Erdoğan’dan Kurmaylarına ‘Aday’ Uyarısı

Yerel seçimler yaklaştıkça partilerin seçim çalışmaları hız kazan. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ayın ikinci yarısında açıklamayı düşündükleri belediye başkan adayları konusunda kurmaylarını uyardığı öne sürüldü.

Erdoğan’ın yerel seçim aday tarifi yaptığı, “Partinin oyunu artırmayacaksa, faydadan çok zarar getirecekse, dedikodulara konu olacaksa, bunlarla işimiz olmaz.” dediği de belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarısız belediye başkanlarıyla vedalaşırken, “yeni küskün yaratmadan” operasyon yapılmasını istedi. Erdoğan, aday tarifini de “yük olan değil, yük alan isimler olsun” diye çizdi.

Gazete Pencere’den Nuray Babacan’ın kulis haberine göre, AK Parti, MHP ile belirlenen ittifak sınırlarının ardından, kendi adaylarına ilişkin çalışmalara yönelmeye başladı. Bu ayın ikinci yarısında büyük illerin adaylarını açıklayacak partideki çalışmalar hızlandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan kurmaylarıyla yaptığı toplantılarda, bundan sonraki çalışmalara ilişkin görüşlerini aktararak şunları söyledi:

“Mevcut belediye başkanlarından değişecek olanlarla temasa geçeceğiz. Onların gönüllerini alacağız. Siz de bu konuda duyarlı olun. Kırıp dökmeden süreci götürelim. Yeni küskünlüklere yol açmadan, bunun bir bayrak yarışı olduğunu anlatalım. Seçimlerde birlikte çalışmanın yollarını arayalım. Bize yük olan değil, yük alanlarla yol yürümeliyiz. Partinin oyunu artırmayacaksa, faydadan çok zarar getirecekse, dedikodulara konu olacaksa, bunlarla işimiz olmaz.”

CumhurbaşkanıErdoğan’ın bu yaklaşımı nedeniyle mevcut belediye başkanlarının büyük bölümünün değişmesine kesin gözüyle bakılıyor. Erdoğan’ın yaptığı toplantılarda ve kamuoyuna açık konuşmalarında değişimin mesajını vererek mevcut belediye başkanlarını sürece hazırladığı yorumları yapılıyor. Özellikle üç dönemlik olanlar ve yerelde hakkında çeşitli iddialar dolaşan başkanlarla vedalaşılması bekleniyor.

AK Parti’deki bu operasyonda, memnuniyet anketlerinin etkili olduğu belirtiliyor. Belli aralıklarla Türkiye genelinde belediye başkanların seçmendeki karşılıkları, performansları, örgütle ilişkileri, haklarındaki iddialar gibi incelemeler yapıldığı anlatılıyor.

Paylaşın

HEDEP’li Doğan’dan CHP’li Fırat’a Sert Tepki: Gizli Protokol Bizim İşimiz Değil

CHP’li Ali Haydar Fırat’ın “AKP ile HEDEP arasında pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. İstanbul’da aday çıkartmaları için görüşmeleri var” sözlerine tepki gösteren HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Gizli protokol yapmak bizim işimiz değil” dedi.

Haber Merkezi / Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 28 Mayıs seçimleri öncesi gizli bir protokol imzalamıştı. Özdağ’ın yakın zamanda sosyal medya hesabından gizli protokolü paylaşmıştı. Protokole göre, Zafer Partisi’ne 3 bakanlık ile belirlenen bakan yardımcılıkları veriliyor ve atamalar Özdağ ile yapılıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Parti Meclisi (PM) üyesi Ali Haydar Fırat, Gazeteci Nevşim Mengü’nün YouTube’daki programında, “AKP ile HEDEP arasında pazarlıklar yapıldığını biliyoruz, İstanbul’da aday çıkartmaları için görüşmeleri var. Antalya ve Mersin’de de var. İktidar tarafından kayyım meselesinin de pazarlık konusu yapıldığının… İktidar bunu bir sopa olarak kullanıyor. Bu siyaset değil bu rezillik!” ifadelerini kullandı.

Ali Haydar Fırat’ın sözlerini sosyal medya hesabından paylaşan HEDEP SÖzcüsü Ayşegül Doğan şu ifadeleri kullandı:

“On yıllardır hukuk siyasetin sopası olamaz, olmamalıdır diyoruz. Ağır bedellerle, buna karşı özgürlük, eşitlik, adalet ve barış mücadelesi veriyoruz. Size tavsiyem, iddia dahi olamayacak bu spekülatif, algı yaratmaya dönük yorumlarınızı yapmadan önce, eski gazeteci, yeni siyasetçi olarak olası kaynaklarınıza dikkat etmenizdir. Aksi takdirde yalan haber yaymaktan en hafif deyimiyle mahcup olabilirsiniz! Yeri gelmişken hatırlatayım, “gizli protokol”yapmak bizim işimiz değil!”

Paylaşın

Guterres: Gazze, BM Güvenlik Konseyi’ni ‘Felç Etti’

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Gazze Şeridi’nde ateşkes talep edememesinden üzüntü duyduğunu belirterek, jeostratejik bölünmeler nedeniyle felç olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Antonio Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısını engellemesinin, kurumun otoritesini ve güvenilirliğini ciddi şekilde zayıfladığını belirtti. İnsani ateşkes ilan edilmesi yönündeki çağrısını yinelediğini söyleyen Guterres, maalesef Güvenlik Konseyi’nin bunu başaramadığını vurguladı.

