CDS primi 350 baz puanın altına gerilemiştir. TL mevduatın payında son 5 ayda artış eğilimi görülmüştür.”

Paylaşın

Şimşek’e Göre Her Şey Yolunda: Cari Açık Da Düştü İşsizlik De

Cari denge, sanayi üretimi ve işsizlik rakamlarını değerlendiren Bakan Şimşek, “Büyümede dengelenmeye yönelik politikalarımızla cari denge ekim ayında da fazla verdi, yıllık açık mayısa göre 9,6 milyar dolar azaldı. Cari dengedeki düşüş ve ülkemize yönelik artan uluslararası yatırımcı ilgisi sayesinde rezervlerimiz 140 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine ulaştı” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, açıklamasının devamında, “Ekim ayında işsizlik oranı son 11 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 8,5’e geriledi. Uygulamaya koyduğumuz politikalarımızın sonuçlarını her gün alıyoruz, program hedeflerimiz bir bir gerçekleşmeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından, cari denge, sanayi üretimi ve işsizlik rakamlarını değerlendirdi.

Büyümede dengelenmeye yönelik politikalarla cari dengenin ekim ayında da fazla verdiğini hatırlatan Bakan Şimşek, “yıllık açık mayısa göre 9,6 milyar dolar azaldı. Cari dengedeki düşüş ve ülkemize yönelik artan uluslararası yatırımcı ilgisi sayesinde rezervlerimiz 140 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine ulaştı.” dedi.

Bakan Şimşek, uygulanan politikalarla bir yandan kırılganlıkları azaltırken diğer yandan yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı sürdürülebilir büyümeyi tesis ettiklerini belirtti.

Mehmet Şimşek, “Bu dönemde en büyük dezavantajımız ihracat artışını sınırlayan ticaret ortaklarımızdaki zayıf talep. Sanayi üretimindeki seyir büyük oranda bunu yansıtıyor. Ekim ayında işsizlik oranı son 11 yılın en düşük seviyesi olan yüzde 8,5’e geriledi. Uygulamaya koyduğumuz politikalarımızın sonuçlarını her gün alıyoruz, program hedeflerimiz bir bir gerçekleşmeye devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

OCHA’dan “İnsani Yardımlarda Finansman Krizi” Uyarısı

Birleşmiş Milletler İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA), insanî yardım sisteminin çok büyük bir finansman kriziyle karşı karşıya olduğuna işaret edilerek geçen yıl BM’nin talep ettiği 57 milyar dolarlık kaynağın sadece yüzde 35’inin sağlandığını duyurdu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsanî İşlerden Sorumlu Genel Sekreteri Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, mevcut durumu, “yıllardır yaşanan en kötü finans açığı” olarak nitelendirdi.

Griffiths, “İnsanî yardım kuruluşları hayat kurtarıyor, açlıkla, salgın hastalıklarla mücadele ediyor, çocukları koruyor, dünyanın en gayriinsanî koşullarının hüküm sürdüğü bölgelerinde barınma ve koruma sağlıyor. Ancak uluslararası toplumdan gerekli destek, ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler (BM), 2024’te başta işgal altındaki Filistin bölgeleri, Sudan ve Ukrayna olmak üzere dünya çapında insanî krizlerden etkilenen insanlar için 46,4 milyar dolarlık yardıma ihtiyaç olduğunu açıkladı.

BM İnsanî Yardım Koordinasyon Ofisinin (OCHA) yayımladığı 2024 İnsanî Bakış raporuna göre çatışmalar, iklim kaynaklı acil durumlar ve ekonomik faktörlerle bağlantılı olarak gelecek yıl 300 milyon insana yardım sağlanması gerekecek. Sadece Afrika’nın doğusu ve güneyinde, büyük bölümü Sudan’daki kriz bağlantılı olmak üzere 74 milyon 100 bin insanın yardıma ihtiyaç duyacağı kaydedildi.

DW Türkçe’de yer alan habere göre; BM İnsanî İşlerden Sorumlu Genel Sekreteri Yardımcısı ve Acil Yardım Koordinatörü Martin Griffiths, temsil ettiği BM kuruluşları olarak 300 milyon dolarlık ihtiyacın 181 milyonunu elde etmeyi hedeflediklerini, Kızılhaç gibi diğer kuruluşların kendi finansmanları için ayrı çağrı yaptığını söyledi.

OCHA raporunda insanî yardım sisteminin çok büyük bir finansman kriziyle karşı karşıya olduğuna işaret edilerek geçen yıl BM’nin talep ettiği 57 milyar dolarlık kaynağın sadece yüzde 35’inin sağlandığı belirtildi.