Katar’da düzenlenen Doha Forumu’nda konuşan BM Genel Sekreteri Guterres, ABD’nin Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan karar tasarısını veto etmesiyle daha da kötüleşen itibarına bir darbe daha vurduğunu sözlerine ekledi.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde (BMGK) görüşülen Gazze’de insani ateşkes tasarısı, ABD tarafından veto edildi. 13 üye ülke, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sunulan karar tasarısı lehinde oy kullanırken İngiltere çekimser kaldı.

Karar tasarısında Hamas’ın kınanmadığını, bazı Konsey üyelerinin bu konuda sessiz kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten ABD, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Arap ülkelerinin öncülük ettiği acil bir ateşkes için artan talepleri bir kez daha reddettmiş oldu.

Antonio Guterres, görev süresi boyunca yetkisini ilk kez kullanarak Gazze’deki insani felaketin önlenmesi için BM Şartı’nın 99. maddesini işletmiş ve 6 Aralık’ta BMGK’ya mektup göndermişti.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Paylaşın

DSÖ’den Gazze Uyarısı: Salgın Hastalık Riski Artıyor

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşında ikinci ay geride kalırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze’deki şartların ölümcül hastalıkların yayılması için ideal olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / Tedros Adhanom Ghebreyesus, Filistin topraklarındaki sağlık koşullarını görüşmek üzere toplanan DSÖ yürütme kurulunda yaptığı konuşmada, çatışmaların, Gazze’de sağlık sistemi üzerindeki sonuçlarının “felaket boyutunda” olduğunu söyledi.

“Çatışmanın sağlık üzerindeki etkisinin felaket boyutunda olduğunu söylemek malumun ilanı olacaktır” diyen DSÖ Genel Direktörü Tedros, “Toplamda sağlık ihtiyaçları çarpıcı bir biçimde arttı ve sağlık sisteminin kapasitesi üçte bir oranında düştü” ifadelerini kullandı.

“Sürekli daha fazla insan daha küçük alanlara taşındıkça, aşırı kalabalık, yeterli gıda, su, barınak ve hıfzısıhha eksikliğiyle birlikte hastalıkların yayılması için ideal koşulları yaratıyor” diyen Tedros, ishal, sarılık, nefes yolu gibi salgın hastalık belirtileri olduğunu ve bunlarla ilgili riskin yaklaşan kış nedeniyle daha da artacağını belirtti.

Gazze Şeridi’nde sağlık sisteminin çökmekte olduğunu belirten Tedros, 36 hastaneden sadece 14’ünün kısmen işler halde olduğunu belirtti. DSÖ Genel Direktörü, Gazze Şeridi’nin güneyindeki iki büyük hastanenin de yatak kapasitesinin üç katı kadar dolu olduğu, stoklarının tükendiği ve yerinden olmuş binlerce kişiye ev sahipliği yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletler (BM) Dünya Gıda Programı Direktör Yardımcısı Carl Skau Gazze’de yaşayanların yarısının açlık çektiğini söyledi. Carl Skau ihtiyaç duyulan malzemelerin sadece bir kısmının bölgeye ulaştığını kaydetti. Skau’ya göre Gazze’deki her 10 insandan dokuzu her gün yemek yiyemiyor.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, son 24 saatte 213 Filistinlinin daha öldürüldüğünü ve toplam can kaybının 17 bin 487’ye çıktığını açıkladı. Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref el-Kudra, İsrail saldırılarında yaralananların sayısının ise 48 bin 780’e çıktığını belirtti.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi (OCHA) verilerine göre Gazze Şeridi’nde yaşayan yaklaşık 2 milyon 200 bin kişinin 1 milyon 800 bini, yani nüfusun yaklaşık yüzde 80’i savaş sırasında zorla yerinden edildi.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de BM Güvenlik Konseyi’nin Gazze’de ateşkes talep etmekte başarısız olmasından üzüntü duyduğunu ve örgütün “felç olduğunu” söyledi. Doha Forumu’nda konuşan Guterres, kurumun “otoritesinin ve güvenilirliğinin ciddi şekilde sarsıldığını”, ancak “pes etmeyeceğini” söyledi.

“Gazze’de ateşkes çabalarını sürdüreceğiz”

Katar başbakanı ülkesinin İsrail ve Hamas’a ateşkes için baskı yapma çabalarını “azalan şansa rağmen” sürdüreceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Katar’ın arabuluculuğunda varılan anlaşma ile çatışmalara bir hafta ara verilmiş, anlaşma kapsamında Hamas onlarca rehineyi bırakırken İsrail de 300’e yakın Filistinli tutukluyu serbest bırakmıştı.

Bugün Doha Forumu’nda konuşan Şeyh Muhammed bin Abdülrahman es-Sani, rehinelerin İsrail’in askeri eylemlerinin bir sonucu olarak değil, müzakereler sayesinde serbest bırakıldığını söyledi.

İsrail’in Gazze’ye yönelik bombardımanının sürmesine rağmen arabuluculuk çabalarının devam ettiğini ve bunun da başarılı bir sonuç için “olanakları daralttığını” belirten es-Sani “pes etmeyeceğiz” dedi.