Mevcut durumu, “yıllardır yaşanan en kötü finans açığı” olarak nitelendiren Griffiths, “İnsanî yardım kuruluşları hayat kurtarıyor, açlıkla, salgın hastalıklarla mücadele ediyor, çocukları koruyor, dünyanın en gayriinsanî koşullarının hüküm sürdüğü bölgelerinde barınma ve koruma sağlıyor. Ancak uluslararası toplumdan gerekli destek, ihtiyaçların çok gerisinde kalıyor” diye konuştu.

2023’ün, 2010’dan beri insanî bağışların bir önceki yıla göre azaldığı ilk yıl olması bekleniyor. BM’nin bağışlardaki düşüş nedeniyle bu yılki ihtiyaçlarını en acil durumlara indirgeyerek 46,4 milyar dolara indirdiği belirtildi.

Griffith, pek çok bağışçı ülkenin pahalılık ve geçim sorunuyla karşı karşıya olduğu göz önünde bulundurulduğunda talep edilen miktarın halen çok yüksek olduğunu ve karşılanmasının güç olacağını kaydetti.

“Genel olarak Ortadoğu ile Gazze ve Batı Şeria’nın muhtemelen en fazla ihtiyaç duyacak bölgeler olacağını düşünüyorum” diyen BM yetkilisi, Ukrayna’nın da zor bir dönemden geçtiğini ve savaşın önümüzdeki yıl yeniden alevleneceğini belirterek dikkatlerin buraya da odaklanması gerekeceğini kaydetti.

BM’nin bağış çağrılarında ülke olarak, 4,4 milyar dolarlık taleple Suriye öne çıkıyor. Suriye’yi 3,1 milyarla Ukrayna ve 3 milyar dolarla Afganistan izliyor. 2024’te yardım için en yüksek talebin yapıldığı bölge ise 13,9 milyar dolarla Ortadoğu ve Kuzey Afrika.

Paylaşın

İsrail, Gazze’de 22 Binden Fazla Noktayı Vurdu

Hamas’ın “Aksa Tufanı” operasyonuyla başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, İsrail, Gazze Şeridi’ne yönelik operasyonlarda 22 binden fazla noktanın hedef alındığını duyurdu.

Haber Merkezi / İsrail’den yapılan açıklamada, son 24 saat içinde Gazze Şeridi’nde Hamas’ın askeri iletişim merkezleri ile Gazze Şeridi’nin güneyindeki bir tünelin de aralarında olduğu 250’den fazla noktanın hedef alındığı belirtildi. İsrail ordusu, Hamas’ın kuzey birliklerine görevli iki üst düzey yetkilinin de öldürüldüğünü açıkladı.

İsrail’in paylaştığı bilgilere göre, savaşın başlamasından bu yana 98 İsrailli asker hayatını kaybetti, 600 asker de yaralandı. İsrail, savaşta “7 bin terörist öldürüldüğünü” duyurdu.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, pazar günü İsrail saldırılarında yaklaşık 18 bin Filistinlinin öldürüldüğünü duyurdu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Öte yandan Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdülrahman el-Tani, İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanının yeni bir ateşkes için “pencereyi daralttığını” söyledi. Doha Forumu’nda konuşan el-Tani, Katar’ın her iki tarafa da ateşkes için baskı yapma çabalarını sürdüreceğini söyledi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ateşkes talep etmekte başarısız olmasından üzüntü duyduğunu ve örgütün “felç olduğunu” söyledi.

Doha Forumu’nda konuşan Guterres, kurumun “otoritesinin ve güvenilirliğinin ciddi şekilde sarsıldığını”, ancak “pes etmeyeceğini” söyledi. BM Güvenlik Konsey’inde Cuma günü yapılan oylamada ABD ateşkes çağrısını veto etmişti.

Birleşmiş Milletler’in Filistinli mültecilere yardım kuruluşu UNRWA’nın başkanı Philippe Lazzarini, “Filistinlilerin insanlıktan çıkarılması, uluslararası toplumun Gazze’de devam eden İsrail saldırılarını sineye çekmesine neden oldu” dedi.

Katar’da düzenlenen Doha Forumu’nda konuşan Lazzarini, yeni bir ateşkes çağrısında bulundu ve Gazze’deki “yeryüzü cehennemini” sona erdirmek için bunun hayati önem taşıdığını söyledi.

BM’nin çöküşün eşiğinde olduğunu belirten Lazzarini “Hangi tanımla olursa olsun, bu kesinlikle şimdiye kadar gördüğüm en kötü durum” dedi ve ekledi: İnsanlar korunmak için BM’ye geliyor ama artık mavi bayrak bile korunmuyor. Her halükarda durum felaket boyutlarına ulaşmış durumda.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Paylaşın

Genç Nüfusta İşsizlik Oranı Yüzde 16,3

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 16,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 13,8, kadınlarda ise yüzde 21,0 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ekim ayında bir önceki aya göre 163 bin kişi azalarak 2 milyon 961 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,0 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri Ekim 2023 verilerini açıkladı. Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı ekim ayında bir önceki aya göre 163 bin kişi azalarak 2 milyon 961 bin kişi oldu.