Paylaşın

AK Parti Temsilcileri: Yerel Seçimler Sonrası Meclis Aritmetiği Değişir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça partilerin seçim çalışmaları hız kazanırken, AK Parti’ye göre ise hem iktidar hem de muhalefet cephesinde yer alan küçük partilerin yerel seçimde varlık göstermesi çok mümkün değil.

Bu partilerin büyüme imkanı olmadığını ileri süren iktidar temsilcileri özellikle DEVA, Gelecek, Saadet Partilerinin bir daha Meclis’e gelemeyeceğine dikkat çekerek, “Yerel seçim sonrası büyük kısmı AK Parti’ye bir kısmı ise CHP’ye gider. Meclis aritmetiği değişir” iddiasında bulunuyor.

14 Mayıs seçimlerinde ortak listelerden Meclis’e giren partileri 31 Mart yerel seçim sınavı bekliyor. Saadet Partisi ve Gelecek Partisi Meclis’te ortak grup oluşturma süreciyle başlayan iş birliğini yerel seçimlere taşıyacak. İki parti birçok kentte iş birliğine gidecek.

DEVA Partisi de 81 ilde kendi adayını çıkaracağını duyurdu. AK Parti listelerinden Meclis’e giren Hüda-Par aday adaylarının başvurusunu almaya başladı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’a destek veren Yeniden Refah Partisi’nin ise AK Parti ile yeniden bir pazarlık süreci yürüttüğü biliniyor.

AK Parti’ye göre ise hem iktidar hem de muhalefet cephesinde yer alan küçük partilerin yerel seçimde varlık göstermesi çok mümkün değil.

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Bu partilerin büyüme imkanı olmadığını ileri süren iktidar temsilcileri özellikle DEVA, Gelecek, Saadet Partilerinin bir daha Meclis’e gelemeyeceğine dikkat çekerek, “Yerel seçim sonrası büyük kısmı AK Parti’ye bir kısmı ise CHP’ye gider. Meclis aritmetiği değişir” iddiasında bulunuyor.

Paylaşın

MHP’de İstifa Depremi: Meclis’teki Sandalye Sayısı 49’a Düştü

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin yerel seçimlere ilişkin açıklamasına tepki gösterdiği MHP Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı, sosyal medya hesabından, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Saffet Sancaklı, istifa kararına ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Mensubu olmaktan şeref duyduğum Milliyetçi Hareket Partisi üyeliğinden; yerel seçim sürecinde Cumhur İttifakını ve Partimizi her türlü tezvirat ve spekülasyondan uzak tutmak gayesiyle, Sayın Genel Başkanımızın talimatı doğrultusunda istifa ediyorum.

Bu vesileyle; Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beye bağlılığımın tavizsiz bir şekilde devam edeceğini bildirir, kamuoyuna saygılarımı sunarım.”

Öte yandan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” dedi.

Saffet Sancaklı kimdir?

27 Şubat 1966 yılında eski Yugoslavya’da Tutin şehrinde dünyaya gelen Saffet Sancaklı, 1968 yılında Türkiye’ye göç etti. Eğitimini İstanbul’da Gaziosmanpaşa’da Cemal Gürsel İlkokulu’nda ardından ortaokul ve liseyi Vefa Poyraz Lisesinde tamamladı.

Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü’nü kazandı, lakin Beşiktaş futbol kulübündeki futbol kariyeri nedeniyle üniversite eğitimi yarıda kaldı. 2009 yılında tekrar üniversite sınavına girdi ve Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünü kazandı. Şu anda üniversite öğrenimini; Anadolu Üniversitesi “Kamu Yönetimi” bölümünde devam ettirmektedir.

Sırasıyla Gaziosmanpaşa Kültürspor, Vefa, Beşiktaş, Eskişehirspor, Konyaspor, Sarıyer, Kocaelispor, Galatasaray, Kocaelispor, Fenerbahçe, Konyaspor’da forvet mevkiinde oynayan Sancaklı, faal futbol yaşantısını 1998-1999 sezonunda Konyaspor’da bıraktı ve FIFA Futbolcu Menajerliği Lisansı aldı. Süper Ligde toplam 130 gol atarak adını 100’ler kulübüne yazdırdı.

24 kez millî takımlara çağrılan Saffet Sancaklı 1 kez Türkiye U-21 ve 19 kez de Türkiye A millî takımı olmak üzere toplam 20 kez millî takımlar formasını giydi ve bu karşılaşmalarda 6 gol kaydetti. A millî takımla 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası’na katıldı.

Futbolculuktan sonra Sancaklı Menajerlik şirketini kurup Türkiye’de yerleşik ilk FIFA Lisanslı futbolcu menajeri oldu. TMSF’ye devredilen İstanbulspor’un satış ihalesi 30 Haziran 2006’da yapıldı ve 3 milyon 250 bin dolar ile en yüksek teklifi veren Marmara Spor Faaliyetleri Sanayi ve Ticaret A.Ş, İstanbulspor’un yeni sahibi oldu. Saffet Sancaklı İstanbulspor’un Sportif Danışmanlığını kulübü devredene kadar yapmıştır.

2007 Genel Seçimlerinde de MHP’den aday adayı olan Saffet Sancaklı, 28 Ocak 2011 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi genel başkanı Devlet Bahçeli’nin de katıldığı bir tören ile MHP saflarında aktif siyasete atılmıştır. 11 Nisan 2011 tarihinde, İstanbul 2. Bölge 5. Sıra Milletvekili adaylığı resmen açıklanmıştır.

Ama 12 Haziran 2011 genel seçimlerinde milletvekili olarak seçilememiştir. 2014 Yerel Seçimlerinde MHP Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olmuş ancak seçilememiştir. 4 Kasım 2012 ve 21 Mart 2015 tarihinde yapılan MHP 10. ve 11. Olağan Büyük Kurultayında MYK Üyesi seçildi. Haziran 2015 Türkiye genel seçimlerinde ise MHP’den Kocaeli 1. sıra milletvekili adayı olarak gösterildi ve seçildi.

Bu seçimlerin tekrarlanması sonucu Kasım 2015 Türkiye genel seçimlerinde MHP’den tekrar aday gösterildi ve yeniden seçildi. 11 Kasım 2016 günü TBMM’deki odasında gizli kamera bulunduğu iddiası meclis gündemine geldi. Ancak daha sonra kameranın daha önceden yerleştirilip söküldüğü anlaşıldı.

Ne olmuştu?

Saffet Sancaklı’nın TBMM’de Kocaeli Gazeteciler Cemiyeti’nin yeni yönetimini ağırladığı toplantıda, yerel seçimde AK Parti’yle yapılacak ittifakla ilgili olarak “13 adayın 13’ü de AK Partili olursa Kocaeli’ne gelmeyeceğim” dediği belirtilmişti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise bugün konuyla ilgili olarak “Futbol hayatında 3 büyük kulüpte oynama geleneğini siyasette de mi sürdürmek istiyor? Tercih kendisinindir” ifadelerini kullanmıştı. Bunun üzerine açıklama yapan Sancaklı, söz konusu ifadeleri kullanmadığını söylemişti.

Sancaklı “Bugün bir takım taraflı medya organlarında, söylemediğim sözler üzerinden tamamen yalanlarla Cumhur İttifakına karşı yapılan olumsuz algı operasyonlarını büyük bir şaşkınlıkla takip ettim. Yalan ve maksatlı haberleri yapanlarla Türk adaleti önünde hesaplaşacağımı da özellikle belirtmek isterim” demişti.

Saffet Sancaklı’nın açıklamasından yaklaşık bir buçuk saat sonra sosyal medya hesabından paylaşım yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, Sancaklı’nın partiden istifasını istemişti: “Kocaeli Milletvekili Saffet Sancaklı’nın Milliyetçi Hareket Partisi’nden istifası istenmiştir.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den ‘Gecikmeden Onaylanmalı’ Açıklaması

ABD Dışişleri Bakanı Antony J. Blinken, mevkidaşı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Fidan ile İsrail-Hamas çatışmasını, çatışmanın bölgede başka yerlere sıçramamasını sağlama çabalarını, kalan rehinelerin serbest bırakılması gerekliliği ve insani yardım sağlanması konularını ele aldık.” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / ABD Dışişleri Bakanı Blinken, açıklamasında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan görüşmeye ilişkin yaptığı açıklamada, “Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” dedi.

Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu. Temas Grubunun Gazze konusundaki çalışmalarına devam edeceğini aktaran Hakan Fidan, ABD’nin ardından Kanada‘ya geçerek burada Kanada Başbakanı ve Dışişleri Bakanı ile de görüşeceğini belirtti.

Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir heyet Washington’da ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’la bir araya geldi. Blinken’la görüşen heyette Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da yer aldı.

İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve Arap Birliği Temas Grubu üyeleriyle Washington’da bir araya gelen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, sosyal medya hesabından şu paylaşımda bulundu:

“Gazze’nin insani ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik çabaları görüşmek üzere Mısır, Ürdün, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Filistin Yönetimi’nden oluşan bir Arap Ligi-İİT heyetiyle bir araya geldim. İsrail’in yanı sıra gelecekte bir Filistin devletinin kurulmasına yönelik ortak hedefimizi ele aldık.”

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, paylaşımında ayrıca, İsveç’in NATO üyeliğinin gecikmeden onaylanmasının önemini vurguladı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da görüşmeye ilişkin Anadolu Ajansı ve TRT’ye açıklamalarda bulundu.

“Gazze konusunda ABD yalnız kaldı” diyen Fidan, “Temas Grubu üyeleri, Gazze’deki insani dramın hemen son bulması ve İsrail’in masumları öldürmesinin son bulması gerektiği konusunun altını defaatle çizdiler” dedi.

“Amerikan siyaset sistemi de İsral’’le ilgili konularda artık çaresiz durumda” görüşünü dile getiren Fidan, “Dolayısıyla İsrail bu konuda fütursuzca hareket etmekte ve zulmüne devam etmekte” şeklinde konuştu.

Blinken ile görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliğini de konuştuklarını belirten Fidan, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: “Burada tabii bizim pozisyonumuz belli yani NATO’da yapılan müzakereler neticesinde üçlü zirvede Cumhurbaşkanımız ve İsveç Başbakanı vardı, neticesinde takiben çalıştığımız konular var.”