İşsizlik oranı ise 0,5 puan azalarak yüzde 8,5 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,0 iken kadınlarda yüzde 11,3 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı ekim ayında bir önceki aya göre 246 bin kişi artarak 31 milyon 835 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puan artarak yüzde 48,5 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 65,8 iken kadınlarda yüzde 31,6 olarak gerçekleşti.

İşgücü ekim ayında bir önceki aya göre 83 bin kişi artarak 34 milyon 796 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise 0,1 puan artarak yüzde 53,1 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,8 iken kadınlarda yüzde 35,7 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki aya göre 0,4 puan azalarak yüzde 16,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 13,8, kadınlarda ise yüzde 21,0 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi ekim ayında bir önceki aya göre 0,2 saat azalarak 44,0 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı ekim ayında bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 21,3 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 13,7 iken işsiz ve potansiyel işgücünün bütünleşik oranı yüzde 16,6 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

HEDEP’in Yeni Kısaltması DEM Parti: Yargıtay’a Bildirildi

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin yeni kısaltması DEM Parti oldu. Karar Yargıtay’a bildirilirken, Parti sözcüsü Ayşegül Doğan, “Partimizin mayası halklardır isimler değildir. DEM devrandır, DEM zamandır ve bu zaman kayyımlardan başlayarak değişecek” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Anayasa Mahkemesi’nde (AYM) süren kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol ile katılmıştı. Seçimlerin ardından yapılan kongrede, partinin yeni adının Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi, kısaltmasının ise HEDEP olmasına karar verilmişti. Ancak bu karar Yargıtaydan onay alamamıştı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP, yeni kısaltmasıyla DEM Parti) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, partisinin basın toplantısında konuştu. Doğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“15 Ekim’de görkemli bir kongre gerçekleştirdik ve zorunlu nedenlerle ismimizi değiştirdik. Yargıtay Başsavcılığı ise yeni ismimize itiraz etti. 18 Kasım’da tüzüğümüzde de değişiklik talep etti. Neymiş efendim? HEDEP ismi HADEP’i çağrıştırıyormuş. İltibasa mahal verdiği için iki parti karıştırılabilirmiş. Oysa ki HADEP kapatılmıştı.

Önümüz yerel seçim ve biz bu kararın ne anlama geldiğini biliyoruz. Yeni bir yargısal çelmeyle bizi karşı karşıya bırakmakta olduklarını sizler de takdir edersiniz. Biz bu çelmelere ve kumpaslara karşı seçeneksiz değiliz. 30 yılda onlarca parti kurduk; ama başardık. Neyi başardık? Halkımızın gönlünde yer etmeyi, Türkiye’de barış mücadelesine öncülük etmeyi başardık.

Onlar bu yolu seçtikçe biz de yeni isimlerle, hız kesmeden, çoğalarak yolumuza devam edeceğiz. Tüzüğümüzde yalnızca Yargıtay’ın talep ettiği değişiklikler oldu. Yeni ismimiz olan DEM Parti de Yargıtay’a ulaştı. Bugünkü DEM Partinin özü ve mayası halklardır. Anlaşılmamış olmalı ki harflerle uğraşmaya devam ediyorlar.

Bizim mayamızı harfler değil, halklar oluşturuyor. Bizi tanımlayan direniş azmimiz ve fikrimizdir. Zamanın içinden süzülen bir gelenekten geliyoruz… DEM aynı zamanda nefes, söz, zaman, devran anlamlarıyla da bizi tarif ediyor.

Bu devran önce kayyımlardan başlayarak değişecek. Zamanla önümüze çıkan zorluklara, yargısal kıskaçlara rağmen duruşumuz sayesinde mücadelemiz daha da güçlenecek. Gözü, gönlü, kulağı, kalbi bizimle olanlar, seçmen olmanın ağır bedellerine rağmen bizimle birlikte yol yürümekten vazgeçmeyenler; şu ana dek partimize yerel seçimler için gösterdiğiniz ilgiye de teşekkür ederiz.

Bu ilgi ve teveccühü de göz önünde bulundurarak yerel seçimler için aday adaylık sürecimizi 20 Aralık’a kadar uzattığımızı da belirtmek isteriz. Hadi kadınlar, hadi gençler; kayyımlara halk iradesini göstermek için il ve ilçe örgütlerimize gidelim!”

Paylaşın