Paylaşın

Şimşek’ten Enflasyon Yorumu: 2024’ün Ortasından İtibaren Düşüş Başlayacak

“Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirmek” başlıklı oturumda konuşan Bakan Mehmet Şimşek, “Sürdürülebilir yüksek büyüme, kalıcı refah artışı ancak ve ancak fiyat istikrarı ile mümkündür. Bu sebeple en temel önceliğimiz enflasyonla mücadeledir. Programız başarılı bir şekilde işliyor” dedi ve ekledi:

“Programın olumlu yansımaları finansal göstergelerin ardından makro göstergelerde de görülmeye başlandı. Büyümede dengelenmeye doğru yol alırken cari açık düşüyor, enflasyonda ivme kaybı var ve rezervlerimiz artıyor. Enflasyondaki eğilim hakkında doğru bilgi veren yıllıklandırılmış çekirdek göstergeler hedeflerimiz ile uyumlu seyrediyor. Enflasyon ile mücadele bir süreç işidir, yıllık enflasyondaki düşüş 2024 yılı ortasından itibaren başlayacak.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Birlikte Gelişmek: Sorumluluklar, Eylemler ve Çözümler” temasıyla İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum 2023 kapsamında gerçekleştirilen “Küresel Ekonomiyi Yeniden Şekillendirmek” başlıklı oturumun açılışında konuştu.

Gazete Duvar’ın aktardığına göre; Küreselleşmenin hız kesmesinin, artan korumacılığın, yaşlanan dünya nüfusunun, yüksek borçluluğun ve iklim değişikliğinin getirdiği problemlerin yeni bir çağın başlangıcını gösterdiğini anlatan Şimşek, bu problemlerin küresel büyüme ve küresel ticaret hacmi üzerinde gelecek 5 yılda olumsuz etkide bulunacağını söyledi.

Şimşek, ticaretin büyümenin motoru olduğunu ancak dünyanın birçok bölgesinde küresel ticarete yönelik kısıtlamalar uygulandığını dile getirdi. Bakan Şimşek, dünyada artan yaşlılığın küresel büyümeye de olumsuz etkisinden bahsederek, Türkiye’nin bu alanda önemli bir avantaja sahip olduğunu, bu durumun da hizmet sektörüne ve turizme pozitif etki ettiğini bildirdi.

Küresel ekonomiyi olumsuz etkileyen problemler noktasında Türkiye’nin önemli avantajlara ve fırsatlara sahip olduğunu vurgulayan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Jeopolitik konumumuz sayesinde dost ve yakın ülkelerden tedarikte en iyi adaylardan birisiyiz. Gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığımızda, güçlü bir büyüme performansı gösteriyoruz. Ayrıca bu performansı gösterirken, borçluluk seviyemizi de diğer ülkelere kıyasla da düşük tutmayı başardık. Dünya nüfusunun hızla yaşlandığı bir dönemde görece genç ve dinamik nüfus yapımız bizi diğer ülkelerden olumlu ayrıştırıyor.”

Bakan Şimşek, küresel iklim değişikliğinin uluslararası ticarete ve uluslararası yatırımlara negatif etkisinden bahsederek, gelecek dönemin en önemli konularından olan iklim değişikliği ile mücadelede de gerekli adımları atacaklarını söyledi.

İklim değişikliğinin yanı sıra dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan çatışmalara işaret eden Şimşek, “Artık en temel kurallara bile saygı duyulmuyor. Gazze’de olanlara bakın. Bazı ülkeler ateşkes için bile çağrıda bulunamıyorlar. Buna bile cesaretleri yok. Şu anda içinde bulunduğumuz dünya böyle bir dünya. Henüz bir hegemon güç ve diğer pek çok oyuncu yeni sistemin nasıl şekilleneceğini konuşuyor bu da pek çok belirsizlik getiriyor küresel büyüme için” yorumunu yaptı.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye’nin coğrafi konumunun ülkeye sunduğu avantajlardan bahsederek, büyük bir üretici olan Türkiye’nin yakın ülkelerle bu özelliğini geliştirebileceğini söyledi. Son 10 yılda Türkiye’nin büyüme performansına işaret eden Şimşek, Hindistan ve Çin haricindeki gelişmekte olan ülkelere göre birçok şeyi daha iyi yaptıklarını vurguladı.

Şimşek, erişilebilir bir pazar olan Türkiye’nin nüfusunun 18 AB ülkesinin toplamından daha fazla olduğunu kaydederek, “Eğer burada biz kendi evimizi düzene sokarsak hiçbir ülke Türkiye’yi bu kadar önemli bir güçken görmezden gelemez. Türkiye hala ciddi bir büyüme potansiyeli sunmaktadır. Fırsatlarımız var ancak avantaj sağlamak için daha fazla şey yapmamız gerekiyor.” diye konuştu.

Bakan Şimşek, Türkiye’nin uyguladığı ekonomik programdan bahsederek, “2023 yılı bütçe açığının milli gelire oranla yüzde 6’nın altında olmasını bekliyoruz” dedi. Sahip oldukları fırsatlardan en iyi şekilde faydalanmak için kapsayıcı bir program uygulamaya başladıklarını vurgulayan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:

“Sürdürülebilir yüksek büyüme, kalıcı refah artışı ancak ve ancak fiyat istikrarı ile mümkündür. Bu sebeple en temel önceliğimiz enflasyonla mücadeledir. Programız başarılı bir şekilde işliyor. Programın olumlu yansımaları finansal göstergelerin ardından makro göstergelerde de görülmeye başlandı. Büyümede dengelenmeye doğru yol alırken cari açık düşüyor, enflasyonda ivme kaybı var ve rezervlerimiz artıyor. Enflasyondaki eğilim hakkında doğru bilgi veren yıllıklandırılmış çekirdek göstergeler hedeflerimiz ile uyumlu seyrediyor. Enflasyon ile mücadele bir süreç işidir, yıllık enflasyondaki düşüş 2024 yılı ortasından itibaren başlayacak.”

Bakan Şimşek, deprem harcamalarının bütçe dengesinde geçici bir bozulmaya yol açtığını belirterek, mali disiplini yeniden sağlayacak gelir ve harcama politikalarını uygulamaya aldıklarını söyledi. Para ve maliye politikasındaki uygulamaların gelecek dönemde kapsamlı yapısal reformlarla destekleneceğini dile getiren Şimşek, şu açıklamalarda bulundu:

“Son dönemde ülkemize yönelik yabancı yatırımcı ilgisi arttı. Ocak-mayıs döneminde 2,9 milyar dolar çıkış olan portföy yatırımlarına, haziran-eylül döneminde 4,9 milyar dolar giriş oldu. Güncel veriler girişin devam ettiğini gösteriyor. Bankacılık sektörü ile banka dışı sektörün dış borç çevirme oranları yükseliyor. Düşen cari açık ve artan sermaye girişi ile rezervlerimiz de artmaya devam ediyor. Mayıs ayına göre brüt rezervler 42 milyar dolar yükseldi.”

Şimşek, cari açığın daralmaya devam ettiğini ve bu daralmanın süreceğini kaydederek, para politikasının daha işlevsel hale geldiğini, 5 yıllık kredi risk priminin (CDS) düşüş eğilimini sürdürdüğünü, reytinglerdeki artışın devam edeceğini, bu gelişmelerin doğru yolda olduklarını gösterdiğini anlattı.

Paylaşın

Erdoğan’dan BMGK’ya Gazze Tepkisi: Böyle Adil Dünya Olur Mu?

“Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır” dedi ve ekledi:

“İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde “Dünya İnsan Hakları Günü İnsanlığın Yüzü Programı”nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan 75 sene evvel büyük umutlarla kabul edildi. Bu metin insanlığın kazanımları açısından kritik bir belge olma amacını koruyor. 75 yıldır uluslararası topluma sorumluluklarını hatırlatmayı sürdürüyor. Küresel barışın ve istikrarın tesisine de rehberlik ediyor. Beyannameyi insanlığın onurlu yaşam mücadelesinin köşe taşlarından birisi olarak görüyoruz.

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nün dünyanın pek çok yerinde insan haklarının ayaklar altına alındığı da bir gerçektir. Batı toplumlarını saran İslam düşmanlığı ve yabancı düşmanlığı insan hakları tehdidinin başında yer alıyor. Terörist ve terör kavramları İslam’a saldırmanın, masumları katletmenin bir kılıfı haline dönüştürüldü.

4,5 sene önce Yeni Zelanda’da 51 kardeşimizin şehit edildiği saldırı İslam düşmanlığının nerelere varabileceğini göstermiştir. Kanada’dan ABD’ye, Avrupa’dan Asya’ya dünyanın pek çok yerinde artarak devam etti. “Nefes alamıyorum” diyerek can veren George Floyd’u asla unutamayız. Aylan Bebek’in nasıl dalgalarla kıyıya vurduğunu az önce izledik. Aylan Bebek’in ölümü Batı’yı insafa getirmedi. Aylan Bebek bir astsubay çavuşumuzun kucağında ebediyete yürüdü.

Son olarak Filistin kıyafetiyle gezen 3 genç ABD’de sokak ortasında silahlı saldırıya uğradı. Batı Yeni Zelanda saldırısında hiçbir ders çıkarmadı. Ne güvenlik ne hukuki ve siyasi olarak bu eylemlerin önüne geçecek hiçbir tedbir almadılar.

Yılbaşından beri çoğunluğu bizim büyükelçiliklerimiz olmak üzere İİT üyeliklerinin Avrupa’daki binalarının önünde 500’e yakın Kur’an’a saldırı düzenlendi. İlk defa dün Danimarka’da kutsal kitaplara yönelik saldırılar nedeniyle cezai müeyyideyi getirdiler. Müslümanlara ait işyerlerini, dernekleri hedef alan nefret suçlarının sayısı artıyor.

Meselenin trajikomik yanı tüm bunların demokrasi ve insan haklarının beşiği olan ülkelerde yaşanmasıdır. Lafa gelince mangalda kül bırakmayanlar iş icraata gelince çifte standardın, ikiyüzlülüğün kitabını yazmaktadırlar.

Anlaşılan bu ülkeler BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yer alan hakların “makbul” insanlar için olduğunu düşünüyor. Batılı ve beyaz olmayanların bu haklardan yararlanma imkanı bulunmuyor.

Batının tüm medeniyetini üzerine bina ettiği 5 değerin 4’ü onlarla ilgisi olmayan çalıntı unsurlardır. Nitekim, inancı Kudüs felsefesi Ege ve Batı Anadolu, hukuku Akdeniz ve Roma, bilimi Endülüs ve Doğu olan, Batı’nın sadece barbarlık vasfı kendisine aittir. İnsanlığa karşı işlenen suçların eninde sonunda mahşeri vicdanda yargılanmak gibi bir özelliği vardır. Giderek şiddetlenen barbarlık örneklerini bir dönüm noktasına yaklaştığımızın işareti olarak görüyoruz.

Bugün Beyanname’nin çiğnendiği yer Gazze ve işgal edilmiş Filistin’dir. 18 bini aşkın Filistinli kardeşimiz şehit oldu. İsrail’in alçakça katlettiği 3 Filistinliden 2’si kadın veya çocuk. Masum sabiler, İsrail’in vahşetinin sembolleri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.

İsrail yönetimi Gazze’de insanlığın yüzünü kızartacak katliamlara yol açıyor. İbadethanelerden okullara, hastanelerden çarşı pazarlara kadar tüm sivil yerleşim yerleri bombalanıyor. Bugün Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar, gazeteciler değil insanlığa dair tüm değerler katledilmektedir.

Bu vahşet karşısında uluslararası örgütler ihlallerin önüne geçecek hiçbir somut adım atmıyor. BM Güvenlik Konseyi’nde 5 daimi üye ve geçici üyeler. Fakat sadece ABD’nin ret oyuyla maalesef ateşkes reddedildi. Tek başına. Böyle adalet olur mu? Böyle adil bir dünya olur mu?

Ama biz ne diyoruz; adil bir dünya mümkün ama ABD ile değil. ABD, İsrail’in yanında parasıyla, mühimmatıyla yer alıyor. Ey ABD, bunun hesabını nasıl vereceksin? İnsanlık için ABD bir BM İnsanlık Beyannamesi’ne destek veren ülke diyemeyecek. İsrail’in yanında yer alan, Aylan Bebeklerin karşısında yer alanlara biz de sizin karşınızdayız diyoruz.

“BMGK’nın reforme edilmesi şarttır”

Görevi küresel barışı korumak olan Güvenlik Konseyi, İsrail’i koruma ve kollama konseyine dönüştü. ABD’nin vetosu nedeniyle ateşkes kararı çıkmadı. 13 ülkenin tasarıya evet demesine rağmen sonuç değişmedi. Dünyanın 5’ten büyük olduğu gerçeği bir kez daha görülmüş oldu. BM Güvenlik Konseyi’nin reforme edilmesi şarttır, şart. Bu BM ile, bu BM Güvenlik Konseyi ile insanlığın bir yere varması mümkün değil.

Gazze’den sonra hiçbir şey eski tas eski hamam devam edemez. Gazze kasapları uluslararası mahkemelerde insanlığa karşı suç teşkil eden eylemlerinin hesabını vermelidir. Eninde sonunda vereceklerdir. Biz bu meselenin takipçisi olacağız. Bunu da Gazzeli masumlarla birlikte yapacağız. Bir daha yaşanmasın diye, zulüm zalimin yanına kar kalmasın diye mücadelemizi cesaretle sürdüreceğiz.

Balkanlardan Kafkasya’ya, Arakan’dan Kırım’a kadar nerede hakkı çiğnenen, zulme ve baskıya maruz kalan kardeşimiz varsa ona sahip çıkmak görevimizdir. Bizim nazarımızda Gazzeli kardeşlerimiz ile Doğu Türkistan Türkleri arasında hiçbir fark ve ayrım yoktur.

Bugün İsrail yönetimine gözyumanlar ve destek verenler yarın insan içine çıkacak yüz bulamayacak ama biz başımız dik, alnımız ak şekilde hakkı savunmaya devam edeceğiz. Yolumuzdan dönmeyeceğiz. İnsan hak ve hürriyetleri açısında böylesi bir dönemde Türkiye hamlelerine devam ediyor. Son 21 yılda hayata geçirdiğimiz sessiz devrimlerle vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerini kullanmayı kısıtlayan engelleri kaldırdık.

Herkesin hayatın tüm alanlarında bu ülkenin birinci sınıf vatandaş olmasını temin ettik. Hiç kimsenin kökeni, inancı, dili, sakalı, başörtüsü, dini ve kültürel tercihleri sebebiyle ötekileştirildiği bir iklimi asla kabul etmedik.

Türk demokrasisi dünyada örnek gösterilen seviyeye yine bizim dönemimizde ulaşmıştır. Tek parti döneminde cumhur ile cumhuriyet arasında örülen duvarları yıkmanın yanı sıra milli iradeye vurulan zincirleri parçalayıp attık. Nice reformu, atılımı, dönüşüm hamlesini son 21 yılda başarıyla ülkemize kazandırdık. 85 milyonun tamamı günlük hayatında bunları görüyor, yaşıyor.

Başıboş sokak köpeklerinin zarar verdiği insanların haklarını korumak da görevimiz. Önceki gün Ankara’da yaşanan elim hadise hepimizin yüreğini dağlamıştır. Bu sorunu inancımıza, kültürümüze göre mutlaka çözüme kavuşturacağız.”

Paylaşın

HEDEP Eş Genel Başkanı Hatimoğulları: Rejime Geri Adım Attıracağız

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı  Tülay Hatimoğulları Oruç, iktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu belirtti.

Tülay Hatimoğulları Oruç açıklamasının devamında, “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak” dedi ve ekledi:

“Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, partisinin Germencik ilçesinde düzenlediği halk buluşmasında konuştu. HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Oruç, temaslarda bulunmak üzere gittiği Ege bölgesinde Muğla ve Aydın’da ziyaretlerde bulundu. Hatimoğulları’na milletvekilleri Burcu Gül Çubuk, İbrahim Akın, George Aslan ve Öznur Bartın eşlik etti.

Mezopotamya Ajansı’nda yer alan habere göre, Hatimoğulları ve beraberindekiler ilk olarak Muğla’nın Milas ilçesinde maden ocağına karşı direnen İkizköylüleri ziyaret etti. Burada konuşan Hatimoğulları Oruç, “Bizlerin havasından, suyundan beslenmeye çalışanlara karşı mücadele edeceğiz. Parlamentoda, alanlarda, meydanlarda hep beraber olacağız” dedi.

Heyet ardından Aydın’ın Germencik ilçesine geçti. Burada Ortaklar Mahallesi girişinde karşılanan Hatimoğulları Oruç ve beraberindekiler, kalabalık bir konvoy eşliğinde HEDEP Germencik ilçe binasına geçerek, gençlerle bir araya geldi.

Gençlere seslenen Hatimoğulları Oruç, İstanbul’da Gençlik Meclisi üyelerine yönelik saldırının açık bir işkence olduğunu ifade etti. Polisin genç kadınların saçlarını kopardığını söyleyen Hatimoğulları Oruç, şunları söyledi: “İşte bu kadar açık, aleni, insanlık dışı uygulamalara gençlik meclisi üzerinden tanık olduk. Buna hiçbir gencin bilinci boyun eğmez. Cenaze kaçırmalardan aileleriniz yas hakkını elendin alan anlayışa karşı en güçlü mücadeleyi siz vereceksiniz.

Kürt gençliğini ve Türkiyeli sosyalist gençleri, apolitik bir zemine itmek istiyorlar. Bunun için özellikle Kürdistan başta olmak üzere devletin özel savaş politikalarına tanıklık ediyoruz. Bunda birinci derecede uyuşturucu geliyor. Gençleri uyuşturucu içmeye, satmaya teşvik ediyorlar. Devletin bu konuda büyük bir yatırımı var. Ama en güçlü cevabı HEDEP Gençlik Meclisi ve sosyalist devrimci güçlerle birlikte vereceğiz.”

Gençlerin üniversite okumaya çalışırken aynı zamanda yoksullukla mücadelede ettiğini ifade eden Hatimoğulları Oruç, “KYK yurtlarının bakımsızlıkları ortada. Devlet için gençlerin canının bir önemi yok. Bu bakımsızlık bizden Zeren Ertaş’ı aldı. Üniversiteli gençlerde, gelecek göremediği için intihar oranı yükselmiş. Gençler yurtdışının kapısını çalmaya başladı, çünkü burada gelecek yok. Bütün bunların çözümü yurtdışına gitmek değil. Devletin bu özel savaş politikasına karşı güçlü bir mücadele ile sistemi tersine çevirmekte.

Bu ülkenin tarihinde devrimci kuşaklar var ve onlara öncülüğü gençlik yapmıştır. Dönem dönem umutsuzluğa kapıldığımız olabilir ama o anlar mücadele yürüteceğimiz zamanlardır. Deniz Gezmiş’ler, Mahir Çayan’lar, İbrahim Kaypakkaya, Mazlum Doğan öyle yapmadı mı. Bugün bir Kürt hareketinden bahsedebiliyorsak, bunun nedeni faşist otoriterliğe karşı Kürt gençlerinin ortaya koyduğu mücadeledir. Bizler karanlığın en koyu olduğu anın aydınlığa çıkacağımız an olduğunu unutmayalım” dedi.

Hatimoğulları Oruç, ardından parti binası önünde yapılan halk buluşmasında yurttaşlara seslendi. Akbelen ile birlikte Cudi Dağı’nın da paramparça edilmek istendiğine dikkat çeken Hatimoğulları Oruç, “Kürdistan’a düşmanlığının ağaç keserek gösteriyorlar. Kürtlerin 40 yıldır barış istiyor. Bu iktidar ve devlet aklı ise savaş, çözümsüzlük diyor. Bu iktidar yürüttüğü politikalarla buranın ciğerlerini sökmek istiyor. Aydın’daki halkımızın büyük bölümü köyleri yakıldığı, yıkıldığı için buralara yerleşmiş. Buradan da bizi göndermek istiyorlar. Doğamızı katledenlere diyoruz ki; Cudi dağında ağaçların kesilmesine asla izin vermeyeceğiz, Akbelen mücadelesine destek olmaya devam edeceğiz. Doğamıza, havamıza, toprağımıza sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

“Faşist rejime geri adım attıracağız”

İktidarın şimdiden belediyelere kayyım atamak için ellerini ovuşturduğunu dile getiren Hatimoğulları Oruç, sözlerine şöyle devam etti: “Ama onlara karşı belediyeler önünde etten duvar öreceğiz. Orada kayyımların hırsızlık yuvaları olduğu için belediyeler önüne beton bloklar örmüşler. Ama biz o beton blokları paramparça edeceğiz. Aynı zamanda batıda demokrasinin kazanması için her türlü çalışmayı yapacağız. Seçim işbirliğine karşı değiliz. Ama bir işbirliği yapılacaksa açık ve şeffaf olacak.

Otoriter rejime geri adım attıralım diye zaten seçmenimiz büyük bir fedakârlık yaptı. Halkımız 2024 seçimlerinde bizim kazanmamızı istiyor ve biz buna yönelik çalışmalar yapacağız. Her belediye meclisinde halkımızın sesinin olmasını istiyoruz. Çünkü biz çocukları kargolarda teslim edildiği halde barıştan vazgeçmeyen Barış Annelerinin sesiyle mücadele ediyoruz. Bizler devrimci, yurtsever ruhla mutlaka başaracağız, bu faşist rejime geri adım attıracağız.”

Paylaşın